Velayet

Ortak Velayet Nedir? Şartları ve Çocuk Kimde Kalır?

Av. Murat Aydarİstanbul Boşanma Avukatı
Son güncelleme: 22 Eylül 2026
16 dk okuma

Özet

Ortak velayet, boşanmadan sonra çocuğa ilişkin karar alma yetkisinin anne ve babada birlikte kalmasıdır. Türk Medeni Kanunu m. 336/3 velayeti boşanmada çocuk kendisine bırakılan tarafa verdiği için kanunda ortak velayeti düzenleyen bir hüküm bulunmaz; kurum, 6684 sayılı Kanunla onaylanan Ek 7 No'lu Protokol'ün 5. maddesi ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 20.02.2017 tarihli kararıyla mümkün hâle gelmiştir. Anayasa Mahkemesi 6/10/2021 tarihli kararında uygulamanın mümkün olduğunu, ancak kurulmasına ve sona erdirilmesine ilişkin usul ve esasların mevzuatta ayrıca düzenlenmediğini belirtmiş; ortak velayet için objektif rapor, ebeveynlerin beyanı, dinlenebilecek yaştaki çocuğun görüşü ve taraflar arasında çekişme bulunmaması ölçütlerini aramıştır. Ortak velayet eşit süre paylaşımı değildir: çocuğun fiilen hangi ebeveynin yanında kalacağı hükümde ayrıca yazılır, diğer ebeveyn için kişisel ilişki kurulur ve iştirak nafakasına hükmedilebilir. Kanuni temsil birlikte kullanıldığından bir ebeveyn çocuk adına tek başına dava açamaz veya vekâletname veremez. Ortak velayet sonradan kaldırılabilir; ancak velayet değişikliği çekişmesiz yargı işi olduğu için bölge adliye mahkemesi kararı kesindir.

Ortak velayet, boşanma görüşmelerinde en çok umut bağlanan ama en az anlaşılan düzenlemedir. "Biz anlaştık, velayeti ortak alalım" diyen çiftlerin çoğu mahkemenin bunu kendiliğinden onaylayacağını düşünür. Kanun metnine bakınca ise tam tersi bir tablo çıkar.

Ben Avukat Murat Aydar. Bu yazıda ortak velayetin Türkiye'de hangi hukuki zemine dayandığını, mahkemelerin hangi şartları aradığını ve kararın günlük hayatta neye karşılık geldiğini anlatacağım: çocuk kimde kalır, okul kaydını kim yapar, pasaport için kaç imza gerekir, nafaka devam eder mi, karar sonradan kaldırılabilir mi.

En kritik bilgiyi baştan vereyim: Türk Medeni Kanunu'nda boşanmadan sonra velayetin ortak kullanılmasına izin veren bir hüküm yoktur. Ortak velayet, bir uluslararası sözleşme maddesi ve Yargıtay içtihadı üzerinden mümkün hâle gelmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin kendi ifadesiyle, ortak velayetin kurulmasına ve sona erdirilmesine ilişkin usul ve esaslar mevzuatta ayrıca ve açıkça düzenlenmemiştir. Bu yazıdaki her ölçüt, bu boşluğu dolduran kararlardan çıkarılmıştır.

ℹ️Bilgi
30 saniyede özet:
1. Kanunun kuralı tek velayettir: TMK m. 336/3 "boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir" der.
2. Ortak velayetin dayanağı 6684 sayılı Kanunla onaylanan Ek 7 No'lu Protokol'ün 5. maddesi ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 20.02.2017 tarihli kararıdır: ortak velayet Türk kamu düzenine "açıkça" aykırı değildir.
3. Şart, çocuğun üstün yararı ve ebeveynler arasında ortak velayet konusunda çekişme bulunmamasıdır. Anayasa Mahkemesi, annenin açıkça itiraz ettiği bir dosyada ortak velayete karar verilmesini aile hayatına saygı hakkının ihlali saymıştır.
4. Ortak velayet eşit süre paylaşımı değildir. Kararlarda çocuğun "fiilen" hangi ebeveynin yanında kalacağı ayrıca yazılır.
5. Nafaka bitmez: ortak velayetle birlikte iştirak nafakasına hükmedilen dosyalar vardır.
6. En çok şaşırtan sonuç: ortak velayette kanuni temsil birliktedir. Bir ebeveyn çocuk adına tek başına dava açamaz, tek başına vekâletname veremez.
7. Karar sonradan kaldırılabilir; ancak velayet değişikliği çekişmesiz yargı işi olduğundan bölge adliye mahkemesi kararı kesindir, temyiz yolu kapalıdır.

Ortak Velayet Nedir, Tek Velayetten Farkı Nedir?

