Özet
Türk Medeni Kanunu'na göre, boşanma davasının açılmış olması eşler arasındaki evlilik birliğini hukuken sona erdirmez. Bu nedenle sadakat yükümlülüğü, boşanma kararının kesinleştiği tarihe kadar kesintisiz olarak devam eder. Dava sürecinde eşlerden birinin başka biriyle ilişki yaşaması (zina veya güven sarsıcı davranış), yeni bir dava konusu yapılabilir, kişinin tamamen kusurlu sayılmasına, ağır tazminatlar ödemesine ve mal paylaşımındaki haklarını kaybetmesine neden olabilir. Ayrı yaşamak, sadakat yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Evlilik birliği, eşler arasında sadece hukuki değil, aynı zamanda derin ahlaki ve sosyal bağlar kuran bir kurumdur. Boşanma kararı almak ve bu süreci başlatmak, eşler için psikolojik olarak zorlu bir dönemin başlangıcı olsa da, hukuki açıdan evliliğin anında sona erdiği anlamına gelmez. Müvekkillerimden en sık duyduğum ve uygulamada en çok hata yapılan konulardan biri olan boşanma davası sürecindeki sadakat yükümlülüğü, davanın tüm seyrini değiştirebilecek kritik bir öneme sahiptir.
Birçok kişi, davanın açılmasıyla veya fiilen evlerin ayrılmasıyla birlikte kendisini bekar veya özgür hissetme yanılgısına düşmektedir. Oysa Türk Hukuk sistemi, evlilik cüzdanı hukuken iptal edilip karar kesinleşene kadar eşleri birbirine bağlı kabul eder. 2026 yılı itibarıyla aile mahkemelerindeki davaların büyük bir kısmı, tam da bu süreçte yapılan hatalar nedeniyle tarafların aleyhine sonuçlanmaktadır. Bir İstanbul boşanma avukatı olarak mesleki deneyimlerime dayanarak söyleyebilirim ki, dava açıldıktan sonra kurulan yeni ilişkiler, masum bir mesajlaşmadan dahi ibaret olsa, mahkeme salonunda telafisi güç yıkımlara yol açmaktadır.
Bu kapsamlı rehberde, boşanma davası sürecinde sadakat yükümlülüğünün sınırlarını, Yargıtay'ın güncel bakış açısını, davanın devamı sırasında yaşanan aldatma olaylarının hukuki sonuçlarını, ispat yöntemlerini ve mal paylaşımı ile tazminat haklarına olan doğrudan etkilerini tüm detaylarıyla inceleyeceğiz.
Türk Medeni Kanunu Kapsamında Sadakat Yükümlülüğünün Temelleri Nelerdir?
Türk Medeni Kanunu (TMK), evlilik birliğinin temelini sevgi, saygı ve sadakat üzerine inşa etmiştir. Sadakat, sadece cinsel anlamda bir başkasıyla birlikte olmamayı değil, aynı zamanda eşin onurunu kıracak, ona duygusal zarar verecek ve evliliğin mahremiyetini zedeleyecek her türlü davranıştan kaçınmayı da ifade eder. Kanun koyucu, eşlerin birbirine sadık kalmasını emredici bir hüküm olarak düzenlemiştir ve bu kuralın istisnası yoktur.
İlgili kanun maddesinden de açıkça anlaşıldığı üzere, sadakat yükümlülüğü evliliğin asli unsurlarından biridir. Boşanma davası açıldığında, eşlerin "birlikte yaşama" zorunluluğu, hakimin alacağı geçici önlemler kapsamında askıya alınabilir. Yani taraflar evlerini ayırabilirler. Ancak kanun, "sadık kalma" ve "yardımcı olma" yükümlülüklerini hiçbir zaman askıya almaz.
Sadakat Yükümlülüğü Ne Zaman Başlar ve Ne Zaman Biter?
