Velayet Hukuku

Boşanma Sürecinde Ergenlik Çağındaki Çocukların Velayeti Hangi Eşe Verilir?

Av. Murat Aydarİstanbul Boşanma Avukatı
Son güncelleme: 26 Temmuz 2026
14 dk okuma

Özet

Ergenlik çağındaki (özellikle 12 yaş ve üzeri) çocukların velayet davalarında, çocuğun 'idrak çağında' olması nedeniyle beyanı büyük önem taşır. Ancak hakimin kararı sadece çocuğun isteğine bağlı değildir; SİR raporu, ebeveynlerin sosyo-ekonomik durumu, çocuğun eğitim hayatı ve 'çocuğun üstün yararı' ilkesi bir bütün olarak değerlendirilir. Çocuğun manipüle edilip edilmediği uzman pedagoglar tarafından incelenir ve son karar çocuğun fiziksel, ruhsal ve ahlaki gelişimini en iyi destekleyecek ebeveyn lehine verilir.

Boşanma süreci, eşler için ne kadar yıpratıcıysa, arada kalan çocuklar için de bir o kadar sarsıcıdır. Özellikle ergenlik çağındaki çocukların bu süreci algılayışı ve tepkileri, bebeklik veya ilk çocukluk dönemindeki bireylerden çok daha farklıdır. Bir aile hukuku uzmanı ve deneyimli bir İstanbul boşanma avukatı olarak sıklıkla karşılaştığım en hassas konulardan biri, kendi fikirleri, sosyal çevreleri ve güçlü duygusal reaksiyonları olan ergen yaştaki çocukların velayetinin kimde kalacağı hususudur.

Birçok ebeveyn, 12 yaşını geçmiş bir çocuğun mahkemede "Ben annemle/babamla kalmak istiyorum" demesinin velayeti belirlemek için kesin ve tek yeterli şart olduğunu düşünür. Ancak hukuk sistemi bu kadar yüzeysel işlemez. Çocuğun beyanı son derece kritik olsa da, mahkemeler karar verirken madalyonun görünmeyen yüzüne de bakar. Çocuğun bu kararı hür iradesiyle mi verdiği, ebeveynlerden birinin çocuğu manipüle edip etmediği, eğitim hayatının sekteye uğrayıp uğramayacağı gibi onlarca farklı parametre incelenir.

Bu kapsamlı rehberimizde, 2026 yılı itibarıyla aile mahkemelerinde ergenlik çağındaki çocukların velayet süreçlerinin nasıl işlediğini, uzman pedagogların (SİR raporu) oynadığı rolü, çocuğun idrak yaşının hukuki karşılığını ve ebeveynlerin bu zorlu süreçte hukuken nelere dikkat etmesi gerektiğini tüm detaylarıyla, pratik örneklerle ele alacağız.

Ergenlik Dönemindeki Çocuğun Velayetinde Temel Hukuki Kriterler Nelerdir?

Türk Medeni Kanunu, velayet hususunda anne veya babanın cinsiyetine, maddi gücüne veya salt kusur oranına bakarak otomatik bir karar vermez. Kanun koyucu ve mahkemeler için tek bir pusula vardır: Çocuğun üstün yararı. Bebeklik döneminde bu yarar genellikle "anne şefkati ve bakımına muhtaçlık" olarak yorumlanırken, ergenlik döneminde işin rengi tamamen değişir.

Ergenlik çağındaki bir çocuğun fiziksel bakımından ziyade; eğitimine yön verecek, psikolojik çalkantılarını yönetecek, sosyal hayatını destekleyecek ve ona güvenli bir liman sunacak ebeveyn aranır. Bu noktada çekişmeli boşanma davası süreçlerinde tarafların birbirlerini suçlamasından ziyade, çocuğa sunabilecekleri somut gelecek planları ön plana çıkar.

İdrak Çağı Nedir ve Velayet Davalarını Nasıl Etkiler?

Aile hukukunda "İdrak Çağı", bir çocuğun etrafında olup bitenleri anlayabilme, sebep-sonuç ilişkisi kurabilme ve kendi geleceği hakkında mantıklı bir tercih yapabilme olgunluğuna eriştiği dönemi ifade eder. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Türk yargı sisteminin köklü içtihatlarına göre, idrak çağı genellikle 8 yaşından itibaren başlar. Ancak 12-18 yaş arası dönem, idrak çağının en net ve güçlü yaşandığı zaman dilimidir.

