Özet
Anayasa Mahkemesi (AYM), 4 Haziran 2026 tarihinde Türk Medeni Kanunu Madde 175'te yer alan 'süresiz olarak' ibaresini iptal etmiştir. Ancak gerekçeli karar henüz yayımlanmadığından iptal kararı derhal yürürlüğe girmemiştir. AYM'nin yasama organına (TBMM) yeni bir düzenleme yapması için muhtemelen 9 aylık bir süre tanıması beklenmektedir. Bu geçiş sürecinde eski kanun uygulanmaya devam edecektir. Yeni düzenleme yapılana kadar veya kanun boşluğu oluşması durumunda, hakimin somut olayın özelliklerine göre evlilik süresi, yaş ve ekonomik durum gibi kriterleri baz alarak nafaka süresini belirlemesi gündeme gelecektir. Mevcut ödenen nafakalar için ise uyarlama davaları söz konusu olabilecektir.
Türkiye'de aile hukuku alanında uzun yıllardır tartışılan ve yüz binlerce vatandaşı yakından ilgilendiren süresiz yoksulluk nafakası konusu, 2026 yılı itibarıyla tarihi bir dönüm noktasına ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesi tarafından verilen son karar, Türk Medeni Kanunu'nun ilgili maddesinde köklü bir değişikliğin habercisidir. Ancak kamuoyunda oluşan 'nafaka tamamen kalktı' veya 'artık kimse nafaka ödemeyecek' şeklindeki algılar hukuki gerçekleri tam olarak yansıtmamaktadır. Bu kapsamlı rehberde, boşanma avukatı olarak sahadaki tecrübelerimiz ışığında, iptal kararının perde arkasını, mevcut davalara etkilerini ve gelecekte bizi nelerin beklediğini tüm detaylarıyla ele alacağız.
Anayasa Mahkemesi Süresiz Nafakayı Neden İptal Etti?
Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirdiği genel kurul toplantısında, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 'Yoksulluk nafakası' başlıklı 175. maddesinde yer alan 'süresiz olarak' ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna hükmederek iptaline karar vermiştir. Bu kararın arka planında, yıllardır süregelen hakkaniyet tartışmaları, kısa süreli evliliklerde ömür boyu nafaka ödemenin yarattığı mağduriyetler ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin mülkiyet ve adil yargılanma haklarına ilişkin prensipleri yatmaktadır.
İptal kararının temel felsefesi, evlilik birliğinin sona ermesinden sonra tarafların birbirlerine karşı olan mali sorumluluklarının bir sınırı olması gerektiği düşüncesidir. Özellikle 1 ay, 6 ay veya 1 yıl gibi çok kısa süren evliliklerin ardından, taraflardan birinin diğerine (genellikle erkeğin kadına) onlarca yıl, hatta ömür boyu yoksulluk nafakası ödemek zorunda kalması, 'ölçülülük' ve 'adalet' ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Anayasa Mahkemesi de bu eşitsizliği gidermek adına, yoksulluk nafakasının kural olarak 'süresiz' olmasını öngören yasa metnine müdahale etmiştir.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 175 Nasıl Uygulanıyordu?
Mevcut durumu ve iptalin ne anlama geldiğini tam olarak kavrayabilmek için, kanunun mevcut haline ve yıllardır nasıl uygulandığına bakmak gerekir.

Anayasa Mahkemesi Süresiz Nafaka İptali ve Yasama Süreci İnfografiği
Bu maddeye göre, boşanma kararı kesinleştikten sonra, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olan eş (kadın veya erkek fark etmeksizin), eğer boşanmaya yol açan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu değilse, nafaka talep edebilmekteydi. Buradaki en kritik nokta 'süresiz olarak' ibaresiydi. Aile Mahkemesi hakimleri, şartlar oluştuğunda yoksulluk nafakasını kural olarak süresiz bağlamak zorundaydı. Elbette nafaka alacaklısının işe girmesi, yeniden evlenmesi veya haysiyetsiz hayat sürmesi gibi durumlar kanunda nafakanın kesilme sebepleri olarak sayılmıştı ancak bu durumlar gerçekleşmediği sürece nafaka ömür boyu devam ediyordu.
