Mal Paylaşımı

Aldatma (Zina) Sonucu Boşanmada Mal Paylaşımı 2026

Av. Murat Aydarİstanbul Boşanma Avukatı
Son güncelleme: 3 Ağustos 2026
21 dk okuma

Özet

Toplumda aldatan eşin mallarının tamamının aldatılan eşe geçeceği yönünde yanlış bir inanış vardır. Gerçekte Türk Medeni Kanunu Madde 236/2 gereği, zina yapan eşin sadece 'diğer eşin malları üzerindeki' katılma alacağı mahkemece sıfıra indirilebilir. Yani aldatan kişinin 5 milyonluk, aldatılan kişinin 1 milyonluk evi varsa; aldatan eş 1 milyonluk evden pay alamaz ancak kendi 5 milyonluk evinin yarısını (katılma alacağı olarak) aldatılan eşe öder ve kalan yarıyı kendisinde tutar. Bu durumun yarattığı eşitsizlik Anayasa Mahkemesi gündemine taşınmıştır.

Evlilik birliğinin temelden sarsılmasına yol açan en ağır kusurlardan biri şüphesiz ki aldatma, hukuki tabiriyle zinadır. 2026 yılı itibarıyla mahkemelerimizde en sık karşılaştığımız çekişmeli boşanma sebeplerinin başında gelen zina, sadece evliliği sonlandırmakla kalmaz, aynı zamanda boşanma sonrası mal paylaşımı sürecini de derinden etkiler. Süreci alanında uzman bir İstanbul boşanma avukatı rehberliğinde yürütmek, hak kayıplarının önüne geçilmesi adına hayati öneme sahiptir.

Ancak bu noktada, yıllardır edindiğim mesleki tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki; toplumumuzda aldatma sonucu mal paylaşımı konusunda kulaktan dolma, son derece yanlış ve mağduriyetlere yol açan efsaneler dolaşmaktadır. "Eşim beni aldattı, kanun benden yana, onun üzerine olan evin ve arabanın tamamını ben alacağım" şeklindeki inanış, hukuki gerçeklerle maalesef örtüşmemektedir. Bu devasa rehberde, zina sebebiyle boşanmada mal paylaşımının gerçekte nasıl işlediğini, mahkemenin yüzde sıfıra indirme yetkisinin matematiksel karşılığını ve Anayasa Mahkemesi'ne taşınan güncel adaletsizlik tartışmalarını tüm detaylarıyla inceleyeceğiz.

Zina Sebebiyle Boşanmada Mal Paylaşımının Temel Mantığı

Türkiye'de 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren yasal mal rejimi olarak "Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi" kabul edilmiştir. Kural olarak, evlilik birliği içerisinde bedeli ödenerek alınan her türlü mal varlığı değeri (ev, araba, bankadaki para, şirket hissesi) eşlerin ortak malı sayılır ve boşanma halinde yarı yarıya paylaşılır. Bu paylaşıma hukukta "katılma alacağı" denir.

Fakat kanun koyucu, evlilik sadakatine ihanet eden ve zina veya hayata kast gibi son derece ağır eylemlerde bulunan eşleri cezalandırmak istemiştir. İşte tam bu noktada Türk Medeni Kanunu'nun ilgili maddesi devreye girer.

⚖️Yasal Düzenleme

Bu kanun maddesi, hâkime takdir yetkisi vermektedir. Hâkim, zina yapan eşin katılma alacağını %50'den aşağıya çekebilir veya uygulamada sıklıkla gördüğümüz üzere tamamen %0'a indirebilir. Ancak bu cümlenin pratikteki uygulaması, insanların anladığından çok daha farklı ve karmaşıktır. Bu konuyu detaylandırmadan önce, aldatma eyleminin hukuki geçerliliğinin nasıl ispatlanacağına dair detaylı bilgileri boşanmada aldatma delilleri başlıklı yazımızdan da inceleyebilirsiniz.

Toplumda Doğru Bilinen Yanlışlar ve Yüzde Sıfır Kuralı

Hukuk pratiğinde en çok karşılaştığımız yanılgı, katılma alacağının niteliği ile ilgilidir. Katılma alacağı bir "ayni hak" yani doğrudan eşyaya veya tapuya sahip olma hakkı değildir. Bir "nispi hak" yani para alacağı hakkıdır (şahsi haktır). Eşler boşanırken birbirlerinin mallarının tapusunu veya ruhsatını yarım yarım üzerlerine almazlar; mal kimin üzerine kayıtlıysa onda kalır, diğer eş o malın güncel değerinin yarısı kadar parayı (alacağı) talep eder.

Aldatma sonucu boşanmada katılma alacağının sıfıra indirilmesi infografiği

Aldatma sonucu boşanmada katılma alacağının sıfıra indirilmesi infografiği

⚠️Dikkat
En Büyük Yanılgı: "Eşim beni aldattı, hâkim onun payını %0'a indirdi. Demek ki onun üzerine olan 5 Milyon TL değerindeki evin tamamı artık benim!" Bu tamamen YANLIŞTIR.

