4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

TMK Madde 163: Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme

İkinci Kitap: Aile Hukuku › Birinci Kısım: Evlilik Hukuku › İkinci Bölüm: Boşanma › A. Boşanma sebepleri › III. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme

Yürürlükteki metin · Son güncelleme: 19.09.2026 · Hazırlayan: Av. Murat Aydar

Kısaca TMK 163

TMK 163 iki ayrı boşanma sebebi düzenler: eşin küçük düşürücü bir suç işlemesi ve haysiyetsiz bir hayat sürmesi. Her iki hâlde de bu yüzden onunla birlikte yaşamanın diğer eşten beklenememesi gerekir; dava hakkı bu eşe aittir ve bir süreye bağlı değildir. Yargıtay, suçun evlendikten sonra işlenmiş olmasını, haysiyetsiz hayat için de davranışın yaşam tarzı hâline gelip devam etmesini arar. Madde 2002'den bu yana değişmemiştir.

Madde Metni

Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme — Madde 163

  1. Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.

Kaynak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, mevzuat.gov.tr.

Değişiklik Geçmişi

TarihKaynakDeğişiklik
01.01.20024721 sayılı Türk Medeni Kanunu (ilk metin)Madde yürürlüğe girdi. O tarihten bu yana maddede değişiklik yapılmamıştır.

Madde Açıklaması

İki Ayrı Sebep ve Ortak Koşul

Madde iki ayrı özel boşanma sebebi düzenler: eşin küçük düşürücü bir suç işlemesi ve haysiyetsiz bir hayat sürmesi. İkisinden birinin gerçekleşmesi yeterlidir. Her iki hâlde de aynı koşul aranır: bu sebep yüzünden suçu işleyen ya da haysiyetsiz hayat süren eşle birlikte yaşamanın diğer eşten beklenememesi. Dava hakkı, suçu işleyen veya bu hayatı süren eşe değil, diğer eşe tanınmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yürürlükten kalkan Türk Kanunu Medenisi'nin 131. maddesinden farklı olarak Türk Medeni Kanunu'nun küçük düşürücü suç işlemeyi mutlak boşanma sebebi olmaktan çıkardığını, suçun tek başına yetmediğini ve birlikte yaşamanın beklenemez hâle gelmesinin de gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 21.10.2010, E. 2009/16080, K. 2010/17409). Hukuk Genel Kurulu'nun özel boşanma sebeplerini sınıflandırdığı kararlarında ise suç işleme mutlak, haysiyetsiz hayat sürme nispi sebepler arasında sayılmaktadır (Yargıtay HGK, 15.06.2021, E. 2017/2717, K. 2021/761). Uygulamada Daire, suç işlemeye dayanan davalarda da birlikte yaşamanın beklenemez hâle geldiğini somut olay üzerinden ayrıca tespit etmektedir (Yargıtay 2. HD, 21.04.2014, E. 2013/25910, K. 2014/9380).

Küçük Düşürücü Suç

Kanun hangi suçların küçük düşürücü sayılacağını tek tek saymaz; nitelendirme suçun niteliğine ve somut olaya göre mahkemece yapılır. Yargıtay'ın bu kapsamda gördüğü suçlara kasten öldürme (2. HD 2014/9380; 2. HD 2010/11493), uyuşturucu ticareti (2. HD 2010/3299), hırsızlık (2. HD 2013/6974; 2. HD 2024/1379), çocuğa yönelik cinsel suçlar (2. HD 2015/4947; 2. HD 2024/2909) ve fuhuşa aracılık (2. HD 2024/2120) örnek gösterilebilir. Bu kararların bir kısmı ilk derece mahkemesi kararlarını bozan, bir kısmı onayan kararlardır; ayrıntılar aşağıdaki kartlardadır.

