Boşanma Hukuku

6284 Sayılı Kanun Kapsamında Uzaklaştırma Kararının Boşanma ve Velayet Sürecine Etkisi

Av. Murat Aydarİstanbul Boşanma Avukatı
Son güncelleme: 3 Ağustos 2026
12 dk okuma

Özet

6284 Sayılı Kanun kapsamında alınan uzaklaştırma (koruma) kararları, boşanma sürecinin seyrini derinden etkiler. Uzaklaştırma kararı tek başına kesin bir boşanma sebebi olmasa da, şiddetin varlığına dair güçlü bir delil teşkil ederek eşin kusur oranını artırır. Bu durum, nafaka ve tazminat taleplerinde mağdur eşin elini güçlendirir. Velayet değerlendirmesinde ise çocuğun üstün yararı gözetilir; şiddet uygulayan ebeveyne velayet verilmesi istisnai durumlar dışında engellenir. Kararın ihlali tazyik hapsiyle sonuçlanır. Haksız alınan kararlara ise 2 hafta içinde itiraz edilebilir.

Aile hukuku davalarında en hassas ve hızlı hareket edilmesi gereken konuların başında aile içi şiddet ve buna bağlı olarak talep edilen koruma tedbirleri gelmektedir. Evlilik birliği içerisinde fiziksel, psikolojik, ekonomik veya cinsel şiddete maruz kalan eşin başvurduğu ilk hukuki yol genellikle 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında uzaklaştırma kararı almaktır.

2026 yılı güncel hukuki uygulamaları ve mahkeme pratikleri ışığında baktığımızda, alınan bir uzaklaştırma kararının sadece o anlık bir güvenlik tedbiri olmadığını, aksine açılacak veya devam eden bir boşanma davasının tüm seyrini değiştirebilecek hukuki bir ağırlığa sahip olduğunu görmekteyiz. Bu makalede, bir İstanbul boşanma avukatı gözüyle, uzaklaştırma kararının kusur tespiti, tazminat, nafaka ve en önemlisi çocukların velayeti üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkilerini tüm detaylarıyla ele alacağız.

6284 Sayılı Kanun ve Uzaklaştırma Kararı Temel Kavramlar

Toplumda genel olarak "uzaklaştırma kararı" olarak bilinen bu uygulama, aslında 6284 Sayılı Kanun'da düzenlenen çeşitli önleyici ve koruyucu tedbirlerin genel adıdır. Bu kanun, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunmasını amaçlar.

Kanunun temel felsefesi, şiddet mağdurunu derhal güvence altına almak ve şiddet uygulayanı (veya uygulama ihtimali olanı) kısıtlayarak olası zararların önüne geçmektir. Bu süreçte mahkemeler veya kolluk kuvvetleri çok hızlı refleks göstererek tedbir kararlarını tesis eder.

Uzaklaştırma Kararı Nedir ve Nasıl Alınır?

Uzaklaştırma kararı, şiddet uygulayan veya uygulama tehlikesi bulunan kişinin, müşterek konuttan, korunan kişinin bulunduğu yerlerden veya iş yerinden mahkeme kararıyla belirli bir süre uzak tutulmasıdır. Bu kararı almak için mağdur tarafın bizzat veya avukatı aracılığıyla Aile Mahkemesine, polis veya jandarma karakoluna ya da Cumhuriyet Başsavcılığına başvurması gerekir.

Önemli bir hukuki detay şudur: 6284 Sayılı Kanun kapsamında önleyici tedbir kararı (uzaklaştırma) verilebilmesi için şiddetin uygulandığına dair kesin bir delil (darp raporu, kamera kaydı vb.) aranmaz. Mağdurun beyanı, tehlikenin varlığını ve aciliyetini göstermesi açısından başlangıçta yeterli kabul edilir. Bu, kanunun "gecikmesinde sakınca bulunan hal" prensibinden kaynaklanır.

ℹ️Bilgi
Uzaklaştırma kararı talepleri genellikle harca tabi değildir ve Aile Mahkemesi hakimi tarafından çoğu zaman 24 saat içerisinde değerlendirilerek karara bağlanır. Bu süreçte taraflara duruşma günü verilmez, dosya üzerinden (evrak üzerinden) inceleme yapılarak karar tesis edilir.