Sadakat yükümlülüğü, resmi nikah memuru önünde atılan imza ile, yani evliliğin hukuken kurulduğu saniye başlar. Düğün yapılıp yapılmadığı, eşlerin aynı evde yaşayıp yaşamadığı veya fiilen karı-koca hayatı sürüp sürmedikleri bu yükümlülüğün başlaması için önemli değildir. Resmi nikah varsa, sadakat borcu da vardır.
Bu yükümlülüğün bitiş anı ise hukuki açıdan son derece nettir. Sadakat yükümlülüğü, mahkemenin verdiği boşanma kararının "kesinleştiği" tarihte sona erer. Dava dilekçesinin mahkemeye sunulduğu gün, ön inceleme duruşması, tahkikat aşaması veya hakimin duruşma salonunda "tarafların boşanmalarına karar verilmiştir" dediği gün (kısa karar tarihi), evliliğin bittiği tarih değildir.
Boşanma Kararının Kesinleşmesine Kadar Geçen Sürenin Önemi
Hukukumuzda "kesinleşme" kavramı büyük önem taşır. Bir mahkeme kararı verildikten sonra, tarafların bu karara itiraz etme (İstinaf veya Temyiz) hakları bulunur. Eğer taraflar karara itiraz ederse, dosya Bölge Adliye Mahkemesi'ne (İstinaf) ve ardından Yargıtay'a (Temyiz) gider. Bu süreç 2026 yılı itibarıyla bazen aylar bazen de yıllar sürebilmektedir.
Sadakat yükümlülüğü ancak ve ancak kararın tebliğinden sonra itiraz sürelerinin dolmasıyla veya üst mahkemelerin kararı onamasıyla birlikte "kesinleşme şerhi" alındığı gün biter. Nüfus kayıtlarından "evli" ibaresinin silinip "bekar" veya "boşanmış" yazılana kadar bu yükümlülük devam eder.
Dava Devam Ederken Başka Biriyle Görüşmek veya Birlikte Olmak Zina Sayılır Mı?
Boşanma davalarında tarafların en çok düştüğü hata, "Zaten mahkemelik olduk, artık herkes kendi hayatını yaşıyor" düşüncesiyle yeni ilişkilere yelken açmalarıdır. Dava süreci devam ederken üçüncü bir kişiyle kurulan romantik veya cinsel ilişkiler, hukuki tabirle evlilik birliğinin sarsılması veya doğrudan zina eylemi olarak nitelendirilir.
Eğer bir eş, çekişmeli boşanma avukatı vasıtasıyla şiddetli geçimsizlik nedeniyle dava açmış, ancak davanın devamı sırasında başka biriyle yaşamaya başlamışsa, karşı taraf bu durumu tespit ettiğinde davanın seyri tamamen tersine döner. İlk davada tamamen haklı olan kişi bile, dava sırasındaki eylemi nedeniyle "ağır kusurlu" duruma düşebilir.
Zina (Aldatma) Olarak Kabul Edilen Eylemler Nelerdir?
Hukuki anlamda "zina" (TMK Madde 161), eşlerden birinin karşı cinsten (veya güncel hukuki tartışmalara göre aynı cinsten) biriyle bilerek ve isteyerek cinsel ilişkiye girmesidir. Zina, mutlak ve özel bir boşanma sebebidir. Dava öncesinde veya dava sürerken gerçekleşmesi arasında hiçbir fark yoktur; her iki durumda da hukuki yaptırımı çok ağırdır.
- Üçüncü bir kişiyle otelde aynı odada konaklamak (Zinaya kuvvetli karinedir).
- Evli olunan dönemde (dava devam ederken bile) üçüncü bir kişiden çocuk sahibi olmak.
- Başka biriyle karı-koca hayatı yaşıyor gibi aynı evi paylaşmak.
- Cinsel birlikteliği kanıtlayan kesin tıbbi bulgular veya yazışmalar, fotoğraflar.
Cinsel Birliktelik Olmadan Sadakat Yükümlülüğünün İhlali Mümkün Mü?
