4721 sayılı Türk Medeni Kanunu · B. Hukukî ilişkilerin kapsamı — I. Dürüst davranma

TMK Madde 2: Dürüst Davranma ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı

Başlangıç › B. Hukukî ilişkilerin kapsamı — I. Dürüst davranma

Hazırlayan: Av. Murat Aydar1 yüksek mahkeme kararıYürürlükteki metinGüncelleme: 23.09.2026

Kısa cevap · TMK 2

TMK 2, Türk özel hukukunun en çok başvurulan genel hükmüdür ve iki ilke içerir: dürüstlük kuralı ile hakkın kötüye kullanılması yasağı. Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır; bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Yargıtay'a göre bu hüküm, hayatın sonsuz ihtimallerinin önceden düzenlenmesindeki imkânsızlık karşısında bütün hakların kullanılmasına getirilmiş genel bir sınırlamadır. Maddenin her iki fıkrası da emredicidir: taraflar uygulanmayacağını kararlaştıramaz. Aykırılık bir def'i değil itiraz oluşturduğundan hâkim, ileri sürülmese bile resen gözetir. Kural taliîdir: önce özel hükümler uygulanır, TMK 2 istisnai hâllerde haksızlığı düzeltici işlev görür.

Bu sayfada neler var? (10 bölüm)
  1. TMK 2 madde metni
  2. Değişiklik geçmişi
  3. İki İlke, Tek Amaç: Neden Böyle Bir Genel Kural Var?
  4. Bir Hak Ne Zaman Kötüye Kullanılmış Sayılır?
  5. Hâkim Resen Gözetir: İtiraz mı, Def'i mi?
  6. Aynı Konuda Üçüncü Dava: "Yargısal Taciz"
  7. TMK 2 Yargıtay kararları
  8. TMK 2 ile ilgili maddeler
  9. Uygulamada dikkat edilecekler
  10. Sıkça sorulan sorular

Temel kavramlar

Dürüstlük kuralı
Herkesin uyması gerekli olan genel ve objektif bir davranış kuralı; hukuki ilişkilerde dürüst, namuslu, ahlâklı ve karşı tarafta yaratılan güvenle tutarlı davranma yükümlülüğü.
Objektif iyiniyet
Dürüstlük kuralının öğretideki diğer adı. TMK 3'teki sübjektif iyiniyetten farklıdır.
Hakkın kötüye kullanılması
Bir hakkın dürüstlük kuralına aykırı biçimde kullanılması suretiyle başkasına zarar verilmesi.
Izrar kastı aranmaması
Hak sahibinin başkasını zarara uğratma kastıyla hareket edip etmediğini araştırmaya gerek yoktur; önemli olan dürüstlük kuralına aykırı kullanım sonucu zarar doğmasıdır.
Talilik (ikincillik)
TMK 2'nin ancak özel hükümler uygulandıktan sonra ve istisnai hâllerde düzeltici olarak devreye girmesi.
İtiraz - def'i ayrımı
Hakkın kötüye kullanılması bir def'i değil itirazdır; bu nedenle ileri sürülmese bile hâkim resen gözetir.
Emredici nitelik
Maddenin her iki fıkrasının da kamu düzeni gereği konulmuş olması; tarafların uygulanmayacağını kararlaştıramaması.
Amaca aykırı kullanım
Hakkın, tanınmasındaki amaca aykırı olarak ve kullananın korunacak bir menfaati olmaksızın kullanılması.
Aşırı oransızlık
Hakkın kullanılmasının sağlayacağı yarar ile başkalarına vereceği zarar arasındaki ölçüsüz fark. Kötüye kullanma ölçütlerinden biridir.
Çelişkili davranış yasağı
Uyandırılan güvene aykırı davranmama yükümlülüğü. Kötüye kullanma ölçütlerinden biridir.
Kendi ahlâka aykırı davranışına dayanamama
Bir kimsenin, kendisinin ahlâka aykırı davranışından hak çıkarmaya çalışamaması.
Yargısal taciz
Aynı konuda tekrar tekrar dava açarak karşı tarafı gereksiz vekâlet sözleşmesi, gider ve emek harcamasına zorlamak. Yargıtay bunu mahkemeye erişim hakkının kötüye kullanılması kapsamında değerlendirmiştir.
HMK 29
Dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğü. TMK 2'deki dürüstlük kuralının medeni usul hukukundaki görünümüdür.

