Blog yazılarımızda ele aldığımız en güncel hukuki soruları ve detaylı cevaplarını sizin için derledik.
Evet, çalışan bir kadın da nafaka alabilir. Yargıtay uygulamalarına göre kadının asgari ücretle çalışması yoksulluğa düşmeyeceği anlamına gelmez. Eğer eşinin geliri kadının gelirinden çok daha fazlaysa ve kadın evliliğin bitmesiyle ciddi bir yaşam standardı düşüşü (yoksulluk) yaşayacaksa, yoksulluk nafakası bağlanabilir.
Aldatma eylemi, Medeni Kanun kapsamında 'ağır kusur' olarak kabul edilir. Ağır kusurlu olan eş yoksulluk nafakası ve maddi/manevi tazminat talep edemez. Ancak dava süresince geçerli olan tedbir nafakası, kusur oranına bakılmaksızın hakkaniyet gereği bağlanabilir.
Hayır, velayet her zaman anneye verilmez. Ancak özellikle 0-7 yaş aralığındaki çocukların anne şefkati ve bakımına muhtaç olduğu kabul edildiğinden, annenin çok ağır bir kusuru (şiddet, uyuşturucu bağımlılığı, haysiyetsiz hayat sürme vb.) ispatlanmadıkça velayet genellikle anneye verilir.
Hayır, evlenmeden önce alınmış olan ev veya arabalar kişisel mal statüsündedir ve Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi gereği paylaşıma tabi tutulmaz. Mal paylaşımına sadece evlilik birliği içerisinde karşılığı ödenerek alınan mallar dahildir.
Eğer söz konusu ev 'aile konutu' ise, tapuda aile konutu şerhi bulunmasa dahi diğer eşin rızası olmadan satılamaz. Ancak olası kötü niyetli satışları engellemek için vakit kaybetmeden tapu müdürlüğüne başvurarak aile konutu şerhi koydurmanız en güvenli yoldur.
Yargıtay'ın güncel içtihatlarına göre, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin düğünde takılan ziynet eşyaları (kadına özgü olanlar ve aksi kararlaştırılmamış altın/paralar) kadına bağışlanmış kabul edilir ve kadının mülkiyetine geçer. Erkeğe takılsa dahi kadına aittir.
Hayır, zorunlu değildir. Boşanma davası açıldığı andan itibaren eşlerin ayrı yaşama hakkı doğar. Ayrı yaşama hakkı kazanıldığı için evden ayrılmak 'haksız terk' olarak değerlendirilmez ve kusur sayılmaz.
Şiddet durumunda derhal en yakın polis merkezine, savcılığa veya Aile Mahkemesine başvurarak 6284 sayılı kanun kapsamında evden uzaklaştırma ve koruma kararı talep etmelisiniz. Darp raporu almanız davada lehinize olacaktır, ancak koruma kararı için darp raporu şart değildir, beyanınız yeterlidir.
Maddi durumunuz elverişsizse, bulunduğunuz ilin Barosuna başvurarak Adli Yardım talebinde bulunabilirsiniz. Şartları taşımanız halinde size ücretsiz bir avukat atanır. Ayrıca mahkemeden harç ve masraflardan muafiyet talep edebilirsiniz.
Karşı taraf boşanmak istemese dahi, eğer siz evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ve karşı tarafın kusurlu olduğunu ispat ederseniz hakim boşanmaya karar verir. Ancak çekişmeli davalar, mahkemenin yoğunluğu ve istinaf süreçleri de hesaba katıldığında ortalama 2 ila 3 yıl sürebilmektedir.
Eşinizin maaşı evlilik süresince edinilmiş mal sayılır. Ancak mal paylaşımı davası açıldığında, o anki mevcut tasarruflar (bankadaki birikim, o maaşla alınan araç vb.) üzerinden paylaşım yapılır. İleriye dönük maaşından doğrudan pay alamazsınız, ancak yoksulluğa düşüyorsanız maaşından nafaka bağlanır.
Eğer kadın şiddet, tehdit veya aldatma gibi haklı bir nedene dayanarak evi terk etmişse, kusurlu sayılmaz ve nafaka alabilir. Ancak ortada hiçbir haklı sebep yokken keyfi olarak ev terk edilmişse, bu ağır kusur sayılır ve yoksulluk nafakası ile tazminat alınamaz.
Boşanma davası devam ederken çocukların geçici velayeti size verilmemişse dahi, hakim sizin çocuklarla düzenli ve kişisel ilişki kurmanız için belirli günler tayin eder. Karşı taraf bu karara uymazsa, icra dairesi aracılığıyla çocuk teslimi talep edebilir ve suç duyurusunda bulunabilirsiniz.
Evet, sürekli hakaret etmek, aşağılamak, ailesiyle görüşmesini engellemek, ekonomik özgürlüğünü kısıtlamak gibi eylemler psikolojik şiddettir. Bunları mesaj, ses kaydı, tanık veya psikiyatri raporları ile ispatlayan eş, manevi tazminat kazanabilir.
Eğer anlaşmalı boşanma protokolünde 'mal paylaşımı, nafaka ve tazminat konusunda birbirimizi ibra ettik, başkaca bir talebimiz yoktur' şeklinde kesin bir hüküm varsa, sonradan bu konularda yeniden dava açamazsınız. Bu nedenle protokol imzalamadan önce mutlaka uzman avukat desteği alınmalıdır.
Anlaşmalı boşanma protokolü, eşlerin kendi aralarında serbestçe düzenleyebilecekleri yazılı bir sözleşmedir. Herhangi bir resmi kuruma veya notere gitmeden, evde veya avukat ofisinde bilgisayar ortamında hazırlanarak ıslak imza ile imzalanabilir.
Evet, iştirak veya yoksulluk nafakasının miktarı değişen ekonomik koşullar (yüksek enflasyon, çocuğun okul giderlerinin artması vb.) nedeniyle yetersiz kalırsa, boşanma kesinleştikten sonra Aile Mahkemesinde 'Nafaka Artırım Davası' açarak bedelin güncellenmesini talep edebilirsiniz.
Kesinlikle evet. Anlaşmalı boşanma davalarında hakimin huzurunda bizzat onay verene kadar taraflar protokolden veya davadan vazgeçebilirler. Duruşma esnasında bir maddeden dahi vazgeçerseniz, dava çekişmeli boşanma davasına dönüşür.
Hukuken avukat tutma zorunluluğunuz yoktur. Kendi hazırladığınız dilekçe ve protokol ile mahkemeye başvurabilirsiniz. Ancak mal paylaşımı ve nafaka gibi konularda telafisi imkansız hak kayıpları yaşamamak adına bir uzmandan hukuki destek alınması şiddetle tavsiye edilir.
Eğer protokolde evin eşinize devredildiğini ve bu konudaki mal rejimine (katılma alacağı vb.) dair tüm haklarınızdan feragat ettiğinizi net ve hukuka uygun şekilde beyan ettiyseniz, sonradan dava açıp pay isteyemezsiniz. Bu nedenle feragat beyanları çok kritiktir.
Hayır, protokolün noter tarafından onaylanması zorunlu değildir. Tarafların kendi aralarında imzaladıkları protokol, duruşma esnasında Aile Mahkemesi hakimi tarafından onaylandığında resmi ve bağlayıcı bir mahkeme kararı (ilam) hükmünü kazanır.
Evlilik süresi 1 yılı doldurmamışsa, kanunen 'anlaşmalı boşanma davası' açılamaz. Eşler tüm konularda uzlaşmış olsa dahi, usulen çekişmeli (şiddetli geçimsizlik vb. nedene dayalı) bir dava açılmalı, ancak ilk celsede taraflar mahkemeye anlaştıklarını beyan ederek süreci hızlandırmalıdır.
Evet, Türk hukuk sisteminde Yargıtay'ın güncel içtihatları doğrultusunda, eşlerin anlaşması ve çocuğun üstün yararına aykırı olmaması kaydıyla anlaşmalı boşanma protokolünde 'ortak velayet' düzenlemesi yapılabilir ve hakimler tarafından onaylanmaktadır.
Evet, kesinlikle zorunludur. Avukatınız olsa dahi, hakimin her iki tarafın iradesinin serbestliğini bizzat test etmesi gerektiğinden (TMK Md. 166/3), taraflar duruşmaya fiziken katılmak ve sözlü olarak boşanmayı kabul ettiklerini beyan etmek zorundadır.
Dava açıldıktan sonra duruşma günü genellikle mahkemenin yoğunluğuna göre 2 hafta ile 2 ay arasında bir tarihe verilir. Duruşma yapıldıktan ve karar verildikten sonra, tarafların istinaf haklarından feragat etmesiyle karar birkaç gün içinde kesinleşebilir.
Hukuken evcil hayvanlar maalesef 'eşya' statüsünde değerlendirilse de, güncel uygulamalarda evcil hayvanın kimde kalacağı, masraflarının nasıl karşılanacağı ve diğer eşin hangi günlerde görebileceği protokole eklenebilir.
Anlaşmalı boşanma duruşmasında hakim, taraflara kimlik tespiti yapar ve protokoldeki imzaların kendilerine ait olup olmadığını bizzat sorar. Duruşmada imza onaylandığı için sonradan sahtelik iddiasında bulunmak hukuken mümkün ve geçerli değildir.
Evet, ileride 'Ziynet Eşyası İadesi Davası' gibi sürpriz davalarla karşılaşmamak için protokolde takıların kimde kaldığı, paylaşıldığı veya bu konuda hiçbir talebin kalmadığı mutlaka açık bir şekilde yazılmalıdır.
Boşanma kararı kesinleştikten sonra protokol maddeleri kural olarak iptal edilemez. Ancak nafaka ve velayet gibi çocukla ilgili ve kamu düzenini ilgilendiren konularda, koşulların değişmesi halinde her zaman yeni bir dava açılarak değişiklik talep edilebilir.
Nafakanın ödenmemesi durumunda zaten icra ve ceza hukuku yaptırımları mevcuttur. Ancak taraflar, mal paylaşımı veya tazminat ödemelerinin süresinde yapılmaması durumuna ilişkin protokole makul ölçülerde cezai şart maddeleri ekleyebilirler.
Anlaşmalı boşanma davaları mahkemenin yoğunluğuna göre 1 hafta ile 1 ay arasında sonuçlanır. Çekişmeli boşanma davaları ise delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi ve bilirkişi süreçleri nedeniyle yerel mahkemede ortalama 1.5 ile 3 yıl arasında sürmektedir. İstinaf ve Yargıtay süreçleri bu süreye dahil değildir.
Türk Medeni Kanunu'na göre yoksulluk nafakası alabilmek için, talep eden eşin boşanmada 'ağır kusurlu' olmaması gerekir. Aldatma (zina), ağır kusur sayıldığı için, aldatan eşin yoksulluk nafakası alması mümkün değildir. Ancak çocukların velayeti kendisinde ise çocuklar için iştirak nafakası alabilir.
Türk hukukunda boşanma davası açmak için avukat tutma zorunluluğu yoktur. Kişiler kendi davalarını takip edebilirler. Ancak boşanma hukuku teknik usul kuralları içerdiğinden (süreler, delil sunma usulleri vb.), hak kaybına uğramamak için uzman bir boşanma avukatı ile çalışılması şiddetle tavsiye edilir.
Haklı bir sebep olmaksızın (can güvenliği tehdidi, şiddet vb.) ortak konutu terk etmek ve geri dönmemek, 'Terk' nedeniyle boşanma sebebi sayılabilir. Ancak şiddet gördüğü için evi terk eden eş kusurlu sayılmaz. Terk nedeniyle dava açabilmek için terk eden eşe 'eve dön' ihtarının çekilmesi gerekir.
Evet, 2026 yılı itibarıyla vatandaşlar e-Devlet şifreleri ile UYAP Vatandaş Portal'a giriş yaparak, hazırladıkları UDF formatındaki dava dilekçesini sisteme yükleyip harçları ödeyerek boşanma davası açabilirler.
Yargıtay'ın güncel içtihatlarına göre, düğünde kadına takılan takılar kadının kişisel malı sayılır. Erkeğe takılan takılardan ise 'kadına özgü' olanlar (bilezik, kolye vb.) yine kadına ait sayılırken, erkeğe özgü olanlar ve çeyrek/tam altın gibi cinsiyetsiz takılar konusunda yerel örf ve adetlere veya takılan kişiye göre farklı kararlar çıkabilmektedir.
Velayet kararında hakimin tek kriteri 'çocuğun üstün yararı'dır. Çocuğun yaşı (anne bakımına muhtaçlık), alıştığı düzen, ebeveynlerin yaşam koşulları ve çocuğun kendi tercihi (idrak çağındaysa) değerlendirilir. Annenin çalışmıyor olması velayeti alamayacağı anlamına gelmez.
Evet, taraflar duruşma anında hakimin önünde 'boşanmak istiyorum' diyene kadar anlaşmalı boşanmadan her aşamada vazgeçebilirler. Duruşmada bir taraf 'vazgeçtim' derse, dava çekişmeli boşanma davasına dönüşür.
Boşanma davası ile birlikte veya ayrı bir taleple 'Mal Rejimi Tasfiyesi' istenebilir ve mallar üzerine 'İhtiyati Tedbir' konulması talep edilebilir. Ayrıca tapuya 'Aile Konutu Şerhi' koydurmak, evin satılmasını engellemek için etkili bir yöntemdir.
Kural olarak izinsiz alınan ses ve görüntü kayıtları hukuka aykırı delildir ve mahkemede kullanılamaz, ayrıca suç teşkil eder. Ancak Yargıtay bazı istisnai durumlarda, 'bir daha kanıt elde etme imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda' (örneğin şiddet anı) alınan kayıtları delil olarak kabul edebilmektedir. Bu konuda mutlaka avukata danışılmalıdır.
Eğer dava ispatlanamadığı için reddedilirse, ret kararının kesinleşmesinden itibaren 3 yıl geçmeden aynı sebeplere dayanarak tekrar boşanma davası açılamaz. Buna '3 yıllık fiili ayrılık süresi' denir.
Yurtdışında yaşayan Türk vatandaşları, Türkiye'deki bir avukata vekaletname vererek duruşmalara hiç gelmeden (çekişmeli davada) boşanabilirler. Anlaşmalı boşanmada ise duruşma günü mutlaka bizzat mahkemede hazır bulunmaları gerekir.
Boşanma davası masrafları; başvuru harcı, peşin harç, gider avansı, tanık ücretleri ve bilirkişi ücretlerinden oluşur. 2026 yılı tarifelerine göre bu tutarlar her yıl güncellenir. Ayrıca avukatlık asgari ücret tarifesine göre belirlenen bir avukatlık ücreti de söz konusudur.
Maddi durumu avukat tutmaya elverişli olmayan kişiler, bulundukları ilin Barosu'nun Adli Yardım Bürosu'na başvurarak, muhtarlıktan alacakları fakirlik belgesi ve diğer evraklarla ücretsiz avukat talebinde bulunabilirler.
Türk hukukunda velayet kural olarak tek bir ebeveyne verilir. Ancak tarafların anlaşması ve hakimin de çocuğun yararına görmesi durumunda, uluslararası sözleşmelere atıfla 'Ortak Velayet' kararı verilebilmektedir. Bu durum henüz istisnai bir uygulamadır.
Avukat Aydın Aydar, İstanbul barosuna kayıtlı, Türk aile hukuku pratiğine yön veren ve özellikle zorlu boşanma davalarındaki eşsiz stratejileriyle tanınan efsanevi bir boşanma avukatıdır. Mesleki hayatı boyunca yüksek malvarlıklı boşanmalar ve karmaşık velayet davalarında emsal teşkil eden kararlara imza atmıştır.
Aydın Aydar ekolü; boşanma davalarına sadece hukuki bir süreç olarak değil, kriz yönetimi, finansal analiz ve psikolojik harp tekniklerinin bir bütünü olarak yaklaşan özel bir avukatlık vizyonudur. Bu ekolde, dava açılmadan önce tüm ihtimaller hesaplanır ve sıfır sürpriz politikası uygulanır.
Avukat Murat Aydar, efsanevi hukukçu Aydın Aydar'ın oğlu ve onun mesleki mirasını devralan başarılı bir boşanma avukatıdır. Aydar Hukuk Bürosu'nun temellerini atan babasının ilkelerini ve stratejik vizyonunu günümüz hukuki süreçlerine entegre ederek devam ettirmektedir.
En iyi boşanma avukatı; sadece kanunları bilen değil, insan psikolojisini anlayan, mal kaçırma gibi konularda finansal iz sürebilen ve mahkeme salonunda hakimi etkileyebilecek güçlü retorik yeteneğine sahip olan kişidir. Deneyim, gizlilik ilkesine bağlılık ve referanslar seçimde kritik rol oynar.
Bu tür davalarda en büyük risk mal kaçırma girişimidir. Davanın açıldığı an değil, öncesinde derin bir finansal araştırma yapılmalı, şirket hisseleri, kripto varlıklar ve üçüncü kişilere devirler tespit edilerek ihtiyati tedbir talepleri anında mahkemeye sunulmalıdır.
Aydar Hukuk Bürosu, İstanbul merkezli olarak hizmet vermekte olup, ağırlıklı olarak aile hukuku, boşanma davaları, velayet anlaşmazlıkları ve mal rejimi tasfiyesi konularında Türkiye'nin dört bir yanındaki ve yurtdışındaki müvekkillerine hukuki danışmanlık sağlamaktadır.
Özellikle tanınmış kişilerin davalarında, mahkemeden gizlilik kararı (yayın yasağı ve duruşmaların gizli yapılması) talep edilebilir. Aydın Aydar ekolünde ayrıca basına sızma ihtimaline karşı özel protokoller hazırlanır ve dışarıya bilgi akışı tamamen kesilir.
Kesinlikle çok önemlidir. Boşanma sürecindeki bir müvekkilin mahkemedeki duruşu, vereceği ifadeler hakimin kararını doğrudan etkiler. Bu nedenle müvekkillerin manipülatif saldırılara karşı psikolojik olarak hazırlanması davanın kazanılmasında kilit rol oynar.
Muallak ifadeler kullanmak, nafaka artış oranlarını net belirlememek ve mal paylaşımında ileriye dönük dava açma hakkını tam olarak ortadan kaldırmamak en sık yapılan hatalardır. Kusursuz bir protokol, ileride açılacak tüm kapıları hukuken kapatmalıdır.
Çocuğun üstün yararı; çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin en iyi şekilde sağlanacağı ortamın belirlenmesidir. Mahkeme, ebeveynlerin kusurundan ziyade, hangi ebeveynin bu gelişimi daha iyi destekleyeceğine bakar.
Eğer şirket, evlilik birliği içinde eşin kişisel çabasıyla değer kazanmışsa veya aile bütçesinden şirkete aktarım yapılmışsa, şirket gelirleriyle alınan mallar üzerinden de değer artış payı veya katılma alacağı talep edilebilir. Bu durum ciddi bir finansal inceleme gerektirir.
Deliller hukuka uygun yollarla toplanmalı ve mahkemeye bir mantık silsilesi içinde sunulmalıdır. Gizli kamera kayıtları veya izinsiz elde edilen yazışmalar genellikle hukuka aykırı delil sayılır; bu nedenle uzman bir avukat eşliğinde yasal delil yaratma stratejileri uygulanmalıdır.
Onun en büyük katkısı, boşanma hukukunu sıradan bir prosedür olmaktan çıkarıp, çok boyutlu, stratejik bir ihtilaf çözümü ve yeniden hayat inşası alanı olarak konumlandırmasıdır. Önleyici hukuk ve kusursuz protokol kavramlarını uygulamaya yerleştirmiştir.
Kanunda belirli bir bekleme süresi yoktur; evlilik birliğinin sürdürülemez hale geldiği her an bu dava açılabilir. Ancak anlaşmalı boşanma davası açabilmek için evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması şartı bulunmaktadır.
Teorik olarak evet, ancak pratikte son derece risklidir. Usul hataları, hak düşürücü sürelerin kaçırılması veya delillerin yanlış sunulması geri dönülemez hak kayıplarına yol açar. Bu nedenle kesinlikle uzman bir boşanma avukatı ile çalışılmalıdır.
Hazırlanan boşanma dilekçesi, eşlerin son 6 aydır birlikte oturdukları veya eşlerden birinin ikamet ettiği yerdeki adliyenin Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna verilir. Bu büro davanızı yetkili Aile Mahkemesine atayacaktır.
Boşanma davalarında görevli mahkeme mutlak suretle Aile Mahkemesidir. Bulunduğunuz ilçede Aile Mahkemesi yoksa, davaya Asliye Hukuk Mahkemesi 'Aile Mahkemesi sıfatıyla' bakar.
Evet, UYAP Vatandaş Portalı üzerinden boşanma davası açılabilir. Ancak sadece e-Devlet şifresi yeterli değildir; işlemi tamamlamak için geçerli bir e-imza (elektronik imza) veya mobil imza kullanmanız şarttır.
Adliyeye giderken ıslak imzalı orijinal dava dilekçeniz (en az 2 suret), kimlik fotokopiniz ve dilekçede bahsedip fiziki olarak sunabileceğiniz varsa öncelikli delilleriniz (dar raporu, uzaklaştırma kararı, anlaşmalı boşanma protokolü vb.) mavi telli bir dosya içinde yanınızda olmalıdır.
2026 yılı güncel yargı tarifelerine göre; başvurma harcı, peşin harç ve gider avansından oluşan bir toplam tutar ödenir. Bu miktar davanın anlaşmalı veya çekişmeli olmasına, talep edilen hususlara göre her yıl Adalet Bakanlığınca güncellenir ve adliye veznesine peşin yatırılır.
Hayır, hukuk sistemimizde harcı yatırılmayan dava açılmamış sayılır. Tevzi bürosundan numara aldıktan sonra vezneye gidip ödeme yapmanız ve makbuzu tekrar memura işletmeniz zorunludur.
Türk Medeni Kanunu'na göre boşanma davası; ya eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde ya da eşlerin son altı aydır birlikte oturdukları yer mahkemesinde açılabilir. Bu kurallara uymayan tamamen alakasız bir şehirde dava açarsanız, karşı tarafın 'Yetki İtirazı' ile karşılaşırsınız ve dosya reddedilip doğru şehre gönderilene kadar aylar kaybedersiniz.
Anlaşmalı boşanma dilekçesi de tıpkı çekişmeli davalarda olduğu gibi adliyelerin Hukuk Tevzi Bürosuna verilir. Tek farkı, dilekçenin ekinde her iki eşin de imzaladığı Anlaşmalı Boşanma Protokolünün yer alması zorunluluğudur.
Hayır, ilk dava açılış dilekçesi normal posta veya kargo yoluyla mahkemeye gönderilemez. Ya bizzat (veya vekil aracılığıyla) adliye tevzi bürosuna gidilmeli ya da UYAP üzerinden e-imza ile elektronik ortamda açılmalıdır.
İşlem tamamlandığında sistem davanıza bir Esas Numarası (Örn: 2026/150) atar. Mahkeme hakimi dosyayı inceleyerek 'Tensip Zaptı' hazırlar ve sizin dilekçeniz davalı eşinize PTT tebligatı yoluyla gönderilerek yasal süreç fiilen başlar.
Tevzi bürosu, adliyelerde yeni açılan tüm davaların toplandığı ve adliye içindeki ilgili mahkemelere (Örneğin 1. Aile, 2. Aile, 3. Aile Mahkemesi) bilgisayar otomasyonu ile eşit şekilde dağıtımının (kurayla atanmasının) yapıldığı birimdir.
Siz davanızı açıp dilekçenizi ilgili mahkemeye (Tevziye) teslim ettikten sonra, mahkeme kalem personeli dava dilekçenizi mühürleyip resmi bir tebligat zarfıyla eşinizin mernis (ikametgah) adresine postalar. Eşiniz davanın açıldığını bu sarı tebligat zarfıyla öğrenir.
UYAP üzerinden evrak gönderebilmek için dilekçenizi Adalet Bakanlığının ücretsiz sunduğu 'UYAP Doküman Editörü' programında (UDF uzantılı olarak) hazırlayıp, bu program üzerinden e-imzanız ile imzalamanız gerekmektedir. Standart PDF'ler veya Word dosyaları ilk dava açılışında kabul edilmez.
Hayır, çekişmeli boşanma davası açarken ilk dilekçede tanık isimlerini, adreslerini ve T.C. kimlik numaralarını bildirmek zorunda değilsiniz. Mahkeme, dilekçeler aşaması bittikten sonra size tanıklarınızı bildirmeniz için 2 haftalık kesin bir süre verecektir.
Evet, dava açarken yatırdığınız gider avansı, yargılama boyunca tebligat ve yazışma masrafları için harcanır. Dava tamamen bitip kesinleştikten sonra, harcanmayan kısım yatırdığınız IBAN numarasına iade edilir veya adliye veznesinden geri alınabilir.
Evet, yerel mahkemede dosya hakkında nihai karar verilene kadar davanın her aşamasında taraflar uzlaşarak davayı anlaşmalıya dönüştürebilirler.
Hayır, mevcut dosya üzerinden işlem yapıldığı için yeniden dava açma harcı ödenmez. Sadece tebligat veya benzeri küçük masraflar çıkabilir.
Hakim özellikle çocukların velayeti, nafakası ve tarafların iradelerinin serbestliği konusunda eksik veya şüpheli bir durum görürse protokolü reddedebilir ve davaya çekişmeli olarak devam eder.
Evet, taraflar dönüşüm dilekçesi ile birlikte mahkemeye başvurarak iş yoğunluğuna bağlı olarak duruşma gününün daha yakın bir tarihe alınmasını (öne alma) talep edebilirler.
Kesinlikle olmaz. Anlaşmalı boşanma prosedüründe hakimin tarafları bizzat dinleme zorunluluğu vardır. Her iki eş de bizzat duruşma salonunda hazır bulunmalıdır.
Evet, dava açılış tarihinde 1 yıl dolmamış olsa bile, yargılama süreci devam ederken 1 yıllık süre dolmuşsa mahkeme dönüşüm talebini kabul etmektedir.
İstinaf aşamasında doğrudan anlaşmalı boşanma kararı verilemez. Dosyanın feragat veya bozma yoluyla yerel mahkemeye dönmesi ve işlemin yerel mahkemede yapılması gerekir.
Mal rejiminin tasfiyesi zorunlu unsurlardan değildir ancak ileride yeni bir dava açılmasını önlemek için taraflar dilerse araç, ev, banka hesapları gibi konuları da protokole ekleyebilirler.
Duruşma anına kadar ve hakimin kararını verip tutanağa geçirdiği ana kadar her iki taraf da uzlaşmadan vazgeçtiğini beyan edebilir. Bu durumda dosya çekişmeli olarak devam eder.
Hayır, protokolde aksine bir hüküm (ödeneceğine dair) yoksa, anlaşmalı boşanma ile birlikte geçmişe dönük tüm maddi ve manevi tazminat haklarınızdan feragat etmiş sayılırsınız.
Hakim temel olarak kimlik tespiti yapar, boşanma iradenizin devam edip etmediğini ve protokoldeki imzanın size ait olup olmadığını, şartları serbest iradenizle kabul edip etmediğinizi sorar.
Gerekçeli kararın yazılıp taraflara tebliğ edilmesinden sonraki 2 haftalık yasal sürenin dolmasıyla kesinleşir. Taraflar istinaftan feragat dilekçesi verirse süre beklenmeden anında kesinleşir.
Davayı anlaşmalıya çevirdiğiniz andan itibaren mahkeme kusur araştırması yapmayı bırakır. Bu nedenle tanıkların dinlenmesine, mesaj kayıtlarının veya belgelerin incelenmesine gerek kalmaz.
Evet, el yazısıyla veya bilgisayar ortamında yazılması fark etmez. Önemli olan tarafların ıslak imzasını taşıması ve kanunun aradığı zorunlu unsurları net bir şekilde barındırmasıdır.
Kesinlikle hayır. Davadan feragat etmek, eşinizin o güne kadarki tüm kusurlarını affetmiş sayılmanıza neden olur. Bu büyük bir hukuki risktir; doğru olan mevcut dosyayı dönüştürmektir.
Evet, adli tatil döneminde (20 Temmuz - 31 Ağustos) hem anlaşmalı hem de çekişmeli boşanma davası açılabilir. Dava açma işlemlerinde ve UYAP sisteminin çalışmasında herhangi bir kesinti olmaz.
Kesin yapılır denilemez. Duruşmanın yapılması için tarafların 'ivedi inceleme ve öne alım' talebinde bulunması ve hakimin bu talebi kabul etmesi gerekir. Hakimin takdir yetkisi esastır.
Öne alım talebiniz nöbetçi hakim tarafından reddedilirse, dosyanız yeni adli yılın açılışına (1 Eylül sonrasına) bırakılır. Bu durumda asıl hakimin tensip zaptı ile belirleyeceği normal duruşma gününü beklemek zorundasınız.
Evet, özellikle gurbetçiler için yaz aylarında Türkiye'de boşanmak oldukça yaygındır. Dönüş biletleri ve yabancı ülkedeki iş durumları mahkemeye mazeret olarak sunularak duruşma öne alınabilir.
Kural olarak hayır. Çekişmeli boşanma davaları inceleme ve delil toplama gerektirdiği için adli tatilde duruşması yapılmaz. Ancak nafaka veya velayet gibi konularda acil tedbir kararları talep edilebilir.
Evet, ivedilik kararı alındıysa, o tarihte görevli olan nöbetçi aile mahkemesi hakimi asıl hakimin yerine geçerek duruşmayı yapar ve boşanma kararını verebilir.
Karar verildikten sonra gerekçeli karar yazılır ve taraflara tebliğ edilir. Taraflar, adli tatil içinde mahkemeye gidip 'istinaftan feragat' dilekçesi vererek kararı aynı gün kesinleştirebilirler.
Duruşma anına kadar anlaşmalı boşanma protokolünde değişiklik yapmak mümkündür. Ancak bu değişikliğin her iki tarafça onaylanması ve ıslak imza ile duruşma sırasında hakime sunulması gerekir.
Evet, kanun gereği hakim tarafları duruşmada bizzat dinlemek zorundadır. Adli tatilde dahi olsa taraflar duruşma salonunda hazır bulunmazlarsa boşanma gerçekleşmez.
Evet, adli tatil harç ve masrafların ödenmesine engel değildir. Dava açılırken gerekli olan başvuru harcı, peşin harç ve gider avansı vezneden veya e-Devlet üzerinden ödenebilir.
Evet, davanın herhangi bir aşamasında veya karar verildikten sonra istinaftan feragat etmek için adli tatil içinde dilekçe verilebilir. Nöbetçi kalem personeli bu işlemi yerine getirir.
Eğer dava adli tatilde görülmesine karar verilmiş 'ivedi işlerden' sayılmışsa istinaf süresi işlemeye devam eder. Ancak ivedi iş sayılmamış normal bir çekişmeli dosyaysa süreler tatil bitimine (7 Eylül'e) kadar uzar.
Evet, UYAP Vatandaş Portalı 7 gün 24 saat kesintisiz hizmet vermektedir. Adli tatilde e-Devlet üzerinden avukatsız olarak da davanızı açabilirsiniz.
Kanunen nöbetçi hakimin verdiği karar ile asıl hakimin verdiği karar arasında hiçbir fark yoktur. Nöbetçi hakimin onayladığı protokol ve verdiği boşanma kararı tam yetkili ve geçerlidir.
Eğer protokol hatasızsa ve öne alım talebi nöbetçi hakim tarafından hızla kabul edilirse, dava açıldıktan sonra 1-2 hafta içinde duruşma yapılıp boşanma kararı alınabilir.
Bu durum davanın türüne göre değişir. Anlaşmalı boşanmalarda genellikle 1 ila 4 hafta sonrasına duruşma günü verilebilir. Çekişmeli davalarda ise dilekçeler aşaması tamamlanmadan duruşma günü verilmez, bu süreç aylarca sürebilir.
Hayır, henüz hukuken boşanmış sayılmazsınız. Karara çıkmış ifadesi sadece hakimin kararını verdiği anlamına gelir. Bu kararın yazılması, taraflara tebliğ edilmesi ve itiraz sürelerinin dolup kesinleşmesi gerekmektedir.
Evet, mahkeme tarafından hazırlanan tensip tutanağı ve (çekişmeli ise) dava dilekçesi, mahkeme kalemi tarafından davalı tarafa posta yoluyla (PTT) resmi olarak tebliğ edilir.
Kanuna göre hakimin gerekçeli kararı yazmak için 1 aylık süresi bulunmaktadır. Ancak mahkemenin iş yoğunluğuna bağlı olarak bu süre kısalabilir veya uzayabilir. Anlaşmalı davalarda genelde daha hızlı yazılmaktadır.
Evet, karara çıkmış bir dosyada gerekçeli karar size tebliğ edildikten sonra 2 hafta içinde karara itiraz ederek dosyayı İstinaf Mahkemesine (Bölge Adliye Mahkemesi) taşıma hakkınız bulunmaktadır.
Dosyanın durumu 'Kapalı' ise yargılama süreci tamamen bitmiş, karar kesinleşmiş, gerekli yerlere (nüfus vb.) bildirimler yapılmış ve dosya arşive kaldırılmış demektir.
Hayır, başlamaz. Dava dilekçesi mahkemeye verildikten sonra atılan ilk hukuki adım tensip zaptının düzenlenmesidir. Bu zapt olmadan yargılamanın usulü ve sınırları belirlenemez.
Evet, hakim tensip tutanağında geçici (tedbir) kararlar alabilir. Davanın devamı süresince geçerli olmak üzere tedbir nafakası veya müşterek çocuğun geçici velayeti tensip zaptı ile karara bağlanabilir.
Hakimin duruşmada verdiği kısa kararın nedenlerini, hukuki dayanaklarını ve incelediği delilleri detaylı bir şekilde yazıya döktüğü metnin sisteme yüklendiğini ifade eder. Bundan sonraki aşama tebligattır.
Kesinlikle hayır. UYAP'ta karara çıkmış yazsa bile karar kesinleşmeden nüfus kayıtlarınızda 'bekar' statüsüne geçmezsiniz. Bu nedenle karar kesinleşene kadar yeni bir resmi evlilik yapamazsınız.
Karar taraflara tebliğ edildikten sonra itiraz süresi geçerse veya taraflar itirazdan feragat dilekçesi verirse, mahkeme kalemi tarafından kararın üzerine 'Kesinleşme Şerhi' vurulur ve işlem tamamlanır.
Tensip tutanağında belirtilen gider avansı veya harç eksikliğini, size verilen kesin süre (genellikle 2 hafta) içerisinde mahkeme veznesine yatırmanız zorunludur. Aksi halde davanız reddedilebilir.
Dava dilekçesi ve protokol mahkemeye sunulduktan sonra, mahkemenin yoğunluğuna göre genellikle birkaç gün veya en geç bir hafta içerisinde tensip tutanağı hazırlanır ve duruşma günü belli olur.
Evet, e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş portalına giriş yaparak 'Dosyalarım' sekmesinden ilgili dosyanızı seçip 'Evraklar' bölümünden tensip tutanağını pdf veya udif formatında okuyabilirsiniz.
Süreçlerin kanuni süreleri sabittir ancak avukat tutulması evrakların eksiksiz sunulmasını, tebligat süreçlerinin hızlandırılmasını ve elden takip yapılarak gereksiz zaman kayıplarının önüne geçilmesini sağlar.
Çekişmeli boşanma davasında avukatınız varsa duruşmalara katılma zorunluluğunuz yoktur. Avukatınız sizi temsil eder. Ancak anlaşmalı boşanma davasıysa, avukatınız olsa bile duruşmada bizzat bulunup onay vermeniz kanuni bir zorunluluktur.
Evet, boşanabilirsiniz. Davalının duruşmalara katılmaması veya davayı takip etmemesi davanın durmasına sebep olmaz. Davalı gelmese bile yargılama yokluğunda devam eder ve iddialarınızı ispatladığınız takdirde mahkeme boşanma kararı verir.
