5237 sayılı Türk Ceza Kanunu

TCK Madde 2: Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesi

Birinci Kitap: Genel Hükümler › Birinci Kısım: Temel İlkeler, Tanımlar ve Uygulama Alanı › Birinci Bölüm: Temel İlkeler ve Tanımlar

Yürürlükteki metin · Son güncelleme: 22.09.2026 · Hazırlayan: Av. Murat Aydar

Kısaca TCK 2

TCK 2, "kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesini üç fıkrada düzenler: kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz, kanunda yazılı olmayan bir ceza veya tedbire hükmedilemez; idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz; suç ve ceza içeren hükümlerde kıyas yapılamaz ve bu hükümler kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu ilkeye dayanarak madde gerekçesinin kanun metnine üstün tutulamayacağını, yönetmelikle suçun kapsamının genişletilemeyeceğini ve kanunda karşılığı olmayan yaptırımların hükümden çıkarılması gerektiğini kabul etmiştir. Anayasa Mahkemesi de kanunun olağan anlamını aşan, öngörülemez yorumlarla kurulan mahkûmiyetleri Anayasa'nın 38. maddesine aykırı bulmaktadır.

Temel kavramlar

Kanunilik ilkesi
"Kanunsuz suç ve ceza olmaz" (nullum crimen, nulla poena sine lege). Bir fiilin suç sayılması ve yaptırımı ancak TBMM'nin çıkardığı kanunla, önceden ve açıkça belirlenebilir.
Belirlilik
Suç oluşturan davranışların ve bunlara uygulanacak yaptırımların kanunda açık, anlaşılır ve sınırları belli biçimde tarif edilmesi. Ceza Genel Kuruluna göre şekli bakımdan kanunla düzenleme yeterli değildir, içerik de belirli olmalıdır.
Kıyas
Kanunda düzenlenmemiş bir olaya, benzerliği nedeniyle başka bir olay için konulmuş kuralın uygulanması. Suç ve ceza içeren hükümlerde yasaktır (TCK m. 2/3).
Genişletici yorum
Kanunun sözü ve amacı içinde kalan en geniş anlamın benimsenmesi. Gerekçeye göre ceza hukukunda tümüyle yasak değildir; yalnız kıyasa yol açacak biçimde yapılamaz.
İdarenin düzenleyici işlemi
Yönetmelik, genelge, tebliğ, kurul kararı gibi idarenin genel ve soyut nitelikli işlemleri. Bunlarla suç ve ceza konulamaz, bir suç tanımının kapsamı da belirlenemez.
Çerçeve hüküm
Suçun temel unsurlarını kanunda gösterip teknik ayrıntı için başka düzenlemelere gönderme yapan hüküm. Örneğin TCK m. 181/1, "ilgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırı" kirletmeyi cezalandırır.
Güvenlik tedbiri
Cezadan ayrı ceza hukuku yaptırımı; hak yoksunlukları, müsadere, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri gibi. Anayasa m. 38/3'e göre ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri de ancak kanunla konulur.
Geçmişe yürümezlik
Fiil, işlendiği zaman yürürlükteki kanuna göre değerlendirilir; sonradan konulan veya ağırlaştırılan hüküm geçmişe uygulanamaz, lehe kanun ise uygulanır (Anayasa m. 38/1; TCK m. 7).
Bir bakışta TCK 2
KonuKuralDayanak
Suçun kaynağıBir fiil ancak kanun onu açıkça suç sayıyorsa cezalandırılabilir.TCK m. 2/1; Anayasa m. 38/1
Yaptırımın kaynağıKanunda yazılı olmayan ceza veya güvenlik tedbirine hükmedilemez; cezalar kanunda açıkça yazılmadıkça artırılamaz, eksiltilemez, değiştirilemez.TCK m. 2/1, 61/10; Anayasa m. 38/3
İdari düzenlemelerYönetmelik, genelge, tebliğ veya kurul kararıyla suç ve ceza konulamaz.TCK m. 2/2; Anayasa m. 7, 104/17
Çerçeve hükümKanun suçu tanımlayıp teknik ayrıntıya gönderme yapabilir; kabahatlerde çerçeve hükmün içeriği idarece doldurulabilir, yaptırım yine kanunla belirlenir.TCK m. 181/1; 5326 s.K. m. 4
KıyasSuç ve ceza içeren hükümlerin uygulanmasında kıyas yapılamaz.TCK m. 2/3, birinci cümle
Genişletici yorumTümüyle yasak değildir; kıyasa yol açacak biçimde yapılamaz.TCK m. 2/3, ikinci cümle; madde gerekçesi
Madde gerekçesiKanun metnine dahil değildir; suçun unsurları metne göre belirlenir.Yargıtay CGK 2021/605 ve 2022/15
ZamanSuç tarihindeki kanun uygulanır; sonraki lehe kanun geçmişe yürür, aleyhe kanun yürümez.TCK m. 7; Anayasa m. 38/1
Özel kanunlarİlke özel ceza kanunlarındaki ve ceza içeren kanunlardaki suçlara da uygulanır.TCK m. 5
Ceza muhakemesiKıyas kural olarak mümkündür; temel hakları daraltan ve istisnai normlarda yasaktır.Yargıtay CGK 2025/36
Değişiklik01.06.2005'te yürürlüğe girdi, o tarihten bu yana değişmedi.TCK m. 344; 5328 s.K.

Madde Metni

Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi — Madde 2

  1. (1)Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.
  2. (2)İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.
  3. (3)Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.

Kaynak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, mevzuat.gov.tr. Fıkra numaraları okumayı kolaylaştırmak için eklenmiştir.

Madde Gerekçesi

Kanunun amacına ilişkin maddesinde ifade edilen kişi hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınabilmesi için, hangi fiillerin suç teşkil ettiğinin kanunda açık bir şekilde belirlenmesi gerekir. Aynı şekilde, suç işlenmesi dolayısıyla verilecek ceza ve tedbirlerle, cezaya mahkûmiyetin hukukî sonuçları ve bu yaptırımların süre ve miktarlarının da kanunla düzenlenmesi zorunludur.

Anayasamızda da ifade edilen ve evrensel nitelikteki "kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesinin gereği olarak suçların tanımlanması ve ceza hukuku yaptırımları koyma yetkisine sadece Türkiye Büyük Millet Meclisi sahiptir. Yine Anayasamıza göre yasama görevi, devredilmesi mümkün olmayan bir yetkidir. Bireyin maddî ve manevî varlığı üzerinde derin etkiler doğuran suç ve cezaların, ancak ulusal iradeyi temsil eden organ tarafından yapılacak kanunla düzenlenebilmesi, kişi hak ve özgürlüklerine sağlanan en önemli anayasal garantilerden birini oluşturmaktadır.

Anayasada temel hak ve özgürlükler alanının, kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceğinin öngörülmesi de, bu garantinin bir ifadesidir. Kişi hak ve özgürlükleri konusunda kanun hükmünde kararname çıkarılmaması bakımından anayasal normla getirilen bu yasağın, idarenin diğer düzenleyici işlemleri için de geçerli olduğu kuşkusuzdur. İşte maddenin ikinci fıkrasındaki düzenlemeyle, Anayasada yer alan emredici normların gereği yerine getirilerek, idarenin düzenleyici işlemleriyle bir suç tanımının kapsamının belirlenemeyeceği ve ceza konulamayacağı açıkça düzenlenmiş olmaktadır.

Yine suçta ve cezada kanunilik ilkesinin doğal bir sonucu olan evrensel ilke niteliğindeki ceza kanunlarının uygulanmasında kıyasa başvurulamayacağı, maddenin üçüncü fıkrasında açıkça düzenlenmiştir. Böylece ceza kanunlarının bireye güvence sağlama işlevinin bir gereği daha yerine getirilmiş olmaktadır. Yeni tarihli ceza kanunlarında da kıyas yasağına ilişkin olarak açık hükümlere yer verilmektedir. Örneğin yeni Fransız Ceza Kanununda bu husus "ceza kanunları dar yorumlanır" biçiminde ifade edilmiştir. Kıyas yasağıyla getirilen güvencenin tam anlamıyla uygulanabilmesini mümkün kılmak amacıyla, kıyasa yol açacak şekilde yapılacak geniş yoruma da başvurulamayacağı açıkça ifade edilmiştir. Ancak bu hükümle ceza hukukunda genişletici yorum tümüyle yasaklanmamakta, sadece bu yorum biçiminin kıyasa yol açacak şekilde uygulanmasının önüne geçilmek istenmektedir.

Suçlar arasında cürüm ve kabahat ayırımı kaldırıldığı için, Tasarının "Suçlar, cürüm ve kabahattir." şeklindeki ikinci fıkrası metinden çıkarılmıştır.

Kaynak: TBMM Adalet Komisyonu Raporu (08.03.2004, Esas No. 1/593, Karar No. 60), S. Sayısı 664, s. 404-406. Hükümet Tasarısında kanunilik hükmü 1. maddeydi; Adalet Komisyonu amaç maddesini başa ekleyince 2. madde oldu. Gerekçenin son paragrafı, Tasarıdaki "Suçlar, cürüm ve kabahattir." fıkrasının neden çıkarıldığını açıklar. Metin özgün yazımıyla aktarılmış, okunabilirlik için paragraflara bölünmüştür.

Değişiklik Geçmişi

TarihKaynakDeğişiklik
12.10.20045237 sayılı Türk Ceza Kanunu (kabul 26.09.2004, RG 12.10.2004, S. 25611)Kanun yayımlandı. Hükümet Tasarısının 1. maddesi olan kanunilik hükmü, Adalet Komisyonunun amaç maddesini eklemesiyle 2. madde olarak kabul edildi; Tasarıdaki "Suçlar, cürüm ve kabahattir." fıkrası metinden çıkarıldı.
01.06.2005TCK m. 344/1-c; 31.03.2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanun geçici m. 1Madde yürürlüğe girdi. TCK 2 o tarihten bu yana değiştirilmemiştir.

765 Sayılı Eski TCK ile Karşılaştırma

1926 tarihli ve 765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu'nda kanunilik ilkesi 1. maddede düzenlenmişti:

"Kanunun serahaten cezalandırmadığı fiil için kimseye ceza verilemez. Kanunda yazılı cezalardan başka bir ceza ile de kimse cezalandırılamaz. Kanunun cezalandırdığı fiiller cürüm veya kabahattir." (765 s.K. m. 1)

5237 sayılı Kanun ilkeyi korudu, ancak kapsamını genişletip ayrı fıkralarla açık hükümlere bağladı:

Konu765 sayılı TCK m. 15237 sayılı TCK m. 2
Suçun kaynağıKanunun "serahaten" (açıkça) cezalandırmadığı fiil için ceza verilemez.Kanunun açıkça suç saymadığı fiil için ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz.
YaptırımlarKanunda yazılı cezalarKanunda yazılı cezalar ve güvenlik tedbirleri
İdarenin düzenleyici işlemleriMaddede açık hüküm yoktu.Bu işlemlerle suç ve ceza konulamaz (2. fıkra).
KıyasMaddede açık hüküm yoktu.Kıyas ve kıyasa yol açan geniş yorum yasaktır (3. fıkra).
Suçların ayrımıCürüm ve kabahatAyrım kaldırıldı; kabahatler 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nda düzenlendi.

