Boşanma Hukuku

Boşanma Davalarında İstinaf Aşamasında Talep Edilmeyen Hususların Durumu Nedir?

Av. Murat Aydarİstanbul Boşanma Avukatı
Son güncelleme: 26 Temmuz 2026
12 dk okuma

Özet

Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca istinaf incelemesi, kural olarak istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Boşanma davalarında taraflar, kararın sadece bir kısmını istinaf edip diğer kısımlarını talep etmezse, istinaf edilmeyen kısımlar kesinleşir ve karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşturur. Kamu düzenine ilişkin olan velayet gibi konular istisna teşkil etse de kusur tespiti, nafaka ve tazminat gibi hususlarda talep edilmeyen haklar geri döndürülemez şekilde kaybedilir. Bu durum, kısmi istinaf süreçlerinde stratejik hatalar yapılmamasını zorunlu kılar.

Boşanma davaları, hem maddi hem de manevi boyutları itibarıyla son derece karmaşık ve yıpratıcı süreçlerdir. İlk derece mahkemesi (Aile Mahkemesi) tarafından verilen karar, sürecin sadece bir aşamasını oluşturur. Kararın taraflardan birini veya her ikisini tatmin etmemesi durumunda, dosya Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) nezdinde istinaf incelemesine taşınır. Ancak 2026 yılı itibarıyla adliye koridorlarında ve hukuki danışmanlıklarda en sık karşılaştığımız sorunlardan biri, istinaf kanun yoluna başvururken yapılan eksik taleplerdir. Vatandaşlarımız genellikle dosyayı üst mahkemeye taşıdıklarında, hakimlerin dosyayı baştan sona inceleyip tüm hataları düzelteceğini düşünmektedir. Ne yazık ki hukuki gerçeklik bu şekilde işlemez. İstinaf aşamasında talep edilmeyen, dilekçede açıkça vurgulanmayan hususlar hukuken çok ağır sonuçlar doğurur.

Bir İstanbul'un en iyi boşanma avukatı olarak mesleki tecrübelerim ışığında söyleyebilirim ki, davanın ilk aşamasını kazanmış olsanız bile, istinaf aşamasında yapılacak stratejik bir hata, tüm kazanımlarınızı kaybetmenize yol açabilir. Bu makalede, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ışığında, boşanma davalarında istinaf edilmeyen hususların akıbetini, kamu düzeni istisnalarını, kusur oranlarının kesinleşmesinin yarattığı domino etkisini ve hak kayıplarını önlemek için dikkat edilmesi gereken usul kurallarını tüm detaylarıyla, pratik örnekler üzerinden inceleyeceğiz.

İstinaf Kanun Yolu ve Boşanma Davalarındaki Temel İşlevi Nedir?

İstinaf, ilk derece mahkemelerinin verdikleri nihai kararların, hem maddi vaka hem de hukuki denetim açısından bir üst mahkeme olan Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından incelenmesini sağlayan olağan bir kanun yoludur. Boşanma davalarında Aile Mahkemesi hakimi, tarafların sunduğu delilleri toplar, tanıkları dinler ve bir kanaate vararak karar tesis eder. Ancak bu karar her zaman hukuka, usule veya maddi gerçekliğe tam olarak uygun olmayabilir. İşte bu noktada taraflara, kararın düzeltilmesi veya tamamen kaldırılarak yeni bir karar verilmesi için istinaf hakkı tanınmıştır.

İstinaf mahkemelerinin en önemli özelliği, Yargıtay'dan (temyiz makamı) farklı olarak sadece hukuki denetim yapmakla kalmayıp, gerektiğinde dosya üzerinden veya duruşma açarak maddi vakaları da yeniden inceleyebilmesidir. Yani istinaf mahkemesi, eksik toplanan bir delili tamamlayabilir, yeni bir tanık dinlenmesine karar verebilir (istisnai durumlarda) ve ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak esastan kendisi yeni bir hüküm kurabilir.

