Çalışmayan veya Geliri Olmayan Anne Çocuğun Velayetini Alabilir Mi?
Velayet Hukuku

Çalışmayan veya Geliri Olmayan Anne Çocuğun Velayetini Alabilir Mi?

Av. Murat Aydarİstanbul Boşanma Avukatı
Son güncelleme: 29 Mart 2026
12 dk okuma

Özet

Boşanma davalarında çalışmayan veya geliri olmayan annelerin çocuklarının velayetini alması hukuken mümkündür ve uygulamada çok yaygındır. Türk Medeni Kanunu ve yerleşik içtihatlar gereği, velayet belirlenirken tarafların ekonomik güçlerinden ziyade 'çocuğun üstün yararı', yaşı, psikolojik gelişimi ve anne şefkatine olan ihtiyacı ön planda tutulur. Çalışmayan annenin çocuğa bakacak maddi gücü olmasa dahi, babanın 'iştirak nafakası' ödeyerek bu maddi açığı kapatması yasal bir zorunluluktur. Yani parasızlık, tek başına bir velayetin kaybedilme sebebi değildir.

Boşanma süreci, özellikle ortada müşterek çocuklar varsa, taraflar için oldukça yıpratıcı ve endişe verici bir döneme dönüşmektedir. Bu süreçte mahkeme koridorlarında ve danışmanlık görüşmelerinde en sık duyduğumuz, en derin kaygıları barındıran sorulardan biri şudur: Çalışmayan veya geliri olmayan anne çocuğun velayetini alabilir mi? Ev hanımı olan veya mesleği bulunmayan birçok kadın, eşlerinin maddi gücü karşısında çocuklarını kaybetme korkusu yaşar. Eşler arasındaki tartışmalarda genellikle 'Benim param var, sen çalışmıyorsun, çocuğu benden alamazsın' gibi psikolojik baskı ve manipülasyon cümleleri sıklıkla kullanılır. Ancak hukuk sistemimiz, çocukların geleceğini sadece banka hesaplarındaki rakamlara göre belirlemez.

2026 yılı itibarıyla Aile Mahkemelerinin temel felsefesi ve yargılama usulleri, çocuğu bir eşya gibi maddi gücü fazla olana vermek üzerine değil, onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişimini en iyi şekilde sağlayacak ortamı bulmak üzerine kuruludur. Bu kapsamlı rehberimizde, hiçbir geliri olmayan bir annenin velayet savaşında hangi hukuki kalkanlara sahip olduğunu, haklarının neler olduğunu ve yargılamanın hangi kriterlere göre yapıldığını tüm detaylarıyla inceleyeceğiz.

Türk Medeni Hukukunda Velayet Kavramı ve Temel Kriterler

Velayet, ergin olmayan çocukların (veya kısıtlıların) bakımı, eğitimi, korunması ve temsil edilmesi konusunda anne ve babaya tanınmış haklar ve yükümlülükler bütünüdür. Evlilik birliği devam ettiği sürece anne ve baba bu hakkı ortaklaşa kullanır. Ancak boşanma veya ayrılık durumunda mahkeme, velayeti eşlerden birine vermek veya nadir de olsa yasal şartları varsa ortak velayet düzenlemesi yapmak zorundadır.

Velayetin kime verileceği kararı, hakimin takdir yetkisinin en geniş olduğu alanlardan biridir. Ancak bu takdir yetkisi keyfi değildir; ulusal ve uluslararası hukukun belirlediği çok kesin bir kırmızı çizgiye tabidir: Çocuğun üstün yararı.

Çocuğun Üstün Yararı İlkesi Nedir?

Çocuğun üstün yararı, velayet davalarının anayasasıdır. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ve Türk Medeni Kanunu, çocukla ilgili verilecek her kararda önceliğin çocuğun yararı olması gerektiğini kesin bir dille emreder. Üstün yarar; çocuğun sadece maddi olarak rahat etmesi değil, aynı zamanda sevgi görmesi, güven içinde hissetmesi, eğitiminin aksamaması ve psikolojik olarak sağlıklı bir birey olarak yetişmesidir.