Ceza Genel Kurulu, 765 sayılı Kanun uygulanarak kurulmuş bir irtikâp hükmünü incelerken, 5237 sayılı Kanunda da "tıpkı 765 sayılı TCY'nda olduğu gibi" suçta ve cezada yasallık ilkesine yer verildiğini belirtmiş; ceza hukukunda, medeni hukuktan farklı olarak, kanunda hüküm bulunmayan hâllerde kıyas yoluyla başka hukuki düzenlemelerden ve örf ve âdetten yararlanılamayacağını vurgulamıştır (Yargıtay CGK, 21.06.2011, E. 2011/5-101, K. 2011/139).

Numara değişikliğine dikkat: Hükümet Tasarısında kanunilik ilkesi 1. maddeydi; Adalet Komisyonu amaç maddesini başa ekleyince 2. madde oldu. Bu nedenle 2005 öncesine ait kararlarda ve eserlerde "TCK 1" atfı, 765 sayılı Kanunun kanunilik hükmünü gösterir. Amaç maddesi için TCK 1 sayfasına bakabilirsiniz.

TCK 2. Madde Ne Düzenler?

TCK 2, ceza hukukunun temel güvencesi olan "kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesini üç fıkrada düzenler. Birinci fıkra suçun ve yaptırımın kaynağını kanunla sınırlar: kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez, güvenlik tedbiri uygulanamaz; kanunda yazılı olmayan bir ceza veya güvenlik tedbirine de hükmedilemez. İkinci fıkra idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulmasını yasaklar. Üçüncü fıkra doğrudan uygulayıcıya seslenir: suç ve ceza içeren hükümlerin uygulanmasında kıyas yapılamaz, bu hükümler kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.

İlkenin anayasal dayanağı Anayasa'nın 38. maddesidir. Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez (m. 38/1). Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur (m. 38/3). Yasama yetkisi Türk Milleti adına TBMM'nindir ve bu yetki devredilemez (m. 7). Anayasa'nın 15. maddesine göre savaş, seferberlik veya olağanüstü hâllerde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması durdurulabilse bile suç ve cezalar geçmişe yürütülemez. Aynı güvence Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 7. maddesinde de yer alır.

TCK 2, TCK 1'deki amaçla birlikte okunur. Maddenin gerekçesine göre amaç maddesinde ifade edilen kişi hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınabilmesi için hangi fiillerin suç teşkil ettiğinin kanunda açık bir şekilde belirlenmesi gerekir. TCK m. 5 uyarınca bu güvence yalnız Türk Ceza Kanunu'ndaki suçlar için değil, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar için de geçerlidir.

Ceza Genel Kurulu, öğretiye atıfla kanunilik ilkesinin beş sonucunu şöyle sıralamıştır: kıyas yasağı, örf ve adetlerle suç yaratma ve cezayı ağırlaştırma yasağı, idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulma yasağı, geçmişe yürütme yasağı ve suç ve cezaların belirsizliği yasağı. Aynı kararda belirlilik ilkesinin doğrudan kanun koyucuya, kıyas yasağının ve örf ve âdete göre suç yaratılamaması ilkesinin yargıca, geçmişe yürümezlik ilkesinin ise hem kanun koyucuya hem yargıca yönelik olduğu belirtilmiştir (Yargıtay CGK, 08.12.2022, E. 2021/44, K. 2022/790).

GüvenceKime yönelir?DayanakBu sayfadaki örnekler
Suç ve cezanın kanunla konulmasıKanun koyucu ve yargıçTCK m. 2/1; Anayasa m. 38/1, 38/3Emekliliğin sonlandırılması, dayanaksız tedbir
BelirlilikKanun koyucuTCK m. 2/1 ("açıkça"); Anayasa m. 38Seçimlik hareketler, gözcülük
İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamamasıKanun koyucu ve idareTCK m. 2/2; Anayasa m. 7, 104/17Bandrol, mühür, KHK
Kıyas yasağıYargıçTCK m. 2/3Avukatın statüsü, emisyon sınırı, GDO
Geçmişe yürümezlikKanun koyucu ve yargıçTCK m. 7; Anayasa m. 38/1, 15/2Jammer, yayım günü, iptal edilen KHK

Kanunda Açıkça Suç Sayılmayan Fiil Cezalandırılabilir mi?

Hayır. TCK 2/1'in ilk cümlesi, bir fiilin cezalandırılabilmesi için kanunun onu "açıkça" suç saymasını arar. Ceza Genel Kuruluna göre fiilin kanunda "açıkça" suç sayılması gerektiğinden suç ve cezaların şekli bakımdan kanunla düzenlenmesi yeterli değildir; içerik bakımından da belirli olmaları gerekir. Suç ve ceza içeren kanun maddesinde hangi davranışların suç oluşturduğu açık ve anlaşılır biçimde tarif edilmeli, sınırları belli olmalı, uygulanacak ceza ve güvenlik tedbirleri gösterilmelidir (Yargıtay CGK, 07.12.2021, E. 2019/251, K. 2021/616).

Bu kural yargıca da yönelir. Genel Kurulun öğretiye dayanarak vurguladığı gibi, bir davranış toplum düzeni bakımından ne kadar katlanılmaz olursa olsun kanunda suç olarak açıkça tarif edilmemişse cezalandırılamaz (Yargıtay CGK, 08.12.2022, E. 2021/44, K. 2022/790). Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde başka hukuki düzenlemelerden veya örf ve âdetten yararlanılarak suç yaratılamaz (Yargıtay CGK, 21.06.2011, E. 2011/5-101, K. 2011/139).

Uygulamada ilke en çok seçimlik hareketli suçlarda önem kazanır. Kanun bir suçu "bulundurmak, çalıştırmak, yurda sokmak, imal etmek" ya da "üretmek, satışa arz etmek, satmak" gibi sayılı hareketlerle tanımlamışsa failin davranışı bu hareketlerden birine uymalıdır. Başka maddelerdeki ifadeler, hukuk davalarına ilişkin tecavüz tanımları veya sonradan yapılan eklemeler, sayılan hareketleri çoğaltmak için kullanılamaz.

ℹ️Bilgi
Özel kanunlardaki suçlar da bu kurala tabidir. TCK m. 5'e göre Türk Ceza Kanunu'nun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır. Marka, fikir ve sanat eserleri, kumar makineleri veya biyogüvenlik gibi alanlardaki ceza hükümleri de TCK 2'ye göre yorumlanır.

Örnek olay

Transit geçen taklit çantalar

Olay: Havalimanında transit beyannamesiyle nakledilen çantaların tescilli bir markanın taklidi olduğu anlaşıldı ve ithal işlemi durduruldu. Taşımayı yapan şirketin yetkilileri marka hakkına tecavüzden yargılandı. Suç tarihindeki 556 sayılı KHK m. 61/A-1 yalnız "üretmek, satışa arz etmek veya satmak" hareketlerini cezalandırıyordu; ithal ve nakil gibi hareketler 10.01.2017'de yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile eklendi.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, seçimlik hareketlerin ceza hükmü dışındaki KHK maddeleriyle genişletilemeyeceğini, TCK 2 ve lehe kanunu öngören TCK 7/2 uyarınca suç tarihindeki hükmün uygulanacağını belirterek beraati yerinde buldu. Eşyanın sanığa değil gümrük idaresine teslimi için hüküm düzeltildi.

Kaynak: Yargıtay CGK, 02.06.2020, E. 2017/67, K. 2020/253

Örnek olay

Kumar salonunda gözcülük

Olay: Tombala makinesiyle kumar oynatılan bir bodrum katında sanık, kapıda gözcülük yapıyor, gelen müşterileri telsizle haber verip içeri aldırıyordu. Kumar oynanması için yer ve imkân sağlamaktan mahkûm edilen sanık, oyun makinelerini bulundurmayı ve çalıştırmayı yasaklayan 1072 sayılı Kanuna muhalefetten de cezalandırıldı.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, "çalıştırmak" hareketinin makinenin bir bütün hâlinde işletilmesini ifade ettiğini; makine üzerinde ortak hâkimiyeti bulunmayan ve işletenin talimatıyla gözcülük yapan sanığın bu hareketi gerçekleştirmediğini kabul ederek 1072 sayılı Kanuna muhalefetten kurulan hükmü bozdu.

Kaynak: Yargıtay CGK, 13.01.2022, E. 2021/28, K. 2022/15

Kanunda Yazılı Olmayan Ceza veya Güvenlik Tedbiri Verilebilir mi?

Hayır. TCK 2/1'in ikinci cümlesine göre kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz. TCK m. 61/10 aynı kuralı cezanın belirlenmesi aşamasına taşır: kanunda açıkça yazılmış olmadıkça cezalar ne artırılabilir, ne eksiltilebilir, ne de değiştirilebilir. Anayasa'nın 38/3. maddesi de ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerinin ancak kanunla konulabileceğini söyler. Maddenin gerekçesi, cezaya mahkûmiyetin hukuki sonuçlarının ve yaptırımların süre ve miktarlarının da kanunla düzenlenmesinin zorunlu olduğunu ayrıca belirtir.

Ceza Genel Kurulu kanunilik ilkesinin güvenlik tedbirleri bakımından da geçerli olduğunu vurgulamıştır (Yargıtay CGK, 21.06.2011, E. 2011/5-101, K. 2011/139). Bu nedenle hâkim, iyi niyetle ve sanığın yararına olduğunu düşünse bile kanunun tanımadığı bir tedbiri hükme ekleyemez; mahkûmiyete kanunda öngörülmeyen bir sonuç da bağlayamaz. Kural, sanık aleyhine genişletme yasağıyla tamamlanır: kanunun belirli bir yaptırım için koyduğu yasak, kıyas veya genişletici yorumla başka yaptırımlara yayılamaz (Yargıtay CGK, 07.12.2021, E. 2019/251, K. 2021/616).

⚠️Dikkat
Hükümde kanunda karşılığı bulunmayan bir yaptırım, hak yoksunluğu veya tedbir varsa bu durum kanun yolunda ayrıca ileri sürülmelidir. Yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu tür hatalar, ilgili ibare hükümden çıkarılarak düzeltilebilmektedir.

