Ceza Hukuku

Çerçeve Yasa Nedir, Af Mı? 12 Madde Sade Anlatım

Av. Murat Aydarİstanbul Boşanma Avukatı
Son güncelleme: 1 Eylül 2026
18 dk okuma

Özet

Çerçeve yasa olarak bilinen Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, 10 Ağustos 2026'da TBMM Genel Kurulu'nda 468 kabul, 88 ret ve 6 çekimser oyla kabul edildi; Cumhurbaşkanı onayı ve Resmî Gazete'de yayım bekleniyor. Kanun bir af değildir: resmî gerekçesinde mahkûmiyet hükümlerinin bütün hukuki sonuçlarıyla varlığını koruduğu açıkça belirtilmiştir. Getirilen şey şarta bağlı ve süreli bir ertelemedir. Kanun yayımlansa bile kendiliğinden sonuç doğurmaz; esas hükümlerin işlemesi için silah bırakmayı teyit eden MGK kararının Resmî Gazete'de yayımlanması ve kişinin bu tarihten itibaren altı ay içinde Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuru yapması gerekir. Erteleme süreleri 15 yıl ve altı için 5 yıl, 15 yıl üstü ile müebbet için 10 yıldır. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme ile 1/6/2005 öncesi müebbet gerektiren suçlar kapsam dışıdır. Süre içinde terör suçu işlenirse erteleme kalkar; temiz geçerse kovuşturmaya yer olmadığı, düşme veya cezanın infaz edilmiş sayılması sonucu doğar. Zamanaşımı durur, deliller saklanır, müsadere uygulanır.

Son günlerde herkesin konuştuğu bir düzenleme var: kamuoyunda "çerçeve yasa" diye anılan, resmî adıyla Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun. Telefonlarım susmuyor; en çok sorulan soru da şu: "Af mı çıktı, yakınım çıkacak mı?"

Ben Avukat Murat Aydar. Bu yazıda naçizane kendi hukuki değerlendirmemi paylaşacağım. Siyasi tarafına hiç girmeyeceğim — o benim işim değil. Yapacağım şey şu: kanun metninin ne dediğini, TBMM Adalet Komisyonu raporundaki resmî gerekçeyle birlikte, hukukçu olmayan birinin de anlayacağı sadelikte anlatmak.

Baştan söyleyeyim: metni okuduğumda gördüğüm tablo, kamuoyunda dolaşan "af" algısından epeyce farklı.

ℹ️Bilgi
30 saniyede özet:
1. Teklif 10 Ağustos 2026'da TBMM Genel Kurulu'nda 468 kabul, 88 ret, 6 çekimser oyla kabul edildi.
2. Yürürlüğe girdi. 7595 sayılı Kanun olarak 18 Ağustos 2026 tarihli ve 33344 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı; 11. madde uyarınca yayım tarihinde yürürlüğe girdi. Ancak esas hükümler henüz işlemiyor — aşağıya bakınız.
3. Bu bir af değil. Resmî gerekçenin kendi ifadesiyle mahkûmiyet hükümleri ortadan kalkmıyor, suçun niteliği değişmiyor, ceza sorumluluğu sona ermiyor. Yapılan şey erteleme.
4. Kanun yayımlansa bile tek başına hiçbir şey olmuyor. İki şart daha var: (a) silah bırakmayı teyit eden MGK kararının Resmî Gazete'de yayımlanması, (b) kişinin 6 ay içinde yazılı başvurusu.
5. Süreler: 15 yıl ve altı → 5 yıl, 15 yıl üstü ve müebbet → 10 yıl erteleme.
6. Kapsam dışı: örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme ve 1/6/2005 öncesi müebbet gerektiren suçlar.
7. Erteleme süresinde terör suçu işlenirse erteleme kalkar, dosya kaldığı yerden devam eder.
8. Süre temiz geçerse: soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığı, davada düşme, infazda ceza infaz edilmiş sayılır.
Önemli
22 Ağustos 2026 güncellemesi — nihai metinle karşılaştırıldı. Kanun, 7595 sayılı Kanun olarak 18 Ağustos 2026 tarihli ve 33344 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Bu yazıyı ilk yayımlarken TBMM'nin 290 sıra sayılı Adalet Komisyonu Raporundaki metni kullanmış ve nihai metin çıkınca karşılaştıracağımı belirtmiştim. Karşılaştırmayı yaptım: esasa ilişkin hiçbir fark yok. Erteleme süreleri, kapsam dışı istisnalar, başvuru süresi ve hak yoksunluğu bekleme süreleri komisyon metniyle birebir aynıdır; farklar yalnızca imlaya ilişkindir ("onbeş yıl" yerine "on beş yıl", "fiili" yerine "fiilî" gibi). Dolayısıyla aşağıdaki tüm rakam ve kurallar yürürlükteki kanun metnine uygundur.