Ancak bu geniş yetki, sınırsız değildir. İstinaf incelemesinin sınırlarını çizen en temel kural, "istinaf sebepleriyle bağlılık" ilkesidir. Tarafların detaylı bir hukuki yardım almadan, kendi başlarına hazırladıkları matbu dilekçelerle yaptıkları başvurular, genellikle mahkemenin inceleme alanını daraltmakta ve hak kayıplarına neden olmaktadır. Çekişmeli boşanma davası süreçleri doğası gereği birçok feri (yan) talebi barındırdığı için, bu taleplerin her birinin istinaf aşamasında ayrı ayrı değerlendirilmesi ve itiraz edilecekse açıkça yazılması şarttır.

HMK Kapsamında İstinaf Dilekçesinde Belirtilmeyen Sebeplerin İncelenmesi Mümkün müdür?

Türk usul hukukunun bel kemiğini oluşturan Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK), taraflarca getirilme ilkesi ve taleple bağlılık ilkesi üzerine inşa edilmiştir. Bu ilkelerin istinaf aşamasındaki yansıması, incelemenin sınırlarını belirleyen kanun maddelerinde açıkça görülür.

Bir taraf istinaf dilekçesi hazırlarken, kararın hangi yönlerden hatalı olduğunu açık, net ve gerekçeli bir şekilde belirtmek zorundadır. Örneğin, Aile Mahkemesi hem boşanmaya, hem aylık 5.000 TL yoksulluk nafakasına, hem de velayetin anneye verilmesine karar vermiş olabilir. Eğer davalı baba, sadece nafakanın yüksek olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunursa ve dilekçesinde velayet hususuna ya da boşanma kararına hiç değinmezse, mahkemenin inceleme alanı daralır.

⚖️Yasal Düzenleme
Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 355: İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.

Yukarıdaki emredici hükümden de anlaşılacağı üzere, Bölge Adliye Mahkemesi hakimleri dosyanın kapağını açtıklarında öncelikle istinaf dilekçesindeki taleplere bakarlar. "Hakim dosyayı incelerken hatayı görür ve düzeltir" inancı tamamen yanlıştır. Talep edilmeyen bir hususta mahkemenin inceleme yapma yetkisi yoktur. Bu durumun tek bir istisnası vardır; o da kamu düzenine aykırılıktır.

Kamu Düzenine İlişkin Hususların Re'sen İncelenmesi Kuralı

Kamu düzeni, toplumun temel yapısını, devletin güvenliğini, genel ahlakı ve zayıf konumda olan bireylerin (özellikle çocukların) üstün yararını koruyan kurallar bütünüdür. Boşanma hukukunda kamu düzeni denildiğinde akla gelen ilk ve en önemli kavram "çocuğun üstün yararı" ve dolayısıyla velayet konusudur.

Taraflar istinaf dilekçesinde velayet konusuna hiç değinmemiş olsalar bile, dosya içerisindeki raporlardan, tanık beyanlarından veya yeni ortaya çıkan bir durumdan çocuğun mevcut velayet sahibinin yanında kalmasının tehlikeli olduğu, fiziksel veya psikolojik gelişiminin risk altında olduğu anlaşılıyorsa, Bölge Adliye Mahkemesi "Siz bunu talep etmediniz, ben karışamam" diyemez. HMK Madde 355'in verdiği yetkiyle, re'sen (kendiliğinden) duruma el koyar ve velayet düzenlemesini değiştirebilir.

Bunun dışında iddia ve savunma hakkının kısıtlanması, taraf teşkili sağlanmadan (örneğin davalıya usulüne uygun tebligat yapılmadan) karar verilmesi, mahkemenin görevsiz olması gibi usuli meseleler de kamu düzenindendir ve talep edilmese dahi istinaf mahkemesince incelenerek karar bozulabilir.

Taraflarca Talep Edilmeyen Hususların Kesinleşmesi Durumu

Kamu düzenine ilişkin olmayan (nafaka, maddi tazminat, manevi tazminat, ziynet eşyaları, ev eşyalarının iadesi vb.) talepler hakkında verilen kararlar, eğer süresi içinde istinaf edilmezse kesinleşir. Kesinleşme, o konudaki uyuşmazlığın hukuken tamamen sona erdiği, artık olağan kanun yollarına başvurulamayacağı anlamına gelir.