Bir bakışta TMK 2

KonuKuralDayanak
Birinci ilkeHerkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.TMK m. 2/1
İkinci ilkeBir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.TMK m. 2/2
Neden gerekliHayatın sonsuz ihtimallerinin önceden öngörülmesi imkânsız olduğundan, bütün hakların kullanılmasında dikkate alınacak genel bir sınırlama ihtiyacı doğmuştur.HGK 2026/79
Aykırılığın yaptırımıDürüstlük kuralına uyulmamasının müeyyidesi, hakkın açıkça kötüye kullanılmış sayılması ve hukuken korunmamasıdır.HGK 2026/79
Kast aranmazHak sahibinin ızrar kastıyla hareket edip etmediği araştırılmaz; dürüstlük kuralına aykırı kullanım sonucu zarar doğması yeterlidir.HGK 2026/79
ÖlçütlerHakkın kullanımında geçerli ve haklı bir yararın varlığı, yarar ile zarar arasında aşırı oransızlık olmaması, kendi ahlâka aykırı davranışına dayanmama ve uyandırılan güvene aykırı davranmama.HGK 2026/79
Önceden belirlenemezBir hakkın ne zaman kötüye kullanılmış sayılacağı kanunda gösterilmemiştir; her somut olayda hâkim tarafından belirlenir.HGK 2026/79
TalilikÖncelikle her meseleye ona ilişkin kanun hükümleri uygulanır; TMK 2 istisnai durumlarda haksızlığı düzeltici biçimde uygulanır.HGK 2026/79; YİBBGK 25.01.1984, E. 3, K. 1
Emredici nitelikHer iki fıkra da emredicidir; tarafların uygulanmayacağını kararlaştırması mümkün değildir.HGK 2026/79
Resen gözetmeAykırılık def'i değil itiraz oluşturduğundan, ileri sürülmemiş olsa bile hâkim dosyadan anlaşılan durumu resen dikkate almak zorundadır.HGK 2026/79; YİBK 08.11.1991, E. 1990/4, K. 1991/13
Şekle aykırılıkYasak, şekle aykırılığı ileri sürme hakkı bakımından da bir sınır oluşturur.HGK 2026/79
Usul hukukundaki görünümTaraflar dürüstlük kuralına uygun davranmak ve vakıalara ilişkin açıklamalarını gerçeğe uygun yapmakla yükümlüdür.HMK m. 29
Yargısal tacizAynı konuda üçüncü kez dava açarak karşı tarafı gereksiz gider ve emek harcamasına zorlamak, mahkemeye erişim hakkının kötüye kullanılması kapsamında yargısal taciz niteliğindedir.HGK 2026/79
SonucuBu nitelikteki davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir.HGK 2026/79

TMK 2 madde metni

Resmî metin4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

Başlangıç · B. Hukukî ilişkilerin kapsamı — I. Dürüst davranma

Dürüst davranmaMadde 2

  1. (1)Kural yalnız hak kullanımını değil borcun ifasını da kapsar. "Herkes" ifadesi, hükmün kişi bakımından sınırsız uygulandığını gösterir.Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.
  2. (2)"Açıkça" kaydı önemlidir: her uygunsuzluk değil, açık bir kötüye kullanma hâli korumasızlık sonucunu doğurur.Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.

Kaynak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, mevzuat.gov.tr. Fıkra numaraları okumayı kolaylaştırmak için eklenmiştir.

Değişiklik geçmişi

TarihKaynakDeğişiklik
22.11.20014721 sayılı Türk Medeni Kanunu (RG 08.12.2001, S. 24607; yürürlük: 01.01.2002)Madde, kanunun ilk metninde "Başlangıç — B. Hukukî ilişkilerin kapsamı — I. Dürüst davranma" başlığı altında yer aldı ve bugüne kadar hiç değiştirilmedi. Hükmün özü, İsviçre Medeni Kanunu'ndaki karşılığından alınmıştır; Yargıtay kararlarında İsviçre Federal Kurulunun 1904 tarihli mesajına dayanılması bu ortak kökenin izidir.

