Ceza Hukuku

Dolandırıcılık Suçu ve Cezası 2026: İBAN Kiralama Cezası

Av. Murat Aydarİstanbul Boşanma Avukatı
Son güncelleme: 25 Temmuz 2026
26 dk okuma

Özet

Basit dolandırıcılığın cezası 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 5.000 güne kadar adlî para cezasıdır (TCK m. 157); nitelikli dolandırıcılık 3 yıldan 10 yıla çıkar (m. 158). (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde alt sınır 4 yıl, adlî para cezası menfaatin iki katından az olamaz; suç üç veya daha fazla kişiyle işlenirse ceza yarı oranında artırılır. Hesabını veya kartını kiralayan kişi mağduru aramamış ve parayı çekmemiş olsa bile iştirakten cezalandırılır: Yargıtay 11. CD 08.12.2025 kararında 6 yılı aşan hapis ve 347.500 TL adlî para onanmıştır. Ceza dosyasından takipsizlik alınsa dahi hesaptan geçen miktar kadar tazminat sorumluluğu doğar (4. HD 18.11.2024). Sadece yalan söylemek yetmez; hile mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak yoğunlukta olmalıdır. Zararın giderilmesi hâlinde ceza kovuşturmadan önce 2/3'e, hükümden önce 1/2'ye kadar iner (m. 168). Uzlaştırma yalnızca basit dolandırıcılıkta mümkündür.

Telefonda "savcılıktan arıyorum" diyen bir ses, WhatsApp'tan gelen bir yatırım daveti, sahibinden görünen bir ilan ya da "hesabını kiralarsan komisyon veririm" teklifi. Bunların hepsi aynı maddede buluşuyor. Ben Avukat Murat Aydar. Dolandırıcılık dosyalarında iki grup insanla karşılaşıyorum: parasını kaptıranlar ve "ben sadece hesabımı verdim" diyerek nitelikli dolandırıcılıktan yargılananlar.

İkinci gruptakiler genellikle şoke oluyor. Çünkü kimseyi aramamış, kimseyi kandırmamış, çoğu zaman parayı bile görmemiş oluyorlar. Buna karşılık karşılarındaki ceza aralığı 3 yıldan 10 yıla kadar uzanıyor ve Yargıtay bu savunmayı istikrarlı biçimde reddediyor. Bu yazıda hem dolandırıcılığın tüm görünümlerini hem de özellikle İBAN kiralama meselesini, okuduğum Yargıtay ve Ceza Genel Kurulu kararlarıyla birlikte anlatacağım.

ℹ️Bilgi
30 saniyede dolandırıcılık suçu:
1. Basit dolandırıcılık (TCK m. 157): 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 5.000 güne kadar adlî para cezası.
2. Nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158): 3 yıldan 10 yıla kadar hapis ve 5.000 güne kadar adlî para.
3. (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde hapsin alt sınırı 4 yıldan, adlî para cezası elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.
4. Suç üç veya daha fazla kişiyle birlikte işlenirse ceza yarı oranında, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenirse bir kat artırılır (m. 158/3).
5. Hesabını veya kartını kiralayan kişi parayı hiç görmese bile iştirak hükümleriyle nitelikli dolandırıcılıktan cezalandırılıyor.
6. Sadece yalan söylemek yetmez; hile mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak yoğunlukta olmalıdır.
7. Zararın giderilmesi hâlinde ceza 2/3'e kadar (kovuşturmadan önce) veya 1/2'ye kadar (hükümden önce) indirilir (m. 168).
8. Sadece basit dolandırıcılık uzlaştırmaya tabidir; nitelikli dolandırıcılık değildir.

Dolandırıcılık Suçu Nedir? (TCK m. 157)

Dolandırıcılık, Türk Ceza Kanunu'nun "Malvarlığına Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir. Maddenin metni kısadır ama içindeki her kelime uygulamada ayrı bir tartışma konusudur.

Bu suçu diğer malvarlığı suçlarından ayıran şey, aldatma temeline dayanmasıdır. Hırsızlıkta mal sahibinin iradesi hiç devreye girmez, malı elinden alınır. Dolandırıcılıkta ise mağdur parayı kendi eliyle verir — ama iradesi hileyle sakatlanmış olduğu için bu rıza hukuken geçerli sayılmaz.

Ceza Genel Kurulu, korunan hukuki değerin çift katmanlı olduğunu vurguluyor: hem malvarlığı hem de irade özgürlüğü. Kararda bu şöyle ifade ediliyor: birden çok hukuki konusu olan bu suç işlenirken sadece malvarlığı zarar görmemekte, mağdurun iradesi de hileli davranışlarla yanıltılmaktadır.

Kanun koyucu maddenin gerekçesinde de aynı noktaya işaret ediyor: aldatıcı nitelik taşıyan hareketlerle kişiler arasındaki ilişkilerde var olması gereken iyiniyet ve güven bozulmakta, bu suretle kişinin irade serbestisi etkilenmektedir.

"Hile" Nedir? Basit Yalan Neden Dolandırıcılık Sayılmaz?

Dolandırıcılık dosyalarının kaderini belirleyen asıl soru budur. Kanun "hileli davranış" diyor ama hilenin tanımını yapmıyor. Ceza Genel Kurulu bu boşluğun bilinçli bırakıldığını, kanun koyucunun bu hususu öğreti ve uygulamaya bıraktığını belirtiyor.

Uygulamada yerleşmiş kabul, tek bir cümlede özetlenebilir:

Hile nitelikli yalandır. Yalan belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun denetleme olanağını ortadan kaldırmalıdır. Kullanılan hile ile mağdur yanılgıya düşürülmeli ve yanıltma sonucu kandırıcı davranışlarla yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Basit bir yalan hileli hareket olarak kabul edilemez.

Bu formülasyon Ceza Genel Kurulu'nun 22.03.2023 tarihli kararında yer alıyor. Aynı ölçüt, kapatılan 15. Ceza Dairesi'nin 28.11.2013 tarihli kararında da neredeyse aynı kelimelerle geçiyor: fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.

Sahneye Koyma (Mise en Scène) Teorisi

Öğretide bu şart, Fransızca bir terimle "sahneye koyma" (mise en scène) teorisi olarak adlandırılıyor. 13. Ceza Dairesi'nin 24.12.2012 tarihli kararına yazılan muhalefet şerhinde bu teori açıkça anlatılıyor:

Yapılan yalan açıklamaların dolandırıcılık suçunun hileli davranış unsurunu oluşturabilmesi için, bu açıklamaların doğruluğunu kabul ettirebilecek, böylece muhatabın inceleme eğilimini etkisiz bırakabilecek yoğunluk ve güçte olması ve gerektiğinde yalana bir takım dış hareketlerin eklenmiş bulunması gerekir.

Yani mesele sadece söylenen sözde değil, o sözü inandırıcı kılan sahnede. Telefonda "ben savcıyım" demek tek başına bir yalandır. Arka planda telsiz sesi çalmak, mağdurun kimlik numarasını okumak, sahte bir dosya numarası vermek ve üçüncü bir kişiyi "Merkez Bankası memuru" olarak devreye sokmak ise sahneye koymadır.

"Mücerret Yalan" Ayrımı: Neden Bazı Olaylarda Suç Yok?

Aynı muhalefet şerhi, sınırı net çiziyor: hukuki işlemlerde, sözleşmelerde bir kişi mücerret yalan söyleyerek diğerini aldatmış bulunuyorsa, bu basit şekildeki aldatma dolandırıcılık suçunun oluşumuna yetmez.

Bu, savunmanın en güçlü dayanaklarından biridir. Uygulamada "borcumu ödeyeceğim" deyip ödemeyen, "malı yarın teslim ederim" deyip teslim etmeyen kişilerin fiili çoğu zaman dolandırıcılık değil, hukuki uyuşmazlıktır. Suçun oluşması için, sözleşmenin kurulduğu anda failin baştan aldatma kastıyla hareket ettiğini ve yalanına dış hareketler eklediğini göstermek gerekir.

Hilenin Yeterli Olup Olmadığı Nasıl Ölçülür?

Yargıtay, soyut bir ölçüt kurmaktan özellikle kaçınıyor. Hem 15. Ceza Dairesi hem Ceza Genel Kurulu aynı yöntemi benimsiyor: hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli; olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

Öğretideki hâkim görüş de bu yönde: hilenin ortalama bir insanı hataya sürükleyecek nitelikte olması aranmaz, o mağduru hataya sürükleyecek nitelikte olması yeterlidir. Bu nedenle yaşlı, hasta veya teknolojiye yabancı bir mağdur bakımından yeterli görülen bir hile, başka bir mağdur bakımından yetersiz kalabilir.

Dolandırıcılık Suçunun Unsurları

Ceza Genel Kurulu üç şartı birlikte arıyor. Bunlardan biri eksikse suç oluşmaz.

  1. Failin bir takım hileli davranışlarda bulunması. Mağdurun inceleme eğilimini etkisiz kılacak nitelikte davranışlar gerekir.
  2. Hileli davranışların mağduru aldatabilecek nitelikte olması. Bu, yukarıda anlatılan "ağır, yoğun ve ustaca" ölçütüdür.
  3. Mağdurun veya başkasının zararına, fail veya başkası lehine haksız bir yarar sağlanması.

