4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

TMK Madde 166: Evlilik Birliğinin Sarsılması

İkinci Kitap: Aile Hukuku › Birinci Kısım: Evlilik Hukuku › İkinci Bölüm: Boşanma › A. Boşanma sebepleri › VI. Evlilik birliğinin sarsılması

Yürürlükteki metin · Son güncelleme: 19.09.2026 · Hazırlayan: Av. Murat Aydar

Kısaca TMK 166

TMK 166, uygulamada en sık dayanılan boşanma sebebini, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasını düzenler. Birinci fıkra genel boşanma sebebini koyar; ikinci fıkra daha ağır kusurlu eşin açtığı davaya karşı davalıya itiraz hakkı tanır; üçüncü fıkra en az bir yıl sürmüş evliliklerde anlaşmalı boşanmayı, dördüncü fıkra ise reddedilen boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçtiği hâlde ortak hayatın kurulamaması durumunu düzenler. Yargıtay'a göre tamamen kusurlu eş genel boşanma sebebine dayanarak boşanma kararı alamaz; dördüncü fıkrada ise kusur araştırılmaz. Dördüncü fıkradaki süre, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının ardından 7532 sayılı Kanunla 27.11.2024'ten itibaren üç yıldan bir yıla indirilmiştir.

Madde Metni

Evlilik birliğinin sarsılması — Madde 166

  1. (1)Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
  2. (2)Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.
  3. (3)Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.
  4. (4)(Değişik dördüncü fıkra: 14/11/2024-7532/13 md.)Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

Kaynak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, mevzuat.gov.tr. Fıkra numaraları okumayı kolaylaştırmak için eklenmiştir.

Değişiklik Geçmişi

TarihKaynakDeğişiklik
01.01.20024721 sayılı Türk Medeni Kanunu (ilk metin)Madde yürürlüğe girdi. Dördüncü fıkradaki bekleme süresi üç yıldı.
22.02.2024Anayasa Mahkemesi, E. 2023/116, K. 2024/56 (RG 19.04.2024, S. 32522)Dördüncü fıkra Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildi. İptal hükmünün, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildi.
27.11.20247532 sayılı Kanun m. 13 (kabul 14.11.2024)İptal hükmü yürürlüğe girmeden dördüncü fıkra yeniden düzenlendi; bekleme süresi bir yıla indirildi.
Dördüncü fıkranın 27.11.2024 öncesi metni

Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

Fıkra Fıkra Açıklama

Birinci Fıkra: Genel Boşanma Sebebi

Birinci fıkra, özel boşanma sebepleri (TMK m. 161-165: zina, hayata kast ve onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığı) dışında kalan bütün geçimsizlik hâllerini kapsayan genel boşanma sebebidir. Kanun, evliliği sarsan olayları tek tek saymaz ve hâkime geniş bir takdir alanı bırakır. Hukuk Genel Kurulu'na göre bu fıkraya dayanan davacı iki şeyi ispatlamalıdır: evlilik birliğinin, ortak hayatın sürdürülmesi beklenemeyecek derecede temelinden sarsıldığını ve bu sarsılmanın karşı tarafın kusurlu davranışlarından kaynaklandığını (Yargıtay HGK, 22.03.2023, E. 2022/146, K. 2023/242).

Fıkra dava hakkını "eşlerden her biri"ne tanısa da Yargıtay, tamamen kusurlu eşin bu sebebe dayanarak boşanma elde edemeyeceği görüşündedir. Hukuk Genel Kurulu'na göre böyle bir dava, kimsenin tamamen kendi kusuruna dayanarak hak elde edemeyeceği ilkesine (TMK m. 2) aykırıdır; genel sebeple boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurlu olması gerekir (Yargıtay HGK, 15.05.2024, E. 2023/382, K. 2024/244). Aynı kararda, eşinin tekme ve yumruklarına karşılık onu tırnağıyla yaralayan kadının davranışı kendini savunma ve tepki niteliğinde görülmüş, kusur sayılmamıştır.

