Boşanma Davasında Kadının Hakları
Aile Hukuku

Boşanma Davasında Kadının Hakları

Av. Murat Aydarİstanbul Boşanma Avukatı
Son güncelleme: 24 Mart 2026
15 dk okuma

Özet

Boşanma davasında kadının hakları sıklıkla yanlış anlaşılan bir konudur. Türk Medeni Kanunu cinsiyet ayrımı yapmaz; haklar 'kadın' veya 'erkek' olmaya değil, ekonomik duruma, kusur oranına ve çocukların üstün yararına göre belirlenir. Ancak ülkemizin sosyoekonomik gerçekleri gereği, nafaka, tazminat ve velayet gibi konularda kadınlar daha sık talep eden taraf olmaktadır. Bir kadın boşanma sürecinde tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat, ortak konutun tahsisi, mal rejiminden kaynaklı alacaklar, düğün takıları (ziynet eşyası) ve gerekirse 6284 sayılı kanun kapsamında koruma kararı talep edebilir. Bu hakların kaybını önlemek için sürecin uzman bir hukukçu ile yönetilmesi hayati önem taşır.

Evlilik birliğinin sonlandırılması süreci, hem psikolojik hem de hukuki açıdan oldukça yıpratıcı bir dönemdir. Bu süreçte eşlerin en çok merak ettiği konuların başında yasal haklarının neler olduğu gelir. Özellikle toplumumuzda bilgi kirliliğinin en yoğun olduğu alanlardan biri boşanma sürecindeki haklardır. Birçok kişi internette eski, yanlış veya eksik bilgilerle hareket ederek telafisi imkansız hak kayıplarına uğramaktadır. 2026 yılı itibarıyla gelişen hukuki içtihatlar ve değişen toplumsal dinamikler ışığında, bu konuyu en ince ayrıntısına kadar ele alacağız.

Ben Avukat Murat Aydar. Yıllarımı aile hukukuna adamış bir profesyonel olarak, ofisime gelen müvekkillerimin en çok sorduğu soruları, düştükleri hataları ve mahkeme salonlarında karşılaştığımız pratik gerçekleri bu rehberde topladım. Amacımız, kulaktan dolma bilgiler yerine, kanuna ve yerleşik Yargıtay uygulamalarına dayanan, tamamen hakikati yansıtan devasa bir bilgi kaynağı sunmaktır. Haklarınızı bilmek, bu zorlu süreçte atacağınız en güçlü adımdır.

Türk Medeni Kanunu Kapsamında Kadınlara Özel Haklar Var Mı?

Toplumda genel olarak "kadının boşanma hakları" şeklinde yaygın bir tabir kullanılsa da, hukuki zeminde meseleye çok daha objektif bir çerçeveden bakmamız gerekir. Hukuk sistemimizde sırf cinsiyetten kaynaklanan ayrıcalıklar bulunmaz. Ancak bu durum, kadınların dezavantajlı olduğu anlamına gelmez; aksine kanun, zayıf durumda olanı koruma prensibiyle hareket eder.

Hukuk Önünde Cinsiyet Eşitliği İlkesi

Türk Medeni Kanunu, eşler arasında mutlak bir eşitlik öngörür. Kanun metinlerinde "kadın haklıdır" veya "erkek nafaka öder" şeklinde bir ibare asla yer almaz. Kanun koyucu, maddeleri yazarken "eşlerden biri", "kusuru daha ağır olmayan eş" veya "yoksulluğa düşecek olan eş" gibi cinsiyetsiz kavramlar kullanmıştır. Yani hukuken bir erkeğin de eşinden yoksulluk nafakası istemesi veya maddi tazminat talep etmesi mümkündür ve uygulamada nadir de olsa bu tür kararlar verilmektedir.

Neden Uygulamada Kadın Hakları Daha Ön Planda Görünüyor?

Kanunun cinsiyet ayrımı yapmamasına rağmen, mahkeme salonlarında nafaka alan, tazminat kazanan veya velayeti alan tarafın ezici bir çoğunlukla kadınlar olmasının sosyolojik ve ekonomik sebepleri vardır. Ülkemizde kadınların iş gücüne katılım oranının erkeklere kıyasla daha düşük olması, evlilik süresince kadının kariyerini çocuk bakımı ve ev işleri sebebiyle askıya alması gibi faktörler, boşanma sonrasında kadını ekonomik olarak daha kırılgan hale getirmektedir.