Üçüncü şartta iki teknik ayrıntı var. Birincisi, zarar ile eylem arasında uygun nedensellik bağı bulunmalıdır. İkincisi, zarar nesnel kişisel ölçüler göz önünde bulundurularak belirlenecek ekonomik bir zarar olmalıdır; manevi bir kırılma veya duygusal kayıp bu suçun zararı sayılmaz.

Bir noktayı özellikle vurgulamak isterim: yararın failin kendisine sağlanması şart değildir. Kanun "kendisine veya başkasına" diyor. İBAN kiralama dosyalarında sanıkların "parayı ben almadım" savunmasının hukuken neden sonuç doğurmadığının ilk cevabı budur.

Dolandırıcılıkta hile ne zaman yeterli sayılır?
OlayHile yeterli mi?Gerekçe
"Borcumu ay sonu öderim" deyip ödememekHayırMücerret yalan; sözleşmesel uyuşmazlık
Sahte kıymet takdiri raporu ve gerçeğe aykırı bilanço ile kredi almakEvetYalana dış hareketler ve belge eklenmiş
Telefonda kendini savcı tanıtıp dosya numarası vermekEvetMizansen mağdurun denetim olanağını kaldırıyor
Satmak istenen telefonu "bilgisayarcıya göstereceğim" deyip almakTartışmalı13. CD çoğunluğu dolandırıcılık, muhalefet hırsızlık dedi
Var olmayan bir daireyi tapu kaydı göstererek satmakEvetBelge kullanımı hileyi güçlendiriyor

Basit Dolandırıcılık Cezası (TCK m. 157)

Basit dolandırıcılığın cezası 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 5.000 güne kadar adlî para cezasıdır. İki noktaya dikkat edilmelidir.

Birincisi, adlî para cezası seçenek değil, hapis cezasının yanındadır. Madde "hapis ve adlî para" diyor. Yani mahkeme hem hapse hem para cezasına hükmetmek zorundadır.

İkincisi, adlî para cezası gün üzerinden hesaplanır. 2 Mart 2024 tarihli 7499 sayılı Kanun ile TCK m. 52'de bir gün karşılığı tutar 20-100 TL aralığından 100-500 TL aralığına çıkarılmıştır. Bu değişiklik, adlî para cezalarının pratikte beş kat arttığı anlamına gelir ve internetteki eski hesaplamaları geçersiz kılar.

⚠️Dikkat
5.000 gün ne demek? Basit dolandırıcılıkta adlî para cezası 5.000 güne kadar verilebilir. Gün karşılığının üst sınırı 500 TL olduğunda teorik üst sınır 2.500.000 TL'ye ulaşır. Uygulamada mahkemeler alt sınırlara yakın hükmediyor; ancak nitelikli hâllerde durum tamamen değişiyor, çünkü orada adlî para cezası elde edilen menfaatin iki katından az olamıyor.

Basit dolandırıcılığın en önemli avantajı ceza miktarı değil, usul hukukundaki sonuçlarıdır: m. 157 uzlaştırmaya tabidir, görevli mahkeme asliye cezadır ve HAGB eşiğine girmesi çok daha kolaydır. Bu nedenle savunmanın ilk hedefi genellikle cezanın miktarını tartışmak değil, fiilin m. 158 değil m. 157 kapsamında olduğunu göstermektir.

Nitelikli Dolandırıcılık ve Cezası (TCK m. 158)

TCK m. 158, dolandırıcılığın belirli yöntemlerle veya belirli ortamlarda işlenmesi hâlinde cezayı 3 yıldan 10 yıla kadar hapis ve 5.000 güne kadar adlî para cezasına çıkarır. Alt sınır 1 yıldan 3 yıla çıktığı için sonuçlar çok ağırlaşır: erteleme ve HAGB imkânı daralır, görevli mahkeme ağır ceza olur.

On İki Nitelikli Hâlin Tam Listesi

TCK m. 158/1 — nitelikli dolandırıcılık hâlleri
BentNitelikli hâlPratikte karşılığı
aDinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle"Hocaya okutacağım", muska, hayır işi vaadi
bKişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyleDeprem, hastalık, tutukluluk, işsizlik mağdurları
cKişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyleYaşlılık, demans, zihinsel engel
dKamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyleKurumun maddi bir varlığının fiilen kullanılması gerekir
eKamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarakSGK, hazine, belediye, üniversite zararı
fBilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyleİnternet ilanı, sahte site, İBAN'a havale, EFT
gBasın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyleGazete/TV/sosyal medya ilanı
hTacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamındaTicari ilişki içinde işlenen dolandırıcılık
iSerbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyleMesleğin güveninin araç yapılması
jBanka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıylaSahte belge ve teminatla kredi çekmek
kSigorta bedelini almak maksadıylaKasıtlı kaza, sahte hasar, sahte rapor
lKişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyleTelefon dolandırıcılığının ana maddesi

(l) bendi, 2 Aralık 2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 6763 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile eklenmiştir. Aynı maddeyle m. 158/1'in son fıkrası da değiştirilmiştir.

Alt Sınırı 4 Yıla Çıkaran Beş Bent

Bu fıkra, uygulamada en çok gözden kaçan ve en çok zarar veren hükümdür. Beş bent bakımından:

  • Hapis cezasının alt sınırı 3 yıl değil 4 yıldır.
  • Adlî para cezası, elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. Yani 500.000 TL'lik bir dolandırıcılıkta adlî para cezası en az 1.000.000 TL'dir.
🚨Kritik Uyarı
İBAN kiralama dosyaları neredeyse her zaman (f) bendi (bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması) ve sıklıkla (l) bendi (kendini kamu görevlisi/banka çalışanı olarak tanıtma) kapsamına giriyor. Yani hesabını kiralayan kişi doğrudan alt sınırı 4 yıl olan ve adlî para cezası menfaatin iki katından az olamayan gruba düşüyor. Aşağıda göreceğiniz 347.500 TL ve 1.500.000 TL'lik adlî para cezaları buradan çıkıyor.

Üç Kişi Kuralı ve Örgüt Artırımı (m. 158/3)

6763 sayılı Kanun ile eklenen üçüncü fıkra, cezayı bir kez daha yukarı çeker.

Bu fıkranın İBAN dosyalarındaki etkisi çok özeldir ve aşağıda ayrıntısıyla anlatacağım: hesabını kiralayan kişi, kiraladığı kişileri de sayarak "üç kişi" eşiğini kendi aleyhine doldurabiliyor.

İkinci fıkra ise ayrı bir durumu düzenler: kamu görevlisiyle ilişkisi olduğunu söyleyip işlerini yaptıracağı vaadiyle menfaat sağlayan kişi, kamu görevlisi olmasa bile nitelikli dolandırıcılık gibi cezalandırılır (m. 158/2). Halk arasında "nüfuz ticareti" denen davranış budur.

İBAN ve Hesap Kiralama: "Dolandırıcılığı Ben Yapmadım" Savunması Neden Kurtarmıyor?

Son yıllarda büromuza gelen en yaygın ceza dosyası tipi bu. Senaryo neredeyse hep aynı: sosyal medyadan veya bir tanıdık aracılığıyla teklif geliyor, "hesabına para gelecek, çekip bana vereceksin, sana komisyon" deniyor. Tutarlar küçük başlıyor, güven oluşuyor, sonra büyük havale geliyor. Ve bir gün karşınızda ağır ceza mahkemesinde nitelikli dolandırıcılık iddianamesi buluyorsunuz.

Önce hukuki çerçeveyi netleştirelim: Türk hukukunda "hesap kiralama" adını taşıyan ayrı bir suç yoktur. Bankacılık Kanunu'nda da bu fiili özel olarak cezalandıran bir hüküm bulunmuyor. Uygulama, fiili nitelikli dolandırıcılığa iştirak olarak nitelendiriyor. Ve bu nitelendirme, sanık açısından ayrı bir suç tipinden çok daha ağır sonuç doğuruyor: asıl failin cezasıyla aynı ceza.

Sistem Nasıl Çalışıyor?

Okuduğum kararlarda tekrarlanan bir örüntü var. 11. Ceza Dairesi'nin 6 Şubat 2023 tarihli kararında bu örüntü belgelerle ortaya konuluyor: sanığın hesabına 26.02.2019-10.04.2019 arasında üç kez 2.000 Dolar, ardından 08.04.2019 tarihinde 126.774 Dolar gelmiştir.

💡İpucu
Küçük tutarlar bir tuzaktır. Önce gelen küçük havaleler hem hesabın çalıştığını test etmeye hem de sizde "zararsız bir iş" hissi yaratmaya hizmet ediyor. Yargılamada ise bu küçük havaleler aleyhinize delil oluyor, çünkü fiilin süreklilik ve bilerek yapıldığını gösteriyor.

Kart Kiralayan Sanıklar: 6 Yıl Küsur Hapis ve 347.500 TL

Bu bölümün en çarpıcı kararı, 11. Ceza Dairesi'nin 8 Aralık 2025 tarihli kararıdır. Olayda sanıklar açıkça beyan etmişler: banka kartlarını ve hesap bilgilerini üçüncü kişilere kiraladıklarını kabul etmişler.

