Evlilikte Cinsel İsteksizlik ve Uyumsuzluk Nedeniyle Boşanma Davası
Boşanma Hukuku

Evlilikte Cinsel İsteksizlik ve Uyumsuzluk Nedeniyle Boşanma Davası

Av. Murat Aydarİstanbul Boşanma Avukatı
Son güncelleme: 29 Mart 2026
14 dk okuma

Özet

Evlilikte cinsel isteksizlik ve uyumsuzluk, Türk Medeni Kanunu kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılması (şiddetli geçimsizlik) nedenleri arasında kabul edilmektedir. Eşlerden birinin haklı bir sebep olmaksızın cinsel ilişkiden kaçınması, fiziksel veya psikolojik bir sorun olmasına rağmen tedaviyi reddetmesi boşanma davasında 'kusur' olarak değerlendirilir. Bu tür davalarda ispat için doktor raporları, terapist kayıtları, mesajlaşmalar ve tanık beyanları kullanılabilir. Mahremiyetin korunması amacıyla mahkemeden gizlilik kararı (kapalı duruşma) talep edilebilmekte olup, kusurlu eşten maddi ve manevi tazminat istenmesi de mümkündür.

Evlilik kurumu, sadece aynı evi paylaşmak veya ekonomik bir birliktelik kurmak anlamına gelmez. Hukuken ve toplumsal olarak evliliğin en temel unsurlarından biri de eşler arasındaki duygusal ve fiziksel paylaşımdır. 2026 yılı itibarıyla aile mahkemelerine yansıyan uyuşmazlıklara baktığımızda, evlilikte cinsel isteksizlik ve uyumsuzluk sorunlarının giderek daha fazla oranda temel boşanma sebebi olarak öne çıktığını görmekteyiz. Çoğu zaman mahremiyet duygusu, toplumsal baskılar veya utanç nedeniyle yıllarca gizlenen bu sorunlar, nihayetinde evlilik birliğini içinden çıkılmaz bir hale getirmektedir.

istanbul'da boşanma avukatı olarak mesleki pratiğimde en sık karşılaştığım durumlardan biri, müvekkillerimin bu son derece özel konuyu mahkeme salonuna nasıl taşıyacakları konusundaki endişeleridir. Cinsel uyumsuzluk, tek taraflı cinsel isteksizlik, eşin haklı bir mazereti olmaksızın cinsellikten kaçınması veya var olan fiziksel/psikolojik bir rahatsızlığın tedavisini inatla reddetmesi, hukuki anlamda çok ciddi sonuçlar doğurur. Bu kapsamlı rehberde, cinsel sorunlar nedeniyle açılacak boşanma davalarının tüm hukuki altyapısını, ispat kurallarını, tazminat haklarını ve dava stratejilerini en ince ayrıntısına kadar ele alacağız.

Cinsel İsteksizlik ve Uyumsuzluk Hukuken Ne Anlama Gelir?

Türk hukuk sisteminde boşanma sebepleri özel ve genel sebepler olarak ikiye ayrılır. Medeni Kanunumuzda "cinsel uyumsuzluk" veya "cinsel isteksizlik" adı altında özel bir boşanma maddesi bulunmamaktadır. Ancak bu durum, cinsel sorunların boşanma sebebi olmadığı anlamına kesinlikle gelmez. Yüksek mahkeme içtihatları ve yerleşik hukuk kuralları çerçevesinde eşler arasındaki cinsel yaşam, evliliğin kurucu unsurlarından biri olarak kabul edilir. Sağlıklı bir cinsel hayatın kurulamaması veya sürdürülememesi, evliliği çekilmez hale getiren en temel olgulardan biridir.

Eşlerin birbirlerine karşı sadakat, yardım ve dayanışma yükümlülükleri olduğu gibi, evliliğin doğası gereği cinsel ve duygusal ihtiyaçları karşılıklı olarak tatmin etme yükümlülükleri de bulunmaktadır. Bu yükümlülüğün ihlali, evlilik birliğinin sarsılmasına yol açar.

