Özet
Boşanma sonrası evde oturma hakkı, davanın kesinleşmesiyle birlikte tedbir kararlarının kalktığı ve mülkiyet veya kira sözleşmesi kurallarının devreye girdiği yeni bir hukuki durumdur. Ev ortak tapuluysa paylaşım davası beklenir, tek eşin üzerineyse diğer eşin çıkması gerekebilir. Kiralık evlerde ise sözleşmenin devri mümkündür. Çocuğun velayetini almak tek başına evde bedelsiz oturma hakkı vermez; ancak anlaşmalı boşanma veya sükna (oturma) hakkı tesisi ile bu durum güvence altına alınabilir. Evden çıkmayan eski eşe karşı haksız işgal (ecrimisil) davası veya kaymakamlık kanalıyla tahliye yollarına başvurulabilir.
Boşanma süreci, eşler için sadece duygusal bir kopuş değil, aynı zamanda barınma ve düzen kurma gibi temel yaşamsal sorunların da çözülmesi gereken karmaşık bir dönemdir. Müvekkillerimin bana en sık yönelttiği endişelerin başında evden kimin ayrılacağı ve kurulu düzenin nasıl devam edeceği gelmektedir. Özellikle uzun yıllar paylaşılan aile konutunun akıbeti, taraflar arasında ciddi çekişmelere neden olmaktadır.
İnternet üzerinde bu konuda yapılan araştırmalarda genellikle boşanma davası devam ederken alınan geçici önlemler (tedbir kararları) ile boşanma sonrasındaki kalıcı durum birbirine karıştırılmaktadır. Bir İstanbul boşanma avukatı olarak yıllara yayılan mesleki tecrübemle söyleyebilirim ki, mahkemenin verdiği kararın kesinleştiği gün, barınma hakkı açısından yepyeni bir hukuki sayfa açılır. Bu kapsamlı rehberde, kulaktan dolma bilgileri bir kenara bırakarak, mevcut kanunlarımız ve güncel 2026 yılı Yargıtay içtihatları ışığında boşanma sonrası evde oturma hakkının tüm boyutlarını ele alacağız.
Boşanmada Ev Kime Kalır?
Bu sorunun kısa cevabı şudur: ev, tapuda kimin adına kayıtlıysa mülkiyet onda kalır. Boşanma kararı mülkiyeti kendiliğinden bölmez, evi eşler arasında paylaştırmaz ve diğer eşe evde oturma hakkı vermez. Yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılmada diğer eşe tanınan hak para istemektir: katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı.
Yargıtay bu ayrımı her kararında aynı cümleyle tekrarlar: "Eşlerden birine ait mal varlığında, diğer tarafın mülkiyet veya başka ayni hak talebi söz konusu olamaz. Mal rejiminin tasfiyesi isteğinde bulunan eşe ya da mirasçılarına tanınan hak ayni olmayıp şahsi alacak hakkıdır" (TMK m. 227/1, 231, 236/1; Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 07.10.1953 tarihli, 1953/8 E., 1953/7 K. sayılı kararı). Aynı kararda ödemenin şekli de netleştirilir: TMK m. 239/1'e göre katılma alacağı ve değer artış payı "ayın veya para olarak ödenebilir"; ancak Yargıtay'a göre borcun ayın olarak ödenmesi borçlu eşe tanınmış bir haktır. Yani alacaklı eş "paranın yerine evi istiyorum" diyemez; borçlu eş isterse borcunu ev vererek kapatabilir (Yargıtay 2. HD, 11.09.2025, E. 2025/4456, K. 2025/7122).
Bu kuralın istisnaları aynı kararda tahdidi (sınırlı) sayılmıştır:
- Paylı mülkiyetteki mal (TMK m. 226/2): Tasfiye sırasında paylı mülkiyete konu bir mal varsa, eşlerden biri daha üstün bir yararı olduğunu ispat etmek ve diğerinin payını ödemek suretiyle o malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir. Üstün yarar ispatlanamazsa yol ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) davasıdır.