Çalışmayan bir annenin durumunu değerlendirirken hakim, 'Bu anne çocuğa lüks bir hayat sunabilir mi?' diye sormaz. Hakimin sorduğu soru şudur: 'Bu çocuğun sevgiye, ilgiye, şefkate ve kişisel bakıma ihtiyacı kimin yanında daha iyi karşılanır?' Ekonomik eksiklikler hukuk sistemi içinde farklı yöntemlerle (nafaka gibi) telafi edilebilirken, anne şefkati ve ilgisinin eksikliği parayla telafi edilemez.

Üstün Yarar Belirlenirken Hangi Faktörler Dikkate Alınır?

  • Çocuğun yaşı ve cinsiyeti (Özellikle anne bakımına muhtaçlık durumu).
  • Çocuğun mevcut düzeninin korunması (Okul, çevre, alıştığı yaşam alanı).
  • Ebeveynlerin çocuğa ayırabileceği zaman ve kişisel bakım kapasiteleri.
  • Ebeveynlerin ahlaki durumları, alışkanlıkları ve sağlık durumları.
  • Kardeşlerin birbirinden ayrılmaması ilkesi.
  • İdrak çağındaki (genellikle 8 yaş ve üzeri) çocuğun kendi görüşü ve tercihi.
⚖️Yasal Düzenleme
Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme Madde 3: Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.

Annenin Çalışmaması Velayete Engel Teşkil Eder Mi?

Bu sorunun cevabı net ve kesindir: Hayır, annenin çalışmaması tek başına velayetin babaya verilmesi için bir sebep değildir. Toplumdaki genel ve yanlış kanının aksine, Aile Mahkemesi hakimleri tarafların maaş bordrolarını yarıştırarak velayet kararı vermezler.

Çocuğun üstün yararı ilkesi ve velayet kriterleri infografiği

Çocuğun üstün yararı ilkesi ve velayet kriterleri infografiği

Süreci deneyimli bir İstanbul boşanma avukatı ile yürütmek hayati önem taşır; zira hukuki bilgi eksikliği, karşı tarafın asılsız iddialarına boyun eğilmesine ve hak kaybına neden olabilir. Hukukumuz, ebeveynlik vasfını gelir durumuyla ölçmez.

Maddi Durum ile Velayet Arasındaki İlişki

Maddi durum, velayet kararında sadece yardımcı bir unsurdur. Eğer her iki ebeveyn de çocuğa aynı kalitede sevgi, zaman ve bakım sunabiliyorsa ve çocuğun yaşı da her ikisinde kalmaya uygunsa, maddi durum bir avantaj olarak değerlendirilebilir. Ancak, annenin çocuğuyla kurduğu bağ güçlüyse, çocuk annenin yanında kendini daha güvende hissediyorsa, babanın milyonlarca lira serveti olması velayeti alması için yeterli bir gerekçe oluşturmaz.

Kanun koyucu, velayeti alan tarafın ekonomik olarak yetersiz olması ihtimalini düşünmüş ve bu açığı kapatmak için İştirak Nafakası müessesesini getirmiştir. Yani sistem şöyle işler: Anne çocuğa bakar, şefkat gösterir, zamanını harcar; baba ise ekonomik gücü oranında bu bakımın maliyetine ortak olur.

Yargıtay Uygulamalarında Ekonomik Durumun Yeri

Üst derece mahkemelerinin bu konudaki tutumu son derece istikrarlıdır. Yüksek mahkeme kararlarında açıkça şu vurgulanır: 'Velayetin düzenlenmesinde asıl olan çocuğun üstün yararıdır. Tarafların mali durumları velayet kararında tek başına belirleyici olamaz. Çocuğun alıştığı ortam, anne şefkatine olan ihtiyacı ve ebeveynin çocuğa ayırabileceği zaman ekonomik güçten daha önceliklidir.'

Yıllar boyunca edindiğim tecrübeler ışığında net olarak söyleyebilirim ki; babanın sadece çok zengin olması ve annenin ev hanımı olması senaryosunda, eğer anne çocuğuna sevgiyle bakıyorsa, velayet yüzde 90 oranında anneye verilmektedir. Maddi güç tehdidi, hukuk salonlarında en çabuk çöken argümandır.