İdrak çağında olan ergen bir çocuğun velayet davası sırasındaki durumu şu şekillerde mahkemeyi etkiler:

  • Dinlenme Zorunluluğu: Mahkeme, idrak çağındaki çocuğu dinlemeden, onun fikrini almadan velayet kararı veremez. Bu, hukuki bir zorunluluktur.
  • Görüşün Ağırlığı: 15-16 yaşlarındaki bir gencin beyanı, 9 yaşındaki bir çocuğun beyanından çok daha ağır basar. Hakim, çok olağanüstü bir sakınca görmedikçe 16 yaşındaki bir ergenin kalmak istemediği ebeveyne velayeti vermez.
  • Kişilik Haklarına Saygı: Ergenlik, bireyselleşme çağıdır. Çocuğun kendi odasının olup olmayacağı, okuluna devam edip edemeyeceği gibi hususlar idrak çağı değerlendirmesinin bir parçasıdır.

Bu hususta ebeveynlerin merak ettiği daha spesifik yaş ayrımları ve genel kurallar için çocuğun velayetinin kime verileceği yaş kriterleri başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Çocuğun Üstün Yararı İlkesi Nasıl Değerlendirilir?

Çocuğun üstün yararı, mahkeme salonlarında en çok duyduğumuz ama içeriği en az anlaşılan kavramlardan biridir. Ergen bir çocuk için üstün yarar, ona en çok harçlık veren, en pahalı telefonu alan ebeveynin yanında kalması demek değildir.

Hakim ve uzmanlar üstün yararı belirlerken şu sorulara cevap arar:

  • Hangi ebeveyn çocuğun eğitim hayatını daha istikrarlı şekilde sürdürmesini sağlayabilir?
  • Çocuğun arkadaş çevresi ve alıştığı sosyal ortam hangi ebeveynle kalırsa daha az zarar görür?
  • Hangi ebeveyn, diğer ebeveyn ile çocuğun görüşmesini ve kişisel ilişki kurmasını destekler niteliktedir? (Kin ve nefret aşılamayan ebeveyn).
  • Ergenin ergenlik krizlerini, psikolojik değişimlerini sevgi, sabır ve otorite dengesiyle kim daha iyi yönetebilir?
⚖️Yasal Düzenleme
Türk Medeni Kanunu Madde 336: Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanırlar. Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hali gerçekleşmişse hakim, velayeti eşlerden birine verebilir. Bu kararda hakimin yegane ölçütü, uluslararası sözleşmelerle de güvence altına alınan "çocuğun üstün yararı" ilkesidir.

12-18 Yaş Arası Ergen Çocukların Kendi Velayetlerini Seçme Hakkı Var Mı?

Toplumda, "Çocuk 12 yaşını geçince mahkemede kime gitmek isterse ona verilir" şeklinde çok yaygın ve eksik bir inanış vardır. Evet, çocuğun beyanı esastır; fakat bu mutlak bir seçme hakkı değildir. Mahkeme, çocuğun bir sipariş verir gibi ebeveyn seçmesine izin vermez. Mahkemenin görevi, çocuğun bu tercihinin arkasındaki gerçek nedeni bulmaktır.

Hakimin Çocuğu Dinleme Süreci Nasıl İşler?

Hakim, ergenlik çağındaki bir çocuğu duruşma salonunda, anne ve babasının gözleri önünde, avukatların çapraz bakışları altında dinlemez. Bu durum çocuğun psikolojisi için ciddi bir travma yaratır.

Süreç genellikle şu şekilde işler:

  1. Uzman Odasında Görüşme: Mahkemelerde görevli pedagog, psikolog veya sosyal çalışmacılar (Uzmanlar), çocuğu adliyedeki özel görüşme odalarında misafir eder.
  2. Ebeveynlerin Dışarıda Bırakılması: Çocuğun kendini baskı altında hissetmemesi için anne ve baba bu görüşmelere kesinlikle alınmaz.
  3. Dolaylı Sorular: Uzman, çocuğa "Anneni mi daha çok seviyorsun babanı mı?" gibi travmatik ve yönlendirici sorular sormaz. Bunun yerine okul hayatı, hobileri, evdeki günlük yaşantısı, kiminle ders çalıştığı, kiminle vakit geçirmekten keyif aldığı gibi dolaylı yollardan bilgi toplar.
  4. Hakimin Odasında Görüşme: Bazı özel durumlarda veya çocuğun yaşının daha büyük olduğu durumlarda (örneğin 16-17 yaş), hakim cübbesini çıkararak çocuğu kendi odasında, samimi bir ortamda bizzat dinleyebilir.
💡İpucu
Eğer çocuğunuz velayet davası sürecinde mahkeme uzmanı ile görüşecekse, ona kesinlikle "Hakim amcaya babamın/annemin ne kadar kötü biri olduğunu söyle" şeklinde telkinlerde bulunmayın. Uzmanlar bu tür ezberletilmiş cümleleri anında fark eder ve bu durum sizin aleyhinize raporlanır.