Kusur "kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu, ağır kusurlu veya tam kusurlu" şeklinde derecelendirilir ve davanın sonucunu doğrudan etkiler: daha ağır kusurlu eşin davasına davalının itiraz hakkı vardır (m. 166/2); maddi ve manevi tazminat kusursuz veya daha az kusurlu tarafa tanınır (m. 174); yoksulluk nafakası isteyen eşin kusurunun daha ağır olmaması gerekir (m. 175). Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olaylar kusur olarak yüklenemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, olaylardan sonra evliliğin uzunca bir süre daha devam ettiği bir dosyada bu olayların affedildiğinin, en azından hoşgörüyle karşılandığının kabulü gerektiğine karar vermiştir (Yargıtay 2. HD, 05.10.2023, E. 2023/5974, K. 2023/4553).

İspatta boşanma davasına özgü kurallar uygulanır: hâkim, davanın dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe onları ispatlanmış sayamaz; bu olgular hakkında taraflara yemin teklif edilemez ve hâkim kendiliğinden yemin yaptıramaz; tarafların ikrarları hâkimi bağlamaz ve hâkim delilleri serbestçe takdir eder (TMK m. 184/1-4). Hukuk Genel Kurulu, soyut tanık beyanlarına dayanılarak eşe kusur yüklenemeyeceğini de kabul etmiştir. Uygulamadaki süreci çekişmeli boşanma davası ve tek taraflı boşanma davası yazılarımızda anlattık.

İkinci Fıkra: Davalının İtiraz Hakkı

İkinci fıkra, birinci fıkraya dayanan davalarda davacının kusurunun daha ağır olması hâlinde davalıya davaya itiraz hakkı tanır. Amaç, evlilik birliğinin sarsılmasında daha ağır kusuru bulunan eşin, sırf bu durumdan yararlanarak evliliği tek taraflı sona erdirmesinin önüne geçmektir. Fıkra yalnızca birinci fıkradaki genel boşanma sebebine dayanan davalar için öngörülmüştür ("Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde").

Fıkra, ağır kusurlu eşin de dava açabildiğini gösterir. Hukuk Genel Kurulu'na göre bu durumda da davalının az da olsa kusurunun bulunması ve belirlenmesi kaçınılmazdır; tamamen kusurlu eşin davası ise reddedilir (Yargıtay HGK, 15.05.2024, E. 2023/382, K. 2024/244).

İtiraz hakkı mutlak değildir. İtiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa, itiraza rağmen boşanmaya karar verilebilir; kanun iki şartı birlikte arar. Hukuk Genel Kurulu'nun ifadesiyle az kusurlu davalının boşanmak istememesi tek başına davanın reddini gerektirmez; bu iki şart gerçekleşmişse hâkim boşanmaya karar vermelidir. Örneğin borçları yüzünden eve haciz gelmesine yol açan, evi terk eden ve sadakat yükümlülüğünü ihlal eden eşin ağır, eşine hakaret eden diğer eşin az kusurlu bulunduğu bir dosyada, az kusurlu eşin boşanmaya karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması sayılmış; bu gerekçeyle 166/2 uyarınca verilen boşanma kararı Yargıtay'ca onanmıştır (Yargıtay 2. HD, 30.10.2024, E. 2024/464, K. 2024/8007).

Üçüncü Fıkra: Anlaşmalı Boşanma

Üçüncü fıkra anlaşmalı boşanmayı düzenler. Aşağıdaki şartlar gerçekleştiğinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır; ayrıca geçimsizlik olaylarının ispatlanması gerekmez:

  • En az bir yıllık evlilik: Evlilik, dava tarihinde en az bir yıl sürmüş olmalıdır.
  • Ortak irade: Eşler birlikte başvurmalı ya da bir eş diğerinin açtığı davayı kabul etmelidir.
  • Tarafların bizzat dinlenmesi: Hâkim, tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmelidir.
  • Düzenlemenin uygun bulunması: Boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hakkında taraflarca kabul edilen düzenlemeyi hâkim uygun bulmalıdır. Hâkim bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir; değişiklikler taraflarca da kabul edilirse boşanmaya hükmedilir.