İki İlke, Tek Amaç: Neden Böyle Bir Genel Kural Var?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, TMK 2'nin gerekçesini şöyle açıklamaktadır: maddede hukuk düzeninin kişilere tanıdığı bütün hakların kullanılmasında göz önünde tutulması ve uyulması gereken iki genel ilkeye yer verilmektedir; bunlar dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağıdır (Yargıtay HGK, 18.02.2026, E. 2024/822, K. 2026/79).

Kurula göre hukuk düzeni, tanıdığı her hakkın kapsamını ve kullanılma şartlarını özel olarak düzenlemiştir. Ancak hayatın sonsuz ihtimallerinin önceden öngörülmesinin ve bunların en küçük ayrıntılara kadar düzenlenmesinin imkânsızlığı karşısında, bütün hakların kullanılmasında dikkate alınacak genel bir sınırlama koyma ihtiyacı duyulmuştur. Bu ihtiyaç, TMK 1'in boşluk doldurmaya ilişkin esnekliğini doğuran ihtiyaçla aynıdır (TMK 1).

Dürüstlük kuralı nedir? Kurula göre bu, herkesin uyması gerekli olan genel ve objektif bir davranış kuralıdır; kişilerin tarafı oldukları hukuki ilişkilerde dürüst, namuslu, ahlâklı ve diğer kişilerde yaratılan güvenle tutarlı şekilde davranmalarını ifade eder. Ölçü, "toplumdaki dürüst, namuslu ve orta zekâlı bir kişinin, genel ahlâk, doğruluk ve karşılıklı güven esaslarına uygun davranış biçimidir". Bu davranışın belirlenmesinde toplumda geçerli genel ahlâk kuralları, günün âdet ve uygulamaları ile ilişkinin içerik ve amaçları dikkate alınır.

İki fıkra arasındaki bağ. Kurul, maddenin ifade biçiminden şu sonucu çıkarır: bir hakkın kullanılmasında dürüstlük kuralına uyulmamasının müeyyidesi, bu hakkın açıkça kötüye kullanılmış sayılması ve hukuken korunmamasıdır. Yani birinci fıkra yükümlülüğü, ikinci fıkra yaptırımı koyar.

Zarar verme kastı aranmaz. Bu, uygulamada en çok yanlış bilinen noktadır. Kurula göre hak sahibinin başkasını ızrar kastıyla hareket etmiş olup olmadığını araştırmaya gerek yoktur; önemli olan başkasına zarar vermek kastı değil, hakkın dürüstlük kurallarına aykırı olarak kullanılması sonucunda başkasının zarar görmüş olmasıdır.

Kapsam: yalnız hak kullanımı değil. Birinci fıkra "haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken" der. Dolayısıyla kural, alacaklının davranışını da borçlunun ifasını da bağlar.

Bir Hak Ne Zaman Kötüye Kullanılmış Sayılır?

Kanun bunu söylemiyor — bilinçli olarak. Hukuk Genel Kurulu, Türk Medeni Kanunu'nun kötüye kullanılan hakkın korunmayacağını belirtmekle beraber bir hakkın ne zaman kötüye kullanılmış sayılacağı konusunda bir açıklamaya yer vermediğini; esasen bunu önceden belirlemenin mümkün de olmadığını söyler. Kurula göre önceden ölçüt listesi koymak isabetli bir tutum da olmayacaktır; bu nedenle kötüye kullanmanın her somut olayda, olayın özellikleri dikkate alınarak hâkim tarafından belirlenmesi gerekir.

Yine de yol gösterici ölçütler var. Kurul, öğretiye dayanarak şu ölçütleri sayar (Yargıtay HGK, 18.02.2026, E. 2024/822, K. 2026/79):

  • Kişinin hakkın kullanılmasında geçerli ve haklı bir yararının bulunması,
  • Hakkın kullanılmasının sağlayacağı yarar ile başkalarına vereceği zarar arasında aşırı oransızlığın olmaması,
  • Bir kimsenin kendi ahlâka aykırı davranışına dayanmaması,
  • Uyandırılan güvene aykırı davranışta bulunmaması.

Kurul ayrıca uyarır: bu olguların somut olayda bulunması kesin olarak kötüye kullanmayı göstermez; bulunmaması da kötüye kullanılmamış olduğu anlamını taşımaz.