- Aile konutu ve ev eşyası (TMK m. 240): Sağ kalan eş, birlikte yaşadıkları konut üzerinde katılma alacağına mahsup edilmek, yetmezse bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir. Dikkat: bu hüküm evliliğin ölümle sona erdiği hâller içindir, boşanmada uygulanmaz.
| Durum | Ev kime kalır? | Dayanak |
|---|---|---|
| Ev tek eşin adına tapulu (yasal rejim) | Mülkiyet o eşte kalır; diğer eş yalnızca para (katılma alacağı, değer artış payı, katkı payı) isteyebilir | TMK m. 227, 231, 236 |
| Ev paylı (ortak) tapulu | Her eş payını korur; üstün yararını ispat eden eş diğerinin payını ödeyip malı bölünmeden alabilir, aksi hâlde satılıp paylaştırılır | TMK m. 226/2 |
| Paylaşmalı mal ayrılığı sözleşmesi var | Hâkim boşanma kararıyla birlikte konutta kimin kalacağına re'sen karar verir, süre belirler ve tapuya şerh verilir | TMK m. 254 |
| Evlilik ölümle sona erdi | Sağ kalan eş konut üzerinde intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir | TMK m. 240 |
| Ev kiralık | Kiracı sıfatı sözleşmenin tarafındadır; taraf olmayan eş evlilik sürerken bildirimle taraf hâline gelebilir | TMK m. 194/4, TBK m. 349 |
| Dava henüz sürüyor | Hâkim barınma için geçici önlem alır; konutu eşlerden birine tahsis edebilir | TMK m. 169 |
Evin değerinin nasıl hesaplandığı, kredi taksitlerinin ve düğün takılarının etkisi gibi hesap ayrıntıları için boşanmada mal paylaşımı rehberimize, dava usulü için mal paylaşımı davası yazımıza bakabilirsiniz.
Ev TOKİ'den taksitle alınmışsa ve tapu henüz TOKİ adınaysa da kural değişmez: konut, sözleşmeyi imzalayan eşte kalır; diğer eş evlilik içinde ödenen peşinat ve taksitler oranında para alacağı ister. Kalan taksit borcunun hesaba nasıl katıldığını boşanmada TOKİ evi paylaşımı yazımızda Yargıtay kararlarıyla anlattık.
Boşanma Sonrası Evde Oturma Hakkı Nedir?
Boşanma sonrası evde oturma hakkı, evlilik birliğinin resmen ve hukuken sona ermesinin ardından, eski eşlerden birinin ortak yaşantının sürdürüldüğü konutta yaşamaya devam etme yetkisidir. Evlilik süresince eşlerin birbirlerine karşı barınma sağlama yükümlülüğü bulunurken, boşanma kararının kesinleşmesiyle bu yükümlülük kural olarak ortadan kalkar.
Boşanma davası süresince hakim, Türk Medeni Kanunu madde 169 gereğince eşlerin barınmasına yönelik geçici tedbirler alır. Ancak dava bitip karar kesinleştiğinde, bu tedbir kararları kendiliğinden düşer. Artık evde kimin oturacağı; evin tapu durumuna, kira sözleşmesinin kimin üzerinde olduğuna ve eşler arasında yapılmış bir mal rejimi veya boşanma protokolü olup olmadığına göre belirlenir.
Bu noktada mülkiyet hakkı ile kullanım (intifa/sükna) hakkını birbirinden ayırmak büyük önem taşır. Eşlerden biri evin sahibi olmasa dahi, mahkeme kararı veya karşılıklı anlaşma ile belli şartlar altında o evde oturmaya devam edebilir. Bu durum özellikle velayeti alan tarafın ve çocukların mağdur olmaması adına yasal güvencelere bağlanmıştır.

Ev Eşlerden Birinin Mülkiyetindeyse Ne Olur?