Avukatınız yoksa davacı olduğunuz durumda dava dosyanız işlemden kaldırılabilir (müracaata bırakılır). Bunu engellemek için derhal hastaneden rapor almalı ve duruşma saatinden önce mahkemeye bir mazeret dilekçesi sunmalısınız.
Dosya işlemden kaldırıldıktan sonra 1 ay içinde harçsız olarak yenilenebilir. 1 ile 3 ay arasında ise yenileme harcı ödenerek dosya yeniden işleme konulabilir. 3 ay geçerse davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.
Anlaşmalı boşanmada her iki tarafın da duruşmada hazır bulunması şarttır. Eşiniz duruşmaya gelmezse hakim anlaşmalı boşanma kararı veremez. Duruşma başka bir tarihe ertelenebilir veya süreç çekişmeli boşanma davasına döner.
Çekişmeli bir davada Türkiye'de bir avukata vekaletname verirseniz, duruşmalara katılmadan boşanabilirsiniz. Ancak anlaşmalı boşanmak istiyorsanız, bir kez dahi olsa duruşma günü Türkiye'de mahkeme salonunda hazır bulunmanız gerekmektedir.
Hapis veya idari para cezası gibi cezai bir yaptırımı yoktur. Ancak davacıysanız davanız düşebilir; davalıysanız savunma hakkınızı kaybeder, aleyhinize verilen nafaka ve tazminat kararlarına katlanmak zorunda kalırsınız.
Mahkemelerde duruşma saatleri sırayla takip edilir. Kendi dosyanızın sırası geldiğinde salonda yoksanız yok yazılırsınız. Eğer o günkü mesai bitmeden ve hakim kararı yazmadan durumu fark ederseniz, mahkeme kalemiyle görüşüp karşı taraf da kabul ederse celseyi tekrar açtırmayı talep edebilirsiniz, ancak bu hakimin inisiyatifindedir.
Hakim duruşma saati geldiğinde mübaşir aracılığıyla tarafları koridorda üç kez anons ettirir. Anonslara rağmen taraflar hazır olmazsa beklemez, yokluklarında usuli işlemleri (dosyanın düşmesi vb.) yapar.
Tanıklar usulüne uygun şekilde tebligatla çağrıldıkları halde mazeretsiz olarak gelmezlerse, mahkeme zorla getirme (ihzar) kararı çıkarabilir. Ancak tanık kendi isteğiyle gelmiyor ve zorla da bulunamıyorsa, hakim o tanığın beyanını almadan dosyayı karara bağlayabilir.
Hayır, dosyanın işlemden kaldırılıp 3 ay geçmesi sonucunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilirse, dava açarken yatırdığınız başvuru harcı, peşin harç ve gider avansının harcanan kısımları yanar, iade edilmez.
Mutlaka üzerinde T.C. kimlik numaranız bulunan geçerli bir kimlik belgesi (Nüfus cüzdanı, yeni kimlik kartı, ehliyet veya pasaport) bulundurmalısınız. Kimliğiniz olmadan duruşma salonuna alınmazsınız ve işlemleriniz yapılamaz.
Evet, dosyanız işlemden kaldırıldıysa ve yasal süreler dolmadıysa, hemen bir avukata vekalet verebilirsiniz. Avukatınız sizin adınıza yenileme dilekçesi vererek süreci kaldığı yerden, daha güvenli bir şekilde devralıp yürütebilir.
Cezaevinde olan eşin duruşmaya katılımı, mahkemenin bulunduğu yere ve imkanlara göre SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) üzerinden sağlanabilir veya cezaevi yönetimi aracılığıyla jandarma eşliğinde duruşmaya getirilebilir.
Ön inceleme duruşması, davanın temelinin atıldığı, tarafların uzlaştığı veya uyuşmazlık noktalarının kesin olarak belirlendiği ilk aşamadır. Buraya katılmamak, sonradan delil bildirme veya karşı tarafın iddialarına itiraz etme haklarınızı tamamen kaybetmenize yol açabilir.
Eğer kendiniz için (yoksulluk nafakası) istemediyseniz ve bundan feragat ettiyseniz tekrar dava açamazsınız. Ancak çocuğunuz için (iştirak nafakası) istemediyseniz, çocuğun haklarından feragat edilemeyeceği için sonradan iştirak nafakası talebiyle dava açabilirsiniz.
Kanunda belirlenmiş kesin bir süre sınırı yoktur. Ancak Yargıtay uygulamalarında ve dürüstlük kuralı gereği genellikle 1 ila 2 yılın geçmesi beklenir. Olağanüstü durumlarda (çok yüksek enflasyon, ani hastalık, işsizlik) bu süre daha kısa tutulabilir.
Evet, nafaka yükümlüsü ekonomik durumunun iradesi dışında olağanüstü kötüleşmesi (işten çıkarılma, iflas) halinde nafakanın indirilmesi veya tamamen kaldırılması talebiyle dava açma hakkına sahiptir. Ancak bunun ispatlanması gerekir.
Evet, alabilirsiniz. Velayet mutlak bir hak değildir. Çocuğun babanın yanında fiziksel, psikolojik veya eğitim açısından zarar gördüğünü ya da çocuğun sizinle yaşamasının onun üstün yararına olacağını ispatlarsanız velayet değiştirme davası açarak velayeti geri alabilirsiniz.
Hukukumuzda genellikle 8 yaş ve üzeri çocuklar 'idrak çağında' kabul edilir. Mahkeme pedagog aracılığıyla çocuğu dinler. Çocuğun kararı ebeveyn seçimi açısından büyük önem taşır ancak hakimi mutlak olarak bağlamaz, çocuğun üstün yararı nihai kriterdir.
Protokolde böyle bir madde olması veya 'velayetin değiştirilmesi talep edilmeyecektir' şeklinde taahhütler verilmesi hukuken bağlayıcı değildir. Çocuğun menfaati söz konusu olduğunda aile mahkemesi her zaman velayeti yeniden değerlendirebilir.
Eğer ülkedeki enflasyon ve paranın alım gücündeki düşüş nedeniyle bağlanan nafaka kuşa dönmüşse, maaşınıza zam gelmese dahi mahkeme hakkaniyet gereği nafaka miktarını güncel koşullara uyarlayarak artırabilir.
Nafaka artırım davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise nafaka alacaklısının (davacının) yerleşim yeri (ikametgahı) mahkemesidir.
Hayır, iştirak nafakasını yalnızca fiilen çocuğun bakımını üstlenen ve velayet hakkına sahip olan ebeveyn talep edebilir. Velayet sizde değilse, kendi adınıza çocuk için nafaka isteyemezsiniz.
Evet, mahkeme kararına rağmen nafaka borcunu ödememek İcra ve İflas Kanunu'na göre tazyik hapsi (nafaka ihlali suçu) gerektirir. Şikayet üzerine borçlu 3 aya kadar hapis cezası ile cezalandırılabilir.
Evet, nafaka alacaklısının (eski eşin) yeniden resmi olarak evlenmesi halinde yoksulluk nafakası mahkeme kararına gerek olmaksızın kendiliğinden kesilir.
Hakim karar verirken tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını (SED) dengeler. Babanın geliri sadece asgari ücretse, çocuğun masrafları çok yüksek olsa dahi babayı sefalete düşürecek oranda fahiş bir nafaka artırımı yapılamaz.
Hayır, nafaka artırım davası açıldığı tarihten sonrası için hüküm ifade eder. Geriye dönük yıllar için 'o zaman eksik ödenmişti, artırılsın' şeklinde bir talepte bulunulamaz.
Velayet davalarında sosyal inceleme raporlarının (SİR) hazırlanması, tanıkların dinlenmesi ve delillerin toplanması zaman alır. Bulunulan ilin ve mahkemenin iş yüküne göre değişmekle birlikte ortalama 9 ila 18 ay arasında sürebilmektedir.
Evet, uygulamada bazen feragatı engellemek adına sembolik rakamlar belirlenebilmektedir. Protokolde nafaka hakkı bir kez tanındıysa, ilerleyen yıllarda şartların değişmesiyle bu tutarın artırılması için dava açılabilir.
Sadece mesajlaşmak, flört etmek veya fotoğraf paylaşmak hukuken 'zina' olarak kabul edilmez. Zina için bedensel bir temasın (cinsel ilişkinin) olması şarttır. Mesajlaşmalar 'güven sarsıcı davranış' sayılarak evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davasına konu edilebilir.
Tazminat miktarı sabit bir rakam değildir. Tarafların sosyal ve ekonomik durumu, kusurun ağırlığı, evlilik süresi ve aldatılan eşin yaşadığı travmanın boyutu hakim tarafından değerlendirilerek belirlenir. Yüksek malvarlığı olan durumlarda tazminat miktarı milyonlarca lirayı bulabilmektedir.
Zina yapmak doğrudan velayeti kaybettiren bir durum değildir. Mahkeme, velayet kararını verirken eşlerin birbirine karşı kusurlarından ziyade 'çocuğun üstün yararını' (kimin yanında daha iyi eğitim ve bakım alacağını) dikkate alır. Ancak zinanın yaşandığı ortam çocuğun psikolojisini ve ahlaki gelişimini tehlikeye atıyorsa velayet kusurlu eşe verilmez.
Evet devam etmektedir. Kanuna göre dava açma süresi, aldatmayı 'öğrendiğiniz' tarihten itibaren 6 aydır. Ancak her halükarda aldatma eyleminin üzerinden 5 yıl geçmemiş olması gerekir. Yani eylem 2 yıl önce olduysa ve siz yeni öğrendiyseniz, öğrendiğiniz günden itibaren 6 ay içinde davanızı açabilirsiniz.
Hayır, geçerli olmaz. Özel hayatın gizliliğini ihlal eden yollarla, örneğin özel dedektif tutularak elde edilen fotoğraf veya raporlar mahkemede hukuka aykırı delil kabul edilir ve davanızda kullanılamaz. Üstelik bu durum Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil eder.
Yargıtay içtihatlarına göre, evli bir kişinin eşi dışında karşı cinsten biriyle aynı otel odasında geceyi geçirmesi, hayatın olağan akışına aykırı bulunduğundan zinanın varlığına güçlü bir karine (delil) sayılmaktadır ve genellikle davanın kazanılmasını sağlar.
Güncel Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararına göre, evlilik birliğinin tarafı olmayan, yani evlilik sözleşmesine imza atmayan üçüncü kişiye (sevgiliye) sadece zinaya iştirak ettiği için manevi tazminat davası açılamaz.
Türk Medeni Kanunu'na göre affeden eşin zina sebebine dayanarak dava açma hakkı düşer. Eğer eşinizi affettiğinizi sözlü, yazılı veya davranışlarınızla (birlikte tatile çıkmak, normal hayata devam etmek vb.) belli ettiyseniz artık o olaya dayanarak zina davası açamazsınız.
Boşanma kararı kesinleşinceye kadar evlilik birliği hukuken devam ettiği için sadakat yükümlülüğü de sürer. Dava açıldıktan sonra gerçekleşen aldatma olayları zina niteliğindedir; ancak mevcut davaya doğrudan dahil edilemez, ek bir dava açılarak dosyaların birleştirilmesi talep edilmelidir.
TMK 236/2 maddesi gereğince, boşanma doğrudan zina sebebine dayandırılarak gerçekleşirse, hakim zina yapan eşin edinilmiş mallara katılma alacağını (evlilik içinde edinilen mallardaki yarı payını) hakkaniyete uygun olarak azaltabilir veya tamamen ortadan kaldırabilir.
Yoksulluk nafakası alabilmenin şartı boşanmada daha ağır kusurlu olmamaktır. Zina, evlilikteki en ağır kusur kabul edildiğinden, zina yapan eş boşanma sonrası yoksulluğa düşecek olsa bile lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmez.
Hayır. WhatsApp mesajlarının içeriği (kimin ne yazdığı) uçtan uca şifreleme teknolojisi nedeniyle ne GSM operatörlerinden ne de şirketten mahkeme kanalıyla istenebilir. Ancak operatörlerden HTS kayıtları (kiminle ne zaman ve ne kadar süre telefonla görüşüldüğü veya SMS atıldığı) istenebilir.
Hayır. Eşinizin arabasına, çantasına veya iş yerine gizlice ses veya görüntü kayıt cihazı yerleştirmek hukuka aykırı delil elde etme yöntemidir. Mahkeme bu kayıtları dikkate almaz ve özel hayatın gizliliğini ihlal ettiğiniz için hakkınızda ceza soruşturması başlatılabilir.
Zina eylemi genellikle gizli saklı gerçekleştiğinden, görgüye dayalı tanık çok önemlidir. Tanıkların ifadeleri, eşlerin yaşam tarzı ve diğer yan delillerle (telefon trafiği, kredi kartı harcamaları) desteklendiğinde, hakim sadece tanık beyanlarına ve emarelere dayanarak da zinanın gerçekleştiğine kanaat getirebilir.
Terditli dava, dilekçede birden fazla sebebin sırayla ileri sürülmesidir. Örneğin, davanızı önce 'zina' (TMK 161), mahkeme zinanın ispatlanmadığını düşünürse 'evlilik birliğinin sarsılması' (TMK 166) sebebine dayandırmaktır. Bu strateji, davanın tamamen reddedilme riskini önleyen önemli bir hukuki hamledir.
Asgari ücretli birinin ödeyeceği tazminat, tamamen kendi ekonomik gücüyle sınırlıdır. Hakim, zenginleşme yasağı ve hakkaniyet ilkelerini gözeterek, kişinin hayatını idame ettirmesini imkansız kılmayacak makul bir miktara (örneğin 50.000 TL - 150.000 TL arası) hükmedebilir.
Hayır, boşanmada hükmedilen maddi veya manevi tazminatın ödenmemesi durumunda hapis cezası (tazyik hapsi) verilmez. Hapis cezası sadece nafaka borçlarının ödenmemesi durumunda geçerlidir. Tazminat borcu için icra takibi ve haciz işlemleri başlatılır.
Aldatan eş, sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği için evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında kural olarak ağır veya tam kusurlu kabul edilir. Türk Medeni Kanunu'na göre, ağır veya tam kusurlu eşin maddi veya manevi tazminat alması hukuken mümkün değildir.
Anlaşmalı boşanmada tazminat ödeme zorunluluğu yoktur. Taraflar, hazırlayacakları protokolde birbirlerinden herhangi bir maddi veya manevi tazminat talep etmediklerini belirterek tazminatsız şekilde boşanabilirler.
Çekişmeli boşanma davasında mahkemenin hükmettiği tazminat kural olarak peşin (toptan) ödenir. Ancak anlaşmalı boşanmalarda taraflar protokolde tazminatın kaç taksitle ve hangi tarihlerde ödeneceğini serbestçe kararlaştırabilirler.
Eğer mahkeme her iki eşin de evliliğin bitmesindeki kusur ağırlığını eşit bulursa (örneğin biri şiddet uygulamış, diğeri aldatmış ve etkileri eşit kabul edilmişse), her iki tarafın da tazminat talepleri reddedilir.
Evet, evlilik süresi özellikle maddi tazminatın belirlenmesinde önemli bir kriterdir. 1 aylık bir evlilikte yaşanacak beklenen menfaat kaybı ile 20 yıllık bir evlilikteki ekonomik alışkanlıkların ve emeklerin kaybı hakkaniyet gereği farklı hesaplanır.
Evet, boşanma davasında hükmedilen manevi ve maddi tazminatlara talep edilmesi halinde faiz işletilir. Kural olarak faiz, boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Hayır, Sosyo-Ekonomik Durum (SED) araştırması kapsamında kişinin sadece maaşı değil; üzerine kayıtlı araçlar, gayrimenkuller, şirket hisseleri, banka hesaplarındaki birikimler ve genel yaşam standardı bir bütün olarak değerlendirilir.
Evet açılabilir. Boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde maddi ve manevi tazminat davası ayrı bir dava olarak açılabilir. 1 yıllık süre geçtikten sonra zamanaşımı itirazı ile karşılaşılır.
Nişanın bozulması nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında da benzer ilkeler (kusur ve zenginleşme yasağı) geçerli olmakla birlikte, yasal dayanakları Türk Medeni Kanunu'nun nişanlılık ile ilgili farklı maddeleridir.
Maddi tazminat hakkı mirasçılara geçer. Ancak manevi tazminat kural olarak mirasçılara geçmez. İstisnası; tazminat talep eden kişi dava açtıktan sonra vefat ederse, mirasçılar bu davaya devam edebilirler.
Çalışmayan kadının alacağı tazminat, kocasının gelir durumuna ve kusur oranına bağlıdır. Kanun sabit bir rakam belirlemez; kocasının ödeme gücüne göre kadının yaşam standardını koruyacak hakkaniyetli bir miktar belirlenir.
Elbette. Tazminat hakkının cinsiyeti yoktur. Eğer erkek daha az kusurlu veya kusursuz ise, kadının da ödeme gücü varsa, kanundaki şartlar sağlandığında erkek de maddi ve manevi tazminat alabilir.
Evet, hukuka uygun şekilde elde edilmiş (herkese açık olarak paylaşılan veya bizzat kişinin kendi hesabından yaptığı) Instagram, Facebook, Twitter (X) paylaşımları, kusuru ve haksız fiili ispatlamak için tazminat taleplerinde güçlü birer delildir.
Dava açıldıktan sonra karşılıklı dilekçeler aşamasının (dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap) tamamlanması gerekir. Adliyenin iş yüküne ve tebligatların ulaşma süresine bağlı olarak ilk duruşma genellikle dava açıldıktan 3 ila 5 ay sonra yapılmaktadır.
Davacıysanız ve mazeretsiz katılmazsanız davanız müracaata kalır (düşer). Davalıysanız ve katılmazsanız, karşı taraf iddialarını dilediği gibi genişletme hakkı kazanır ve siz savunma haklarınızı ciddi ölçüde kaybedersiniz. Ancak avukatınız varsa, sizin yerinize avukatınız katılabileceğinden hak kaybı yaşamazsınız.
Hayır, kural olarak avukatınızın olduğu davalarda duruşmalara bizzat katılma zorunluluğunuz yoktur. Avukatınız sizi mahkemede tam yetkiyle temsil eder. Sadece mahkemenin size şahsen yemin teklif edeceği istisnai celselerde bulunmanız gerekebilir.
Hayır, ilk celse (ön inceleme duruşması) usuli konuların tartışıldığı ve sulha teşvikin yapıldığı celsedir. Tanıklar, ön inceleme duruşmasından sonra başlayan tahkikat aşamasındaki sonraki celselerde dinlenir.
Tensip zaptı, dava açıldıktan sonra hakimin dosyayı ilk kez inceleyip hazırladığı 'duruşmaya hazırlık' tutanağıdır. Bu zabıtta taraflardan istenecek belgeler, yatırılması gereken harç/masraflar ve ilk duruşmanın günü belirtilir.
Çekişmeli boşanma davalarında hakim ilk duruşmada karar veremez; çünkü deliller henüz toplanmamış ve tanıklar dinlenmemiştir. Ancak taraflar ilk duruşmada veya öncesinde anlaşıp davayı 'anlaşmalı boşanmaya' çevirirlerse, hakim tek celsede boşanma kararı verebilir.
Gerekçeli karar, hakimin duruşmada verdiği kısa kararın (hükmün) hukuki dayanaklarını, hangi delillere neden itibar ettiğini uzun uzun anlattığı metindir. Kanunen kısa karardan itibaren 1 ay içinde yazılması gerekir ancak iş yoğunluğuna göre bu süre uzayabilir.
Tahkikat (delil toplama) aşaması davanın en uzun süren kısmıdır. Tanık sayısına, yazılan müzekkerelerin kurumlar (banka, hastane, BTK) tarafından ne kadar sürede cevaplandığına ve uzman pedagog (SİR) raporunun hazırlanma süresine bağlı olarak ortalama 1 ile 1.5 yıl arasında sürebilir.
HTS (geçmişe dönük arama, aranma, mesajlaşma ve baz istasyonu sinyali) kayıtları, dilekçeler aşaması bitip ön inceleme duruşması yapıldıktan sonra başlayan tahkikat aşamasında, hakimin ilgili operatöre veya BTK'ya müzekkere yazmasıyla istenir.
Mahkemenin boşanma kararı vermesi tek başına yeterli değildir. Kararın taraflara tebliğ edilmesi, istinaf ve temyiz itiraz sürelerinin dolması (veya üst mahkemelerin kararı onaması) sonucu kararın 'kesinleşmesi' gerekir. Kesinleşme şerhi düşüldükten sonra mahkeme bunu nüfus müdürlüğüne bildirir ve birkaç gün içinde sisteme işlenir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin (İstinaf) iş yoğunluğuna ve bulunduğunuz ile göre değişmekle birlikte, İstinaf incelemeleri günümüz koşullarında ortalama 1 ila 2 yıl arasında sürebilmektedir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı vardır. Dilekçenizde hiç bahsetmediğiniz bir vakıayı veya delili sonradan duruşmada sunamazsınız. Karşı tarafın açık muvafakati (izni) olmadan yeni delil kabul edilmez.
Karar duruşması olan 'sözlü yargılama' aşamasında hakim tahkikatın bittiğini bildirir ve taraflara davanın geneliyle ilgili son sözlerini sorar. Bu aşamada yeni bir iddia ortaya atılmaz, sadece toplanan deliller ışığında davanın kabulü veya reddi talep edilir.
Ortak çocuk varsa ve eşler velayet konusunda anlaşamıyorsa (çekişmeli dava), hakimin pedagog veya psikologlardan oluşan uzmanlardan Sosyal İnceleme Raporu (SİR) aldırması yerleşik Yargıtay içtihatları gereği zorunluluktur.
Evet, yerel mahkeme dava süresince geçerli olmak üzere 'tedbir nafakası' bağlamışsa, dosya istinaf veya Yargıtay aşamasında olsa dahi karar kesinleşinceye kadar bu nafakayı ödemeye devam etmek zorundasınız.
Maddi gücünüz yoksa, Aile Mahkemesinden harç muafiyeti talep edebilir ve bulunduğunuz ilin barosuna e-devlet üzerinden alacağınız belgelerle başvurarak ücretsiz avukat görevlendirilmesini sağlayabilirsiniz. Bu sisteme Adli Yardım adı verilmektedir.
Ücretsiz boşanma avukatı bulmak için doğrudan avukatların ofisine gitmek yerine, bulunduğunuz ilçenin adliyesinde veya baro binalarında bulunan Adli Yardım Bürolarına şahsen başvuru yapmanız gerekmektedir. Şartları taşıyorsanız baro size bir avukat atayacaktır.
Evet, muhtarlıktan alınan fakirlik belgesi, maddi durumunuzun yetersizliğini kanıtlayan önemli evraklardan biridir. Mahkemeye vereceğiniz dilekçeye bu belgeyi ekleyerek yargılama harç ve masraflarından muaf tutulmayı talep edebilirsiniz.
Hayır, baro tarafından adli yardım kapsamında atanan avukatlar sizden yasal olarak herhangi bir vekalet ücreti talep edemezler. Avukatın hizmet bedeli, baro bütçesinden ve devletin adli yardım fonundan karşılanmaktadır.
Kesinlikle isteyebilirsiniz. Adli yardım talebinde eşinizin geliri değil, sizin şahsi geliriniz ve malvarlığınız değerlendirilir. Ev hanımı olduğunuz ve kendi adınıza bir geliriniz olmadığı için başvurunuz yüksek ihtimalle kabul edilecektir.
2026 yılı uygulamalarına göre, başvuru için gerekli 14 belgenin tamamına yakını e-devlet sistemi üzerinden saniyeler içerisinde, barkodlu döküm olarak alınabilmektedir. Sadece kimlik fotokopinizi ayrıca çektirmeniz yeterlidir.
Sadece kayıtlı bir aracın görünmesi doğrudan ret sebebi değildir. Mülakat sırasında aracın hurda olduğunu veya çok düşük bir maddi değere sahip olduğunu belirtirseniz, kurul bu durumu göz önünde bulundurarak talebinizi onaylayabilir.
Evraklarınızı eksiksiz teslim etmeniz ve mülakatı tamamlamanızın ardından, adli yardım kurulunun yoğunluğuna bağlı olarak başvurunuz genellikle 1 ila 3 hafta içerisinde sonuçlanmakta ve size avukatınızın iletişim bilgileri mesajla iletilmektedir.
Evet, baro tarafından görevlendirilen avukatınızla çalışarak, normal bir davada olduğu gibi kendiniz için tedbir ve yoksulluk nafakası, çocuklarınız için ise iştirak nafakası talep edebilirsiniz. Ücretsiz dava açmak, yasal haklarınızdan vazgeçtiğiniz anlamına gelmez.
Asgari ücretle çalışıyor olmanız adli yardıma engel değildir. Bakmakla yükümlü olduğunuz çocuk sayısı, kira gideriniz ve icra borçlarınız göz önüne alınarak, mevcut maaşınızın dava masraflarını karşılamaya yetmeyeceği tespit edilirse talebiniz kabul edilebilir.
Baronun atadığı avukatı keyfi nedenlerle değiştiremezsiniz. Ancak avukatınızın mesleki kurallara uymadığını, dosyanızı takip etmediğini veya size bilgi vermediğini somut verilerle kanıtlarsanız, baroya şikayette bulunarak yeni bir avukat atanmasını talep edebilirsiniz.
Prensip olarak adli yardım daha çok çekişmeli ve hak kaybı riski yüksek davalar için verilse de, her iki tarafın da aşırı yoksul olduğu kanıtlanırsa anlaşmalı boşanma süreci için de avukat ataması yapılabilmektedir. Ancak barolar bu durumda inisiyatif kullanır.
Davanın tamamen aleyhinize sonuçlanması durumunda, devletin başlangıçta tahsil etmediği harç ve masraflar sizden talep edilebilir. Ancak hakim, bu ödemenin sizi yeniden ağır bir yoksulluğa düşüreceğini tespit ederse, tahsilden tamamen vazgeçilmesine de karar verebilir.
Hayır, barolar adli yardım başvurularında güncel durumunuzu görmek ister. Bu nedenle e-devlet üzerinden alacağınız araç, tapu, SGK ve gelir sorgulama belgelerinin en fazla 1 hafta önce alınmış olması gerekmektedir.
Avukatınız sizin anlattığınız olayları ve sunduğunuz delilleri hukuki bir çerçeveye oturtarak davayı açar. Sizin lehinize olan tüm iddiaları (şiddet, aldatma vb.) dilekçeye yazar; ancak hukuka aykırı veya ispatlanması imkansız talepleri filtreleyerek en doğru hukuki stratejiyi belirler.
Hayır, evi terk etmek Türk Ceza Kanunu anlamında bir suç değildir. Polis veya jandarmanın eşinizi zorla alıp eve getirme yetkisi yoktur. Sadece boşanma davasında kusur olarak ileri sürülebilir.
Evet, Türk Medeni Kanunu'na göre haklı bir sebep olmaksızın evi terk etmek özel bir boşanma sebebidir. Ancak bu sebebe dayanarak dava açabilmek için ayrılığın en az 6 ay sürmesi ve resmi ihtar çekilmiş olması gerekir.
Ceza anlamında suçlu olmazsınız ancak Aile Hukuku açısından evden ayrılmak için haklı bir nedeniniz (şiddet, kovulma vb.) yoksa, açılacak boşanma davasında 'kusurlu' sayılırsınız.
Hakim, çocukların düzeninin bozulmaması, eşlerin ekonomik ve sağlık durumları ile şiddet riskini değerlendirerek evin kullanımını genellikle geçici velayeti alan eşe (çoğunlukla anneye) tahsis eder.
Hayır, atamaz. Evin tapusu eşinizin üzerine olsa bile, o ev 'aile konutu' statüsündedir. Boşanma davası açıldığında hakime başvurarak evin kullanımının dava süresince size tahsis edilmesini isteyebilirsiniz.
Evet, kalabilirsiniz. Evin mülkiyeti kayınpederinize ait olsa dahi Aile Mahkemesi, dava süresince çocukların ve mağdur eşin barınması için evi geçici olarak size tahsis edebilir.
Kira sözleşmesi eşinizin üzerine olsa bile hakim evi size tahsis edebilir. Bu durumda ev sahibine yapacağınız bildirimle siz de sözleşmenin tarafı haline gelirsiniz ve ev sahibi sizi çıkaramaz.
6284 sayılı yasa kapsamında şiddet uygulayan eş için uzaklaştırma kararı verildiğinde, şiddet uygulayan kişi evden çıkmak zorundadır. Bu süre zarfında ev, şiddet mağduru eşe ve çocuklara kalır.
Kıyafet, mesleki aletler gibi kişisel eşyalarınızı alabilirsiniz. Ancak televizyon, mobilya gibi ortak kullanıma ait eşyaları eşinizden habersiz alıp götürmeniz hukuken aleyhinize sonuç doğurabilir.
Hayır, boşanma davası açıldığı andan itibaren eşlerin ayrı yaşama hakkı doğar. Dava açıldıktan sonra evden ayrılmak veya ayrı eve çıkmak kusur sayılmaz.
Eğer evi terk eden eş haklı bir nedene dayanarak (örneğin şiddet gördüğü için) ayrılmışsa ve ekonomik durumu elverişsizse, kendisine tedbir nafakası bağlanabilir. Haksız yere terk eden eş ağır kusurluysa yoksulluk nafakası alamaz.
İhtar üzerine eşiniz haklı bir sebep göstermeden eve dönmezse terk nedeniyle dava açabilirsiniz. Ancak eşiniz eve dönerse, geçmişteki tüm hatalarını (aldatma vb.) affetmiş sayılırsınız ve o sebeplere dayanarak dava açamazsınız.
Evlilik cüzdanı ve evde birlikte yaşadığınızı gösteren nüfus/muhtarlık belgesi ile doğrudan Tapu Müdürlüğüne başvurarak evin tapusuna aile konutu şerhi işletebilirsiniz.
Aile Mahkemesinin evin tahsisi kararı bir ara karardır. Eşiniz karara uymazsa, İcra Müdürlüğü kanalıyla zorla tahliye işlemi yapılarak ev size teslim edilir.
Hayır, Aile Mahkemesinin verdiği evin tahsisi kararı sadece dava süresince (kesinleşmeye kadar) geçerlidir. Boşanma kesinleştikten sonra mal paylaşımı davası kuralları devreye girer.
WhatsApp yazışmaları tek başına kesin delil (senet, kesin hüküm vb.) sayılmaz, takdiri delil niteliğindedir. Mahkeme, bu mesajları diğer yan delillerle (tanık, banka kayıtları vb.) birlikte değerlendirerek vicdani kanaatine göre karar verir.
Hayır, getiremez. Uçtan uca şifreleme teknolojisi nedeniyle mesaj içerikleri Meta sunucularında depolanmamaktadır. Mahkeme şirkete yazı yazsa bile içeriklere ulaşılamaz.
Avukatınız aracılığıyla mahkemeden HTS kayıtlarını talep edebilirsiniz. Bu kayıtlarda aranan numaralar, arama saatleri, konuşma süreleri, SMS gönderim zamanları ve görüşme anında telefonun bulunduğu baz istasyonu (konum) yer alır.
Hayır. Telekomünikasyon şirketleri anayasal haklar gereği müşterilerinin ses kayıtlarını veya SMS içeriklerini (ne yazıldığını) saklamazlar. Sadece kiminle ne zaman iletişim kurulduğu görülebilir.
Bireysel olarak eşinizin konaklama kayıtlarına ulaşamazsınız. Boşanma davası açtıktan sonra, mahkeme aracılığıyla Emniyet Genel Müdürlüğü'nün Kimlik Bildirim Sistemi'ne (KBS) müzekkere yazılarak resmi yollardan talep edilmelidir.
Karşı cinsten biriyle (veya evlilik dışı ilişki yaşanan kişiyle) gizlice aynı otel odasında konaklamak Yargıtay içtihatlarına göre çok güçlü bir zina ve güven sarsıcı davranış eylemidir. Aksi ispatlanmadıkça aldatma kabul edilir.
Kesinlikle hayır. Casus yazılımlarla elde edilen veriler hukuka aykırı delil sayılır ve mahkemece reddedilir. Ayrıca bu durum TCK kapsamında suç oluşturduğundan hakkınızda hapis cezası istemiyle dava açılabilir.
Evet. Herkese açık profillerden yapılan paylaşımlar (fotoğraf, video, yorum) özel hayatın gizliliğini ihlal etmediği için ekran görüntüsü alınarak mahkemeye sunulabilir ve hukuka uygun delil kabul edilir.
Genellikle GSM operatörleri son 1 yıla ait verileri mahkemeye sorunsuz şekilde gönderebilmektedir. Ancak şirketin veri saklama politikasına göre bazen bu süre 2 yıla kadar çıkabilmekte veya daha erken silinebilmektedir. Hızlı talep etmek önemlidir.
Otellerin sisteme girdiği kayıtlar doğrudan Emniyet birimlerine anlık aktarıldığı için otel kendi sisteminden silse bile devletin veri tabanından silinemez. Mahkeme resmi kayıtlara her zaman ulaşabilir.
Evet. Özellikle otel kayıtları veya HTS sinyalleri ile örtüşmesi açısından seyahat firmalarından bilet ve yolcu manifestoları mahkeme kanalıyla talep edilebilir.
Eğer ekran görüntüsünün sahte (montaj) olduğu iddia edilirse, mahkeme cihazların bilirkişi tarafından incelenmesine karar verebilir. Teknik incelemede manipülasyon tespit edilirse delil geçersiz sayılır.
Eğer bilgisayar ailenin ortak kullanımındaysa ve eşiniz şifresiz şekilde hesabını açık unuttuysa, bu ekrandan alacağınız fotoğraflar bazı Yargıtay kararlarına göre hukuka uygun delil sayılabilmektedir.
Eşinizin sizin bilginiz dışında yaptığı otel harcamaları, uçak biletleri, mücevher alımları veya lüks restoran faturaları, kredi kartı ekstrelerinin bankadan celbiyle mahkemeye sunulur ve sadakatsizlik yahut ekonomik şiddet iddialarını destekler.
Evet. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre deliller, dilekçeler aşamasının (dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap) tamamlanmasından sonra mahkemenin verdiği kesin süre (genellikle ön inceleme duruşması sonrası iki hafta) içinde sunulmalıdır.
9. Yargı Paketi ile yapılan son düzenlemelere göre, reddedilen bir boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl beklemek yeterlidir. Eskiden bu süre 3 yıldı.
1 yıllık bekleme süresi, mahkemenin ret kararını açıkladığı duruşma günü değil; kararın yazılıp taraflara tebliğ edildiği ve itiraz sürelerinin dolduğu 'kesinleşme' tarihinde başlar.
Hayır. Sadece evleri ayırmak ve uzun yıllar ayrı yaşamak kanunen doğrudan boşanma hakkı vermez. TMK 166/4'ün işlemesi için mutlaka geçmişte açılıp reddedilmiş ve kesinleşmiş bir boşanma davası olmalıdır.
Evet. Dava reddedildikten sonra taraflar ayrı yaşamakta haklı nedenlere sahipse, TMK 197. madde kapsamında 'ayrılık nafakası' olarak bilinen bağımsız bir tedbir nafakası davası açılabilir.
Kesinlikle bitmez. Evlilik hukuken devam ettiği için tarafların birbirine karşı sadakat yükümlülüğü sürmektedir. Bu süreçte başka biriyle ilişki yaşamak zina (aldatma) sayılır.
Hayır. Çocukların eğitimi, sağlığı veya psikolojik gelişimi için eşlerin zaruri olarak bir araya gelmeleri, ortak hayatın evlilik iradesiyle yeniden kurulduğu anlamına gelmez.
