Özet
Zina (aldatma), Türk Medeni Kanunu'na göre özel ve mutlak bir boşanma sebebidir. Davayı açmak için olayın öğrenilmesinden itibaren 6 ay ve her halükarda 5 yıl içinde harekete geçilmesi gerekir. İspat yükü iddia eden taraftadır ve HTS kayıtları, otel kayıtları, hukuka uygun dijital yazışmalar gibi somut delillerle kanıtlanmalıdır. Zinanın ispatlanması halinde, aldatan eşin mal paylaşımındaki artık değer payı mahkemece yarıya indirilebilir veya tamamen kaldırılabilir. Ayrıca manevi tazminat hakkı doğar. Süreç karmaşık olduğundan 'kademeli dava' açmak en güvenli hukuki stratejidir.
Evlilik birliğinin temel taşlarından biri olan sadakat yükümlülüğünün ihlali, boşanma davalarında en sık karşılaşılan ve hukuki sonuçları en ağır olan süreçlerin başında gelmektedir. Halk arasında genel olarak 'aldatma' olarak bilinen eylem, Türk hukuk sisteminde teknik adıyla 'zina', ispatı ve sonuçları bakımından son derece katı kurallara bağlanmıştır. 2026 yılı itibarıyla gelişen teknoloji, dijital ayak izleri ve sosyal medya kullanımının artmasıyla birlikte zina davalarındaki delil yapıları köklü bir değişime uğramıştır.
Bu kapsamlı rehberde, zina nedeniyle boşanma davasının hukuki altyapısını, ispat yükünün detaylarını, hangi delillerin mahkemede geçerli olacağını ve bu sürecin nafaka, velayet ile mal paylaşımı üzerindeki yıkıcı etkilerini tüm ince ayrıntılarıyla ele alacağız. Bir İstanbul boşanma avukatı olarak mesleki deneyimlerime dayanarak, bu sürecin sadece duygusal değil, ciddi bir stratejik hukuki planlama gerektirdiğini belirtmek isterim.
Zina (Aldatma) Nedeniyle Boşanma Davası Nedir?
Zina, evli bir kişinin eşi dışında karşı cinsten biriyle bilerek ve isteyerek cinsel ilişkiye girmesi olarak tanımlanır. Türk Medeni Kanunu (TMK) sistematiğinde boşanma sebepleri 'özel' ve 'genel' olmak üzere ikiye ayrılır. Zina, özel, mutlak ve kusura dayalı bir boşanma sebebidir.
Özel bir boşanma sebebi olması şu anlama gelir: Eğer siz mahkemede zinanın varlığını hukuka uygun delillerle ispat ederseniz, mahkeme evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığına veya eşlerin bir arada yaşama ihtimalinin kalıp kalmadığına bakmaksızın boşanma kararı vermek zorundadır. Mutlak bir sebep olması, hakime takdir yetkisi bırakmaması yönüyle davacıya büyük bir avantaj sağlar.
Zina ile Sadakatsizlik (Güven Sarsıcı Davranış) Arasındaki Kritik Farklar
Hukuki pratikte en sık yapılan hata, her türlü aldatma veya sadakatsizlik eyleminin hukuken 'zina' sayılacağının zannedilmesidir. Oysa Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, zina eyleminin gerçekleşmiş sayılabilmesi için cinsel birleşmenin varlığı şarttır.
Eşinizin başka birisiyle flört etmesi, mesajlaşması, sarılması, öpüşmesi veya el ele gezmesi şüphesiz ki ağır bir sadakatsizliktir ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166/1) kapsamında bir boşanma sebebidir. Ancak bu eylemler cinsel birleşme boyutuna varmadığı sürece teknik anlamda 'zina' (TMK m. 161) davasına konu edilemez. Bu ayrım, davanın reddedilmemesi adına hayati öneme sahiptir.