Suçun ağırlığı, birlikte yaşamanın beklenemezliği değerlendirilirken de belirleyicidir. On iki yaşındaki bir çocuğa cinsel tacizden ceza alan eşe karşı açılan davada ilk derece mahkemesi, suçun bir kez işlenmesinin tek başına yetmediğini ve evliliğin çekilmez hâle geldiğinin ayrıca ispatlanması gerektiğini söyleyerek davayı reddetmişti. Daire, suçun niteliği karşısında davacıdan birlikte yaşamasının beklenemeyeceğinin açık olduğunu belirterek kararı bozdu (Yargıtay 2. HD, 19.03.2015, E. 2014/20560, K. 2015/4947).

Eşin cezaevinde bulunması kanunda ayrı bir boşanma sebebi olarak sayılmaz. 163 bakımından belirleyici olan hapis cezasının varlığı değil, işlenen suçun küçük düşürücü niteliği ve bu yüzden birlikte yaşamanın beklenemez hâle gelmesidir. Cezaevindeki eşe karşı davanın pratik yönlerini cezaevindeki hükümlü eşten boşanma davası yazımızda anlattık.

Suçun Tarihi ve Ceza Yargılaması

Suç evlilik içinde işlenmiş olmalıdır. Daire, küçük düşürücü suçun 163'e göre boşanma sebebi olabilmesi için eylemin evlendikten sonra işlenmiş olması gerektiğini, suç tarihinden sonra evlenen eşler bakımından birlikte yaşamanın beklenemezliği koşulunun gerçekleşmediğini kabul eder (Yargıtay 2. HD, 23.02.2016, E. 2015/13025, K. 2016/3369). Eşinin evlenmeden önce işlediği suçu bilerek evlenen davacının 163'e dayanan davası da aynı gerekçeyle reddedilmelidir (Yargıtay 2. HD, 20.11.2012, E. 2012/7802, K. 2012/27583).

Suç işleme sebebine dayanılan bir davada Daire, dosyada küçük düşürücü suçtan verilmiş kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığı için bu sebebin gerçekleşmediğini kabul etmiş ve terditli talep olan evlilik birliğinin sarsılması yönünden karar verilmesini istemiştir (Yargıtay 2. HD, 20.10.2025, E. 2025/2470, K. 2025/8940). Ceza soruşturması veya davası sürüyorsa ceza dosyaları getirtilip incelenmelidir (Yargıtay 2. HD, 16.11.2009, E. 2008/16474, K. 2009/19889). Ağır ceza mahkemesinin verdiği hapis cezasının henüz kesinleşmediği bir dosyada Daire, ceza mahkemesinin maddi olayı tespit eden kararının hukuk hâkimini bağladığını belirterek ceza davasının sonucunun beklenmesini ve önce 163 yönünden değerlendirme yapılmasını istemiştir (Yargıtay 2. HD, 19.02.2020, E. 2020/560, K. 2020/1268).

Haysiyetsiz Hayat Sürme

Kanun haysiyetsiz hayatı tanımlamaz ve bu sebebin bir suç oluşturması gerekmez. Yargıtay, haysiyetsiz hayattan söz edilebilmesi için davranışın bir yaşam tarzı olarak benimsenmesini ve bu şekilde yaşamanın az veya çok devamlılık göstermesini arar (Yargıtay 2. HD, 28.12.2011, E. 2011/1829, K. 2011/23825; Yargıtay 2. HD, 03.07.2014, E. 2014/3225, K. 2014/15341). Bu nedenle eşin başka biriyle telefonda konuşup mesajlaşması (2. HD 2011/23825), başka kişilerle SMS yoluyla ve sanal ortamda çok sayıda görüşme yapması (2. HD 2013/10996) ya da sürekli borçlanması (2. HD 2025/8940) haysiyetsiz hayat sayılmamıştır. Bu tür davranışlar, sadakat yükümlülüğünün ihlali olarak evlilik birliğinin sarsılması kapsamında değerlendirilebilir (2. HD 2014/15341).