Örnek Olay Üzerinden Matematiksel İnceleme Nasıl Yapılır?

Şimdi konuyu, her gün adliye koridorlarında şahit olduğumuz somut bir örnek üzerinden, hiçbir soru işaretine yer bırakmayacak şekilde anlatalım. Lütfen bu hesabı dikkatle inceleyin.

Senaryo:

  • Erkeğin evlilik içinde çalışarak aldığı ve kendi adına kayıtlı 5.000.000 TL değerinde bir evi var.
  • Kadının evlilik içinde çalışarak aldığı ve kendi adına kayıtlı 1.000.000 TL değerinde bir evi var.
  • Erkek zina (aldatma) yapıyor.
  • Kadın zina sebebiyle boşanma davası açıyor ve dava zina gerekçesiyle kesinleşiyor.
  • Mal paylaşımı davası (katılma alacağı davası) görülmeye başlanıyor ve hâkim TMK 236/2 gereği erkeğin katılma alacağını %0'a (sıfıra) indiriyor.

Peki Kim Ne Alacak?

1. Erkeğin Durumu (Aldatan ve Hissesi %0'a İndirilen Eş): Erkeğin normal şartlarda kadının 1.000.000 TL'lik evinden %50 oranında, yani 500.000 TL katılma alacağı hakkı vardır. Ancak zina yaptığı için hâkim bu hakkı %0'a indirir. Erkek, kadının evinden tek kuruş alamaz. Kadının 1.000.000 TL'lik evi tamamen ve kesintisiz olarak kadında kalır.

2. Kadının Durumu (Aldatılan ve Hakkı Korunan Eş): Kadın zina yapmadığı için haklarında hiçbir kesinti olmaz. Erkeğin adına kayıtlı 5.000.000 TL'lik ev için kadının normal %50 katılma alacağı vardır. Kadın bu evin yarısı olan 2.500.000 TL'yi erkekten nakit olarak alır.

💡İpucu
Özetle Sonuç: Erkek, kendi üzerine olan 5 Milyonluk evin 2.5 Milyonunu kadına nakit olarak öder, kalan 2.5 Milyonluk değer (evin yarısı) ERKEKTE KALIR. İnsanlar zannediyor ki o 5 Milyonun tamamı kadına geçecek. Hayır! Kanun erkeğin "kendi malındaki" mülkiyetini elinden almıyor; sadece erkeğin "kadının malındaki" alacak hakkını siliyor.

Aldatılan Eş Evin Tamamını Alabilir mi?

Bu matematiksel gerçeklik karşısında müvekkillerimiz haklı olarak büyük bir hayal kırıklığı yaşamaktadır. "Avukat Bey, adam hem beni aldattı hem de evin yarısı onda mı kalacak?" sorusu en sık duyduğumuz sorudur. Hukuken cevap maalesef "Evet"tir. Katılma alacağı hesabında malın tamamına el konulması gibi bir müsadere (el koyma) sistemi Medeni Kanunumuzda yoktur. Mal kimin adınaysa mülkiyet onda kalır, aldatılan eş sadece kendi yasal yarı payını (%50) alır. Aldatanın payının sıfırlanması, sadece aldatılan eşin üzerindeki malları korur.

Pay Otomatik Olarak %0'a mı İner? Hâkimin Ölçütleri

Kısa cevap: Hayır. Zina ispatlandı diye pay kendiliğinden sıfırlanmaz. Madde "azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir" der; yani hâkimin önünde üç seçenek vardır: hiç indirmemek, orantılı biçimde azaltmak veya tümüyle kaldırmak. Yargıtay, olayla örtüşmeyen bir tam kaldırmayı bozma sebebi saymaktadır.

18 Mart 2025 tarihli kararda Bölge Adliye Mahkemesi, zina eden erkeğin payını tamamen kaldırmıştı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bunu da bozdu:

"...tarafların evlilik süresi, boşanma dosyası içeriği ile sabit olan zinanın gerçekleşme şekli ve tanık beyanları gözetildiğinde dosya kapsamı itibariyle örtüşmeyecek oranda artık değerdeki pay oranının tamamının kaldırıldığı anlaşılmaktadır. O halde... pay oranının TMK'nin 4. ve TBK'nin 50. maddeleri uyarınca hukuk ve hakkaniyete uygun daha az miktarda azaltılarak artık değere katılma alacağının belirlenmesi gerekirken..." — Yargıtay 2. HD, 18.03.2025

Buradan hâkimin kullandığı ölçütler çıkar: evliliğin süresi, zinanın gerçekleşme biçimi (bir kereye mahsus mu, sürekli bir ilişki mi, ortak konutta mı) ve tanık beyanlarının içeriği. Uzun süren bir evlilikte tek seferlik bir eylem ile yıllarca süren ve aile düzenini yıkan bir ilişki aynı sonucu doğurmaz. Dayanaklar da nettir: TMK m. 4 hâkimin hakkaniyete göre karar vermesini, TBK m. 50 ise zararın kapsamının belirlenmesinde hâkimin takdirini düzenler.

