Özet
Eşler mal rejimi sözleşmesiyle kanundaki dört rejimden birini seçebilir (TMK m. 202); serbest içerikli bir evlilik sözleşmesi Türk hukukunda yoktur. Sözleşme evlenmeden önce veya evlilik içinde yapılabilir, geçerliliği noterde düzenleme ya da onaylama şekline bağlıdır (m. 205). Yargıtay 2. HD'nin 2024 tarihli iki kararına göre sözleşmenin geçmişe etkili maddeleri geçersizdir; sözleşme yapıldığı tarihten itibaren geçerlidir. Kanun beş noktada sapmaya izin verir: mesleki ve ticari değerleri kişisel mal saymak, kişisel mal gelirlerini dışarıda tutmak (m. 221), artık değere katılma oranını değiştirmek (m. 237), aile konutunda farklı düzen (m. 240) ve mal ortaklığını daraltmak (m. 258-259, 276). Nafaka, velayet ve tazminat bu sözleşmeye yazılamaz; ancak hâkim onayıyla geçerlilik kazanır (m. 184/5). Sözleşme alacaklılara karşı kalkan değildir (m. 213).
"Evlilik sözleşmesi yapsak mallar karışmaz" cümlesi Türkiye'de çok söyleniyor, ama iki büyük yanlış üzerine kurulu. Birincisi, Türk hukukunda "evlilik sözleşmesi" adında serbest içerikli bir sözleşme yok; kanunun tanıdığı kurumun adı mal rejimi sözleşmesi ve içeriği kanunla sınırlanmış. İkincisi, bu sözleşme geçmişi silmiyor — Yargıtay 2024'te verdiği iki kararla bunu açıkça ortaya koydu.
Bu yazıda mal rejimi sözleşmesinin gerçekte ne yapabildiğini, ne yapamadığını, nasıl ve nerede yapıldığını kanun maddeleri ve güncel Yargıtay kararlarıyla anlatıyoruz.
"Evlilik Sözleşmesi" Diye Bir Sözleşme Var mı?
Hayır — en azından filmlerdeki anlamıyla yok. Türk Medeni Kanunu, eşlerin mal ilişkisini tek bir kurumla düzenliyor: mal rejimi sözleşmesi. Kanun, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanmasının asıl olduğunu söyledikten sonra ekliyor: eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebilirler.
TMK m. 203: "Mal rejimi sözleşmesi, evlenmeden önce veya sonra yapılabilir. Taraflar, istedikleri mal rejimini ancak kanunda yazılı sınırlar içinde seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilirler."
Buradaki "kanunda yazılı sınırlar içinde" ifadesi her şeyi belirliyor. Seçilebilecek rejimler sınırlı sayıdadır: dördünden birini seçersiniz, beşinci bir rejim icat edemezsiniz. Sözleşmeye "ben kazandığımın tamamını kendime saklarım, o hiçbir şey alamaz" gibi bir hüküm yazmak da mümkün değil; ancak kanunun izin verdiği belirli noktalarda sapma yapabilirsiniz. Bu noktaları aşağıda tek tek sayıyoruz.
Yargıtay bunu çok net ifade ediyor: aile hukukunda tam ve sınırsız bir sözleşme serbestisi kabul edilmemiştir; serbesti sınırlı olarak tanınmıştır.