Hayır. İlk açılan davanın şiddetli geçimsizlik, aldatma, terk veya anlaşmalı boşanma olması fark etmez. Önemli olan davanın esastan reddedilmiş olması ve kararın kesinleşmesidir.
Eğer bekleme süresi içinde zina, şiddet veya onur kırıcı davranış gibi yeni bir olay yaşanırsa, 1 yılın dolmasını beklemeden derhal bu yeni sebebe dayanarak yeni bir boşanma davası açabilirsiniz.
Boşanma kararı vermek için hakim kusur araştırması yapmaz; sadece şartların (ret kararı, 1 yıl süre, ortak hayatın kurulamaması) varlığına bakar. Ancak tarafların tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri varsa, bu talepleri değerlendirmek için kusur tespiti yapar.
Ayrı yaşanan süre, tanık beyanları (komşu, aile, arkadaş), ayrı adresleri gösteren Nüfus Müdürlüğü kayıtları, farklı adreslerdeki faturalar ve kira sözleşmeleri gibi somut delillerle ispatlanabilir.
Evet, davacının açtığı boşanma davasından feragat etmesi durumunda mahkeme davanın feragat nedeniyle reddine karar verir. Bu ret kararı kesinleştikten sonra da 1 yıllık süre işlemeye başlar.
Evet, kesinleşme tarihinin üzerinden tam 365 gün geçtikten sonra, bir sonraki gün fiili ayrılık sebebine dayalı boşanma davası mahkemede açılabilir.
Evet. Dava açıldıktan sonra eşler kendi aralarında nafaka, velayet ve mal paylaşımı konularında anlaşırlarsa, dosyaya bir anlaşmalı boşanma protokolü sunarak süreci anlaşmalı boşanmaya dönüştürebilirler.
Mal rejiminin tasfiyesi davası ancak boşanma kararının verilmesi ve kesinleşmesiyle birlikte görülebilir. Dolayısıyla bekleme sürecinde mal paylaşımı yapılamaz; önce boşanma kararı çıkmalıdır.
Evet, dosyanın işlemden kaldırılması ve akabinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilip bu kararın kesinleşmesi de TMK 166/4 kapsamında gerekli olan 'ret' hükmünde değerlendirilir.
Sadece E-devlet şifresi ile sisteme girerek dava iptal edilemez. UYAP Vatandaş Portalına giriş yapıldıktan sonra iptal/feragat dilekçenizin mahkemeye gönderilebilmesi için mutlaka Elektronik İmza (E-imza) veya Mobil İmza kullanmanız gerekmektedir.
Hayır, hukuk sistemimizde kendi açtığınız bir davadan vazgeçtiğiniz için hapis cezası veya devlete ödenen idari bir para cezası bulunmamaktadır. Sadece dava için yaptığınız harç ve masrafların bir kısmı yanar ve karşı tarafın avukatı varsa ona vekalet ücreti ödemek zorunda kalabilirsiniz.
Feragat ettikten hemen ertesi gün bile yeni bir dava açabilirsiniz. Ancak buradaki altın kural; yeni açacağınız davada eski olaylara (feragat tarihinden öncekilere) dayanamazsınız. Mutlaka feragat tarihinden sonra meydana gelmiş yeni bir kusurlu eylem veya geçimsizlik nedeni sunmanız gerekir.
Eğer yaptığınız işlem hukuken 'feragat' ise, karşı tarafın (eşinizin) rızasına veya onayına ihtiyaç yoktur, davanız kapanır. Ancak karşı taraf da size karşı bir boşanma davası açmışsa (karşı dava), o kendi davasından vazgeçmediği sürece yargılama devam eder.
Evet, bir kısmını geri alabilirsiniz. İlk duruşma yapılmadan önce vazgeçerseniz karar ve ilam harcının üçte ikisini; ilk duruşmadan sonra vazgeçerseniz üçte birini iade alabilirsiniz. Ayrıca kullanılmamış bilirkişi ve tebligat avansları (gider avansı) hesaplanarak tarafınıza iade edilir.
Evet, vazgeçebilirsiniz. Mahkeme kararı henüz kesinleşmediği için Yargıtay (temyiz) veya İstinaf (BAM) aşamasındayken de feragat dilekçesi sunulabilir. Bu durumda Yargıtay kararı bozar ve feragat hakkında işlem yapılması için dosyayı ilk derece mahkemesine gönderir.
Hayır. Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre feragat beyanı kayıtsız ve şartsız olmalıdır. 'Eşim bana şu kadar para verirse', 'Velayeti bana bırakırsa vazgeçerim' şeklindeki dilekçeler mahkeme tarafından geçerli bir feragat olarak kabul edilmez.
Davanın feragat nedeniyle reddedilmesiyle birlikte, dava süresince bağlanmış olan tedbir nafakaları karar kesinleştiği andan itibaren kendiliğinden kalkar. Ancak geçmişe dönük birikmiş nafaka borçlarınız varsa, bunlar silinmez ve ödemek zorundasınız.
Anlaşmalı boşanma davasında taraflardan biri duruşmada boşanma iradesinden vazgeçtiğini bildirirse anlaşma çöker. Hakim davayı hemen reddetmez, davanın çekişmeli boşanma davası olarak devam etmesine karar verir ve taraflara delillerini sunmaları için süre verir.
Hayır. Bir avukatın müvekkilinin açtığı davadan feragat edebilmesi için, noterde düzenlenen vekaletnamede açıkça ve özel olarak 'feragat etmeye' yetkilendirilmiş olması zorunludur. Bu özel yetki yoksa avukat davayı geri çekemez.
Kural olarak feragat işlemi yapıldığı an hüküm ifade eder ve tek taraflı irade beyanıyla geri dönülemez. Feragatten dönmek (feragati iptal etmek) ancak feragat iradesinin hata, hile veya korkutma (ikrah) altında yapıldığının ispat edilmesi halinde başka bir dava ile mümkündür.
Hukuk kurallarına göre, bir davayı açıp sonra vazgeçen taraf 'davayı kaybetmiş' sayılır. Kaybeden taraf, yargılama giderlerini ve kendini avukatla temsil ettiren kazanan tarafın yasal vekalet ücretini ödemekle yükümlüdür.
Feragat ettiğiniz tarihe kadar eşinizin yaptığı tüm kusurlu hareketleri (aldatma, şiddet, hakaret vs.) hukuken affettiğiniz veya en azından hoşgörüyle karşıladığınız kabul edilir. Artık bu eski olayları bir daha hiçbir boşanma davasında sebep olarak sunamazsınız.
Eğer siz davacıysanız ve davadan feragat ediyorsanız, dilekçeyi tek başınıza vermeniz yeterlidir. Eşinizin yanınızda olmasına gerek yoktur. Ancak her ikiniz de birbirinize karşılıklı dava açmışsanız ve her iki davayı da kapatmak istiyorsanız, ikinizin de ayrı ayrı kendi dilekçesini vermesi gerekir.
Hayır. Mahkeme kararı kesinleşip nüfus kayıtlarına işlendikten sonra davayı iptal etmek veya kararı geri almak hukuken imkansızdır. Eşinizle tekrar birleşmek istiyorsanız, belediyeye başvurarak sıfırdan resmi nikah işlemi (evlilik) yapmanız gerekmektedir.
Evet. Eğer eşinizin size karşı işlediği zina, hayata kast veya ağır hakaret gibi kusurlu bir davranışını bilerek, ona açıkça onu affettiğinizi söylerseniz, hukuken bu olaya dayanarak boşanma davası açma hakkınızı kaybedersiniz.
Kesinlikle sayılır. WhatsApp, SMS veya diğer elektronik mesajlaşma ortamlarından gönderilen 'seni affettim', 'geçmişi unutalım' şeklindeki mesajlar, mahkeme tarafından yazılı delil kabul edilir ve af iradesini gösterir.
Hayır, tek başına yeterli değildir. Eşlerin ekonomik zorluklar, çocukların durumu veya gidecek yerin olmaması gibi sebeplerle aynı çatı altında kalması af sayılmaz. Ancak karı-koca ilişkisinin devam etmesi, aynı yatağın paylaşılması örtülü af sayılabilir.
Aldatılma vakıasını kesin ve net olarak öğrendikten sonra eşinizle rızanızla tatile çıkmanız, romantik etkinliklerde bulunmanız hukuken 'örtülü af' (zımni af) olarak yorumlanır. Bu durumda sadece o aldatma olayına dayanarak dava açmanız çok zorlaşır.
Hayır, çift terapisine veya aile danışmanına gitmek başlı başına bir af eylemi değildir. Bu durum, eşlerin sorunları çözmek için çaba gösterdiği ve birbirlerine bir deneme süresi (hoşgörü) tanıdıkları şeklinde yorumlanır.
Kesinlikle hayır. Şiddet ve tehdit altında olan, ekonomik şiddet gören veya çaresizlikten dolayı evden ayrılamayan mağdur eşin bu mecburiyeti hukuken af kabul edilemez. İrade özgürlüğünün olmadığı yerde aftan söz edilemez.
Eşinizin bir hatasını affetmeniz, ona gelecekte yapacağı hatalar için sınırsız bir özgürlük vermez. Eğer eşiniz affettiğiniz davranışı tekrarlar veya yeni bir kusurlu eylem gerçekleştirirse, bu yeni olaya dayanarak yeni bir boşanma davası açabilirsiniz.
Boşanma davası devam ederken eşinizle barışır ve karşılıklı karı-koca hayatına geri dönerseniz, bu durum af sayılır. Mahkeme bu durumu tespit ederse veya siz davadan feragat ederseniz davanız reddedilir.
Evet, feragat ettikten sonra yaşanan yeni olaylara dayanarak tekrar boşanma davası açabilirsiniz. Ancak feragat, önceki dilediğinizdeki tüm olayları affettiğiniz anlamına geldiği için, o eski olayları yeni davanızda sebep olarak kullanamazsınız.
Hayır. Hukuk sistemimize göre, bir olayı affeden kişi o olayın yarattığı manevi tahribatı da sineye çekmiş kabul edilir. Bu nedenle, affedilmiş olan eski olaylara dayanarak manevi tazminat talep edilemez.
Hayır. Ebeveynlerin çocuklarının üstün yararı için, onların özel günlerinde bir araya gelmesi, kavga etmeden aynı ortamda bulunması af iradesi değil, sadece anne-babalık sorumluluğunun yerine getirilmesidir.
Af, kusuru tamamen silmek ve kayıtsız şartsız yola devam etmektir (dava hakkı düşer). Hoşgörü ise, eşe hatalarını düzeltmesi için belli şartlara bağlı olarak son bir şans vermek, deneme süreci başlatmaktır (dava hakkı hemen düşmez).
Hayır. Affın geçerli olabilmesi için, affeden kişinin olayın tüm detaylarını, kapsamını ve ağırlığını net olarak bilmesi gerekir. Sadece bazı dedikodular veya şüpheler varken sergilenen iyi tutumlar, daha sonra gerçeğin tamamı öğrenildiğinde af olarak değerlendirilemez.
Evet. Eğer aile büyükleri araya girmiş, bir uzlaşma masası kurulmuş ve siz de rızanızla eşinizle barışıp evliliğe devam etme kararı almışsanız, bu durum hukuken olayların üstünün kapatıldığı ve affın gerçekleştiği şeklinde yorumlanır.
Hukukta kural olarak bir iddiayı öne süren onu ispatla yükümlüdür. 'Eşim beni affetmişti' diyen taraf (genellikle davalı), bu iddiasını mesajlar, tatil kayıtları veya tanık beyanları ile somut olarak ispatlamak zorundadır.
Evet, hukuken yazabilirsiniz ancak kesinlikle tavsiye edilmez. İnternetteki matbu şablonlar sizin özel durumunuzu, malvarlığınızı ve çocuklarınızın gelecekteki ihtiyaçlarını kapsamaz. Yapacağınız ufak bir hata, binlerce liralık hak kaybına veya vergi borcuna yol açabilir.
Anlaşmalı boşanmanın gerçekleşmesi için her iki tarafın da duruşmada hakimin huzurunda 'Boşanmak istiyorum, protokolü kabul ediyorum' demesi zorunludur. Taraflardan biri duruşmada vazgeçerse, anlaşmalı boşanma reddedilir ve dava çekişmeli boşanma davasına dönüşür.
Bu süre mahkemenin iş yüküne göre değişmekle birlikte genellikle 1 ile 4 hafta arasında bir duruşma günü verilir. Avukat aracılığıyla takip edilen dosyalarda, hakimliğin uygunluğuna göre öne alma dilekçeleri ile süreç hızlandırılabilir.
Evet, özellikle enflasyon, paranın alım gücünün düşmesi veya çocuğun okul masraflarının artması gibi nedenlerle 'Nafaka Artırım Davası' (Uyarlama davası) açarak miktarın yükseltilmesini mahkemeden talep edebilirsiniz.
Hakimler genellikle velayet, nafaka ve tazminat konularının netleşmesini arar. Ancak mal paylaşımı protokole yazılmazsa, boşanmadan sonraki 10 yıl içinde tarafların birbirine 'Mal Rejimi Tasfiyesi' davası açma hakkı saklı kalır. Bu riski bitirmek için tüm malların protokolde paylaştırılması en güvenlisidir.
Evet, Türk hukukunda Yargıtay kararları ile ortak velayet mümkün hale gelmiştir. Ancak bunun için tarafların çocuğun eğitim, sağlık ve gelişim kararlarında tam bir mutabakat içinde hareket edebileceklerini hakime göstermeleri ve protokolü buna uygun detaylandırmaları gerekir.
Mahkeme kararı (ilam) kesinleştikten sonra protokolde yer alan maddeler resmiyet kazanır. Eğer eşiniz eşyaları veya belirlenen tazminatı/nafakayı vermezse, bu mahkeme kararı ile doğrudan İcra Dairesine başvurarak 'İlamlı İcra' takibi başlatabilirsiniz.
Şirket hisse devirleri çok spesifiktir. Hissenin hangi şirkete ait olduğu, nominal değeri, ne kadarlık kısmının devredileceği ve bu devir işleminden doğacak vergi/harç yükümlülüklerinin kim tarafından karşılanacağı protokolde şüpheye yer bırakmayacak şekilde yazılmalıdır.
Kredi borcu yasal olarak bankaya karşı kimin adına çekildiyse onundur. Ancak eşler kendi aralarında (iç ilişkide) borcu kimin ödeyeceğini protokolde belirleyebilir. Unutmayın ki banka protokole bağlı değildir, sadece borçluyu tanır.
Eğer protokolde 'Tarafların birbirlerinden mal paylaşımı konusunda hiçbir talebi kalmamıştır, ibralaştık' şeklinde geniş kapsamlı bir feragat maddesi imzaladıysanız, sonradan ortaya çıkan mallar için dava açmanız çok zorlaşır. Hile kanıtlanmadıkça protokol maddeleri geçerlidir.
Kanunen evcil hayvanlar eşya statüsünde olsa da, uygulamada evcil hayvanın hangi eşte kalacağı, diğer eşin onu ne zaman görebileceği veya veteriner masraflarının nasıl paylaşılacağı protokole madde olarak eklenebilmektedir.
Hayır. Anlaşmalı boşanmada kanun gereği (TMK m.166/3) her iki tarafın da hakimin huzurunda bizzat bulunarak iradelerini sözlü olarak beyan etmeleri şarttır. Sadece vekaletname vererek duruşmaya katılmadan anlaşmalı boşanma yapılamaz.
Sadece 'okul masrafları karşılanacaktır' demek yetmez. Okulun yıllık eğitim ücreti, servis ücreti, yemek, kırtasiye ve kıyafet masraflarının kim tarafından, hangi tarihlerde ve doğrudan okula mı yoksa diğer eşe mi ödeneceği netleştirilmelidir.
Kesinlikle evet. Ziynet eşyalarının kimde kalacağı, paylaşıldıysa nasıl paylaşıldığı veya 'ziynetlere ilişkin tarafların birbirlerinden hiçbir talebi yoktur' beyanı eklenmelidir. Aksi halde sonradan ziynet alacağı davası ile karşılaşabilirsiniz.
Protokolün noterde onaylanmasına gerek yoktur. Avukatınızın ofisinde veya evde kendi aranızda imzalayacağınız protokol yeterlidir. Bu belge, Aile Mahkemesi hakimi duruşmada onayladığı an resmiyet ve geçerlilik kazanır.
Çekişmeli boşanma dilekçesi matbu (hazır basılı) bir belge değildir, bakkaldan veya kırtasiyeden alınmaz. Sizin evliliğinize özgü olayları ve talepleri içeren, tarafınızca veya vekil tayin edeceğiniz avukatınız tarafından HMK kurallarına uygun olarak bilgisayar ortamında özel olarak yazılması gereken hukuki bir metindir.
Evet, hukuken dava dilekçesinin bilgisayarla yazılma zorunluluğu yoktur; okunaklı ve anlaşılır bir el yazısıyla da yazılabilir. Ancak mahkemelerin işleyişi, dosyanın taranıp UYAP sistemine aktarılması ve hakimin okuma kolaylığı açısından bilgisayarda yazılıp çıktı alınması ve ıslak imza ile imzalanması şiddetle tavsiye edilir.
Evet, boşanma davalarında hukuka uygun yollarla elde edilmiş WhatsApp konuşmaları delil olarak sunulabilir. Ancak bu konuşmaların ekran görüntülerini doğrudan dilekçenin içine gömmek yerine, dilekçede olayları anlatıp, 'Ek-1: WhatsApp yazışma çıktıları' şeklinde dilekçenizin arkasına eklemeniz usulen daha doğrudur.
Kural olarak, dava dilekçesinde belirtilen tazminat miktarı 'iddianın genişletilmesi yasağı' nedeniyle sonradan tek taraflı olarak artırılamaz. Sadece 'Islah' adı verilen istisnai bir kurumla dava boyunca bir kez artırım yapılabilir, ancak bu da ek harçlar ve usuli zorluklar içerir. Bu yüzden en baştan doğru rakamı talep etmek çok önemlidir.
Eğer dava dilekçenizi mahkemeye sunduysanız, kural olarak unuttuğunuz olayları ekleyemezsiniz. Ancak karşı taraf (davalı) size cevap dilekçesi gönderdiğinde, sizin de 'Cevaba Cevap Dilekçesi' yazma hakkınız doğar. Unutulan vakıaların bir kısmı bu aşamada veya istisnai durumlarda ıslah yoluyla dosyaya kazandırılmaya çalışılabilir, ancak bu durum avukat desteği gerektiren teknik bir konudur.
Evet, çok risklidir. İnternetteki şablonlar genel geçer ifadeler içerir. Sizin olayınza özel tarihleri, detayları, ispatlayabileceğiniz spesifik olayları içermediği için davanızın reddedilmesine, nafaka, velayet veya tazminat haklarınızı kaybetmenize yol açabilir. Her evliliğin dinamikleri farklıdır ve dilekçe terzi işi olmalıdır.
2026 yılı tarifelerine göre maktu başvuru harcı, peşin karar ve ilam harcı ile tebligat ve müzekkere masraflarını karşılayacak olan 'Gider Avansı' yatırılması zorunludur. Dava dilekçesinde talep edilen tazminat miktarları için ayrıca nispi harç ödenmez (boşanmanın fer'isi olduğu için). Ancak masraflar her yıl Adalet Bakanlığı tarifelerine göre güncellenir.
Hayır, dava dilekçesinde tanık isimlerini ve adreslerini hemen yazmak zorunda değilsiniz. Dilekçede 'Tanıklar (İsim ve adresleri bilahare bildirilecektir)' veya 'Tanık listemiz sunulacaktır' demeniz yeterlidir. Mahkeme, ön inceleme duruşmasından sonra size tanıklarınızı bildirmeniz için iki haftalık kesin süre verecektir.
Eğer eşinizin yurt dışı adresini tam olarak biliyorsanız dilekçeye o adresi yazmalısınız. Tebligat, uluslararası istinabe veya dış temsilcilikler aracılığıyla yapılır (bu süreç uzun sürer). Adresini hiç bilmiyorsanız, dilekçede 'Adresi meçhul / Bilinmiyor' yazarak mahkemeden adres araştırması talep edebilir, bulunamazsa ilanen tebligat yapılmasını isteyebilirsiniz.
Elinizde güçlü emareler (örneğin sık sık belirli bir numarayla gece yarısı görüşüldüğüne dair inanç) varsa, dilekçede bu durumu belirterek mahkemeden operatörlerden HTS (arama ve sinyal) kayıtlarının celbini talep edebilirsiniz. Ancak hiçbir dayanağı olmayan, tamamen kuruntuya dayalı asılsız iddialar yazmak aleyhinize sonuç doğurur.
Fotoğrafların çıktıları dilekçeye ek yapılabilir. Ancak video, ses kaydı gibi dijital materyaller dilekçeyle birlikte bir USB bellek veya CD/DVD içerisinde, bir dilekçe ekinde mahkemeye fiziki olarak sunulmalıdır. UYAP üzerinden doğrudan video yüklenememektedir.
Evet, velayet talebinizi desteklemek adına dava dilekçesinde mahkemeden 'Sosyal İnceleme Raporu (SİR)' alınmasını, mahkeme uzmanları veya pedagoglar tarafından çocuğun dinlenmesini ve tarafların yaşam koşullarının incelenmesini talep etmeniz oldukça faydalıdır.
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamındaki tedbir kararları (uzaklaştırma vb.) boşanma dilekçesiyle birlikte istenebileceği gibi, davadan önce veya davanın her aşamasında mahkemeden ayrıca talep edilebilir. Eğer acil bir durum varsa hemen talep edilmelidir.
HMK madde 122 uyarınca, dava dilekçesinin davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği tarihten itibaren cevap verme süresi kural olarak 2 (iki) haftadır. Davalı bu süre içinde cevap dilekçesi sunmazsa, dava dilekçenizdeki tüm iddiaları inkar etmiş (kabul etmemiş) sayılır.
Eğer davanızı anlaşmalı boşanma olarak açtıysanız ve eşiniz duruşmaya gelmezse veya duruşmada vazgeçerse, davanız mahkeme tarafından usulden reddedilmeyip çekişmeli boşanma davasına dönüşür. Bu durumda mahkeme size süre vererek çekişmeli boşanma esaslarına uygun, iddia, delil ve vakıaları içeren yeni bir beyan dilekçesi sunmanızı isteyecektir.
Evet, anne ve baba kendi çocuklarının boşanma davasında şahit olabilirler. Sırf birinci derece akraba olmaları şahitlik yapmalarına engel değildir. Ancak hakim beyanlarını değerlendirirken bilginin bizzat görgüye dayalı olmasına dikkat eder.
Kural olarak mahkeme tarafından usulüne uygun çağrılan kişilerin şahitlik yapması kamusal bir görevdir ve zorunludur. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre anne, baba, kardeş, çocuk, eş gibi yakın akrabaların tanıklıktan çekinme (ifade vermeyi reddetme) hakkı bulunmaktadır.
Evet, idrak yaşına gelmiş (genellikle 8 yaş ve üzeri) ortak çocuklar tanık olarak dinlenebilir. Ancak pedagoglar eşliğinde ve çocukların psikolojilerini korumak amacıyla genellikle mahkeme salonunda değil, Adli Görüşme Odalarında dinlenmeleri tercih edilir.
Kanunda belirlenmiş asgari veya azami bir tanık sayısı yoktur. Önemli olan sayı değil, tanıkların olaylara bizzat şahit olmuş (görgüye dayalı) kaliteli bilgiler verebilmesidir. Genellikle her bir iddia için 2-3 görgü tanığı sunulması ispat açısından yeterli kabul edilir.
Sadece davanın taraflarından birinin size anlattığı şeyleri (dedikodu/duyum) mahkemeye aktarmanız hukuken zayıf bir delildir. Yargıtay, bizzat görülmeyen, sadece aktarıma dayalı soyut duyumları boşanma kararında tek başına hükme esas almamaktadır.
Hayır, Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca boşanma davalarında ikinci bir tanık listesi verilmesi kesinlikle yasaktır. Karşı taraf açıkça onay vermediği sürece (ki bu çok nadirdir), sonradan bildirilen tanıklar mahkeme tarafından dinlenmez.
Evet, mahkeme tarafından çağrılan bir tanık duruşmaya gelmek zorundadır. Geçerli bir mazereti olmadan gelmeyen tanıklar hakkında mahkeme zorla getirme kararı (ihzar) çıkarabilir ve tanık polis/jandarma zoruyla getirilir.
Davanın görüldüğü şehirden uzakta yaşayan tanıklar, bulundukları yerdeki Aile Mahkemesine talimat yazılarak dinlenebilir. Ayrıca SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) aracılığıyla kendi şehirlerindeki adliyeden canlı bağlantı ile duruşmaya katılıp ifade verebilirler.
Evet, hakim tanığa olaylarla ilgili sorular sorar. Ardından her iki tarafın avukatları da iddiaları aydınlatmak veya çelişkileri ortaya çıkarmak amacıyla tanığa doğrudan çapraz sorular yöneltebilirler.
Tanığın dinlenmesini tamamen engelleyemezsiniz (kanuni şartları taşıyorsa). Ancak tanık ifade verdikten sonra, beyanlarındaki çelişkilere, yalana veya taraflı tutumuna karşı beyanda bulunarak, hakimin o ifadeye itibar etmemesini talep edebilirsiniz.
Evet, mahkeme huzurunda yemin ederek yalan beyanda bulunmak Türk Ceza Kanunu'na göre Yalan Tanıklık suçunu oluşturur. Suçun sabit olması halinde kişi hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılabilir.
Hayır, tanık olacak kişinin akli melekelerinin yerinde olması, olayları algılama ve mahkemede doğru bir şekilde aktarma yeteneğine (temyiz kudretine) sahip olması gerekir. Aksi halde beyanları geçersiz sayılır.
Adalet Bakanlığı her yıl bir tanıklık ücret tarifesi yayınlar. Tanığın yol masrafı, beslenme gideri ve zaman kaybı göz önünde bulundurularak mahkeme tarafından bir ücret belirlenir. Bu ücreti, tanığı listesinde gösteren taraf peşin avans olarak mahkeme veznesine yatırır.
Evet, tarafların kardeşleri boşanma davalarında şahitlik yapabilir. Birinci derece yakın olmaları beyanlarının reddedilmesi için tek başına sebep değildir, ancak taraflı olup olmadıkları diğer delillerle birlikte hakim tarafından titizlikle değerlendirilir.
Evet, avukatlar, doktorlar, psikologlar veya din adamları meslekleri icabı öğrendikleri sırlar hakkında tanıklık yapmaktan çekinebilirler. Ancak sır sahibi kişi izin verirse (avukatlar hariç) tanıklık yapabilirler.
Anlaşmalı boşanmada taraflar velayet, nafaka, tazminat ve mal paylaşımı gibi tüm hukuki sonuçlarda mutabakata vararak hakimin karşısına çıkarlar ve süreç genellikle tek celsede biter. Çekişmeli boşanmada ise taraflar uzlaşamaz ve bu kararları deliller ışığında hakim verir, süreç yıllarca sürebilir.
Eşinizin sizden mal kaçırmak amacıyla (muvazaalı olarak) 3. kişilere devrettiği mallar için tasarrufun iptali davası açılabilir. Ayrıca mal rejiminin tasfiyesi davasında, bu kaçırılan malların değeri de sanki eşinizin mal varlığındaymış gibi hesaplamaya dahil edilir.
Evet, hukuka uygun şekilde elde edilmiş sosyal medya yazışmaları, fotoğrafları veya herkese açık paylaşımlar mahkemede delil olarak sunulabilir. Ancak eşinizin şifresini izinsiz kırarak elde ettiğiniz veriler hukuka aykırı delil sayılır.
TMK Madde 166'da yer alan bu kavram, eşler arasında ortak hayatı sürdürmelerinin kendilerinden beklenemeyecek derecede şiddetli bir geçimsizlik yaşanması durumudur. Sürekli hakaret, ekonomik şiddet, ilgisizlik gibi pek çok durum bu kapsama girer.
Evet, zina (aldatma) sebebine dayanarak boşanma davası açabilmek için, zinayı öğrenme tarihinden itibaren 6 ay ve her halükarda zinanın üzerinden 5 yıl geçmeden davanın açılması gerekmektedir.
Anlaşmalı boşanma kararı kesinleştikten sonra kural olarak protokolün iptali istenemez. Ancak protokolde hata, hile, gabin veya ikrah (zorlama, tehdit) olduğu ispat edilirse veya çocukların üstün yararı (velayet, iştirak nafakası) sonradan değişen şartlara göre yeniden değerlendirilecekse dava açılabilir.
Dava açıldığı an, eşlerin mevcut mal varlıklarının korunması için mahkemeden ihtiyati tedbir talep edilebilir. İhtiyati tedbir kararı alınırsa, eşiniz bankadaki hesaplardan veya tapudaki gayrimenkullerden tasarrufta bulunamaz.
Hukukta 'kesinlikle' diye bir kavram olmamakla birlikte, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre 0-3 yaş arası (hatta genellikle 0-7 yaş arası) anne bakımına ve şefkatine muhtaç çocukların velayeti, annenin çok ağır bir kusuru (çocuğun hayatını tehlikeye atma vb.) yoksa anneye verilir.
Kural olarak, asgari ücret seviyesinde ve düzenli çalışan bir kadının yoksulluğa düşmeyeceği kabul edildiğinden yoksulluk nafakası bağlanmayabilir. Ancak kadının geliri, onu yoksulluktan kurtarmaya yetmeyecek düzeydeyse ve evlilikteki yaşam standardından çok aşağıya düşüyorsa, duruma göre kısmi nafaka bağlanabilir.
Hayır. Maddi veya manevi tazminat talep edebilmek için, tazminat isteyen tarafın diğer tarafa göre daha az kusurlu veya kusursuz olması gerekir. Eşit kusur durumunda mahkeme tazminat taleplerini reddeder.
Çekişmeli boşanma davalarında özellikle fiziksel, psikolojik veya ekonomik şiddet gibi gözle görülebilen/duyulabilen iddiaların ispatında tanık beyanları hayati öneme sahiptir. Mahkeme, iddiaları destekleyen görgüye dayalı tanık ifadelerine büyük önem verir.
Boşanma kararı kesinleştiğinde kadın, evlenmeden önceki bekarlık soyadına geri döner. Ancak kadın, eski eşinin soyadını kullanmakta menfaati olduğunu ve bunun eşine zarar vermeyeceğini ispat ederse, mahkeme kararıyla eski eşinin soyadını taşımaya devam edebilir.
Evet, eşlerden birine ait şirket hisseleri 1 Ocak 2002'den sonraki evlilik süresi içinde elde edilmişse veya şirketin bu dönemdeki kâr payları/gelirleri söz konusuysa, bu değerler edinilmiş mal rejimine tabi olur ve tasfiye hesabına katılır.
Dava süresince hak kaybı yaşanmaması ve çocuğun düzeninin bozulmaması için hakim, dava sonuçlanana kadar 'geçici velayet' kararı verir. Bu süreçte çocuk genellikle düzeni nerede kuruluysa veya yaşı gereği kime muhtaçsa (örneğin anneye) onda kalır.
Evi terk etmek tek başına suç değildir ancak TMK Madde 164'e göre 'Terk' özel bir boşanma sebebidir. Eş, ortak konutu haklı bir sebep olmadan terk etmişse ve bu terk durumu usulüne uygun ihtarlara rağmen en az 6 ay sürmüşse, terk sebebiyle boşanma davası açılabilir.
Dava açıldıktan sonra mahkemenin iş yoğunluğuna bağlı olarak genellikle 1 hafta ile 2 ay arasında bir tarihe duruşma günü verilir. Büyükşehirlerde bu süre ortalama 3-4 haftayı bulabilmektedir.
Evet, anlaşmalı boşanma davaları şartları sağlıyor ve taraflar duruşmada hazır bulunuyorsa tek celsede karara bağlanır. Duruşma genellikle 5-10 dakika sürer.
Hayır. Duruşmada hakimin boşanmaya karar vermesi sürecin bittiği anlamına gelmez. Kararın yazılması, tebliğ edilmesi ve istinaf sürelerinin dolup kesinleşmesi gerekir. Kesinleşme olana kadar hukuken evli sayılırsınız.
Kanunen hakimin gerekçeli kararı yazmak için 1 aylık süresi vardır. Çoğu mahkeme yoğunluk sebebiyle bu sürenin tamamını kullanır, ancak bazen 1-2 hafta içinde de yazıldığı görülür.
Gerekçeli karar taraflara tebliğ edildikten sonra 2 haftalık (14 gün) istinaf başvuru süresi vardır. Bu süre geçmeden karar kesinleşmez. Ancak taraflar feragat dilekçesi verirse bu süre beklenmez.
Tarafların mahkeme kararına itiraz etmeyeceklerini ve üst mahkemeye (istinafa) gitme haklarından vazgeçtiklerini bildirdikleri dilekçedir. Bu dilekçe verilirse 2 haftalık bekleme süresi ortadan kalkar ve karar hemen kesinleşir.
Elden tebliğ almak, posta yoluyla giden tebligatın 5-10 günlük ulaşma süresini ortadan kaldırır. Karar yazıldığı an gidip kalemden teslim alarak zaman kazanırsınız.
Gerekçeli karar elektronik tebligat sistemine (UETS) düştükten sonraki 5. günün sonunda hukuken tebliğ edilmiş sayılır. Bu tarihten sonra 2 haftalık istinaf süresi başlar.
Anlaşmalı boşanma davalarında tarafların bizzat hakimin huzurunda bulunması zorunludur. Duruşmaya gitmezseniz boşanma gerçekleşmez, dosya müracaata kalır veya çekişmeliye döner.
Karar kesinleştikten sonra mahkeme bunu Nüfus Müdürlüğüne bildirir. Nüfus Müdürlüğü bu kararı sisteme işler ve medeni halinizin e-Devlet'te güncellenmesi genellikle 3 ila 7 gün sürer.
Anlaşmalı boşanma davaları ivedi işlerden sayılmadığı için genellikle adli tatilde (20 Temmuz - 31 Ağustos) duruşma yapılmaz. Dava açılsa bile duruşma günü adli tatil sonrasına, Eylül ayına bırakılır.
Evet, soyadı veya medeni hal değişikliği sebebiyle yeni kimlik başvurusu yapabilmeniz için boşanma kararının kesinleşmesi ve Nüfus Müdürlüğü sistemine işlenmiş olması şarttır.
Evet, eğer avukatınıza verdiğiniz vekaletnamede boşanma davası açmaya ve tebligat almaya yetkisi varsa, avukatınız kararı kalemden sizin adınıza elden tebliğ alabilir.
Hayır, sürenin hemen kesinleşmesi için davacı ve davalı her iki tarafın da kararı tebliğ alıp istinaftan feragat dilekçesi vermesi gerekir. Aksi halde diğer tarafın süresinin dolması beklenir.
Yabancı eşin duruşmada bulunması ve tercüman sağlanması şartıyla süreler aynıdır. Ancak eş yurtdışındaysa ve gelemiyorsa anlaşmalı boşanma yapılamaz, süreç tebligatlar nedeniyle çok uzar.
Hayır, kanunen boşanma davası açmak için avukat tutma zorunluluğu yoktur. Ancak hak kaybı yaşamamak, süreci hızlı ve doğru yönetmek için bir boşanma avukatıyla çalışmanız tavsiye edilir.
Sadece e-Devlet şifresi yeterli değildir. UYAP üzerinden dava açabilmek için mutlaka Elektronik İmza (E-İmza) veya Mobil İmza sahibi olmanız gerekmektedir.
2026 yılı harç tarifelerine göre, dava açılışında başvuru harcı, peşin harç ve gider avansı ödenir. Bu tutarlar davanın türüne göre değişmekle birlikte, peşin ödenmesi gereken bir maliyettir.
Evet, eşiniz boşanmak istemese bile 'Çekişmeli Boşanma Davası' açabilirsiniz. Ancak bu durumda boşanma sebebinizi ve eşinizin kusurunu ispatlamanız gerekecektir.