Örnek olay

Hükme eklenen "emekliliğin sona erdirilmesi"

Olay: Silah ruhsatı için başvuran vatandaşlardan makbuz vermeden gerekenden fazla para alan ruhsat kısım amiri, ikna suretiyle irtikâptan mahkûm edildi. Mahkeme ayrıca, sanığın emekliliğinin sona erdirilmesi için kararın Emekli Sandığına gönderilmesine hükmetti.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, ne 765 ve 5237 sayılı ceza kanunlarında ne de Emekli Sandığı Kanunu'nda mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak emekliliğin sonlandırılmasına ilişkin bir fer'i ceza bulunduğunu belirterek bu ibareyi hükümden çıkardı.

Kaynak: Yargıtay CGK, 21.06.2011, E. 2011/5-101, K. 2011/139

Örnek olay

Ceza sorumluluğu olan çocuğa danışmanlık tedbiri

Olay: Kamu malına zarar veren ve suç tarihinde 12-15 yaş grubunda bulunan iki çocuğun, fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin bulunduğu kabul edildi. Çocuk mahkemesi adli para cezasının yanında Çocuk Koruma Kanunu m. 5/1-a uyarınca danışmanlık tedbirine de hükmetti.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, koruyucu ve destekleyici tedbirlerin kanunda ceza sorumluluğu olmayan çocuklar için öngörüldüğünü, kanuni dayanağı bulunmayan bir tedbirin çocuğun yararına da olsa uygulanamayacağını belirterek tedbirin hükümden çıkarılmasını onayladı. Kanunda 2026'da yapılan değişiklik için ilgili karar kartındaki nota bakınız.

Kaynak: Yargıtay CGK, 26.03.2013, E. 2012/9-1468, K. 2013/101

Örnek olay

Mükerrir sanığa kamuya yararlı işte çalıştırma

Olay: Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık, kardeşini yaraladığı için 2 ay 15 gün hapis cezasına mahkûm edildi; mahkeme cezayı kamuya yararlı bir işte çalıştırmaya çevirdi. Özel Daire, bu çevirmeyle tekerrür hükümlerinin uygulanmadığını belirterek hükmü bozdu.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, TCK 50/2'deki yasağın yalnız adli para cezasına çevirmeyi kapsadığını, kanun koyucunun diğer seçenek yaptırımlar için yasak koymadığını ve kıyas veya genişletici yorumla kişi aleyhine uygulama geliştirilemeyeceğini belirterek bu bozma nedenini kaldırdı.

Kaynak: Yargıtay CGK, 07.12.2021, E. 2019/251, K. 2021/616

Yönetmelik, Genelge veya Kurul Kararıyla Suç ve Ceza Konulabilir mi?

Hayır. TCK 2/2'ye göre idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz. Madde gerekçesi bu yasağı şöyle temellendirir: suçların tanımlanması ve ceza hukuku yaptırımları koyma yetkisine yalnız TBMM sahiptir, yasama görevi devredilemez ve bireyin maddi ve manevi varlığı üzerinde derin etkiler doğuran suç ve cezaların ulusal iradeyi temsil eden organ tarafından kanunla düzenlenmesi kişi hak ve özgürlüklerinin en önemli anayasal garantilerinden biridir. Gerekçeye göre bu fıkrayla, idarenin düzenleyici işlemleriyle bir suç tanımının kapsamının da belirlenemeyeceği açıkça düzenlenmiştir.

Ceza Genel Kurulu bu yasağı, idare organlarınca kararname, tüzük, yönetmelik, karar, tebliğ ve sirküler gibi işlemlerle suç ve ceza konulamayacağı biçiminde ifade etmiştir (Yargıtay CGK, 08.03.2016, E. 2015/1121, K. 2016/111). Bugün Anayasa'nın 104/17. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle de temel haklar ile kişi hakları ve ödevleri düzenlenemez; Anayasa'da münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda kararname çıkarılamaz. Anayasa m. 38'e göre idare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide de uygulayamaz.

Kanunun çerçeve çizip teknik ayrıntıyı yönetmeliğe bırakması

Yasak, idarenin suçun içeriğine hiç katkıda bulunamayacağı anlamına gelmez. Bazı suç tanımları temel unsurları kanunda gösterip teknik ayrıntı için başka düzenlemelere gönderme yapar. Örneğin TCK m. 181/1, atık veya artıkları "ilgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırı olarak" ve çevreye zarar verecek şekilde toprağa, suya veya havaya kasten vermeyi cezalandırır. Yargıtay 18. Ceza Dairesi bu unsurun, Çevre Kanunu gibi kanunların çerçeve olarak benimsediği düzenlemelere dayanılarak oluşturulan yönetmeliklerdeki arıtma, depolama, taşıma, alıcı ortama verme gibi yükümlülüklere aykırılığı ifade ettiğini belirtmiştir. Aynı karar, yönetmeliğin kapsamının da bir sınır olduğunu gösterir: yönetmeliklerde yer almayan bir yükümlülük kıyas yoluyla kabul edilemez (Yargıtay 18. CD, 16.10.2017, E. 2015/38775, K. 2017/10966).

Kabahatler için ayrı bir kural vardır. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m. 4'e göre hangi fiillerin kabahat oluşturduğu kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi, kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriği idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabilir; ancak kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarı yalnız kanunla belirlenebilir. Suçlar bakımından TCK'da böyle genel bir izin bulunmaz.

Kanun hükmünde kararnameyle konulan suçlar

Anayasa Mahkemesi 2008'de, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK'nın marka hakkına tecavüz sayılan fiilleri tanımlayan hükümlerini iptal etti. Mahkemeye göre suç ve cezalara ilişkin esasları düzenleyen Anayasa m. 38 temel haklara ilişkin bölümde yer aldığından bu alanın kanun hükmünde kararnameyle düzenlenmesi mümkün değildi; eylemlere ceza öngören maddenin kanunla düzenlenmiş olması da bu sonucu değiştirmiyordu (AYM, 03.01.2008, E. 2005/15, K. 2008/2). Ceza Genel Kurulu da 01.01.2009'dan itibaren, unsurlarının bir kısmı bile olsa KHK ile belirlenen eylemlerin suç olmaktan çıktığını kabul etmiştir (Yargıtay CGK, 07.02.2012, E. 2011/7-302, K. 2012/23).

Örnek olay

Bandrolsüz oyun CD'leri

Olay: Kırtasiye işleten sanığın iş yerinde satışa hazır 141 bandrolsüz oyun CD'si ele geçirildi. Kanuna göre bilgisayar oyunları ancak hak sahibinin talebi hâlinde bandrole tabiydi; Bandrol Yönetmeliği ise bu oyunlar için mutlak bandrol zorunluluğu getirmişti. Mahkeme yönetmeliğe dayanarak mahkûmiyette direndi.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, kanuna göre suçun unsurları arasında bulunmayan bir düzenlemenin yönetmelik değişikliğiyle genişletilemeyeceğini belirterek hak sahibinin bandrol talebinde bulunup bulunmadığının araştırılması için hükmü bozdu.

Kaynak: Yargıtay CGK, 19.06.2018, E. 2017/642, K. 2018/295

Örnek olay

Özel şirketin sayaca taktığı mühür

Olay: Elektrik bedelini ödemeyen sanığın sayacına, özelleştirilmiş dağıtım şirketinin görevlileri mühür taktı. Sanık buna rağmen kaçak elektrik kullandı ve mühür bozmakla suçlandı.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, TCK 203'teki mührün kanunun verdiği yetkiye veya yetkili makamın emrine dayanması gerektiğini, mühürlemeyi yapan şirkete kanunla böyle bir yetki verilmediğini belirterek mühür bozma suçunun oluşmadığına karar verdi. Kaçak kullanımın diğer hukuki sonuçları bu değerlendirmeden bağımsızdır.

Kaynak: Yargıtay CGK, 08.03.2016, E. 2015/1121, K. 2016/111

Örnek olay

Sokağa çıkma yasağı ve "Kanunda yazılı" yasaklar

Olay: Salgın döneminde il umumi hıfzıssıhha meclisinin kararıyla uygulanan sokağa çıkma yasağı sırasında aracıyla yolda durdurulan kişiye, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu m. 282 uyarınca idari para cezası verildi. Bu madde yalnız "bu Kanunda yazılı olan" yasak ve zorunluluklara aykırılığı yaptırıma bağlıyordu.

Sonuç: Anayasa Mahkemesi, sokağa çıkma yasağının Kanunda yazılı tedbirler arasında bulunmadığını; kapsamı bilinçli olarak dar tutulan ceza hükmünün idarenin düzenleyici işlemleriyle genişletilmesinin öngörülemez ve keyfî cezalandırmaya yol açacağını belirterek Anayasa m. 38'deki kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine karar verdi.

Kaynak: AYM [GK], Mustafa Karakuş, B. No: 2020/34781, 17.01.2023

Kıyas Yasağı Nedir, Genişletici Yorumdan Farkı Nedir?

Kıyas, kanunda düzenlenmemiş bir olaya, benzerliği nedeniyle başka bir olay için konulmuş kuralın uygulanmasıdır. Özel hukukta kanun boşluğu bu yolla doldurulabilir; ceza hukukunda ise suç ve ceza içeren hükümlerin uygulanmasında kıyas yapılamaz (TCK m. 2/3). Ceza Genel Kurulu, kanunda suç olarak düzenlenmemiş fiillerin kanunla suç olarak düzenlenmiş fiillerle benzerliği nedeniyle ve kıyas yoluyla suç sayılıp yaptırıma bağlanamayacağını, yargısal bir faaliyet olan kıyasın bir yasama faaliyeti olan kanunun tekelciliğini ihlal ettiğini belirtmiştir (Yargıtay CGK, 07.12.2021, E. 2019/251, K. 2021/616).

Maddenin ikinci cümlesi kıyas yasağının dolanılmasını önler: suç ve ceza içeren hükümler kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz. Gerekçe bu cümlenin sınırını da çizer: bu hükümle ceza hukukunda genişletici yorum tümüyle yasaklanmamakta, yalnız bu yorum biçiminin kıyasa yol açacak şekilde uygulanmasının önüne geçilmek istenmektedir. Gerekçede örnek olarak yeni Fransız Ceza Kanunu'ndaki "ceza kanunları dar yorumlanır" kuralı anılır.

