Özet
Boşanma aşamasında müşterek konutun kime tahsis edileceğine hakim, eşlerin ekonomik durumu, çocukların üstün yararı ve barınma ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak karar verir. Evi haklı bir nedene dayanarak terk etmek suç değildir ve 'terk nedeniyle boşanma' sebebi sayılmaz. Konutun tahsisi TMK madde 169 gereği geçici bir tedbirdir ve evin mülkiyetinin kimde olduğundan bağımsız olarak verilir. Bu süreçte kira, aidat ve kredi ödemelerinin nasıl yapılacağı da mahkeme tarafından tedbir nafakası kapsamında değerlendirilebilir.
Boşanma kararı alan çiftlerin karşılaştığı ilk ve en büyük krizlerden biri, dava süresince aynı evde yaşanıp yaşanmayacağı veya kimin evden ayrılacağıdır. Türk Medeni Kanunu, boşanma davası açılmasıyla birlikte eşlerin ayrı yaşama hakkı kazandığını açıkça belirtir. Ancak bu ayrılık sürecinde müşterek evin kime tahsis edileceği (özgüleneceği), içerideki eşyaların durumu, kira veya kredi ödemelerinin kim tarafından yapılacağı karmaşık bir hukuki süreçtir. Bir İstanbul boşanma avukatı olarak mesleki pratiğimde en sık karşılaştığım sorun, eşlerin evden ayrılmanın hukuki sonuçlarını tam olarak bilememesi ve yanlış adımlar atarak davada dezavantajlı duruma düşmeleridir.
2026 yılı itibarıyla, artan barınma maliyetleri ve ekonomik dalgalanmalar, müşterek evin dava süresince kime tahsis edileceği konusunu daha da hayati bir hale getirmiştir. Bu kapsamlı rehberde, boşanma aşamasında evden ayrılmanın hukuki sonuçlarını, konutun eşlerden birine nasıl özgülendiğini, hakimlerin hangi kriterleri dikkate aldığını ve bu süreçte yapılması gerekenleri tüm detaylarıyla, emsal niteliğindeki genel hukuk kuralları çerçevesinde inceleyeceğiz.
Boşanma Sürecinde Müşterek Evden Ayrılmak Suç Mu?
Toplumumuzda en yaygın yanlış inanışlardan biri, boşanma davası açmadan veya açtıktan hemen sonra evden ayrılmanın "suç" olduğu veya davada kişiyi "kusurlu" kılacağı yönündedir. Hukuk sistemimizde evi terk etmek bir ceza kanunu suçu değildir. Ancak, aile hukukundaki yansımaları bakımından dikkatle ele alınmalıdır. Eşlerden birinin ortak hayatı sonlandırmak amacıyla evden ayrılması, duruma göre haklı veya haksız olarak değerlendirilebilir.
Boşanma davası açıldığı andan itibaren, eşlerin ayrı yaşama hakkı doğar. Yani dava dilekçesi mahkemeye sunulduktan sonra eşlerden birinin evden ayrılması hiçbir şekilde aleyhe bir durum yaratmaz. Sorun genellikle, dava henüz açılmadan önce yaşanan fiili ayrılıklarda ortaya çıkar.
Evi Terk Etmenin Hukuki Sonuçları Nelerdir?
Evi terk etmenin hukuki sonuçları, terk eyleminin hangi saiklerle (amaçlarla) ve hangi şartlar altında gerçekleştiğine bağlıdır. Eğer bir eş, hiçbir haklı neden olmaksızın, sırf evlilik birliğinin getirdiği yükümlülüklerden kaçmak (örneğin; eşine bakmamak, çocukları ihmal etmek) amacıyla evi terk ederse, bu durum Türk Medeni Kanunu kapsamında "Terk Nedeniyle Boşanma" davasına konu olabilir.
Ancak terk nedeniyle boşanma davası açılabilmesi için terk eden eşin en az 6 ay boyunca eve dönmemesi ve mahkeme/noter kanalıyla çekilen usulüne uygun ihtara rağmen süresi içinde ortak konuta dönmemiş olması gerekir. Yani bir akşam tartışıp evden ayrılmak, doğrudan aleyhinize kesin bir boşanma sebebi yaratmaz.