Önce En Çok Sorulan Soru: Bu Bir Af mı?

Hayır. Ve bunu ben yorum olarak söylemiyorum — kanunun kendi resmî gerekçesi söylüyor. TBMM Adalet Komisyonu raporundaki genel gerekçede aynen şu cümle var:

Teklif, mahkûmiyet hükümlerini ortadan kaldıran, suçların hukuki niteliğini değiştiren veya ceza sorumluluğunu sona erdiren bir düzenleme niteliğinde değildir. Devam eden soruşturma ve kovuşturma süreçleri ile kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri bütün hukuki sonuçlarıyla varlığını korumakta; suçun vasfına, mahkûmiyet kararına veya ceza sorumluluğuna ilişkin herhangi bir değişiklik öngörülmemektedir.

Peki fark ne? Sade bir benzetmeyle anlatayım. Af, defterdeki yazıyı silgiyle silmektir; yazı gider, sayfa temizlenir. Buradaki erteleme ise yazının üstüne kurşun kalemle "beklemede" notu düşmektir. Yazı yerinde durur. Belirlenen süre boyunca kişi yeni bir terör suçu işlemezse not kalıcı hâle gelir ve dosya kapanır; işlerse not silinir ve dosya kaldığı yerden yürümeye devam eder.

Af ile bu kanundaki erteleme arasındaki fark
Af (karşılaştırma için)Bu kanundaki erteleme
Mahkûmiyet kararıOrtadan kalkar veya sonuçları düşerAynen durur, tüm hukuki sonuçlarıyla
Suçun niteliğiDeğişmez
Kişi ne kazanır?Kalıcı sonuçŞarta bağlı ve süreli bir bekleme
Geri alınabilir mi?Kural olarak hayırEvet — süre içinde terör suçu işlenirse kalkar
Kendiliğinden uygulanır mı?Genelde evetHayır — yazılı başvuru şart
Adli sicil / hak yoksunluğuEtkilenirAyrı bir usulle, Kurul talebiyle ve bekleme süresinden sonra
💡İpucu
Bu ayrımı neden bu kadar önemsiyorum? Çünkü pratikte en büyük hayal kırıklığı buradan çıkacak. "Af çıktı, sicilim temizlendi" diye düşünen bir kişi, iş başvurusunda veya bir ruhsat işleminde mahkûmiyetinin hâlâ orada durduğunu görecek. Hak yoksunluklarının kaldırılması bu kanunda ayrı bir mekanizmaya bağlanmış ve kendi bekleme süreleri var — aşağıda anlatacağım.

Çerçeve Kanun Ne Demek? Terimin Kendisi Ne Anlatıyor?

Bu yazıyı okuyanların önemli bir kısmı aslında kanunun içeriğini değil, “çerçeve yasa” teriminin ne anlama geldiğini merak ediyor. Haklı bir merak, çünkü terim son haftalarda çok kullanıldı ama ne olduğu pek anlatılmadı. Kısaca açıklayayım.

Hukuk tekniğinde çerçeve kanun, bir konuyu bütün ayrıntılarıyla düzenlemek yerine temel ilkeleri ve sınırları belirleyen, ayrıntıların doldurulmasını ise ikincil düzenlemelere (yönetmelik, tebliğ) ya da idareye bırakan kanundur. Adı buradan gelir: kanun çerçeveyi çizer, tablonun içi sonradan doldurulur. Karşıtı, her ihtimali tek tek sayan ayrıntılı (kazuistik) düzenlemedir.

7595 sayılı Kanun neden bu şekilde anılıyor?

