4721 sayılı Türk Medeni Kanunu · I. Zina

TMK Madde 161: Zina

İkinci Kitap: Aile Hukuku › Birinci Kısım: Evlilik Hukuku › İkinci Bölüm: Boşanma › A. Boşanma sebepleri › I. Zina

Hazırlayan: Av. Murat Aydar13 yüksek mahkeme kararıYürürlükteki metinGüncelleme: 23.09.2026

Kısa cevap · TMK 161

TMK 161, zinayı özel ve mutlak bir boşanma sebebi olarak düzenler. Eşlerden biri zina ederse diğer eş boşanma davası açabilir; zina ispatlanırsa hâkim, evliliğin çekilmez hâle gelip gelmediğini ayrıca araştırmadan boşanmaya karar verir. Dava hakkı, boşanma sebebinin öğrenilmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zinanın üzerinden beş yıl geçmekle düşer; zinayı affeden eşin dava hakkı yoktur. Madde 2002'den bu yana değişmemiştir.

Bu sayfada neler var? (15 bölüm)
  1. TMK 161 madde metni
  2. Değişiklik geçmişi
  3. 743 Sayılı Eski Medeni Kanun ile Karşılaştırma
  4. Hangi Davranışlar Zina Sayılır, Hangileri Sayılmaz?
  5. Zina Nasıl İspatlanır?
  6. Yalnız Zinaya Dayanan Dava Reddedilirse Ne Olur?
  7. Zina Kusur, Tazminat ve Nafakayı Nasıl Etkiler?
  8. Zina Mal Paylaşımını Etkiler mi, Üçüncü Kişiye Dava Açılabilir mi?
  9. TMK 161 fıkra fıkra açıklama
  10. TMK 161 Yargıtay kararları
  11. TMK 161 Anayasa Mahkemesi kararları
  12. TMK 161 ile ilgili maddeler
  13. Uygulamada dikkat edilecekler
  14. Konuyla ilgili yazılar
  15. Sıkça sorulan sorular

Temel kavramlar

Zina
Evli bir kişinin eşi dışında karşı cinsten biriyle isteyerek cinsel ilişkide bulunması. Zina, TMK 161'de özel ve mutlak boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir.
Mutlak boşanma sebebi
İspatlandığında hâkimin, evlilik birliğinin çekilmez hâle gelip gelmediğini ayrıca araştırmasına gerek kalmadan boşanmaya karar verdiği sebep. Zina bu türdendir.
Güven sarsıcı davranış
Cinsel ilişki boyutuna varmayan sadakatsizlik: mesajlaşma, telefon görüşmeleri, buluşma. Zina sayılmaz; TMK 166/1 kapsamında kusur olarak değerlendirilir.
Hak düşürücü süre
TMK 161/2'deki altı aylık ve beş yıllık süreler. Zamanaşımı değildir: süre geçerse dava hakkı kendiliğinden düşer, hâkim resen gözetir, karşı tarafın ileri sürmesi gerekmez.
Süregelen zina
Aynı kişiyle devam eden ilişki. Altı aylık süre son eylemden işlemeye başlar; ilişki sürdüğü sürece beş yıllık süre dolmuş sayılmaz.
Af
Zinayı öğrenen eşin, bu eylemi bağışladığını söz veya davranışla göstermesi. Affeden eşin dava hakkı yoktur (TMK 161/3). Af, bilinmeyen bir eylem için mümkün değildir.
Terditli talep
Asıl talep kabul edilmezse sırayla incelenmesi istenen ikinci talep. Uygulamada dava genellikle "öncelikle zina (m. 161), kabul edilmezse evlilik birliğinin sarsılması (m. 166/1)" biçiminde kurulur.
Islah
Dava dilekçesindeki talebin veya hukuki sebebin bir kez düzeltilmesi (HMK m. 176). Zinaya ıslahla geçilirse altı aylık süre ıslah tarihine göre değerlendirilir.

Bir bakışta TMK 161

KonuKuralDayanak
Sebebin niteliğiZina özel ve mutlak boşanma sebebidir; ispatlanırsa çekilmezlik ayrıca araştırılmaz.TMK m. 161/1
UnsurlarGeçerli bir evlilik, eş dışında karşı cinsten biriyle cinsel ilişki ve bunun isteyerek yapılması.TMK m. 161/1
SüreÖğrenmeden başlayarak altı ay, her hâlde eylemden başlayarak beş yıl. Hak düşürücü süredir, resen gözetilir.TMK m. 161/2
Süregelen ilişkiAltı ay son eylemden başlar; ilişki sürdükçe beş yıl dolmuş sayılmaz.2. HD 2021/222; 2. HD 2026/3598
IslahZina sebebine ıslahla geçilirse altı aylık süre ıslah tarihine göre hesaplanır.2. HD 2024/8831
AfAffeden eşin dava hakkı düşer; bilinmeyen eylem affedilmiş sayılmaz, birlikte yemek yemek af değildir.TMK m. 161/3; HGK 2022/1620; 2. HD 2025/4829
KusurZina eden eş kendiliğinden ağır kusurlu sayılmaz; kusur karşılaştırması yapılır.HGK 2024/422
TazminatKusursuz veya daha az kusurlu eş maddi ve manevi tazminat isteyebilir.TMK m. 174
Mal rejimiZina nedeniyle boşanmada kusurlu eşin artık değere katılma payı azaltılabilir veya kaldırılabilir.TMK m. 236/2; 2. HD 2025/2817
Üçüncü kişiEvli kişiyle birlikte olan üçüncü kişiye karşı manevi tazminat davası açılamaz.YİBBGK 06.07.2018, E. 2017/5, K. 2018/7
Dava sırasında zinaDava açıldıktan sonra gerçekleşen zina aynı davaya ıslahla eklenemez; yeni dava konusu olur.HGK 2022/1514
Kesinleşmeden sonraBoşanma kesinleştikten sonra aynı evliliğe dayanarak zina sebebiyle yeniden dava açılamaz.HGK 2023/213
Suç muZina suç değildir: 765 sayılı TCK'daki zina hükümleri iptal edildi, 5237 sayılı TCK'ya alınmadı.AYM 13.07.1999, E. 1999/24, K. 1999/30; 5237 s.K. resmî metni
YetkiEşlerden birinin yerleşim yeri veya son altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi.TMK m. 168

