Özet
Halk arasında yaygın olan 'Boşanma davasını ilk açan haklı çıkar' inancı tamamen bir efsanedir. Türk Hukuku'nda davayı kimin önce açtığının davanın esasına ve kimin haklı bulunacağına hiçbir doğrudan etkisi yoktur. Asıl önemli olan, iddialarını hukuka uygun delillerle ispatlayabilmektir. Ancak, davayı ilk açan tarafın; yetkili mahkemeyi belirleme (şehri seçme), mal varlıklarına erken tedbir koydurma ve süreci psikolojik olarak yönetme gibi usuli (taktiksel) avantajları bulunabilir. Karşı taraf dava açtığında ise, süresi içinde 'karşı dava' açılarak tüm haklar korunabilir.
Hukuk büromuza gelen danışanlarımızın en sık sorduğu ve toplumda adeta bir şehir efsanesine dönüşmüş olan sorulardan biriyle başlıyoruz. Birçok kişi, evlilik birliğinin temelden sarsıldığını hissettiğinde, sırf 'haklı görünmek' veya 'avantaj elde etmek' için aceleyle adliyeye koşup dava açması gerektiğine inanır. Ancak 2026 yılı itibarıyla güncel hukuk sistemimiz ve yargılama pratiklerimiz incelendiğinde, bu inancın ne kadar hatalı ve hatta bazen zararlı olabileceğini görüyoruz.
Bir boşanma sürecini yönetmek, sadece bir dilekçe verip beklemekten ibaret değildir. Bu süreç, stratejik bir satranç oyununa benzer. İlk hamleyi yapmak bazen size oyunun alanını belirleme şansı verse de, oyunu kazandıran şey ilk hamle değil, doğru strateji ve güçlü taşlardır (delillerdir). Bu makalede, davayı ilk açmanın veya bekleyip karşı dava açmanın hukuki sonuçlarını, ispat yükümlülüklerini ve mahkemelerin bu duruma nasıl yaklaştığını en ince ayrıntısına kadar ele alacağız.
Boşanma Davasında İlk Adımı Atmak Hukuki Bir Üstünlük Sağlar Mı?
Kulaktan kulağa yayılan "Davayı sen aç, haklı çıkarsın" tavsiyesi, hukuki hiçbir temele dayanmayan tehlikeli bir yönlendirmedir. Türk Medeni Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında, mahkemeler taraflara eşit mesafededir. Hakim, dosyayı incelerken "Bu davayı kadın açmış, demek ki o mağdur" veya "Erkek erken davrandığına göre kesin haklı" şeklinde bir ön kabulle hareket etmez.
Hukukumuzda aslolan 'silahların eşitliği' ve 'iddia edenin ispat yükümlülüğü' ilkeleridir. Bir davanın davacısı (davayı açan) olmak, sadece davanın başlamasını tetikleyen bir usul işlemidir. Davacı olmak size peşin bir haklılık payesi vermediği gibi, aksine sırtınıza büyük bir yük bindirir: İddialarınızı ispatlama yükü.
Toplumdaki Davayı İlk Açan Kazanır Efsanesinin Kaynağı
Bu efsanenin temelinde, eski dönemlerdeki sınırlı iletişim ve bilgi eksikliği yatmaktadır. Geçmiş yıllarda, davayı ilk açan kişinin çevresine "Ben ondan boşandım, ben onu mahkemeye verdim" diyerek sosyal bir üstünlük taslaması, zamanla bunun hukuki bir üstünlük olduğu algısını yaratmıştır. Ayrıca, davayı ilk açanın acil tedbir kararları (uzaklaştırma, geçici nafaka) aldırması, dışarıdan bakan gözler için "Mahkeme onu haklı buldu" şeklinde yanlış yorumlanmıştır.
Oysa ki geçici tedbir kararları, davanın esası hakkında verilmiş kesin hükümler değildir. Sadece dava sonuna kadar tarafların mağdur olmasını engellemek için alınan önlemlerdir. Dolayısıyla, toplum nezdindeki psikolojik algı ile adliye koridorlarındaki hukuki gerçeklik birbirinden tamamen farklıdır.