Çünkü kanun, kendi uygulanmasını büyük ölçüde başka işlemlere bağlamış durumda. Üç yerde bunu açıkça görüyoruz:

  • Erteleme hükümlerinin işleyebilmesi, Millî Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasına bağlanmış (m. 1, 3 ve 6).
  • Sürecin takibi, değerlendirilmesi ve hak yoksunluklarının kaldırılması talebi bir Kurul’a bırakılmış (m. 7).
  • Silah ve malzeme tesliminin usul ve esaslarının belirlenmesi İçişleri ve Millî Savunma Bakanlıklarına bırakılmış (m. 8/2).

Yani kanun metni 12 maddede iskeleti kuruyor; sürecin nasıl yürüyeceği ise bu iskeletin dışındaki kararlarla şekillenecek. Terimin bu kanun için kullanılmasının teknik karşılığı budur.

ℹ️Bilgi
Çerçeve kanun ile torba kanun aynı şey değildir. Torba kanun, tek bir metinle birbiriyle ilgisi olmayan pek çok kanunda değişiklik yapan düzenlemedir; adı, farklı konuların aynı torbaya doldurulmasından gelir. Çerçeve kanunda ise tek bir konu vardır, ama o konu ayrıntısıyla değil ana hatlarıyla düzenlenir. İkisi sık karıştırılır.

“Çerçeve anayasa” ile karıştırmayın

Arama sonuçlarında sık karşılaşılan bir diğer terim çerçeve anayasa. Bu tamamen ayrı bir kavramdır ve bu kanunla ilgisi yoktur. Anayasa hukukunda çerçeve anayasa, yalnızca devletin temel yapısını ve temel hak ve özgürlükleri ana hatlarıyla düzenleyen, ayrıntıyı kanunlara bırakan anayasa tipini anlatır. Karşıtı, ayrıntıya inen kazuistik anayasadır. Kısacası biri bir anayasa tipini, diğeri bir kanun yapma tekniğini ifade eder.

Bu ayrımı bilmek pratikte de işe yarıyor: “çerçeve yasa çıktı, artık şu hak doğdu” şeklindeki yorumların çoğu, kanunun çerçeve niteliğini gözden kaçırmaktan kaynaklanıyor. Çerçeve çizilmiş olması, içinin dolduğu anlamına gelmiyor.

Şu An Hangi Aşamadayız?

Kanun artık yürürlükte. Ama bu, dosyaların hareket etmeye başladığı anlamına gelmiyor — nedenini birazdan açıklayacağım. Önce takvim:

Yasama süreci — nerede durduğumuz
TarihAşama
5 Ağustos 2026Teklif, 339 milletvekilinin imzasıyla TBMM Başkanlığı'na sunuldu (Esas No: 2/3793)
7 Ağustos 2026Adalet Komisyonu'nda görüşmeler başladı
8 Ağustos 2026Komisyonda kabul edildi; rapor dağıtıldı (S. Sayısı: 290)
10 Ağustos 2026Genel Kurul'da kabul edildi — 468 kabul, 88 ret, 6 çekimser
18 Ağustos 2026Resmî Gazete'de yayımlandı7595 sayılı Kanun, RG sayı 33344. Aynı gün yürürlüğe girdi (m. 11)
ŞU AN BEKLENENMGK kararının Resmî Gazete'de yayımlanması — 22 Ağustos 2026 itibarıyla henüz yayımlanmadı. Esas hükümler ancak bundan sonra işlemeye başlar
Ardındanİlgililerin 6 ay içinde Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvurusu (m. 9)

Son satır, bu yazının en kritik bilgisi. Onu ayrı bir başlıkta açayım.

Kanunun İşlemesi İçin Geçilmesi Gereken İki Kapı

Metni ilk okuduğumda dikkatimi en çok çeken şey buydu: kanun yayımlansa bile kendiliğinden hiçbir sonuç doğurmuyor. Önünde iki ayrı kapı var ve ikisi de açılmadan hiçbir dosyaya dokunulamıyor.

Birinci kapı: MGK kararı

Kanunun 1, 3, 6 ve 7. maddelerinin hepsi aynı şarta bağlanmış: örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolündeki her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Millî Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete'de yayımlanmış olması.

Yani kanun, kendi uygulanmasını bir başka belgenin yayımlanmasına bağlamış durumda. O karar yayımlanmadıkça 3. madde de 6. madde de kâğıt üzerinde kalır.