Boşanma sonrasında en net sonuçların doğduğu senaryolardan biri, söz konusu konutun eşlerden sadece birinin adına kayıtlı olmasıdır. Eğer ev, erkeğin veya kadının kişisel malı ise (örneğin evlenmeden önce alınmışsa veya miras kalmışsa), mülkiyet sahibi olan eş, tapu üzerindeki mutlak kullanım ve tasarruf hakkını elinde tutar.
Karar kesinleştiğinde, mülkiyet sahibi olmayan eşin o evde oturma hakkı yasal olarak sona erer. Tapu sahibi eş, diğer eşten evi tahliye etmesini talep edebilir. Ancak uygulamada, boşanan eşin hemen o gün kapı dışarı edilmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Hukukun genel ilkeleri ve dürüstlük kuralı gereği, evi boşaltacak olan eşe makul bir taşınma süresi tanınması esastır.
Eğer ev, evlilik birliği içinde bedeli ödenerek satın alınmışsa (edinilmiş mal ise), mülkiyet yine tapuda adı yazan eşe aittir. Diğer eşin bu ev üzerinde boşanmada mal paylaşımı davaları kapsamında katılma alacağı (parasal hak) doğar. Ancak dikkat edilmesi gereken en kritik nokta şudur: Katılma alacağı hakkı, kişiye o evde bedavaya oturma hakkı vermez. Sadece evin değerinin yarısını para olarak talep etme hakkı verir.
Ev Ortak Tapuluysa (Müşterek Mülkiyet) Kim Oturur?
Eşlerin evi yarı yarıya veya belirli hisseler oranında ortaklaşa almaları durumunda, boşanma sonrasında her iki tarafın da ev üzerinde mülkiyet hakkı devam eder. Bu durumda eşlerden hiçbiri, diğerini "Bu evden çıkacaksın" diyerek doğrudan kapı dışarı edemez. İkisi de yasal olarak o evde oturma hakkına sahiptir.
Ancak boşanan iki insanın aynı çatı altında yaşamaya devam etmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu tür durumlarda eşlerden biri genellikle evden ayrılır. Evden ayrılan eş, evde kalmaya devam eden eşten, kendi hissesine düşen kullanım bedeli karşılığında "ecrimisil" (haksız işgal tazminatı / kira bedeli) talep edebilir. Bunun için öncelikle evde oturan eşe noter kanalıyla bir ihtarname çekilerek, evden faydalanma isteğinin veya kira bedeli talebinin bildirilmesi şarttır.
Nihai çözüm ise ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) davası açılmasıdır. Bu dava sonucunda ev ya eşlerden birine hisse bedeli ödenerek bırakılır ya da icra dairesi aracılığıyla açık artırmayla satılarak elde edilen para eşler arasında hisseleri oranında paylaştırılır.
Ortak evin satışında izlenecek yolları, pay satışında eski eşin önalım hakkını ve bu hakta 25 Aralık 2025'te yürürlüğe giren değişiklikleri ortak evin satış yolları yazımızda ayrıntılı olarak anlattık.
Kiralık Evlerde Boşanma Sonrası Kira Sözleşmesi
Günümüzde pek çok çift hayatını kiralık evlerde sürdürmektedir. Boşanma sonrasında kiralık evde kimin kalacağı, kira sözleşmesinin kimin üzerine olduğuna ve ev sahibiyle olan ilişkilere bağlı olarak çözümlenir. Burada Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) ilgili maddeleri devreye girer.
Eğer kira sözleşmesi evde kalmak isteyen eşin üzerindeyse, hukuken hiçbir sorun yoktur; kiracılık sıfatı devam eder. Ancak kira sözleşmesi evden ayrılan eşin üzerindeyse ve evde kalan eş (genellikle çocukların velayetini alan taraf) oturmaya devam etmek istiyorsa, bazı yasal adımların atılması gerekir. Boşanma sürecinde kirayı kim öder sorusunun cevabı, boşanma kesinleştikten sonra tamamen evde oturan kişiye geçer.