Şiddetin Tanımı ve Türleri Nelerdir?

Birçok kişi uzaklaştırma kararının sadece fiziksel şiddet (darp) durumunda alınabileceğini düşünür. Oysa yasa koyucu şiddeti çok daha geniş bir çerçevede tanımlamıştır:

  • Fiziksel Şiddet: Vurma, itme, tokat atma, eşya fırlatma gibi bedensel bütünlüğe yönelik saldırılar.
  • Psikolojik Şiddet: Sürekli hakaret etme, aşağılama, tehdit etme, baskı kurma, ailenin veya arkadaşların görüşmesini engelleme.
  • Ekonomik Şiddet: Eşin çalışmasına engel olma, zorla çalıştırma, ailenin geçimi için gereken parayı vermeme, kredi kartlarına el koyma.
  • Cinsel Şiddet: İstemediği halde cinsel ilişkiye zorlama, cinsel yönelimli tehdit ve tacizler.

Boşanma davalarında özellikle psikolojik ve ekonomik şiddet iddiaları çok sık gündeme gelmektedir. Bu tür şiddet eylemlerinin varlığı halinde de 6284 sayılı yasa kapsamında etkili bir şekilde koruma talep edilebilmektedir.

Uzaklaştırma Kararının Boşanma Davasına Doğrudan Etkileri

Uzaklaştırma kararı, başlı başına bir boşanma kararı değildir. Yani bir eşin diğerini evden uzaklaştırmış olması, evliliğin hukuken bittiği veya boşanma davasının otomatik olarak kabul edileceği anlamına gelmez. Ancak, bir çekişmeli boşanma davası sürecinde, bu kararın dosyaya sunulması, hakim nezdinde ciddi bir kanaat oluşturur.

Çekişmeli Boşanma Davalarında Uzaklaştırma Kararının Delil Niteliği

Çekişmeli boşanmalarda en önemli unsur iddiaların ispatlanmasıdır. "Eşim bana şiddet uyguluyor" şeklindeki soyut bir iddia, eğer somut delillerle (tanık beyanı, hastane kayıtları, mesaj içerikleri vb.) desteklenmezse davanın reddine sebep olabilir.

İşte bu noktada alınan uzaklaştırma kararları devreye girer. Ancak burada çok kritik bir ayrım vardır: 6284 sayılı yasa gereği "delil aranmaksızın" verilen ilk uzaklaştırma kararı, boşanma davasında şiddetin varlığını %100 ispatlayan kesin bir delil sayılmaz. Neden? Çünkü hakim bu kararı karşı tarafı dinlemeden, sadece tedbir amacıyla vermiştir.

Ancak, uzaklaştırma kararı darp raporuyla, tehdit içerikli mesajlarla veya savcılık şikayetiyle desteklenerek alınmışsa ve uzaklaştırma süresi boyunca şiddet uygulayan taraf bu kararı ihlal edip ceza almışsa, artık bu durum boşanma dosyasında çok güçlü ve yıkılması zor bir delil haline gelir.

⚠️Dikkat
Yalnızca eşini evden uzaklaştırmak veya boşanma davasında avantaj sağlamak amacıyla, gerçekte hiçbir şiddet olgusu yokken alınan asılsız uzaklaştırma kararları, dava sürecinde ortaya çıkarsa (tanıklarla veya çelişkili beyanlarla ispatlanırsa), bu durumu haksız yere kullanan eş "ağır kusurlu" sayılarak tazminat ödemek zorunda kalabilir. Hukukun kötüye kullanılması korunmaz.

Kusur Tespiti ve Tazminat Taleplerine Yansıması

Boşanma davalarında maddi ve manevi tazminatın temel şartı, tazminat talep eden tarafın diğer tarafa göre daha az kusurlu (veya kusursuz) olmasıdır. Fiziksel veya ağır psikolojik şiddet uygulayarak evden uzaklaştırılmasına sebep olunan eş, Türk Medeni Kanunu ve yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre genellikle "ağır kusurlu" veya "tam kusurlu" kabul edilir.