ℹ️Bilgi
Kapsam sınırı: madde her alacağa uygulanmaz. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, maddenin kanundaki yeri ve kenar başlığı gereği zina ile hayata kastın etkisinin yalnızca TMK m. 236'daki artık değere katılma alacağına özgü olduğunu belirtmiştir. Mal ayrılığı rejimindeki katkı payı alacağı ile edinilmiş mallara katılma rejimindeki değer artış payı alacağı (TMK m. 227) bakımından m. 236/2 uygulama alanı bulmaz. Aynı karar şunu da ekler: hâkimin takdirini kullanabilmesi için önce davacının artık değere katılma alacağının inceleme ile sabit olması gerekir; delil toplanmadan "zina var, reddedildi" denemez (E. 2014/12512, K. 2015/21469).

Anayasa Mahkemesi Gündemindeki Eşitsizlik Sorunu

Yukarıda anlattığımız bu matematiksel gerçeklik, Türkiye'nin sosyolojik yapısıyla birleştiğinde ortaya devasa bir adaletsizlik çıkarmaktadır. Çünkü ülkemizde evlilik birliği içerisinde edinilen mallar (evler, arabalar, arsalar) genellikle erkek eşin üzerine yapılmaktadır. Kadınların üzerine kayıtlı mal varlığı oranı çok daha düşüktür.

Tüm Mallar Aldatan Eşin Üzerine Kayıtlıysa Ne Olur?

Eğer evdeki tek mal varlığı, aldatan erkeğin üzerine kayıtlı olan 5.000.000 TL'lik ev ise ve aldatılan kadının hiçbir malı yoksa; TMK 236/2 (yüzde sıfıra indirme kuralı) hiçbir işe yaramaz.

Çünkü erkeğin zaten kadından talep edeceği bir katılma alacağı (kadının malı olmadığı için) yoktur. Hâkim olmayan bir alacağı sıfıra indiremez. Erkek yine kendi 5 Milyonluk evinin 2.5 Milyonunu kadına verir, kalan 2.5 Milyonla hayatına devam eder. Kanunun zina yapanı cezalandırma amacı tamamen boşa çıkar. İşte bu çarpık durum, duyarlı hukukçular ve mahkemeler tarafından Anayasa Mahkemesi'ne taşınmıştır.

Esas Sayısı 2023/125 Olan Anayasa Mahkemesi Başvurusu Nedir?

İstanbul Anadolu 3. Aile Mahkemesi, önüne gelen katılma alacağı davasında bu eşitsizliği fark etmiş ve TMK m. 236'nın ikinci fıkrasının Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptali için Anayasa Mahkemesi'ne somut norm denetimi yoluyla başvurmuştur. Dosyanın künyesi: AYM, E. 2023/125, K. 2023/132.

Yerel mahkemenin başvuru gerekçesi son derece haklı ve aydınlatıcıdır. Mahkemenin gerekçesinde özetle şu ifadelere yer verilmiştir:

"Yasa koyucu, TMK 236. madde hükmünde, artık değerdeki pay oranının azaltılmasından söz ettiği için kusurlu eşin katılma alacağının bulunması elzemdir. (...) Hiçbir taşınmaz kaydını üzerine almamış, eşine güvenmeyi seçmiş ancak mal varlıklarını üzerinde bulunduran eşin zinası sebebi ile boşanmaya karar verilince, TMK 236/2 madde hükmü uygulanamayacaktır. (...) Ülkemizde mal varlığı değerleri genellikle erkek eş üzerine yapılmaktadır. Bu nedenle erkekler genellikle katılma alacağının borçlusu olduklarından anılan fiilleri işlemeleri durumunda bu ceza maddesi uygulanamamaktadır. Bu durum Anayasa'nın kanun önünde eşitlik başlıklı 10. maddesine aykırılık teşkil etmektedir."

Bu Başvurunun Önemi Nedir?

Yerel mahkeme çok açık bir tespit yapmıştır: Medeni Kanun, zina yapanı sözde cezalandırmaktadır; ancak bu ceza yalnızca zina yapanın eşi adına kayıtlı bir mal varsa uygulanabilmektedir. Malı elinde tutan taraf, zinasına rağmen ekonomik olarak bu maddeden etkilenmemektedir.

🚨Kritik Uyarı
Başvurunun sonucu: Anayasa Mahkemesi esasa hiç girmedi. AYM, 26 Temmuz 2023 tarihinde başvuruyu oybirliğiyle reddetti — ama maddeyi Anayasa'ya uygun bulduğu için değil, başvuran mahkemenin yetkisiz olduğu için. Gerekçe şu: "Kuralın kusurlu olan eşin katılma alacaklısı olduğu durumda uygulanmak üzere öngörüldüğü anlaşılmaktadır. (...) Bakılmakta olan davada ise kusurlu eş katılma alacaklısı konumunda değildir. Bu itibarla kuralın bakılan davada uygulanma imkânının bulunmadığı sonucuna varılmıştır." Yani TMK m. 236/2'nin anayasaya uygunluğu bugüne kadar hiçbir zaman esastan karara bağlanmadı; madde yürürlükte.