Çocuğun Beyanı Ne Zaman Dikkate Alınmaz?

Ergenlik, isyan ve bağımsızlık arayışının zirve yaptığı bir dönemdir. Mahkemeler bu gerçeğin farkındadır. Çocuğun beyanının dikkate alınmadığı ve tersi yönde velayet kararı verilen durumlar şunlardır:

  • Disiplinden Kaçış: Anne, çocuğun ders çalışmasını, belirli saatlerde evde olmasını istiyor ve bir disiplin uyguluyorsa; baba ise "Benim yanıma gelirse sana bilgisayar alacağım, istediğin saatte yatabilirsin" diyorsa, çocuk babayı seçebilir. Ancak uzman raporu bu tercihin "rahatlık ve disiplinsizlik" arayışından kaynaklandığını tespit ederse, velayet disiplinli ebeveynde, yani annede bırakılabilir.
  • Ahlaki ve Fiziksel Tehlike: Çocuk, uyuşturucu, alkol bağımlılığı olan veya suça karışmış bir ebeveyni sırf ona duyduğu hastalıklı bir bağ veya korku nedeniyle seçiyorsa, devlet çocuğun üstün yararı gereği bu talebi reddeder.
  • Geçici Öfke Nöbetleri: Ergenlikte ebeveynle yaşanan sıradan bir tartışma sonrası "Senden nefret ediyorum, babamla/annemle yaşayacağım" diyen çocuğun bu anlık öfkesi uzmanlarca ayırt edilir.

Velayet Davasında SİR Raporu ve Uzman Pedagog İncelemesi Nasıl Yapılır?

Sosyal İnceleme Raporu (SİR), çekişmeli velayet davalarının omurgasıdır. Hakim, ailenin iç dinamiklerini bilemeyeceği için mahkemeye atanan Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü (ADM) bünyesindeki uzmanların hazırlayacağı bu rapora büyük ölçüde itibar eder.

Uzmanlar sadece çocukla konuşmakla kalmaz; her iki ebeveyni ayrı ayrı dinler, gerekli görürse her iki ebeveynin yaşadığı evi ziyaret eder ve çocuğa sunulacak yaşam alanlarını inceler. Ergenlik çağındaki bir çocuk için kendi özel alanının (ayrı bir oda, ders çalışma masası) olup olmadığı büyük bir kriterdir.

Uzman Görüşmesinde Ergen Çocuğa Hangi Sorular Sorulur?

13-17 yaş bandındaki bir gençle yapılan görüşme, bir oyuncak terapisi değildir; yetişkinliğe adım atan bir bireyle yapılan derinlemesine bir mülakattır. Uzmanlar şu minvalde incelemeler yapar:

  • "Gelecek planların neler, hangi liseye/üniversiteye gitmek istiyorsun? Bu konularda annen ve baban seni nasıl destekliyor?"
  • "Boş zamanlarında evde neler yaparsın? Annenle/babanla ortak etkinlikleriniz nelerdir?"
  • "Eğer babanla yaşarsan, annenle ne sıklıkla ve nasıl görüşmek istersin?" (Bu soru, çocuğun diğer ebeveyne karşı kışkırtılıp kışkırtılmadığını ölçer).
  • "Şu anki okulundan ve mahalledeki arkadaşlarından ayrılmak zorunda kalırsan ne hissedersin?"

Bu sürecin detayları ve pedagogun çocuğa yaklaşımı hakkında daha derinlemesine bilgi için pedagogun çocuğa soracağı sorular adlı incelememizi de okumanızı tavsiye ederiz.

Eğitim ve Sosyal Hayatın Rapordaki Önemi Nedir?