Şiddet mağduru eş, bu süreci ispatladığı takdirde, hem yaşadığı bedensel ve ruhsal yıpranma için yüklü miktarda manevi tazminat talep edebilir hem de evlilik birliğinin yıkılmasından doğan maddi kayıpları için maddi tazminata hak kazanır.

Yargıtay Uygulamalarında Şiddet ve Kusur Oranı

Genel hukuk ilkeleri ve yüksek mahkeme içtihatları incelendiğinde, eşine şiddet uygulayan tarafın kusurunun, evlilik içindeki diğer birçok kusuru bastırdığı görülür. Örneğin; kadının yemek yapmamak, evi temizlememek veya eşinin ailesiyle görüşmemek gibi kusurları olsa dahi, erkeğin kadına fiziksel şiddet uygulaması durumunda erkek her halükarda daha ağır kusurlu kabul edilir. Fiziksel şiddet, evlilik birliğinin temelden sarsılmasında en ağır ihlal olarak değerlendirilir.

Velayet Davalarında Uzaklaştırma Kararının Rolü

Boşanma davalarının en çekişmeli ve en hassas aşaması müşterek çocukların velayetinin kime bırakılacağıdır. Hukukumuzda velayet düzenlenirken tek bir mutlak kural vardır: Çocuğun Üstün Yararı. Ana veya babanın istekleri, maddi durumları veya cinsiyetleri çocuğun menfaatinin gerisinde kalır.

Peki, eşine şiddet uygulayan ve uzaklaştırma kararı alan ebeveynin velayet davasındaki durumu nedir? Konuyu daha iyi anlamak için sitemizdeki velayet hangi durumlarda babaya verilir isimli içeriğimizi de inceleyebilirsiniz.

Uzaklaştırma Kararı Alan Eşe Velayet Verilir mi?

Eşe yönelik şiddet ile çocuğa yönelik şiddet birbirinden farklı değerlendirilmelidir. Bir eşin diğer eşe şiddet uygulaması, doğrudan çocuğa şiddet uyguladığı anlamına gelmese de, çocuğun böyle bir ev ortamında büyümesinin psikolojik ve fiziksel gelişimi açısından son derece sakıncalı olduğu kabul edilir.

Eğer şiddet doğrudan çocuğa da yönelmişse (çocuğu dövmek, istismar etmek, ağır psikolojik baskı kurmak) bu durumda şiddet uygulayan ebeveyne velayetin verilmesi ihtimali neredeyse sıfırdır. Mahkeme, çocuğun fiziki ve ruhsal sağlığını riske atacak hiçbir karara imza atmaz.

Ancak şiddet sadece eşe yönelikse ve çocukla ebeveyn (örneğin baba) arasında çok sağlıklı, sevgi dolu bir bağ varsa; uzman pedagog raporları da bu yöndeyse, mahkeme nadiren de olsa farklı kararlar verebilir. Fakat 2026 yılı genel mahkeme eğilimlerine baktığımızda, eşine ağır şiddet uygulayan bir bireyin, iyi bir rol model olamayacağı düşüncesiyle velayeti alma şansının son derece düşük olduğunu söyleyebiliriz.

Şiddetin Yöneldiği Kişi Velayet Üzerindeki Etkisi Kişisel İlişki (Görüşme) Hakkı
Doğrudan Çocuğa Yönelik Velayet kesinlikle verilmez. Çocuğun üstün yararına aykırıdır. Görüşme hakkı tamamen kaldırılabilir veya refakatçi eşliğinde sınırlandırılabilir.
Sadece Eşe Yönelik Velayeti alma şansı çok düşüktür. Pedagog raporu belirleyici olur. Kural olarak kişisel ilişki tesis edilir. Ancak görüşme sıklığı uzman raporuna göre düzenlenir.