Velayet; çocuğun bakımı, eğitimi, sağlığı, oturacağı yer ve malvarlığı gibi konularda karar alma yetkisi ile bu kararların sorumluluğunun toplamıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi velayeti, "bir hak olduğu kadar aslında çocuğun üstün yararının sağlanması bakımından yetki ve sorumluluk da içerdiğinden, hak ve yükümlülüklerin toplamı" olarak tanımlar (2. HD 06.05.2025, E. 2024/7121, K. 2025/4623).

Tek velayette bu yetki tek bir ebeveyndedir. Diğer ebeveynin iki hakkı ve bir yükümlülüğü kalır: çocukla kişisel ilişki kurma hakkı (TMK m. 323), çocuğun eğitilmesine engel olmama yükümlülüğü (m. 324) ve bakım-eğitim giderlerine gücü oranında katılma zorunluluğu (m. 182/3).

Ortak velayette karar alma yetkisi ikisinde birliktedir. Buna karşılık çocuğun nerede yaşayacağı ayrı bir başlıktır ve kararda özel olarak düzenlenir. Yanlış anlaşılan nokta tam burasıdır: ortak velayet, çocuğun zamanının yarı yarıya bölünmesi demek değildir.

Tek velayet ile ortak velayet arasındaki pratik farklar
KonuTek velayetOrtak velayet
Karar alma yetkisiVelayet sahibi ebeveynİki ebeveyn birlikte
Çocuğun oturduğu yerKural olarak velayet sahibinin yanıKararda ayrıca belirlenir; "fiilen anne/baba yanında kalmasına" şeklinde yazılır
Kişisel ilişkiVelayeti almayan ebeveyn için takvim kurulurÇocuğun yanında kalmadığı ebeveyn için takvim kurulur
NafakaVelayeti almayan ebeveyn iştirak nafakası öder (m. 182/3)Uygulamada çocuğun fiilen yanında kalmadığı ebeveynden iştirak nafakası alınabiliyor
Kanuni temsilVelayet sahibi tek başına temsil ederBirlikte temsil; tek imza kural olarak yetmez
Sona erdirmeVelayetin değiştirilmesi davasıOrtak velayetin kaldırılması davası — ikisi de çekişmesiz yargı işi

Türkiye'de Ortak Velayet Mümkün mü? Kanunda Yok, İçtihatta Var

Bu sorunun cevabı 2016 ve 2017 yıllarında değişti. Kanun metni ise hiç değişmedi; bugün de aynı şekilde yürürlüktedir.

Maddenin son cümlesi açıktır: boşanmada velayet "çocuk kendisine bırakılan tarafa" aittir. Yargıtay da yıllarca bu metinden hareket etti. 08.12.2016 tarihli bir kararında Daire, yabancı hukuka göre boşanmadan sonra da çocukların ana ve babanın müşterek velayeti altında kaldığını tespit ettikten sonra tek cümleyle şunu söylüyordu: "Türk Hukukunda müşterek velayet müessesesi bulunmamaktadır" (2. HD 08.12.2016, E. 2016/18398, K. 2016/15709).

Bu cümlenin yazılmasından üç ay sonra tablo değişti. Değişimin sebebi bir kanun değişikliği değil, bir uluslararası sözleşmenin iç hukuka girmesiydi.

⚖️Yasal Düzenleme
Dayanak zinciri: Türkiye'nin 14 Mart 1985'te imzaladığı "11 No'lu Protokol ile Değişik İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmeye Ek 7 No'lu Protokol"ün onaylanması 6684 sayılı Kanunla uygun bulundu (Resmî Gazete: 25.03.2016, sayı 29664). Onay kararı ise 2016/8717 sayılı Karar ile Resmî Gazete'nin 08.04.2016 tarihli 29678 sayılı nüshasında "Milletlerarası Sözleşme" bölümünde yayımlandı. Anayasa m. 90/son uyarınca usulüne göre yürürlüğe konulan milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin andlaşmalarla kanunlar aynı konuda farklı hükümler içerdiğinde andlaşma hükümleri esas alınır.

Protokol'ün 5. maddesi, Yargıtay kararlarında aynen şöyle aktarılıyor: "Eşler, evlilik bakımından, evlilik süresince ve evliliğin bitmesi halinde, kendi aralarındaki ve çocuklarıyla olan ilişkilerinde, özel hukuk niteliği taşıyan hak ve sorumluluklar açısından eşittir. Bu madde, devletlerin çocuklar yararına gereken tedbirleri almalarına engel değildir."