İptal Kararı Hemen Yürürlüğe Girdi mi?
Kamuoyunda en çok düşülen yanılgı, Anayasa Mahkemesi'nin karar verdiği gün kanunun değiştiği ve tüm nafakaların o saniye kesildiği yönündeki yanlış bilgidir. Hukuk sistemimizde Anayasa Mahkemesi kararlarının yürürlüğe girme süreci katı kurallara tabidir.
Anayasa Mahkemesi'nin 04.06.2026 tarihinde verdiği karar, sadece bir 'kısa karar'dır. Bu kararın hukuki sonuç doğurabilmesi için öncelikle gerekçeli kararın yazılması ve Resmi Gazete'de yayımlanması gerekmektedir. Gerekçeli karar yayımlanmadan, iptal hükmü uygulanmaz. Dahası, Anayasa Mahkemesi yasama organı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) kanunda oluşan boşluğu doldurması için belirli bir süre tanımaktadır. Bu tür temel kanun iptallerinde Anayasa Mahkemesi genellikle kararın Resmi Gazete'de yayımından itibaren 6 ila 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermektedir.
TBMM Süreci ve Yasama Takvimi Nasıl İşleyecek?
Kararın 9 ay sonra yürürlüğe gireceğine dair kesin bir tespitte bulunmak şu an için isabetli olmaz, ancak hukuki teamüller bu yöndedir. Kanun koyucu (TBMM), sadece Madde 175'te değil, iradın artırılması ve azaltılmasını düzenleyen Madde 176'da da kapsamlı bir değişikliğe gidebilir.
Burada kritik bir zamanlama sorunu bulunmaktadır. TBMM, Resmi Gazete'de yayımlanacak gerekçeli iptal kararını bekleyerek yeni bir yasa teklifi hazırlayacaktır. Ancak 1 Temmuz itibarıyla Meclis anayasal tatile girmektedir. Dolayısıyla yeni yasal düzenleme çalışmalarının tatil sonrasına, yani sonbahar aylarına sarkması kuvvetle muhtemeldir. Bu süreçte eski düzenleme kesintisiz olarak yürürlükte kalacaktır. Aile hukuku ile ilgili uyuşmazlıklarda bir nafaka avukatı ile çalışmak, bu geçiş dönemindeki hak kayıplarını önlemek adına hayati önem taşır.
Geçmişe Dönük Ödenmiş Nafakalar Geri Alınabilir mi?
Nafaka yükümlülerinin en çok merak ettiği konulardan biri de yıllardır ödedikleri nafaka bedellerini geri alıp alamayacaklarıdır. Türk hukuk sisteminde Anayasa Mahkemesi iptal kararları kural olarak geriye yürümez.
İptal kararı yürürlüğe girse dahi, o ana kadar yasal bir dayanakla (mahkeme kararıyla) ödenmiş ve tükenmiş olan yoksulluk nafakaları kesinlikle geri istenemez. Bu durum hukuki güvenlik ilkesinin ve kazanılmış hakların korunmasının bir gereğidir. Ancak iptal kararının yürürlüğe girmesiyle birlikte, ileriye dönük olarak devam eden nafakaların durumu tartışmaya açılacaktır.
Devam Eden Nafakalar İçin Uyarlama Davası Açılabilir mi?
Yeni yasal düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle birlikte, halihazırda yoksulluk nafakası ödemekte olan kişiler için yeni bir hukuki yol açılacaktır. Bu süreçte, mevcut nafakaların yeni yasal duruma uyarlanması (adaptasyonu) gündeme gelecektir.
Kanun koyucunun çıkaracağı yeni yasada muhtemelen bir "geçici madde" (intibak hükmü) yer alacaktır. Bu geçici madde, eski kararların nasıl ele alınacağını düzenleyecektir. Eğer yasa koyucu bir geçici madde ihdas etmezse, nafaka yükümlüleri Aile Mahkemelerine başvurarak Nafakanın Kaldırılması veya Süreye Bağlanması (Uyarlama) Davası açabileceklerdir. Bu davalarda hakim, yeni yasal düzenlemenin kriterlerini mevcut olaya tatbik edecektir.