Yargıtay'a göre bir yıllık süre bir dava şartı değil, birliğin temelinden sarsılmış sayılmasına ilişkin yasal karinenin unsurudur ve dava tarihinde dolmuş olmalıdır. Süre dolmadan açılan davada davalının kabul beyanı sonuç doğurmaz; taraflara delil gösterme imkânı tanınarak boşanma sebebinin bulunup bulunmadığı incelenir (Yargıtay 2. HD, 21.03.2016, E. 2015/14811, K. 2016/5467). Dairenin 2014 tarihli bir kararında, sürenin beyanların alındığı duruşmada dolmuş olması da yeterli görülmemiştir (Yargıtay 2. HD, 19.06.2014, E. 2014/2605, K. 2014/13905, oy çokluğuyla).

Eşler, karar kesinleşinceye kadar anlaşmadan dönebilir: eşlerden biri boşanmanın malî sonuçları veya çocukların durumu hakkındaki iradesinden dönerse dava çekişmeli boşanma olarak görülür (Yargıtay 2. HD, 04.03.2026, E. 2025/10352, K. 2026/2521). Kanundaki "malî sonuçlar" kavramı tazminat ve nafakaları ifade eder, mal rejiminin tasfiyesini kapsamaz; eşler protokolde mal rejimini de düzenleyebilir, ancak bu düzenleme hiçbir duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta olmalıdır (Yargıtay 2. HD, 28.04.2026, E. 2025/6039, K. 2026/4692). Anlaşmalı boşanma davasından feragat edilmesi, dava tarihinden önceki olayların affedildiği anlamına gelmez (Yargıtay 2. HD, 11.03.2026, E. 2025/7995, K. 2026/2686).

Boşanma davalarında ikrarın hâkimi bağlamaması kuralı (m. 184/3) anlaşmalı boşanmada uygulanmaz. Anayasa Mahkemesi 2008 yılında bu cümlenin Anayasa'ya aykırı olmadığına karar vermiştir. Boşanmanın fer'î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar ise hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz (m. 184/5). Protokolün nasıl hazırlanacağını anlaşmalı boşanma protokolü örneği, bir yıllık süre şartını 1 yıl dolmadan boşanma, anlaşmadan dönülmesini anlaşmalı boşanma çekişmeliye döner mi yazımızda anlattık.

Dördüncü Fıkra: Reddedilen Davadan Sonra Bir Yıl

Dördüncü fıkra, reddedilen bir boşanma davasından sonra ortak hayat yeniden kurulamamışsa evliliğin sona erdirilmesine imkân verir. Hukuk Genel Kurulu'nun açıklamasına göre şartlar şunlardır (Yargıtay HGK, 14.02.2019, E. 2017/1286, K. 2019/142):

  • Reddedilip kesinleşmiş bir dava: Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bir davanın reddedilmiş ve ret kararının kesinleşmiş olması gerekir. Kesinleşme dava şartıdır; mahkeme bunu kendiliğinden gözetir.
  • Süre: Kesinleşme tarihinden başlayarak bir yıl geçmelidir. Süre kesintisiz olmalıdır ve hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir.
  • Ortak hayatın yeniden kurulamaması: Ortak hayatın kurulmasından kastedilen, eşlerin evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerini üstlenecek şekilde bir araya gelmesidir. Çocukların ihtiyaçları, ölüm veya düğün gibi haklı sebeplerle bir araya gelmek ortak hayatın yeniden kurulduğu anlamına gelmez.

Bu şartlar gerçekleştiğinde evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir; boşanma kararı için kusur araştırması yapılmaz. İspat yükü davacıdadır: Hukuk Genel Kurulu, ortak hayatın yeniden kurulmadığını ispatlamak için delil göstermeyen davacının davasının reddini oy çokluğuyla onamıştır. Bu konuda tanık anlatımları, zabıta araştırması, nafaka, icra ve ceza dosyaları gibi deliller kullanılabilir.

Boşanma için kusur aranmasa da tazminat ve nafaka talepleri m. 174 ve 175'teki şartlara göre ayrıca değerlendirilir. Hukuk Genel Kurulu, kadının daha önce açtığı ve kesinleşen bağımsız tedbir nafakası davasında erkeğin fiziksel şiddet uyguladığının tespit edildiği dosyada, bu tespitin boşanma davasında kesin delil olduğunu ve manevi tazminat talebinin reddedilemeyeceğini kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 23.09.2020, E. 2017/2297, K. 2020/672). Buna karşılık Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, reddedilen ilk davayı açarak fiili ayrılığa yol açan ve eşine ayrı konut temin etmeyen erkeği tam kusurlu kabul etmiş, ancak bu davranışları kişilik haklarına saldırı niteliğinde görmediği için manevi tazminat şartlarının oluşmadığına karar vermiştir (Yargıtay 2. HD, 16.01.2018, E. 2016/14002, K. 2018/629). Fiili ayrılığa dayanan dava ile diğer eşin genel sebebe dayanan davası arasında bağlantı bulunduğundan davalar birleştirilmelidir (Yargıtay HGK, 30.05.2019, E. 2017/2287, K. 2019/627).