Buna karşılık Daire, eşin birden fazla kişiyle ilişkiyi yaşam tarzı hâline getirdiğinin anlaşıldığı bir dosyada, olayın öncelikle zina, haysiyetsiz hayat sürme ve onur kırıcı davranış gibi özel sebepler açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirterek ret kararını bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 28.09.2015, E. 2015/14528, K. 2015/16624). Ceza dosyasındaki kendi beyanı, tanık anlatımları ve UYAP kayıtlarıyla uyuşturucu kullanımını yaşam tarzı hâline getirdiği ortaya konan eşe karşı 163'e göre verilen boşanma kararı da onanmıştır (Yargıtay 2. HD, 26.09.2024, E. 2023/9693, K. 2024/6488).

Kumar ve alkol alışkanlığı kanunda ayrıca sayılmaz. Yargıtay'a yansıyan bir dosyada kadının 163'e dayanan talebi ilk derece ve bölge adliye mahkemelerince reddedilmiş; erkeğin alkol ve kumar alışkanlığı, borçlanması ve güven sarsıcı davranışları evlilik birliğinin sarsılması kapsamında tam kusur sayılmış, kararın temyiz edilen kusur ve tazminat kısmı onanmıştır (Yargıtay 2. HD, 01.11.2024, E. 2024/157, K. 2024/8159). Bu konuları eşim kumar oynuyor, boşanmak istiyorum ve alkol bağımlılığı boşanma sebebi midir yazılarımızda ayrıca ele aldık.

Birlikte Yaşamanın Beklenememesi, Af ve Süre

Madde, davanın "her zaman" açılabileceğini söyler. Zina (m. 161) ile hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (m. 162) için öngörülen altı ay ve beş yıllık hak düşürücü süreler bu maddede yoktur. 161 ve 162'deki "affeden tarafın dava hakkı yoktur" hükmü de bu maddede yer almaz. Yargıtay ise eşinin ilişkisi olduğu yönündeki tanık beyanlarının tahrikiyle kasten öldürme suçu işleyip hapis cezası alan kocaya karşı açılan davada, kadının eşini affettiğine dair delil bulunmadığını da gözeterek davanın kabulü gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 10.06.2010, E. 2009/10161, K. 2010/11493, oy çokluğu).

Beklenemezlik koşulu somut olaya göre değerlendirilir. Daire, bu koşul yönünden davalının bildirdiği tanıklar dinlenmeden hüküm kurulmasını eksik inceleme saymıştır (2. HD 2010/17409). Eşinin evlenmeden önce işlediği suçu bilerek evlenen eş bakımından ise bu koşul gerçekleşmez (2. HD 2012/27583).

Terditli Dava, Kusur ve Tazminat

163'teki sebebin ispatlanamaması ihtimaline karşı dava, "163, olmadığı takdirde 166/1" şeklinde terditli açılabilir. Hem özel hem genel sebebe dayanılmışsa önce özel sebebin bulunup bulunmadığı belirlenir; özel sebep gerçekleşmezse deliller genel sebep çerçevesinde değerlendirilir (Yargıtay 2. HD, 11.03.2026, E. 2025/7989, K. 2026/2778). Dava yalnız 163'e dayanıyorsa hâkim taleple bağlı olduğundan (HMK m. 26) evlilik birliğinin sarsılmasına göre boşanmaya karar veremez (Yargıtay 2. HD, 21.11.2017, E. 2016/5302, K. 2017/13173; Yargıtay 2. HD, 07.07.2010, E. 2009/12493, K. 2010/13645). Oy çokluğuyla verilen 2013 tarihli bir kararda ise yalnız 163'e dayanılan davada genel sebebe göre verilen boşanma, gerekçesi değiştirilerek onanmıştı (Yargıtay 2. HD, 18.04.2013, E. 2012/24990, K. 2013/10996).