ℹ️Bilgi
Hukuk sistemi, cinsiyete değil duruma bakar. Ancak istatistiksel olarak evlilik birliğinin bozulması neticesinde ekonomik olarak yoksulluğa düşen taraf genellikle kadın olduğu için, yoksulluk nafakası veya maddi tazminat gibi kurumlar pratikte daha çok kadınların yararlandığı haklar olarak karşımıza çıkar.

Boşanma Sürecinde Talep Edilebilecek Nafaka Hakları

Nafaka, belki de aile hukukunun en çok tartışılan, en çok dava konusu edilen bölümüdür. Evlilik birliği içerisinde eşlerin birbirine karşı bakım ve destek yükümlülüğü vardır. Boşanma davası açılmasıyla birlikte bu yükümlülük şekil değiştirerek devam eder. Kadınların bu süreçte talep edebileceği nafaka türleri üçe ayrılır.

Boşanma Davasında Nafaka ve Tazminat Türleri Akış Şeması

Boşanma Davasında Nafaka ve Tazminat Türleri Akış Şeması

Dava Sürecinde Tedbir Nafakası

Boşanma davaları, özellikle çekişmeli davalar yıllarca sürebilmektedir. Bu uzun yargılama sürecinde, ekonomik geliri olmayan veya eşine göre çok daha düşük bir gelire sahip olan kadının hayatını idame ettirebilmesi için hakimin dava süresince geçerli olmak üzere hükmettiği nafakaya tedbir nafakası denir.

Tedbir nafakası talep edebilmek için kadının kusursuz olması gerekmez. Hatta ağır kusurlu olduğu iddia edilen (örneğin aldatma iddiası olan) bir kadına dahi, dava sonuçlanıp kusur durumu kesinleşene kadar, eğer ekonomik ihtiyacı varsa tedbir nafakası bağlanabilir. Çünkü burada amaç eşi cezalandırmak değil, onu dava süresince açlığa veya sefalete terk etmemektir. Süreci en iyi şekilde yönetmek için İstanbul boşanma avukatı desteği almak, haklarınızın hızlıca tesis edilmesi açısından kritik öneme sahiptir.

Çocuklar İçin İştirak Nafakası

Müşterek çocukların velayeti dava süresince geçici olarak, dava sonunda ise kalıcı olarak kadına verilirse, baba çocukların bakım, eğitim, sağlık ve barınma giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Bu nafakaya iştirak nafakası denir. İştirak nafakası kadına değil, çocuğa verilen bir haktır; ancak paranın yönetimi velayeti elinde bulunduran anne tarafından yapılır.

İştirak nafakasının miktarını belirlerken hakim; çocuğun yaşına, eğitim durumuna, özel ihtiyaçlarına ve nafaka yükümlüsü babanın gelir durumuna bakar. Yıllar geçtikçe enflasyon ve çocuğun büyüyüp ihtiyaçlarının artması sebebiyle, mevcut nafakanın yetersiz kalması durumunda nafaka artırım davası açılması her zaman mümkündür.

Dava Sonrası Yoksulluk Nafakası

Boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte tedbir nafakası sona erer. Eğer talep edilmişse ve şartları oluşmuşsa, bu nafaka yoksulluk nafakası adı altında devam eder. Yoksulluk nafakası, evliliğin bitmesiyle ekonomik olarak zor duruma düşecek olan eşe bağlanan düzenli ödemedir.

Yoksulluk Nafakası Almanın Temel Şartları Nelerdir?

Yoksulluk nafakası alabilmek her durumda garanti edilen bir hak değildir. Belirli yasal şartların kümülatif (birlikte) olarak var olması gerekir:

  • Kusur Durumu: Nafaka talep eden kadının kusuru, karşı tarafın kusurundan daha ağır olmamalıdır. Eşit kusur durumunda dahi yoksulluk nafakasına hükmedilebilir. Ancak kadın ağır kusurluysa (örneğin evi haksız yere terk etmişse, sadakatsizlik yapmışsa) yoksulluk nafakası alamaz.
  • Yoksulluğa Düşme Tehlikesi: Kadının boşanma neticesinde asgari yaşam standartlarının altına düşecek olması gerekir. Asgari ücretle çalışan bir kadının yoksulluk nafakası alıp alamayacağı sıkça tartışılır. Yargıtay'ın güncel içtihatlarına göre, asgari ücret seviyesindeki gelir her zaman yoksulluğu ortadan kaldırmaz. Kadının geliri ile eşinin geliri arasında uçurum varsa, asgari ücretli kadına da nafaka bağlanabilir.
  • Açık Talep: Yoksulluk nafakası hakim tarafından resen (kendiliğinden) verilmez. Dava dilekçesinde, cevap dilekçesinde veya yargılama aşamasında usulüne uygun olarak mutlaka talep edilmiş olması gerekir.