Türk Medeni Kanunu Kapsamında Eşitlik İlkesi
Aile mahkemelerinde görülen davalarda, Anayasa'nın eşitlik ilkesi gereği her iki taraf da mahkeme önünde eşit haklara sahiptir. Davacı veya davalı sıfatı, kişilerin temel haklarını değiştirmez. Mahkeme, evlilik birliğinin sarsılmasında hangi tarafın ne kadar kusurlu olduğunu araştırır.
Eğer siz davayı ilk açan kişiyseniz ancak mahkeme sürecinde eşinizin sizden daha az kusurlu olduğu veya hiç kusuru olmadığı ortaya çıkarsa, davanız reddedilir. Yani ilk açan olmanız sizi kurtarmaz. Bu sebeple, alanında uzman bir boşanma avukatı ile çalışmadan, salt 'ilk açan olma' sevdasıyla hazırlıksız bir şekilde adliyeye gitmek yapılabilecek en büyük stratejik hatalardan biridir.
Boşanmada Asıl Kazandıran Unsur Nedir? (İspat Yükü ve Deliller)
Bir davanın kaderini belirleyen unsur, dilekçenin adliyeye verildiği tarih veya saat değil; dilekçenin içeriği, hukuki nitelendirmesi ve sunulan delillerin gücüdür. Hukukta "Müddei iddiasını ispatla mükelleftir" şeklinde çok bilinen bir kural vardır. Yani bir şeyi iddia ediyorsanız, onu kanıtlamak zorundasınız.

Boşanma davasında karşı dava açma süresi ve adımları akış şeması
Eşinizin size psikolojik şiddet uyguladığını, sadakatsizlik yaptığını veya ekonomik olarak aileyi zor duruma düşürdüğünü iddia ederek davayı açabilirsiniz. Ancak bu iddialarınızı tanık, mesaj kayıtları, banka dekontları, otel kayıtları veya darp raporları ile desteklemezseniz, mahkeme sadece sizin sözünüze itibar ederek boşanma kararı vermez ve davanızı reddeder.
İddia Eden İddiasını İspatlamakla Yükümlüdür Kuralı
İspat yükü kavramı, dava sürecinin bel kemiğidir. Davayı siz açtığınızda, mahkemeye bir dilekçe sunarsınız. Bu dilekçede eşinizin kusurlarını sıralarsınız. Hukuk sistemi size der ki: "Sen bu kişinin kusurlu olduğunu söyleyerek evliliğin bitirilmesini istiyorsun. O halde bana bunu kanıtla."
Eğer eşiniz akıllıca davranıp, sizin açtığınız davaya karşı sağlam delillerle bir "Karşı Dava" açarsa ve sizin iddialarınızı çürütüp kendi iddialarını ispatlarsa; davayı ilk siz açmış olmanıza rağmen mahkeme sizi haksız (kusurlu) bulur. Eşinizin açtığı karşı davayı kabul eder, sizin davanızı reddeder. Üstelik bir de tazminat ödemek zorunda kalabilirsiniz.
Bu konuda temel kanun maddesi çok açıktır:
Delillerin Toplanması ve Mahkemeye Sunulma Aşaması
Dava açılmadan önce veya dava sürecinde delillerin toplanması hayati önem taşır. Aceleyle, elinizde hiçbir somut veri yokken dava açmak, karşı tarafa önlem alma ve delil karartma fırsatı verebilir. Doğru strateji, önce delilleri (mesajlaşmalar, fotoğraf, belge, tanık bilgileri vb.) güvenli bir şekilde güvence altına almak, stratejiyi kurmak ve ardından hukuki süreci başlatmaktır.
Bazen beklemek ve karşı tarafın hata yapmasına izin vermek, ilk adımı atmaktan çok daha kazançlı olabilir. Özellikle aldatma (zina) vakalarında, eşinizin rehavete kapılıp daha belirgin hatalar yapmasını beklemek, davanın kesin zaferle sonuçlanmasını sağlayabilir.
Davayı İlk Açmanın Sağlayabileceği Taktiksel ve Usuli Faydalar
Şu ana kadar davanın esası açısından (haklılık/haksızlık) ilk açan olmanın bir önemi olmadığını vurguladık. Ancak bu, davayı ilk açmanın tamamen anlamsız olduğu anlamına gelmez. Hukuk tekniği açısından, davayı ilk açan taraf bazı ciddi usuli (taktiksel) avantajlar elde edebilir. Bu avantajlar davanın sonucunu direkt belirlemese de, dava sürecinin sizin için ne kadar rahat veya ne kadar zor geçeceğini belirler.