İkinci kapı: 6 ay içinde yazılı başvuru

Bu da ikinci kapı. Başvurmayan kişi kanundan yararlanamaz. Süre altı ay ve başlangıcı kanunun yayımı değil, MGK kararının yayımı.

🚨Kritik Uyarı
Bu iki kapının birlikte şart olduğunu ben yorumlamıyorum; 4. maddenin resmî gerekçesi açıkça yazıyor:

"Bu maddenin uygulanması bakımından 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete'de yayımlanması ve 9 uncu maddede belirtilen yazılı başvurunun gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Dolayısıyla Kanunun Resmî Gazete'de yayımlanması nedeniyle re'sen bu madde hükümlerine göre işlem yapılması söz konusu olamayacaktır."

Sade Türkçesi: kimse size gelip "kanun çıktı, dosyanızı hallettik" demeyecek. Kanun yayımlandı diye savcılıklar veya mahkemeler kendiliğinden harekete geçmeyecek. Önce MGK kararı yayımlanacak, sonra kişi kendisi başvuracak.
🚨Kritik Uyarı
"Kanun yürürlüğe girdi" ile "kanun işlemeye başladı" aynı şey değil — bugün tam olarak buradayız.

7595 sayılı Kanun 18 Ağustos 2026'da yürürlüğe girdi. Buna rağmen 22 Ağustos 2026 itibarıyla hâlâ tek bir erteleme kararı verilemez, çünkü birinci kapı olan MGK kararı henüz Resmî Gazete'de yayımlanmadı.

Bunun pratik sonucu şu: bugün savcılığa veya mahkemeye gidip "kanun çıktı, dosyam ertelensin" diyemezsiniz. Altı aylık başvuru süresi de henüz başlamamıştır — çünkü m. 9 bu süreyi kanunun yayımına değil, MGK kararının yayımına bağlamıştır. Yani süreyi kaçırma endişesi şu an için yersizdir; takip edilmesi gereken şey MGK kararının Resmî Gazete'de çıkacağı gündür.

Kimler Kapsamda, Kimler Değil?

Kanun kapsamı 1. maddenin ikinci fıkrasında sayılmış. Kapsam yalnızca PKK/KCK ile bağlantılı belirli suçlarla sınırlı — başka örgütler veya adi suçlar bu kanunun konusu değil.

Kanunun kapsamı (m. 1/2)
Kapsama giren suçlar
PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme
Örgüte üye olma
Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme
Örgütün propagandasını yapma
Örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçlar
Örgüt lehine işlenen, 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanundaki suçlar

Şimdi asıl önemli tarafa gelelim: kapsam dışı bırakılanlar. Kanun burada iki net istisna koymuş ve bu istisnalar hem 3. maddede (soruşturma/kovuşturma) hem 6. maddede (infaz) aynen tekrarlanmış.

🚨Kritik Uyarı
Bu kanundan yararlanamayacak olanlar:

1. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu.
2. 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen ve müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar.

Buradaki 1/6/2005 tarihi tesadüf değil: yürürlükteki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarih. Yani o tarihten önceki dönemin en ağır suçları kapsam dışında tutulmuş.

Devam Eden Soruşturma ve Davalar Ne Olacak? (m. 3)

Halen soruşturması süren veya mahkemede davası görülen dosyalar için mekanizma şu: dosya kapanmıyor, duruyor. Ne kadar duracağı ise suçun cezasına göre değişiyor.

Soruşturma ve kovuşturmalarda erteleme süreleri (m. 3/1)
Suçun cezasıErteleme süresi
Üst sınırı 15 yıl veya daha az hapis gerektiren suçlar5 yıl
15 yıldan fazla hapis, müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlar10 yıl

Bu erteleme kararıyla birlikte gelen diğer sonuçlar:

  • Dava zamanaşımı işlemez. Yani süre "donuyor"; zamanaşımı dolup dosya düşsün diye beklenemiyor.
  • Deliller saklanır. Dosya ve suçun ispatına yarayan deliller, erteleme süresi boyunca muhafaza ediliyor. Bu da mantıklı: erteleme geri alınabildiği için dosyanın yeniden yürüyebilmesi gerekiyor.
  • Müsadereye konu mallar Hazine'ye geçer. Erteleme kararıyla birlikte tasfiye kararı veriliyor ve bu değerler Hazineye irat kaydediliyor. Yani erteleme, el konulan mal varlığının iadesi anlamına gelmiyor.
  • Karar tebliğ edilir ve içinde başvuru/itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
ℹ️Bilgi
İtiraz yolu (m. 3/2): Soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının verdiği karara karşı, kanun yollarına başvurma hakkı olanlar iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine başvurabiliyor. Kovuşturma aşamasında mahkemenin verdiği karara karşı da yine iki hafta içinde itiraz edilebiliyor.

