Özet
Pek kötü ve onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma davası, TMK Madde 162'de düzenlenen ve eşlerden birinin ağır kusuruna dayanan özel bir çekişmeli boşanma türüdür. Pek kötü davranış, işkence veya eziyet boyutuna varan bedensel ve ruhsal saldırıları kapsarken; onur kırıcı davranış, eşin şeref ve haysiyetine yönelik ağır saldırıları ifade eder. Bu davalarda 6 aylık ve 5 yıllık hak düşürücü sürelere dikkat edilmeli, ayrıca affetme (af) durumunun dava hakkını ortadan kaldırdığı unutulmamalıdır. Dava sürecinde darp raporları, tanık beyanları ve dijital kayıtlar en önemli delillerdir.
Evlilik birliği, eşlerin birbirine sevgi, saygı, sadakat ve anlayışla bağlı kalmasını gerektiren, temelinde karşılıklı güvenin yattığı kutsal bir müessesedir. Ancak bazı durumlarda, bu sevgi ve saygı bağı tamamen kopmakla kalmaz, eşlerden biri diğerinin fiziksel veya ruhsal bütünlüğüne, şeref ve haysiyetine telafisi imkansız zararlar verecek eylemlerde bulunabilir. Türk Medeni Kanunu, evliliği çekilmez kılan bu tür ağır ihlalleri sıradan bir geçimsizlik olarak değerlendirmemekte ve mağdur olan eşi korumak adına özel boşanma sebepleri öngörmektedir.
Uygulamada sıklıkla karşılaştığımız şiddetli geçimsizlik (evlilik birliğinin temelinden sarsılması) genel bir boşanma sebebi iken; eşe karşı uygulanan ağır şiddet, işkence, haysiyetsizleştirme veya ağır hakaretler pek kötü ve onur kırıcı davranış başlığı altında özel bir boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir. 2026 yılı itibarıyla, artan toplumsal farkındalık ve hukuki güncellemeler ışığında, bu dava türünün şartları, ispat yükümlülükleri ve mahkemelerin yaklaşımı büyük bir hassasiyet taşımaktadır.
Bu kapsamlı rehberimizde, pek kötü davranışın sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiğini, onur kırıcı davranışın hukuki tanımını, bu iddiaların mahkemede nasıl ispatlanacağını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarını ve davanın açılması için gereken sürelere dair tüm kritik detayları derinlemesine inceleyeceğiz.
Türk Medeni Kanunu Kapsamında Özel Boşanma Sebepleri Nelerdir?
Türk hukuk sisteminde boşanma sebepleri, "genel boşanma sebepleri" ve "özel boşanma sebepleri" olmak üzere iki ana kategoriye ayrılmaktadır. Özel boşanma sebepleri, kanun koyucu tarafından tek tek sayılmış ve bu eylemlerin gerçekleşmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılacağı karine olarak kabul edilmiştir. Zina, hayata kast, haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığı ve makalemizin ana konusu olan pek kötü veya onur kırıcı davranış özel boşanma sebeplerini oluşturur.
Kanun maddesinden de açıkça anlaşıldığı üzere, TMK m.162 aslında kendi içinde üç farklı eylemi barındırmaktadır: Hayata kast, pek kötü davranış ve onur kırıcı davranış. Her ne kadar bu üç eylem aynı kanun maddesinde düzenlenmiş olsa da, nitelikleri, ispat yöntemleri ve yargılama sırasındaki hukuki değerlendirmeleri birbirinden tamamen farklıdır.
Özel boşanma sebebine dayanarak açılan bir davada, davacı taraf sadece kanunda belirtilen bu özel eylemin gerçekleştiğini ispatlamakla yükümlüdür. Eylemin gerçekleştiği kanıtlandığı anda, mahkeme evliliğin çekilmez hale gelip gelmediğini ayrıca araştırmaz. Çünkü kanun koyucu, eşine pek kötü davranan veya onun onurunu ağır şekilde kıran bir kişinin bulunduğu evlilikte, ortak hayatın devamının beklenemeyeceğini peşinen kabul etmiştir.