TMK 161 madde metni

Resmî metin4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

İkinci Kitap: Aile Hukuku · Birinci Kısım: Evlilik Hukuku · İkinci Bölüm: Boşanma · A. Boşanma sebepleri · I. Zina

Zina — Madde 161

  1. (1)Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.
  2. (2)Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.
  3. (3)Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

Kaynak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, mevzuat.gov.tr. Fıkra numaraları okumayı kolaylaştırmak için eklenmiştir.

Değişiklik geçmişi

TarihKaynakDeğişiklik
01.01.20024721 sayılı Türk Medeni Kanunu (ilk metin)Madde yürürlüğe girdi. O tarihten bu yana maddede değişiklik yapılmamıştır.

743 Sayılı Eski Medeni Kanun ile Karşılaştırma

Zina, 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinde de özel boşanma sebebiydi. Eski metin şöyleydi:

“Karı kocadan her biri, diğerinin zina etmesi sebebiyle boşanma davasında bulunabilir. Davaya hakkı olan karı veya kocanın, boşanılma sebebine muttali olduğu günden itibaren altı ay ve her halde zinanın vukuu tarihinden itibaren beş sene geçmesiyle boşanma davası sakıt olur. Af halinde dava mesmu olmaz.” (743 s.K. m. 129)

Karşılaştırma şunu gösterir: süreler ve af kuralı hiç değişmemiştir. Altı aylık öğrenme süresi, beş yıllık kesin süre ve affeden eşin dava hakkını yitirmesi 1926'dan bu yana aynıdır. 2002'de değişen şey yalnız dildir: “muttali olduğu günden” yerine “öğrenmesinden başlayarak”, “dava sakıt olur” yerine “dava hakkı düşer”, “dava mesmu olmaz” yerine “dava hakkı yoktur” denilmiştir.

Bu süreklilik, uygulamada 2002 öncesi Yargıtay kararlarının bugün de emsal değer taşıması sonucunu doğurur; süre ve af konusundaki yerleşik içtihat kesintisiz biçimde devam etmektedir.

Hangi Davranışlar Zina Sayılır, Hangileri Sayılmaz?

Zina, hukuki anlamıyla dar bir kavramdır: evli kişinin, eşi dışında karşı cinsten biriyle isteyerek cinsel ilişkide bulunması. Üç unsur birlikte aranır: geçerli bir evliliğin bulunması, cinsel ilişkinin gerçekleşmesi ve bunun bilerek ve isteyerek yapılması.

Bu tanımın dışında kalan sadakatsizlik türleri zina değildir. Mesajlaşma, telefon görüşmesi, buluşma, duygusal ilişki, sosyal medya yazışmaları — bunların hiçbiri tek başına zina oluşturmaz. Uygulamada bunlara güven sarsıcı davranış denir ve TMK 166/1 kapsamında değerlendirilir.

Ayrım sonucu doğrudan etkiler. Zina ispatlanırsa hâkim, evliliğin çekilmez hâle gelip gelmediğini araştırmadan boşanmaya karar verir. Güven sarsıcı davranış ise evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının bir göstergesi olarak, diğer olaylarla birlikte tartılır.

Pratik sonuç: yalnız zinaya dayanılan bir davada eldeki deliller cinsel ilişkiyi ortaya koymuyorsa dava reddedilir. Bu nedenle dava kural olarak terditli biçimde kurulur.

Zina Nasıl İspatlanır?

Zinanın ispatı, boşanma hukukunun en zorlu konusudur; çünkü ispatlanacak olgu doğası gereği gizlidir. Yargıtay uygulamasında iki yol kabul edilir: doğrudan delil veya zinanın varlığını kuvvetle muhtemel kılan olguların birlikte değerlendirilmesi.

Kabul gören deliller arasında otel ve konaklama kayıtları önemli bir yer tutar. Daire, usulüne uygun biçimde dayanılan otel konaklama kayıtlarının zinanın delili olabileceğini kabul etmiştir (Yargıtay 2. HD, 26.06.2025, E. 2024/8077, K. 2025/6627). Buna karşılık üçüncü kişilerin aktardığı mesajlar ve anlatımlar tek başına yeterli görülmemiştir (Yargıtay 2. HD, 04.07.2024, E. 2023/7119, K. 2024/5391).

