5237 sayılı Türk Ceza Kanunu

TCK Madde 3: Adalet ve Kanun Önünde Eşitlik İlkesi

Birinci Kitap: Genel Hükümler › Birinci Kısım: Temel İlkeler, Tanımlar ve Uygulama Alanı › Birinci Bölüm: Temel İlkeler ve Tanımlar

Yürürlükteki metin · Son güncelleme: 22.09.2026 · Hazırlayan: Av. Murat Aydar

Kısaca TCK 3

TCK 3 iki ilke koyar. Birincisi orantılılıktır: suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur. İkincisi eşitliktir: Ceza Kanunu uygulanırken kişiler arasında ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, siyasal veya diğer düşünce, felsefi inanç, köken, doğum, ekonomik ve diğer toplumsal konum bakımından ayrım yapılamaz, kimseye ayrıcalık tanınamaz. Madde Hükümet Tasarısında yoktu; TBMM Adalet Komisyonu tarafından eklendi. Yargıtay Ceza Genel Kurulu orantılılık ilkesini özellikle temel cezanın belirlenmesinde ve indirim oranlarında uygular: alt sınırdan uzaklaşmak için olayın benzerlerinden ayrılan somut bir neden gerekir, fiilin ağırlığı gerektiriyorsa alt sınıra yakın ceza da orantısız kalır. Aynı suçu birlikte işleyenler arasında, herkes için ortak olan ölçütlere dayanarak farklı ceza verilmesini ise eşitlik ilkesine aykırı bulur.

Temel kavramlar

Orantılılık (oranlılık) ilkesi
Ceza ve güvenlik tedbirinin fiilin ağırlığıyla dengeli olması. Gerekçeye göre suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımlar "haklı ve ölçülü" olmalıdır.
Temel ceza
Hâkimin, suçun kanuni tanımındaki alt ve üst sınır arasında TCK m. 61/1'deki ölçütlere göre belirlediği ilk ceza. Artırım ve indirimler bu ceza üzerinden yapılır.
Cezanın bireyselleştirilmesi
Belirlenen cezanın failin kişiliğine uydurulması. Takdiri indirim (TCK m. 62), seçenek yaptırımlar (m. 50) ve erteleme (m. 51) bu aşamanın araçlarıdır.
Kusur ilkesi
Cezanın fiildeki haksızlık içeriğiyle orantılı olmasını gerektiren ilke. Anayasa Mahkemesine göre bir fiil için öngörülecek yaptırımın azami sınırını failin kusuru belirler.
Mükerrer değerlendirme yasağı
Suçun unsurunu veya nitelikli hâlini oluşturan bir husus, temel cezanın belirlenmesinde ayrıca ağırlaştırıcı olarak gözetilemez (TCK m. 61/3).
Eşitlik ilkesi
Ceza Kanununun uygulanmasında kişiler arasında sayılan nedenlerle ayrım yapılmaması ve kimseye ayrıcalık tanınmaması (TCK m. 3/2; Anayasa m. 10).
Ortak ve kişisel ölçütler
Zarar veya tehlikenin ağırlığı gibi ölçütler suça katılan herkes için ortaktır; kusurun ağırlığı, amaç ve saik ise faile göre değişir. Ceza Genel Kurulu farklı cezayı ancak kişisel ölçütlerle açıklanabilir sayar.
Hakkaniyet ölçüsü (müsadere)
Suçta kullanılan eşyanın müsaderesi işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracak ve hakkaniyete aykırı olacaksa müsadereye hükmedilmeyebilir (TCK m. 54/3).
Bir bakışta TCK 3
KonuKuralDayanak
OrantılılıkCeza ve güvenlik tedbiri fiilin ağırlığıyla orantılı olmalıdır.TCK m. 3/1
Temel cezaAlt ve üst sınır arasında, m. 61/1'deki ölçütlerle ve gerekçe gösterilerek belirlenir.TCK m. 61/1
Alt sınırdan uzaklaşmaOlay benzerlerinden farklılık göstermiyorsa alt sınırdan uzaklaşılamaz.Yargıtay CGK 2023/396, 2025/542
Çok düşük cezaKusur ve zararın ağırlığı gerektiriyorsa alt sınıra yakın ceza da orantısızdır.Yargıtay CGK 2025/215
Üst sınırFiilin ağırlığı somut olarak gösterilirse üst sınırdan ceza orantılı olabilir.Yargıtay CGK 2021/26
OranlarHaksız tahrik, olası kast gibi indirim ve artırım oranları da orantılılığa göre belirlenir.Yargıtay CGK 2023/34, 2024/121
Takdiri indirimm. 62/2'deki ölçütlerle değerlendirilir; "suçun ağırlığı" bu ölçütlerden değildir.TCK m. 62; Yargıtay CGK 2023/473
Suç ortaklarıHerkes için ortak ölçütlere dayanarak farklı temel ceza verilmesi eşitlik ilkesine aykırıdır.TCK m. 3/2; Yargıtay CGK 2014/381
Ekonomik ve sosyal durumTemel cezanın gerekçesi olamaz; adli para cezasında yalnız bir gün karşılığı miktarın belirlenmesinde gözetilir.TCK m. 3/2, 52/2; Yargıtay 12. CD 2018
Güvenlik tedbirleriMüsadere gibi tedbirler de orantılı olmalıdır; hakkaniyete aykırı müsadereden kaçınılabilir.TCK m. 3/1, 54/3
Kanun koyucuCezalar ölçülü olmalıdır; Anayasa Mahkemesi adalet ve hakkaniyete aykırı cezai yasakları iptal eder.Anayasa m. 2; AYM 2015/117, 2025/125
Kaynağı ve değişiklikHükümet Tasarısında yoktu; Adalet Komisyonu ekledi. 01.06.2005'ten bu yana değişmedi.TBMM S. Sayısı 664; TCK m. 344

Madde Metni

Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi — Madde 3

  1. (1)Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.
  2. (2)Ceza Kanununun uygulamasında kişiler arasında ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, siyasal veya diğer fikir yahut düşünceleri, felsefi inanç, milli veya sosyal köken, doğum, ekonomik ve diğer toplumsal konumları yönünden ayrım yapılamaz ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınamaz.

Kaynak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, mevzuat.gov.tr. Fıkra numaraları okumayı kolaylaştırmak için eklenmiştir.

Madde Gerekçesi

Suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak ceza hukuku yaptırımlarının haklı ve ölçülü olması gerekir. Çünkü ancak haklı ve suçun ağırlığıyla orantılı bir yaptırım ile suç işleyen kişinin bu fiilinden pişmanlık duyması sağlanabilir ve yeniden topluma kazandırılması söz konusu olabilir. Yine bireylerin hukuka olan güvenlerinin pekişmesi ve cezanın caydırıcılık etkisinin doğru biçimde gösterilebilmesi için de ceza hukukunun temel ilkelerinden olan oranlılık ilkesine uymak gerekir. Madde ile bu hususa ceza kanunda açıkça yer verilerek, ceza kanunun adaletçi bir karaktere sahip olduğu da vurgulanmak istenmiştir.

Geçmişte ve günümüzde, insanın ırk, din, düşünce veya cinsiyeti nedeniyle uğradığı haksız muamelelerin önlenmesi, insanlık camiasının temel uğraşlarındandır. Ceza hukuku araçlarıyla yapılan ayrımcılık ise insana yönelik yapılan en zalimane uygulamalardan biridir. Özellikle totaliter rejimlerdeki ayırımcılığın ortaya çıkardığı felaketler insanlık tarihinde unutulamayacak acı izler bırakmıştır. İşte bu nedenlerledir ki insan haklarıyla ilgili uluslararası sözleşmelerde ve Anayasamızda ifade edilen eşitlik ilkesine yer verilerek, ceza kanununun insancıl niteliğe sahip olduğuna da işaret edilmektedir. Ceza kanunlarının düzenlenmesinde ve uygulanmasında bireyler arasında herhangi bir sebeple ayırım yapılmamasının ifade edilmesi, aynı zamanda hukuk devletinin özünü oluşturan insan onurunun korunmasının ceza kanununda da temel değer olarak benimsenmesi anlamına gelmektedir.

Kaynak: TBMM Adalet Komisyonu Raporu (08.03.2004, Esas No. 1/593, Karar No. 60), S. Sayısı 664, s. 406. Madde Hükümetin Tasarısında bulunmuyordu (Tasarının ilk üç maddesi kanunilik, kanunun bağlayıcılığı ve özel kanunlarla ilişkiye ayrılmıştı); Adalet Komisyonu tarafından eklendi. Bu nedenle gerekçesi, Komisyonun kabul ettiği maddelerin gerekçeleri arasında yer alır. Metin özgün yazımıyla aktarılmıştır.

Değişiklik Geçmişi

TarihKaynakDeğişiklik
12.10.20045237 sayılı Türk Ceza Kanunu (kabul 26.09.2004, RG 12.10.2004, S. 25611)Kanun yayımlandı. Hükümet Tasarısında yer almayan adalet ve eşitlik maddesi, TBMM Adalet Komisyonu tarafından 3. madde olarak eklendi ve Genel Kurulda kabul edildi.
01.06.2005TCK m. 344/1-c; 31.03.2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanun geçici m. 1Madde yürürlüğe girdi. TCK 3 o tarihten bu yana değiştirilmemiştir.