Toplumda genel olarak sadakatsizlik sadece cinsel birliktelik olarak algılansa da, hukuk sistemi sadakati çok daha geniş yorumlar. Cinsel birliktelik ispatlanamasa dahi, eşin güvenini sarsan her türlü duygusal yakınlaşma sadakatsizlik kapsamında değerlendirilir. Bu duruma "güven sarsıcı davranış" adı verilir ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK 166/1) sebebine dayanır.
Örneğin, dava devam ederken eski bir sevgiliyle sürekli telefonda görüşmek, gece geç saatlerde mesajlaşmak, flört uygulamaları (Tinder, Bumble vb.) kullanmak veya sosyal medyadan başkalarına romantik içerikli mesajlar atmak cinsel birliktelik olmasa bile sadakat yükümlülüğünün açık ihlalidir.
Yeni Bir İlişki Kurmak Kusur Oranını ve Davanın Seyrini Nasıl Etkiler?
Boşanma hukukunun temel taşı "kusur" ilkesidir. Hakimin nafakaya, tazminata, velayete ve mahkeme masraflarına hükmederken baktığı yegane terazi, eşlerin kusur oranlarıdır. Sadakat yükümlülüğünün ihlali, bu teraziyi altüst eden en büyük ağırlıktır.
Tam Kusurlu veya Ağır Kusurlu Sayılma Halleri
Bir eş, evlilik sürecinde şiddet görmüş, hakarete uğramış veya ekonomik olarak sömürülmüş olabilir. Bu nedenle haklı olarak boşanma davası açabilir. Ancak bu dava 2 yıl sürerken, ikinci yılın sonunda yalnızlığa dayanamayıp yeni bir ilişkiye başlarsa ne olur?
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, önceki kusurlar ne kadar ağır olursa olsun, sadakat yükümlülüğünü ihlal eden (aldatan) eş, kural olarak "ağır kusurlu" veya duruma göre "eşit kusurlu" kabul edilir. Zira sadakatsizlik, evlilik kurumuna vurulmuş en ağır darbe olarak nitelendirilir. Haklı olduğunuz bir davada, sırf süreci bekleyemediğiniz için haksız duruma düşmeniz işten bile değildir.
Tazminat Taleplerine Doğrudan Etkisi Nelerdir?
Maddi ve manevi tazminat talep edebilmenin iki temel şartı vardır: Talep eden tarafın diğer taraftan daha az kusurlu (veya kusursuz) olması ve bir zarara uğramış olması. Dava sürerken başka bir ilişki yaşayan kişi, ağır kusurlu duruma düşeceği için;
- Kendi açtığı dava haklı olsa bile tazminat alamaz.
- Karşı tarafın (aldatılan eşin) kişilik hakları zedelendiği için, ona yüklü miktarda manevi tazminat ödemek zorunda kalır.
- Karşı tarafın mevcut ve beklenen menfaatleri zedelendiği için maddi tazminat ödemeye mahkum edilir.
Nafaka Hakları Üzerindeki Yıkıcı Sonuçları
Yoksulluk nafakası (boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşe bağlanan nafaka) alabilmenin en önemli şartı, nafaka talep eden eşin boşanmaya yol açan olaylarda "daha ağır kusurlu olmamasıdır".
Sadakat Yükümlülüğünün İhlali Durumunda Mal Paylaşımı Nasıl Etkilenir?
Toplumdaki en büyük yanlış anlaşılmalardan biri, aldatan eşin hiçbir mal alamayıp kapı dışarı edileceği inancıdır. Bu kural kısmen doğru olmakla birlikte, katı şartlara bağlıdır. Dava sürecindeki sadakatsizliğin mal paylaşımına etkisi, eylemin hukuki niteliğine göre değişir.
Zina Nedeniyle Boşanmada Artık Değerdeki Payın Düşürülmesi veya Kaldırılması
Türk Medeni Kanunu Madde 236/2 çok açık ve sert bir hüküm içerir.