Delilin hukuka uygun elde edilmesi ayrıca denetlenir. Eşin telefonuna casus yazılım yüklemek, ortak konuta gizli kamera koymak veya eşin hesaplarına izinsiz girmek suretiyle elde edilen kayıtlar hukuka aykırı delil sayılabilir. Bu konuyu gizli ses kaydı ve kamera görüntüleri yazısında ayrıntılı ele aldım.

Şu üç kalem dosyayı çoğu zaman taşır: konaklama ve giriş-çıkış kayıtları, tanık anlatımları (duyuma değil kendi gözlemine dayanan) ve HTS kayıtlarıyla desteklenen yoğun iletişim. Yalnız HTS kaydı ise zinayı değil, güven sarsıcı davranışı gösterir.

Yalnız Zinaya Dayanan Dava Reddedilirse Ne Olur?

Boşanma davasında hâkim, tarafın gösterdiği hukuki sebeple bağlıdır. Yalnız zinaya (m. 161) dayanılmış ve zina ispatlanamamışsa dava reddedilir; hâkim kendiliğinden evlilik birliğinin sarsılmasına (m. 166/1) geçip boşanmaya karar veremez.

Bu riski ortadan kaldıran yol terditli taleptir: “Öncelikle zina sebebiyle, kabul edilmezse evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma” biçiminde kurulan talep. Bu durumda zina ispatlanamazsa mahkeme ikinci sebebi değerlendirir.

Yargıtay, zina davasının hak düşürücü süre nedeniyle reddedildiği bir dosyada, mahkemenin kadının terditli talebi olan evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebini değerlendirmesi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 20.11.2024, E. 2024/1318, K. 2024/8831).

İkinci önemli nokta zamanlamadır: dava açıldıktan sonra gerçekleşen zina, aynı davaya ıslahla eklenemez (Yargıtay HGK, 15.11.2022, E. 2020/362, K. 2022/1514). Bu eylem ancak yeni bir davanın veya yeni bir kusur değerlendirmesinin konusu olabilir.

Zina Kusur, Tazminat ve Nafakayı Nasıl Etkiler?

Yaygın kanı şudur: “Aldatan eş her şeyi kaybeder.” Yargıtay uygulaması bu kadar kesin değildir. Hukuk Genel Kurulu, zinanın mutlak boşanma sebebi olmasının, zina eden eşi kendiliğinden ağır kusurlu yapmayacağını kabul etmiştir; kusur, evlilik içindeki bütün davranışlar karşılaştırılarak belirlenir (Yargıtay HGK, 12.09.2024, E. 2024/415, K. 2024/422).

Bu tespitin üç somut sonucu vardır:

  • Tazminat: TMK 174 uyarınca tazminat isteyebilmek için kusursuz veya daha az kusurlu olmak gerekir. Aldatılan eş de ağır kusurlu davranışlar sergilemişse tazminat talebi reddedilebilir.
  • Yoksulluk nafakası: TMK 175'e göre nafaka isteyen eşin kusuru daha ağır olmamalıdır; zina eden eş kural olarak yoksulluk nafakası alamaz.
  • Velayet: Kusur velayeti kendiliğinden belirlemez. Yargıtay'ın yerleşik ifadesiyle “ana ve babanın yararları; boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur” (Yargıtay 2. HD, 14.12.2021, E. 2021/8413, K. 2021/9546).

Zinanın suç olmadığını da eklemek gerekir: 765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu'nun zinaya ilişkin hükümleri Anayasa Mahkemesi kararlarıyla iptal edilmiş (örneğin m. 442 yönünden AYM, 13.07.1999, E. 1999/24, K. 1999/30), 2004 tarihli 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na zina suçu alınmamıştır. Bugün zinanın sonucu yalnız hukukidir.

Zina Mal Paylaşımını Etkiler mi, Üçüncü Kişiye Dava Açılabilir mi?

Mal paylaşımı: Kural olarak boşanma sebebi mal rejimi tasfiyesini etkilemez; edinilmiş mallara katılma rejiminde artık değerin yarısı istenir. Ancak TMK 236/2 bir istisna getirir: zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir veya kaldırabilir. Daire bu imkânı uygulamıştır (Yargıtay 2. HD, 18.03.2025, E. 2024/4305, K. 2025/2817).

İki sınır önemlidir: bu yetki yalnız artık değere katılma alacağı bakımından kullanılabilir; değer artış payı, kişisel mallar ve katkı payı alacağı bundan etkilenmez. Ayrıca azaltma veya kaldırma kendiliğinden olmaz; talep ve gerekçe gerekir.

Üçüncü kişi: Uygulamada en çok sorulan sorulardan biri, eşin birlikte olduğu kişiye dava açılıp açılamayacağıdır. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu bu tartışmayı kesin biçimde sonlandırmıştır: evli kişiyle birlikte olan üçüncü kişiye karşı, sadakat yükümlülüğünün ihlaline dayanılarak manevi tazminat davası açılamaz (Yargıtay İBBGK, 06.07.2018, E. 2017/5, K. 2018/7).

Gerekçe basittir: sadakat yükümlülüğü evlilik ilişkisinden doğar ve yalnız eşleri bağlar; üçüncü kişi bu ilişkinin tarafı değildir. Üçüncü kişinin ayrı ve bağımsız bir hukuka aykırı eylemi varsa (örneğin özel hayatın gizliliğini ihlal, hakaret) o eyleme dayalı talepler saklıdır.