Seçilebilecek Dört Mal Rejimi
Sözleşme yapmazsanız kanunun yasal rejimi olan edinilmiş mallara katılma uygulanır. Sözleşmeyle geçebileceğiniz üç seçimlik rejim daha var:
| Rejim | Temel kural | Sona erdiğinde | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Edinilmiş mallara katılma (yasal rejim) | Evlilik içinde emekle edinilenler edinilmiş mal; miras, bağış, evlilik öncesi mallar ve manevi tazminat kişisel mal | Her eş diğerinin artık değerinin yarısı oranında katılma alacağı ister; bu bir para alacağıdır, tapu payı değil | TMK m. 202, 218-241 |
| Mal ayrılığı | Her eş kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını korur | Katılma alacağı doğmaz; yalnızca parasal katkı varsa katkı payı alacağı gündeme gelir | TMK m. 242-243 |
| Paylaşmalı mal ayrılığı | Mallar ayrı; ancak rejim kurulduktan sonra edinilen ve ailenin ortak kullanımına özgülenmiş mallar ile ailenin ekonomik geleceğini güvenceye alan yatırımlar ortak sayılır | Bu mallar eşit olarak paylaşılır; miras, bağış ve manevi tazminatla edinilenler hariç | TMK m. 244-255 (özellikle m. 250) |
| Mal ortaklığı | Kişisel mal sayılanlar dışındaki mallar ve gelirleri ortaklık malı olur; eşler bölünmemiş bir bütün olarak sahiptir ve hiçbiri tek başına tasarruf edemez | Her eşe ortaklık mallarının yarısı verilir; sözleşmeyle başka oran kararlaştırılabilir | TMK m. 256-281 (m. 257, 276) |
Rejimlerin kendi içindeki ayrıntıları ve hangi malın hangi kategoriye girdiğini boşanmada mal paylaşımı rehberimizde ve hangi mallar paylaşılmaz yazımızda ele aldık.
Sözleşme Nasıl Yapılır? Şekil ve Ehliyet
Mal rejimi sözleşmesi şekle bağlı bir sözleşmedir. Şekle uyulmazsa sözleşme geçerli olmaz — aralarında imzaladıkları bir kâğıda güvenen eşlerin en sık düştüğü hata bu.
Düzenleme mi, Onaylama mı?
İkisi de geçerli, ama farkları var:
- Düzenleme şeklinde: metni noter hazırlar, tarafların iradesini bizzat tespit eder. Hukuken en güçlü ve ispat açısından en güvenli yol. Uygulamada mal rejimi sözleşmeleri çoğunlukla böyle yapılır.
- Onaylama şeklinde: metni taraflar (veya avukatları) hazırlar, noter imzaların ilgililere ait olduğunu onaylar. Metnin hukuka uygunluğunun sorumluluğu büyük ölçüde taraflarda kalır.
İçeriği kanunun izin verdiği sınırları aşan bir sözleşme, noterde yapılmış olsa bile o maddeler yönünden geçersizdir. Noter onayı, şekil şartını karşılar; içeriği hukuka uygun hâle getirmez.
Evlenme Başvurusu Sırasında Seçim
Kanun ikinci bir yol daha tanıyor: evlenme başvurusu sırasında hangi rejimin seçildiğini yazılı olarak bildirmek. Bu, notere gitmeye gerek bırakmaz ama yalnızca evlenme anında kullanılabilen bir imkândır. Evlendikten sonra rejim değiştirmek isteyen eşlerin tek yolu noterdir.
Kimler Yapabilir? Tapuya Şerh Gerekir mi?
- Ehliyet: sözleşme ancak ayırt etme gücüne sahip kişilerce yapılabilir. Küçükler ile kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızasını almak zorundadır (TMK m. 204).
- İmza: tarafların ve gerektiğinde yasal temsilcilerinin imzası zorunludur.
- Tescil: kanun, sözleşmenin geçerliliği için tapuya şerh ya da nüfus kaydına işlenme gibi bir tescil şartı öngörmemiştir. Nüfus Hizmetleri Kanunu'nda mal rejimi sözleşmesine ilişkin bir kayıt hükmü de yoktur. Bu nedenle sözleşmenin bir nüshasını saklamak ve noterdeki yevmiye numarasını not etmek pratikte önemlidir.
- Masraf: noter ücreti ve harçlar her yıl yenilenen Noterlik Ücret Tarifesi'ne göre belirlenir. Tutarı sözleşme yapmadan önce ilgili noterlikten teyit ettirin.
Ne Zaman Yapılabilir? Evlilik İçinde de Mümkün
Sözleşme evlenmeden önce veya sonra yapılabilir (TMK m. 203). Evlilik içinde rejim değiştirmek için hâkim kararına, gerekçe göstermeye ya da karşı tarafı ikna edecek bir sebebe ihtiyaç yok; iki eşin iradesi ve noter şekli yeterli. Kanun bunu ayrıca teyit ediyor: eşler her zaman yeni bir mal rejimi sözleşmesiyle önceki veya başka bir mal rejimini kabul edebilirler (TMK m. 208).