| Özellik | Zina (TMK 161) | Güven Sarsıcı Davranış (TMK 166/1) |
|---|---|---|
| Eylem Türü | Cinsel birleşme şarttır | Flört, mesajlaşma, uygunsuz yakınlaşma |
| Dava Türü | Özel ve Mutlak Boşanma Sebebi | Genel Boşanma Sebebi |
| Süre Sınırı | Öğrenmeden itibaren 6 ay, her halde 5 yıl | Belirli bir hak düşürücü süre yoktur |
| Mal Paylaşımına Etkisi | Artık değer payı yarıya indirilebilir/kaldırılabilir | Mal paylaşımındaki yasal pay oranını (kural olarak) etkilemez |
| İspat Zorluğu | Çok yüksektir (cinsel ilişkinin ispatı veya kuvvetli karinesi gerekir) | Daha esnektir (mesajlar, fotoğraflar yeterli olabilir) |
Zina Nedeniyle Boşanma Davası Açma Şartları Nelerdir?
Bu davayı açabilmek ve başarıya ulaştırabilmek için kanunun aradığı maddi unsurların eksiksiz olarak bir araya gelmesi gerekmektedir. Mahkemeler, özel boşanma sebeplerinde şartların oluşup oluşmadığını resen (kendiliğinden) ve titizlikle inceler.
Evlilik Birliğinin Devam Ediyor Olması
Zina eyleminden söz edilebilmesi için, eylemin gerçekleştiği tarihte tarafların resmi olarak evli olmaları şarttır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir nüans vardır: Eşlerin fiilen ayrı yaşıyor olmaları, aralarında ayrılık kararı bulunması veya hali hazırda açılmış bir boşanma davasının devam ediyor olması, sadakat yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Yani, boşanma davası açtıktan sonra evi terk eden ve dava süreci devam ederken başka biriyle cinsel ilişki yaşayan eş, zina yapmış sayılır. Sadakat yükümlülüğü, mahkemenin verdiği boşanma kararının kesinleştiği (istinaf ve temyiz yollarının tüketildiği) ana kadar devam eder.
Cinsel İlişkinin Gerçekleşmiş Olması (Kuvvetli Karine Kavramı)
Hukuken zinanın ispatı için tarafların yatakta suçüstü yakalanması gibi hayatın olağan akışına aykırı bir beklenti yoktur. Yargıtay, cinsel ilişkinin gerçekleştiğine dair 'kuvvetli emarelerin (karinelerin)' varlığını zina için yeterli kabul etmektedir. Örneğin; eşin, karşı cinsten biriyle bir otel odasında geceyi birlikte geçirmesi, evde yalnızken uygunsuz kıyafetlerle yakalanması veya müşterek konuta başka birini alıp sabahlaması, hayatın olağan akışına göre zinanın gerçekleştiğine dair kuvvetli karine sayılır ve zina ispatlanmış kabul edilir.
Kusur ve İrade Unsuru
Zina yapan eşin eylemini bilerek ve isteyerek gerçekleştirmiş olması gerekir. İradeyi sakatlayan durumlar (tecavüze uğrama, ağır hipnoz veya iradeyi tamamen ortadan kaldıran ilaç/madde etkisi altında irade dışı cinsel saldırıya maruz kalma) zina olarak değerlendirilmez. Eylemin hukuki sonuç doğurabilmesi için kastın varlığı aranır.
Zina Davasında Süreler: Ne Zaman Açılmalıdır?
Zina sebebine dayalı boşanma davası, kanun koyucu tarafından çok sıkı sürelere tabi tutulmuştur. Bu süreler 'hak düşürücü' niteliktedir. Yani mahkeme, bu sürelerin geçip geçmediğini taraflar iddia etmese bile kendiliğinden inceler. Süre kaçırılmışsa, zina eylemi yüzde yüz ispatlansa bile dava reddedilir.
6 Aylık Öğrenme Süresi
Dava hakkı olan eşin, zinanın gerçekleştiğini ve zinaya katılan kişiyi (veya olayın kesinliğini) 'öğrendiği' tarihten itibaren 6 ay içinde bu davayı açması zorunludur. Burada kritik kelime 'şüphe' değil, 'öğrenme'dir. Sadece aldatıldığından şüphelenmek süreyi başlatmaz; olayın somut delillerle, kesin bir inançla öğrenildiği an süre işlemeye başlar.