TMK 161 fıkra fıkra açıklama

Birinci Fıkra: Zina ve Dava Hakkı

Kanun zinayı tanımlamaz. Eşler birbirine sadık kalmakla yükümlüdür (TMK m. 185/3); Yargıtay'a göre sadakat yükümlülüğünün ihlali zina teşkil edecek şekilde gerçekleşmişse özel ve mutlak bir boşanma sebebi oluşur ve aldatılan eş bu maddeye göre dava açabilir. Aldatılan eş, aynı olaylara dayanarak evlilik birliğinin sarsılması (m. 166) sebebiyle de dava açabilir (Yargıtay HGK, 27.12.2018, E. 2017/1501, K. 2018/2044). Zina boyutuna ulaştığı ispatlanamayan sadakatsizlikler, genel boşanma sebebi kapsamında güven sarsıcı davranış olarak değerlendirilir (Yargıtay HGK, 29.11.2022, E. 2020/727, K. 2022/1620).

Mutlak boşanma sebebi olması şu anlama gelir: zina ispatlanırsa hâkim, evliliğin çekilmez hâle gelip gelmediğini incelemeden boşanmaya karar vermek zorundadır; bu davada davacının kusuru tartışılmaz, yalnızca davalının zina yapıp yapmadığı incelenir. Hukuk Genel Kurulu'na göre özel sebeple açılan bir davada ayrıca bağımsız bir boşanma davası bulunmayan davalı, tazminat ve yoksulluk nafakası isteyemez (Yargıtay HGK, 15.06.2021, E. 2017/2717, K. 2021/761). Karşılıklı davalar birlikte görüldüğünde ise eşlerin kusuru karşılaştırılır; zina eden eş kendiliğinden ağır kusurlu sayılmaz (Yargıtay HGK, 12.09.2024, E. 2024/415, K. 2024/422).

İspatta kanun belirli bir delil türü aramaz; hâkim delilleri serbestçe takdir eder (m. 184/4). Yargıtay zinanın şüpheden uzak delillerle ortaya konmasını arar: dava dışı bir kişinin ilişkiyi anlatan mesajları ve beyanları, ikili arasında mesaj veya fotoğraf bulunmayan bir dosyada zinayı ispatlamaya yetmemiştir (Yargıtay 2. HD, 04.07.2024, E. 2023/7119, K. 2024/5391). Otel konaklama kayıtları ise usulüne uygun dayanılıp mahkemece istendiğinde zinanın delili olarak kabul edilmiştir (Yargıtay 2. HD, 26.06.2025, E. 2024/8077, K. 2025/6627). Delillerin hukuka uygun elde edilmesi şarttır: hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller mahkemece bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz (HMK m. 189/2). Delil türlerini boşanmada WhatsApp, otel ve telefon kayıtları yazımızda anlattık.

Zina sebebiyle boşanma davası ancak evlilik sürerken açılabilir. Boşanma kararı kesinleştikten sonra evlilik birliği ve sadakat yükümlülüğü sona erdiğinden, sona eren evlilik hakkında yeniden boşanma davası açılması hukuki sonuç doğurmaz (Yargıtay HGK, 15.03.2023, E. 2021/848, K. 2023/213). Boşanma davası sürerken gerçekleşen zina ise aynı davaya ıslah yoluyla eklenemez; her dava açıldığı ana kadar gerçekleşen olaylara göre sonuçlanır (Yargıtay HGK, 15.11.2022, E. 2020/362, K. 2022/1514, oy çokluğuyla). Dava sürecindeki sadakat yükümlülüğünü boşanma davası sürecinde sadakat yükümlülüğü yazımızda ele aldık.

Aldatılan eşin başvurabileceği yol, eşine karşı açacağı boşanma davasıdır. Evli olduğunu bilerek bir eşle birlikte olan üçüncü kişiye karşı manevi tazminat davası açılamaz; konu 2018 tarihli içtihadı birleştirme kararıyla çözülmüştür (Yargıtay İBBGK, 06.07.2018, E. 2017/5, K. 2018/7). Zina nedeniyle boşanmada hâkim, kusurlu eşin mal rejimindeki artık değer payını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir veya kaldırabilir (m. 236/2). Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu hükmün mallar kusurlu eş adına kayıtlı olsa da uygulanabileceğini kabul etmiş (Yargıtay 2. HD, 18.03.2025, E. 2024/4305, K. 2025/2817), bölge adliye mahkemesinin direnmesi üzerine dosya Hukuk Genel Kurulu'na gönderilmiştir (Yargıtay 2. HD, 22.01.2026, E. 2025/9370, K. 2026/770). Ayrıntıları aldatma sonucu boşanmada mal paylaşımı yazımızda anlattık.

Dava, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde açılır (m. 168). Zina bugün bir suç değildir; yürürlükteki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda zina suçu yer almaz. Dilekçe ve süreç için zina sebebiyle boşanma davası nasıl açılır yazımıza bakabilirsiniz.

İkinci Fıkra: Altı Ay ve Beş Yıllık Süreler

İkinci fıkra iki ayrı hak düşürücü süre öngörür: dava hakkı, eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Beş yıllık süre, zina öğrenilmemiş olsa bile işleyen üst sınırdır.