765 Sayılı Eski TCK ile Karşılaştırma

1926 tarihli ve 765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu'nda orantılılık ve eşitlik ilkelerini genel olarak düzenleyen bir madde yoktu. Eşitlik ilkesi ceza uygulaması bakımından da Anayasa'nın 10. maddesine dayanıyordu. Cezanın tayinine ilişkin ölçütler ise 765 sayılı Kanunun 29. maddesine 1990 yılında eklenen son fıkrada yer alıyordu:

"Hakim, iki sınır arasında temel cezayı, suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suç konusunun önem ve değeri, suçun işlendiği zaman ve yer, fiilin diğer özellikleri, zararın veya tehlikenin ağırlığı, kastın veya taksirin yoğunluğu, suç sebepleri ve saikleri, failin amacı, geçmişi, şahsi ve sosyal durumu, fiilden sonraki davranışı gibi hususları gözönünde bulundurmak suretiyle takdirini kullanarak belirler. Cezanın asgari hadden tayini halinde dahi takdirin sebepleri kararda mutlaka gösterilir." (765 s.K. m. 29, son fıkra; Ek: 21.11.1990, 3679 s.K. m. 2)
Konu765 sayılı TCK5237 sayılı TCK
Genel ilkeOrantılılık ve eşitlik için genel bir madde yoktu.TCK 3: orantılı ceza ve güvenlik tedbiri; ayrım ve ayrıcalık yasağı
Temel cezanın ölçütlerim. 29/son: fiile ilişkin ölçütlerle birlikte failin geçmişi, şahsi ve sosyal durumu da sayılıyordu.m. 61/1: yalnız fiile ve kusura ilişkin yedi ölçüt; failin geçmişi ve fiil sonrası davranışı takdiri indirimde (m. 62) değerlendirilir.
Gerekçe yükümlülüğüAsgari hadden ceza verilse bile takdirin sebepleri gösterilirdi.Temel ceza ve takdiri indirim gerekçeleriyle gösterilir (m. 61, 62/2).

Yeni Kanunun bu ayrımı uygulamada önem taşır: Ceza Genel Kurulu, eşe karşı eziyet suçunda temel cezayı artırmak için gösterilen "sanığın kişiliği" gerekçesini TCK m. 61'deki ölçütler arasında görmemiş (Yargıtay CGK, 26.11.2025, E. 2023/272, K. 2025/542); takdiri indirimin ise yalnız m. 62'de sayılan ölçütlerle değerlendirilebileceğini vurgulamıştır (Yargıtay CGK, 27.09.2023, E. 2023/14, K. 2023/473). Eşitlik ilkesi bakımından da 12. Ceza Dairesi, temel cezanın "sanığın şahsi, sosyal ve ekonomik durumu" gerekçesiyle belirlenmesini TCK 3/2'ye aykırı bulmuştur (Yargıtay 12. CD, 19.12.2018, E. 2016/9837, K. 2018/12352).

TCK 3. Madde Ne Düzenler?

TCK 3'ün kenar başlığı "adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi"dir ve iki ayrı kural içerir. Birinci fıkra, suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunmasını ister; bu, ceza hukukunda orantılılık (oranlılık) ilkesidir. İkinci fıkra, Ceza Kanununun uygulanmasında kişiler arasında ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, siyasal veya diğer fikir yahut düşünceleri, felsefi inanç, milli veya sosyal köken, doğum, ekonomik ve diğer toplumsal konumları yönünden ayrım yapılmasını ve kimseye ayrıcalık tanınmasını yasaklar.

Maddenin gerekçesi iki ilkeyi de açıklar. Orantılılık bakımından, suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımların haklı ve ölçülü olması gerektiği; ancak böyle bir yaptırımla failin pişmanlık duyabileceği, yeniden topluma kazandırılabileceği, bireylerin hukuka güveninin pekişeceği ve cezanın caydırıcılığının doğru biçimde gösterilebileceği belirtilir. Eşitlik bakımından ise ceza hukuku araçlarıyla yapılan ayrımcılığın insana yönelik en zalimane uygulamalardan biri olduğu, bireyler arasında ayrım yapılmamasının insan onurunun korunmasının temel değer olarak benimsenmesi anlamına geldiği vurgulanır.

İlkelerin anayasal karşılıkları da vardır. Anayasa'nın 10. maddesi herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğunu, hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağını ve devlet organlarının bütün işlemlerinde bu ilkeye uygun hareket etmek zorunda olduğunu söyler. Anayasa Mahkemesi ise cezaların orantılılığını hukuk devleti ilkesinden (m. 2) ve kusur ilkesinden çıkarır (AYM, 03.06.2025, E. 2025/8, K. 2025/125). Aynı eşitlik kuralı infaz aşaması için 5275 sayılı Kanunun 2. maddesinde tekrar edilmiştir.

Uygulamada TCK 3 tek başına bir ceza belirlemez; cezanın nasıl belirleneceğini düzenleyen TCK 61, takdiri indirim hükmü olan TCK 62, indirim ve artırım hükümleri ile müsadereye ilişkin TCK 54 gibi hükümlerle birlikte uygulanır. TCK 1 kanunun amacını belirler, TCK 2 cezanın kanunda yazılı olmasını, TCK 3 ise kanunda yazılı sınırlar içinde verilen cezanın adil ve eşit olmasını güvence altına alır.

İlkeMaddeUygulandığı yerBu sayfadaki örnekler
Orantılı cezaTCK m. 3/1Temel ceza (m. 61), indirim ve artırım oranlarıUyuşturucu, eziyet, hürriyetten yoksun kılma
Orantılılığın iki yönüTCK m. 3/1Cezanın ne fazla ne az olmasıTaksirle ölüm, silahla tehdit
Oranlarda orantılılıkTCK m. 3/1, 21/2, 29, 62Olası kast, haksız tahrik, takdiri indirimDüğünde ateş, silahlı kavga
EşitlikTCK m. 3/2; Anayasa m. 10Suç ortakları, ekonomik ve sosyal durumMüşterek failler, sanığın ekonomik durumu
Tedbirde orantılılıkTCK m. 3/1, 54/3MüsadereEsrar taşınan kamyon
Kanun koyucunun sınırıAnayasa m. 2Norm denetimiLangırt, silah tanımı

Orantılı Ceza Nedir, Hâkim Temel Cezayı Nasıl Belirler?

Orantılılık ilkesinin en sık uygulandığı yer temel cezanın belirlenmesidir. TCK m. 61/1'e göre hâkim; suçun işleniş biçimini, suçun işlenmesinde kullanılan araçları, suçun işlendiği zaman ve yeri, suçun konusunun önem ve değerini, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını ve failin güttüğü amaç ve saiki göz önünde bulundurarak, suçun kanuni tanımındaki alt ve üst sınır arasında temel cezayı belirler. Anayasa Mahkemesi bu ölçütleri "sınırlı sayıdaki ölçütler" olarak nitelendirir (AYM, 03.06.2025, E. 2025/8, K. 2025/125).

Ceza Genel Kurulu, TCK 3/1 ile işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında orantı bulunmasının ve suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için yaptırımın haklı ve ölçülü olmasının hüküm altına alındığını belirtir (Yargıtay CGK, 27.09.2023, E. 2023/14, K. 2023/473). Kararlarından çıkan başlıca kurallar şunlardır:

ℹ️Bilgi
Orantılılık denetimi soyut bir hesap değildir. Ceza Genel Kurulu kararlarında sonuca sıklıkla benzer olaylarla karşılaştırma yapılarak ulaşılır: uyuşturucunun miktarı, yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir olup olmadığı, eylemin süresi ve mağdurun durumu gibi somut veriler belirleyicidir.

Örnek olay

24 tablet ve 1,3 gram için 10 yıl yerine 12 yıl

Olay: Sanık, bir suç işleme kararıyla iki ayrı tarihte uyuşturucu sattı: birinde bir okulun iki yüz metre yakınında 24 tablet, diğerinde 1,3 gram sentetik kannabinoid. Bölge adliye mahkemesi, eylemlerin farklı nitelikli hâlleri ihlal ettiğini de gerekçe göstererek temel cezayı alt sınır olan 10 yıl yerine 12 yıl olarak belirledi.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, iki ayrı eylemin her birinde tek nitelikli hâl bulunduğunu, çokluğun zincirleme suç hükümleriyle karşılanacağını ve bunun temel cezada ayrıca artırım nedeni sayılmasının mükerrer değerlendirme olacağını belirtti. Ele geçen miktar da benzer olaylardan farklılık göstermediğinden alt sınırdan uzaklaşılmasını isabetsiz buldu.