Dönüm noktası karar 20.02.2017 tarihlidir. İngiliz vatandaşı bir baba, evlilik dışı doğan çocuğun velayetinin anne ve babaya verilmek suretiyle ortak düzenlenmesini istemiş; yerel mahkeme ortak velayetin Türk kamu düzenine aykırı olduğu gerekçesiyle davayı reddetmişti. Daire, iç hukuk hükümlerini, Protokol'ün 5. maddesini ve kamu düzeni kavramını ayrıntılı biçimde inceledikten sonra kararı bozdu:

"Yukarıda değinilen iç hukukumuz ve kamu düzeni kavramı ile ilgili açıklamalara göre somut olay değerlendirildiğinde 'ortak velayet' düzenlenmesinin, Türk kamu düzenine 'açıkça' aykırı olduğunu ya da Türk toplumunun temel yapısı ve temel çıkarlarını ihlal ettiğini söylemek mümkün değildir."

Karar oybirliğiyle verildi (2. HD 20.02.2017, E. 2016/15771, K. 2017/1737). Aynı yılın sonunda Daire, bu kez tarafların Türk vatandaşı olduğu bir dosyada aynı sonuca vardı: İsveç mahkemesinin boşanma kararının velayete ilişkin kısmının tanınması, ortak velayet içerdiği gerekçesiyle reddedilmişti. Daire ortak velayetin kamu düzenine açıkça aykırı olmadığını yeniden tespit etti ve kararı bozarken bir ayrıntıyı da gerekçesine yazdı: "tarafların ortak velayet konusunda çekişmelerinin bulunmadığı" (2. HD 04.12.2017, E. 2016/18674, K. 2017/13800). Bu ifade, sonraki yıllarda ortak velayetin en belirleyici şartına dönüştü.

⚠️Dikkat
Dikkat — iki kararın da ortak özelliği: Hem 20.02.2017 hem 04.12.2017 kararı yabancı unsurlu dosyalardan çıkmıştır; biri yabancı vatandaşların millî hukukunun uygulanmasına, diğeri yabancı mahkeme kararının tanınmasına ilişkindir. İçeride açılan sıradan bir boşanma davasında ortak velayete karar verilip verilmeyeceği hâlâ aile mahkemesinin takdirindedir. Yargıtay, ortak velayet talebinin reddine ilişkin hükümleri de onamıştır.

Bugünkü hukuki durumu en net biçimde Anayasa Mahkemesi özetlemiştir. Mahkeme, boşanmada ortak velayete ilişkin bir düzenlemenin kanunda bulunmadığını, buna karşılık 7 No'lu Protokol'ün 5. maddesi ve buna dayanan Yargıtay içtihadı dikkate alındığında boşanma ve ayrılık durumunda velayetin ebeveynler tarafından ortak kullanılmasının mümkün olduğunu belirtmiş; ardından kritik tespiti yapmıştır: "velayetin ebeveyn tarafından ortak kullanılmasına ve bu uygulamanın sonlandırılmasına ilişkin usul ve esasların mevzuatta ayrıca ve açıkça düzenlenmediği söylenebilir" (AYM Hilal Erdaş 2018/27658, 6/10/2021; Resmî Gazete 30.11.2021-31675).

Ortak Velayet İçin Hangi Şartlar Aranır?

Kanunda şart listesi olmadığı için ölçütler kararlardan çıkarılır. Anayasa Mahkemesi'nin yukarıdaki kararı bu ölçütleri bir arada sayan metindir. Mahkeme, derece mahkemelerinin takdir yetkisini makul kullanıp kullanmadığını denetlerken şunları arar:

  • Objektif veri: Ortak velayetin çocuğun yararına olduğunun "bilimsel görüş ve raporlar gibi yeterli ve objektif verilere" dayandırılması.
  • Ebeveynlerin beyanı: Anne ve babanın velayeti ortak kullanma konusundaki istek ve iradelerinin ayrıca araştırılması.
  • Çocuğun görüşü: Dinlenebilecek yaştaysa çocuğun beyanına başvurulması.
  • Çekişme testi: Taraflar arasında ihtilaf bulunup bulunmadığının gözetilmesi. Mahkeme bunu hem çocuğun üstün yararının tespiti hem de uygulamanın sürdürülebilirliği bakımından gerekli görür.

Somut olayda ne olduğu, çekişme şartının ağırlığını gösteriyor. Anlaşmalı boşanmada velayet babaya verilmiş, çocuk fiilen hafta içi annede hafta sonu babada kalmıştı. Anne velayetin değiştirilmesini istedi; ilk derece mahkemesi velayeti anneye verdi; bölge adliye mahkemesi ise velayetin ortak kullanılmasına ve çocuğun baba yanında yaşamasına karar verdi. Anayasa Mahkemesi bu kararı ihlal saydı. Gerekçe şuydu: başvurucu ortak velayete açıkça itiraz etmişti, babanın da velayetin ortak kullanılmasına ilişkin açık bir talebi yoktu, her iki tarafın önceliği velayetin kendisine verilmesiydi. Dahası, hükme esas alınan bilirkişi raporu ebeveynlerin ortak velayete ilişkin görüşlerine başvurulmadan hazırlanmıştı. Mahkeme, çocuğun alıştığı fiilî düzenin neden değiştirildiğinin de açıklanmadığını vurgulayarak Anayasa'nın 20. maddesinin ihlal edildiğine karar verdi ve dosyayı yeniden yargılamaya gönderdi. Karar oyçokluğuyla alınmıştır; Başkan Hasan Tahsin Gökcan karşı oy kullanmıştır.