Bu korumanın zamanlaması kritiktir: bildirim, konut aile konutu niteliğini taşıdığı sırada, yani evlilik sürerken yapılmalıdır. Yargıtay'ın yerleşik ifadesiyle "evlilik, boşanma yahut da iptal kararıyla sona ermiş ise 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesinin aile konutuna sağladığı koruma da sona erer" (Yargıtay 2. HD, 01.06.2026, E. 2026/3109, K. 2026/5688). Bildirimi boşanma kesinleşmeden yapan eş kiracı sıfatını kazanır ve bu sıfatı boşanmadan sonra da korur; hiç bildirimde bulunmamış eşin ise boşanma kesinleştikten sonra ev sahibine karşı kanuni bir talep hakkı kalmaz. O aşamada tek yol, kira ilişkisinin devri için kiraya verenin yazılı rızasını almak (TBK m. 323/1) ya da kendi adına yeni bir sözleşme yapmaktır; kanun ev sahibinin rıza vermekten kaçınamayacağını yalnızca işyeri kiraları için söyler, konut kiralarında ev sahibi serbesttir. Devir gerçekleşirse devreden kiracı kiraya verene karşı borçlarından kurtulur; sonraki kira, aidat ve depozito yükümlülükleri evde kalan eşe geçer (TBK m. 323/2).
Kirada Oturulan Aile Konutunun Boşanmadan Sonraki Akıbeti
Kiralık aile konutunda boşanmadan sonra üç farklı tablo ortaya çıkar ve hangisinde olduğunuz, sözleşmede adınızın bulunup bulunmadığına göre belirlenir:
- Sözleşme sizin üzerinizde: Boşanma kiracılık sıfatınızı etkilemez. Boşanma, TBK m. 350-352'de sayılan tahliye sebepleri (ev sahibinin veya yeni malikin gereksinimi, yeniden inşa ve imar, yazılı tahliye taahhüdü, iki haklı ihtar) arasında yer almadığı için ev sahibi sadece "eşler boşandı" diyerek sözleşmeyi sona erdiremez.
- Sözleşme eşinizin üzerinde ama evlilik sürerken bildirimde bulundunuz: TMK m. 194/4 uyarınca kiralayana yaptığınız bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelmişsinizdir. Bu sıfat boşanmayla kaybolmaz; kiracı olarak evde kalmaya devam edebilirsiniz. Bildirimin tarihini ispatlamak için noter veya iadeli taahhütlü posta kullanılması önemlidir.
- Sözleşme eşinizin üzerinde ve hiç bildirim yapmadınız: Boşanma kesinleştiğinde konutun aile konutu niteliği sona erdiği için TMK m. 194 koruması da sona erer. Ev sahibine karşı kanuni bir talep hakkınız kalmaz; kalmak istiyorsanız kira ilişkisinin devrine ev sahibinin yazılı rıza vermesi (TBK m. 323) ya da adınıza yeni bir sözleşme yapılması gerekir.
Anlaşmalı boşanmada bu sorunu protokolle çözmek mümkündür: protokole "kiralık konutta çocukların velayetini alan taraf kalmaya devam edecek, kira sözleşmesi bu tarafa devredilecektir" gibi bir madde konulabilir. Ancak protokol ev sahibini bağlamaz; devir için yine onun yazılı rızası gerekir. Bu yüzden protokol imzalanmadan önce ev sahibiyle görüşüp rızanın yazılı olarak alınması en sağlıklı yoldur.
Kira Bedelinin Nafakaya Etkisi
Kiralık evde kalmaya devam eden eşin ödeyeceği kira bedeli, mahkeme tarafından belirlenecek olan yoksulluk ve iştirak nafakasının miktarını doğrudan etkiler. Hakim nafaka miktarını takdir ederken, eşin barınma giderlerini de hesaba katar. Bu nedenle, kiralık evde kalacak olan eşin, kira kontratını ve ödeme dekontlarını mahkemeye sunması büyük önem taşır.