Örneğin, mahkeme davacı kadına 100.000 TL maddi tazminat ödenmesine karar vermiş, ancak manevi tazminat talebini reddetmiş olabilir. Davacı kadın maddi tazminatı az bulup istinaf eder, ancak manevi tazminatın reddi kararına itiraz etmezse, manevi tazminat talebinin reddi kesinleşir. İlerleyen aşamalarda "Ben manevi tazminat da istiyordum, onu yazmayı unutmuşuz" diyerek bu talebi canlandırmak hukuken imkansızdır. Bu durum bizi usul hukukunun en katı kurallarından biri olan usuli kazanılmış hak kavramına götürür.

İstinaf Aşamasında İleri Sürülmeyen Taleplerin Usuli Kazanılmış Hakka Etkisi Nedir?

Boşanma davalarında yapılan stratejik hataların en ağır sonuçlarından biri usuli kazanılmış hak müessesesinin ihlal edilmesidir. Birçok dava, esastan haklı olunmasına rağmen sırf bu usul kuralı nedeniyle kaybedilmektedir.

Usuli Kazanılmış Hak Kavramı

Usuli kazanılmış hak, bir davada mahkemenin veya tarafların yaptığı bir işlem sonucunda, taraflardan biri lehine doğan ve artık mahkemenin dahi geri dönemeyeceği hukuki durumu ifade eder. İstinaf aşamasına başvururken talep edilmeyen bir husus, karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak yaratır.

ℹ️Bilgi
Usuli Kazanılmış Hak Örneği: Aile Mahkemesi davalı kocanın 10.000 TL yoksulluk nafakası ödemesine karar vermiştir. Davacı kadın, bu miktarı az bularak istinaf etmemiştir. Sadece davalı koca, nafakayı yüksek bularak veya nafakaya hükmedilmemesi gerektiğini savunarak istinaf yoluna başvurmuştur. Bu senaryoda, kadının nafakayı istinaf etmemesi, koca lehine usuli kazanılmış hak yaratır. Bölge Adliye Mahkemesi, dosyayı incelediğinde kadının aslında çok mağdur olduğunu, kocasının çok zengin olduğunu ve nafakanın 30.000 TL olması gerektiğini düşünse bile, nafakayı 10.000 TL'nin üzerine ÇIKARAMAZ. Çünkü kadın istinaf etmeyerek 10.000 TL'ye razı olduğunu hukuken zımnen kabul etmiş ve koca lehine üst sınırın 10.000 TL olduğu yönünde bir kazanılmış hak doğmuştur.

Bu kuralın amacı, yargılamanın belirli bir disiplin içinde yürümesini sağlamak, taraflara güven vermek ve davaların sonsuza kadar uzamasını engellemektir. Hakkını aramak isteyen taraf, kanunun öngördüğü süre (istinaf için kural olarak 2 hafta) içinde ve usulüne uygun şekilde bu itirazını yapmak zorundadır.

Boşanma Kararlarında Bölünmezlik İlkesi ve İstisnaları

Boşanma kararı kendi içinde bölünebilir bir yapıya sahiptir. Boşanma davası sonucunda verilen hüküm sadece evlilik birliğini sonlandırmakla kalmaz; velayet, nafaka, tazminat gibi feri (yan) sonuçları da içerir. Taraflar, hükmün tamamını istinaf edebilecekleri gibi, sadece belirli bir bölümünü de (kısmi istinaf) istinaf edebilirler.

