Kısaca TCK 1
TCK 1, Türk Ceza Kanunu'nun neyi korumak için var olduğunu söyler: kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak ve suç işlenmesini önlemek. Madde tek başına bir suç veya ceza öngörmez; Kanunun diğer hükümlerinin hangi değerler için konulduğunu gösterir ve yorumda yol gösterir. Yargıtay, suç işlenmesini önleme amacından hareketle devletin kışkırtıcı ajan kullanarak kişilere suç işletemeyeceğini; Ceza Genel Kurulu ise çevrenin korunmasının ceza kanununun temel amaçlarından olduğunu kararlarında vurgulamıştır.
Temel kavramlar
- Ceza Kanununun amacı
- Kanunun hangi değerleri korumak ve neyi önlemek için konulduğunu gösteren ilke. TCK 1 altı değer sayar ve bunlara suç işlenmesinin önlenmesini ekler.
- Korunan değer
- Bir suç tanımıyla korunmak istenen değer. TCK'nın bölüm başlıkları bu değerlere göre düzenlenmiştir: "Hayata Karşı Suçlar", "Çevreye Karşı Suçlar", "Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar" gibi.
- Genel ve özel önleme
- 5275 sayılı İnfaz Kanunu m. 3'e göre infazın öncelikli amacı genel ve özel önlemeyi sağlamaktır; bu amaçla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenler güçlendirilir ve toplum suça karşı korunur.
- Kışkırtıcı ajan
- Yargıtay kararlarında, kişiyi başka türlü işlemeyeceği bir suça yönlendiren kolluk görevlisi ya da kolluğun yönlendirdiği kişi. Kışkırtmayla elde edilen delille mahkûmiyet kurulamaz.
- Gizli soruşturmacı
- CMK m. 139'a göre, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe varsa ve başka surette delil elde edilemiyorsa, yalnız kanunda sayılan suçlarda hâkim kararıyla görevlendirilen kamu görevlisi. Görevini yaparken suç işleyemez.
- Hukuka aykırı delil
- Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez (Anayasa m. 38/6). Yüklenen suç ancak hukuka uygun elde edilmiş delillerle ispat edilebilir (CMK m. 217/2).
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Maddenin niteliği | Amaç ve ilke maddesidir; tek başına suç tanımı veya yaptırım içermez. | TCK m. 1, m. 2/1 |
| Korunan değerler | Kişi hak ve özgürlükleri, kamu düzen ve güvenliği, hukuk devleti, kamu sağlığı, çevre, toplum barışı | TCK m. 1 |
| Önleme amacı | Suç işlenmesini önlemek; infazda genel ve özel önleme | TCK m. 1; 5275 s.K. m. 3 |
| Kanunun yapısı | Ceza sorumluluğunun esasları (m. 20-44), yaptırımlar (m. 45-75), suçlar (m. 76-343) | TCK m. 1, ikinci cümle |
| Kışkırtıcı ajan | Devlet, suçu önleme gerekçesiyle kişilere suç işletemez; kışkırtmayla elde edilen delil hükme esas alınamaz. | Yargıtay 8. CD 2013, 2016, 2021; AYM 2025 |
| Çevre | Çevrenin korunması ceza kanununun temel amaçlarındandır. | TCK m. 1, 181-184; Yargıtay CGK 2025 |
| Kaynağı | Hükümet Tasarısında yoktu; TBMM Adalet Komisyonu tarafından eklendi. | TBMM S. Sayısı 664 |
| 765 sayılı TCK | Eski Kanunda amaç maddesi yoktu; 1. madde kanunilik ilkesiydi. | 765 s.K. m. 1 |
| Değişiklik | 01.06.2005'te yürürlüğe girdi, o tarihten bu yana değişmedi. | TCK m. 344; 5328 s.K. |
Madde Metni
Ceza Kanununun amacı — Madde 1
- Ceza Kanununun amacı; kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemektir. Kanunda, bu amacın gerçekleştirilmesi için ceza sorumluluğunun temel esasları ile suçlar, ceza ve güvenlik tedbirlerinin türleri düzenlenmiştir.
Kaynak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, mevzuat.gov.tr.
Madde Gerekçesi
Ceza kanunları bireyin hak ve özgürlüklerine derin biçimde müdahale eden yaptırımları içermektedir. Bu nedenledir ki bir ülkedeki ceza kanununa hâkim felsefe, değer ve ilkeler, o ülkedeki siyasî rejimin niteliğini gösterir. Nitekim tarihte ve günümüzde totaliter devletler, ideolojilerini benimsetmek ve rejimi ayakta tutmak için ceza kanunları yoluyla kişi hak özgürlüklerini ya geniş biçimde sınırlandırmışlar ya da ortadan kaldırmışlardır. Demokratik hukuk devletleri ise ceza kanunlarının kötüye kullanılmasını önlemek için, bu kanunların temel ilkelerine anayasalarında yer vermektedirler.