163'e göre boşanmaya karar verilmesi, tazminat ve nafaka taleplerinin kusura göre incelenmesini ortadan kaldırmaz. Erkeğin hırsızlıktan kesinleşmiş mahkûmiyeti nedeniyle 163'e göre boşanmaya karar verilen, ancak kadının da sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı bir dosyada Daire, tarafların eşit kusurlu olduğunu kabul etmiş ve eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyeceğini belirterek kadın lehine verilen tazminatları bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 29.02.2024, E. 2023/3629, K. 2024/1379). Eşit kusurun sonuçlarını boşanmada eşit kusur yazımızda anlattık.

TMK 163 Yargıtay Kararları

Bu bölümde, maddenin uygulamada nasıl yorumlandığını gösteren 20 Yargıtay kararı yer alıyor. Kararların tamamı resmî tam metinleri okunarak seçildi ve konularına göre gruplandı. Künyeye tıklayarak kararın tam metnine ulaşabilirsiniz.

Küçük düşürücü sayılan suçlar

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Kasten öldürmeden 25 yıl hapis cezası alan eşten 163'e göre boşanma

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 21.04.2014, E. 2013/25910, K. 2014/9380

Kadın, eşinin kasten öldürme suçundan 25 yıl hapis cezası aldığını ileri sürerek 163'e dayanan dava açmıştı. Koca suçtan kısa süre sonra tutuklanmış, tutuklu yargılanarak cezalandırılmış, eşler de suç tarihinden itibaren ayrı yaşamaya başlamıştı. Mahkeme davayı reddetmişti. Daire, suçun kadını küçük düşüren nitelikte olduğunu, cezanın infazına başlandığını ve suçun birlikte yaşamayı çekilmez hâle getirdiğini belirterek kararı bozdu.

kocanın adam öldürmesinin, davacı kadını küçük düşürücü bir suç olduğu, 25 yıl hapis cezasına mahkum edilip, cezanın da infazına başlandığı, bu haliyle işlenen suçun davacı kadın yönünden birlikte yaşamayı çekilmez hale getirdiği sabit olup
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Uyuşturucu ticaretinden 12 yıl hapis ve süregelen suç geçmişi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 23.02.2010, E. 2009/1300, K. 2010/3299

Davalı koca 1984'ten beri suç işleyip belli aralıklarla cezaevine girip çıkmış, son olarak uyuşturucu ticareti suçundan 12 yıl hapis cezasına mahkûm edilmiş ve cezasının infazına başlanmıştı. Mahkeme kadının 163'e dayanan davasını kabul etmemişti. Daire, işlenen suçun kadın yönünden birlikte yaşamayı çekilmez hâle getirdiğinin sabit olduğunu belirterek kararı bozdu.

bu haliyle işlenen suçun davacı kadın yönünden birlikte yaşamayı çekilmez hale getirdiği sabit olup, davanın kabulüne karar verilecek yerde, yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Hırsızlık küçük düşürücü suçlardandır

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 14.03.2013, E. 2012/19722, K. 2013/6974

Davacı, evlilik birliğinin sarsılması yanında 163'teki suç işleme sebebine de dayanmıştı. Daire, davalının hırsızlık suçu işlediğini ve bu suçtan mahkûm olduğunu, işlenen suçun küçük düşürücü suçlardan olduğunu ve bu yüzden birlikte yaşamanın diğer eşten beklenemez hâle geldiğini belirterek 163'e dayanan davanın kabul edilmemesini bozma sebebi saydı.

Toplanan delillerden davalının hırsızlık suçu işlediği ve bu suçtan mahkum olduğu, işlenen suçun küçük düşürücü suçlardan olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple birlikte yaşanması diğer eşten beklenemez hale gelmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Çocuğa cinsel tacizde suçun niteliği beklenemezliği gösterir

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 19.03.2015, E. 2014/20560, K. 2015/4947

Davalı, on iki yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel tacizde bulunduğu için ceza almıştı. Mahkeme, suçun bir kez işlenmesinin tek başına boşanmaya yol açmayacağını ve evliliğin çekilmez hâle geldiğinin ayrıca ispatlanması gerektiğini söyleyerek 163'e dayanan davayı reddetmişti. Daire, suçun niteliği karşısında davacıdan birlikte yaşamasının beklenemeyeceğinin açık olduğunu belirterek kararı bozdu.