Yetkili Mahkemeyi ve Şehri Belirleme Hakkı
İşte davayı ilk açmanın en büyük ve en gerçek avantajı budur: Mahkemenin yerini seçmek. Türk Medeni Kanunu'na göre boşanma davalarında yetkili mahkeme; eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı ay birlikte oturdukları yer mahkemesidir.
Diyelim ki eşinizle İstanbul'da yaşıyordunuz. Aranız bozuldu ve eşiniz evi terk edip memleketi olan Trabzon'a yerleşti. Siz ise İstanbul'da kaldınız. Eğer davayı siz ilk açarsanız, davayı İstanbul'da açma hakkınız vardır. Eşiniz, İstanbul'daki bu davaya Trabzon'dan katılmak veya avukat tutmak zorunda kalır.
Ancak siz beklerseniz ve eşiniz Trabzon'da davasını ilk açarsa, bu durumda dava Trabzon'da görülecektir. Siz İstanbul'da yaşarken Trabzon'daki bir davayı takip etmek, oraya gitmek veya orada bir meslektaşımızla çalışmak durumunda kalırsınız. Bu da hem zaman hem de ciddi bir maddi külfet demektir.
Geçici Tedbirlerin (Nafaka ve Velayet) Hızlıca Talep Edilmesi
Davayı açan taraf, dava dilekçesiyle birlikte mahkemeden acil tedbirler isteyebilir. Örneğin ev hanımı olan ve hiçbir geliri olmayan bir kadın, davayı açtığı gün mahkemeden "tedbir nafakası" talep edebilir. Mahkeme, süreci inceleyerek tensip zaptı (ilk tutanak) ile birlikte eşin diğer eşe dava süresince her ay düzenli nafaka ödemesine karar verebilir.
Aynı şekilde çocukların velayetinin geçici olarak kimde kalacağı da davanın başında belirlenir. Davayı ilk açıp bu talepleri hızlıca ve gerekçeli bir şekilde sunan taraf, dava süresince ekonomik ve psikolojik olarak daha güvende hisseder.
Mal Varlığı Üzerine İhtiyati Tedbir Konulması
Boşanma aşamasında en sık karşılaşılan sorunlardan biri, eşlerden birinin üzerine kayıtlı olan ev, araba veya şirket hisselerini diğer eşten kaçırmak için üçüncü kişilere devretmesidir (danışıklı dövüş/muvazaa). Eğer eşinizin malları kaçırma hazırlığında olduğunu düşünüyorsanız, ilk hamleyi sizin yapmanız şarttır.
Açacağınız boşanma ve mal rejimi davası ile birlikte, mahkemeden söz konusu araç ve gayrimenkullerin üzerine "İhtiyati Tedbir" veya "Davalıdır Şerhi" konulmasını talep edebilirsiniz. Böylece eşiniz o malları satamaz. Bu konuda detaylı bilgi edinmek isterseniz Boşanma Davası Devam Ederken Alınan Ev, Araba ve Mallar Kime Kalır? başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.
Psikolojik Olarak Süreci Başlatma ve Kararlılık Göstergesi
Hukuki sürecin ötesinde bir de insan psikolojisi vardır. Davayı açan taraf olmak, karşı tarafa "Ben kararlıyım, bu evliliği bitiriyorum ve haklarımı yasal yollardan arıyorum" mesajı verir. Sürekli tehdit edip adım atmayan taraf olmak yerine, resmi süreci başlatan taraf olmak, manipülatif veya narsist eğilimleri olan eşler üzerinde ciddi bir şok etkisi ve ciddiyet algısı yaratır.
Eşiniz Davayı İlk Açtıysa Ne Yapmalısınız? (Karşı Dava Hakkı)
Bir sabah uyandınız ve e-Devlet üzerinden veya kapınıza gelen postacıdan eşinizin size boşanma davası açtığını öğrendiniz. İlk tepkiniz muhtemelen paniklemek ve "Benden önce davrandı, şimdi ne yapacağım?" diye düşünmek olacaktır. Ancak panik yapmanıza hiç gerek yok. Hukuk sistemi, davalı olan tarafa kendini savunması ve kendi iddialarını sunması için mükemmel bir araç sunmuştur: Karşı Dava.