Çocuğun Üstün Yararı İlkesi ve Şiddet Olgusu

Bir çocuğun, annesinin veya babasının şiddet gördüğü bir evde büyümesi, travma sonrası stres bozukluğu, içe kapanıklık veya ileriki yaşlarda saldırgan tutumlar sergilemesine yol açabilir. Aile Mahkemesi hakimleri, velayet hususunda karar verirken sadece dosyadaki dilekçelere bakmaz, alanında uzman pedagog ve psikologların desteğine başvurur.

Pedagog (Uzman) Raporlarına (SİR) Uzaklaştırmanın Etkisi

Boşanma davalarında velayet kararı verilmeden önce Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü'nde (ADM) görevli uzmanlar tarafından Sosyal İnceleme Raporu (SİR) hazırlanır. Uzmanlar; anne, baba ve idrak çağındaki (genellikle 8 yaş ve üzeri) çocukla ayrı ayrı görüşmeler yapar.

Eğer dosyada 6284 sayılı kanun kapsamında alınmış bir uzaklaştırma ve koruma kararı varsa, uzman bu durumu mutlaka not alır ve görüşmelerini bu eksende derinleştirir. Çocuğun şiddete tanık olup olmadığı, travma yaşayıp yaşamadığı incelenir. Uzaklaştırma kararı, uzmanı alarm durumuna geçiren ve şiddet uygulayan tarafın ebeveynlik kapasitesini ciddi şekilde sorgulatan resmi bir belgedir.

Daha detaylı bilgi ve hukuki destek için velayet avukatı hizmet sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Geçici (Tedbiren) Velayet Kararlarında 6284 Sayılı Kanunun Önemi

Boşanma davası açıldığı anda mahkeme, davanın sonunu beklemeden çocukların kimin yanında kalacağına dair "Geçici (Tedbiren) Velayet" kararı verir. Bu aşamada henüz uzun süren uzman raporları hazırlanmamıştır. Hakim, hızlı karar vermek zorundadır.

İşte tam bu noktada dosyaya sunulan bir uzaklaştırma kararı, hakimin takdir yetkisini doğrudan etkiler. Hakim, şiddet uygulayan eşi evden uzaklaştırdığı için mantıken ve hukuken çocuğun geçici velayetini evde kalan şiddet mağduru ebeveyne (genellikle anneye) tevdi edecektir.

Ortak Konutun Özgülenmesi ve Kira Ödemeleri

Uzaklaştırma kararının en pratik ve günlük hayata dokunan sonuçlarından biri de barınma hakkıdır. 6284 sayılı yasa, şiddet uygulayanın evden uzaklaştırılmasını ve müşterek konutun korunan kişiye (mağdura) tahsis edilmesini emreder. Evin mülkiyetinin şiddet uygulayan eşe ait olması veya kira sözleşmesinin onun adına olması bu durumu değiştirmez.

Evden Uzaklaştırılan Eş Kirayı Ödemeye Devam Eder mi?

En çok sorulan ve kafa karıştıran konulardan biri budur: "Beni evden uzaklaştırdılar, üstelik evin kirasını, aidatını, elektrik-su faturasını ödememi istiyorlar, bu yasal mı?"

Evet, yasaldır. Uzaklaştırma kararı ile evden çıkarılan eşin aileye karşı mali yükümlülükleri sona ermez. Evlilik birliği devam ettiği (boşanma kararı kesinleşmediği) müddetçe eşlerin birbirlerine karşı destek olma yükümlülüğü vardır. Eğer evden uzaklaştırılan eş evin geçimini sağlayan temel kişiyse (veya tek maaşlı kişiyse), kira ve faturaları ödemek zorundadır. Aksi takdirde, mağdur eş tedbir nafakası talebinde bulunarak bu giderlerin karşılanmasını mahkemeden talep edebilir. Bu konu hakkında daha detaylı bilgi için boşanma sürecinde kirayı kim öder yazımızı okuyabilirsiniz.

Ortak Konuttaki Şahsi Eşyaların Alınması Süreci

Evden uzaklaştırılan kişi, kıyafetlerini, mesleki aletlerini veya şahsi bakım eşyalarını almak için eve tek başına dönemez. Kararın ihlali anlamına gelir ve hapis cezası riski doğurur. Şahsi eşyaların alınması gerekiyorsa, bu işlem kolluk kuvvetleri (polis veya jandarma) refakatinde ve tutanak altına alınarak gerçekleştirilmelidir.