Ayrım şu soruyla yapılabilir: hâkim kanunun sözü ve amacı içinde kalan bir anlamı mı buluyor, yoksa kanunun düzenlemediği bir durum için yeni bir kural mı üretiyor? İlki yorumdur, ikincisi kıyastır. Ceza Genel Kurulu özel bir normdan hareketle genel bir sonuca ulaşmayı kıyas yasağına aykırı bulmuş (Yargıtay CGK, 17.06.2021, E. 2021/43, K. 2021/287); istisna niteliğindeki hükümlerin öngörüldükleri olaylar dışında uygulanamayacağını ve kıyas veya genişletici yorumla kişi hak ve hürriyetleri aleyhine uygulama geliştirilemeyeceğini vurgulamıştır (Yargıtay CGK, 07.12.2021, E. 2019/251, K. 2021/616). Anayasa Mahkemesi de kanunun olağan anlamının dışına çıkan, öngörülemez yorumlarla kurulan mahkûmiyetleri Anayasa'nın 38. maddesine aykırı bulmaktadır (AYM [GK], Fuat Fettahoğlu, B. No: 2019/33972, 17.05.2023).

💡İpucu
Sınır her zaman kolay çizilmez. Sinyal kesiciyle kilitlenmesi engellenen araçtan hırsızlık olayında Ceza Genel Kurulu çoğunluğu eylemi mevcut bir nitelikli hâlin yorumuyla karşılarken, bir üye aynı sonucu kıyas yasağına aykırı bulmuştur. Nitelikli hâl veya ağır suç tipi tartışmalarında kanun metnindeki her kelimenin somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği ayrı ayrı incelenmelidir.

Örnek olay

Avukatın tahsil ettiği parayı vermemesi

Olay: Avukat olan sanık, kamulaştırma bedelinin artırılması davasında müvekkili lehine hükmedilen alacağı icra yoluyla tahsil etti, ancak yaklaşık 792 bin TL'yi üç yıl boyunca müvekkiline vermedi. Mahkeme, avukatın kamu görevlisi olduğu kabulüyle zimmet suçundan mahkûmiyet kurdu.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, avukatların bazı hâllerde kamu görevlisi sayılmasının tüm işlerinde kamu görevlisi oldukları anlamına gelmediğini, özel normdan genel sonuç çıkarmanın kanunilik ilkesine ve kıyas yasağına aykırı olacağını belirtti. Ahzu kabz yetkisine dayanarak tahsil edilen parayı vermemenin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma (TCK 155/2) olduğunu kabul etti.

Kaynak: Yargıtay CGK, 17.06.2021, E. 2021/43, K. 2021/287

Örnek olay

Tesisler için konulan emisyon sınırı ve bireyler

Olay: Bir kömür tesisinin toz yayarak havayı kirlettiği iddiasıyla açılan davada Yargıtay, hava kirliliğine ilişkin yönetmeliklerin kimleri kapsadığını inceledi. Yönetmelikler tesisler, işletmeler, taşıtlar ve konutlar için emisyon sınırları koyuyor; örneğin açık havada atık yakan bireyler için bir sınır değer belirlemiyordu.

Sonuç: 18. Ceza Dairesi, tesisler için konulan emisyon sınırlarının bireyler hakkında da geçerli sayılmasının yönetmeliklerde bulunmayan bir yükümlülüğü kıyasen kabul etmek olacağını ve TCK 2/3'ün bunu yasakladığını belirtti; kirliliğin kabulü için kaynağın tespiti ve ilgili sınır değerin aşılması gerektiğine hükmetti.

Kaynak: Yargıtay 18. CD, 16.10.2017, E. 2015/38775, K. 2017/10966

Örnek olay

GDO "bulaşan" çeltik

Olay: Yurt dışından getirilen çeltiklerde genetiği değiştirilmiş organizma izine rastlandı; ithalatçı şirketin yönetim kurulu başkanı, GDO ve ürünlerini kanuna aykırı ithal etmekten 7 yıl 3 ay 15 gün hapis cezasına mahkûm edildi. Kanun yolu sürecinde ürünün GDO'nun kendisi değil, GDO "bulaşan" ürün olduğu kabul edilmişti.

Sonuç: Anayasa Mahkemesi, Biyogüvenlik Kanunu'nun "GDO ve ürünleri" ile "bulaşan" kavramlarını ayrı ayrı tanımladığını, bulaşan içeren ürünü suç kapsamında saymanın kanuni düzenlemenin özünden uzaklaşan, genişletici ve öngörülemez bir yorum olduğunu belirterek kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ve yeniden yargılamaya karar verdi.

Kaynak: AYM [GK], Fuat Fettahoğlu, B. No: 2019/33972, 17.05.2023

Madde Gerekçesi Kanun Metninin Önüne Geçebilir mi?

Hayır. Ceza Genel Kurulu bu soruyu TCK 228'deki kumar oynanması için yer ve imkân sağlama suçu üzerinden açıkça cevaplamıştır. Madde gerekçesinde "Madde metninde kumar oynanması için yer veya başka surette imkan sağlanması, suç olarak tanımlanmıştır." denilmesine rağmen kanun metni "yer ve imkan sağlayan" kişiyi cezalandırır. Genel Kurul, kanunilik ilkesi gereğince madde metninin kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamayacağını, kıyas ve yorum yoluyla kanunda tanımlanan suça unsur eklenip çıkarılamayacağını ve suçun oluşması için failin hem yer hem de imkân sağlaması gerektiğini kabul etmiştir (Yargıtay CGK, 13.01.2022, E. 2021/28, K. 2022/15). Bir başka kararında "madde gerekçeleri kanun metnine dahil değildir" diyerek suçun unsurlarının madde metnindeki tanıma göre belirlenmesi gerektiğini vurgulamıştır (Yargıtay CGK, 02.12.2021, E. 2020/416, K. 2021/605).

Gerekçe yine de önemlidir: hükmün amacını, korunan değeri ve kanun koyucunun neyi hedeflediğini anlamaya yardım eder. Ancak gerekçeden hareketle metinde bulunmayan bir seçenek, hareket veya nitelikli hâl suç tanımına eklenemez. Metin ile gerekçe çatıştığında sanık aleyhine sonuç doğuracak biçimde gerekçeye üstünlük tanınamaz.

Örnek olay

Kahvehanede tombala

Olay: Kahvehane işleten sanığın iş yerinde tombala oynatıldığı belirlendi; 30 tombala kartı, 150 marka ve 90 top ele geçirildi. İddianamede yalnız kumar oynanması için yer ve imkân sağlama suçu anlatılmıştı.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, suçun hem yer hem imkân sağlanmasını gerektirdiğini ve madde gerekçesinin kanun metnine dahil olmadığını belirtti. Oyun makineleriyle kumar oynatılması hâlinde 1072 sayılı Kanuna muhalefet ile yer sağlama fiillerinin ayrı fiiller olduğunu ve iki suçtan ayrı ayrı ceza verileceğini, ancak iddianamede anlatılmayan fiil için dava açılmış sayılamayacağını kabul etti.

Kaynak: Yargıtay CGK, 02.12.2021, E. 2020/416, K. 2021/605

Suç Tarihindeki Kanun: TCK 2 ile TCK 7 Nasıl Birlikte Uygulanır?

Kanunilik ilkesi, fiilin işlendiği anda kanunun onu suç sayıp saymadığıyla ilgilidir. TCK m. 7/1'e göre işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz; işlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz, böyle bir ceza hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar. TCK m. 7/2'ye göre suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklıysa failin lehine olan kanun uygulanır.

İki madde birlikte şu sonuçları doğurur: kanun koyucunun sonradan suç tanımına eklediği bir hareket veya nitelikli hâl, eklenmeden önce işlenen fiillere uygulanamaz; fiil sonradan suç olmaktan çıkarılırsa sanık hakkında beraat kararı verilir. Kanun, Resmî Gazete'de yayımlandığı günün başından itibaren yürürlükte sayılır; bu nedenle yayım günü işlenen suçlara yeni hüküm uygulanabilir. Aşağıdaki iki örnek, 2014'te hırsızlık suçunun nitelikli hâllerinde yapılan değişikliğin zaman bakımından nasıl uygulandığını gösterir. Ceza Genel Kurulu bu sonuca varırken fiilin zaten açık ve belirli biçimde suç olarak düzenlenmiş olmasını, yani yeni bir suç ihdas edilmemesini dikkate almıştır (Yargıtay CGK, 23.10.2024, E. 2022/589, K. 2024/321).

ℹ️Bilgi
Lehe kanun belirlenirken önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya ayrı ayrı uygulanır ve ortaya çıkan sonuçlar karşılaştırılır (5252 sayılı Kanun m. 9/3). Bir kanundan bazı hükümleri, diğerinden başka hükümleri seçerek karma bir uygulama yapılmaz.

Örnek olay

Jammer ile kilitlenmesi engellenen araç

Olay: Sanık 27.04.2014'te, sahibinin kumandayla kilitlemek istediği aracın kilitlenmesini sinyal kesiciyle engelleyip araçtaki çantayı aldı. "Kilitlenmesini engellemek" hâli, TCK 142/2-d'ye 28.06.2014'te yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunla eklendi.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu çoğunluğu, sonradan eklenen bu nitelikli hâlin kanunilik ilkesi gereğince uygulanamayacağını; çalışır durumdaki kilit mekanizması etkin bir davranışla devre dışı bırakıldığından eylemin suç tarihindeki TCK 142/1-b'ye (kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış eşya) uyduğunu kabul etti. Beş üye farklı nitelendirmelerle karşı oy kullandı.

Kaynak: Yargıtay CGK, 26.01.2023, E. 2020/41, K. 2023/32

Örnek olay

Yayım günü sabahı işlenen hırsızlık

Olay: Sanık, 28.06.2014 sabah 06.00 sıralarında park hâlindeki aracın camını zorlayarak teybi çaldı. Aynı gün yayımlanıp yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun bu eylemi 2-5 yıl hapis gerektiren TCK 142/1-b'den çıkarıp 5-10 yıl hapis gerektiren 142/2-h'ye taşımıştı.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, kanunun yayım gününün başlangıcından itibaren ülkenin her yerinde aynı anda yürürlüğe girdiğini, eylemin daha önce de hırsızlık olarak cezalandırıldığını ve yeni bir suç ihdas edilmediğini belirterek 142/2-h'nin uygulanmasına oy birliğiyle karar verdi.

Kaynak: Yargıtay CGK, 23.10.2024, E. 2022/589, K. 2024/321

Örnek olay

Taklit rakı ve iptal edilen KHK hükümleri

Olay: Sanıklar 2004'te turistik tesislere satmak üzere temin ettikleri 210 şişe taklit markalı rakıyı naklederken yakalandı ve marka KHK'sına aykırılıktan yargılandı. Temyiz incelemesinde Özel Daire, dava zamanaşımı dolduğu için kamu davasının düşmesine karar verdi.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, KHK ile belirlenen suç tanımlarının Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ve TCK m. 5'in 01.01.2009'dan itibaren bütün özel kanunlara uygulanmasıyla suç olmaktan çıktığını; bu durumda zamanaşımından düşme değil derhal beraat kararı verilmesi gerektiğini kabul ederek sanıkların beraatine hükmetti.

