Mal Paylaşımı

Boşanma Aşamasında Ev Almak İçin Kullanılan Altınların İadesi Nasıl Alınır?

Av. Murat Aydarİstanbul Boşanma Avukatı
Son güncelleme: 23 Temmuz 2026
15 dk okuma

Özet

Boşanma sürecinde, evlilik içinde ev almak için bozdurulan altınlar (ziynet eşyaları) kadına ait kişisel mal kabul edilir. Bu altınların ortak ev alımı için kullanılması bir bağışlama değil, yatırımdır. Kadın, boşanma davası ile birlikte veya sonrasında açacağı mal rejimi tasfiyesi davasında, altınların aynen iadesini veya güncel değerini talep edebilir. Ayrıca, altınların peşinat olarak kullanıldığı evin değer kazanması durumunda 'değer artış payı alacağı' talep etme hakkı doğar. İspat için düğün videoları, banka dekontları, kuyumcu kayıtları ve tanık beyanları hayati önem taşır.

Evlilik hazırlıkları ve düğün merasimleri sırasında takılan ziynet eşyaları, Türk toplumunda hem bir gelenek hem de yeni evlenen çiftin geleceği için bir güvence olarak görülür. Ancak hayatın olağan akışı içinde çiftler; ev almak, araba almak, iş kurmak veya biriken borçları kapatmak amacıyla bu altınları bozdurma yoluna sıklıkla gitmektedir. Boşanma aşamasına gelindiğinde ise müvekkillerimden en sık duyduğum sorulardan biri şudur: Ev almak için benim altınlarımı bozdurmuştuk, şimdi o altınları geri alabilir miyim?

Bir İstanbul boşanma avukatı olarak yıllara yayılan mesleki deneyimimle rahatlıkla söyleyebilirim ki; düğün takılarının ev alımında kullanılması, boşanma davalarının ve özellikle mal paylaşımı süreçlerinin en çetrefilli konularından biridir. İnternette yer alan eksik veya yüzeysel bilgiler, hak kaybına uğramanıza neden olabilir. Bu rehberde, 2026 yılı güncel hukuki uygulamaları ışığında, ev almak için kullanılan ziynet eşyalarının iadesi sürecini tüm teknik detayları, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ve ispat kuralları ile birlikte ele alacağız.

Boşanma Aşamasında Ev Almak İçin Satılan Altınların Hukuki Durumu Nedir?

Evlilik birliği içinde edinilen malların nasıl paylaşılacağı ve kişisel malların (örneğin altınların) bu paylaşımdaki rolü, Türk Medeni Kanunu'nda (TMK) açıkça düzenlenmiştir. Konuyu doğru anlayabilmek için öncelikle altınların kime ait olduğunu ve ev alımında kullanılmasının hukuken ne anlama geldiğini netleştirmek gerekir.

Ziynet Eşyaları (Altınlar) Kimin Mülkiyetindedir?

Türk hukuk sisteminde ve yerleşik Yargıtay kararlarında çok net ve değişmez bir kural vardır: Düğün sırasında takılan tüm ziynet eşyaları (altın, bilezik, kolye, tam/yarım altın vb.), kim tarafından kime takılmış olursa olsun kadına aittir. Erkeğin ailesi, akrabaları veya arkadaşları tarafından erkeğe takılan takılar da kural olarak kadına bağışlanmış (hediye edilmiş) sayılır.

Bunun tek istisnası, erkeğe takılan ve kadının kullanmasına fiziksel veya yöresel olarak imkan bulunmayan takılardır (örneğin erkeğe özel tasarlanmış bir kol saati). Bunun dışındaki tüm ekonomik değeri olan yatırım araçları kadının "kişisel malı" kabul edilir. Kişisel mallar, boşanma durumunda paylaşıma tabi tutulmaz, doğrudan sahibine (kadına) aittir.

ℹ️Bilgi
Düğün takılarının kadına ait olduğu kuralı, evlilik sözleşmesi (mal rejimi sözleşmesi) yapılmamış olsa dahi geçerlidir. Yasal mal rejimi olan 'Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi'nde altınlar yasa gereği kadının kişisel malıdır.

Ev Almak Amacıyla Altınların Bozdurulması Bağışlama Sayılır mı?