Eğer dava sürecindeki sadakatsizlik sadece "mesajlaşma" (güven sarsıcı davranış) boyutundaysa ve boşanma TMK 166/1 (şiddetli geçimsizlik) maddesinden verilirse, aldatan eş mal paylaşımında (edinilmiş mallara katılma rejimi) %50 hakkını almaya devam eder. Ancak karşı taraf, bu ilişkiyi ZİNA (TMK 161) eylemine dayandırarak yeni bir dava açar ve boşanma zina sebebiyle gerçekleşirse, hakim zina yapan eşin evlilik süresince edinilen mallardaki %50'lik katkı payı (artık değer) hakkını tamamen silebilir veya düşürebilir.
Bu sebeple, dava sürerken yaşanan bir zina vakası, yıllarca çalışılarak alınan evlerin, arabaların ve bankadaki birikimlerin bir gecede kaybedilmesi anlamına gelebilir.
Sadakatsizliğin Velayet Kararına Etkisi Var Mıdır?
Velayet davaları, boşanma hukukunun en hassas konusudur. Eşlerin birbirine karşı yaptıkları hatalar ile çocuklarına karşı sorumlulukları farklı değerlendirilir. "Aldatan eş iyi bir anne/baba olamaz" şeklinde kesin bir kural yoktur.
Çocuğun Üstün Yararı İlkesi ve Ahlaki Değerlendirme
Mahkeme velayeti belirlerken sadece çocuğun üstün yararını (psikolojik, fiziksel, ahlaki gelişimi) gözetir. Ancak dava sürecinde yaşanan bir sadakatsizlik velayeti dolaylı olarak etkiler:
- Eğer eş, yeni ilişkisini çocuğun gözü önünde yaşıyor, eve yabancı kişileri getiriyor ve çocuğun ahlaki gelişimini tehlikeye atıyorsa, velayeti kesinlikle kaybeder.
- Yeni ilişki nedeniyle çocuk ihmal ediliyorsa (gece geç gelmeler, çocuğu yalnız bırakmalar), uzman pedagogların hazırlayacağı Sosyal İnceleme Raporunda (SİR) bu durum ebeveynlik kapasitesinin yetersizliği olarak raporlanır.
- Ancak sadakatsizlik gizli yaşanmış ve çocuğun hayatını doğrudan etkilememişse, aldatan taraf sırf aldattığı için velayet hakkından mahrum bırakılamaz.
Ayrı Yaşama Hakkı (Fiili Ayrılık) Sadakat Yükümlülüğünü Ortadan Kaldırır Mı?
Boşanma davası açıldığında, eşler birbirlerinden ayrı evlerde yaşama hakkı kazanırlar. Buna hukuken haklı sebeple fiili ayrılık denir. Fakat az önce de belirttiğimiz gibi, ayrı evlerde yaşamak bekar olduğunuz anlamına gelmez.
Bazen taraflar yıllarca ayrı yaşar, dava uzar gider. Hatta bazen dava reddedilir ve taraflar 3 yıllık fiili bekleme süresine girerler. Bu 3 yıllık sürede de evlilik devam ettiği için sadakat yükümlülüğü aynen geçerlidir. Ayrı yaşadığı 3 yıl içinde başka biriyle birlikte olan eş, 3 yılın sonunda açılacak olan boşanma davasında yine ağır kusurlu sayılacaktır. "Biz zaten 2 yıldır ayrıydık, karı-koca hayatımız bitmişti" savunması hukuken hiçbir anlam ifade etmez ve mahkemeler tarafından dinlenmez.
Dava Sürecinde Sosyal Medya Kullanımı ve Flört Uygulamaları
2026 yılının getirdiği dijital alışkanlıklar, boşanma davalarındaki ispat ve kusur tartışmalarını da dijital ortama taşımıştır. Boşanma davası açıldıktan hemen sonra sosyal medyada profili "bekar" olarak güncellemek, Tinder, Bumble, OkCupid gibi flört uygulamalarında hesap açmak veya Instagram üzerinden üçüncü kişilere romantik/cinsel içerikli doğrudan mesajlar (DM) göndermek, kesin ve net bir şekilde güven sarsıcı davranıştır.