Haklı Nedenle Evi Terk Etme Kavramı
Fiziksel, psikolojik, ekonomik veya cinsel şiddet gören; aldatılan veya sürekli hakarete uğrayan bir eşin evden ayrılması "haklı nedenle terk" olarak kabul edilir. Can güvenliği tehlikede olan veya onur kırıcı davranışlara maruz kalan bir kişinin aynı evde yaşamaya devam etmesi kendisinden beklenemez.
Böyle bir durumda evden ayrılan eş kusurlu sayılmayacağı gibi, bilakis bu haklı nedenlerini kanıtlayarak karşı tarafa maddi ve manevi tazminat talepli çekişmeli boşanma avukatı aracılığıyla dava açabilir. Konuyla ilgili daha detaylı bilgiyi boşanmada evi terk etmek başlıklı yazımızda da inceleyebilirsiniz.
Boşanma Davasında Müşterek Konut Kime Tahsis Edilir?
Boşanma davası açıldığında, eşlerden biri mahkemeden müşterek konutun dava süresince kendisine tahsis edilmesini talep edebilir. Bu talep, Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesinde düzenlenen "Geçici Önlemler" kapsamında değerlendirilir. Hakimin burada vereceği karar geçicidir; yani davanın sonuna kadar geçerlidir ve evin mülkiyetinin kimde olduğunu değiştirmez.
Peki, tapusu koca üzerine olan ev kadına tahsis edilebilir mi? Kesinlikle evet. Geçici tahsis kararlarında mülkiyet hakkı ikinci plandadır. Öncelikli olan husus, barınma ihtiyacının hakkaniyete uygun olarak nasıl karşılanacağıdır.
Konutun Özgülenmesinde Hakimin Dikkate Aldığı Kriterler Nelerdir?
Mahkeme, konutun kime tahsis edileceğine karar verirken rastgele bir seçim yapmaz. Belirli somut kriterler üzerinden detaylı bir değerlendirme süreci yürütülür. Bu aşamada boşanma davası nasıl açılır süreç rehberi başlıklı makalemizde de belirttiğimiz gibi, dava dilekçesinde taleplerin net ve gerekçeli sunulması hayati önem taşır.
Çocukların Üstün Yararı ve Velayet Durumu
Hakimlerin konut tahsisinde en çok önem verdiği kriter, müşterek çocukların varlığıdır. Çocukların alıştıkları çevreden, okullarından ve sosyal hayatlarından koparılmamaları psikolojik gelişimleri açısından büyük önem taşır. Bu nedenle, geçici velayet kime veriliyorsa (veya fiilen çocuklar kiminle kalıyorsa), ev genellikle o eşe ve çocuklara tahsis edilir.
Örneğin; anne ve üç çocuğu evde kalırken, babanın yeni bir düzen kurması daha makul kabul edilir. Ancak çocukların üstün yararı babanın yanında kalmalarını gerektiriyorsa, ev babaya da tahsis edilebilir.
Eşlerin Ekonomik ve Sosyal Durumları
Çocuğun olmadığı durumlarda veya çocukların durumu belirleyici olmadığında, eşlerin ekonomik güçleri devreye girer. Hangi eşin evden ayrıldığında yeni bir kiralık ev tutma, eşya alma ve düzen kurma imkanı daha zayıfsa, ev o eşe tahsis edilir.
Örneğin; çalışmayan, herhangi bir geliri olmayan ve gidecek ailesi bulunmayan bir kadının sokakta kalmaması için ev kendisine özgülenirken; düzenli geliri olan, kalacak yeri veya otel/kira masrafını karşılayacak maddi gücü olan kocanın evden ayrılmasına karar verilebilir. Burada amaç, dava sürecinde eşlerden birinin mağdur olmasını engellemektir.
TMK 169 Kapsamında Geçici Önlemler ve Evin Tahsisi Nasıl İstenir?
Konutun tahsisi kendiliğinden gerçekleşmez. Bu yönde açık bir talep olması (veya hakimin re'sen durumu tespit edip gerekli görmesi) gerekir. Pratik işleyişte şu adımlar izlenir:
- Dilekçe Aşamasında Talep: Boşanma dava dilekçesinde (veya cevap dilekçesinde), "TMK madde 169 gereğince müşterek konutun dava süresince tarafıma ve müşterek çocuklara tahsis edilmesine" şeklinde açık bir talep yazılmalıdır.