En sık karşılaşılan hukuki yanılgı erkeğin (veya taraf vekillerinin) şu savunmasıdır: "Eşim altınlarını kendi rızasıyla, isteyerek verdi. Bunu ailemiz için, evimiz için bağışladı. Bu nedenle geri isteyemez."

Ancak hukuk sistemimiz bu savunmayı kabul etmez. Kadının ortak yaşamı iyileştirmek, ailenin barınma ihtiyacını karşılamak (ev almak) veya araç almak amacıyla ziynet eşyalarını bozdurmasına rıza göstermesi, bu altınlardan vazgeçtiği (bağışladığı) anlamına gelmez. Yargıtay'ın istikrar kazanmış kararlarına göre; kadının altınlarını vermesi, iade edilmemek üzere bağışlandığı açık ve kesin olarak ispat edilmedikçe, bir "bağışlama" değil, ailenin ortak menfaatine yapılmış bir "yatırım" (iade edilmek üzere verilme) olarak kabul edilir.

⚖️Yasal Düzenleme
Türk Medeni Kanunu Madde 226: Her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alır. Tasfiye sırasında, paylı mülkiyete konu bir mal varsa, eşlerden biri kanunda öngörülen diğer olanaklardan yararlanabileceği gibi, daha üstün bir yararı olduğunu ispat etmek ve diğerinin payını ödemek suretiyle o malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir.

Altınlar Satılarak Alınan Evin Mülkiyeti Kime Aittir?

Kadının altınları bozdurularak bir ev alındığında, evin tapusunun kimin üzerine yapıldığı (erkeğin, kadının veya ortak) ve evin hangi tarihte alındığı, hesaplama yöntemini tamamen değiştirir. Evin mülkiyet durumu ve hak talepleri, yasal mal rejiminin değiştiği 1 Ocak 2002 tarihine göre farklılık gösterir. Konunun daha iyi anlaşılması için boşanmada mal paylaşımı süreci hakkında daha fazla bilgi edinmek faydalı olacaktır.

Ev 2002 Öncesi Alınmışsa Hukuki Durum

1 Ocak 2002 tarihinden önce Türk hukukunda "Mal Ayrılığı" rejimi geçerliydi. Bu dönemde alınan bir ev kimin üzerine kayıtlıysa, mal tamamen ona aittir. Ancak kadın, bu evin alımında kendi altınlarının kullanıldığını ispat ederse, "Katkı Payı Alacağı" davası açabilir. Katkı payı alacağında temel mantık; altınların bozdurulduğu tarihteki değerinin, evin o tarihteki alım değerine oranlanması ve bu oranın evin tasfiye tarihindeki (dava tarihindeki) güncel sürüm değeri ile çarpılmasıdır.

Ev 2002 Sonrası (Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi) Alınmışsa Hukuki Durum

Günümüzde açılan boşanma davalarının neredeyse tamamı bu kapsama girmektedir. 1 Ocak 2002'den sonra alınan ve bedeli ödenen evler, kural olarak eşlerin "Edinilmiş Malı" sayılır ve boşanma halinde yarı yarıya (Artık Değerin Yarısı) paylaşılır. Ancak işin içine kadının altınları girdiğinde denklem değişir.

Kişisel Malın Edinilmiş Mala Dönüşmesi ve Değer Artış Payı Alacağı

Kadının kişisel malı olan altınların satılıp ortak ev alınması durumunda, ev aslında iki farklı kaynağın birleşimiyle alınmış olur:

  1. Kadının kişisel malı (altınlar)
  2. Eşlerin edinilmiş malı (ortak birikimler, evlilik içi maaşlar, çekilen konut kredisi vb.)

İşte burada kadının hakkı sadece altınların aynen iadesi ile sınırlı kalmaz. TMK Madde 227 gereğince kadın, "Değer Artış Payı Alacağı" talep edebilir. Bunun anlamı şudur: Ev zaman içinde değer kazanmıştır. Kadın, kendi kişisel malı (altınları) ile bu evin alınmasına katkıda bulunduğu için, evin güncel değer artışından da kendi katkısı oranında pay alma hakkına sahiptir.

