Özet
Boşanma davasında affetmiş sayılma, eşlerden birinin diğerinin kusurlu davranışını öğrenmesine rağmen evliliğe devam etme iradesi göstermesi, bunu sözlü, yazılı veya fiili davranışlarla (örtülü olarak) ortaya koymasıdır. Türk Medeni Kanunu'na göre özellikle zina ve hayata kast gibi özel boşanma sebeplerinde, affeden tarafın o olaya dayanarak dava açma hakkı ortadan kalkar. Ancak evliliği kurtarmak için verilen şanslar, çocukların menfaati için sergilenen zorunlu birliktelikler veya ekonomik sebeplerle aynı evde kalmak her zaman af anlamına gelmez. Af ile hoşgörü (tolerans) arasındaki ayrım, boşanma davasının ve tazminat taleplerinin kaderini belirler.
Evlilik birliği içerisinde yaşanan sarsıcı olayların ardından eşlerin birbirlerine karşı tutumları, boşanma davalarının en kritik dönemeçlerini oluşturur. Birçok kişi, evliliğini kurtarmak, çocuklarının düzenini bozmamak veya anlık duygusal dalgalanmalar neticesinde eşine bir şans daha vermeyi düşünebilir. Ancak hukuki boyutta atılan bu adımlar, ileride açılacak bir davanın tüm temelini derinden sarsacak sonuçlar doğurma potansiyeline sahiptir. Hukuk sistemimizde kusurlu davranışın affedilmesi, o davranışa dayanılarak dava açılmasını ve tazminat talep edilmesini büyük ölçüde engeller.
2026 yılı itibarıyla aile mahkemelerindeki uyuşmazlıklara baktığımızda, davalı tarafın en sık başvurduğu savunma mekanizmalarından birinin eşinin kendisini affettiği yönündeki iddialar olduğunu görmekteyiz. Bu yazımızda, bir İstanbul boşanma avukatı olarak edindiğim tecrübeler ışığında, hangi durumların kesin olarak af niteliği taşıdığını, hangi durumların ise sadece evliliği kurtarma çabası (hoşgörü) kapsamında değerlendirildiğini tüm detaylarıyla ele alacağız.
Boşanma Davasında Affetmiş Sayılma Kavramı Nedir?
Hukuki anlamda af, bir kimsenin kendisine karşı işlenmiş olan haksız bir fiili, kusuru veya evlilik yükümlülüklerine aykırı davranışı bilmesine ve idrak etmesine rağmen, bu eylemi gerçekleştiren kişiye karşı hukuki yaptırım uygulama hakkından kendi iradesiyle vazgeçmesidir. Boşanma hukuku özelinde ise eşin, diğer eşin evlilik birliğini sarsan ağır kusurlu eylemini bağışlaması ve evliliğe devam etme yönünde açık veya zımni (örtülü) bir irade göstermesidir.
Af müessesesinin temelinde, evlilik kurumunun korunması ve tarafların kendi aralarında çözdükleri, barış sağladıkları bir konu üzerinden daha sonra yargıyı meşgul etmelerinin engellenmesi yatar. Bir olayı affedip evliliğe devam kararı aldıktan aylar veya yıllar sonra, sırf başka bir anlaşmazlık yaşandı diye geçmişteki o eski olayın tekrar mahkeme önüne getirilmesi dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.
Türk Medeni Kanunu Kapsamında Affın Hukuki Niteliği
Türk Medeni Kanunu (TMK), affı bazı özel boşanma sebeplerinde doğrudan dava hakkını düşüren kesin bir unsur olarak düzenlemiştir. Affın varlığı halinde mahkeme, kusurun ağırlığına veya olayın vahametine bakmaksızın o sebebe dayalı açılan davayı reddetmek zorundadır. Bu nedenle affın gerçekleşip gerçekleşmediği, bir usul itirazı değil, davanın esasına yönelik temel bir inceleme alanıdır.