Yargıtay'a göre başka biriyle birlikte yaşamak gibi süregelen zinada altı aylık süre son eylemin bittiği tarihten başlar; eşin sadakatsizliği yıllar önce öğrenmiş olması, ilişki sürdükçe süreyi başlatmaz (Yargıtay 2. HD, 14.01.2021, E. 2020/6056, K. 2021/222; aynı yönde Yargıtay 2. HD, 16.05.2022, E. 2022/3162, K. 2022/4464). Zina devam ediyorsa beş yıllık süre de dolmuş sayılmaz (Yargıtay 2. HD, 02.04.2026, E. 2025/7952, K. 2026/3598).

Zina talebi genel sebeple açılmış bir davaya sonradan ıslahla eklenirse, süre ıslah tarihine göre değerlendirilir; ıslah davanın açıldığı tarihe yürümez. Öğrenmeden ıslaha kadar altı ay geçmişse zina talebi reddedilir ve genel sebebe dayanan talep incelenir (Yargıtay 2. HD, 20.11.2024, E. 2024/1318, K. 2024/8831; aynı yönde Yargıtay 2. HD, 09.04.2025, E. 2024/6881, K. 2025/3448). Sürenin başlaması için boşanma sebebinin, yani zinanın öğrenilmesi gerekir; eşin yalnızca şüpheli telefon görüşmelerini bilmesi, sonradan otel kayıtlarıyla ortaya çıkan zina bakımından sürenin geçtiği sonucunu doğurmamıştır (Yargıtay 2. HD, 12.05.2025, E. 2024/1539, K. 2025/4829).

Üçüncü Fıkra: Affetme

Üçüncü fıkraya göre zinayı affeden eşin dava hakkı yoktur. Affın söz konusu olabilmesi için zinanın bilinmesi gerekir: Yargıtay, eşin yalnızca şüpheli telefon görüşmelerini öğrenip barışmasını, sonradan otel kayıtlarıyla ortaya çıkan zinanın affı saymamıştır (Yargıtay 2. HD, 12.05.2025, E. 2024/1539, K. 2025/4829).

Affetme kolayca varsayılmaz. Hukuk Genel Kurulu, aldatmanın ardından eşlerin bir kez birlikte yemek yiyip fotoğraf çektirmesini affetme veya hoşgörü saymamış; barışmanın gerçekleşip ortak hayatın yeniden kurulmadığını ve tanık beyanına göre eşin affetmediğini dikkate almıştır (Yargıtay HGK, 29.11.2022, E. 2020/727, K. 2022/1620). Affedilen olaylar genel boşanma sebebine dayanan davada da kusur olarak yüklenemez; bu konudaki kararları TMK 166 sayfamızda derledik.

TMK 161 Yargıtay kararları

Bu bölümde, maddenin uygulamada nasıl yorumlandığını gösteren 12 Yargıtay kararı yer alıyor. Kararların tamamı resmî tam metinleri okunarak seçildi ve ilgili oldukları fıkraya göre gruplandı; İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararları bulundukları grubun başında yer alır. Künyeye tıklayarak kararın tam metnine ulaşabilirsiniz.

Karar seçimi hakkında

Bu bölümdeki kararlar resmî tam metinleri okunarak seçildi ve ilgili oldukları fıkraya göre gruplandı. Hukuk Genel Kurulu ile İçtihatları Birleştirme Kararı, bağlayıcılıkları nedeniyle bulundukları grubun başında yer alır. Karşı oyda kalan görüşler ve yalnız taraf beyanlarında geçen değerlendirmeler kartlara alınmadı.

TMK 161/1 ile ilgili Yargıtay kararları

TMK 161/1 · Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu

Evli kişiyle birlikte olan üçüncü kişiye manevi tazminat davası açılamaz

Zina eden eşle birlikte olan üçüncü kişiye karşı açılan manevi tazminat davalarında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin kendi kararları ile Hukuk Genel Kurulu kararları arasında çelişki oluşmuştu. İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, evlilik birliği devam ederken eşlerden biriyle, evli olduğunu bilerek birlikte olan üçüncü kişiye karşı diğer eşin manevi tazminat isteminde bulunamayacağına karar verdi. Aldatılan eşin yolu, sadakat yükümlülüğünü ihlal eden eşe karşı zina veya evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanma davası açmak ve bu davada kusur durumuna göre tazminat istemektir. Karar oy çokluğuyla verilmiştir.

“Evlilik birliği devam ederken eşlerden biri ile evli olduğunu bilerek birlikte olan üçüncü kişiye karşı diğer eşin manevi tazminat isteminde bulunamayacaktır.”

TMK 161/1 · Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Zina mutlak boşanma sebebidir ama zina eden eş kendiliğinden ağır kusurlu sayılmaz

Erkeğin zinaya dayanan davası ile kadının genel sebebe dayanan davası birlikte görülmüştü. Kadının zina yaptığı; erkeğin ise eşine süregelen fiziksel şiddet uyguladığı, manevi anlamda bağımsız konut temin etmediği ve evin aboneliklerini iptal ettirdiği anlaşılmıştı. Bölge adliye mahkemesi, mutlak ve nispi boşanma sebepleri arasında kusur kıyaslaması yapılamayacağını ve zina eden kadının ağır kusurlu olduğunu kabul ederek erkek lehine manevi tazminata hükmetmişti. Hukuk Genel Kurulu, boşanma sebebinin mutlak veya nispi olmasının ispat kuralları bakımından önemli olduğunu, kimin daha kusurlu olduğunun tayininde ölçüt olmadığını belirtti; eşleri eşit kusurlu kabul ederek manevi tazminatı bozdu. Kararda zina ispatlanırsa hâkimin boşanmaya karar vermek zorunda olduğu, bu davalarda yalnızca davalının zina yapıp yapmadığının inceleneceği de açıklandı.

