Özet
Toplumda aldatan eşin mallarının tamamının aldatılan eşe geçeceği yönünde yanlış bir inanış vardır. Gerçekte Türk Medeni Kanunu Madde 236/2 gereği, zina yapan eşin sadece 'diğer eşin malları üzerindeki' katılma alacağı mahkemece sıfıra indirilebilir. Yani aldatan kişinin 5 milyonluk, aldatılan kişinin 1 milyonluk evi varsa; aldatan eş 1 milyonluk evden pay alamaz ancak kendi 5 milyonluk evinin yarısını (katılma alacağı olarak) aldatılan eşe öder ve kalan yarıyı kendisinde tutar. Bu durumun yarattığı eşitsizlik Anayasa Mahkemesi gündemine taşınmıştır.
Evlilik birliğinin temelden sarsılmasına yol açan en ağır kusurlardan biri şüphesiz ki aldatma, hukuki tabiriyle zinadır. 2026 yılı itibarıyla mahkemelerimizde en sık karşılaştığımız çekişmeli boşanma sebeplerinin başında gelen zina, sadece evliliği sonlandırmakla kalmaz, aynı zamanda boşanma sonrası mal paylaşımı sürecini de derinden etkiler. Süreci alanında uzman bir İstanbul boşanma avukatı rehberliğinde yürütmek, hak kayıplarının önüne geçilmesi adına hayati öneme sahiptir.
Ancak bu noktada, yıllardır edindiğim mesleki tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki; toplumumuzda aldatma sonucu mal paylaşımı konusunda kulaktan dolma, son derece yanlış ve mağduriyetlere yol açan efsaneler dolaşmaktadır. "Eşim beni aldattı, kanun benden yana, onun üzerine olan evin ve arabanın tamamını ben alacağım" şeklindeki inanış, hukuki gerçeklerle maalesef örtüşmemektedir. Bu devasa rehberde, zina sebebiyle boşanmada mal paylaşımının gerçekte nasıl işlediğini, mahkemenin yüzde sıfıra indirme yetkisinin matematiksel karşılığını ve Anayasa Mahkemesi'ne taşınan güncel adaletsizlik tartışmalarını tüm detaylarıyla inceleyeceğiz.
Zina Sebebiyle Boşanmada Mal Paylaşımının Temel Mantığı
Türkiye'de 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren yasal mal rejimi olarak "Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi" kabul edilmiştir. Kural olarak, evlilik birliği içerisinde bedeli ödenerek alınan her türlü mal varlığı değeri (ev, araba, bankadaki para, şirket hissesi) eşlerin ortak malı sayılır ve boşanma halinde yarı yarıya paylaşılır. Bu paylaşıma hukukta "katılma alacağı" denir.
Fakat kanun koyucu, evlilik sadakatine ihanet eden ve zina veya hayata kast gibi son derece ağır eylemlerde bulunan eşleri cezalandırmak istemiştir. İşte tam bu noktada Türk Medeni Kanunu'nun ilgili maddesi devreye girer.
Bu kanun maddesi, hâkime takdir yetkisi vermektedir. Hâkim, zina yapan eşin katılma alacağını %50'den aşağıya çekebilir veya uygulamada sıklıkla gördüğümüz üzere tamamen %0'a indirebilir. Ancak bu cümlenin pratikteki uygulaması, insanların anladığından çok daha farklı ve karmaşıktır. Bu konuyu detaylandırmadan önce, aldatma eyleminin hukuki geçerliliğinin nasıl ispatlanacağına dair detaylı bilgileri boşanmada aldatma delilleri başlıklı yazımızdan da inceleyebilirsiniz.
Toplumda Doğru Bilinen Yanlışlar ve Yüzde Sıfır Kuralı
Hukuk pratiğinde en çok karşılaştığımız yanılgı, katılma alacağının niteliği ile ilgilidir. Katılma alacağı bir "ayni hak" yani doğrudan eşyaya veya tapuya sahip olma hakkı değildir. Bir "nispi hak" yani para alacağı hakkıdır (şahsi haktır). Eşler boşanırken birbirlerinin mallarının tapusunu veya ruhsatını yarım yarım üzerlerine almazlar; mal kimin üzerine kayıtlıysa onda kalır, diğer eş o malın güncel değerinin yarısı kadar parayı (alacağı) talep eder.

Aldatma sonucu boşanmada katılma alacağının sıfıra indirilmesi infografiği
Örnek Olay Üzerinden Matematiksel İnceleme Nasıl Yapılır?