5 Yıllık Mutlak Süre
Zina eyleminin üzerinden 5 yıl geçmişse, mağdur eş bu durumu yeni öğrenmiş olsa bile artık TMK m. 161 (Zina) maddesine dayanarak dava açamaz. 5 yıllık süre dolduktan sonra zina öğrenilirse, artık genel sebep olan 'evlilik birliğinin temelinden sarsılması' (TMK 166/1) maddesine dayanılarak dava açılmalıdır.
Zina (Aldatma) Davasında İspat Yükü Kimdedir ve Nasıl İspatlanır?
Hukukun temel kaidesi gereği "Müddei iddiasını ispatla mükelleftir". Yani, eşinin zina yaptığını iddia ederek dava açan taraf, bu iddiasını yasal ve somut delillerle kanıtlamak zorundadır. İspat yükü tamamen davacı eştedir. Mahkeme, sadece iddialara veya soyut şüphelere dayanarak boşanma kararı veremez.
Zinanın ispatı, boşanma hukukunun en meşakkatli alanlarından biridir. Boşanmada aldatma delilleri toplanırken mutlaka hukuka uygunluk sınırları içinde kalınmalıdır. Aksi takdirde, hem deliller geçersiz sayılır hem de ceza yargılaması ile karşı karşıya kalınabilir.
Yargıtay'a Göre Kabul Edilen Zina Delilleri Nelerdir?
2026 yılı yargı pratikleri ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları ışığında, zinayı ispatlamak için kullanılan başlıca hukuka uygun deliller şunlardır:
Otel Kayıtları ve Birlikte Konaklama
Zina ispatında en güçlü delillerden biridir. Eşin, karşı cinsten (ve aileden olmayan) biriyle aynı otelde, özellikle aynı odada konakladığının Emniyet Genel Müdürlüğü otel konaklama kayıtları (KBS sistemi) üzerinden mahkeme aracılığıyla getirtilmesi, zinanın kuvvetli karinesi kabul edilir. İş seyahati bahanesi, aynı odada kalınmışsa mahkemece itibar görmez.
HTS Kayıtları (Telefon Trafiği)
HTS (Historical Traffic Search) kayıtları, eşin kiminle, ne zaman, ne kadar süreyle ve hangi baz istasyonu bölgesinden konuştuğunu veya mesajlaştığını gösteren operatör verileridir. HTS kayıtları mesajların içeriğini göstermez. Ancak, eşin gece yarısı olağandışı saatlerde, sürekli ve uzun süreli olarak aynı numarayla görüşmesi, mesajlaşması veya baz istasyonu verilerine göre aynı lokasyonda sabahlamaları, diğer yan delillerle desteklendiğinde zinaya delalet eder.
WhatsApp, Sosyal Medya ve Dijital Deliller
Günümüzde zina eylemleri çoğunlukla dijital ortamlarda organize edilmektedir. WhatsApp yazışmaları, Instagram direkt mesajları (DM), gizli sosyal medya hesapları veya flört uygulamalarındaki (Tinder vb.) eşleşme ve mesajlaşmalar çok önemli delillerdir. Ancak bu yazışmaların elde ediliş biçimi hayati önem taşır. Eşin telefonunu ortalıkta şifresiz bırakması üzerine aniden görülen ve fotoğrafı çekilen yazışmalar delil olabilirken; telefona casus yazılım yükleyerek veya şifresini kırarak elde edilen kayıtlar hukuka aykırı delil sayılır.
Fotoğraf, Video ve Güvenlik Kameraları
Eşin başka biriyle öpüşürken, sarılırken veya uygunsuz bir vaziyette çekilmiş fotoğrafları, zina veya en azından sadakatsizlik delilidir. Halka açık alanlarda (AVM, kafe, sokak) çekilen fotoğraflar genellikle hukuka uygun kabul edilirken, başkasının özel konutuna gizli kamera yerleştirmek suçtur. Ayrıca, sitelerin veya apartmanların güvenlik kamerası kayıtları, eve giren çıkan üçüncü kişiyi ispatlamak için mahkeme kanalıyla istenebilir.
Tanık Beyanları
Görgüye dayalı tanık beyanları çok değerlidir. Zina eylemine bizzat şahit olmuş (örneğin eşleri aynı evde veya uygunsuz vaziyette görmüş) komşular, arkadaşlar veya aile üyelerinin ifadeleri mahkeme için belirleyicidir. Ancak duyuma dayalı ("şöyle duymuştum, öyle diyorlardı" şeklindeki) tanıklıklar zinanın ispatı için yeterli değildir.