Dava açıldıktan sonra dilekçeler aşaması (karşılıklı cevaplar) başlar. Bu aşama tamamlandıktan sonra, mahkemenin yoğunluğuna göre ortalama 3-5 ay sonrasına ilk duruşma günü verilir.
Boşanma davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Aile Mahkemesi olmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesine başvurulur. Yetkili yer ise eşlerden birinin ikametgahı veya son 6 aydır birlikte oturdukları yer mahkemesidir.
Evet, boşanma davası açtıktan sonra karar kesinleşinceye kadar davanızdan feragat edebilirsiniz. Feragat ederseniz dava düşer ve evlilik birliği devam eder.
Anlaşmalı boşanma davaları genellikle tek celsede (1-3 ay) biterken, çekişmeli boşanma davaları delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi gibi süreçler nedeniyle 1.5 ile 3 yıl arasında sürebilmektedir.
Kadın veya erkek fark etmeksizin; boşanma davasında maddi-manevi tazminat, yoksulluk nafakası, çocuk varsa iştirak nafakası ve velayet, ziynet eşyaları ve mal rejiminden kaynaklı alacak hakları talep edilebilir.
Evet, dava açılış harçları ve gider avansı, dava dilekçesi teslim edilirken vezneye veya UYAP üzerinden peşin olarak ödenmelidir. Ödeme yapılmazsa dava açılmış sayılmaz.
Evet, taraflar aynı evde yaşamaya devam ederken de boşanma davası açabilirler. Dava açılmasıyla birlikte tarafların ayrı yaşama hakkı doğar.
Maddi durumunuz avukat tutmaya elverişli değilse, bulunduğunuz ilin Barosu'nun Adli Yardım Bürosuna başvurarak, gerekli şartları taşımanız halinde ücretsiz avukat ataması talep edebilirsiniz.
Aldatma (zina), özel bir boşanma sebebidir. Dilekçenizde zina sebebine dayandığınızı belirtmeli ve otel kayıtları, fotoğraflar, tanıklar gibi delillerle bu durumu ispatlamalısınız.
Eşinizle boşanmanın tüm sonuçları (nafaka, velayet, mal paylaşımı) üzerinde uzlaştıysanız, bir protokol hazırlayıp imzalayarak Aile Mahkemesine başvurabilirsiniz. Evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması şarttır.
Hazırladığınız dilekçe, adliyelerde bulunan Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna teslim edilir. İnternetten açacaksanız UYAP Vatandaş Portal sistemine yüklenir.
Eğer tebligatlar hızlı yapılır, tanıklar ilk celsede dinlenir ve taraflar kararı istinaf etmezse, yerel mahkemede dava 10-12 ay içinde sonuçlanabilir. Ancak bu durum 2026 yılı şartlarında oldukça nadirdir ve tarafların tam uyumunu gerektirir.
Dava sürecinin herhangi bir aşamasında eşinizle barışırsanız, davadan feragat edebilirsiniz. Feragat halinde dava düşer ve evlilik birliği devam eder. Ancak feragat edilen olaylara dayanarak tekrar aynı sebeplerle dava açılamaz.
Hayır, evlenemezsiniz. Medeni Kanun'a göre mevcut evlilik hukuken sona ermeden (boşanma kararı kesinleşmeden) ikinci bir evlilik yapılamaz. Dava süreci devam ettiği müddetçe halen evli sayılırsınız.
Eşinizin mal kaçırma ihtimali varsa, boşanma davası ile birlikte veya ayrıca mal rejimi davası açarak mallar üzerine 'ihtiyati tedbir' konulmasını talep etmelisiniz. Aile konutu şerhi koydurmak da gayrimenkulün satılmasını engeller.
Maalesef evet. HSK kararnameleri ile hakimlerin görev yerleri değişebilmektedir. Yeni gelen hakim, dosyayı baştan incelemek zorunda olduğu için süreçte 2-3 aylık gecikmeler yaşanabilir.
Tanıklarınızın bizzat davanın görüldüğü mahkemeye gelmesi şart değildir. Bulundukları yerdeki nöbetçi aile mahkemesine 'talimat' yazılarak ifadeleri orada alınabilir. Ancak bu prosedür süreci 3-4 ay uzatabilir.
Evet, davanın her aşamasında (karar verilene kadar) taraflar bir protokol hazırlayarak mahkemeye sunabilir ve davayı anlaşmalı boşanmaya çevirebilirler. Bu durumda hakim protokolü onaylar ve tek celsede boşanma gerçekleşir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2026 yılı iş yüküne göre, istinaf incelemeleri ortalama 12 ila 24 ay arasında sürmektedir. Bu süre dosyanın hangi daireye düştüğüne göre değişebilir.
Evet, karmaşık vakalarda, sürekli itiraz edilen, Yargıtay'dan bozularak dönen ve tekrar yargılama yapılan dosyaların kesinleşmesi 5 yılı, hatta bazen daha uzun süreleri bulabilmektedir.
Dava açıldıktan hemen sonra duruşma günü verilmez. Dilekçeler aşamasının (yaklaşık 3-4 ay) tamamlanması gerekir. Genellikle dava açılış tarihinden 4-5 ay sonrasına ilk duruşma (ön inceleme) günü verilir.
Dava reddedilirse ve karar kesinleşirse, taraflar 3 yıl boyunca aynı sebebe dayanarak yeniden boşanma davası açamazlar (Fiili ayrılık ilkesi). Bu süre sonunda ortak hayat kurulamamışsa yeniden dava açılabilir.
Genellikle evet. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki usul kuralları (süreler, delil sunma yöntemleri, itirazlar) çok katıdır. Avukatsız takip edilen dosyalarda yapılan usul hataları, davanın reddedilmesine veya sürecin yıllarca uzamasına neden olabilir.
Yargıtay kararı bozarsa, dosya yeniden yerel mahkemeye gönderilir. Yerel mahkeme ya bozma kararına uyar ve yeniden yargılama yapar ya da eski kararında direnir. Bu durum süreci en az 1-1.5 yıl daha uzatır.
Adli tatilde (20 Temmuz - 31 Ağustos) kural olarak çekişmeli boşanma davaları görülmez. Ancak nafaka, velayet gibi geçici tedbir talepleri ve anlaşmalı boşanmalar nöbetçi mahkemelerde incelenebilir.
Hayır, davayı erkeğin veya kadının açması yargılama süresini değiştirmez. Süre, tarafların cinsiyetine değil, delillerin toplanma hızına ve mahkemenin yoğunluğuna bağlıdır.
Mahkemenin yoğunluğuna göre değişmekle birlikte, dava açıldıktan sonra 1 hafta ile 1 ay arasında duruşma günü verilir. Duruşma tek celsede biter. Kararın yazılması ve kesinleşmesiyle birlikte toplam süreç ortalama 1-2 ayda tamamlanır.
Evet, anlaşmalı boşanmada her iki eşin de duruşmada hazır bulunması ve boşanma iradesini hakime bizzat beyan etmesi zorunludur. Avukatınız olsa bile duruşmaya katılmalısınız.
Hayır, Türk Medeni Kanunu'na göre resmi nikah tarihinden itibaren 1 yıl dolmadan anlaşmalı boşanma davası açılamaz. Bu durumda çekişmeli boşanma davası açılması gerekir.
Kanunen avukat tutma zorunluluğu yoktur. Ancak protokolün hatalı hazırlanması (nafaka, tazminat feragati gibi) ileride telafisi imkansız hak kayıplarına yol açabileceği için uzman bir boşanma avukatı ile çalışılması şiddetle tavsiye edilir.
Hakim, özellikle çocukların velayeti ve menfaatleri konusunda protokolde değişiklik yapılmasını isteyebilir. Taraflar bu değişikliği kabul ederse boşanma gerçekleşir, aksi halde dava çekişmeliye dönebilir.
Boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte mahkeme durumu Nüfus Müdürlüğü'ne bildirir ve kadın kızlık soyadına döner. Eğer kadın kocasının soyadını kullanmaya devam etmek istiyorsa, bunun için haklı bir sebep sunmalı ve protokolde belirtmelidir.
Anlaşmalı boşanmada nafaka miktarını taraflar kendi aralarında serbestçe belirler. Hakim, miktar fahiş veya çok düşük olmadıkça ve taraflar anlaştıkça müdahale etmez.
Hayır, boşanma protokolünün noterde yapılmasına gerek yoktur ve tek başına noterde yapılan protokol boşanmayı sağlamaz. Protokol adi yazılı şekilde (tarafların imzasıyla) hazırlanır ve mahkemeye sunularak hakim onayıyla geçerlilik kazanır.
Evet, anlaşmalı boşanma protokolünde 'mal paylaşımı haklarımız saklıdır' diyerek veya bu konuya hiç değinmeyerek mal paylaşımı davası sonraya bırakılabilir. Ancak en temiz yöntem, her şeyi protokolde çözümlemektir.
Mahkeme harçları ve masrafları her yıl devlet tarafından belirlenir ve nispeten düşüktür. Ancak avukatlık ücreti, İstanbul Barosu asgari ücret tarifesinin altında olmamak kaydıyla avukat ve müvekkil arasında belirlenir.
Eşlerden biri duruşmaya gelmezse anlaşmalı boşanma gerçekleşmez. Hakim davayı ya reddeder ya da davacıya davayı çekişmeli olarak sürdürmek isteyip istemediğini sorar.
Eksiksiz bir protokol hazırlamalı, 1 yıllık evlilik süresini doldurmuş olmalı ve duruşma günü her iki taraf da mahkemede hazır bulunarak boşanmayı kabul etmelidir.
Anlaşmalı boşanmada taraflar velayetin kimde kalacağına kendileri karar verir. Hakim, çocuğun üstün yararına aykırı bir durum (örn: ebeveynin çocuğa bakamayacak durumda olması) görmedikçe tarafların anlaşmasını onaylar.
Erkek hemen evlenebilir. Kadın ise boşanma kesinleştikten sonra 300 gün (iddet müddeti) beklemek zorundadır. Ancak hamile olmadığına dair doktor raporu alarak mahkemeden bu süreyi kaldırabilir.
Karar kesinleşinceye kadar (istinaf süresi dolana kadar) her aşamada boşanmadan veya anlaşma şartlarından vazgeçebilirsiniz. Bu durumda dava çekişmeliye döner veya reddedilir.
Evet, boşanabilirsiniz. Eşinizin hangi ülkede olduğu bilinmese dahi, Türkiye'de yapılacak kapsamlı adres araştırmaları (MERNİS, Göç İdaresi, Emniyet) sonuçsuz kaldığında 'İlanen Tebligat' yoluyla dava süreci işletilir ve gıyabında boşanma kararı verilebilir.
Adresine ulaşılamayan yabancı eşten boşanma davaları, tebligat süreçlerinin uzunluğu nedeniyle ortalama 8 ay ile 18 ay arasında sürmektedir. Bu süreyi belirleyen temel faktör, adres araştırmalarının ne kadar hızlı tamamlandığı ve ilanen tebligat aşamasına ne zaman geçildiğidir.
İlanen tebligat masrafı, gazetenin kelime başına belirlediği tarife ve ilanın uzunluğuna göre değişir. 2026 yılı itibarıyla ortalama bir ilan masrafı değişkenlik göstermekle birlikte, mahkeme veznesine yatırılması gereken önemli bir gider kalemidir. Bu ücreti davayı açan taraf peşin olarak ödemek zorundadır.
Hayır, reddedilmez. Hukuk davalarında davalının duruşmaya katılması zorunlu değildir. Önemli olan davalıya usulüne uygun tebligat yapılmasıdır. İlanen tebligat yapıldıktan sonra eşiniz duruşmaya gelmese bile, mahkeme delillerinizi değerlendirerek boşanmaya karar verir.
Eşiniz ortada yoksa ve çocuğun bakımı fiilen sizin üzerinizde ise, mahkeme çocuğun 'üstün yararını' gözeterek velayeti size verecektir. Davalı tarafın yurt dışında olması ve çocuğa bakım veremeyecek durumda olması, velayetin size verilmesi için en güçlü sebeptir.
Mahkeme nafaka ve tazminata hükmedebilir ancak tahsilat (icra) aşaması sorunludur. Eşinizin Türkiye'de malvarlığı yoksa ve yurt dışı adresi de bilinmiyorsa, karara bağlanan nafakanın fiilen tahsil edilmesi, eş ortaya çıkana kadar mümkün olmayabilir.
Türk hukukunda boşanma davalarında WhatsApp, E-mail veya sosyal medya üzerinden yapılan bildirimler 'resmi tebligat' yerine geçmez. Tebligatın mutlaka Tebligat Kanunu'na uygun olarak resmi kanallarla (Konsolosluk, Dış İlişkiler veya İlanen) yapılması zorunludur.
Hayır, gerekmez. Eğer Türkiye'de ikamet ediyorsanız veya evliliğiniz Türkiye'de gerçekleşmişse, yetkili Türk Aile Mahkemelerinde dava açabilirsiniz. Süreci Türkiye'den yürütebilirsiniz.
Eğer tebligat süreci (ilanen tebligat dahil) hukuka uygun yapılmışsa ve karar kesinleşmişse, eşinizin sonradan ortaya çıkıp 'benim haberim yoktu' demesi sonucu değiştirmez. Ancak tebligatta bir usulsüzlük varsa (örneğin bilinen adresi varken gizlendiyse) yargılamanın yenilenmesini talep edebilir.
Evet, açabilirsiniz. Yabancı eşlerin genellikle '99' ile başlayan Yabancı Kimlik Numarası bulunur. Eğer bu da yoksa, pasaport numarası, anne-baba adı ve doğum tarihi gibi bilgilerle de dava açılabilir.
Boşanma davalarında avukat tutmak yasal bir zorunluluk değildir. Ancak özellikle 'adresine ulaşılamayan yabancı eş' gibi teknik usul işlemlerinin (ilanen tebligat, yurt dışı tebligat) çok yoğun olduğu davalarda, yapılacak en küçük usul hatası davanın reddine veya yıllarca uzamasına sebep olacağından, bir uzmanla çalışılması şiddetle tavsiye edilir.
Türkiye'deki kararın eşinizin ülkesinde geçerli olması için o ülkede 'Tanıma ve Tenfiz' davası açılması gerekir. Ancak siz sadece Türkiye'deki hukuki bağınızı koparmak ve Türkiye'de yeniden evlenebilmek istiyorsanız, Türk mahkemesinin kararı sizin için yeterlidir.
Bireysel olarak Emniyet Müdürlüğü'nden eşinizin kayıtlarını alamazsınız. Ancak boşanma davası açıldığında, mahkeme aracılığıyla Emniyet'e müzekkere yazılarak eşinizin Türkiye'ye en son ne zaman girdiği veya çıktığı resmi olarak sorulabilir.
Adresi bilinmeyen eşlerde 'Terk' (TMK 164) sebebiyle dava açmak risklidir çünkü bu davada eşe 'eve dön' ihtarı çekilmesi şarttır. Adres olmadığı için bu ihtar süreci çok uzar. Bunun yerine 'Evlilik birliğinin temelinden sarsılması' (TMK 166/1) sebebiyle dava açmak daha hızlı ve pratik bir yoldur.
Temel prosedür aynı kalmakla birlikte, 2026 yılında elektronik tebligat (UETS) sisteminin yaygınlaşması ve kolluk araştırmalarının dijital entegrasyonu sayesinde adres araştırma aşamaları geçmiş yıllara göre daha hızlı sonuçlanabilmektedir.
Anlaşmalı boşanma kararına süresi içinde itiraz ederseniz (istinafa başvurursanız), boşanma kararı kesinleşmez. Dosya Bölge Adliye Mahkemesi'ne gider, mahkeme tarafların anlaşma iradesinin bozulduğunu tespit eder ve kararı kaldırarak dosyayı yerel mahkemeye geri gönderir. Dava çekişmeli boşanma davası olarak devam eder.
Kanunen avukat tutma zorunluluğu yoktur ancak süreç teknik hukuk bilgisi gerektirir. İstinaf dilekçesinin doğru yazılması, sürelerin kaçırılmaması ve dava çekişmeliye döndüğünde hak kaybı yaşanmaması için bir boşanma avukatı ile çalışmak hayati önem taşır.
İstinaf süresi, mahkemenin yazdığı 'gerekçeli kararın' tarafınıza tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar ve 2 haftadır. Duruşma günü süre başlamaz, tebligatın elinize geçmesi (veya muhtara bırakılması) esastır.
Eşiniz istinafa giderse, anlaşmalı boşanma süreci tıkanmış demektir. Bu durumda dava çekişmeliye döneceği için sizin de karşı iddialarınızı, delillerinizi ve taleplerinizi içeren dilekçeler sunmanız gerekir. Pasif kalmak hak kaybına yol açar.
Evet, edebilirsiniz. Anlaşmalı boşanma iradesi, karar kesinleşinceye kadar devam etmek zorundadır. Protokolü imzalamış ve duruşmada kabul etmiş olsanız bile, karar kesinleşmeden önce pişman olup istinaf yoluna başvurarak anlaşmadan dönebilirsiniz.
2026 yılı yargı harçları tarifesine göre istinaf başvuru harcı ve maktu karar harcı ile gider avansı yatırılmalıdır. Bu tutarlar her yıl güncellenmektedir, mahkeme veznesinden veya avukatınızdan net tutarı öğrenebilirsiniz.
Anlaşmalı boşanmanın bozulması talepli istinaf incelemeleri, dosya üzerinden yapıldığı için nispeten hızlıdır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde bu süreç yoğunluğa göre ortalama 3-6 ay arasında değişebilir.
Anlaşmalı boşanma bir bütündür. 'Boşanmayı kabul ediyorum ama nafakayı etmiyorum' derseniz, anlaşmanın temeli bozulmuş sayılır. Bu durumda üst mahkeme genellikle kararın tamamını (boşanma dahil) kaldırır ve çekişmeli yargılamaya geçilir.
Kural olarak istinaftan feragat kesin sonuç doğurur ve geri alınamaz. Ancak feragatin baskı, tehdit, hile veya irade fesadı altında imzalatıldığını ispatlayabilirseniz, bu feragatin geçersizliği ileri sürülebilir. Bu çok zorlu bir hukuki süreçtir.
İstinaf dilekçesi, kararı veren Aile Mahkemesi'nin kalemine verilir. Dilekçe Bölge Adliye Mahkemesi'ne hitaben yazılır ancak yerel mahkeme aracılığıyla gönderilir.
Dava çekişmeliye döndüğünde, yargılama sonunda haksız çıkan (kusurlu bulunan) taraf, yargılama giderlerini ve karşı tarafın vekalet ücretini ödemeye mahkum edilir.
İstinafa başvurmak yasal bir haktır ve tek başına tazminat sebebi değildir. Ancak çekişmeli davaya dönüldüğünde, eşiniz boşanmaya neden olan kusurlu davranışlarınız varsa bunlar için maddi ve manevi tazminat talep edebilir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozarsa (kaldırırsa), dosya ilk kararı veren Aile Mahkemesi'ne geri döner. Yerel mahkeme yeni bir esas numarası verir ve taraflara davetiye çıkararak çekişmeli boşanma yargılamasını başlatır.
Gerekçeli karar tebliğinden sonra 2 hafta içinde kimse istinaf dilekçesi vermezse, boşanma kararı kesinleşir. Nüfus müdürlüğüne bildirim yapılır ve kimlikte medeni haliniz değişir.
Eğer tebligat usulüne uygun yapıldıysa ve 2 haftalık süreyi kaçırdıysanız karar kesinleşir, artık istinafa gidemezsiniz. Ancak tebligatta usulsüzlük varsa (yanlış adrese yapıldıysa vb.), 'gecikmiş itiraz' veya usulsüz tebligat şikayeti yolları denenebilir.
Anlaşmalı boşanma protokolüne, eşinizin soyadını kullanmanıza izin verdiğine dair açık ve net bir madde eklemeniz ve bu protokolü mahkemeye sunup onaylatmanız gerekmektedir.
Kocanızın rızası yoksa anlaşmalı boşanma protokolü ile bu hakkı alamazsınız. Bu durumda ya çekişmeli boşanma davası içinde ya da boşanma sonrası ayrı bir dava açarak 'menfaatiniz olduğunu' ve 'kocanızın zarar görmeyeceğini' ispatlamanız gerekir.
Mahkeme kararıyla alınan bu izin süresizdir. Ancak yeniden evlenirseniz bu hak kendiliğinden sona erer veya koca haklı bir sebeple (durum değişikliği) iznin kaldırılması davası açıp kazanırsa sona erer.
Hayır, sizin kocasının soyadını kullanmaya devam etmeniz veya kızlık soyadınıza dönmeniz çocukların soyadını etkilemez. Çocuklar babalarının soyadını taşımaya devam ederler. Çocuğun soyadını değiştirmek için ayrı bir dava (Velayet hakkına dayanarak çocuğun soyadının değiştirilmesi davası) açılması gerekir.
Evet, soyadınız değişmese bile medeni haliniz değiştiği için kimlik kartınızı yenilemeniz gerekir. Nüfus kayıtlarında 'Evli' yerine 'Bekar' (veya kapalı kayıt) statüsü yer alacaktır.
Resmi işlemlerde (imza, tapu, banka vb.) kimlikteki soyadınızı kullanmak zorundasınız. Ancak gayri resmi olarak (kartvizit, sosyal medya vb.) eski soyadınızı kullanmanızda genellikle bir yasal engel çıkarılmaz, fakat bu durum karışıklığa yol açabilir.
Çok nadir de olsa, eğer kocanın soyadını kullanmanızın kocaya veya 3. kişilere zarar vereceği çok bariz ise hakim müdahale edebilir. Ancak uygulamada, taraflar anlaştıysa hakimler genellikle bu maddeyi onar.
1 yıl dolmadan 'anlaşmalı boşanma' yapılamaz, dava çekişmeli olarak açılır. Ancak taraflar her konuda anlaştıklarını beyan ederse (çekişmelinin anlaşmalı gibi görülmesi), hakim yine de tanık dinler. Bu süreçte de soyadı konusunda anlaştığınızı beyan edip tutanağa geçirebilirsiniz.
Evet, Türk Medeni Kanunu 173. maddesi gereği, koşulların değişmesi halinde koca, soyadının kullanılması izninin kaldırılmasını talep edebilir. Ancak bunun için haklı bir sebep ve zarar gördüğünü ispat etmesi gerekir.
Evet, protokolde bu yönde bir madde düzenlenirse (hem kızlık hem koca soyadı), mahkeme buna da karar verebilir. Böylece iki soyadını birlikte taşırsınız.
Hayır, yeniden evlenme ile birlikte önceki evlilikten gelen soyadı kullanma hakkı kanunen sona erer. Yeni eşinizin soyadını alırsınız veya kanundaki güncel düzenlemelere göre kendi kızlık soyadınızı kullanırsınız.
Karar kesinleştikten sonra aynı dosya üzerinden işlem yapılamaz. Aile Mahkemesi'ne yeni bir 'Soyadı Kullanımına İzin Davası' açmanız gerekir. Bu davada eski eşiniz davalı olur.
Hayır, anlaşmalı boşanma protokolünün noterden yapılması şart değildir. Tarafların imzaladığı adi yazılı belge yeterlidir. Önemli olan bu belgenin mahkemeye sunulması ve duruşmada hakim huzurunda kabul edilmesidir.
Hayır, boşanma kararı kesinleşinceye kadar hukuken evlisiniz ve kocasının soyadını taşımaya devam edersiniz. Değişiklik ancak karar kesinleştikten sonra gerçekleşir.
Avukatsız işlem yapılması hak kaybı riski taşır ancak mutlaka yapılacaksa, protokolde 'Davalı koca, davacı kadının boşandıktan sonra da kocasının soyadını kullanmasına muvafakat eder' ifadesi net bir şekilde yer almalıdır.
Hayır, Türk Medeni Kanunu'nun 166/3 maddesi gereği, resmi olarak 'anlaşmalı boşanma' davası açabilmek için evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması şarttır. Ancak taraflar anlaşıyorsa, 'çekişmeli boşanma' davası açıp mahkemede anlaşarak ve tanık dinleterek fiilen anlaşmalı gibi tek celsede boşanabilirler.
Evet, şarttır. 1 yıl dolmadığı için hakim, sadece tarafların 'boşanmak istiyoruz' beyanıyla yetinemez. Evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına kanaat getirmek için olaylara vakıf en az 1 veya 2 tanığın beyanını dinlemek zorundadır.
Evlilik süresi ne olursa olsun, düğünde kadına takılan ziynet eşyaları (altınlar, takılar) kadının kişisel malı sayılır. Boşanma durumunda erkek bu takıları kadına iade etmek zorundadır. Takılar harcanmışsa bedeli ödenmelidir.
Evet, bağlanabilir. Evlilik süresi nafaka hakkını ortadan kaldırmaz. Eğer eşlerden biri boşanma yüzünden yoksulluğa düşecekse ve kusuru daha ağır değilse, hakim süreli veya süresiz yoksulluk nafakasına hükmedebilir.
Eşler arasında her konuda anlaşma varsa ve usulüne uygun bir çekişmeli dava açılıp tanık hazır edilirse, süreç 1 ile 3 ay arasında tamamlanabilir. Hatta mahkemenin yoğunluğuna göre tek celsede karar çıkması mümkündür.
1 yıllık süre, resmi nikahın kıyıldığı tarihten itibaren başlar. Düğün tarihi, nişan tarihi veya imam nikahı tarihi bu sürenin hesaplanmasında dikkate alınmaz.
Boşanabilirsiniz, ancak bu durumda dava tam anlamıyla bir 'çekişmeli boşanma' davasına dönüşür. Eşinizin kusurunu (şiddet, hakaret, sadakatsizlik vb.) ispatlamanız gerekir ve süreç anlaşmalı duruma göre daha uzun (1.5 - 3 yıl) sürer.
Evet, hamilelik boşanmaya engel değildir. 1 yıl dolmamışsa yine çekişmeli dava usulüyle dava açılabilir. Doğan veya doğacak çocuğun velayeti ve nafakası da dava kapsamında karara bağlanır.
Yasal olarak zorunlu değildir ancak 1 yıl dolmadan boşanma süreci teknik bir 'çekişmeli dava' olduğu için usul hataları yapma riski çok yüksektir. Davanın reddedilmemesi ve sürecin uzamaması için bir boşanma avukatıyla çalışılması şiddetle tavsiye edilir.
Zina (aldatma), hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığı gibi özel boşanma sebepleriyle de 1 yıl beklemeden dava açılabilir.
Yasal mal rejimi olan 'edinilmiş mallara katılma rejimi' geçerlidir. Evlilik tarihi ile boşanma davası tarihi arasında edinilen mallar (varsa) yarı yarıya paylaşılır. Ancak süre kısa olduğu için genellikle paylaşılacak mal bulunmaz, daha çok ziynet eşyaları ve ev eşyaları konu olur.
Evet. Dava devam ederken evliliğin 1 yılı dolarsa, taraflar mahkemeye bir protokol sunarak davayı doğrudan 'anlaşmalı boşanma' (TMK 166/3) hükümlerine göre sonuçlandırabilirler. Bu durumda tanık dinlenmesine gerek kalmayabilir.
Protokol hazırlanıp imzalanabilir ancak mahkeme bu protokolü 'anlaşmalı boşanma belgesi' olarak değil, çekişmeli davanın bir delili veya sulh belgesi olarak dikkate alır. Hukuki niteliği farklıdır.
Hakim, boşanma sebebini, geçimsizliğin nedenlerini ve evliliğin neden yürümlediğini sorar. Anlaşma olsa bile 'gerçekten boşanmak istiyor musunuz?' diye teyit eder ve tanığa olayları sorar.
Eğer dava ispatlanamadığı için reddedilirse, aynı sebebe dayanarak tekrar dava açmak için 3 yıl beklemeniz gerekir (fiili ayrılık süresi). Bu nedenle ilk davanın doğru açılması çok önemlidir.
Hayır, devam eden dosyaya dava tarihinden sonraki olaylar doğrudan eklenemez. Bunun için 'aldatma' nedeniyle ikinci bir dava açıp, mevcut dava ile birleştirilmesini talep etmeniz gerekir.
Feragat ettikten sonra tekrar dava açmak için belirli bir süre beklemenize gerek yoktur. Ancak, feragat tarihinden sonra gerçekleşmiş YENİ bir olaya (kusura) dayanmanız gerekir. Eski olaylarla hemen dava açamazsınız.
Evet, olur. Genellikle ikinci dava, 'ek dava' niteliğinde açılır ve aralarında bağlantı olduğu için ilk dava ile birleştirilir. Böylece tek bir yargılama süreci yürütülür.
TMK 166/4 maddesine göre; boşanma davası reddedilip karar kesinleştikten sonra 3 yıl boyunca ortak hayat yeniden kurulamazsa, eşlerden biri mahkemeye başvurarak 'fiili ayrılık' nedeniyle doğrudan boşanma talep edebilir.
Evet, ikinci dava (ek dava) bağımsız bir dava gibi açıldığı için yeniden başvuru harcı ve peşin harç ödenmesi gerekir. Dosyalar birleşse bile harç yatırılmalıdır.
Aynı taraflar arasında, aynı konuda ve aynı sebeplere dayalı açılmış ve halen görülmekte olan bir dava varken ikinci bir davanın açılmasına itiraz edilmesidir. İkinci davanın sebebi (olayları) farklı ise derdestlik itirazı geçerli olmaz.
Evet, anlaşmalı boşanma davasından feragat ederseniz veya anlaşma sağlanamazsa dava reddedilir. Sonrasında çekişmeli boşanma davası açabilirsiniz ancak yeni davada çekişmeli boşanma sebeplerini (kusurları) ispatlamanız gerekir.
Geri çekme (feragat) tarihinden sonra eşinizin size karşı işlediği yeni kusurları (hakaret, şiddet, ilgisizlik vb.) delillendirerek yeni bir boşanma davası açabilirsiniz.
Eğer ikinci dava ilk dava ile birleştirilirse, hakim gerekli görürse yeni olaylar için tanıkları tekrar dinleyebilir veya sadece yeni tanıklar dinleyebilir. İlk davadaki tutanaklar birleşen dosya için de geçerli olur.
Bu durum Türk Ceza Kanunu açısından suç olmaktan çıkarılmıştır ancak boşanma davasında 'sadakatsizlik' ve 'güven sarsıcı davranış' olarak ağır kusur sayılır. Bu yeni olay için ek dava açılabilir.
Hayır, kaybolmaz. Ancak yeni açacağınız davada tazminat kazanabilmek için, yeni davaya konu olan olaylarda eşinizin kusurlu olduğunu ispatlamanız gerekir.
Çok nadir de olsa hakim birleştirme kararı vermeyebilir veya dosyalar farklı yargı çevrelerinde olabilir. Bu durumda ikinci davanın sonucunun bekletici mesele yapılması talep edilebilir.
Bu hakaret, dava tarihinden sonra olduğu için mevcut dosyanın konusu olamaz. Bu yeni hakaret eylemi için ayrı bir boşanma davası açıp birleştirme istemelisiniz.
Hayır, TMK 166/4 uyarınca açılan davalarda kimin kusurlu olduğuna bakılmaz. Sürenin dolması ve bir araya gelmeme olgusu boşanma için yeterlidir.
Eski davadaki olaylar affedilmiş sayıldığı için doğrudan kusur delili olamaz. Ancak kişilik yapısını veya olayların sürekliliğini göstermek adına takdiri delil olarak sunulabilir, fakat hüküm sadece YENİ olaylara dayanmalıdır.
Hayır, getiremez. WhatsApp uçtan uca şifreleme sistemi kullandığı için, ne GSM operatörleri ne de mahkemeler geçmiş mesaj içeriklerine (yazı, fotoğraf) ulaşamaz. Mahkeme sadece mesajın gönderildiği tarih ve saati (trafik bilgisini) talep edebilir. Bu nedenle mesajları gördüğünüzde ekran görüntüsü almanız çok önemlidir.
Evet, genellikle delil sayılır. Yargıtay, eşlerin ortak yaşam alanı içinde elde edilen ve kurgusal olmayan (casus programla alınmayan) ekran görüntülerini delil olarak kabul etmektedir. Ancak telefonun şifresinin zorla kırılması veya hacklenmesi hukuka aykırı delil sayılabilir.
Evet, çıkar. Türkiye'de oteller, pansiyonlar ve resmi konaklama yerleri, müşterilerin kimlik bilgilerini anlık olarak Emniyet Genel Müdürlüğü'nün Kimlik Bildirim Sistemi'ne (KBS) girer. Mahkeme bu kayıtları talep ettiğinde, eşinizin kiminle aynı odada kaldığı resmi olarak belgelenir.
Türk Medeni Kanunu'na göre, zina sebepli boşanma davası açma süresi, aldatma eylemini öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 aydır. Her halükarda eylemin üzerinden 5 yıl geçerse dava hakkı düşer. Bu süre hak düşürücü süredir, kaçırılmamalıdır.
Tek başına 'zina' (cinsel ilişki) sayılmaz ancak 'Güven Sarsıcı Davranış' olarak kabul edilir. Eşinizin karşı cinsten biriyle, hayatın olağan akışına aykırı saatlerde (gece yarısı) ve sıklıkta görüşmesi, sadakat yükümlülüğüne aykırı bulunur ve boşanma sebebi sayılır.
Hayır, bu yöntem hukuka aykırı delil elde etme yöntemidir ve suç teşkil edebilir. Özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği için mahkeme bu delili kabul etmeyebilir ve hakkınızda ceza davası açılabilir. Yasal yollardan (örneğin trafik cezaları, HGS kayıtları) konum tespiti yapmak daha güvenlidir.
Normalde evet, ancak zina ispatlanırsa durum değişir. TMK 236/2 maddesi gereği, boşanma sebebi 'zina' ise hakim, kusurlu eşin artık değerdeki payını azaltabilir veya tamamen kaldırabilir. Bu, aldatan eşin mal paylaşımından hiç pay alamaması anlamına gelebilir.
Yargıtay uygulamalarına göre, boşanmada 'tam kusurlu' sayılan eş yoksulluk nafakası alamaz. Aldatma (zina) eylemi eşi tam kusurlu veya ağır kusurlu hale getirdiği için, aldatan taraf genellikle nafaka talep etme hakkını kaybeder.
Mevcut Yargıtay içtihatlarına göre hayır. Yargıtay, evlilik birliğinin tarafı olmayan 3. kişinin sadakat yükümlülüğü olmadığı gerekçesiyle, bu kişilere manevi tazminat davası açılmasını kabul etmemektedir. Ancak özel haksız fiil (tehdit, hakaret, konut dokunulmazlığı ihlali) varsa durum farklılaşabilir.
Türkiye'de özel dedektiflik yasası henüz yoktur ancak fiilen bu işi yapanlar vardır. Dedektifin kamuya açık alanlarda çektiği fotoğraflar delil olabilirken, eve gizlice girmesi veya özel alanları izlemesi suçtur. Dedektif raporu tek başına delil olmaz, dedektifin mahkemede tanık olarak dinlenmesi gerekir.
Eğer bu itirafı bir tartışma sırasında veya normal bir konuşma esnasında, planlamadan (tuzak kurmadan) kaydettiyseniz, Yargıtay bunu 'tesadüfi delil' olarak kabul edebilir. Ancak itiraf ettirmek için baskı yapmak veya sistematik ses kaydı almak hukuka aykırıdır.
Aldatma (zina), eşler arasındaki bir kusurdur ve doğrudan ebeveynlik yeteneğini etkilemeyebilir. Hakim, çocuğun üstün yararına bakar. Ancak aldatan eş, çocuğun yanında ahlaka aykırı bir yaşam sürüyorsa veya çocuğu ihmal ediyorsa velayeti kaybedebilir.