Bir de az konuşulan ama pratikte önemli bir hüküm var. 3. maddenin üçüncü fıkrası, MGK kararının yayımından önce işlenmiş kapsamdaki suçlar için bu tarihten sonra yeni soruşturma başlatılmasını Kurulun iznine bağlamış. Yani geçmişe dönük yeni dosya açılması serbest bırakılmamış, bir izin şartına tabi tutulmuş.

Tutuklular ve İstinaf/Temyizdeki Dosyalar (m. 4)

"Tutuklu yakınım hemen çıkar mı?" sorusunun cevabı burada ve cevap "otomatik değil".

Kanun, 3. madde kapsamına giren suçlardan verilmiş tutuklama ve adli kontrol tedbirlerinin ilgili hâkim, mahkeme, bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ceza dairesince değerlendirileceğini ve "koşullarının bulunması hâlinde" kaldırılacağını söylüyor. Yani bir değerlendirme yapılıyor; kendiliğinden tahliye yok. Üstelik yukarıda anlattığım iki kapı (MGK kararı + yazılı başvuru) burada da geçerli.

İstinaf veya temyiz aşamasındaki dosyalar için ise kural net: bozma kararı verilir. Dosya ilk derece mahkemesine geri döner ve orada erteleme kararı verilir.

💡İpucu
Burada gözden kaçan ince bir ayrıntı var ve bence çok değerli. 4. maddenin resmî gerekçesi şunu ekliyor: "beraat veya zamanaşımı nedeniyle verilen düşme kararları gibi kişinin daha lehine olan durumlar bakımından istinaf veya temyiz kanun yolundaki dosyalar hakkında bozma kararı verilmeksizin esastan inceleme yapılmak suretiyle yargılamanın neticelendirilmesi yoluna gidilecektir."

Sade Türkçesi: dosyanız istinafta/temyizdeyse ve oradan beraat çıkma ihtimali varsa, mahkeme sırf bu kanun yüzünden dosyayı bozup ertelemeye göndermeyecek; esastan inceleyip beraatı verecek. Çünkü beraat, ertelemeden çok daha lehe bir sonuçtur. Erteleme mahkûmiyeti ortadan kaldırmaz, beraat kaldırır. Avukatınızın bu ayrıma dikkat etmesi gerekir — beraat ihtimali olan bir dosyayı ertelemeye teslim etmek ciddi bir hak kaybı olur.

Cezaevindekiler İçin: İnfazın Ertelenmesi (m. 6)

Kesinleşmiş cezasını çekmekte olanlar için ayrı bir madde var. Mantık aynı, ama karar mercii ve ölçüt farklı.

İnfazın ertelenmesi süreleri (m. 6/1)
Hükümlünün toplam cezasıİnfazın erteleneceği süre
Toplam 15 yıl veya daha az hapis5 yıl
Toplam 15 yıldan fazla hapis, müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet10 yıl

Buradaki farklara dikkat:

  • Kararı infaz hâkimi veriyor (3. maddede savcı veya mahkeme veriyordu).
  • Ölçüt, suçun cezasının üst sınırı değil, hükümlünün toplam cezası.
  • Müsadere kararları yine uygulanır — erteleme bunu engellemiyor.
  • Ceza zamanaşımı işlemez.
  • Karara karşı itiraz yolu açık.
  • Erteleme kararlarının takibi Cumhuriyet başsavcılıklarınca yapılıyor.

İnfaz hâkimliğine yapılacak başvurunun usulü, uygulamada sık karıştırılan bir konu. Benzer bir başvuru mekanizmasını daha önce uyarlama dilekçesi örnekleri yazımızda ayrıntılı anlatmıştım; oradaki merci ayrımına ilişkin uyarılar burada da yol gösterici olacaktır.

