Boşanma Hukuku

Cezaevindeki Hükümlü Eşten Boşanma Davası Nasıl Açılır Şartları Nelerdir?

Av. Murat Aydarİstanbul Boşanma Avukatı
Son güncelleme: 18 Temmuz 2026
12 dk okuma

Özet

Eşi cezaevinde olan kişiler, durumun niteliğine göre 'suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme' (TMK 163) veya 'evlilik birliğinin temelinden sarsılması' (TMK 166) nedenlerine dayanarak boşanma davası açabilirler. Hukuki süreçte en önemli ayrım, eşin 'tutuklu' mu yoksa cezası kesinleşmiş 'hükümlü' mü olduğudur. Bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkum olan eşe yasal olarak vasi atanması zorunludur ve bu durumda boşanma davası tebligatları doğrudan vasiye yapılır. Anlaşmalı boşanma duruşmalarına cezaevindeki eş SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) aracılığıyla katılabilir. Nafaka, tazminat ve velayet gibi fer'i talepler, mahkeme tarafından cezaevindeki eşin malvarlığı ve kusur durumuna göre detaylıca incelenerek karara bağlanır.

Evlilik birliği devam ederken eşlerden birinin cezaevine girmesi, hem psikolojik hem ekonomik hem de hukuki açıdan aile üzerinde derin sarsıntılar yaratır. 2026 yılı itibarıyla aile mahkemelerine yansıyan uyuşmazlıklarda, cezaevinde bulunan eşe karşı açılan boşanma davalarının sayısında belirgin bir artış gözlemlenmektedir. Birçok vatandaş, eşinin cezaevinde olması durumunda hukuki sürecin nasıl işleyeceğini, tebligatların nasıl yapılacağını ve hak kaybına uğramamak için hangi adımları atması gerektiğini tam olarak bilememektedir.

İnternet üzerindeki pek çok kaynak, cezaevindeki eşe boşanma davası açma sürecini yüzeysel olarak ele almakta, özellikle tutuklu ve hükümlü ayrımının boşanma hukukundaki kritik sonuçlarını göz ardı etmektedir. Bir istanbul boşanma avukatı olarak mesleki deneyimlerime dayanarak söyleyebilirim ki; cezaevindeki eşe karşı yürütülen boşanma davaları, sıradan davalara kıyasla çok daha fazla usuli detay barındırır. Vasi atanması süreci, cezaevi idaresiyle yazışmalar, tebligat hukuku kurallarının katı uygulaması ve SEGBİS bağlantıları gibi hususlar davanın seyrini doğrudan etkiler.

Bu kapsamlı rehberde, cezaevindeki eşten boşanma davasının tüm aşamalarını, yasal dayanaklarını, nafaka ve velayet gibi sonuçlarını en ince ayrıntısına kadar inceleyeceğiz. Amacımız, başka hiçbir kaynağa ihtiyaç duymadan, haklarınızı ve atmanız gereken adımları eksiksiz bir şekilde öğrenmenizi sağlamaktır.

Hükümlü ve Tutuklu Kavramlarının Boşanma Hukukundaki Farkı Nedir?

Cezaevindeki eşe boşanma davası açmadan önce tespit edilmesi gereken en önemli husus, cezaevindeki kişinin yasal statüsüdür. Günlük hayatta "hapiste" veya "cezaevinde" kelimeleri genel bir durumu ifade etmek için kullanılsa da, hukuk sistemimizde kişinin statüsü davanın usulünü tamamen değiştirir.

Tutuklu Eş: Hakkında açılmış bir ceza soruşturması veya kovuşturması devam eden, mahkeme tarafından henüz kesinleşmiş bir ceza kararı verilmemiş ancak tedbir amacıyla cezaevinde tutulan kişidir. Masumiyet karinesi gereği tutuklu kişi henüz suçlu kabul edilmez. Tutuklu kişilerin fiil ehliyeti (kendi başlarına hukuki işlem yapma hakları) devam eder. Bu nedenle tutuklu eşe vasi atanması gerekmez. Boşanma davası açıldığında, dava dilekçesi ve tebligatlar doğrudan tutuklunun bulunduğu ceza infaz kurumuna gönderilir ve bizzat kendisine tebliğ edilir.