Hayır, çıkmaz. HTS kayıtları sadece 'trafik' bilgisidir. Yani kimin kiminle, saat kaçta, ne kadar süre konuştuğu ve hangi baz istasyonundan sinyal verdiği görülür. Ne konuşulduğu veya mesajda ne yazıldığı bu kayıtlarda yer almaz.
TMK 161. maddeye göre 'Affeden tarafın dava hakkı yoktur'. Eğer aldatmayı öğrendikten sonra eşinizle barışır, tatile gider veya aynı yatakta yatmaya devam ederseniz, mahkeme bunu af sayar ve zina nedeniyle açtığınız davayı reddeder.
Tek başına zina delili olmasa da, sadakatsizlik ve güven sarsıcı davranış delili olabilir. Eşinizin eski sevgilisiyle flörtöz yorumlaşmaları veya sürekli etkileşimi, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma gerekçesi sayılabilir.
Evet, boşanabilirsiniz. Kumar oynamak ceza hukuku anlamında her zaman suç olmayabilir (yasal şans oyunları gibi), ancak Medeni Hukuk açısından evlilik birliğinin ekonomik ve güven temelini sarstığı için geçerli bir boşanma sebebidir.
Kural olarak, eşlerden birinin kişisel borçlarından (kumar borcu gibi) diğer eş şahsi mal varlığı ile sorumlu değildir. Ancak, alacaklılar eve hacze gelirse eşyalar tehlikeye girebilir. Bu nedenle mal ayrılığı rejimi veya yasal süreçlerin doğru yönetilmesi önemlidir.
Banka hesap hareketleri, kredi kartı ekstreleri, bahis sitelerinden gelen SMS ve mailler, tanık beyanları ve otel/casino giriş çıkış kayıtları en önemli delillerdir. Mahkeme kanalıyla bankalardan geriye dönük döküm istenebilir.
Evet, eşinizin kumar oynaması 'kusurlu' bir davranış olduğu için, bu durumdan kaynaklı yaşadığınız maddi kayıplar için maddi tazminat, çektiğiniz üzüntü ve yıpranma için manevi tazminat talep edebilirsiniz.
Kesinlikle evet. 2026 yargı kararlarına göre, kumarın fiziki veya sanal ortamda oynanması fark etmez. Aile ekonomisini riske atan kaldıraçlı kripto işlemleri veya sanal bahisler de ekonomik şiddet ve güven sarsıcı davranış olarak kabul edilir.
Kumar bağımlılığı, ebeveynlik görevlerini ihmal etmeye ve çocuğun gelişimini olumsuz etkilemeye yol açabileceğinden, velayet davalarında büyük bir dezavantajdır. Hakim, çocuğun üstün yararını gözeterek genellikle velayeti kumar bağımlısı olmayan eşe verir.
Mal paylaşımı davasında, eşinizin kumarda kaybettiği paralar 'eklenecek değer' olarak hesaba katılır. Yani bu paralar hiç harcanmamış gibi varsayılarak, size düşen payın (katılma alacağı) hesaplanmasında dikkate alınır ve eşiniz bu miktarı size borçlanır.
Eğer eşinizin kumar alışkanlığı evde şiddete, tehdide veya ağır psikolojik baskıya dönüşüyorsa, 6284 sayılı Kanun kapsamında evden uzaklaştırma kararı talep edebilirsiniz.
Ara sıra keyif amaçlı ve bütçeyi sarsmayan yasal şans oyunları oynamak tek başına boşanma sebebi sayılmayabilir. Ancak bu durum bağımlılığa dönüşür, aile bütçesini sarsar ve eşler arası iletişimi koparırsa boşanma sebebi olur.
Eğer ev 'aile konutu' ise ve tapuda aile konutu şerhi varsa, eşiniz sizin rızanız olmadan evi satamaz; sattıysa tapu iptal davası açılabilir. Şerh yoksa durum daha karmaşıktır ancak yine de irade sakatlığı veya muvazaa iddiaları ile hukuki yollara başvurulabilir.
Öncelikle güvenliğinizi sağlayın, ardından maddi delilleri (dekontlar, mesajlar) güvenceye alın. Ortak hesaplardaki varlıklarınızı korumaya çalışın ve mutlaka uzman bir boşanma avukatı ile görüşün.
Borç ödememek (nafaka hariç) Türkiye'de hapis cezası gerektirmez. Ancak yasa dışı bahis oynamak veya oynatmak idari para cezası ve hapis cezası gerektiren suçlardır.
Eğer eşiniz boşanmayı ve şartlarınızı (tazminat, velayet vb.) kabul ederse, anlaşmalı boşanma en hızlı ve en az yıpratıcı yoldur. Ancak genelde kumar bağımlıları maddi talepleri kabul etmekte zorlanır.
Bu endişeniz varsa, boşanma davasıyla birlikte koruma ve uzaklaştırma tedbirleri talep edilir. Hukuk sistemi sizi korumak için gerekli mekanizmalara sahiptir.
Davanın türüne göre süre değişir. Anlaşmalı boşanmalar mahkemenin yoğunluğuna göre 1 hafta ile 1 ay arasında sonuçlanabilirken, çekişmeli boşanma davaları usul işlemleri, tanık dinleme ve bilirkişi süreçleri nedeniyle 1.5 yıl ile 3 yıl arasında sürebilmektedir. 2026 yılındaki mahkeme yoğunlukları bu süreyi etkileyen ana faktördür.
Hayır, Türk Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre boşanma davası açmak ve takip etmek için avukat tutma zorunluluğu yoktur. Dava ehliyetine sahip her birey kendi davasını açabilir. Ancak usul hataları yapmamak ve hak kaybına uğramamak için hukuki destek alınması şiddetle tavsiye edilir.
Evet, UYAP Vatandaş Portal sistemi üzerinden e-İmza veya Mobil İmza kullanarak boşanma davası açabilirsiniz. Dava dilekçenizi UDF veya PDF formatında sisteme yükleyip harçları kredi kartıyla ödeyerek adliyeye gitmeden başvuru yapmanız mümkündür.
Evet, boşanma dilekçesini kendiniz yazabilirsiniz. Ancak dilekçenin HMK 119. maddedeki şartları taşıması zorunludur. Olayları kronolojik, net ve delillerle ilişkilendirerek yazmalı; talep sonucunu (nafaka, velayet, tazminat) açıkça belirtmelisiniz. Eksik dilekçe davanın uzamasına veya reddine yol açabilir.
Eğer dilekçenizde veya duruşma tutanaklarında nafakayı usulüne uygun talep etmezseniz veya 'Nafaka istemiyorum' şeklinde beyanda bulunup feragat ederseniz hakkınızı kaybedebilirsiniz. Hakim, talep olmadan kendiliğinden (yoksulluk nafakası için) karar vermez. Bu nedenle taleplerinizi hukuki dille doğru ifade etmeniz çok önemlidir.
Boşanma davası açılış masrafları (başvuru harcı, peşin harç, gider avansı) her yıl Adalet Bakanlığı tarifesine göre güncellenir. 2026 yılı itibarıyla ortalama bir çekişmeli boşanma davası için başlangıçta gider avansı ile birlikte belirli bir bütçe ayırmanız gerekir. Anlaşmalı boşanmada masraflar daha düşüktür.
Eşinizin boşanmak istememesi davayı açmanıza engel değildir. Ancak bu durumda dava 'çekişmeli boşanma' davasına dönüşür. Eşinizin kusurunu ispatlamak zorunda kalırsınız. Bu süreç teknik ispat kuralları içerdiği için avukatsız yürütülmesi anlaşmalı boşanmaya göre çok daha zordur.
Hayır, anlaşmalı boşanma protokolünün noter onaylı olması şart değildir ve tek başına noter onayı boşanmayı sağlamaz. Protokolün geçerli olabilmesi için Aile Mahkemesi hakimi tarafından duruşmada onaylanması ve boşanma kararına geçirilmesi gerekir.
Dava dilekçenizde veya delil sunma aşamasında tanıklarınızın isimlerini, T.C. kimlik numaralarını ve adreslerini mahkemeye bildirmelisiniz. Mahkeme, tanıklara davetiye çıkarır. Duruşma günü tanıklarınızı hazır ederseniz hakim onları dinler.
Anlaşmalı boşanmada hakim 'Boşanmak istiyor musunuz?', 'Protokoldeki imza size mi ait?', 'Özgür iradenizle mi karar verdiniz?' gibi sorular sorar. Çekişmeli boşanmada ise iddia edilen olaylarla (aldatma, şiddet, terk vb.) ilgili detaylı sorular sorarak maddi gerçeği ortaya çıkarmaya çalışır.
Hayır, Türk hukukunda tarafların (veya vekillerinin) katılımı ve hakimin kararı olmadan boşanma gerçekleşmez. Özellikle anlaşmalı boşanmada tarafların bizzat duruşmada hazır bulunması şarttır. Çekişmeli davalarda ise mazeretsiz gitmemek davanın düşmesine sebep olabilir.
Davanızdan 'feragat' ederek vazgeçebilirsiniz. Mahkemeye vereceğiniz bir feragat dilekçesi ile dava sona erer. Ancak dikkat: Feragat ettiğiniz olaylara dayanarak aynı sebepten tekrar dava açamazsınız (yeni olaylar hariç).
Evet, Yargıtay uygulamalarına göre, hukuka uygun elde edilmiş (tahrif edilmemiş, eşin telefonuna casus yazılım yüklemeden, bizzat size gönderilen) WhatsApp mesajları, SMS'ler ve sosyal medya paylaşımları boşanma davasında delil olarak kullanılabilir.
Velayet konusunda hakimin temel kriteri 'Çocuğun Üstün Yararı'dır. Çocuğun yaşı, eğitimi, düzeni, hangi ebeveynle daha iyi bir geleceğe sahip olacağı değerlendirilir. Küçük yaşta (0-3 yaş) anne bakımı esas alınırken, idrak çağındaki çocukların fikri pedagog aracılığıyla sorulur.
Eşiniz anlaşmadan vazgeçerse, mahkemeden süre talep ederek davanızı çekişmeli boşanma davasına dönüştürebilirsiniz. Bu durumda evliliğin temelinden sarsıldığını ve eşinizin kusurlu olduğunu ispatlamanız gerekecektir.
Hayır, anlaşmalı boşanma protokolü mahkemece onaylanıp kesinleşmediği sürece hüküm ifade etmez. Dava çekişmeliye döndüğünde, protokoldeki kabuller (örneğin tazminat miktarı) tarafları bağlamaz ve delil olarak kullanılamaz.
Evet, hâkim tarafların iradesinin serbestçe açıklanmadığını düşünürse veya protokoldeki şartları (özellikle çocuğun velayeti ve menfaatleri açısından) uygun bulmazsa anlaşmalı boşanmayı reddedebilir veya değişiklik talep edebilir.
Anlaşmalı boşanma tek celsede biterken, çekişmeliye dönen bir dava tanıkların dinlenmesi, bilirkişi incelemeleri ve diğer usuli işlemler nedeniyle yerel mahkemede ortalama 1.5 - 2.5 yıl sürebilir.
Evet, gerekçeli karar tebliğ edildikten sonra 2 haftalık süre içinde istinaf yoluna başvurabilirsiniz. Bu durumda, duruşmada kabul etmiş olsanız bile üst mahkeme irade uyuşmazlığı nedeniyle kararı bozabilir.
Anlaşmalı boşanmada maktu harç alınır. Dava çekişmeliye döndüğünde, eğer tazminat gibi talepleriniz varsa veya davanın niteliği değişirse eksik harçların tamamlanması mahkemece istenebilir.
Evet, dava çekişmeliye döndüğünde hâkimden 'tedbir nafakası' talep edebilirsiniz. Hâkim, boşanma davası süresince geçiminizi sağlamanız için (kusur durumuna bakmaksızın) tedbir nafakasına hükmedebilir.
Anlaşmalı boşanma için eşinizin gelmesi şarttır. Gelmezse dava hemen düşmez; hâkim size davaya çekişmeli olarak devam edip etmeyeceğinizi sorar. Devam ederseniz süreç çekişmeli olarak ilerler.
Sadece anlaşmadan vazgeçtiği için tazminat ödemez. Ancak açılan çekişmeli davada o eşin evlilik birliği içindeki kusurlu davranışlarını ispatlarsanız maddi ve manevi tazminat kazanabilirsiniz.
Anlaşmalı boşanmada tarafların kararına saygı duyulurken, çekişmeli davada hâkim tamamen çocuğun 'üstün yararına' göre karar verir. Pedagog raporu ve sosyal inceleme raporu sonucuna göre velayet anne veya babaya verilir.
Avukatsız yürütülen süreçte dava çekişmeliye dönerse, usul hukuku kuralları (süreler, delil sunma yöntemleri) devreye girer. Bu aşamada hata yapma riski çok yüksek olduğundan mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.
Hayır, boşanma protokolünün noterde yapılması zorunlu değildir ve geçerlilik şartı da değildir. Protokolün adi yazılı şekilde hazırlanıp mahkemeye sunulması ve duruşmada teyit edilmesi yeterlidir.
Çekişmeli boşanma davalarında 'kusur' ispatı esas olduğundan, iddialarınızı ispatlamak için genellikle en az 2 tanık dinletilmesi gerekmektedir. Tanıksız ispat oldukça zordur.
Evet, dava çekişmeliye dönse bile yargılamanın her aşamasında taraflar tekrar anlaşıp protokol sunarak boşanabilirler. Sulh her zaman mümkündür.
Eğer anlaşmalıdan vazgeçerseniz, karşı tarafın sizi boşanmaya zorlayabilmesi için çekişmeli davada sizin kusurlu olduğunuzu ve evliliğin çekilmez hale geldiğini ispatlaması gerekir. İspatlayamazsa dava reddedilir.
Evet, boşanma davası henüz kesinleşmediği için sadakat yükümlülüğü devam eder. Eve başka bir partner getirmek zina veya haysiyetsiz yaşam sürme kapsamında değerlendirilebilir ve boşanma davasında tam kusurlu sayılmanıza, tazminat ödemenize ve velayeti kaybetmenize neden olabilir.
Hayır, eşinizin telefonuna izinsiz girmek, şifresini kırmak veya casus yazılım yüklemek TCK kapsamında suçtur. Bu yolla elde edilen deliller 'hukuka aykırı delil' sayılır ve mahkemede kullanılamaz. Ancak telefon ortada bırakılmışsa ve tesadüfen görülen bir bildirim varsa durum farklı değerlendirilebilir.
Dava devam ederken barışmak, aynı evde yaşamaya başlamak veya tatile gitmek hukuken 'af' niteliğindedir. Affeden taraf, affettiği olaylara dayanarak boşanma davasını sürdüremez. Dava reddedilebilir veya feragat edilmiş sayılabilir.
Kural olarak izinsiz ses kaydı suçtur ve delil olamaz. Ancak Yargıtay, ani gelişen bir hakaret veya tehdit durumunda, ispatlama imkanının bulunmadığı hallerde alınan anlık kayıtları istisnai olarak delil kabul edebilmektedir. Sistematik ve planlı kayıtlar ise suçtur.
Evlilik birliği içinde yapılan harcamalar kural olarak ortaktır. Ancak eşlerden biri, ailenin ihtiyacı dışında, kumar, lüks kişisel harcama veya üçüncü kişiler için harcama yapmışsa, bu borçlardan kişisel olarak sorumlu tutulabilir.
Evet, açabilir. Ancak evi terk etmek tek başına bir boşanma sebebi değildir. Evi terk eden eş, diğer eşin kusurlu olduğunu ispatlamak zorundadır. Eğer haklı bir sebep olmadan evi terk ettiyse, bu durum aleyhine değerlendirilir.
Mahkeme için en önemli kriter 'çocuğun üstün yararı'dır. Ebeveynin maddi durumundan ziyade çocuğa kimin daha iyi bakabileceği, çocuğun yaşı, alıştığı çevre ve ebeveynlerin psikolojik durumu belirleyicidir. Çocuğu diğer ebeveyne göstermeyen taraf velayeti kaybedebilir.
Hayır, mal kaçırma niyetiyle yapılan satışlar tespit edilebilir. Diğer eş, 'Tasarrufun İptali' davası açabilir veya mal paylaşımı davasında bu mallar 'eklenecek değer' olarak hesaplamaya dahil edilir.
Evet, Facebook, Instagram gibi platformlardaki herkese açık paylaşımlar delil olarak kabul edilir. Özellikle sadakatsizlik iddialarında veya nafaka miktarının belirlenmesinde (lüks yaşam paylaşımları) sıklıkla kullanılır.
Evet, anlaşmalı boşanma davalarında her iki tarafın da duruşmada bizzat hazır bulunması ve boşanma iradelerini hakimin yüzüne karşı beyan etmesi yasal zorunluluktur. Avukatınız olsa bile gitmek zorundasınız.
Tanıkların olayları bizzat görmüş olması (görgü tanığı) tercih edilir ancak duyuma dayalı tanıklık (duyum tanığı) tek başına yeterli olmayabilir. Mahkeme tanığın beyanlarının tutarlılığına ve diğer delillerle uyumuna bakar.
Dava kimin açtığından bağımsız olarak, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan ve boşanmada daha az kusurlu olan taraf nafaka talep edebilir. Kadının davası açması nafaka hakkını etkilemez.
Hayır, aksine boşanma sürecinin getirdiği stresi yönetmek için psikolojik destek almak sağlıklı bir davranıştır. Ancak, ciddi bir psikolojik rahatsızlık ve çocuğa zarar verme riski varsa bu durum velayet konusunda değerlendirilebilir.
Çekişmeli davalarda hakim genellikle tarafları çok fazla konuşturmaz, dilekçeler üzerinden gider. Anlaşmalı boşanmada ise "Boşanmak istiyor musunuz?", "Protokoldeki imzalar size mi ait?", "Barışma ihtimaliniz var mı?" gibi teyit soruları sorar.
Erkeğin boşanma davası açması otomatik olarak nafaka ödeyeceği anlamına gelmez. Eğer kadın çalışıyorsa, geliri varsa veya boşanmada erkekten daha ağır kusurluysa erkek yoksulluk nafakası ödemez. Ancak çocukların velayeti anneye verilirse iştirak nafakası ödenmesi gerekir.
Evet, verilebilir. Mahkemeler 'çocuğun üstün yararı' ilkesine göre karar verir. Eğer anne çocuğa bakmaktan acizse, şiddet uyguluyorsa, ahlaka aykırı yaşam sürüyorsa veya çocuk babayla kalmak istediğini (belli bir yaşın üzerindeyse) beyan ederse velayet babaya verilebilir.
Evet, eşiniz boşanmak istemese bile siz boşanma sebeplerini ve eşinizin kusurunu mahkemede ispatlarsanız hakim boşanmaya karar verir. Tek taraflı irade ile dava açılabilir, önemli olan iddiaların kanıtlanmasıdır.
Hayır, kural olarak aldatan (zina yapan) kadın tam kusurlu veya ağır kusurlu sayılır. Türk Medeni Kanunu'na göre ağır kusurlu eşe yoksulluk nafakası bağlanmaz. Aldatılan erkek nafaka ödemekten kurtulabilir ve tazminat alabilir.
Haklı bir sebep olmadan (can güvenliği tehdidi, ağır hakaret vb.) evi terk etmek ve geri dönmemek, aleyhinize 'terk' sebebiyle dava açılmasına neden olabilir. Bu da sizi kusurlu duruma düşürebilir. Evi terk etmeden önce mutlaka bir avukata danışmalısınız.
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, kural olarak düğünde takılan ziynet eşyaları (kime takılırsa takılsın) kadına ait sayılır ve bağışlanmış kabul edilir. Ancak erkeğe takılan ve 'kadına özgü olmayan' (örneğin kol saati) eşyalar erkekte kalabilir.
Evet, Yargıtay kararlarına göre eşler arasındaki WhatsApp yazışmaları, e-postalar ve SMS kayıtları boşanma davalarında delil olarak kullanılabilir. Ancak bu kayıtların üzerinde oynama yapılmamış olması ve yasal yollarla (ekran görüntüsü vb.) elde edilmiş olması gerekir.
Nafaka miktarı, erkeğin geliri, kadının ihtiyaçları ve sosyal ekonomik duruma göre hakim tarafından belirlenir. Sabit bir rakam yoktur ancak genellikle erkeğin net gelirinin %20-25'i civarında olabilmektedir (çocuk nafakası hariç).
Anlaşmalı boşanma davası açabilmek için evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması şarttır. 1 yıldan kısa süren evliliklerde sadece çekişmeli boşanma davası açılabilir.
Çekişmeli boşanma davalarında 'evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını' ve geçimsizliği ispatlamak için tanık beyanları en önemli delillerden biridir. Genellikle her iki tarafın da en az 2 tanık dinletmesi önerilir.
Evet, eğer kadın boşanmaya sebep olan olaylarda (aldatma, hakaret, iftira vb.) erkeğin kişilik haklarına saldırmışsa, erkek manevi tazminat talep edebilir ve kazanabilir.
Boşanma kararı kesinleşinceye kadar sadakat yükümlülüğü devam eder. Dava sürerken başka biriyle ilişki yaşamak 'sadakatsizlik' sayılır ve davada aleyhinize kusur olarak eklenip tazminat ödemenize neden olabilir.
Küçük yaşlardaki çocukların (0-6 yaş) anne bakımına ve şefkatine daha muhtaç olduğu kabul edildiğinden (anne bakım ve şefkatine muhtaçlık ilkesi), annenin çok ağır bir kusuru veya hastalığı yoksa velayet genellikle anneye verilir.
Boşanma davası masrafları; dava harçları, tebligat giderleri, bilirkişi ücretleri ve avukatlık ücretinden oluşur. Çekişmeli davalar anlaşmalı davalara göre daha uzun sürdüğü için maliyeti daha yüksektir. 2026 yılı avukatlık asgari ücret tarifesi ve baronun tavsiye niteliğindeki ücretleri baz alınır.
Velayet anneye verilirse, baba ile çocuk arasında 'kişisel ilişki' kurulur. Genellikle ayda 2 hafta sonu, sömestr tatilinin bir haftası, dini bayramların belirli günleri ve yaz tatilinde 1 ay şeklinde görüşme süreleri belirlenir.
Hayır, boşanma davası açılmış olsa bile karar kesinleşene kadar yasal olarak evlisiniz ve sadakat yükümlülüğünüz devam eder. Yeni bir ilişki, davada aleyhinize delil olarak kullanılabilir, kusurlu sayılmanıza ve tazminat ödemenize neden olabilir.
Bu durumu mevcut davanızda doğrudan kullanamazsınız. Yeni olay (sadakatsizlik/zina) sebebiyle ikinci bir boşanma davası açmalı ve bu davayı mevcut davanızla birleştirmeyi talep etmelisiniz.
Evet, fiilen ayrı yaşamak evliliği hukuken sonlandırmaz. Ayrı yaşarken de eşlerin birbirine sadakat yükümlülüğü devam eder. Bu süreçteki ilişkiler boşanma sebebi ve kusur sayılır.
Evet, Türk Ceza Kanunu'na göre aralarında evlenme akdi olmaksızın (yani resmi nikahı bitirmeden veya yenisini yapmadan) dinsel tören yapmak suç teşkil edebilir. Ayrıca boşanma davasında sadakatsizliğin en net kanıtıdır.
İçeriğine göre değişmekle birlikte, duygusal yakınlık içeren, sık ve uygunsuz saatlerde yapılan mesajlaşmalar 'Güven Sarsıcı Davranış' olarak kabul edilir ve boşanma sebebidir.
Eğer bu görüşme ispatlanırsa ve mahkeme sizi bu yüzden ağır kusurlu bulursa, yoksulluk nafakası alma hakkınızı kaybedersiniz. Tedbir nafakası ise davanın seyrine göre devam edebilir veya kesilebilir.
Yerel mahkemenin verdiği karara tarafların itiraz etmemesi veya itiraz üzerine İstinaf ve Yargıtay süreçlerinin tamamlanıp kararın onanması ile kesinleşir.
Otel kayıtları, HTS (arama geçmişi) kayıtları, sosyal medya paylaşımları, tanık beyanları, fotoğraflar ve güvenlik kamerası görüntüleri gibi hukuka uygun her türlü delille ispatlayabilirsiniz.
Özel dedektiflik Türkiye'de yasal bir zemine tam oturmamıştır. Dedektifin özel hayatın gizliliğini ihlal ederek (ev içine kamera koyma vb.) elde ettiği deliller mahkemede geçersizdir ve suçtur. Ancak kamuya açık alanda çekilen fotoğraflar bazen delil olabilir.
Hayır, karar kesinleşene kadar risk devam eder. Eşiniz durumu fark ederse anlaşmadan vazgeçip davayı çekişmeliye çevirebilir ve zina nedeniyle tazminat isteyebilir.
Kesinlikle etkiler. Bu durum sadakatsizliğin ikrarı (kabulu) niteliğinde olabilir ve aleyhinize güçlü bir delil teşkil eder.
Dava sürerken kadının başka birinden hamile kalması, zinanın en kesin kanıtıdır. Bu durumda doğacak çocuk evlilik birliği içinde doğmuş sayılacağından soybağı reddi davası gibi ek hukuki süreçler de gerekecektir.
Yargıtay, boşanma kararı kesinleşinceye kadar sadakat yükümlülüğünün mutlak surette devam ettiği görüşünü korumaktadır. 'Boşanma davası açılması eşleri serbest bırakmaz' ilkesi geçerliliğini sürdürmektedir.
Bu durumu kanıtlayan otel veya ulaşım kayıtlarını talep ederek zina veya güven sarsıcı davranış sebebiyle ek dava açmalı ve mevcut davanızla birleştirmelisiniz.
Tazminat miktarı; tarafların ekonomik durumu, kusurun ağırlığı, evlilik süresi ve yaşanan olayın yarattığı manevi tahribata göre hakim tarafından belirlenir. Net bir rakam vermek mümkün değildir.
Hayır, TMK 166/3 gereği resmi nikah tarihinden itibaren 1 yıl dolmadan 'anlaşmalı boşanma' hükümlerine göre boşanma gerçekleşemez. Bu durumda çekişmeli boşanma davası açılıp, tanık dinletilerek süreç hızlandırılmaya çalışılabilir.
2026 yılı dava harçları ve avukatlık asgari ücret tarifesine göre belirlenir. Dava harçları maktu (sabit) olup çekişmeli davalara göre daha ekonomiktir. Net ücret için avukatınızla görüşmeniz gerekir.
Erkekler için bir bekleme süresi yoktur, karar kesinleştiği an evlenebilirler. Kadınlar için 300 günlük 'iddet müddeti' vardır. Ancak kadın, hamile olmadığını doktor raporuyla kanıtlayarak iddet müddetinin kaldırılması davası açıp beklemeden evlenebilir.
Evet, duruşma anında hakim kararı verene kadar protokolü kabul etmediğinizi beyan edebilir veya davadan feragat edebilirsiniz. İrade beyanı duruşma esnasında esastır.
Hayır, mal paylaşımı boşanmadan ayrı da görülebilir. Ancak anlaşmalı boşanmanın mantığı her sorunu tek seferde çözmek olduğu için, mal paylaşımının da protokolde karara bağlanması tavsiye edilir.
Eşiniz Türkiye'deki duruşmaya gelmek zorundadır. Ancak çok istisnai durumlarda ve uluslararası tebligat süreçleriyle, yurt dışındaki konsolosluk veya mahkemeler aracılığıyla istinabe yoluyla dinlenmesi talep edilebilir, fakat bu süreci uzatır.
Taraflar nafaka istemediklerini beyan ederlerse nafaka ödenmez. Ancak çocuk için iştirak nafakası kamu düzenine ilişkindir, hakim çocuk için nafakaya hükmedilmesini isteyebilir.
Anlaşmalı boşanma davası, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa 6 aydan beri birlikte oturdukları yerdeki Aile Mahkemesi'nde açılır. Taraflar anlaştığı için yetki itirazı olmazsa Türkiye'nin her yerinde açılabilir.
Yargıtay uygulamalarına göre aksine bir anlaşma yoksa kadına takılanlar kadının sayılır. Ancak protokolde taraflar takıların paylaşımını diledikleri gibi belirleyebilirler.
Boşanma kararı adli sicil kaydına (sabıka) işlemez, sadece Nüfus Müdürlüğü'ndeki kütük kayıtlarına işlenir ve medeni haliniz 'Bekar' olarak değişir.
Evet, olur. Ancak doğacak çocuğun babası koca kabul edilir. Protokolde çocuğun doğumundan sonraki velayet ve nafaka durumu düzenlenmelidir.
Evet, çalışan kadın da nafaka alabilir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, kadının çalışıyor olması ve düzenli gelirinin bulunması, eğer bu gelir onu yoksulluktan kurtarmaya yetmiyorsa veya eşinin gelirinden çok düşükse, yoksulluk nafakası almasına engel değildir.
Boşanma davası açıldıktan sonraki ilk duruşmada veya duruşma öncesi tensip zaptı ile birlikte hakim geçici olarak tedbir nafakasına hükmedebilir. Bu genellikle davanın açılmasından itibaren 1-3 ay içinde gerçekleşir.
Evet, kanunumuzda cinsiyet ayrımı yoktur. Eğer erkek boşanma yüzünden yoksulluğa düşecekse ve kadının maddi durumu daha iyiyse, erkek de yoksulluk nafakası talep edebilir. Ancak uygulamada daha az rastlanmaktadır.
Nafaka miktarı her somut olaya göre değişir ancak Yargıtay asgari ücretli birinin de gücü oranında nafaka ödemesi gerektiğine hükmeder. Genellikle asgari ücretin %20-30'u civarında bir iştirak nafakası bağlanabilmektedir, ancak bu oran çocuk sayısına ve ihtiyaca göre değişir.
Evet, nafaka borcunu ödememek tazyik hapsi gerektiren bir suçtur. Birikmiş nafaka borçları için değil, ancak ödenmeyen 'cari ay' nafakası için alacaklı İcra Ceza Mahkemesi'ne şikayette bulunursa, borçluya 3 aya kadar tazyik hapsi verilebilir.
Çocuk 18 yaşını doldurduğunda iştirak nafakası kendiliğinden kesilir. Ancak çocuk eğitimine devam ediyorsa (üniversite vb.), çocuğun bizzat 'Yardım Nafakası' davası açarak eğitim süresince nafaka almaya devam etme hakkı vardır.
Kısa süreli evliliklerde (örneğin 1 yıldan az), hakimler genellikle süresiz nafaka yerine belirli bir süre nafaka ödenmesine veya toplu tazminat/nafaka ödenmesine karar verebilmektedir. Ancak yoksulluk nafakası şartları oluşmuşsa süresiz de verilebilir.
Anlaşmalı boşanmada taraflar nafaka konusunda serbestçe anlaşabilirler. Eş, kendisi için nafaka istemediğini beyan edebilir. Ancak çocukların iştirak nafakası konusunda hakim, çocuğun menfaatini gözeterek tarafların anlaşmasına müdahale edebilir.
Mahkeme kararında nafakanın her yıl ÜFE/TÜFE oranında artırılacağına dair bir hüküm varsa nafaka otomatik olarak artar. Böyle bir hüküm yoksa, nafaka alacaklısının 'Nafaka Artırım Davası' açması gerekir.
Evet, alınır. Eşin sigortasız çalışması nafaka yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Mahkeme, zabıta araştırması ve tanık beyanlarıyla kişinin gerçek gelirini ve yaşam standardını tespit ederek nafakaya hükmeder.
Hayır, düğün takıları (ziynet eşyaları) kadının kişisel malı sayılır ve boşanmada kadına verilir. Bu takıların verilmesi, erkeğin nafaka yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Nafaka ayrı, ziynet alacağı ayrıdır.
Evet, yoksulluk nafakası alan eş yeniden evlenirse nafaka kendiliğinden (mahkeme kararına gerek kalmadan) kesilir. Ancak çocuklar için ödenen iştirak nafakası, annenin evlenmesinden etkilenmez, devam eder.
Resmi nikah olmaksızın sadece imam nikahı ile yaşayanlar veya birlikte yaşayanlar boşanma hukukuna tabi değildir, dolayısıyla yoksulluk nafakası talep edemezler. Ancak ortak çocuk varsa, çocuk için iştirak nafakası (babalık davası ile birlikte) talep edilebilir.
Çekişmeli boşanma davası içinde talep edilen nafakalar davanın süresine tabidir (ortalama 1.5 - 2.5 yıl). Ancak bağımsız nafaka davaları veya nafaka artırım davaları genellikle daha kısa sürer ve ortalama 8-12 ay içinde sonuçlanabilir.
Kesinleşmiş bir boşanma kararı, olağan kanun yolları (istinaf, temyiz) tükendiği için gün sınırı ile bozulmaz. Sadece yargılamanın yenilenmesi sebepleri varsa 3 ay ve 10 yıllık süreler içinde dava açılabilir.
Erkek için bir bekleme süresi yoktur, boşandığı gün dahi eski eşiyle tekrar evlenebilir. Kadın için ise 300 günlük iddet müddeti vardır ancak eski eşle evlenilecekse mahkeme bu süreyi derhal kaldırır.
Karar kesinleştikten sonra davayı geri çekmek veya pişmanlık gerekçesiyle iptal ettirmek mümkün değildir. Karar kesinleşmeden önce feragat dilekçesi verilirse dava düşer.
Eğer size usulüne uygun tebligat yapılmadıysa karar hukuken kesinleşmemiş olabilir. Bu durumda bir avukat aracılığıyla tebligatın usulsüzlüğünü şikayet ederek istinaf yoluna başvurabilirsiniz.
Yargılamanın yenilenmesi davaları, ispat yükünün ağırlığı ve incelemenin detaylı olması nedeniyle genellikle 1.5 ile 3 yıl arasında sürebilmektedir.
Yargılamanın yenilenmesi talepli dava, boşanma kararını veren Aile Mahkemesine açılmalıdır.
Hile iddiası; tanık beyanları, mesaj kayıtları, savcılık şikayetleri, ses kayıtları veya hileyi ortaya çıkaran diğer resmi belgelerle ispatlanmalıdır.
Kesinleşme şerhi, mahkeme kararının artık değiştirilemez olduğunu gösteren resmi bir yazıdır. Kararı veren mahkemenin kaleminden alınır.
Hayır, boşanma kamu düzenini ilgilendirdiği için tarafların anlaşmasıyla kesinleşmiş karar iptal edilemez. Yeniden evlenmeniz gerekir.
Kesinleşme şerhi silinir, dosya yeniden açık hale gelir ve size 2 haftalık istinaf başvuru süresi verilir. Bu süreçte boşanmış sayılmazsınız.
Zorunlu değildir ancak yargılamanın yenilenmesi çok teknik ve zor bir dava türüdür. Avukatsız yürütülmesi hak kaybına yol açabilir.
Temyiz süresi kesin süredir. Eğer mücbir bir sebep (ağır hastalık vb.) yoksa ve bunu belgeleyemiyorsanız, süreyi kaçırdığınızda karar kesinleşir.
Taraflar barışıp yeniden evlense bile, geçmişe dönük birikmiş nafaka borçları kendiliğinden silinmez, icra takibi varsa alacaklının feragat etmesi gerekir.
Evet, imzanın size ait olmadığı kriminal inceleme ile ispatlanırsa, yargılamanın yenilenmesi yoluyla boşanma kararı iptal edilebilir.
Karar kesinleşmeden eşlerden biri ölürse evlilik ölümle sona ermiş sayılır, boşanma ile değil. Sağ kalan eş mirasçı olabilir (davacının mirasçılarının davaya devam etmemesi şartıyla).
Çekişmeli boşanma davaları, mahkemelerin yoğunluğuna, toplanacak delillerin durumuna ve tanık sayısına göre değişmekle birlikte, İstanbul gibi büyük şehirlerde yerel mahkeme aşaması ortalama 1.5 - 2.5 yıl sürmektedir. İstinaf ve Yargıtay süreçleri de eklendiğinde bu süre uzayabilir.
