4721 sayılı Türk Medeni Kanunu · İkinci Bölüm: Kişisel Durum Sicili — A. Genel olarak — III. Sorumluluk

TMK Madde 38: Sicilin Tutulmasından Doğan Sorumluluk

Birinci Kitap: Kişiler Hukuku › Birinci Kısım: Gerçek Kişiler › İkinci Bölüm: Kişisel Durum Sicili — A. Genel olarak — III. Sorumluluk

Hazırlayan: Av. Murat Aydar2 yüksek mahkeme kararıYürürlükteki metinGüncelleme: 23.09.2026

Kısa cevap · TMK 38

TMK 38, nüfus kaydındaki bir hatadan zarar görenin kime başvuracağını belirler ve iki kural içerir. Birinci kural — muhatap Devlettir: kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan zararlar, kusurlu memura rücu edilmek kaydıyla, Devletçe tazmin edilir. Yani zarar gören memura değil Devlete dava açar; Devlet ödediğini kusurlu memurdan geri ister. İkinci kural — yetki: tazminat ve rücu davaları, kişisel durum sicilinin tutulduğu yer mahkemesinde açılır. Sorumluluğun niteliği tartışmalıdır: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin bir kararına ekli karşı oyda bu sorumluluk kusursuz sorumluluk (sebep sorumluluğu) olarak nitelendirilmiş ve memurun kusuru olsun olmasın Devletin sorumlu olacağı savunulmuştur; bu görüş çoğunlukça benimsenmemiştir.

Bu sayfada neler var? (9 bölüm)
  1. TMK 38 madde metni
  2. Değişiklik geçmişi
  3. İki Aşamalı Yapı: Devlet Öder, Memura Rücu Eder
  4. Uygulamanın Ağır Örneği: Sahte Kimlikle Taşınmaz Devri
  5. Karşı Oy: Kusursuz Sorumluluk ve Müterafik Kusur Tartışması
  6. TMK 38 Yargıtay kararları
  7. TMK 38 ile ilgili maddeler
  8. Uygulamada dikkat edilecekler
  9. Sıkça sorulan sorular

Temel kavramlar

Kişisel durum sicili
Kişisel durumun belirlenmesi amacıyla tutulan resmî sicil; uygulamada nüfus kütükleri.
Sicilin tutulmasından doğan zarar
Kaydın hatalı, eksik veya hukuka aykırı biçimde tutulmasından doğan zarar.
Devletin tazmin yükümlülüğü
TMK 38/1: zararı doğrudan Devletin karşılaması.
Rücu
Devletin ödediği tazminatı kusurlu memurdan geri istemesi.
Kusurlu memur
Rücuun muhatabı. Kusur, rücu aşamasında aranır.
Kusursuz sorumluluk (sebep sorumluluğu)
Karşı oyda yapılan nitelendirme: memurun kusuru olmasa da Devletin sorumlu olması.
İlliyet bağı
Zarar ile eylem arasındaki nedensellik. Kesildiğini ispat yükü davalıdadır.
İlliyet bağının kesilmesi
Zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru ya da mücbir sebep.
Müterafik kusur
Zarar görenin veya bir başka sorumlunun ortak kusuru; tazminatta indirim sebebi olabilir.
İğfal kabiliyeti
Sahte belgenin aldatma yeteneği. Aslı ele geçirilemezse tespit edilemez.
Rücuda zamanaşımı
Kararda Hazinenin zararının ödeme tarihinde doğduğu kabul edilmiştir.
Yetkili mahkeme
TMK 38/2: kişisel durum sicilinin tutulduğu yer mahkemesi.