Hükümlü Eş: Hakkında verilen hapis cezası kararı kanun yollarından (İstinaf, Yargıtay) geçerek kesinleşmiş ve cezasının infazı için cezaevinde bulunan kişidir. İşte boşanma hukuku açısından kritik nokta burasıdır. Türk Medeni Kanunu'na göre, bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkum olan her ergin kısıtlanır ve kendisine bir vasi atanması zorunludur.

ℹ️Bilgi
Eğer eşiniz 1 yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası aldıysa, artık kendi başına davayı takip edemez. Kanunen kısıtlı sayılır. Bu durumda boşanma davasındaki tüm tebligatların ve hukuki işlemlerin mahkeme tarafından atanacak vasi aracılığıyla yürütülmesi zorunludur.

Cezaevindeki Eşe Karşı Hangi Hukuki Sebeplerle Boşanma Davası Açılabilir?

Eşin cezaevine girmesi başlı başına otomatik bir boşanma sebebi değildir. Kanun koyucu, boşanma davalarını belirli sebeplere bağlamıştır. Cezaevindeki eşe karşı açılacak davalarda genellikle iki ana hukuki nedene dayanılmaktadır: Özel boşanma sebebi olan "Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme" veya genel boşanma sebebi olan "Evlilik birliğinin temelinden sarsılması".

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Sebebiyle Boşanma TMK Madde 163

Eğer eşiniz yüz kızartıcı, toplum nezdinde küçük düşürücü bir suç işlemiş ve bu nedenle cezaevine girmişse, doğrudan Türk Medeni Kanunu'nun 163. maddesine dayanarak özel boşanma sebebiyle dava açabilirsiniz.

Bu maddeye dayanarak dava açabilmenin en temel şartları şunlardır:

  • Suçun Küçük Düşürücü Olması: Her suç bu kapsama girmez. Örneğin, taksirle ölüme sebebiyet verme (trafik kazası vb.) genellikle küçük düşürücü suç sayılmaz. Ancak hırsızlık, dolandırıcılık, rüşvet, irtikap, cinsel saldırı, uyuşturucu ticareti, zimmet gibi suçlar Yargıtay uygulamalarında küçük düşürücü suç olarak kabul edilmektedir.
  • Birlikte Yaşamanın Beklenemez Hale Gelmesi: İşlenen suç nedeniyle diğer eş için evlilik birliğini sürdürmenin katlanılamaz hale gelmiş olması gerekir. Eşinin bir çocuğa cinsel istismarda bulunması nedeniyle tutuklanan bir kadından, bu evliliği sürdürmesi beklenemez.
  • Suçun Evlilik Süresi İçinde İşlenmiş Olması: Bu çok atlanan bir detaydır. Eğer eşiniz evlenmeden önce bu suçu işlemiş ancak yargılaması uzun sürdüğü için cezaevine evliyken girmişse, TMK 163'e (suç işleme) dayanarak boşanma davası açamazsınız. Çünkü kanun, suçun evlilik birliği devam ederken işlenmesini şart koşar. Evlenmeden önceki suçlar nedeniyle ancak şartları varsa nispi butlan (yanılma/aldatma) davası açılabilir.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Genel Sebep TMK Madde 166

Eğer eşinizin işlediği suç "küçük düşürücü" nitelikte değilse (örneğin kasten yaralama, taksirli suçlar, vergi usul kanununa muhalefet vb.) veya suç evlenmeden önce işlenmişse, davanızı genel boşanma sebebi olan TMK 166 (Evlilik birliğinin temelinden sarsılması - eski adıyla şiddetli geçimsizlik) maddesine dayandırmanız gerekir.