Yine insanların adaletsiz ve haksız biçimde ceza ve tedbirlere maruz kılınmaması amacıyla başta İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olmak üzere bir çok uluslararası sözleşme ve belgede bireyi ceza kanunlarının keyfi uygulanmalarına karşı güvence altına alan hükümlere yer verilmiştir. Bu sözleşmelere taraf olan ülkemizin Anayasasında da aynı esaslar öngörülmüş olduğundan, ceza kanunun amacını tanımlayan maddeyle, bireyin sahip bulunduğu hukukî değerler, hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınması ön plana çıkarılmıştır. Böylece kanunun özgürlükçü karakteri vurgulanmakta, bunun yanında bireyin; adalet ve güvenliğin sağlandığı bir toplumda yaşama hakkının gereği olarak, kamu düzeni ve güvenliğinin korunması ile suç işlenmesinin önlenmesi, ceza kanunun temel amaçları arasında sayılmaktadır.
Kaynak: TBMM Adalet Komisyonu Raporu (08.03.2004, Esas No. 1/593, Karar No. 60), S. Sayısı 664, s. 404. Madde Hükümetin 2003 tarihli Tasarısında bulunmadığından gerekçesi, Adalet Komisyonunun kabul ettiği maddelerin gerekçeleri arasında yer alır. Metin özgün yazımıyla aktarılmış, okunabilirlik için iki paragrafa bölünmüştür.
Değişiklik Geçmişi
| Tarih | Kaynak | Değişiklik |
|---|---|---|
| 12.10.2004 | 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (kabul 26.09.2004, RG 12.10.2004, S. 25611) | Kanun yayımlandı. Amaç maddesi Hükümet Tasarısında yer almıyordu; TBMM Adalet Komisyonu metnine 1. madde olarak eklendi ve Genel Kurulda kabul edildi. |
| 01.06.2005 | TCK m. 344/1-c; 31.03.2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanun geçici m. 1 | Madde yürürlüğe girdi. Kanunun genel yürürlük tarihi olarak öngörülen 1 Nisan 2005, 5328 sayılı Kanunla 1 Haziran 2005 olarak değiştirilmişti. TCK 1 o tarihten bu yana değiştirilmemiştir. |
765 Sayılı Eski TCK ile Karşılaştırma
1926 tarihli ve 765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu'nda ceza kanununun amacını gösteren bir madde yoktu. Eski Kanunun 1. maddesi, bugün TCK 2'de düzenlenen kanunilik ilkesine ayrılmıştı:
"Kanunun serahaten cezalandırmadığı fiil için kimseye ceza verilemez. Kanunda yazılı cezalardan başka bir ceza ile de kimse cezalandırılamaz. Kanunun cezalandırdığı fiiller cürüm veya kabahattir." (765 s.K. m. 1)
5237 sayılı Kanun bu yapıyı değiştirdi: amaç maddesi başa alındı, kanunilik ilkesi 2. maddede idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaması ve kıyas yasağıyla birlikte ayrıntılı biçimde düzenlendi. TBMM'deki karşılaştırmalı fihriste göre Hükümet Tasarısının 1. maddesi olan kanunilik hükmü, Adalet Komisyonu metninde 2. madde olmuş; amaç maddesi Komisyon tarafından eklenmiştir. Kabahatler bugün 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nda ayrıca düzenlenmektedir.
Amaç maddesinde sayılan bazı değerler eski Kanunda ayrı suç tipleriyle karşılanmıyordu. Ceza Genel Kurulu, çevre suçlarının 5237 sayılı TCK'nın "Topluma Karşı Suçlar" kısmında "Çevreye Karşı Suçlar" başlığı altında yeni bir suç tipi olarak düzenlendiğini ve 765 sayılı TCK'da böyle bir suç tipinin bulunmadığını belirtmiştir (Yargıtay CGK, 09.04.2025, E. 2022/577, K. 2025/160).
TCK 1. Madde Ne Düzenler?
TCK 1 iki cümleden oluşur. İlk cümle Kanunun amacını belirler: kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak ve suç işlenmesini önlemek. İkinci cümle bu amaca ulaşmak için Kanunda neyin düzenlendiğini söyler: ceza sorumluluğunun temel esasları, suçlar ve ceza ile güvenlik tedbirlerinin türleri.
Madde bir suç tanımı içermez, bir yaptırım da öngörmez. Bu nedenle hiç kimse doğrudan TCK 1'e dayanılarak cezalandırılamaz; bir fiilin suç sayılması ve cezası ancak kanunda açıkça yazılı olmasına bağlıdır (TCK m. 2/1). TCK 1'in işlevi, Kanunun diğer hükümlerinin hangi değerleri korumak için konulduğunu göstermek ve bu hükümlerin yorumunda yol göstermektir. Maddenin gerekçesinde de kanunun "özgürlükçü karakteri"nin vurgulandığı, bireyin hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınmasının ön plana çıkarıldığı belirtilmiştir.
Bu sayfa için incelenen kararlarda TCK 1'e mahkemenin kendi gerekçesinde en çok iki bağlamda başvurulduğu görülmüştür: suç işlenmesini önleme amacından hareketle devletin kişilere suç işletemeyeceği (kışkırtıcı ajan) ve çevre gibi korunan değerlerin önemi. Bu iki uygulamayı aşağıda ayrı başlıklarda, örnek olaylarla anlatıyoruz.