Karşı Dava Nedir ve Nasıl Açılır?
Karşı dava, eşinizin size açtığı davaya vereceğiniz cevap dilekçesi ile birlikte, sizin de ona karşı aynı dosya üzerinden açtığınız davadır. Yani ortada tek bir mahkeme, tek bir dosya numarası vardır ancak içinde iki ayrı dava birleşmiş durumdadır. Eşiniz sizin kusurlu olduğunuzu iddia ediyordur, siz de karşı dava ile aslında onun kusurlu olduğunu iddia edersiniz.
Size tebligat (dava dilekçesi) ulaştıktan sonra yasal olarak 2 haftalık (14 gün) kesin bir süreniz vardır. Bu süre içinde hem eşinizin iddialarına cevap vermeli hem de kendi davanızı açmalısınız. Bu aşamada profesyonel destek almak, süreleri kaçırmamak adına kritiktir. Daha geniş bir rehber için Bana Boşanma Davası Açıldı Ne Yapmalıyım? (Cevap ve Karşı Dava) yazımızı okuyabilirsiniz.
| Özellik | Asıl Dava (İlk Açan) | Karşı Dava (Sonradan Açan) |
|---|---|---|
| Dosya Numarası | Mahkemenin verdiği esas numarasını alır | Aynı esas numarası üzerinden görülür |
| Harç Ödemesi | Dava açarken peşin harç öder | Karşı dava açarken ayrı bir harç öder |
| İspat Yükü | Kendi iddialarını ispatlamak zorundadır | Hem kendini savunmalı hem de iddialarını ispatlamalıdır |
| Karar Aşaması | Mahkeme asıl davayı kabul veya red edebilir | Mahkeme asıl davayı reddedip, karşı davayı kabul edebilir |
Cevap Dilekçesi ile Kendi İddialarınızı Sunma Fırsatı
Sadece karşı dava açmak zorunda değilsiniz. Boşanmak istemiyorsanız, sadece "Cevap Dilekçesi" sunarak eşinizin iddialarını reddedebilir, evliliğin devamını isteyebilirsiniz. Veya eşinizin kusurlarını ortaya koyarak davanın reddini talep edebilirsiniz. Eğer mahkeme eşinizi tamamen kusurlu bulursa, boşanmak istese dahi davası reddedilecektir (Kanundaki istisnalar hariç).
Hangi Durumlarda Vakit Kaybetmeden Davayı Sizin Açmanız Gerekir?
Her ne kadar "ilk açan haklı sayılmaz" desek de, bazı özel ve acil durumlarda vakit kaybetmek, telafisi imkansız zararlara yol açabilir. Aşağıdaki durumlardan herhangi birini yaşıyorsanız, bekleme lüksünüz yoktur ve bir avukat aracılığıyla derhal harekete geçmelisiniz.

Boşanma davasında ispat yükü ve delillerin önemini gösteren adalet terazisi
Aile İçi Şiddet ve Uzaklaştırma Kararı İhtiyacı
Fiziksel, psikolojik, ekonomik veya cinsel şiddete maruz kalıyorsanız, 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında acil koruma ve uzaklaştırma kararları aldırılması gerekir. Bu kararlar boşanma davası açılmadan da talep edilebilse de, genellikle sürecin bir bütün olarak (boşanma ve tedbir) başlatılması mağdurun güvenliği açısından en doğrusudur.
Müşterek Çocuğun Kaçırılma Riski Bulunması
Eşinizle şiddetli bir geçimsizlik yaşıyorsanız ve eşinizin çocuğu alıp memleketine, farklı bir şehre veya yurt dışına kaçırma ihtimali varsa, acilen dava açmalı ve velayetin tedbiren size verilmesini talep etmelisiniz. Bu hamle, yasal olarak çocuğun yerleşim yerini güvence altına alır ve karşı tarafın hukuka aykırı eylemlerini engeller.