Af, şarta bağlı olarak yapılamaz. "Seni bir şartla affederim, bir daha yaparsan eski olayları da katar dava açarım" şeklindeki bir yaklaşım hukuken geçerli bir savunma yaratmaz. Affedilen olay, hukuken bir daha boşanma sebebi yapılamayacak şekilde geçmişe gömülmüş kabul edilir. Ancak bu, eşin gelecekte yapacağı yeni hatalar için bir dokunulmazlık zırhı kazandığı anlamına elbette gelmez.
Açık Af ve Örtülü Af Arasındaki Farklar Nelerdir?
Hukuk uygulamasında affın şekli konusunda herhangi bir zorunluluk bulunmamaktadır. Yani tarafların noter huzurunda bir af belgesi imzalamaları gerekmez. Af, eşin iradesini ortaya koyuş biçimine göre iki ana kategoriye ayrılır.
Açık Af Durumlarına Örnekler
Açık af, eşin diğer eşe yönelik bağışlama iradesini sözlü veya yazılı olarak, tereddüde yer bırakmayacak bir netlikte ifade etmesidir. Bu durumda iradenin ne anlama geldiğini yorumlamaya gerek kalmaz, beyan açıktır.
- Eşin yüzüne karşı doğrudan "Seni affediyorum, evliliğimize yeni bir sayfa açalım" denmesi.
- WhatsApp, SMS veya e-posta yoluyla gönderilen mesajlarda; "Yaptığın hatayı unutmaya karar verdim", "Geçmişi sildim, seninle devam etmek istiyorum" gibi net ifadelerin kullanılması.
- Sosyal medya hesaplarından, yaşanan kriz sonrasında eşiyle fotoğraflar paylaşıp altına "Her şeye rağmen aşkımız kazandı", "Zor günleri geride bıraktık" gibi açıklamalar yazılması.
- Ortak arkadaşların veya aile büyüklerinin yanında, şahitler huzurunda barışıldığının ve olayın kapatıldığının açıkça beyan edilmesi.
Bu tür açık beyanlar, mahkeme dosyasına delil olarak sunulduğunda, aksi ispat edilemediği sürece kesin bir af kabul edilir.
Örtülü (Zımni) Af Sayılan Davranışlar
Örtülü af, eşin sözlü veya yazılı olarak "seni affettim" dememesine rağmen, sergilediği davranışların hayatın olağan akışı içinde ancak ve ancak bir affetme iradesiyle açıklanabileceği durumlardır. Hukukta en çok tartışılan ve ispatı en zor olan alan burasıdır.
- Ağır kusurlu eylemi (örneğin aldatmayı) tam ve kesin olarak öğrenmesine rağmen hiçbir tepki göstermeden uzun süre aynı yatağı paylaşmaya ve karı-koca hayatı yaşamaya devam etmek.
- Olayın ardından baş başa romantik bir tatile çıkmak.
- Eşin doğum gününü, evlilik yıldönümünü kutlamak için özel organizasyonlar yapmak, pahalı hediyeler almak.
- Boşanma niyetiyle evden ayrılmışken, eşin ikna çabaları sonucu kendi rızasıyla eve geri dönmek ve normal yaşantıya devam etmek.
Örtülü affın kabul edilebilmesi için, eşin olayın tüm çıplaklığını ve ağırlığını kesin olarak öğrenmiş olması gerekir. Sadece şüphe duyulan bir dönemde gösterilen iyi niyetli davranışlar örtülü af sayılamaz.
Hangi Boşanma Sebeplerinde Af Hukuki Sonuç Doğurur?
Türk Medeni Kanunu, boşanma sebeplerini özel ve genel boşanma sebepleri olarak ikiye ayırmıştır. Affın hukuki sonuçları, dayandığınız boşanma sebebine göre ciddi farklılıklar gösterir.

Boşanma davasında açık af, örtülü af ve hoşgörü farklarını gösteren tablo
Zina (Aldatma) Sebebiyle Boşanma Davasında Af
Zina, Türk Medeni Kanunu'nda mutlak ve özel bir boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir. Kanun koyucu, zinanın öğrenilmesinden itibaren eşe belirli bir düşünme süresi vermiş, ancak affetme durumunda dava hakkının kesin olarak düşeceğini hüküm altına almıştır.