Buradaki ironi dikkat çekicidir: AYM'nin ret gerekçesi, yerel mahkemenin şikâyetini fiilen doğrulamaktadır. Yerel mahkeme "malı elinde tutan zina eden eşe bu madde uygulanamıyor" diyordu; AYM de "sizin davanızda kusurlu eş alacaklı değil, o hâlde kural uygulanamaz" diyerek aynı tespiti yaptı ve tam bu nedenle işin esasına girmedi.

Konunun bugünkü hâli için aşağıdaki bölüme mutlaka bakın: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025'te bu yorumun karşısına geçmiş, Bölge Adliye Mahkemesi direnmiş ve dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na gönderilmiştir.

Tartışma Bitmedi: Dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nda (Ocak 2026)

Kısa cevap: Yukarıda anlattığımız "malı elinde tutan zina eden eşe bu madde işlemez" yorumu, artık tartışmalıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025 yılında tam tersi yönde karar verdi; Bölge Adliye Mahkemesi bu karara direndi ve dosya 22 Ocak 2026'da Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na gönderildi. Konu, bu satırların yazıldığı tarihte HGK'da karara bağlanmamıştır.

Süreç şöyle gelişti. Kayseri'de görülen bir dosyada boşanma erkeğin zinası nedeniyle kesinleşmiş, tasfiye konusu mallar da erkek eş adına kayıtlıydı. Bölge Adliye Mahkemesi klasik yorumu benimseyerek karşı davada TMK m. 236/2'nin uygulanamayacağına karar verdi. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu kabulü bozdu:

"...kesinleşen boşanma kararında erkeğin zinası nedeniyle tarafların boşanmalarına karar verildiği, karşı davada tasfiye konusu mallar erkek eş adına kayıtlı olduğu anlaşılmakla; TMK'nin 236/2. maddesinde hâkimin kusurlu eşin artık değerdeki pay oranında hakkaniyete uygun azaltma veya kaldırma yapacağı düzenlenmesine göre, malik olan eşin kusurlu olduğu hâllerde işbu maddenin uygulanamayacağı anlamına gelmez." — Yargıtay 2. HD, E. 2024/4305, K. 2025/2817, 18.03.2025

Bölge Adliye Mahkemesi bu bozmaya direndi. Direnme üzerine dosyayı yeniden inceleyen 2. Hukuk Dairesi, kendi görüşünde ısrar etti ve gerekçesini tek cümleye indirdi:

"TMK'nin 236/2. maddesinin kusurlu eşin taraf sıfatına bakılmaksızın düzenlendiği anlaşılmakla; Dairemizin 18.03.2025 tarih ve 2024/4305 Esas, 2025/2817 Karar sayılı kararının usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir." — Yargıtay 2. HD, E. 2025/9370, K. 2026/770, 22.01.2026

Bu, teknik bir ayrıntı değil; sonucu doğrudan değiştiren bir görüş ayrılığıdır:

TMK m. 236/2'nin Kapsamına İlişkin İki Görüş
Klasik yorum (BAM ve AYM'nin okuması)Yargıtay 2. HD'nin 2025 görüşü
Madde kime uygulanır?Yalnızca kusurlu eş katılma alacaklısı iseKusurlu eşin taraf sıfatına bakılmaksızın
Tüm mallar aldatan eşin adına iseMadde uygulanamaz; aldatan eş ekonomik olarak etkilenmezMadde uygulanabilir; malik eşin kusurlu olması engel değildir
SonuçAldatılan eş yine yalnızca %50 katılma alacağını alırKarşı davada indirilecek tek şey, kusurlu eşin kendi artık değerinde tuttuğu yarım pay olduğundan aldatılan eşin alacağı yarıyı aşabilir. Dikkat: kararın lafzı bu sonucu açıkça söylemiyor; tartışma da buradan çıkıyor

Peki bu, pratikte neyi değiştirir? Rakamla bakalım. Erkeğin artık değeri 5.000.000 TL, kadının 1.000.000 TL olsun ve boşanma erkeğin zinasıyla kesinleşmiş olsun. Normal hâlde kadın 2.500.000 TL, erkek 500.000 TL alacaklıdır; takastan sonra kadına net 2.000.000 TL kalır. Klasik yorumda m. 236/2 yalnızca erkeğin kadının malı üzerindeki 500.000 TL'lik alacağını siler ve kadın 2.500.000 TL alır. Karşı davada tasfiye konusu ise erkeğin 5.000.000 TL'sidir; orada indirilebilecek tek şey erkeğin kendi artık değerinde tuttuğu yarım paydır. Bu pay örneğin %30'a indirilirse kadının alacağı 2.500.000 TL değil 3.500.000 TL olur.

Bir yanlış anlamayı hemen giderelim: bu, evin tapusunun el değiştirmesi anlamına gelmez. Katılma alacağı ayni hak değil, para alacağıdır. Tapu kusurlu eşte kalır, taşınmaz bölünmez; değişen tek şey, o eşin ödemek zorunda kalacağı değer payının yarıyı aşabilmesidir.