İşlenen suçun niteliğine göre davacının dava açması karşısında onunla birlikte yaşaması kendisinden beklenemeyeceği açık ve tartışmasızdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Eşin çocuğuna karşı cinsel istismar mahkûmiyeti: 163'e göre boşanma onandı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 25.04.2024, E. 2023/6358, K. 2024/2909

Kadın evlilik birliğinin sarsılmasına ve birleşen davada 163'e dayanmıştı. İlk derece mahkemesi, erkeğin kadının önceki evliliğinden olan kızına karşı çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kesinleşmiş hapis cezası aldığını, bu küçük düşürücü suç nedeniyle birlikte yaşamanın kadından beklenemeyeceğini kabul ederek her iki davayı kabul etti. Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu reddetti; Daire de erkeğin temyiz itirazlarını yerinde görmeyerek kararı onadı.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Fuhuşa aracılık mahkûmiyeti nedeniyle 163'e göre boşanma ve tazminat

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 26.03.2024, E. 2023/5610, K. 2024/2120

Erkek, eşinin fuhuşla ilgili suçlardan hükümlü olduğunu ileri sürerek 163'e dayanan dava açmıştı. İlk derece mahkemesi, kadının bir kimseyi fuhuşa aracılık etmek suçundan mahkûm edildiğini, bu suçun davacı açısından küçük düşürücü olduğunu ve evliliği sürdürmesinin ondan beklenemeyeceğini kabul ederek 163'e göre boşanmaya ve erkek lehine maddi ve manevi tazminata karar verdi. Bölge adliye mahkemesi ve Daire, kadın tarafının itirazlarını yerinde görmedi.

Suçun tarihi ve ceza yargılaması

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Suç evlendikten sonra işlenmiş olmalıdır

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 23.02.2016, E. 2015/13025, K. 2016/3369

Mahkeme, davalının küçük düşürücü suç işlediği gerekçesiyle 163'e göre boşanmaya karar vermişti. Daire, bu sebebin ancak evlendikten sonra işlenen bir suç için uygulanabileceğini belirtti. Tarafların, davalının işlediği suçun tarihinden sonra evlendikleri anlaşıldığından birlikte yaşamanın beklenemez hâle gelmesi koşulu gerçekleşmemişti; davanın kabulü bozuldu.

Küçük düşürücü suç işlemenin Türk Medeni Kanununun 163. maddesi hükmüne göre boşanma sebebi olabilmesi için suç teşkil eden eylemin evlendikten sonra işlenmiş olması gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Eşinin eski suçunu bilerek evlenen 163'e dayanamaz

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 20.11.2012, E. 2012/7802, K. 2012/27583

Davacı hem 163'e hem evlilik birliğinin sarsılmasına dayanmış, mahkeme iki sebebe göre de boşanmaya karar vermişti. Daire, davacının davalının evlenmeden önce işlediği suçu bilerek onunla evlendiğini, bu durumda işlenen suç nedeniyle birlikte yaşamanın beklenemez hâle gelmesi koşulunun gerçekleşmediğini belirtti. 163'e dayanan dava yönünden karar bozuldu; genel sebebe dayanan boşanma ve fer'ileri onandı.

davacının davalının evlenmeden önce işlediği suçu bilerek davalı ile evlendiği anlaşılmaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Kesinleşmiş mahkûmiyet yoksa suç işleme sebebi gerçekleşmez; borçlanma haysiyetsiz hayat değildir

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 20.10.2025, E. 2025/2470, K. 2025/8940

Kadın öncelikle 163'e, olmadığı takdirde evlilik birliğinin sarsılmasına dayanmıştı. Alt mahkemeler erkeğin dolandırıcılık suçu işleyip sürekli borçlanarak haysiyetsiz hayat sürdüğünü kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi yalnız 163'e göre boşanma hükmü kurmuştu. Daire, sürekli borçlanmanın haysiyetsiz hayat sayılamayacağını, dosyada küçük düşürücü suçtan kesinleşmiş bir mahkûmiyet de bulunmadığını belirterek kararı bozdu; terditli talep olan 166/1 yönünden tüm deliller değerlendirilerek karar verilmesi gerekiyordu.