“Özellikle belirtmek gerekir ki karşılıklı açılan veya birleştirilerek görülmesine karar verilen davalardaki ‘boşanma sebebinin’ mutlak veya nispi olması hangi tarafın daha fazla kusurlu olduğunu tayin hususunda bir ölçüt değildir.”

TMK 161/1 · Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Boşanma kesinleştikten sonra zina sebebiyle yeniden boşanma davası açılamaz

Eşlerin boşanmasına ilişkin hüküm kesinleşmiş, yargılama yalnızca boşanmanın fer'îleri yönünden sürüyordu. Erkek, boşanmanın kesinleşmesinden sonraki dönemde kadının sadakatsiz davrandığını ileri sürerek zina sebebiyle yeni bir boşanma davası açtı. Hukuk Genel Kurulu, boşanma kararının kesinleşmesiyle evlilik birliğinin ve sadakat yükümlülüğünün sona erdiğini, sona eren evlilik hakkında boşanma davası açılmasının hukuki sonuç doğurmayacağını belirtti. Bu davanın, boşanma tarihine kadar gerçekleşen kusurlu davranışları belirlemeye yönelik fer'îler davasına etkisi olmadığını kabul etti.

“öte yandan sona eren evlilik hakkında boşanma davası açılmasının hukuki sonuç doğurmayacağı”

TMK 161/1 · Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Dava açıldıktan sonra gerçekleşen zina aynı davaya ıslahla eklenemez

Erkek boşanma davası açmış; yargılama sürerken, dava tarihinden sonra eşini ortak konutta başka bir erkekle yatak odasında yakaladığını ileri sürerek davasını tamamen ıslah edip zina sebebine dayandırmıştı. Hukuk Genel Kurulu, dava tarihinde henüz gerçekleşmemiş bir vakıanın ıslah yoluyla dava dilekçesine eklenemeyeceğini, her davanın açıldığı ana kadar gerçekleşen vakıalara göre sonuçlandırılacağını belirtti. Dava tarihinden sonraki eylem nedeniyle tarafa kusur yüklenemeyeceğini ve ıslahla ileri sürülen zina davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerektiğini kabul etti. Karar oy çokluğuyla verildi.

“her davanın açıldığı ana kadar gerçekleşen hukukî ve maddi vakıalara göre sonuçlandırılması gerektiğine yönelik ilkeye göre de mümkün değildir.”

TMK 161/1 · Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Usulüne uygun dayanılan otel konaklama kayıtları zinanın delili olabilir

Kadının zinaya dayanan birleşen davası, erkeğin otel konaklama kayıtlarına dayanılarak kabul edilmişti; erkek, bu kayıtlara usulüne uygun dayanılmadığını ileri sürerek temyize başvurdu. Daire, birleşen davada erkeğin otel konaklama kayıtlarına delil olarak usule uygun şekilde dayanıldığını ve kayıtların mahkemece hukuka uygun şekilde istenerek dosyaya alındığını belirterek erkeğin temyiz itirazlarını reddetti. Karar oy çokluğuyla verildi; karşı oyda kayıtlara dilekçelerde dayanılmadığı ve hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu görüşü savunuldu.

“erkeğin otel konaklama kayıtlarına delil olarak usule uygun şekilde dayanıldığı, dayanılan bu delilin mahkemece hukuka uygun şekilde istenilerek dosya içerisine alınmış olduğunun anlaşılmasına göre”

TMK 161/1 · Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Üçüncü kişinin mesajları ve anlatımları tek başına zinayı ispatlamaz

İlk derece mahkemesi, erkeğin dava dışı bir kadınla zina ettiğini kabul ederek kadının zinaya dayanan davasını kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi de istinafı reddetmişti. Daire, dava dışı kadının davacı kadına erkekle birliktelik yaşadığına dair mesajlar attığını, tanıklarla telefonda ve yüz yüze görüşerek ilişkinin ayrıntılarını anlattığını, ancak ikili arasında geçen bir mesaj veya fotoğraf bulunmadığını belirtti. Olayların zina boyutunda olmadığı ve zinanın her türlü şüpheden uzak delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle kararı bozdu.

“gerçekleşen olayların zina boyutunda olmadığı, zinanın varlığının her türlü şüpheden uzak delillerle ispatlanamadığı anlaşılmaktadır.”

TMK 161/1 · Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Zina nedeniyle boşanmada mal rejimindeki pay azaltılabilir veya kaldırılabilir

Eşler erkeğin zinası nedeniyle boşanmıştı. Bölge adliye mahkemesi, kadının karşı davasında tasfiye konusu mallar erkek adına kayıtlı olduğu için TMK 236/2'nin uygulanamayacağını kabul etmiş, erkeğin davasında ise onun artık değerdeki payını tamamen kaldırmıştı. Daire, kanunun zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada hâkime kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun olarak azaltma veya kaldırma yetkisi verdiğini, malların kusurlu eş adına kayıtlı olmasının bu hükmün uygulanmasına engel olmadığını belirtti. Evlilik süresi, zinanın gerçekleşme şekli ve tanık beyanları gözetilmeden payın tamamen kaldırılmasını da hatalı buldu. Bölge adliye mahkemesinin direnmesi üzerine dosya 2026'da Hukuk Genel Kurulu'na gönderildi.

“Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince, karşı davada TMK'nin 236/2. maddesinin uygulanamayacağına yönelik kabulü hatalı olmuştur.”

TMK 161/2 ile ilgili Yargıtay kararları

TMK 161/2 · Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Süregelen zinada altı aylık süre son eylemden başlar

Kadın, erkeğin sadakatsizliğini 2012 yılında öğrenmişti; erkeğin başka bir kadınla birlikte yaşaması ise sürüyordu ve bu birliktelikten 2014 doğumlu bir çocuğu olmuştu. Mahkeme süreyi 2012'den başlatıp zinaya dayanan davayı hak düşürücü süreden reddetmişti. Daire, altı aylık hak düşürücü sürenin süregelen eylemlerde son eylemin bittiği tarihten başlayacağını, olayın tek eylem gibi değerlendirilemeyeceğini belirterek kararı bozdu. Daire aynı ilkeyi 2022'de de tekrarlamıştır.

“Zina (TMK m. 161) hukuksal sebebine dayanan boşanma davalarında yasada öngörülen altı aylık hak düşürücü süre, süre gelen eylemlerde, son eylemin bittiği tarihten itibaren başlar.”

TMK 161/2 · Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Zina devam ediyorsa beş yıllık süre dolmuş sayılmaz

Bölge adliye mahkemesi, erkeğin 26.10.2022'de açtığı zinaya dayanan davanın beş yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını kabul ederek ret kararını onaylamıştı. Daire, 2017 yılının Temmuz ayındaki otel konaklamasından sonra da tanık beyanlarına ve olayların akışına göre kadının zina eyleminin devam ettiğini, zinaya dayanan davanın şartlarının oluştuğunu belirterek ret kararını bozdu.

“2017 yılının Temmuz ayındaki otel konaklamasından sonra da tanık beyanlarına göre ve olayların akışı karşısında kadının zina eyleminin devam ettiği”

TMK 161/2 · Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Zina talebi ıslahla eklenirse altı aylık süre ıslah tarihine göre hesaplanır

Kadın genel sebebe dayanan boşanma davası açmış; erkeğin zinasını 02.11.2021 tarihli duruşmadan önce dosyaya giren otel kayıtlarıyla öğrendikten sonra 28.11.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle davasını öncelikle zina sebebine dayandırmıştı. Daire, zinaya dayanan davada dava hakkının öğrenmeden başlayarak altı ay ve her hâlde zinanın üzerinden beş yıl geçmekle düştüğünü hatırlattı. Islah tarihinde altı aylık sürenin geçtiğini, zina davasının reddedilip kadının terditli olarak ileri sürdüğü genel sebebe dayanan talebinin incelenmesi gerektiğini belirterek kararı bozdu. Daire 2025'te de sürenin öğrenmeyle başlayacağını ve ıslahın davanın açıldığı tarihe yürümeyeceğini belirtmiştir.

Karardan alıntı (aç)

“Davacı-davalı kadın, erkeğin zina eylemini 02.11.2021 tarihli duruşmadan önce dosya arasına alınan otel kayıtları ile öğrendiği ve 28.11.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile tarafların boşanmalarına karar verilmesini talep ettiği dikkate alındığında davanın kanunda öngörülen altı aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre; davacı davalı kadının hak düşürücü süre yönünden koşulları oluşmayan zina davasının reddine karar verilmesi ve kadının terditli talebi olan evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı davası yönünden değerlendirme yapılarak bu yönden karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.”

TMK 161/3 ile ilgili Yargıtay kararları

TMK 161/3 · Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Aldatmadan sonra birlikte yemek yemek affetme sayılmaz

Kadın, erkeğin sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini ileri sürerek öncelikle zina, olmadığı takdirde genel sebeple boşanma istemişti; zina ispatlanamamış, dava genel sebep üzerinden sürmüştü. Bölge adliye mahkemesi, kadının doğum gününde erkekle dışarıda yemek yiyip fotoğraf çektirmesini affetme, en azından hoşgörü sayarak davayı reddetmişti. Hukuk Genel Kurulu, erkeğin kusurlu davranışlarından sonra barışmanın gerçekleşip ortak hayatın yeniden kurulmadığını, tanık beyanına göre kadının eşini affetmediğini, yemek fotoğraflarından affetme sonucuna varılamayacağını belirterek direnme kararını bozdu.

“erkeğin kusurlu davranışlarından sonra taraflar arasında barışmanın gerçekleşerek ortak hayatın yeniden kurulmadığı gibi dosyada mevcut yemek fotoğraflarından gerçekleştirilen eylemlerin ‘affedilmiş’ olarak nitelendirilmesi de somut olayın özelliğine uygun düşmemektedir.”

TMK 161/3 · Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Bilinmeyen zina affedilmiş sayılamaz

Mahkemeler, erkeğin kadının zinasını bildiği hâlde evliliği sürdürdüğünü, bu nedenle zinayı affettiğini kabul ederek erkeğin davasını reddetmişti. Daire, erkeğin daha önce yalnızca kadının bir kişiyle sık sık telefonla görüştüğünü öğrendiğini ve tarafların anlaşıp evliliği sürdürdüğünü, zinanın ise daha sonra otel ve telefon kayıtlarıyla ortaya çıktığını belirtti. Kayıtlara göre kadın 2018-2020 arasında bir kişiyle 15 kez, bir başkasıyla bir kez aynı otel odasında kalmıştı. Daire, zina vakıasının kadına kusur olarak yüklenmesi ve erkeğin zinaya dayanan davasının kabulü gerektiği gerekçesiyle kararı bozdu.