Kaynak: Yargıtay CGK, 12.07.2023, E. 2022/171, K. 2023/396

Örnek olay

Eşe karşı eziyette 5 yıllık temel ceza

Olay: Sanık, eşine karşı yaklaşık dört yıl boyunca sistematik biçimde tehdit ve yaralama eylemlerinde bulunmuş; son olayda eşini kısa süreliğine evden dışarı atıp bağlamıştı. Mağdurun yaralanması basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek düzeydeydi. Bölge adliye mahkemesi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis öngören eziyet suçunda "sanığın kişiliği" ve diğer gerekçelerle temel cezayı 5 yıl olarak belirledi.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, "sanığın kişiliği"nin TCK m. 61'de ölçüt olmadığını, diğer gerekçelerin ise eziyet suçunun oluştuğu benzer olaylardan farklılık göstermeyen bu olayda alt sınırdan uzaklaşmayı haklı kılmadığını belirterek hükmü bozdu.

Kaynak: Yargıtay CGK, 26.11.2025, E. 2023/272, K. 2025/542

Örnek olay

Mendil satan çocuğu kandırarak araca bindirmek

Olay: Gece saatlerinde trafik ışıklarında mendil satan on iki yaşından küçük bir çocuğa para veren sanık, evine bırakacağını söyleyerek çocuğu aracına bindirdi ve evin yönüne dönmeden yoluna devam etti; araç kolluk tarafından durduruldu. Mahkeme, iki yıldan yedi yıla kadar hapis öngören suçta temel cezayı 4 yıl olarak belirledi.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, olayın gece ve tenha bir yerde gerçekleşmesi ile çocuğun çaresizliğinden yararlanılması gerekçelerinin TCK m. 61'e uygun olduğunu, 4 yıllık temel cezanın fiilin ağırlığıyla orantılı olduğunu kabul ederek mahkemenin direnme kararını yerinde buldu.

Kaynak: Yargıtay CGK, 08.01.2025, E. 2024/499, K. 2025/4

Orantılılık Sanığın Aleyhine de İşler mi? Alt Sınır ve Üst Sınır

Orantılılık yalnız cezanın ağır olmasına karşı bir güvence değildir; fiilin ağırlığı karşısında çok düşük kalan ceza da orantısızdır. Ceza Genel Kurulu, beş kişinin ölümüyle sonuçlanan bir olayda kusurun ve zararın ağırlığı dikkate alınmadan belirlenen cezayı TCK 3'teki orantılılık ilkesine aykırı bulmuştur (Yargıtay CGK, 21.05.2025, E. 2022/16, K. 2025/215). Buna karşılık sanığın kusuru tali iken asli kusur varsayımıyla üst sınıra yakın ceza verilmesi de aynı ilkeye aykırıdır (Yargıtay CGK, 04.07.2022, E. 2017/751, K. 2022/517).

Üst sınırdan ceza vermek de kendiliğinden hukuka aykırı değildir. Suçun işleniş biçimi, tehlikenin ve kusurun ağırlığı somut olarak gösterildiğinde üst sınır da fiille orantılı olabilir (Yargıtay CGK, 04.02.2021, E. 2017/825, K. 2021/26). Belirleyici olan, cezanın olayın özellikleriyle açıklanabilmesi ve benzer olaylarla karşılaştırıldığında makul bir yerde durmasıdır. Ceza Genel Kurulu bir trafik kazasında 12 yıllık temel cezayı, daha ağır sonuçlu olaylarla karşılaştırarak fazla bulmuş ve 9 yıla indirilmesini yerinde saymıştır (Yargıtay CGK, 20.09.2022, E. 2022/292, K. 2022/568).

Örnek olay

Buzlu gölette beş işçinin ölümü

Olay: Bir hidroelektrik santrali göletinde kaldırılması gereken elektrik direkleri kaldırılmadan su tutuldu. Direklerden biri devrilince, resmî görevlendirme olmaksızın beş kişi iki kişilik bir deniz bisikletiyle yer yer buz tutmuş gölete açıldı; bisiklet su alıp battı ve beş kişi boğularak öldü. Mahkeme, iki yıldan on beş yıla kadar hapis öngören suçta sanıklar hakkında temel cezayı 4 yıl olarak belirledi.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, sanıkların taksire dayalı kusurlarının ağırlığı ve hayatını kaybedenlerin sayısı karşısında 4 yıllık cezanın TCK 3'teki orantılılık ilkesine aykırı olduğunu, cezanın alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğini kabul etti.

Kaynak: Yargıtay CGK, 21.05.2025, E. 2022/16, K. 2025/215

Örnek olay

Yarış yaparken kaldırımdaki yayalara çarpmak

Olay: Arkadaşıyla yarışan sanık, hız sınırı 60 km olan kent içi yolda hafif virajda aracının kontrolünü kaybederek kaldırımdaki yayalara çarptı; biri çocuk iki kişi öldü, bir kişi ağır yaralandı. İlk derece mahkemesi temel cezayı 12 yıl, bölge adliye mahkemesi ise 9 yıl olarak belirledi.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, sanığın kusurunun ağırlığı nedeniyle alt sınırdan uzaklaşılmasının doğru olduğunu, ancak daha ağır sonuçlu olaylarla karşılaştırıldığında 12 yılın orantılılık ilkesiyle bağdaşmadığını belirterek 9 yıllık temel cezayı yerinde buldu.

Kaynak: Yargıtay CGK, 20.09.2022, E. 2022/292, K. 2022/568

Örnek olay

Bir eve dört yandan ateş ederek tehdit

Olay: Sanıklar, başka yerlerden gelen kişilerle birlikte uzun namlulu tüfek, tabanca ve av tüfekleriyle mağdurların bulunduğu eve dört bir yandan ateş etti; mermilerden biri yatak odasında yatak başlığını deldi. Suçta kullanılan tüfek daha sonra saklanmış olarak ele geçirildi. Mahkeme silahla ve birden fazla kişiyle tehdit suçunda üst sınırdan 5 yıl temel ceza verdi.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, suçun işleniş biçimi, tehlikenin ve kusurun ağırlığı ile birden fazla nitelikli hâlin bulunması karşısında üst sınırdan verilen cezanın fiilin ağırlığıyla orantılı olduğunu kabul etti.

Kaynak: Yargıtay CGK, 04.02.2021, E. 2017/825, K. 2021/26

İndirim ve Artırım Oranlarında Orantılılık

Kanun birçok hükümde hâkime oran veya sınır aralığı bırakır: haksız tahrikte müebbet hapis yerine on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapis ve diğer hâllerde dörtte birden dörtte üçe kadar indirim (TCK m. 29), olası kastta müebbet hapis yerine yirmi yıldan yirmi beş yıla kadar hapis (TCK m. 21/2) gibi. Ceza Genel Kurulu bu oranların seçiminde de TCK 3'teki orantılılık ilkesini gözetir: olayın vahameti ile tahrikin veya olası kastın yoğunluğu, seçilen oranla açıklanabilmelidir (Yargıtay CGK, 26.01.2023, E. 2020/305, K. 2023/34; Yargıtay CGK, 13.03.2024, E. 2022/507, K. 2024/121).

Takdiri indirim (TCK m. 62) de bireyselleştirmenin aracıdır. TCK m. 62/2'ye göre failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurulabilir; failin duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışları dikkate alınmaz ve takdiri indirim nedenleri kararda gerekçeleriyle gösterilir. Ceza Genel Kurulu, maddede yer almayan "olayın vehameti, suçun ağırlığı" gibi gerekçelerle takdiri indirimin reddedilemeyeceğini belirtmiştir (Yargıtay CGK, 27.09.2023, E. 2023/14, K. 2023/473).

Örnek olay

Sünnet düğününde havaya ateş

Olay: Oğlunun sünnet düğününde, kalabalık avluda ruhsatlı tabancasıyla ateş eden sanığın silahından çıkan bir mermi bir davetlinin ölümüne neden oldu. Sanık olası kastla öldürmeden mahkûm edildi; bölge adliye mahkemesi olası kast nedeniyle yirmi yıldan yirmi beş yıla kadar olan aralıkta üst sınır olan 25 yılı uyguladı.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, sanığın neticeyi kabullenmesinin ve kayıtsızlığının derecesi ile TCK 3/1 birlikte gözetildiğinde 20 yıllık cezanın fiilin ağırlığıyla orantılı olacağını, alt sınırdan uzaklaşmayı gerektiren bir neden gösterilmeden üst sınırdan ceza verilemeyeceğini belirterek hükmü bozdu.

Kaynak: Yargıtay CGK, 13.03.2024, E. 2022/507, K. 2024/121

Örnek olay

Karşılıklı silahlı kavgada tahrik indirimi

Olay: Gece bir iş yerinde birlikte alkol alan kişiler arasında başlayan ve dışarıda süren tartışma, çok sayıda silahın kullanıldığı ve birinin öldüğü, sanıklardan birinin de yaralandığı bir çatışmaya dönüştü. Tarafların hangisinin haksız davranışının daha ağır olduğu belirlenemedi. Mahkeme sanıklara asgari oranda haksız tahrik indirimi uyguladı.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, atış sayısı ve olayın ulaştığı vahamet düzeyi karşısında TCK 3'teki orantılılık ilkesi de gözetilerek makul bir oranda indirim yapılması gerektiğini, daha az vahamet taşıyan olaylar için uygun olan asgari oranın fazla ceza sonucunu doğurduğunu kabul etti.