📋Örnek
Değer Artış Payı Hesaplama Örneği: Ev 2016 yılında 500.000 TL'ye alınmış olsun. Kadının bozdurulan altınlarının o günkü değeri: 100.000 TL (Evin %20'si). Geriye kalan 400.000 TL kredi çekilerek ödenmiş olsun. 2026 yılında dava açıldığında evin güncel değeri 10.000.000 TL'ye çıkmış olsun. Kadının hakkı sadece eski altınlarının parasını almak değildir. Evin güncel değerinin %20'sini (2.000.000 TL) Değer Artış Payı olarak öncelikle alır. Geriye kalan 8.000.000 TL ise edinilmiş mal olarak kabul edilir ve eşler arasında (eğer başka bir kişisel mal katkısı yoksa) yarı yarıya (4'er milyon) paylaştırılır. Sonuç olarak kadın bu evden 6.000.000 TL, erkek ise 4.000.000 TL pay alır.

Ziynet Eşyalarının (Altınların) İadesi Davası Nasıl Açılır?

Altınların iadesi veya karşılığının parasal olarak tahsili, hukuki bir yargılama sürecini gerektirir. Bu süreçte atılacak adımların zamanlaması ve davanın türü büyük önem taşır.

Mal Paylaşımı Davası ile Birlikte mi Ayrı mı Açılmalı?

Uygulamada sıklıkla yapılan bir usul hatası, ziynet eşyası alacağının doğrudan boşanma dilekçesinin içine sıkıştırılması ve mal paylaşımı talepleriyle birbirine karıştırılmasıdır. Boşanma davası ile birlikte ziynet alacağı davası açılabilir; ancak Aile Mahkemesi hakimi, düğün takılarının paylaşımı davasını genellikle boşanma davası ile birlikte görürken, mal rejiminin tasfiyesi (evin paylaşımı) davasını "tefrik eder" (ayırır).

Bunun sebebi, mal rejiminin tasfiyesi davasının görülebilmesi için öncelikle boşanma kararının kesinleşmesi şartının aranmasıdır. Ancak ziynet eşyasının iadesi davası, niteliği gereği bir "istihkak" (mülkiyet) davasıdır ve evlilik devam ederken de, boşanma davası sürerken de karara bağlanabilir. Bu nedenle stratejik olarak bu taleplerin doğru hukuki zeminlere oturtularak ayrı ayrı harçlandırılması gerekir.

Dava Ne Zaman Açılmalıdır (Zamanaşımı Süreleri)?

Altınların iadesine ilişkin davalarda zamanaşımı süresi, davanın nasıl açıldığına göre değişir:

  • Aynen İade (İstihkak) Talebi: Eğer altınların birebir aynısını (örneğin 22 ayar 10 adet burma bilezik) talep ediyorsanız ve altınların erkeğin elinde/kasasında vb. mevcut olduğu iddia ediliyorsa, bu bir mülkiyet iddiasıdır ve mülkiyet hakkı hiçbir zaman zamanaşımına uğramaz (TMK md. 683).
  • Bedel (Tazminat/Değer Artış Payı) Talebi: Altınlar satılıp eve yatırıldığı için aynen iadesi mümkün değilse, parasal karşılığı veya ev üzerindeki değer artış payı talep edilir. Bu durumda zamanaşımı süresi, boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıldır. (Mal rejiminden kaynaklı alacaklarda Borçlar Kanunu'nun 10 yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanır).

Evliliğin Devamı Sırasında Dava Açma Hakkı

Bilinmesi gereken önemli bir detay da şudur: Kadın, eşine boşanma davası açmadan veya boşanma niyeti yokken dahi, sırf altınları haksız yere elinden alındığı veya satıldığı için eşine karşı "Ziynet Alacağı Davası" açabilir. Eşler arasında mal ayrılığı veya evlilik birliği devam etse bile kişisel malın korunması esastır.

Ev Alınırken Satılan Altınların İspatı Nasıl Yapılır?

Hukukta kural şudur: İddia eden, iddiasını ispatla mükelleftir (TMK Madde 6). Kadın hem o altınların düğünde takıldığını, hem de o altınların bozdurularak ev alımında kullanıldığını ispat etmek zorundadır. Bu iki aşamalı bir ispat sürecidir.