Türk Medeni Kanunu Kapsamında Cinsel Hayatın Önemi

Kanun koyucu, eşlerin birlikte yaşama, birbirlerine sadık kalma ve yardımcı olma zorunluluğunu düzenlemiştir. Cinsel hayat, bu "birlikte yaşama" ve "birbirine yardımcı olma" kavramlarının ayrılmaz bir parçasıdır. Yargı kararlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere, eşler arasında sağlıklı, düzenli ve her iki tarafın da rızasına dayalı bir cinsel yaşamın kurulamaması, ortak hayatı temelinden sarsan bir vaka olarak değerlendirilir.

Burada hukukun aradığı kriter, cinsel ilişkinin sayısı veya şekli değil; eşlerin beklentilerine uygun, karşılıklı sevgi ve saygıya dayalı doğal bir paylaşımın olup olmadığıdır. Taraflardan birinin cinselliği bir silah, ceza veya baskı aracı olarak kullanması, tamamen uzak durması veya eşini sürekli reddetmesi hukuka aykırı bir tutumdur.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması (TMK 166/1)

Cinsel isteksizlik ve uyumsuzluk iddiaları, Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen "Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması" (kamuoyunda bilinen adıyla şiddetli geçimsizlik) kapsamında değerlendirilir. Bu maddeye dayanarak dava açılabilmesi için, cinsel uyumsuzluğun ortak hayatı sürdürmeyi eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsmış olması gerekir.

Bu maddeye dayanarak açılacak bir çekişmeli boşanma davasında davacı eş, cinsel yaşamın kurulamadığını, bu durumun evliliği kendisi için çekilmez kıldığını ve kusurun (veya daha ağır kusurun) karşı tarafta olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.

Cinsel Uyumsuzluk Hangi Durumlarda Boşanma Sebebi Sayılır?

Her cinsel sorun doğrudan ve anında bir boşanma sebebi oluşturmaz. Hukuk, evlilik kurumunu koruma eğilimindedir ve geçici sorunların çözülmesi için eşlere zaman ve fırsat tanınmasını bekler. Ancak bazı spesifik durumlar, mahkemeler tarafından kesin ve kusura dayalı boşanma sebebi olarak kabul edilmektedir. Bu durumları üç ana başlık altında incelemek mümkündür.

Cinsel isteksizlik ve hastalıklarda tedaviye yaklaşımın boşanma davalarında kusur tespitine etkisini gösteren infografik tablo

Cinsel isteksizlik ve hastalıklarda tedaviye yaklaşımın boşanma davalarında kusur tespitine etkisini gösteren infografik tablo

Fiziksel veya Tıbbi Nedenlere Dayalı Cinsel Sorunlar

Bazen eşlerden birinde doğuştan gelen veya sonradan ortaya çıkan anatomik engeller, ürolojik/jinekolojik hastalıklar, hormon bozuklukları veya kronik rahatsızlıklar nedeniyle cinsel birleşme imkansız hale gelebilir (Örneğin; kalıcı iktidarsızlık, yapısal vajinismus, ağır kalp hastalıkları vb.). Hukuki açıdan burada çok ince ve kritik bir çizgi vardır: Hastalık başlı başına bir kusur değildir.

Eğer bir eş fiziksel bir hastalık nedeniyle cinsel ilişkiye giremiyorsa, sırf bu hastalığı olduğu için ona "kusurlu" denilemez. Ancak, eş bu hastalığın varlığını evlenmeden önce biliyor ve diğer eşten gizlemişse (ve bu durum evliliğin iptali süresini geçmişse) veya hastalığın tıbben bir tedavisi olduğu halde inatla ve haksız yere tedavi olmaktan kaçınıyorsa, işte o zaman kusurlu hale gelir. Tedavisi mümkün olmayan kalıcı bir fiziksel engel varsa ve bu durum evliliği diğer eş için objektif olarak katlanılamaz hale getirmişse, kusur aranmaksızın da evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle boşanma kararı verilebilir.

Psikolojik Nedenler ve Tedaviden Kaçınma Durumu

Cinsel isteksizliğin en yaygın nedenlerinden biri psikolojik engellerdir. Travmalar, stres, depresyon, anksiyete, psikolojik kökenli vajinismus veya erken boşalma/sertleşme sorunları bu gruba girer. Fiziksel sorunlarda olduğu gibi, psikolojik rahatsızlıklarda da temel kural şudur: Eşin psikolojik bir bariyeri olması onu otomatik olarak kusurlu yapmaz. Ancak evlilik, sorunların birlikte aşılmasını gerektirir.