Aile Konutu Şerhinin Boşanma Sonrasındaki Durumu
Evlilik devam ederken eşlerin birlikte yaşadığı konut, Türk Medeni Kanunu'na göre "Aile Konutu" statüsündedir. Eşlerden biri, tapu müdürlüğüne başvurarak bu konutun üzerine "Aile Konutu Şerhi" işletebilir. Bu şerh, tapu sahibi eşin, diğer eşin haberi ve rızası olmadan evi satmasını, ipotek ettirmesini veya kira sözleşmesini feshetmesini engeller.
Peki, boşanma kararı kesinleştiğinde bu şerhe ne olur? Aile konutu vasfı, evlilik birliğinin varlığına sıkı sıkıya bağlıdır. Boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte ortada hukuken bir "aile" kalmayacağı için, evin aile konutu olma özelliği de kendiliğinden sona erer.
Ancak tapudaki şerh otomatik olarak silinmez. Tapu sahibi olan eski eşin, kesinleşmiş mahkeme kararını (kesinleşme şerhli boşanma ilamını) alarak Tapu Sicil Müdürlüğü'ne başvurması ve aile konutu şerhinin terkinini (silinmesini) talep etmesi gerekir. Bu işlem yapıldıktan sonra tapu sahibi eş, ev üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunabilir, evi satabilir veya tahliye davası açabilir.

Çocuğun Velayeti Evde Oturma Hakkını Etkiler Mi?
Toplumumuzda en yaygın olan ve maalesef birçok kişiyi yanılgıya düşüren hukuki efsanelerden biri şudur: "Çocuğun velayeti bende kalırsa, mahkeme evi de kesin bana verir." Bu düşünce, hukuki gerçeklerle örtüşmemektedir.
Mahkemenin velayet kararı verirken önceliği çocuğun üstün yararıdır. Ancak velayetin bir eşe verilmesi, diğer eşin mülkiyet hakkını ortadan kaldıran veya gasp eden bir durum yaratamaz. Yani ev babanın üzerine kayıtlıysa ve velayet anneye verilmişse, anne "Çocuklarım var, bu evde sonsuza kadar otururum" diyemez.
Ancak hukuk sistemi tamamen vicdansız da değildir. Boşanma davası sırasında hakim, çocukların alıştıkları düzenden aniden koparılmaması ve psikolojik travma yaşamamaları için tedbiren konutun velayet sahibi eşe ve çocuklara tahsis edilmesine karar verebilir. Karar kesinleştikten sonra ise bu durum boşanmada mal paylaşımı davasının veya sükna hakkı taleplerinin konusu olur. Eşler anlaşamazsa, velayet sahibi eşin de makul bir süre içinde kendi bütçesine uygun yeni bir konut bulması ve taşınması beklenir.
Maddi Tazminat ve Nafaka Karşılığı Evde Oturma Hakkı (Sükna)
Boşanma davalarında karşılaştığımız en pratik ve kalıcı çözümlerden biri "Sükna (Oturma) Hakkı" tesisidir. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan eş, diğer eşten yoksulluk nafakası veya maddi/manevi tazminat talep edebilir. Nakit para ödemekte zorlanan veya evin düzeninin bozulmasını istemeyen taraflar, bu tazminat veya nafaka borcuna karşılık evde oturma hakkı üzerinde uzlaşabilirler.
Özellikle bir anlaşmalı boşanma avukatı olarak müvekkillerime sıklıkla önerdiğim bu yöntem şu şekilde işler: Tapu sahibi eş, evin mülkiyetini kendisinde tutmaya devam eder ancak boşanılan eşe (örneğin çocuklar 18 yaşına gelene kadar veya eş ömür boyu evlenmeyene kadar) evde bedelsiz oturma hakkı verir.
Hakim ayrıca çekişmeli davalarda, eşin barınma ihtiyacını göz önüne alarak, nafakaya mahsuben eşin belli bir süre o evde oturmasına hükmedebilir. Bu durum Türk Medeni Kanunu'nun hakime verdiği geniş takdir yetkisinin bir sonucudur.
Çekişmeli Boşanmada Evin Tahliyesi: Dava Sürerken Kim Evde Kalır?
