5237 sayılı Türk Ceza Kanunu

TCK Madde 4: Kanunun Bağlayıcılığı (Kanunu Bilmemek Mazeret Sayılmaz)

Birinci Kitap: Genel Hükümler › Birinci Kısım: Temel İlkeler, Tanımlar ve Uygulama Alanı › Birinci Bölüm: Temel İlkeler ve Tanımlar

Yürürlükteki metin · Son güncelleme: 22.09.2026 · Hazırlayan: Av. Murat Aydar

Kısaca TCK 4

TCK 4, kanunun bağlayıcılığı ilkesini düzenler: "Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz." Kimse bir fiilin suç olduğunu bilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz. Maddenin 2004'te kabul edilen ikinci fıkrası, sakınamayacağı bir hata nedeniyle kanunu bilmediği için fiilini meşru sanan kişinin cezai sorumluluğunu kaldırıyordu. Bu fıkra, Kanunun yürürlüğe girmesinden kısa süre sonra 08.07.2005'te 5377 sayılı Kanunla madde metninden çıkarıldı; aynı Kanunla TCK 30'a eklenen dördüncü fıkraya göre işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi cezalandırılmaz. Buna göre kişinin fiilin kanunda suç olarak tanımlandığını bilmesi gerekmez; fiilin hukuken kabul görmez bir davranış olduğunun bilincinde olması sorumluluk için yeterlidir. Kaçınılmazlık kişinin bilgi düzeyi, eğitimi, sosyal ve kültürel çevresine göre belirlenir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, köyde tarım işlerinde Suriyeli işçi çalıştıran çiftçi ve oğlunu engellemek için apartmana giren anne gibi olaylarda kaçınılmaz haksızlık yanılgısını kabul etmiş; kişisel, dini veya ahlaki kanaatlere dayanan yanılgıyı ise mazeret saymamıştır.

Temel kavramlar

Kanunun bağlayıcılığı
Usulüne göre yayımlanmış ceza kanunlarının herkesi bağlaması. Hükümet Tasarısının gerekçesine göre bu kural ceza sorumluluğuna değil, kanunun bağlayıcılığı ilkesine ilişkindir.
Haksızlık bilinci
Kişinin, işlediği fiilin hukuken kabul görmez bir davranış olduğunun farkında olması. Fiilin kanunda suç olarak tanımlandığını, madde numarasını veya cezasını bilmek gerekmez.
Haksızlık yanılgısı (yasak hatası)
Kişinin, fiilinin hukuka aykırı olmadığı, meşru olduğu düşüncesiyle hareket etmesi. Yanılgı kaçınılmazsa kişi cezalandırılmaz (TCK m. 30/4).
Kaçınılmaz hata
Kişinin bilgi düzeyi, gördüğü eğitim ve içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre göz önüne alındığında fark etmesi beklenemeyen yanılgı. Sonucu ceza verilmesine yer olmadığı kararıdır (CMK m. 223/3-d).
Kaçınılabilir hata
Kişinin durumundaki birinin fark edebileceği yanılgı. Kişi kusurlu sayılır ve cezalandırılır; Adalet Komisyonu gerekçesine göre bu durum temel cezanın belirlenmesinde gözetilir.
Unsur yanılgısı
Kişinin, fiilin maddi unsurlarını bilmemesi; örneğin başkasının paltosunu kendisininki sanarak alması. Kastı kaldırır, taksirli sorumluluk saklıdır (TCK m. 30/1).
Hukuka uygunluk nedeninde hata
Kişinin, gerçekte bulunmayan bir saldırı veya rıza gibi bir hukuka uygunluk nedeninin koşullarının gerçekleştiğini sanması. Hata kaçınılmazsa kişi bundan yararlanır (TCK m. 30/3).
"Kanun" deyiminin kapsamı
Hükümet Tasarısının gerekçesine göre metinde geçen "kanun" deyimi, usulü üzere yayımlanmış ve ihlali ceza uygulamasını gerektiren düzenleyici işlemleri de kapsar.
Bir bakışta TCK 4
KonuKuralDayanak
KuralCeza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz.TCK m. 4/1
Bilinmesi gerekenFiilin haksızlık oluşturduğu; suç olarak tanımlandığını bilmek gerekmez.Adalet Komisyonu gerekçesi; AYM 2014/3
Kaçınılmaz haksızlık yanılgısıKişi cezalandırılmaz; ceza verilmesine yer olmadığı kararı kurulur.TCK m. 30/4; CMK m. 223/3-d
Kaçınılabilir yanılgıKişi kusurludur; hata temel cezanın belirlenmesinde gözetilir.Adalet Komisyonu gerekçesi; Yargıtay CGK 2018/480
Kaçınılmazlığın ölçütleriKişinin bilgi düzeyi, eğitimi, sosyal ve kültürel çevresi.Yargıtay CGK 2021/531, 2023/298
Resmî makamın açıklamasıYetkili makamın açıklamasına veya denetimden geçen yerleşik uygulamaya güvenerek hataya düşene kural olarak kusur yüklenemez.Yargıtay CGK 2018/480, 2020/442, 2022/66
Kişisel kanaatTöre gibi kişisel, dini veya ahlaki düşünceye dayanan yanılgı mazeret değildir.Yargıtay CGK 2018/480
Unsur yanılgısıKastı kaldırır; beraat kararı verilir, taksirli sorumluluk saklıdır.TCK m. 30/1; CMK m. 223/2-c; Yargıtay CGK 2013/440, 2020/53
Özel kanunlar ve yönetmeliklerKural özel ceza kanunlarını ve ceza uygulamasını gerektiren düzenleyici işlemleri de kapsar.TCK m. 5; Tasarı gerekçesi
KabahatlerTCK'nın hata hükümleri yalnız kasten işlenen kabahatlerde uygulanır.5326 s.K. m. 10
Değişiklik4/2, 08.07.2005'te kaldırıldı; aynı Kanun TCK 30/4'ü ekledi.5377 s.K. m. 1, 4
Eski Kanun"Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz."765 s.K. m. 44

Madde Metni

Kanunun bağlayıcılığı — Madde 4

  1. (1)Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz.
  2. (2)(Mülga: 29/6/2005 – 5377/1 md.)

Kaynak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, mevzuat.gov.tr. Fıkra numaraları okumayı kolaylaştırmak için eklenmiştir.

Madde Gerekçesi

Hükümet Tasarısı (m. 2): Kanunu bilmemenin mazeret sayılamayacağı, aslında ceza sorumluluğuna ve isnat yeteneğine ilişkin bir konu olmayıp kanunun bağlayıcılığı ilkesi ile ilgili bulunduğundan, söz konusu esasa Tasarının 2 nci maddesinde yer verilmesi uygun sayılmıştır. Kanunu bilmemenin mazeret sayılmaması ilkesi ile ceza hukukunda kasta dayalı sübjektif sorumluluk ilkesi arasında çelişki bulunduğunu ve uygulamada çıkabilecek problemlerin çözümünü kast kavramına bırakarak artık böyle bir hükme kanunda yer verilmemesini öne süren yazar ve hatta kanunlar vardır. Ancak söz konusu ilkenin Ülkemizdeki uygulamada şimdiye kadar fazla bir güçlük çıkarmadığı, öteden beri Yargıtay kararlarında kast ilkesine yollama yapılarak, doktrin ve yabancı kanunlarda belirtilen eğilimi karşılayan kararların verildiği ve uygulamaların yapıldığı, kaldırılmasının ise duraksamalara ve uygulama zorluklarına neden olabileceği düşünüldüğünden ilke olarak muhafazasının daha yerinde olacağı düşünülmüştür. Metinde geçen "kanun" deyimi usulü üzere yayınlanmış ve ihlâli ceza uygulamasını gerektiren düzenleyici işlemleri de kapsar.

Adalet Komisyonu (m. 4, ikinci fıkranın eklenmesi): Tasarıda, kişinin bir fiilin hukuk düzenince yasaklandığına ilişkin kaçınılamayacak hatası dikkate alınmamaktaydı. Anayasamızda güvence altına alınan kusur ilkesiyle açık biçimde çelişen bu durumun düzeltilmesi zorunluluğu nedeniyle maddeye ikinci fıkra eklenmiştir. Bu hükümle, kişinin işlediği fiilden dolayı kusurlu ve sorumlu tutulabilmesi için, bu fiilin bir haksızlık oluşturduğunu bilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre, kişi, işlediği fiilin hukuken kabul görmez bir davranış olduğunun bilincinde olmalıdır. Ancak, işlenen fiilin kanunlarda suç olarak tanımlanmış olduğunu bilmek gerekmez. İşlenen fiilin hukuken kabul görmez bir davranış oluşturduğu hususundaki hatanın kaçınılamaz olması hâlinde, kişi kusurlu sayılamaz. Hatanın kaçınılamaz olduğunun belirlenmesinde ise, kişinin bilgi düzeyi, gördüğü eğitim, içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre koşulları göz önünde bulundurulur. Hatanın kaçınılabilir olması durumunda kişi kusurlu sayılacak ve bu husus, temel cezanın belirlenmesinde göz önünde bulundurulacaktır.

Kaynak: TBMM S. Sayısı 664: Hükümet Tasarısı m. 2 gerekçesi (s. 25) ve Adalet Komisyonu Raporu m. 4 gerekçesi (08.03.2004, Esas No. 1/593, Karar No. 60, s. 406-408). Kural Hükümet Tasarısında 2. maddeydi ve tek fıkradan oluşuyordu; Adalet Komisyonunun kabul ettiği metinde 4. madde oldu ve ikinci fıkra eklendi. Komisyonun eklediği fıkra 08.07.2005'te 5377 sayılı Kanunla madde metninden çıkarılmış, aynı Kanunla TCK 30'a eklenen dördüncü fıkra haksızlık yanılgısını düzenlemiştir. 5377 sayılı Kanunun gerekçesine erişilemediğinden bu değişiklik Resmî Gazete metnine dayanılarak aktarılmıştır. Metinler özgün yazımıyla aktarılmıştır.

Değişiklik Geçmişi

TarihKaynakDeğişiklik
12.10.20045237 sayılı Türk Ceza Kanunu (kabul 26.09.2004, RG 12.10.2004, S. 25611)Kanun yayımlandı. Madde iki fıkra hâlinde kabul edildi: (1) Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz. (2) Ancak sakınamayacağı bir hata nedeniyle kanunu bilmediği için meşru sanarak bir suç işleyen kimse cezaen sorumlu olmaz.
01.06.2005TCK m. 344/1-c; 31.03.2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanun geçici m. 1Madde iki fıkrasıyla birlikte yürürlüğe girdi.
08.07.20055377 sayılı Kanun m. 1 ve 4 (kabul 29.06.2005, RG 08.07.2005, S. 25869)İkinci fıkra madde metninden çıkarıldı. Aynı Kanunun 4. maddesiyle TCK 30'a eklenen dördüncü fıkra, işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin cezalandırılmayacağını düzenledi. Değişiklik yayımı tarihinde yürürlüğe girdi; birinci fıkra o tarihten bu yana değişmedi.
Yürürlükten kaldırılan ikinci fıkranın metni (RG 12.10.2004)

(2) Ancak sakınamayacağı bir hata nedeniyle kanunu bilmediği için meşru sanarak bir suç işleyen kimse cezaen sorumlu olmaz.

