Özet
Anayasa Mahkemesi'nin Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesindeki süresiz olarak ibaresini iptal eden 4 Haziran 2026 tarihli kararı (E.2025/156, K.2026/131), 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı. İptal oy çokluğuyla, dokuz aylık erteleme oybirliğiyle verildi ve iptal 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecek. Bu tarihe kadar 175. madde bugünkü hâliyle uygulanır. İptal kararları geriye yürümediği için kesinleşmiş nafaka kararları kendiliğinden sona ermez. Mahkeme, nafakanın kural olarak süreli, belirli koşullarda yaşam boyu olabildiği ve süreyi hâkimin evliliğin süresi, yaş, eğitim, sağlık ve geçimini sağlayabilme imkânı gibi ölçütlerle belirlediği bir düzen tarif etti; ayrıntıları TBMM belirleyecek. Nafaka ödeyenler bugün de kanundaki kaldırma ve azaltma yollarını kullanabilir, ödemeyi kendiliğinden kesmek ise tazyik hapsi riski doğurur.
Anayasa Mahkemesi'nin süresiz nafakaya ilişkin iptal kararı, 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı (Resmî Gazete fihristi). Mahkeme, Türk Medeni Kanunu'nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki "süresiz olarak" ibaresini 4 Haziran 2026'da iptal etmiş, iptalin yürürlüğe girişini de dokuz ay ertelemişti. Gerekçeli kararın yayımlanmasıyla dokuz aylık süre başladı ve iptalin hangi gün yürürlüğe gireceği kesinleşti.
Bu yazıda kararın Resmî Gazete'de yayımlanan tam metnini inceliyoruz. İptalin ne zaman yürürlüğe gireceğini, Mahkeme'nin gerekçesini, karşı oyları, mevcut nafakaların akıbetini ve bugün nafaka ödeyen ya da alan kişilerin neler yapabileceğini anlatıyoruz. Karar açıklandıktan sonra yazdığımız ilk değerlendirme için Anayasa Mahkemesi süresiz nafaka iptal kararı ne anlama geliyor yazımıza bakabilirsiniz.
Süresiz Nafaka Kalktı mı? Kısa Cevap
1. Karar 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı (Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026, E.2025/156, K.2026/131).
2. İptal edilen yalnızca 175. maddenin birinci fıkrasındaki "süresiz olarak" ibaresidir. Yoksulluk nafakası kaldırılmadı.
3. İptal 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecek. Bu tarihe kadar 175. madde bugünkü hâliyle uygulanır.
4. İptal kararları geriye yürümez. Kesinleşmiş nafaka kararları kendiliğinden sona ermez.
5. Mahkeme gerekçesinde, nafakanın kural olarak süreli, belirli koşullarda ise yaşam boyu olabileceği ve süreyi hâkimin somut olaya göre belirleyeceği bir düzen tarif etti. Ayrıntıları TBMM belirleyecek.
6. Nafaka ödeyenler bugün de kanundaki kaldırma ve azaltma yollarını kullanabilir; ödemeyi kendiliğinden kesmek ise ciddi sonuçlar doğurur.
Resmî Gazete'de Ne Yayımlandı?
Resmî Gazete'nin Yargı Bölümü'nde, Anayasa Mahkemesi'nin 4 Haziran 2026 tarihli ve E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararı yayımlandı (karar metni). Başvuru, bir boşanma davasına bakan Antalya 12. Aile Mahkemesi'nden itiraz yoluyla gelmişti. Aile mahkemesi, kuralın Anayasa'nın 2., 10., 20., 35. ve 41. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürmüştü. Anayasa Mahkemesi kuralı Anayasa'nın 2., 5. ve 17. maddelerine aykırı buldu; 20. ve 41. maddeler yönünden ayrıca inceleme yapmaya gerek görmedi, 10. ve 35. maddelerle ise ilgisini görmedi.