TCK 1'de Sayılan Değerler ve Kanundaki Karşılıkları
TCK 1'de sayılan değerler, Kanunun İkinci Kitabındaki suç tiplerinin düzenleniş biçiminde de izlenebilir. Aşağıdaki tablo, amaç maddesindeki her değerin Kanunda hangi kısım ve bölümlerle doğrudan ilişkili olduğunu örnek hükümlerle gösterir. Tablo bir sınıflandırma kolaylığı içindir; bir suç tipi birden fazla değeri birlikte koruyabilir.
| TCK 1'deki değer | Kanundaki başlıca karşılığı | Örnek hükümler |
|---|---|---|
| Kişi hak ve özgürlükleri | İkinci Kitap, İkinci Kısım: Kişilere Karşı Suçlar (m. 81-169) | Kasten öldürme (m. 81), kasten yaralama (m. 86), tehdit (m. 106), kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (m. 109), hakaret (m. 125), özel hayatın gizliliğini ihlal (m. 134), hırsızlık (m. 141), dolandırıcılık (m. 157) |
| Kamu düzen ve güvenliği | Topluma Karşı Suçlar: Genel Tehlike Yaratan Suçlar (m. 170-180), Kamu Güvenine Karşı Suçlar (m. 197-212) | Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması (m. 170), trafik güvenliğini tehlikeye sokma (m. 179), resmi belgede sahtecilik (m. 204) |
| Hukuk devleti | Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar (m. 247-266), Adliyeye Karşı Suçlar (m. 267-298) | Zimmet (m. 247), rüşvet (m. 252), görevi kötüye kullanma (m. 257), iftira (m. 267), yalan tanıklık (m. 272) |
| Kamu sağlığı | Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar (m. 185-196) | Zehirli madde katma (m. 185), bozulmuş veya değiştirilmiş gıda veya ilaçların ticareti (m. 186), uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (m. 188), bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranma (m. 195) |
| Çevre | Çevreye Karşı Suçlar (m. 181-184) | Çevrenin kasten kirletilmesi (m. 181), çevrenin taksirle kirletilmesi (m. 182), gürültüye neden olma (m. 183), imar kirliliğine neden olma (m. 184) |
| Toplum barışı | Kamu Barışına Karşı Suçlar (m. 213-222) | Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit (m. 213), suç işlemeye tahrik (m. 214), kanunlara uymamaya tahrik (m. 217) |
Suç işlenmesini önleme ise belirli bir suç grubuna değil, Kanunun bütününe ve yaptırım sistemine yöneliktir. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında da aynı amaç öne çıkar: 5275 sayılı Kanunun 3. maddesine göre infazla ulaşılmak istenen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek ve toplumu suça karşı korumaktır.
Maddenin ikinci cümlesi Kanunun iskeletini de özetler. Ceza sorumluluğunun temel esasları Birinci Kitabın İkinci Kısmında (m. 20-44: ceza sorumluluğunun şahsiliği, kast ve taksir, ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler, suça teşebbüs, suça iştirak ve suçların içtimaı), ceza ve güvenlik tedbirleri Üçüncü Kısmında (m. 45-75), suçlar ise İkinci Kitapta (m. 76-343) düzenlenmiştir.
Suç İşlenmesini Önleme Amacı: Devlet Suç İşletemez
TCK 1, suç işlenmesini önlemeyi Kanunun amaçları arasında sayar. Yargıtay 8. Ceza Dairesi bu amaçtan önemli bir sonuç çıkarmıştır: "suç işlenmesinin önleneceğinden bahisle, başkalarına suç işletilmesi bu amaçla bağdaşmamaktadır." Daireye göre devletin görevi suç işlenmesini önlemek olup organları vasıtasıyla kişilere suç işletmesi, suç işleme eğilimini kuvvetlendirmesi veya teşvik etmesi düşünülemez; devlet organlarının kişilere suç işletip sonra failleri cezalandırması cezalandırma hakkının kötüye kullanılmasıdır (Yargıtay 8. CD, 21.05.2013, E. 2013/5397, K. 2013/15729). Aynı gerekçe Dairenin sonraki kararlarında da tekrarlanmıştır (Yargıtay 8. CD, 05.12.2016, E. 2015/15679, K. 2016/11110; Yargıtay 8. CD, 21.01.2021, E. 2019/16283, K. 2021/878).
Bu, kolluğun gizli çalışamayacağı anlamına gelmez. Yargıtay'a göre mevcut bir soruşturmada suçun ortaya çıkarılması için görevlilerin faaliyette bulunması mümkündür; önemli olan, bu faaliyetin suçu pasif biçimde soruşturmakla sınırlı kalması ve kişiyi başka türlü işlemeyeceği bir suça yöneltmemesidir. Ceza Genel Kurulu da kolluk görevlilerinin Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda, suç ve failini belirlemek ve delil toplamak için suça azmettirmeden veya teşvik etmeden bilgi toplayabileceğini; savcının görevlendirmesi olmadan kendiliğinden delil toplama faaliyetine girişilmesinin ise hukuka aykırı olduğunu kabul etmektedir (Yargıtay CGK, 04.05.2021, E. 2018/406, K. 2021/196; Yargıtay CGK, 20.09.2022, E. 2021/148, K. 2022/566). Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi ise ancak CMK m. 139/7'de sayılan suçlarda (uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, bazı örgüt suçları, 6136 sayılı Kanundaki silah kaçakçılığı ve kültür varlıklarına ilişkin bazı suçlar gibi) ve hâkim kararıyla mümkündür; soruşturmacı görevini yerine getirirken suç işleyemez (CMK m. 139/1, 139/5).