Pek Kötü Davranış Nedir ve Hangi Eylemler Bu Kapsama Girer?
Hukuki terminolojide "pek kötü davranış", eşlerden birinin diğerinin fiziksel veya ruhsal bütünlüğüne yönelik, acı ve ızdırap veren, normal bir insani ilişkinin sınırlarını aşan eziyet ve işkence niteliğindeki her türlü eylemidir. Burada sıradan bir tartışma veya basit bir itişip kakışmadan bahsedilmemektedir. Eylemin "pek kötü" sayılabilmesi için belirli bir ağırlığa, sürekliliğe veya vahşete sahip olması gerekir.
Fiziksel Şiddet ve İşkence Boyutuna Varan Eylemler
Fiziksel şiddetin dozu, pek kötü davranış iddiasının kabulünde en belirleyici unsurdur. Eşin vücut bütünlüğüne yönelik, kasıtlı ve eziyet çektirme amacı taşıyan eylemler bu kategoriye girer. Sigara söndürmek, kesici aletle yaralamak, eşi kış ortasında soğuk suya sokmak, sistematik ve ağır dayak atmak gibi vahşet içeren eylemler tartışmasız şekilde pek kötü davranıştır.
Bu noktada şiddetin sadece fiziksel olması da şart değildir. Fiziksel bir temas olmasa dahi, eşi ağır kış şartlarında sokağa atmak, evde eşyaları kırıp dökerek şiddet korkusu yaratmak ve bu korkuyu sürekli hale getirmek de pek kötü davranış olarak nitelendirilir. Mahkeme, bu tür iddiaları incelerken eylemin mağdur eş üzerinde bıraktığı travmatik etkiyi ve eziyet unsurunu dikkate alır.
Özgürlüğü Kısıtlayıcı Eylemler
Eşin seyahat, haberleşme veya basit günlük aktivitelerini cebir ve tehdit yoluyla tamamen kısıtlamak da pek kötü davranış sayılır. Eşini eve kilitleyip günlerce dışarı çıkmasını engellemek, ailesiyle veya arkadaşlarıyla görüşmesini yasaklayarak onu bir odaya hapsetmek, hastalandığında bilerek ve isteyerek doktora götürmemek gibi eylemler, kişinin temel insan haklarına saldırı niteliğindedir.
Özellikle, eşin tıbbi yardıma ihtiyaç duyduğu anlarda onu bu yardımdan mahrum bırakmak, bilerek acı çekmesini izlemek Yargıtay tarafından istikrarlı bir şekilde pek kötü davranış olarak kabul edilmektedir. Çünkü evlilik birliği eşlere birbirine yardım etme yükümlülüğü getirir; bu yükümlülüğün eziyet kastıyla ihlal edilmesi hukuken korunamaz.
Onur Kırıcı Davranış Nedir Hukuki Olarak Nasıl Tanımlanır?
Onur kırıcı davranış, fiziksel bir saldırıdan ziyade eşin kişiliğine, şerefine, haysiyetine, toplum içindeki itibarına ve özsaygısına yönelik yapılan ağır ve haksız saldırılardır. Bir eylemin onur kırıcı sayılabilmesi için, sıradan bir hakaretin ötesine geçerek, kişiyi derinden yaralayan, küçük düşüren ve haysiyetini ayaklar altına alan bir nitelik taşıması gerekmektedir.
Eşler arasındaki her tartışmada söylenen kırıcı sözler hemen özel boşanma sebebi sayılmaz. Hukuk sistemimiz, eşler arasındaki anlık öfke patlamaları ile sistematik ve ağır onur kırma eylemlerini birbirinden ayırır. Eylemin onur kırıcı davranış kabul edilmesi için, mağdur eşin toplum, aile veya sosyal çevresi nezdinde itibarının zedelenmesi kasti aranır. Konuyla ilgili daha detaylı örnekleri incelemek isterseniz boşanmada aşağılama hor görme ve onur kırıcı davranışlar nelerdir isimli rehberimize göz atabilirsiniz.