Erteleme Süresi Dolunca Ne Oluyor?

Asıl sonuç burada. Erteleme, süre temiz geçirilirse kalıcı hâle geliyor:

Erteleme süresinin sonu — iki ihtimal
DurumSoruşturma / kovuşturma (m. 5/2)İnfaz (m. 6/4)
Süre terör suçu işlenmeden geçerseKovuşturmaya yer olmadığı veya düşme kararıVerilen ceza infaz edilmiş sayılır
Süre içinde terör suçlarından biri işlenirseErteleme kaldırılır, soruşturma ve kovuşturmaya devam olunur; mahkûmiyet hâlinde ceza ertelenmezİnfaz hâkimi erteleme kararını kaldırır, cezanın infazına devam edilir
⚠️Dikkat
Buradaki şart "terör suçlarından biri" işlenmesi. Yani her suç ertelemeyi bozmuyor; kanun özellikle terör suçlarını saymış. Bu ayrımın uygulamada nasıl yorumlanacağı — özellikle hangi suçların bu kapsamda sayılacağı — bence ilk tartışma konularından biri olacak.

Bir de kayıt meselesi var: verilen erteleme kararları bunlara mahsus ayrı bir sisteme kaydediliyor (m. 5/1). Bu kayıtlar herkese açık değil; ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak savcı, hâkim veya mahkeme istediğinde ve yalnızca yeniden suç işlenip işlenmediğinin tespiti amacıyla kullanılabiliyor.

Kurul ve Hak Yoksunlukları (m. 7)

Kanun, süreci takip etmek üzere bir Kurul kuruyor. Kurulun bileşimi şöyle:

  • Başkan: Cumhurbaşkanı Yardımcısı
  • Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Millî Savunma Bakanı
  • Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri
  • Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanı
  • Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri

Kurul alt komisyonlar kurabiliyor, sekretaryası Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği'nce yürütülüyor ve TBMM'yi düzenli olarak bilgilendiriyor. Ayrıca TBMM Başkanlığınca bir İzleme Komisyonu kuruluyor.

Ama vatandaşı asıl ilgilendiren kısım dördüncü fıkra: hak yoksunlukları.

Mahkûmiyetin yan sonuçları vardır — seçme-seçilme, memuriyet, belirli meslekleri yapabilme gibi. Bu kanunda erteleme, bu yoksunlukları kendiliğinden kaldırmıyor. Kaldırılması için ayrı bir yol öngörülmüş:

Hak yoksunluğunun kaldırılması (m. 7/4)
Yoksunluğun kaynağıTalebi kim yapar?Hangi merci karar verir?Bekleme süresi
Soruşturma ve kovuşturmalarKurulSulh ceza hâkimliği veya mahkemeMetinde ayrı süre öngörülmemiş
Mahkûmiyet hükümleriKurulİnfaz hâkimliği5 yıllık ertelemede 2 yıl, 10 yıllık ertelemede 3 yıl
🚨Kritik Uyarı
Bu tablodaki en kritik sütun ikincisi: talebi kişi değil, Kurul yapıyor. Kanun "Kurul tarafından talep edilir" diyor ve bunu "gerekli görülmesi hâlinde" şartına bağlıyor.

Naçizane değerlendirmem: bu, hak yoksunluğunun kaldırılmasını bireysel bir hak olarak değil, takdire bağlı bir süreç olarak kurguluyor. Yani erteleme kararı almış bir kişi, bekleme süresi dolduğunda doğrudan mahkemeye başvurup "yoksunluğumu kaldırın" diyemiyor gibi görünüyor. Kararlara karşı itiraz yolu açık, ancak süreci başlatan mercii Kurul. Bu noktanın uygulamada nasıl işleyeceği şu an belirsiz.

Kalan Maddeler Kısaca

  • Madde 8 — Silah ve malzeme teslimi: Getirilen veya beyan edilen silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı ve her türlü malzeme kayıt altına alınıyor. Usul ve esasları, güvenlik kurumlarının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı ve Millî Savunma Bakanlığı belirliyor.
  • Madde 10 — Görev ve sorumluluk: Görevler ilgili kurumlarca ivedilikle yerine getiriliyor. İkinci fıkra, bu görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idari veya cezai sorumluluğunun doğmayacağını söylüyor.
  • Madde 11 — Yürürlük: Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe giriyor.
  • Madde 12 — Yürütme: Hükümleri Cumhurbaşkanı yürütüyor.