“Gerçekleşen bu durum karşısında kadına zina vakıasının kusur olarak yüklenmesi gerekir.”

TMK 161 Anayasa Mahkemesi kararları

TMK 161/2 · Anayasa Mahkemesi

Beş yıllık hak düşürücü süre Anayasa'ya aykırı bulunmadı

Olay: Bir aile mahkemesi, zinayı beş yıl geçtikten sonra öğrenen eşin dava açamamasının eşitliğe ve etkili başvuru hakkına aykırı olduğu gerekçesiyle TMK 161/2'deki "her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl" ibaresinin iptali için başvurmuştur.

Karar: Mahkeme, zina sebebiyle boşanma davasının azami süreyle sınırlandırılmasının, kusurlu olmayan eşin evliliğini sonlandırabilmesine ilişkin başvuru yolunun erişilebilirliğini ve etkililiğini zedelemediği sonucuna varmış; kuralın Anayasa'nın 20. ve 40. maddelerine aykırı olmadığına ve itirazın reddine oybirliğiyle karar vermiştir. Kararda ayrıca sürenin hak düşürücü olduğu, taraflarca ileri sürülmese de hâkim tarafından resen gözetileceği ve devam eden eylemlerden oluşan zinada sürenin son eylem tarihinden işlemeye başladığı belirtilmiştir.

“Bu itibarla zina mutlak boşanma sebebine dayalı boşanma davalarının azami süreyle sınırlandırılmasını öngören kuralın, kusurlu olmayan eşin evliliğini sonlandırabilmesine ilişkin başvuru yolunun erişilebilirliğini ve etkililiğini zedelemediği sonucuna ulaşılmıştır.”

Ne anlama geliyor?

Beş yıllık süre bugün de yürürlüktedir ve anayasal denetimden geçmiştir. Zinayı geç öğrenen eş için kalan yol, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine (TMK 166/1) dayanmaktır.

Anayasa Mahkemesi, 25.12.2024, E. 2024/83, K. 2024/227 · RG 18.03.2025, S. 32845 · tam metin

TMK 161 ile ilgili maddeler

  • TMK m. 162 — Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış
  • TMK m. 163 — Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme
  • TMK m. 164 — Terk
  • TMK m. 166 — Evlilik birliğinin sarsılması
  • TMK m. 168 — Yetki
  • TMK m. 174 — Maddî ve manevî tazminat
  • TMK m. 175 — Yoksulluk nafakası
  • TMK m. 184 — Boşanmada yargılama usulü
  • TMK m. 185 — Evlilik birliği ve sadakat yükümlülüğü
  • TMK m. 236 — Artık değere katılma ve zina hâlinde indirim

Uygulamada dikkat edilecekler

Pratik notlar

  1. 1.Dava dilekçesini terditli kurun: öncelikle zina (m. 161), kabul edilmezse evlilik birliğinin temelinden sarsılması (m. 166/1). Yalnız zinaya dayanılan dava, zina ispatlanamazsa reddedilir.
  2. 2.Altı aylık süreyi öğrenme tarihinden yazılı olarak belgelendirin; süre hak düşürücüdür ve hâkim tarafından resen gözetilir.
  3. 3.İlişki devam ediyorsa bunu dilekçede açıkça belirtin: süregelen zinada altı ay son eylemden başlar, beş yıl dolmuş sayılmaz.
  4. 4.Zinaya ıslahla geçiyorsanız altı aylık sürenin ıslah tarihine göre değerlendirileceğini hesaba katın.
  5. 5.Affetme iddiasına karşı, öğrenme tarihinden sonraki davranışların bağışlama iradesi taşımadığını gösterin; birlikte yemek yemek veya aynı evde kalmak tek başına af sayılmaz.
  6. 6.Delilleri hukuka uygun yolla toplayın; casus yazılım, gizli kamera ve izinsiz hesap erişimiyle elde edilen kayıtlar dosyadan çıkarılabilir.
  7. 7.Tazminat ve nafaka talepleri için kusur karşılaştırmasına hazırlanın; zina tek başına diğer eşi kusursuz yapmaz.
  8. 8.Mal rejiminde TMK 236/2'ye dayanacaksanız talebi açıkça yazın ve yalnız artık değere katılma alacağı bakımından ileri sürün.
  9. 9.Eşin birlikte olduğu üçüncü kişiye manevi tazminat davası açmayın; İçtihatları Birleştirme Kararı bu yolu kapatmıştır.

Konuyla ilgili yazılar

Sıkça Sorulan Sorular

TMK 161, zinayı boşanma sebebi olarak düzenleyen maddedir. Eşlerden biri zina ederse diğer eş boşanma davası açabilir. Dava hakkı, zinanın öğrenilmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zinanın üzerinden beş yıl geçmekle düşer; zinayı affeden eşin dava hakkı yoktur.

Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut bir uyuşmazlık için hukuki görüş yerine geçmez. Madde metni resmî kaynaktan alınmış, kararlar resmî tam metinleri üzerinden özetlenmiştir.