| Bilgi | Ayrıntı |
|---|---|
| Karar | Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026, E.2025/156, K.2026/131 |
| Başvuran | Antalya 12. Aile Mahkemesi (itiraz yolu, bir boşanma davası sırasında) |
| İptal edilen | Türk Medeni Kanunu m. 175/1'deki "süresiz olarak" ibaresi |
| Oy durumu | İptal oy çokluğuyla verildi. Üç üye karşı oy kullandı, bir üye farklı gerekçeyle katıldı. |
| Erteleme | Dokuz aylık erteleme oybirliğiyle kabul edildi. |
| Resmî Gazete | 30 Eylül 2026, sayı 33386 |
| İptalin yürürlüğe gireceği gün | 30 Haziran 2027 |
İptalden sonra, TBMM farklı bir düzenleme yapmazsa 175. maddenin birinci fıkrası şu hâli alacak. "Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında nafaka isteyebilir." Yani yoksulluk nafakasının şartları aynen korunuyor; değişen, nafakanın süresine ilişkin ibare.
İptal Ne Zaman Yürürlüğe Giriyor?
Anayasa'ya göre iptal edilen kanun hükmü, iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Ancak Anayasa Mahkemesi gereken hâllerde iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir ve "Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez." (Anayasa m. 153/3, Anayasa). Mahkeme, iptalin doğuracağı hukuki boşluğun kamu yararını ihlal edeceğini belirterek, iptal hükmünün kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine oybirliğiyle karar verdi.
Karar 30 Eylül 2026'da yayımlandığına göre dokuz aylık süre 30 Haziran 2027'de doluyor. Bu tarihe kadar 175. madde bugünkü metniyle yürürlükte kalır; nitekim resmî mevzuat sisteminde madde hâlâ "süresiz olarak" ibaresiyle yer alıyor (Türk Medeni Kanunu).
| Tarih | Ne oldu, ne olacak? |
|---|---|
| 17 Mayıs 2012 | Anayasa Mahkemesi aynı ibareyi Anayasa'ya aykırı bulmadı (E.2011/136, K.2012/72). |
| 26 Haziran 2022 | 2012 ret kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasının üzerinden on yıl geçti; aynı hükme yeniden başvuru yolu açıldı. |
| 4 Haziran 2026 | Anayasa Mahkemesi ibareyi iptal etti ve iptalin dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi. |
| 30 Eylül 2026 | Gerekçeli karar Resmî Gazete'de yayımlandı; dokuz aylık süre bu tarihte başladı. |
| 30 Haziran 2027 | İptal yürürlüğe giriyor; bu tarihe kadar TMK m. 175 bugünkü hâliyle uygulanır. |
Anayasa Mahkemesi Neden İptal Etti?
Kararın gerekçesi, yoksulluk nafakasını ortadan kaldırmayı değil, nafakanın süresini somut olaya göre belirlenebilir hâle getirmeyi amaçlıyor. Gerekçede öne çıkan tespitler şunlar.
Kanun Metni ile Uygulama Arasındaki Fark
Mahkeme'ye göre kuralın metni süresiz nafakaya imkân tanıyor ama her durumda süresiz nafakaya hükmedilmesini açıkça zorunlu kılmıyor. Buna karşılık yerleşik yargısal uygulamada kuralın emredici sayıldığı, hâkimin nafakanın süresi konusunda takdir yetkisi bulunmadığı ve irat biçimindeki yoksulluk nafakasının süresiz belirlenmesi gerektiği kabul ediliyor. Mahkeme bu nedenle kuralın her türlü tereddüdü giderecek ölçüde açık ve belirli olmadığını tespit etti.