⚠️Dikkat
En Kritik Hukuki Detay: Yargısal içtihatlarda kusur tespiti yapılırken odaklanılan nokta 'sorunun varlığı' değil, 'çözüm için çaba gösterilip gösterilmediğidir'. Eşiniz psikolojik kaynaklı bir cinsel isteksizlik yaşıyor, ancak psikoloğa, psikiyatra veya cinsel terapiste gitmeyi kesin bir dille reddediyorsa, mahkeme nezdinde tam kusurlu kabul edilecektir.

Tedaviye yanaşmama, eşin evlilik birliğine olan inancını ve sorunları çözme iradesini kaybettiğinin en büyük göstergesidir. Bir eş "ben böyleyim, tedavi de olmuyorum, kabulleniyorsan böyle yaşarız" yaklaşımı sergiliyorsa, diğer eşin bu duruma ömür boyu katlanmasını beklemek hukuken ve vicdanen mümkün değildir.

Haklı Bir Sebep Olmaksızın Cinsel İlişkiden Kaçınma

En sık rastlanan ve tespiti en net olan kusur hallerinden biri budur. Eşin hiçbir fiziksel engeli (hastalığı) ve hiçbir psikolojik rahatsızlığı olmadığı halde, tamamen kendi kişisel tercihiyle, eşini cezalandırmak, baskı kurmak, soğuduğu için veya başka bir ilişkisi olduğu için cinsel ilişkiye girmekten ısrarla kaçınması durumudur.

Örneğin; taraflar evleneli aylar veya yıllar geçmesine rağmen, hiçbir haklı mazeret yokken cinsel birleşme hiç gerçekleşmemişse veya başlarda normal giden cinsel hayat, eşlerden birinin tamamen yatağını ayırması ve aylar boyu eşine sırtını dönmesiyle kesintiye uğramışsa, bu durum açık ve ağır bir kusurdur. Cinselliği bir tehdit veya pazarlık unsuru (Örneğin; 'şu evi üstüme yapmazsan benimle birlikte olamazsın' gibi) olarak kullanmak da ağır kusur teşkil eder.

Cinsel İsteksizlik Davalarında İspat Kuralları Nelerdir?

Geldik bu tür davaların en zorlu ve en stratejik aşamasına: İspat. Hukukta temel bir kural vardır; iddia eden, iddiasını ispatla mükelleftir. Yatak odasının dört duvarı arasında yaşanan (veya yaşanamayan) cinsel hayata dair sorunları mahkeme heyetine nasıl kanıtlayacaksınız? Hukuka aykırı yollara sapmadan, mahremiyeti ihlal suçunu işlemeden bu iddialar nasıl altı dolu bir hale getirilir?

Adım Adım Boşanma Davası Aşamaları yazımızda da belirttiğimiz gibi, delillerin toplanması davanın kaderini belirler. Cinsel sorunların ispatında kullanılan başlıca yasal delil yöntemleri şunlardır:

Mahremiyet İhlali Yapmadan Delil Nasıl Sunulur?

Birçok kişi, çaresizlik hissiyle eşinin yatak odasındaki görüntülerini gizli kameraya çekme veya sesini gizlice kaydetme hatasına düşebilmektedir. Gizli alınan ses veya görüntü kayıtları, istisnai durumlar (ani gelişen şiddet, cinsel saldırı vb.) haricinde boşanma davalarında hukuka aykırı delil kabul edilebilir ve dahası Türk Ceza Kanunu kapsamında "Özel Hayatın Gizliliğini İhlal" suçunu oluşturabilir. Bu nedenle ispat süreci tamamen hukuki sınırlar içinde yürütülmelidir.

Doktor Raporları ve Hastane Kayıtları

Eğer cinsel ilişkinin hiç kurulamadığı iddiası varsa (özellikle evliliğin ilk aylarında), tarafların anatomik bir engeli olup olmadığının, kadının bakire olup olmadığının veya erkekte iktidarsızlık bulunup bulunmadığının tespiti mahkeme kanalıyla istenebilir. Mahkeme, haklı iddialar doğrultusunda tarafları uzman bir tam teşekküllü devlet hastanesine veya adli tıp kurumuna sevk edebilir.