Bu, sözleşmenin "bir kere yapılıp bitirilen" bir iş olmadığı anlamına gelir. Evliliğin onuncu yılında işletme kuran bir eş, o tarihte rejimi değiştirebilir. Ama işte tam burada yazının en kritik noktası devreye giriyor.
En Kritik Nokta: Sözleşme Geriye İşlemez
Çok yaygın bir beklenti var: "Yedi yıl evliyiz, şimdi mal ayrılığı sözleşmesi yaparsak bu yedi yıl da kapsama girer." Girmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024'te verdiği iki kararla bu tartışmayı kapattı.
Yargıtay kabul etmedi: "TMK m. 203 uyarınca eşlerin ancak kanunda yazılı sınırlar içerisinde mal rejimini düzenleyebileceklerinden geçmişe etkili olacak şekilde 4722 sayılı Kanun'un 10. maddesindeki istisnalar dışında mal rejimi sözleşmesi düzenleyemezler. O hâlde ... sözleşmenin geçmişe etkili olacağına ilişkin maddeleri geçerli olmayıp işbu sözleşme yapıldığı tarihten itibaren geçerlidir."
Aynı yönde: 2. HD 03.10.2024, E. 2023/7024, K. 2024/6794 — 20.07.2015 tarihli "Mal Rejimi Değişikliği Sözleşmesi"nin geçmişe etkili maddeleri geçersiz sayıldı.
Kararın gerekçesinde bu sınırlamanın kamu düzenine ilişkin olduğu ve sözleşme serbestisine dayanılarak aşılamayacağı, geçmişe etkili böyle bir belirlemenin yok hükmünde olduğu vurgulanıyor.
Pratikte Ne Demek?
Sözleşme, evliliği iki döneme böler. Sözleşmeden önceki dönem eski rejime, sonraki dönem yeni rejime tabidir. Yukarıdaki davada tasfiyeye konu taşınmaz sözleşmeden on beş gün önce (13.04.2010) alınmıştı; bu nedenle o taşınmaz mal ortaklığına değil, edinilmiş mallara katılma rejimine tabi kaldı.
Bunun somut sonucu şu oldu: kadın tapudan pay istedi, alamadı. Çünkü edinilmiş mallara katılma rejiminde tasfiye alacağı ayni değil kişisel bir alacak hakkıdır; eşin diğerinin malvarlığında mülkiyet veya başka ayni hak talebi kural olarak söz konusu olamaz. Kanun bu kuralın yalnızca iki istisnasını sayıyor: paylı malda üstün yararın kanıtlanması (TMK m. 226/2) ve aile konutu ile ev eşyası (TMK m. 240). Kararda ayrıca, alacağın ayın olarak ödenmesinin borçlu eşe tanınmış bir hak olduğu, alacaklı eşin bunu dayatamayacağı belirtiliyor.
Sözleşmeye Ne Yazılabilir? Kanunun İzin Verdiği Beş Sapma
Rejimler sınırlı sayıda olsa da kanun, seçilen rejimin içinde belirli noktalarda anlaşmaya izin veriyor. Bunlar, iyi hazırlanmış bir sözleşmenin gerçek çalışma alanıdır:
| İzin verilen düzenleme | İçeriği | Sınırı | Madde |
|---|---|---|---|
| Mesleki ve ticari değerleri kişisel mal saymak | Bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan ve normalde edinilmiş mal olacak değerlerin kişisel mal sayılacağı kararlaştırılabilir | — | TMK m. 221/1 |
| Kişisel malların gelirlerini dışarıda tutmak | Kira, faiz, temettü gibi kişisel mal gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağı kararlaştırılabilir | — | TMK m. 221/2 |
| Artık değere katılma oranını değiştirmek | Yasal yarı yarıya paylaşım yerine başka bir esas kabul edilebilir | Eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve onların altsoylarının saklı paylarını zedeleyemez | TMK m. 237 |
| Aile konutu ve ev eşyasında farklı düzen | Sağ kalan eşin aile konutu ve ev eşyası üzerindeki hakları için sözleşmeyle başka düzenleme yapılabilir | — | TMK m. 240 |
| Mal ortaklığını daraltmak / oranı değiştirmek | Ortaklık yalnızca edinilmiş mallara indirilebilir; taşınmazlar, bir eşin kazancı, mesleki malları ortaklık dışında tutulabilir; paylaşma oranı değiştirilebilir | Altsoyun saklı paylarını zedeleyemez | TMK m. 258, 259, 276 |
Sözleşmeye Yazılamayanlar: Nafaka, Velayet, Tazminat
Mal rejimi sözleşmesi, adından da anlaşılacağı gibi yalnızca malvarlığı ilişkisini düzenler. Boşanmanın diğer sonuçları bu sözleşmenin konusu değildir ve noterde kararlaştırılamaz.