Eşin Mal Varlığını Kaçırma veya Devretme İhtimali
Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, bankadaki paraların çekilmesi, evin veya arabanın akrabalara devredilmesi gibi hazırlıklar seziyorsanız, hiç vakit kaybetmeden ihtiyati tedbir talepli dava açmalısınız. Çünkü devir işlemleri gerçekleştikten sonra bu malları geri döndürmek için ayrıca "Tasarrufun İptali" veya "Muvazaa" gibi uzun ve yorucu ikinci davalar açmanız gerekecektir.
Anlaşmalı Boşanmada Davayı Kimin Açtığı Önemli Midir?
Çekişmeli davalardaki stratejiler bir yana, anlaşmalı boşanmalarda durum tamamen farklıdır. Anlaşmalı boşanmada taraflar nafaka, tazminat, velayet ve mal paylaşımı gibi her konuda mutabakata varmış ve bunu bir protokole bağlamışlardır.
Bu durumda davayı kimin açtığının zerre kadar önemi yoktur. Usulen taraflardan biri (veya avukatı) dava dilekçesini ve protokolü adliyeye sunar, diğer taraf da süreci kabul eder. Mahkeme harçlarını ve masraflarını kimin ödeyeceği bile protokolde taraflarca serbestçe belirlenebilir.
Kusur Oranı ve Davayı Açan Taraf Arasındaki İlişki
Boşanma hukukumuz, "Kusur" ilkesi üzerine inşa edilmiştir. Evliliğin bitmesinde kimin daha fazla kusurlu olduğu, nafaka ve tazminat gibi mali sonuçları doğrudan etkiler. Peki kusurlu olan taraf dava açabilir mi?
Tam Kusurlu Tarafın Dava Açma Hakkı Var Mıdır?
Kural olarak evet, herkes dava açabilir. Ancak Türk Medeni Kanunu'na göre, tam kusurlu (bütün suçun kendisinde olduğu) eşin açtığı boşanma davası, diğer eş itiraz ederse reddedilir. Çünkü hukuk, "Hiç kimse kendi kusurundan (kendi haksız eyleminden) fayda sağlayamaz" ilkesini benimser.
Örneğin; eşini sürekli aldatan, eve bakmayan ve şiddet uygulayan bir koca düşünelim. Bu koca, sırf yeni sevgilisiyle evlenmek için karısına boşanma davası açarsa; kadın "Ben boşanmak istemiyorum, tüm kusur ondadır" derse, hakimin bu davayı reddetmesi kuvvetle muhtemeldir.
Ağır Kusurlu Eşin Açtığı Davaya İtiraz Süreci
Eğer dava açan eş ağır kusurlu, davalı olan eş az kusurluysa, davalı eşin boşanmaya itiraz hakkı vardır. Ancak burada bir istisna mevcuttur: Eğer davalı eşin itirazı sadece "hakkın kötüye kullanılması" niteliğindeyse (yani aslında o da evliliği bitirmek istiyor ama sırf eziyet olsun diye itiraz ediyorsa) ve evlilik fiilen tamamen bitmişse, hakim itiraza rağmen boşanma kararı verebilir.
Boşanma Sürecinde Yapılan En Büyük Stratejik Hatalar
Yılların getirdiği mesleki tecrübelerimize dayanarak, tarafların sıkça düştüğü ve davanın seyri açısından geri dönülmez zararlar veren bazı hataları vurgulamak istiyoruz.
Sırf İlk Açan Olmak İçin Delilsiz Dava Açmak
Sırf eşe bir "ders vermek" veya gözünü korkutmak için, elde hiçbir ciddi delil yokken, üstünkörü bir dilekçe ile dava açmak yapılan en büyük hatadır. Mahkemeye sunduğunuz dilekçe sizi bağlar. Yazmadığınız bir kusuru sonradan ileri süremezsiniz. Eğer delilleriniz yetersizse, davanız reddedilir ve karşı tarafa yüklü bir vekalet ücreti ödemek zorunda kalırsınız. Üstelik aynı sebeplere dayanarak yeniden dava açmanız için 3 yıl beklemeniz (fiili ayrılık) gerekebilir.
Eşin Açtığı Davaya Cevap Vermeyip Süreci Yok Saymak
Bazen de taraflardan biri, "Ben onun açtığı davayı kabul etmiyorum, mahkemeye de gitmem, hiçbir şeye de imza atmam, böylece boşanamaz" diye düşünür. Bu tamamen cehaletten kaynaklanan vahim bir hatadır.