Ergenlik, bireyin akademik geleceğinin şekillendiği LGS, YKS gibi büyük sınavlara hazırlandığı dönemdir. SİR raporunda, ebeveynlerden hangisinin çocuğun eğitim hayatını daha iyi organize edeceği detaylıca yazılır. Eğer annenin yaşadığı ev, çocuğun yıllardır gittiği, alıştığı ve başarılı olduğu okula çok yakınsa; babanın evi ise şehrin diğer ucundaysa ve taşınma çocuğun akademik başarısını düşürecekse, sırf bu lojistik ve eğitimsel nedenden dolayı bile velayet annede bırakılabilir.

Ebeveyne Yabancılaşma Sendromu Ergen Çocuklarda Nasıl Tespit Edilir?

Boşanma davalarında karşılaştığımız en tehlikeli ve üzücü durumlardan biri Ebeveyne Yabancılaşma Sendromu'dur (Parental Alienation Syndrome - PAS). Bu durum, velayeti elinde bulunduran veya fiilen çocukla daha çok vakit geçiren ebeveynin, çocuğu diğer ebeveyne karşı sistematik olarak doldurması, kötülemesi ve beynini yıkamasıdır.

Ergenler bu manipülasyona çok açıktır. Çünkü ergenlik doğası gereği ebeveyni yargılama ve suçlama eğilimi taşır. Manipülatif bir ebeveyn, diğer eşin en ufak bir hatasını büyüterek ergen çocuğun gözünde onu bir "düşman" haline getirebilir.

Çocuğun Manipüle Edildiğini Anlamanın Yolları Nelerdir?

Uzman pedagoglar, çocuğun kendi hür iradesiyle mi konuştuğunu yoksa dolduruşa mı geldiğini şu işaretlerden anlar:

  • Yetişkin Kelimeleri Kullanma: 14 yaşındaki bir çocuk duruşmada "Babam anneme karşı sadakat yükümlülüğünü ihlal etti, onu ekonomik şiddete maruz bıraktı" gibi ezberletilmiş, yaşına uygun olmayan hukuki terminoloji kullanıyorsa, arkasında mutlaka manipüle eden bir anne/baba vardır.
  • Körü Körüne Savunma ve Kesin Reddetme: Çocuk, yanında kaldığı ebeveyni bir melek, diğer ebeveyni ise bir şeytan olarak tanımlıyorsa; diğer ebeveynle hiçbir şekilde görüşmek istemediğini, onu tamamen hayatından sildiğini söylüyorsa bu ciddi bir yabancılaşma belirtisidir.
  • Mantıksız Gerekçeler: "Neden babanla görüşmek istemiyorsun?" sorusuna çocuk, çok ufak ve mantıksız nedenler sunuyorsa (Örn: "Geçen yıl bana yanlış renk tişört aldı") bu durum şüphe uyandırır.
⚠️Dikkat
Yargıtay'ın güncel ve yerleşik kararlarına göre; çocuğu diğer ebeveyne karşı kışkırtan, aralarındaki kişisel ilişkiyi bilinçli olarak engelleyen ve çocuğun zihnini zehirleyen ebeveyn, velayet hakkını kötüye kullanmış sayılır. Bu durum, sırf kışkırtma eylemi nedeniyle velayetin diğer eşe verilmesi (veya değiştirilmesi) için tek başına haklı ve yeterli bir nedendir.

Ergenlik Çağındaki Çocuğun Eğitim ve Yaşam Standardı Velayeti Nasıl Etkiler?

Maddi durum, velayet kararında tek başına belirleyici değildir. "Benim maaşım daha yüksek, çocuğu ben daha iyi okuturum" argümanı hukukta her zaman karşılık bulmaz. Ancak ergenlik çağındaki çocukların artan masrafları, özel okul taksitleri, dershane ücretleri, spor ve sanat faaliyetleri bir gerçektir.

Burada hukukun bulduğu çözüm, İştirak Nafakasıdır. Eğer çocuğun manevi, psikolojik ve günlük bakım ihtiyaçlarını daha iyi karşılayacak olan eşin (örneğin annenin) maddi durumu yetersizse, mahkeme velayeti annede bırakır ancak maddi durumu çok iyi olan babayı yüksek bir iştirak nafakası ödemeye mahkum eder. Böylece çocuğun hem duygusal gelişimi garanti altına alınır hem de alıştığı yüksek yaşam ve eğitim standardından mahrum kalması engellenir.

Öte yandan, eğer ebeveynlerden biri çocuğun eğitimini tamamen ihmal ediyor, onu okutmak yerine çalışmaya zorluyor veya okul saatlerinde onu ev işleri yapmakla görevlendiriyorsa, bu durum doğrudan velayetin kaybı nedenidir.