Bir bakışta TMK 38

KonuKuralDayanak
MuhatapSicilin tutulmasından doğan zararlar Devletçe tazmin edilir.TMK m. 38/1
Memura davaZarar gören kusurlu memura doğrudan dava açmaz; muhatap Devlettir.TMK m. 38/1
RücuDevlet, ödediği tazminatı kusurlu memura rücu eder.TMK m. 38/1
Kusurun yeriKusur, zarar görene karşı değil rücu aşamasında aranır.TMK m. 38/1
YetkiTazminat ve rücu davaları, kişisel durum sicilinin tutulduğu yer mahkemesinde açılır.TMK m. 38/2
Sorumluluğun niteliğiKarşı oyda kusursuz sorumluluk (sebep sorumluluğu) olarak nitelendirilmiştir; çoğunluk görüşü değildir.3. HD 21.05.2026 KARŞI OY
İlliyet bağıZarar ile eylem arasındaki illiyet bağının kesildiğini ispat yükü davalıdadır.3. HD 21.05.2026 (onanan gerekçe)
Kesilme sebepleriZarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru ya da mücbir sebep.3. HD 21.05.2026 (onanan gerekçe)
Sahte kimlikSahte nüfus cüzdanının aslı ele geçirilemezse iğfal kabiliyeti tespit edilemez ve illiyet bağının kesildiği ispatlanamaz.3. HD 21.05.2026 (onanan gerekçe)
Rücuda zamanaşımıHazinenin zararı ödeme tarihinde doğar; süre bu tarihten işler.3. HD 21.05.2026 (onanan gerekçe)
Karşı oyun önerisiNüfus idaresinin müterafik kusuru nedeniyle tazminattan hakkaniyete uygun indirim yapılması savunulmuştur.3. HD 21.05.2026 KARŞI OY
Sicilin ispat gücüDoğum ve ölüm nüfus kayıtlarıyla ispat olunur; kayıt yanlışsa gerçek durum her türlü kanıtla ispatlanabilir.TMK m. 30

TMK 38 madde metni

Resmî metin4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

Birinci Kitap: Kişiler Hukuku › Birinci Kısım: Gerçek Kişiler · İkinci Bölüm: Kişisel Durum Sicili — A. Genel olarak — III. Sorumluluk

Kişisel durum sicilinde sorumlulukMadde 38

  1. (1)İki aşamalı bir yapı: zarar gören Devlete başvurur, Devlet kusurlu memura rücu eder. Memura doğrudan dava açılmaz.Kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan zararlar, kusurlu memura rücu edilmek kaydıyla, Devletçe tazmin edilir.
  2. (2)Yetki kuralı hem tazminat hem rücu davası için aynıdır: sicilin tutulduğu yer mahkemesi.Tazminat ve rücu davaları, kişisel durum sicilinin tutulduğu yer mahkemesinde açılır.

Kaynak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, mevzuat.gov.tr. Fıkra numaraları okumayı kolaylaştırmak için eklenmiştir.

Değişiklik geçmişi

TarihKaynakDeğişiklik
22.11.20014721 sayılı Türk Medeni Kanunu (RG 08.12.2001, S. 24607; yürürlük: 01.01.2002)Madde, kanunun ilk metninde "İkinci Bölüm: Kişisel Durum Sicili — A. Genel olarak — III. Sorumluluk" başlığı altında yer aldı ve bugüne kadar hiç değiştirilmedi. Mülga 743 sayılı Kanun'da da sicilin tutulmasından doğan zararlardan Devletin sorumlu olacağı kabul edilmişti; 4721 sayılı Kanun rücu kaydını ve yetkili mahkemeyi açıkça yazdı.

İki Aşamalı Yapı: Devlet Öder, Memura Rücu Eder

TMK 38/1 tek cümlede iki ilişki kurar: "Kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan zararlar, kusurlu memura rücu edilmek kaydıyla, Devletçe tazmin edilir."

AşamaTaraflarKusur
1. TazminatZarar gören → DevletMemurun kusuru bu aşamada tartışılmaz
2. RücuDevlet → kusurlu memurKusur bu aşamada aranır

Birinci sonuç: memura doğrudan dava açılmaz. Zarar gören, kaydı tutan memuru değil Devleti dava eder. Bu, zarar görenin lehinedir: memurun kim olduğunu ve kusurunu araştırmak zorunda kalmaz.

İkinci sonuç: kusur rücu aşamasına saklanmıştır. Hükmün "kusurlu memura rücu edilmek kaydıyla" ifadesi, kusurun Devlet ile memur arasındaki ilişkide önem taşıdığını gösterir. Memur kusurlu değilse Devlet ödediğini geri alamaz; ama bu, zarar görene karşı Devletin sorumluluğunu etkilemez.