Kaynak: Yargıtay CGK, 07.02.2012, E. 2011/7-302, K. 2012/23

Ceza Muhakemesinde Kıyas Yapılabilir mi?

TCK 2/3'teki kıyas yasağı "kanunların suç ve ceza içeren hükümlerine" ilişkindir. Ceza muhakemesi kurallarında durum farklıdır. Ceza Genel Kurulu, ceza muhakemesinde kıyas ve her türlü yorumun mümkün olduğunu, ancak temel hak ve özgürlükleri daraltan normlar ile istisnai normlarda kıyas yasağı bulunduğunu belirtmiştir. Kanun koyucunun düzenlediğinin aksine sonuçlara ulaşacak şekilde, kıyas veya yorumla temel hak ve özgürlüklere ilişkin normları daraltmak ya da istisnai normları genişletmek mümkün değildir (Yargıtay CGK, 22.01.2025, E. 2022/205, K. 2025/36).

Aynı kararda, ilk derece mahkemelerince verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararlarının temyiz edilemeyeceğini öngören CMK m. 286/2-b'nin hem hak arama özgürlüğüne ilişkin hem de istisnai bir norm olduğu vurgulanmıştır. Bu nedenle bir kararın bu kapsama girip girmediği değerlendirilirken hak arama özgürlüğünü daraltıcı kıyas yapılamayacağı gibi, istisnanın kapsamı da genişletici yorumla büyütülemez.

Örnek olay

Beş günlük fark

Olay: İlk derece mahkemesi sanığa "1 yıl 21 ay 10 gün" hapis cezası verdi. Bölge adliye mahkemesi, hesaplamanın "2 yıl 9 ay 10 gün" olması gerektiğini belirterek hükmü düzeltti. Yargıtay Özel Dairesi bunu cezayı artırmayan bir maddi hata düzeltmesi sayarak temyiz istemini reddetti.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, TCK 61/6'ya göre bir ayın 30 gün, bir yılın resmî takvime göre hesaplandığını; düzeltmenin cezayı 5 gün artırdığını ve bunun maddi hata değil hukuki yanılgı olduğunu belirtti. Temyizi kısıtlayan istisnai norm geniş yorumlanamayacağından kararın temyiz edilebilir olduğuna oy birliğiyle karar verdi.

Kaynak: Yargıtay CGK, 22.01.2025, E. 2022/205, K. 2025/36

TCK 2 Yargıtay Kararları

Bu bölümde, maddenin uygulamada nasıl yorumlandığını gösteren 14 Yargıtay kararı yer alıyor. Kararların tamamı resmî tam metinleri okunarak seçildi ve ilgili oldukları fıkraya göre gruplandı; Ceza Genel Kurulu kararları bulundukları grubun başında yer alır. Künyeye tıklayarak kararın tam metnine ulaşabilirsiniz.

Seçim ölçütü: Bu sayfada TCK 2'ye veya suçta ve cezada kanunilik ilkesine mahkemenin kendi (çoğunluk) gerekçesinde dayanan kararlar yer alır. Ceza Genel Kurulunun kanunilik ilkesine değinen kararlarının bir kısmında bu değerlendirme karşı oyda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazında veya yerel mahkeme gerekçesinde kaldığından bu kararlar alınmamıştır. Kıyas yasağına dayanan görüşün yalnız karşı oyda yer aldığı sinyal kesici (jammer) kararında bu durum kartta ayrıca belirtilmiştir. Muhakeme hukukundaki kıyas sınırını gösteren 2025 tarihli karar TCK 2'ye değil CMK hükümlerine dayanır.

TCK 2/1 ile ilgili Yargıtay kararları

TCK 2/1 · Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Seçimlik hareketler başka maddelerle genişletilemez; suç tarihinden sonra eklenen hareket geçmişe uygulanmaz

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 02.06.2020, E. 2017/67, K. 2020/253

Olay: Havalimanında transit beyannamesiyle nakledilen çantaların tescilli bir markanın taklidi olduğu anlaşıldı ve ithal işlemi gümrükte durduruldu. Taşımayı yapan şirketin ortak ve yetkilileri marka hakkına tecavüzden yargılandı; yerel mahkeme beraat kararı verdi, Özel Daire hükmü bozdu, mahkeme beraatte direndi.

Karar: Genel Kurul, suç tarihindeki 556 sayılı KHK m. 61/A-1'in yalnız "üretmek, satışa arz etmek veya satmak" hareketlerini cezalandırdığını; ithal, ihraç ve nakil gibi hareketlerin suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 30/1 ile eklendiğini belirtti. Ceza hükmü dışındaki KHK maddeleriyle seçimlik hareketlerin genişletilemeyeceğini, TCK m. 2 ve lehe kanunu öngören TCK m. 7/2 gereğince suç tarihindeki hükmün uygulanacağını kabul ederek direnmeyi isabetli buldu. Eşyanın sanığa değil gümrük idaresine teslimine hükmedilmesi için hükmü düzeltti; karar oy birliğiyle verildi.

cezai hükümler içeren mülga 556 sayılı KHK’nın 61/A maddesi dışındaki düzenlemeler ile de seçimlik hareketlerin genişletilemeyeceği

Ne anlama geliyor?

Seçimlik hareketli suçlarda failin davranışı kanunda sayılan fiillerden birine birebir uymalıdır. Hukuk davalarına konu "tecavüz" tanımları ceza hükmüne taşınamaz.

TCK 2/1 · Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Sonradan eklenen nitelikli hâl, kanunilik ilkesi gereğince önceki fiillere uygulanamaz

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 26.01.2023, E. 2020/41, K. 2023/32

Olay: Sanık 27.04.2014'te, sahibinin park ettiği aracı uzaktan kumandayla kilitlediği sırada sinyal kesici cihazla kilitlenmeyi engelledi ve torpido gözündeki çantayı aldı. Yerel mahkeme TCK 142/2-d'den mahkûmiyet kurdu; Özel Daire eylemin basit hırsızlık olduğu gerekçesiyle bozdu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TCK 142/1-b'nin uygulanması gerektiğini ileri sürerek itiraz etti.

Karar: Genel Kurul, "veya kilitlenmesini engellemek" ibaresini TCK 142/2-d'ye ekleyen 6545 sayılı Kanunun 28.06.2014'te yürürlüğe girdiğini ve kanunilik ilkesi gereğince bu tarihten önce işlenen suçlara uygulanamayacağını belirtti. Mekanizması sağlam ve çalışır durumdaki kilidin sinyal kesiciyle aynı anda etkisiz hâle getirildiğini, aracın korunaksız bırakılmış sayılamayacağını kabul ederek eylemin suç tarihindeki TCK 142/1-b'deki kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlığa uyduğuna oy çokluğuyla karar verdi. Hüküm, ceza süresi yönünden kazanılmış hak korunarak bozuldu.

suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca bu tarihten önce işlenen suçlara tatbik edilmesi mümkün değildir

Ne anlama geliyor?

Kanun koyucunun sonradan açıkça suç tanımına aldığı bir hareket, eski tarihli olaylarda ağır hükme dayanak yapılamaz. Olay mevcut bir nitelikli hâlin yorumuyla karşılanabiliyorsa mahkeme o hükmü uygulayabilir; bu sınırın nerede olduğu Genel Kurulda da tartışılmıştır.

Not: TCK 2/3'teki kıyas yasağına dayanan görüş karşı oydadır: bir üye, eylemi 142/1-b'deki nitelikli hâle benzeterek cezalandırmanın kıyas yasağı kapsamında kalacağını yazmıştır. Toplam dört üye eylemin basit hırsızlık, bir üye 142/2-d kapsamında nitelikli hırsızlık olduğu görüşüyle karşı oy kullanmıştır.

TCK 2/1 · Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Kanun, Resmî Gazete'de yayımlandığı günün başından itibaren her yerde yürürlüktedir

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 23.10.2024, E. 2022/589, K. 2024/321

Olay: Sanık 28.06.2014 sabah saat 06.00 sıralarında park hâlindeki aracın sürgülü camını zorlayarak açıp teybi çaldı. Aynı gün Resmî Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun, bu eylemi TCK 142/1-b'den (2-5 yıl) çıkararak aynı metinle 142/2-h'ye (5-10 yıl) taşımıştı. Yerel mahkeme 142/1-b'yi uyguladı ve Özel Dairenin bozmasına karşı direndi.

Karar: Genel Kurul, kanunların Resmî Gazete'de yayımlandıkları günün başlangıcından itibaren tüm yurtta aynı anda uygulanma kabiliyeti kazandığını ve kanunun yayım saatine ilişkin bir düzenleme bulunmadığını belirtti. Değişiklikle yeni bir suç ihdas edilmediğini, eylemin suç tarihinden önce de açık ve belirli biçimde hırsızlık olarak cezalandırıldığını vurgulayarak TCK 142/2-h'nin uygulanması gerektiğine ve direnme hükmünün bozulmasına oy birliğiyle karar verdi.

"Kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi uyarınca suç teşkil ettiği neşir ve ilan olunmayan eyleminden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği hususunda bir tereddüt bulunmamakla birlikte

Ne anlama geliyor?

Yayım günü işlenen suçlarda yeni kanun uygulanabilir. Kanunilik ilkesinin tam koruması, fiilin daha önce hiç suç olarak tanımlanmadığı hâllerde devreye girer.

TCK 2/1 · Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Kanunda karşılığı olmayan "emekliliğin sonlandırılması" hükme eklenemez

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.06.2011, E. 2011/5-101, K. 2011/139

Olay: İl jandarma alay komutanlığında ruhsat kısım amiri olarak görev yapan sanık, silah ruhsatı için başvuran vatandaşlardan makbuz vermeden gerekenden fazla para almaktan ikna suretiyle irtikâp suçundan mahkûm edildi. Mahkeme hükme ayrıca, emekliliğin sona erdirilmesi amacıyla kararın Emekli Sandığına gönderilmesini ekledi; Özel Daire hükmü onadı.

Karar: Genel Kurul, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin güvenlik tedbirleri bakımından da geçerli olduğunu hatırlattı. 765 sayılı TCK'da, 5237 sayılı TCK'da ve 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nda mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak emekliliğin sonlandırılmasına ilişkin bir fer'i ceza bulunmadığını belirterek Başsavcılık itirazını kabul etti; bu ibareyi hükümden çıkararak hükmü oy birliğiyle düzelterek onadı.

ceza hukukunda, medeni hukukta olduğu gibi, yasada hüküm bulunmayan hallerde, kıyas yoluyla diğer hukuki düzenlemeler ile örf ve adetten yararlanma olanağı da bulunmamaktadır

Ne anlama geliyor?