Dosyadaki maddi durum sanıkların lehineydi. Bilirkişi raporuna göre suç tarihinde ATM cihazlarından üç kez nakit parayı çeken kişi sanıklardan biri değildi. Katılanı arayan kişi de bir kadındı, yani sanıklar değildi. Kısacası sanıklar ne mağduru aramış ne parayı çekmişti — ve bunu bilirkişi raporu ispatlıyordu.

Buna rağmen Yargıtay hükmü onadı:

Sanıkların bu şekilde dışa yansıyan iradeleri ile suça fikir ve eylem birliği içinde iştirak ettiklerinin anlaşıldığı... her bir sanığın, katılanı arayan kadın ve ATM'den para çeken üçüncü kişi ile birlikte fiili en az üç kişi ile birlikte işlediklerinin belirlendiği, banka kartlarını kiralayan sanıkların meydana gelen neticeye iştirak iradelerinin bulunduğu gözetilerek, sanıkların eyleminin TCK'nın 158/3 maddesi kapsamında yer aldığı...

Sonuç: sanıkların her biri m. 158/1-l, m. 158/3, m. 62, m. 52 ve m. 53 uyarınca ayrı ayrı 6 yılı aşan hapis cezası ve 347.500 TL adlî para cezası ile cezalandırıldı; adlî para cezası taksitlendirildi. İstinaf başvurusu esastan reddedildi. Dikkat çekici bir ayrıntı daha var: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın tebliğnamesi bozma yönündeydi, buna rağmen Daire tebliğnameye aykırı olarak onama kararı verdi.

🚨Kritik Uyarı
Bu kararın anlamı şudur: Kartınızı kiraladığınızı kabul etmeniz, üçüncü kişilerle "fikir ve eylem birliği" kurduğunuzun kanıtı sayılıyor. Üstelik kiraladığınız kişiler "üç veya daha fazla kişi" sayısına dâhil ediliyor ve cezanız bu nedenle yarı oranında artırılıyor. Parayı görmemiş olmanız, ATM'de bulunmadığınızın bilirkişi raporuyla ispatlanması bu sonucu değiştirmiyor.

Komisyon Almak: "Tevil Yollu İkrar"

11. Ceza Dairesi'nin 6 Şubat 2023 tarihli kararındaki olay, uluslararası bir şirket dolandırıcılığıdır. Singapur merkezli bir şirketin finansal sorumlusuna, şirketin CEO'sundan geliyormuş izlenimi veren e-postalar gönderilmiş; bu direktiflere ikna olan yetkili 126.774 Dolar'ı sanığa ait QNB Finansbank hesabına göndermiş, para sanık tarafından çekilmiştir.

Sanığın savunması İBAN dosyalarının klasik savunmasıydı: eski iş yerinden tanıdığı, oturma izni olmadığı için banka hesabı açtıramadığını söyleyen Nijeryalı bir arkadaşı için döviz hesabı açtırdığını, gelen paraları çekip ona verdiğini, karşılığında harçlık aldığını beyan etti.

İlk derece mahkemesinin gerekçesi üç ayaklıydı ve bu gerekçe Yargıtay tarafından onandı:

  1. Hayatın olağan akışı: Bu kadar yüklü bir havalenin gelmesi için kendi hesabını kullandırmış olması ve o kişiye dair açık kimlik ve adres bilgilerini dahi verememesi hayatın olağan akışına uygun düşmüyor.
  2. Savunma doğru olsa bile sonuç aynı: "Sanığın savunması bir an için doğru kabul edilse dahi sanığın banka hesabını kullandırarak dolandırıcılık suçunun işlenmesini kolaylaştırmak suretiyle atılı suça iştirak etmiş olduğu".
  3. Komisyon itirafı: Savunmasında banka kartını kullandırması karşılığında belli bir komisyon aldığını ifade etmesi, suçlamayı tevil yollu ikrar saydı.

Sonuç: TCK m. 158/1-f, m. 158/son, m. 62, m. 52, m. 53 ve m. 63 uyarınca 6 yıl 3 ay hapis ve 1.500.000 TL adlî para cezası. Sanık tutuklu yargılandı.

Bu karardaki 1.500.000 TL'lik adlî para cezası tesadüf değildir. m. 158/1-f, alt fıkra gereği adlî para cezasının elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağı bentlerden biridir. 126.774 Dolarlık menfaat, adlî para cezasını doğrudan yukarı çekmiştir.

1.900 TL İçin 5 Yıl: Küçük Para, Büyük Ceza

Bu, insanların en çok yanıldığı noktadır: "tutar küçükse ceza da küçüktür" sanılıyor. Öyle değil. TCK m. 158'de parasal bir alt eşik yoktur.

11. Ceza Dairesi'nin 2 Şubat 2026 tarihli kararına konu olayda katılan, aracına sigorta yaptırmak için bir internet sitesine girmiş, siteden verilen numarayla irtibat kurmuş ve sanığın QNB Finansbank hesabına 1.900 TL göndermiştir. Sonrasında kimseye ulaşamamıştır.

Sakarya 5. Ağır Ceza Mahkemesi sanığı m. 158/1-f ve m. 158/1-l uyarınca 5 yıl hapis ve 4.800 TL adlî para cezası ile cezalandırdı. 1.900 TL için 5 yıl hapis.

Mahkemenin sanığı olayla bağlayan delil zinciri, İBAN dosyalarında nasıl ispat yapıldığını göstermesi bakımından çok öğreticidir:

  • Katılanın gönderdiği paranın şubeden çekildiği,
  • Kamera kayıtlarında parayı çeken kişinin sanık olduğunun tespit edildiği,
  • Suç tarihinde hesaba tanımlı internet bankacılığına erişim sağlayan IP adresinin sanığın adına kayıtlı GSM hattı olduğu.

Mahkeme bu üç delilden şu sonuca vardı: sanık "bizzat veya banka hesabını kullandırmak suretiyle iştirak hâlinde hareket ettiği kişiler vasıtasıyla" hileli hareketlerle katılanı kandırmıştır. Ayrıca katılan bir internet sitesindeki ilanla ikna edildiği için bilişim sisteminin sağladığı kolaylıktan faydalanılmış sayıldı.

Bu kararda ikinci bir hukuki incelik var. Adalet Bakanlığı, iddianamede yalnızca m. 158/1-f sevk maddesi gösterildiği hâlde ek olarak m. 158/1-l'den de ceza verilmesini kanun yararına bozma sebebi saymıştı. Yargıtay istemi reddetti: iddianamenin anlatımında her iki suç da yer aldığından, CMK m. 226 uyarınca ek savunma hakkı verilerek m. 158/1-l'den de hüküm kurulabileceğine karar verdi.

Mahkemeler Hangi Delillere Bakıyor?

Okuduğum kararlardan çıkardığım delil listesi şudur. Bir İBAN dosyasında savunma hazırlanırken bu kalemlerin her birinin dosyada ne söylediği tek tek incelenmelidir.

İBAN dosyalarında kullanılan deliller
DelilNe gösteriyorKaynak karar
Banka hesap ekstresiHavale tarihleri, test amaçlı küçük tutarlar, paranın aynı gün başka hesaba aktarılması11. CD 06.02.2023 · CGK 22.03.2023
ATM/şube kamera kaydıParayı fiilen çeken kişinin kim olduğu11. CD 02.02.2026 · 11. CD 08.12.2025
İnternet bankacılığı IP kaydıHesaba erişimin sanığın GSM hattından yapıldığı11. CD 02.02.2026
Sanığın kendi beyanıKiralama ve komisyon ikrarı; "tevil yollu ikrar"11. CD 06.02.2023 · 11. CD 08.12.2025
Adli bilişim (telefon imaj) raporuOrganizasyonla yapılan mesajlaşmalar11. CD 06.02.2023
Elektronik Bankacılık Sözleşmesi + imza incelemesiHesabın gerçekten sanık tarafından açıldığıCGK 22.03.2023
Bilirkişi raporuParayı çekenin sanık olmadığı (sonucu değiştirmedi)11. CD 08.12.2025

Son satır özellikle önemli. Lehinize olan bir bilirkişi raporu dahi tek başına beraat getirmiyor, çünkü mahkeme sizi asıl faillikten değil iştirakten cezalandırıyor.

Hangi Savunmalar İşliyor, Hangileri İşlemiyor?

Aşağıdaki tablodaki "işlemiyor" sütununun tamamı, yukarıda incelediğim kararlarda fiilen ileri sürülüp reddedilmiş temyiz sebeplerinden derlenmiştir. Bunlar varsayım değil, dosya gerçeğidir.

İBAN kiralama dosyalarında savunmalar
SavunmaSonuçNeden
"Mağduru ben aramadım, asıl fail o kişi"Reddedildiİştirak için asıl fiili işlemek gerekmiyor
"Parayı ben çekmedim, ATM başka şehirde"ReddedildiBilirkişi bunu doğrulasa da iştirak iradesi yeterli
"Hiçbir menfaat elde etmedim"ReddedildiKanun "kendisine veya başkasına" diyor
"Suç kastıyla hareket etmedim"ReddedildiKiralama beyanı "dışa yansıyan irade" sayıldı
"Arkadaşımın oturma izni yoktu, yardım ettim"ReddedildiKimlik/adres verememek hayatın olağan akışına aykırı
"Komisyon aldım ama suç olduğunu bilmiyordum"Aleyhe döndüTevil yollu ikrar sayıldı
"Kimliğimi kaybetmiştim, hesap benim bilgim dışında açıldı"ReddedildiKriminal rapor imzanın sanığın eli ürünü olduğunu saptadı
Zarar miktarının hatalı belirlenmesiİncelenmeye değerSorumlu olunan tutar dosyaya göre tartışılabilir
Vasfın m. 158 değil m. 157 olduğuİncelenmeye değerBilişim/kurum unsuru yoksa gerçekten tartışılır
Etkin pişmanlıkla zararın giderilmesiEtkilim. 168 ile 2/3'e kadar indirim mümkün

İkinci Tehlike: Suç Gelirlerinin Aklanması (TCK m. 282)

İBAN kiralamanın çoğu kişinin hiç düşünmediği bir boyutu var. Hesabınıza gelen parayı çekip elden teslim etmek veya başka bir hesaba aktarmak, ayrı bir suçun konusunu oluşturabilir.