Hukuka Aykırı Deliller ve Özel Hayatın Gizliliği Sınırı
Boşanma davalarında en sık yapılan stratejik hata, davayı kazanma hırsıyla suç işlemektir. Anayasa ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller mahkeme tarafından hükme esas alınamaz. Daha da kötüsü, bu eylemler Türk Ceza Kanunu kapsamında ciddi hapis cezaları gerektiren suçlardır.
Casus Yazılım ve Ses Kayıt Cihazları
Eşin aracına GPS takip cihazı yerleştirmek, çantasına gizli ses kayıt cihazı koymak veya telefonuna casus yazılım (spyware) yükleyerek WhatsApp mesajlarını kendi telefonuna yönlendirmek kesinlikle yasa dışıdır. Yargıtay, önceden planlanarak, sistematik bir şekilde oluşturulan bu tür delilleri "özel hayatın gizliliğini ihlal" kabul etmekte ve boşanma davasında reddetmektedir. Bu eylemleri yapan eş, haklıyken haksız duruma düşer ve tazminat ödemek zorunda kalabilir.
Özel Dedektif Tutmak Yasal mı?
Türkiye'de özel dedektifliği yasal bir zemine oturtan özel bir kanun yoktur. Bu nedenle dedektiflerin yürüttüğü faaliyetler sıklıkla Türk Ceza Kanunu sınırlarını ihlal eder. Bir dedektifin halka açık bir parkta eşinizi fotoğraflaması ile eşinizin otel odasının penceresinden teleobjektifle fotoğrafını çekmesi arasında dağlar kadar fark vardır. İkincisi ağır bir suçtur ve delil olarak kullanılamaz. Profesyonel hukuki destek almadan bu tür yollara başvurulmamalıdır.
Zinanın Affedilmesi Durumunda Neler Olur?
TMK Madde 161 son fıkrası çok nettir: "Affeden tarafın dava hakkı yoktur." Eşinizin zina yaptığını öğrendikten sonra, bu durumu serbest iradenizle affederseniz, artık aynı olaya dayanarak zina sebebiyle boşanma davası açamazsınız.
Açık Af ve Örtülü Af
Af, sözlü veya yazılı olarak açıkça beyan edilebileceği gibi ("Seni affediyorum, evliliğimize bir şans daha verelim"), davranışlarla örtülü (zımni) olarak da gerçekleşebilir. Örneğin, eşinin aldattığını kesin delillerle öğrenen bir kişinin, hiçbir şey olmamış gibi eşiyle tatile çıkması, aynı yatağı paylaşmaya devam etmesi veya sosyal medyada sevgi dolu paylaşımlar yapması Yargıtay tarafından 'örtülü af' olarak yorumlanmaktadır. Affedilen olaylar boşanma davasında karşı tarafa kusur olarak yüklenemez.
Zina (Aldatma) Davasının Yıkıcı Hukuki Sonuçları
Zina davasının başarıyla ispatlanmasının, diğer genel boşanma sebeplerine kıyasla çok daha ağır hukuki ve mali yaptırımları vardır. Bu nedenle hukuki sürecin titizlikle yürütülmesi gerekir.
Zinanın Mal Paylaşımına Etkisi (Artık Değerin Kaldırılması)
Zinanın ispatlanmasının en büyük maddi sonucu mal rejimi tasfiyesinde ortaya çıkar. Kural olarak, 2002 yılından sonra edinilen mallar eşler arasında yarı yarıya (1/2) paylaşılır. Ancak aldatmanın mal paylaşımına etkisi söz konusu olduğunda kanun hakime olağanüstü bir yetki vermiştir.
Yani mahkeme, zina yapan eşin evlilik süresince elde edilen mallardaki yasal hakkını (artık değer payını) sıfıra indirebilir veya büyük oranda düşürebilir. Ancak bu hüküm sadece edinilmiş mallar için geçerlidir; eşin kendi kişisel malları (miras kalan ev vb.) veya ziynet eşyaları üzerinde bu indirim uygulanamaz.