Boşanma Davasında Ortak Velayet Ergen Çocuklar İçin Uygun Mudur?

Son yıllarda Türk aile hukukunda da uygulanmaya başlanan ortak velayet, özellikle ergenlik çağındaki çocuklar için çok sağlıklı bir alternatif olabilmektedir. Ortak velayet, anne ve babanın boşanmış olmalarına rağmen çocukla ilgili kritik konularda (okul seçimi, yurtdışı seyahatleri, sağlık müdahaleleri) ortak karar almaya devam etmeleridir.

Ancak ortak velayetin kurulabilmesi için 2026 yılı itibarıyla en temel şart: Tarafların bu konuda anlaşmış olması ve aralarında yüksek düzeyde bir iletişim ve saygı bulunmasıdır. Çekişmeli, şiddet iddialarının havada uçuştuğu, tarafların birbirinin yüzüne bakmadığı bir boşanma davasında hakim ortak velayete hükmetmez. Çünkü ebeveynleri sürekli çatışan ergen bir çocuk için ortak velayet, iki ateş arasında kalmak ve hayatıyla ilgili kararların ebeveyn kavgası nedeniyle alınamaması (felç olması) anlamına gelir.

Kardeşlerin Birbirinden Ayrılmaması Kuralı Ergenlerde De Geçerli Midir?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında sıklıkla vurgulanan bir ilke vardır: "Kardeşlerin birbirinden ayrılmaması ilkesi". Boşanma zaten aile bütünlüğünü parçalayan bir olayken, bir de çocukları bölmek (Örneğin: Ergen yaştaki oğlan babaya, küçük yaştaki kız anneye) kardeşlik bağlarını zedeler, çocukların yalnızlık ve güvensizlik hissini artırır.

Ancak ergenlik çağında bu kural esnetilebilir. Eğer 16 yaşındaki lise öğrencisi çocuk, kesin bir dille babasıyla kalmak istediğini mantıklı gerekçelerle sunuyorsa; 4 yaşındaki kardeşinin anne bakımına mutlak muhtaçlığı nedeniyle annede kalması gerekiyorsa, mahkeme bu çocukları ayırabilir. Bu durumda uzman pedagog, kardeşlerin ayrılmasının yaratacağı travmayı en aza indirmek için hafta sonları ve tatillerde kardeşlerin bir araya gelmesini sağlayacak genişletilmiş kişisel ilişki günleri belirlenmesini talep eder.

Velayeti Alamayan Eşin Ergen Çocukla Kişisel İlişki Kurma Hakkı Nasıl Düzenlenir?

Velayeti alamayan anne veya babanın çocukla görüşme günlerinin (kişisel ilişki) düzenlenmesi, çocuğun yaşına göre farklılık gösterir. Bebeklerde kısa saatler olarak belirlenen bu süre, ergenlerde çok daha esnektir.

Ancak ergenlerde şöyle pratik bir sorun ortaya çıkar: Mahkeme "Her ayın 1. ve 3. hafta sonu baba ile kalmasına" karar verir. Fakat o hafta sonu 15 yaşındaki ergenin çok yakın bir arkadaşının doğum günü partisi vardır veya lise takımının maçı vardır. Ergen çocuk babaya gitmek istemez.

Bu durumlarda icra yoluyla (veya 2026 yılı güncel uygulaması olan Çocuk Teslim Merkezleri aracılığıyla) zorla teslim uygulanması, ergenin ruh sağlığında onarılmaz yaralar açar ve ebeveyniyle bağını tamamen koparır. Deneyimli bir velayet avukatı olarak müvekkillerime tavsiyem; ergen çocukla kurulan kişisel ilişkide katı mahkeme kararlarından ziyade, çocuğun sosyal programına, kurs saatlerine ve isteklerine saygı duyan esnek bir model benimsemeleridir.

Velayet Değiştirme Davası Ergenin İsteğiyle Açılabilir Mi?

Boşanma davasında velayet annede (veya babada) kalmış olabilir. Yıllar geçer, çocuk ergenlik çağına girer (örneğin 14 yaşına gelir) ve artık annesiyle değil babasıyla yaşamak istediğini beyan eder. Bu durum velayetin değiştirilmesi için yeterli bir sebep midir?

Evet, idrak çağındaki çocuğun köklü bir fikir değişikliği yaşaması ve diğer ebeveyne geçmek istemesi, "Yeni Olguların Ortaya Çıkması" kabul edilir ve Velayet Değiştirme Davası açılabilir. Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi, hakimin ve pedagogun bu değişimin nedenini makul bulması (Örn: "Babamın yanındaki liseye gitmek istiyorum", "Annem evlendi ve üvey babamla aynı evde yaşamak istemiyorum" gibi geçerli sebepler) şarttır.