Şimdi konuyu, her gün adliye koridorlarında şahit olduğumuz somut bir örnek üzerinden, hiçbir soru işaretine yer bırakmayacak şekilde anlatalım. Lütfen bu hesabı dikkatle inceleyin.
Senaryo:
- Erkeğin evlilik içinde çalışarak aldığı ve kendi adına kayıtlı 5.000.000 TL değerinde bir evi var.
- Kadının evlilik içinde çalışarak aldığı ve kendi adına kayıtlı 1.000.000 TL değerinde bir evi var.
- Erkek zina (aldatma) yapıyor.
- Kadın zina sebebiyle boşanma davası açıyor ve dava zina gerekçesiyle kesinleşiyor.
- Mal paylaşımı davası (katılma alacağı davası) görülmeye başlanıyor ve hâkim TMK 236/2 gereği erkeğin katılma alacağını %0'a (sıfıra) indiriyor.
Peki Kim Ne Alacak?
1. Erkeğin Durumu (Aldatan ve Hissesi %0'a İndirilen Eş): Erkeğin normal şartlarda kadının 1.000.000 TL'lik evinden %50 oranında, yani 500.000 TL katılma alacağı hakkı vardır. Ancak zina yaptığı için hâkim bu hakkı %0'a indirir. Erkek, kadının evinden tek kuruş alamaz. Kadının 1.000.000 TL'lik evi tamamen ve kesintisiz olarak kadında kalır.
2. Kadının Durumu (Aldatılan ve Hakkı Korunan Eş): Kadın zina yapmadığı için haklarında hiçbir kesinti olmaz. Erkeğin adına kayıtlı 5.000.000 TL'lik ev için kadının normal %50 katılma alacağı vardır. Kadın bu evin yarısı olan 2.500.000 TL'yi erkekten nakit olarak alır.
Aldatılan Eş Evin Tamamını Alabilir mi?
Bu matematiksel gerçeklik karşısında müvekkillerimiz haklı olarak büyük bir hayal kırıklığı yaşamaktadır. "Avukat Bey, adam hem beni aldattı hem de evin yarısı onda mı kalacak?" sorusu en sık duyduğumuz sorudur. Hukuken cevap maalesef "Evet"tir. Katılma alacağı hesabında malın tamamına el konulması gibi bir müsadere (el koyma) sistemi Medeni Kanunumuzda yoktur. Mal kimin adınaysa mülkiyet onda kalır, aldatılan eş sadece kendi yasal yarı payını (%50) alır. Aldatanın payının sıfırlanması, sadece aldatılan eşin üzerindeki malları korur.
Anayasa Mahkemesi Gündemindeki Eşitsizlik Sorunu
Yukarıda anlattığımız bu matematiksel gerçeklik, Türkiye'nin sosyolojik yapısıyla birleştiğinde ortaya devasa bir adaletsizlik çıkarmaktadır. Çünkü ülkemizde evlilik birliği içerisinde edinilen mallar (evler, arabalar, arsalar) genellikle erkek eşin üzerine yapılmaktadır. Kadınların üzerine kayıtlı mal varlığı oranı çok daha düşüktür.
Tüm Mallar Aldatan Eşin Üzerine Kayıtlıysa Ne Olur?
Eğer evdeki tek mal varlığı, aldatan erkeğin üzerine kayıtlı olan 5.000.000 TL'lik ev ise ve aldatılan kadının hiçbir malı yoksa; TMK 236/2 (yüzde sıfıra indirme kuralı) hiçbir işe yaramaz.
Çünkü erkeğin zaten kadından talep edeceği bir katılma alacağı (kadının malı olmadığı için) yoktur. Hâkim olmayan bir alacağı sıfıra indiremez. Erkek yine kendi 5 Milyonluk evinin 2.5 Milyonunu kadına verir, kalan 2.5 Milyonla hayatına devam eder. Kanunun zina yapanı cezalandırma amacı tamamen boşa çıkar. İşte bu çarpık durum, duyarlı hukukçular ve mahkemeler tarafından Anayasa Mahkemesi'ne taşınmıştır.
Esas Sayısı 2023/125 Olan Anayasa Mahkemesi Başvurusu Nedir?
Yakın geçmişte (2023/125 Esas, 2023/132 Karar numaralı dosya), bir Aile Mahkemesi hâkimi, önüne gelen zina nedeniyle boşanma ve mal paylaşımı davasında bu eşitsizliği fark etmiş ve anılan TMK 236/2 maddesinin Anayasa'nın 10. maddesindeki "Eşitlik İlkesine" aykırı olduğu gerekçesiyle iptali için Anayasa Mahkemesi'ne somut norm denetimi yoluyla başvurmuştur.