Gerekçede bu uygulamaya örnek olarak gösterilen Yargıtay kararı, sorunun özünü iyi anlatıyor. Bir boşanma davasında ilk derece mahkemesi, kısa süren ve çocuksuz bir evlilik olduğunu gözeterek yoksulluk nafakasını iki yılla sınırlamıştı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, nafaka alacaklısı açıkça talep etmedikçe nafakayı süreyle sınırlamanın kanunda bulunmayan bir unsuru kanuna eklemek anlamına geldiğini belirterek, "takdir hakkına sığınarak nafakayı belirli bir süreyle sınırlamak kanuna açık aykırılık oluşturur" sonucuna vardı ve kararı bozdu (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 12.12.2017, E. 2016/8859, K. 2017/14407). Anayasa Mahkemesi, 2012 tarihli kararından sonra da uygulamanın bu yönde sürdüğünü vurguladı.
Kusursuz Eşe Ömür Boyu Yük
Yoksulluk nafakasına hükmedilmesi için nafaka yükümlüsünün kusuru aranmıyor; boşanmada hiç kusuru olmayan eş bile nafaka yükümlüsü olabiliyor. Nafaka ise ancak alacaklının yeniden evlenmesi, fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması, haysiyetsiz hayat sürmesi ya da taraflardan birinin ölümü gibi hâllerde sona eriyor. Mahkeme'ye göre dayanışma yükümlülüğünün boşanmadan sonra bir süre devam etmesi beklenebilir; ancak "bu yükümlülüğün hiçbir ölçüt belirlenmeksizin kategorik olarak süresiz öngörülmesi kusurlu olması dahi gerekmeyen nafaka borçlusu açısından ağır bir külfete neden olmaktadır." Mahkeme, nafaka yükümlüsünün ömür boyu bu evliliğin sonuçlarıyla bağlı kalmasının devletin çatışan haklar arasında kurması gereken makul dengeyi ortadan kaldırdığını ve kuralın kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkından doğan pozitif yükümlülükle bağdaşmadığını belirtti.
Nafakanın Süresinde Hangi Ölçütlere Bakılacak?
Kararın ileriye dönük en önemli kısmı, Mahkeme'nin nasıl bir düzeni Anayasa'ya uygun gördüğünü tarif ettiği bölüm. Mahkeme'ye göre yoksulluk nafakası kural olarak durumun gerektirdiği ölçüde belirli bir süreyle sınırlandırılabilmeli; belirli koşulların varlığı hâlinde ise süre uzatılarak yaşam boyu nafakaya da hükmedilebilmelidir. Bunun için hâkime süreyi somut olayın özel şartlarına göre belirleme yetkisi tanınmalı ve belirli, öngörülebilir bir çerçeve oluşturulmalıdır. Nafakanın süresiz verilmesini gerektiren hâllerin ölçütleri de kanunda açık ve net biçimde yer almalıdır.
Mahkeme'nin gerekçede saydığı ölçütler şunlar.
- Evliliğin süresi
- Nafaka alacaklısı eşin yaşı
- Eğitim ve sağlık durumu
- Ekonomik ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla karşılayabilme kapasitesi ve çalışma hayatına katılma imkânı
- Tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile nafakanın süresinin nafaka borçlusunun boşanma sonrasındaki hayatına etkisi
Bu ölçütler şimdilik bir kanun hükmü değil, Mahkeme'nin anayasal çerçeveyi anlatırken dikkat çektiği unsurlardır. Hangi ölçütün nasıl uygulanacağını ve süresiz nafakanın hangi hâllerde verileceğini TBMM düzenleyecek.