Özellik Tedbir Nafakası İştirak Nafakası Yoksulluk Nafakası
Kime Verilir? Eşe veya Çocuğa Sadece Çocuğa Sadece Eşe
Ne Zaman Başlar? Dava Açıldığı An Dava Kesinleştiğinde Dava Kesinleştiğinde
Kusur Önemli Mi? Hayır, Kusura Bakılmaz Hayır, Çocuğun Hakkıdır Evet, Daha Ağır Kusurlu Olmamalı
Talep Gerekli Mi? Hakim Kendiliğinden Verebilir Hakim Kendiliğinden Verebilir Mutlaka Talep Edilmelidir

Maddi ve Manevi Tazminat Talepleri

Evliliğin yıkılması genellikle taraflardan birinin haksız eylemleri sonucunda gerçekleşir. Bu haksız eylemler neticesinde mağdur olan tarafın zararının giderilmesi amacıyla hukuk sistemimiz tazminat mekanizmasını öngörmüştür. Kadınların boşanma sürecinde maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı oldukça güçlü bir silahtır.

Maddi Tazminat Şartları ve Hesaplanması

Maddi tazminat, mevcut veya beklenen bir menfaatin boşanma yüzünden zedelenmesi durumunda talep edilir. Örneğin; evlilik devam etseydi kadının eşinin maddi desteğinden, mirasından, sosyal güvenlik haklarından yararlanmaya devam edecek olması "beklenen bir menfaattir". Boşanma ile bu menfaatler ortadan kalkacağı için maddi tazminat istenebilir.

Maddi tazminat alabilmenin en temel şartı, tazminat isteyen kadının kusursuz veya daha az kusurlu olmasıdır. Karşı tarafın ise mutlaka kusurlu olması gerekir. Hakim maddi tazminat miktarını belirlerken tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, kusur ağırlıklarını ve hakkaniyet ilkesini göz önünde bulundurur. Milyonlarca liralık afaki tazminat talepleri genellikle mahkemelerden dönmekte, gerçekçi ve tarafların malvarlığı ile orantılı rakamlara hükmedilmektedir.

Manevi Tazminat ve Psikolojik Yıpranma

Manevi tazminat ise tamamen kişilik haklarına saldırı ile ilgilidir. Eşinin fiziksel veya psikolojik şiddetine maruz kalan, hakarete uğrayan, aldatılan, toplum önünde küçük düşürülen bir kadın manevi tazminat talep edebilir. Burada amaç, mağdur olan kadının yaşadığı elem, keder ve acıyı bir nebze olsun hafifletebilmektir.

Manevi tazminatta da kusur oranı çok önemlidir. Kendi kusuruyla evliliği bitiren taraf manevi tazminat alamaz. Manevi tazminat bir zenginleşme aracı olarak kullanılamaz; bu nedenle hakim, zarara uğrayan tarafın manevi tatminini sağlayacak makul bir miktar belirler. Süreci profesyonelce yürütecek nafaka davalarında uzman bir avukat aynı zamanda tazminat taleplerinizin de altını hukuki delillerle doldurarak davanın seyrini değiştirebilir.

Mal Paylaşımı ve Aile Konutu Üzerindeki Haklar

Boşanma ile ilgili en karmaşık ve uzmanlık gerektiren alanlardan biri mal paylaşımıdır. Medeni Kanunumuz, 2002 yılından itibaren "Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi"ni yasal mal rejimi olarak kabul etmiştir. Bu rejim, kadınların ekonomik haklarını koruyan muazzam bir devrim niteliğindedir.

Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Nasıl İşler?

Bu sisteme göre, eşler evlenmeden önce başka bir mal rejimi sözleşmesi yapmadılarsa, evlilik birliği içerisinde karşılığını vererek elde ettikleri (çalışarak alınan ev, araba, maaş birikimleri vb.) tüm mallar üzerinde yarı yarıya (%50) hak sahibidirler. Kadının hiç çalışmamış olması, ev hanımı olması bu hakkı ortadan kaldırmaz.