- Gerekçelendirme: Talebin altı doldurulmalıdır. Neden evin size tahsis edilmesi gerektiği (çocukların okulu, ekonomik imkansızlık, eşyaların durumu vb.) açıklanmalıdır.
- Tensip Zaptı ile Karar: Mahkeme, dava açıldıktan kısa bir süre sonra hazırladığı tensip zaptında (ilk ara karar) bu talebi değerlendirir. Eğer dosya üzerinden karar verilebilecek yeterli delil varsa, duruşmayı beklemeden konut tahsis kararı verebilir.
- Duruşmada İnceleme: Eğer mahkeme dosya üzerinden karar verememişse, ön inceleme duruşmasında tarafları dinleyerek ve sosyal ve ekonomik durum araştırması (SEDA) raporlarını inceleyerek kararını verir.
6284 Sayılı Kanun Kapsamında Uzaklaştırma ve Konut Tahsisi Farkı Nedir?
Boşanma sürecinde sıklıkla karıştırılan iki kavram vardır: Aile Mahkemesinin boşanma davası içindeki konut tahsisi kararı ile 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamındaki uzaklaştırma kararı.
Eğer evde fiziksel, psikolojik, cinsel veya ekonomik şiddet varsa veya şiddet tehlikesi bulunuyorsa, boşanma davası açılmasını dahi beklemeden 6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir talep edilebilir. Bu durumda mahkeme, şiddet uygulayan (veya uygulama ihtimali olan) eşin müşterek konuttan derhal uzaklaştırılmasına ve konutun korunan kişiye tahsis edilmesine karar verir.
- TMK 169 Tahsisi: Şiddet şartı aranmaz. Barınma ihtiyacı, ekonomik durum ve çocukların yararı gözetilerek verilir. Karar dava sonuna kadar geçerlidir.
- 6284 Sayılı Kanun Tahsisi: Şiddet veya tehlike şartı aranır. Hızlıca verilir (genellikle 24-48 saat içinde). Belirli sürelidir (1 ay, 3 ay, en fazla 6 ay), süre bitiminde tehlike devam ediyorsa uzatılır. Mülkiyetin kimde olduğuna kesinlikle bakılmaz.
Boşanma Aşamasında Evin Giderlerini Kim Öder?
Evin bir eşe tahsis edilmesiyle sorunlar bitmez; aksine yeni bir ekonomik mücadele başlar. Elektrik, su, doğalgaz faturaları, apartman aidatı ve en önemlisi kira veya kredi taksitleri kim tarafından ödenecektir?
Kira, Aidat ve Faturalardan Kim Sorumludur?
Kural olarak sözleşme (kira kontratı veya abonelik) kimin üzerineyse, üçüncü kişilere (ev sahibi, elektrik idaresi vb.) karşı hukuki sorumlu odur. Ancak aile hukuku açısından durum farklı değerlendirilir.
Mahkeme, ev kendisine tahsis edilmeyen eşin maddi gücü yüksekse, evde kalan eşin barınma giderlerini karşılaması için "tedbir nafakası" na hükmedebilir. Bu nafaka belirlenirken, evde kalan eşin ödemek zorunda kalacağı kira, aidat ve fatura giderleri dikkate alınarak yüksek bir meblağ tayin edilebilir. Yani evden ayrılan eş, doğrudan ev sahibine kira ödemese bile, eşine ödediği tedbir nafakası vasıtasıyla bu masraflara katlanmak zorunda kalabilir. Boşanma sürecinde kirayı kim öder konulu yazımızda bu spesifik durumu kontrat bağlamında detaylandırmıştık.