Çekirdek ölçüt: amaç ve menfaat. Kurula göre kötüye kullanmayı kabul etmek için hakkın amacına aykırı olarak kullanılması ve hakkı kullananın bu kullanmada çıkarının olmaması gerekir. Şu formülle özetlenir: bir hak, tanınmasındaki amaca aykırı kullanılırsa ve kullanan bakımından menfaat yoksa veya çok küçük bir menfaat varsa, artık hakkın kullanılmasından değil kötüye kullanılmasından söz edilir.

Klasik örnek. Kurul, öğretiden şu örneği aktarır: bir malikin mülkiyet hakkından yararlanması öngörülmüştür; malik mülkiyet hakkını kendisine yararı olmadığı hâlde amacına aykırı kullanırsa — örneğin gerekmediği hâlde gerekmediği yükseklikte bir duvar yaptırırsa — hakkın kötüye kullanıldığı sonucuna varılır.

Kural taliîdir: sırayı bozmayın. Bu, dilekçe kurarken en çok işe yarayan uyarıdır. Kurul, İsviçre Federal Kurulunun 1904 tarihli mesajına ve 25.01.1984 tarihli ve E. 3, K. 1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararına dayanarak şunu belirtir: bir hakkın kullanılmasının açıkça adaletsizlik oluşturduğu, gerçek hakkın tanınması ve bireyin korunması için tüm hukuki yolların kapalı bulunduğu zorunluluk hâllerinde TMK 2 uygulama alanı bulur ve olağanüstü bir imkân sağlar; haksızlığı düzeltici, yasadaki kuralları tamamlayıcı fonksiyonunu yerine getirir.

Kurul devamla, bu kuralın taliliği (ikincilliği) gözetilerek öncelikle her meseleye ona ilişkin kanun hükümlerinin uygulanması; uygulanan hükümlerin adalete aykırı olabileceği istisnai durumlarda ise TMK 2'deki kuralın haksızlığı düzeltici biçimde uygulanması gerektiğini vurgular. Ayrıca 30.09.1988 tarihli ve E. 1987/2, K. 1988/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, hukukun ancak meşru menfaatlerin tatminine yaradığı, aksi hâlde mevcudiyet sebebini kaybedeceği; TMK 4 hükmüyle de hâkimin adalete uygun karar vermeye çağrıldığı ve menfaatlerin doğru ve adil bir dengesini yapmak zorunda olduğu belirtilmiştir (TMK 4).

Hâkim Resen Gözetir: İtiraz mı, Def'i mi?

Bu başlık, TMK 2'nin usul hukukundaki en güçlü sonucunu içerir.

Her iki fıkra emredicidir. Hukuk Genel Kuruluna göre dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı kamu düzeni ihtiyaç ve gerekleri nedeniyle konulmuş kurallardır; bu nedenle TMK 2'nin her iki fıkrası da emredici niteliktedir. Sonuç açıktır: tarafların aralarındaki ilişkide dürüstlük kuralının ve hakkın kötüye kullanılması yasağının uygulanmayacağını kararlaştırmaları mümkün değildir.

Aykırılık bir itirazdır, def'i değildir. Kurula göre dürüstlük kuralına veya hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı bir davranış, doğrudan hakkın mevcudiyetini ortadan kaldırdığından bir itiraz teşkil eder. Bunun pratik sonucu şudur: hâkim, dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden kötüye kullanma oluşturan davranışı tespit ediyorsa, ilgili tarafından ileri sürülmemiş olsa bile kendiliğinden (resen) bunu dikkate almalıdır.

Kurul bu sonucu köklü içtihada dayandırır: Hukuk Genel Kurulunun 04.11.1964 tarihli ve E. 1964/2-953, K. 1964/640 ile 14.02.1951 tarihli ve E. 1949/17, K. 1951/1 sayılı kararları ve 08.11.1991 tarihli ve E. 1990/4, K. 1991/13 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı.