Eğer taraflar boşanma kararı yönünden itirazda bulunmaz (örneğin her iki taraf da boşanmayı istiyordur), ancak sadece tazminat miktarlarını istinaf ederlerse, mahkemenin "boşanmaya ilişkin kararı" kesinleşir. Bu durumda nüfus müdürlüğüne bildirim yapılarak tarafların bekar statüsüne geçmesi sağlanabilir. Ancak tazminat uyuşmazlığı istinaf mahkemesinde devam eder. Bu durum, boşanma kararına itiraz ve istinaf süreci açısından oldukça stratejik bir hamledir; zira taraflar hayatlarına devam etmek isterken bir yandan da mali konulardaki hukuki mücadelelerini sürdürebilirler.

Spesifik Talepler Bakımından İstinaf Edilmeyen Hususların Akıbeti Nedir?

Boşanma davası neticesinde verilen kararın unsurlarını tek tek ele aldığımızda, istinaf edilmeyen her bir kalemin farklı bir usuli sonuç doğurduğunu görmekteyiz. 2026 yargı pratiğinde en sık karşılaşılan hatalı istinaf başvurularını ana başlıklar halinde inceleyelim.

Kusur Tespiti İstinaf Edilmezse Ne Olur?

Boşanma davalarının kalbi kusur tespitidir. Mahkeme, tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılmasındaki kusur oranlarını (tam kusurlu, ağır kusurlu, eşit kusurlu, az kusurlu, kusursuz) belirler. Tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin kabulü veya reddi doğrudan bu kusur tespitine bağlıdır.

En büyük ve en telafisi imkansız hatalardan biri, kusur oranına itiraz etmeden sadece tazminat veya nafakaya itiraz etmektir.

⚠️Dikkat
Kritik Hata: İlk derece mahkemesi davacı kadını ve davalı erkeği 'eşit kusurlu' bulmuş ve kadının maddi-manevi tazminat taleplerini eşit kusur nedeniyle reddetmiştir. Davacı kadın istinaf dilekçesinde sadece "Tazminat taleplerim haksız yere reddedildi, bana şiddet uygulamıştı, tazminat verilmeli" diyerek tazminatın reddine itiraz eder, ancak mahkemenin "eşit kusur" tespitine açıkça itiraz etmezse felaket senaryosu gerçekleşir. İstinaf mahkemesi diyecektir ki: "Sen eşit kusur tespitini istinaf etmedin, bu husus kesinleşti. Eşit kusurlu eş lehine tazminata hükmedilemez. Kusur tespiti kesinleştiği için tazminat itirazının da reddine karar verilmiştir."

Bu nedenle, bir taraf tazminat veya nafakaya ilişkin hükmü istinaf ediyorsa, dilekçesinde MUTLAKA ilk derece mahkemesinin kusur belirlemesinin hatalı olduğunu, karşı tarafın daha ağır kusurlu olduğunu açıkça iddia etmeli ve kusur yönünden de kararı istinaf etmelidir.

Maddi ve Manevi Tazminat Taleplerinde Durum

Maddi ve manevi tazminat talepleri, taleple bağlılık ilkesinin en katı uygulandığı alanlardır. Mahkemenin hükmettiği tazminat miktarını az bulan taraf bu durumu istinaf etmezse, miktar karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşturur. Aynı şekilde, mahkeme maddi tazminata hükmedip manevi tazminatı reddetmişse ve manevi tazminatın reddine karşı istinaf yoluna başvurulmamışsa, manevi tazminat talebi kesin olarak düşer.

Ayrıca, ilk derece yargılaması aşamasında hiç tazminat talebinde bulunmayan bir tarafın, ilk derece kararı verildikten sonra istinaf dilekçesinde ilk defa "bana maddi ve manevi tazminat verilsin" şeklinde bir talepte bulunması hukuken mümkün değildir. Buna HMK'da "iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı" denir.

Nafaka (Tedbir, İştirak, Yoksulluk) Kararlarının Kesinleşmesi

Nafaka türleri arasında özellikle yoksulluk nafakası (eş için ödenen), kusur durumuna sıkı sıkıya bağlıdır. Kendisine yoksulluk nafakası bağlanmayan eş, bu reddi istinaf etmezse yoksulluk nafakası hakkından feragat etmiş sayılır. Hükmedilen nafaka miktarını az bulan taraf istinaf etmezse, miktar tavan olarak kesinleşir. Bir nafaka avukatı ile çalışmanın önemi burada ortaya çıkar; zira ekonomik göstergelerin hızla değiştiği 2026 ekonomik koşullarında, eksik talep edilen veya istinaf edilmeyen birkaç bin liralık fark, yıllar içinde büyük bir maddi kayba dönüşmektedir.