Dolandırıcılığın alt sınırı 1 yıl olduğu için bu suç, aklamanın öncül suçu olmaya elverişlidir. İkinci fıkra ise daha da geniştir: birinci fıkradaki suça iştirak etmeksizin, suçun konusunu oluşturan malvarlığı değerini bu özelliğini bilerek satın alan, kabul eden, bulunduran veya kullanan kişi 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Bir de çok önemli bir çıkış kapısı var:

Önemli
TCK m. 282/6: Bu suç nedeniyle kovuşturma başlamadan önce suç konusu malvarlığı değerlerinin ele geçirilmesini sağlayan veya bulunduğu yeri yetkili makamlara haber vererek ele geçirilmesini kolaylaştıran kişi hakkında bu maddede tanımlanan suç nedeniyle cezaya hükmolunmaz.

Yani aklama suçu bakımından, kovuşturma başlamadan önce parayı veya bulunduğu yeri bildirmek indirim değil, tam bağışıklık sağlar. Bu, süreye bağlı bir haktır ve geç kalındığında kaybedilir.

Dürüst olmak gerekirse: incelediğim İBAN dosyalarında savcılıkların ağırlıklı olarak nitelikli dolandırıcılığa iştirak üzerinden gittiğini gördüm. Ancak m. 282'nin metni bu fiilleri kapsayacak genişliktedir ve özellikle paranın zincirleme biçimde başka hesaplara aktarıldığı dosyalarda ayrıca gündeme gelebilir. Bu nedenle iddianamedeki sevk maddelerinin dikkatle okunması gerekir.

Takipsizlik Alsanız Bile Tazminat Ödeyebilirsiniz

Bu, yazının en az bilinen ama en can yakan bölümü. Ceza dosyasından kurtulmak, hukuk davasından kurtulmak anlamına gelmiyor.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 18 Kasım 2024 tarihli kararına konu dosyada, hesabı kullanılan davalının temyiz dilekçesindeki savunması şuydu: kusuru bulunmadığı, hakkında takipsizlik kararı verildiği, hesabına aktarılan paranın transferin hemen ardından başka hesaba aktarıldığı ve hesabında para kalmadığı.

Bölge Adliye Mahkemesi'nin bu savunmaya verdiği cevap, kararda şu şekilde yer alıyor:

Her ne kadar davaya konu para davalının hesabında kalmamışsa da haksız eylemin gerçekleşmesinde hesabının kullanıldığı, davalının hesabını kullandırmakla kusurunun bulunduğu ve haksız eyleme bu şekilde iştirak ettiği, böylece kendisine ait hesabın kullanılmasıyla oluşan zarardan dolayı hesabın kullanıldığı miktar kadar sorumluluğunun bulunduğu...

Yargıtay, bu davalının tüm temyiz itirazlarını reddetti. Hesabından geçen tutar üzerinden 233.785 TL'den sorumlu tutulması yerinde bulundu.

🚨Kritik Uyarı
Sonuç: Ceza soruşturmasında takipsizlik almanız, paranın hesabınızda kalmamış olması ve parayı harcamamış olmanız sizi hukuki sorumluluktan kurtarmıyor. Hesabınızdan geçen miktar kadar tazminat ödemekle yükümlü tutulabilirsiniz. Yani "komisyon karşılığı hesap kiralama" iki ayrı cepheden risk üretiyor: ceza mahkemesi ve hukuk mahkemesi.

İBAN'a Para Gönderip Dolandırıldıysanız: Yol Haritası

Buraya kadar hesabını kiralayanın durumunu anlattım. Şimdi madalyonun diğer yüzü: parasını kaptıran mağdur ne yapmalı?

İlk Saatler Belirleyicidir

Neden bu kadar acele gerekiyor? Çünkü incelediğim kararların hemen hepsinde para aynı gün başka hesaplara dağıtılıyor. Ceza Genel Kurulu'nun 22.03.2023 tarihli kararında bu ayrıntı özellikle tespit edilmiş: mağdurun gönderdiği her iki havale tutarının da gönderildikleri gün başka bir şubeden başka hesaba havale edildiği belirlenmiştir. 4. Hukuk Dairesi kararındaki davalının savunması da aynıydı: para transferin hemen ardından başka hesaba aktarılmıştı.

  1. Bankanızı derhal arayın ve işlemin iade/iptal edilip edilemeyeceğini sorun; talebinizi kayda geçirtin. Alıcı hesabın bulunduğu bankayı da bilgilendirin.
  2. Aynı gün şikâyet edin. Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluğa başvurun. Karakol kaydı, şikâyet saatinin belgelenmesi bakımından değerlidir.
  3. Her şeyi saklayın: havale/EFT dekontu, İBAN, alıcı adı, arayan numaralar, WhatsApp ve Telegram yazışmaları, ilan ekran görüntüleri, site adresi, varsa ses kaydı.
  4. Kripto ödediyseniz işlem kimliğini (Txid) ve cüzdan adresini mutlaka dilekçenize ekleyin.
  5. Hesaplara bloke konulmasını talep edin. Dilekçenizde bunu açıkça isteyin; kendiliğinden yapılmasını beklemeyin.
💡İpucu
Şikâyet dilekçenizde alıcı İBAN'ın kime ait olduğunun bankadan sorulmasını, o kişi hakkında başka şikâyet dosyası bulunup bulunmadığının araştırılmasını ve varsa dosyaların birleştirilmesini açıkça talep edin. Aynı İBAN genellikle onlarca mağdurda görünür ve dosyaların birleşmesi hem failin tespitini hem m. 158/3 artırımının uygulanmasını kolaylaştırır.

Takipsizlik Aldıysanız: Eksik Soruşturma İtirazı

Dolandırıcılık şikâyetlerinde en sık karşılaşılan sorun, failin "meçhul" kalması ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesidir. Bu kararlara itiraz ederken Yargıtay'ın eksik soruşturma gerekçesiyle verdiği kararlar yol haritası niteliğindedir.

11. Ceza Dairesi'nin 7 Ekim 2024 tarihli kararında, müştekinin bir kripto para uygulaması üzerinden dolandırıldığı dosyada şikâyet dilekçesine yazışmalar ve Txid para çekim adresi eklenmişti. Yargıtay, adı geçen Txid adresinin kime ait olduğunun Siber Suçlarla Mücadele İl Müdürlüğüne sorulması gerektiğine işaret etti.

2 Şubat 2026 tarihli bir başka kararda ise soruşturmanın genişletilmesi gereken kalemler tek tek sayılmıştır: şüphelilerin ve ilgili şirketin banka ve kripto para hesap bilgilerinin temin edilip incelenmesi, şikâyetçinin ibraz ettiği flash belleğin çözümünün yaptırılması, şüpheliler hakkında benzer eylemleri nedeniyle başka soruşturma dosyaları bulunup bulunmadığının araştırılması ve varsa bu dosyaların getirtilmesi.

Önemli
İtiraz dilekçenizde bu kalemleri isim isim yazın. "Soruşturma eksik" demek yetmez. "Şu İBAN'ın sahibi bankadan sorulmadı", "Txid adresi Siber Suçlarla Mücadele'ye sorulmadı", "şüpheli hakkındaki diğer dosyalar getirtilmedi" şeklinde somut eksiklikler göstermek itirazın kabul şansını belirgin biçimde artırır.

Bankanın Sorumluluğu: Objektif Özen Borcu

Mağdurların çoğu yalnızca dolandırıcıyı hedef alıyor. Oysa somut olayın koşullarına göre banka da sorumlu tutulabilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 18.11.2024 tarihli kararı bu sorumluluğun çerçevesini ayrıntılı biçimde çiziyor.

Kararın kurduğu ilkeler şunlar:

  • Bankalar birer itimat (güven) kurumudur; bu nedenle sorumlulukları objektif özen yükümlülüğü kapsamında ağırlaştırılmıştır.
  • Bankalar hafif kusurlarından dahi sorumludur.
  • TTK m. 18/2 uyarınca basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğü, bankalar için sıradan bir tacirden daha ağırdır.
  • Bankalar ayrıca adam çalıştıran sıfatıyla da sorumludur (TBK m. 66); bu bir kusursuz sorumluluktur.

Somut olayda banka, sahte imzalı EFT talimatlarını imza incelemesi yapmadan ve hesap sahibinden telefonla teyit almadan yerine getirmişti. Yargıtay bunu "sahteciliği önlemek için en basit tedbirlere dahi başvurmayan" davranış olarak niteledi ve bankanın bilirkişinin belirlediği %30 kusur oranıyla değil, zararın tamamından sorumlu olduğuna karar verdi.