Kaynak: Yargıtay CGK, 26.01.2023, E. 2020/305, K. 2023/34

Örnek olay

Vurduğu kişiyi hastaneye götüren sanık

Olay: Arazi anlaşmazlığı nedeniyle tartıştığı kişiyi tabancayla vuran sanık, ardından yaralıyı kendi aracıyla hastaneye götürdü; yaralı kurtarılamadı. Sabıkası bulunmayan sanık yargılama boyunca pişmanlığını dile getirdi. Mahkeme "olayın vehameti, suçun ağırlığı" gibi gerekçelerle takdiri indirimi uygulamadı.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, bu gerekçelerin TCK m. 62'de yer almadığını; sanığın geçmişi, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları karşısında takdiri indirimin uygulanması gerektiğini belirterek hükmü oy birliğiyle bozdu.

Kaynak: Yargıtay CGK, 27.09.2023, E. 2023/14, K. 2023/473

Eşitlik İlkesi: Ceza Kanunu Uygulanırken Ayrım ve Ayrıcalık Yasağı

TCK 3/2, Ceza Kanununun uygulanmasında kişiler arasında sayılan nedenlerle ayrım yapılmasını ve kimseye ayrıcalık tanınmasını yasaklar. Sayılan nedenler ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, siyasal veya diğer fikir yahut düşünceler, felsefi inanç, milli veya sosyal köken, doğum, ekonomik ve diğer toplumsal konumdur. Yasak iki yönlüdür: kimse bu nedenlerle daha ağır bir muameleye maruz bırakılamaz, kimseye de bu nedenlerle daha hafif bir muamele sağlanamaz.

Eşitlik, herkese aynı cezanın verilmesi anlamına gelmez. Ceza Genel Kurulu, suça katılanlardan her biri için temel cezanın kusurun ağırlığı, amaç ve saik gibi faile göre değişen ölçütlerle farklı belirlenebileceğini; ancak meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı gibi herkes için ortak olan ölçütlere dayanarak farklı ceza verilmesinin eşitlik ilkesine aykırı olacağını belirtmiştir (Yargıtay CGK, 16.09.2014, E. 2013/577, K. 2014/381). Suç ortakları farklı mahkemelerde, farklı eylem ve belgeler nedeniyle yargılanmışsa her mahkemenin temel cezayı TCK m. 61'deki ölçütlere göre ayrı ayrı belirlemesinde sakınca yoktur; Ceza Genel Kurulu bu sonuca sahte tebligat nedeniyle resmî belgede sahtecilikten yargılanan bir avukatın dosyasında ulaşmıştır (Yargıtay CGK, 02.06.2021, E. 2016/934, K. 2021/241).

Ekonomik ve sosyal konum da temel cezanın gerekçesi yapılamaz. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, temel cezanın "sanığın şahsi, sosyal ve ekonomik durumu" gerekçe gösterilerek belirlenmesini TCK 3/2'ye aykırı bulmuştur (Yargıtay 12. CD, 19.12.2018, E. 2016/9837, K. 2018/12352). Kişinin ekonomik durumunun kanunen dikkate alındığı yer ise adli para cezasıdır: TCK m. 52/2'ye göre bir gün karşılığı adli para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir. Gün sayısı fiile göre, günlük miktar kişinin ödeme gücüne göre belirlenir.

ℹ️Bilgi
Aynı eşitlik kuralı cezanın infazında da geçerlidir. 5275 sayılı Kanunun 2. maddesine göre ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar, hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefi inanç, milli veya sosyal köken ve siyasi veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır.

Örnek olay

Aynı olayda iki müşterek faile aynı temel ceza

Olay: Sanık, kullandığı otomobille mağdurenin bulunduğu aracın önünü kesti, araçtan inip bir tanığı etkisiz hâle getirdi; iki fail kendilerini sivil polis olarak tanıttı ve mağdure zorla araca bindirilerek götürüldü. Mahkeme iki müşterek fail için de temel cezayı alt sınırdan uzaklaşarak 4 yıl olarak belirledi.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, alt sınırdan uzaklaşma gerekçesinin her iki fail için ortak olan hususlara dayandığını, ortak ölçütlere göre farklı ceza verilmesinin eşitlik ilkesine aykırı olacağını belirterek iki faile aynı temel cezanın verilmesini yerinde buldu.

Kaynak: Yargıtay CGK, 16.09.2014, E. 2013/577, K. 2014/381

Örnek olay

Ortakları 2 yıl, kendisi 3 yıl ceza alan avukat

Olay: Bir icra takibini kesinleştirmek için sahte tebligat düzenlenmesini sağlayan avukat sanık, resmî belgede sahtecilikten 3 yıl temel cezaya çarptırıldı. Aynı olayla bağlantılı olarak başka bir mahkemede yargılanan kişilere ise 2 yıl temel ceza verilmişti.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, iki mahkemede yargılananların eylemlerinin ve sahte belgelerin farklı olduğunu, her mahkemenin temel cezayı ayrı ayrı belirleyebileceğini; avukat olan sanığın kastının, amaç ve saikinin ağırlığı karşısında 3 yıllık cezanın orantılı olduğunu kabul etti.

Kaynak: Yargıtay CGK, 02.06.2021, E. 2016/934, K. 2021/241

Örnek olay

Kaldırımdaki kapak kırılınca bodruma düşen çocuklar

Olay: Bir apartmanın önünde, kaldırımdaki kömür kapağı kırılınca üzerine basan iki çocuk bodrum katına düşerek yaralandı. Kapağı yaklaşık yirmi yıl önce yapan müteahhit sanık taksirle yaralamadan mahkûm edildi; mahkeme temel cezayı "sanığın şahsi, sosyal ve ekonomik durumu" gerekçesiyle belirledi.

Sonuç: 12. Ceza Dairesi, temel cezanın TCK m. 61 ve 22/4'teki ölçütlere göre ve TCK 3/1 uyarınca fiille orantılı biçimde belirlenmesi gerektiğini, ekonomik ve sosyal durumun TCK 3/2 karşısında gerekçe yapılamayacağını belirtti; adli para cezasının günlük miktarının da sanığın gelirine göre fazla belirlendiğini tespit ederek hükmü bozdu.

Kaynak: Yargıtay 12. CD, 19.12.2018, E. 2016/9837, K. 2018/12352

Güvenlik Tedbirlerinde Orantılılık: Müsadere

TCK 3/1 yalnız cezaları değil güvenlik tedbirlerini de kapsar: suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur. Bu ilkenin en somut karşılığı eşya müsaderesindedir. TCK m. 54/1'e göre iyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşya müsadere edilir. Ancak m. 54/3'e göre suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında müsaderesine hükmedilmeyebilir.

Bu değerlendirme de somut olaya göre yapılır. Suçun ağırlığı ile müsaderenin kişiye yükleyeceği sonuç karşılaştırılır: taşınan uyuşturucunun miktarı, aracın suçun işlenmesindeki rolü ve eşyanın değeri gibi veriler belirleyicidir. Yargıtay, büyük miktarda uyuşturucunun taşındığı aracın müsaderesini orantılılık ilkesine aykırı görmemiştir (Yargıtay 10. CD, 10.06.2021, E. 2019/1358, K. 2021/7280).

⚠️Dikkat
Müsadere kararına karşı kanun yolunda, aracın veya eşyanın değeri, suçtaki rolü ve müsaderenin kişi üzerindeki etkisi somut belgelerle ortaya konulmalıdır. Hakkaniyet değerlendirmesi hâkime bırakılmış bir takdirdir ve gerekçesiyle denetlenir.

Örnek olay

140 kilogram esrar taşınan kamyon

Olay: Sanığın kullandığı kamyonun kasasında net 140.700 gram esrar ele geçirildi. Mahkeme sanıkları uyuşturucu ticaretinden mahkûm etti, ancak kamyonun müsaderesi yerine sahibine iadesine karar verdi; Cumhuriyet savcısı bu kısmı temyiz etti.

Sonuç: 10. Ceza Dairesi, ele geçen miktar karşısında aracın müsaderesinin orantılılık ilkesine aykırı olmadığını, dosya kapsamına uymayan gerekçelerle iade kararı verilmesinin isabetsiz olduğunu belirterek hükmün bu kısmını oy birliğiyle bozdu.

Kaynak: Yargıtay 10. CD, 10.06.2021, E. 2019/1358, K. 2021/7280

Kanun Koyucu da Orantılılığa Bağlı mı?

TCK 3 hâkime yönelir; ancak kanun koyucunun cezaları belirlerken de ölçülü olması gerekir. Anayasa Mahkemesine göre kanun koyucu hangi eylemlerin suç sayılacağı ve hangi tür ve ölçüdeki cezayla karşılanacağı konusunda takdir yetkisine sahiptir; fakat bu yetkiyi kullanırken suç ve ceza arasındaki adil dengeyi korumalı, hukuk devleti ilkesinin gereği olan ölçülülük ilkesine uymalıdır. Ölçülülük elverişlilik, gereklilik ve orantılılık alt ilkelerinden oluşur; cezanın orantılılığı kusur ilkesi çerçevesinde değerlendirilir ve bir fiil için öngörülecek yaptırımın azami sınırını failin kusuru belirler (AYM, 03.06.2025, E. 2025/8, K. 2025/125).