Düğün Videoları ve Fotoğrafların İncelenmesi

İlk adım, altınların varlığını ve miktarını ispatlamaktır. Bunun en kesin yolu düğün CD'leri, videoları ve yüksek çözünürlüklü fotoğraflardır. Dava sürecinde bu materyaller bir "Bilirkişiye (genellikle bir kuyumcu ustasına)" tevdi edilir. Bilirkişi, videoyu saniye saniye izleyerek kadının üzerinde bulunan takıların cinsini, gramını, ayarını ve adedini (örneğin; 5 adet 22 ayar 20 gram Adana burması, 1 adet 14 ayar set, 15 adet çeyrek altın vb.) tespit eder ve mahkemeye rapor sunar.

Banka Dekontları, Kredi Kayıtları ve Tapu İşlemleri

Altınların varlığını ispatladıktan sonraki en zorlu aşama, bu altınların ev almak için satıldığını (illiyet bağını) kurmaktır. Mahkemeler genellikle şu delillere bakar:

  • Kuyumcu Bozdurma Fişleri/Dekontları: Altınların bozdurulduğu kuyumcudan alınan belgeler.
  • Tarih Uyumu (Kritik Nokta): Altınların bozdurulduğu tarih veya kadının banka kasasından altınları çıkardığı tarih ile evin tapusunun yapıldığı veya müteahhide peşinatın ödendiği tarihin birbirine çok yakın (birkaç gün veya hafta içinde) olması gerekir. Arada aylar varsa, mahkeme illiyet bağını kurmakta zorlanabilir.
  • Para Transferleri: Bozdurulan altın bedelinin, doğrudan satıcının (ev sahibinin/müteahhidin) hesabına EFT/Havale yoluyla gönderilmesi en güçlü delildir.

Tanık Beyanlarının Rolü ve Sınırları

Yazılı belge bulunamayan durumlarda tanık beyanları devreye girer. Yargıtay, altınların ev almak için bozdurulduğunun ispatında tanık dinletilebileceğini kabul etmektedir. Özellikle evin alım sürecinde yaşanan konuşmalara şahit olan aile üyeleri, emlakçı veya tarafların ortak arkadaşları mahkemede dinletilebilir. Ancak tanıkların ifadeleri net, tarih bazlı ve tutarlı olmalıdır. "Altınları sattılar diye duydum" gibi duyuma dayalı tanıklıklar hakimin kanaat oluşturması için yeterli görülmeyebilir.

Sık Karşılaşılan Senaryolar ve Çözüm Yolları

Boşanma aşamasında mal paylaşımı süreci hiçbir zaman laboratuvar ortamındaki gibi kusursuz yürümez. Pratik hayatta karşılaştığımız spesifik senaryolara ve hukuki çözümlerine değinelim.

Altınların Kredi Peşinatı Olarak Kullanılması

Çiftlerin büyük bir kısmı ev alırken peşinatı altınları bozdurarak denkleştirmekte, kalan meblağ için konut kredisi çekmektedir. Bu durumda ev bir yandan kadının kişisel malıyla (altınlar), bir yandan da ortak edinilmiş malla (kredi ödemeleri) finanse edilmiş olur.

Boşanma durumunda, kredi taksitlerinin ne kadarının evlilik içinde ödendiği, ne kadarının boşanma davası açıldıktan sonra (bekleyen borç olarak) kaldığı hesaplanır. Kadın, hem yatırdığı altın peşinatından doğan değer artış payını alır, hem de evlilik içinde ödenen kredi taksitlerinden doğan edinilmiş mal (katılma) alacağını talep eder. Eğer kredi davası açıldıktan sonra erkek tarafından ödenmeye devam ediyorsa, bu kısım erkeğin kişisel ödemesi sayılır ve tasfiyede denkleştirilir.

Evin Erkeğin Ailesi Üzerine Yapılması Durumu

Maalesef ülkemizde kadının altınları bozdurulup ev alınırken, ileride oluşabilecek boşanma ve mal paylaşımı risklerine karşı evin tapusunun kayınpeder, kayınvalide veya kayınbirader üzerine yapıldığı sıklıkla görülmektedir.