765 Sayılı Eski TCK ile Karşılaştırma

1926 tarihli ve 765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu'nda kural, cezaya ehliyet ve bunu kaldıran veya hafifleten sebeplere ilişkin hükümler arasında, 44. maddede yer alıyordu:

"Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz." (765 s.K. m. 44)

5237 sayılı Kanun kuralı korumakla birlikte yerini değiştirmiştir. Hükümet Tasarısının genel gerekçesine göre kanunu bilmemenin mazeret sayılmayacağına ilişkin madde, Tasarının başına alınarak kanunun bağlayıcılığı ilkesi vurgulanmıştır; bu kural sorumluluğa ait olmayıp kanunun bağlayıcılığı ilkesiyle ilişkilidir. Aynı gerekçede, maddeye Batı ceza kanunlarında olduğu gibi ilkenin yumuşatılmasını sağlayan ve sübjektif sorumluluğu vurgulayan bir fıkra eklenmesinin Tasarıyı hazırlayan komisyonun bazı üyelerince önerildiği, ancak komisyon çoğunluğunun Yargıtay içtihatlarının bu hususu sağladığını belirterek böyle bir hükmü sakıncalı saydığı anlatılır.

Konu765 sayılı TCK5237 sayılı TCK
Kuralın metni"Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz.""Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz."
Kanundaki yeriCezaya ehliyet ve bunu kaldıran veya hafifleten sebepler (m. 44)Temel ilkeler: kanunun bağlayıcılığı (m. 4)
Kaçınılmaz hukuki hataGenel bir hüküm yoktu; Yargıtay çözümü kast ilkesine dayanarak buluyordu.TCK m. 30/4: fiilin haksızlığı konusunda kaçınılmaz hataya düşen cezalandırılmaz.
KabahatlerKabahatler de Kanunda yer alıyordu; kabahatlerde kast sabit olmasa bile herkes kendi fiil veya ihmalinden sorumluydu (m. 45/2).Kabahatler ayrı kanunda düzenlendi; TCK'nın hata hükümleri yalnız kasten işlenen kabahatlerde uygulanır (5326 s.K. m. 10).

Yeni sistemin uygulamadaki karşılığı Yargıtay kararlarında görülür: Ceza Genel Kurulu, TCK 4'teki kuralın 5377 sayılı Kanunla eklenen TCK 30/4 ile esnetildiğini ve artık yalnız fiilin haksızlığı konusundaki kaçınılabilir hata ile sınırlandırıldığını belirtmektedir (Yargıtay CGK, 07.11.2019, E. 2018/27, K. 2019/644).

TCK 4. Madde Ne Düzenler?

TCK 4'ün kenar başlığı "kanunun bağlayıcılığı"dır ve madde bugün tek bir cümleden oluşur: "Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz." Kural, usulüne göre yayımlanmış bir ceza kanununun herkesi bağladığını ve kişinin fiilin suç olduğunu bilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacağını ifade eder. Hükümet Tasarısının gerekçesine göre bu, ceza sorumluluğuna veya isnat yeteneğine ilişkin bir konu değil, kanunun bağlayıcılığı ilkesinin gereğidir. Bu nedenle kural, 765 sayılı eski Kanunda bulunduğu cezaya ehliyete ilişkin hükümler arasından alınarak Kanunun temel ilkeleri arasına yerleştirilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Kanunun 2004'te kabul edilen metninde bu fıkra, sakınamayacağı bir hata nedeniyle kanunu bilmediği için fiilini meşru sanan kişinin cezai sorumluluğunu kaldırıyordu. 08.07.2005'te yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanun bu fıkrayı madde metninden çıkardı ve aynı konuyu TCK 30'a eklenen dördüncü fıkrayla yeniden düzenledi: "İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz." Bu nedenle TCK 4 bugün TCK 30/4 ile birlikte okunur: kanunu bilmemek kural olarak mazeret değildir; ancak kişi fiilinin haksızlık oluşturduğunu kaçınılmaz biçimde bilemiyorsa cezalandırılmaz.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu iki hüküm arasındaki ilişkiyi şöyle kurar: haksızlık yanılgısı ilkesi TCK 4 ile çatışmayacak şekilde yorumlanmalıdır; bu ilke kişilerin suç işledikten sonra cezadan kurtulmak amacıyla sığınabilecekleri bir düzenleme değildir. Fiilinin haksızlık oluşturduğu konusunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi ise hukuku ihlal eden bir hareket yaptığının farkında olmadığından "kanunu bilmemek mazeret sayılmaz" kuralına da aykırı davranmış olmaz (Yargıtay CGK, 25.10.2018, E. 2015/7, K. 2018/480). Genel Kurul bir başka kararında, bu değişiklikten sonra TCK 4'teki kuralın yalnız fiilin haksızlığı konusundaki kaçınılabilir hata ile sınırlandırıldığını belirtmiştir (Yargıtay CGK, 07.11.2019, E. 2018/27, K. 2019/644).

TCK 4, ceza hukukunun diğer temel ilkeleriyle birlikte işler. TCK 2 suç ve cezanın kanunda açıkça tanımlanmasını, TCK 3 cezanın fiilin ağırlığıyla orantılı olmasını ister; TCK 4 ise kanunda açıkça tanımlanmış yasakların, bilinip bilinmediğine bakılmaksızın herkese uygulanacağını söyler. Kusur ilkesi gereği bu kuralın sınırı, fiilin haksızlığını kaçınılmaz biçimde bilemeyen kişidir.

DurumHükümSonuçBu sayfadaki örnekler
Kişi fiilin suç olduğunu bilmiyor, ama yasak olduğunun farkındaTCK m. 4Mazeret değildir; ceza verilir.Bıçak taşıma, kooperatif genel kurulu
Kişi fiilin haksızlık oluşturduğunu kaçınılmaz biçimde bilemiyorTCK m. 30/4Ceza verilmesine yer olmadığı kararı (CMK m. 223/3-d)Suriyeli işçi, köstebek tabancası
Yanılgı kaçınılabilirTCK m. 30/4Kişi kusurludur; hata temel cezada gözetilir.Kaçınılmazlık ölçütleri
Kişi fiilin maddi unsurlarını bilmiyorTCK m. 30/1Kast yoktur; beraat (CMK m. 223/2-c), taksirli sorumluluk saklıİdarenin gösterdiği yerden kum, sit alanındaki duvar
Hukuka uygunluk nedeninin koşullarında hataTCK m. 30/3Hata kaçınılmazsa kişi bundan yararlanır.Hırsız sanılan eş

Haksızlık Yanılgısı (TCK 30/4) Nedir, Kişinin Neyi Bilmesi Gerekir?

Haksızlık yanılgısı (yasak hatası), kişinin fiilinin hukuka aykırı olmadığı, haksızlık oluşturmadığı ve meşru olduğu düşüncesiyle hareket etmesidir. TCK 30/4'e göre bu yanılgı kaçınılmazsa kişi cezalandırılmaz. Hükmün kaynağı, TBMM Adalet Komisyonunun TCK 4'e eklediği ve sonradan kaldırılan ikinci fıkradır. Komisyon gerekçesi hükmün mantığını açıkça ortaya koyar: kişinin işlediği fiilden dolayı kusurlu ve sorumlu tutulabilmesi için bu fiilin bir haksızlık oluşturduğunu bilmesi gerekir; ancak fiilin kanunlarda suç olarak tanımlanmış olduğunu bilmek gerekmez.

Anayasa Mahkemesi de aynı ölçütü kullanır. Bıçak ve benzeri aletleri taşımayı yaptırıma bağlayan hükmün, bu fiilin suç olduğunun bilinmediği gerekçesiyle iptali istendiğinde Mahkeme, kişinin işlediği fiilin hukuken kabul görmez bir davranış olduğunun bilincinde olmasının ceza hukuku bakımından sorumluluk için yeterli olduğunu belirterek itirazı reddetmiştir (AYM, 16.01.2014, E. 2013/61, K. 2014/3).

Buna göre ayrım şudur:

  • Bilinmesi gereken: Davranışın hukuk düzenince onaylanmadığı, yasak olduğu. Suçun adı, kanun maddesi veya cezanın miktarı bilinmek zorunda değildir.
  • Kaçınılmaz yanılgı: Kişinin durumundaki birinden hukuka aykırılığı fark etmesi beklenemiyorsa kusur yoktur ve ceza verilmesine yer olmadığına karar verilir (CMK m. 223/3-d). Yargıtay, fiilin suç olma özelliğini koruduğunu kabul ettiğinden bu durumda beraat kararı kurulmasını doğru bulmaz.
  • Kaçınılabilir yanılgı: Kişi kusurlu sayılır ve cezalandırılır; Adalet Komisyonu gerekçesine göre bu durum temel cezanın belirlenmesinde gözetilir.

Ceza Genel Kurulunun haksızlık yanılgısını kabul ettiği en öğretici örneklerden biri, 2011 yazında köyünde tarım işlerinde yasa dışı yollarla ülkeye girmiş iki Suriye vatandaşını çalıştıran çiftçiye ilişkindir. Genel Kurul, Suriye'deki iç savaş nedeniyle binlerce kişinin sınırı yasal olmayan yollardan geçerek Türkiye'ye sığındığını, geçici olarak ikametlerine izin verildiğini ve bu kişilerin ülkenin pek çok yerinde yasal ve yasal olmayan şekilde çalıştığını belirterek, köyde tarım işleriyle uğraşan sanığın fiilin haksızlık oluşturduğu konusunda kaçınılmaz bir hataya düştüğünü kabul etmiştir (Yargıtay CGK, 04.11.2021, E. 2018/408, K. 2021/531).

ℹ️Bilgi
Yargıtay, haksızlık yanılgısını kabul ettiği dosyalarda beraat yerine "ceza verilmesine yer olmadığı" kararı kurulmasını ister. Ceza Genel Kurulu, kız arkadaşıyla gezmeye giden çocuk hakkında verilen beraat hükmünü bu yönde düzeltmiştir; 7. Ceza Dairesi de haksızlık yanılgısına dayanan bir hükümde beraati düzenleyen bendin gösterilmesini hukuka aykırı bulmuştur.

Örnek olay

Tarlasında Suriyeli işçi çalıştıran çiftçi

Olay: Ceylanpınar'a bağlı bir köyde çiftçilik yapan sanık, yaklaşık iki ay önce yasa dışı yollarla Türkiye'ye giren iki Suriye vatandaşını pamuk ve sulama işlerinde çalıştırdı; ücretlerini ödedi, barınma ve yeme içme ihtiyaçlarını karşıladı. Asliye ceza mahkemesi sanığı göçmen kaçakçılığı suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm etti.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, dönemin koşullarını ve köyde tarım işleriyle uğraşan sanığın bilgi düzeyini, eğitimini, sosyal ve kültürel çevresini gözeterek fiilin haksızlık oluşturduğu konusunda kaçınılmaz hataya düştüğünü kabul etti ve ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmü bozdu.

Kaynak: Yargıtay CGK, 04.11.2021, E. 2018/408, K. 2021/531

Örnek olay

"Bıçak taşımanın suç olduğu bilinmiyor" itirazı

Olay: Bıçak ve benzeri aletleri izinsiz taşıma suçundan açılan davada yerel mahkeme, bu bıçakların rahatlıkla satıldığını ve taşınmasının suç olduğunun bilinmediğini, kanunu bilmemek mazeret sayılmaz ilkesine dayanılarak alt sınırı altı ay olan hapis cezası verilmesinin adil olmadığını ileri sürerek Anayasa Mahkemesine başvurdu.