Bu kanun maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, zina nedeniyle açılacak davalarda af, davanın esasına girilmesini engelleyen mutlak bir bariyerdir. Eğer eşinizin sizi aldattığını öğrenip, bu duruma ait boşanmada aldatma delilleri elinizde olduğu halde onunla tatile çıkmış, barışmış veya açıkça affettiğinizi söylemişseniz, artık ileride sadece bu zina vakıasına dayanarak TMK 161 kapsamında dava açamazsınız. Mahkeme affın varlığını tespit ettiği an, zinaya dayalı davanızı reddeder.
Hayata Kast Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Sebebiyle Boşanma Davasında Af
Bir diğer özel boşanma sebebi olan hayata kast, pek kötü muamele veya onur kırıcı davranış durumlarında da kanun koyucu affeden tarafın dava hakkının olmadığını açıkça belirtmiştir.
Örneğin, eşinden ağır şiddet gören veya kalabalık bir ortamda ağır hakaretlere uğrayıp onuru kırılan bir kişi, olaydan hemen sonra darp raporu almasına rağmen eşiyle barışıp hayatına kaldığı yerden mutlu mesut devam ediyorsa, aylar sonra aralarında çıkan basit bir tartışmada o eski darp raporunu veya hakareti gerekçe göstererek TMK 162'ye göre özel sebebe dayalı dava açamaz. Çünkü önceki eylem affedilmiş kabul edilir.
Genel Boşanma Sebeplerinde (Evlilik Birliğinin Sarsılması) Af ve Hoşgörü
TMK 166/1 maddesinde düzenlenen "Evlilik birliğinin temelinden sarsılması" (şiddetli geçimsizlik) genel bir boşanma sebebidir. Kanunda özel boşanma sebeplerinde olduğu gibi "affeden tarafın dava hakkı yoktur" şeklinde kesin bir ibare bulunmasa da, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereğince, affedilen veya en azından hoşgörü ile karşılanan olaylara dayanılarak evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı iddia edilemez.
Yani bir eş, diğerinin kumar oynamasını, eve geç gelmesini veya ilgisizliğini yıllarca hiçbir tepki göstermeden kabullenmiş, bu durumlarla birlikte yaşamayı olağanlaştırmışsa, aniden "bu davranışlar evliliğimizi sarstı" diyerek dava açtığında, hakim "sen bu durumu zımnen affetmişsin veya hoşgörü ile karşılamışsın, bu olayları davanın temeli yapamazsın" diyebilir.
Eşlerin Birlikte Yaşamaya Devam Etmesi Af Sayılır Mı?
Toplumda ve hatta bazı eksik hukuki değerlendirmelerde en büyük yanılgı, tarafların aynı çatı altında bulunmasının doğrudan ve otomatik olarak af kabul edildiği inancıdır. Olayı öğrenen eş neden hemen evi terk etmedi? Neden haftalarca aynı evde kaldı? Bu soruların cevapları, her somut olayın kendi dinamikleri içinde değerlendirilmelidir.
Aynı Evde Kalma Zorunluluğu ve Ekonomik Nedenler
Bir kişinin eşinin ağır kusurunu öğrenmesine rağmen aynı evde kalması her zaman onu affettiği anlamına gelmez. Günümüz ekonomik koşulları, barınma krizleri ve aile içi dinamikler göz önüne alındığında, mağdur eşin gidecek bir yeri, kalacak bir oteli veya sığınacak bir ailesi olmayabilir. Özellikle kadınların ekonomik özgürlüklerinin kısıtlı olduğu durumlarda, sırf gidecek yeri olmadığı için şiddet gördüğü veya aldatıldığı eşiyle aynı evde mecburen kalmaya devam etmesi hukuken af sayılamaz.
Bu gibi durumlarda mahkemeler şunlara dikkat eder:
- Taraflar aynı evde kalsalar dahi yataklarını ayırmışlar mı?
- Aralarındaki iletişim asgari zorunlu seviyede mi tutuluyor? (Sadece çocuklarla ilgili konularda konuşmak gibi)
- Ev içinde birbirlerine karşı yabancı gibi mi davranıyorlar?