Yerel mahkemenin başvuru gerekçesi son derece haklı ve aydınlatıcıdır. Mahkemenin gerekçesinde özetle şu ifadelere yer verilmiştir:
"Yasa koyucu, TMK 236. madde hükmünde, artık değerdeki pay oranının azaltılmasından söz ettiği için kusurlu eşin katılma alacağının bulunması elzemdir. (...) Hiçbir taşınmaz kaydını üzerine almamış, eşine güvenmeyi seçmiş ancak mal varlıklarını üzerinde bulunduran eşin zinası sebebi ile boşanmaya karar verilince, TMK 236/2 madde hükmü uygulanamayacaktır. (...) Ülkemizde mal varlığı değerleri genellikle erkek eş üzerine yapılmaktadır. Bu nedenle erkekler genellikle katılma alacağının borçlusu olduklarından anılan fiilleri işlemeleri durumunda bu ceza maddesi uygulanamamaktadır. Bu durum Anayasa'nın kanun önünde eşitlik başlıklı 10. maddesine aykırılık teşkil etmektedir."
Bu Başvurunun Önemi Nedir?
Yerel mahkeme çok açık bir şekilde şu tespiti yapmıştır: Medeni Kanun, zina yapanı sözde cezalandırmaktadır. Ancak bu ceza sadece zina yapanın eşi adına kayıtlı bir mal varsa uygulanabilmektedir. Malı elinde tutan güç (genellikle erkek), zinasına rağmen ekonomik olarak bu kanun maddesinden etkilenmemektedir. Eğer Anayasa Mahkemesi bu maddeyi iptal eder veya yasama organı yeni bir düzenleme yaparsa, aldatan eşin sadece alacak hakkından değil, kendi mülkiyetindeki maldan da mahrum bırakılabileceği yeni bir dönemin kapıları açılabilecektir.
Zina İddiasının İspatı ve Mal Paylaşımına Etkisi
TMK 236/2 uyarınca aldatan eşin payının sıfırlanabilmesi için en temel ve vazgeçilmez şart; boşanma davasının mutlak surette TMK Madde 161 (Zina) sebebine dayalı olarak açılmış ve bu sebeple kesinleşmiş olmasıdır.
Eğer siz davanızı sadece "Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması" (Şiddetli Geçimsizlik - TMK 166) sebebine dayalı açtıysanız ve dava içinde aldatmayı ispatlasanız bile, mahkeme kararı "zina nedeniyle" verilmediği için mal paylaşımında karşı tarafın payını sıfıra indiremezsiniz. Bu, avukatsız takip edilen davalarda yapılan en ölümcül hatadır.
Hangi Deliller Geçerlidir?
Zinanın ispatı kesin ve inandırıcı delillere dayanmalıdır. Mahkemeler her türlü şüpheyi zina olarak kabul etmez. Geçerli delillere örnek olarak şunlar verilebilir:
- Otel kayıtları ve uçuş/seyahat biletleri
- Kredi kartı ekstrelerindeki şüpheli harcamalar (Örn: pırlanta faturası)
- Mesajlaşmalar, WhatsApp dökümleri, sosyal medya yazışmaları
- Fotoğraflar ve video kayıtları (Hukuka uygun elde edilmiş olması şartıyla)
- Görgü tanıklarının kesin ve net beyanları
Zina ve Şiddetli Geçimsizlik Davalarının Birlikte Açılması Nedir?
Zina davası açmanın belirli süreleri vardır (Zinayı öğrenmeden itibaren 6 ay ve her halde 5 yıl). Ayrıca zinanın ispatı zordur. Bu nedenle tecrübeli boşanma avukatları, davayı "terditli" (kademeli) açarlar. Yani mahkemeden öncelikle "Zina (TMK 161) sebebiyle", eğer zina ispatlanamazsa "Evlilik birliğinin temelden sarsılması (TMK 166) sebebiyle" boşanma talep edilir. Böylece davanın tamamen reddedilme riski sıfırlanır.
Mal Kaçırma Girişimleri ve Alınabilecek Önlemler
Aldatan eş, durumun ortaya çıktığını veya boşanma davası açılacağını anladığı an, genellikle ilk iş olarak üzerine kayıtlı olan evleri, arabaları veya şirket hisselerini anne-babasına, kardeşine veya arkadaşlarına devretmeye (satmış gibi göstermeye) çalışır. Bu duruma hukukta "mal kaçırma" (muvazaa) denir. Bu konu hakkında daha derinlemesine bilgi almak için boşanma davalarında mal kaçırma içeriğimize göz atabilirsiniz.