Tedbir ve iştirak nafakaları (çocuk için ödenen) kısmen kamu düzeniyle ilgili değerlendirilse de, miktar yönünden genellikle taleple bağlılık kuralı geçerlidir. Ancak çocuğun ihtiyaçlarının çok bariz bir şekilde karşılanmadığı ve çocuğun üstün yararının ihlal edildiği durumlarda mahkemeler re'sen nafaka artırımına meyledebilmekle birlikte, uygulamada (BAM kararlarında) genellikle tarafların talebi aranmaktadır.

Velayet ve Kişisel İlişki Kararlarında İstisna Var mıdır?

Daha önce de belirttiğimiz gibi, velayet ve çocukla kurulacak kişisel ilişki süreleri tamamen kamu düzenine ilişkindir. İstinaf aşamasında talep edilmeyen hususlar kapsamında değerlendirilemezler. Taraflar sadece boşanma ve tazminatı istinaf etmiş olsalar dahi, İstinaf Dairesi dosyayı incelerken çocuğun velayetinin bırakıldığı ebeveynin uyuşturucu bağımlısı olduğunu, çocuğa şiddet uyguladığını veya çocuğun gelişimini tehlikeye atan bir durum olduğunu raporlardan tespit ederse, velayet kararını tarafların talebi olmaksızın kaldırabilir ve velayeti diğer eşe verebilir veya kuruma alınmasına hükmedebilir.

Aynı şekilde, ebeveyn ile çocuk arasında kurulan kişisel ilişki günleri (örneğin ayın 1. ve 3. hafta sonları) çocuğun eğitim hayatını veya yaşamsal düzenini bozuyorsa, mahkeme bu günleri re'sen (kendiliğinden) yeniden düzenleyebilir.

Ziynet ve Mal Rejimi Alacaklarında Süreç Nasıl İşler?

Boşanma davası ile birlikte (aynı dosya içinde) görülen ziynet alacağı taleplerinde de HMK'nın genel hükümleri geçerlidir. Mahkeme, davacı kadının talep ettiği 10 bilezikten sadece 5'inin iadesine karar vermişse ve kadın kalan 5 bileziğin reddedilmesi kararını istinaf etmezse, reddedilen kısım kesinleşir. Aynı şekilde mal paylaşımı (katılma alacağı, değer artış payı) davalarında da istinaf edilmeyen bedeller, talep edilmeyen hususlar kapsamında mütalaa edilir ve usuli kazanılmış hak yaratır.

Karşı Tarafın İstinaf Başvurusuna Karşı "Katılma Yoluyla İstinaf" Nedir?

Hukukumuzda, süreyi kaçıran veya kararı başlangıçta istinaf etmemeyi tercih eden tarafa tanınmış son bir can simidi vardır: Katılma Yoluyla İstinaf (HMK Madde 348).

Diyelim ki ilk derece mahkemesi kararı verildi. Siz kararı büyük ölçüde tatminkar buldunuz ve istinaf etmediniz, 2 haftalık süreyi geçirdiniz. Ancak karşı taraf, 2 haftalık yasal süre içinde istinaf başvurusunda bulundu. Karşı tarafın istinaf dilekçesi size tebliğ edildiğinde, kanun size 2 haftalık bir cevap süresi tanır. İşte bu cevap süresi içinde, sadece karşı tarafın iddialarına cevap vermekle kalmayıp, süresini kaçırdığınız kendi istinaf taleplerinizi de "katılma yoluyla istinaf" müessesesini kullanarak ileri sürebilirsiniz.