- Nafaka: "Boşanırsak nafaka istemeyeceğim" taahhüdü, evlilik sırasında noterde verilse bile hâkimi bağlamaz. Nafaka, boşanma davasında talep ve şartlara göre değerlendirilir.
- Velayet ve kişisel ilişki: çocuğa dair düzenlemeler çocuğun üstün yararı ölçütüne tabidir ve hâkimin denetimi dışında bırakılamaz. Eşlerin önceden yaptığı bir anlaşma, hâkimi bağlamaz.
- Maddi ve manevi tazminat: boşanmanın malî sonuçlarına ilişkin feragat de aynı kurala tabidir.
- Boşanma sebebi yaratmak: "aldatma hâlinde evlilik kendiliğinden sona erer" gibi hükümler geçersizdir; boşanma ancak kanunda sayılan sebeplerle ve mahkeme kararıyla gerçekleşir.
Bu konuların düzenlenebileceği tek yer, boşanma davasındaki anlaşmalı boşanma protokolüdür ve orada da geçerlilik hâkimin onayına bağlıdır. Onaylanmış bir protokolün ne kadar güçlü olduğunu gösteren bir örnek: 2. Hukuk Dairesi'nin 26.03.2024 tarihli E. 2023/2433, K. 2024/2082 sayılı kararında, hâkimin onayladığı protokolde taşınmaz ve araç payı devri taahhüt eden eşin ölümünden sonra bu yükümlülük mirasçılarına karşı dava yoluyla yerine getirildi. Protokolün nasıl kurulacağını anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı ve feragat yazımızda, boşanma anında yapılan paylaşım sözleşmelerini ise mal paylaşımı sözleşmesi nasıl hazırlanır yazımızda ele aldık.
Alacaklılar Karşısında: Sözleşme Kalkan Değil
Mal rejimi sözleşmesinin borçtan kurtulma ya da haciz kaçırma aracı olarak kullanılabileceği düşüncesi de yanlış. Kanun bunu ayrı bir maddeyle kapatmış.
Yani rejim değiştirip malları diğer eşe geçirmek, alacaklıyı o mallardan uzaklaştırmaz; malları devralan eş borçtan kişisel olarak sorumlu hâle gelir. Boşanma öncesinde yapılan devirlerin ayrıca muvazaa ve tasarrufun iptali yönünden incelenebileceğini muvazaalı satış yazımızda anlattık. Aile konutu söz konusuysa ayrı bir koruma daha devreye girer; ayrıntısı aile konutu şerhi yazımızda.
Tersi de Var: Mahkeme Kararıyla Mal Ayrılığı
Eşinizin malî davranışı sizi riske atıyorsa, sözleşme yapmasını beklemek zorunda değilsiniz. Haklı bir sebep varsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine mevcut rejimin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebilir (TMK m. 206). Kanun haklı sebebe örnek olarak şunları sayıyor:
- Diğer eşe ait malvarlığının borca batık veya ortaklıktaki payının haczedilmiş olması.
- Diğer eşin, istemde bulunanın veya ortaklığın menfaatlerini tehlikeye düşürmüş olması.
- Ortaklık malları üzerinde tasarruf için gereken rızasını haklı sebep olmadan esirgemesi.
- Diğer eşin malvarlığı, geliri, borçları veya ortaklık malları hakkında bilgi vermekten kaçınması.
- Diğer eşin sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun olması.
Mal ayrılığına geçişi gerektiren sebep sonradan ortadan kalkarsa, hâkim eşlerden birinin istemi üzerine eski rejime dönülmesine karar verebilir (m. 208).