Ağır Hakaretler ve Toplum İçinde Aşağılama
Eşi üçüncü kişilerin (aile üyeleri, arkadaşlar, komşular veya tamamen yabancılar) yanında sürekli olarak aşağılamak, fiziksel özellikleriyle veya yetenekleriyle alay etmek ağır derecede onur kırıcı davranıştır. Örneğin, kalabalık bir misafir grubunun önünde eşine "Sen aptalsın, hiçbir işe yaramazsın, senden iğreniyorum" gibi sözleri sürekli ve kasten söylemek bu kapsama girer.
Sadece sözlü ifadeler değil, davranışlarla da onur kırılabilir. Eşin yüzüne tükürmek, onu misafirlerin yanında zorla odadan kovmak, bedensel bir engeli veya hastalığı ile toplum içinde dalga geçmek Yargıtay'ın affetmediği ve doğrudan TMK m.162 kapsamında değerlendirdiği eylemlerdir.
İftira ve Namus Üzerinden Yapılan Saldırılar
Eşin namus ve şerefine yönelik asılsız iddialarda bulunmak, en ağır onur kırıcı davranışlardan biridir. Eşini asılsız yere sadakatsizlikle suçlamak, çevredeki insanlara "karım/kocam beni aldatıyor" şeklinde dedikodu yaymak veya eşi hakkında asılsız suç duyurularında bulunarak onun polis veya savcılık nezdinde şüpheli durumuna düşmesine neden olmak onur kırıcı eylemlerdir.
Aynı şekilde, eşin çalıştığı iş yerine giderek orada olay çıkarmak, patronuna veya iş arkadaşlarına eşle ilgili asılsız ve yüz kızartıcı ithamlarda bulunarak eşin işini kaybetmesine veya iş yerinde rezil olmasına sebep olmak da mahkemelerce ağır derecede onur kırıcı davranış olarak kabul edilmektedir.
Hayata Kast ile Pek Kötü Davranış Arasındaki Farklar Nelerdir?
Aynı kanun maddesinde yer alan "hayata kast" ve "pek kötü davranış" kavramları zaman zaman birbirine karıştırılmaktadır. Ancak aralarındaki temel fark, eylemi gerçekleştiren eşin niyeti (kastı) ve eylemin ulaştığı boyuttur. İki durumu birbirinden doğru ayırmak, dava dilekçesinin doğru hukuki sebeplere dayandırılması açısından çok önemlidir.
| Karşılaştırma Kriteri | Hayata Kast Nedir? | Pek Kötü Davranış Nedir? |
|---|---|---|
| Eylemin Amacı (Kast) | Eşin doğrudan ölümüne sebep olmak, onu öldürmek amacı taşır. | Eşin ölmesini istememekle birlikte, ona ağır eziyet ve acı çektirmek amacı taşır. |
| Eylem Örnekleri | Eşin yemeğine zehir katmak, silahla ateş etmek, eşi balkondan itmek. | Eşi günlerce odaya kilitlemek, kırbaçlamak, ağır şekilde dövmek, kışın sokağa atmak. |
| Sonuç | Eş tesadüfen veya kurtarılma sonucu hayatta kalmış olmalıdır (Zira ölürse evlilik ölümle biter). | Eş hayattadır ancak ciddi bedensel veya ruhsal travmalar, yaralanmalar meydana gelmiştir. |
| Ceza Hukuku Karşılığı | Kasten öldürmeye teşebbüs suçu kapsamına girer. | Eziyet, kasten yaralama, hürriyeti tahdit gibi suçların kapsamına girer. |
Bir davada eylemin hayata kast mı yoksa pek kötü davranış mı olduğu, ceza dosyasındaki deliller ve mahkeme kararları ile paralellik gösterir. Eğer eş, diğer eşi öldürmek maksadıyla hareket etmişse dava "hayata kast" nedenine; öldürmek istememiş ama ağır işkence yapmışsa "pek kötü davranış" nedenine dayandırılmalıdır.
Pek Kötü ve Onur Kırıcı Davranış Nedenine Dayalı Davalarda Hak Düşürücü Süre (6 Ay / 5 Yıl)
Özel boşanma sebeplerinin en belirgin özelliklerinden biri kanunda belirtilen sıkı süre sınırlarıdır. Hukuk sistemimiz, ağır bir eyleme maruz kalan kişinin bu durumu sonsuza kadar bir tehdit veya boşanma kozu olarak cebinde tutmasına izin vermez. Bu nedenle TMK Madde 162, dava açma hakkını belirli sürelere bağlamıştır.