Boşanmada mal paylaşımı rejimleri ve zina istisnası
Aile Konutu Şerhi Nasıl Konulur?
Eğer oturduğunuz ev diğer eşin üzerine kayıtlıysa, boşanma davası açmayı beklemeden derhal Tapu Müdürlüğü'ne giderek (muhtarlıktan alınacak belge ve evlilik cüzdanı ile) "Aile Konutu Şerhi" işletebilirsiniz. Bu şerh sayesinde, tapu sahibi eş sizin imzanız olmadan o evi kimseye satamaz.
İhtiyati Tedbir Kararı Alınması Nasıl Olur?
Dava dilekçesi mahkemeye sunulurken en önemli talep "İhtiyati Tedbir" talebidir. Karşı tarafın mal kaçırmasını önlemek amacıyla, adına kayıtlı tüm taşınmazlar, araçlar ve banka hesapları üzerine üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulması talep edilmelidir. Hâkim, haklılık payı gördüğü takdirde tensip zaptı ile birlikte tapu ve trafik sicillerine tedbir yazılarını yazar.
| Özellik | Normal Mal Paylaşımı (Şiddetli Geçimsizlik) | Zina (Aldatma) Nedeniyle Mal Paylaşımı |
|---|---|---|
| Katılma Alacağı Oranı | Kanunen %50 yarı yarıya paylaşılır. | Aldatan eşin payı %0'a kadar indirilebilir. |
| Hâkimin Takdir Yetkisi | Yoktur. Oran mutlaktır. | Vardır. Oranı %0 ile %50 arasında belirleyebilir. |
| Kendi Malındaki Mülkiyet | Korunur, değerinin yarısını karşı tarafa öder. | Korunur, değerinin yarısını karşı tarafa öder (Eşitsizlik yaratan durum). |
| Karşı Tarafın Malından Alacak | %50 oranında talep hakkı vardır. | Mahkeme kararıyla bu hak tamamen iptal edilir. |
Davanın Aşamaları ve Uygulamadaki Pratik Süreçler
Halk arasında bilinen bir diğer yanlış ise, boşanma ile mal paylaşımının aynı dava içinde aynı anda karara bağlandığıdır.
Boşanma Kesinleşmeden Mal Paylaşımı Yapılır mı?
Hayır, yapılmaz. Boşanma davası ile mal paylaşımı davası (katılma alacağı davası) genellikle aynı anda açılır. Ancak mahkeme, mal paylaşımı dosyasını "Bekletici Mesele" yapar. Yani hâkim mal paylaşımı dosyasına bakar ve der ki: "Önce boşanma dosyanızın bitmesini, zinanın ispatlanmasını ve kararın kesinleşmesini bekleyeceğim." Boşanma kararı Yargıtay/İstinaf aşamalarından geçip kesinleştikten sonra mal paylaşımı davası aktif hale gelir ve bilirkişi hesaplamaları başlar.
Katılma Alacağı Davası Ne Zaman Açılmalıdır?
Mal paylaşımı davası boşanma davası ile birlikte açılabileceği gibi, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıl içinde de açılabilir (Zamanaşımı süresi). Ancak bizim hukukçular olarak tavsiyemiz, mal kaçırma risklerini bertaraf etmek adına boşanma davası ile eş zamanlı olarak ayrı bir dilekçe ile (veya davanın hemen akabinde) mal rejiminin tasfiyesi davasının açılması ve derhal ihtiyati tedbir talep edilmesidir.
Örnek Dilekçe Taslağı ve Hukuki Uyarılar
Aşağıda, aldatan eşin katılma alacağının TMK 236/2 maddesi gereğince kaldırılması talebini içeren örnek bir dilekçe taslağı sunulmuştur. Bu dilekçe tamamen örnektir ve her olayın kendine özgü dinamikleri olduğu unutulmamalıdır.
NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ HÂKİMLİĞİNE İSTANBUL
İHTİYATİ TEDBİR TALEPLİDİR.
DAVACI: [Adı Soyadı, T.C. Kimlik No, Adres] VEKİLİ: Av. Murat Aydar DAVALI: [Adı Soyadı, T.C. Kimlik No, Adres] DAVA DEĞERİ: Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL Belirsiz Alacak. KONU: Evlilik birliği içinde edinilen malların tasfiyesi, davalının TMK md. 236/2 uyarınca katılma alacağının tamamen kaldırılması ve adımıza tescil/tahsiline karar verilmesi talebidir.