⚖️Yasal Düzenleme
Fıkranın ilk hâlinde bekleme süresi üç yıldı. Anayasa Mahkemesi 22.02.2024 tarihli kararıyla fıkrayı iptal etti ve iptal hükmünün kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından (19.04.2024) başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi. Bu süre dolmadan 7532 sayılı Kanunun 13. maddesiyle fıkra yeniden düzenlendi ve 27.11.2024'ten itibaren süre bir yıla indirildi. Yeni metin eskisinden yalnızca süre bakımından ayrılır; bu nedenle üç yıllık süre döneminde verilen Hukuk Genel Kurulu kararlarının diğer şartlara ve ispata ilişkin açıklamaları bugün de yol göstericidir.

Uygulamadaki süreci boşanma davası reddedilirse ne olur ve ikinci kez boşanma davası açmak yazılarımızda anlattık.

TMK 166 Yargıtay Kararları

Bu bölümde, maddenin uygulamada nasıl yorumlandığını gösteren 14 Yargıtay kararı yer alıyor. Kararların tamamı resmî tam metinleri okunarak seçildi ve ilgili oldukları fıkraya göre gruplandı; Hukuk Genel Kurulu kararları her grubun başındadır. Künyeye tıklayarak kararın tam metnine ulaşabilirsiniz.

TMK 166/1 ile ilgili Yargıtay kararları

TMK 166/1 · Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Davacı, temelden sarsılmayı ve bunun karşı tarafın kusurundan kaynaklandığını ispatlamalıdır

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 22.03.2023, E. 2022/146, K. 2023/242

Hukuk Genel Kurulu, genel boşanma sebebine dayanan davacının iki koşulu kanıtlaması gerektiğini belirtti: evlilik birliğinin, ortak hayatın sürdürülmesi beklenemeyecek derecede temelinden sarsıldığını ve bu sarsılmanın karşı tarafın kusurlu davranışları sonucu gerçekleştiğini. Somut dosyada bölge adliye mahkemesinin erkeğe yüklediği "birlik görevlerini yerine getirmeme ve ilgilenmeme" eylemlerine ilişkin tanık beyanlarını soyut bularak bu eylemlerin kusur sayılamayacağını kabul etti. Kalan olaylara göre eşleri eşit kusurlu saydı ve kadın lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminatı bozdu. Kararda kusurun "kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu, ağır kusurlu veya tam kusurlu" şeklinde belirlenmesi gerektiği de hatırlatıldı.

Bu bağlamda evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davası açan davacının, davasının kabul edilerek, boşanma kararı elde edebilmesi için iki koşulun gerçekleştiğini kanıtlamış olması gerekir.
TMK 166/1 · Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Affedilen olay kusur sayılmaz; tam kusurlu eşin davası kabul edilemez

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 05.10.2023, E. 2023/5974, K. 2023/4553

İlk derece mahkemesi, kadını eşinin hastalığıyla ilgilenmediği, eşinin annesinin hastalığında ve cenazesinde ona destek olmadığı gerekçesiyle az kusurlu saymıştı. Daire, bu olaylardan sonra evliliğin uzunca bir süre daha devam ettiğini, bu nedenle erkek tarafından affedildiklerinin, en azından hoşgörüyle karşılandıklarının kabulü gerektiğini belirtti. Eşine süregelen fiziksel şiddet, hakaret ve baskı uygulayan erkeği tam kusurlu kabul etti. Tam kusurlu erkeğin karşı davasının kabul koşulları oluşmamıştı; ancak kadının davasındaki boşanma hükmü istinaf edilmeyerek kesinleştiği için erkeğin davası konusuz kalmıştı. Daire, bu dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozdu.