⚠️Dikkat
Sorumluluğun niteliği tartışmalıdır ve bu ayrımı kaynak göstererek kullanmak gerekir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin bir kararına ekli karşı oy yazısında TMK 38'deki sorumluluk kusursuz sorumluluk (sebep sorumluluğu) olarak nitelendirilmiş; nüfus müdürü ya da memurunun kusuru olsun ya da olmasın, sicilin tutulmasında kişilerin malvarlığı çıkarlarını koruyan hukuk kurallarına aykırı davranılmış olmasının yeterli olduğu belirtilmiştir. Aynı karşı oyda, uğranılan zarar nedeniyle ancak Devlete karşı dava açılabileceği ve kusur varsa Devletin ödediği tazminatı memuruna rücu edeceği vurgulanmıştır. Bu nitelendirme çoğunluk görüşü değildir; karar oy çokluğuyla farklı bir sonuca bağlanmıştır.

"Sicilin tutulmasından doğan zarar" ne demek? Hüküm zararı bir işleve bağlamıştır: sicilin tutulması. Uygulamada bu, kaydın hatalı, eksik veya hukuka aykırı biçimde oluşturulmasından doğan zararları kapsar. En ağır örnekler, gerçeğe aykırı kimlik belgesi üretilmesinden doğan zararlardır: sahte bir kayda dayanılarak taşınmaz devri yapılabilir ve gerçek malik mülkiyetini kaybedebilir.

İkinci fıkra: yetki. Hem tazminat hem rücu davası kişisel durum sicilinin tutulduğu yer mahkemesinde açılır. Yetki, davacının veya davalının yerleşim yerine göre değil sicilin yerine göre belirlenmiştir. Bu, dosyanın kayıt ve dayanak belgelerinin bulunduğu yerde görülmesini sağlar.

Sicilin ispat gücüyle bağlantısı. TMK 38'in arkasındaki düşünce, sicile duyulan güvenin korunmasıdır. Doğum ve ölüm nüfus kayıtlarıyla ispat olunur; kayıt yoksa veya kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa gerçek durum her türlü kanıtla ispat edilebilir (TMK 30). Sicile bu kadar güç tanınan bir düzende, kaydın hatalı tutulmasından doğan zararın karşılıksız kalmaması gerekir.

Uygulamanın Ağır Örneği: Sahte Kimlikle Taşınmaz Devri

TMK 38'in en ağır sonuçlu uygulaması, gerçek malik adına sahte nüfus cüzdanı üretilerek taşınmazın satılması hâlidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2026 tarihli kararı bu zinciri adım adım gösterir (Yargıtay 3. HD, 21.05.2026, E. 2026/1850, K. 2026/3325, oy çokluğuyla).

Olayın zinciri.

  • Gerçek taşınmaz maliki adına, sahte bir nüfus cüzdanı talep belgesiyle sahte nüfus cüzdanı alınmıştır.
  • Bu kimlikle notere başvurularak üçüncü bir kişiye genel vekâletname verilmiştir.
  • Vekâletnameye dayanılarak taşınmaz satılmış, ardından bir kez daha devredilmiştir.
  • Gerçek malik, Hazine ve nüfus idaresi aleyhine açtığı davayı kazanmış; taşınmaz değeri ve yargılama gideri hükme bağlanmıştır.
  • Karar kesinleşip icraya konulmuş ve Hazine ödeme yapmıştır.
  • Hazine, ödediği tutarın vekâletnameyi düzenleyen ve vefat etmiş olan noterin mirasçılarına rücuunu istemiştir.

İlk derece reddetti, bölge adliye mahkemesi kabul etti. İlk derece mahkemesi, noterliğe getirilen kimlik belgesinin sahte üretilen bir belge olmadığını, bir nüfus müdürlüğünce düzenlenmiş göründüğünü; bu nedenle aldatma yeteneğinin (iğfal kabiliyetinin) değerlendirilemeyeceğini ve noterin sorumluluğuna gidilemeyeceğini belirterek davayı reddetmişti.

Bölge adliye mahkemesi ise şu gerekçeyle kararı kaldırıp davayı kabul etti:

  • Hazine zararı ile sahte kimliğe dayalı olarak düzenlenen vekâletname ve sonraki satışlar arasında doğrudan illiyet bağı vardır.
  • Bu illiyet bağının zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru ya da mücbir sebep gibi nedenlerle kesildiğini ispat yükü davalıdadır.
  • Vekâletnameye dayanak nüfus cüzdanının aslı ele geçirilemediğinden iğfal kabiliyeti tespit edilememiştir; fotokopi üzerindeki incelemeye göre kimlikte kullanılan yazı, nüfus müdürlüklerinde kullanılan yazı ve puntolarla uyuşmamakta, belirtilen nüfus müdürlüğünde böyle bir belge düzenlenmemiş ve nüfus müdürünün ismi de farklıdır.
  • Bu nedenle illiyet bağının kesildiği ispat edilememiştir; rücu koşulları oluşmuştur.
  • Zamanaşımı: Hazinenin zararı ödeme tarihinde doğmuştur; dava bu tarihten itibaren süresinde açılmıştır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, hukuki ilişkinin ve uygulanacak kanun maddelerinin doğru şekilde uygulandığını belirterek kararı onamıştır.