Anayasa Mahkemesi bu çerçevede, kazanç amacı olmadan oynanan ve el becerisine dayanan langırt makinesini bulundurmayı bir yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla yaptırıma bağlayan hükmü, zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaca yönelik olmadığı ve adalet ile hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmadığı gerekçesiyle iptal etmiştir (AYM, 23.12.2015, E. 2015/58, K. 2015/117). Silahla yaralama ve silahla tehdit cezalarını ise ölçülü bularak iptal istemini reddetmiş; farklı suçların ceza miktarlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle anayasal denetim yapılamayacağını vurgulamıştır (AYM, 03.06.2025, E. 2025/8, K. 2025/125).

Örnek olay

Langırt makinesi bulunduran iş yeri

Olay: İş yerinde langırt makinesi bulundurdukları için 1072 sayılı Kanun'a muhalefetten yargılanan sanıklar hakkında mahkeme, bu fiile bir yıldan beş yıla kadar hapis öngören hükmü Anayasa'ya aykırı bularak Anayasa Mahkemesine başvurdu.

Sonuç: Anayasa Mahkemesi, kumar oynamanın bile yalnız idari para cezası gerektiren bir kabahat olduğu bir hukuk düzeninde, el becerisiyle oynanan langırt makinesini bulundurmanın yasaklanmasının adalet ve hakkaniyetle bağdaşmadığını belirterek "langırt" ibaresini ve bu ibare yönünden ceza hükmünü oy birliğiyle iptal etti.

Kaynak: AYM, 23.12.2015, E. 2015/58, K. 2015/117

Örnek olay

Silahla tehdit cezası ölçüsüz mü?

Olay: Silahla tehdit suçundan açılan davada mahkeme, silah tanımının geniş olduğunu ve basit tıbbi müdahaleyle giderilebilen silahla yaralama ile silahla tehdit için öngörülen cezaların adalet ve hakkaniyete aykırı sonuç doğurduğunu ileri sürerek Anayasa Mahkemesine başvurdu.

Sonuç: Anayasa Mahkemesi, basamaklı cezaların hâkime TCK 61 ve TCK 3/1 çerçevesinde cezayı bireyselleştirme ve alt sınırdan uzaklaşma imkânı verdiğini, kuralların orantılılık ilkesine aykırı olmadığını belirterek itirazı oy birliğiyle reddetti.

Kaynak: AYM, 03.06.2025, E. 2025/8, K. 2025/125

TCK 3 Yargıtay Kararları

Bu bölümde, maddenin uygulamada nasıl yorumlandığını gösteren 14 Yargıtay kararı yer alıyor. Kararların tamamı resmî tam metinleri okunarak seçildi ve ilgili oldukları fıkraya göre gruplandı; Ceza Genel Kurulu kararları bulundukları grubun başında yer alır. Künyeye tıklayarak kararın tam metnine ulaşabilirsiniz.

Seçim ölçütü: Bu sayfada TCK 3'e (orantılılık veya eşitlik ilkesine) mahkemenin kendi (çoğunluk) gerekçesinde dayanılarak sonuca gidilen kararlar yer alır. Ceza Genel Kurulu, temel cezaya ilişkin açıklamalarında TCK 3'ün tam metnini sıklıkla alıntıladığından yalnız somut değerlendirmesi bu ilkeye dayanan kararlar seçilmiştir. Bazı Özel Daire kararlarında TCK 3'e dayanan orantılılık değerlendirmesi yalnız karşı oyda yer aldığından bu kararlar alınmamıştır. Kararlarda oy çokluğu varsa kartta belirtilmiştir.

TCK 3/1 ile ilgili Yargıtay kararları

TCK 3/1 · Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Benzer olaylardan farklılık göstermeyen bir olayda temel ceza alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenemez

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 12.07.2023, E. 2022/171, K. 2023/396

Olay: Sanık, bir suç işleme kararıyla 05.10.2018'de bir eğitim kurumuna iki yüz metreden yakın sokakta 24 uyuşturucu tablet, 02.11.2018'de ise 1,3 gram sentetik kannabinoid sattı. İlk derece mahkemesi temel cezayı alt sınırdan 10 yıl olarak belirledi; bölge adliye mahkemesi eylemlerin farklı nitelikli hâlleri ihlal ettiğini de gerekçe göstererek 12 yıla çıkardı ve Özel Dairenin bozmasına karşı direndi.

Karar: Genel Kurul, tek bir fiille aynı fıkradaki birden fazla nitelikli hâl gerçekleştiğinde tek artırım yapılacağını, bu durumda temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin TCK 3/1'deki orantılılık ilkesinin gereği olduğunu açıkladı. Somut olayda ise ayrı tarihlerdeki iki eylemin her birinde tek nitelikli hâl bulunduğunu, çokluğun zincirleme suç hükümleriyle karşılanacağını ve bunun temel cezada ayrıca gözetilmesinin mükerrer değerlendirme yasağına aykırı olacağını belirtti. Ele geçen miktar da benzer olaylardan farklılık göstermediğinden alt sınırdan uzaklaşılmasını isabetsiz bularak direnme hükmünü oy birliğiyle bozdu.

bir fiil ile birden fazla nitelikli hâlin (artırım nedeninin) ihlal edildiği durumda, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle belirlenmesi, TCK’nın 3. maddesinin 1. fıkrasındaki orantılılık ilkesi ve aynı Kanun’un 61. maddesindeki ölçütler ile hak ve nesafet kurallarının da bir gereğidir

Ne anlama geliyor?

Orantılılık iki yönde işler: bir fiilin ağırlığı artırım nedenlerinin birleşmesiyle arttıysa temel ceza da artar; ama ayrı eylemlerin çokluğu zincirleme suç artırımıyla karşılanır, temel cezada ikinci kez sayılmaz.

TCK 3/1 · Yargıtay Ceza Genel Kurulu

"Sanığın kişiliği" temel cezanın ölçütü değildir; eziyette alt sınırdan uzaklaşmak için olayın benzerlerinden ayrılması gerekir

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 26.11.2025, E. 2023/272, K. 2025/542

Olay: Sanığın eşine yönelik yaklaşık dört yıllık bir süreçte sistematik tehdit ve yaralama eylemleri ile kısa süreli olarak evden dışarı atma ve bağlama fiilleri nedeniyle eşe karşı eziyet suçundan yargılandığı olayda, bölge adliye mahkemesi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis öngören suçta temel cezayı "sanığın kişiliği, suçun işleniş biçimi, zarar ve tehlikenin ağırlığı ile kastın ağırlığı" gerekçesiyle 5 yıl olarak belirledi ve Özel Dairenin bozmasına karşı direndi.

Karar: Genel Kurul, "sanığın kişiliği" dışındaki gerekçelerin TCK m. 61'e uygun olduğunu, ancak somut olayın özellikleri itibarıyla alt sınırdan ayrılmayı haklı kılmadığını belirtti. Eziyet suçunun zaten sistematik ve belirli bir süreçte işlenen fiillerle oluştuğunu, eylemlerin suçun işleniş biçimi ve kastın ağırlığı bakımından benzer olaylardan farklılık göstermediğini, basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek yaralanmanın da zararın ağırlığı yönünden ölçüt olamayacağını kabul ederek direnme hükmünü bozdu. Karar oy çokluğuyla verildi.

mağdurun basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaralanması da, suç sebebiyle doğan zararın ağırlığı yönünden alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirir ölçüt olarak kabul edilemez

Ne anlama geliyor?

Suçun tanımındaki unsurlar (eziyette süreklilik ve sistematiklik) temel cezayı artırmak için ikinci kez kullanılamaz; artırım için olayın aynı türdeki olaylardan daha ağır olduğu somut olarak gösterilmelidir.

Not: Üç üye bölge adliye mahkemesinin direnme kararının isabetli olduğu görüşüyle karşı oy kullanmıştır.

TCK 3/1 · Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Olayın gece ve tenha yerde, çocuğun çaresizliğinden yararlanılarak işlenmesi temel cezanın artırılmasını haklı kılar

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 08.01.2025, E. 2024/499, K. 2025/4

Olay: Gece saat 23.45 sıralarında trafik ışıklarında mendil satan on iki yaşından küçük çocuğa 2 TL veren ve kendisiyle gelirse 100 TL daha verip evine bırakacağını söyleyen sanık, çocuğu hileyle aracına bindirdi; evin yönüne dönmesi gereken kavşağı geçerek yoluna devam etti ve kolluk tarafından durduruldu. İlk derece mahkemesi, iki yıldan yedi yıla kadar hapis öngören kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda temel cezayı 4 yıl olarak belirledi ve Özel Dairenin bozmasına karşı direndi.