Zina Yapan Eşe Yoksulluk Nafakası Bağlanır mı?
Hayır, bağlanmaz. Yoksulluk nafakası talep edebilmenin en temel şartı, boşanmaya yol açan olaylarda nafaka talep eden eşin diğer eşten 'daha ağır kusurlu' olmamasıdır. Zina, evlilik hukukundaki en ağır kusurlardan biridir. Dolayısıyla zina yaptığı mahkeme kararıyla sabit olan eş, boşanma yüzünden ne kadar yoksulluğa düşecek olursa olsun yoksulluk nafakası alamaz.
Tazminat Talepleri ve Velayet Üzerindeki Etkisi
Zina eylemi, aldatılan eşin kişilik haklarına ve onuruna ağır bir saldırı niteliğindedir. Bu nedenle aldatılan eş, uğradığı manevi yıkım için yüklü miktarda manevi tazminat ve uğradığı maddi kayıplar için maddi tazminat talep edebilir.
Velayet konusunda ise durum biraz daha farklıdır. Halk arasındaki yaygın inancın aksine, zina yapan eşin çocuğu görme hakkı elinden alınmaz veya velayet doğrudan diğer eşe verilmez. Velayette tek geçerli kural 'çocuğun üstün yararı'dır. Eşin kötü bir eş olması (aldatması), onun otomatik olarak kötü bir anne/baba olduğu anlamına gelmez. Ancak zina eylemi; çocuğun gözü önünde yapılmışsa, çocuğun bulunduğu eve yabancı kişilerin getirilmesiyle çocuğun psikolojisi ve güvenliği tehlikeye atılmışsa, yahut zina yapan eş haysiyetsiz bir hayat sürmeye başlamışsa, mahkeme bu durumları değerlendirerek velayeti diğer eşe verir.
Üçüncü Kişiye (Sevgiliye) Tazminat Davası Açılabilir mi?
Geçmiş yıllarda, aldatılan eşlerin eşinin sevgilisine (zina eylemine katılan üçüncü kişiye) manevi tazminat davası açması mümkündü. Ancak Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun aldığı karar ile bu uygulama sona ermiştir. Güncel içtihatlara göre; evlilik sözleşmesinin tarafı olmayan üçüncü kişilere, sırf eşinizle ilişki yaşadığı için manevi tazminat davası açılamaz.
İstisna: Eğer üçüncü kişi, zina eyleminin ötesine geçerek sizin evinize zorla girmişse, size hakaret veya tehdit etmişse, sosyal medyada sizi aşağılayıcı paylaşımlar yapmışsa, haksız fiil hükümleri gereği bu ayrı eylemleri nedeniyle kendisine tazminat davası açılabilir.
Zina ve Şiddetli Geçimsizlik (Kademeli Dava) Açmanın Önemi
Zina sebebine dayalı davalarda ispat kuralları çok katı olduğu için, sadece TMK m.161'e (zina) dayanarak dava açmak büyük bir risktir. Mahkeme, dosyaya sunduğunuz delilleri zina (cinsel ilişki) için yeterli görmezse davanızı tamamen reddeder ve 3 yıl boyunca aynı sebebe dayanarak dava açamazsınız.
Bu nedenle uzman boşanma avukatları her zaman 'Kademeli Dava' stratejisini uygularlar. Dava dilekçesinde, çekişmeli boşanma dilekçesi usullerine uygun olarak hem zina (TMK 161) hem de evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK 166/1) sebepleri birlikte ileri sürülür.
Böylece mahkeme, "Evet bir aldatma var ama cinsel birleşme kesin olarak kanıtlanamadığı için zinayı reddediyorum, ancak sadakatsizlik nedeniyle evlilik birliği temelinden sarsıldığı için TMK 166/1'den boşanmaya karar veriyorum" diyebilir. Bu strateji sizi davanın reddedilmesi riskinden kurtarır.
Örnek Zina (Aldatma) Nedeniyle Boşanma Davası Dilekçesi
Aşağıda yer alan taslak, hukuki fikir vermesi amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olay kendine özgü deliller barındırdığından, dilekçelerin mutlaka bir avukat tarafından kişiye özel olarak, çekişmeli boşanma davaları prosedürlerine uygun şekilde hazırlanması elzemdir.