2002 Öncesi Evlilikler: İki Dönemli Hesap
Türk Medeni Kanunu 1 Ocak 2002'de yürürlüğe girdi ve edinilmiş mallara katılmayı yasal rejim yaptı. Ondan önce evlenmiş çiftler için hesap iki döneme bölünür ve bu, uygulamada en çok yanlış anlaşılan konulardan biri.
| Dönem | Geçerli rejim | Sonuç |
|---|---|---|
| Evlenme tarihi – 01.01.2002 | Eski Medeni Kanun'un yasal rejimi olan mal ayrılığı (eşler eski kanunun seçimlik rejimlerinden birini seçmedikleri sürece) | Bu dönemde edinilen mallar için katılma alacağı doğmaz; yalnızca katkı payı alacağı gündeme gelir |
| 01.01.2002 – rejimin sona ermesi | Edinilmiş mallara katılma | Bu dönemde edinilenler için katılma alacağı istenebilir |
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu ayrımı istikrarlı biçimde uyguluyor — örneğin 21.05.2025 tarihli E. 2023/709, K. 2025/325 ve 13.12.2023 tarihli E. 2022/1273, K. 2023/1238 sayılı kararlar bu yöndedir.
Yurt Dışında Yaşayan Eşler: Hangi Hukuk Uygulanır?
Eşlerden biri yabancıysa ya da evlilik yurt dışında kurulmuşsa, önce hangi ülkenin hukukunun uygulanacağı belirlenir. Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun burada eşlere bir seçim hakkı tanıyor:
- Eşler, evlilik malları hakkında evlenme anındaki mutad mesken veya millî hukuklarından birini açıkça seçebilirler.
- Böyle bir seçim yapılmamışsa sırasıyla: evlenme anındaki müşterek millî hukuk, yoksa evlenme anındaki müşterek mutad mesken hukuku, o da yoksa Türk hukuku uygulanır.
- Malların tasfiyesinde taşınmazlar için bulundukları ülke hukuku uygulanır — yani Türkiye'deki taşınmaz için Türk hukuku.
- Evlendikten sonra yeni bir müşterek hukuka sahip olan eşler, üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak üzere bu yeni hukuka tabi olabilirler.
Dikkat edilecek nokta: seçim hakkı evlenme anındaki bağlara göre kullanılıyor. Almanya'da yaşayan bir çiftin Alman hukukunu seçmesi mümkündür; ama Türkiye'deki taşınmazın tasfiyesinde yine Türk hukuku devreye girer. Yurt dışı boyutu olan dosyalar için gurbetçiler için boşanma, tanıma ve tenfiz yazımıza bakabilirsiniz.
Kimler İçin Gerçekten Mantıklı?
Mal rejimi sözleşmesi herkes için gerekli değil. Yasal rejim, çoğu evlilikte dengeli bir sonuç üretir. Sözleşmenin gerçek fark yarattığı durumlar şunlar:
- İşletme veya serbest meslek sahibi olmak. TMK m. 221, mesleki ve ticari faaliyetten doğan değerlerin kişisel mal sayılmasına izin veriyor; şirketin tasfiye baskısı altında değer kaybetmesini önlemenin en temiz yolu bu.
- İkinci evlilik ve önceki evlilikten çocuk. Artık değere katılma oranını değiştirme imkânı (m. 237) ve saklı pay sınırı, tam bu senaryo için tasarlanmış.
- Büyük bir kişisel malvarlığı veya beklenen miras. Miras ve bağışla gelen mallar kanun gereği kişisel maldır; ama bunların gelirleri edinilmiş mala girer. Sözleşmeyle bu gelirler de dışarıda tutulabilir (m. 221/2).
- Gelirler arasında büyük fark olması. İki tarafın da bilinçli tercihiyle kurulan bir düzen, boşanma anındaki tartışmayı baştan keser.
- Eşlerden birinin yurt dışı bağlantısı olması. Uygulanacak hukukun baştan belirlenmesi, sonradan çıkacak yetki ve hukuk tartışmalarını önler.
Buna karşılık, ev ve araç dışında malvarlığı olmayan, gelirleri benzer bir çift için sözleşme çoğu zaman gereksiz bir masraftır: yasal rejim zaten yarı yarıya bir sonuç üretir.