Karar: Genel Kurul, sanığı yargılama boyunca birebir gözlemleyen mahkemenin "olayın vehameti, gece vakti ve kalabalığın olmadığı bir yerde gerçekleşmesi, ailesiyle peçete satmak zorunda olan çocuğun çaresizliğinden faydalanılması" gerekçelerinin TCK m. 61 anlamında kanuni, yeterli ve dosya kapsamına uygun olduğunu, 4 yıllık temel cezanın TCK 3/1 bağlamında fiilin ağırlığıyla orantılı olduğunu kabul ederek direnme kararını yerinde buldu. Karar oy çokluğuyla verildi.

temel cezanın 4 yıl olarak belirlenmesi TCK'nın 61. maddesi anlamında kanuni, yeterli ve dosya kapsamına uygun olduğu gibi TCK'nın 3. maddesinin birinci fıkrası bağlamında sanığın işlediği fiilin ağırlığıyla da orantılılık arz etmektedir

Ne anlama geliyor?

Alt sınırdan uzaklaşma, somut olayın zaman, yer ve mağdurun durumu gibi ölçütlerle gerekçelendirildiğinde orantılı kabul edilir.

Not: Üç üye direnme gerekçesinin isabetli olmadığı görüşüyle karşı oy kullanmıştır.

TCK 3/1 · Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Beş kişinin öldüğü olayda alt sınıra yakın ceza, orantılılık ilkesine aykırıdır

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.05.2025, E. 2022/16, K. 2025/215

Olay: Bir hidroelektrik santrali göletinde, kaldırılması gereken elektrik direkleri kaldırılmadan su tutulmaya başlandı. Direklerden birinin devrilmesi üzerine resmî görevlendirme olmaksızın beş kişi iki kişilik deniz bisikletiyle yer yer buz tutmuş gölete açıldı; bisiklet su alıp battı ve beş kişi boğularak hayatını kaybetti. Farklı evrelerde kusurlu bulunan sanıklar hakkında mahkeme, iki yıldan on beş yıla kadar hapis öngören suçta temel cezayı 4 yıl olarak belirledi ve Özel Dairenin bozmasına karşı direndi.

Karar: Genel Kurul, sanıkların TCK m. 61/1-f'de karşılığını bulan taksire dayalı kusurlarının ağırlığı ile hayatını kaybedenlerin sayısı itibarıyla m. 61/1-e'deki zararın ağırlığı dikkate alındığında cezanın alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğini, 4 yıllık cezanın TCK 3'teki orantılılık ilkesine aykırı olduğunu belirterek direnme hükümlerini bozdu. Karar oy çokluğuyla verildi.

TCK'nın 3. maddesindeki orantılılık ilkesine de aykırı olacak şekilde dört yıl olarak tayin ve takdir edilmesinde isabet bulunmamaktadır

Ne anlama geliyor?

Orantılılık sanık aleyhine de işler: zararın ve kusurun ağırlığıyla açıklanamayacak kadar düşük bir ceza da bozma nedenidir.

Not: Yedi üye karşı oy kullanmıştır. Karşı oy gerekçelerinden birinde, ölenlerin de tali kusurlu olduklarına ilişkin tespitler ve yerel mahkemenin sanıkları birebir gözlemlemesi vurgulanmıştır.

TCK 3/1 · Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Benzer olaylarla karşılaştırıldığında aşırı yüksek temel ceza orantısızdır

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 20.09.2022, E. 2022/292, K. 2022/568

Olay: Arkadaşıyla yarış hâlinde olan sanık, azami hızın 60 km olduğu kent içi yolda hafif virajda aracının kontrolünü kaybederek kaldırıma çıktı ve yayalara çarptı; biri 2015 doğumlu iki kişi öldü, bir kişi ağır yaralandı. İlk derece mahkemesi bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma suçunda temel cezayı 12 yıl olarak belirledi; bölge adliye mahkemesi bu hükmü kaldırarak temel cezayı 9 yıl olarak tayin etti.

Karar: Genel Kurul, sanığın kusurunun ağırlığı karşısında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin doğru olduğunu; ancak yaralı sayısının daha fazla ve yaralanmaların daha ağır olduğu olaylarla karşılaştırıldığında 12 yılın hak ve nesafet kuralları ve orantılılık ilkesiyle bağdaşmadığını, 9 yıllık temel cezanın TCK 3'teki orantılılık ilkesini ihlal etmediğini belirterek Başsavcılığın itirazını oy çokluğuyla reddetti.

12 yıl olarak tespit edilen temel cezanın 9 yıl olarak belirlenmesinin isabetli olduğu ve TCK'nın 3. maddesindeki "orantılılık" ilkesinin ihlal edilmediği kabul edilmelidir

Ne anlama geliyor?

Temel ceza belirlenirken olay, aynı suçun daha ağır sonuçlu örnekleriyle karşılaştırılır; en ağır örnekler için ayrılması gereken ceza aralığı daha hafif bir olayda kullanılamaz.

Not: Genel Kurul Başkanı ile beş üye karşı oy kullanmıştır.

TCK 3/1 · Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Tali kusurlu sanığa asli kusur varsayımıyla ağır ceza verilemez

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04.07.2022, E. 2017/751, K. 2022/517

Olay: Sanığın sahibi ve yetkilisi olduğu şirkete ait, fenni muayenesi ve trafik sigortası bulunmayan mıcır yüklü kamyonu kullanmaya o gün başlayan şoför, inişli yolda vitesin boşa geçmesi ve frenlerin tutmaması üzerine yoldan çıkıp kayalara çarparak öldü. Mahkeme, iki yıldan altı yıla kadar hapis öngören taksirle öldürme suçunda sanığı asli kusurlu kabul ederek temel cezayı 4 yıl olarak belirledi; hüküm Özel Dairece onandı.

Karar: Genel Kurul, kazanın bilirkişi raporlarında ayrıntılı gösterildiği üzere ölenin kusurundan kaynaklandığını, fazla yük iddiasının belgelerle doğrulanmadığını ve fenni muayene eksikliğinin kazaya doğrudan etkisinin ortaya konulamadığını belirterek sanığın kusurunun tali nitelikte olduğunu kabul etti. Asli kusur varsayımıyla belirlenen 4 yıllık temel cezanın TCK 3'teki orantılılık ilkesine aykırı olduğuna oy çokluğuyla karar verdi.

TCK'nın 3. maddesindeki “orantılılık” ilkesi ihlal edilerek temel cezanın 4 yıl olarak fazla belirlenmesinde isabet bulunmamaktadır

Ne anlama geliyor?

Taksirli suçlarda cezanın ağırlığı, kusurun asli mi tali mi olduğuna sıkı sıkıya bağlıdır; kusur oranındaki hata cezayı orantısız kılar.

Not: Dört üye sanığın asli kusurlu olduğu görüşüyle karşı oy kullanmıştır.

TCK 3/1 · Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Fiilin ağırlığı somut olarak gösterildiğinde üst sınırdan ceza da orantılıdır

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04.02.2021, E. 2017/825, K. 2021/26

Olay: Sanıklar, başka ilden gelen kişilerle önce içlerinden birinin evinde toplandı, ardından uzun namlulu tüfek, tabanca ve av tüfekleriyle mağdurların bulunduğu eve dört bir yandan ateş etti. Mermilerden biri yatak odasında yatak başlığını delip çıktı; suçta kullanılan tüfek daha sonra tezeklerin arasına gizlenmiş olarak bulundu. Mahkeme iki yıldan beş yıla kadar hapis öngören tehdit suçunda üst sınırdan 5 yıl temel ceza verdi.

Karar: Genel Kurul, suçun işleniş biçimi, meydana gelen tehlikenin ve sanıkların kasta dayalı kusurlarının ağırlığı ile olayda birden fazla nitelikli hâlin bulunması dikkate alındığında temel cezanın üst sınırdan belirlenmesinin isabetli olduğunu, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı cezaya hükmedildiğini belirterek Başsavcılığın itirazını oy birliğiyle reddetti.

temel cezanın üst sınırdan 5 yıl olarak tayin edilmesinin isabetli olduğu ve işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı cezaya hükmolunduğundan TCK'nın 3. maddesinde düzenlenen "orantılılık" ilkesinin ihlal edilmediği

Ne anlama geliyor?

Orantılılık, cezanın her zaman alt sınıra yakın olması demek değildir; olayın somut ağırlığı üst sınırı da haklı kılabilir.

TCK 3/1 · Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Olası kastta 20-25 yıllık aralıkta üst sınır için somut neden gerekir

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 13.03.2024, E. 2022/507, K. 2024/121

Olay: Oğlunun sünnet düğününde, çok kalabalık olan avluda ruhsatlı tabancasıyla rastgele ateş eden sanığın silahından çıkan bir mermi bir kişinin ölümüne neden oldu. Sanık olası kastla öldürmeden mahkûm edildi; bölge adliye mahkemesi TCK m. 21/2 uyarınca yirmi yıldan yirmi beş yıla kadar hapis öngören aralıkta cezayı 25 yıl olarak belirledi.

Karar: Genel Kurul, kalabalık düğün yerinde rastgele ateş eden sanığın birinin isabet alacağını öngörmesine karşın sonucu kabullendiğini ve eyleminin olası kastla öldürme olduğunu kabul etti. Sanığın neticeyi kabullenmesinin ve kayıtsızlığının derecesi ile TCK 3/1 birlikte gözetildiğinde 20 yıllık cezanın fiilin ağırlığıyla orantılı olacağını, alt sınırdan uzaklaşmayı gerektiren bir neden gösterilmeden üst sınırdan ceza verilmesinin isabetsiz olduğunu belirterek hükmü oy çokluğuyla bozdu.

cezanın 20 yıl olarak tespit edilmesinin sanığın işlediği fiilin ağırlığıyla orantılı bir ceza olacağı kabul edilmelidir

Ne anlama geliyor?