Evet, boşanabilirsiniz. Çekişmeli boşanma davalarında karşı tarafın rızası aranmaz. Önemli olan, eşinizin kusurlu davranışları nedeniyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ve ortak hayatın çekilmez hale geldiğini mahkemede delillerle ispatlamanızdır.
Boşanmaya neden olan olaylarda kusurunuz eşinizden daha ağır değilse ve boşanma yüzünden yoksulluğa düşecekseniz yoksulluk nafakası alabilirsiniz. Ayrıca dava süresince barınma ve geçiminiz için tedbir nafakası da talep edebilirsiniz.
Hayır, aynı değildir. Anlaşmalı boşanma (TMK 166/3), tarafların boşanmanın tüm sonuçları üzerinde uzlaştığı ve en az 1 yıl evli kaldığı durumlarda geçerlidir. Temelden sarsılma ise genellikle tarafların anlaşamadığı ve kusur ispatının gerektiği çekişmeli bir süreçtir.
Sadece soyut olarak 'anlaşamıyoruz' demek yeterli değildir. Anlaşmazlığın nedenlerini, hangi olayların yaşandığını ve bu olayların evliliği nasıl çekilmez hale getirdiğini somut vakıalarla (hakaret, ilgisizlik, şiddet vb.) anlatmanız ve ispatlamanız gerekir.
Zina (aldatma), özel ve mutlak bir boşanma sebebidir ancak ispatı zordur (cinsel ilişkinin kanıtlanması gerekir). Eğer cinsel ilişkiyi tam ispatlayamıyorsanız ancak güven sarsıcı davranışlar varsa, TMK 166/1 kapsamında 'Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması' davası açmak daha garantili bir yoldur.
Evet, Yargıtay uygulamalarına göre, eşlerin birbirlerine gönderdikleri hakaret, tehdit veya güven sarsıcı içerikli WhatsApp, SMS ve sosyal medya mesajları boşanma davalarında geçerli delil olarak kabul edilmektedir.
Evet, aynı evde yaşarken de boşanma davası açılabilir. Ancak dava açıldıktan sonra eşlerin fiilen ayrılmaları ve ayrı yaşamaları, boşanma iradesinin kararlılığını göstermek açısından önemlidir. Hakim dava süresince eşlerin ayrı yaşamasına izin veren tedbir kararı verebilir.
Evet, eşinizin ailesinin size kötü davranması, hakaret etmesi veya fiziksel şiddet uygulaması karşısında eşinizin sessiz kalması, sizi korumaması veya onlarla birlikte hareket etmesi, eşiniz açısından kusur sayılır ve boşanma sebebidir.
Kesinlikle evet. Sürekli aşağılama, hakaret, küçümseme, başkalarıyla kıyaslama, baskı altına alma, sosyal hayattan soyutlama gibi davranışlar psikolojik şiddettir ve evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan en önemli sebeplerden biridir.
Boşanma davasını ilk açan tarafın haklı veya haksız olduğu yönünde bir peşin hüküm yoktur. Önemli olan davayı kimin açtığı değil, kimin iddialarını ispatlayabildiğidir. Ancak davayı açan taraf, karşı tarafın kusurlu olduğunu ispatla yükümlüdür.
Boşanma sebebi sayılan olaydan sonra tarafların barışması, tatile gitmesi, cinsel ilişkiye girmesi veya sosyal medyada mutluluk pozları vermesi 'af' veya 'hoşgörü' sayılır. Affedilen olaylara dayanılarak boşanma davası açılamaz.
Kural olarak izinsiz alınan ses kayıtları hukuka aykırı delildir ve suçtur. Ancak Yargıtay, bazı istisnai durumlarda, başka türlü ispat imkanının olmadığı ani gelişen olaylarda (örneğin ani bir hakaret veya tehdit anında) alınan kayıtları delil olarak kabul edebilmektedir. Bu çok hassas bir konudur, avukatınıza danışmalısınız.
Evet, kusursuz olan veya eşine göre daha az kusurlu olan taraf boşanma davası açabilir. Tam kusurlu olan tarafın açtığı dava ise kural olarak reddedilir (karşı taraf itiraz ederse).
Eşiniz evi terk ettiyse, Türk Medeni Kanunu'nun 168. maddesi gereği size seçimlik hak tanınır. İsterseniz kendi bulunduğunuz (ikamet ettiğiniz) yerdeki Aile Mahkemesinde, isterseniz eşinizin yeni taşındığı yerdeki mahkemede, isterseniz de evi terk etmeden önce son 6 ay birlikte yaşadığınız yerdeki mahkemede dava açabilirsiniz. Genellikle davacılar kendi bulundukları yeri tercih etmektedir.
Eğer dava yetkisiz (yanlış) bir mahkemede açılırsa, dava doğrudan reddedilmez. Davalı tarafın, dava dilekçesini aldıktan sonraki 2 hafta (cevap süresi) içinde 'yetki itirazında' bulunması gerekir. İtiraz haklı bulunursa mahkeme yetkisizlik kararı verir ve dosya doğru mahkemeye gönderilir. Ancak davalı süresi içinde itiraz etmezse, yanlış yerde açılan dava orada görülmeye devam eder ve mahkeme yetkili hale gelir.
Hukuken anlaşmalı boşanma için de TMK 168. maddedeki yetki kuralları geçerlidir. Ancak uygulamada, taraflar anlaştığı ve duruşmaya birlikte katıldıkları için genellikle yetki itirazı yapılmaz. Yetki itirazı olmadığı sürece, hakimler davayı görmeye devam eder. Yine de en hızlı ve güvenli yol, eşlerden birinin ikametgahının bulunduğu yerde dava açmaktır.
Evet, açabilirsiniz. Hukukta 'yerleşim yeri' kavramı, kişinin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Fiilen İstanbul'da yaşıyorsanız (işiniz, eviniz oradaysa), bunu faturalar, kira sözleşmesi veya tanıklarla ispatlayarak İstanbul'da dava açabilirsiniz. Ancak olası bir itirazla ve ispat yüküyle uğraşmamak için dava açmadan önce nüfus kaydınızı İstanbul'a aldırmanız en pratik çözümdür.
Eğer bulunduğunuz ilçede müstakil bir Aile Mahkemesi kurulmamışsa, boşanma davasını o yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açmanız gerekir. Ancak dava dilekçenizin başlığına mutlaka 'Aile Mahkemesi Sıfatıyla' ibaresini eklemelisiniz. Bu durumda Asliye Hukuk hakimi, Aile Mahkemesi usullerine göre yargılama yapacaktır.
Yazlık evler genellikle 'geçici oturma' yeri olarak kabul edildiği için 'yerleşim yeri' sayılmaz. Eğer son 6 aydır sürekli olarak o yazlıkta yaşamıyorsanız, orada açılan davaya karşı taraf yetki itirazında bulunabilir ve dava asıl ikametgahınızın olduğu yere gönderilir. Bu da zaman kaybına yol açar.
Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları için, eğer Türkiye'de bir yerleşim yerleri yoksa; Türkiye'de sakin oldukları (daha önce oturdukları) yer mahkemesi, o da yoksa son defa oturdukları yer mahkemesi yetkilidir. Hiçbiri yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde dava açılabilir.
Evet, kesin bir süre sınırı vardır. Çekişmeli boşanma davalarında davalı taraf, dava dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren 2 haftalık (cevap süresi) süre içinde yetki itirazında bulunmalıdır. Bu süre geçtikten sonra yapılan yetki itirazları mahkemece dikkate alınmaz ve dava açıldığı yerde devam eder.
Kanunda erkek veya kadın için farklı bir yetki kuralı yoktur. Erkek de boşanma davasını; kendi yerleşim yerinde, eşinin (kadının) yerleşim yerinde veya son 6 ay birlikte oturdukları yerdeki Aile Mahkemesinde açabilir.
Kadın sığınma evinde kalan bir eş, sığınma evinin bulunduğu ilçedeki Aile Mahkemesinde boşanma davası açabilir. Mahkeme, kadının can güvenliğini gözeterek adres bilgilerini gizli tutabilir.
Hayır, boşanma davalarındaki yetki kuralı (TMK 168), kesin yetki kuralı değildir ve kamu düzeninden sayılmaz. Bu nedenle hakim yetki durumunu kendiliğinden (resen) araştırmaz, mutlaka karşı tarafın itirazı gerekir. Ancak istisnai bazı durumlarda (örneğin velayet davaları gibi bağımsız davalarda) kesin yetki kuralları olabilir.
İstanbul'da üç ana adliye bölgesi vardır: Çağlayan (Avrupa Yakası - Şişli, Beşiktaş, Kağıthane vb.), Anadolu (Kartal - Tüm Anadolu Yakası) ve Bakırköy (ve ona bağlı Küçükçekmece, Büyükçekmece). İkamet ettiğiniz ilçe hangi adliyenin yargı çevresindeyse davayı o adliyedeki Aile Mahkemesinde açmalısınız.
Hayır, avukatın ofisinin bulunduğu yer yetkiyi belirlemez. Yetki, tamamen eşlerin yerleşim yerine veya ortak konuta göre belirlenir. Avukatınızın ofisi Ankara'da, siz İstanbul'daysanız dava İstanbul'da açılır; avukatınız İstanbul'a gelerek veya UYAP üzerinden davayı takip eder.
Şart değildir ancak ispat kolaylığı sağlar. Eğer fiilen taşındıysanız ancak ikametgahınız hala eski evinizde görünüyorsa, mahkemede fiilen orada yaşadığınızı tanık veya faturalarla kanıtlamanız gerekir. Süreci uzatmamak adına dava öncesi ikametgahı güncellemek en doğru yöntemdir.
Hayır, dosya kendiliğinden gitmez. Mahkeme yetkisizlik kararı verdikten ve bu karar kesinleştikten sonra, davacı tarafın 2 hafta içinde mahkemeye başvurarak 'Dosyamı yetkili mahkemeye gönderin' diye talepte bulunması gerekir. Talep edilmezse dava açılmamış sayılır.
Hayır, E-Devlet ve UYAP Vatandaş Portal üzerinden yapılan boşanma davası sorgulama işlemleri tamamen ücretsizdir. Herhangi bir harç veya abonelik ücreti ödemeniz gerekmez.
E-Devlet sistemine şifrenizle giriş yapıp 'Dava Dosyası Sorgulama' ekranına bakarak adınıza açılmış bir dava olup olmadığını anında öğrenebilirsiniz. Eğer dava açılmışsa bu ekranda 'Davalı' sıfatıyla dosya görünecektir.
Hayır, boşanma davaları özel hukuk davalarıdır ve üçüncü kişilerin erişimine kapalıdır. Sadece davanın tarafları (eşler) ve vekaletnameli avukatları dosya içeriğini görebilir. Akrabalarınız veya arkadaşlarınız sistemden davanızı göremez.
UYAP Vatandaş Portal'a (vatandas.uyap.gov.tr) E-Devlet şifresi, Mobil İmza veya Elektronik İmza (E-İmza) seçeneklerinden biriyle giriş yapabilirsiniz. En yaygın ve kolay yöntem E-Devlet şifresi ile giriştir.
Evet, Adalet Bakanlığı'nın resmi 'UYAP Mobil' uygulamasını telefonunuza indirerek davanızı takip edebilirsiniz. Uygulama üzerinden duruşma günlerini görebilir ve evrakları inceleyebilirsiniz.
Dava dilekçesi mahkeme tevzi bürosuna teslim edilip harçları ödendikten sonra dosya açılır. Genellikle aynı gün içinde veya en geç 1-2 iş günü içerisinde E-Devlet ve UYAP sisteminde görünür hale gelir.
'Açık' ifadesi, davanın henüz sonuçlanmadığını ve yargılamanın devam ettiğini gösterir. Karar verilip kesinleşene kadar dosya durumu 'Açık' olarak görünmeye devam eder.
Tensip zaptı, mahkemenin davayı kabul ettiğini, duruşma gününü belirlediğini ve taraflardan ilk isteklerini sıraladığı açılış tutanağıdır. Bu ifadeyi görüyorsanız mahkeme süreci resmen başlamış demektir.
Evet, UYAP Vatandaş Portal üzerinden dosyanızdaki tüm dilekçeleri, duruşma tutanaklarını ve bilirkişi raporlarını bilgisayarınıza veya telefonunuza indirebilir, yazıcıdan çıktısını alabilirsiniz.
Davanın tarafı (davacı veya davalı) olsanız bile, bazen çok sıkı gizlilik kararlarında sistem otomatik olarak dosyayı kapatabilir. Bu durumda mahkeme kalemine giderek veya avukatınız aracılığıyla erişim yetkisi tanımlatmanız gerekebilir.
4060 SMS servisine abone olduğunuzda, dosyanızda bir evrak girdiğinde, duruşma tarihi verildiğinde veya karar çıktığında cebinize bilgilendirme mesajı gelir. Bu servis operatörünüz tarafından cüzi bir miktar ücretlendirilebilir.
E-Devlet şifreniz yoksa en yakın PTT şubesinden şifre almanız gerekmektedir. Alternatif olarak internet bankacılığı veya mobil imza kullanıyorsanız, bu yöntemlerle de E-Devlet'e ve UYAP'a giriş yapabilirsiniz.
Evet, davanız karara çıktığında gerekçeli karar UYAP sistemine yüklenir. Vatandaş Portal üzerinden 'Evrak' sekmesine giderek hakimin verdiği kararı detaylıca okuyabilirsiniz.
Evet, dosyanız Bölge Adliye Mahkemesi'ne (İstinaf) gittiğinde, dosya sorgulama ekranında ilgili Bölge Adliye Mahkemesi dosyası olarak ayrıca listelenir ve buradan takibi mümkündür.
Evet, ancak bunun için E-Devlet şifresi yeterli değildir. Sisteme evrak (dilekçe, delil vb.) yükleyebilmek için mutlaka Mobil İmza veya Elektronik İmza (E-İmza) sahibi olmanız gerekmektedir.
Erkekler boşanma kararı kesinleştikten hemen sonra evlenebilir. Kadınlar ise 300 günlük iddet süresini beklemek zorundadır, ancak mahkemeden 'iddet müddetinin kaldırılması' kararı alarak bu süreyi beklemeden hemen evlenebilirler.
İddet müddeti, boşanma davasının bittiği gün değil, boşanma kararının 'kesinleştiği' tarihten itibaren başlar. Kesinleşme, gerekçeli kararın tebliği ve itiraz sürelerinin dolmasıyla gerçekleşir.
Hayır, Türk Medeni Kanunu'na göre erkekler için herhangi bir bekleme süresi (iddet müddeti) yoktur. Bu süre sadece kadınlar için soybağı karışıklığını önlemek amacıyla uygulanır.
Mahkemenin yoğunluğuna ve hastane raporunun alınma hızına bağlı olarak genellikle 1 hafta ile 1 ay arasında sonuçlanır. Rapor hızlı alınırsa karar birkaç gün içinde de çıkabilir.
Evet, iddet müddetinin kaldırılması davasında mahkeme kadının beyanını tek başına yeterli görmez. Resmi bir sağlık kuruluşundan (hastaneden) hamile olunmadığına dair tıbbi rapor alınması zorunludur.
Hayır, eğer boşandığınız eşinizle tekrar evlenecekseniz, mahkeme tıbbi rapora gerek duymadan süreyi kaldırır. Çünkü soybağı karışıklığı riski yoktur.
İddet süresi (300 gün) içinde doğan çocuk, biyolojik baba başkası olsa bile kanunen eski kocanın nüfusuna kaydedilir (Babalık Karinesi). Bu durumun düzeltilmesi için sonradan 'soybağının reddi davası' açılması gerekir.
Avukat tutmak yasal bir zorunluluk değildir ancak sürecin hızlı ve hatasız ilerlemesi, dilekçenin doğru yazılması ve hastane sevk işlemlerinin takibi için bir boşanma avukatı ile çalışmak faydalıdır.
Genellikle mahkemeler tam teşekküllü devlet hastanelerinden veya eğitim araştırma hastanelerinden alınan raporları kabul eder. Mahkemenin sevk ettiği kurumdan rapor alınması esastır.
Resmi nikah olmadan dini nikah kıyılması Türk Ceza Kanunu'na göre suç teşkil edebilir ve yasal bir geçerliliği yoktur. İddet süresi resmi nikah için bir engeldir.
Hayır, boşanma kararı kesinleşmeden hukuken evlilik birliği sona ermiş sayılmaz. Bu nedenle kesinleşme şerhi alınmadan ne kadın ne de erkek yeniden evlenemez.
Yurt dışında alınan boşanma kararının Türkiye'de geçerli olması için 'Tanıma ve Tenfiz' davası açılması veya nüfusa tescil edilmesi gerekir. Bu işlem yapıldığında Türk hukuku kuralları, dolayısıyla iddet süresi de geçerli olur.
Evet, kanun yaş ayrımı yapmaksızın tüm kadınlar için bu süreyi öngörmüştür. Ancak menopoza girmiş bir kadın da dava açıp tıbbi raporla (gebeliğin mümkün olmadığına dair) bu süreyi kaldırabilir.
Bu dava maktu harca tabidir, yani nispeten düşük maliyetli bir davadır. Harçlar dışında hastane rapor ücreti gibi ek masraflar olabilir.
Hayır, iddet süresi kadının cinsel özgürlüğünü kısıtlayan bir süre değil, sadece 'resmi nikah' yapmasını engelleyen idari/hukuki bir süredir.
Mahkeme harçları peşin ödenmek zorundadır. Ancak avukatlık ücreti konusunda avukatınızla görüşerek taksitlendirme veya ödeme planı oluşturmanız mümkündür.
Yasal olarak boşanma davasında avukat tutma zorunluluğu yoktur. Ancak hak kaybına uğramamak, hatalı protokol düzenlememek ve süreci hızlı tamamlamak için uzman bir avukatla çalışılması şiddetle tavsiye edilir.
Çekişmeli davalarda kural olarak haksız çıkan taraf yargılama giderlerini öder. Ancak anlaşmalı boşanmada taraflar protokolde kimin ödeyeceğini serbestçe kararlaştırabilirler. Genellikle davayı açan taraf ilk masrafları karşılar.
Türk Medeni Kanunu'na göre anlaşmalı boşanabilmek için evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması şarttır.
Çocuğun varlığı mahkeme harcını doğrudan artırmaz. Ancak velayet ve iştirak nafakası konularının protokolde detaylandırılması gerektiği için avukatın harcayacağı mesai ve sorumluluk artabilir, bu da avukatlık ücretine yansıyabilir.
Davadan feragat ederseniz veya anlaşmalı boşanma gerçekleşmezse, yatırdığınız harçların bir kısmı (karar harcı gibi) iade edilebilir ancak başvuru harcı iade edilmez. Avukatlık ücreti ise sözleşmenize bağlıdır, genellikle verilen emek karşılığı iade edilmez.
Dava kesinleştikten sonra, dosyada kullanılmayan gider avansı bakiyesi varsa, bu tutar davayı açan kişinin IBAN numarasına mahkeme tarafından iade edilir.
Evet, noterde yapılan işlemler ücrete tabidir. Ancak boşanma protokolünün noterde yapılması zorunlu değildir; avukatınızın hazırladığı veya sizin hazırlayıp imzaladığınız protokolü mahkemeye sunmanız yeterlidir.
Evet, eğer adli yardım şartlarını taşıyorsanız (maddi durumunuzun yetersizliğini belgelerseniz), Baro tarafından atanan avukat anlaşmalı boşanma davanızı da takip edebilir.
Her yıl başında Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen Yeniden Değerleme Oranına göre mahkeme harçları artırılmaktadır. 2026 yılı için de bu oranlar güncellenmiştir.
Boşanma kararı kesinleştikten sonra nüfus müdürlüğü kimliğinizi günceller. Sadece yeni kimlik kartı bedelini ödersiniz, bunun için ayrı bir dava ücreti yoktur.
Avukatlık ücretinden tasarruf etmiş olursunuz ancak hukuki terimleri yanlış kullanırsanız veya eksik madde yazarsanız, ileride açmak zorunda kalacağınız ek davalar size çok daha pahalıya mal olabilir.
E-Devlet (UYAP Vatandaş Portal) üzerinden dava açarken de mahkeme harçlarını kredi kartı ile peşin olarak yatırmanız gerekmektedir. Ücretsiz değildir.
Hayır, dava reddedilse bile mahkeme süreci işlediği için yatırılan başvuru harcı ve yapılan posta masrafları iade edilmez.
Yasal olarak zorunlu değildir ancak protokolün hazırlanması ve hak kayıplarının önlenmesi için uzman bir avukatla çalışmak şiddetle tavsiye edilir.
Hayır, TMK 166/3 gereği resmi nikah tarihinden itibaren 1 yıl dolmadan anlaşmalı boşanma davası açılamaz.
Hayır, anlaşmalı boşanmada eşlerin hakim huzurunda bizzat bulunarak boşanma iradelerini açıklamaları yasal bir zorunluluktur.
Görevli mahkeme Aile Mahkemesi'dir. Yetkili mahkeme eşlerin yerleşim yeri mahkemesidir ancak anlaşmalı boşanmada taraflar itiraz etmezse her yerde açılabilir.
Protokolde tazminat haklarından feragat edilmişse veya haklar saklı tutulmamışsa, sonradan tazminat davası açılamaz.
Evet, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan erkek de, kadının mali gücü oranında yoksulluk nafakası talep edebilir.
Evi alan tarafın borcu üstlenmesi esastır, ancak banka nezdinde devir zor olduğundan protokolde iç ilişki detaylı düzenlenmelidir.
Hayır, anlaşmalı boşanmada tarafların kusur oranları (aldatma vb.) mahkemece araştırılmaz.
Duruşmada hakim karar verene kadar anlaşmadan vazgeçebilirsiniz. Bu durumda dava çekişmeli boşanmaya döner.
Evet, talep edilsin veya edilmesin, ileride sorun çıkmaması için ziynet eşyalarının durumu protokolde netleştirilmelidir.
Çekişmeli davaya göre daha uygundur; tanık, bilirkişi ve tebligat masrafları olmadığı için sadece başvuru harcı ve vekalet ücreti ödenir.
Aldatma (zina), 'tam kusurlu' davranış sayılır. Aldatan kadın kural olarak yoksulluk nafakası ve tazminat alamaz; aksine kocasına manevi tazminat ödemek zorunda kalabilir. Ancak, çocukların velayeti aldatma eyleminden bağımsız değerlendirilir ve çocuklar için iştirak nafakası her durumda alınabilir. Ayrıca mal paylaşımı (edinilmiş mallar) hakkı aldatma durumunda tamamen kaybolmaz, hakim hakkaniyet indirimi yapabilir ancak tamamen silinmesi zina davasının özel şartlarına bağlıdır.
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, düğünde takılan ziynet eşyaları (kadına veya erkeğe takılması fark etmeksizin) kadına bağışlanmış sayılır ve kadının kişisel malıdır. Boşanma durumunda bu altınların aynen iadesi, mevcut değilse nakdi bedelinin kadına ödenmesi gerekir.
Kesinlik yoktur, ancak çocuğun yaşı küçükse (0-7 yaş) ve anne bakımına muhtaçsa, annenin yaşamı çocuğa zarar vermiyorsa velayet öncelikle anneye verilir. 'Anne şefkati' ilkesi gereği küçük çocukların anneden ayrılması istisnai durumlar (akıl hastalığı, ağır ihmal vb.) dışında tercih edilmez.
Hayır, şiddet gördüğü veya huzursuz olduğu için evi terk eden kadın haklarını kaybetmez. Aksine, can güvenliği veya onuru zedelendiği için evi terk etmek zorunda kalmak 'haklı sebeple' evi terk etmektir. Bu durumda nafaka ve tazminat hakları devam eder. Ancak haklı bir sebep yokken evi terk edip dönmemek 'terk' nedeniyle boşanma sebebi olabilir.
İştirak nafakası (çocuk için olan) kadının işe girmesiyle kesilmez. Yoksulluk nafakası ise, kadının işe girmesiyle elde ettiği gelir onu 'yoksulluktan kurtaracak' seviyedeyse kesilebilir veya azaltılabilir. Ancak asgari ücretle işe başlamak, yoksulluk nafakasının tamamen kesilmesi için her zaman yeterli sebep değildir, hakimin takdirindedir.
Derhal mahkemeden 'ihtiyati tedbir' talep edilmelidir. Ayrıca aile konutu için tapuya 'Aile Konutu Şerhi' konulmalıdır. Eğer mallar satıldıysa, 'tasarrufun iptali' davası veya mal paylaşımı davasında 'eklenecek değer' hesabı yapılarak satılan malın bedeli eşin payından düşülür.
Evet, nişan bozulması veya evliliğin kısa sürüp bitmesi durumunda, olağan dışı hediyeler ve eşyalar geri istenebilir. Çeyiz eşyaları (mobilya, beyaz eşya vb.) kim tarafından alındıysa (fatura kimin adınaysa veya ödemeyi kim yaptıysa) ona aittir ve iadesi istenebilir.
Mahkeme, GSM operatörlerinden sadece arama ve mesajlaşma (SMS) trafik bilgisini (kiminle, ne zaman, kaç dakika görüşüldüğü) isteyebilir. Görüşmelerin içeriği veya WhatsApp mesajlarının içeriği operatörlerden istenemez. İçerikler ancak tarafların kendi telefonlarından alacakları ekran görüntüleri veya bilirkişi incelemesiyle delil olabilir.
Anlaşmalı boşanma protokolünde feragat ettiğiniz haklar (örneğin 'nafaka ve tazminat istemiyorum' dediyseniz) için tekrar dava açamazsınız. Ancak protokolde düzenlenmeyen veya sonradan değişen durumlar (çocuk için iştirak nafakası artırımı gibi) için dava açılabilir.
Kocanın çalışmaması, nafaka yükümlülüğünü tamamen ortadan kaldırmaz. Eğer çalışabilecek güçteyse (bedensel engeli yoksa) mahkeme asgari düzeyde de olsa bir nafakaya hükmedebilir. Yargıtay, kişinin çalışma gücü olduğu halde keyfi olarak çalışmamasını nafaka ödememe sebebi olarak görmez.
Hayır. Miras yoluyla intikal eden mallar 'Kişisel Mal' sayılır ve boşanmada mal paylaşımına dahil edilmez. Yani eşinize ailesinden kalan ev veya para üzerinde hakkınız yoktur. Ancak o miras malından elde edilen gelirler (örneğin kira geliri) edinilmiş mal sayılır ve paylaşıma konu olabilir.
Velayet hakkı sahibi, çocuğun yaşam merkezini değiştirebilir ancak bu durum diğer ebeveynle kişisel ilişkiyi engellememelidir. Eğer şehir değişikliği diğer ebeveynle görüşmeyi imkansız hale getirmek amacı taşıyorsa (çocuğu kaçırma niyeti), diğer taraf velayetin değiştirilmesi davası açabilir.
Bulunduğunuz ilin Barosu'nun Adli Yardım Bürosu'na başvurarak; muhtarlıktan fakirlik ilmühaberi, ikametgah, nüfus cüzdan fotokopisi ve dava ile ilgili belgelerle ücretsiz avukat talebinde bulunabilirsiniz. Talebiniz incelendikten sonra maddi durumunuzun elverişsiz olduğu tespit edilirse avukat atanır.
Nafaka artırım davaları, mahkemelerin yoğunluğuna ve delillerin toplanma hızına göre değişmekle birlikte, 2026 yılı şartlarında ortalama 8 ay ile 1.5 yıl arasında sonuçlanmaktadır. Ancak SED raporlarının (sosyal ekonomik durum) hızlı gelmesi süreci kısaltabilir.
Kural olarak nafaka artışı, davanın açıldığı tarihten itibaren geçerli olur. Geriye dönük olarak, yani dava açılmadan önceki dönemler için artış talep edilemez. Bu yüzden ihtiyacın doğduğu anda vakit kaybetmeden dava açmak önemlidir.
Asgari ücretle çalışan birinin ödeyeceği nafaka miktarı sabit bir rakam değildir; ancak Yargıtay içtihatlarına göre kişinin barınma ve beslenme gibi zorunlu giderleri düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden hakkaniyete uygun bir nafaka belirlenir. Genellikle maaşın %20-25'i civarında olabilmektedir, ancak bu kesin bir oran değildir.
Hukukumuzda avukat tutma zorunluluğu yoktur. Ancak nafaka hesaplamaları, ÜFE/TÜFE oranlarının uygulanması ve delillerin usulüne uygun sunulması teknik konulardır. Hak kaybına uğramamak ve davanın reddedilmemesi için bir boşanma avukatı ile çalışmanız tavsiye edilir.
Nafaka yükümlüsünün işsiz kalması, nafaka borcunu tamamen ortadan kaldırmaz. Yargıtay'a göre kişi çalışamayacak durumda değilse (ağır hastalık vs.), asgari ücret üzerinden gelir elde edebileceği varsayılır. Ancak işsizlik, artırım miktarını etkileyen önemli bir faktör olacaktır.
Davayı açarken harç ve masrafları davacı öder. Ancak dava kazanıldığında, mahkeme masrafları ve vekalet ücreti haksız çıkan tarafa (davalıya) yükletilir.
Evet, çocuğun eğitim masraflarındaki artış en geçerli nafaka artırım sebeplerinden biridir. Ancak burada babanın (veya nafaka yükümlüsünün) geliri ve rızası da önemlidir. Babanın onayı ile özel okula kayıt yapıldıysa, bu masraflara katılmak zorundadır.
Evet, iştirak nafakası gibi yoksulluk nafakası da değişen ekonomik koşullar ve paranın alım gücünün düşmesi sebebiyle artırılabilir. Ancak yoksulluk nafakasının tamamen kaldırılması riski de her zaman göz önünde bulundurulmalıdır.
Taraflar kendi aralarında anlaşarak noterde veya protokol ile nafaka miktarını artırabilirler. Ancak anlaşma sağlanamazsa, artışın resmiyet kazanması ve icra edilebilir olması için dava açılması zorunludur.
Yasada belirli bir süre yoktur ancak Yargıtay genellikle önceki kararın üzerinden en az 1 yıl geçmesini ve şartların esaslı şekilde değişmesini aramaktadır. Enflasyonun çok yüksek olduğu dönemlerde bu süreye daha esnek yaklaşılabilmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarına göre, nafaka artışında genellikle TÜİK tarafından açıklanan ÜFE (Üretici Fiyat Endeksi) oranı üst sınır olarak kabul edilir, ancak hakkaniyet gereği TÜFE ve ÜFE ortalaması da dikkate alınabilir.
Evet, özellikle çocuğun ihtiyaçlarının arttığını, yaşam standardının değiştiğini veya davalının gizli gelirlerinin olduğunu ispatlamak için tanık beyanlarına başvurulabilir.
Evet, mevcut nafaka borçları için icra takibi devam ederken, gelecek dönem nafakalarının artırılması için ayrı bir dava açılabilir. İki süreç birbirinden bağımsız yürür.
Evet, Türk hukukunda boşanma davasını avukatsız açmak mümkündür. Taraflar hazırladıkları dilekçe ve protokol ile Aile Mahkemesine başvurarak süreci bizzat yürütebilirler.
Anlaşmalı boşanma davalarında tarafların duruşmada bizzat hazır bulunması ve boşanma iradelerini hakime sözlü olarak beyan etmesi zorunludur. Taraflardan biri veya ikisi duruşmaya gitmezse dava düşebilir veya çekişmeli boşanmaya dönebilir.
Evet, duruşma anına kadar, hatta duruşmada hakim karar verene kadar protokoldeki şartlardan vazgeçebilirsiniz. Anlaşmalı boşanma iradesi, hakim karar verene kadar serbestçe geri alınabilir.
Adliyede dava açarken ödenmesi gereken harç ve masraflar vardır. 2026 yılı harç tarifelerine göre başvuru harcı, peşin harç ve gider avansı ödenmelidir. Bu tutarlar her yıl güncellenir.
Hayır. Protokolde 'ziynet eşyası alacağım yoktur' şeklinde bir maddeye imza atarsanız ve bu mahkemece onaylanırsa, boşanma kesinleştikten sonra takıları geri isteme hakkınız hukuken ortadan kalkar.
Yasal bir zorunluluk değildir ancak hak kaybı yaşamamak için tavsiye edilir. Özellikle mal paylaşımı ve tazminat konularında yapılan hataların telafisi zordur.
Protokolde 'mal rejiminden kaynaklı alacak haklarımızdan feragat ediyoruz' maddesi varsa, yazılmayan mallar için dava açamazsınız. Böyle bir madde yoksa, boşanmadan sonra 10 yıl içinde mal rejimi tasfiyesi davası açılabilir.
Hayır, TMK 166/3 gereği resmi nikah tarihinden itibaren en az 1 yıl dolmadan anlaşmalı boşanma davası açılamaz. Bu durumda çekişmeli boşanma davası açılmalıdır.
Hayır. Anlaşmalı boşanmada hakimin tarafları bizzat dinlemesi şarttır. Eşinizin duruşma günü fiziksel olarak mahkemede olması gerekir.
Dilekçenizi, eşlerden birinin yerleşim yeri veya son 6 aydır birlikte oturdukları yerdeki Nöbetçi Aile Mahkemesi'ne (yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi'ne) vermelisiniz.
Kadın boşandıktan sonra kural olarak kızlık soyadına döner. Ancak kocasının soyadını kullanmakta menfaati varsa ve bu durum kocaya zarar vermiyorsa, protokolde anlaşılarak veya hakimden talep edilerek kullanmaya devam edilebilir.
En hızlı boşanma yolu 'Anlaşmalı Boşanma'dır. Taraflar her konuda (nafaka, velayet, tazminat) anlaştıkları takdirde, mahkemenin iş yoğunluğuna bağlı olarak tek celsede, genellikle 1 hafta ile 1 ay arasında boşanabilirler.
Zinayı ispatlamak için kesin delillere ihtiyaç vardır. Eğer elinizde cinsel birlikteliği kanıtlayan fotoğraf, otel kaydı gibi somut veriler yoksa, davanızı 'Güven sarsıcı davranışlar' nedeniyle 'Evlilik birliğinin temelinden sarsılması' (Genel sebep) maddesine dayandırarak açmanız daha stratejik olur. Böylece sadece mesajlaşma veya flörtöz tavırlarla da boşanabilir ve tazminat alabilirsiniz.
Çekişmeli boşanma davaları, tanıkların dinlenmesi, delillerin toplanması ve bilirkişi süreçleri nedeniyle İstanbul gibi büyükşehirlerde ortalama 1.5 ile 3 yıl arasında sürmektedir. İstinaf ve Yargıtay süreçleri bu süreyi uzatabilir.
Evi terk eden eş, eğer terk etme konusunda haklı bir sebebi varsa (örneğin evde şiddet görüyorsa) dava açabilir. Ancak haksız yere terk etmişse ve diğer eş 'terk nedeniyle boşanma' davası açarsa, terk eden eş tam kusurlu sayılır. Kendi kusuruna dayanarak boşanma davası açan tarafın davası reddedilebilir.
Özel boşanma sebepleri, özellikle 'Zina' ve 'Hayata Kast', en ağır kusur halleri olduğu için mahkemeler bu davalarda genellikle daha yüksek manevi tazminata hükmeder. Ayrıca zina sebebiyle boşanmada, kusurlu eşin mal paylaşımındaki artık değer payı azaltılabilir veya tamamen kaldırılabilir.
Boşanma davası açarken ödenmesi gereken harç ve masraflar her yıl yeniden değerleme oranına göre artmaktadır. Ayrıca avukatlık ücretleri de davanın türüne (anlaşmalı/çekişmeli) ve zorluğuna göre değişir. Kesin rakam için güncel tarifeye bakılmalıdır.
Evet, eşlerden birinin haklı bir sebep (fiziksel rahatsızlık vb.) olmaksızın cinsel ilişkiden kaçınması, Yargıtay tarafından 'cinsel şiddet' ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni olarak kabul edilir ve kusur sayılır.