davalı hakkında küçük düşürücü bir suç nedeniyle kesinleşmiş bir ceza mahkumiyet kararı dosya içerisinde bulunmamaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Tutuklu eşe karşı davada ceza dosyaları getirtilmelidir

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 16.11.2009, E. 2008/16474, K. 2009/19889

Davacı, 163'teki küçük düşürücü suç işleme sebebine dayanmış; davalının sabıka kaydına, hakkında yürütülen soruşturmalardaki suçlamalara ve hâlen tutuklu olduğuna dayanmıştı. Soruşturmalarla ilgili davalar açıldığı anlaşıldığı hâlde mahkeme bu dosyaları getirtmeden karar vermişti. Daire, ceza dosyaları getirtilip incelenerek delillerin birlikte takdir edilmesi gerektiğini belirterek eksik inceleme nedeniyle kararı bozdu.

Davacının delil olarak dayandığı soruşturma evrakları ile ilgili davalar açıldığı anlaşılmakla; bu dosyalar getirtilip incelenerek deliller hep birlikte takdiri ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir.

Haysiyetsiz hayat sürme

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Haysiyetsiz hayat için yaşam tarzı ve devamlılık gerekir

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 28.12.2011, E. 2011/1829, K. 2011/23825

Koca, davasını yalnız haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayandırmış, mahkeme de 163'e göre boşanmaya karar vermişti. Daire, haysiyetsiz hayattan söz edilebilmesi için başkalarıyla ilişkinin yaşam tarzı olarak benimsenmesi ve devamlılık göstermesi gerektiğini belirtti. Kadının başka bir erkekle telefonda konuşup mesajlaşması birlikte yaşamayı çekilmez kılsa da haysiyetsiz yaşam sayılamayacağından, davanın reddi gerekirken kabulü bozuldu.

Haysiyetsiz hayatın varlığından söz edilebilmesi ve bu sebeple boşanma kararı verilebilmesi için, başkalarıyla ilişkinin bir yaşam tarzı olarak benimsenmiş ve bu şekilde yaşamanın devamlılık göstermesi gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Sanal ortam görüşmeleri 163'e yetmez, genel sebebi oluşturur

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 03.07.2014, E. 2014/3225, K. 2014/15341

Koca, 163'teki haysiyetsiz hayat sürme yanında evlilik birliğinin sarsılmasına da dayanmıştı. Daire, kadının başka erkeklerle telefonda ve sanal ortamda çok sayıda görüşme yapmasının haysiyetsiz hayat için yeterli olmadığını, ancak bu davranışların sadakat yükümlülüğünü ihlal ederek evlilik birliğini temelinden sarstığını belirtti. Kocanın genel sebebe dayanan davası hakkında hüküm kurulmaması bozma sebebi sayıldı.

Davalı-davacının gerçekleşen bu davranışları ve toplanan deliller haysiyetsiz hayat sürdüğünü kabule yeterli görülmemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Birden fazla kişiyle ilişkiyi yaşam tarzı hâline getirme özel sebeplerle incelenmelidir

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 28.09.2015, E. 2015/14528, K. 2015/16624

Kadının birden fazla erkekle ilişkide bulunduğu ve bunu yaşam tarzı hâline getirdiği soruşturma ve delillerden anlaşılmıştı. Erkek, evlilik birliğinin sarsılması yanında zina, haysiyetsiz hayat sürme ve onur kırıcı davranış sebeplerine de dayanmıştı. Daire, gerçekleşen eylemin öncelikle özel boşanma sebepleri açısından değerlendirilmesi gerekirken erkeğin davasının yetersiz gerekçeyle reddedilmesini bozma sebebi saydı.