⚠️Dikkat
Bu kararın iki yüzü var. Banka zararın tamamından sorumlu tutuldu; ancak Yargıtay aynı kararda zarar görenin müterafik (ortak) kusuru bulunduğunu da tespit etti ve TBK m. 52 uyarınca tazminattan bu oranda indirim yapılması gerektiğini belirtti. Müterafik kusur bir def'i olmadığı için mahkeme tarafından resen dikkate alınır. Yani kendi özensizliğiniz — örneğin hesap hareketlerini hiç kontrol etmemek — tazminatınızı düşürebilir.

Parayı Kimden Tahsil Edebilirsiniz?

Dolandırıcılık mağdurunun tahsil yolları
MuhatapHukuki dayanakPratik değerlendirme
Dolandırıcı (asıl fail)Haksız fiil (TBK m. 49) + ceza dosyasıHukuken en güçlü, fiilen en zor: genellikle meçhul veya malvarlığı yok
İBAN sahibiHaksız fiile iştirak (TBK m. 61)En gerçekçi yol. Kimliği bankadan belli; takipsizlik alsa bile hesabından geçen miktar kadar sorumlu
BankaObjektif özen borcu, adam çalıştıranın sorumluluğuBankanın özen ihlali varsa güçlü; müterafik kusur indirimi riski var
Aracı platform / ilan sitesiSomut olaya göre özen ve denetim yükümlülüğüOlayın koşullarına göre değerlendirilir
Uzlaşma yoluylaCMK m. 253/19Sadece basit dolandırıcılıkta; rapor İİK m. 38 anlamında ilam niteliğinde belge sayılır

Son satır çok işlevsel bir ayrıntı içeriyor: uzlaşma sağlanır ve şüpheli edimini yerine getirmezse, uzlaşma raporu İcra ve İflas Kanunu m. 38'de yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır. Yani ayrıca dava açmadan doğrudan icraya konulabilir.

Telefon Dolandırıcılığı: Kendini Kamu Görevlisi Olarak Tanıtma (m. 158/1-l)

Türkiye'de en çok mağdur üreten dolandırıcılık türü budur. Kanun koyucu 2016 yılında bu fiili özel olarak nitelikli hâl saymıştır ve madde gerekçesi, olgunun toplumsal boyutunu şaşırtıcı bir açıklıkla anlatır.

Mağdurların, herkesçe bilinmesine olanak bulunmayan bazı kişisel, ailevi, sosyal ve ekonomik durumlarına dair gerçek bilgileri de içeren uydurulmuş hikâyeler karşısında, telsiz ve siren sesleriyle güçlendirilmiş bir mizansen içinde emniyetten arandıklarına inanabildikleri görülmektedir. Durumun ciddiyeti ve aciliyetine inandırılan mağdurların çoğu kez, görüşmeyi sonlandırarak konunun gerçekliğini araştırma imkânı da kalmamaktadır.

Gerekçe, mağdur profili konusunda da net: "yaşlı veya genç, sosyo-ekonomik seviyesi düşük veya yüksek, yüksek tahsilli veya değil, pek çok vatandaş dolandırıcıların hedefi hâline gelebilmektedir." Yani bu suçun mağduru olmak saflıkla ilgili değildir.

İki İşleniş Biçimi

Ceza Genel Kurulu, bu nitelikli hâlin iki ayrı şekilde oluşabileceğini belirtiyor. Bu ayrım savunma açısından kritiktir.

  1. Sahip olmadığı sıfatı kullanmak. Fail gerçekte sahip olmadığı bir sıfata sahip olduğunu iddia eder ve buna göre davranır. Bu nedenle fail gerçek bir kamu görevlisi, banka çalışanı veya sigorta elemanı olamaz; sıfatı taşımayan biri olmalıdır.
  2. Kurumla ilişkili olduğunu söylemek. Burada failin kendisini polis veya savcı olarak tanıtmasına gerek yoktur. Kamu kurumlarıyla, bankalarla, sigorta veya kredi kurumlarıyla ilişkili olduğunu iddia etmesi yeterlidir. Kanunda bu ilişkinin niteliği konusunda herhangi bir sınırlama yoktur.

Ceza Genel Kurulu Kararındaki Senaryo

Ceza Genel Kurulu'nun 22 Mart 2023 tarihli kararına konu olay, telefon dolandırıcılığının tipik kurgusunu adım adım gösterir:

  1. Mağdur, kendisini PTT'den arıyorum diyen bir kişi tarafından aranır: "Bir hukuk bürosundan evrakın var, gel al."
  2. Mağdur işte olduğunu söyleyince, kendisine aranması gereken bir cep numarası verilir. Böylece mağdur kendisi arar — bu, güven kurmanın klasik tekniğidir.
  3. Bu numarayı arayan mağdura, karşı taraf kendisini bir adliyenin Uzlaştırma Bürosu'ndan arayan görevli olarak tanıtır ve hakkında icra takibi başlayacağını söyler.
  4. Mağdur, takibin başlamaması için 2.200 TL gönderir.
  5. Ertesi gün aynı kişi tekrar arar: paranın toplu yatırılmadığı için Merkez Bankası tarafından bloke edildiğini söyleyip 3.600 TL daha ister. Mağdur bunu da gönderir.
  6. Sonra başka bir numaradan, kendisini Merkez Bankası memuru olarak tanıtan bir kişi arar ve 5.800 TL daha ister. Mağdur bu aşamada şüphelenir ve şikâyet eder.

Sanık, ilk derece mahkemesinde m. 158/1-l, m. 158/son ve m. 43/1 (zincirleme suç) uyarınca 6 yıl 3 ay hapis ve 15.000 TL adlî para cezası ile cezalandırıldı ve tutuklandı.

📋Örnek
Bu senaryodaki üç kırmızı bayrak:
1. Sizden sizin aramanız isteniyor — güven kurma tekniği.
2. Bir kurumun adı, doğrulanamayacak biçimde kullanılıyor ("Uzlaştırma Bürosu", "Merkez Bankası").
3. Para gönderdikten sonra yeni bir gerekçeyle daha fazla para isteniyor. Bu, dolandırıcılığın değişmez imzasıdır: hiçbir aşamada bitmez.

Hiçbir kamu kurumu, banka veya Merkez Bankası sizden bir gerçek kişinin İBAN'ına para göndermenizi istemez. Adliye, icra dosyası için havale istemez.

Sanığın savunması da öğreticiydi: 2009 yılında kimliğini kaybettiğini, adına açılan banka hesaplarının bilgisi dışında kaybettiği kimlik kullanılarak açıldığını savundu. Ancak Kriminal Polis Laboratuvarı raporu, Elektronik Bankacılık Sözleşmesindeki imzaların sanığın elinden çıktığını tespit etti ve savunma çöktü.

Kendini Avukat Olarak Tanıtan: Basit mi Nitelikli mi?

Aynı Ceza Genel Kurulu kararı, çok tartışmalı bir soruyu da cevaplıyor: kendisini avukat olarak tanıtarak dolandırıcılık yapan kişi m. 158/1-l'den mi, m. 157'den mi cezalandırılır?

Cevap, ilk bakışta şaşırtıcı. TCK m. 6/1-c ve m. 6/1-d uyarınca avukatlar kamu görevlisidir ve "yargı görevi yapan" tanımına dâhildir. Buna karşılık Ceza Genel Kurulu şu ilkeyi vurguluyor:

TCK'da bazı hâllerde avukatların kamu görevlisi gibi kabul edilmesi başka bir şey, avukatın tüm işlerinde kamu görevlisi sayılacağını kabul etmek başka bir şeydir. Özel normlar sadece konuldukları hâller için geçerlidirler. Özel normdan hareketle genel bir sonuca ulaşmak kanunilik ilkesine ve kıyas yasağına aykırılık oluşturur.

Bu nedenle kararda atıf yapılan 15. Ceza Dairesi içtihatlarında, kendisini avukat olarak tanıtıp "icradan ucuza mal alabilirsiniz" diyerek para alan sanıkların eyleminin basit dolandırıcılık olduğuna karar verilmiştir. Gerekçe açık: avukatlık mesleği kamu görevi değildir. Aynı yönde Ceza Genel Kurulu'nun 17.06.2021 tarihli kararına da atıf yapılmıştır.

Peki incelenen dosyada sonuç neden nitelikli dolandırıcılık oldu? Çünkü sanık kendisini yalnızca avukat olarak tanıtmamış, "Adliye Uzlaştırma Bürosu'ndan arıyorum" demişti. Ceza Genel Kurulu, bunun hem birinci işleniş biçimini hem de "bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi" şeklindeki ikinci işleniş biçimini gerçekleştirdiğine karar verdi ve Başsavcılık itirazını reddetti.

Bir başka ayrım da 15. Ceza Dairesi'nin kararında geçiyor: m. 158/1-d (kamu kurumunun araç olarak kullanılması) bendinin uygulanabilmesi için kamu kurum ve kuruluşlarının maddi bir varlığının olayda kullanılmış olması gerekir. Sanığın yalnızca kendisini avukat olarak tanıtması, kurumun maddi varlığının kullanıldığını göstermez.