💡İpucu
Pratik çıkarım: Ortak velayet talebi "ortak velayet istiyoruz" cümlesiyle geçiştirilmemelidir. Dosyaya (1) her iki ebeveynin ortak velayeti açıkça istediğini gösteren beyan, (2) çocuğun fiilen kimin yanında kalacağı, (3) okul-sağlık-yurt dışı gibi konularda kararların nasıl alınacağı, (4) kişisel ilişki takvimi ve (5) nafaka düzeni somut olarak konmalıdır. Uzman raporu alınırken de ebeveynlerin ortak velayet hakkındaki görüşünün sorulmasını talep etmek gerekir; bu eksiklik ihlal kararının ana sebebiydi.

Uzman raporunun ağırlığını gösteren bir karar daha var. Bir boşanma dosyasında ilk derece mahkemesi ortak velayete karar vermiş, çocuğun fiilen annede kalmasına hükmetmişti. Bölge adliye mahkemesi ortak velayete karar verilmesini hatalı bulup velayeti babaya verdi. Yargıtay, dosyadaki sosyal inceleme raporunda aile mahkemesi uzmanının ortak velayeti uygun gördüğünü, çocuğun ise babada kalmak istediğini belirttiğini tespit ettikten sonra, aradan geçen süredeki gelişmeler de gözetilerek yeni bir uzman raporu alınması ve idrak çağındaki çocuğun görüşünün yeniden sorulması gerektiğini söyleyerek kararı eksik inceleme nedeniyle bozdu (2. HD 14.12.2021, E. 2021/8413, K. 2021/9546). Yani hem ortak velayete karar verirken hem de ortak velayeti reddederken mahkemenin elinde güncel ve objektif veri bulunmalıdır.

Aile mahkemesi uzmanının çocukla görüşmesinin nasıl işlediğini pedagog görüşmesi ve sosyal inceleme raporu yazısında ayrıntılı anlattım.

Ortak Velayette Çocuk Kimde Kalır, Nerede Yaşar?

Bu, en sık sorulan ve en çok yanlış bilinen sorudur. Cevap: ortak velayet kararı çocuğun nerede yaşayacağını kendiliğinden belirlemez; mahkeme bunu ayrıca hükme yazar.

Kararların tipik kalıbı şöyledir: "velayetin taraflara ortak velayet şeklinde verilmesine, velayeti ortak verilen çocukların fiilen davalı anne yanında kalmasına, ortak velayet verilen ve fiilen anne yanında kalan küçükler ile davacı baba arasında şahsi ilişki tesisine". Bu ifadeler, Hukuk Genel Kurulu'nun 2023 tarihli bir kararında aktarılan ilk derece hükmünden alınmıştır; o dosyada ortak velayetle birlikte çocuklar yararına tedbir ve iştirak nafakasına da hükmedilmişti (HGK 22.03.2023, E. 2022/146, K. 2023/242). Kurulun önündeki uyuşmazlık kusur belirlemesi ve tazminat olduğu için velayet düzenlemesi tartışma dışında kalmıştır; karar bu yönüyle bir emsal değil, iç hukukta kurulan ortak velayet hükmünün nasıl yazıldığını gösteren bir örnektir.

İkinci örnek daha nettir. Antalya 2. Aile Mahkemesi, anlaşmalı boşanma sonucunda 10.03.2020 tarihli kararıyla iki çocuğun velayetini anne ve babaya ortaklaşa bırakmış, çocukların baba yanında kalmalarına karar vermiştir; karar kanun yoluna başvurulmaksızın 16.06.2020'de kesinleşmiştir. Bu tespit, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2026 tarihli kesin kararında yer alıyor (Antalya BAM 13. HD 16.04.2026, E. 2026/410, K. 2026/594).

📋Örnek
Ortak velayet hükmünün üç katmanı:
1. Katman — velayet: Karar alma yetkisi anne ve babada birlikte.
2. Katman — fiilî ikamet: Çocuk günlük hayatında hangi ebeveynin yanında kalıyor? Okul, sağlık kaydı ve adres bu katmana bağlanır.
3. Katman — kişisel ilişki: Çocuğun yanında kalmadığı ebeveyn için hafta sonu, tatil ve bayram takvimi.
Üç katman birbirinden bağımsız yazılır. "Ortak velayet aldım, çocuk yarı yarıya bende kalacak" sonucu hükümden çıkmaz.