ℹ️Bilgi
Neden hâlâ tartışmalı? Üç sebeple, ve HGK'nın çözeceği tam olarak bu:
1. Kararın operatif cümlesi muğlaktır: "davacı-davalı erkeğin artık değerdeki katılma alacağı oranında azaltılması" denmiş; lafzen erkeğin alacağı okunur, ama karşı davada onun alacağı yoktur. Yukarıdaki yorum, kararın sonuç doğurabilmesi için zorunlu olan okumadır.
2. Bölge Adliye Mahkemesi'nin direnme gerekçesi güçlüdür: TMK m. 236/1 "her eş... diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur" der. Kanunda malikin kendi artık değerindeki payı diye indirilebilir bir kavram yoktur; yarım pay karşı tarafın sabit yasal hakkıdır. Bu okuma maddeyi "hak kaybı"ndan "değer aktarımı"na çevirir.
3. Anayasa Mahkemesi de 2023 tarihli kararında kuralı açıkça "kusurlu eşin katılma alacaklısı olduğu durum" için okumuştu.
Buna karşılık 2. Hukuk Dairesi'nin dayanağı da yerindedir: madde "alacaklı eş" demiyor, "kusurlu eş" diyor.
⚠️Dikkat
Derdest dosyanız varsa bu bölüm sizi ilgilendiriyor. HGK kararı henüz çıkmadığı için bugün açılan dosyalarda hangi yorumun uygulanacağı mahkemeye göre değişebiliyor. Bu nedenle mal paylaşımı dilekçesinde talebi tek bir ihtimale bağlamamak gerekir: TMK m. 236/2 uyarınca karşı tarafın payının öncelikle kaldırılması, kabul edilmezse hakkaniyete uygun oranda azaltılması birlikte istenmeli ve 2. Hukuk Dairesi'nin 18.03.2025 tarihli kararı dilekçede açıkça gösterilmelidir. HGK kararı lehinize çıkarsa, talebi baştan doğru kurmuş olmak fark yaratır.

Zina İddiasının İspatı ve Mal Paylaşımına Etkisi

TMK 236/2 uyarınca aldatan eşin payının sıfırlanabilmesi için en temel ve vazgeçilmez şart; boşanma davasının mutlak surette TMK Madde 161 (Zina) sebebine dayalı olarak açılmış ve bu sebeple kesinleşmiş olmasıdır.

Eğer siz davanızı sadece "Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması" (Şiddetli Geçimsizlik - TMK 166) sebebine dayalı açtıysanız ve dava içinde aldatmayı ispatlasanız bile, mahkeme kararı "zina nedeniyle" verilmediği için mal paylaşımında karşı tarafın payını sıfıra indiremezsiniz. Bu, avukatsız takip edilen davalarda yapılan en ölümcül hatadır.

Önce iki sert kural: süre ve af. Bunlar kaçırıldığında TMK m. 236/2'yi tartışmaya bile sıra gelmez, çünkü zina davası açılamaz.

Bu üç cümlenin pratikteki karşılığı şudur: Aldatmayı öğrendiğiniz günden itibaren altı ay içinde zinaya dayalı dava açmazsanız, o eylem için dava hakkınız düşer. Beş yıllık üst sınır ise öğrenmiş olsanız da olmasanız da işler. Ve en önemlisi: affettiğinizi gösteren davranışlar — birlikte tatile çıkmak, barışma mesajları, eylemden sonra evliliği bilinçli olarak sürdürmek — dava hakkını tümüyle düşürür. Zina davası düşerse dosya evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına (TMK m. 166) döner ve m. 236/2 uygulanamaz.

Hangi Deliller Geçerlidir?

Zinanın ispatı kesin ve inandırıcı delillere dayanmalıdır. Mahkemeler her türlü şüpheyi zina olarak kabul etmez. Geçerli delillere örnek olarak şunlar verilebilir:

  • Otel kayıtları ve uçuş/seyahat biletleri
  • Kredi kartı ekstrelerindeki şüpheli harcamalar (Örn: pırlanta faturası)
  • Mesajlaşmalar, WhatsApp dökümleri, sosyal medya yazışmaları
  • Fotoğraflar ve video kayıtları (Hukuka uygun elde edilmiş olması şartıyla)
  • Görgü tanıklarının kesin ve net beyanları

Zina ve Şiddetli Geçimsizlik Davalarının Birlikte Açılması Nedir?

Zina davası açmanın belirli süreleri vardır (Zinayı öğrenmeden itibaren 6 ay ve her halde 5 yıl). Ayrıca zinanın ispatı zordur. Bu nedenle tecrübeli boşanma avukatları, davayı "terditli" (kademeli) açarlar. Yani mahkemeden öncelikle "Zina (TMK 161) sebebiyle", eğer zina ispatlanamazsa "Evlilik birliğinin temelden sarsılması (TMK 166) sebebiyle" boşanma talep edilir. Böylece davanın tamamen reddedilme riski sıfırlanır.