Süresi Kaçırılan İstinaf Haklarının Katılma Yoluyla Kurtarılması

Katılma yoluyla istinaf, asıl istinaf talebine sıkı sıkıya bağlıdır. Karşı taraf asıl istinaf başvurusundan feragat ederse veya karşı tarafın istinaf başvurusu süreden (veya başka bir usuli nedenden) reddedilirse, sizin katılma yoluyla yaptığınız istinaf başvurunuz da otomatik olarak reddedilir, incelenmez. Bu nedenle ilk baştaki yasal 2 haftalık sürede kendi bağımsız istinaf başvurunuzu yapmak her zaman en güvenli yoldur.

Boşanma Kararının Kesinleşmesi ve İstinaf Edilmeyen Kısımların İcraya Konulması

İstinaf incelemesinde talep edilmeyen, yani taraflarca itiraz konusu yapılmayan hükümler ilk derece mahkemesinde kesinleşir. Peki bu kesinleşen kısımlar için ne yapılabilir?

Eğer boşanma (evliliğin sona ermesi) yönünden kimse istinaf etmemişse, Aile Mahkemesi kaleminden "boşanma yönünden kesinleşme şerhi" alınabilir. Mahkeme, boşanma kararının kesinleştiğini Nüfus Müdürlüğüne bildirir ve tarafların kimliklerinde medeni durumları "Bekar" (veya Boşanmış) olarak güncellenir. Taraflar, tazminat ve nafaka süreci İstinaf Mahkemesinde devam ederken başka biriyle evlenebilirler.

Aynı şekilde, itiraz edilmeyen ve kesinleşen maddi alacaklar (örneğin ilk derece mahkemesi 50.000 TL tazminata hükmetti ve davalı bunu istinaf etmedi), kesinleşme şerhi alınarak İcra Müdürlüğü aracılığıyla tahsil edilebilir. Aile hukukuna dair ilamların (kararların) icraya konulabilmesi için genellikle kararın kesinleşmesi şarttır.

İstinaf Aşamasında Yeni Delil Sunulması veya Yeni Talepte Bulunulması Mümkün müdür?

Hukuk usulümüzde geçerli olan "iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı" istinaf aşamasında da titizlikle uygulanır.

Yeni Talep Yasağı: İlk derece mahkemesinde talep edilmeyen bir husus, istinaf aşamasında ilk defa talep edilemez. Örneğin, dava dilekçesinde yoksulluk nafakası istemeyen bir eş, istinaf dilekçesinde "İşten çıkarıldım, bana yoksulluk nafakası bağlansın" diyemez. Yeni talepler için ancak şartları varsa yeni bir bağımsız dava açılması gerekir.

Yeni Delil Yasağı ve İstisnaları: Kural olarak, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen vakıalar ve sunulmayan deliller istinaf aşamasında sunulamaz. Ancak bunun çok dar kapsamlı istisnaları vardır: 1. İlk derece mahkemesinde mücbir sebeple (elde olmayan ağır nedenlerle) sunulamayan deliller. 2. İlk derece mahkemesinin haksız yere reddettiği, toplamadığı deliller. 3. Kamu düzenini ilgilendiren hususlara (özellikle çocuk ve velayet) ilişkin yeni ortaya çıkan deliller (örneğin velayeti alan eşin yeni tarihli bir ceza soruşturması geçirmesi).

Örnek Olaylar ve Senaryolar Üzerinden İstinaf İncelemesi

Konunun daha iyi anlaşılması için günlük mesleki pratiğimizde karşılaştığımız tipik senaryoları inceleyelim:

Senaryo 1: Eksik Kusur İtirazı
Ayşe ve Ahmet çekişmeli boşanmaktadır. Mahkeme, "Ahmet'in eşine hakaret ettiği, Ayşe'nin ise evi terk ettiği" gerekçesiyle tarafları eşit kusurlu bulmuştur. Ahmet'in 100.000 TL maddi tazminat ödemesine hükmetmiştir (Eşit kusurda normalde tazminat olmaz, ancak mahkemenin hukuki hata yaptığını varsayalım).
Ahmet istinaf dilekçesinde sadece "100.000 TL tazminat çok fazladır, benim ödeme gücüm yoktur" diyerek miktara itiraz eder.
Sonuç: Ahmet eşit kusurlu olduğuna itiraz etmemiştir. BAM, Ahmet'in kusur itirazı olmadığı için eşit kusuru kesinleştirir. Ancak eşit kusurlu eş aleyhine tazminata hükmedilemeyeceği için BAM, tazminat kararını tamamen kaldırır. Eğer Ahmet "Ben kusursuzum, Ayşe ağır kusurlu" diye istinaf etseydi ve haklı bulunsaydı, zaten tazminat ödemeyecekti. Ancak burada kendi hatasından değil, mahkemenin yasa uygulamasındaki hatasından dolayı tazminattan kurtulmuştur.

Senaryo 2: Unutulan Manevi Tazminat
Mahkeme davacı Ali'ye 200.000 TL maddi tazminat vermiş, manevi tazminat talebini reddetmiştir. Ali, maddi tazminatı az bularak "500.000 TL olmalıydı" diyerek istinaf eder. Ancak manevi tazminatın reddi kararına dilekçesinde hiç değinmez.
Sonuç: BAM, dosyayı incelerken Ali'nin çok ağır psikolojik travmalar yaşadığını ve manevi tazminatı fazlasıyla hak ettiğini görse bile, manevi tazminat kararı Ali'nin itirazı olmadığı için kesinleştiğinden, manevi tazminata hükmedemez. Ali, bu hakkını temelli kaybetmiştir.

Uygulamada Sık Karşılaşılan Hatalar ve Avukat Tavsiyeleri

Boşanma davalarında istinaf aşaması, davanın kaderini belirleyen en kritik evredir. "Dilekçemi yazar, adliyeye veririm, gerisini hakim halleder" mantığı, telafisi imkansız hak kayıplarına yol açar. Gözlemlediğimiz en büyük hatalar şunlardır:

  • Matbu Dilekçe Kullanımı: İnternetten indirilen veya arzuhalcilere yazdırılan genel geçer "Karar usul ve yasaya aykırıdır, bozulmasını talep ederim" şeklindeki tek cümlelik dilekçeler, HMK 355 anlamında gerekçeli bir istinaf sebebi içermediğinden, inceleme alanını son derece daraltır.
  • Kusur Oranına İtiraz Edilmemesi: Tazminat veya nafaka miktarlarına itiraz edilirken, bu miktarların temelini oluşturan kusur belirlemesine itiraz etmeyi unutmak.
  • Feri Taleplerin Atlanması: Sadece maddi tazminata odaklanıp manevi tazminatı, yoksulluk nafakasını veya ziynet eşyalarının reddedilen kısımlarını dilekçeye eklememek.

Bir davanın istinaf süreci, ilk derece yargılamasından tamamen farklı bir usul hukuk bilgisi gerektirir. İstinaf dilekçesi, HMK'nın katı kurallarına uygun, gerekçeli, delillerle desteklenen ve her bir talebin ayrı ayrı vurgulandığı bir tasarıma sahip olmalıdır. Hak kaybı yaşamamak ve yıllarca süren mücadelenizin heba olmaması için sürecin muhakkak alanında uzman bir avukat aracılığıyla yürütülmesi tavsiye edilir.

Örnek İstinaf Dilekçesi Taslağı

Aşağıda, kusur durumuna ve nafakaya açıkça itiraz edilen, ancak boşanma kararına itiraz edilmeyen kısmi bir istinaf dilekçesi örneği sunulmuştur. Bu dilekçe eğitim amaçlıdır ve somut olayınıza göre mutlaka revize edilmelidir.

📋Örnek
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ HUKUK DAİRESİNE Gönderilmek Üzere İSTANBUL (...). AİLE MAHKEMESİNE

DOSYA NO : 2026/... Esas KARAR NO : 2026/... Karar

İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVALI (Karşı Davacı) : İsim Soyisim (TC Kimlik No) Adres : ...