Kanun bir ceza aralığı öngördüğünde bu aralığın içindeki yer de orantılılık denetimine tabidir; üst sınır somut ağırlaştırıcı nedenlerle açıklanmalıdır.

Not: Suçun sübutu ve niteliği tartışmalarında karşı oy kullanan üyeler bulunmaktadır; karar tüm uyuşmazlık konuları yönünden oy çokluğuyla verilmiştir.

TCK 3/1 · Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Haksız tahrik indiriminin oranı da orantılılık ilkesine göre belirlenir

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 26.01.2023, E. 2020/305, K. 2023/34

Olay: Gece bir iş yerinde birlikte alkol alan kişiler arasında nedeni belirlenemeyen bir tartışma başladı ve dışarıda devam etti; diğer sanıkların da karıştığı olayda çok sayıda silahla ateş edildi, bir kişi öldü, sanıklardan biri yaralandı. Hangi tarafın maruz kaldığı haksız davranışın diğerine göre orantısız olduğu belirlenemedi. Mahkeme sanıklara asgari oranda haksız tahrik indirimi uyguladı.

Karar: Genel Kurul, kullanılan silahların ve atışların sayısı, sanıkların yakın mesafeden ateş edilen bir ortamda yaralanma ve ölüm riskiyle karşı karşıya kalması ve olayın ulaştığı vahamet düzeyi karşısında, TCK 3'teki cezada orantılılık ilkesi de gözetilerek TCK m. 29 uyarınca makul bir oranda indirim yapılması gerektiğini; daha az vahamet taşıyan olaylar için uygun olan asgari oranda indirim yapılmasının fazla ceza sonucunu doğurduğunu belirterek Başsavcılığın itirazını oy birliğiyle kabul etti.

daha az vahamet arz eden olaylarda uygulama olanağı bulunan asgari oranda indirim uygulanmak suretiyle fazla ceza tayin edilmesinin isabetli olmadığı

Ne anlama geliyor?

İndirim oranı olaya göre seçilir; olayın ağırlığı ve tahrikin yoğunluğu değerlendirilmeden asgari orana gidilmesi cezayı orantısız kılabilir.

TCK 3/1 · Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Takdiri indirim, TCK m. 62'de yer almayan "olayın vehameti, suçun ağırlığı" gerekçeleriyle reddedilemez

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 27.09.2023, E. 2023/14, K. 2023/473

Olay: Arazi anlaşmazlığı nedeniyle husumetli olduğu kişiyle tartışan sanık, el yapımı tabancayla 3-4 metre mesafeden iki el ateş etti. Maktulün oğlunun sözü üzerine sanık yaralıyı kendi aracıyla hastaneye götürdü; maktul kurtarılamadı. Sabıkasız olan ve pişmanlığını dile getiren sanık hakkında mahkeme müebbet hapis cezası verdi ve "olayın vehameti, dosyaya yansıyan deliller, suçun ağırlığı" gerekçesiyle takdiri indirim uygulamadı.

Karar: Genel Kurul, TCK 3/1 ile yaptırımın haklı ve ölçülü olmasının amaçlandığını, fiil ve faillerdeki farklılıklar karşısında TCK m. 61'e göre belirlenen cezanın ayrıca bireyselleştirilmesi gerektiğini açıkladı. Sanığın geçmişi, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları karşısında TCK m. 62'nin uygulanması gerektiğini; maddede yer almayan ve dosya içeriğiyle bağdaşmayan gerekçelerle indirimin reddinin isabetsiz olduğunu belirterek hükmü oy birliğiyle bozdu.

suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği

Ne anlama geliyor?

Takdiri indirim, suçun kendisine değil failin geçmişine ve fiil sonrası tutumuna bakar; suçun ağırlığı zaten temel cezada karşılanmıştır.

TCK 3/1 · Yargıtay 10. Ceza Dairesi

Büyük miktarda uyuşturucu taşınan aracın müsaderesi orantılılık ilkesine aykırı değildir

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 10.06.2021, E. 2019/1358, K. 2021/7280

Olay: Sanığın sevk ve idaresindeki kamyonun kasasında net 140.700 gram esrar ele geçirildi. Mahkeme sanıkları uyuşturucu madde ticaretinden mahkûm etti; ancak bir sanık adına kayıtlı kamyonun müsaderesi yerine iadesine karar verdi. Cumhuriyet savcısı iade kararını temyiz etti.

Karar: Daire, suç konusu esrarın miktarı ve kamyonun suçta kullanılma biçimi karşısında aracın müsaderesinin orantılılık ilkesine aykırı düşmediğini, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle iadeye karar verilmesinin bozmayı gerektirdiğini belirterek hükmün bu kısmını oy birliğiyle bozdu.

aracın müsaderesinin orantılılık ilkesine aykırı düşmediği

Ne anlama geliyor?

TCK 54/3'teki hakkaniyet değerlendirmesinde suçun ağırlığı belirleyicidir; ağır bir suçta aracın değeri müsadereden kaçınmak için tek başına yeterli değildir.

Not: Kararda TCK 3'e ayrıca atıf yapılmamış, müsaderedeki hakkaniyet ölçüsü "orantılılık ilkesi" olarak ifade edilmiştir.

TCK 3/2 ile ilgili Yargıtay kararları

TCK 3/2 · Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Suç ortaklarına, herkes için ortak ölçütlere dayanarak farklı ceza verilmesi eşitlik ilkesine aykırıdır

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 16.09.2014, E. 2013/577, K. 2014/381

Olay: Cebir kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda sanık, kullandığı otomobille mağdurenin bulunduğu aracın önünü kesti, araçtan inip bir tanığı etkisiz hâle getirdi; iki fail kendilerini sivil polis olarak tanıttı, mağdure zorla araca bindirildi ve sanık aracı kullanarak olay yerinden uzaklaştı. Mahkeme iki yıldan yedi yıla kadar hapis öngören suçta her iki müşterek fail için temel cezayı 4 yıl olarak belirledi.

Karar: Genel Kurul, kusurun ağırlığı, amaç ve saik gibi faile göre değişen ölçütlerle her fail için farklı temel ceza belirlenebileceğini, ancak meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı gibi her fail için geçerli ortak ölçütlere dayanarak farklı ceza belirlenmesinin eşitlik ilkesine aykırı olacağını ve çelişkiye yol açacağını belirtti. Alt sınırdan uzaklaşma gerekçesinin her iki fail için ortak hususlara dayandığını, mükerrer değerlendirme yasağı da gözetildiğinde sanığa diğer failin cezasıyla aynı temel cezanın verilmesinin isabetli olduğunu kabul ederek Başsavcılığın itirazını oy birliğiyle reddetti.

meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı gibi her fail için geçerli ortak kriterlere dayanılarak temel cezanın farklı şekilde belirlenmesi eşitlik ilkesine aykırılık oluşturacağı gibi çelişkiye de neden olacaktır

Ne anlama geliyor?

Suç ortaklarının cezaları ancak kişisel ölçütlerdeki farkla ayrışabilir; olaya ait ortak özellikler herkes için aynı sonucu doğurur.

TCK 3/2 · Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Farklı eylem ve belgeler nedeniyle ayrı yargılanan suç ortaklarına farklı temel ceza verilebilir

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 02.06.2021, E. 2016/934, K. 2021/241

Olay: Avukat olan sanık, yürüttüğü bir icra takibini kesinleştirmek için tebligatın gerçekte orada oturmayan bir kişi adına usulsüz yapılmasını sağlayarak sahte tebligat evrakı oluşturulmasına yol açtı ve resmî belgede sahtecilikten 3 yıl temel cezaya çarptırıldı. Aynı olayla bağlantılı olarak başka bir ağır ceza mahkemesinde yargılanan kişilere ise 2 yıl temel ceza verilmişti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı cezalar arasındaki farka itiraz etti.

Karar: Genel Kurul, sanığın ve diğer mahkemede yargılananların yargılandıkları eylemlerin ve cezalandırıldıkları belgelerin farklı olduğunu, her iki mahkemenin temel cezayı TCK m. 61'deki ölçütlere göre ayrı ayrı belirlemesinde sakınca bulunmadığını belirtti. Avukat olan sanığın kastının, amaç ve saikinin ağırlığı karşısında 3 yıllık temel cezanın isabetli ve TCK 3'teki orantılılık ilkesine uygun olduğunu kabul ederek itirazı oy çokluğuyla reddetti.

her iki mahkemenin de temel cezayı TCK'nın 61. maddesinde yer alan kriterlere göre ayrı ayrı belirlemesinde herhangi bir sakınca bulunmadığı

Ne anlama geliyor?

Eşitlik karşılaştırması aynı fiil ve aynı ortak ölçütler için yapılır; eylemler ve belgeler farklıysa cezaların farklı olması tek başına eşitsizlik değildir.