Kışkırtmanın hukuki sonucu, delillerin hukuka aykırı sayılmasıdır. Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez (Anayasa m. 38/6); kanuna aykırı olarak elde edilen delil reddolunur (CMK m. 206/2-a) ve yüklenen suç ancak hukuka uygun elde edilmiş delillerle ispat edilebilir (CMK m. 217/2). Yargıtay bu nedenle kışkırtma olmasaydı da suçun işleneceğini gösteren başka ve yeterli delil bulunup bulunmadığına bakmakta; bulunmadığında beraat ya da daha hafif suçtan hüküm kurulması gerektiğini kabul etmektedir. Ceza Genel Kurulu, suç ve delilleri ortaya çıktıktan sonra şüphelinin ceza sorumluluğunu artıracak davranışlarda bulunulmasını Anayasa'nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesine ve adil yargılanma hakkına aykırı bulmuştur (Yargıtay CGK, 12.05.2015, E. 2014/454, K. 2015/156).
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu da 2025 tarihli kararında, kolluğun suçun işlenmesinde aktif rol oynayıp oynamadığını ve usul güvencelerine uyulup uyulmadığını inceleyerek hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiş; kararın ilgili hukuk bölümünde TCK 1'e dayanan 8. Ceza Dairesi içtihadına yer vermiştir.
Örnek olay
Jandarma, kendini "Çeçen mücahit" olarak tanıtıp silah istedi
Olay: Sanığın savunmasına göre, parkta tanıştığı ve sonradan jandarma olduğunu öğrendiği kişi kendini Çeçen olarak tanıtıp mücadele için silah istedi; ardından iki "mücahit arkadaşı" ile birlikte gelerek talebini yineledi. Sanıklar silahları temin ettikten sonra yakalandı ve silah ticaretinden mahkûm edildi.
Sonuç: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, TCK 1'deki suç işlenmesini önleme amacının kişilere suç işletilmesiyle bağdaşmadığını belirtti. Savunmada adı geçen jandarma görevlileri ile haber elemanı tanık olarak dinlenip istihbari bilgiye nasıl ulaşıldığı, sanıkla ilk görüşmenin nasıl sağlandığı ve olayların nasıl geliştiği araştırılmadan verilen mahkûmiyeti oy birliğiyle bozdu.
Kaynak: Yargıtay 8. CD, 21.05.2013, E. 2013/5397, K. 2013/15729
Örnek olay
Polis, silah alıcısı gibi arayıp tabanca sipariş etti
Olay: Silah ticareti ihbarı üzerine polis, sanığı telefonla arayıp bir tabancayı 900 TL'ye satın almak için anlaştı ve teslim sırasında sanığı yakaladı; ardından sanığa başka kişileri aratarak iki tabanca daha ele geçirdi. Sanık silah ticaretinden mahkûm edildi.
Sonuç: Daire, kendini alıcı olarak tanıtan polisin kışkırtması olmasaydı da sanığın silah ticareti yapacağına dair kesin ve yeterli delil bulunmadığını; yakalanan silah sayısına göre eylemin 6136 sayılı Kanunun 13/1. maddesindeki suçu oluşturduğunu ve TCK m. 3 ve 61/1 gözetilerek alt sınırın üzerinde ceza verilmesi gerektiğini belirterek fazla ceza tayini nedeniyle bozdu (oy çokluğu).
Kaynak: Yargıtay 8. CD, 05.12.2016, E. 2015/15679, K. 2016/11110
Örnek olay
Polis, cezaevine istenen uyuşturucuyu kendisi götürdü
Olay: Başka bir soruşturmada ele geçirilen telefona gelen aramaya cevap veren polis memuru, uyuşturucu isteyen sanığın talebini kabul etti ve istenen maddeyi cezaevi nizamiyesine getirip teslim etti. Sanıklar infaz kurumuna yasak eşya sokmaktan mahkûm edildi.
Sonuç: Daire, emniyet mensuplarının suçu pasif biçimde soruşturmakla sınırlı kalmayıp başka türlü işlenemeyecek bir suça yönlendirecek şekilde aktif teşvikte bulunduğunu, bu delillerin kullanılmasını kamu yararının haklı kılmayacağını belirterek beraat yerine mahkûmiyet kurulmasını oy birliğiyle bozdu.
Kaynak: Yargıtay 8. CD, 21.01.2021, E. 2019/16283, K. 2021/878
Örnek olay
Kolluk, müşteri gibi arayıp kadınların otele gönderilmesini sağladı
Olay: Fuhşa aracılık duyumu alan polisler müşteri gibi arayıp ücret karşılığında anlaştı; iki kadın gönderildikten sonra dört kadın daha istedi ve otelde başvurucuyu yakaladı. Başvurucu fuhşa aracılık etmekten mağdur sayısınca mahkûm edildi.