Sonuç: Anayasa Mahkemesi, sorumluluk için kişinin fiilin haksızlık oluşturduğunu bilmesinin yeterli olduğunu, kanunda suç olarak tanımlandığını bilmemesinin önem taşımadığını belirterek itirazı oy birliğiyle reddetti.

Kaynak: AYM, 16.01.2014, E. 2013/61, K. 2014/3

Hata Ne Zaman Kaçınılmaz Sayılır?

Kanun kaçınılmazlığı tanımlamaz. Ölçütler TBMM Adalet Komisyonu gerekçesinde gösterilmiştir: hatanın kaçınılamaz olup olmadığı belirlenirken kişinin bilgi düzeyi, gördüğü eğitim, içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre koşulları göz önünde bulundurulur. Yargıtay bu ölçütleri her dosyada somut olarak uygular ve kişinin olay öncesindeki ve olay sırasındaki davranışlarını da değerlendirmeye katar (Yargıtay CGK, 25.10.2018, E. 2015/7, K. 2018/480).

Kararlardan çıkan başlıca kurallar şunlardır:

Kaçınılmazlık yalnız failin kendi durumuna göre değerlendirildiğinden, aynı olaya katılan kişiler hakkında farklı sonuca varılabilir. Ceza Genel Kurulu, kapının açılmaması üzerine apartman kapısının camını kırarak içeri giren sanık bakımından yanılgı kabul etmezken, yalnız oğlunu engellemek için onun ardından apartmana giren annenin kaçınılmaz hataya düştüğünü kabul etmiştir (Yargıtay CGK, 25.10.2018, E. 2015/7, K. 2018/480).

⚠️Dikkat
Haksızlık yanılgısı, ceza kanununu önceden öğrenmeyen herkes için bir kaçış yolu değildir. Yargıtay'ın kabul ettiği örneklerde ortak nokta, kişinin eğitim ve çevre koşulları nedeniyle davranışının yasak olduğunu fark etmesinin gerçekten beklenemeyeceği bir durumdur. Kişi yasak olduğunu bildiği bir davranışı kendi değer yargısıyla haklı görüyorsa korunmaz.

Örnek olay

Oğlunu engellemek için apartmana giren anne

Olay: Eşiyle arası açık olan sanık, çocuğunu görmek için annesi ve babasıyla birlikte kayınpederinin oturduğu apartmanın önüne geldi. Kayınpeder pencereden kapıyı açmayacağını söyleyince sanık apartman kapısının camını ayakkabısıyla kırıp içeri girdi; annesi de oğlunu engellemek için ardından apartmana girdi. İkisi daireye girmeden kolluk tarafından yakalandı.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, annenin bilgi düzeyi, eğitimi, sosyal ve kültürel çevresi ile olay öncesi ve sırasındaki davranışları dikkate alındığında kaçınılmaz hataya düştüğünü, bu nedenle suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiğinden söz edilemeyeceğini kabul etti.

Kaynak: Yargıtay CGK, 25.10.2018, E. 2015/7, K. 2018/480

Örnek olay

Davanın sonucunu bekleyen kooperatif yöneticileri

Olay: Bir konut yapı kooperatifinin yönetim kurulu üyeleri, bir önceki yıl genel kurulu toplamadıkları için haklarında yargılama sürerken sonraki hesap döneminin olağan genel kurulunu da toplantıya çağırmadı. Yerel mahkeme, dava sonucunu beklemelerinin kaçınılmaz bir hukuk yanılgısı olduğunu kabul ederek beraat kararı verdi.

Sonuç: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, her hesap dönemi için genel kurul toplanmasının yasal zorunluluk olduğunu, önceki dönem için süren yargılamanın bu yükümlülüğü ortadan kaldırmadığını belirterek kaçınılmaz hatadan söz edilemeyeceğine karar verdi ve beraat hükmünü bozdu.

Kaynak: Yargıtay 7. CD, 14.03.2023, E. 2021/21015, K. 2023/2506

Kanunu Bilmemek ile Unsur Yanılgısı Arasındaki Fark (TCK 30/1-3)

Her "bilmiyordum" savunması TCK 4'ün konusu değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, ceza hukukunda hatanın fiil üzerinde ve kural üzerinde olmak üzere iki biçimde ortaya çıktığını belirtir: kural üzerinde hata genel olarak mazeret sayılmaz ve TCK 4 bu ilkeyi tekrarlar; fiil üzerinde hata ise belirli koşullar altında kastı kaldıran bir nedendir ve genellikle dış dünyaya ilişkin bir algılama hatasından kaynaklanır (Yargıtay CGK, 07.11.2019, E. 2018/27, K. 2019/644).

TCK 30'un madde gerekçesi fiil üzerindeki hataya iki örnek verir: kişinin vestiyerden kendisininki sanarak başkasının paltosunu alması ve gece karanlığında vahşi bir hayvan sanarak hareket eden bir cisme ateş etmesi. Bu olaylarda failin bilgisi gerçeğe uysaydı işlediği fiil haksızlık oluşturmayacaktı; bu nedenle kasten işlenmiş bir suçtan söz edilemez (TCK m. 30/1). Gerekçeye göre başkasının çantasını kendisininki sanarak alan kişinin yanılgısında taksir bulunsa bile hırsızlık ancak yararlanma kastıyla işlenebildiğinden ceza sorumluluğu doğmaz; av hayvanı sanarak bir insanın ölümüne neden olan kişi ise hatasında taksiri varsa taksirle öldürmeden sorumlu olur.

Ceza Genel Kurulu bu ayrımı somut olaylarda da uygular. İl özel idaresinden aldıkları iş için idare görevlilerinin gösterdiği yerden kum ve çakıl çıkaran, ancak yerin tapuda başkasına kayıtlı olduğunu bilmeyen sanıkların, malın başkasına ait olduğu hususunda esaslı hataya düştüklerini ve beraat etmeleri gerektiğini kabul etmiştir (Yargıtay CGK, 05.11.2013, E. 2013/13-288, K. 2013/440). Sit alanındaki bir duvarı taşınmaz sahibiyle anlaşarak onaran inşaat ustasının, izin alma yükümlülüğü bulunmadığından izinsiz müdahale unsuru hakkında esaslı hataya düştüğünü belirterek beraat kararını onamıştır (Yargıtay CGK, 04.02.2020, E. 2017/820, K. 2020/53). Her iki olayda da sanıklar bir yasağı değil, bir olguyu (yerin kime ait olduğunu, iznin alınıp alınmadığını) bilmiyordu.

Hukuka uygunluk nedeninin koşullarında hata da ayrı bir durumdur. Kişi, gerçekte bulunmayan bir saldırıyı var sanarak meşru savunma içinde olduğunu düşünüyorsa TCK 30/3 uygulanır ve kişi ancak hatası kaçınılmazsa bundan yararlanır. Ceza Genel Kurulu, gece evine hırsız girdiğini sanarak pencerenin önündeki kişiye ateş eden ve eşini öldüren sanık hakkında, ışığı açmak, eşinin yatakta olup olmadığına bakmak veya seslenmek gibi basit bir dikkatle saldırı bulunmadığını anlayabileceğini belirterek hatanın kaçınılmaz olmadığına karar vermiştir (Yargıtay CGK, 07.11.2019, E. 2018/27, K. 2019/644).

Unsur yanılgısı (TCK 30/1)Haksızlık yanılgısı (TCK 30/4)
Neye ilişkindir?Olguya: kişi ne yaptığını bilmez (başkasının malını kendi malı sanmak gibi).Hukuka: kişi ne yaptığını bilir, ama yasak olduğunu bilmez.
KastYoktur.Vardır; etkilenen kusurdur.
Kaçınılmazlık şartıAranmaz; taksirli sorumluluk saklıdır.Aranır; kaçınılabilir yanılgı cezayı kaldırmaz.
KararBeraat (CMK m. 223/2-c)Ceza verilmesine yer olmadığı (CMK m. 223/3-d)

Örnek olay

Hırsız sandığı eşine ateş eden sanık

Olay: İki hafta kadar önce evine hırsız giren sanık, sabaha karşı yatak odasının penceresinden gelen sesle uyandı; yastığının altındaki tabancayı alıp uyarıda bulunmadan pencerenin önündeki kişiye 13 kez ateş etti. Hırsız sandığı kişi eşiydi ve hayatını kaybetti. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, sanığın kaçınılmaz hataya düştüğünü ve haksız tahrik hükümlerinden yararlanması gerektiğini belirterek hükmü bozdu; yerel mahkeme direndi.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, basit bir dikkatle saldırı bulunmadığını anlayabilecek durumdaki sanığın hatasının kaçınılmaz olmadığını, bu nedenle TCK 30/3'ten yararlanamayacağını kabul etti. Öldürülenin eşi olduğu konusundaki hatası nedeniyle ise TCK 30/2 uyarınca eşe karşı öldürme nitelikli hâlinden sorumlu tutulamayacağını belirterek direnme hükmünü onadı.

Kaynak: Yargıtay CGK, 07.11.2019, E. 2018/27, K. 2019/644

Örnek olay

İdarenin gösterdiği yerden alınan kum ve çakıl

Olay: İhale işini il özel idaresinden alan sanıklar, idare yetkililerinin gösterdiği bir çay mevkiinden kum ve çakıl çıkardı. Yerin tapuda başkasına kayıtlı iki parsel olduğu ve arazinin kullanılamaz hâle geldiği anlaşıldı; sanıklar hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından dava açıldı.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, sanıkların malın başkasına ait olduğu hususunda esaslı hataya düştüklerini, TCK 30/1 uyarınca kasten hareket etmiş sayılmayacaklarını ve bu suçların taksirle işlenmesi cezalandırılmadığından beraat kararının isabetli olduğunu kabul etti. Burada yanılgı kanuna değil, bir olguya ilişkindi.

Kaynak: Yargıtay CGK, 05.11.2013, E. 2013/13-288, K. 2013/440

Boşanma ve Aile İçi Olaylarda "Bilmiyordum" Savunması

Aile içindeki gerginlik dönemlerinde kişiler çoğu zaman haklı olduklarını düşünerek hareket eder: eşinin telefonunu veya sosyal medya hesabını karıştırır, çocuğunu görmek için eşinin ailesinin evine gider, eşyaların haczine engel olmaya çalışır. Bu durumlarda "bunun suç olduğunu bilmiyordum" veya "hakkım olduğunu düşündüm" savunması sıkça ileri sürülür. Yargıtay kararları bu savunmanın ancak sınırlı durumlarda sonuç doğurduğunu gösterir.

  • Eşin yazışmaları: Ceza Genel Kurulu, eşlerden her birinin diğerinin haberleşmesinin gizliliğine saygı duymakla yükümlü olduğunu, evli olsa bile kişinin eşiyle paylaşmak istemediği bir sır alanı bulunabileceğini belirtmiştir. Boşanma davası sürerken eşinin Facebook şifresini ele geçirip annesiyle yazışmalarını kaydeden sanık hakkında suçun oluştuğunu kabul etmiştir. Aynı kararda, on beş yaşını tamamlamış çocuğunu tehlikeden korumak kaygısıyla haberleşmesini kaydeden anne babanın kaçınılmaz hataya düşmüş sayılabileceğini, eşler bakımından da koşulları varsa haksızlık yanılgısının uygulanabileceğini açıklamıştır (Yargıtay CGK, 03.11.2020, E. 2016/868, K. 2020/442).
  • Eşin ailesinin evi: Çocuğunu görmek isterken kapının açılmaması üzerine apartman kapısının camını kırarak içeri giren sanığın ardından, yalnız oğlunu engellemek için apartmana giren annenin haksızlık bilinci taşımadığı ve kaçınılmaz hataya düştüğü kabul edilmiştir. Kapıyı kıran oğul bakımından böyle bir kabul yapılmamış; dava, şikâyetten vazgeçildiği için düşmüştür (Yargıtay CGK, 25.10.2018, E. 2015/7, K. 2018/480).
  • Haciz: Babasının evinde yapılmak istenen hacze tehditle direnen sanık hakkında hata hükümleri uygulanmamıştır (Yargıtay 4. CD, 27.02.2023, E. 2020/34917, K. 2023/15428).