Tam kusurlu erkek tarafından açılan karşı davanın kabulü koşulları oluşmamış ise de; kadının davasında verilen boşanma hükmü istinaf edilmeyerek kesinleştiğinden, erkeğin boşanma davası konusuz kalmıştır.

TMK 166/2 ile ilgili Yargıtay kararları

TMK 166/2 · Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Tam kusurlu eş dava açamaz; ağır kusurlu eşin davasında az kusurlu davalının itirazı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 15.05.2024, E. 2023/382, K. 2024/244

Eşini ve üç çocuğunu bırakıp başka bir kadınla yaşamaya başlayan erkek boşanma davası açmıştı. Bölge adliye mahkemesi, bir kavgada eşini tırnağıyla yaraladığı için kadını az kusurlu sayarak boşanmaya karar vermişti. Hukuk Genel Kurulu, kadının bu davranışının erkeğin tekme ve yumruklarına karşı kendini savunma ve tepki niteliğinde olduğunu, kusur sayılamayacağını belirtti; erkeği tam kusurlu kabul ederek boşanma kararını bozdu. Kararda, Yargıtay'ın 166/1'i tam kusurlu eşin dava açamayacağı şeklinde yorumladığı, ağır kusurlu eşin ise dava açabileceği açıklandı. Bu durumda az kusurlu davalının itiraz hakkı vardır; itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evliliğin devamında eş ve çocuklar için korunmaya değer yarar kalmamışsa hâkim boşanmaya karar vermelidir.

Böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer.
TMK 166/2 · Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Az kusurlu eşin boşanmaya karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması sayıldı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 30.10.2024, E. 2024/464, K. 2024/8007

İlk derece mahkemesi, aşırı borçlanarak eve haciz gelmesine yol açan, gelirini evliliğe harcamayan, evi terk eden ve sadakat yükümlülüğünü ihlal eden erkeği ağır; eşine sürekli hakaret eden ve onu sürekli sadakatsizlikle suçlayan kadını az kusurlu buldu. Kadının bu aşamada boşanmaya karşı çıkmasını hakkın kötüye kullanılması sayarak ve evliliğin devamında eş ve çocuklar için korunmaya değer yarar kalmadığını belirterek 166/2 uyarınca boşanmaya karar verdi. Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurularını esastan reddetti; Daire de kararı usul ve kanuna uygun bularak onadı.

TMK 166/3 ile ilgili Yargıtay kararları

TMK 166/3 · Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Anlaşmalı boşanma kararı kesinleşmeden eşin ölümü

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 19.10.2021, E. 2017/3157, K. 2021/1260

Eşler 07.10.2015'te 166/3 uyarınca anlaşmalı olarak boşanmış, davalı eş karar kesinleşmeden 27.10.2015'te ölmüştü. Mahkeme, kararın süresinde temyiz edilmediği için kesinleştiğini ve sonuç doğurduğunu kabul etmişti. Hukuk Genel Kurulu, boşanma kararı kesinleşmeden eşin ölmesiyle evliliğin ölümle sona erdiğini ve davanın konusuz kaldığını belirtti. Bu durumda esas hakkında karar verilemeyeceğini, boşanma talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilip yargılama giderlerinin dava tarihindeki haklılık durumuna göre belirlenmesi gerektiğini (HMK m. 331/1) kabul ederek direnme kararını oy çokluğuyla bozdu.

TMK 166/3 · Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Karar kesinleşinceye kadar anlaşmadan dönülebilir

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.03.2026, E. 2025/10352, K. 2026/2521

Eşler 166/3 uyarınca anlaşmalı olarak boşanmış; kadın, anlaşmalı boşanma talebinden ve protokolden vazgeçtiğini bildirerek kararı temyiz etmişti. Daire, anlaşmalı boşanma kararı kesinleşinceye kadar eşlerin boşanmanın malî sonuçları ve çocukların durumu hakkındaki irade beyanından dönmesini engelleyen bir kanun hükmü bulunmadığını belirtti. Bu durumda davanın çekişmeli boşanma (TMK m. 166/1-2) olarak görülmesi, taraflara vakıalarını ve delillerini bildirmeleri için süre verilip ön inceleme ve tahkikat yapılması gerektiği gerekçesiyle kararı bozdu.

Anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin bu yöndeki, diğer bir ifadeyle gerek boşanmanın mali sonuçları, gerekse çocukların durumu hususunda kabul edilen düzenlemeleri kapsayan irade beyanından dönmesini engelleyici yasal bir hüküm bulunmamaktadır.
TMK 166/3 · Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Anlaşma bozulunca anlaşmalı boşanma hükmü bütünüyle geçersiz olur

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 01.04.2026, E. 2025/8428, K. 2026/3524

Anlaşmalı boşanma kararına karşı erkek nafakaların başlangıç tarihleri, kadın ise protokoldeki mal paylaşımına ilişkin hususlar yönünden istinafa başvurmuş; bölge adliye mahkemesi nafakalar yönünden yeniden hüküm kurmuştu. Kadın, protokolün 7 numaralı hükmünün ilamda tespit hükmü olarak yer almaması yönünden temyize başvurdu. Daire, karar kesinleşinceye kadar eşlerin anlaşmadan dönebileceğini, anlaşmanın bozulmasıyla anlaşmalı boşanma hükmünün bütünüyle geçersiz hâle geleceğini ve davanın çekişmeli boşanma olarak görülmesi gerektiğini belirtti. Bölge adliye mahkemesi kararını ortadan kaldırıp ilk derece mahkemesi kararını bozdu.

Anlaşmanın bozulması ile anlaşmalı boşanma hükmü bütünüyle geçersiz hale gelir.
TMK 166/3 · Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

"Malî sonuçlar" mal rejiminin tasfiyesini kapsamaz

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 28.04.2026, E. 2025/6039, K. 2026/4692

Anlaşmalı boşanmadan sonra açılan mal rejimi davası, protokolde bu konuda düzenleme bulunmamasına rağmen eşlerin duruşmadaki "Mal tasfiyesi talebimiz yoktur" beyanı gerekçe gösterilerek reddedilmişti. Daire, 166/3'teki "boşanmanın malî sonuçları" kavramının TMK 174, 175 ve 182'de düzenlenen maddi ve manevi tazminat, yoksulluk ve iştirak nafakasını ifade ettiğini, mal rejiminin tasfiyesini kapsamadığını belirtti. Eşlerin protokolde mal rejimini de düzenleyebileceğini, ancak bunun duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta yapılması gerektiğini; "Mal tasfiyesi talebimiz yoktur" beyanının açık, kayıtsız ve şartsız bir feragat sayılamayacağını kabul ederek ret kararını bozdu.

Anlaşmalı boşanmaya dair düzenlenen protokolde soyut, muğlak, her anlama gelebilen, farklı şekilde yorumlanmaya açık, müphem sözcük ve cümleler kullanılmamalıdır.
TMK 166/3 · Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Anlaşmalı boşanma davasından feragat, önceki olayların affı sayılmaz

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 11.03.2026, E. 2025/7995, K. 2026/2686

Kadın daha önce yalnızca 166/3'e dayanan bir anlaşmalı boşanma davası açmış, herhangi bir vakıaya dayanmamış ve bu davadan feragat etmişti. Sonraki karşılıklı davalarda ilk derece mahkemesi, anlaşmalı boşanma davasının açıldığı tarihten sonra erkeğe yüklenebilecek bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle kadının davasını reddetmişti. Daire, 166/3'e dayalı davadan feragatin dava tarihinden önceki olayların affedildiği sonucunu doğurmayacağını belirtti. Bu olaylara dayanılarak herhangi bir boşanma sebebiyle yeniden dava açılabileceğini ve kusur belirlemesinde dikkate alınmaları gerektiğini kabul ederek kararı bozdu.