Çocuğun alıştığı düzenin korunması ayrıca önemlidir. Anayasa Mahkemesi, uzman raporuyla çocuğun okul döneminde hafta içi annesinin yanında kaldığı tespit edilmesine rağmen bölge adliye mahkemesinin bu fiilî uygulamayı neden değiştirdiğini açıklamamasını eleştirmiş; alınan tedbirlerin "uygulanabilir nitelikte" olmadığı sonucuna varmıştır. Velayetin kime verileceğindeki yaş ölçütlerini ve diğer kriterleri velayet kime verilir yazısında karşılaştırdım.

Ortak Velayette Nafaka Ödenir mi?

Kanun bu soruyu doğrudan cevaplamıyor, çünkü TMK m. 182/3 "velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eş"ten söz eder. Ortak velayette ikisi de velayet sahibidir; madde lafzı boşta kalır. Uygulama ise açıktır: çocuk fiilen bir ebeveynin yanında kalıyorsa, diğerinden iştirak nafakası istenebilir ve hükmedilmektedir.

Yukarıda anlattığım Hukuk Genel Kurulu dosyasında ortak velayetle birlikte her iki çocuk için ayrı ayrı tedbir ve iştirak nafakasına hükmedilmiştir. Benzer şekilde 2021 tarihli Yargıtay kararına konu dosyada da ortak velayet kararıyla birlikte çocuk yararına aylık tedbir nafakası takdir edilmişti. Ortak velayetin kaldırılması talepleriyle iştirak nafakası taleplerinin aynı dosyada birlikte görüldüğü kararlar da mevcuttur (2. HD 22.09.2021, E. 2021/6233, K. 2021/6394).

⚠️Dikkat
Bu dosyalardaki nafaka tutarları karar tarihlerine aittir ve bugünkü tutarlara ölçü olamaz. Nafaka, tarafların ekonomik ve sosyal durumuna göre her dosyada yeniden belirlenir; sonraki yıllarda artırım davası açılabilir.

İştirak nafakasının nasıl hesaplandığını ve hangi yaşa kadar ödendiğini iştirak nafakası rehberinde ayrıntılı yazdım.

Okul Kaydı, Pasaport, Dava: Ortak Velayette Kim İmza Atar?

Ortak velayetin en çok hafife alınan sonucu budur. Velayet aynı zamanda kanuni temsil yetkisidir.

İkinci fıkra, okul ya da hastane gibi üçüncü kişilerin işini kolaylaştıran bir karinedir: iyiniyetli üçüncü kişi, karşısındaki ebeveynin diğerinin rızasıyla hareket ettiğini varsayabilir. Ancak bu karine yargısal işlemlerde geçerli bir kalkan değildir. Orada temsil yetkisi ayrıca denetlenir.

Bunun en güncel örneği 2026 tarihli bir bölge adliye mahkemesi kararıdır. Anlaşmalı boşanma sonrasında iki çocuğun velayeti ortaklaşa bırakılmıştı. Baba, çocuğu adına tek başına velayeten vekâletname verip tazminat davası açtı. Bölge adliye mahkemesi kararı esası incelenmeden kaldırdı ve gerekçesine şunu yazdı:

"Boşanma kararı sonrasında ortaklaşa velayet hakkına sahip olan anne ve babadan her biri tek başına kanuni temsil yetkisini kullanamayacağı dikkate alındığında, davayı birlikte açıp takip etmeleri ya da velayet hakkına sahip bulunanlardan birisinin açtığı davaya muvafakat etmesi gereklidir."

Karar kesin niteliktedir (Antalya BAM 13. HD 16.04.2026, E. 2026/410, K. 2026/594). Aynı sonuca varan başka bir örnekte, ortak velayet altındaki çocuk adına yalnızca annenin verdiği vekâletname eksik görülmüş, babanın velayeten verdiği vekâletnamenin de dosyaya eklenmesi için dosya yerel mahkemeye geri çevrilmiştir (İzmir BAM 20. HD 17.11.2021, E. 2020/726, K. 2021/1171).

Pasaport tarafında da aynı mantık işler. Pasaport Kanunu m. 17/C, reşit olmayanların yalnız seyahat etmek üzere pasaport alabilmeleri için kanuni mümessillerinin muvafakatini taşıyan, resmî makamdan tasdikli bir belge aranacağını söyler. Tek velayette bu yetki velayet sahibindedir; ortak velayette kanuni temsil birlikte kullanıldığı için iki ebeveynin de iradesi gerekir.