- Eş, evi ayırmak için gizliden gizliye maddi hazırlık, ev arayışı veya iş bulma çabası içinde mi?
Eğer aynı evde kalma durumu bir zorunluluktan kaynaklanıyorsa ve karı-koca ilişkisi (duygusal ve cinsel anlamda) tamamen bitmişse, bu durum zımni af olarak değerlendirilmez.
Çocuklar İçin Birlikte Sosyal Etkinliklere Katılmak
Eşlerin aralarında aşılmaz sorunlar olmasına rağmen, çocuklarının psikolojik gelişimi için onların yanında kavga etmemeye özen göstermeleri, çocuğun mezuniyet törenine, okul gösterisine birlikte katılmaları veya çocukları için aynı masada yemek yemeleri son derece uygarca davranışlardır. Bir ebeveynin çocuğuna karşı olan sorumluluğunu yerine getirmesi, eşinin kusurlarını affettiği anlamına gelmez. Bu tür zorunlu ve çocuk odaklı asgari müşterekler, boşanma davasında af delili olarak kullanılamaz.
Hukuki Süreçte Affın İspatı Nasıl Yapılır?
Boşanma davalarında af bir iddiadır ve bu iddiayı ileri süren taraf (genellikle kusurlu olduğu iddia edilen davalı eş), affedildiğini ispatlamakla yükümlüdür. Peki bu ispat süreci nasıl işler?
Yazılı Deliller ve Mesajlaşmalar
Günümüzde elektronik haberleşme araçları en güçlü ispat araçlarıdır. WhatsApp, SMS, e-posta veya sosyal medya mesajları mahkemelerce delil olarak kabul edilmektedir. Davalı eş, "Beni affetmişti" iddiasını ispatlamak için şu tür mesajları dosyaya sunabilir:
- "Yaptığın hatayı geride bırakıyorum, bir daha bu konuyu açmayalım."
- "Seni seviyorum, her şeye rağmen yuvamızı yıkmak istemiyorum."
- Tatil rezervasyonları, olayın ardından gönderilen romantik çiçek sipariş notları.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, mesajın atıldığı bağlamdır. Büyük bir kavganın ortasında, sırf karşı tarafı sakinleştirmek veya o anki baskıdan kurtulmak için atılan "tamam affettim yeter ki sus" şeklindeki mesajlar, gerçek bir af iradesi yansıtmadığı için mahkemece detaylı incelenir.
Tanık Beyanlarının Değerlendirilmesi
Örtülü affın ispatında en çok tanıklara başvurulur. Tanıkların "Olaydan sonra bir araya geldiler, çok mutlu görünüyorlardı, el ele yemeğe gittiler, bizim yanımızda 'biz barıştık geçmişi sildik' dediler" şeklindeki görgüye dayalı beyanları af iddiasını güçlendirir. Sadece duyuma dayalı ("barışmışlar diye duydum") tanıklıklar ise ispat için yeterli değildir.
Af ile Hoşgörü (Tolerans) Arasındaki İnce Çizgi
Boşanma davasında affetmiş sayılma konusunun en hassas terazisi, bir davranışın af mı yoksa hoşgörü mü (evliliğe bir şans daha verme) olduğunun tespitidir. Bu ayrım, davanın kaderini belirler. Birçok çekişmeli boşanma avukatı, müvekkilinin davranışlarının af değil, evliliği kurtarma amaçlı geçici bir hoşgörü olduğunu ispatlamak üzerine strateji kurar.
Evliliği Kurtarma Çabası Ne Zaman Af Sayılmaz?
Bir eşin, diğerinin kusurlu eylemini öğrendikten sonra hemen boşanma davası açmayıp, evliliğin devam edip edemeyeceğini görmek için eşiyle bir süre daha görüşmesi, durum değerlendirmesi yapması hoşgörü kapsamındadır. Hoşgörü, "Seni affetmedim ama denemeye, gözlemlemeye hazırım. Eğer düzelmezsen veya bana aynı acıları yaşatmaya devam edersen boşanacağım" anlamına gelir.