Boşanma davasında hangi delillerin hukuka uygun sayıldığı ayrı bir konudur; bu konudaki sınırları özel hayatın gizliliği ve boşanma davalarındaki sınırlar ile WhatsApp yazışmaları ve ses kayıtlarının delil değeri yazılarında ayrıntılı olarak anlattık.

ℹ️Bilgi
Boşanma davasında delil elde etmek amacı, eşin yazışmalarını gizlice ele geçirmeyi kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez. Ceza Genel Kurulu, delil olarak kullanma hâlinde bile kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili başka türlü delil elde etme ve yetkili makamlara başvurma imkânının bulunmadığı ani gelişen bir olayın varlığını aramaktadır.

Örnek olay

Boşanma sürecinde eşin Facebook mesajları

Olay: Boşanma davası devam ederken fiilen ayrı yaşayan sanık, eşinin Facebook şifresini ele geçirip hesabın mesajlar bölümüne girdi. Eşiyle annesi arasındaki, boşanma sürecine ilişkin ve kendisine hakaret içeren yazışmaları önce kendi e-posta adresine, sonra haberdar olduğunu bildirmek için eşinin e-posta adresine gönderdi. Asliye ceza mahkemesi beraat kararı verdi.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, şifre verilmiş olsa bile bunun mesajlara her zaman erişime rıza anlamına gelmeyeceğini, somut olayda hukuka uygunluk nedeni bulunmadığını belirterek nitelikli haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun oluştuğunu kabul etti ve beraat hükmünü bozdu.

Kaynak: Yargıtay CGK, 03.11.2020, E. 2016/868, K. 2020/442

Örnek olay

Babasının evindeki hacze direnme

Olay: Avukatların talebi üzerine icra dosyasından sanığın babasına ait konutta haciz yapılmak istendiğinde sanık, eşyaların muhafaza altına alınmasını engellemek için avukatlara ve icra memuruna "hepinizi öldüreceğim" diyerek direndi ve haciz yapılamadı. Müdafi, sanık hakkında hata hükümlerinin uygulanması gerektiğini ileri sürdü.

Sonuç: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, haksızlık yanılgısının TCK 4 ile çatışmayacak şekilde yorumlanması gerektiğini, suç işledikten sonra sığınılacak bir düzenleme olmadığını belirterek hata hükümlerinin koşullarının oluşmadığını kabul etti ve görevi yaptırmamak için direnme suçundan verilen mahkûmiyeti onadı.

Kaynak: Yargıtay 4. CD, 27.02.2023, E. 2020/34917, K. 2023/15428

Yabancılar ve Çocuklar Bakımından "Kanunu Bilmiyordum" Savunması

Kanunu bilmemek kuralı Türk vatandaşları ile yabancılar arasında ayrım yapmaz; Türkiye'de işlenen suçlar hakkında Türk kanunları uygulanır (TCK m. 8). Yabancı uyruklu olmak ve ülkenin ayrıntılı mevzuatını bilmemek bu nedenle tek başına beraat gerekçesi değildir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, İzmir'de bir antikacıdan aldığı eski gümüş sikkeyi yurt dışına çıkarmaya çalışan yabancı turist hakkında "Türkiye'deki ayrıntılı mevzuatı açıkça bilmediği" gerekçesiyle verilen beraat kararını dosya kapsamına uygun görmeyerek oy çokluğuyla bozmuştur. Karşı oy yazan üyeler ise turistin haksızlık yanılgısı içinde olduğunu savunmuştur (Yargıtay 12. CD, 14.11.2014, E. 2013/27589, K. 2014/22906).

Aynı değerlendirme yurt dışında yaşayan vatandaşlar için de geçerlidir. Ceza Genel Kurulu, ABD'de yaklaşık 12 yıldır yaşayan, güvenlik şirketinde çalışan ve orada ruhsat gerekmediğini söyleyerek dört tabancayı Türkiye'ye getiren sanığın, 18 yaşına kadar Türkiye'de yaşadığını, yüksek öğrenim gördüğünü ve silahlardan yalnız birini havalimanı görevlilerine bildirdiğini gözeterek yasağı bilmediği savunmasını inandırıcı bulmamış; ülkeye silah sokma suçundan verilen mahkûmiyeti onamıştır (Yargıtay CGK, 17.10.2017, E. 2014/321, K. 2017/412).

Kişisel durum ise kaçınılmazlık değerlendirmesinin merkezindedir. Ceza Genel Kurulu, yaşı, eğitimi ve yaşadığı çevre nedeniyle fiilin yasak olduğunu kavrayamayan kişiler bakımından haksızlık yanılgısını kabul etmiştir:

Bu kararlarda Genel Kurul fiilin suç olmadığını söylememiş; on beş yaşını tamamlamamış çocuğun rızasının hukuka uygunluk nedeni sayılamayacağını ve suçun unsurlarının oluşabileceğini kabul etmekle birlikte kişinin kusurunun bulunmadığına karar vermiştir. Bu nedenle sonuç beraat değil, ceza verilmesine yer olmadığı kararıdır.

Örnek olay

Antikacıdan alınan sikke ve yabancı turist

Olay: Ukrayna uyruklu sanığın havalimanı dış hatlar terminalinde valizinde iki eski sikke ele geçirildi; müze müdürlüğü raporuna göre hicri 1223 tarihli gümüş sikke kültür varlığıydı. Sanık, sikkeleri İzmir'de bir antikacıdan 35 avroya aldığını, eski para koleksiyonu yaptığını savundu. Ağır ceza mahkemesi, sanığın Türkiye'deki ayrıntılı mevzuatı bilmediği ve suç işleme kastı bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verdi.

Sonuç: Yargıtay 12. Ceza Dairesi çoğunluğu, bu gerekçeyi dosya kapsamına uygun bulmadı; eser hakkında tarafsız bilirkişi kurulundan rapor alınarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğini de belirterek beraat hükmünü bozdu. Karşı oydaki üyeler haksızlık yanılgısı bulunduğunu savundu.

Kaynak: Yargıtay 12. CD, 14.11.2014, E. 2013/27589, K. 2014/22906

Örnek olay

Kız arkadaşıyla İstanbul'a gezmeye giden çocuk

Olay: Küçük bir ilçede yaşayan ortaokul mezunu suça sürüklenen çocuk, on beş yaşını tamamlamamış kız arkadaşıyla okulun önünde buluşup otobüsle İstanbul'a gezmeye gitti. Kızın ağabeyinin kayıp başvurusu üzerine çocuğun babası oğluna ulaştı ve aynı gece ikisini polis merkezine getirdi. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, kızın rızasının yaşı nedeniyle geçersiz olduğunu belirterek beraat hükmünü bozdu.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, kız arkadaşına karşı herhangi bir cinsel davranışı bulunmayan çocuğun bilgi düzeyi, eğitimi ve çevresi nedeniyle fiilin haksızlık oluşturduğu konusunda kaçınılmaz hataya düştüğünü kabul etti; beraat hükmünü, ceza verilmesine yer olmadığı şeklinde düzelterek onadı.

Kaynak: Yargıtay CGK, 24.05.2023, E. 2021/253, K. 2023/298

Örnek olay

ABD'den izinsiz dört tabanca getiren vatandaş

Olay: ABD'de yaklaşık 12 yıldır yaşayan ve güvenlik şirketinde çalışan sanık, tatil için Türkiye'ye gelirken yolculuk günü dört tabanca satın aldı ve havayolu görevlisine yalnız birini bildirdi. Yaşadığı yerde bu silahlar için ruhsat gerekmediğini, Türkiye'ye getirmekte sakınca görmediğini savundu.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, 18 yaşına kadar Türkiye'de yaşamış, yüksek öğrenim görmüş ve silahlara özel ilgisi olan sanığın yasağı bilmediği savunmasını inandırıcı bulmadı; kaçınılmaz hatadan söz edilemeyeceğini belirterek ülkeye silah sokma suçundan verilen mahkûmiyete yönelik itirazı reddetti.

Kaynak: Yargıtay CGK, 17.10.2017, E. 2014/321, K. 2017/412

Özel Kanunları, Yönetmelikleri ve Kabahatleri Bilmemek

TCK 4 "ceza kanunları"ndan söz eder ve kural yalnız Türk Ceza Kanunu ile sınırlı değildir. TCK m. 5'e göre Kanunun genel hükümleri özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır; 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Kanunu, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu veya 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'ndaki suçlar bu kapsamdadır. Hükümet Tasarısının gerekçesine göre metinde geçen "kanun" deyimi de usulü üzere yayımlanmış ve ihlali ceza uygulamasını gerektiren düzenleyici işlemleri kapsar.

Özel kanunlardaki suçlar çoğu zaman teknik ayrıntılara ve yönetmeliklere dayandığı için haksızlık yanılgısının en sık tartışıldığı alandır. Yargıtay bu alanda kişinin mesleğine ve eşyaya nasıl ulaştığına bakar: pazarda serbestçe satılan köstebek tabancasını tarım için bulunduran çiftçinin kaçınılmaz yanılgı içinde olduğunu kabul etmiş (Yargıtay 8. CD, 30.03.2022, E. 2020/9607, K. 2022/5371); kooperatif yöneticilerinin genel kurulu toplantıya çağırma yükümlülüğüne uymamasını ise mazeret saymamıştır (Yargıtay 7. CD, 14.03.2023, E. 2021/21015, K. 2023/2506). Belediye başkanının, Bakanlık onayı alınmadan yürürlüğe konulmuş ama yıllardır uygulanan bir yönetmeliğe dayanarak işlem yapması da kaçınılmaz haksızlık yanılgısı olarak değerlendirilmiştir (Yargıtay CGK, 08.02.2022, E. 2019/10, K. 2022/66). Anayasa Mahkemesi de salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış bıçakları taşıma yasağı bakımından, fiilin suç olarak tanımlandığını bilmemenin önem taşımadığını belirtmiştir (AYM, 16.01.2014, E. 2013/61, K. 2014/3).

Kabahatler bakımından ayrı bir kural vardır. Kabahatler Kanunu'na göre kabahatler, kanunda açıkça hüküm bulunmayan hâllerde hem kasten hem de taksirle işlenebilir (5326 s.K. m. 9) ve TCK'nın hata hâllerine ilişkin hükümleri ancak kasten işlenen kabahatler bakımından uygulanır (m. 10). Hangi fiillerin kabahat oluşturduğu, kanunun belirlediği çerçeve içinde idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de belirlenebilir (m. 4). Bu nedenle idari para cezalarında haksızlık yanılgısı savunmasının etkisi, fiilin kasten mi taksirle mi işlendiğine göre değişir.