Not: Kararda Genel Kurul sonuca TCK 3'teki orantılılık ilkesi üzerinden ulaşmıştır. İki üye karşı oy kullanmıştır.

TCK 3/2 · Yargıtay 12. Ceza Dairesi

Sanığın şahsi, sosyal ve ekonomik durumu temel cezanın gerekçesi yapılamaz

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 19.12.2018, E. 2016/9837, K. 2018/12352

Olay: Bir apartmanın önünde kaldırımda bulunan ve bodrum katına kömür atmak için kullanılan sac kapak kırılınca, üzerine basan iki çocuk bodruma düştü; biri yüzünde sabit iz kalacak, diğeri basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek şekilde yaralandı. Kapağı yaklaşık yirmi yıl önce imar mevzuatına aykırı olarak yapan müteahhit sanık taksirle yaralamadan mahkûm edildi; mahkeme temel cezayı "sanığın şahsi, sosyal ve ekonomik durumu" gerekçesiyle belirledi.

Karar: Daire, taksirli suçlarda temel cezanın TCK m. 61/1 ve 22/4'teki ölçütler nazara alınarak TCK 3/1 uyarınca fiilin ağırlığıyla orantılı belirlenmesi gerektiğini; TCK 3/2 gözetilmeden "sanığın şahsi, sosyal ve ekonomik durumu" gerekçesiyle ceza tayin edilmesinin kanuna aykırı olduğunu belirtti. Eksik araştırma, adli para cezasının günlük miktarının sanığın aylık gelirine göre TCK m. 52/2'ye aykırı biçimde fazla belirlenmesi ve hatalı ihtar nedenleriyle birlikte hükmü oy birliğiyle bozdu.

temel cezanın tayinine ilişkin birinci hüküm fıkrasında "sanığın şahsi, sosyal ve ekonomik durumu" gerekçe gösterilerek ceza tayin edilmesi

Ne anlama geliyor?

Ekonomik ve sosyal konum hapis cezasının süresini belirlemez; kişinin ödeme gücü yalnız adli para cezasının bir günlük miktarında dikkate alınır.

Anayasa Mahkemesi Kararları

Anayasa Mahkemesi

Cezanın orantılılığı kusur ilkesi çerçevesinde değerlendirilir; silahla tehdit ve silahla yaralama cezaları ölçülüdür

Anayasa Mahkemesi, E. 2025/8, K. 2025/125, 03.06.2025 (RG 11.08.2025, S. 32983)

Olay: Silahla tehdit suçundan açılan davada Mudurnu Asliye Ceza Mahkemesi, TCK m. 6/1-f'deki silah tanımının, basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek kasten yaralamanın ve bu suçun silahla işlenmesine ilişkin artırımın, ayrıca silahla tehdit suçunun cezasının adalet ve hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurduğunu ileri sürerek itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurdu.

Karar: Mahkeme, Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere TCK 3/1 uyarınca işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında orantı bulunması gerektiğini açıkladı. Kanun koyucunun takdir yetkisini kullanırken ölçülülük ilkesine bağlı olduğunu, cezanın orantılılığının kusur ilkesi çerçevesinde değerlendirileceğini belirtti. Basamaklı cezaların hâkime cezayı bireyselleştirme ve alt sınırdan uzaklaşma imkânı verdiğini, kuralların suç ve ceza arasındaki adil dengeyi bozmadığını, farklı suçların ceza miktarlarının karşılaştırılmasıyla anayasal denetim yapılamayacağını belirterek itirazı oy birliğiyle reddetti.

Bir fiil için öngörülecek yaptırımın azami sınırını failin kusuru belirlemektedir.

Ne anlama geliyor?

Orantılılık hem kanun koyucuyu hem hâkimi bağlar; ancak ceza aralığı hâkime bireyselleştirme imkânı veriyorsa orantısızlık iddiası somut uygulamada giderilir.

Not: Mahkeme bu kararda TCK 3/1'e ilişkin değerlendirmesinde Ceza Genel Kurulunun 02.11.2022 tarihli (E. 2018/584, K. 2022/683) kararına atıf yapmıştır.

Anayasa Mahkemesi

Adalet ve hakkaniyetle bağdaşmayan cezai yasak iptal edilir: langırt

Anayasa Mahkemesi, E. 2015/58, K. 2015/117, 23.12.2015 (RG 13.01.2016, S. 29592)

Olay: İş yerinde langırt makinesi bulundurmaktan 1072 sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve Makinaları Hakkında Kanun'a muhalefetle yargılanan sanıklar hakkında Hayrabolu Asliye Ceza Mahkemesi, bu fiili yasaklayan ve bir yıldan beş yıla kadar hapis ile yüz günden bin güne kadar adli para cezası öngören hükümlerin Anayasa'ya aykırı olduğu kanısıyla itiraz yoluna başvurdu.

Karar: Mahkeme, kanun koyucunun ceza hukukundaki takdir yetkisini adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini gözeterek kullanması gerektiğini belirtti. Bilgi ve maharet artırıcı elektronik oyun alet ve makinelerinin izinle serbestçe kullanıldığı, kumar oynamanın bile suç olmaktan çıkarılarak kabahate dönüştürüldüğü bir hukuk düzeninde, el becerisiyle oynanan langırtı kazanç kastı olmasa dahi yasaklamanın zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaca yönelik olmadığını ve hukuk devletinin gereği olan adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmadığını kabul ederek "langırt" ibaresini ve ceza hükmünü bu ibare yönünden oy birliğiyle iptal etti.

demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olmadığı gibi hukuk devletinin gereği olan "adalet" ve "hakkaniyet" ilkeleriyle de bağdaşmamaktadır

Ne anlama geliyor?

Suç ile ceza arasındaki denge yalnız mahkeme kararlarında değil kanunun kendisinde de aranır; toplumsal karşılığı kalmamış ağır bir cezai yasak Anayasa'ya aykırı hâle gelebilir.

Not: Karar Anayasa'nın 2. maddesine dayanır; TCK 3'e atıf yapmaz. Orantılılığın kanun koyucu bakımından sınırını göstermek için alınmıştır.

İlgili Maddeler

  • TCK m. 2Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi
  • TCK m. 21Kast
  • TCK m. 29Haksız tahrik
  • TCK m. 52Adlî para cezası
  • TCK m. 54Eşya müsaderesi
  • TCK m. 61Cezanın belirlenmesi
  • TCK m. 62Takdiri indirim nedenleri
  • Anayasa m. 10Kanun önünde eşitlik
  • Anayasa m. 2Cumhuriyetin nitelikleri (hukuk devleti)
  • Anayasa m. 13Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması (ölçülülük)
  • 5275 s.K. m. 2İnfazda temel ilke

Uygulamada Dikkat Edilecekler

  1. 1.Temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlendiği hükümlerde, gerekçenin TCK m. 61/1'deki yedi ölçütten hangisine dayandığını ve somut olayın aynı türdeki olaylardan neden daha ağır sayıldığını kontrol edin.
  2. 2.Suçun unsurunu veya nitelikli hâlini oluşturan bir hususun temel cezada ikinci kez ağırlaştırıcı olarak kullanılıp kullanılmadığına bakın (TCK m. 61/3; mükerrer değerlendirme yasağı).
  3. 3."Sanığın kişiliği", "şahsi, sosyal ve ekonomik durumu" gibi kanunda sayılmayan gerekçelere dayanan temel ceza belirlemelerine itiraz edin.
  4. 4.Taksirli suçlarda kusur oranının (asli veya tali) doğru belirlenip belirlenmediğini inceleyin; kusurdaki hata cezanın orantılılığını doğrudan etkiler.
  5. 5.Haksız tahrik, olası kast, teşebbüs gibi hükümlerde seçilen oranın olayın vahametiyle açıklanıp açıklanmadığını denetleyin; asgari veya azami oran gerekçesiz seçilemez.
  6. 6.Takdiri indirim reddedildiyse gerekçenin TCK m. 62/2'deki ölçütlere (geçmiş, sosyal ilişkiler, fiil sonrası ve yargılama sürecindeki pişmanlık, cezanın geleceğe etkisi) dayanıp dayanmadığına bakın.
  7. 7.Suç ortakları arasında farklı ceza verilmişse farkın kusur, amaç ve saik gibi kişisel ölçütlerle mi, yoksa herkes için ortak ölçütlerle mi açıklandığını kontrol edin.
  8. 8.Müsadere kararlarında TCK m. 54/3'teki hakkaniyet ölçüsünü ileri sürün; eşyanın değerini, suçtaki rolünü ve müsaderenin kişi üzerindeki etkisini belgelerle ortaya koyun.

Sıkça Sorulan Sorular

TCK 3, adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesini düzenler. Birinci fıkraya göre suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur. İkinci fıkraya göre Ceza Kanunu uygulanırken kişiler arasında ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, düşünce, felsefi inanç, köken, doğum, ekonomik ve toplumsal konum yönünden ayrım yapılamaz ve kimseye ayrıcalık tanınamaz.

Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut bir uyuşmazlık için hukuki görüş yerine geçmez. Madde metni resmî kaynaktan alınmış, kararlar resmî tam metinleri üzerinden özetlenmiştir.