Bu durumda mahkemeye sunulacak argüman şu olmalıdır: "Eşimin suç işlemesi, soruşturma süreçleri, evimize polis baskınları yapılması, cezaevine girmesi ve ailenin yalnız bırakılması nedenleriyle evlilik birliği onarılamaz şekilde sarsılmıştır." Yargılama makamları, bir eşin kasten suç işleyerek ailesini maddi ve manevi olarak zor durumda bırakmasını, evliliğin temelinden sarsılmasında kusurlu bir davranış olarak kabul etmektedir. Hangi yasal sebebi seçeceğiniz davanın kaderini belirleyeceğinden, süreci bir çekişmeli boşanma avukatı ile yürütmek büyük önem taşır.

Vasi Atanması Süreci ve Boşanma Davasına Etkisi Nedir?

Yukarıda bahsettiğimiz gibi, 1 yıl veya daha fazla hapis cezası kesinleşmiş olan eşe yasal olarak vasi atanması zorunludur. Boşanma davası açtığınızda, mahkeme tensip zaptını hazırlarken eşinizin cezaevi kayıtlarını ve UYAP üzerinden kesinleşmiş cezalarını inceler.

Eğer eşiniz hükümlüyse ve cezası 1 yıldan fazlaysa, Aile Mahkemesi hakimi boşanma davasını bekletici mesele yapar. Yani dava durur. Hakim, hükümlünün bulunduğu yerin Sulh Hukuk Mahkemesi'ne bir ihbar yazısı yazarak "Bu kişiye vasi atanması gerekmektedir" der. Sulh Hukuk Mahkemesi bir vasi atayana ve bu vasilik kararı kesinleşene kadar boşanma davasında hiçbir işlem (tebligat çıkarma dahil) yapılamaz.

⚠️Dikkat
Vasi atanması süreci bazen 3-4 ay, bazen de daha uzun sürebilmektedir. Bu süreçte boşanma davanızın uzayacağını bilmelisiniz. Vasi genellikle hükümlünün anne, baba, kardeş gibi yakın akrabalarından biri olarak seçilir. Hükümlüye vasi atanmadan yapılan tebligatlar ve verilen kararlar Yargıtay tarafından usulden bozulur.

Vasi atandıktan sonra, Aile Mahkemesi dava dilekçesini ve diğer tebligatları hükümlüye değil, atanan vasiye yapar. Vasi, kısıtlı (hükümlü) adına davayı takip eder, avukat tutabilir, cevap dilekçesi sunabilir. Ancak vasi, hükümlünün sıkıyasıya bağlı haklarını (örneğin boşanma iradesini) tamamen onun yerine kullanamaz. Boşanma davalarında vasinin görevi usulü tamamlamaktır; mahkeme hükümlünün de bizzat beyanını (genellikle SEGBİS ile) almak ister.

Cezaevindeki Eşe Tebligat Nasıl Yapılır?

Boşanma davalarında en çok sorun yaşanan aşamalardan biri tebligattır. Davalı eş cezaevindeyse, tebligat kuralları 7201 sayılı Tebligat Kanunu'na göre çok sıkı şekil şartlarına tabidir. Bu konuda detaylı bilgi almak isterseniz, daha önce kaleme aldığımız Boşanma Davası Tebligatı Ne Zaman Gelir? başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Eğer Eş Tutuklu İse: Tebligat doğrudan eşin bulunduğu Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü'ne gönderilir. Cezaevi idaresi, tebligatı tutuklu eşe bizzat teslim eder ve tebliğ mazbatasını mahkemeye geri gönderir.

Eğer Eş Hükümlü ve Vasi Atanmış İse: Dava dilekçesi, duruşma günleri, bilirkişi raporları ve gerekçeli karar dahil tüm evraklar doğrudan vasiye tebliğ edilmelidir. Vasiye yapılmayan tebligatlar geçersizdir. Ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, hak kaybı yaşanmaması adına davanın açıldığına dair bilginin ve gerekçeli kararın bir örneğinin bilgi mahiyetinde hükümlü eşe de cezaevinde ayrıca tebliğ edilmesi gerekmektedir.

Cezaevindeki Eşe Karşı Anlaşmalı Boşanma Davası Açılabilir mi?