Diğer Ülkelerde Nafaka Süresi
Gerekçede karşılaştırmalı hukuka da yer verildi. Mahkeme'nin aktardığına göre İsviçre'de nafakanın miktarı ve süresi tarafların durumuna göre somut olayda belirleniyor; Almanya'da eşlerin kural olarak kendi geçimlerini sağlaması esas alınıyor ve kesin bir azami süre öngörülmüyor; Fransa'da nafaka esas olarak toplu ödeme şeklinde yerine getiriliyor, ömür boyu irat ancak istisnai olarak mümkün. İngiltere'de ekonomik bağımlılığın makul sürede sona erdirilmesi amacıyla süreli nafaka uygulanıyor. Hollanda'da mahkeme ayrıca süre belirlemediyse nafaka kural olarak evlilik süresinin yarısı kadar ve en fazla beş yıl sürüyor; uzun evliliklerde ve ortak çocuk bulunan hâllerde farklı azami süreler var. Belçika'da ise nafaka süresi kural olarak evlilik süresini aşamıyor, ancak ihtiyaç devam ederse uzatılabiliyor. Mahkeme'nin vardığı sonuç, tek bir modelin bulunmadığı ve her hukuk sisteminin kendi tercihini yaptığıdır.
2012'de Ret, 2026'da İptal, Ne Değişti?
Anayasa Mahkemesi aynı ibareyi 17 Mayıs 2012 tarihli kararında Anayasa'ya aykırı bulmamıştı. O kararda Mahkeme, süresizliğin nafaka alacaklısının her hâlükârda ömür boyu nafaka alacağı anlamına gelmediğini ve kuralın her durumda süresiz nafaka verilmesini zorunlu kılmadığını değerlendirmişti. Anayasa'ya göre Mahkeme'nin işin esasına girerek verdiği ret kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı hüküm için tekrar başvuru yapılamaz (Anayasa m. 152/son). 2012 kararı 26 Haziran 2012'de yayımlandığı için bu süre 2022'de doldu.
2026 kararındaki fark, Mahkeme'nin 2012'deki yorumuna rağmen uygulamanın değişmediğini tespit etmesi. Yargıtay kuralı emredici saymayı ve süre sınırlamasını kanuna aykırı bulmayı sürdürdü. Bu nedenle Mahkeme bu kez sorunun yorumda değil kuralın kendisinde olduğu sonucuna vardı.
Aynı aile mahkemesi 2025'te de başvurmuştu. Ancak o başvuru bir nafaka uyarlama davası sırasında yapıldığı için Anayasa Mahkemesi, 175. maddenin yalnızca boşanma davasında veya boşanmadan sonra bir yıl içinde açılan bağımsız nafaka davasında uygulanabileceğini, uyarlama davasında uygulanacak kural olmadığını belirterek yetkisizlik kararı vermişti (27.03.2025, E.2025/91, K.2025/82). 2026'daki başvuru ise bir boşanma davası sırasında yapıldı ve esastan incelendi.
Karşı Oy ve Farklı Gerekçe Ne Diyor?
İptal kararına üç üye karşı oy kullandı. Karşı oy gerekçesine göre yoksulluk nafakasının merkezinde zaman değil ihtiyaç bulunuyor ve koruma, yoksulluk hâli devam ettiği sürece sağlanıyor. Kanun, koşullar değiştiğinde nafakanın azaltılmasına veya kaldırılmasına zaten imkân tanıyor; dolayısıyla ortaya çıkan sorunlar kuralın Anayasa'ya aykırılığından değil, uygulamanın ve içtihadın gözden geçirilmesi ihtiyacından kaynaklanıyor. Karşı oyda ayrıca kadınların işgücüne katılım oranının daha düşük olduğu ve boşanma sonrası yoksulluk riskinin kadınlarda daha yüksek gerçekleştiği hatırlatılarak kuralın fiili eşitliğe hizmet ettiği, süreli veya süresiz nafaka modelleri arasında tercihin öncelikle kanun koyucuya ait olduğu ve 2012 kararından ayrılmayı gerektiren yeni bir nedenin ortaya konmadığı belirtildi.