AÇIKLAMALAR:
- Müvekkil ile davalı .../.../.... tarihinde evlenmişlerdir. Tarafların boşanmalarına ilişkin İstanbul ... Aile Mahkemesi'nin 202.../.. E. sayılı dosyası üzerinden açılan dava, davalının ağır ve tam kusurlu eylemi olan "ZİNA (TMK 161)" sebebiyle kabul edilmiş ve karar .../.../2026 tarihinde kesinleşmiştir.
- Evlilik birliği devam ederken edinilmiş mallara katılma rejimi içerisinde, müvekkil adına kayıtlı [İl, İlçe, Ada, Parsel] bilgileri bulunan taşınmaz ile davalı adına kayıtlı [Araç Plakası/Taşınmaz Bilgisi] bulunmaktadır.
- Türk Medeni Kanunu'nun 236. maddesinin 2. fıkrası; "Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir" hükmünü amirdir.
- Davalının evlilik birliğine ihanet etmesi, zina eylemini gerçekleştirmesi sebebiyle, müvekkil adına kayıtlı taşınmaz üzerinde doğabilecek muhtemel katılma alacağının işbu yasa hükmü gereğince %0'a indirilerek tamamen KALDIRILMASINI talep etme zorunluluğu hasıl olmuştur.
- Ayrıca davalı adına kayıtlı menkul ve gayrimenkullerin, mal kaçırma kastıyla 3. kişilere devrinin önlenmesi amacıyla tensiple birlikte teminatsız olarak İHTİYATİ TEDBİR konulmasını talep ediyoruz.
HUKUKİ NEDENLER: TMK, HMK ve ilgili mevzuat. DELİLLER: İstanbul ... Aile Mahkemesi boşanma dosyası, tapu kayıtları, trafik tescil kayıtları, banka müzekkereleri, bilirkişi, tanık ve her türlü yasal delil. SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
- Haklı davamızın KABULÜNE,
- Davalının adına kayıtlı mallar üzerindeki müvekkil mülkiyet/alacak hakkının hesaplanarak yasal faiziyle tahsiline,
- TMK 236/2 maddesi uyarınca, müvekkil adına kayıtlı olan malvarlığı değerleri üzerinden davalının talep edebileceği KATILMA ALACAĞININ TAMAMEN KALDIRILMASINA,
- Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederim. .../.../2026
Davacı Vekili Av. Murat Aydar
2026 Yılı İtibarıyla Güncel Yargıtay Uygulamaları
Hukuk dinamik bir yapıya sahiptir ve Yüksek Mahkeme kararları zaman içinde değişebilir. 2026 yılı itibarıyla Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili dairelerin yerleşik içtihatlarına bakıldığında; zina sebebiyle açılan mal paylaşımı davalarında, zina eyleminin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanmış olması halinde yerel mahkemelerin katılma alacağını %0'a indirme kararları istikrarlı bir şekilde onanmaktadır.
Ancak Yargıtay'ın burada çok ince elediği bir husus vardır: Affetme. Eğer eşlerden biri diğerinin zinasını öğrenmesine rağmen evliliğe devam etmiş, onunla tatile çıkmış veya onu affettiğini gösteren mesajlar atmışsa, boşanma davası zina üzerinden yürütülemez (TMK 161/3 gereği af, dava hakkını düşürür). Zina davası düşerse veya temelden sarsılmaya dönerse, doğal olarak TMK 236/2'deki sıfıra indirme cezası da uygulanamaz. Bu yüzden dava sürecindeki davranışlarınıza azami dikkat etmeniz gerekmektedir.
Aldatma sonucu mal paylaşımı, son derece stratejik hamleler gerektiren, basit bir matematik hesabından öte hukuki bir satranç oyunudur. Özellikle Anayasa Mahkemesi sürecindeki gelişmeler ve mevcut kanunun yarattığı boşluklar göz önüne alındığında, alanında uzman bir avukatla yola çıkmanın, birikimlerinizi ve geleceğinizi korumanın tek yolu olduğunu unutmayınız. Hukuk, doğru adımları atanları korur.
Sıkça Sorulan Sorular

Av. Murat Aydar
İstanbul'da aile hukuku alanında müvekkillerime hizmet veriyorum. Özellikle anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı davalarında hukuki destek sağlıyorum.