Konuyla ilgili eski yasal düzende de geçerli olan nafaka kaldırma şartları hakkında detaylı bilgi için Eski Eşin İşe Girmesi, Evlenmesi veya Başkasıyla Yaşaması Halinde Nafakanın Kaldırılması başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.
Yeni Düzenleme Yetişmezse Kanun Boşluğu Nasıl Doldurulacak?
Hukuk camiasında en çok tartışılan senaryolardan biri de şudur: Ya Anayasa Mahkemesi'nin verdiği süre dolar, iptal kararı yürürlüğe girer ancak TBMM siyasi veya teknik sebeplerle yeni yasayı henüz çıkarmamış olursa ne olacak?

Eski ve Yeni Nafaka Sistemleri Karşılaştırma Tablosu
Bu durumda Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesi devreye girecektir.
İptalin yürürlüğe girdiği ancak yeni yasanın olmadığı bir arafta (hukuki boşluk durumunda), yoksulluk nafakası kurumu tamamen ortadan kalkmış olmaz. Anayasa Mahkemesi nafaka hakkını değil, sadece "süresiz" olmasını iptal etmiştir. Bu nedenle TMK m.175'e göre yoksulluk nafakası yine talep edilebilecek, fakat nafakanın süresinin nasıl belirleneceği sorunu hakimin takdirine kalacaktır.
Hakim, kanun boşluğu oluştuğundan dolayı TMK m.1 gereğince kanun koyucu gibi hareket ederek genel ve soyut bir kural belirleyip uygulayacaktır. Anayasa Mahkemesi, yoksulluk nafakasının süresiz olarak uygulanmaması gerektiğine ilişkin net bir irade ortaya koyduğundan, aile mahkemesi hakimlerinin bu iradeye uygun, adil ve orantılı süreler belirlemesi beklenecektir.
Yeni Nafaka Süresi Nasıl Belirlenecek? (Masadaki Senaryolar)
Hukuk otoriteleri, akademisyenler ve yasa yapıcılar arasında yeni yoksulluk nafakası sisteminin nasıl olması gerektiğine dair çeşitli görüşler ve senaryolar tartışılmaktadır. Bu senaryolar, çekişmeli boşanma davası süreçlerini temelden değiştirecek niteliktedir. İşte masadaki en güçlü ihtimaller:
Senaryo 1: Evlilik Süresi ile Orantılı Nafaka
Bu görüşe göre, ödenecek nafakanın süresi evlilik birliğinin sürdüğü süre ile doğrudan orantılı olmalıdır. Örneğin; evlilik süresinin yarısı kadar, üçte biri kadar veya doğrudan evlilik süresi kadar nafaka ödenmesi kuralı getirilebilir. Bu sistemin avantajı, matematiksel olarak net olması ve hakimin takdir yetkisinden kaynaklı farklı kararların önüne geçmesidir. Ancak dezavantajı, 20 yıllık bir evliliğin ardından 50 yaşında boşanan ve hiçbir mesleki tecrübesi olmayan bir kadının, nafaka süresi bittikten sonra yaşayacağı ağır mağduriyettir.
Senaryo 2: Sabit Süreli Nafaka (1 Yıl, 3 Yıl veya 5 Yıl)
Bir başka öneri ise, kanunda açıkça 1 yıl, 3 yıl veya en fazla 5 yıl gibi sabit tavan sürelerin belirlenmesidir. Bu sistem, tarafların evlilik sonrası yeni bir hayata adapte olmaları için bir 'geçiş dönemi desteği' mantığına dayanır. Batı ülkelerinin birçoğunda (örneğin İsviçre veya Almanya'nın bazı eyaletlerinde) uygulanan rehabilitasyon nafakası mantığına yakındır. Ancak Türkiye'nin sosyo-ekonomik gerçekleri, kadınların istihdama katılım oranları ve eğitim seviyeleri göz önüne alındığında, bu kadar kısa ve katı sürelerin büyük sosyal yaralar açabileceği eleştirilmektedir.