Sözleşme Nasıl Değiştirilir veya Kaldırılır?
Mal rejimi sözleşmesi kalıcı bir bağ değil. Eşler her zaman yeni bir sözleşmeyle önceki rejime ya da başka bir rejime geçebilirler (TMK m. 208). Kaldırma ve değiştirme de aynı şekle tabidir: noterde düzenleme veya onaylama.
- Tek taraflı iptal yok. Sözleşmeyi yapan eşlerden biri tek başına ondan dönemez; değişiklik için iki tarafın iradesi gerekir. Tek taraflı yol, m. 206'daki haklı sebeplere dayanıp mahkemeden mal ayrılığına geçiş istemektir.
- Değişiklik de ileriye etkilidir. Yeni sözleşme, önceki dönemi yeniden düzenlemez; yalnızca kendi tarihinden sonrası için geçerli olur.
- Rejim boşanmada davanın açıldığı tarihte sona erer. Boşanma kararı verilirse mal rejimi, dava tarihi itibarıyla sona ermiş sayılır (TMK m. 225/2) — karar tarihi değil, dava tarihi esas alınır.
- Geçersizlik iddiası. Şekle aykırılık, ehliyetsizlik ya da içeriğin kanunun sınırlarını aşması hâlinde sözleşmenin tamamı veya ilgili maddeleri geçersiz sayılabilir; bu, tasfiye davası içinde tartışılır. Tasfiye davasının işleyişini mal paylaşımı davası yazımızda anlattık.
Sık Yapılan Yedi Hata
- Aralarında imzalanan kâğıda güvenmek. Mal rejimi sözleşmesi noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılmadıkça geçerli değildir; el yazısıyla imzalanmış bir metin sonuç doğurmaz.
- Sözleşmenin geçmişi kapsadığını sanmak. Yargıtay'ın 2024 kararlarına göre geçmişe etkili maddeler geçersizdir; sözleşme yapıldığı tarihten itibaren geçerlidir.
- Nafaka ve velayeti sözleşmeye yazmak. Bunlar ancak boşanma davasında hâkimin onayıyla geçerlilik kazanır (TMK m. 184/5).
- "Mal ayrılığı seçersem hiçbir şey vermem" sanmak. Mal ayrılığında katılma alacağı doğmaz; ama diğer eşin parasal katkısı varsa katkı payı alacağı gündeme gelir. Bunun ayrıntısını katkı payı ve kişisel mal yazımızda ele aldık.
- Alacaklılardan kaçmak için rejim değiştirmek. TMK m. 213 bu yolu kapatıyor; malları devralan eş borçtan kişisel olarak sorumlu olur.
- İkinci evlilikte saklı payı hesaba katmamak. Katılma oranını değiştiren anlaşmalar, ortak olmayan çocukların ve altsoylarının saklı paylarını zedeleyemez (m. 237).
- Şirket ve mesleki malları düzenlemeden bırakmak. Kanun bu konuda açık bir imkân tanıyor (m. 221); kullanılmadığında işletme değeri tasfiyeye girer.
Sonuç
Türk hukukunda "evlilik sözleşmesi", eşlerin dilediklerini yazabildiği bir metin değil; kanunun çizdiği dört rejimden birini seçmek ve kanunun izin verdiği beş noktada sapma yapmaktır. Doğru kurulduğunda gerçekten işe yarar: işletme değerini koruyabilir, kişisel mal gelirlerini dışarıda tutabilir, katılma oranını değiştirebilir.
Ama iki sınırı akılda tutmak şart. Sözleşme ileriye çalışır: ne kadar erken yapılırsa o kadar değerlidir, geçmişi düzeltmez. Ve yalnızca malvarlığını düzenler: nafaka, velayet ve tazminat bu metnin konusu değildir. Kendi durumunuz için hangi rejimin uygun olduğunu ve sözleşmede hangi maddelerin yer alması gerektiğini değerlendirmek isterseniz iletişim bilgilerimiz sayfanın altındadır. Boşanma sürecinin bütününü Boşanma Rehberi sayfamızda topladık.

Av. Murat Aydar
İstanbul'da aile hukuku alanında müvekkillerime hizmet veriyorum. Özellikle anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı davalarında hukuki destek sağlıyorum.