Örnek olay

Pazardan alınan köstebek tabancası

Olay: Sanıkta 12 kalibre av fişeği atan, 9 cm yivsiz namlulu ve toplam 32 cm uzunluğunda metal bir alet ele geçirildi. Ekspertiz raporu aletin köstebek tabancası olduğunu ve 6136 sayılı Kanun'a ilişkin Yönetmelikteki ateşli silah ve tabanca tanımlarına uyduğunu belirtti; ilk derece mahkemesi sanığı mahkûm etti.

Sonuç: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, halk pazarlarında ve nalburlarda 70-80 TL'ye satılan, çiftçilerin köstebek gibi tarım zararlılarına karşı yaygın kullandığı bu basit aleti satın alıp bulunduran sanığın fiilin haksızlık oluşturduğunu bilecek durumda olmadığını, kaçınılmaz bir haksızlık yanılgısı içinde bulunduğunu belirterek mahkûmiyeti bozdu.

Kaynak: Yargıtay 8. CD, 30.03.2022, E. 2020/9607, K. 2022/5371

Örnek olay

Sit alanındaki duvarı onaran inşaat ustası

Olay: İnşaat ustası, 1. derece arkeolojik sit alanındaki bir taşınmazda, taşınmaz sahibiyle yaptığı anlaşma doğrultusunda kaya mezarlığının yanındaki duvarı onardı; koruma bölge kurulundan izin alınmamıştı. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, yöre halkının bölgenin sit alanı olduğunu bildiğini belirterek ustanın beraatini bozdu.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, izin alma yükümlülüğünün taşınmaz sahibine ait olduğunu, ustanın izin durumunu araştırma yükümlülüğü bulunmadığını belirterek izinsiz müdahale unsuru hakkında TCK 30/1 anlamında esaslı hataya düştüğünü kabul etti ve beraat hükmünü onadı.

Kaynak: Yargıtay CGK, 04.02.2020, E. 2017/820, K. 2020/53

Kanunu Bilmemek Sanığın Lehine Hükümlerde de Uygulanır mı?

TCK 4 esas olarak suç ve cezaya ilişkin yasakları bilmeme hâlini düzenler. Sanığın lehine olan kurumlarda ise yargılama makamlarının bilgilendirme yükümlülüğü ayrıca önem taşır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) için suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekir (CMK m. 231/6-c).

Ceza Genel Kurulu, zararın miktarının teknik bilgi gerektirdiği durumlarda bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sanıktan, belirlenen bu miktardaki zararı giderip gidermeyeceğinin açıkça sorulması gerektiğini kabul etmiştir. Kaçak sigara ve ilaç satışından yargılanan, etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini ve ödeyeceği miktarın kendisine bildirilmesini beklediğini söyleyen sanık hakkında, eşyanın gümrüklenmiş değerini basit bir araştırmayla öğrenmesinin olanaklı olmadığını belirterek hükmü bozmuştur (Yargıtay CGK, 21.06.2011, E. 2011/7-135, K. 2011/140).

Bu dosyada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazında, "yasayı bilmemek mazeret sayılmaz" ilkesinin hukuk sistemimizde geçerli olmakla birlikte, özellikle failin lehine olan hükümler söz konusu olduğunda en katı hâliyle uygulanmasının sakıncalı sonuçlar doğuracağını ileri sürmüştü. Genel Kurul itirazı kabul etmiş, ancak kararını TCK 4'e değil, zarar miktarının sanık tarafından basit bir araştırmayla öğrenilemeyecek teknik bir olgu olmasına dayandırmıştır. Kanunu bilmemek kuralı hukuka ilişkindir; bir eşyanın değeri gibi olgulara ilişkin bilgi eksikliğini kapsamaz.

ℹ️Bilgi
Kanunu bilmemek mazeret olmasa da ceza muhakemesi, bazı hakların şüpheli ve sanığa hatırlatılmasını zorunlu kılar. İfade alma ve sorguda kişiye yüklenen suç anlatılır, müdafi seçme hakkı bildirilir ve yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu söylenir (CMK m. 147).

Örnek olay

Ödeyeceği miktarı bilmeyen sanık ve HAGB

Olay: Kaçak sigara ve ilaç satışından yargılanan sanık, suçlamayı kabul etmemekle birlikte etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini, eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katını ödemeyi kabul ettiğini, ancak ödeyeceği miktarı bilmediğini ve kendisine bildirilmesini beklediğini söyledi. Mahkeme, zararın giderilmediği gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verdi.

Sonuç: Ceza Genel Kurulu, gümrüklenmiş değerin teknik ve yıllara göre değişen bir konu olduğunu, sanığın bunu basit bir araştırmayla öğrenemeyeceğini belirterek bilirkişinin belirlediği değerin sanığa bildirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğine hükmetti.

Kaynak: Yargıtay CGK, 21.06.2011, E. 2011/7-135, K. 2011/140

TCK 4/2 Neden Kaldırıldı? Maddenin Yasalaşma Süreci

TCK 4'ün bugünkü hâline gelmesi üç aşamada gerçekleşmiştir:

  1. Hükümet Tasarısı: "Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz" kuralı Tasarının 2. maddesiydi ve tek fıkradan oluşuyordu. Genel gerekçeye göre maddeye, Batı ceza kanunlarında olduğu gibi ilkenin yumuşatılmasını sağlayan ve sübjektif sorumluluğu vurgulayan bir fıkra eklenmesi Tasarıyı hazırlayan komisyonun bazı üyelerince önerilmiş; komisyon çoğunluğu ise Yargıtay içtihatlarının bu hususu sağladığını belirterek yanlış anlama ve uygulamalara neden olabilecek böyle bir hükmü sakıncalı saymıştı. Madde gerekçesi de ilkenin kaldırılmasının duraksamalara ve uygulama zorluklarına neden olabileceği düşüncesiyle muhafaza edildiğini belirtir.
  2. TBMM Adalet Komisyonu: Komisyon, Tasarının kişinin bir fiilin hukuk düzenince yasaklandığına ilişkin kaçınılamayacak hatasını dikkate almamasının Anayasa'da güvence altına alınan kusur ilkesiyle açık biçimde çeliştiğini belirterek maddeye ikinci fıkra ekledi. Kanunun 26.09.2004'te kabul edilen metninde madde iki fıkralı olarak yer aldı.
  3. 5377 sayılı Kanun: TCK 01.06.2005'te yürürlüğe girdi. 08.07.2005'te yayımlanıp aynı gün yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanunun 1. maddesi ikinci fıkrayı madde metninden çıkardı; 4. maddesi ise TCK 30'a "İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz." hükmünü dördüncü fıkra olarak ekledi. Böylece ikinci fıkra yaklaşık beş hafta yürürlükte kaldı.
Kaldırılan TCK 4/2 (2004)TCK 30/4 (2005)
Metin"Ancak sakınamayacağı bir hata nedeniyle kanunu bilmediği için meşru sanarak bir suç işleyen kimse cezaen sorumlu olmaz.""İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz."
Yanılgının konusuKanunu bilmemekFiilin haksızlık oluşturduğu
Hatanın niteliğiSakınılamayan hataKaçınılmaz hata
SonuçCezaen sorumlu olmazCezalandırılmaz
Kanundaki yeriTemel ilkeler (kanunun bağlayıcılığı)Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler (hata)

Yeni metin, kaldırılan fıkradaki "kanunu bilmemek" yerine "fiilin haksızlık oluşturduğu" konusundaki yanılgıyı esas alır; bu, Adalet Komisyonu gerekçesinde zaten yer alan "işlenen fiilin kanunlarda suç olarak tanımlanmış olduğunu bilmek gerekmez" ölçütüyle uyumludur. Yargıtay da TCK 30/4'ü yorumlarken Komisyonun kaldırılan fıkra için yazdığı ölçütleri (bilgi düzeyi, eğitim, sosyal ve kültürel çevre; kaçınılabilir hatanın temel cezada gözetilmesi) uygulamaya devam etmektedir (Yargıtay CGK, 25.10.2018, E. 2015/7, K. 2018/480; Yargıtay CGK, 04.11.2021, E. 2018/408, K. 2021/531).

TCK 4 Yargıtay Kararları

Bu bölümde, maddenin uygulamada nasıl yorumlandığını gösteren 13 Yargıtay kararı yer alıyor. Kararların tamamı resmî tam metinleri okunarak seçildi ve konularına göre gruplandı; Ceza Genel Kurulu kararları bulundukları grubun başında yer alır. Künyeye tıklayarak kararın tam metnine ulaşabilirsiniz.

Seçim ölçütü: Bu sayfada TCK 4'e veya onun yerini alan TCK 30/4'e (haksızlık yanılgısı) mahkemenin kendi (çoğunluk) gerekçesinde dayanılarak sonuca gidilen kararlar yer alır. Haksızlık yanılgısı görüşünün yalnız karşı oyda kaldığı kararlarda bu durum kartta ayrıca belirtilmiştir. Kararlarda oy çokluğu varsa kartta gösterilmiştir.

Haksızlık yanılgısının kabul edildiği kararlar

Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Köyde tarım işlerinde Suriyeli işçi çalıştıran çiftçi, fiilin haksızlık oluşturduğu konusunda kaçınılmaz hataya düşmüştür

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04.11.2021, E. 2018/408, K. 2021/531

Olay: Ceylanpınar'a bağlı bir köyde çiftçilik yapan sanık, yaklaşık iki ay önce yasa dışı yollarla Türkiye'ye giren iki Suriye vatandaşını 2011 yazında pamuk ve sulama işlerinde çalıştırdı; ücretlerini ödedi, barınma ve yeme içme ihtiyaçlarını karşıladı. Asliye ceza mahkemesi sanığı göçmen kaçakçılığı suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm etti; hüküm Yargıtay 18. Ceza Dairesince onandı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz etti.

Karar: Genel Kurul, Suriye'deki iç savaş nedeniyle binlerce kişinin sınırı yasal olmayan yollarla geçerek Türkiye'ye sığındığını, kamplar oluşturularak geçici olarak ikametlerine izin verildiğini, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile geçici koruma düzenlemelerinin yürürlüğe konulduğunu ve bu kişilerin ülkenin pek çok yerinde yasal ve yasal olmayan şekilde çalıştığını belirtti. Köyde tarım işleriyle uğraşan sanığın bilgi düzeyi, eğitimi, sosyal ve kültürel çevresi göz önünde bulundurulduğunda fiilin haksızlık oluşturduğu konusunda kaçınılmaz bir hataya düştüğünü kabul ederek, CMK m. 223/3-d uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmü bozdu. Bu uyuşmazlık konusunda karar oy birliğiyle verildi.

sanığın işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu konusunda kaçınılmaz bir hataya düştüğünün kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle CMK'nın 223/3-d maddesi uyarınca sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir

Ne anlama geliyor?

Kaçınılmazlık, kişinin eğitimi ve çevresiyle birlikte olayın geçtiği dönemin toplumsal koşullarına göre de değerlendirilir; fiilin yasak olduğunu fark etmesi beklenemeyen kişi cezalandırılmaz.