Feragat edilen dava TMK'nın 166/3 üncü maddesine dayalı olarak açılmışsa, anlaşmalı boşanma davasından feragat, dava tarihinden önceki olayların affedildiği sonucunu doğurmaz.
TMK 166/3 · Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Bir yıllık süre dava tarihinde dolmuş olmalıdır

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 21.03.2016, E. 2015/14811, K. 2016/5467

24.04.2014'te evlenen eşlerin 08.10.2014'te açılan davasında mahkeme 166/3 uyarınca boşanmaya karar vermişti. Daire, evliliğin en az bir yıl sürmesi koşulunun bir dava şartı değil, birliğin temelinden sarsılmış sayılacağına ilişkin yasal karinenin temel unsuru olduğunu belirtti. Dava tarihinde evlilik bir yılı doldurmamışsa bu karineye dayanılamayacağını, davalının davayı kabul beyanının veya tarafların boşanma iradesinin sonuç doğurmayacağını kabul etti. Taraflara delil gösterme imkânı tanınıp boşanma sebebinin var olup olmadığı belirlenmeden hüküm kurulmasını bozma sebebi saydı.

Dava tarihi itibarıyla evlilik en az bir yılını doldurmamış ise, bu maddelerin uygulanması bakımından ‘evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına’ ilişkin karine geçerliliğini yitirir.

TMK 166/4 ile ilgili Yargıtay kararları

TMK 166/4 · Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Reddedilen davadan sonra boşanmanın şartları ve ispat yükü

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 14.02.2019, E. 2017/1286, K. 2019/142

Hukuk Genel Kurulu fıkranın şartlarını sıraladı: reddedilip kesinleşmiş bir boşanma davası bulunmalıdır (ret kararının kesinleşmesi dava şartıdır, kendiliğinden gözetilir); ret kararının kesinleşmesinden sonra ortak hayat yeniden kurulamamış olmalıdır; kanundaki süre kesintisiz olarak geçmelidir. Ortak hayatın kurulmasından kastedilen, eşlerin evlilik birliğinin hak ve görevlerini üstlenecek şekilde bir araya gelmesidir. Bu davada kusur araştırması gerekmez. Kurul, ortak hayatın yeniden kurulmadığını ispat yükünün davacıda olduğunu, bunun tanık, zabıta araştırması, nafaka, icra ve ceza dosyaları gibi delillerle ispatlanabileceğini belirtti; delil göstermeyen davacının davasının reddine ilişkin direnme kararını oy çokluğuyla onadı. Karar, sürenin üç yıl olduğu dönemde verilmiştir; bugün süre bir yıldır.

Yargıtay içtihatlarında da benimsendiği üzere çocukların ihtiyaçlarını karşılamak, ölüm, düğün gibi haklı sebeplerin gerektirdiği hâller için biraraya gelmek, TMK'nın 166/4. maddesi kapsamında ortak hayatın yeniden kurulduğu anlamına gelmez.
TMK 166/4 · Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Fiili ayrılık davası ile diğer eşin boşanma davası birleştirilmelidir

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 30.05.2019, E. 2017/2287, K. 2019/627

Erkek 166/4'e dayanarak dava açmış, kadın ise ondan önce başka bir yerde 166/1'e dayalı boşanma davası açmıştı. Hukuk Genel Kurulu, dava sebepleri farklı olsa da davalardan birinde verilecek kararın kesinleşmesi hâlinde diğerinin konusuz kalacağını, bu nedenle iki dava arasında hukuki ve fiili bağlantı bulunduğunu belirterek davaların birleştirilmesi gerektiğine oy birliğiyle karar verdi (HMK m. 166). 166/4'e dayanan davada da hâkimin TMK 169 uyarınca tedbir nafakasına kendiliğinden hükmetmesi gerektiğini, tedbir nafakasında kusurun etkili olmadığını, başka dosyada tedbir nafakasına hükmedilmiş olmasının buna engel olmadığını ve bu durumda nafakanın "tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla" belirlenmesi gerektiğini ise oy çokluğuyla kabul etti.

TMK 166/4 · Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Fiili ayrılıkla boşanmada manevi tazminat: kesinleşmiş nafaka kararındaki şiddet tespiti bağlayıcıdır

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 23.09.2020, E. 2017/2297, K. 2020/672

Erkeğin 166/4'e dayanan davası ile kadının karşı davası kabul edilmiş, kadının manevi tazminat talebi ise erkeğin davranışlarının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı gerekçesiyle reddedilmişti. Hukuk Genel Kurulu, dördüncü fıkranın eylemli ayrılık ilkesini benimsediğini belirtti. Kadının daha önce açtığı ve kesinleşen bağımsız tedbir nafakası davasında erkeğin fiziksel şiddet uyguladığının tespit edildiğini, bu tespitin aynı taraflar arasındaki boşanma davasında kesin delil oluşturduğunu ve hâkimi bağladığını kabul etti. Fiziksel şiddet kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğundan manevi tazminat talebinin reddini oy çokluğuyla bozdu.