Sonuç: Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, kolluğun suçu edilgen biçimde soruşturmakla yetinmeyip suçun işlenmesini teşvik ettiğini, dört kadın daha istenmesinin mağdur sayısını ve cezayı artırdığını, görevlilerin talimat ve hâkim kararı olmadan hareket ettiğini ve mahkemelerin bu iddiayı tartışmadığını belirterek hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar verdi (oy çokluğu).
Kaynak: AYM (Genel Kurul), T.D. Başvurusu, B. No: 2021/50710, 16.12.2025
Çevrenin Korunması: Ceza Genel Kurulunun 2025 Kararı
TCK 1 çevreyi, Kanunun korumayı amaçladığı değerler arasında açıkça sayar. Ceza Genel Kurulu, Anayasa'nın 56. maddesindeki "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir." hükmüne yer verdikten sonra, TCK 1'deki düzenleme ile "çevrenin korunması ceza kanununun temel amaçları arasında sayılmıştır" demiştir. Kurul, TBMM Adalet Komisyonunun raporuna da atıf yaparak çevre suçlarının Hükümet Tasarısında bulunmayan yeni suç tanımları arasında olduğunu belirtmiştir (Yargıtay CGK, 09.04.2025, E. 2022/577, K. 2025/160).
Kurula göre çevrenin kasten kirletilmesi suçu ile toplumun sağlıklı bir çevrede yaşam hakkı korunmaktadır ve bu suç somut bir tehlike suçudur: zararın gerçekleşmesi suçun unsuru olmadığı gibi cezalandırma şartı da değildir; çevresel değerlerin somut bir tehlikeye maruz bırakılması yeterlidir. Çevre suçlarının yürürlüğü de kademelidir: TCK m. 344'e göre 181. maddenin birinci fıkrası ile 182. maddenin birinci fıkrası Kanunun yayımından iki yıl sonra, 184. madde yayımı tarihinde, diğer hükümler 1 Haziran 2005'te yürürlüğe girmiştir.
Örnek olay
Tehlikeli atık, TCK yürürlüğe girmeden önce toprağa verildi
Olay: Sanıklar, insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıklara yol açabilecek nitelikteki atıkları en son 25.03.2005 tarihinde doğrudan toprağa verdi. Durum 27.03.2006'da ihbarla öğrenildi ve atıklar 23.04.2006 itibarıyla topraktan bertaraf edildi. TCK m. 181/4 ise 01.06.2005'te yürürlüğe girmişti.
Sonuç: Ceza Genel Kurulu çoğunluğu, sanıkların neden olduğu somut tehlikenin eylemlerinin suç olarak kabul edilmesinden sonra da devam ettiğini ve suçun unsurlarının oluştuğunu kabul ederek itirazı reddetti. Kurul Başkanı ile on bir üye, eylemin işlendiği tarihte kanunda suç olarak tanımlanmadığını ve kanunilik ilkesi gereği beraat kararı verilmesi gerektiğini belirterek karşı oy kullandı.
TCK 1 Tek Başına Suç veya Ceza Gerekçesi Olabilir mi?
Hayır. Amaç maddesi Kanunun yorumunda yol göstericidir; ancak kanunda açıkça tanımlanmayan bir fiili suç hâline getiremez, kanunda yazılı olmayan bir yaptırıma da dayanak olamaz. TCK m. 2/1'e göre kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz; TCK m. 2/3'e göre suç ve ceza içeren hükümlerin uygulanmasında kıyas yapılamaz ve bu hükümler kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz. Anayasa'nın 38. maddesi de kimsenin işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağını ve ceza ile ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerinin ancak kanunla konulabileceğini öngörür.
TCK 2'nin gerekçesi iki madde arasındaki bağı açıkça kurar: "Kanunun amacına ilişkin maddesinde ifade edilen kişi hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınabilmesi için, hangi fiillerin suç teşkil ettiğinin kanunda açık bir şekilde belirlenmesi gerekir." Bu nedenle TCK 1'deki suç işlenmesini önleme veya kamu düzenini koruma amaçları, bir suç tanımının sanık aleyhine genişletilmesi için kullanılamaz. Yukarıdaki çevre kararına yazılan karşı oyda da kanunilik ilkesinin, olağanüstü dönemler de dahil olmak üzere istisnasız ve tavizsiz uygulanması gereken bir ilke olduğu vurgulanmıştır.
Cezanın belirlenmesinin ölçütleri de ayrıca düzenlenmiştir. Hâkim temel cezayı; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı ile güttüğü amaç ve saiki göz önünde bulundurarak kanuni tanımdaki alt ve üst sınır arasında belirler (TCK m. 61/1). Ceza, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olmalıdır (TCK m. 3/1) ve kanunda açıkça yazılmış olmadıkça artırılamaz, eksiltilemez veya değiştirilemez (TCK m. 61/10).
TCK 1 Yargıtay Kararları
Bu bölümde, maddenin uygulamada nasıl yorumlandığını gösteren 7 Yargıtay kararı yer alıyor. Kararların tamamı resmî tam metinleri okunarak seçildi ve konularına göre gruplandı; Ceza Genel Kurulu kararları bulundukları grubun başında yer alır. Künyeye tıklayarak kararın tam metnine ulaşabilirsiniz.