Çocuğun Yaşına Göre Velayet Değerlendirmesi

Mahkemelerin çalışmayan anneye velayet verirken en çok dikkat ettiği kriterlerin başında çocuğun yaşı gelir. Çocuğun içinde bulunduğu gelişim evresi, ihtiyaç duyduğu bakımın türünü belirler.

0-3 Yaş Arası (Anne Şefkatine Muhtaç Dönem)

Bu yaş aralığı, hukuken 'anne bakımına ve şefkatine mutlak muhtaç olunan dönem' olarak kabul edilir. Bu dönemdeki bir çocuğun velayeti, annenin işi, geliri, evi olup olmadığına bakılmaksızın (istisnai çok ağır durumlar hariç) doğrudan anneye verilir. Çünkü bu yaşta bir bebeğin biyolojik ve psikolojik olarak anneden ayrılması, telafisi imkansız zararlara yol açar.

Emzirme Döneminde Çalışmayan Annenin Durumu

Özellikle emzirme dönemindeki çocukların anne sütünden mahrum bırakılması hukuken kabul edilemez. Baba ne kadar zengin olursa olsun, çocuğa ne kadar lüks bir odada bakıcılarla bakacak olursa olsun, mahkeme emziren ve çalışmayan bir anneden çocuğu alıp babaya vermez.

3-7 Yaş Arası (Okul Öncesi Dönem)

Bu yaş grubu da hala anne bakımına yoğun olarak ihtiyaç duyar. Çocuk artık yavaş yavaş sosyalleşmeye başlasa da, temel güven duygusunun oluştuğu bu yıllarda annenin fiziki varlığı çok önemlidir. Çalışmayan bir anne, tüm gününü çocuğunun gelişimi için harcayabileceği için, bu durum mahkeme gözünde babanın zenginliğinden daha değerli bir faktör olarak görülür.

Bu yaş dönemlerindeki ince ayrıntılar ve mahkeme pratikleri hakkında daha kapsamlı bilgi edinmek isterseniz, Boşanmada Çocuğun Velayeti Kime Verilir Yaş Kriterleri başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

7-12 Yaş Arası (Okul Çağı)

Çocuk okul çağına geldiğinde, eğitim hayatı ve sosyal çevresi önem kazanmaya başlar. Bu dönemde velayet kararı verilirken pedagog uzmanlar devreye girer. Çocuğun kimin yanında daha huzurlu hissettiği, derslerine kimin daha fazla yardımcı olabileceği değerlendirilir. Çalışmayan annenin ekonomik durumu burada biraz daha sorgulansa da, babanın ödeyeceği nafaka ile çocuğun eğitim masraflarının karşılanabileceği tespiti yapıldığında velayet yine büyük ihtimalle anneye bırakılır.

12 Yaş Üzeri ve Çocuğun İdraki

12 yaş ve üzerindeki çocuklar, kendi kararlarını verebilecek ve isteklerini ifade edebilecek olgunlukta (idrak çağında) kabul edilirler. Mahkeme, hakimi veya uzman pedagog vasıtasıyla çocuğu bizzat dinler. 'Annenle mi yoksa babanla mı yaşamak istersin?' sorusu sorulur. Eğer çocuk açıkça çalışmayan annesiyle kalmak istediğini beyan ederse, hakim bu beyanı ciddiye alır ve çocuğun isteği yönünde karar verir.

ℹ️Bilgi
İdrak çağındaki çocuğun beyanı çok önemlidir ancak mutlak değildir. Eğer çocuğun beyanı kendi üstün yararına aykırı bir durumu işaret ediyorsa (örneğin ebeveynlerden biri çocuğu hediyelerle manipüle etmişse), hakim çocuğun isteğinin aksine de karar verebilir.

Çalışmayan Annenin Çocuğun Giderlerini Karşılama Yöntemi Nedir?

Geliri olmayan annenin velayeti almasının önündeki en büyük argüman, çocuğun okul, sağlık, gıda ve kıyafet masraflarının nasıl karşılanacağıdır. Hukuk sistemi bu sorunu 'nafaka' kurumu ile kesin bir çözüme kavuşturmuştur.