VEKİLİ : Av. Murat Aydar

DAVACI (Karşı Davalı) : İsim Soyisim (TC Kimlik No) Adres : ...

KONU : İstanbul (...). Aile Mahkemesi'nin .../.../2026 tarihli, 2026/... E. ve 2026/... K. sayılı ilamının, boşanmaya ilişkin kısmı haricinde, KUSUR TESPİTİ, MADDİ/MANEVİ TAZMİNAT ve YOKSULLUK NAFAKASI yönlerinden usul ve yasaya aykırı olan kısımlarının istinaf incelemesi neticesinde KALDIRILMASI ve lehimize YENİDEN HÜKÜM KURULMASI talepli istinaf dilekçemizdir.

AÇIKLAMALAR :

  1. Yerel mahkeme kararı ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. İşbu boşanma kararına itirazımız YOKTUR. Boşanma hükmünün kesinleşmesi için kesinleşme şerhi talebimiz ayrıca mahkemeye sunulacaktır.

  2. KUSUR TESPİTİ YÖNÜNDEN İTİRAZLARIMIZ: Yerel mahkeme, müvekkilimi "ağır kusurlu", karşı tarafı ise "az kusurlu" olarak tespit etmiştir. Bu tespit dosya kapsamındaki delillere ve tanık beyanlarına açıkça aykırıdır. Dosyaya sunduğumuz HTS kayıtları ve tanık anlatımları ile sabit olduğu üzere, davacı eş evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında tam kusurludur. (Detaylı gerekçeler yazılır). Bu nedenle mahkemenin kusur tespiti hatalıdır ve kaldırılması gerekir.

  3. TAZMİNAT YÖNÜNDEN İTİRAZLARIMIZ: Hatalı kusur tespiti neticesinde, ağır kusurlu atfedilen müvekkilim aleyhine 500.000 TL maddi, 500.000 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Müvekkil ağır kusurlu olmadığı gibi, TMK 174. maddesindeki şartlar davacı lehine oluşmamıştır. Hükmedilen tazminat kararlarının istinaf incelemesiyle kaldırılması ve davacının tazminat taleplerinin tamamen reddine karar verilmesi gerekmektedir.

  4. YOKSULLUK NAFAKASI YÖNÜNDEN İTİRAZLARIMIZ: Davacı lehine aylık 15.000 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmiştir. TMK 175 uyarınca nafakaya hak kazanabilmek için kusurun daha ağır olmaması gerekir. Davacı tam kusurludur. Ayrıca davacının düzenli geliri bulunmakta olup yoksulluğa düşmeyeceği ortadadır. Bu hükmün de kaldırılması talep olunur.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah edilen ve re'sen gözetilecek nedenlerle;

  1. İstanbul (...). Aile Mahkemesinin kararının boşanma kararı dışında kalan Kusur Tespiti, Tazminat ve Nafaka yönlerinden İSTİNAF İNCELEMESİ YAPILARAK KALDIRILMASINA,
  2. Davacının haksız ve mesnetsiz tazminat ve nafaka taleplerinin REDDİNE, yeniden yargılama yapılarak lehimize karar verilmesine,
  3. Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep ederiz. (Tarih - Sadece Yıl 2026)

Davalı (Karşı Davacı) Vekili Av. Murat Aydar

Yukarıdaki örnekte de açıkça görüldüğü üzere, neyin istinaf edilip (kusur, nafaka, tazminat) neyin istinaf edilmediği (boşanma kararı) mahkemeye net bir şekilde bildirilmelidir. Belirsiz bırakılan her husus, sürecin aleyhinize kesinleşmesine yol açacak bir mayın gibidir. Hukuki haklarınızı tam ve eksiksiz kullanabilmek için yasal sürelere ve usul kurallarına kati surette riayet edilmelidir.

Yazar Hakkında
Av. Murat Aydar

Av. Murat Aydar

Boşanma Avukatıİstanbul Barosu - Sicil No: 62459

İstanbul'da aile hukuku alanında müvekkillerime hizmet veriyorum. Özellikle anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı davalarında hukuki destek sağlıyorum.