Bu durumda Aile Mahkemesi'nde klasik bir mal paylaşımı davası açmak yeterli olmaz, zira ev 3. bir kişinin (kayınpederin) üzerindedir ve Aile Mahkemesi doğrudan 3. kişiyi davaya dahil edip tapu iptali yapamaz. Bu noktada Asliye Hukuk Mahkemesi'nde "İnançlı İşlem", "Muvazaa" (Danışıklı Dövüş) veya "Sebepsiz Zenginleşme" hükümlerine dayalı ayrı bir dava açılması ve Aile Mahkemesindeki sürecin bekletici mesele yapılması gerekebilir. Bu oldukça karmaşık bir dava türü olup mutlaka uzman bir mal paylaşımı avukatı ile yürütülmelidir.

Kadının Kendi İsteğiyle Altınları Vermesi Durumu

Erkek tarafı genellikle, "Altınları kendi elleriyle bozdurdu, makbuzu kendi imzaladı" şeklinde savunma yapar. Tekrar vurgulamak gerekir ki, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun güncel kararları gereği, kadının sırf altınları bizzat kuyumcuda bozdurması veya parasını kendi banka hesabından eşine göndermesi, altınlardan ivazsız (karşılıksız) olarak vazgeçtiği anlamına gelmez. Bağışlama iradesinin "Sana hediye ediyorum, geri istemeyeceğim" şeklinde çok açık ve şüpheden uzak bir biçimde (örneğin yazılı bir belge veya net tanık beyanlarıyla) kanıtlanması erkek tarafının üzerindedir.

Boşanmada Mal Kaçırma Girişimleri ve Önleyici Tedbirler

Boşanma kararı alındığında veya dava açıldığında, tapusu erkeğin üzerinde olan evin hızla üçüncü bir kişiye satılması (mal kaçırma) en büyük risktir. Altınlarınızı yatırdığınız evi bir anda satılmış olarak bulabilirsiniz. Bunun önüne geçmek için zamanla yarışılmalıdır.

Tapu Üzerine İhtiyati Tedbir veya Aile Konutu Şerhi Konulması

Dava açılır açılmaz atılması gereken ilk hukuki adım şunlardır:

  • Aile Konutu Şerhi: Eğer o evde eşinizle birlikte yaşıyorsanız, ev doğrudan "Aile Konutu" statüsündedir. Mahkemeye (veya doğrudan tapu müdürlüğüne gerekli belgelerle) başvurarak tapuya "Aile Konutu Şerhi" işletebilirsiniz. Bu şerh konulduğunda, tapu sahibi eş sizin açık rızanız olmadan evi kesinlikle satamaz, ipotek ettiremez.
  • İhtiyati Tedbir Talebi: Ev aile konutu değilse (örneğin yatırım için alınıp kiraya verilmişse), mal rejiminin tasfiyesi davası (katkı/değer artış payı davası) açılarak mahkemeden taşınmazın 3. kişilere devrinin önlenmesi için "İhtiyati Tedbir" talep edilmelidir. Hakim, davanın doğasına göre teminatlı veya teminatsız olarak evin satılamaması için tapuya tedbir koyar. Tedbir süreçleriyle ilgili daha detaylı bilgi için mal kaçırma konulu makalemizi inceleyebilirsiniz.
⚠️Dikkat
İhtiyati tedbir talebinin sadece boşanma davası dilekçesinde istenmesi genellikle mahkemelerce reddedilir. Çünkü boşanma davaları şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardır ve mülkiyet uyuşmazlığı içermez. Tedbir, mutlaka ayrı açılmış veya tefrik edilecek olan mal rejimi davası üzerinden istenmelidir.

Örnek Dilekçe: Ziynet Eşyası ve Değer Artış Payı Talebi

Aşağıda, ev almak için kullanılan ziynet eşyalarının iadesi ve değer artış payı talebini içeren örnek bir dilekçe taslağı sunulmuştur. DİKKAT: Bu taslak bilgilendirme amaçlıdır. Her davanın kendine has dinamikleri olduğu için doğrudan kullanılması hak kayıplarına yol açabilir.