Hukuk sistemimizde süreci yok saymak, sizi kurtarmaz. Eğer size tebligat gelmesine rağmen 2 hafta içinde cevap dilekçesi sunmazsanız, eşinizin tüm iddialarını reddetmiş sayılırsınız ANCAK kendinizi savunma, delil sunma ve karşı dava açma hakkınızı büyük oranda kaybedersiniz. Mahkeme sizsiz de devam eder, eşinizin gösterdiği tanıkları dinler ve gıyabınızda sizi tam kusurlu bularak hem boşanmaya hem de aleyhinize yüklü tazminatlara hükmedebilir.
Bu gibi durumlarda süreci göz ardı etmek yerine, derhal tecrübeli bir çekişmeli boşanma avukatı ile iletişime geçerek yasal sürelere riayet eden güçlü bir savunma mekanizması kurulmalıdır.
İSTANBUL ( ). AİLE MAHKEMESİNE
DOSYA NO : 2026/...
ASIL DAVADA DAVALI / KARŞI DAVADA DAVACI : [Adınız Soyadınız] (TC Kimlik No) VEKİLİ : Av. Murat Aydar ASIL DAVADA DAVACI / KARŞI DAVADA DAVALI : [Eşinizin Adı Soyadı] (TC Kimlik No)
KONU : Asıl davaya karşı cevaplarımızın sunulması ile asıl davanın REDDİNE, açmış olduğumuz KARŞI DAVAMIZIN KABULÜ ile tarafların boşanmalarına, lehimize nafaka ve tazminata hükmedilmesi talebimizdir.
AÇIKLAMALAR : 1- Karşı tarafın (asıl davacının) açmış olduğu dava haksız ve hukuki dayanaktan yoksundur. Dilekçesinde belirttiği kusur iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır. Bu nedenle öncelikle asıl davanın REDDİ gerekmektedir. 2- Evlilik birliğinin temelden sarsılmasında asıl kusurlu olan taraf, karşı davalıdır. (Burada eşin kusurları, sadakatsizliği, şiddeti vb. detaylandırılır). 3- Müvekkilin bu evlilikten dolayı yaşadığı elem ve keder ile ekonomik kayıpların telafisi için maddi ve manevi tazminat talebimiz bulunmaktadır.
HUKUKİ SEBEPLER : TMK, HMK ve ilgili mevzuat. DELİLLER : Tanık beyanları, mesaj kayıtları, banka hesap özetleri, nüfus kayıt örneği ve her türlü yasal delil.
NETİCE VE TALEP : Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;
- Haksız ve mesnetsiz açılan ASIL DAVANIN REDDİNE,
- Haklı KARŞI DAVAMIZIN KABULÜ ile tarafların boşanmalarına,
- Müvekkil lehine aylık ... TL tedbir/yoksulluk nafakasına,
- Müvekkil lehine ... TL maddi, ... TL manevi tazminata karar verilmesini vekaleten talep ederiz.
Karşı Davacı Vekili Av. Murat Aydar (İmza)
Yukarıdaki örnekte görüldüğü gibi, sürece sonradan dahil olan taraf dahi profesyonel bir dilekçe ve strateji ile davanın seyrini tamamen kendi lehine çevirebilmektedir.
Boşanma davaları, insan hayatının en stresli ve kritik dönemeçlerinden biridir. Bu süreçte "Davayı kim ilk açacak?" yarışına girmek yerine, "Kim davaya daha hazırlıklı ve delilleriyle güçlü girecek?" sorusuna odaklanmak gerekir. Aceleyle atılan adımlar değil, hukuki temeli sağlam atılmış, uzman danışmanlığı ile yürütülen stratejiler sizi korur. Hak kaybı yaşamamak ve telafisi zor hatalar yapmamak adına, herhangi bir adım atmadan önce mutlaka alanında uzman bir hukukçuyla durum değerlendirmesi yapmanızı tavsiye ederiz.
Sıkça Sorulan Sorular

Av. Murat Aydar
İstanbul'da aile hukuku alanında müvekkillerime hizmet veriyorum. Özellikle anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı davalarında hukuki destek sağlıyorum.