Kanun, evliliği bir ortaklık olarak görür. Erkek dışarıda çalışıp para kazanırken, kadının ev işlerini yapması, çocuklara bakması ve evin düzenini sağlaması da bu ortaklığa yapılmış bir katkıdır. Dolayısıyla, tapu erkeğin üzerine olsa dahi, evlilik içinde kazanılan bir ev üzerinde kadının katılma alacağı hakkı vardır. Ancak miras kalan mallar, piyango ikramiyesi veya kişisel kullanıma tahsis edilmiş eşyalar (kişisel mallar) bu paylaşıma dahil edilmez.

Aile Konutu Şerhi Neden Hayati Önem Taşır?

Eşlerin evlilik süresince birlikte yaşadıkları, hayatlarının merkezine koydukları eve "aile konutu" denir. Kanun, zayıf durumdaki eşi korumak adına aile konutu üzerinde özel düzenlemeler yapmıştır. Aile konutu tapuda kimin üzerine olursa olsun, diğer eşin açık rızası olmadan satılamaz, devredilemez veya üzerine ipotek konulamaz.

💡İpucu
Özellikle boşanma sürecine girildiğinde veya eşinizle aranız açıldığında, eşinizin habersizce evi satmasını engellemek için derhal Tapu Müdürlüğü'ne giderek oturduğunuz eve "Aile Konutu Şerhi" koydurmalısınız. Bu işlem için muhtarlıktan alacağınız ikametgah belgesi ve evlilik cüzdanınız yeterlidir.

Çeyiz ve Düğün Takıları (Ziynet Eşyası) Kime Aittir?

Toplumumuzda en çok merak edilen konulardan biri de boşanmada düğün takılarının paylaşımı meselesidir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, düğünde takılan takılar kural olarak kadına aittir. Takıları kimin taktığı (kız tarafı veya erkek tarafı) önemli değildir.

Erkeğe takılan takılar dahi, eğer kadına özgü bir ziynet eşyasıysa (örneğin bilezik, gerdanlık) yine kadına ait kabul edilir. Erkeğe takılan çeyrek, yarım, tam altın gibi takılar ise yerel adetlere göre aksi ispatlanmadıkça kadına bağışlanmış sayılır. Eğer erkek, düğün masraflarını veya ev borcunu ödemek bahanesiyle bu takıları kadından almışsa ve geri vermemişse, kadın açacağı bir dava ile bu takıların aynen iadesini veya bedelinin güncel değer üzerinden kendisine ödenmesini talep edebilir.

Şiddet ve Tehdit Durumunda Koruma Kararları (6284 Sayılı Kanun)

Boşanma sürecinde kadınların karşılaştığı en büyük risklerden biri fiziksel veya psikolojik şiddettir. Devlet, kadına yönelik şiddeti önlemek amacıyla çok katı ve hızlı işleyen kurallar silsilesi geliştirmiştir. 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, şiddet mağduru veya şiddet tehlikesi altında olan kadınlara çok geniş haklar sunar.

Evden Uzaklaştırma Kararı Nasıl Alınır?

Eğer bir kadın eşinden şiddet görüyorsa veya şiddet tehdidi altındaysa, en yakın polis merkezine, jandarmaya, savcılığa veya aile mahkemesine başvurarak koruma kararı talep edebilir. Bu talep için darp raporu veya somut bir delil aranmaz; kadının beyanı esas alınır.

Aile mahkemesi hakimi derhal eşin evden, iş yerinden ve kadının bulunduğu çevreden uzaklaştırılmasına karar verir. Bu karar ihlal edilirse, uzaklaştırma kararına uymayan eş hakkında 3 günden 15 güne kadar zorlama hapsi uygulanır. İhlalin tekrarı halinde bu süre uzar.

Gizlilik Kararı ve Kimlik Bilgilerinin Saklanması

Özellikle hayati tehlikesi bulunan kadınlar için kanun, kimlik bilgilerinin, adresinin ve çalıştığı kurumun resmi kayıtlarda gizlenmesi imkanını sunar. Bu sayede şiddet uygulayan eşin kadının izini bulması hukuken ve fiilen engellenmiş olur. Ayrıca, bu süreçte kadının ekonomik olarak mağdur olmaması için kendisine geçici maddi yardım da bağlanabilmektedir.

Ortak Çocukların Velayeti ve Anne Şefkati İlkesi

Boşanma davasında hakimi en çok zorlayan ve en titiz davrandığı konu çocukların velayetidir. Velayet davalarında tek bir geçerli kural vardır: Çocuğun Üstün Yararı. Hakimin gözettiği ne annenin gözyaşlarıdır ne de babanın maddi gücüdür. Tek kriter çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal ve ahlaki gelişimidir.