Evet, cezaevinde bulunan eşle anlaşmalı olarak boşanmak hukuken mümkündür. Türk Medeni Kanunu Madde 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanmanın en temel şartı, evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması ve eşlerin bizzat hakim huzurunda boşanma iradelerini açıklamalarıdır. Peki eş cezaevindeyse mahkemeye nasıl gelecek?

SEGBİS Uygulaması İle Anlaşmalı Boşanma Duruşması

Cezaevindeki eşin anlaşmalı boşanma duruşmasına fiziksel olarak mahkeme salonuna getirilmesi (jandarma eşliğinde sevk edilmesi) güvenlik riskleri ve personel maliyetleri nedeniyle nadiren uygulanan bir durumdur. Bunun yerine, 2026 yılında mahkemeler istisnasız olarak SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) uygulamasını kullanmaktadır.

Süreç şu şekilde işler:

  1. Taraflar arasında (gerekirse avukatlar vasıtasıyla veya cezaevi görüşlerinde) bir Anlaşmalı Boşanma Protokolü hazırlanır. Cezaevindeki eş bu protokolü imzalar.
  2. Dava açılırken mahkemeden davalı eşin duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katılması talep edilir.
  3. Aile Mahkemesi, duruşma gününü belirler ve eşin bulunduğu cezaevi müdürlüğüne "Belirtilen gün ve saatte hükümlüyü/tutukluyu SEGBİS odasında hazır edin" şeklinde müzekkere yazar.
  4. Duruşma günü, dışarıdaki eş (davacı) fiziksel olarak mahkeme salonunda bulunur. Cezaevindeki eş ise kamera sistemiyle salona bağlanır.
  5. Hakim, her iki tarafa da boşanma protokolündeki imzaları ve şartları kabul edip etmediklerini sorar. Her ikisi de özgür iradeleriyle kabul ettiklerini beyan ettiklerinde dava tek celsede biter.
💡İpucu
Anlaşmalı boşanmalarda cezaevi yazışmaları ve SEGBİS planlamaları mahkeme kaleminin yoğunluğuna göre aksayabilir. Duruşma gününden en az bir hafta önce dosyanızı inceleyerek cezaevine SEGBİS müzekkeresinin yazılıp yazılmadığını kontrol etmek, duruşmanın ertelenmesini önlemek adına kritik bir ipucudur.

Cezaevindeki Eşten Nafaka ve Tazminat Talep Edilebilir mi?

Boşanma davalarında en çok merak edilen konulardan biri de ekonomik taleplerdir. "Eşim cezaevinde, çalışmıyor, ondan nafaka veya tazminat alabilir miyim?" sorusu sıkça karşımıza çıkar.

Hukuken, bir kişinin cezaevinde olması onun nafaka veya tazminat ödeme yükümlülüğünü otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Ancak mahkeme, bu talepleri değerlendirirken kişinin ödeme gücünü baz almak zorundadır.

Hükümlü Eşin Ödeme Gücü ve Nafaka Değerlendirmesi

Eğer cezaevindeki eşin dışarıda bir malvarlığı (ev, araba, arsa), bankada birikmiş parası veya düzenli kira geliri varsa, mahkeme pekala bu kişi aleyhine tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakası ile maddi/manevi tazminata hükmedebilir. Mahkeme, kolluk kuvvetleri aracılığıyla bir Sosyal ve Ekonomik Durum (SED) araştırması yapar.

Ancak, cezaevindeki eşin hiçbir geliri yoksa, üzerine kayıtlı malvarlığı bulunmuyorsa ve cezaevinde sadece ailesinden gelen harçlıklarla yaşamını sürdürüyorsa durum değişir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarına göre, kendisi yoksulluk içinde olan, hiçbir geliri olmayan bir kişiden yoksulluk nafakası istenemez. Bu durumda mahkeme, eşin cezaevinde olmasını ve ekonomik gelirinin sıfır olmasını dikkate alarak nafaka taleplerini reddedebilir. İştirak nafakası (çocuk için ödenen nafaka) konusunda ise mahkemeler daha hassastır; asgari düzeyde de olsa bir iştirak nafakasına hükmedilebilmektedir ancak tahsilatı fiilen imkansız olabilir.