Örneğin; eşinin aldattığını öğrenen kadının, eşinin ağlayarak af dilemesi üzerine "Sana bir şans veriyorum, ama sana güvenim bitti, zaman gösterecek" diyerek evde kalmaya devam etmesi bir toleranstır. Eğer erkek bu şansı iyi kullanamaz, kadına kötü davranmaya devam eder veya güven sarsıcı hareketlerini sürdürürse, kadın başlangıçtaki aldatma olayını da dava dilekçesine ekleyebilir. Çünkü ortada kesinleşmiş, kayıtsız şartsız bir af yoktur.
Çift Terapisine Gitmek Hukuken Af Mı Kabul Edilir?
Sıkça karşılaşılan bir diğer durum, büyük bir krizden sonra tarafların evlilik terapistine veya psikoloğa gitmeleridir. Terapiye gitmek başlı başına bir af iradesi DEĞİLDİR. Aksine, ortada çözülemeyen bir sorun olduğunun ve tarafların dışarıdan yardıma ihtiyaç duyduklarının göstergesidir. Terapistin amacı evliliği kurtarmak olabileceği gibi, tarafların sağlıklı bir şekilde boşanmalarını sağlamak da olabilir. Bu nedenle, "Benimle terapiye geldi, demek ki beni affetti" savunması mahkemelerde genellikle itibar görmez.
| Davranış Özelliği | Af (Dava Hakkı Düşer) | Hoşgörü (Dava Hakkı Düşmez) |
|---|---|---|
| İfade Biçimi | "Geçmişi unuttum, seni affettim" | "Sana son bir şans veriyorum, göreceğiz" |
| Geçen Süre | Olayın üzerinden çok uzun yıllar geçmesi ve normal hayatın sürmesi | Olayın yeni olması, tarafların bir deneme sürecinde olması |
| Davranış Şekli | Tatile çıkmak, romantik etkinlikler, normal cinsel hayat | Aynı evde farklı odalarda kalmak, mesafeli iletişim |
| Şart Durumu | Kayıtsız şartsız bağışlama | Davranışların düzelmesi şartına bağlı bekleyiş |
Affetmiş Sayılmanın Nafaka ve Tazminat Taleplerine Etkisi Nedir?
Af müessesesi sadece boşanma kararı verilmesini engellemekle kalmaz, aynı zamanda boşanmaya bağlı fer'i (yan) talepler olan tazminat ve nafakayı da doğrudan etkiler.

Boşanma sürecinde evliliği kurtarma çabalarının hukuki sonuçlarını temsil eden görsel
Manevi Tazminat Taleplerinin Reddi
Manevi tazminat, kişilik hakları saldırıya uğrayan eşin duyduğu acı ve elemin bir nebze olsun dindirilmesi amacıyla verilir. Ancak hukuk der ki; eğer sen bir olayı affetmişsen, o olayın sende yarattığı acıyı ve elemi de kendi iradenle geride bırakmışsın demektir. Affedilen bir olay üzerinden "psikolojim bozuldu, manevi tazminat istiyorum" denilemez.
Örneğin, 2020 yılında eşi tarafından aldatılan bir kişi, bunu bilmesine rağmen evliliğe devam etmiş, 2026 yılında ise eşinin sürekli hakaret etmesi (yeni kusur) sebebiyle boşanma davası açmış olsun. Bu davada hakaret sebebiyle manevi tazminat alabilir, ancak 2020 yılındaki aldatma olayını gerekçe göstererek ekstra tazminat talep edemez. Çünkü o aldatma olayı çoktan affedilmiştir.
Yoksulluk Nafakası Üzerindeki Etkiler
Yoksulluk nafakası talep edebilmek için, talep eden eşin boşanmaya yol açan olaylarda daha ağır kusurlu olmaması gerekir. Eğer eşlerden biri diğerinin ağır kusurunu affetmişse, mahkeme kusur değerlendirmesi yaparken bu affedilen olayı teraziye koymaz. Kusurlar dengelenirken sadece affedilmeyen, güncel kusurlu davranışlar dikkate alınır. Bu durum, nafaka bağlanıp bağlanmamasını veya nafaka miktarını doğrudan etkileyebilir.