Not: Genel Kurul aynı kararda, hükümden sonra yürürlüğe giren 6458 sayılı Kanun ile Geçici Koruma Yönetmeliği'nin TCK m. 7 anlamında ceza kanunu niteliğinde olmadığı için sanık lehine uygulanamayacağına oy çokluğuyla karar vermiştir; yedi üye bu konuda karşı oy kullanmıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Yıllardır uygulanan ve denetimlerde eleştirilmeyen bir yönetmeliğe göre işlem yapan belediye başkanı kaçınılmaz haksızlık yanılgısı içindedir

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 08.02.2022, E. 2019/10, K. 2022/66

Olay: 2004-2009 döneminde belediye başkanı olan sanık, belediye meclisinin 1988'de çıkardığı özel halk otobüsleri yönetmeliğine göre, yerel gazetede ilan verilerek başvuranlar arasından otobüs hattı tahsis eden üç encümen kararına katıldı. Yönetmelik Bakanlık onayı alınmadan yalnız Valilik onayıyla yürürlüğe girmişti. Sulh ceza mahkemesi, taşımacılık hizmetinin Danıştay görüşü ve Bakanlık onayı alınmadan özelleştirildiği ve hat tahsis edilen kişilere menfaat sağlandığı gerekçesiyle sanığı görevi kötüye kullanma suçundan 5 ay hapis cezasına mahkûm edip cezayı erteledi; hüküm Yargıtay 5. Ceza Dairesince onandı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz etti.

Karar: Genel Kurul, yönetmeliğin sanığın görev döneminden çok önce çıkarıldığını, hat tahsislerinin yönetmelik uyarınca ilan yoluyla ve kontenjanı aşmayan başvurular arasından yapıldığını, uygulamanın yıllardır bu şekilde sürdüğünü ve Sayıştay ile Bakanlık denetimlerinde eleştiri konusu yapılmadığını belirtti. Sanığın yönetmelik hükümlerinin kanuna aykırı olduğunu bilmediğini, yönetmeliği değiştirme yetkisinin de belediye encümenine değil belediye meclisine ait olduğunu gözeterek fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz hataya düştüğünü kabul etti. Hükmü, TCK 30/4 uyarınca ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle oy çokluğuyla bozdu.

sanığın yıllardır devam eden uygulama doğrultusunda işlem yapıp söz konusu Yönetmelik hükümlerinin kanuna aykırı olduğunu bilmemesi

Ne anlama geliyor?

Kamu görevlisinin, yetkili denetim makamlarınca yıllarca eleştirilmeyen yerleşik bir uygulamaya uyması, düzenlemenin hukuka aykırılığını fark etmesini beklenemez kılabilir.

Not: Genel Kurulun önündeki uyuşmazlık eksik araştırmaya ilişkindi; haksızlık yanılgısı, müzakerede bazı üyelerin önerisiyle ayrıca değerlendirildi. Karşı oy kullanan üyelerden biri suçun unsurlarının oluştuğunu savunmuştur.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Kız arkadaşıyla gezmeye giden ortaokul mezunu çocuk, eyleminin haksızlığı konusunda kaçınılmaz hataya düşmüştür

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 24.05.2023, E. 2021/253, K. 2023/298

Olay: Suç tarihinde on beş yaşını tamamlamamış kız arkadaşıyla okulun önünde buluşan suça sürüklenen çocuk, onunla birlikte otobüsle İstanbul'a gezmeye gitti. Kızın ağabeyinin kayıp başvurusu üzerine çocuğun babası oğluna telefonla ulaştı ve aynı gece saat 23.10 sıralarında ikisini polis merkezine getirdi. Asliye ceza mahkemesi beraat kararı verdi; Yargıtay 8. Ceza Dairesi, kızın rızasının yaşı nedeniyle hukuken geçersiz olduğunu belirterek kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkûmiyet kurulması gerektiği gerekçesiyle bozdu ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz etti.

Karar: Genel Kurul, on beş yaşını tamamlamamış çocuğun serbestçe hareket etme hakkı üzerinde tasarrufta bulunamayacağını, bu nedenle rızasının hukuka uygunluk nedeni sayılamayacağını ve suçun unsurlarının oluştuğunun düşünülebileceğini belirtti. Ancak kız arkadaşına karşı herhangi bir cinsel davranışı bulunmayan, ortaokul mezunu olan ve küçük bir ilçede yaşayan çocuğun bilgi düzeyi, eğitimi, sosyal ve kültürel çevresi göz önünde bulundurulduğunda fiilin haksızlık oluşturduğu konusunda kaçınılmaz bir hataya düştüğünü kabul etti. Hükmü, beraat yerine CMK m. 223/3-d uyarınca ceza verilmesine yer olmadığı şeklinde düzelterek onadı. Karar oy çokluğuyla verildi.

ortaokul mezunu olan ve küçük bir ilçede ikamet eden suça sürüklenen çocuğun bilgi düzeyi, gördüğü eğitim, içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre koşulları göz önünde bulundurulduğunda işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu konusunda kaçınılmaz bir hataya düştüğünün kabul edilmesi

Ne anlama geliyor?

Rızanın hukuken geçersiz olduğu bir durumda bile fiilin yasak olduğunu kavrayamayacak durumdaki kişi cezalandırılmaz; ancak sonuç beraat değil, kusurun bulunmaması nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığı kararıdır.

Not: Dokuz üye itirazın reddedilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmıştır. Aynı yönde: Yargıtay CGK, 29.11.2023, E. 2021/428, K. 2023/635 (bu kararda yedi üye suçun unsurlarının oluşmadığı, iki üye haksızlık yanılgısı hükmünün uygulanamayacağı görüşüyle karşı oy kullanmıştır).

Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Oğlunu engellemek için onun ardından apartmana giren anne kaçınılmaz haksızlık yanılgısı içindedir; kişisel ve töresel kanaatler ise mazeret sayılmaz

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 25.10.2018, E. 2015/7, K. 2018/480

Olay: Eşiyle geçimsizlik yaşayan ve çocuğunu alıp babasının evine giden kadının eşi, annesi ve babasıyla birlikte çocuğunu görmek için kayınpederinin oturduğu apartmanın önüne geldi. Pencereye çıkan kayınpederin kapıyı açmayacağını, çocuğu ve eşini göstermeyeceğini söylemesine sinirlenerek apartmanın giriş kapısının camını ayakkabısıyla kırıp içeri girdi; annesi de oğlunu engellemek için ardından apartmana girdi. Daire kapısı açılmadan kolluk ikisini bina içinde yakaladı. Asliye ceza mahkemesi şikâyetten vazgeçme nedeniyle davanın düşmesine karar verdi, hüküm Yargıtay 4. Ceza Dairesince onandı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiğini (TCK m. 119/1-c) ve bu nedenle şikâyete bağlı olmadığını ileri sürerek itiraz etti.

Karar: Genel Kurul, haksızlık yanılgısının TCK 4'teki "Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz" kuralıyla çatışmayacak biçimde yorumlanması gerektiğini, bu ilkenin suç işledikten sonra cezadan kurtulmak için sığınılacak bir düzenleme olmadığını belirtti. Yetkili bir organın veya resmî makamın açıklamasına güvenerek hataya düşen kişiye kural olarak kusur yüklenemeyeceğini, kişisel, siyasi, dini veya ahlaki düşüncelerine göre davranışını doğru kabul edenin ise sorumluluktan kurtulamayacağını açıkladı. Somut olayda yalnız oğlunu engellemek için apartmana giren annenin bilgi düzeyi, eğitimi, sosyal ve kültürel çevresi ile olay öncesi ve sırasındaki davranışlar dikkate alındığında kaçınılmaz hataya düştüğünü, bu nedenle suçun birlikte işlendiğinden söz edilemeyeceğini ve TCK m. 119/1-c koşullarının oluşmadığını kabul etti. Şikâyetten vazgeçme nedeniyle verilen düşme kararının her iki sanık için de daha lehe olduğunu belirterek itirazı oy çokluğuyla reddetti.

failin, yetkili bir organ ya da resmî bir makamın açıklamasına güvenerek hataya düşmesi hâlinde kural olarak kendisine kusur isnat edilemeyecekken, töre cinayeti örneğinde olduğu gibi kişisel, siyasi, dini veya ahlaki düşüncelerine göre yaptığı hareketi doğru kabul etmesi durumunda, davranışının toplumsal normlara ve hukuk düzenine aykırı olduğunu bilmesi nedeniyle sorumluluktan kurtulamayacağı kabul edilmelidir

Ne anlama geliyor?

Haksızlık yanılgısı TCK 4'ün istisnası değil tamamlayıcısıdır: hukuka aykırılığı fark edemeyen kişi korunur, kendi değer yargısını hukukun önüne koyan kişi korunmaz.

Not: Ceza Genel Kurulu Başkanı ve beş üye, sanıkların suçu birlikte işlediği ve eylemin TCK m. 119/1-c kapsamında kaldığı görüşüyle karşı oy kullanmıştır. Karar, ilk müzakerede yeterli çoğunluk sağlanamadığından ikinci müzakerede verilmiştir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi

Pazarda serbestçe satılan köstebek tabancasını tarım için bulunduran çiftçi kaçınılmaz haksızlık yanılgısı içindedir

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 30.03.2022, E. 2020/9607, K. 2022/5371

Olay: Sanıkta ele geçen, 12 kalibre av fişeği atan, 9 cm yivsiz namlulu ve toplam 32 cm uzunluğundaki metal alet için düzenlenen ekspertiz raporunda aletin köstebek tabancası olduğu ve 6136 sayılı Kanun'a ilişkin Yönetmelikteki ateşli silah ve tabanca tanımlarına uyduğu belirtildi. İlk derece mahkemesi sanık hakkında mahkûmiyet kararı verdi.

Karar: Daire, aletin yivsiz av tüfeklerinden çok daha kullanışsız, üzerinde taşınması zor, çiftçilerin köstebek gibi tarım zararlılarına karşı yaygın biçimde kullandığı basit bir mekanizma olduğunu, halk pazarlarında ve nalburlarda 70-80 TL bedelle satıldığını belirterek 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak nitelikte kabul edilemeyeceğini açıkladı. Pazarda serbestçe satılan bu aleti satın alıp bulunduran sanığın fiilin haksızlık oluşturduğunu bilecek durumda olmadığını, kaçınılmaz bir haksızlık yanılgısı içinde bulunduğunu gözeterek mahkûmiyet hükmünü oy birliğiyle bozdu.

suça konu basit aleti satın alıp bulundurma fiilinin bir haksızlık teşkil ettiğini yani eylemin maddi hukuka aykırılık arz ettiğini bilecek durumda olmaması nedeniyle kaçınılmaz bir haksızlık yanılgısı içinde bulunduğu

Ne anlama geliyor?

Serbestçe satılan ve mesleki amaçla yaygın kullanılan bir eşyayı bulunduran kişiden, eşyanın teknik raporda silah sayılabileceğini bilmesi beklenmez.

Not: Aynı gerekçe 8. Ceza Dairesinin 03.04.2017 (E. 2016/1608, K. 2017/3576), 08.11.2017 (E. 2016/10027, K. 2017/12515) ve 27.10.2020 (E. 2020/3604, K. 2020/17602) tarihli kararlarında da yer alır.

Haksızlık yanılgısının kabul edilmediği kararlar

Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Boşanma davası sürerken eşinin Facebook yazışmalarını ele geçiren sanık için hukuka uygunluk nedeni yoktur; eşler de birbirinin haberleşme gizliliğine saygı göstermek zorundadır

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 03.11.2020, E. 2016/868, K. 2020/442

Olay: Boşanma davası devam ederken fiilen ayrı yaşayan sanık, eşinin Facebook hesabının şifresini ele geçirerek hesabın mesajlar bölümüne girdi. Eşiyle annesi arasındaki, boşanma sürecine ilişkin açıklamalar ve kendisine yönelik hakaret içeren yazışmaları önce kendi e-posta adresine, ardından haberdar olduğunu bildirmek için eşinin e-posta adresine gönderdi. Asliye ceza mahkemesi beraat kararı verdi; hüküm Yargıtay 12. Ceza Dairesince onandı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz etti.