Eğer taraflar evlilik birliği içinde bu sorunu çözmek için daha önce üroloji, jinekoloji veya psikiyatri bölümlerine başvurdularsa, bu hastane kayıtları, reçeteler ve doktor notları celp edilebilir (mahkeme kararıyla istenebilir). Bu kayıtlar sorunun varlığını ve geçmişini ispatlamada en güçlü resmi belgelerdir.

Psikolog veya Aile Terapisti Kayıtları

Çiftler boşanma noktasına gelmeden önce genellikle bir aile danışmanına veya cinsel terapiste başvururlar. Terapistlerin tuttuğu danışan notları, çiftin seansta anlattığı cinsel uyumsuzluk problemleri ve hangi eşin tedaviye direnç gösterdiğine dair profesyonel gözlemler mahkemeye delil olarak sunulabilir. Terapistin duruşmada tanık olarak dinletilmesi de mümkündür (Terapistin meslek sırrı kapsamında tanıklıktan çekinme hakkı olsa da, genellikle gerçeğin ortaya çıkması için beyanda bulunabilirler).

Tanık Beyanlarının Sınırları ve Geçerliliği

"Yatak odasındaki olaya kim tanık olabilir ki?" sorusu sıkça sorulur. Elbette hiç kimse yatak odası eylemlerinin doğrudan görgü tanığı olamaz. Ancak, eşler bu sıkıntılarını genellikle en yakınlarına (anne, baba, kardeş veya çok yakın bir sırdaş arkadaş) anlatırlar.

Örneğin; kadının kendi annesine "Aylardır bana elini sürmüyor, kendimi çok değersiz hissediyorum" diyerek ağlaması, erkeğin yakın bir arkadaşına "Eşimle bir yıldır kardeş gibiyiz, sürekli beni reddediyor, doktora gitmeyi de kabul etmiyor" şeklinde dert yanması, bu kişilerin mahkemede duyuma ve görgüye dayalı (eşin psikolojik çöküntüsüne şahit olma) tanıklık yapmalarını sağlar. Tanıklıklar, diğer delillerle desteklendiğinde hakim nezdinde ciddi bir kanaat oluşturur.

Mesajlaşmalar ve Dijital Deliller

Eşler arasında geçen SMS, WhatsApp mesajları, e-postalar cinsel isteksizliğin veya reddedişin ispatında altın değerindedir.

📋Örnek
Örnek İspat Mesajları:

  • "Yine neden benden kaçıyorsun, doktordan randevu aldım lütfen gidelim artık."
  • Karşı tarafın cevabı: "Benim doktora falan ihtiyacım yok, içimden gelmiyor zorla mı, rahat bırak beni!" Bu tarz yazışmalar, hem sorunun varlığını hem de kusurlu tarafın tedaviye direndiğini tereddütsüz bir şekilde ispatlar.

Mahkemede Gizlilik Kararı (Kapalı Duruşma) Nasıl Talep Edilir?

Cinsel yaşamla ilgili sorunların mahkeme salonunda, mübaşirin, katiplerin, stajyer avukatların veya dinleyici sırasında bekleyen diğer insanların önünde anlatılması son derece yıpratıcıdır. Birçok mağdur eş, sırf bu utancı yaşamamak için yıllarca boşanma davası açmaktan çekinmektedir.

Hukuk sistemimiz bu hassasiyeti koruma altına almıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca, davanın konusu genel ahlakı veya tarafların özel hayatının mahremiyetini ilgilendiriyorsa, taraflardan birinin talebi üzerine mahkeme Gizlilik Kararı (Kapalı Duruşma) verebilir.

💡İpucu
Uygulama İpucu: Dava dilekçenizi sunarken, "Tensiplen birlikte duruşmaların gizli yapılmasına (kapalı duruşma yapılmasına) karar verilmesini talep ediyoruz" şeklinde net bir ibare eklemeniz çok önemlidir. Bu talep kabul edildiğinde, duruşma salonuna taraf avukatları ve hakim/katip dışında hiç kimse (stajyerler ve izleyiciler dahil) alınmaz. Yüksek sesle bağırarak ifade alınması gibi bir durum yaşanmaz, mahremiyetiniz maksimum düzeyde korunur.