Mahkûmiyete bağlanan her sonuç (fer'i ceza, hak yoksunluğu, tedbir) kanunda açıkça yazılı olmalıdır; mahkeme adalet duygusuyla kanunda olmayan bir sonuç ekleyemez.

TCK 2/1 · Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Kanuni dayanağı bulunmayan tedbir, çocuğun yararına da olsa uygulanamaz

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 26.03.2013, E. 2012/9-1468, K. 2013/101

Olay: Suç tarihinde 12-15 yaş grubunda bulunan ve fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği bulunduğu kabul edilen iki çocuk, kamu malına zarar verme suçundan adli para cezasına mahkûm edildi; çocuk mahkemesi ayrıca Çocuk Koruma Kanunu m. 5/1-a uyarınca danışmanlık tedbirine hükmetti. Özel Daire tedbir kısmını hükümden çıkardı; Başsavcılık, tedbirin ceza sorumluluğu olan çocuklara da uygulanabileceğini ileri sürerek itiraz etti.

Karar: Genel Kurul, ÇKK m. 11 uyarınca koruyucu ve destekleyici tedbirlerin suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklar bakımından çocuklara özgü güvenlik tedbiri sayıldığını; ceza sorumluluğu bulunan 12-15 yaş grubundaki çocuklar için TCK m. 31/2'nin yalnız indirimli ceza öngördüğünü belirtti. Anayasa m. 38/3 ve TCK m. 2 gereğince kanunda yazılı olmayan bir güvenlik tedbirine hükmedilemeyeceğinden itirazı oy çokluğuyla reddetti.

Kanuni dayanağı bulunmayan bir tedbir çocuğun yararına da olsa uygulanamaz.

Ne anlama geliyor?

Kanunilik ilkesi yalnız cezaları değil, iyi niyetle verilen tedbirleri de kapsar; hâkim kanunun tanımadığı bir tedbiri "yarar" gerekçesiyle hükme ekleyemez.

Not: Karar 14 üyenin karşı oyuyla verilmiştir. 7593 sayılı Kanunla (kabul 08.08.2026) Çocuk Koruma Kanunu'na yönlendirme tedbirleri eklenmiş (m. 5/A) ve adli süreçteki çocuklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinde bu tedbirlerden birinin veya birkaçının denetimli serbestlik tedbiri olarak uygulanacağı öngörülmüştür (m. 23/2). Bugün hangi tedbirin uygulanabileceği bu yeni metne göre belirlenmelidir; kararın ortaya koyduğu ilke ise geçerlidir: tedbir ancak kanunda yazılıysa uygulanabilir.

TCK 2/2 ile ilgili Yargıtay kararları

TCK 2/2 · Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Yönetmelikle suçun kapsamı genişletilemez

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 19.06.2018, E. 2017/642, K. 2018/295

Olay: İl Denetim Komisyonunda görevli kolluk, kırtasiye işleten sanığın iş yerinde satışa hazır 141 adet bandrolsüz oyun CD'si buldu. Sanık 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m. 81'e aykırılıktan adli para cezasına mahkûm edildi. Özel Daire, oyun CD'lerinin talebe bağlı olmaksızın bandrole tabi eserlerden olmadığını, hak sahibinin talebi araştırılmadan hüküm kurulamayacağını belirterek bozdu; mahkeme Bandrol Yönetmeliğine dayanarak direndi.

Karar: Genel Kurul, FSEK m. 81/1'e göre bandrolün talebe bağlı olmaksızın zorunlu olduğu eserlerin musiki ve sinema eserleri ile süreli olmayan yayınlar olduğunu; bilgisayar oyunlarının ise kolay kopyalanmaya müsait diğer eserler olarak ancak hak sahibinin talebi hâlinde bandrole tabi olduğunu belirtti. Yönetmelikle bilgisayar oyunlarına mutlak bandrol zorunluluğu getirilmesinin hukuk devleti, suç ve cezaların kanuniliği ve idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamayacağı ilkelerine açıkça aykırı olduğunu vurgulayarak direnme hükmünü eksik araştırma nedeniyle oy birliğiyle bozdu.

kanuna göre suçun unsurları arasında bulunmayan bir düzenlemenin idari bir tasarruf olan yönetmelik değişikliği ile genişletilemeyeceğinin kabulü zorunludur

Ne anlama geliyor?

Kanun bir unsuru talebe bağlamışsa, yönetmelik bu şartı kaldırarak cezalandırma alanını büyütemez; mahkeme hak sahibinin talebini araştırmak zorundadır.

Not: Genel Kurul aynı gerekçeyi 25.09.2018 tarihli (E. 2018/73, K. 2018/370) ve 09.10.2018 tarihli (E. 2018/398, K. 2018/413) kararlarında da tekrarlamıştır.

TCK 2/2 · Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Mühürleme yetkisi kanundan gelmelidir; özelleştirilmiş elektrik şirketinin mührü TCK 203 kapsamında değildir

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 08.03.2016, E. 2015/1121, K. 2016/111

Olay: Sanık, evinde kullandığı elektriğin bedelini ödemediği için özelleştirilmiş elektrik dağıtım şirketinin görevlilerince sayacına mühür konulmasına rağmen kaçak elektrik kullandı. Yerel mahkemenin mühür bozma suçundan verdiği beraat kararı Özel Dairece onandı; Başsavcılık itiraz etti.

Karar: Genel Kurul, suç ve cezaların ancak kanunla düzenlenebileceğini ve idare organlarınca kararname, tüzük, yönetmelik, karar, tebliğ ve sirküler gibi işlemlerle suç ve ceza konulamayacağını TCK m. 2/2'ye dayanarak hatırlattı. Mührün kanunun verdiği yetkiye dayanılarak ya da yetkili makamın emriyle konulması, yetkili makamın mühürleme emri verme yetkisinin de kanunla verilmiş olması gerektiğini belirtti. Mühürlemeyi yapan şirkete kanunla böyle bir yetki verilmediğinden mühür bozma suçunun oluşmadığını kabul ederek itirazı oy çokluğuyla reddetti.

mühür bozma suçunun oluşabilmesi için mühürleme yetkisinin kanunla verilmesi zorunlu olup mühürlemeyi yapan şirkete kanunla böyle bir yetki verilmediğinden mühür bozma suçunun unsurlarının oluşmadığı kabul edilmelidir

Ne anlama geliyor?

Bir işleme aykırılığın suç sayılabilmesi, o işlemin kanundan kaynaklanan bir yetkiye dayanmasına bağlıdır. Karar yalnız mühür bozma suçuna ilişkindir; kaçak kullanımın diğer hukuki sonuçları ayrıca değerlendirilir.

Not: Karar Genel Kurul Başkanı ile 14 üyenin karşı oyuyla verilmiştir. Genel Kurul aynı sonucu 24.05.2016 (E. 2015/228, K. 2016/270) ve 16.10.2018 (E. 2017/483, K. 2018/427, oy birliğiyle) tarihli kararlarında tekrarlamış; Yargıtay 11. Ceza Dairesi de 04.04.2023 tarihli kararında (E. 2022/6514, K. 2023/2378) özelleştirme sonrası şirket görevlilerinin yaptığı mühürlemeye aykırılıktan kurulan mahkûmiyeti kanun yararına bozarak beraate hükmetmiştir.

TCK 2/2 · Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Unsurlarının bir kısmı KHK ile belirlenen eylemler 01.01.2009'dan itibaren suç olmaktan çıkmıştır

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 07.02.2012, E. 2011/7-302, K. 2012/23

Olay: İddianameye göre sanıklar, ilçedeki turistik tesislere satmak için temin ettikleri 210 şişe taklit markalı rakıyı naklederken yakalandı ve 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK'ya aykırılıktan yargılandı. Yerel mahkeme TCK m. 2/2'yi gerekçe göstererek "ceza verilmesine yer olmadığına" karar verdi; Özel Daire dava zamanaşımı dolduğu için kamu davasının düşmesine hükmetti.

Karar: Genel Kurul, 5252 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi uyarınca 01.01.2009'dan itibaren TCK m. 5'in bütün özel kanunlar için geçerli olduğunu ve idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamayacağını belirtti. Anayasa Mahkemesinin 03.01.2008 tarihli kararıyla KHK'nın suç tanımlayan hükümlerinin iptal edildiğini, iptalin 05.01.2009'da yürürlüğe girdiğini ve boşluğun 28.01.2009'da yayımlanan 5833 sayılı Kanunla giderildiğini tespit ederek eylemin suç olmaktan çıktığını kabul etti. Derhal beraat gereken bu durumda zamanaşımından düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyeceğinden sanıkların beraatine oy çokluğuyla karar verdi.

unsurlarının bir kısmı bile olsa kanun hükmünde kararname ile belirlenen eylemler anılan tarihten itibaren suç olmaktan çıkarılmıştır

Ne anlama geliyor?

Suç tanımının bir parçası bile kanun dışı bir düzenlemeye dayanıyorsa kanunilik şartı karşılanmaz. Fiilin suç olmaktan çıktığı hâllerde sanığın hakkı düşme değil beraattir.

Not: Dört üye derhal beraat hâli bulunmadığı görüşüyle karşı oy kullanmış, bir üye itirazın kabulüne farklı gerekçeyle katılmıştır. 2017 Anayasa değişikliğiyle kanun hükmünde kararname usulü kaldırılmıştır; bugün Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle de temel haklar ile kişi hakları ve ödevleri düzenlenemez (Anayasa m. 104/17).

TCK 2/3 ile ilgili Yargıtay kararları

TCK 2/3 · Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Kıyas ve yorum yoluyla suç tanımına unsur eklenemez veya çıkarılamaz

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 13.01.2022, E. 2021/28, K. 2022/15

Olay: Tombala makinesiyle kumar oynatılan bir bodrum katında sanık, kapıda gözcülük yaparak gelen müşterileri telsizle haber verip içeri aldırıyordu. Kumar oynanması için yer ve imkân sağlamaktan mahkûm edilen sanık, ayrıca 1072 sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve Makinaları Hakkında Kanun'a muhalefetten de cezalandırıldı; Özel Daire hükmü onadı.