Karar: Genel Kurul, eşlerden her birinin diğerinin haberleşmesinin gizliliğine saygı duymakla yükümlü olduğunu, evli olsa bile kişinin eşiyle paylaşmak istemediği bir sır alanı bulunabileceğini ve eşin haberleşme özgürlüğünün ihlalinin hukuka uygun sayılamayacağını belirtti. On beş yaşını tamamlamış çocuğunu tehlikeden korumak kaygısıyla haberleşmesini kaydeden anne babanın kaçınılmaz hataya düşmüş kabul edilebileceğini, eşler bakımından da koşulları varsa haksızlık yanılgısının uygulanabileceğini açıkladı. Somut olayda şifrenin rızayla verildiği savunmasına itibar etmedi; şifre verilmiş olsa bile bunun mesajlara her zaman erişime rıza anlamına gelmeyeceğini, mesajların boşanma davasında delil olarak sunulduğuna dair bir bilgi de bulunmadığını belirterek nitelikli haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun oluştuğunu kabul etti ve beraat hükmünü oy çokluğuyla bozdu.

Evli olsa dahi bir kimsenin eşiyle paylaşmak istemediği bir “giz” veya “sır” alanı olabilir.

Ne anlama geliyor?

Boşanma sürecinde eşin yazışmalarını gizlice ele geçirmek "haklıydım" düşüncesiyle meşrulaşmaz; delil toplama amacı da tek başına hukuka uygunluk nedeni değildir.

Not: Üç üye itirazın reddedilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmıştır. Genel Kurul, mesajların delil olarak kullanılması hâlinde bile kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili başka türlü delil elde etme ve yetkili makamlara başvurma imkânının bulunmadığı ani gelişen bir olayın söz konusu olmadığını vurgulamıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Yurt dışında yaşayan ve silahlara ilgi duyan vatandaşın Türkiye'ye izinsiz tabanca getirmenin yasak olduğunu bilmediği savunması inandırıcı değildir

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 17.10.2017, E. 2014/321, K. 2017/412

Olay: Eğitim için gittiği ABD'de yaklaşık 12 yıldır yaşayan, sürekli ikamet izni alan ve özel bir güvenlik şirketinde çalışan 30 yaşındaki sanık, kısa bir tatil için Türkiye'ye gelirken yolculuk günü dört tabanca satın aldı. Chicago'da havayolu görevlisine yalnız birini bildirdi; İstanbul'da silahlar için izin belgesi bulunmadığı tespit edildi. Sanık, yaşadığı yerde bu silahlar için ruhsat gerekmediğini ve Türkiye'ye getirmekte sakınca görmediğini savundu. Ağır ceza mahkemesi sanığı ülkeye yasak nitelikte silah sokma suçundan 4 yıl 2 ay hapis ve adli para cezasına mahkûm etti; hüküm Yargıtay 8. Ceza Dairesince onandı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz etti.

Karar: Genel Kurul, sanığın Türk vatandaşı olup 18 yaşına kadar Türkiye'de yaşadığını, yüksek öğrenim gördüğünü, dört tabancayı da Türkiye'ye gelmeden hemen önce satın aldığını ve yalnız birini havalimanı görevlilerine bildirdiğini, güvenlik şirketinde çalıştığını ve silahlara özel ilgisi olduğunu belirtti. Bilgi düzeyi, eğitimi, sosyal ve kültürel çevresi dikkate alındığında Türkiye'ye silah sokmanın yasak olduğunu bilmediğine ilişkin savunmanın inandırıcı olmadığını, fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz hataya düştüğünden söz edilemeyeceğini kabul ederek itirazı oy birliğiyle reddetti.

sanığın Türkiye'ye silah sokmanın yasak olduğunu bilmediğine ilişkin savunmaların inandırıcı olmadığı, bu nedenle atılı suçun bütün unsurları ile oluştuğu ve fiilinin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz hataya düştüğünden söz edilemeyeceğinin kabulü gerekmektedir

Ne anlama geliyor?

Kaçınılmazlık ölçütleri kişinin aleyhine de işler: eğitimli, konuyla mesleki ilgisi olan ve davranışları yasağı bildiğini gösteren kişi, başka bir ülkenin kurallarına güvendiğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi

Babasının evindeki hacze tehditle direnen sanık için hata hükümleri uygulanmaz

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 27.02.2023, E. 2020/34917, K. 2023/15428

Olay: Avukatların talebi üzerine icra dosyasından sanığın babasına ait konutta haciz yapılmak istendiğinde sanık, ev eşyalarının muhafaza altına alınmasını engellemek amacıyla avukatlara ve icra müdürlüğü memuruna "hepinizi öldüreceğim" şeklinde sözler söyleyerek direndi ve haciz yapılamadı. İlk derece mahkemesi sanığı görevi yaptırmamak için direnme suçundan mahkûm etti; müdafi hata ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğini ileri sürerek temyiz etti.

Karar: Daire, TCK m. 30'daki hata hâllerini açıkladıktan sonra, haksızlık yanılgısı ilkesinin TCK 4 ile çatışmayacak şekilde yorumlanması gerektiğini, bu ilkenin kişilerin suç işledikten sonra cezadan kurtulmak amacıyla sığınabilecekleri bir düzenleme olmadığını vurguladı. Sanığın savunması, haciz tutanağı ve dosya kapsamına göre hata hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığını, haksız tahrik koşullarının da gerçekleşmediğini belirterek hükmü oy birliğiyle onadı.

"Haksızlık yanılgısı" ilkesinin, 5237 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile çatışmayacak şekilde yorumlanması gerekmektedir. Zira bu ilke, kişilerin suç işledikten sonra cezadan kurtulmak amacıyla sığınabilecekleri bir düzenleme niteliğinde değildir.

Ne anlama geliyor?

Bir icra işlemini tehditle engelleyen kişinin "haklı olduğumu düşündüm" savunması, dosyada kaçınılmaz bir yanılgıyı gösteren somut bir veri yoksa kabul edilmez.

Yargıtay 7. Ceza Dairesi

Önceki dönem için süren yargılama, kooperatif genel kurulunu toplantıya çağırmamayı haklı kılmaz; kaçınılmaz hata yoktur

Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 14.03.2023, E. 2021/21015, K. 2023/2506

Olay: Bir konut yapı kooperatifinin kurucu yönetim kurulu üyeleri, 2014 hesap dönemine ilişkin olağan genel kurulu zamanında toplantıya çağırmadı. Bir önceki dönemin genel kurulunu toplamadıkları için haklarında yargılama sürüyordu. Asliye ceza mahkemesi, sanıkların aynı eylemden açılan davanın sonucunu beklemelerinin hayatın olağan akışına uygun olduğunu ve TCK 30/4 anlamında kaçınılmaz bir hukuk yanılgısı içinde bulunduklarını kabul ederek beraat kararı verdi; katılan vekili temyiz etti.

Karar: Daire, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu uyarınca her hesap dönemi için olağan genel kurul toplantısı yapılmasının yasal zorunluluk olduğunu, önceki dönem için süren yargılamaların sonraki dönemlerin toplantılarının yapılmamasına gerekçe olamayacağını belirtti. Sanıkların TCK m. 30/4 uyarınca genel kurulu toplantıya çağırmama fiilinin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düştüklerinden söz edilemeyeceğini, suçun ön ödeme kapsamına alındığı da gözetilerek hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiğini kabul ederek beraat hükmünü oy birliğiyle bozdu.

genel kurulu toplantıya çağırmama fiilinin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düştüklerinden bahsedilemeyeceği

Ne anlama geliyor?

Yöneticilik gibi yasal yükümlülükleri olan bir görevi üstlenen kişi, başka bir davanın sonucunu beklediğini ileri sürerek bu yükümlülüklerden kurtulamaz.

Not: Daire ayrıca, yerel mahkemenin gerekçede haksızlık yanılgısını kabul etmesine rağmen hükümde CMK m. 223/3-d yerine beraati düzenleyen 223/2-d'yi göstermesini de hukuka aykırı bulmuştur.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi

Yabancı turistin Türkiye'deki ayrıntılı mevzuatı bilmediği gerekçesiyle verilen beraat kararı yerinde değildir

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 14.11.2014, E. 2013/27589, K. 2014/22906

Olay: Ukrayna uyruklu sanığın havalimanı dış hatlar terminalinde valizinde iki eski sikke ele geçirildi. Müze müdürlüğü raporuna göre hicri 1223 tarihli gümüş sikke 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamındaydı. Sanık, sikkeleri İzmir'de antika eşya satan bir mağazadan 35 avroya aldığını, eski para koleksiyonu yaptığını savundu. Ağır ceza mahkemesi, sanığın Türkiye'deki ayrıntılı mevzuatı açıkça bilmediği ve suç işleme kastının bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verdi.

Karar: Daire çoğunluğu, sanığın kültür varlığını yurt dışına çıkarmaya teşebbüs ettiğini, beraat gerekçesinin dosya kapsamına uygun olmadığını belirtti. Ayrıca eser hakkında üniversite öğretim üyelerinden oluşan tarafsız bir bilirkişi kurulundan rapor alınmadan, davanın tarafı konumundaki müze müdürlüğü görevlilerinin raporuna dayanılmasını da hukuka aykırı bularak hükmü oy çokluğuyla bozdu.

“sanığın Türkiye’deki ayrıntılı mevzuatı açıkça bilmediği, atılı suçu işleme kastının bulunmadığı” şeklindeki, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ve hatalı değerlendirme ile beraat kararı verilmesi

Ne anlama geliyor?

Yabancı uyruklu olmak ve ülkenin ayrıntılı mevzuatını bilmemek tek başına beraat gerekçesi olamaz; yanılgının kaçınılmaz olup olmadığı somut delillerle tartışılmalıdır.

Not: Daire çoğunluğu TCK 4'e ayrıca atıf yapmamıştır. Karşı oy yazan üyeler, 1839'dan sonraki sikkelerin yurt içinde alım satımının serbest olduğunu, sanığın haksızlık yanılgısı içinde bulunduğunu ve fiilin haksızlık içeriğinin azlığı nedeniyle de ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilebileceğini belirterek beraat kararının onanması gerektiğini savunmuştur.

Kanunu bilmemek ile fiil üzerindeki hata

Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Kural üzerindeki hata mazeret sayılmaz; fiil üzerindeki hata ise koşulları varsa kastı veya kusuru etkiler

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 07.11.2019, E. 2018/27, K. 2019/644

Olay: İki hafta kadar önce evine hırsız giren sanık, sabaha karşı yatak odasının penceresinden gelen sesle uyandı; yastığının altındaki tabancayı alıp uyarıda bulunmadan pencerenin önündeki kişiye 13 kez ateş etti. Hırsız sandığı kişi eşiydi ve hayatını kaybetti. Ağır ceza mahkemesi sanığı olası kastla öldürme suçundan mahkûm etti; Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, sanığın kaçınılmaz hataya düştüğü ve haksız tahrik hükümlerinden yararlanması gerektiği yönündeki bozmasına karşı direndi.