6284 Sayılı Kanun Kapsamında Koruma ve Uzaklaştırma Kararı Süreci

6284 Sayılı Kanun Kapsamında Koruma ve Uzaklaştırma Kararı Süreci

Yaş Kriterlerine Göre Velayet Değerlendirmesi

Yargıtay uygulamalarında çocuğun velayeti kime verilir yaş kriterleri oldukça belirleyicidir. Bebeklik ve küçük çocukluk dönemindeki (genellikle 0-3 yaş arası) çocukların annenin bakımına, sütüne ve şefkatine mutlak surette ihtiyacı olduğu kabul edilir. Bu dönemdeki bir çocuğun velayeti, annenin çok ağır bir kusuru (çocuğa şiddet uygulaması, ağır psikolojik rahatsızlık, madde bağımlılığı vb.) ispatlanmadıkça istisnasız anneye verilir.

3-7 yaş arası çocuklarda da annenin bakımına muhtaçlık devam ettiği için yine velayet öncelikle anneye bırakılır. Okul çağına (8-12 yaş) gelmiş çocuklarda ise hakimin bakış açısı biraz daha genişler. Çocuğun eğitim imkanları, sosyal çevresi değerlendirilir. Hatta idrak çağında olan (genellikle 8 yaş ve üzeri) çocukların mahkemede uzman pedagoglar eşliğinde kendi görüşleri dinlenir ve "Kiminle kalmak istersin?" sorusuna verdikleri cevap mahkeme için güçlü bir referans oluşturur.

⚠️Dikkat
Annelerin en büyük korkusu "Eşim çok zengin, benim gelirim yok, çocuğu benden alır" düşüncesidir. Hukukumuzda parası olan velayeti alır diye bir kural kesinlikle yoktur. Maddi durumu iyi olan baba, iştirak nafakası ödeyerek çocuğun masraflarına katılır. Çocuğun sevgi ve bakıma olan ihtiyacı, babanın zenginliğinden çok daha üstün tutulur.

Ücretsiz Avukat Talebi ve Adli Yardım Süreci

Haklarınızı bilmeniz yetmez, bu hakları mahkeme önünde usulüne uygun olarak savunmanız gerekir. Ancak avukat tutacak ve dava harçlarını ödeyecek maddi gücünüz yoksa ne olacak? Devlet bu durumda da mağdur eşi yalnız bırakmamıştır.

Üzerinize kayıtlı bir malvarlığı ve düzenli bir geliriniz yoksa, bulunduğunuz ilin Barosu'na başvurarak ücretsiz avukat atanmasını talep edebilirsiniz. (Bu sisteme Adli Yardım denir). Ayrıca mahkemeden adli yardım talebinde bulunarak, binlerce lirayı bulan dava açma harçlarından, tebligat giderlerinden ve bilirkişi ücretlerinden muaf tutulmayı isteyebilirsiniz.

📋Örnek
Örnek Adli Yardım Talepli Boşanma ve Nafaka Dilekçesi Taslağı

İSTANBUL (...) AİLE MAHKEMESİNE

ADLİ YARDIM TALEPLİDİR.

DAVACI : [İsim Soyisim] - [TC Kimlik No] [Adres]

DAVALI : [İsim Soyisim] - [TC Kimlik No] [Adres]

KONU : Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle çekişmeli boşanma, aylık .... TL tedbir/yoksulluk nafakası, .... TL maddi ve .... TL manevi tazminat ile adli yardım taleplerimizi içerir dava dilekçemizdir.

AÇIKLAMALAR :

  1. Davalı eş ile .../.../... tarihinde evlendik. Bu evlilikten ... isimli bir müşterek çocuğumuz bulunmaktadır.
  2. Davalı eş son yıllarda şahsıma karşı sürekli psikolojik ve ekonomik şiddet uygulamakta, evin ihtiyaçlarını karşılamamakta ve kusurlu davranışlarıyla evliliği çekilmez hale getirmektedir.
  3. Herhangi bir gelirim ve üzerime kayıtlı malvarlığım bulunmamaktadır. Bu nedenle dava harç ve masraflarını karşılama imkanım yoktur. Öncelikle fakirlik ilmühaberim ve SGK kayıtlarım incelenerek ADLİ YARDIM TALEBİMİN KABULÜNE karar verilmesini talep ediyorum.
  4. Dava süresince hayatımı idame ettirebilmem için aylık ... TL tedbir nafakasının davalıdan alınarak tarafıma verilmesini talep ederim.