Bu süreler "zamanaşımı" süresi değil, hak düşürücü sürelerdir. Yani davalı eş mahkemede sürenin geçtiğini ileri sürmese bile, Aile Mahkemesi hakimi bu sürenin geçip geçmediğini resen (kendiliğinden) araştırır ve dikkate alır. Eğer 6 aylık süre kaçırılmışsa, mahkeme davayı esasa girmeden süre yönünden reddedecektir.
Peki bu süre ne zaman başlar? Eylemin gerçekleştiği andan itibaren başlar. Ancak bazı eylemler süreklilik arz edebilir (örneğin eşin 3 ay boyunca odaya kilitlenmesi). Süreklilik arz eden pek kötü davranışlarda, 6 aylık süre son eylemin bittiği veya eziyetin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Eylem bittikten 7 ay sonra dava açılırsa, bu özel sebebe dayanılamaz; ancak bu durumlar genel boşanma sebebi (şiddetli geçimsizlik) kapsamında değerlendirilebilir.
Af Durumunda Boşanma Davası Düşer mi?
Türk Medeni Kanunu'nun pek kötü ve onur kırıcı davranış davaları için getirdiği bir diğer kesin kural ise "af" kurumudur. Kanun, "Affeden tarafın dava hakkı yoktur" diyerek konuyu son derece net bir şekilde hükme bağlamıştır. Eğer eşinize karşı yapılan pek kötü veya onur kırıcı bir davranışı affederseniz, artık bu eyleme dayanarak TMK m.162'den boşanma davası açamazsınız.
Açık Af ve Örtülü Af Kavramları
Affetme, açık veya örtülü (zımni) olabilir. Açık af, eşin sözlü veya yazılı olarak "seni affettim, olanları unutalım, evliliğimize yeni bir sayfa açalım" şeklinde iradesini beyan etmesidir. Sosyal medya mesajları, WhatsApp yazışmaları, mektuplar veya eşin ailesinin yanında söylenen sözler açık affın ispatında kullanılır.
Örtülü (zımni) af ise sözlü bir beyan olmamasına rağmen, eşin davranışlarından affettiğinin anlaşılmasıdır. Örneğin, eşinden çok ağır bir dayak veya hakaret yiyen kişi, hiçbir şey olmamış gibi eşiyle tatile çıkarsa, aynı yatağı paylaşmaya devam ederse, eşinin doğum gününü sevgi sözcükleriyle kutlarsa mahkeme bunu "örtülü af" olarak değerlendirir. Çünkü mantığın olağan akışı, ağır onur kırıcı davranışa maruz kalan kişinin hemen normal aile yaşantısına dönmeyeceğini gösterir.
Affın İspatı Nasıl Yapılır?
Boşanma davasında af iddiası, genellikle davalı eş (suçlanan taraf) tarafından savunma aracı olarak ileri sürülür. Davalı eş, davacının kendisini affettiğini ispatlamak zorundadır. Peki bu ispat nasıl yapılır?
- Şikayetten Vazgeçme: Eşin uyguladığı şiddet nedeniyle savcılığa yapılan şikayetten kendi hür iradesiyle vazgeçmek güçlü bir af belirtisidir (Ancak Yargıtay her şikayetten vazgeçmenin doğrudan af anlamına gelmeyeceğini, bazen korkuyla da vazgeçilebileceğini belirtir. Bu nedenle dosya kapsamı bütüncül incelenir).
- Birlikte Yaşamaya Devam Etme: Olayın ardından makul bir süre geçmesine rağmen eşin ortak konuttan ayrılmaması ve hiçbir sorun yokmuş gibi karı-koca ilişkisine (örneğin cinsel hayata) devam edilmesi.
- İletişim Kayıtları: Eşler arasındaki sevgi içerikli mesajlaşmalar, fotoğraflar ve sosyal medya paylaşımları.