Tazminat boyutunda ise; cezaevine giren eş, işlediği suç (özellikle aileye karşı işlenmişse veya yüz kızartıcıysa) nedeniyle evliliğin bitmesinde "tam veya ağır kusurlu" sayılacaktır. Ağır kusurlu eş aleyhine manevi tazminata hükmedilmesi kuvvetle muhtemeldir. Tahsilat aşaması (icra) ise eş cezaevinden çıktıktan sonra veya malvarlığı tespit edildiğinde yapılabilecektir. Bu sürecin maliyetleri hakkında fikir sahibi olmak isterseniz Boşanma Davası Ücreti 2026 yazımıza göz atabilirsiniz.

Eşi Cezaevinde Olan Tarafa Çocuğun Velayeti Nasıl Verilir?

Velayet davalarında mahkemenin yegane ölçütü "çocuğun üstün yararı"dır. Eşlerden birinin cezaevine girmesi, velayet düzenlemesinde dışarıda olan ebeveyn lehine çok büyük bir karine oluşturur.

Çocuğun sağlıklı gelişimi, eğitim hayatının aksamaması, fiziki ve psikolojik ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için cezaevindeki bir ebeveynin fiilen velayet görevini yerine getirmesi imkansızdır. Bu nedenle, dışarıdaki eşin çok ekstrem bir uygunsuzluğu (örneğin akıl hastalığı, uyuşturucu bağımlılığı vb.) ispatlanmadığı sürece, mahkeme müşterek çocukların velayetini cezaevinde olmayan eşe verecektir.

Peki Cezaevindeki Eşin Çocukla Kişisel İlişki Kurma Hakkı Ne Olacak?
Cezaevindeki ebeveynin de çocuğuyla görüşme hakkı vardır. Mahkeme, pedagog (uzman) raporu alarak çocuğun yaşına ve psikolojik durumuna göre bir karar verir. Genellikle, cezaevi kuralları ve görüş günleri dikkate alınarak, örneğin "her ayın ilk cumartesi günü cezaevi görüş saatlerinde" şeklinde bir kişisel ilişki tesisi kararı verilir. Çocuğun cezaevi ortamına girmesinin psikolojisini bozacağı yönünde güçlü bir uzman raporu varsa, mahkeme bu görüşmeleri tamamen sınırlandırabilir veya mektup/telefon yoluyla iletişim kurulmasına hükmedebilir.

Hükümlü Eşe Karşı Boşanma Davası Nerede ve Nasıl Açılır?

Davayı nerede açacağınız (yetkili mahkeme) hukuki bir zorunluluktur. Türk Medeni Kanunu Madde 168'e göre boşanma davalarında yetkili mahkeme; eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Cezaevindeki eşin resmi yerleşim yeri neresidir? Hukuken kişinin zorunlu nedenlerle (hapis, hastane vb.) bir yerde bulunması orayı onun yerleşim yeri yapmaz. Yani eşiniz Edirne F Tipi Cezaevi'nde yatıyor diye davayı Edirne'de açmak zorunda değilsiniz. Eşinizle cezaevine girmeden önce son 6 ay birlikte oturduğunuz şehrin (örneğin İstanbul) Aile Mahkemesinde davanızı rahatlıkla açabilirsiniz.

Sürecin uzunluğu davanın çekişmeli mi yoksa anlaşmalı mı olduğuna göre değişir. Detaylı bilgi için çekişmeli boşanma davası ne kadar sürer? başlıklı akademi makalemizi inceleyerek mahkeme takvimi hakkında gerçekçi bir fikir edinebilirsiniz.

Cezaevindeki Eşe Karşı Açılacak Boşanma Davası Dilekçe Örneği

Aşağıda, eşi cezaevinde olan ve TMK 163 (Suç işleme) sebebine dayanarak açılacak bir çekişmeli boşanma davası için hazırlanmış temel bir dilekçe taslağı sunulmuştur. Unutmayın ki her dosya parmak izi gibi benzersizdir ve dilekçelerin somut olaya göre bir avukat tarafından uyarlanması elzemdir.