Davacı-davalı kadının birden fazla erkekle ilişkide bulunduğu ve bunu bir yaşam tarzı haline getirdiği yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Uyuşturucu kullanımını yaşam tarzı hâline getiren eşe karşı 163 kararı onandı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 26.09.2024, E. 2023/9693, K. 2024/6488

Kadın, tutuklu olan eşinin uzun süredir madde bağımlısı olduğunu ve uyuşturucu ticaretinden ceza aldığını ileri sürerek öncelikle 163'e dayanmıştı. İlk derece mahkemesi, ceza kararı henüz kesinleşmemiş olsa da erkeğin ceza dosyasında yıllardır madde kullandığını kabul ettiğini, tanık anlatımları ve UYAP kayıtlarına göre uyuşturucu kullanımını yaşam tarzı hâline getirdiğini, kadının bunu bilmeden evlendiğini ve durumun onun için çekilmez olduğunu belirterek 163'e göre boşanmaya karar verdi. Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu reddetti; Daire de erkeğin temyizi üzerine kararı onadı.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Alkol ve kumar alışkanlığı: 163 talebi reddedildi, genel sebepte tam kusur sayıldı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 01.11.2024, E. 2024/157, K. 2024/8159

Kadın, eşinin alkol, kumar ve gece hayatı, evin geçimini sağlamaması ve hakaretleri nedeniyle 163'e ve evlilik birliğinin sarsılmasına dayanmıştı. İlk derece mahkemesi 163'e dayanan talebi reddedip genel sebebe göre boşanmaya karar verdi; bölge adliye mahkemesi kadının bu yöndeki istinafını reddetti ve erkeğin alkol ve kumar alışkanlığı, borçlanması ve güven sarsıcı davranışları nedeniyle tam kusurlu olduğunu kabul etti. Yalnız erkeğin kusur ve tazminat yönünden temyizi üzerine Daire kararı onadı.

Beklenemezlik, terditli dava ve tazminat

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Suç işleme tek başına yetmez: beklenemezlik koşulu da aranır

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 21.10.2010, E. 2009/16080, K. 2010/17409

Dava, davalının küçük düşürücü suç işlemesine dayanıyordu. Daire, Türk Kanunu Medenisi'nin 131. maddesinden farklı olarak Türk Medeni Kanunu'nun bu sebebi mutlak boşanma sebebi olmaktan çıkardığını, suçun yanında birlikte yaşamanın diğer eşten beklenemeyecek derecede çekilmez hâle gelmesini de aradığını belirtti. Davalının bu yönde bildirdiği tanıklar dinlenmeden hüküm kurulması eksik inceleme sayılarak karar bozuldu.

küçük düşürücü suç işlenmesi tek başına boşanma kararı verilmesi için yeterli olmayıp, bu sebeple onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemez derecede çekilmez hale gelmiş olması koşulu da gerçekleşmiş olmalıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Dava her zaman açılabilir; affetmeye dair delil bulunmaması gözetilir

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 10.06.2010, E. 2009/10161, K. 2010/11493

Koca, eşinin ilişkisi olduğu yönündeki tanık beyanlarının tahrikiyle kasten öldürme suçu işlemiş, aynı gün gözaltına alınmış ve tutuklu yargılanarak 10 yıl hapis cezasına mahkûm edilmişti; eşler o tarihten beri ayrı yaşıyordu. Daire, suçun kadını küçük düşüren nitelikte olduğunu, birlikte yaşamanın ondan beklenemeyeceğini, bu durumdaki eşin her zaman dava açabileceğini ve kadının eşini affettiğine dair delil bulunmadığını belirterek davanın reddini bozdu. Karar oy çokluğuyla verildi.

bu durumdaki eş tarafından her zaman boşanma davası açabileceği, davacı kadının eşini affettiğine dair de herhangi bir delil bulunmadığı göz önüne alınarak boşanma davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Yalnız 163'e dayanan davada genel sebebe göre boşanmaya karar verilemez