📋Örnek
İSTANBUL NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİNE

DAVACI (KARŞI DAVALI): İsim Soyisim (T.C. Kimlik No) - Adres VEKİLİ: Av. Murat Aydar - İstanbul DAVALI (KARŞI DAVACI): İsim Soyisim (T.C. Kimlik No) - Adres

KONU: Evlilik birliği içinde davalıya verilen ziynet eşyalarının aynen, mümkün olmadığı takdirde fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsili ile; davalı adına kayıtlı olan ...... ili, ...... ilçesi, ...... ada, ...... parselde kayıtlı taşınmaz (ev) için ziynet eşyalarından kaynaklı Değer Artış Payı Alacağı ve Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi gereği Artık Değere Katılma Alacağımızın (şimdilik 20.000 TL) davalıdan tahsili taleplidir.

AÇIKLAMALAR:

  1. Müvekkilim ile davalı .../.../2018 tarihinde evlenmiş olup, aralarındaki boşanma davası İstanbul ... Aile Mahkemesinin 2026/... E. sayılı dosyası ile derdesttir.
  2. Tarafların düğün merasimi sırasında müvekkilime takılan, kadının kişisel malı niteliğindeki ziynet eşyaları (Bilirkişi incelemesi ile tespit edilecek düğün CD'si ve fotoğraflar ektedir), davalı tarafın ısrarı neticesinde ev almak amacıyla bozdurulmuştur.
  3. .../.../2020 tarihinde müvekkile ait ziynetler ... Kuyumcusunda bozdurulmuş ve elde edilen bedel, dava konusu taşınmazın alımı için davalının ... Bankası hesabına peşinat olarak yatırılmıştır. (Banka dekontları ektedir).
  4. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında da sabit olduğu üzere, kadına ait ziynet eşyalarının evin ihtiyacı veya yatırım amacıyla kullanılması, bunların iade edilmemek üzere bağışlandığı anlamına gelmez.
  5. Bu sebeple öncelikle dava konusu taşınmazın 3. kişilere devrinin engellenmesi için TAPU KAYDINA İHTİYATİ TEDBİR konulmasını, yargılama neticesinde ziynet eşyalarının bedeli ve taşınmaz üzerindeki değer artış payı alacağımızın davalıdan tahsilini talep etme zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER: TMK, HMK ve ilgili mevzuat. DELİLLER: Tapu kayıtları, banka dekontları, düğün videoları, tanık beyanları, bilirkişi incelemesi, yemin ve her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle, haklı davamızın kabulü ile; öncelikle taşınmaz kaydı üzerine TEMİNATSIZ İHTİYATİ TEDBİR konulmasına, ziynet alacağı ve mal rejiminden kaynaklı alacaklarımızın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederim. .../.../2026

Davacı Vekili Av. Murat Aydar

Sürecin Profesyonel Yönetimi

Boşanma sürecinde, özellikle işin içine gayrimenkul ve yüksek değerli ziynet eşyaları girdiğinde, duygusal kararlar almak veya kulaktan dolma bilgilerle hareket etmek telafisi imkansız zararlara yol açar. Altınların nerede bozdurulduğunun bulunması, düğün videolarının teknik analizi, tapudaki işlemlerle para transferleri arasındaki tarihsel illiyet bağının kurulması ve değer artış payının güncel TÜFE ve rayiç bedeller üzerinden hesaplanması, tamamen uzmanlık gerektiren matematiksel ve hukuki süreçlerdir.

Evliliğiniz için yaptığınız maddi fedakarlıkların, altınlarınızın ve birikimlerinizin sizin elinizden kayıp gitmesine izin vermemek en doğal hakkınızdır. Hukuk sistemi, iddialarını doğru hukuki gerekçelerle ve eksiksiz delillerle ispat eden tarafı her zaman korur. Bu çetin süreci, stratejik düşünebilen, tapu, aile ve borçlar hukuku disiplinlerine aynı anda hakim profesyonel bir ekiple yürütmek, adaletin tecelli etmesi için en önemli adımdır.

Yazar Hakkında
Av. Murat Aydar

Av. Murat Aydar

Boşanma Avukatıİstanbul Barosu - Sicil No: 62459

İstanbul'da aile hukuku alanında müvekkillerime hizmet veriyorum. Özellikle anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı davalarında hukuki destek sağlıyorum.