Uzaklaştırma Kararı Sürecinde Nafaka Hakları

Şiddet mağduru kişinin evde kalması barınma sorununu çözse de ekonomik sorunları çözmeyebilir. 6284 Sayılı Kanunun çok önemli ancak az bilinen bir maddesi vardır: Hakim, korunan kişinin geçim sıkıntısına düşmemesi için talep üzerine tedbir nafakasına hükmedebilir.

Tedbir Nafakası Talebi ve 6284 Sayılı Kanun İlişkisi

💡İpucu
Uzaklaştırma kararı alırken, henüz bir boşanma davası açmamış olsanız bile 6284 sayılı yasa kapsamında kendiniz ve çocuklarınız için "Tedbir Nafakası" talep edebilirsiniz. Mahkeme, şiddet uygulayan eşin mali gücü oranında bir nafakaya hükmedebilir. Bu nafaka, boşanma davası açıldığında boşanma dosyasındaki nafakaya dönüşür.

Uzaklaştırma kararıyla birlikte verilen nafaka kararları icra müdürlükleri aracılığıyla tahsil edilebilir. Şiddet uygulayan eş bu nafakayı ödemezse, İcra ve İflas Kanunu hükümleri gereğince "Nafaka Hükümlerine Uymama" suçundan dolayı tazyik hapsi ile karşı karşıya kalabilir.

Uzaklaştırma Kararının İhlali Durumunda Ne Olur?

Verilen bir mahkeme kararının kağıt üzerinde kalmaması, kanunun emredici gücü ile sağlanır. Uzaklaştırma kararı alan bir kişi; mağdura yaklaşırsa, telefonla arayıp rahatsız ederse, mesaj atarsa, sosyal medyadan tehdit ederse veya korunan evin etrafında dolaşırsa kararı ihlal etmiş sayılır.

Zorlama Hapsi (Tazyik Hapsi) Uygulaması

6284 Sayılı Kanunun 13. maddesine göre, tedbir kararlarına aykırı hareket eden şiddet uygulayana, fiili başka bir suç oluştursa bile (örneğin hakaret suçu oluşsa bile), ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hakim kararıyla 3 günden 15 güne kadar zorlama hapsi verilir.

İhlalin her tekrarında, zorlama hapsinin süresi 15 günden 30 güne kadar uzatılabilir. Ancak toplam hapis süresi altı ayı geçemez. Bu hapis cezası paraya çevrilemez, ertelenemez veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilemez. Doğrudan cezaevi infazı söz konusudur.

Uzaklaştırma Kararının Kötüye Kullanılması İddiaları

Hukuk pratiğimizde sıkça karşılaştığımız durumlardan biri de, 6284 sayılı kanunun koruyucu zırhının bazı niyetli kişiler tarafından "boşanma davasında avantaj sağlamak" amacıyla silah olarak kullanılmasıdır. Gerçekte hiçbir şiddet olgusu yokken, sırf eşi evden atmak veya çocuklarla görüştürmemek için asılsız beyanlarla uzaklaştırma kararı alındığı görülmektedir.

Sırf Evden Çıkarmak İçin Alınan Haksız Kararlara İtiraz Edilir mi?

Evet, edilir. Hukuk sistemi savunma hakkını kutsal sayar. Aleyhine uzaklaştırma kararı verilen eş, kararın tebliğ edildiği veya uygulandığı tarihten itibaren 2 hafta (14 gün) içerisinde Aile Mahkemesine itiraz dilekçesi sunabilir.

İtiraz dilekçesinde; iddiaların asılsız olduğu, kararın kötü niyetle alındığı somut delillerle (WhatsApp yazışmaları, komşu beyanları, kamera kayıtları vb.) ortaya konmalıdır. İtirazı inceleyen mahkeme (genellikle kararı veren mahkemenin bir numara sonraki mahkemesidir), eğer şiddet riskinin bulunmadığına kanaat getirirse tedbir kararını kaldırabilir veya esnetebilir (örneğin sadece evden uzaklaştırmayı kaldırıp, iletişimi engelleme tedbirini bırakabilir).