Cinsel Uyumsuzluk Nedeniyle Tazminat Alınabilir Mi?

Boşanma davalarında maddi ve manevi tazminat talepleri, kusur ilkesine dayanır. Boşanma davasında haklar bağlamında değerlendirildiğinde, cinsel uyumsuzluk veya isteksizlik yaratan taraf, eğer bu durumu kasten sürdürüyor veya tedavisinden kaçınıyorsa kusurlu taraf olarak kabul edildiğinden, mağdur eşin tazminat hakkı doğar.

Manevi Tazminat Şartları ve Kusur Oranı

Manevi tazminat, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakları zedelenen, derin üzüntü, depresyon veya psikolojik sarsıntı geçiren eşe ödenen bir teselli bedelidir. Cinselliğin sürekli reddedilmesi, eşte istenmeme duygusu, özgüven kaybı, kadınlık/erkeklik onurunun zedelenmesi gibi çok derin psikolojik yaralar açar.

Özellikle evliliğin başından beri hiç cinsel ilişki kurulamamışsa ve kusurlu eş bu sorunu saklayarak evlenmiş veya tedaviye yanaşmamışsa, mahkemeler mağdur eş lehine ciddi miktarlarda manevi tazminata hükmetmektedir. Burada kusurun ağırlığı, evliliğin süresi ve mağdur eşin yaşadığı travmanın boyutu tazminat miktarını belirler.

Maddi Tazminat Talepleri Nasıl Değerlendirilir?

Maddi tazminat ise mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu eşin talep edebileceği bir haktır. Cinsel uyumsuzluk nedeniyle bozulan bir evlilikte, mağdur eşin evlilik kurumu sayesinde elde ettiği ekonomik güvencenin sona ermesi, çeyiz masrafları, evlilik birliğini kurmak için yapılan harcamalar (özellikle evlilik çok kısa sürede cinsel sorunlar nedeniyle bitmişse) maddi tazminatın konusunu oluşturabilir.

Başlık 1: Tazminat Türü | Başlık 2: Gerekçe | Başlık 3: Mahkemenin Bakış Açısı Manevi Tazminat | Özgüven kaybı, istenmeme hissi, dışlanma, aldatılmışlık hissi | Kişilik haklarının ağır ihlali olarak görülür ve yüksek oranda kabul edilir. Maddi Tazminat | Evlilik için yapılan harcamalar, ekonomik desteğin kaybı | Somut ekonomik kayıpların ispatlanması halinde kabul edilir.

Vaginismus ve İktidarsızlık Durumlarında Hukuki Süreç Nasıl İşler?

Kadınlarda görülen vajinismus (istemsiz kasılmalar nedeniyle cinsel birleşmenin olamaması) ve erkeklerde görülen iktidarsızlık (erektil disfonksiyon), evliliklerde karşılaşılan en temel cinsel sağlık sorunlarıdır. Hukuki süreç bu rahatsızlıkların doğasına göre şekillenir.

Cinsel uyumsuzluk ve isteksizlik davalarında mahkemeye sunulabilecek geçerli hukuki deliller listesi

Cinsel uyumsuzluk ve isteksizlik davalarında mahkemeye sunulabilecek geçerli hukuki deliller listesi

  • Vajinismus Vakalarında: Vajinismus çoğunlukla psikolojik kökenlidir ve günümüz tıp/terapi yöntemleriyle %100'e yakın oranda tedavi edilebilen bir durumdur. Eğer kadın eş, bu sorunu aşmak için elinden geleni yapıyor, terapilere katılıyor ancak süreç zaman alıyorsa, erkek eşin hemen "sen hastasın, boşanalım" diyerek açacağı dava genellikle reddedilebilir. Çünkü kadının kusuru yoktur, çabası vardır. Ancak kadın eş "bende sorun yok, senin yüzünden oluyor" diyerek suçluyor, doktora gitmeyi tamamen reddediyorsa, tam kusurlu sayılarak boşanma kararı verilir.
  • İktidarsızlık Vakalarında: Erkeğin cinsel işlev bozukluğu eğer evlilik öncesinden beri var ve gizlenmişse, bu bir hile (kandırma) olarak bile değerlendirilebilir. Sonradan ortaya çıkan durumlarda ise erkeğin üroloji uzmanlarına başvurarak medikal veya cerrahi tedavi seçeneklerini (ilaçlar, protezler vb.) denemesi beklenir. Tedaviden inatla kaçınan erkek, evlilik birliğinin sarsılmasında kusurludur.