Evet. Eğer eş, ailesinin evliliğe aşırı müdahalesine sessiz kalıyor, eşini korumuyor ve bu durum evliliği çekilmez hale getiriyorsa, bu durum 'Evlilik birliğinin temelinden sarsılması' kapsamında boşanma sebebi sayılır. Sessiz kalan eş kusurlu kabul edilir.
Hukuken bir engel olmamakla birlikte, dava açıldıktan sonra aynı evde yaşamaya devam etmek, mahkeme tarafından 'tarafların barıştığı' veya 'ortak hayatın çekilmez olmadığı' şeklinde yorumlanabilir ve davanın reddine neden olabilir. Dava açılınca hakimden 'ayrı yaşama izni' talep edilmesi en doğrusudur.
Psikolojik şiddet (aşağılama, küsme, baskı) genellikle tanık beyanlarıyla ispatlanır. Aile üyeleri, komşular veya arkadaşların tanıklığı önemlidir. Varsa psikolog raporları, tehdit veya hakaret içeren mesajlar da delil olarak kullanılır.
Velayet konusunda temel kriter 'çocuğun üstün yararı'dır. Eşin diğer eşi aldatmış olması (zina), tek başına kötü bir ebeveyn olduğu anlamına gelmez. Eğer aldatan eş çocuğa daha iyi bakacak, eğitim ve psikolojik ihtiyaçlarını daha iyi karşılayacak durumdaysa, hakim velayeti aldatan eşe de verebilir.
Özel dedektiflik yasal bir meslek olarak tam düzenlenmemiştir. Dedektifin kamuya açık alanlarda çektiği fotoğraflar delil olabilirken, özel hayata müdahale ederek (eve kamera koymak, telefon dinlemek gibi) elde ettiği deliller hukuka aykırı sayılır ve mahkemede kullanılamaz, hatta suç teşkil edebilir.
Evet. Kumar oynamak ailenin ekonomik geleceğini tehlikeye atıyorsa, bu durum hem 'Haysiyetsiz hayat sürme' (özel sebep) hem de 'Evlilik birliğinin temelinden sarsılması' (genel sebep) kapsamında boşanma nedeni sayılır.
Evet. Eşlerden birinin aşırı titizliği veya temizlik hastalığı, diğer eşin hayatını çekilmez hale getiriyorsa ve tedaviye yanaşılmıyorsa, Yargıtay bunu ortak hayatı çekilmez kılan bir neden olarak kabul etmekte ve boşanmaya karar vermektedir.
2026 yılı itibarıyla İstanbul gibi büyükşehirlerdeki iş yükü nedeniyle, yerel mahkeme süreci ortalama 1.5 ile 3 yıl arasında sürmektedir. İstinaf ve Yargıtay süreçleri de eklendiğinde bu süre uzayabilir.
Eğer kendinizi bir avukat ile temsil ettiriyorsanız duruşmalara katılma zorunluluğunuz yoktur. Ancak hakim, bazı durumlarda tarafları bizzat dinlemek isteyebilir, bu durumda katılmanız gerekir.
Dava açıldığında hakimden 'Tedbir' talep edebilirsiniz. Hakim, şiddet riski veya evin durumu gibi kriterlere bakarak müşterek konutun hangi eşe tahsis edileceğine (özgüleme) karar verir.
Planlı ve gizli bir şekilde ses kaydı almak TCK kapsamında suçtur ve delil olarak kullanılamaz. Ancak ani gelişen bir şiddet veya hakaret anında, ispat etme şansının olmadığı durumlarda alınan kayıtlar istisnai olarak kabul edilebilir.
Evet, davanın her aşamasında (hatta Yargıtay aşamasında bile) taraflar anlaşarak bir protokol imzalayıp davayı anlaşmalı boşanmaya çevirebilirler.
Evet, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve Yargıtay kararları gereği, idrak çağındaki (genellikle 8 yaş ve üzeri) çocukların velayet konusunda görüşleri uzmanlar eşliğinde alınır.
Yasal olarak zorunlu değildir, davanızı kendiniz takip edebilirsiniz. Ancak çekişmeli boşanma çok teknik bir süreçtir; usul hataları nedeniyle haklıyken haksız duruma düşmemek için avukatla çalışılması şiddetle önerilir.
Hayır, eşinizin boşanmak istememesi davanın reddedileceği anlamına gelmez. Siz boşanma sebeplerinizi ve eşinizin kusurunu ispatlarsanız hakim boşanmaya karar verir.
Davanızdan feragat edebilirsiniz. Ancak feragat ederseniz, o güne kadar olan olayları affetmiş sayılırsınız ve aynı sebeplere dayanarak 3 yıl boyunca tekrar dava açamazsınız.
Evet. Mahkeme, tarafların talebi üzerine tüm bankalara yazı yazarak geriye dönük hesap hareketlerini, kredi kartı ekstrelerini ve varsa gizli hesapları tespit edebilir.
Hayır. Maddi ve manevi tazminat ödemek için eşin kusurlu olması gerekir. Hiçbir kusuru olmayan eş tazminat ödemez, aksine talep edebilir.
Hayır, UYAP sistemi dava açılışında ana dilekçe olarak sadece .udf (UYAP Doküman Formatı) uzantılı dosyaları kabul eder. Word veya PDF dosyaları sistem tarafından reddedilir.
UDF Editör programını Adalet Bakanlığı UYAP resmi web sitesindeki 'Yazılımlar' veya 'Editör' bölümünden bilgisayarınıza ücretsiz olarak indirip kurabilirsiniz.
Hayır, harç ve masraflar açısından fiziki olarak adliyede dava açmak ile internetten açmak arasında bir fark yoktur. Sadece ulaşım ve zaman maliyetinden tasarruf edersiniz.
Evet, boşanma davaları tarafların bizzat dinlenmesi gereken davalardır. Davayı online açsanız bile, mahkemenin belirleyeceği gün ve saatte duruşma salonunda hazır bulunmanız gerekir.
Eğer yetkisiz veya görevsiz bir mahkemede (örneğin yanlış ilde) dava açarsanız, mahkeme 'yetkisizlik' kararı verir. Bu durumda dosyanın doğru mahkemeye gönderilmesi için ek işlem yapmanız gerekir ve süreç uzar.
E-İmza, BTK tarafından yetkilendirilmiş Elektronik Sertifika Hizmet Sağlayıcılarından (E-Güven, TÜRKKEP, PTT vb.) ücreti karşılığında temin edilebilir.
Mobil imza kullanmak için kullandığınız GSM operatörünün (Turkcell, Vodafone, Türk Telekom) bayilerine giderek veya müşteri hizmetlerini arayarak başvuru yapmanız gerekir. Aylık abonelik ücreti vardır.
UDF dosyasını imzalamak için bilgisayarınızda E-İmza sürücülerinin ve Java programının güncel olması gerekir. Ayrıca imzalama işlemini UDF Editör programının içindeki 'İmza' butonu ile yapmalısınız.
UYAP üzerinden gerekli evrakları yükleyip ödemeyi yaptığınız anda davanız açılmış sayılır. Tevzi formu anında ekrana düşer. İşlem süresi internet hızınıza ve evrak hazırlığınıza göre yaklaşık 30-45 dakikadır.
UYAP sistemi Vakıfbank altyapısını kullanmakla birlikte, Visa ve Mastercard logolu tüm kredi kartları ve banka kartları ile ödeme yapmaya olanak tanır.
Evet, davadan feragat edebilirsiniz. Bunun için yine UDF formatında bir feragat dilekçesi hazırlayıp sisteme yüklemeniz gerekir. Ancak yatırdığınız harçların bir kısmı yanabilir.
UYAP Vatandaş Portal bazen tarayıcı kaynaklı sorunlar yaşatabilir. Chrome, Firefox veya Edge tarayıcılarının güncel sürümlerini kullanmayı deneyin. Ayrıca Java eklentilerine izin verdiğinizden emin olun.
Kanunen avukat tutma zorunluluğu yoktur, vatandaşlar kendi davalarını açabilirler. Ancak boşanma hukuku teknik detaylar içerdiğinden hak kaybı yaşamamak için hukuki destek almanız önerilir.
Islak imzalı protokolü tarayıcıdan geçirip PDF formatına dönüştürün. Dava açılış ekranında 'Ek Evrak' bölümünden, evrak türü olarak 'Protokol'ü seçip bu PDF dosyasını yükleyin.
Evet, boşanma davası ücretini taksitle ödemeniz mümkündür. Avukatlık ücreti, avukat ile müvekkil arasındaki özel bir sözleşmeye tabidir. Genellikle davanın başında belirli bir peşinat alınır ve geri kalan kısım davanın aşamalarına göre veya aylık taksitler halinde ödenebilir. Bu konuda avukatınızla ödeme planı oluşturabilirsiniz.
Evet, hukuk sistemimizdeki kural gereği davayı kaybeden taraf, kazanan tarafın yasal vekalet ücretini (Karşı Vekalet Ücreti) ödemekle yükümlüdür. Bu ücret, sizin kendi avukatınıza ödediğiniz ücret değil, Resmi Gazete'de yayımlanan Asgari Ücret Tarifesine göre mahkemenin belirlediği tutardır.
En ekonomik boşanma yöntemi anlaşmalı boşanmadır. 2026 yılı İstanbul Barosu tavsiye çizelgesine göre anlaşmalı boşanma ücreti 108.750 TL olarak belirlenmiştir. Ancak avukatlık ücretleri serbest piyasa koşullarına göre avukatın deneyimine ve davanın iş yüküne göre bu rakamın üzerinde de belirlenebilir.
Avukatların, Türkiye Barolar Birliği tarafından yayınlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) altında dava almaları yasaktır ve disiplin suçudur. İstanbul Barosu'nun yayınladığı liste ise 'tavsiye' niteliğindedir; ancak İstanbul'daki yaşam koşulları ve ofis giderleri göz önüne alındığında, nitelikli bir hukuki hizmet için bu tavsiye ücretleri standart kabul edilmektedir.
2026 yılı itibarıyla, standart bir boşanma davası açılışında başvuru harcı, peşin harç ve gider avansı dahil olmak üzere ortalama 4.000 TL ile 6.000 TL arasında bir masraf mahkeme veznesine yatırılır. Bu tutar avukatlık ücretine dahil değildir.
Adli yardım talebi, dava açılırken veya dava sürecinde mahkemeye sunulabilir. Mahkeme, sunulan fakirlik belgelerini inceleyerek genellikle ilk duruşmadan önce veya duruşma esnasında bu konuda karar verir. Baroya yapılan avukat atama başvuruları ise evrakların tam olması halinde birkaç hafta içinde sonuçlanabilir.
Bu durum tamamen avukatınızla yaptığınız sözleşmeye bağlıdır. Genellikle çekişmeli olarak başlayan ve ciddi bir emek harcanan (dilekçeler yazılan, duruşmalara girilen) davalarda, sonradan anlaşmaya varılsa bile avukat ücrete hak kazanır. Ancak davanın çok başında anlaşma sağlanırsa, taraflar aralarında anlaşarak ücrette revizyon yapabilirler.
Avukatlık Kanunu gereği avukatların ücretsiz danışmanlık yapması yasaktır. 2026 yılı İstanbul Barosu tavsiyesine göre büroda sözlü danışmanlık ücreti saati 18.000 TL'den başlamaktadır. Yazılı danışmanlık ücretleri ise daha yüksektir.
Maddi durumu olmayan kadınlar, bulundukları ilin Baro Adli Yardım Bürosu'na başvurarak kendilerine ücretsiz avukat atanmasını talep edebilirler. Ayrıca mahkemeden adli yardım talep ederek harç ve masraflardan muaf tutulabilirler.
Eğer velayet talebi boşanma davası içinde (fer'i olarak) isteniyorsa, ayrıca bir velayet davası ücreti ödenmez, boşanma ücreti hepsini kapsar. Ancak boşanma bittikten sonra ayrı bir 'Velayet Değişikliği' davası açılacaksa, bu ayrı bir ücrete (2026 yılı için 116.000 TL) tabidir.
Evet, tazminatlı boşanma davalarında genellikle avukatlık sözleşmelerine 'Nispi Ücret' maddesi eklenir. Bu maddeye göre, kazanılan tazminatın belirli bir yüzdesi (genellikle %10-%20 arası) başarı primi olarak avukata ödenir.
Dava açarken masrafları (harçları) davacı öder. Ancak dilekçenizde 'yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini' talep edersiniz. Davayı kazandığınızda, yaptığınız bu masrafları kocanızdan icra yoluyla geri alabilirsiniz.
Evet, İstanbul dışındaki davalara da bakılmaktadır. Ancak şehir dışı davalarda, yol ve konaklama masrafları ile harcanan ekstra zaman nedeniyle avukatlık ücreti, İstanbul içi davalara göre farklılık gösterecektir.
Bilirkişi incelemesini hangi taraf talep ettiyse veya ispat yükü kimdeyse ücreti o taraf öder. Ancak mahkeme resen (kendiliğinden) bilirkişi atarsa, gider avansından karşılanır veya taraflara eşit ödetilir. Sonuçta bu da yargılama gideridir ve kaybeden tarafa yükletilir.
Avukatlık ücreti Türk Lirası üzerinden belirlenebileceği gibi döviz üzerinden de kararlaştırılabilir. Ancak ödeme günündeki kur üzerinden işlem yapılır veya sözleşmede belirtilen döviz cinsi üzerinden ödeme kabul edilebilir.
Eşiniz, mal paylaşımı davasından mal kaçırmak amacıyla (diğer eşin rızası olmadan) evi satarsa, bu satış hiç yapılmamış gibi evin değeri 'eklenecek değer' olarak hesaplamaya dahil edilir. Mahkeme, bu satışın mal kaçırma kastıyla yapıldığını tespit ederse, 3. kişiye devredilmiş olsa bile parasal karşılığını kusurlu eşten tahsil eder.
Boşanmada ev doğrudan bir tarafa 'kalmaz'. Ev edinilmiş mal ise değeri hesaplanır. Tapu kimin üzerindeyse ev onda kalmaya devam eder, ancak tapu sahibi eş, evin değerinin yarısını (katılma alacağı) diğer eşe nakit olarak ödemek zorundadır. Eğer ödeyemezse ev icra yoluyla satılır ve para paylaşılır.
Evet, alabilir. Türk hukukunda mal rejimi tasfiyesi ile kusur (aldatma, şiddet vb.) prensipte birbirinden ayrıdır. Aldatan eş de edinilmiş mallar üzerinde yarı yarıya hak sahibidir. Ancak, zina (aldatma) veya hayata kast nedeniyle boşanma gerçekleşirse, hakim kusurlu eşin katılma alacağını azaltabilir veya tamamen kaldırabilir (TMK m. 236/2). Bu istisnai bir durumdur.
Hayır, paylaşılmaz. Evlilik tarihinden önce alınan mallar 'Kişisel Mal' sayılır. Eşinizin bu ev üzerinde hiçbir hakkı yoktur. Ancak, evlendikten sonra bu evden kira geliri elde edildiyse, biriken kira paraları 'edinilmiş mal' sayılır ve paylaşıma konu olabilir.
Hayır, miras yoluyla intikal eden mallar (ev, arsa, para) kanunen 'Kişisel Mal'dır ve boşanmada mal paylaşımına dahil edilmez. Diğer eşin miras malı üzerinde hakkı yoktur.
Mal paylaşımı davası, boşanma davası ile birlikte veya boşanma davası bittikten sonra açılabilir. Ancak pratikte genellikle boşanma davası açıldıktan sonra ayrı bir dosya numarası ile açılır. Hakim, mal paylaşımını karara bağlamak için boşanma davasının kesinleşmesini bekler (Bekletici Mesele).
Kredili evlerde, evin tasfiye anındaki toplam değerinden kalan borç miktarı düşülür. Kalan net değer üzerinden diğer eşin katılma alacağı hesaplanır. Ödemeler hem kişisel hem edinilmiş mallarla yapılıyorsa çok detaylı bir bilirkişi hesaplaması gerekir.
Anlaşmalı boşanmada taraflar, hazırladıkları protokolde malları diledikleri gibi paylaşabilirler. Yarı yarıya olmak zorunda değildir; bir taraf haktan feragat edebilir veya farklı bir oran belirleyebilirler. Protokol hakim tarafından onaylanınca kesinleşir ve sonradan dava açılamaz.
Boşanma davası içinde mal rejimine ilişkin tedbir konulması zordur ancak imkansız değildir. Genellikle mal rejimi davası (ayrı bir dava olarak) açıldığında, mahkeme harcın yatırılması şartıyla malların devrini önlemek için ihtiyati tedbir kararı verir.
Hayır, etkilemez. Edinilmiş mallara katılma rejiminde, eşlerden birinin çalışıp çalışmadığına, ne kadar kazandığına bakılmaz. Kanun, evlilik birliği içinde 'ev işlerini yapan', 'çocuk bakan' eşin de manevi katkı sunduğunu kabul eder ve mallar yarı yarıya paylaşılır.
Arabanın ruhsatının kimde olduğu veya kimin kullandığı, malın 'edinilmiş mal' olma niteliğini değiştirmez. Evlilik içinde alındıysa değeri ikiye bölünür. Aracı fiilen elinde bulunduran eş, dava süresince kullanmaya devam edebilir ancak değerini ödemekle yükümlü olacaktır.
Düğün takıları kadının kişisel malıdır. Eğer bu takılar bozdurulup bir eve yatırıldıysa, kadın hem takıların bugünkü değerini (Değer Artış Payı) hem de evin kalan değerinin yarısını (Katılma Alacağı) talep edebilir. Bunun için kuyumcu bilirkişisi ve ispat (fotoğraf, video vb.) gereklidir.
Evet. Evlilik süresince kurulan veya edinilen şirket hisseleri, şirket kârları ve yedek akçeleri edinilmiş mal kabul edilir. Şirketin sadece sermayesi değil, ticari faaliyet sonucu oluşan 'artık değeri' hesaplanarak diğer eşe pay verilir.
Mal paylaşımı davaları, bilirkişi incelemeleri (emlakçı, kuyumcu, hesap uzmanı vb.) ve boşanma davasının kesinleşmesinin beklenmesi nedeniyle uzun süren davalardır. Ortalama 1.5 - 3 yıl arasında sürebilir.
Evet, ancak sistem farklıdır. 2002 öncesi mallar için 'Katkı Payı Alacağı' davası açılır. Burada 'yarı yarıya' kuralı yoktur. Eş, o malın alımına ne kadar maddi katkı sağladığını (altınlarını bozdurduğunu, maaşını verdiğini) somut belgelerle ispatlamak zorundadır. İspat ettiği oranda pay alır.
Hayır, anlaşmalı boşanma protokolünün noterde yapılmasına gerek yoktur ve noter onayı tek başına boşanmayı sağlamaz. Protokol taraflar arasında yazılı olarak hazırlanır, imzalanır ve Aile Mahkemesi hakimine sunulur. Geçerlilik kazanması için mahkemece onaylanması şarttır.
Evet, duruşma anına kadar taraflardan biri protokolden veya anlaşmalı boşanma iradesinden vazgeçebilir. Hatta duruşma sırasında bile hakim "Boşanmak istiyor musunuz?" diye sorduğunda bir taraf "Vazgeçtim" derse, anlaşmalı boşanma gerçekleşmez ve dava çekişmeli boşanmaya döner.
Evet, kanunen avukat tutma zorunluluğu olmadığı için tarafların kendilerinin hazırladığı protokoller de hukuken geçerlidir. Ancak hukuki terimlerin yanlış kullanımı veya eksik düzenlemeler, hakimin protokolü reddetmesine veya ileride ciddi hak kayıpları yaşanmasına neden olabilir.
Hayır, eşler birbirlerinden yoksulluk nafakası talep etmek zorunda değildir; bu haktan feragat edebilirler. Ancak, ortak çocuk varsa, çocuğun giderleri için 'iştirak nafakası' düzenlenmesi kamu düzenindendir ve hakim çocuğun yararı için nafaka verilmesini veya miktarını re'sen (kendiliğinden) değerlendirebilir.
Protokolde kime hangi gayrimenkulün verileceği açıkça yazılır. Boşanma kararı kesinleştikten sonra, bu mahkeme kararı ile Tapu Müdürlüğü'ne gidilerek devir işlemi yapılır. Karar kesinleşmeden tapuda işlem yapılamaz.
Kanunda sabit bir yüzde yoktur ancak mahkeme uygulamalarında genellikle tek çocuk için maaşın %15-20'si, eş için %20-25'i civarında oranlar görülebilmektedir. Bu oranlar tarafların ihtiyaçlarına ve gelirlerine göre her dosyada değişir.
Yargıtay kararlarına göre nafaka artış oranı, TÜİK tarafından açıklanan '12 Aylık TÜFE Ortalaması' esas alınarak belirlenir. ÜFE oranı artık nafaka artışlarında temel kriter olarak kullanılmamaktadır.
Çalışmayan eş, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecekse ve ağır kusurlu değilse yoksulluk nafakası alabilir. Miktar, ödeyen eşin gelirine ve alan eşin asgari yaşam ihtiyaçlarına göre belirlenir.
Asgari ücretli bir baba için 2026 yılında genellikle çocuk başına belirlenen nafaka miktarı, maaşın belli bir oranını (örn. %15-20) geçmeyecek şekilde, babanın da yaşamını sürdürebileceği makul bir seviyede tutulur.
Hayır, internetteki nafaka hesaplama motorları yanıltıcıdır. Çünkü nafaka hesabı sadece matematiğe değil, kusur durumu, sosyal yaşam, sağlık sorunları ve barınma gibi sübjektif kriterlere dayanır.
Evet, boşanma davası tarihinden itibaren tedbir nafakasına hükmedilebilir. Eğer dava sonunda toplu bir birikmiş nafaka oluşursa, bu miktar icra yoluyla faiziyle birlikte talep edilebilir.
Yoksulluk nafakası alan eşin yeniden evlenmesi veya vefatı halinde kendiliğinden kesilir. Ayrıca işe girmesi veya haysiyetsiz hayat sürmesi durumunda dava açılarak kesilebilir. İştirak nafakası ise çocuk ergin olunca (18 yaş) kural olarak sona erer.
Kural olarak iştirak nafakası 18 yaşında biter. Ancak çocuk eğitimine devam ediyorsa (üniversite vb.), 'Yardım Nafakası' davası açarak eğitim hayatı boyunca nafaka almaya devam edebilir.
Evet, öder. Eşin sigortasız çalışması veya işsiz görünmesi nafaka ödemesine engel değildir. Mahkeme 'Bakiye Güç' ilkesi gereği, kişinin çalışabilir durumda olup olmadığına bakar ve asgari ücretten az olmamak üzere bir geliri varmış gibi nafaka takdir edebilir.
Ekonomik koşulların değişmesi, paranın alım gücünün düşmesi veya çocuğun ihtiyaçlarının (okul, sağlık) artması durumunda her zaman nafaka artırım davası açılabilir. Genellikle yılda bir kez artış yapılması beklenir.
Anlaşmalı boşanmada hakim hesaplama yapmaz; tarafların kendi aralarında anlaştığı miktarı onaylar. Taraflar diledikleri miktar üzerinde (makul olmak kaydıyla) uzlaşabilirler.
Evet, kadın çalışıyor olsa bile geliri kocasından az ise ve boşanma yüzünden yaşam standardı düşecekse yoksulluk nafakası alabilir. Ancak geliri kocasından yüksek veya eşitse yoksulluk nafakası verilmeyebilir.
e-Devlet sistemine girip 'Dava Dosyası Sorgulama' veya 'İcra Dosyası Sorgulama' ekranlarından, hakkınızda açılmış bir nafaka icra takibi olup olmadığını ve borç miktarını görebilirsiniz.
Nafaka yükümlüsünün kira ödüyor olması, ödeme gücünü etkileyen bir faktördür. Hakim, kişinin net gelirinden kira giderini düşerek kalan miktar üzerinden nafaka hesaplaması yapma yoluna gidebilir.
Evet, özellikle taraflardan biri yurtdışında yaşıyorsa veya geliri döviz cinsindense, nafaka döviz (Dolar, Euro) üzerinden belirlenebilir. Ancak bu durumda yıllık TÜFE artışı uygulanmaz.
2026 yılı harç ve masraf tarifelerine göre; başvuru harcı, peşin harç, gider avansı (tebligat, bilirkişi vb.) yatırılmalıdır. Çekişmeli davalarda bu tutar, yapılacak işlemlere (pedagog, keşif) göre artış gösterir.
Hukuka uygun elde edilen kayıtlar delil olabilir. Ancak eşin telefonuna casus yazılım yükleyerek veya şifresini kırarak elde edilen veriler 'hukuka aykırı delil' sayılır ve mahkemece dikkate alınmaz; hatta suç teşkil edebilir.
Evi terk eden eşe, terk tarihinden itibaren 4 ay geçtikten sonra mahkeme veya noter kanalıyla 'Eve Dön' ihtarnamesi çekilebilir. İhtara rağmen 2 ay içinde dönmezse 'Terk Nedeniyle Boşanma Davası' açılabilir.
Kural olarak herkes kendi borcundan sorumludur. Ancak boşanma davası açıldığı tarihten sonra edinilen mallar ve borçlar mal paylaşımına dahil edilmez. Dava tarihi, mal rejimi tasfiyesi için milat kabul edilir.
Evet, boşanma kararı kesinleşinceye kadar anlaşmadan vazgeçebilirsiniz. Duruşmada 'Boşanmak istemiyorum' veya 'Şartları kabul etmiyorum' demeniz halinde dava otomatik olarak çekişmeli boşanma davasına dönüşür.
Hayır, yurtdışında alınan boşanma kararı Türkiye'de doğrudan geçerli değildir. Türkiye'de geçerli olması için 'Tanıma ve Tenfiz' davası açılması veya nüfus müdürlüğüne başvurularak idari yoldan tescil edilmesi gerekir.
Ziynet eşyaları ve ev eşyaları konusundaki talepler boşanma davasıyla birlikte veya ayrı bir dava ile istenebilir. Düğünde takılan takılar kural olarak kadına bağışlanmış sayılır.
Taraflar yargılama sürecinde barıştıklarını beyan ederlerse veya davacı davasından feragat ederse dava düşer. Ancak feragat edilen olaylara dayanarak tekrar dava açılamaz.
Hayır, TMK 166/3 maddesi gereği anlaşmalı boşanma için evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması şarttır. 1 yıldan kısa evliliklerde çekişmeli dava açılıp tanık dinletilerek süreç hızlandırılabilir.
Dava açılıp harçlar yatırıldıktan ve tevzi bürosu tarafından mahkemeye atandıktan hemen sonra UYAP Vatandaş Portal ve E-Devlet üzerinde dava dosyası görünür hale gelir.
Anlaşmalı boşanma dilekçesi, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son altı aydan beri birlikte oturdukları yerdeki Nöbetçi Aile Mahkemesi'ne verilir. Aile Mahkemesi olmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi'ne (Aile Mahkemesi sıfatıyla) başvurulur.
Makalemizdeki 'Örnek Dilekçe' bölümündeki metni kopyalayıp boş bir Microsoft Word belgesine yapıştırarak ve ilgili boşlukları doldurarak kendi dilekçenizi oluşturabilirsiniz. Ayrıca UYAP Vatandaş portalı üzerinden de dilekçe oluşturma araçları mevcuttur.
Dilekçe ve protokol eksiksiz teslim edildikten sonra, mahkemenin yoğunluğuna göre değişmekle birlikte genellikle 1 hafta ile 1 ay arasında bir tarihe duruşma günü verilir. 2026 yılı itibarıyla adliyelerin iş yüküne göre bu süre değişebilmektedir.
Evet, çocuksuz çiftlerin dilekçelerinde velayet, iştirak nafakası ve kişisel ilişki bölümleri yer almaz. Bunun yerine sadece tazminat, yoksulluk nafakası ve mal paylaşımı konularına odaklanılır.
Dilekçe yazımı için bir ücret yoktur ancak mahkemeye başvururken 'başvuru harcı', 'peşin harç' ve 'gider avansı' ödenmesi gerekir. Bu tutarlar her yıl Adalet Bakanlığı tarafından güncellenir.
Anlaşmalı boşanmada (TMK 166/3), detaylı boşanma sebepleri (aldatma, şiddet vb.) yazmak zorunda değilsiniz. Sadece 'evlilik birliğinin temelinden sarsılması' ve 'tarafların anlaştığı' ifadesi yeterlidir.
Anlaşmalı boşanma dilekçesini eşiniz imzalamazsa veya duruşmaya gelip anlaşmayı kabul etmezse, dava anlaşmalı boşanma olarak devam edemez ve çekişmeli boşanma davasına dönüşür.
Evet, boşanma kararı kesinleşinceye kadar davanızdan feragat edebilir veya anlaşmalı boşanma iradenizden vazgeçtiğinizi mahkemeye bildirebilirsiniz.
Eğer protokolü dilekçeye eklemeyi unuttuysanız, mahkeme kalemi size eksikliği gidermeniz için süre verebilir veya duruşma gününde protokolü elden hakime sunabilirsiniz. Ancak en doğrusu başvuru anında sunmaktır.
Dilekçenin formatı (PDF veya Word) değil, içeriği ve ıslak imzalı (veya e-imzalı) olarak mahkemeye sunulması önemlidir. Çıktı alıp imzaladığınız sürece formatın önemi yoktur.
Hayır, anlaşmalı boşanma davalarında şahit (tanık) dinletilmesine gerek yoktur. Tarafların bizzat mahkemede hazır bulunması ve iradelerini beyan etmeleri yeterlidir.
Anlaşmalı boşanmanın gerçekleşebilmesi için mal paylaşımı konusunda da anlaşmış olmanız veya 'mal rejiminden kaynaklı haklarımızı saklı tutuyoruz' ya da 'birbirimizden mal talebimiz yoktur' şeklinde beyanda bulunmanız gerekir.
E-Devlet şifresi ile UYAP Vatandaş Portal'a giriş yaparak, gerekli harçları online ödeyip, e-imza veya mobil imza kullanarak boşanma dilekçenizi online olarak gönderebilirsiniz.
Dilekçenin kendisinde detay yazmasanız bile, ekindeki protokolde nafaka miktarını, türünü (yoksulluk/iştirak) ve yıllık artış oranını net bir şekilde belirtmelisiniz.
Hayır, hemen başlamaz. Elektronik tebligat adresinize ulaştığı tarihi izleyen 5. günün sonunda okunmuş (tebliğ edilmiş) sayılır. Yasal 2 haftalık cevap süreniz bu 5 günlük sürenin dolmasından sonraki ilk gün işlemeye başlar.
Dava açıldıktan sonra mahkeme tensip zaptını hazırlar. E-tebligatınız varsa bu süre 3-5 gün içinde dijital ortamda gerçekleşir. Fiziki posta ile gönderiliyorsa PTT'nin iş yüküne ve yaşadığınız şehre göre ortalama 1 ile 2 hafta arasında kapınıza ulaşır.
Postacı adreste bulunmadığınız için evrakı muhtara teslim edip kapınıza ihbarname yapıştırdıysa, yasal süreniz tebligatın muhtara teslim edildiği o gün başlar. Evrakı muhtardan geç almanız süreyi uzatmaz.
Sadece Vatandaş UYAP'a girip dilekçeyi görüntülemek veya indirmek yasal cevap süresini başlatmaz. Sürelerin hukuken işlemeye başlaması için resmi e-tebligatın süresinin dolması veya fiziki tebligatın adresinize ulaşması şarttır.
Dava dilekçesi adliye tevzi bürosuna verilip harçlar yatırıldığı gün dosya açılır ve esas numarası alır. Bu işlemden genellikle birkaç saat sonra e-Devlet (Vatandaş UYAP) üzerinden dosyanın açıldığını görüntüleyebilirsiniz.
Tebligatı kasten almazsanız veya imzadan kaçınırsanız, postacı durumu tutanak altına alır ve evrakı muhtara bırakır. Bu durumda tebligat hukuken size yapılmış sayılır ve yasal süreler aleyhinize işlemeye devam eder.
Mernis (yerleşim yeri) adresinize yapılan tebligatlar, kapıda adınız yazmasa dahi geçerlidir. Bu nedenle e-Devlet üzerinden ikametgahınızı sürekli güncel tutmalısınız. Aksi halde haberiniz olmadan davanız görülebilir ve karara bağlanabilir.
Yurt dışı adreslerine doğrudan PTT ile gönderim yapılamaz. Adalet Bakanlığı üzerinden konsolosluk veya yabancı mahkemeler aracılığıyla çevirili olarak gönderilir. Bu süreç genellikle 6 ay ile 1 yıl civarında sürmektedir.
14 günlük kesin süreyi kaçırırsanız, karşı tarafın iddialarını inkar etmiş sayılırsınız ancak kendi delillerinizi, tanıklarınızı bildirme ve karşı dava açma hakkınızı büyük oranda kaybedersiniz. Bu durum davanın aleyhinize sonuçlanmasına neden olabilir.
Evet, dosya kapsamının genişliği veya delillerin toplanmasının zaman alması gibi makul gerekçeleriniz varsa, ilk 2 haftalık yasal süre dolmadan mahkemeye başvurarak 1 aya kadar ek süre (süre uzatım) talep edebilirsiniz.
Hayır, anlaşmalı boşanmalarda taraflar adliyeye gidip mahkeme kaleminden evrakı elden tebliğ alabilir ve sürelerden feragat ettiklerine dair dilekçe verebilirler. Bu sayede posta beklemeden birkaç gün içinde duruşma günü alınabilir.
Tebligat zarfının içinde davacı eşin mahkemeye sunduğu boşanma dava dilekçesi ve mahkeme hakiminin ilk aşamada belirlediği kuralları ve süreleri içeren Tensip Zaptı adı verilen resmi evrak bulunur.
Hayır, 6284 sayılı yasa kapsamında mahkemeden adres gizliliği kararı alınmışsa, dava dosyasına giren evraklarda ve karşı tarafa giden tebligatlarda ikametgah adresiniz gizlenir, eşiniz veya avukatı adresinizi sistemden göremez.
Evet, 2 haftalık cevap süresi hesaplanırken araya giren hafta sonları ve resmi tatiller de gün olarak sayılır. Sadece, sürenin son günü (14. gün) resmi tatile denk geliyorsa, süre takip eden ilk mesai günü mesai bitimine kadar uzar.
Evet, davacı taraf adres olarak çalıştığınız iş yerini bildirmişse tebligat iş adresinize yapılabilir. İş yerinizdeki evrak kayıt görevlisi veya yetkili bir çalışanın tebligatı alması durumunda da süreç geçerli şekilde başlamış olur.
Evet, anne çalışmıyor olsa dahi özellikle küçük yaştaki çocukların velayetini alabilir. Mahkeme, çocuğun bakım ihtiyaçları için çalışan babanın iştirak nafakası ödemesine hükmeder.
Sadece aldatma fiili tek başına velayet hakkını ortadan kaldırmaz. Ancak aldatma eylemi çocuğun gözü önünde yaşanmışsa, çocuğun ahlaki ve ruhsal gelişimini zedeliyorsa velayet diğer eşe verilebilir.
Kural olarak 0-3 yaş arası bebeklerin velayeti anne şefkatine muhtaç olmaları sebebiyle anneye verilir. Ancak annenin ağır bir psikiyatrik hastalığı varsa veya çocuğun hayatını tehlikeye atıyorsa istisnai olarak babaya verilebilir.
Uzman, taraflar ve çocukla görüşmelerini tamamladıktan sonra genellikle 2 ile 4 hafta arasında raporunu hazırlayarak mahkemeye sunar. Mahkemenin yoğunluğuna göre bu süre değişebilir.
12 yaş ve üzerindeki idrak çağına gelmiş çocuklar velayet davalarında mutlaka dinlenir. Daha küçük yaştaki çocuklar ise genellikle mahkeme salonunda değil, uzman pedagoglar eşliğinde uygun ortamlarda dinlenir.