Örnek 6284 Sayılı Kanun Kapsamında Koruma Talepli Dilekçe

Aşağıda, şiddet gören bir eşin Aile Mahkemesinden 6284 sayılı yasa kapsamında talep edebileceği örnek bir dilekçe taslağı sunulmuştur. Bu taslak genel bilgilendirme amaçlıdır, her hukuki olay kendi içinde farklılıklar barındırdığından mutlaka uzman bir avukat eşliğinde süreci yönetmeniz tavsiye edilir.

📋Örnek
İSTANBUL ( ) AİLE MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE

TALEP EDEN (KORUNAN): İsim Soyisim (T.C. Kimlik No: ...)
ADRES: ...
VEKİLİ: Av. Murat Aydar
ALEYHİNE TEDBİR İSTENEN: İsim Soyisim (T.C. Kimlik No: ...)
ADRES: ...
KONU: 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun gereğince, şiddet uygulayan aleyhine 6 ay süreyle önleyici ve koruyucu tedbir kararı verilmesi ile müvekkil lehine tedbir nafakasına hükmedilmesi talebimizdir.

AÇIKLAMALAR:

  1. Müvekkil ile aleyhine tedbir istenen şahıs ... yılından beri evlidir. Evliliğin başından beri müvekkil, eşi tarafından fiziksel ve ağır psikolojik şiddete maruz kalmaktadır.

2. Son olarak .../.../2026 tarihinde, müşterek konutta aleyhine tedbir istenen şahıs, müvekkili darp etmiş ve "Seni bu evde yaşatmam" şeklinde ölümle tehdit etmiştir. Olay anına ilişkin hastane darp raporu ektedir.
3. Müvekkilin can güvenliği ciddi şekilde tehlike altındadır. Müşterek çocukların da bu şiddet ortamına tanık olması pedagojik gelişimlerine onarılamaz zararlar vermektedir.
4. 6284 Sayılı Kanun'un ilgili maddeleri gereği, gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında aleyhine tedbir istenen şahsın derhal müşterek konuttan uzaklaştırılması zorunludur.

HUKUKİ NEDENLER: 6284 S.K., 4320 S.K., TMK, HMK ve ilgili mevzuat.

DELİLLER: Darp raporu, karakol ifade tutanakları, WhatsApp mesaj çıktıları, tanık beyanları ve her türlü yasal delil.

NETİCE VE TALEP: Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle ve resen gözetilecek hususlarla;
1. Aleyhine tedbir istenen şahsın müşterek konuttan DERHAL UZAKLAŞTIRILMASINA,
2. Müşterek konutun müvekkilime TAHSİS EDİLMESİNE,
3. Şiddet uygulayanın müvekkilin bulunduğu yerlere, iş yerine ve çocukların okuluna YAKLAŞMAMASINA,
4. İletişim araçlarıyla (telefon, mesaj, sosyal medya) müvekkili RAHATSIZ ETMEMESİNE,
5. Müvekkilin geçimini sağlamak amacıyla şiddet uygulayan eş aleyhine aylık ... TL tedbir nafakasına hükmedilmesine karar verilmesini vekâleten saygıyla talep ederiz.

Tarih: .../.../2026
Talep Eden Vekili:
Av. Murat Aydar

Boşanma ve velayet süreçleri, hayatınızın geri kalanını şekillendirecek en kritik dönemeçlerdir. Özellike işin içine şiddet ve uzaklaştırma kararları girdiğinde, yapılacak usuli bir hata hak kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle sürecin en başından itibaren profesyonel destek almanız hayati önem taşır.

Yazar Hakkında
Av. Murat Aydar

Av. Murat Aydar

Boşanma Avukatıİstanbul Barosu - Sicil No: 62459

İstanbul'da aile hukuku alanında müvekkillerime hizmet veriyorum. Özellikle anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı davalarında hukuki destek sağlıyorum.