Kripto ve Yatırım Dolandırıcılığı

Son iki yılda Yargıtay'a ulaşan dosyaların önemli bir bölümü kripto ve yatırım vaadi dolandırıcılığı. Bu dosyaların ortak özelliği, tutarların çok yüksek ve failin çoğu zaman yurt dışında olması.

Kripto ve yatırım dolandırıcılığı — Yargıtay kararlarındaki olaylar
KararTarihOlay ve tutar
11. CD, E. 2025/4373, K. 2026/190323.02.2026Telegram üzerinden görüşülen kişilerin yönlendirmesiyle çeşitli tokenler alınması; hesaba yaklaşık 6.318.316 TL yatırılması, parayı çekmek istediğinde engellenme
11. CD, E. 2025/4535, K. 2026/225602.03.20267-8 yıllık arkadaşın "4 yıldır bu sektördeyim" diyerek müştekinin hesabını yönetmeye ikna etmesi; hesap, telefon ve maile gelen şifre bilgilerinin alınması
11. CD, E. 2025/2512, K. 2025/1502824.11.2025Taşınmaz devri yapılmaması ve kripto borsası hesabına 372.158,43 USD yatırılıp iadesinin alınamaması
11. CD, E. 2025/549, K. 2025/1081808.09.2025Kimliği bilinmeyen kişilerin yüksek kâr payı vaadi; farklı zamanlarda toplam 45.000 USD gönderilmesi, sonra yatırım hesabına girişin engellenmesi
11. CD, E. 2024/2829, K. 2024/1494809.12.2024Paranın "havuza aktarıldığı" söylenerek yatırıma devam ettirilmesi, ardından şikâyetçinin WhatsApp grubundan çıkarılması ve 36.351 USDT'nin kaybı
11. CD, E. 2024/516, K. 2024/1117807.10.2024Kripto uygulaması üzerinden dolandırılma; Txid para çekim adresinin Siber Suçlarla Mücadele'ye sorulması gereği

Bu kararların çoğu esasa ilişkin mahkûmiyet kararı değil, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara karşı kanun yararına bozma incelemeleridir. Bu, dolandırıcılık mağdurları için önemli bir bilgi taşıyor: bu dosyalarda ilk aşamada sıklıkla takipsizlik veriliyor ve gerçek mücadele itiraz aşamasında yürütülüyor.

⚠️Dikkat
Kripto dosyalarında yaygın üç yanlış inanış:
1. "Kripto para hukuken yok, şikâyet edemem." Yanlış. Kararlarda kripto para, malvarlığı değeri olarak ele alınıyor ve dolandırıcılık dosyaları normal biçimde yürüyor.
2. "Yatırım kararını kendim verdim, suç yok." Yanlış. Belirleyici olan sizin rızanız değil, o rızanın hileyle sağlanmış olmasıdır.
3. "Fail yurt dışında, yapılacak bir şey yok." Eksik. Paranın geçtiği Türkiye'deki İBAN sahipleri ve cüzdan adresleri üzerinden soruşturma yürütülebiliyor.

Bir de tanıdık üzerinden gelen dolandırıcılığa dikkat çekmek isterim. 2 Mart 2026 tarihli kararda mağduru dolandıran kişi, onun 7-8 yıllık arkadaşı ve evine misafir gelip kalan biriydi. Kendi kripto hesaplarını göstererek güven oluşturmuş, mağdurun hesabını yönetmeye ikna etmiş ve şifre bilgilerini almıştı. Bu tam olarak "sahneye koyma" teorisinin tarifidir: yalana eklenen dış hareketler.

Banka ve Kredi Dolandırıcılığı (m. 158/1-f ve m. 158/1-j)

İki bent sık karıştırılıyor. (f) bendi bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılmasını, (j) bendi ise tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamayı cezalandırır.

(j) bendinin sınırlarını, kapatılan 15. Ceza Dairesi'nin 28.11.2013 tarihli kararı çok net çiziyor. Kararın kurduğu ilkeler:

  • Suçun oluşması için kredi elde eden kişinin banka görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir.
  • Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden kredi açılmışsa dolandırıcılıktan bahsedilemez; şartları varsa bankacılık suçu gündeme gelir.
  • Suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. Kredi kurumu, banka olmasa da kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumdur.
  • Böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiil işlenirse, koşulları varsa basit dolandırıcılık söz konusu olur.
  • Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir.

Somut olayda sanık katılan bankaya sahte senetler ibraz edip bunları teminat göstererek tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamıştı. Yargıtay, resmî belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından mahkûmiyette isabetsizlik görmedi.

💡İpucu
Bu kararın savunma açısından değeri büyük: bankanın kendi iç denetim ve kredi mevzuatına uymaması, sanık lehine bir argümandır. Sanığın aldatıcı bir eylemi yoksa fiil dolandırıcılık değildir. Bu nedenle kredi dolandırıcılığı dosyalarında bankanın kredi dosyasının, kıymet takdiri raporlarının ve iç onay süreçlerinin dosyaya getirtilmesi istenmelidir.

(f) bendi ise çok daha geniş uygulanıyor. 11. Ceza Dairesi'nin 2 Şubat 2026 tarihli kararında görüldüğü gibi, mağdurun bir internet sitesindeki ilanla ikna edilmiş olması tek başına "bilişim sisteminin sağladığı kolaylıktan faydalanılmış" sayılmaya yetiyor. Aynı şekilde 6 Şubat 2023 tarihli kararda, e-posta yoluyla yapılan CEO taklidi ve İBAN'a havale (f) bendi kapsamında değerlendirildi. Bilişim sisteminin yalnızca araç değil hedef olduğu hâller — sisteme girme, şifre değiştirme, kart suçları ve bilişim yoluyla hırsızlık — için bilişim suçları ve cezaları yazımıza bakabilirsiniz.

Dolandırıcılık mı, Hırsızlık mı, Güveni Kötüye Kullanma mı?

Bu nitelendirme tartışması, ceza miktarını doğrudan etkilediği için son derece önemlidir. Aradaki ayrım tek bir soruya indirgenebilir: malın zilyetliği (fiilî hâkimiyeti) nasıl ve ne zaman el değiştirdi?

Üç suçun ayrımı
SuçBelirleyici ölçütZilyetlik
Dolandırıcılık (m. 157)Hile önce gelir; mağdur hile nedeniyle malı kendisi verirMağdur hileyle yanıltılarak rızasıyla devreder
Hırsızlık (m. 141)Mağdurun rızası hiç yoktur; mal alınırZilyetlik hiç devredilmemiştir
Güveni kötüye kullanma (m. 155)Mal hukuka uygun biçimde teslim edilmiş, sonra zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunulmuşturZilyetlik baştan geçerli biçimde devredilmiş

13. Ceza Dairesi'nin 24.12.2012 tarihli kararı, bu ayrımın ne kadar ince olabileceğini gösteren nadir bir örnektir. Olay şu: yaşı küçük müşteki cep telefonunu satmak için bir iş yerine gider. Aynı iş yerinde telefonlara bakan sanık, müştekinin peşinden çıkar ve "telefonun bozuk olup olmadığını bilgisayarcıya göstereceğim" deyip telefonu alır, müştekiye iş yerinde beklemesini söyler ve bir daha dönmez.

Dairenin çoğunluğu bu fiilin dolandırıcılık (m. 157) olduğuna karar verdi ve hırsızlıktan verilen hükmü bozdu.

Muhalefet şerhi ise fiilin hırsızlık olduğunu savundu; gerekçesi öğretici: telefonun mülkiyeti sanığa devredilmemiş, yalnızca kısa bir süre için verilmişti. Kullanılan hile basit bir yalandan ibaret olup maddede belirtilen hile boyutuna ulaşmamıştı. Muhalif üye şunu da ekliyor: telefonun zilyetliği bile devredilmemiş olduğu için olayda güveni kötüye kullanma suçu da oluşmaz.

Nitelendirmenin pratik önemi büyüktür, ancak sık yapılan bir hatayı burada düzeltmek gerekir: güveni kötüye kullanma her zaman daha hafif değildir.

  • m. 155/1 (basit hâl): şikâyet üzerine 6 aydan 2 yıla kadar hapis ve adlî para cezası. Basit dolandırıcılıktan hafiftir ve şikâyete bağlı olması büyük avantajdır.
  • m. 155/2: meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak teslim edilmiş eşya hakkında işlenirse 1 yıldan 7 yıla kadar hapis ve 3.000 güne kadar adlî para. Bu, basit dolandırıcılığın üst sınırından daha ağırdır.
  • m. 155/3: 24 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanun ile eklenen yeni fıkra uyarınca, suçun konusu motorlu kara, deniz veya hava taşıtı ise yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.

Son fıkra çok yenidir ve pratikte önemli bir alanı kapsar: kiralanan veya emanet bırakılan aracın geri verilmemesi tipik bir m. 155 olayıdır ve artık ceza iki katına çıkmaktadır. Aynı maddi olayın hangi başlık altında değerlendirildiği, cezayı birkaç kat değiştirebilir; bu nedenle nitelendirme tartışması savunmanın ilk işidir.

Sahte Belge Kullanıldıysa: TCK m. 212

Dolandırıcılık, uygulamada en sık belgede sahtecilik ile birlikte karşımıza çıkar. Kanun bu birleşimi özel olarak düzenlemiştir ve sonuç sanık açısından ağırdır.