Türk hukuk sisteminde velayet belirlenirken çocuğun cinsiyetine göre anneye veya babaya verilmesi şeklinde bir kural yoktur. Sadece çocuğun üstün menfaati değerlendirilir.
Sadece maddi durumun iyi olması babanın velayeti alması için yeterli bir sebep değildir. Velayet bir sevgi, şefkat ve bakım müessesesidir, maddi eksiklikler nafaka yoluyla giderilir.
Yargıtay uygulamalarına göre kardeşlerin birbirinden ayrılmaması esastır. Çok ekstrem ve zorunlu haller dışında mahkemeler kardeşlerin velayetini aynı ebeveyne verir.
Geçici velayet kararı, boşanma davası açıldıktan hemen sonra mahkemenin düzenlediği tensip zaptı ile ilk birkaç hafta içinde verilir ve dava süresince geçerlidir.
Ortak velayet genellikle anlaşmalı boşanma davalarında tarafların ortak talebi ve hakimin onaylaması ile alınabilir. Çekişmeli ve husumetli davalarda ortak velayet uygulanmaz.
Babanın çocukla kişisel ilişki kurma süreleri pedagog raporu ve çocuğun yaşına göre belirlenir. Genellikle her ayın 1. ve 3. hafta sonları, dini bayramların belirli günleri ve yaz tatillerinin bir bölümü olarak düzenlenir.
Annenin yeniden evlenmesi tek başına velayetin değiştirilmesi sebebi değildir. Ancak yeni evlilik çocuğun yaşam şartlarını ve psikolojisini olumsuz etkiliyorsa velayetin değiştirilmesi davası açılabilir.
Bağımsız olarak açılan velayet davaları veya velayetin değiştirilmesi davaları, delillerin toplanması ve uzman raporlarının alınması süreciyle birlikte ortalama 8 ile 18 ay arasında sürmektedir.
Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda, boşanma sonrası velayeti alan anne, haklı nedenlerini sunarak Aile Mahkemesinde dava açmak suretiyle çocuğun soyadını kendi kızlık soyadı ile değiştirebilir.
Sosyal İnceleme Raporu taraflara tebliğ edildikten sonra 2 hafta içerisinde yazılı bir dilekçe ile mahkemeye itiraz edilebilir. İtiraz üzerine hakim, başka bir uzmandan yeni rapor talep edebilir.
Evet, ev aldatan eşin kendi üzerine kayıtlıysa mülkiyet hakkı devam eder, sadece karşı tarafın bu ev üzerindeki %50 alacak hakkını ödemekle yükümlüdür. Ev aldatılan eşin üzerine kayıtlıysa, hâkim kararıyla aldatan eşin bu ev üzerindeki katılma alacağı %0'a indirilerek hak talep etmesi engellenebilir.
Hayır, hukukumuzda aldatan eşin mallarına tamamen el koyma (müsadere) sistemi yoktur. Eşinizin üzerine kayıtlı olan malların ancak yarısını (katılma alacağı oranı kadar) talep edebilirsiniz. Kalan yarı eşinizde kalır.
Hâkimin, aldatan eşin 'diğer eşin malları üzerindeki' yarı yarıya ortaklık/alacak hakkını tamamen silmesi demektir. Yani aldatılan eş, kendi üzerine kayıtlı mallardan aldatan eşe hiçbir ödeme yapmaz.
Bu maddenin uygulanabilmesi için boşanma davasının mutlak surette 'zina (TMK 161)' veya 'hayata kast' sebebine dayalı olarak açılması ve bu gerekçeyle kesinleşmesi şarttır. Şiddetli geçimsizlik davasında bu ceza uygulanamaz.
Mevcut yasal düzenlemeye göre, tüm mallar aldatan eşin üzerindeyse TMK 236/2 maddesi fiilen işlevsiz kalır. Çünkü aldatan eşin sizden talep edeceği bir alacak hakkı yoktur ki mahkeme onu sıfıra indirsin. Aldatan eş size %50 payınızı öder ve kendi mallarının geri kalanına sahip olmaya devam eder.
Evet, hukuka uygun şekilde elde edilmiş WhatsApp konuşmaları, ekran görüntüleri ve mesajlaşmalar zinanın ispatında güçlü birer yan delildir ve mahkemeler tarafından dikkate alınır.
Hayır, mal rejiminin tasfiyesi (mal paylaşımı) davasının ön şartı evliliğin mahkeme kararıyla sona ermesidir. Ancak boşanma davası ile aynı anda açılıp ihtiyati tedbir talep edilebilir.
Dava süreci başlamadan önce tapuya 'aile konutu şerhi' işletebilirsiniz. Dava açılırken ise karşı tarafın menkul ve gayrimenkulleri ile banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulmasını mahkemeden talep etmelisiniz.
Türkiye'de malların genelde erkeklerin üzerine yapılması nedeniyle, erkek zina yaptığında sıfırlanacak bir alacağının olmaması, TMK 236/2'nin adaletsiz sonuçlar doğurmasına yol açmaktadır. Yerel bir mahkeme bu durumu Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı bularak iptali için AYM'ye taşımıştır.
Evet. Zina fiilini öğrenip eşinizi affederseniz (örneğin evliliğe devam eder, birlikte tatile çıkarsanız), zina sebebiyle dava açma hakkınız düşer. Zina davası açılamayacağı için katılma alacağını sıfıra indirme hakkınızı da kaybedersiniz.
Zinayı öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 ay ve her halde zinanın üzerinden 5 yıl geçmekle dava açma hakkınız düşer. Bu sürelere riayet edilmesi hayati önem taşır.
Boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren mal paylaşımı davası açmak için yasal süre (zamanaşımı) 10 yıldır.
Hayır, kural olarak evlenmeden önce edinilen mallar 'kişisel mal' sayılır ve boşanmada paylaşıma tabi tutulmaz. Ancak o evden elde edilen kira gelirleri evlilik içinde birikmişse, bu birikim paylaşıma dahil edilebilir.
Miras yoluyla intikal eden mallar, edinilmiş mal değil kişisel maldır. Bu sebeple ister aldatma olsun ister olmasın, miras kalan mallar boşanma esnasında eşler arasında paylaşıma konu edilmez.
Evet, mahkeme mal varlıklarının değerini, edinilme tarihlerini ve katılma alacağı miktarlarını hesaplamak için dosyayı mutlaka uzman nitelikli hukukçu ve hesap bilirkişilerine gönderir.
Evet, alabilirsiniz. Eğer bu devir işlemi, sizin katılma alacağınızı azaltmak amacıyla yapılmışsa veya boşanma davasından önceki 1 yıl içinde gerçekleşmişse, TMK 229 gereği mal paylaşımına dahil edilir. Gerekirse tasarrufun iptali davası ile tapu kaydı üzerinde işlem yapılabilir.
Mal kaçırma iddiası, esasen 'Mal Rejimi Tasfiyesi' davasının bir parçasıdır. En doğrusu, boşanma davası açılır açılmaz ayrı bir dosya olarak mal rejimi davasını da açmak ve mallara tedbir talep etmektir. Boşanma davasının bitmesini beklemek hak kaybına yol açabilir.
Sadece boşanma davası içinde talep edilen tedbirler genellikle reddedilir. Ancak mal rejimi tasfiyesi (mal paylaşımı) davası açarsanız, mahkeme mal kaçırma şüphesi gördüğünde taşınmazlara ve araçlara 'ihtiyati tedbir' koyabilir.
Eşinizin parayı çektiğini banka kayıtlarıyla ispatlayabilirsiniz. Parayı 'harcadım' demesi onu borçtan kurtarmaz. Mahkeme, bu parayı nereye harcadığını ispatlamasını ister. İspatlayamazsa, o para sanki hala hesabındaymış gibi mal paylaşımına dahil edilir (Eklenecek Değer).
Türk Ceza Kanunu'na göre, sadece boşanma sebebiyle mal kaçırmak doğrudan bir 'suç' olarak tanımlanmamıştır (hırsızlık vb. hariç). Ancak İcra İflas Kanunu kapsamında alacaklıdan mal kaçırma suçu oluşabilir. Genellikle bu konu ceza hukukundan ziyade, aile hukuku ve tazminat boyutunda çözülür.
Evet, sayılır. Eşiniz şirket hisselerini muvazaalı (danışıklı) olarak başkasına devrederse, Ticaret Mahkemesi ve Aile Mahkemesi nezdinde yapılacak incelemelerle bu devrin iptali veya bedelinin tazmini sağlanabilir.
Evet. Eğer malı devralan üçüncü kişi, eşinizin mal kaçırma niyetini biliyorsa veya bilmesi gereken bir konumdaysa (akraba, yakın arkadaş vb.), eksik kalan alacağınız için o kişiye karşı dava açabilirsiniz. Bunun için davanın o kişiye ihbar edilmesi şarttır.
Anlaşmalı boşanmada taraflar mal paylaşımı konusunda da anlaşmış sayılır. Protokol imzalandıktan ve boşanma kesinleştikten sonra, 'eşim benden mal kaçırmış' diyerek yeni bir dava açmak çok zordur. Bu nedenle protokol imzalamadan önce tüm mal varlığı detaylıca araştırılmalıdır.
Mal rejimi tasfiyesi davası, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıl içinde açılabilir. Ancak Yargıtay'ın bazı kararlarında bu süre 1 yıl olarak da yorumlanabilmektedir. Hak kaybı yaşamamak için boşanma kesinleşir kesinleşmez veya boşanma davasıyla birlikte açılması önerilir.
Dava açıldıktan sonra mahkeme kanalıyla TAKBİS (Tapu), Trafik Tescil ve Bankalara müzekkere yazılarak eşinizin üzerine kayıtlı tüm varlıklar sorgulanabilir. Dava öncesinde ise kişisel verilerin korunması kanunu nedeniyle bu bilgilere ulaşmanız zordur.
Eşinizin mal varlığını ailenin ekonomik geleceğini tehlikeye düşürecek şekilde (kumar, gereksiz lüks harcama vb.) tüketmesi durumunda, hakim bu değerleri de mal paylaşım hesabına dahil edebilir.
Tasarrufun iptali ve mal rejimi davaları nispi harca tabidir. Yani talep ettiğiniz değer üzerinden binde 68,31 oranında harç ödenir (bunun 1/4'ü peşin). Değer arttıkça harç ve masraflar da artar.
Eğer satış, boşanma davasından önceki 1 yıl içinde yapılmışsa ve rızanız yoksa doğrudan talep edebilirsiniz. 1 yıldan daha eskiyse, satışın 'sizin payınızı azaltmak kastıyla' yapıldığını ispatlamanız gerekir.
Miras kalan mallar 'kişisel mal' sayılır ve kural olarak mal paylaşımına dahil edilmez. Ancak, miras kalan malın satılmasıyla elde edilen gelirin faizi veya kira geliri 'edinilmiş mal' sayılabilir. Duruma göre değerlendirilmelidir.
Davanın ihbarı, mal paylaşımı davası devam ederken, malı devralan üçüncü kişiye 'bak bu davayı kaybedersem senden para isteyeceğim, gel davaya katıl' demektir. İhbar yapılmazsa, sonrasında üçüncü kişiden tahsilat yapmanız usulen zorlaşır.
Mal paylaşımı davası, boşanma davası ile aynı anda açılabileceği gibi, boşanma davası devam ederken veya boşanma kararının kesinleşmesinden sonra da açılabilir. Ancak mahkemeler genellikle boşanma davasının kesinleşmesini 'bekletici mesele' yapar, yani boşanma bitmeden mal paylaşımını sonuçlandırmaz.
Boşanmada ev doğrudan bir tarafa 'kalmaz'. Ev edinilmiş mal ise, değeri hesaplanır ve diğer eşin bu değerin yarısı kadar alacak hakkı doğar. Evi elinde tutmak isteyen eş, diğer eşin payını (katılma alacağını) nakit olarak ödemek zorundadır. Anlaşamazlarsa mahkeme evi satışa çıkarıp parayı paylaştırabilir.
Genel kural olarak aldatan (zina yapan) eş de mal paylaşımından yarı yarıya pay alır. Ancak, Türk Medeni Kanunu Madde 236/2'ye göre, boşanma davası ZİNA (veya hayata kast) sebebiyle açılmış ve bu sebeple kabul edilmişse, hakim kusurlu eşin payını tamamen kaldırabilir veya azaltabilir. Bu çok istisnai bir durumdur.
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, düğünde takılan ziynet eşyaları kadına bağışlanmış sayılır ve kadının 'Kişisel Malı'dır. Bu nedenle mal paylaşımına dahil edilmez, yani erkek bunlardan pay isteyemez. Ancak kadın, takılarını erkeğin borçları veya ev alımı için verdiyse, bunların bedelini ayrıca talep edebilir.
Hayır, evlilik tarihinden önce alınan mallar 'Kişisel Mal' statüsündedir ve boşanmada paylaşıma konu edilmez. Sadece bu malların evlilik süresince elde edilen gelirleri (örneğin kira geliri, faiz geliri) edinilmiş mal sayılarak paylaşıma dahil edilebilir.
Mal paylaşımı davaları, bilirkişi incelemeleri, tapu ve banka kayıtlarının toplanması, değer tespitleri gibi teknik süreçler içerdiğinden uzun süren davalardır. 2026 şartlarında İstanbul gibi büyükşehirlerde ortalama 2 ile 4 yıl arasında sürebilmektedir.
Eşlerden biri boşanma öncesinde mal kaçırmışsa (satış veya bağış), bu malların değeri 'Eklenecek Değer' olarak hesaba katılır. Tapu iptal ve tescil davası açılabileceği gibi, mal elden çıkmışsa bedeli üzerinden hesaplama yapılarak diğer eşin hakkı korunur.
Araba evlilik birliği içinde edinilmişse, ruhsat kimin üzerine olursa olsun değeri ikiye bölünür. Aracın güncel piyasa değeri bilirkişi tarafından belirlenir, varsa kredi borcu düşülür ve kalan net değer üzerinden diğer eşe %50 katılma alacağı ödenir.
Hayır, miras yoluyla intikal eden mallar (ev, arsa, para vb.) kanunen 'Kişisel Mal'dır ve boşanmada mal paylaşımına dahil edilmez. Diğer eşin miras malı üzerinde hiçbir hakkı yoktur.
Boşanma tarihinde kredi borcu devam ediyorsa, ödenmiş taksitlerin toplam değere oranı bulunur. Evlilik içinde ödenen kısım paylaşıma tabidir. Boşanma davasından sonra ödenecek taksitler ise o evi sahiplenen eşin kişisel borcu sayılır ve hesaplamada dikkate alınmaz.
Kanunen zorunlu değildir ancak mal paylaşımı davaları çok karmaşık matematiksel hesaplamalar ve hukuki prosedürler içerir. Hak kaybına uğramamak, 'değer artış payı' gibi gizli hakları kaçırmamak için uzman bir boşanma avukatı ile çalışmak hayati önem taşır.
Şirket evlilik içinde kurulmuşsa hisse değeri edinilmiş maldır. Şirket evlilik öncesi kurulmuş olsa bile, evlilik süresince elde edilen ve dağıtılmayan kâr payları, şirkete yapılan yatırımlar veya büyüme payı üzerinde diğer eşin hakkı olabilir.
Evet, evlilik birliği içerisinde ödenen primlere karşılık gelen Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) birikimleri edinilmiş mal kabul edilir ve boşanma durumunda paylaşıma konu olur.
Mal paylaşımı davası nispi harca tabidir. Yani talep edilen değerin belli bir yüzdesi (binde 113,8'in dörtte biri peşin olarak) devlete harç olarak ödenir. Dava sonunda kazanılan miktara göre kalan harç tamamlanır.
Eğer anlaşmalı boşanma protokolünde 'tarafların mal rejiminden kaynaklı birbirinden hiçbir alacağı yoktur' şeklinde açık bir feragat maddesi varsa dava açılamaz. Ancak böyle bir madde yoksa veya protokolde mal paylaşımına hiç değinilmemişse, boşanma kesinleştikten sonra 10 yıl içinde dava açılabilir.
Hayır, aracı doğrudan mülkiyet olarak alamazsınız. Araç şirkete aittir. Ancak bu aracın değeri şirketin toplam değerini artırır. Siz, eşinizin şirketteki hisse değerinin artışı üzerinden 'katılma alacağı' adı altında nakit para talep edebilirsiniz.
Şirket evlilik öncesi kurulmuşsa 'kişisel mal'dır, doğrudan hakkınız yoktur. Ancak evlilik süresince şirket kâr elde etmiş ve bu kârla sermaye artırımı yapılmışsa veya şirketin değeri eşinizin çabasıyla (sektörel artış haricinde) artmışsa, bu 'gelir' ve 'değer artışı' üzerinden hak talep edebilirsiniz.
Bu durumda 'eklenecek değer' davası devreye girer. Eşinizin mal kaçırmak kastıyla yaptığı bu devir, mahkemece iptal edilmese bile, sanki hisseler hiç devredilmemiş gibi değeri hesaplanır ve alacağınız buna göre belirlenir. Geriye dönük 1 yıl içindeki karşılıksız kazandırmalar ve evlilik süresince mal rejimini zedeleyici kasıtla yapılan tüm devirler hesaba katılır.
Evet, etkiler. Şirketin net aktif değeri hesaplanırken, varlıklarından borçları düşülür. Eğer şirket aşırı borçluysa ve özsermayesi eksideyse, şirketin değeri sıfır veya eksi çıkabilir, bu durumda talep edilebilecek bir değer kalmayabilir.
Evet, mahkemeler genellikle şirketin ticari faaliyetini durduracak (banka hesabına bloke gibi) tedbirleri reddederken, davalı eşin 3. kişilere hisse devrini önlemek amacıyla hisse senetleri veya pay defterindeki kayıtlar üzerine tedbir koymaktadır.
Ev şirket adına kayıtlı olduğu için tapu iptali ve tescil isteyemezsiniz. Ancak bu ev şirketin aktif değerini artırdığı için, yapılacak şirket değerlemesinde evin güncel piyasa değeri hesaba katılır ve alacağınız miktar buna göre yükselir.
Resmi vergi kayıtlarında şirket zararda görünebilir. Ancak boşanma davalarında uzman bilirkişiler sadece vergi levhasına bakmaz. Şirketin banka hareketleri, alınan krediler, kredi kartı harcamaları ve yaşam standardı incelenerek gerçek durum tespit edilir.
Eşiniz ailesiyle (baba, kardeş vb.) ortaksa durum değişmez. Eşinizin sahip olduğu hisse oranı (%20, %30 vb.) üzerinden hesaplama yapılır. Ancak aile şirketlerinde kâr dağıtımı genellikle resmi yapılmadığı için, gizlenen kâr paylarının tespiti için daha detaylı bilirkişi incelemesi gerekir.
Hayır. Şirket tasfiyesi Ticaret Kanunu'na göre şirketin kapanmasıdır. Mal rejimi tasfiyesi ise Medeni Kanun'a göre eşler arasındaki hesaplaşmadır. Boşanma davasında şirketin kapatılmasına karar verilmez, sadece eşin hissesinin parasal karşılığı hesaplanır.
Hamiline yazılı hisselerin tespiti zordur çünkü ticaret sicilinde görünmeyebilir. Bu durumda şirketin genel kurul hazirun cetvelleri, yönetim kurulu karar defterleri ve banka imza sirküleri incelenerek eşin ortaklığı ispatlanmaya çalışılır.
Evet, şirket değerlemesi teknik bir konudur ve bilirkişi raporları sıklıkla hatalı olabilir. Özellikle 'gerçek piyasa değeri' yerine 'defter değeri' kullanılmışsa, ek rapor alınması için itiraz etmek hayati önem taşır.
Yargıtay uygulamalarına göre 'Net Aktif Değer' yöntemi esastır. Yani şirketin varlıklarının güncel piyasa değerinden borçlarının düşülmesiyle bulunan değerdir. Ancak bazı durumlarda 'Gelir İndirgeme' yöntemi de destekleyici olarak kullanılabilir.
Mal rejimi davasının konusu, boşanma dava tarihindeki (veya mal rejiminin sona erdiği tarihteki) değerdir. Dava sürerken şirket iflas etse bile, mal rejiminin sona erdiği tarihte şirketin bir değeri varsa, bu değer üzerinden hesaplama yapılır.
Bu 'muvazaa' (danışıklılık) iddiasıdır. İspatı zordur ancak tanık beyanları, eşinizin şirketi fiilen yönettiğine dair e-postalar, banka yetkileri ve yaşam standardı ile aldığı maaş arasındaki orantısızlık delil olarak kullanılabilir.
Mal rejimi tasfiyesi (katılma alacağı) davası, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Ancak delillerin kaybolmaması için boşanma davasıyla birlikte veya hemen akabinde açılması önerilir.
Güncel kurallara göre kime takıldığı ve takının niteliği önemlidir. Erkeğin ailesi kadına altın taktıysa, o altınlar kadının kişisel malı sayılır. Erkeğe taktıysa, cinse özgülük kuralı çerçevesinde değerlendirilir.
Çeyrek altınlar üniseks (her iki cinsin kullanımına uygun) kabul edilir. Kime takıldıysa (kurdele, yaka vs.) onun kişisel malı olur. Eğer takı sandığına atılmışsa yarı yarıya ortak sayılır.
Evet, geri alabilirsiniz. Evlilik birliği içinde eşin rızasıyla bile olsa ortak harcamalar veya diğer eşin borçları için bozdurulan altınlar, iade edilmemek üzere (bağışlama) verildiği ispatlanmadıkça iade edilmelidir.
Takı sandığına veya torbasına atılan paralar üniseks değerler olarak kabul edilir. Sandıktaki kimliği belirsiz veya ortak atılan paralar eşler arasında eşit oranda (yarı yarıya) paylaştırılır.
Nişanda takılan takılar da evlilik gerçekleştiği için düğün takıları ile aynı hukuki statüye girer. Bağışlama hükmünde olup, kime takıldıysa ve cinse özgülük kuralları çerçevesinde sahibini bulur.
Evet, boşanma davası ile birlikte talep edilmemişse, boşanma kararı kesinleştikten sonra da ayrı bir ziynet alacağı davası açılabilir. Bedel talebi için 10 yıllık zamanaşımı süresi vardır.
Hayır, altınların hırsızlık gibi mücbir sebeplerle eşin kusuru olmaksızın elden çıkması durumunda diğer eşten iadesi talep edilemez. Ancak hırsızlık olayının resmi makamlarca belgelenmiş olması gerekir.
Hayır. Erkek kol saati erkeğe özgü (cinse özgü) bir takıdır. Yargıtay'ın güncel içtihatlarına göre kime takılırsa takılsın erkeğin kişisel malı kabul edilir.
Kadının altınları kullanılarak alınan ev, boşanmada mal paylaşımına tabidir. Ancak kadının altınları 'kişisel mal' olduğundan, bu altınların evin alımındaki güncel oranı hesaplanarak kadına 'değer artış payı' olarak öncelikle geri ödenir, kalan miktar paylaştırılır.
Evet, ziynet davalarında tanık dinlenebilir. Özellikle altınların kimin elinde kaldığı, kim tarafından bozdurulduğu gibi konularda tanık beyanları değerlidir, ancak düğün görüntüleri daha güçlü delildir.
Düğün videosu yoksa fotoğraflar, kuyumcu kayıtları, düğüne katılan misafirlerin tanıklığı ve bilirkişi incelemesi ile ispat yoluna gidilebilir. İspat yükü iddia eden taraftadır.
Para üniseks bir değer olduğu için kural olarak kime takıldıysa onundur. Erkeğin yakasına takılan paralar erkeğin kişisel malı sayılır.
Altın tespih genellikle erkeğe özgü bir eşya olarak kabul edilir. Geline hediye olarak verilmiş olsa dahi cinse özgülük kuralı gereği ihtilaf halinde erkeğe ait kabul edilebilir.
Banka kasasının kimin adına açıldığı tek başına aidiyeti belirlemez, ancak ortak kasa açılması veya sözleşmeye özel maddeler konulması ihtilafları azaltır. Hukuken altınların niteliğine bakılarak karar verilir.
Protokole genel ibareler yerine 'Düğünde takılan tüm ziynet eşyaları X kişisinde kalacaktır, diğer eşin hiçbir ziynet/altın talebi yoktur' şeklinde açık ve net bir feragat maddesi yazılmalıdır.
Nafaka artırım davaları, mahkemelerin iş yoğunluğuna ve delillerin toplanma süresine göre değişmekle birlikte, İstanbul'da ortalama 8 ila 14 ay arasında sonuçlanmaktadır. Ancak tanıkların dinlenmesi ve ekonomik durum araştırmaları süreyi etkileyebilir.
Kanunen avukat tutmak zorunlu değildir. Ancak nafaka artırım davalarında harç hesaplaması, dava değeri ve nispi vekalet ücreti riskleri bulunduğundan, hatalı işlem yapmamak ve karşı tarafa borçlu çıkmamak adına bir boşanma avukatı ile çalışılması şiddetle tavsiye edilir.
Mahkemenin vereceği nafaka artırım kararı, davanın açıldığı tarihten itibaren geçerli olur. Dava süresince biriken farklar, karar kesinleştikten sonra toplu olarak talep edilebilir.
Prensip olarak her zaman dava açılabilir ancak Yargıtay uygulamalarına göre anlaşmalı boşanmanın üzerinden makul bir süre geçmesi veya olağanüstü, öngörülemeyen bir değişikliğin olması beklenir. Genellikle 1-2 yıl geçmeden açılan davalarda 'hakkaniyet' şartının oluşmadığı düşünülebilir.
Kural olarak dava masraflarını davayı açan taraf peşin öder. Dava kazanılırsa, yapılan yargılama giderleri davalıdan (karşı taraftan) tahsil edilir. Ancak dava kısmen kabul kısmen red edilirse, masraflar oranlanarak paylaştırılır.
Nafaka artırım davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemeleridir. Aile Mahkemesi olmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemeleri Aile Mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.
Türk Medeni Kanunu'na göre nafaka artırım davalarında yetkili mahkeme, nafaka alacaklısının (davacının) yerleşim yeri mahkemesidir. Yani kendi bulunduğunuz yerdeki mahkemede dava açabilirsiniz.
Hayır, nafaka artırım davalarında artış talebi davanın açıldığı tarihten sonrası için geçerlidir. Dava açılmadan önceki geçmiş dönemler için artış talep edilemez.
Nafaka borçlusunun gelirinin azalması veya işsiz kalması, nafaka artırım talebinin reddedilmesine veya nafakanın azaltılmasına (kaldırılmasına) neden olabilir. Mahkeme her iki tarafın da ekonomik dengesini gözetir.
Evet açabilirsiniz. Eğer hükmedilen TÜFE artışı, çocuğun artan ihtiyaçlarını veya değişen piyasa koşullarını karşılamakta yetersiz kalıyorsa, 'hakkaniyet' ilkesi gereği ek artış talep edilebilir.
Evet, nafaka artırım davalarında çocuğun ihtiyaçlarının arttığını, yaşam standardının değiştiğini veya davalının gelirinin yükseldiğini ispatlamak için tanık beyanlarına başvurulabilir.
Evet, en büyük risk buradadır. Dava değerini (yıllık artış miktarını) çok yüksek gösterir ve mahkeme talebinizin büyük kısmını reddederse, reddedilen miktar üzerinden karşı tarafın avukatına nispi vekalet ücreti ödemek zorunda kalırsınız.
Evet, çocuk 18 yaşını doldurmuş olsa bile eğitimi devam ediyorsa 'yardım nafakası' adı altında nafaka talep edebilir ve mevcut nafakanın artırılması için dava açabilir. Bu davayı çocuk bizzat açmalıdır.
Taraflar anlaşmalı boşanmada döviz üzerinden anlaşmışsa mümkündür. Ancak mahkeme kararıyla hükmedilen TL cinsinden nafakalar, sonradan açılan artırım davasıyla dövize çevrilemez, TL üzerinden artış yapılır.
Nafaka artırım davası nispi harca tabidir. Talep edilen aylık artış miktarının 12 katı (yıllık değer) üzerinden binde 68,31 oranında harç hesaplanır ve bunun dörtte biri peşin alınır. Buna başvuru harcı ve gider avansı da eklenir.
Nafaka artış oranı, öncelikle mahkeme kararında veya boşanma protokolünde yazan maddeye göre belirlenir. Genellikle TÜİK'in açıkladığı ÜFE veya TÜFE oranları esas alınır. Yargıtay uygulamalarında en çok kabul gören oran, TÜFE 12 aylık ortalamalara göre değişim oranıdır.
Eğer mahkeme kararında nafakanın her yıl artacağına dair bir hüküm yoksa, nafaka kendiliğinden artmaz. Bu durumda Aile Mahkemesi'ne 'Nafaka Artırım Davası' açarak hem nafakanın güncel tutara yükseltilmesini hem de sonraki yıllar için otomatik artış kuralı konulmasını talep etmeniz gerekir.
Hayır, tedbir nafakası boşanma davası süresince geçerli olan geçici bir önlemdir ve mahkeme ara kararla özel olarak artırmadıkça sabit kalır. Otomatik yıllık artışa tabi değildir. Davanın uzaması durumunda artış için talep dilekçesi verilmelidir.
Nafaka artışı, boşanma kararının kesinleştiği tarihin yıl dönümlerinde yapılır. Örneğin karar 15 Şubat 2024'te kesinleştiyse, ilk artış 15 Şubat 2025'te, ikinci artış 15 Şubat 2026'da yapılır.
Evet, eğer mahkeme kararında otomatik artış maddesi var ancak borçlu bu artışları yapmadan ödeme yaptıysa, son 10 yıla dönük eksik ödenen artış farklarını icra yoluyla talep edebilirsiniz.
Ekonomik konjonktüre göre değişmekle birlikte, genellikle ÜFE (Üretici Fiyat Endeksi) TÜFE'den (Tüketici Fiyat Endeksi) daha yüksek çıkabilir. Ancak Yargıtay, nafaka borçlusunun ödeme gücünü zorlamamak ve hakkaniyeti sağlamak adına genellikle TÜFE oranını (12 aylık ortalamalar) esas almaktadır.
Asgari ücretin artması nafakayı doğrudan ve otomatik olarak artırmaz. Ancak asgari ücret artışı, nafaka artırım davası açıldığında hakimin yeni nafakayı belirlerken dikkate aldığı önemli bir ekonomik göstergedir.
Kanunen şart değildir ancak çocuğun ve eşin gelecekte mağdur olmaması için protokolde mutlaka bir artış oranı (TÜFE/ÜFE gibi) belirlenmesi şiddetle tavsiye edilir. Aksi takdirde ileride tekrar dava açmak gerekir.
Yabancı para (döviz) üzerinden belirlenen nafakalara ayrıca TEFE/TÜFE artışı uygulanmaz. Ancak ödenmeyen nafaka borcu için devlet bankalarının o yabancı paraya uyguladığı en yüksek faiz oranı talep edilebilir.
Evet, işsizlik tek başına nafakayı ortadan kaldırmaz. Ancak kişi ödeme gücünü tamamen kaybettiyse 'Nafaka Kaldırma' veya 'Nafaka Azaltma' davası açabilir. Dava sonuçlanana kadar mevcut hüküm geçerlidir.
İştirak nafakası çocuk 18 yaşını doldurduğunda kendiliğinden sona erer. Artış da durur. Eğer çocuk eğitimine devam ediyorsa, kendisi 'Yardım Nafakası' davası açmalıdır; eski nafaka otomatik devam etmez.
Hukuken küsuratlar atılmaz, kuruşu kuruşuna hesaplama yapılması gerekir. Ancak uygulamada taraflar ödeme kolaylığı açısından rakamı yuvarlayabilmektedir.
Bu oran her ay TÜİK tarafından açıklanan verilere göre değişir. Kesin bir oran vermek yanıltıcı olur ancak yıllık enflasyon trendleri ve TÜFE 12 aylık ortalamalar takip edilmelidir.
Hukukumuzda kesin bir yaş sınırı olmamakla birlikte, Yargıtay içtihatlarına göre 0-3 yaş arası çocukların mutlak anne bakımına muhtaç olduğu kabul edilir. 3-7 yaş aralığında da anne önceliklidir ancak istisnai durumlarda babaya verilebilir.
10 yaşındaki çocuk henüz tam idrak çağında (12 yaş) kabul edilmese de mahkeme uzmanlar aracılığıyla çocuğun görüşünü alır. Çocuğun beyanı önemlidir ancak tek başına bağlayıcı değildir; hakim tüm koşulları (üstün yarar) birlikte değerlendirir.
Evet, kesinlikle verilir. Annenin gelirinin olmaması velayeti kaybetmesi için tek başına bir sebep değildir. Babanın ödeyeceği iştirak nafakası ile çocuğun maddi ihtiyaçları karşılanır.
Çekişmeli boşanma davası ile birlikte yürüyen velayet dosyaları yerel mahkemede ortalama 1.5 - 2 yıl sürebilmektedir. Ancak davanın en başında 'geçici velayet' kararı verilerek çocuğun durumu güvence altına alınır.
Annenin çocuğa şiddet uygulaması, istismar etmesi, akıl hastalığının bulunması, ağır madde bağımlısı olması veya velayet görevini kasten ihmal etmesi durumları ispatlandığında baba velayeti kesin olarak alabilir.
Evet, yasal hale gelmiştir. Özellikle anlaşmalı boşanmalarda tarafların talep etmesi ve hakimin uygun bulması halinde ortak velayet kararı verilerek her iki ebeveynin de söz hakkı korunmaktadır.
Tek velayet sahibi olan eş çocuğu yurt dışına götürebilir ancak diğer eşin kişisel ilişki hakkını ihlal etmemelidir. Ortak velayet varsa, yurt dışına çıkış için diğer eşin noter onaylı muvafakatnamesi şarttır.
Hayır, velayet sahibinin yeniden evlenmesi tek başına velayetin değiştirilmesi sebebi olamaz. Ancak yeni eşin çocuğa kötü davranması veya yeni evlilik sebebiyle çocuğun menfaatinin zarar görmesi durumunda dava açılabilir.
Hayır, velayeti almayan taraf çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Buna hukukta 'iştirak nafakası' denir ve hakim tarafından belirlenir.
Evet, davanın devamı sırasında verilen geçici velayet ara kararına itiraz edilebilir. Yeni deliller veya uzman raporları sunularak hakimin bu karardan dönmesi talep edilebilir.
Tarafların Sosyal İnceleme Raporuna itiraz etme hakkı mevcuttur. Raporun eksik inceleme içerdiği düşünülüyorsa, mahkemeden dosyanın yeni bir uzman heyetine gönderilmesi talep edilebilir.
Evet, çok önemlidir. Ebeveynlerin çocukla olan ilişkisi, ev içindeki davranışları ve çocuğa sunulan yaşam standartları genellikle yakın çevrenin tanıklığı ile ispatlanır.
Aldatma (zina), eşe karşı işlenmiş bir kusurdur. Çocuğa zarar veren bir durum yaratmadığı sürece sırf zina yapıldı diye anne veya babanın ebeveynlik hakkı (velayet) elinden alınmaz.
12 yaşından büyük çocuklar idrak çağında kabul edildiği için 15 yaşındaki bir çocuğun beyanı (eğer kendi aleyhine açık bir durum yoksa) hakimin kararını büyük oranda bağlar.
Hakim, çocuğun yaşına, okul durumuna ve tarafların yaşadığı şehirlere göre bir 'kişisel ilişki tesisi' takvimi belirler. Genellikle iki haftada bir hafta sonu, dini ve milli bayramların belli günleri ile yaz tatilinde belirli bir süre olarak düzenlenir.
Her vaka kendine özgüdür. Durumunuzu detaylı görüşmek için bize ulaşın, size özel hukuki yol haritasını birlikte çizelim.