Senaryo 3: Hakime Kriterlere Bağlı Takdir Yetkisi Verilmesi (En Güçlü İhtimal)
Hukuk camiasında en çok destek gören ve Türk Medeni Kanunu'nun sistematiğine ile toplum yapımıza en uygun düşen öneri budur. Bu görüşe göre; nafaka kural olarak belirli bir süreye tabi tutulmalı (örneğin evlilik süresini aşmamak şartıyla), ancak hakime geniş bir takdir yetkisi tanınmalıdır. Hakim, nafakanın süresini belirlerken kanunda sayılacak şu objektif kriterleri dikkate almalıdır:
- Evlilik süresi: Kısa evliliklerde kısa süreli nafaka.
- Eşlerin yaşları: İleri yaşta boşanmalarda istihdama katılım zor olacağından daha uzun süreli veya istisnai olarak süresiz nafaka.
- Eşlerin eğitim ve mesleki durumları: Mesleği olan bir eş için sadece iş bulana kadar geçici destek.
- Sağlık durumları: Ağır kronik hastalığı olan ve çalışamayacak durumda olan eşin korunması.
- Müşterek çocukların durumu: Küçük yaşta çocuğu olan ve çalışamayan eşe ayrıcalık tanınması.
- Beklenen gelirler: Emekli aylığı bağlanma ihtimali, miras beklentisi vb. durumlar.
Bu son görüş, adaletin 'herkese aynı elbiseyi giydirmek' değil, 'her bedene uygun elbise dikmek' olduğu prensibiyle tam bir uyum içindedir.
| Özellik | Eski Sistem (İptal Edilen) | Beklenen Yeni Sistem |
|---|---|---|
| Süre | Kural olarak Ömür Boyu (Süresiz) | Süreli (Hakim Takdirli veya Kademeli) |
| Kısa Evlilikler | Eşit değerlendirilir, süresiz bağlanırdı | Çok kısa süreli (örn. 1-2 yıl) nafaka |
| Yaş Kriteri | Genellikle dikkate alınmazdı | Kritik öneme sahip olacak |
| İstihdam İhtimali | Göz ardı edilebiliyordu | Yeniden işe girme potansiyeli ölçülecek |
| Kusur Durumu | Ağır kusurlu olmamak yeterliydi | Kusur oranı, süre belirlemede etkili olabilir |
İştirak ve Tedbir Nafakaları Bu Karardan Etkilenecek mi?
Kamuoyunda en sık yapılan hatalardan biri, Anayasa Mahkemesi kararının çocuklara ödenen nafakaları da kapsadığının zannedilmesidir. Kesinlikle böyle bir durum söz konusu değildir.
Anayasa Mahkemesi'nin iptal ettiği hüküm sadece Yoksulluk Nafakası (eşin kendisine bağlanan nafaka) ile ilgilidir. Müşterek çocukların bakımı, eğitimi ve korunması için ödenen İştirak Nafakası bu kararın tamamen dışındadır. İştirak nafakası, kural olarak çocuk 18 yaşına gelene kadar devam eder. Çocuğun 18 yaşını doldurmasından sonraki süreç için ise yardım nafakası gündeme gelir. Konuyla ilgili ayrıntılar için Çocuk 18 Yaşına Girince Nafaka Kesilir mi? başlıklı makalemizi okuyabilirsiniz.
Aynı şekilde, boşanma davası devam ettiği sürece eşin veya çocukların geçici olarak korunması amacıyla bağlanan Tedbir Nafakası da bu karardan etkilenmeyecektir. Dava süresince tedbir nafakası ödenmeye devam edilecektir.
Örnek Nafaka Uyarlama Davası Dilekçesi
Yeni yasal düzenlemelerin yürürlüğe girmesinin ardından, değişen mevzuat ve koşullar çerçevesinde nafakanın süreli hale getirilmesi veya kaldırılması amacıyla mahkemeye sunulabilecek örnek bir taslak dilekçe aşağıda yer almaktadır.