Karar: Genel Kurul, madde gerekçesinde "yer veya başka surette imkan" ifadesi kullanılmış olsa da TCK 228'in metnine göre suçun ancak hem yer hem imkân sağlanmasıyla oluşacağını; TCK 2 gereğince kıyas ve yorum yoluyla kanunda tanımlanan suça unsur eklenip çıkarılamayacağını belirtti. 1072 sayılı Kanundaki "çalıştırmak" hareketinin makinenin bir bütün hâlinde işletilmesini ifade ettiğini, makine üzerinde ortak hâkimiyeti bulunmayan gözcünün bu hareketi gerçekleştirmediğini kabul ederek 1072 sayılı Kanuna muhalefetten kurulan hükmü oy birliğiyle bozdu.

kıyas ve yorum yoluyla Kanun'da tanımlanan suça unsur eklenip çıkartılamayacağı

Ne anlama geliyor?

Bir kumar işletmesinde görev alan herkes her suçun faili olmaz; her suç tipi için kanunda sayılan hareketin o kişi tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ayrı ayrı incelenir.

TCK 2/3 · Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Madde gerekçesi kanun metnine dahil değildir; suçun unsurları metne göre belirlenir

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 02.12.2021, E. 2020/416, K. 2021/605

Olay: Kahvehane işleten sanığın iş yerinde tombala oynatıldığı tespit edildi; 30 tombala kartı, 150 marka ve 90 top ele geçirildi. İddianamede yalnız kumar oynanması için yer ve imkân sağlama suçu (TCK 228/1) anlatıldı.

Karar: Genel Kurul, TCK 228'in gerekçesinde "yer veya başka surette imkan" denilse de kanunilik ilkesi gereğince suçun hem yer hem imkân sağlanmasıyla oluştuğunu ve madde gerekçelerinin kanun metnine dahil olmadığını vurguladı. 1072 sayılı Kanun kapsamındaki makinelerle kumar oynatılması hâlinde makineyi bulundurma veya çalıştırma fiili ile yer sağlama fiilinin ayrı fiiller olduğunu, iki suçtan gerçek içtima kurallarına göre ayrı ayrı ceza verileceğini; somut dosyada ise iddianamede 1072 sayılı Kanuna aykırılık eylemi anlatılmadığından bu suçtan açılmış bir dava bulunmadığını kabul etti. Karar oy birliğiyle verildi.

Kaldı ki madde gerekçeleri kanun metnine dahil değildir. Dolayısıyla da suçun unsurları madde metnindeki tanıma göre belirlenmelidir.

Ne anlama geliyor?

Gerekçe yorumda yardımcı bir araçtır; metinde bulunmayan bir seçeneği suç tanımına ekleyemez.

TCK 2/3 · Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Avukatın her işinde kamu görevlisi sayılması kanunilik ilkesine ve kıyas yasağına aykırıdır

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 17.06.2021, E. 2021/43, K. 2021/287

Olay: Avukat olan sanık, kamulaştırma bedelinin artırılması davasında müvekkili lehine hükmedilen alacak için icra takibi başlattı; vekâletnamesindeki ahzu kabz yetkisine dayanarak 10.05.2010'da yaklaşık 792 bin TL tahsil etti, ancak parayı yaklaşık üç yıl müvekkiline vermedi. Ağır ceza mahkemesi sanığı zimmet suçundan mahkûm etti; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, eylemin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma olduğunu ileri sürerek Özel Daire kararına itiraz etti.

Karar: Genel Kurul, avukatların TCK m. 6/1-c ve d'deki tanımlar karşısında bazı hâllerde kamu görevlisi sayıldığını, ancak bunun avukatın tüm işlerinde kamu görevlisi olduğu anlamına gelmediğini belirtti. Özel normların yalnız konuldukları hâller için geçerli olduğunu, özel normdan genel sonuç çıkarmanın kanunilik ilkesine ve kıyas yasağına aykırı olacağını vurguladı. Parayı ahzu kabz yetkisine, yani vekâlet ilişkisine dayanarak tahsil eden avukatın eyleminin zimmet değil TCK m. 155/2'deki hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma olduğuna oy çokluğuyla karar verdi; uzlaştırma hükümlerinin uygulanması için hüküm bozuldu.

Özel normlar sadece konuldukları hâller için geçerlidirler. Özel normdan hareketle genel bir sonuca ulaşmak kanunilik ilkesine ve bunun önemli sonucu olan kıyas yasağına aykırılık oluşturur

Ne anlama geliyor?

Bir kişinin belirli bir suç bakımından özel statüde sayılması, başka suçlarda da aynı statünün kabulünü haklı kılmaz; faile ağır sonuç doğuran sıfat her suç tipi için ayrıca kanuna dayanmalıdır.

Not: Genel Kurul aynı sonuca 08.12.2022 tarihli kararında (E. 2021/44, K. 2022/790), müvekkilinin alacağından tahsil ettiği 11.150 TL'yi bildirmeyen avukat hakkında da ulaşmıştır.

TCK 2/3 · Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Aleyhe yasaklar kıyasla genişletilemez: mükerririn hapis cezası diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilir

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 07.12.2021, E. 2019/251, K. 2021/616

Olay: Kardeşini darbederek yaralayan sanık, TCK 86/2 ve 86/3-a uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezasına mahkûm edildi; ceza TCK 50/1-f uyarınca kamuya yararlı bir işte çalıştırmaya çevrildi. Özel Daire, tekerrüre esas ilamı bulunan sanığın cezasının bu şekilde çevrilerek tekerrür hükümlerinin uygulanmamasını bozma nedeni yaptı; Başsavcılık itiraz etti.

Karar: Genel Kurul, mükerrir hakkında TCK 58/3 uyarınca seçimlik cezalardan hapsin seçilmesinin zorunlu olduğunu, TCK 50/2'deki yasağın ise yalnız adli para cezasına çevirmeyi kapsadığını ve kanun koyucunun diğer seçenek yaptırımlar için bir yasak getirmediğini belirtti. TCK 2 ve 61/10'a dayanarak istisnaların geniş yorumlanamayacağını, kıyas veya genişletici yorumla kişi hak ve hürriyetleri aleyhine uygulama geliştirilemeyeceğini vurgulayarak Özel Dairenin bu bozma nedenini oy birliğiyle ilamdan çıkardı.

kıyas veya genişletici yorum yoluyla hakkında düzenleme olmayan bir ceza hukuku konusunda kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı başta olmak üzere, kişi hak ve hürriyetlerinin aleyhine uygulama geliştirilemeyeceği

Ne anlama geliyor?

Kanunun açıkça yasakladığı çevirme (adli para cezası) dışındaki seçenek yaptırımlar mükerrir hakkında da uygulanabilir; sanık aleyhine yasaklar dar yorumlanır.

TCK 2/3 · Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Ceza muhakemesinde kıyas mümkündür; ancak temel hakları daraltan ve istisnai normlarda yasaktır

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.01.2025, E. 2022/205, K. 2025/36

Olay: Taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olan sanığa ilk derece mahkemesi "1 yıl 21 ay 10 gün" hapis cezası verdi. Bölge adliye mahkemesi hesaplamanın "2 yıl 9 ay 10 gün" olması gerektiğini belirterek hükmü düzeltti. Yargıtay Özel Dairesi bunu cezayı artırmayan maddi hata düzeltmesi sayıp CMK 286/2-b uyarınca temyiz istemini reddetti.

Karar: Genel Kurul, ceza muhakemesinde kıyas ve her türlü yorumun mümkün olduğunu, ancak temel hak ve özgürlükleri daraltan normlar ile istisnai normlarda kıyas yasağı bulunduğunu belirtti. Temyiz yolunu kapatan CMK 286/2-b'nin hem hak arama özgürlüğüne ilişkin hem istisnai bir norm olduğunu, bu nedenle geniş yorumlanamayacağını vurguladı. TCK 61/6'ya göre bir ay 30 gün, bir yıl resmî takvime göre hesaplandığından düzeltmenin cezayı 5 gün artırdığını ve kararın temyiz edilebilir olduğunu kabul ederek dosyanın temyiz incelemesi için Daireye gönderilmesine oy birliğiyle karar verdi.

Ceza muhakemesinde kıyas ve her türlü yorum mümkün olmakla birlikte, temel hak ve özgürlükleri daraltan normlar ile istisnai normlarda kıyas yasağı mevcuttur.

Ne anlama geliyor?

TCK 2/3'teki kıyas yasağı maddi ceza hukukuna ilişkindir; usul hükümlerinde ise kıyas, sanığın haklarını daraltacak veya bir istisnayı genişletecek biçimde kullanılamaz.

Not: Karar TCK 2'ye değil CMK hükümlerine dayanır; kıyas yasağının muhakeme hukukundaki sınırını göstermek için alınmıştır.

TCK 2/3 · Yargıtay 18. Ceza Dairesi

Yönetmelikteki emisyon sınırı yalnız düzenlendiği kaynaklar için geçerlidir; başka faillere kıyasen uygulanamaz

Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 16.10.2017, E. 2015/38775, K. 2017/10966

Olay: Aliağa'da bir kömür eleme ve paketleme tesisinin müdürü, 2012'deki denetimlerde toz tutucu rüzgâr perdesi veya duvar bulunmadığı, kömürün duvar yüksekliğini aşacak şekilde depolandığı ve tozun havaya verildiği iddiasıyla çevrenin kasten kirletilmesi suçundan yargılandı. Bilirkişi kirlilik oluşmadığını bildirdi; mahkeme aynı eyleme ilişkin iki tutanak için beraat ve davanın reddi kararları verdi.

Karar: Daire, TCK m. 181/1'deki "ilgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırılık" unsurunun, Çevre Kanunu'nun çerçeve hükümlerine dayanan yönetmeliklerdeki yükümlülüklerle belirlendiğini açıkladı. Hava kirliliğine ilişkin yönetmeliklerin tesis, işletme, taşıt ve konutlar için emisyon sınırları koyduğunu; bu sınırlardan birinin örneğin açık havada atık yakan bireyler hakkında da geçerli olduğunu kabul etmenin yönetmeliklerde yer almayan bir yükümlülüğü kıyasen kabul etmek anlamına geleceğini ve TCK m. 2/3'ün kıyası yasakladığını belirtti. Kirliliğin kabulü için kaynağın tespiti ve ilgili yönetmelikteki sınır değerin aşılması gerektiğini, bilirkişi raporunun yönetmeliklerle birebir ilişki kurmadığını belirterek hükümleri oy birliğiyle bozdu.

Kanunun çerçeve hükümleri doğrultusunda çıkarılmış olan yönetmeliklerde yer almayan bir yükümlülüğün varlığını kıyasen kabul etmek anlamına gelir. TCK’nın 2/3. maddesi ise ceza hukukunda kıyası yasaklamıştır.

Ne anlama geliyor?

Suçun teknik içeriğini yönetmelik dolduruyorsa yönetmeliğin kapsamı da sınırdır: ceza sorumluluğu, yönetmeliğin düzenlediği kişi ve faaliyetler çerçevesinde kurulabilir.