Evliliğin İptali Davası ile Boşanma Davası Arasındaki Farklar

Cinsel imkansızlık durumlarında bazen "Boşanma" yerine "Evliliğin İptali" davası açılması daha doğru bir hukuki strateji olabilir.

Eğer eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede ağır ve kalıcı (tedavisi imkansız) bir hastalık varsa ve bu durum evlenmeden önce gizlenmişse, diğer eş durumu öğrendikten sonraki 6 ay (ve her halükarda evlenmenin üzerinden 5 yıl) içinde nispi butlan ile evliliğin iptalini isteyebilir. İptal davasının boşanmadan farkı şudur; evliliğin iptalinde mahkeme "bu evlilik baştan beri sakattı" tespiti yapar. Ancak hukuki sonuçları (tazminat, nafaka, mal paylaşımı) bakımından boşanma davası ile büyük ölçüde benzer hükümlere tabidir.

Cinsel Sorunlarda Tedaviyi Reddetmek Kusur Sayılır Mı?

Bu makale boyunca defalarca altını çizdiğimiz üzere: Evet, tedaviyi reddetmek en ağır kusurlardan biridir. Evlilik, iyi günde ve kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta birlikte olmayı taahhüt etmektir. Bir eş hastalandığında diğerinin ona destek olması ne kadar gerekliyse, hasta olan eşin de evliliğin sağlığı ve eşinin mutluluğu için iyileşme çabası göstermesi o kadar gereklidir.

Mahkeme heyeti, tarafları dinlerken ve delilleri incelerken şu soruların yanıtını arar:

  1. Sorun fizyolojik mi, psikolojik mi yoksa kasti bir inatlaşma mı?
  2. Sorun tespit edildikten sonra çözüm için bir adım atıldı mı?
  3. Doktor randevuları alındı mı, alındıysa randevulara kim gitmedi?
  4. Tedavi masraflarından mı kaçınıldı, yoksa kişisel bir ret mi söz konusu?

Tüm bu süreçte çözüm üreten, eşini destekleyen taraf haklı (kusursuz veya az kusurlu); sorunu görmezden gelen, inkar eden veya tedaviden kaçan taraf ise haksız (ağır kusurlu) kabul edilecektir.

Davayı Açmadan Önce Bilinmesi Gereken Stratejik Adımlar

Eğer cinsel uyumsuzluk veya isteksizlik nedeniyle boşanma davası açmayı düşünüyorsanız, ani ve öfkeyle hareket etmek yerine akılcı bir strateji izlemelisiniz:

  • İletişimi Belgelendirin: Eşinizle bu konuyu konuşurken yapıcı bir dil kullanın ve WhatsApp, SMS gibi yazılı mecralarda tedaviyi teklif edin. Onun reddedici cevaplarını silmeyin, yedekleyin.
  • Hemen Evi Terk Etmeyin: Haklıyken haksız duruma düşmemek için yasal sürecin nasıl işleyeceğini planlamadan ortak konutu terk etmeyin. Eğer aynı yatakta yatmak istemiyorsanız odalarınızı ayırmakla yetinin.
  • Üçüncü Kişilere Anlatırken Dikkatli Olun: Sorunu sadece tanıklık yapabilecek, güvendiğiniz birinci derece yakınlarınıza anlatın. Dedikodu mahiyetinde sağa sola anlatmak, eşinizin size karşı "özel hayatımın gizliliğini ihlal etti, onurumu kırdı" diyerek karşı dava açmasına zemin hazırlayabilir.
  • Uzman Desteği Alın: Bu iddiaları ispatlamak teknik bir süreçtir. Mutlaka aile hukuku alanında tecrübeli bir avukatla çalışın.