Dava Açıldıktan Sonra Gerçekleşen Barışma Girişimleri
Eşler arasındaki duygusal gitgeller bazen dava açıldıktan sonra da devam eder. Çekişmeli boşanma davası ne kadar sürer? diye merak edenlerin sıklıkla karşılaştığı uzun yargılama süreleri, bazen eşlerin bu yorgunluk içinde bir araya gelmesine sebep olabilir.
Feragat Edilen Davanın Sonuçları
Bir eş boşanma davası açar ve dava devam ederken eşiyle barışıp davasından feragat ederse, bu durum hukuken KESİN BİR AF niteliğindedir. Feragat, dilekçede yazan tüm olayları affettiğinizin mahkeme önündeki resmi kabulüdür.
Yeni Davada Eski Olaylara Dayanma Yasağı
Davasından feragat edip eşiyle barışan bir kişi, bir süre sonra işler yine bozulduğunda yeni bir boşanma davası açabilir. Ancak bu yeni davada, feragat ettiği önceki davanın dilekçesinde anlattığı olayların HİÇBİRİNİ boşanma sebebi olarak gösteremez. Sadece feragat tarihinden sonra yaşanan YENİ olayları anlatabilir. Bu nedenle, dava aşamasında feragat kararı alırken bir avukata danışmak hayati önem taşır.
Affeden Tarafın Dava Hakkı Tamamen Ortadan Kalkar Mı?
Burada çok ince bir nüans vardır: Affeden tarafın dava hakkı sadece o *affedilen spesifik olaya* yönelik olarak ortadan kalkar. Evlilik cüzdanını elinde tuttuğu sürece hiç kimsenin boşanma davası açma hakkı elinden alınamaz.
Tekrarlanan Kusurlu Davranışlar ve Yeni Dava Hakkı
Eşinizin şiddet uygulamasını affettiniz ve evliliğe devam ettiniz diyelim. Altı ay sonra eşiniz size tekrar şiddet uygularsa, bu yeni bir vakıadır. Siz artık bu yeni vakıaya dayanarak boşanma davası açabilirsiniz. Affetmek, eşe ömür boyu sürecek bir sınırsız hata yapma kredisi vermek demek değildir. Her yeni kusurlu eylem, yepyeni bir boşanma sebebi doğurur.
Örnek Olay İncelemeleri ve Sık Yapılan Hatalar
Müvekkillerimin sıklıkla düştüğü hatalar ve farkında olmadan af iradesi gösterdikleri durumlar üzerine bazı pratik bilgiler paylaşmak isterim.
Duygusal Anlarda Atılan Yanıltıcı Mesajlar
Gece yarısı, yalnızlık korkusu veya geçmiş güzel günlerin özlemiyle atılan "Ne olursa olsun seni çok özledim, her şeyi unutup baştan başlayalım" tarzı mesajlar, ertesi sabah pişman olunsa dahi karşı tarafça ekran görüntüsü alınmışsa ciddi bir delildir. Hukuk sizin o anki anlık duygusal zaafınızı değil, beyanınızın netliğini esas alır. Boşanma sürecine girildiğinde eşle yazılı iletişimde son derece rasyonel ve dikkatli olunmalıdır.
Şiddet Döngüsünde Çaresizlikten Kaynaklanan Barışmalar
Fiziksel veya psikolojik şiddet döngülerinde, mağdur olan taraf sıklıkla balayı evresi denilen süreçte failin sahte pişmanlıklarına inanarak eve geri döner. Birçok davalı erkek, eşinin defalarca darp edilmesine rağmen karakol şikayetini geri çekip eve dönmesini "Beni affetti" savunması olarak kullanır. Ancak mahkemeler artık bu durumlarda uzman raporlarına başvurarak, mağdurun iradesinin sakatlanıp sakatlanmadığını, korku ve baskı altında olup olmadığını incelemektedir. Çaresizlik af değildir.