Pek Kötü ve Onur Kırıcı Davranış Davalarında Deliller ve İspat Yükü
Hukukta genel kural şudur: İddia eden, iddiasını ispatla mükelleftir. Eşinizin size pek kötü davrandığını veya onur kırıcı eylemlerde bulunduğunu mahkemeye taşıyorsanız, bu iddiaları somut ve hukuka uygun delillerle kanıtlamanız gerekir. Sadece "bana kötü davrandı" demek, davanın kazanılması için yeterli değildir.
Darp Raporları ve Tıbbi Kayıtlar
Fiziksel şiddet ve eziyet iddialarının en güçlü delili resmi sağlık kuruluşlarından alınan darp raporlarıdır. Eşinizden şiddet gördüğünüzde derhal en yakın hastanenin acil servisine veya polis merkezine giderek durumunuzun belgelenmesini sağlamalısınız. Sadece darp raporları değil, eğer psikolojik bir işkence veya travma söz konusuysa, psikiyatri kliniklerinden alınan tedavi belgeleri, kullanılan ilaç reçeteleri ve doktor raporları da "pek kötü davranışın" ruhsal boyutunu ispatlamak için hayati önem taşır.
Tanık Beyanlarının Önemi ve Kriterleri
Aile içi meseleler genellikle kapalı kapılar ardında yaşandığı için, en önemli ispat araçlarından biri tanık beyanlarıdır. Tanıkların, iddia edilen olayları bizzat görmüş veya duymuş olmaları gerekir. Sadece davacıdan duyduklarını aktaran (duyuma dayalı) tanıkların beyanlarına itibar edilmez.
Kimler tanık olabilir? Ortak çocuklar, anne, baba, kardeşler, komşular ve eşlerin arkadaşları tanık olarak dinlenebilir. Özellikle apartman komşularının sürekli duyduğu bağırışlar, hakaretler, evden gelen eşya kırılma sesleri veya eşi kapıda saatlerce bekletme gibi eylemlere dair şahitlikleri, onur kırıcı davranışın ispatında çok etkilidir.
Ses, Video ve Dijital Delillerin Durumu
Günümüzde WhatsApp mesajları, e-postalar, SMS kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve ses kayıtları boşanma davalarında sıkça kullanılmaktadır. Eşin WhatsApp üzerinden yazdığı ağır küfürler, tehdit mesajları onur kırıcı davranışın en net yazılı ispatıdır.
Ses ve video kayıtları konusunda ise hukuka uygunluk kriteri devreye girer. Yargıtay'ın genel kabulüne göre, ani gelişen bir saldırı veya hakaret anında, kişinin başka türlü delil elde etme imkanı yoksa (örneğin evde yalnızken eşin aniden saldırması ve hakaret etmesi), o anı kayda alması hukuka uygun delil sayılabilir. Ancak eşin telefonuna gizli dinleme programı kurmak veya eve gizli kamera yerleştirmek hukuka aykırıdır. Bu konuda sınırların nasıl çizildiğini merak ediyorsanız, boşanma davasında gizli ses kaydı ve kamera çekimi delil olur mu? başlıklı makalemizi incelemenizi tavsiye ederiz.
Yargıtay Kararları Işığında Pek Kötü ve Onur Kırıcı Davranış Emsalleri
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, yıllar içinde verdikleri kararlarla hangi eylemlerin özel boşanma sebebi sayılacağının sınırlarını belirginleştirmiştir. 2026 yılındaki güncel yargılamalarda da bu temel ilkeler hakimiyetini korumaktadır. Yargıtay kararlarından çıkarılan bazı temel prensipler şunlardır:
Eşi Ailesinin Yanında Sürekli Aşağılamak
Yargıtay, bir eşin kendi ailesinin (kayınvalide, kayınpeder) veya eşinin ailesinin yanında eşini sürekli olarak ezmesini, ona hizmetçi muamelesi yapmasını, fikirlerini değersizleştirmesini ve ona hakaret etmesini ağır derecede onur kırıcı davranış olarak kabul etmektedir. Özsaygısı yok edilen ve itibarı zedelenen eş, TMK 162'ye dayanarak boşanma davası açabilir.