🚨Kritik Uyarı
En pahalı yanlış anlama: Ortak velayet "iki kat hak" değildir; her önemli işlemde ikinci imza ihtiyacı demektir. Anlaşamayan, iletişim kuramayan çiftler için ortak velayet çözüm değil, her okul kaydında ve her pasaport başvurusunda yeniden yaşanan bir kilitlenmedir. Anayasa Mahkemesi'nin "sürdürülebilirlik" ölçütü tam olarak bu riski hedef alıyor.

Ortak Velayette Çocuk Şehir Dışına veya Yurt Dışına Çıkarılabilir mi?

Yurt içinde kısa süreli seyahat için kural olarak izin gerekmez; belirleyici olan kişisel ilişki takvimine uyulmasıdır. Kalıcı taşınma ise başka bir konudur. TMK m. 183, ana veya babanın "başka bir yere gitmesi"ni, hâkimin re'sen veya taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alacağı yeni olgular arasında sayar. Yani taşınma, velayet ve kişisel ilişki düzeninin yeniden ele alınmasını gerektirebilir.

Bu noktada Yargıtay'ın kişisel ilişki uygulamasına dair bir kuralını bilmek işe yarar: mahkemeler kişisel ilişkiyi "aynı şehir" ve "farklı şehir" ayrımına göre iki alternatifli kurmayı sever; Daire bunu bozma sebebi saymıştır. Karara göre, günümüzdeki ulaşım koşulları gözetildiğinde taraflar bu hususun dikkate alınmasını açıkça talep etmemişlerse böyle bir ayrım "gerekli bir unsur değildir" (2. HD 07.11.2017, E. 2016/6919, K. 2017/12318).

Yurt dışı boyutunda kritik ölçüt, çocuğun yerleşim yerini belirleme yetkisinin kimde olduğudur. Yargıtay'ın 2018 tarihli bir kararına konu olayda yabancı mahkeme ortak velayete karar vermiş, ancak yerleşim yeri belirleme yetkisini tek başına anneye vermişti. Anne çocukla Türkiye'ye yerleşti; baba Lahey mekanizmasıyla iade istedi. Daire, 5717 sayılı Kanun'un 3. maddesini de gözeterek, iade başvurusundan önce yerleşim yeri belirleme yetkisinin tek başına annede olduğunu ve annenin baba ile çocuğun kişisel ilişkisine engel olduğuna dair iddia veya delil bulunmadığını tespit ederek "çocuğun kaçırılması ve haksız olarak alıkonulmasından söz edilemez" sonucuna vardı; iade kararını bozdu (2. HD 29.11.2018, E. 2018/7114, K. 2018/13831).

Bunun tersi de doğrudur: yerleşim yeri belirleme yetkisi de ortakken çocuğu diğer ebeveynin rızası olmadan yurt dışına yerleştirmek, uluslararası çocuk kaçırma iddiasının kapısını açar. Sürecin nasıl işlediğini Lahey Sözleşmesi ve iade davası yazısında anlattım; yurt içi taşınma için ise çocuğun şehir dışına çıkarılması yazısına bakabilirsiniz.

Anlaşmalı Boşanmada Ortak Velayet Protokole Nasıl Yazılır?

Ortak velayetin en gerçekçi yolu anlaşmalı boşanmadır, çünkü Anayasa Mahkemesi'nin aradığı "çekişme bulunmaması" şartı burada zaten sağlanmıştır. Ancak protokole yazmak tek başına yeterli değildir.

Yani hâkim protokolü olduğu gibi onaylamak zorunda değildir; çocukların menfaatini gözeterek değişiklik yapabilir ve bu değişiklikler taraflarca kabul edilirse boşanmaya hükmeder. Ortak velayet talebi bu süzgeçten geçer. Geçtiği de görülür: yukarıda aktardığım Antalya dosyasında anlaşmalı boşanma kararıyla velayet ortaklaşa bırakılmış ve karar kesinleşmiştir.

Protokolde bulunması gerekenleri sıralayayım:

  1. Ortak velayet ibaresi ve her iki ebeveynin bunu açıkça istediğinin yazılı beyanı.
  2. Çocuğun fiilen kimin yanında kalacağı ve okul/adres kaydının hangi ebeveyne bağlanacağı.
  3. Karar alma usulü: okul seçimi, sağlık müdahaleleri, yurt dışı seyahat ve pasaport başvurularında iradenin nasıl oluşacağı; anlaşmazlık hâlinde izlenecek yol.
  4. Kişisel ilişki takvimi: hafta içi ve hafta sonu, yarıyıl ve yaz tatili, dinî bayramlar; alternatifli değil, tek ve uygulanabilir bir takvim.
  5. Nafaka: iştirak nafakası tutarı, artış oranı ve ödeme günü.
  6. Taşınma hâli: ebeveynlerden birinin şehir veya ülke değiştirmesi durumunda düzenin nasıl güncelleneceği.