Bir üye ise iptal sonucuna katıldı ama gerekçeye katılmadı. Bu üyeye göre sorun taraflar arasındaki dengede değil, kuralın belirsizliğindeydi. Kanun metni ile yerleşik uygulama farklı sonuçlara işaret ettiği için evlenen ya da boşanan kişiler nafakanın ne kadar süreceğini önceden bilemiyor ve bu durum hukuk devletinin belirlilik ilkesiyle bağdaşmıyor. Farklı gerekçeye göre iptal yalnızca Anayasa'nın 2. maddesine dayandırılmalı, düzenlemenin içeriği ise kanun koyucunun takdirine bırakılmalıydı.
İptalin yürürlüğünün dokuz ay ertelenmesi ise oybirliğiyle kabul edildi.
Mevcut Süresiz Nafakalar Ne Olacak?
En çok sorulan soru bu. Anayasa'nın açık hükmüne göre "İptal kararları geriye yürümez." (Anayasa m. 153/5). Bu nedenle kesinleşmiş yoksulluk nafakası kararları, iptal kararı yayımlandığı için ya da 30 Haziran 2027 geldiği için kendiliğinden sona ermez. Ödeme yükümlülüğü, nafakayı kaldıran veya değiştiren bir mahkeme kararı ya da bunu öngören bir kanun hükmü olmadıkça devam eder.
Yeni kanunun mevcut nafakalara uygulanıp uygulanmayacağı, uygulanacaksa nasıl bir geçiş düzeni kurulacağı TBMM'nin yapacağı düzenlemenin geçiş hükümlerine bağlı. Bu konuda henüz kesinleşmiş bir metin bulunmuyor.
Nafaka Ödeyenler Bugün Ne Yapabilir?
Nafaka ödeyenler için bugün de kullanılabilecek yollar Türk Medeni Kanunu'nda duruyor. Kanuna göre irat biçimindeki nafaka "alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır." (TMK m. 176/3). Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde nafakanın azaltılması da istenebilir (TMK m. 176/4). Kaldırma sebeplerini ve ispatını eski eşin işe girmesi, evlenmesi veya başkasıyla yaşaması hâlinde nafakanın kaldırılması yazımızda anlattık.
Anayasa Mahkemesi 2009 tarihli bir kararında, kanunda açıkça yazmasa da hâkimin Türk Medeni Kanunu'nun 1. ve 4. maddelerine dayanarak, kusuru olmadan yoksullaşan nafaka yükümlüsü bakımından nafakayı tamamen kaldırabileceğini belirtmişti (E.2005/56, K.2009/94). Bu değerlendirme iptalden etkilenmiyor.
Ödenmeyen nafakanın sonuçlarını eski eş nafakayı ödemezse ne olur yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.
Nafaka Alanlar İçin Ne Değişiyor?
Nafaka alanlar için 30 Haziran 2027'ye kadar hukuken bir şey değişmiyor ve mevcut kararlar geçerliliğini koruyor. Yoksulluk nafakası da ortadan kalkmıyor; yoksulluğa düşen ve kusuru daha ağır olmayan eşin nafaka isteme hakkı devam ediyor. Değişecek olan, yeni verilecek kararlarda nafakanın süresinin somut olaya göre belirlenmesi. Nafakanın şartlarını yoksulluk nafakası şartları ve süresi yazımızda anlattık.
Mahkeme'nin gerekçesi, uzun süren evliliklerde, ileri yaşta, sağlık sorunu bulunan veya çalışma hayatına katılma imkânı sınırlı eşler bakımından uzun süreli hatta yaşam boyu nafakanın mümkün kalması gerektiğini de gösteriyor. Bu nedenle ileride açılacak davalarda bu durumları gösteren belgeler, örneğin sağlık raporları, eğitim ve çalışma geçmişi, evlilik süresince üstlenilen bakım yükü, nafakanın süresinin belirlenmesinde önem kazanacak.