Mal Kaçırma Girişimleri ve Alınabilecek Önlemler

Aldatan eş, durumun ortaya çıktığını veya boşanma davası açılacağını anladığı an, genellikle ilk iş olarak üzerine kayıtlı olan evleri, arabaları veya şirket hisselerini anne-babasına, kardeşine veya arkadaşlarına devretmeye (satmış gibi göstermeye) çalışır. Bu duruma hukukta "mal kaçırma" (muvazaa) denir. Bu konu hakkında daha derinlemesine bilgi almak için boşanma davalarında mal kaçırma içeriğimize göz atabilirsiniz.

Boşanmada mal paylaşımı rejimleri ve zina istisnası

Boşanmada mal paylaşımı rejimleri ve zina istisnası

Aile Konutu Şerhi Nasıl Konulur?

Eğer oturduğunuz ev diğer eşin üzerine kayıtlıysa, boşanma davası açmayı beklemeden derhal Tapu Müdürlüğü'ne giderek (muhtarlıktan alınacak belge ve evlilik cüzdanı ile) "Aile Konutu Şerhi" işletebilirsiniz. Bu şerh sayesinde, tapu sahibi eş sizin imzanız olmadan o evi kimseye satamaz.

İhtiyati Tedbir Kararı Alınması Nasıl Olur?

Dava dilekçesi mahkemeye sunulurken en önemli talep "İhtiyati Tedbir" talebidir. Karşı tarafın mal kaçırmasını önlemek amacıyla, adına kayıtlı tüm taşınmazlar, araçlar ve banka hesapları üzerine üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulması talep edilmelidir. Hâkim, haklılık payı gördüğü takdirde tensip zaptı ile birlikte tapu ve trafik sicillerine tedbir yazılarını yazar.

Özellik Normal Mal Paylaşımı (Şiddetli Geçimsizlik) Zina (Aldatma) Nedeniyle Mal Paylaşımı
Katılma Alacağı Oranı Kanunen %50 yarı yarıya paylaşılır. Aldatan eşin payı %0'a kadar indirilebilir.
Hâkimin Takdir Yetkisi Yoktur. Oran mutlaktır. Vardır. Oranı %0 ile %50 arasında, evlilik süresi ve zinanın gerçekleşme şekline göre belirler (TMK m. 4, TBK m. 50).
Kendi Malındaki Mülkiyet Korunur, değerinin yarısını karşı tarafa öder. Korunur, değerinin yarısını karşı tarafa öder (Eşitsizlik yaratan durum).
Karşı Tarafın Malından Alacak %50 oranında talep hakkı vardır. Hâkim bu hakkı hakkaniyete göre azaltabilir veya tamamen kaldırabilir; tam kaldırma otomatik değildir.

Davanın Aşamaları ve Uygulamadaki Pratik Süreçler

Halk arasında bilinen bir diğer yanlış ise, boşanma ile mal paylaşımının aynı dava içinde aynı anda karara bağlandığıdır.

Boşanma Kesinleşmeden Mal Paylaşımı Yapılır mı?

Dava açılabilir, ancak karar boşanma kesinleşmeden verilemez. Aradaki fark önemlidir: mal paylaşımı davası boşanma derdestken açıldığında reddedilmez, mahkeme HMK m. 30 uyarınca boşanma dosyasını bekletici mesele yapar. Yani hâkim mal paylaşımı dosyasına bakar ve der ki: "Önce boşanma dosyanızın bitmesini, zinanın ispatlanmasını ve kararın kesinleşmesini bekleyeceğim." Boşanma kararı Yargıtay/İstinaf aşamalarından geçip kesinleştikten sonra mal paylaşımı davası aktif hale gelir ve bilirkişi hesaplamaları başlar.

Katılma Alacağı Davası Ne Zaman Açılmalıdır?

Mal paylaşımı davası boşanma davası ile birlikte açılabileceği gibi, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıl içinde de açılabilir. Bu süre TMK'da düzenlenmemiştir; TMK m. 5 yollamasıyla uygulanan TBK m. 146'dan gelir ve Yargıtay, TMK m. 178'deki bir yıllık süreyi bu davalarda uygulamaktan vazgeçmiştir (8. HD, E. 2015/15009, K. 2017/3963). Sürenin boşanmanın kesinleşmesiyle başlaması ise TBK m. 153/3'ten kaynaklanır: evlilik sürdüğü müddetçe eşlerin birbirinden olan alacakları için zamanaşımı işlemez. Ancak bizim hukukçular olarak tavsiyemiz, mal kaçırma risklerini bertaraf etmek adına boşanma davası ile eş zamanlı olarak ayrı bir dilekçe ile (veya davanın hemen akabinde) mal rejiminin tasfiyesi davasının açılması ve derhal ihtiyati tedbir talep edilmesidir.