DELİLLER : Nüfus kayıtları, tanık beyanları, SGK kayıtları, fakirlik ilmühaberi ve her türlü yasal delil.

NETİCE VE TALEP : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

  • Adli yardım talebimizin kabulüne,
  • Tarafların BOŞANMALARINA,
  • Tarafım lehine aylık ... TL tedbir (karar kesinleşince yoksulluk) nafakasına,
  • ... TL maddi, ... TL manevi tazminatın yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. .../.../2026

Davacı [İmza]

Kadınların Boşanma Davasında Yaptığı Stratejik Hatalar

Yılların getirdiği avukatlık tecrübesine dayanarak söyleyebilirim ki, hukuken haklı olan birçok kadın, dava öncesinde veya sırasında yaptıkları stratejik hatalar yüzünden hak kaybına uğramaktadır. İşte en sık yapılan hatalar:

  • Evi Terk Etmek: Tartışma sonrası sinirle evi terk edip aile yanına gitmek, hukuken "evi haksız terk" olarak değerlendirilebilir ve kusur sayılabilir. Eğer evde kalamayacak bir durum varsa, karakola gidip tutanak tutturmak veya mahkemeden evden uzaklaştırma kararı almak en doğrusudur.
  • Duygusal Kararlarla Protokol İmzalamak: "Yeter ki bitsin, hiçbir şey istemiyorum" diyerek nafaka, tazminat ve mal paylaşım haklarından feragat eden anlaşmalı boşanma protokollerine imza atmak. Bir kez feragat ederseniz, daha sonra dava açıp bu hakları geri isteyemezsiniz.
  • Delilleri Yok Etmek veya Usulsüz Delil Toplamak: Eşin telefonuna casus yazılım yüklemek gibi suç teşkil eden eylemler mahkemede delil olarak kullanılamaz, aksine size karşı ceza davası açılmasına sebep olur. Deliller hukuka uygun yollarla toplanmalıdır.
  • Ortak Hesaptaki Parayı Tek Taraflı Çekmek: Boşanma arifesinde ortak hesaptaki parayı kendi hesabına aktarmak veya satılmasın diye arabayı devretmek, mal kaçırma (muvazaa) olarak değerlendirilir ve mahkemece iptal edilir.

Boşanma Davasında Hak Kaybı Yaşamamak İçin Pratik Tavsiyeler

Boşanma süreci bir satranç oyunu gibidir. Duygularla değil, akıl ve stratejiyle hareket edilmelidir. Karşı tarafın sizi manipüle etmesine, korkutmasına veya yanlış bilgilendirmesine izin vermeyin. "Seni beş parasız bırakırım", "Çocuğun yüzünü göremezsin", "Sen çalışmıyorsun hakim çocuğu bana verir" gibi sözler tamamen korkutma amaçlı, hukuki karşılığı olmayan boş tehditlerdir.

İlk yapmanız gereken, alanında uzman bir aile hukuku avukatından danışmanlık almaktır. Evlilik birliği içerisindeki tüm malvarlığının, banka hesaplarının, kredi kartı ekstrelerinin dökümlerini çıkartın. Eşinizin üzerine olan veya sakladığını düşündüğünüz şirket hisseleri, gayrimenkuller varsa bunları avukatınıza mutlaka bildirin. Şiddet görüyorsanız asla susmayın, devletin koruyucu mekanizmalarını derhal çalıştırın.

Unutmayın ki boşanma dünyanın sonu değil, yeni bir hayatın başlangıcıdır. Hukukun size sunduğu kalkanı doğru kullandığınızda, bu süreci en az hasarla atlatıp, ekonomik bağımsızlığınızı elinize alarak yeni bir sayfa açabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Evet, çalışan bir kadın da nafaka alabilir. Yargıtay uygulamalarına göre kadının asgari ücretle çalışması yoksulluğa düşmeyeceği anlamına gelmez. Eğer eşinin geliri kadının gelirinden çok daha fazlaysa ve kadın evliliğin bitmesiyle ciddi bir yaşam standardı düşüşü (yoksulluk) yaşayacaksa, yoksulluk nafakası bağlanabilir.
Yazar Hakkında
Av. Murat Aydar

Av. Murat Aydar

Boşanma Avukatıİstanbul Barosu - Sicil No: 62459

İstanbul'da aile hukuku alanında müvekkillerime hizmet veriyorum. Özellikle anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı davalarında hukuki destek sağlıyorum.

Tüm Yazılara Dön