İSTANBUL NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ'NE
DAVACI: İsim Soyisim (T.C. Kimlik No) - Adres VEKİLİ: Av. Murat Aydar - Adres / İletişim DAVALI: İsim Soyisim (T.C. Kimlik No) - Adres
KONU: Türk Medeni Kanunu m.161 (Zina) ve m.166/1-2 (Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması) sebepleriyle boşanma, müşterek çocuğun velayetinin tarafımıza verilmesi, ... TL maddi, ... TL manevi tazminat ile ... TL tedbir/iştirak nafakası taleplerimizden ibarettir.
AÇIKLAMALAR:
1- Müvekkil ile davalı eş .../.../... tarihinde evlenmiş olup, bu evlilikten ... doğumlu bir müşterek çocukları bulunmaktadır.
2- Davalı eş, son bir yıl içerisinde iş seyahatleri bahanesiyle sık sık evden uzaklaşmaya başlamıştır. Müvekkil, .../.../2026 tarihinde ortak kullanılan ev bilgisayarında davalının açık unuttuğu mesajlaşma programında, davalının dava dışı ... isimli şahısla olan yazışmalarını ve uygunsuz fotoğraflarını tesadüfen görmüştür.
3- Ayrıca haricen yapılan araştırmalarda (delil listesinde EGM KBS sistemi kayıtlarının istenmesi talep edilmiştir) davalının söz konusu üçüncü kişiyle farklı şehirlerdeki otellerde aynı odada birden fazla kez konakladığı tespit edilecektir. Bu durum zinanın kuvvetli karinesidir.
4- Davalının açık sadakatsizliği ve zina eylemi müvekkilin onurunu derinden yaralamış, evlilik birliği onarılamaz bir biçimde çökmüştür.
5- Sayın mahkemeniz aksi kanaatte ise, zina boyutuna ulaşmasa dahi sadakatsizlik olgusu nedeniyle TMK m. 166/1 uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına karar verilmesini talep ediyoruz.
HUKUKİ SEBEPLER: TMK m.161, 166, 169, 174 ve ilgili mevzuat. DELİLLER: Nüfus kayıt örneği, otel konaklama kayıtları (celp edilecek), HTS kayıtları (celp edilecek), hukuka uygun dijital yazışma dökümleri, tanık beyanları, pedagog raporu ve sair yasal deliller.
SONUÇ VE İSTEM: Haklı davamızın kabulü ile;
- Tarafların ZİNA (TMK 161) sebebiyle BOŞANMALARINA, mahkeme aksi kanaatte ise TMK 166/1 gereği BOŞANMALARINA,
- Müşterek çocuğun velayetinin müvekkile verilmesine,
- Müvekkil lehine ... TL maddi, ... TL manevi tazminata hükmedilmesine,
- Dava süresince ve sonrasında çocuk lehine ... TL tedbir/iştirak nafakasına hükmedilmesine karar verilmesini vekâleten talep ederiz.
Davacı Vekili Av. Murat Aydar (e-imzalıdır)
Zina Davalarında Profesyonel Hukuki Desteğin Önemi
Aldatılma, insan hayatındaki en travmatik olaylardan biridir. Bu duygusal çöküntü içinde, öfke ve intikam duygusuyla hareket ederek hatalı deliller toplamak veya yanlış dava stratejileri izlemek, haklı olduğunuz bir davayı kaybetmenize sebep olabilir. HTS kayıtlarının analizi, otel kayıtlarının doğru mahkemelerden celbi, casus yazılım sınırlarına girmeyen delillerin mahkemeye sunulması ve mal kaçırma girişimlerinin (tasarrufun iptali) önlenmesi derin bir uzmanlık gerektirir. Hak kaybına uğramamak ve yıllar sürecek hukuki hatalardan kaçınmak için sürecin başından itibaren alanında uzman bir avukatla yola çıkmak en doğru adımdır.

Av. Murat Aydar
İstanbul'da aile hukuku alanında müvekkillerime hizmet veriyorum. Özellikle anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı davalarında hukuki destek sağlıyorum.