Karar: Genel Kurul, ceza hukukunda hatanın fiil üzerinde ve kural üzerinde olmak üzere iki biçimde ortaya çıktığını, kural üzerinde hatanın genel olarak mazeret sayılmadığını ve TCK 4'teki bu ilkenin 5377 sayılı Kanunla eklenen TCK 30/4 ile esnetildiğini belirtti. Somut olayda eşinin yatakta olup olmadığına bakmak, ışığı açmak veya seslenmek gibi basit bir dikkatle saldırı bulunmadığını anlayabilecek durumdaki sanığın hatasının kaçınılmaz olmadığını, bu nedenle TCK 30/3'ten yararlanamayacağını kabul etti. Öldürülenin eşi olduğu konusundaki hatası nedeniyle ise TCK 30/2 uyarınca eşe karşı öldürme nitelikli hâlinden sorumlu tutulamayacağını belirterek direnme hükmünü oy birliğiyle onadı.

Böylece “Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz” hükmü, sadece fiilin haksızlığı konusunda kaçınılabilir hata ile sınırlandırılmıştır.

Ne anlama geliyor?

Hırsız sandığı kişiye ateş eden kişinin hatası bir algılama hatasıdır ve TCK 4 ile ilgili değildir; kaçınılmaz olup olmadığı olayın koşullarına göre değerlendirilir. Kanunu bilmemek ise ancak fiilin haksızlığına ilişkin kaçınılmaz bir yanılgı varsa sonuç doğurur.

Not: Genel Kurul, sanığın doğrudan kastla hareket ettiğini, ancak suç niteliğinin değişmemesi ve aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle olası kast kabulünün bozma nedeni yapılmadığını da belirtmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu

İl özel idaresinin gösterdiği yerden kum ve çakıl alanlar, yerin başkasına ait olduğu konusunda esaslı hataya düşmüştür

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 05.11.2013, E. 2013/13-288, K. 2013/440

Olay: İhale işini il özel idaresinden alan sanıklar, Tunceli'nin Ovacık ilçesinde bir çay mevkiinden kum ve çakıl çıkardı. Alınan yerin tapuda katılana kayıtlı iki parsel olduğu ve arazinin kullanılamaz hâle geldiği anlaşıldı. Sanıklar yerin katılana ait olduğunu bilmediklerini, il özel idaresi yetkililerinin gösterdiği yerden malzeme aldıklarını savundu. Asliye ceza mahkemesi hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından beraat kararı verdi; hüküm Yargıtay 13. Ceza Dairesince onandı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz etti.

Karar: Genel Kurul, TCK 30/1'e göre suçun maddi unsurlarında esaslı hataya düşen kişinin kasten hareket etmiş sayılmayacağını; kendisininki sanarak başkasının paltosunu alan veya komşusunun sandalyesini kıran kişinin, hırsızlık ve mala zarar verme suçlarının taksirle işlenmesi cezalandırılmadığından beraat edeceğini açıkladı. Sanıkların il özel idaresi görevlilerinin yer göstermesi üzerine kum ve çakıl aldıklarının anlaşılması karşısında malın başkasına ait olduğu hususunda esaslı hataya düştüklerini kabul ederek beraat hükmünü sonucu itibarıyla isabetli buldu ve itirazı oy birliğiyle reddetti.

sanıkların il özel idaresi görevlilerinin yer göstermesi sonucunda söz konusu yerden kum ve çakıl aldıklarının anlaşılmış olması karşısında, hırsızlık ve mala zarar verme suçlarının maddi unsurlarından olan suç konusu malın başkasına ait olması hususunda esaslı bir hataya düştükleri

Ne anlama geliyor?

Resmî makamın yönlendirmesi yalnız haksızlık yanılgısında değil, olgulara ilişkin hatada da önem taşır; burada sanıklar bir yasağı değil, yerin kime ait olduğunu bilmiyordu.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Sit alanında izin alma yükümlülüğü bulunmayan inşaat ustasının izinsizlik konusundaki hatası unsur yanılgısıdır; kastı kaldırır

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04.02.2020, E. 2017/820, K. 2020/53

Olay: İnşaat ustası olan sanık, 1. derece arkeolojik sit alanında bulunan bir taşınmazda, taşınmaz sahibiyle yaptığı anlaşma doğrultusunda kaya mezarlığının yanındaki duvarı onardı; koruma bölge kurulundan izin alınmadığı tespit edildi. Asliye ceza mahkemesi usta hakkında beraat kararı verdi. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, yöre halkının bölgenin sit alanında kaldığını bildiğini ve sanığın da bunu bildiğinin kabulü gerektiğini belirterek hükmü bozdu; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bozmaya itiraz etti.

Karar: Genel Kurul, sit alanında inşaat yaptırmak için koruma kurulundan izin alması gereken kişinin taşınmaz sahibi olduğunu, ustanın görev ve sorumluluğunun kendisine verilen talimatlar doğrultusunda inşaat işlerini yapmakla sınırlı bulunduğunu, izin almak, bunu araştırmak ve sorgulamak yükümlülüğünün bulunmadığını belirtti. Sanığın suçun maddi unsuru olan izin alınmaksızın müdahalede bulunulması hususunda TCK 30/1 anlamında esaslı hataya düştüğünü ve kasten hareket etmiş sayılamayacağını kabul ederek itirazı oy çokluğuyla kabul etti ve beraat hükmünü onadı. Beraatin CMK 223/2-e yerine kastın bulunmamasını düzenleyen 223/2-c bendine dayanması gerektiğini, ancak bunun sonuca etkili olmadığını da belirtti.

sanığın TCK’nın 30/1. maddesi anlamında atılı suçun maddi unsuru olan izin alınmaksızın inşai ve fiziki müdahalede bulunulması hususunda esaslı bir hataya düştüğü ve kasten hareket etmiş sayılmasının mümkün olmadığı

Ne anlama geliyor?

Özel kanunlardaki suçlarda her yanılgı 'kanunu bilmemek' değildir; iznin alınıp alınmadığı gibi bir olguya ilişkin hata unsur yanılgısıdır ve beraat sonucunu doğurur.

Not: Dört üye itirazın reddedilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmıştır.

Anayasa Mahkemesi Kararları

Anayasa Mahkemesi

Sorumluluk için fiilin haksızlık oluşturduğunu bilmek yeterlidir; suç olarak tanımlandığını bilmek gerekmez

Anayasa Mahkemesi, E. 2013/61, K. 2014/3, 16.01.2014 (RG 29.05.2014, S. 29014)

Olay: Bıçak ve benzeri aletleri izinsiz taşıma suçundan açılan davada Eskişehir 4. Sulh Ceza Mahkemesi, 6136 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürdü. Mahkemeye göre kural kapsamındaki bıçaklar rahatlıkla satılabiliyor, bunları taşımanın suç olduğu bilinmiyordu; kanunu bilmemek mazeret sayılmaz ilkesine dayanılarak bu kişilere alt sınırı altı ay olan hapis cezası verilmesi adil değildi.

Karar: Anayasa Mahkemesi, kişinin işlediği fiilden dolayı kusurlu ve sorumlu tutulabilmesi için fiilin haksızlık oluşturduğunu bilmesinin yeterli olduğunu, fiilin kanunda suç olarak tanımlandığını bilmemesinin önem taşımadığını belirtti. Salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış aletlerin satılması, taşınması ve bulundurulmasının yaptırıma bağlanmasının kanun koyucunun takdir yetkisinde olduğunu ve hukuk devleti ilkesine aykırı olmadığını kabul ederek itirazı oy birliğiyle reddetti.

kişinin işlediği fiilin hukuken kabul görmez bir davranış olduğunun bilincinde olması ceza hukuku bakımından sorumluluk için yeterlidir

Ne anlama geliyor?

Hukuk düzeni kişiden kanun maddesini değil, davranışının yasak olduğunu bilmesini bekler; bu bilinç varsa "suç olduğunu bilmiyordum" savunması sonuç doğurmaz.

Not: Karar TCK 4'e atıf yapmaz; ancak kullandığı ölçüt, TCK 4'e ikinci fıkrayı ekleyen TBMM Adalet Komisyonunun gerekçesindeki ifadelerle aynıdır.

İlgili Maddeler

  • TCK m. 2Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi
  • TCK m. 3Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi
  • TCK m. 5Özel kanunlarla ilişki
  • TCK m. 8Yer bakımından uygulama
  • TCK m. 21Kast
  • TCK m. 30Hata
  • TCK m. 61Cezanın belirlenmesi
  • Anayasa m. 38Suç ve cezalara ilişkin esaslar
  • CMK m. 223Duruşmanın sona ermesi ve hüküm
  • 5326 s.K. m. 10Kabahatlerde hata
  • 765 s.K. m. 44Kanunu bilmemek (mülga)

Uygulamada Dikkat Edilecekler

  1. 1.Savunmada yalnız "bilmiyordum" demek yerine yanılgının kaçınılmaz olduğunu gösteren somut verileri ortaya koyun: eğitim durumu, meslek, yaşanılan çevre, eşyanın nereden ve nasıl edinildiği, davranışın toplumdaki yaygınlığı.
  2. 2.Bir kurum veya yetkiliden alınmış izin, yazılı cevap, ruhsat ya da bilgi varsa dosyaya sunun; işlem yıllardır süren bir uygulamaya dayanıyorsa bu uygulamayı eleştirmeyen denetim raporlarını da ekleyin. Yargıtay'a göre resmî makamın açıklamasına güvenerek hataya düşen kişiye kural olarak kusur yüklenemez.
  3. 3.Yanılgının konusunu doğru belirleyin: kişi olguyu mu (TCK 30/1), bir hukuka uygunluk nedeninin koşullarını mı (TCK 30/3), yoksa fiilin yasak olduğunu mu (TCK 30/4) bilmiyordu? Her birinin şartı ve sonucu farklıdır.
  4. 4.Haksızlık yanılgısı kabul edildiyse hükmün CMK 223/3-d uyarınca ceza verilmesine yer olmadığı şeklinde kurulup kurulmadığını kontrol edin; Yargıtay bu durumda kurulan beraat hükümlerini düzeltmekte veya hukuka aykırı bulmaktadır.
  5. 5.Kişisel, dini, ahlaki veya töresel kanaatlere dayanan "doğru olanı yaptım" savunmasının haksızlık yanılgısı sayılmadığını gözetin.
  6. 6.Kaçınılabilir yanılgı cezayı kaldırmasa da Adalet Komisyonu gerekçesine göre temel cezanın belirlenmesinde gözetilmelidir; bu yönde talepte bulunun.
  7. 7.Özel kanunlara dayanan suçlarda (silah, kültür varlığı, kooperatif gibi) eşyanın niteliğini belirleyen raporun tarafsızlığını da tartışın; Yargıtay bu dosyalarda tarafsız bilirkişi incelemesi isteyebilmektedir.
  8. 8.Boşanma sürecinde eşin telefonu, e-postası veya sosyal medya hesabından delil toplarken dikkatli olun; delil elde etme amacı haberleşmenin gizliliğini ihlali kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez.
  9. 9.Hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya etkin pişmanlık gibi lehe kurumlarda ödenecek zarar miktarının belirlenip sanığa bildirilmesini isteyin; teknik bilgi gerektiren bir değeri sanığın kendiliğinden bilmesi beklenmez.

Sıkça Sorulan Sorular

TCK 4, kanunun bağlayıcılığı ilkesini düzenler ve "Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz." hükmünü içerir. Kişi, bir fiilin suç olduğunu bilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz. Maddenin ikinci fıkrası 2005'te yürürlükten kaldırılmış, yerine TCK 30'a haksızlık yanılgısını düzenleyen dördüncü fıkra eklenmiştir.

Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut bir uyuşmazlık için hukuki görüş yerine geçmez. Madde metni resmî kaynaktan alınmış, kararlar resmî tam metinleri üzerinden özetlenmiştir.