TMK 166/4 · Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Fiili ayrılık davasında kusur ve manevi tazminat

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 16.01.2018, E. 2016/14002, K. 2018/629

Kadının 166/son uyarınca açtığı davada mahkeme erkeği tam kusurlu sayıp kadın lehine manevi tazminata hükmetmişti. Erkeğin açtığı önceki boşanma davası, onun eşine ayrı konut temin etmediği tespit edilerek reddedilmişti. Daire, reddedilen ilk davayı açarak fiili ayrılığa yol açan ve eşine bağımsız konut temin etmeyen erkeğin tam kusurlu olduğunu kabul etti. Ancak önceki davanın gerekçesine konu edilmeyen diğer vakıaların, tarafların o davadan beri ayrı yaşadığı da gözetilerek erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceğini belirtti. Fiili ayrılığa yol açma ve bağımsız konut temin etmeme kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığından manevi tazminat koşullarının oluşmadığına karar verdi.

Anayasa Mahkemesi Kararları

TMK 166/3 · Anayasa Mahkemesi

Anlaşmalı boşanmada ikrarın hâkimi bağlaması

Anayasa Mahkemesi, 15.05.2008, E. 2005/26, K. 2008/105 (RG 05.11.2008, S. 27045)

Kırkağaç Asliye (Aile) Hukuk Mahkemesinin itirazı üzerine üçüncü fıkranın son cümlesi ("Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.") incelendi. Mahkeme, hâkimin iradelerin serbestçe açıklanıp açıklanmadığını denetlediğini ve anlaşmaya müdahale yetkisini koruduğunu belirterek kuralın Anayasa'ya aykırı olmadığına oybirliğiyle karar verdi.

Anlaşmalı boşanma, yargı denetiminin olmadığı, sadece tarafların karşılıklı anlaşmaları ile evlilik birliğinin sona erdirildiği bir boşanma yolu değildir.
TMK 166/4 · Anayasa Mahkemesi

Üç yıllık bekleme süresinin iptali

Anayasa Mahkemesi, 22.02.2024, E. 2023/116, K. 2024/56 (RG 19.04.2024, S. 32522)

Ankara 18. Aile Mahkemesinin itirazı üzerine dördüncü fıkra incelendi. Mahkeme, ret kararının kesinleşmesinin uzun sürebildiğini ve buna üç yıllık sürenin eklenmesinin ölçüsüz olduğunu belirterek kuralın özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını (Anayasa m. 20) ölçülülük ilkesine (m. 13) aykırı biçimde sınırladığı sonucuna vardı. Fıkra oyçokluğuyla iptal edildi; iptal hükmünün yayımdan dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine oybirliğiyle karar verildi.

Başka bir ifadeyle kural, ortak hayatın yeniden kurulamadığı hâllerde evlilik birliğini uzun bir süre boyunca sona erdiremeyen ilgililere katlanamayacakları bir külfet yüklemektedir.

İlgili Maddeler

  • TMK m. 161Zina
  • TMK m. 162Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış
  • TMK m. 163Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme
  • TMK m. 164Terk
  • TMK m. 165Akıl hastalığı
  • TMK m. 167Boşanma veya ayrılık istemi
  • TMK m. 169Geçici önlemler
  • TMK m. 174Maddî ve manevî tazminat
  • TMK m. 175Yoksulluk nafakası
  • TMK m. 184Boşanmada yargılama usulü

Sıkça Sorulan Sorular

TMK 166, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasını düzenleyen boşanma sebebidir. Özel boşanma sebepleri dışındaki bütün geçimsizlik hâllerini kapsar; ayrıca daha ağır kusurlu eşin davasına itirazı, anlaşmalı boşanmayı ve reddedilen davadan sonra ortak hayatın kurulamaması hâlini düzenler.

Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut bir uyuşmazlık için hukuki görüş yerine geçmez. Madde metni resmî kaynaktan alınmış, kararlar resmî tam metinleri üzerinden özetlenmiştir.