Yani cezalar birleşmez, üst üste biner. 15. Ceza Dairesi'nin yukarıda incelediğim 28.11.2013 tarihli kararı bunun tipik örneğidir: sahte senetleri teminat gösterip kredi alan sanık, hem resmî belgede sahtecilik hem nitelikli dolandırıcılık suçlarından cezalandırılmış ve hüküm onanmıştır.

Aynı birleşimi 4. Hukuk Dairesi kararındaki ceza dosyasında da görüyoruz: sahte imzalı EFT talimatlarını kullanan muhasebeci, İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından mahkûm edilmiş, karar kesinleşmiştir.

Sahtecilik tarafındaki ceza aralıkları, aldatma yeteneği tartışması ve cezayı yarıya indiren m. 211 hükmü için belgede sahtecilik suçu ve cezası yazımıza bakabilirsiniz. Savunma stratejisi kurulurken iki suçun birlikte ele alınması zorunludur; yalnızca birine odaklanmak ciddi bir hatadır.

Cezayı 6 Aya İndiren Hâl: Alacağı Tahsil Amacıyla Dolandırıcılık (m. 159)

Bu madde, dolandırıcılık dosyalarında savunmanın en değerli hedeflerinden biridir ve şaşırtıcı biçimde az biliniyor.

Farkı görmek için karşılaştırmak yeterli:

m. 157, m. 158 ve m. 159 karşılaştırması
m. 157 (basit)m. 158 (nitelikli)m. 159 (alacak tahsili)
Hapis cezası1-5 yıl3-10 yıl (bazı bentlerde alt sınır 4 yıl)6 ay-1 yıl
Adlî para5.000 güne kadar (hapisle birlikte)5.000 güne kadar; bazı bentlerde menfaatin 2 katından az olamazHapse seçenek
ŞikâyetŞikâyete bağlı değilŞikâyete bağlı değilŞikâyete bağlı
UzlaştırmaEvetHayırEvet (şikâyete bağlı olduğu için)
Görevli mahkemeAsliye cezaAğır cezaAsliye ceza

Maddenin mantığı m. 211'deki indirimle aynıdır: fail var olmayan bir hak yaratmıyor, gerçekten var olan bir alacağı tahsil etmek için hukuka aykırı yola sapıyor. Bu nedenle kanun koyucu haksızlık içeriğini daha düşük görüyor.

Uygulamada bu madde çoğunlukla "değişen suç vasfına göre" ibaresiyle karşımıza çıkar. Yani iddianame dolandırıcılıktan açılır, mahkeme yargılama sonunda fiili m. 159 kapsamında niteler. 15. Ceza Dairesi'nin 22.05.2017 ve 04.07.2019 tarihli kararları ile 11. Ceza Dairesi'nin 21.04.2022, 25.05.2022 ve 04.07.2024 tarihli kararları bu vasıf değişikliğinin uygulandığı dosyalardır.

Önemli
Bu maddeyi ileri sürerken iki şeyi ispatlamak gerekir:
1. Taraflar arasında gerçek bir hukuki ilişkinin (borç, satış, kira, ortaklık, hizmet) varlığı,
2. Fiilin amacının o ilişkiden doğan alacağı tahsil etmek olduğu.

Sözleşme, banka kayıtları, mesajlaşmalar, tanık beyanları ve varsa cari hesap ekstresi bu ispatın temelini oluşturur. m. 159'un kabulü sadece cezayı düşürmez; suçu şikâyete bağlı hâle getirir ve uzlaştırma kapısını açar. Ayrıca cezanın üst sınırı düştüğü için dava zamanaşımı da kısalır.

Etkin Pişmanlık: Parayı Ödemek Cezayı Ne Kadar İndirir? (m. 168)

Dolandırıcılık, belgede sahteciliğin aksine etkin pişmanlık hükmüne tabidir. Bu, savunmanın elindeki en somut ve en ölçülebilir araçtır.

Oranlar ve Kritik Tarih

Etkin pişmanlıkta indirim oranları
ZamanlamaİndirimKoşul
Kovuşturma başlamadan önceCezanın 2/3'üne kadarZararın tamamen giderilmesi
Kovuşturma başladıktan sonra, hükümden önceCezanın 1/2'sine kadarZararın tamamen giderilmesi
Her iki aşamada kısmî ödemeİlgili fıkradaki oranAyrıca mağdurun rızası şart

Burada çoğu kişinin bilmediği kritik bir teknik nokta var: "kovuşturmanın başlaması" ne demek? Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 20.11.2024 tarihli kararında ölçüt açıkça uygulanıyor: iddianamenin kabul tarihi soruşturma evresinin tamamlandığı tarihtir. Yani ödeme bu tarihten önce yapılırsa 2/3, sonra yapılırsa 1/2 oranı uygulanır.

🚨Kritik Uyarı
Bu fark çok büyüktür. 4 yıl temel cezada 2/3 indirim cezayı yaklaşık 1 yıl 4 aya, 1/2 indirim ise 2 yıla düşürür. Yani ödemenin bir gün önce ya da sonra yapılması, sekiz aylık bir farkla sonuçlanabilir. Bu nedenle iddianamenin kabul edilip edilmediği, dosyanın en acil kontrol edilecek bilgisidir.

Kısmen Ödeme ve Mağdurun Rızası

Zararın tamamını ödeyemiyorsanız mağdurun rızası zorunlu hâle gelir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 22.10.2025 ve 11. Ceza Dairesi'nin 02.02.2026 tarihli kararlarında bu şart özellikle vurgulanıyor. 6. Ceza Dairesi'nin 30.11.2023 tarihli kararında ise mahkemenin, mağdurun kısmî iadeyi kabul etmesi hâlinde m. 168/1, 168/3 ve 168/4'ün uygulanma ihtimalinin bulunduğunu gözetmemesi bozma sebebi yapılmıştır.

Mahkemenin bu konuda resen yükümlülüğü de vardır. 2. Ceza Dairesi'nin 09.10.2024 tarihli kararında, etkin pişmanlık hükümlerinin değerlendirilmesi bakımından sanığa uygun süre verilmesi, gerekirse mahkemece ödeme yeri belirlenip zararı ödeme imkânı tanınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğine karar verilmiştir.

💡İpucu
Uygulamada üç tavsiye:
1. Ödemeyi mutlaka banka kanalıyla ve açıklama yazarak yapın; elden ödeme ispat edilemezse hiç yapılmamış sayılır.
2. Mahkemenin belirlediği ödeme yerine (genellikle mahkeme veznesi) yatırmayı tercih edin; mağdura ulaşılamadığında bu yol tıkanmaz.
3. Kısmî ödemede mağdurun rızasını duruşma tutanağına geçirtin veya yazılı beyan alın.

2. Ceza Dairesi'nin 05.02.2025 tarihli kararında, zararın iade edildiği anlaşılmasına rağmen m. 168/1 uyarınca indirim yapılmaması bozma sebebi sayılmıştır. Yani bu hak, dosyada usulüne uygun belgelendiği takdirde mahkemenin takdirine bırakılmış bir lütuf değildir.

Uzlaştırma: Sadece Basit Dolandırıcılıkta

Uzlaştırma, dosyayı en erken ve en temiz biçimde kapatan yoldur. Ancak dolandırıcılıkta çok net bir sınırı vardır.

CMK m. 253/1-b bendinin 8 numaralı alt bendi, 24 Kasım 2016 tarihli 6763 sayılı Kanun ile eklenmiştir ve yalnızca "Dolandırıcılık (madde 157)" ifadesini taşır. Madde 158'e atıf yoktur.

🚨Kritik Uyarı
Bu ne anlama geliyor?
Basit dolandırıcılık (m. 157): uzlaştırmaya tabidir.
Nitelikli dolandırıcılık (m. 158): uzlaştırmaya tabi değildir.

Yani vasıf tartışması yalnızca ceza miktarını değil, uzlaşma hakkınızın var olup olmadığını da belirliyor. İBAN kiralama dosyaları m. 158 kapsamında görüldüğü için bu dosyalarda uzlaştırma yolu kapalıdır.

Bu bölümde kaçırılmaması gereken güncel bir değişiklik var. 24 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile CMK m. 253/3'e şu cümle eklenmiştir: önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde, uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.

Bu yeni cümle önemli bir tıkanıklığı açıyor. Eski hâlde, uzlaştırma kapsamına giren bir suçun kapsam dışı bir suçla aynı mağdura karşı işlenmesi hâlinde uzlaşma hükümleri hiç uygulanmıyordu. Örneğin aynı mağdura karşı hem hakaret (önödeme kapsamında) hem basit dolandırıcılık işlenmişse, artık dolandırıcılık bakımından uzlaşma yolu açık kalır.