Devam Eden Boşanma Davalarında Durum
30 Haziran 2027'den önce karara bağlanan boşanma davalarında 175. madde bugünkü hâliyle uygulanır. Bu tarihten sonra karara bağlanacak davalarda ise "süresiz olarak" ibaresi metinden çıkmış olacağından nafakanın süresi konusunda farklı bir değerlendirme yapılması mümkün hâle gelir. Kararın ilk derecede verilip kanun yolu incelemesinin bu tarihten sonra yapılması gibi geçiş dönemi durumlarında hangi kuralın uygulanacağı, TBMM'nin yapacağı düzenlemenin geçiş hükümlerine bağlı olacak. Devam eden bir davanız varsa, bu tarihi ve kanun değişikliğini dosyanızın takviminde dikkate almanız gerekir.
TBMM Ne Yapacak?
Anayasa'ya göre iptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda TBMM, iptalin ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar (Anayasa m. 153/4). Dokuz aylık erteleme de kanun koyucuya bu düzenlemeyi yapması için tanınmış bir süre niteliğinde.
Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre nafakaya ilişkin düzenlemenin 13. Yargı Paketi kapsamında Ekim ayında başlayan yasama döneminde TBMM'ye sunulması bekleniyor. Eylül sonunda basına yansıyan haberlere göre teklif henüz TBMM'ye sunulmamıştı ve taslağa ilişkin aktarılan rakamlar birbiriyle çelişiyor; bu yüzden kesinleşmemiş sürelere dayanarak karar vermemek gerekir. Paketle ilgili gelişmeleri 13. Yargı Paketi nafaka ve boşanma düzenlemeleri yazımızda takip ediyoruz.
Yazıda Dayandığımız Kararlar
Yazıda dayandığımız Yargıtay kararı oybirliğiyle verilmiştir. Künyeye tıklayarak tam metnini okuyabilirsiniz. Anayasa Mahkemesi kararının tam metni Resmî Gazete'de yer alıyor.
| Karar | Konu | Sonuç |
|---|---|---|
| Anayasa Mahkemesi, 04.06.2026, E.2025/156, K.2026/131 (Resmî Gazete) | TMK m. 175/1'deki "süresiz olarak" ibaresi | İptal (oy çokluğu), yürürlük dokuz ay ertelendi (oybirliği) |
| Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 12.12.2017, E. 2016/8859, K. 2017/14407 | İlk derece mahkemesinin yoksulluk nafakasını iki yılla sınırlaması | Süre sınırlaması kanuna açık aykırı bulunarak bozuldu (oybirliği) |
| Anayasa Mahkemesi, 17.05.2012, E.2011/136, K.2012/72 | Aynı ibare | Anayasa'ya aykırı bulunmadı |
| Anayasa Mahkemesi, 27.03.2025, E.2025/91, K.2025/82 | Aynı mahkemenin nafaka uyarlama davasındaki başvurusu | Yetkisizlik (175. madde o davada uygulanacak kural değildi) |
Sonuç
Süresiz nafaka iptali artık kesinleşmiş bir takvime sahip. Karar 30 Eylül 2026'da Resmî Gazete'de yayımlandı ve iptal 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecek. İptal edilen yalnızca "süresiz olarak" ibaresi; yoksulluk nafakası devam ediyor ve mevcut nafaka kararları kendiliğinden sona ermiyor. Anayasa Mahkemesi, nafakanın kural olarak süreli, belirli koşullarda yaşam boyu olabildiği ve süreyi hâkimin evliliğin süresi, yaş, sağlık ve çalışma imkânı gibi ölçütlerle belirlediği bir düzen tarif etti. Bu düzenin ayrıntılarını ve mevcut nafakalara etkisini TBMM belirleyecek.
Nafaka ödüyor ya da alıyorsanız bugün yapılması gereken, kanundaki kaldırma, azaltma ve artırma yollarını doğru kullanmak ve yeni düzenlemeyi takip etmektir. Dosyanızın değerlendirilmesi için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

Av. Murat Aydar
İstanbul'da aile hukuku alanında müvekkillerime hizmet veriyorum. Özellikle anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı davalarında hukuki destek sağlıyorum.