DAVACI: İsim Soyisim (T.C. Kimlik No)
ADRES: Davacının tam adresi
VEKİLİ: Av. Murat Aydar
DAVALI: İsim Soyisim (T.C. Kimlik No)
ADRES: Davalının tam adresi
KONU: Anayasa Mahkemesi iptal kararı, değişen yeni yasal mevzuat ve değişen sosyo-ekonomik koşullar çerçevesinde, davalı lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının KALDIRILMASI, mahkeme aksi kanaatte ise SÜREYE BAĞLANARAK uyarlanması talebimizdir.
AÇIKLAMALAR:
- Müvekkil ile davalı, İstanbul ... Aile Mahkemesi'nin ... E. ve ... K. sayılı ilamı ile ... tarihinde boşanmışlardır. İlgili kararla birlikte davalı lehine ... TL süresiz yoksulluk nafakasına hükmedilmiştir.
- Müvekkil ile davalının evliliği fiili olarak sadece 11 ay sürmüştür. 11 aylık evlilik neticesinde müvekkil 8 yıldır kesintisiz olarak nafaka ödemektedir.
- Bilindiği üzere Anayasa Mahkemesi 04.06.2026 tarihli kararı ile TMK m.175'te yer alan 'süresiz olarak' ibaresini iptal etmiş ve akabinde TBMM tarafından yeni yasal düzenleme hayata geçirilmiştir. Yeni mevzuat ışığında, kısa süreli evliliklerde ömür boyu nafaka ödenmesi hukuka, hakkaniyete ve ölçülülük ilkesine aykırıdır.
- Ayrıca davalı tarafın boşanma sonrasında ekonomik durumunda iyileşme olmuş, gayriresmi olarak bir işyerinde çalışmaya başladığı haricen öğrenilmiştir.
- Açıklanan nedenlerle, müvekkilin ekonomik mahvına sebep olan ve yeni hukuki düzene aykırı hale gelen yoksulluk nafakasının kaldırılması için işbu davayı açma zarureti hasıl olmuştur.
HUKUKİ NEDENLER: TMK, HMK, AYM İptal Kararları ve ilgili sair mevzuat.
DELİLLER: ... Aile Mahkemesi dosyası, SGK kayıtları, Banka kayıtları, Tanık anlatımları, Bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delil.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; davalı lehine ödenmekte olan aylık ... TL yoksulluk nafakasının tamamen KALDIRILMASINA, mahkeme aksi kanaatte ise evlilik süresi dikkate alınarak SÜREYE BAĞLANMASINA, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep ederiz.
Davacı Vekili
Av. Murat Aydar
(E-İmza)
Gelecek Dönemde Boşanma Davalarında Nelere Dikkat Edilmeli?
2026 yılı ve sonrasında açılacak boşanma davalarında tarafların stratejileri kökten değişmek zorundadır. Artık yoksulluk nafakası talepleri matbu dilekçelerle ve ezbere yazılmış "müvekkilim yoksulluğa düşecektir" cümleleriyle kabul görmeyecektir. Taraf vekillerinin, müvekkilinin neden nafakaya ihtiyacı olduğunu, bu ihtiyacın ne kadar süreceğini (yaş, mesleki kurslara katılım, hastalık tedavisi vb. kriterlere dayandırarak) somut delillerle ispatlaması gerekecektir.
Aynı şekilde nafaka yükümlüsü taraf da, karşı tarafın çalışabileceğini, genç yaşta olduğunu, meslek sahibi olabileceğini detaylı sosyo-ekonomik durum araştırmaları ile mahkemenin önüne koymalıdır. Bu hassas geçiş döneminde kulaktan dolma bilgilerle hareket etmek telafisi imkansız zararlara yol açabilir. Profesyonel ve güncel mevzuata hakim hukuki destek almak her zamankinden daha kritiktir.

Av. Murat Aydar
İstanbul'da aile hukuku alanında müvekkillerime hizmet veriyorum. Özellikle anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı davalarında hukuki destek sağlıyorum.