Asılsız İhbarlarda Bulunmak ve İftira Atmak
Eşini sırf cezalandırmak veya ona zarar vermek amacıyla asılsız yere polise, savcılığa veya CİMER'e şikayet etmek Yargıtay tarafından istikrarlı bir şekilde onur kırıcı davranış sayılmaktadır. Eşin iş yerine, "Benim eşim FETÖ/terör örgütü üyesidir", "Eşim iş yerinde yolsuzluk yapıyor" gibi iftira niteliğinde sahte ihbarlar yapmak, kişinin sosyal ve mesleki onuruna doğrudan saldırı niteliğindedir.
Ekonomik Mahrumiyet Üzerinden Onur Kırma
Maddi gücü elinde bulunduran eşin, diğer eşi temel insani ihtiyaçlarından mahrum bırakması, market alışverişi yapmasına izin vermemesi, evdeki yiyecekleri kilitlemesi veya eşe bir lira bile vermeyerek onu başkalarına muhtaç hale getirmesi Yargıtay kararlarında onur kırıcı ve duruma göre pek kötü davranış olarak nitelendirilmektedir. (Ekonomik baskıların farklı boyutları için çekişmeli boşanma dilekçesi nasıl hazırlanır rehberimize ve sitemizdeki diğer ekonomik şiddet konulu makalelere bakabilirsiniz).
Bu Dava Türünde Maddi ve Manevi Tazminat Hakları Nelerdir?
Pek kötü veya onur kırıcı davranış nedeniyle açılan boşanma davalarının en önemli sonuçlarından biri de yüksek tutarlı tazminat talepleridir. Bu eylemler, doğası gereği mağdur eşin "kişilik haklarına ağır saldırı" niteliği taşır.
Manevi tazminat; eşin çektiği bedensel acı, korku, toplum içindeki itibar kaybı, yaşadığı derin üzüntü ve ruhsal çöküntünün bir nebze olsun tatmin edilmesi amacıyla verilir. Pek kötü davranışın varlığı kanıtlandığında, hakim manevi tazminata hükmetmek zorundadır. Tazminatın miktarı, kusurlu eşin mali gücüne, eylemin ağırlığına ve mağdurda yarattığı tahribata göre 2026 yılı güncel sosyo-ekonomik şartları dikkate alınarak belirlenir.
Maddi tazminat ise, evliliğin kusurlu eylemlerle bitmesi nedeniyle mağdur eşin mevcut ve beklenen menfaatlerinin zedelenmesi karşılığında talep edilir. Örneğin, şiddet gören eş çalışamıyorsa, hastane masrafları yapmışsa veya evliliğin devamı halinde elde edeceği maddi güvencelerden mahrum kalmışsa yüklü bir maddi tazminat talep edebilir.
Pek Kötü ve Onur Kırıcı Davranış Boşanma Davası Dilekçesi Nasıl Yazılır?
Boşanma dilekçesi, davanın temelini oluşturur. Aile Mahkemesi hakimi, sizin yaşadığınız olayları ilk olarak bu dilekçeden okuyacaktır. TMK m.162'ye dayalı bir dava açılırken dilekçede; eylemlerin somut zamanları, nasıl gerçekleştiği, hangi delillerle ispatlanacağı, 6 aylık hak düşürücü sürenin geçmediği ve af iradesinin bulunmadığı net bir şekilde ifade edilmelidir. İddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı nedeniyle, dilekçede yazılmayan bir olayın daha sonra duruşmalarda ileri sürülmesi mümkün olmayabilir.
Örnek Dava Dilekçesi
DAVACI: İsim Soyisim (T.C. Kimlik No) - Adres VEKİLİ: Av. Murat Aydar - Adres / İletişim DAVALI: İsim Soyisim (T.C. Kimlik No) - Adres
KONU: Türk Medeni Kanunu Madde 162 uyarınca "Pek Kötü ve Onur Kırıcı Davranış" (ve terditli olarak TMK m.166/1 şiddetli geçimsizlik) nedeniyle müvekkilin boşanmasına, müşterek çocuğun velayetinin müvekkile verilmesine, aylık ... TL tedbir/yoksulluk nafakasına, ... TL maddi ve ... TL manevi tazminata hükmedilmesi talebimizdir.