Kredi Ödemeleri Devam Eden Evin Durumu
Eğer müşterek ev evlilik birliği içinde kredi ile alınmışsa ve taksitleri ödenmeye devam ediyorsa süreç daha da karmaşıklaşır. Ev kime tahsis edilirse edilsin, bankaya karşı sorumlu olan kişi kredi sözleşmesini imzalayan eştir. Banka, "boşanma davamız var, evde eşim oturuyor, krediyi o ödesin" savunmasını kabul etmez.
| Gider Türü | Hukuki Muhatap (3. Kişilere Karşı) | Boşanma Davasındaki Yansıması |
|---|---|---|
| Kira Bedeli | Kira kontratında adı yazan eş | Tedbir nafakası hesaplanırken dikkate alınır |
| Konut Kredisi | Banka ile kredi sözleşmesi yapan eş | Mal paylaşımı davasında denkleştirmeye tabi tutulur |
| Elektrik/Su vb. | Abonelik kimin üzerineyse o eş | Eşlerin ekonomik gücüne göre nafaka ile dengelenir |
| Apartman Aidatı | Tapu sahibi (veya kiracı sıfatıyla oturan) | Tedbir nafakası kapsamına dahil edilebilir |
Kredi borcunu ödeyen eş, ileride açılacak mal paylaşımı davasında (boşanma kararının kesinleşmesinden sonra), boşanma dava tarihinden sonra kendi kişisel geliriyle ödediği kredi taksitlerinin tamamını güncel değeriyle karşı taraftan talep etme hakkına sahiptir.
Müşterek Evdeki Eşyaların Durumu Nasıl Düzenlenir?
Evden ayrılan eş, genellikle kişisel kıyafetlerini ve mesleki eşyalarını alarak evden çıkar. Peki, televizyonu, buzdolabını veya oturma grubunu alabilir mi? TMK 169 bağlamında hakim konutu bir eşe tahsis ettiğinde, kural olarak konutun içindeki zorunlu ev eşyalarıyla birlikte tahsisine karar verir. Çünkü boş bir duvarın tahsis edilmesi barınma ihtiyacını gidermez.
Bu nedenle evden ayrılan eşin, ortak kullanıma özgülenmiş beyaz eşya, mobilya gibi eşyaları söküp götürmesi hukuka aykırıdır. Eğer evden ayrılan eş gizlice girip evi boşaltırsa, diğer eş mahkemeden eşyaların iadesini veya bu durumun yaratacağı mağduriyetin giderilmesi için ek tedbir nafakası talep edebilir.
Evden Ayrılan Eş Geri Dönebilir Mi?
Bu durum iki farklı senaryoda incelenmelidir:
1. Mahkeme Tahsis Kararı Vermişse: Mahkeme müşterek evi eşlerden birine (örneğin kadına) tahsis etmişse, evden ayrılan koca artık o eve kendi kafasına göre giremez. Anahtarı olsa dahi giremez. Eğer zorla girmeye çalışırsa veya girerse, bu durum konut dokunulmazlığının ihlali suçunu (TCK Madde 116) oluşturabilir ve ayrıca 6284 sayılı yasa kapsamında uzaklaştırma ve tazyik hapsi yaptırımları ile karşılaşabilir.
2. Mahkeme Kararı Yoksa (Henüz Dava Açılmamış veya Ara Karar Kurulmamışsa): Mahkeme kararı yokken ev hukuken hala "ortak konut" statüsündedir. Her iki eşin de eve girme hakkı vardır. Eşlerden birinin çilingir çağırıp kilidi değiştirmesi hukuka uygun değildir. Ancak fiiliyatta bu durum sıkça yaşanır ve kilit değiştirildiğinde kapıda kalan eş zorla içeri girmeye çalışırsa fiziksel arbedeler ve polis müdahaleleri yaşanır. Böyle bir kaos ortamı yaratmamak adına, derhal mahkemeden tahsis veya uzaklaştırma kararı talep edilmelidir.
Aile Konutu Şerhi ile Konutun Özgülenmesi Arasındaki Farklar Nelerdir?
Halk arasında çok sık karıştırılan bir diğer mesele, tapuya konulan "Aile Konutu Şerhi"nin eve sahip olma veya oturma hakkı verdiğinin sanılmasıdır. İkisi tamamen farklı koruma mekanizmalarıdır.
- Aile Konutu Şerhi: Tapu siciline işlenir. Amacı, tapu sahibi eşin evi diğer eşin rızası olmadan satmasını, devretmesini veya ipotek ettirmesini engellemektir. Boşanma davası kesinleşene kadar geçerlidir. Dava sürecinde kimin içeride oturacağını belirlemez.