Karşı tarafın avukatı bu profilleri veya yazışmaları ekran görüntüsü (screenshot), noter tespiti veya bilişim uzmanı raporu ile dosyaya sunduğunda, sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğiniz şüphesiz olarak ispatlanmış olur. Özellikle flört uygulamalarında yer alan "ilişki arıyorum" statüsü, evlilik birliğine saygısızlığın en belirgin kanıtlarından sayılmaktadır.
Boşanma Davası Sırasında Yeni Bir Dava Açılabilir Mi? (Ek Dava Süreci)
Bu nokta, sürecin en teknik ve hayati boyutudur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na (HMK) göre bir davada kural olarak "iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı" vardır. Yani siz davanızı açarken hangi olaylara dayandıysanız (örneğin şiddet), sonradan dilekçenizde olmayan bir olayı (örneğin dava açıldıktan 6 ay sonra eşinizin sizi aldatmasını) aynı dava dilekçesi üzerinden öne süremezsiniz. Hakime, "Sayın Hakim, eşim geçen hafta biriyle tatile gitmiş, zina yaptı, bizi zinadan boşayın" diyemezsiniz. Hakim size, "Bu olay davanın açıldığı tarihten sonra gerçekleşmiş, yeni bir vakıadır. Bunu bu dosyada inceleyemem" diyecektir.
Peki ne yapılmalıdır? İşte burada deneyimli bir avukatın stratejisi devreye girer. Çekişmeli boşanma dilekçesi hazırlanırken dikkat edilmesi gereken hususlar kapsamında, dava devam ederken gerçekleşen bir sadakatsizlik vakası öğrenildiğinde, derhal "Birleşme Talepli Yeni Bir Boşanma Davası" açılmalıdır.
Yeni dava zina (TMK 161) veya haysiyetsiz hayat sürme (TMK 163) ya da yeniden şiddetli geçimsizlik (TMK 166/1) sebebine dayandırılır. Bu yeni dava dilekçesinde, asıl devam eden davanın esas numarası belirtilir ve "Aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu için bu yeni davamızın, devam eden ... Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile BİRLEŞTİRİLMESİNE karar verilsin" talep edilir. Hakimler bu talebi kabul eder ve iki dosyayı birleştirir. Böylece dava sonrasındaki aldatma eylemi, mahkeme önünde geçerli bir kusur ve tazminat sebebi olarak resmiyet kazanır. Bu konunun detaylarını boşanma davası sürerken başka biriyle görüşmek yazımızda da incelemiştik.
Dava Sürecinde Sadakatsizlik Nasıl İspatlanır?
Sadakat yükümlülüğünün ihlal edildiğini iddia etmek yetmez, hukuka uygun yöntemlerle ispatlanması gerekir. Şüpheler üzerinden mahkeme karar vermez.
Hukuka Uygun Delil Toplama Kriterleri
Anayasa ve Türk Ceza Kanunu kapsamında özel hayatın gizliliği esastır. Eşiniz sizi dava sürerken aldatıyor olsa bile, onun telefonuna gizlice casus yazılım yüklemek, aracına böcek (ses kayıt cihazı) veya GPS takip cihazı yerleştirmek, özel evine gizli kamera koymak SUÇTUR. Bu yöntemlerle elde edilen deliller "hukuka aykırı delil" sayılır ve boşanma dosyasında kesinlikle kullanılamaz; üstelik cezaevine girmenize yol açabilir.
HTS Kayıtları, Otel Kayıtları ve Tanıklık
Hukuka uygun ispat yöntemleri şunlardır:
- Tanık Beyanları: Eşinizi başka biriyle el ele, sarmaş dolaş gören veya aynı evde yaşadıklarını bilen kişilerin (akraba, komşu, arkadaş) mahkemede vereceği yeminli ifadeler en güçlü delillerdendir.
- Otel Kayıtları: Mahkemeden, eşinizin dava sürecinde 3. bir kişiyle aynı otel odasında kalıp kalmadığının tespiti için emniyet müdürlüğüne (Kimlik Bildirim Sistemi - KBS) müzekkere yazılması talep edilebilir. Eğer aynı tarihte aynı odada kalınmışsa, Yargıtay bunu zinanın varlığı için yeterli karine sayar. Detaylar için zina sebebiyle boşanma davası rehberimize göz atabilirsiniz.