Dayanılan Kararlar (Künye ve Bağlantılar)

Aldatma ve Mal Paylaşımına İlişkin Kararlar
KararKonusu
AYM, E. 2023/125, K. 2023/132 (26.07.2023)TMK m. 236/2'nin Anayasa m. 10'a aykırılığı itirazı; başvuru yetkisizlikten reddedildi, esas incelenmedi. Ret gerekçesi: kural, kusurlu eşin katılma alacaklısı olduğu durum için öngörülmüştür
2. HD, E. 2025/9370, K. 2026/770 (22.01.2026)Bölge Adliye Mahkemesi direnmesi üzerine dosyanın Hukuk Genel Kurulu'na gönderilmesi; m. 236/2 kusurlu eşin taraf sıfatına bakılmaksızın düzenlenmiştir
2. HD, E. 2024/4305, K. 2025/2817 (18.03.2025)Malik olan eşin kusurlu olması m. 236/2'nin uygulanamayacağı anlamına gelmez; orantısız tam kaldırma bozma sebebi (TMK m. 4, TBK m. 50); muhdesat ve kredili araç hesabı
8. HD, E. 2014/12512, K. 2015/21469 (30.11.2015)m. 236/2 yalnızca artık değere katılma alacağı için uygulanır; katkı payı ve değer artış payını kapsamaz; alacak önce tespit edilmelidir
2. HD, E. 2022/9398, K. 2024/453 (24.01.2024)Katılma alacağında oranlama yöntemi; değer artış payı ile katılma alacağının toplanması; faizin karar tarihinden işlemesi
8. HD, E. 2015/15009, K. 2017/3963 (21.03.2017)Zamanaşımı 10 yıl (TBK m. 146); TMK m. 178'deki bir yıllık sürenin uygulanmaması; sürenin boşanmanın kesinleşmesiyle başlaması

Tam metinler: AYM 2023/132 · 2. HD 2026/770 · 2. HD 2025/2817 · 8. HD 2015/21469 · 2. HD 2024/453 · 8. HD 2017/3963

Örnek Dilekçe Taslağı ve Hukuki Uyarılar

Aşağıda, aldatan eşin katılma alacağının TMK 236/2 maddesi gereğince kaldırılması talebini içeren örnek bir dilekçe taslağı sunulmuştur. Bu dilekçe tamamen örnektir ve her olayın kendine özgü dinamikleri olduğu unutulmamalıdır.

📋Örnek
Örnek Dilekçe: Zina Nedeniyle Katılma Alacağının Kaldırılması Talepli Dava Dilekçesi

NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ HÂKİMLİĞİNE İSTANBUL

İHTİYATİ TEDBİR TALEPLİDİR.

DAVACI: [Adı Soyadı, T.C. Kimlik No, Adres] VEKİLİ: Av. Murat Aydar DAVALI: [Adı Soyadı, T.C. Kimlik No, Adres] DAVA DEĞERİ: Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL — kısmi dava (HMK m. 109). KONU: Evlilik birliği içinde edinilen malların tasfiyesi, davalının TMK md. 236/2 uyarınca katılma alacağının tamamen kaldırılması ve adımıza tescil/tahsiline karar verilmesi talebidir.

AÇIKLAMALAR:

  1. Müvekkil ile davalı .../.../.... tarihinde evlenmişlerdir. Tarafların boşanmalarına ilişkin İstanbul ... Aile Mahkemesi'nin 202.../.. E. sayılı dosyası üzerinden açılan dava, davalının ağır ve tam kusurlu eylemi olan "ZİNA (TMK 161)" sebebiyle kabul edilmiş ve karar .../.../2026 tarihinde kesinleşmiştir.
  2. Evlilik birliği devam ederken edinilmiş mallara katılma rejimi içerisinde, müvekkil adına kayıtlı [İl, İlçe, Ada, Parsel] bilgileri bulunan taşınmaz ile davalı adına kayıtlı [Araç Plakası/Taşınmaz Bilgisi] bulunmaktadır.
  3. Türk Medeni Kanunu'nun 236. maddesinin 2. fıkrası; "Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir" hükmünü amirdir.
  4. Davalının evlilik birliğine ihanet etmesi, zina eylemini gerçekleştirmesi sebebiyle, müvekkil adına kayıtlı taşınmaz üzerinde doğabilecek muhtemel katılma alacağının işbu yasa hükmü gereğince %0'a indirilerek tamamen KALDIRILMASINI talep etme zorunluluğu hasıl olmuştur.
  5. Ayrıca davalı adına kayıtlı menkul ve gayrimenkullerin, mal kaçırma kastıyla 3. kişilere devrinin önlenmesi amacıyla tensiple birlikte teminatsız olarak İHTİYATİ TEDBİR konulmasını talep ediyoruz.