Naçizane Değerlendirmem: Açık Kalan Sorular

Metni bir ceza hukukçusu gözüyle okuduğumda, cevabı henüz belli olmayan birkaç başlık görüyorum. Bunları peşin hükümle değil, uygulamada karşımıza çıkacağını düşündüğüm sorular olarak sıralıyorum:

  1. "Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme" nasıl belirlenecek? Kapsam dışı bırakılan en önemli suç bu. Ancak bir dosyada öldürmenin örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediği çoğu zaman tartışmalıdır. Bu nitelendirmeyi kimin, hangi usulle yapacağı metinde ayrıca düzenlenmemiş.
  2. Teşebbüs, azmettirme ve iştirak hâlleri ne olacak? Kapsam dışı istisna "kasten öldürme suçu" diyor. Teşebbüs aşamasında kalan veya azmettiren sıfatıyla verilen mahkûmiyetlerin bu istisnaya girip girmeyeceği açık değil.
  3. "Terör suçlarından biri" ifadesinin sınırı ne? Ertelemeyi bozan şart bu. Kapsamın hangi kanuna göre çizileceği uygulamada netleşecek.
  4. Altı aylık süre kaçıranlar için bir telafi var mı? Metinde eski hâle getirme benzeri bir hüküm görmedim. Süre hak düşürücü nitelikteyse, geciken kişi kanundan hiç yararlanamayacak.
  5. Hak yoksunluğunda inisiyatif neden kişide değil? Yukarıda anlattım; bence en çok soru üretecek nokta bu olacak.
  6. Mağdurların durumu ne olacak? Kanun ceza yargılamasını erteliyor; ancak mağdurların tazminat talepleri ayrı bir hukuk davasının konusudur ve bu kanun onları düzenlemiyor.
ℹ️Bilgi
Bu soruların cevabı iki yerden gelecek: Resmî Gazete'de yayımlanacak nihai metin ve zaman içinde oluşacak yargı kararları. Şu an kimsenin kesin cevabı yok; kesin cevabı olduğunu söyleyen varsa temkinli yaklaşın.

Sonuç

Toparlayayım. Bu düzenleme bir af değil; şarta bağlı, süreli ve başvuruya dayalı bir erteleme rejimi. Mahkûmiyetler duruyor, deliller saklanıyor, müsadere uygulanıyor, zamanaşımı donuyor. Kişi süre boyunca terör suçu işlemezse dosya kapanıyor; işlerse kaldığı yerden devam ediyor.

Ve en önemlisi: kanunun Resmî Gazete'de yayımlanması tek başına hiçbir dosyayı hareket ettirmiyor. Önce MGK kararı yayımlanacak, sonra kişi altı ay içinde yazılı başvurusunu yapacak. Bu iki adım tamamlanmadan ne tahliye ne erteleme söz konusu.

Bu yazıyı, kanun Resmî Gazete'de yayımlandığında nihai metne göre güncelleyeceğimi söylemiştim; 22 Ağustos 2026'da bu karşılaştırmayı yaptım ve metinde esasa ilişkin bir değişiklik olmadığını teyit ettim. Bundan sonraki kritik eşik MGK kararının yayımlanmasıdır; o gerçekleştiğinde yazıyı yeniden güncelleyeceğim. Bir yakınınızın dosyası bu kapsamda olabilir diye düşünüyorsanız, genel yorumlara göre değil dosyanızın somut durumuna göre hareket edin: hangi suçtan, hangi tarihte, hangi aşamada ve kaç yıl ceza — bu dört bilgi cevabı tamamen değiştiriyor.

Yakın dönemdeki diğer mevzuat değişiklikleri için 12. Yargı Paketi rehberimize bakabilir, dosyanızı değerlendirmek için ceza avukatı sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

Yazar Hakkında
Av. Murat Aydar

Av. Murat Aydar

Boşanma Avukatıİstanbul Barosu - Sicil No: 62459

İstanbul'da aile hukuku alanında müvekkillerime hizmet veriyorum. Özellikle anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı davalarında hukuki destek sağlıyorum.