💡İpucu
Buradan çıkan üç pratik ders. (1) Aslı elde edilemeyen sahte belge davalının aleyhine işler: iğfal kabiliyeti tespit edilemediğinde illiyet bağının kesildiği ispatlanamamış sayılmaktadır. (2) İspat yükü davalıdadır: illiyet bağının kesildiğini gösterme yükü, sorumluluktan kurtulmak isteyen tarafa aittir. (3) Rücuda süre ödeme tarihinden işler: idarenin zararı, ilk davanın kesinleşmesiyle değil fiilî ödemeyle doğmaktadır.

Karşı Oy: Kusursuz Sorumluluk ve Müterafik Kusur Tartışması

Anılan karar oy çokluğuyla alınmıştır ve karşı oy yazısı TMK 38 bakımından doktriner değer taşır. Ancak baştan belirtmek gerekir: aşağıdaki görüşler çoğunlukça benimsenmemiştir.

1. Sorumluluğun niteliği. Karşı oyda TMK 38 aynen aktarıldıktan sonra şu nitelendirme yapılmıştır: bu maddede düzenlenen sorumluluk kusursuz sorumluluk (sebep sorumluluğu) olup, nüfus müdürü ya da memurunun kusuru olsun ya da olmasın, sicilin tutulmasında kişilerin malvarlığı çıkarlarını koruyan hukuk kurallarına aykırı davranılmış olması yeterlidir. Bu nedenle uğranılan zarar nedeniyle ancak Devlete karşı dava açılabilecek; kusurun varlığı hâlinde Devlet ödediği tazminatı memuruna rücu edecektir.

2. Uyuşmazlığın gerçek noktası. Karşı oy, çoğunlukla arasındaki ayrılığı açıkça tanımlamıştır: sahte kimliği düzenleyen nüfus idaresi ile devri gerçekleştiren tapu idaresinin olayda müterafik (ortak) kusurlarının bulunup bulunmadığı.

3. Tapu idaresi bakımından. Karşı oyda, tapu idaresinin baştaki sahtecilikte ve sonrasında alınan vekâletnamelerde bir ilişiği bulunmadığı ve sorumlu tutulabilecek illiyet bağı olmadığı belirtilerek müterafik kusurlu kabul edilmemiştir.

4. Nüfus idaresi bakımından. Buna karşılık karşı oy, sahte nüfus cüzdanı talep belgesiyle alınan sahte kimliğin sonraki vekâletnamelerde kullanılarak satışın gerçekleştirildiğini; böylece baştaki sahtecilikle başlayan illî serinin sonuca etkili olduğunu saptamıştır. Bu nedenle nüfus idaresinin müterafik kusurlu sayılması ve Türk Borçlar Kanunu'nun tazminatın kapsamına ve indirimine ilişkin hükümleri uyarınca, noterin sorumlu olduğu tazminat miktarından hakkaniyete uygun bir indirim yapılması gerektiği savunulmuştur.

5. Noterin özen yükümlülüğü. Karşı oy, noterin kusurunu da açıkça kabul etmiştir: vekâletnameyi düzenlerken gerekli dikkat ve özeni göstermediği belirtilmiş ve Noterlik Kanunu ile Noterlik Kanunu Yönetmeliği'nin kimlik tespitine ilişkin hükümleri aktarılmıştır. Bu hükümlere göre noter, iş yaptıracak kimselerin kimlik, adres ve yeteneğini ve gerçek isteklerini tamamen öğrenmekle yükümlüdür; kimlik tespiti için nüfus cüzdanı, pasaport, ehliyet gibi belgeleri aramak zorundadır ve gerektiğinde tanık dinlenerek de kimlik tespit edilebilir.