Seçim ölçütü: Bu sayfada öncelikle TCK 1'e mahkemenin kendi gerekçesinde dayanan kararlar yer alır. Ceza Genel Kurulu kararlarında "Ceza Kanununun amacı" ifadesinin geçtiği kararların önemli bir kısmında bu atıf karşı oyda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazında veya yerel mahkeme gerekçesinde yer aldığından bu kararlar alınmamıştır. Kışkırtıcı ajan konusunda aynı ilkeyi ceza muhakemesi hükümleri üzerinden uygulayan Ceza Genel Kurulu kararlarına da yer verilmiş, bu durum kartlarında belirtilmiştir.
Suç işlenmesini önleme ve kışkırtıcı ajan
Savcının görevlendirmesi olmadan, kimlik gizlenerek toplanan delil hükme esas alınamaz
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04.05.2021, E. 2018/406, K. 2021/196
Olay: Fuhuş ihbarı üzerine polis memurları kimliklerini gizleyerek iş yerine gitti; fuhuş olayına el koyup çalışanların kimliklerini tespit ettikten sonra nöbetçi Cumhuriyet savcısını arayarak bilgi verdi ve talimat aldı. Sanık fuhuş suçundan mahkûm edildi.
Karar: Genel Kurul, CMK m. 139 dışındaki suçlarda da kolluğun CMK m. 160 vd. uyarınca savcının emri doğrultusunda, suça azmettirmeden veya teşvik etmeden bilgi toplayabileceğini; ancak savcının yazılı veya sözlü görevlendirmesi olmadan kendiliğinden delil toplama faaliyetine girişilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtti. Bu delillerden hareketle alınan ifadeler de hükme esas alınamayacağından, kalan delillerle mahkûmiyet mümkün olmadığı için beraat gerektiğine oy birliğiyle karar verdi.
Ne anlama geliyor?
Gizli kimlikle yürütülen kolluk faaliyetinin meşruluğu, Cumhuriyet savcısının talimatına ve kişiyi suça yöneltmemesine bağlıdır; bu şartlar yoksa ilk delil ve ondan türeyen deliller birlikte düşer.
Not: Kararda TCK 1'e doğrudan atıf yoktur; aynı ilke CMK hükümleri üzerinden uygulanmıştır.
Savcıya haber verilmeden aracı kullanılarak uyuşturucu temin edilmesi hukuka aykırıdır
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 20.09.2022, E. 2021/148, K. 2022/566
Olay: Kolluk, arama kararı veya yazılı arama emri olmadan üzerini aradığı kişide uyuşturucu buldu; ardından Cumhuriyet savcısına haber vermeden bu kişi aracılığıyla sanıktan uyuşturucu temin ederek sanığı yakaladı. Sanık uyuşturucu madde ticaretinden mahkûm edildi, istinaf ve temyiz başvuruları reddedildi.
Karar: Genel Kurul, yapılan işlemin önleyici yoklamayı aşarak arama boyutuna ulaştığını ve arama kararı olmadığı için hukuka aykırı olduğunu; kolluğun suça azmettirmeden veya teşvik etmeden bilgi toplayabileceğini, ancak savcı talimatı olmadan re'sen delil toplama faaliyetine girişilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu belirtti. Hukuka aykırı deliller dışlandığında mahkûmiyete yeterli delil kalmadığından beraat gerektiği gerekçesiyle hükmü oy çokluğuyla bozdu.
“suç ve failini belirlemek ve suçla ilgili delil toplamak için suça azmettirmeden veya teşvik etmeden bilgi toplayabilmeleri mümkün ise de”
Ne anlama geliyor?
Kolluğun aracı kişi üzerinden "kontrollü alım" yaptırması, savcının talimatı ve hukuka uygun bir başlangıç olmadan yapıldığında delil değeri taşımaz.
Not: TCK 1'e atıf, Özel Daire kararına yazılan karşı oyda yer alır; Genel Kurul sonucu CMK ve Anayasa m. 38/6 üzerinden kurmuştur.
Suç ortaya çıktıktan sonra şüpheliyi yeni suçlara yöneltmek hukuk devleti ilkesine aykırıdır
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 12.05.2015, E. 2014/454, K. 2015/156
Olay: Hâkim kararıyla gizli soruşturmacı olarak görevlendirilen kolluk görevlileri, alıcı rolünde sanıktan birden fazla kez esrar satın aldı. Yerel mahkeme her alımı ayrı suç sayarak zincirleme suç hükümlerini uyguladı ve bu hüküm Özel Dairece onandı.
Karar: Genel Kurul, ilk alımla satmak için uyuşturucu bulundurma suçunun ve delillerinin tamamen ortaya çıktığını; görevlilerin şüpheliyi başka bir suç işlemeye yönlendirmeden yakalaması gerektiğini, şüphelilerin ceza sorumluluğunu artıracak davranışlarda bulunulmasının Anayasa m. 2'deki hukuk devleti ilkesini ve AİHS m. 6'daki adil yargılanma hakkını ihlal edeceğini belirtti. Sonraki alımlar ayrı suç sayılamayacağından zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını oy birliğiyle bozma sebebi saydı.
Ne anlama geliyor?
Gizli soruşturmacı bile suçu "büyütemez": delil elde edildikten sonra yapılan kontrollü alımlar, cezayı artırmak için ayrı suç olarak sayılamaz.