İştirak Nafakası Kavramı ve Kapsamı

Velayet kendisine verilmeyen eş (bu senaryoda baba), çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Buna hukukta iştirak nafakası denir. İştirak nafakası, çocuğun temel ihtiyaçları hesaplanarak ve babanın ekonomik gücü oranlanarak belirlenir. Bu nafaka türü, kadına değil, doğrudan çocuğun ihtiyaçlarına yönelik bir ödemedir.

Babanın Nafaka Ödeme Yükümlülüğü

Çalışmayan anne velayeti aldığında, mahkeme babayı düzenli olarak iştirak nafakası ödemeye mahkum eder. Baba, 'Benim rızam dışında velayeti aldı, ben masraflara karışmıyorum' diyemez. Çocuğun masraflarına katılmak yasal ve mutlak bir zorunluluktur. Babanın bu yükümlülüğü yerine getirmemesi durumunda icra ve ceza yollarına başvurulabilir. Bu konudaki yaptırımlar hakkında detaylı bilgi için Eski Eş Nafakayı Ödemezse Ne Olur Nafaka Ödememe Cezası isimli rehberimizi okumanızı tavsiye ederiz.

Babanın Ekonomik Olarak Üstün Olması Velayeti Almasını Sağlar Mı?

Toplumda yaratılan en büyük mitlerden biri de ekonomik üstünlüğün hukuki üstünlük getireceği inancıdır. Boşanma davalarında velayet değerlendirmesi yapılırken para, şefkatin ve ilginin önüne asla geçemez.

Çalışmayan annenin velayeti alması durumunda nafaka ve bakım ilişkisi şeması

Çalışmayan annenin velayeti alması durumunda nafaka ve bakım ilişkisi şeması

Paranın Tek Başına Yetersizliği

Baba çok yüksek bir gelire, birden fazla gayrimenkule ve lüks araçlara sahip olabilir. Ancak baba yoğun bir iş hayatına sahipse, çocuğuyla geçirecek yeterli vakti yoksa ve çocuğu bakıcılara veya kendi anne-babasına (çocuğun babaanne/dedesine) bırakacaksa, mahkeme bunu çocuğun üstün yararına aykırı bulur. Çocuğun ihtiyacı olan şey lüks bir odada yalnız kalmak değil, ebeveyniyle nitelikli zaman geçirmektir. Çalışmayan anne, tüm vaktini çocuğuna adayabildiği için bu noktada devasa bir avantaja sahiptir.

Sosyal İnceleme Raporunun (SİR) Önemi

Çekişmeli boşanma davalarında velayet kararından önce mahkeme, uzman pedagog, psikolog veya sosyal çalışmacılardan oluşan bir heyetten Sosyal İnceleme Raporu (SİR) talep eder. Uzmanlar hem anneyle, hem babayla hem de çocukla (yaşı uygunsa) görüşmeler yapar. Ayrıca gerekirse tarafların yaşadıkları evleri ziyaret ederler.

Uzman raporunda tarafların banka hesapları incelenmez. Raporun odak noktası şudur: 1. Ebeveynin çocukla olan iletişimi nasıl? 2. Çocuk hangi ebeveynin yanında kendini daha rahat ifade ediyor? 3. Ebeveyn, çocuğun eğitim ve sağlık ihtiyaçlarının ne kadar farkında?

Eğer uzmanlar, çalışmayan annenin çocuğun gelişimi için son derece uygun, sevgi dolu bir ortam sunduğunu raporlarsa, hakimin bu raporun aksine karar vermesi çok nadir görülen bir durumdur.

Çalışmayan Annenin Velayeti Kaybetmesine Yol Açabilecek Özel Durumlar Nelerdir?

Çalışmayan bir annenin velayeti almasının kural, alamamasının istisna olduğunu belirttik. Peki, bu istisnalar nelerdir? Bir anne hangi durumlarda çocuğunun velayetini babaya kaptırır? Bu durumların hiçbiri doğrudan annenin 'parasız' olmasıyla ilgili değildir; tamamen çocuğun zarar görme ihtimaliyle ilgilidir.