AÇIKLAMALAR:
Müvekkil ile davalı .../.../20.. tarihinde evlenmişlerdir. Bu evlilikten ... doğumlu bir müşterek çocukları bulunmaktadır.
Evlilik birliğinin ilk aylarından itibaren davalı eş, müvekkile karşı hırçın, saldırgan ve aşağılayıcı tavırlar sergilemeye başlamıştır. Bu tavırlar zamanla şiddete ve işkenceye dönüşmüştür.
Davalı, .../.../2026 tarihinde (süresinde açılmıştır) müşterek konutta hiçbir makul sebep yokken müvekkile ağır fiziksel şiddet uygulamış, müvekkili odaya kilitleyerek saatlerce dışarı çıkmasını engellemiştir (Pek kötü davranış). Ekte sunulan ... Hastanesi'ne ait darp raporu bu durumu kanıtlamaktadır.
Ayrıca davalı taraf, müvekkilin ailesinin ve komşularının bulunduğu ortamda müvekkile "Sen ahlaksızsın, senden kadın/erkek olmaz, iğrenç bir insansın" şeklinde ağır hakaretler ederek müvekkilin onurunu toplum içinde ağır derecede kırmıştır (Onur kırıcı davranış).
Müvekkilin bu eylemleri affetmesi veya hoşgörü ile karşılaması söz konusu değildir. Olayın hemen ardından müvekkil kolluk kuvvetlerine sığınmış ve uzaklaştırma kararı almıştır.
HUKUKİ SEBEPLER: TMK m. 162, 166, HMK ve ilgili sair mevzuat.
DELİLLER: Nüfus kayıt örneği, darp raporları, savcılık şikayet dosyası (Esas No: ...), tanık beyanları, mesaj kayıtları, bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delil.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;
- Davamızın kabulü ile tarafların BOŞANMALARINA,
- Müvekkil lehine ... TL manevi, ... TL maddi tazminata hükmedilmesine,
- Müşterek çocuğun velayetinin müvekkile verilmesine karar verilmesini vekaleten talep ederiz.
Davacı Vekili Av. Murat Aydar (İmza)
Avukatla Çalışmanın Sürece Katkıları Nelerdir?
Pek kötü ve onur kırıcı davranışa dayanan boşanma davaları, ispatı teknik bilgi gerektiren, usul kurallarının katı bir şekilde işlediği son derece komplike yargılamalardır. Hak düşürücü sürelerin hesaplanması, af sayılacak tehlikeli adımlardan kaçınılması, dilekçelerin eksiksiz hazırlanması ve delillerin hukuka uygun şekilde dosyaya sunulması uzmanlık gerektirir. Küçük bir usuli hata, çok haklı olduğunuz bir davayı usulden kaybetmenize ve yıllarca sürecek mağduriyetler yaşamanıza neden olabilir.
Eğer evliliğinizde fiziksel, ruhsal şiddete veya onur kırıcı eylemlere maruz kalıyorsanız, haklarınızı korumak ve güvenli bir şekilde yeni bir hayata adım atmak için profesyonel hukuki destek almanız elzemdir. Sürecin en başından itibaren stratejik bir planlama yapmak ve davanızı sağlam temellere oturtmak için İstanbul boşanma avukatı olarak tecrübemizden faydalanabilirsiniz. Unutmayın ki, haklı olmak yetmez; adaleti sağlamak için hakkınızı usulüne uygun şekilde ispatlamak gerekir.
Sürecin çekişmeli bir yargılamaya dönüşeceği durumlarda, davanın tüm usul ve esasına hakim bir çekişmeli boşanma avukatı ile yola çıkmak, hem çocuklarınızın velayetini güvence altına almak hem de tazminat ve nafaka haklarınızı maksimize etmek açısından en doğru karar olacaktır.

Av. Murat Aydar
İstanbul'da aile hukuku alanında müvekkillerime hizmet veriyorum. Özellikle anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı davalarında hukuki destek sağlıyorum.