⚠️Dikkat
Bu bölümdeki değerlendirmelerin tamamı KARŞI OY yazısına aittir. Çoğunluk, illiyet bağının kesildiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle rücu koşullarının oluştuğunu kabul eden bölge adliye mahkemesi kararını indirim yapılmaksızın onamıştır. Dolayısıyla "TMK 38 kusursuz sorumluluktur" veya "nüfus idaresinin müterafik kusuru indirim gerektirir" biçimindeki ifadeler dilekçede karşı oy görüşü olarak sunulmalıdır.

Uygulamada nasıl kullanılır?

  • Zarar gören olarak: davayı Devlete yöneltin; memurun kimliğini ve kusurunu ispat yükü altına girmeyin. Yetkiyi sicilin tutulduğu yere göre kurun.
  • Rücu davasının davalısı olarak: illiyet bağının kesildiğini gösteren olguları (zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru, mücbir sebep) somutlaştırın; sahte belgenin aslını dosyaya getirmeye çalışın, çünkü iğfal kabiliyeti ancak asıl üzerinden tespit edilebilmektedir.
  • İdare olarak: rücu davasını ödeme tarihinden başlayan süre içinde açın; zararın doğduğu an ödeme tarihidir.
  • Müterafik kusur savunmasında: karşı oydaki gerekçeye dayanabilirsiniz; ancak bunun çoğunluk görüşü olmadığını dosyada belirtin.

Sicilin işlevine dönüş. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, nüfus kayıtlarının ve dayanak belgelerinin gizli olduğunu, yetkili ve sorumlu memurlar ile teftiş ve denetim yetkisi olanlar dışında incelenemeyeceğini; bu yükümlülüğün kamu görevlilerinin görevden ayrılmalarından sonra da süreceğini belirtmiştir (Yargıtay HGK, 29.05.2024, E. 2023/280, K. 2024/296). TMK 38, bu korunaklı düzenin parasal güvencesidir: sicile güvenip zarar gören kişiyi karşılıksız bırakmaz (TMK 36).

TMK 38 Yargıtay kararları

Bu bölümde, maddenin uygulamada nasıl yorumlandığını gösteren 2 Yargıtay kararı yer alıyor. Kararların tamamı resmî tam metinleri okunarak seçildi ve ilgili oldukları fıkraya göre gruplandı; Hukuk Genel Kurulu kararları bulundukları grubun başında yer alır. Künyeye tıklayarak kararın tam metnine ulaşabilirsiniz.

Karar seçimi hakkında

Bu sayfadaki birinci karar oy çokluğuyla alınmış bir onama kararıdır; esas gerekçenin bölge adliye mahkemesine ait olduğu ve karşı oydaki nitelendirmenin çoğunlukça benimsenmediği kart notunda ve sayfa içinde ayrı ayrı belirtilmiştir. TMK 38'deki sorumluluğun kusursuz sorumluluk olduğu yönündeki değerlendirme yalnızca karşı oy yazısına aittir; bu sayfada bağımsız bir doktrin görüşü olarak sunulmamıştır. İkinci karar oy birliğiyle alınmış olup TMK 30 çerçevesinde kurulmuştur. Kararlarda anılan Noterlik Kanunu, Noterlik Kanunu Yönetmeliği, 5490 ve 6698 sayılı Kanun hükümleri kararlarda aktarıldığı hâliyle verilmiş; bu metinler üzerinde bağımsız bir inceleme yapılmamıştır.

TMK 38/1 ile ilgili Yargıtay kararları

TMK 38/1 · Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

Sahte nüfus cüzdanına dayanılarak düzenlenen vekâletneyle yapılan taşınmaz satışı nedeniyle Hazinenin ödediği tazminatın notere rücuunda, illiyet bağının kesildiğini ispat yükü davalıdadır

Olay: Gerçek taşınmaz maliki adına sahte nüfus cüzdanı talep belgesiyle sahte nüfus cüzdanı alınmış; bu kimlikle notere başvurularak üçüncü kişiye genel vekâletname verilmiş ve taşınmaz ardı ardına iki kez devredilmiştir. Gerçek malik Hazine ve nüfus idaresi aleyhine açtığı davayı kazanmış, karar kesinleşip icraya konulmuş ve Hazine ödeme yapmıştır. Hazine, ödediği tutarın vekâletnameyi düzenleyen ve vefat etmiş olan noterin mirasçılarına rücuunu istemiştir. İlk derece mahkemesi, noterliğe getirilen kimliğin sahte üretilen bir belge olmadığı ve bu nedenle iğfal kabiliyetinin değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