- HTS (Arama/Sinyal) Kayıtları: Eşinizin, şüphelendiğiniz numarayla gecenin ilerleyen saatlerinde sık ve uzun süreli görüşmeler yapıp yapmadığını tespit etmek için mahkemeden HTS kayıtları istenir. SMS içerikleri (metinler) HTS ile gelmez, ancak kimin kimi ne zaman, nerede aradığı ve mesaj attığı çıkar. Normal bir iş veya arkadaşlık ilişkisiyle açıklanamayacak yoğunluktaki gece görüşmeleri güven sarsıcı davranış ispatıdır.
- Fotoğraf ve Videolar: Kamuya açık alanlarda (sokak, kafe, park, alışveriş merkezi) eşinizi başka biriyle samimi şekilde gösteren, tesadüfen çekilmiş veya takip edilerek çekilmiş fotoğraflar delil olarak sunulabilir. Kamuya açık alanda özel hayatın gizliliğinden söz edilemez.
- Sosyal Medya Paylaşımları: Herkesin görebileceği şekilde yapılmış yer bildirimleri, fotoğraflar ve yorumlar dosyaya sunulabilir.
| Delil Türü | Hukuki Durumu | Mahkemedeki Etkisi |
|---|---|---|
| Kamuya Açık Alanda Fotoğraf | Yasal | Çok Güçlü |
| Tanık Beyanları (Gören, Duyan) | Yasal | Güçlü (Tutarlıysa) |
| Mahkeme Kanalıyla Otel Kaydı | Yasal | Kesin Karine (Zina İçin) |
| HTS Kayıtları (Arama Sıklığı) | Yasal | Destekleyici / Güçlü |
| Telefona Gizli Casus Yazılım | Yasadışı (Suç) | Delil Olamaz (Reddedilir) |
| Eve Gizli Kamera / Ses Kaydı | Yasadışı (Suç) | Delil Olamaz (İstisnaları hariç) |
Affetme ve Hoşgörü Gösterme Durumunda Yükümlülük İhlali Geçerliliğini Korur Mu?
Dava devam ederken eşinizin sizi aldattığını öğrendiniz. Ancak bir şekilde araya aileler girdi, eşiniz özür diledi ve siz ona "Tamam, bu olayı unutalım, davanın sonucunu bekleyelim veya barışalım" diyerek bir şans daha verdiniz (veya birlikte tatile çıktınız). Bu noktadan sonra o aldatma eylemine dayanarak hak iddia edebilir misiniz?
Hayır. Türk Medeni Kanunu gereği, aldatma veya onur kırıcı bir davranışı öğrenen eş, karşı tarafı "affederse", dava hakkı düşer. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, affetme sözlü olabileceği gibi zımni (davranışlarla) de olabilir. Aldattığını bildiğiniz eşinizle aynı yatağa girmek, onunla tatile çıkmak veya sosyal medyada sevgi dolu paylaşımlar yapmak "hoşgörü ile karşılama" sayılır. Affedilen olaylar artık boşanma davasında kusur olarak ileri sürülemez ve tazminat konusu yapılamaz.
Sadakat Yükümlülüğüne Aykırılık İddiası İçin Ek Dava Dilekçesi Örneği (Belge)
Aşağıda, asıl dava devam ederken ortaya çıkan sadakatsizlik (zina/güven sarsıcı davranış) nedeniyle açılması gereken "Birleşme Talepli" boşanma davası dilekçe taslağını inceleyebilirsiniz. Bu belge bilgilendirme amaçlıdır ve her olay benzersiz olduğundan mutlaka bir uzman yardımıyla hazırlanmalıdır.
İSTANBUL (...) AİLE MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE (İstanbul ... Aile Mahkemesinin 2026/... E. Sayılı Dosyası İle Birleştirilme Taleplidir.)