Çekişmeli boşanma davası sürerken konutun kime kalacağı mülkiyetle değil, geçici önlemlerle belirlenir. TMK m. 169'a göre boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, malların yönetimine ve çocukların bakımına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır. Talep şart değildir; hâkim kendiliğinden karar verebilir, ama uygulamada dilekçeyle açıkça istemek işi hızlandırır.
Bu önlem kapsamında hâkim, konutun eşlerden birine tahsis edilmesine karar verebilir. Kararın iki sınırı vardır: tedbir mülkiyeti değiştirmez (evi kimseye kazandırmaz) ve dava sonuna kadar geçerlidir; boşanma kararı kesinleştiğinde kendiliğinden kalkar. Bu yüzden "dava sürerken mahkeme evi bana tahsis etti" demek, boşanmadan sonra da evde kalma hakkı kazanıldığı anlamına gelmez.
Boşanma kararı kesinleştikten sonra tablo değişir: tedbirler kalkar, mülkiyet ve kira kuralları devreye girer. Evde oturmaya devam eden eski eşin tahliyesi için izlenecek adımlar (ihtarname, ecrimisil, tahliye) aşağıdaki bölümde ve ayrıntılı olarak boşanma kesinleştikten sonra evden tahliye süreci yazımızda anlatılmıştır.
Boşanan Eş Evden Çıkmazsa Ne Yapılmalı? (Tahliye Süreci)
Boşanma kararı kesinleşti, tapu sizin adınıza kayıtlı, ancak eski eşiniz inatla evi boşaltmıyor. Evin kilitlerini değiştirmek, eşyaları kapıya koymak veya zorla dışarı atmak gibi eylemler sizi haklıyken haksız duruma düşürür ve hakkınızda "konut dokunulmazlığını ihlal" suçundan ceza davası açılmasına neden olabilir. Bu nedenle tahliye sürecinin tamamen hukuki yollarla yürütülmesi şarttır.
Adım 1: Noter İhtarnamesi Çekilmesi
İlk yapılması gereken işlem, evi işgal eden eski eşe noter aracılığıyla bir ihtarname göndermektir. Bu ihtarnamede, boşanma kararının kesinleştiği, evde oturma hakkının sona erdiği belirtilmeli ve evin tahliyesi için makul bir süre (örneğin 15 veya 30 gün) tanınmalıdır. Aksi halde hukuki yollara başvurulacağı ve işgal edilen süre için bedel talep edileceği ihtar edilmelidir.
Adım 2: Ecrimisil (Haksız İşgal Tazminatı) Davası
Verilen süreye rağmen eski eş evden çıkmıyorsa, artık evde "fuzuli şagil" (haksız işgalci) konumuna düşer. Bu andan itibaren tapu sahibi eş, geriye dönük olarak evin emsal kira bedeli üzerinden ecrimisil davası açabilir. Ecrimisil, bir ceza değil, haksız kullanımın bedelidir. Eski eş, kendi evi olmadığını bildiği halde oturmaya devam ettiği her ay için yüklü miktarda tazminat ödemekle karşı karşıya kalacağını anladığında genellikle tahliyeye razı olmaktadır.
Adım 3: Kaymakamlık (Mülki Amir) Kanalıyla Tahliye
Mahkemelerde yıllarca sürecek bir müdahalenin men'i davası açmak yerine kullanılabilecek çok daha hızlı ve pratik bir idari yol bulunmaktadır: 3091 Sayılı Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun.
Tapu sahibi eş, mahkeme kararının kesinleşmesinden ve ihtarname süresinin dolmasından itibaren 60 gün içinde taşınmazın bulunduğu yerin Kaymakamlığına başvurabilir. Kaymakamlık tarafından görevlendirilen memurlar yerinde inceleme yapar. Eski eşin evde oturmak için hiçbir yasal hakkı (kira kontratı, sükna hakkı vb.) olmadığı tespit edilirse, Kaymakamlık makamı tahliye kararı verir ve ev kolluk kuvvetleri (polis/jandarma) nezaretinde hızlıca boşaltılarak sahibine teslim edilir.