Protokolün tamamının nasıl kurulacağını ve sık yapılan hataları anlaşmalı boşanma protokolü rehberinde madde madde yazdım.

Mahkeme Ortak Velayet Talebini Hangi Hâllerde Reddeder?

Ret sebepleri, kabul ölçütlerinin aynadaki görüntüsüdür. Kararlardan çıkan tablo şöyle:

  • Taraflardan biri itiraz ediyorsa. Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararının ana gerekçesi buydu: her iki tarafın önceliği velayetin kendisine verilmesi olduğunda ortak velayet çekişmeye sebep olabilir ve sürdürülebilir olmaz.
  • Ebeveynler arasında iletişim yoksa. Ortak velayet her önemli kararda birlikte hareket etmeyi gerektirdiği için iletişimin koptuğu dosyalarda çocuğun yararına olmaz.
  • Dosyada objektif veri yoksa. Uzman raporu alınmamış ya da rapor ebeveynlerin ortak velayet hakkındaki görüşü sorulmadan hazırlanmışsa karar ilgili ve yeterli gerekçeye dayanmaz.
  • Çocuğun yerleşik düzeni bozuluyorsa. Fiilî uygulamanın gerekçesiz değiştirilmesi, uygulanabilirlik ölçütüne aykırı bulunmuştur.

Uygulamadaki karşılığı nettir: Yargıtay, ortak velayet talebinin reddi de dâhil olmak üzere temyiz edilen bir hükmü, delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmediği gerekçesiyle onamıştır (2. HD 14.09.2020, E. 2020/2242, K. 2020/3654). Bu tür onama kararları ayrıntılı gerekçe içermez; bu yüzden onlardan "ortak velayet verilmez" gibi genel bir kural çıkarmak da doğru olmaz. Öte yandan 2021 tarihli karar, ortak velayetin reddinin de eksik incelemeyle yapılamayacağını göstermektedir.

Bir noktayı kendi değerlendirmem olarak ayırayım: aile içi şiddet, uzaklaştırma kararı veya ekonomik şiddet iddiası bulunan dosyalarda ortak velayetin sürdürülebilir olması pratikte çok güçtür. Bu tür dosyalarda ortak velayet talebi, koruma tedbirleriyle çelişme riski taşır.

Ortak Velayet Sonradan Kaldırılabilir mi?

Kaldırılabilir. Talep, "ortak velayetin kaldırılarak velayetin anneye/babaya verilmesi" biçiminde açılır ve velayetin değiştirilmesi davasıyla aynı usule tabidir. Buradaki usul kuralı çoğu kişinin geç öğrendiği bir sürprizle geliyor.

Velayetin değiştirilmesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 382/2-b-13 uyarınca çekişmesiz yargı işidir. Bölge adliye mahkemelerinin çekişmesiz yargı işlerinde verdiği kararlar ise m. 362/1-ç uyarınca kesindir; temyiz edilemez (2. HD 01.11.2024, E. 2024/5353, K. 2024/8144). Aynı kural ortak velayetin kaldırılması talepleri için de uygulanmış, bu talebe yönelik temyiz istemi reddedilmiştir (2. HD 27.06.2018, E. 2018/3738, K. 2018/8266).

ℹ️Bilgi
Pratik sonuç: Ortak velayette istinaf son duraktır. Bölge adliye mahkemesi kararından sonra Yargıtay denetimi yoktur. Bu nedenle ortak velayeti "nasıl olsa değiştiririz" diye deneme olarak kurmak risklidir; dosyanın ilk derece ve istinaf aşamasında doğru kurulması gerekir.

Kaldırma kararının gerçek hayattaki seyri de kayıtlarda görülüyor. Yukarıdaki Antalya dosyasında anne, 25.09.2024 tarihli dilekçesiyle ortak velayetin kaldırılmasını istemiş; Antalya 4. Aile Mahkemesi 11.12.2024 tarihli kararıyla ortak velayeti kaldırıp velayeti anneye vermiş; karar kanun yoluna başvurulmaksızın 29.01.2025'te kesinleşmiştir. Ortak velayetin kaldırılması talebiyle karşı tarafın velayet ve iştirak nafakası taleplerinin aynı dosyada birlikte görüldüğü kararlar da vardır (2. HD 15.03.2022, E. 2022/1902, K. 2022/2470).

Velayet değişikliğinin şartlarını ve delil düzenini velayet değiştirme davası yazısında ayrıca ele aldım.