Çocuğun Fiziksel veya Psikolojik Gelişimini Tehlikeye Atan Haller

Eğer çalışmayan anne, çocuğun bakımını ihmal ediyorsa ve bu durum somut delillerle kanıtlanabiliyorsa velayet babaya geçebilir. Örneğin:

  • Annenin ağır psikolojik rahatsızlıklarının bulunması ve tedavi olmayı reddetmesi (Şizofreni, ağır bipolar bozukluk gibi ve bu durumun çocuğu tehlikeye atması).
  • Annenin alkol, uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlısı olması.
  • Çocuğa yönelik fiziksel, psikolojik şiddet veya istismar uygulaması.
  • Çocuğun temel eğitim hakkını kasıtlı olarak engellemesi (çocuğu okula göndermemesi).

Haysiyetsiz Hayat Sürme ve Velayetin Nez'i (Kaldırılması)

Hukukumuzda 'haysiyetsiz hayat sürme' bir boşanma ve velayetin kaldırılması sebebidir. Annenin yaşadığı hayat tarzı çocuğun ahlaki, fiziksel ve psikolojik gelişimine doğrudan zarar veriyorsa, mahkeme velayeti babaya verebilir. Ancak burada çok dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır: Toplumun veya babanın 'kötü' veya 'yanlış' bulduğu her yaşam tarzı hukuken haysiyetsiz hayat sürme anlamına gelmez. Bunun çok ağır ve sürekli bir durum olması ve çocuğa doğrudan zarar vermesi aranır.

⚠️Dikkat
Aldatma (zina) tek başına bir velayet kaybı nedeni DEĞİLDİR. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bir kadının eşine karşı sadakatsizlik yapması onun 'kötü bir eş' olduğunu gösterir, ancak otomatik olarak 'kötü bir anne' olduğunu göstermez. Zina yapan ancak çocuğuna mükemmel bakan bir anne (diğer şartlar uygunsa) velayeti yine alabilir.

Boşanma Sürecinde Çalışmayan Annenin Hakları Nelerdir?

Çalışmayan annelerin çocuklarının velayeti dışında kendi hayatlarını idame ettirme konusunda da yasal güvenceleri vardır. Hukuk sistemi, evlilik birliği içinde kendi hayatını eşine ve evine adayan kadını sokakta bırakmaz.

Tedbir Nafakası ve Yoksulluk Nafakası

Dava açıldığı andan itibaren mahkeme, çalışmayan ve geliri olmayan kadın için Tedbir Nafakası na hükmeder. Bu nafaka türü, dava süresince kadının hayatını idame ettirebilmesi içindir. Boşanma kararı kesinleştikten sonra ise bu nafaka Yoksulluk Nafakası adını alır ve devam eder.

Yani çalışmayan kadın, boşanma davası sürecinde hem kendi için tedbir nafakası hem de çocuk için tedbir nafakası talep ederek maddi bir güvence elde edebilir.

Aile Konutunun Tahsisi

Boşanma davası devam ederken, mahkeme tarafların nerede yaşayacağına da karar verebilir. Çalışmayan kadının gidecek yeri yoksa ve çocuğun düzeninin bozulmaması gerekiyorsa, mahkeme müşterek konutun (aile konutunun) dava süresince anneye ve çocuğa tahsis edilmesine karar verebilir. Baba, ev kendisinin olsa dahi evden ayrılmak zorunda kalabilir.

💡İpucu
Eğer eşiniz 'evi terk et, çocukları da bırak' şeklinde baskı yapıyorsa, kesinlikle evi terk etmeyin. Derhal mahkemeye başvurarak evin size ve çocuğunuza özgülenmesini (tahsisini) talep edin. Evi haksız yere terk etmek, yargılama aşamasında aleyhinize kullanılabilir.

Çalışmayan Annenin Velayet Talebi İçin Örnek Dilekçe Taslağı

Aşağıda, çalışmayan bir annenin boşanma davasında velayet, kendi için nafaka ve çocuk için iştirak nafakası ile müşterek konutun tahsisini talep ettiği örnek bir dilekçe formatı sunulmuştur. Bu bir şablondur ve her somut olay farklı olduğu için mutlaka uzman bir hukukçu eşliğinde kişiselleştirilmelidir.