Anlaşmalı Boşanmada Evde Oturma Hakkı Nasıl Düzenlenir?
Anlaşmalı boşanmalarda taraflar, evde kimin oturacağı, kira sözleşmesinin kimde kalacağı veya sükna hakkının nasıl tesis edileceği konularında tamamen serbest iradeleriyle karar verebilirler. Ancak bu kararların protokolde muğlak ifadelerle değil, son derece net ve yoruma mahal bırakmayacak şekilde yazılması ileride yaşanacak uyuşmazlıkları önler.
Protokolde "Ev kadına bırakılacaktır" gibi basit bir ifade çok tehlikelidir. Bu ifadeden evin mülkiyetinin mi devredildiği, yoksa sadece kullanım hakkının mı verildiği anlaşılamaz. Bunun yerine detaylı maddeler eklenmelidir.
Boşanma kesinleşmeden önceki dönemde konutun elden çıkarılmasını önlemek için aile konutu şerhi koydurulabilir. Kirada oturuluyorsa sözleşmenin tarafı hâline gelme imkânını da aynı yazıda anlattık.
Boşanma Sonrası Evde Oturma Hakkı İçin Örnek Protokol Maddeleri
Kendi dosyalarımızda kullandığımız ve hak kaybını önleyen profesyonel bir sükna hakkı/kullanım hakkı maddesi örneğini aşağıda bulabilirsiniz:
MADDE 4 – KONUTUN KULLANIMI VE SÜKNA HAKKI
4.1. Tarafların evlilik birliği süresince müşterek konut olarak kullandıkları ve tapuda Davacı (Eş-1) adına kayıtlı olan İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, [Mahalle/Ada/Parsel bilgileri] adresinde bulunan taşınmazın mülkiyeti Davacı'da kalmaya devam edecektir.
4.2. Ancak taraflar, müşterek çocukların (isimleri) eğitim hayatlarının aksamaması ve alıştıkları sosyal çevreden kopmamaları amacıyla, işbu taşınmazın kullanım (sükna) hakkının bedelsiz olarak Davalı (Eş-2)'ye bırakılması hususunda mutabık kalmışlardır.
4.3. Söz konusu bedelsiz oturma (sükna) hakkı, en küçük müşterek çocuğun 18 (on sekiz) yaşını dolduracağı [Gün/Ay/Yıl] tarihine kadar geçerli olacaktır. Bu tarihin dolmasıyla birlikte Davalı, hiçbir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın konutu tahliye ederek boş ve eksiksiz bir şekilde Davacı'ya teslim etmeyi gayrikabili rücu kabul ve taahhüt eder.
4.4. Evin kullanımından doğan elektrik, su, doğalgaz, internet, apartman aidatı ve rutin bakım/onarım giderleri evde oturan Davalı tarafından karşılanacaktır. Taşınmazın emlak vergisi ve zorunlu deprem sigortası (DASK) masrafları ise mülkiyet sahibi Davacı'ya aittir.
4.5. İşbu protokolün mahkemece onaylanıp kararın kesinleşmesini müteakip, Davalı tarafın Tapu Sicil Müdürlüğü'ne başvurarak söz konusu sükna hakkını tapu kütüğüne şerh ettirme yetkisi bulunmaktadır.
Sonuç olarak, boşanma kararının ardından evde kimin yaşayacağı sorunu, kulaktan dolma bilgilerle değil, titiz bir hukuki stratejiyle çözülmelidir. İster hakkınızı arayan tapu sahibi olun, ister çocuklarıyla sokakta kalma tehlikesi yaşayan bir ebeveyn olun, atacağınız yanlış bir adım telafisi imkansız zararlara yol açabilir. Bu süreçte uzman bir aile hukuku avukatından danışmanlık almak, geleceğinizi güvence altına almanın en kesin yoludur.

Av. Murat Aydar
İstanbul'da aile hukuku alanında müvekkillerime hizmet veriyorum. Özellikle anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı davalarında hukuki destek sağlıyorum.