- Konutun Özgülenmesi (Tahsis): Aile Mahkemesi tarafından tensip zaptı veya ara kararla verilir. Tapuda şerh olup olmamasına bakılmaksızın, dava boyunca fiilen o evin içinde kimin yaşayacağını belirler.
Yani siz tapuya aile konutu şerhi koydurmuş olabilirsiniz ama mahkeme ekonomik durumu ve çocukları gözeterek evin fiili kullanımını eşinize bırakabilir. Bu durumda eşiniz evi satamaz ama dava bitene kadar içeride o oturur.
Boşanma Aşamasında Konut Tahsisi Talebi İçin Örnek Dilekçe
Aşağıda, boşanma davası sürecinde müşterek konutun tarafınıza tahsis edilmesi talebini içeren, fikir vermesi amacıyla hazırlanmış örnek bir dilekçe taslağı bulunmaktadır. Her dava kendine özgüdür ve bir avukat yardımı olmaksızın matbu dilekçelerle işlem yapmak hak kayıplarına yol açabilir.
İSTANBUL ( ). AİLE MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ'NE
DOSYA NO: 2026/.... Esas
TALEPTE BULUNAN DAVACI/DAVALI: (Ad Soyad, T.C. Kimlik No) ADRES: (Müşterek konutun adresi) VEKİLİ: Av. Murat Aydar
KARŞI TARAF DAVALI/DAVACI: (Ad Soyad, T.C. Kimlik No) ADRES: (Biliniyorsa)
KONU: Türk Medeni Kanunu Madde 169 uyarınca geçici önlem olarak, ......... adresinde bulunan müşterek konutun ve içerisindeki ev eşyalarının dava süresince tarafıma ve müşterek çocuklara tahsis edilmesi talebidir.
AÇIKLAMALAR:
Sayın Mahkemeniz nezdinde yukarıda esas numarası belirtilen dosya üzerinden boşanma davamız derdesttir.
Müşterek evlilik birliği içerisinde ikamet ettiğimiz (adres bilgisi) adresindeki konutta halen müvekkil ve ... yaşlarındaki müşterek çocuklar birlikte yaşamaktadır. Karşı taraf (eş) evden ayrılmıştır / ayrılmamış olup ev içinde ciddi huzursuzluklar yaşanmaktadır.
Müşterek çocukların okullarının bu adrese yakın olması, mevcut sosyal çevrelerinden kopmamalarının psikolojik gelişimleri açısından elzem olması ve müvekkilimin mevcut ekonomik durumu itibarıyla yeni bir ev kiralama ve düzen kurma imkanının bulunmaması sebepleriyle bu talebi sunma zarureti hasıl olmuştur.
Karşı tarafın düzenli bir geliri olup, farklı bir konutta barınma ihtiyacını karşılayabilecek ekonomik güce sahiptir.
HUKUKİ NEDENLER: TMK m. 169, HMK ve ilgili sair mevzuat.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz ve izah edilen nedenler ile Sayın Mahkemenizin resen dikkate alacağı nedenlerle;
İleride telafisi güç mağduriyetlerin yaşanmaması ve müşterek çocukların üstün yararı gözetilerek, (Açık Adres) adresinde bulunan müşterek konutun ve içindeki tüm zorunlu ev eşyalarının dava süresince müvekkilime ve müşterek çocuklara TAHSİS EDİLMESİNE (ÖZGÜLENMESİNE) karar verilmesini saygılarımla vekaleten talep ederim. (Tarih - Yıl: 2026)
Talepte Bulunan Vekili Av. Murat Aydar (İmza)
Boşanma süreci duygusal olarak yıpratıcı olmasının yanında, barınma gibi en temel ihtiyaçların da risk altında olduğu hassas bir dönemdir. Müşterek evden kimin ayrılacağı, eşyaların kimde kalacağı ve faturaların kim tarafından ödeneceği gibi konularda fevri kararlar almadan önce mutlaka uzman bir hukukçudan destek alınmalıdır. Mahkemeden alınacak usulüne uygun geçici tedbir kararları, sürecin daha medeni ve sorunsuz ilerlemesini sağlayacaktır.

Av. Murat Aydar
İstanbul'da aile hukuku alanında müvekkillerime hizmet veriyorum. Özellikle anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı davalarında hukuki destek sağlıyorum.