Ortak Velayet Hakkında Doğru Sanılan Üç Şey

1. "Ortak velayet alırsam nafaka ödemem." Yanlış. Çocuk fiilen diğer ebeveynin yanında kalıyorsa iştirak nafakası gündeme gelir; kararlarda ortak velayet ile nafakaya birlikte hükmedilmiştir.

2. "Ortak velayette çocuk yarı yarıya bölünür." Yanlış. Mahkeme çocuğun fiilen kimin yanında kalacağını ayrıca belirler; eşit süreli nöbetleşe bakım kanunda düzenlenmiş bir model değildir.

3. "Ortak velayet varsa çocuğa kendi soyadımı da ekletebilirim." Yanlış. Yargıtay, ortak velayet altındaki çocuk için annenin kızlık soyadının baba soyadıyla birlikte kullanılması istemini reddetmiş; somut delil gösterilmeden sırf velayet hakkına dayanılarak bunun istenemeyeceğini, konuda yasal bir düzenleme bulunmadığını ve bu kullanımın nüfus kayıtlarında karışıklığa yol açacağı gözetildiğinde çocuğun üstün yararının bulunmadığını belirtmiştir (2. HD 06.05.2025, E. 2024/7121, K. 2025/4623). Konunun ayrıntısı için boşanan anne çocuğuna kendi soyadını verebilir mi yazısına bakabilirsiniz.

Mevzuat ve Karar Metinleri

Mevzuat: TMK m. 166/3 (anlaşmalı boşanmada hâkimin onayı), m. 182 (hâkimin takdir yetkisi ve gider katkısı), m. 183 (durumun değişmesi), m. 335-337 (velayetin koşulları), m. 339-342 (bakım, eğitim ve temsil), m. 323-326 (kişisel ilişki); 6684 sayılı Kanun (RG 25.03.2016-29664) ve 2016/8717 sayılı onay kararı (RG 08.04.2016-29678); Anayasa m. 90/son; Pasaport Kanunu m. 17/C; HMK m. 382/2-b-13 ve m. 362/1-ç; 5717 sayılı Kanun m. 3.

Karar metinleri: 2. HD 08.12.2016 (müşterek velayet müessesesi bulunmamaktadır) · 2. HD 20.02.2017 (dönüm noktası) · 2. HD 04.12.2017 (Türk vatandaşları) · AYM Hilal Erdaş 2018/27658 (6/10/2021, ihlal) · 2. HD 14.12.2021 (eksik inceleme) · HGK 22.03.2023 (hüküm kalıbı) · 2. HD 14.09.2020 (ret onaması) · 2. HD 27.06.2018 (çekişmesiz yargı) · 2. HD 01.11.2024 (BAM kararı kesin) · 2. HD 29.11.2018 (yerleşim yeri yetkisi) · Antalya BAM 16.04.2026 (kanuni temsil) · İzmir BAM 17.11.2021 (vekâletname)

Sonuç: Ortak Velayet Bir Anlaşma İşidir, Bir Hak Talebi Değil

Ortak velayeti anlamanın en kısa yolu şudur: kanun tek velayet üzerine kurulmuştur, ortak velayet ise bir uluslararası sözleşme maddesi ve içtihatla açılmış bir kapıdır. Bu kapıdan geçmenin bedeli de belli: iki ebeveynin çocuğa dair her önemli kararda birlikte hareket edebildiğini mahkemeye göstermek.

Bu yüzden ortak velayet, çekişmeli boşanmada "velayeti kaptırmamak" için başvurulacak bir savunma hattı değildir; Anayasa Mahkemesi'nin çekişme ve sürdürülebilirlik ölçütü tam olarak bu kullanımı elemektedir. Buna karşılık anlaşmalı boşanmada, fiilî ikamet-karar usulü-kişisel ilişki-nafaka dörtlüsü protokole somut biçimde yazıldığında ortak velayet gerçekten uygulanabilir bir düzendir.

Dosyanızda ortak velayet düşünüyorsanız önce şu soruyu yanıtlayın: okul değişikliği, ameliyat izni veya yurt dışı seyahat gündeme geldiğinde eski eşinizle aynı gün içinde ortak bir karara varabilir misiniz? Cevap "hayır" ise doğru talep ortak velayet değil; velayet ile birlikte güçlü ve uygulanabilir bir kişisel ilişki takvimidir. Velayet davalarına ilişkin çalışma yöntemimi ilgili sayfada bulabilirsiniz.

Yazar Hakkında
Av. Murat Aydar

Av. Murat Aydar

Boşanma Avukatıİstanbul Barosu - Sicil No: 62459

İstanbul'da aile hukuku alanında müvekkillerime hizmet veriyorum. Özellikle anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı davalarında hukuki destek sağlıyorum.