📋Örnek
İSTANBUL NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ'NE

DAVACI: [Adınız Soyadınız] (T.C. No: ...) ADRES: [Açık Adresiniz]

VEKİLİ: Av. Murat Aydar

DAVALI: [Eşinizin Adı Soyadı] (T.C. No: ...) ADRES: [Eşinizin Bulunduğu Cezaevi Adresi, Örn: Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumu - İstanbul]

KONU: Türk Medeni Kanunu Madde 163 (Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme) ve Madde 166 (Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması) nedenlerine dayalı boşanma, müşterek çocuğun velayeti, [...] TL manevi tazminat ve [...] TL nafaka taleplerimizden ibarettir.

AÇIKLAMALAR:

  1. Müvekkil ile davalı eş, .../.../... tarihinden beri evlidir. Bu evlilikten ... doğumlu ... isimli bir müşterek çocukları bulunmaktadır.

  2. Davalı eş, evlilik birliği devam ederken hırsızlık/dolandırıcılık/uyuşturucu ticareti [Suçun türü yazılacak] suçunu işlemiş ve ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı dosyası ile yargılanarak ... yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. İlgili karar kesinleşmiş olup, davalı halihazırda ... Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır.

  3. Davalının işlemiş olduğu bu suç, TMK m. 163 kapsamında küçük düşürücü bir suç olup, müvekkilin davalı ile birlikte yaşaması ve evlilik birliğini sürdürmesi kendisinden beklenemez hale gelmiştir. Yaşanan polis baskınları ve davalının cezaevine girmesi müvekkili çevresine karşı küçük düşürmüş, ağır psikolojik çöküntüye uğratmıştır.

  4. Hükümlü durumunda olan davalının hapis cezası 1 yıldan fazla olduğundan, tarafımızca Sayın Mahkemenizden Sulh Hukuk Mahkemesine ihbarda bulunularak davalıya vasi atanmasının beklenmesini talep etme zorunluluğu doğmuştur.

  5. Çocuğun üstün yararı gereği, cezaevinde bulunan babanın/annenin velayet görevini ifa etmesi fiilen imkansızdır. Bu sebeple geçici ve kalıcı velayetin müvekkile verilmesi gerekmektedir.

HUKUKİ NEDENLER: TMK m. 163, 166, 168, 169 ve ilgili yasal mevzuat.

DELİLLER:

  1. Nüfus Kayıt Örneği
  2. ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı kesinleşmiş karar örneği (Celbi talep olunur)
  3. Davalının cezaevi kayıtları ve UYAP sorguları
  4. Tanık beyanları (İsim ve adresleri bilahare bildirilecektir)
  5. SED Raporu ve her türlü yasal delil.

NETİCE VE TALEP: Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, haklı davamızın KABULÜNE, tarafların BOŞANMALARINA, müşterek çocuğun velayetinin müvekkile verilmesine, müvekkil lehine ... TL manevi tazminata ve çocuk için aylık ... TL iştirak nafakasına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep ederiz. .../.../2026

Davacı Vekili Av. Murat Aydar (e-imzalıdır)

Cezaevindeki eşle boşanma süreci, görüldüğü üzere vasi atanmasından tebligat usullerine kadar son derece teknik bir zeminde ilerlemektedir. Herhangi bir usul hatası davanın yıllarca uzamasına veya Yargıtay'dan dönmesine sebep olabilir. Bu nedenle sürecin en başından itibaren deneyimli bir hukuk profesyoneli ile hareket etmeniz, haklarınızı korumanız açısından hayati öneme sahiptir.

Yazar Hakkında
Av. Murat Aydar

Av. Murat Aydar

Boşanma Avukatıİstanbul Barosu - Sicil No: 62459

İstanbul'da aile hukuku alanında müvekkillerime hizmet veriyorum. Özellikle anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı davalarında hukuki destek sağlıyorum.