Karar: Bölge adliye mahkemesi, Hazine zararı ile sahte kimliğe dayalı olarak düzenlenen vekâletname ve sonraki satışlar arasında doğrudan illiyet bağı bulunduğunu; davalı tarafın bu bağın zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru ya da mücbir sebep gibi nedenlerle kesildiğini ispat ile yükümlü olduğunu belirtmiştir. Vekâletnameye dayanak nüfus cüzdanı aslının ele geçirilemediğini; fotokopi üzerindeki incelemeye göre kimlikte kullanılan yazının nüfus müdürlüklerinde kullanılan yazı ve puntolarla uyuşmadığını, belirtilen nüfus müdürlüğünde böyle bir belge düzenlenmediğini ve nüfus müdürünün isminin farklı olduğunu saptamıştır. Bu nedenle illiyet bağının kesildiğinin ispat edilemediğini ve rücu koşullarının oluştuğunu; zamanaşımı bakımından Hazinenin zararının ödeme tarihinde doğduğunu ve davanın süresinde açıldığını kabul ederek davanın kabulüne karar vermiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, hukuki ilişkinin ve uyuşmazlığa ilgili kanun maddelerinin doğru şekilde uygulandığını belirterek kararı onamıştır.

davacı idare zararı ile davalı noter tarafından sahte kimliğe dayalı olarak düzenlenen vekaletname ve sonrasında yapılan satışlar arasında doğrudan illiyet bağı bulunduğu, davalı tarafın ... illiyet bağının, zarar gören veya üçüncü kişinin ağır kusuru, mücbir sebep vs. nedenle kesildiğini ispat ile yükümlü olduğu

Ne anlama geliyor?

Sahte belgenin aslı ele geçirilemezse iğfal kabiliyeti tespit edilemez ve sorumluluktan kurtulmak isteyen taraf illiyet bağının kesildiğini ispatlayamaz.

Not: Karar OY ÇOKLUĞUYLA alınmış bir ONAMA kararıdır; alıntılanan esas gerekçe BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNE aittir ve onama ile kesinleşmiştir. KARŞI OY'da TMK 38'deki sorumluluğun kusursuz sorumluluk (sebep sorumluluğu) olduğu ve nüfus idaresinin müterafik kusuru nedeniyle tazminattan hakkaniyete uygun indirim yapılması gerektiği savunulmuş; bu görüş ÇOĞUNLUKÇA BENİMSENMEMİŞTİR. Karşı oyda ayrıca Noterlik Kanunu ile Noterlik Kanunu Yönetmeliği'nin kimlik tespitine ilişkin hükümleri aktarılmış ve Dairenin iki emsal kararına atıf yapılmıştır; künyeler karşı oyda geçtiği hâliyledir. Kişi, yer, noterlik ve taşınmaz bilgileri aktarılmamıştır.

TMK 38/1 · Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Nüfus kayıtları ve bunların dayanağı belgeler gizlidir; yetkili ve sorumlu memurlar ile teftiş ve denetim yetkisi olanlar dışında incelenemez ve bu yükümlülük görevden ayrılmadan sonra da sürer

Olay: Sigortalının doğum tarihi, ilk işe giriş tarihinden sonra verilen bir mahkeme kararıyla düzeltilmiş; Kurum emeklilik taleplerini reddetmiştir. Uyuşmazlık, nüfus kaydının hangi hâlde ve hangi usulle düzeltilebileceği ile düzeltmenin emekliliğe etkisi noktasında toplanmıştır.

Karar: Kurul, nüfus hizmetlerine ilişkin mevzuatın amacını aktararak kişinin doğumundan ölümüne kadar kişisel ve medeni durumuna ait olayların belirlenip saptanmasının ve kütüklere yazılmasının amaçlandığını belirtmiştir. Nüfus kayıtları ile bu kayıtların tutulmasına dayanak olan belgelerin gizli olduğunu; bunların yetkili ve sorumlu memurlar ile teftiş ve denetim yetkisi olanlar dışında kimse tarafından görülüp incelenemeyeceğini, mahkemelerin bu hükmün dışında olduğunu aktarmıştır. Nüfus kayıtlarına bilgi işleyen memurların ve kimlik paylaşımı kapsamında bu kayıtlardan yararlanan diğer görevlilerin de gizliliğe uymak zorunda olduklarını; bu yükümlülüğün kamu görevlilerinin görevlerinden ayrılmalarından sonra da devam edeceğini belirtmiştir. Ayrıca kimlik verilerinin paylaşılmasında kullanıcıların bilgileri yalnız tanımlanmış hizmetler için kullanabilecekleri ve aykırı davranışların kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuata göre işleme tabi tutulacağı hükümlerini aktarmıştır.