Not: Daire, yönetmelikler değiştiğinde zaman bakımından uygulama ilkesi gereğince suç tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelikteki sınır değerin sonradan yürürlüğe giren yönetmelikte de kabul edilmiş olması gerektiğini ayrıca belirtmiştir.

Anayasa Mahkemesi Kararları

Anayasa Mahkemesi (Genel Kurul)

Kanunun olağan anlamını aşan genişletici ve öngörülemez yorumla mahkûmiyet kurulamaz

Anayasa Mahkemesi (Genel Kurul), Fuat Fettahoğlu Başvurusu, B. No: 2019/33972, 17.05.2023 (RG 22.09.2023, S. 32317)

Olay: Başvurucunun yönetim kurulu başkanı olduğu şirketin ABD'den Mersin Limanı'na getirdiği çeltiklerde genetiği değiştirilmiş organizma (GDO) izine rastlandı. Ağır ceza mahkemesi başvurucuyu 5977 sayılı Biyogüvenlik Kanunu m. 15/1'deki GDO ve ürünlerini kanuna aykırı ithal etme suçundan 7 yıl 3 ay 15 gün hapis cezasına mahkûm etti; hüküm Yargıtayda onandı ve Başsavcılığın itirazı Ceza Genel Kurulunca reddedildi. Kanun yolu sürecindeki nihai değerlendirmede ürünün "GDO bulaşan" nitelikte olduğu kabul edilmişti.

Karar: Genel Kurul, Kanunun "GDO ve ürünleri" ile "bulaşan" kavramlarını ayrı ayrı tanımladığını belirtti. GDO içeren ürünlerin ithalinin suç kapsamına girdiğinin öngörülebilir olduğunu; ancak üretim, taşıma veya muhafaza gibi aşamalarda kasten ilave edilmeksizin ürüne karışan maddeyi ifade eden "bulaşan" içeren ürünlerin suç kapsamında sayılmasının kanunun olağan anlamından çıkarılması zorlayıcı bir yorum olduğunu kabul etti. Anayasa m. 38'deki suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiğine oy çokluğuyla karar vererek yeniden yargılama yapılmak üzere kararı ağır ceza mahkemesine gönderdi.

kanuni düzenlemenin özünden uzaklaşan, genişletici ve öngörülemez bir yorum olduğu sonucuna ulaşılmıştır

Ne anlama geliyor?

Kanunda ayrı ayrı tanımlanmış iki kavramdan yalnız biri suç tanımında kullanılmışsa, diğeri yorumla suç kapsamına alınamaz. Genişletici yorum öngörülebilirlik sınırında durmak zorundadır.

Not: Beş üye esas yönünden karşı oy kullanmıştır. Karar, Ceza Genel Kurulunun 14.03.2019 tarihli kararıyla kesinleşen mahkûmiyetteki yorumu Anayasa m. 38'e aykırı bulmuştur.

Anayasa Mahkemesi (Genel Kurul)

Kanunda yazılı olmayan bir yasağa aykırılık, "bu Kanunda yazılı yasaklar" hükmüne dayanılarak cezalandırılamaz

Anayasa Mahkemesi (Genel Kurul), Mustafa Karakuş Başvurusu, B. No: 2020/34781, 17.01.2023 (RG 28.02.2023, S. 32118)

Olay: Başvurucu 10.05.2020'de İstanbul'da aracıyla seyir hâlindeyken durduruldu ve sokağa çıkma yasağını ihlal ettiği gerekçesiyle 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu m. 282 uyarınca 3.180 TL idari para cezasına çarptırıldı. Sulh ceza hâkimliğine yaptığı başvuru ve itirazı reddedildi.

Karar: Genel Kurul, m. 282'nin yalnız "bu Kanunda yazılı olan" yasaklara aykırılığı ve zorunluluklara uymamayı yaptırıma bağladığını; sokağa çıkma yasağının Kanunda sayılan tedbirler arasında bulunmadığını ve il umumi hıfzıssıhha meclisi kararlarına uymanın Kanunda bireyler için zorunluluk olarak düzenlenmediğini belirtti. Aksi kabulün, kapsamı kanun koyucu tarafından bilinçli olarak dar tutulan ceza hükmünün kamu otoritelerinin düzenleyici işlemleriyle öngörülemez ve keyfî biçimde genişletilmesi sonucunu doğuracağını vurgulayarak Anayasa m. 38'deki suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiğine karar verdi.

kapsamı kanun koyucu tarafından bilinçli olarak dar tutulan ceza hükmünün kamu otoritelerinin düzenleyici işlemleri ile sınırları öngörülemeyecek ve keyfî cezalandırmaya imkân tanıyacak şekilde genişletilmesine neden olacaktır

Ne anlama geliyor?

Kabahatlerde de kanunilik ilkesi geçerlidir. Kabahatler Kanunu m. 4 çerçeve hükmün içeriğinin idarece doldurulmasına izin verir; ancak ceza hükmü yalnız "kanunda yazılı" yükümlülüklere atıf yapıyorsa idare yeni yükümlülük koyup bu hükümle cezalandıramaz.

Not: Karar bir kabahate (idari para cezasına) ilişkindir; Anayasa m. 38 kabahatleri de kapsadığı için TCK 2/2'nin mantığını gösteren bir örnek olarak alınmıştır. Bir üye sonuca farklı gerekçeyle katılmış, bir üye katılmamıştır.

Anayasa Mahkemesi

Kanun hükmünde kararnameyle suç tanımı yapılamaz; ceza hükmünün kanunda yer alması sonucu değiştirmez

Anayasa Mahkemesi, E. 2005/15, K. 2008/2, 03.01.2008 (RG 05.07.2008, S. 26927)

Olay: Taklit markalı ürünleri satışa arz etmekten açılan davada Ankara Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK'nın marka hakkına tecavüz sayılan fiilleri tanımlayan hükümlerinin Anayasa'ya aykırı olduğu kanısıyla itiraz yoluna başvurdu.

Karar: Mahkeme, suç ve cezalara ilişkin esasları düzenleyen Anayasa m. 38'in temel haklara ilişkin bölümde yer aldığını ve o dönemki Anayasa m. 91 uyarınca bu alanın KHK ile düzenlenemeyeceğini belirtti. Eylemlere ceza öngören 61/A maddesinin kanunla düzenlenmiş olmasının sonucu değiştirmediğini kabul ederek KHK'nın 9. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının (b) bentlerini ve 61. maddesinin incelenen (a) ve (c) bentlerini oy çokluğuyla iptal etti. Doğacak boşluk nedeniyle iptal hükmü yayımdan altı ay sonra yürürlüğe girdi.

bu konudaki düzenlemelerin kanun hükmünde kararname ile yapılması olanaklı olmadığı gibi, bu eylemlere ceza öngören maddenin yasayla düzenlemesi de bu sonucu değiştirmez

Ne anlama geliyor?

Suçun unsurlarını tanımlayan norm da kanun olmalıdır; yaptırımı kanunda gösterip suçun içeriğini kanun dışı bir düzenlemeye bırakmak kanunilik ilkesini karşılamaz.

Not: Üç üye iptal görüşüne katılmamıştır. Ceza öngören 61/A maddesinin (c) bendine yönelik itiraz ise oy birliğiyle reddedilmiştir.

İlgili Maddeler

  • TCK m. 1Ceza Kanununun amacı
  • TCK m. 3Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi
  • TCK m. 4Kanunun bağlayıcılığı
  • TCK m. 5Özel kanunlarla ilişki
  • TCK m. 7Zaman bakımından uygulama
  • TCK m. 50Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar
  • TCK m. 61Cezanın belirlenmesi
  • Anayasa m. 38Suç ve cezalara ilişkin esaslar
  • Anayasa m. 7Yasama yetkisi
  • Anayasa m. 15Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması
  • Anayasa m. 104Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri (Cumhurbaşkanlığı kararnamesi)
  • 5326 s.K. m. 4Kabahatlerde kanunîlik ilkesi
  • 5252 s.K. m. 9Lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul
  • AİHS m. 7Kanunsuz ceza olmaz

Uygulamada Dikkat Edilecekler

  1. 1.İddianamede ve hükümde suçun kanuni tanımının ve yaptırım maddesinin açıkça gösterilip gösterilmediğini kontrol edin; eylem, suç tanımındaki seçimlik hareketlerden hiçbirine uymuyorsa bunu kanunilik itirazı olarak ileri sürün.
  2. 2.Suç tarihini ve o tarihte yürürlükte olan metni belirleyin. Sonradan eklenen hareket veya nitelikli hâl geriye uygulanamaz; sonraki kanun lehe ise karşılaştırma bütün hükümler birlikte uygulanarak yapılır (TCK m. 7; 5252 s.K. m. 9/3).
  3. 3.Suçun bir unsurunu yönetmelik, genelge, tebliğ veya kurul kararı belirliyorsa, bu düzenlemenin kanundaki çerçeveye dayanıp dayanmadığını, somut faili kapsayıp kapsamadığını ve suç tarihinde yürürlükte olup olmadığını inceleyin.
  4. 4.Mühür, bandrol, izin veya ruhsat gibi idari işlemlere bağlanan suçlarda, işlemi yapan kişi veya kuruluşun bu yetkiyi doğrudan kanundan alıp almadığını araştırın.
  5. 5.Hükümde kanunda karşılığı olmayan bir yaptırım, hak yoksunluğu veya tedbir varsa (ör. emekliliğin sonlandırılması, dayanaksız tedbir) kanun yolunda ayrıca itiraz edin.
  6. 6.Madde gerekçesi ile kanun metni farklı ise metni esas alın; gerekçeye dayanılarak suç tanımına yeni bir seçenek eklenemez.
  7. 7.Faile özel bir sıfat (kamu görevlisi gibi) yükleyen değerlendirmelerde, o sıfatın kanunda hangi suçlar ve hangi hâller için tanındığına bakın; özel normdan genel sonuç çıkarılamaz.
  8. 8.İtirazınız kanun yollarında reddedilirse, Anayasa m. 38'deki kanunilik ilkesinin ihlali iddiasıyla süresi içinde bireysel başvuru yolunu değerlendirin; Anayasa Mahkemesi öngörülemez yorumlara dayanan mahkûmiyetlerde ihlal kararı vermektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

TCK 2, suçta ve cezada kanunilik ilkesini düzenler. Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz; kanunda yazılı olmayan ceza veya tedbire hükmedilemez. İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz. Suç ve ceza içeren hükümlerde kıyas yapılamaz ve bu hükümler kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.

Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut bir uyuşmazlık için hukuki görüş yerine geçmez. Madde metni resmî kaynaktan alınmış, kararlar resmî tam metinleri üzerinden özetlenmiştir.