HUKUKİ NEDENLER: TMK, HMK ve ilgili mevzuat. DELİLLER: İstanbul ... Aile Mahkemesi boşanma dosyası, tapu kayıtları, trafik tescil kayıtları, banka müzekkereleri, bilirkişi, tanık ve her türlü yasal delil. SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

  • Haklı davamızın KABULÜNE,
  • Davalının adına kayıtlı mallar üzerindeki müvekkil mülkiyet/alacak hakkının hesaplanarak yasal faiziyle tahsiline,
  • TMK 236/2 maddesi uyarınca, müvekkil adına kayıtlı olan malvarlığı değerleri üzerinden davalının talep edebileceği KATILMA ALACAĞININ ÖNCELİKLE TAMAMEN KALDIRILMASINA, bu kabul edilmediği takdirde hakkaniyete uygun oranda AZALTILMASINA,
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 18.03.2025 tarih ve 2024/4305 E., 2025/2817 K. sayılı kararı uyarınca, davalı adına kayıtlı malvarlığı değerleri yönünden de TMK 236/2 hükmünün uygulanmasına,
  • Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederim. .../.../2026

Davacı Vekili Av. Murat Aydar

2026 Yılı İtibarıyla Güncel Yargıtay Uygulamaları

Hukuk dinamik bir yapıya sahiptir ve yüksek mahkeme kararları zaman içinde değişir. 2026 itibarıyla tabloyu iki başlıkta özetlemek gerekir.

Birincisi, tam kaldırma otomatik değil. Zina şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanmış olsa dahi, yerel mahkemenin payı doğrudan %0'a indirmesi her hâlde onanmıyor. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 18 Mart 2025 tarihli kararında, evlilik süresi ve zinanın gerçekleşme şekliyle örtüşmeyen bir tam kaldırmayı bozarak payın TMK m. 4 ve TBK m. 50 uyarınca daha az miktarda azaltılmasını istemiştir. Yani mahkemeye sunacağınız dosya, yalnızca zinayı değil, zinanın ağırlığını da ortaya koymalıdır.

İkincisi, maddenin kapsamı yeniden tartışılıyor. Yukarıda ele aldığımız üzere, malı elinde tutan eşin kusurlu olduğu hâllerde m. 236/2'nin uygulanıp uygulanamayacağı Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında görüş ayrılığına düşmüş ve dosya 22 Ocak 2026'da Hukuk Genel Kurulu'na gönderilmiştir. Bu, bu alandaki en önemli beklenen karardır; sonucu, aldatılan eşin eline geçecek tutarı doğrudan etkileyebilir.

Her iki başlıkta da kaybettiren aynı iki eşik var: süre ve af. TMK m. 161 uyarınca dava hakkı, zinayı öğrenmeden itibaren altı ay ve her hâlde eylemden itibaren beş yıl geçmekle düşer; ayrıca affeden tarafın dava hakkı yoktur. Zinayı öğrenmesine rağmen evliliğe devam etmek, birlikte tatile çıkmak veya affettiğini gösteren mesajlar göndermek af olarak değerlendirilebilir. Zina davası düşer ya da temelden sarsılmaya dönerse, TMK m. 236/2'deki indirim imkânı da ortadan kalkar. Bu yüzden dava süresince davranışlarınıza azami dikkat etmeniz gerekir.

Aldatma sonucu mal paylaşımı, basit bir matematik hesabından çok daha fazlasıdır. Anayasa Mahkemesi'nin esasa girmemesi ve konunun şimdi Hukuk Genel Kurulu'nda bulunması, bu alanın hâlâ hareketli olduğunu gösteriyor. Bu nedenle dilekçenizi bugünün içtihadına göre değil, her iki yorumu da karşılayacak şekilde kurmak gerekiyor.

Önemli
Bu yazıdan aklınızda kalması gereken altı şey:
1. TMK m. 236/2, aldatan eşin kendi malındaki mülkiyetini elinizden almaz; onun sizin malınızdaki alacağını siler.
2. Pay otomatik %0 olmaz: hâkim evlilik süresi, zinanın gerçekleşme şekli ve tanık beyanlarına göre TMK m. 4 ve TBK m. 50 uyarınca orantılı karar verir; örtüşmeyen tam kaldırma bozulur.
3. Madde yalnızca artık değere katılma alacağı için işler; katkı payı ve değer artış payı alacaklarına uygulanmaz.
4. Boşanma kararı zina (TMK m. 161) sebebiyle kesinleşmiş olmalıdır; şiddetli geçimsizlikle boşanıldıysa madde uygulanmaz. Bu yüzden dava terditli açılır.
5. Dava hakkı, zinayı öğrenmeden itibaren 6 ay, her hâlde eylemden itibaren 5 yıl geçmekle düşer; affeden tarafın dava hakkı yoktur (TMK m. 161).
6. AYM başvurusu esasa girilmeden reddedildi (26.07.2023); maddenin kapsamı şu an Hukuk Genel Kurulu'nda (22.01.2026).

Mal paylaşımı hesabının tamamı — artık değer, denkleştirme, faiz ve zamanaşımı — için boşanmada mal paylaşımı rehberimize, düğün takılarının ayrı rejimi için düğün takılarının paylaşımı yazımıza bakabilirsiniz. Dosyanızı birlikte değerlendirmek için mal paylaşımı avukatı sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

Yazar Hakkında
Av. Murat Aydar

Av. Murat Aydar

Boşanma Avukatıİstanbul Barosu - Sicil No: 62459

İstanbul'da aile hukuku alanında müvekkillerime hizmet veriyorum. Özellikle anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı davalarında hukuki destek sağlıyorum.