nüfus kayıtları ve bu kayıtların tutulmasına dayanak olan belgelerin gizli olduğu, bunların yetkili ve sorumlu memurlar ile teftiş ve denetim yetkisi olanlar dışında kimse tarafından görülüp incelenemeyeceği, mahkemelerin bu hükmün dışında olduğu

Ne anlama geliyor?

Sicil hem güvenilir hem gizli tutulmak zorundadır; TMK 38 bu düzenin bozulmasından doğan zararı Devletin üzerine bırakır.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE ve KESİN olarak verilmiştir. Karar TMK 30 ve sosyal güvenlik mevzuatı çerçevesinde kurulmuş olup, bu sayfadaki önemi sicilin korunaklılığını ve bu korumanın neden parasal bir güvenceyle desteklendiğini göstermesindedir. Kararda anılan 5490 ve 6698 sayılı Kanun hükümleri, kararda aktarıldığı hâliyle verilmiştir. Kişi, yer ve kurum bilgileri aktarılmamıştır.

TMK 38 ile ilgili maddeler

  • TMK m. 30İspat araçları: genel olarak
  • TMK m. 36Kişisel durum sicili: sicil ve görevliler
  • TMK m. 39Düzeltme: genel olarak
  • TMK m. 1007Tapu sicilinin tutulmasından doğan sorumluluk

Uygulamada dikkat edilecekler

Pratik notlar

  1. 1.Davayı kaydı tutan memura değil Devlete yöneltin; muhatap TMK 38/1 uyarınca Devlettir.
  2. 2.Memurun kimliğini ve kusurunu ispat yükü altına girmeyin; kusur rücu aşamasında aranır.
  3. 3.Yetkiyi sicilin tutulduğu yer mahkemesine göre kurun; davacının yerleşim yeri esas değildir.
  4. 4.Aynı yetki kuralının rücu davası için de geçerli olduğunu gözetin.
  5. 5.Zararı sicilin tutulması işlevine bağlayın: kaydın hatalı, eksik veya hukuka aykırı oluşturulması.
  6. 6.Sahte kimlik dosyalarında belgenin aslını dosyaya getirmeye çalışın; iğfal kabiliyeti asıl üzerinden tespit edilir.
  7. 7.Aslı ele geçirilemeyen belgenin, sorumluluktan kurtulmak isteyen tarafın aleyhine işlediğini bilin.
  8. 8.İlliyet bağının kesildiğini ispat yükünün davalıda olduğunu vurgulayın.
  9. 9.Kesilme sebeplerini somutlaştırın: zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru, mücbir sebep.
  10. 10.İdare olarak rücu davasını ödeme tarihinden başlayan süre içinde açın; zarar ödemeyle doğar.
  11. 11.İlk davanın kesinleşme tarihini değil fiilî ödeme tarihini esas alın.
  12. 12.Müterafik kusur savunmasında karşı oydaki gerekçeye dayanabilirsiniz; ancak çoğunluk görüşü olmadığını yazın.
  13. 13.TMK 38'in kusursuz sorumluluk olduğu nitelendirmesini yerleşik içtihat gibi sunmayın.
  14. 14.Noterin kimlik tespiti yükümlülüğüne dayanacaksanız Noterlik mevzuatındaki hükümleri ayrıca gösterin.
  15. 15.Nüfus kayıtlarının gizli olduğunu; mahkemelerin bu gizliliğin dışında tutulduğunu dikkate alın.

Sıkça Sorulan Sorular

TMK 38/1 uyarınca Devlete. Kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan zararlar, kusurlu memura rücu edilmek kaydıyla Devletçe tazmin edilir.

Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut bir uyuşmazlık için hukuki görüş yerine geçmez. Madde metni resmî kaynaktan alınmış, kararlar resmî tam metinleri üzerinden özetlenmiştir.