Cinsel Uyumsuzluk Nedeniyle Çekişmeli Boşanma Dava Dilekçesi Örneği

Aşağıda, cinsel isteksizlik ve tedaviye yanaşmama hususlarını içeren taslak bir dava dilekçesi örneği sunulmuştur. Bu dilekçe tamamen kurgusal olup, her davanın kendi dinamiklerine göre baştan yazılması gerekmektedir.

📋Örnek
İSTANBUL NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİNE

(GİZLİLİK KARARI TALEPLİDİR)

DAVACI: İsim Soyisim (TC Kimlik No) VEKİLİ: Av. Murat Aydar DAVALI: İsim Soyisim (TC Kimlik No) KONU: Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması (Cinsel uyumsuzluk, haklı sebep olmaksızın cinsellikten kaçınma ve tedaviye yanaşmama) sebebiyle tarafların BOŞANMALARINA, davacı müvekkil lehine ....... TL maddi, ....... TL manevi tazminata hükmedilmesi talepli dava dilekçesidir.

AÇIKLAMALAR:

  1. Müvekkil ile davalı taraf .../..../20... tarihinde evlenmişlerdir. Ancak evlilik birliğinin kurulduğu ilk günden itibaren taraflar arasında sağlıklı bir cinsel hayat kurulamamıştır.
  2. Davalı taraf, evliliğin ilk aylarında psikolojik nedenler öne sürerek cinsel birleşmeden kaçınmış, müvekkil anlayışla karşılayarak eşine destek olmaya çalışmıştır.
  3. Ancak aradan geçen 2 yıla rağmen davalı taraf hiçbir fiziksel engeli bulunmamasına rağmen cinsel ilişkiden tamamen kaçınmaya devam etmiş, müvekkilin tüm yapıcı tutumlarına ve psikolojik destek alma / uzman hekime başvurma tekliflerine sert ve kırıcı bir dille karşılık vererek tedaviyi kesin olarak reddetmiştir.
  4. Davalının hiçbir haklı nedene dayanmayan bu ısrarlı reddedişi ve tedavi olmaktan imtina etmesi, müvekkilimin kişilik haklarını ağır derecede zedelemiş, kendisini değersiz ve istenmeyen biri olarak hissetmesine neden olmuştur. Davalının bu kusurlu davranışı Yargıtay içtihatları doğrultusunda evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebidir.
  5. Tarafların özel hayatına ilişkin bu hassas hususların kamuya açık bir salonda tartışılması müvekkili psikolojik olarak daha da yıpratacağından, HMK m.114 uyarınca duruşmaların gizli yapılmasına (kapalı duruşma) karar verilmesini talep zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER: TMK m. 166/1, 174, HMK m. 114 ve ilgili yasal mevzuat. DELİLLER: Hastane randevu iptal kayıtları, WhatsApp yazışma dökümleri, tanık beyanları, uzman mütalaası (gerekirse alınacak rapor) ve her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla;

  • Öncelikle duruşmaların GİZLİ YAPILMASINA,
  • Davanın KABULÜ ile tarafların BOŞANMALARINA,
  • Tamamen kusurlu olan davalı aleyhine müvekkil lehine ....... TL maddi, ....... TL manevi tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep ederiz.

Davacı Vekili Av. Murat Aydar (İmza)

Evlilikte yaşanan cinsel sorunlar, zamanla kendiliğinden çözülen değil, genellikle hasıraltı edildikçe büyüyen ve evliliğin diğer alanlarına da öfke, saygısızlık ve tahammülsüzlük olarak yansıyan problemlerdir. Eğer böyle bir süreçten geçiyorsanız ve evliliğinizin kurtarılamaz bir noktaya geldiğini düşünüyorsanız, hukuki haklarınızı bilmek ve doğru adımları atmak en sağlıklı yol olacaktır.

Sıkça Sorulan Sorular

Evet, eşinizin haklı bir mazereti olmaksızın cinsellikten kaçınması veya tedavi olmayı reddetmesi, evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK 166/1) kapsamında geçerli bir boşanma sebebidir.
Yazar Hakkında
Av. Murat Aydar

Av. Murat Aydar

Boşanma Avukatıİstanbul Barosu - Sicil No: 62459

İstanbul'da aile hukuku alanında müvekkillerime hizmet veriyorum. Özellikle anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı davalarında hukuki destek sağlıyorum.

Tüm Yazılara Dön