📋Örnek
NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİNE

DAVACI: [Adınız Soyadınız] (T.C. Kimlik No: ...)
ADRES: [İkametgah Adresiniz]
VEKİLİ: Av. Murat Aydar

DAVALI: [Eşinizin Adı Soyadı] (T.C. Kimlik No: ...)
ADRES: [Eşinizin Adresi]

KONU: Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle Çekişmeli Boşanma, müşterek çocuğun velayetinin tarafıma verilmesi, maddi/manevi tazminat, tedbir/yoksulluk ve iştirak nafakası ile aile konutunun tahsisi taleplerimizi içerir dava dilekçemizdir.

AÇIKLAMALAR:
1. Müvekkil ile davalı ... yılından beri evli olup, bu evlilikten ... doğumlu müşterek çocukları [Çocuğun Adı] bulunmaktadır.
2. Davalı eş, evlilik birliğinin kendisine yüklediği yükümlülükleri ihlal etmiş, müvekkile karşı psikolojik ve ekonomik şiddet uygulamıştır. (Burada boşanma sebepleri detaylandırılır).
3. Müvekkil ev hanımıdır ve evlilik süresince hayatını çocuğunun bakımına ve ev işlerine adamıştır. Herhangi bir geliri bulunmamaktadır.
4. Müşterek çocuk ... yaşında olup, anne bakımına ve şefkatine mutlak surette muhtaçtır. Davalı eş, yoğun iş temposu nedeniyle çocuğa bakabilecek durumda değildir.
5. Davalının 'sen çalışmıyorsun, çocuğu alırım' şeklindeki tehditleri hukuki dayanaktan yoksundur. Çocuğun üstün yararı gereği, tüm gelişimini yakından takip eden annesiyle kalması elzemdir.
6. Müvekkilin geliri olmaması sebebiyle, dava süresince kendisi için aylık ... TL tedbir nafakasına, müşterek çocuk için aylık ... TL tedbir nafakasına, dava sonunda bu nafakaların yoksulluk ve iştirak nafakası olarak devamına karar verilmesini talep ediyoruz. Ayrıca, çocuğun alıştığı düzenin bozulmaması adına müşterek konutun dava süresince müvekkil ve çocuğa tahsisini talep ederiz.

HUKUKİ NEDENLER: TMK, HMK ve ilgili mevzuat.
HUKUKİ DELİLLER: Nüfus kayıt örneği, tanık beyanları, sosyal inceleme raporu, banka kayıtları ve her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;
- Tarafların BOŞANMALARINA,
- Müşterek çocuğun VELAYETİNİN tarafıma verilmesine,
- Dava süresince müşterek konutun tarafıma ve çocuğuma TAHSİSİNE,
- Müvekkil için aylık ... TL, çocuk için ... TL nafakaya hükmedilmesine,
karar verilmesini vekaleten talep ederim. [Tarih (Sadece Yıl): 2026]

Davacı Vekili
Av. Murat Aydar

Görüldüğü üzere, çalışmayan anne olmanız evladınızdan koparılacağınız anlamına gelmez. Türk hukuku, gücü elinde bulunduranın değil, çocuğa sevgi ve şefkat verenin yanındadır. Önemli olan süreçte hakkınızı doğru şekilde aramak, psikolojik baskılara boyun eğmemek ve uzman desteği ile stratejik bir yol haritası çizmektir.

Sıkça Sorulan Sorular

Evet, kesinlikle alabilir. Türk Hukukunda velayet değerlendirmesinde belirleyici olan unsur ebeveynlerin maddi gücü değil, çocuğun üstün yararı, psikolojik gelişimi ve anne şefkatine olan ihtiyacıdır. Mahkeme, bakım ve şefkat sağlayan anneye velayeti vermeye eğilimlidir.
Yazar Hakkında
Av. Murat Aydar

Av. Murat Aydar

Boşanma Avukatıİstanbul Barosu - Sicil No: 62459

İstanbul'da aile hukuku alanında müvekkillerime hizmet veriyorum. Özellikle anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı davalarında hukuki destek sağlıyorum.

Tüm Yazılara Dön