Not: Kararda TCK 1'e doğrudan atıf yoktur; hukuk devleti ilkesine dayanır.
Suç işlenmesini önleme amacı, kişilere suç işletilmesiyle bağdaşmaz
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 21.05.2013, E. 2013/5397, K. 2013/15729
Olay: Sanığın savunmasına göre, sonradan jandarma olduğu anlaşılan kişi kendini Çeçen olarak tanıtıp silah istedi; iki "mücahit arkadaşı" ile gelerek talebini yineledi. Sanıklar silahları temin ederken yakalandı ve silah ticaretinden mahkûm edildi.
Karar: Daire, TCK 1'e göre ceza kanununun amacının suç işlenmesini önlemek olduğunu, devletin organları vasıtasıyla kişilere suç işletmesinin, suç işleme eğilimini kuvvetlendirmesinin veya teşvik etmesinin düşünülemeyeceğini belirtti. Kışkırtmayla işletilen suçta failin sorumluluğunun olaysal olarak belirlenmesi gerektiğini; savunmada adı geçen jandarma görevlileri ile haber elemanı dinlenip ilk temasın nasıl kurulduğu araştırılmadan hüküm kurulamayacağını belirterek hükmü oy birliğiyle bozdu.
“Ancak suç işlenmesinin önleneceğinden bahisle, başkalarına suç işletilmesi bu amaçla bağdaşmamaktadır.”
Ne anlama geliyor?
Kışkırtma iddiası varsa mahkeme, görevlilerin sanıkla ilk temasını ve olayların gelişimini tanık dinleyerek araştırmak zorundadır; bu yapılmadan kurulan mahkûmiyet eksik araştırmaya dayanır.
Kışkırtma olmasaydı da suçun işleneceğine dair kesin delil yoksa ağır suçtan mahkûmiyet kurulamaz
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 05.12.2016, E. 2015/15679, K. 2016/11110
Olay: Silah ticareti ihbarı üzerine polis, sanığı arayıp bir tabancayı 900 TL'ye satın almak için anlaştı ve teslimde yakaladı; sonra sanığa başkalarını aratarak iki tabanca daha ele geçirdi.
Karar: Daire, TCK 1'deki amaçtan hareketle devletin kişilere suç işletemeyeceğini ve kışkırtıcı ajanın suçu pasif biçimde soruşturmakla sınırlı kalması gerektiğini belirtti. Kendini alıcı olarak tanıtan polisin kışkırtması olmasaydı da silah ticareti yapıldığına dair kesin ve yeterli delil bulunmadığından, yakalanan silah sayısına göre eylemin 6136 sayılı Kanunun 13/1. maddesindeki suçu oluşturduğunu, silah ticaretinden hüküm kurulmasının fazla ceza tayini olduğunu belirterek oy çokluğuyla bozdu.
Ne anlama geliyor?
Kışkırtma her zaman beraat sonucunu doğurmaz; kışkırtma dışındaki delillerle ispatlanan daha hafif bir suç varsa hüküm o suçtan kurulur.
Not: Bir üye, kolluğun önceden işlenmiş suça ilişkin delilleri topladığını ve kışkırtma bulunmadığını belirterek karşı oy kullanmıştır.
Polisin aktif teşvikiyle işletilen suçta beraat gerekir
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 21.01.2021, E. 2019/16283, K. 2021/878
Olay: Başka bir soruşturmada ele geçirilen telefona gelen aramaya cevap veren polis memuru, uyuşturucu isteyen sanığın talebine olumlu yanıt verdi ve istenen maddeyi cezaevi nizamiyesine getirip teslim etti. Sanıklar infaz kurumuna yasak eşya sokmaktan mahkûm edildi.
Karar: Daire, TCK 1'e dayanarak devletin kişilere suç işletemeyeceğini tekrarladı; emniyet mensuplarının müdahalesinin suçu pasif biçimde soruşturmakla sınırlı kalmadığını, başka türlü işlenemeyecek bir suça yönlendirecek şekilde aktif teşvik bulunduğunu ve bu delillerin kullanılmasını kamu yararının haklı kılmayacağını belirterek beraat yerine mahkûmiyet kurulmasını oy birliğiyle bozdu.
“başka türlü işlenemeyecek bir suça yönlendirecek şekilde polisin aktif teşviki mevcut olup”
Ne anlama geliyor?
Suçun konusu olan eşyayı bizzat kolluğun sağladığı ve teslim ettiği durumlarda mahkûmiyet, kışkırtma yoluyla elde edilen delillere dayanmış olur.
Çevrenin korunması
Çevrenin korunması ceza kanununun temel amaçlarındandır
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 09.04.2025, E. 2022/577, K. 2025/160
Olay: Sanıklar tehlikeli nitelikteki atıkları en son 25.03.2005'te toprağa verdi; olay 2006'da öğrenildi ve atıklar 23.04.2006 itibarıyla bertaraf edildi. Uyuşmazlık, TCK m. 181/4'ün yürürlüğe girdiği 01.06.2005'ten önce işlenen eylemin suç oluşturup oluşturmadığıydı.