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 21.11.2017, E. 2016/5302, K. 2017/13173

Kadın davasını yalnız 163'teki küçük düşürücü suç ve haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayandırmış, mahkeme ise evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanmaya karar vermişti. Daire, hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğunu (HMK m. 26/1), delillerin 163 yönünden değerlendirilip bu sebebe göre karar verilmesi gerektiğini belirterek kararı bozdu.

mahkemece, davacı kadının boşanma davasında, delillerin özel boşanma (TMK 163) sebebi yönünden değerlendirilerek ve bu hukuki sebebe dayalı olarak karar verilmesi gerekirken, evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166/1) sebebi ile tarafların boşanmalarına karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Özel ve genel sebep birlikte ileri sürülmüşse önce özel sebep incelenir

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 11.03.2026, E. 2025/7989, K. 2026/2778

Kadın 161, 162 ve 163'teki özel sebeplere ve evlilik birliğinin sarsılmasına dayanmıştı. İlk derece mahkemesi özel sebeplere dayanan davaları reddedip genel sebebe göre boşanmaya karar verdi; bölge adliye mahkemesi, genel sebebe dayanan boşanma hükmünün kesinleştiği gerekçesiyle özel sebeplere dayanan davalar hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetti. Daire, kadın bu davaların reddini istinaf ettiği için boşanma hükmünün kesinleşmediğini, özel sebeplere dayanan davaların esasının incelenmesi gerektiğini belirterek kararı bozdu.

Hem özel hem de genel sebebe dayanılarak boşanma davası açılmış ise, doğuracakları hukuki sonuçlar farklı olacağından öncelikle özel boşanma sebeplerinin bulunup bulunmadığı belirlenmeli, özel sebep varsa, bu sebebe dayanılarak, özel boşanma sebeplerinin gerçekleşmemesi veya özel sebebe dayalı dava hakkının düşmüş olması halinde, deliller, genel boşanma sebebi çerçevesinde değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

163'e göre boşanmada da tazminat kusura bağlıdır

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 29.02.2024, E. 2023/3629, K. 2024/1379

Kadın, eşinin kız kardeşinin evinde hırsızlık yaptığını ileri sürerek öncelikle 163'e, erkek ise zinaya ve genel sebebe dayanmıştı. Mahkemeler, erkeğin hırsızlıktan kesinleşmiş mahkûmiyeti nedeniyle kadının 163'e dayanan davasını kabul etti; bölge adliye mahkemesi kadının sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını, erkeğin de kadının başka bir erkekle olan fotoğraflarını onun izni olmadan yakınlarına gönderdiğini belirterek tarafları eşit kusurlu saydı. Daire eşit kusur tespitini doğru buldu, ancak eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemeyeceği için kadın lehine verilen tazminatları bozdu; kararın diğer kısımları onandı.

Ne var ki, eşit kusurlu eş yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilemez.

İlgili Maddeler

  • TMK m. 161Zina
  • TMK m. 162Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış
  • TMK m. 164Terk
  • TMK m. 165Akıl hastalığı
  • TMK m. 166Evlilik birliğinin sarsılması
  • TMK m. 174Maddî ve manevî tazminat
  • TMK m. 175Yoksulluk nafakası
  • TMK m. 184Boşanmada yargılama usulü
  • TMK m. 185Evlilik birliği ve sadakat yükümlülüğü

Sıkça Sorulan Sorular

TMK 163, eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesini veya haysiyetsiz bir hayat sürmesini boşanma sebebi sayan maddedir. Bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşamak diğer eşten beklenemiyorsa, diğer eş her zaman boşanma davası açabilir. Dava hakkı suçu işleyen veya bu hayatı süren eşe değil, diğer eşe aittir.

Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut bir uyuşmazlık için hukuki görüş yerine geçmez. Madde metni resmî kaynaktan alınmış, kararlar resmî tam metinleri üzerinden özetlenmiştir.