Diğer usul ayrıntıları:

  • Süre: Uzlaşma teklifine cevap süresi, 7 Kasım 2024 tarihli 7531 sayılı Kanun ile üç günden yedi güne çıkarılmıştır. Cevap verilmezse teklif reddedilmiş sayılır.
  • Çok mağdurlu dosya: CMK m. 253/7 uyarınca birden fazla mağdur varsa uzlaştırma için hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir. Dolandırıcılık dosyaları genellikle çok mağdurlu olduğu için bu şart pratikte çok sınırlayıcıdır.
  • Sonuç: Edim def'aten yerine getirilirse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Taksite bağlanır veya süreklilik arz ederse kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir ve erteleme süresince zamanaşımı işlemez.
  • Tazminat: Uzlaşma sağlanırsa, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya sonradan ortaya çıkan zararlar hariç, o suç nedeniyle tazminat davası açılamaz. Bu kuralın önceki hâli Anayasa Mahkemesi'nin 26.07.2023 tarihli E. 2023/43, K. 2023/141 sayılı kararıyla iptal edilmiş, ardından 7531 sayılı Kanun ile bu istisna kaydıyla yeniden düzenlenmiştir.
  • Tek şans: m. 253/18 uyarınca uzlaştırmanın sonuçsuz kalması hâlinde tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez.
⚠️Dikkat
Dolandırıcılıkta önödeme yoktur. TCK m. 75 kapsamındaki önödeme, yalnızca adlî para cezası veya kısa süreli hapis öngörülen suçlarda uygulanır. Basit dolandırıcılığın cezası 1-5 yıl hapis ve adlî para olduğu için önödeme kapsamına girmez. İnternette bunun aksini yazan kaynaklara güvenmeyin.

Şikâyet, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme

Şikâyet. Basit ve nitelikli dolandırıcılık şikâyete bağlı değildir. Savcılık suçu öğrendiği anda resen soruşturma başlatır ve şikâyetten vazgeçme dosyayı düşürmez. Tek istisna m. 159'dur: bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenen dolandırıcılık şikâyete bağlıdır.

Görevli mahkeme. Ceza üst sınırına göre belirlenir:

Görevli mahkeme
SuçCeza aralığıGörevli mahkeme
Basit dolandırıcılık (m. 157)1-5 yılAsliye ceza mahkemesi
Nitelikli dolandırıcılık (m. 158)3-10 yılAğır ceza mahkemesi
Alacağı tahsil amacıyla (m. 159)6 ay-1 yılAsliye ceza mahkemesi

Zamanaşımı. Dava zamanaşımı, suçun kanunda öngörülen üst sınırına göre hesaplanır (TCK m. 66). Bu nedenle m. 158 dosyalarında süre m. 157'ye göre uzundur. Zincirleme suç (m. 43) uygulanan dosyalarda ise başlangıç anı, son fiilin işlendiği tarihe göre belirlenir; bu, çok mağdurlu dolandırıcılık dosyalarında hesabı değiştirir.

Yer bakımından yetki. Dolandırıcılık dosyalarında bu tartışma sık çıkar, çünkü mağdur bir ilde, İBAN sahibi başka ilde, ATM üçüncü bir ildedir. İncelediğim 8 Aralık 2025 tarihli kararda sanık müdafii tam bu noktaya dayanmıştı: sanığın bir ilde yaşadığını, para çekilen ATM'nin ise başka ilde olduğunu ileri sürdü. Bu itiraz reddedildi; suçun birden fazla yerde gerçekleşen unsurları, iştirak hâlinde işlenen fiilin bütününü ortadan kaldırmıyor.

Tutuklama, HAGB ve Kanun Yolları

Tutuklama. Burada yaygın bir yanlış bilgiyi düzeltmek isterim: dolandırıcılık, CMK m. 100/3'te sayılan katalog suçlar arasında değildir. O listede hırsızlık (m. 141, 142) ve yağma (m. 148, 149) yer alır, dolandırıcılık yer almaz. Yani dolandırıcılıkta tutuklama nedeninin "var sayılması" gibi bir kolaylık yoktur.

Buna karşılık tutuklama pekâlâ mümkündür ve uygulamada sık uygulanır. Çünkü CMK m. 100/1 ve 100/2 uyarınca genel şartlar yeterlidir: kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ve bir tutuklama nedeni — kaçma ya da kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular veya delilleri karartma girişimi. m. 100/4'teki yasak da dolandırıcılığı korumaz, çünkü o yasak hapis cezasının üst sınırı iki yılı geçmeyen suçlar içindir; dolandırıcılıkta üst sınır 5 yıl, nitelikli hâlde 10 yıldır.

Kararlar bunu doğruluyor: 6 Şubat 2023 tarihli dosyada sanık tutuklu yargılanmış ve hükümle birlikte tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir; Ceza Genel Kurulu kararına konu dosyada ise sanık hakkında hükümle birlikte tutuklama kararı verilmiştir. Yani bu dosyalarda tutukluluk istisna değil, ciddi bir olasılıktır — ama dayanağı katalog değil, somut kaçma ve delil karartma değerlendirmesidir. Bu ayrım tahliye taleplerinde doğrudan işe yarar.

HAGB. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, 2 Mart 2024 tarihli 7499 sayılı Kanun ile baştan yeniden düzenlenmiştir. Bu değişiklikle HAGB kararlarına karşı kanun yolu itirazdan istinafa çevrilmiştir. HAGB'nin ön koşullarından biri zararın giderilmesidir; bu nedenle dolandırıcılık dosyalarında ödeme, hem m. 168 indirimi hem HAGB bakımından iki kez değer taşır.

İstinaf süresi. 7499 sayılı Kanun ile değişen CMK m. 273/1 uyarınca istinaf süresi, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftadır. İnternetteki birçok kaynak hâlâ yedi gün yazıyor ve bu, doğrudan hak kaybına yol açan yaygın bir hatadır.

⚠️Dikkat
Adlî para cezası ödenmezse ne olur? Ödenmeyen adlî para cezası hapse çevrilir. İncelediğim kararlarda 347.500 TL ve 1.500.000 TL gibi tutarlar taksitlendirilmiştir. Taksitlendirme talebi, dosyanın en pratik ama en çok atlanan taleplerinden biridir; hükümle birlikte istenmelidir.

Kanun yararına bozma. Kesinleşmiş kararlar için bile bir yol vardır. İncelediğim kararların önemli bir bölümü (11. CD 02.02.2026, 11. CD 02.02.2026, 2. CD 22.10.2025, 11. CD 17.03.2025 ve kripto dosyalarının neredeyse tamamı) kanun yararına bozma incelemesidir. Kesinleşmiş bir hükümde hukuka aykırılık varsa Adalet Bakanlığı'ndan bu yolun işletilmesi talep edilebilir. Özellikle etkin pişmanlık indiriminin hiç değerlendirilmediği dosyalarda bu yol fiilen işliyor.

Dolandırıcılık Dosyasında Avukatın Rolü

Bu yazıyı yazarken incelediğim kararlardan çıkardığım en net sonuç şu: dolandırıcılık dosyalarında sonucu belirleyen şey, sanığın "yapmadım" demesi değil, teknik noktaların doğru yerde ve doğru zamanda ileri sürülmesidir.

Şüpheli veya sanık tarafında öncelikli hedefler:

  1. Vasıf tartışması. Fiil m. 158 değil m. 157 mi? Bilişim veya kurum unsuru gerçekten var mı? Bu tartışma hem ceza aralığını hem uzlaşma hakkını hem görevli mahkemeyi değiştirir.
  2. m. 159 ihtimali. Gerçek bir alacak ilişkisi varsa ceza 6 ay-1 yıla iner ve suç şikâyete bağlı hâle gelir.
  3. Etkin pişmanlık takvimi. İddianame kabul edildi mi? 2/3 penceresi hâlâ açık mı?
  4. Zarar miktarı. Sorumlu tutulduğunuz tutar dosyaya uygun mu? 8 Aralık 2025 tarihli kararda savunma tam bu noktayı — 4.900 TL yerine 35.000 TL'den sorumlu tutulmayı — tartışmıştı.
  5. m. 158/3 artırımı. Fiil gerçekten üç veya daha fazla kişiyle mi işlendi? Bu tespit cezayı yarı oranında artırıyor.
  6. Delillerin hukuka uygunluğu. Telefon imaj incelemesi CMK m. 134'e uygun mu? IP ve kamera kayıtları usulüne uygun elde edilmiş mi?

Mağdur ve katılan tarafında ise öncelik farklı: hız ve somutluk. Şikâyetin aynı gün yapılması, bloke talebinin açıkça yazılması, İBAN sahibinin bankadan sorulması, benzer dosyaların birleştirilmesinin istenmesi ve takipsizlik hâlinde eksik soruşturma kalemlerinin isim isim gösterilerek itiraz edilmesi. Yukarıda incelediğim kanun yararına bozma kararları, bu itirazların gerçekten sonuç verdiğini gösteriyor.

Dosyanız bir aile hukuku veya miras uyuşmazlığından doğduysa iki süreci birlikte yürütmek gerekir. Sahte belge iddiası da varsa belgede sahtecilik suçu, sözlü saldırı boyutu varsa hakaret suçu ve cezası yazılarımız bu kesişimi ele alıyor.

Dolandırıcılık dosyaları hem ceza hem hukuk cephesinde aynı anda yürüyen dosyalardır; ceza dosyasındaki bir beyan, tazminat davasında aleyhinize delil olabilir. Dosyanızı değerlendirmek için İstanbul ceza avukatı sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

Yazar Hakkında
Av. Murat Aydar

Av. Murat Aydar

Boşanma Avukatıİstanbul Barosu - Sicil No: 62459

İstanbul'da aile hukuku alanında müvekkillerime hizmet veriyorum. Özellikle anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı davalarında hukuki destek sağlıyorum.