DAVACI : İsim Soyisim (TC No: ...) Adres:
VEKİLİ : Av. Murat Aydar
DAVALI : İsim Soyisim (TC No: ...) Adres:
KONU : Davalının dava sürecinde devam eden ağır sadakatsizliği (Zina/Güven Sarsıcı Davranış) nedeniyle TMK m.161 ve m.166/1 uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına, bu davamızın İstanbul ... Aile Mahkemesinin 2026/... Esas sayılı dosyası ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, ... TL maddi, ... TL manevi tazminata ve yoksulluk nafakasına hükmedilmesi talebimizdir.
AÇIKLAMALAR :
- Müvekkil ile davalı ... tarihinde evlenmiş olup, aralarındaki şiddetli geçimsizlik nedeniyle İstanbul ... Aile Mahkemesinin 2026/... E. sayılı dosyası üzerinden boşanma davası derdesttir.
- Söz konusu davanın açılmasından ve tarafların fiili olarak ayrılmasından sonra, davalı taraf evlilik birliğinin ve sadakat yükümlülüğünün kendisine yüklediği sorumlulukları tamamen hiçe sayarak ... isimli üçüncü bir şahısla romantik ve cinsel bir ilişki yaşamaya başlamıştır.
- Davalının, davanın devamı sürecinde 3. kişi ile aynı evde yaşadığı, kamuya açık alanlarda sarmaş dolaş gezdiği, ortak sosyal medya hesaplarından fotoğraflar paylaştığı tespit edilmiştir. (İlgili görseller ekte sunulmuştur).
- Hukuk Genel Kurulu kararları ve TMK m.185 uyarınca eşlerin sadakat yükümlülüğü boşanma kararının kesinleşmesine kadar devam etmektedir. Davalının bu eylemleri ağır kusur teşkil etmekte olup, müvekkilin onurunu, gururunu ve toplum içindeki saygınlığını ağır şekilde zedelemiştir.
- Bu nedenle, işbu yeni vakıalara dayalı boşanma davamızın açılması zorunluluğu hasıl olmuştur. Her iki dava arasında şahsi, hukuki ve fiili doğrudan irtibat bulunduğundan, usul ekonomisi gereği dosyaların birleştirilerek görülmesini talep ediyoruz.
HUKUKİ NEDENLER : TMK m. 161, 166, 174, 185; HMK ve ilgili sair mevzuat.
DELİLLER : Nüfus kayıtları, İstanbul ... Aile Mahkemesi 2026/... E. sayılı dosyası, Fotoğraflar ve Sosyal medya kayıtları, Tanık anlatımları (isim ve adresleri bildirilecektir), HTS kayıtları celbi, Otel kayıtları celbi ve her türlü yasal delil.
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;
- Davamızın KABULÜ ile tarafların boşanmalarına,
- İşbu dosyanın İstanbul ... Aile Mahkemesinin 2026/... E. sayılı dosyası ile BİRLEŞTİRİLMESİNE,
- Davalının ağır kusurlu eylemleri nedeniyle müvekkil lehine ... TL maddi, ... TL manevi tazminatın faiziyle birlikte tahsiline,
- Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep ederiz.
Tarih: .../.../2026 Davacı Vekili Av. Murat Aydar (İmza)
Boşanma süreci, hayatınızın en karmaşık ve hassas dönemlerinden biridir. Bu süreçte "Nasılsa boşandık, dava bitti" yanılgısıyla hareket etmek, yılların birikimini ve haklarınızı kaybetmenize sebep olabilir. Sadakat yükümlülüğünün sınırlarını iyi bilmek, davanızın seyri boyunca atacağınız her adımı bir strateji dahilinde kurgulamak, hukuki mağduriyet yaşamamanız için şarttır. Haklı olduğunuz bir davada haksız duruma düşmemek ve haklarınızı sonuna kadar korumak için, süreci mutlaka alanında uzman bir avukatın rehberliğinde yürütmeniz geleceğiniz açısından vereceğiniz en doğru karar olacaktır.

Av. Murat Aydar
İstanbul'da aile hukuku alanında müvekkillerime hizmet veriyorum. Özellikle anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı davalarında hukuki destek sağlıyorum.