Boşanma Davasında Affetmiş Sayılma Savunması Dilekçesi Örneği
Aşağıda, davacı eşin haksız olarak geçmişte affedilmiş olaylara dayanarak açtığı bir boşanma davasına karşı, davalı tarafın "affetmiş sayılma" savunmasını içeren örnek bir cevap dilekçesi taslağı sunulmuştur. Bu dilekçe tamamen hayali olaylar üzerine kurgulanmış olup, her hukuki süreç kendi olayına özgüdür.
DOSYA NO : 2026/...
DAVALI : [Davalı Adı Soyadı] (TC: ...) VEKİLİ : Av. Murat Aydar
DAVACI : [Davacı Adı Soyadı] (TC: ...) VEKİLİ : Av. [Karşı Taraf Avukatı]
KONU : Davacının dava dilekçesine karşı süresi içinde cevaplarımızın ve af sebebiyle davanın reddi talebimizin sunulmasıdır.
AÇIKLAMALAR :
Davacı taraf, müvekkilim aleyhine açmış olduğu işbu boşanma davasında, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını iddia etmiş ve müvekkilimin 3 yıl önce (2023 yılında) gerçekleşen bir sadakatsizlik olayını davanın yegane temeli yapmıştır.
Ancak davacı yanın bu iddiaları hukuki dayanaktan yoksundur. Zira davacı taraf, dilekçesinde bahsettiği olayı o dönemde tüm teferruatıyla öğrenmiş olmasına rağmen, kendi özgür iradesiyle müvekkilimi affetmiş ve evliliğe devam kararı almıştır.
Affın gerçekleştiğine dair açık delillerimiz mevcuttur. Olayın yaşandığı tarihten aylar sonra, taraflar birlikte baş başa bir hafta süren yurt dışı tatiline çıkmışlar (Ek-1: Uçak biletleri ve otel konaklama belgeleri), davacı taraf sosyal medya hesabından müvekkilimle olan fotoğrafını paylaşarak "Aşk her engeli aşar, yeni hayatımıza merhaba" şeklinde açık bir bağışlama iradesi sergilemiştir (Ek-2: Sosyal medya ekran görüntüleri).
Dahası, taraflar bu süreçten sonra 3 yıl boyunca aynı evi, aynı yatağı paylaşmış, normal ve mutlu bir karı-koca hayatı sürmüşlerdir. Türk Medeni Kanunu ve yerleşik Yargıtay içtihatları gereği, affedilen olaylara dayanılarak boşanma davası açılamaz ve bu olaylar üzerinden kusur izafesi yapılamaz.
Davacı taraf, son zamanlarda yaşadıkları basit bir ekonomik anlaşmazlığı bahane ederek, hukuken ölü bir vakıa olan eski olayı haksız kazanç ve tazminat elde etmek amacıyla yeniden gündeme getirmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının kendi iradesiyle affettiği eylemlere dayanarak açtığı işbu haksız ve mesnetsiz boşanma davasının reddi gerekmektedir.
HUKUKİ NEDENLER : TMK m. 161, 166, HMK ve ilgili mevzuat.
HUKUKİ DELİLLER : Otel ve uçuş kayıtları, sosyal medya paylaşımları ekran görüntüleri, Whatsapp yazışmaları (sunulacaktır), tanık beyanları ve her türlü yasal delil.
NETİCE VE TALEP : Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygıyla vekaleten arz ve talep ederiz.
Davalı Vekili Av. Murat Aydar (İmza)
Boşanma davalarında af ve hoşgörü kavramları, teknik ve oldukça karmaşık bir hukuki altyapıya sahiptir. Sizin masumane bir şekilde evliliğinizi kurtarmak için attığınız bir adım, mahkeme salonunda aleyhinize bir silaha dönüşebilir. Bu nedenle, eşinizle büyük bir kriz yaşadıktan sonra atacağınız her mesajı, kuracağınız her iletişimi ve birlikte atacağınız adımları mutlaka uzman bir hukukçuyla değerlendirmeniz, hak kayıplarınızın önüne geçecektir.
Sıkça Sorulan Sorular

Av. Murat Aydar
İstanbul'da aile hukuku alanında müvekkillerime hizmet veriyorum. Özellikle anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı davalarında hukuki destek sağlıyorum.