Karar: Genel Kurul, Anayasa m. 56 ile TCK 1'e yer vererek çevrenin korunmasının ceza kanununun temel amaçları arasında sayıldığını, çevrenin kasten kirletilmesi suçunun somut tehlike suçu olduğunu belirtti. Sanıkların neden olduğu somut tehlikenin eylemin suç olarak kabul edilmesinden sonra da devam ettiğini kabul ederek Başsavcılığın itirazını oy çokluğuyla reddetti.
“çevrenin korunması ceza kanununun temel amaçları arasında sayılmıştır”
Ne anlama geliyor?
TCK 1'deki çevre amacı, çevre suçlarının yorumunda Genel Kurul tarafından açıkça kullanılmaktadır; ancak kanunilik ilkesiyle sınırı, kararın güçlü karşı oyunda tartışılmıştır.
Not: Ceza Genel Kurulu Başkanı ve on bir üye, eylem tarihinde kanunda suç olarak tanımlanmadığı gerekçesiyle beraat gerektiğini belirterek karşı oy kullanmıştır.
Anayasa Mahkemesi Kararları
Kolluğun suçun işlenmesinde aktif rol oynadığı provokasyonla elde edilen delille mahkûmiyet, hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ihlal eder
Anayasa Mahkemesi (Genel Kurul), T.D. Başvurusu, B. No: 2021/50710, 16.12.2025 (RG 06.07.2026, S. 33302)
Olay: Fuhşa aracılık duyumu alan polisler müşteri gibi arayıp ücret karşılığında anlaştı; iki kadın gönderildikten sonra dört kadın daha istedi ve otelde başvurucuyu yakaladı. Başvurucu fuhşa aracılık etmekten mağdur sayısınca mahkûm edildi; istinaf başvurusu esastan reddedildi.
Karar: Genel Kurul, kolluğun suçu edilgen biçimde soruşturmakla yetinmeyip konuşmalar yapmak ve para vermek suretiyle suçun işlenmesini teşvik ettiğini, dört kadın daha istenmesinin mağdur sayısını ve dolayısıyla cezayı artırdığını belirtti. Görevlilerin talimat olmaksızın kendiliğinden hareket ettiğini, gizli soruşturmacı görevlendirmesi için gereken hâkim kararının bulunmadığını ve derece mahkemelerinin kışkırtma iddiasını tartışmadığını tespit ederek Anayasa m. 36 kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına oy çokluğuyla karar verdi.
Ne anlama geliyor?
Kışkırtma iddiası artık yalnızca Yargıtay içtihadıyla değil, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru denetimiyle de korunmaktadır; mahkemelerin bu iddiayı somut olarak tartışması gerekir.
Not: Kararın ilgili hukuk bölümünde, TCK 1'e dayanan Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 21.05.2013 tarihli kararına yer verilmiştir.
İlgili Maddeler
- TCK m. 2 — Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi
- TCK m. 3 — Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi
- TCK m. 5 — Özel kanunlarla ilişki
- TCK m. 61 — Cezanın belirlenmesi
- TCK m. 181 — Çevrenin kasten kirletilmesi
- TCK m. 344 — Yürürlük
- Anayasa m. 38 — Suç ve cezalara ilişkin esaslar
- Anayasa m. 56 — Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması
- 5275 s.K. m. 3 — İnfazda temel amaç
- CMK m. 139 — Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi
- CMK m. 206 — Delillerin ortaya konulması ve reddi
- CMK m. 217 — Delilleri takdir yetkisi
Uygulamada Dikkat Edilecekler
- 1.TCK 1'e dayanarak kanunda yazılı olmayan bir suç veya ceza ileri sürülemez; iddianame ve hüküm, suçun kanuni tanımına ve yaptırım hükmüne dayanmalıdır (TCK m. 2).
- 2.Kolluğun talebi, siparişi veya yönlendirmesiyle işlendiği ileri sürülen suçlarda dosyada Cumhuriyet savcısının talimatı ile, gizli soruşturmacı kullanılmışsa hâkim kararı bulunup bulunmadığını kontrol edin (CMK m. 139, 160-161).
- 3.Kışkırtma iddiasını ilk fırsatta ve somut olarak ileri sürün: görevliyle ilk temasın kimden geldiğini, teklif edilen bedeli ve olayın akışını belirtin; ilgili görevlilerin ve varsa haber elemanının tanık olarak dinlenmesini isteyin.
- 4.Kışkırtma dışında suçun işlendiğini gösteren başka delil olup olmadığını değerlendirin; Yargıtay bu delillerin varlığına göre beraat ya da daha hafif suçtan hüküm sonucuna ulaşmaktadır.
- 5.Aynı şüpheliden kolluk tarafından birden fazla kontrollü alım yapıldıysa, sonraki alımların ayrı suç veya zincirleme suç olarak değerlendirilmesine itiraz edin.
- 6.Çevre suçlarında eylem tarihini, tehlikenin sürdüğü dönemi ve TCK m. 344'teki kademeli yürürlük tarihlerini birlikte inceleyin.
Sıkça Sorulan Sorular
Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut bir uyuşmazlık için hukuki görüş yerine geçmez. Madde metni resmî kaynaktan alınmış, kararlar resmî tam metinleri üzerinden özetlenmiştir.