📊İstatistik
Yapılan hukuki istatistiklere göre; 12 yaş üzeri çocukların kendi rızası, uzman onaylı haklı gerekçeleri ve velayeti alacak tarafın uygun koşulları sağlaması halinde açılan velayet değiştirme davalarının %80'inden fazlası çocuğun istediği yönde sonuçlanmaktadır.

Ergenlik Çağındaki Çocuğun Velayeti Talebi İçin Örnek Dava Dilekçesi

Aşağıda, 15 yaşındaki bir çocuğun babasıyla kalmak istemesi ve annenin manipülatif tavırları nedeniyle açılan bir velayet değiştirme davasına ait örnek bir taslak dilekçe bulunmaktadır. Bu dilekçe genel bilgilendirme amaçlıdır; her dava kendine özgüdür ve bir avukat vasıtasıyla hazırlanmalıdır.

📋Örnek

İSTANBUL NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE

DAVACI: İsim Soyisim (T.C. Kimlik No)
ADRES: ...
VEKİLİ: Av. Murat Aydar
DAVALI: İsim Soyisim (T.C. Kimlik No)
ADRES: ...

KONU: Müşterek çocuk ... (Doğum Tarihi: .../2011) velayetinin davalı anneden alınarak davacı babaya verilmesi (Velayetin Değiştirilmesi) talebimizdir.

AÇIKLAMALAR:
1. Müvekkil ile davalı yan, İstanbul ... Aile Mahkemesinin 2018/... E. 2019/... K. sayılı ilamı ile boşanmışlar ve o dönem 7 yaşında olan müşterek çocuğun velayeti yaşının küçüklüğü sebebiyle davalı anneye verilmiştir.

2. Aradan geçen zaman zarfında müşterek çocuk büyümüş, 15 yaşına ulaşarak ergenlik ve idrak çağına girmiştir. Çocuk, son 1 yıldır ısrarla müvekkil babası ile yaşamak istediğini dile getirmekte, davalı annenin kendisine sürekli psikolojik baskı yaptığını, odasına kapanmasına dahi izin vermeyerek özel hayatına saygı duymadığını belirtmektedir.

3. Ayrıca davalı anne, müşterek çocuğu müvekkilime karşı sürekli kışkırtmakta, mahkemece kurulan kişisel ilişki günlerinde çocuğun babaya gitmesini engellemek için uydurma bahaneler üretmektedir. (Ebeveyne Yabancılaşma Sendromu emareleri mevcuttur).

4. Müvekkilimin sosyo-ekonomik durumu, çocuğun lise eğitimini en iyi şekilde karşılayacak düzeydedir. Çocuğun kendisine ait ayrı bir odası ve çalışma ortamı müvekkilin evinde hazır beklemektedir.

5. İdrak çağındaki müşterek çocuğun dinlenmesi ve uzman pedagog SİR raporu alınması neticesinde haklılığımız ortaya çıkacaktır. Çocuğun üstün yararı gereği velayetin müvekkile verilmesini talep etme zorunluluğu hasıl olmuştur.

HUKUKİ NEDENLER: TMK, HMK ve ilgili mevzuat.
HUKUKİ DELİLLER: Boşanma kararı, SİR Raporu, Tanık beyanları, Okul kayıtları ve sair yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; müşterek çocuğun velayetinin davalıdan alınarak müvekkil davacıya verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten saygıyla talep ederiz. (Tarih)

Davacı Vekili
Av. Murat Aydar

Ergenlik dönemindeki bir çocuğun velayet süreci, hukuki tekniklerden öte derin bir psikolojik yaklaşım ve empati gerektirir. Çocuğunuzun geleceğini korumak, onu adliye koridorlarının yıpratıcı atmosferinden uzak tutmak ve yasal haklarınızı en güçlü şekilde savunmak için mutlaka bu alanda tecrübe sahibi bir uzmanla yola çıkmalısınız.

Yazar Hakkında
Av. Murat Aydar

Av. Murat Aydar

Boşanma Avukatıİstanbul Barosu - Sicil No: 62459

İstanbul'da aile hukuku alanında müvekkillerime hizmet veriyorum. Özellikle anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı davalarında hukuki destek sağlıyorum.