Şekle aykırılık savunması da sınırlanır. Kurula göre hukukun her alanında uygulanma niteliğine sahip olan bu yasak, şekle aykırılığı ileri sürme hakkı için de bir sınır teşkil eder; buyurucu niteliği itibarıyla hâkim tarafından resen gözetilmesi gerektiği Türk-İsviçre öğreti ve uygulamasında tartışmasızdır. Kurul burada HGK'nın 13.02.1974 tarihli ve 524/103; 02.10.1974 tarihli ve 2/810-1043; 07.12.1983 tarihli ve 4/224-1276 sayılı kararlarına atıf yapar. Bu, şekil şartına uymayan tarafın karşısındakinin geçersizliği ileri sürmesinin her zaman korunmadığı anlamına gelir (TMK 5).

Usul hukukundaki karşılığı: HMK 29. Kurul, aynı konuya HMK'nın "Dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğü" başlıklı 29. maddesinde de yer verildiğini belirtir. Anılan maddeye göre taraflar dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadır ve davanın dayanağı olan vakıalara ilişkin açıklamalarını gerçeğe uygun bir biçimde yapmakla yükümlüdürler.

Kurula göre maddenin ilk fıkrası, Türk Medeni Kanunu'ndaki dürüstlük kuralının medeni usul kanunundaki görünümüdür ve bu kurallar "taraf hâkimiyeti"nin sınırları olarak görülür. Kurala aykırılık hâlinde işlemin hukuki sonuç doğurması mahkemece önlenecektir. Doğruyu söyleme ödevi bakımından ise: taraflar neleri ileri süreceklerinde serbesttir ve aleyhlerine olan hususları beyan etmeleri beklenemez; ancak yaptıkları açıklamalarda mahkemeyi yanıltmamaları gerekir. Bu ödeve aykırılık hâlinde beyanlar mahkemece dikkate alınmayacak ve değerlendirilmeyecektir; ayrıca tarafın bilinçli olarak yalan söylemesi bir usul hilesi oluşturabilir.

Aynı Konuda Üçüncü Dava: "Yargısal Taciz"

Hukuk Genel Kurulunun 2026 tarihli kararı, TMK 2'nin dava hakkına uygulanması bakımından çarpıcı bir sonuç içermektedir.

Olay. Davacı şirket, çift imzayla keşide edilmesi gereken çeklerin tek imzayla keşide edilmesine karşın banka tarafından karşılıksız işlemine tabi tutulması nedeniyle uğradığı zararların tazminini istemiştir. Davacı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak asıl davada belirli kalemler için düşük tutarlar talep etmiş; ardından aynı iddialara dayanarak ikinci ve üçüncü davaları açmıştır. Özellikle ihalelere katılamamadan doğan zarar için toplam üç ayrı dava açılmıştır.

Kurulun ilk tespiti: ikinci dava sorunsuzdur. Karara göre fazlaya ilişkin haklarını saklı tutan davacının gerçek zarar kalemlerini öğrendikten sonra ikinci davayı açmasında hiçbir sakınca bulunmamaktadır.

İkinci tespit: üçüncü dava sınırı aşar. Kurul, aynı konuda üçüncü kez dava açarak davalıyı haksız yere her dava dosyası için ayrı vekâlet sözleşmesi yapmak zorunda bırakmak, ilâve yargılama giderine yol açmak ve gereksiz yere emek ve mesai harcamasına sebebiyet vermek fiillerini değerlendirmiş; bunun mahkeme erişim hakkının kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilmesi gereken "yargısal taciz" niteliğinde olduğunu belirtmiştir. Kurula göre bu durum dürüstlük kuralına aykırı olduğu gibi dava hakkının kötüye kullanılması mahiyeti taşımaktadır. Sonuç: ilgili birleşen davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir (Yargıtay HGK, 18.02.2026, E. 2024/822, K. 2026/79).

Kısmi dava kuralına getirilen sınır. Kurul, HMK 109/3'ün — dava açılırken kalan kısımdan açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında kısmi dava açılmasının geri kalan kısımdan feragat sayılmayacağı kuralının — bakiye kısmın zamanaşımı veya hak düşürücü süre içinde olsa dahi açılacak ek davalarla sürekli talep edilebileceği şeklinde yorumlanamayacağını belirtmiştir.

Bu bir oybirliği kararı değildir; iki nokta önemlidir.

  • Kurul içinde reddedilen görüş: görüşmeler sırasında, şartları varsa birden fazla ek dava açılmasının kural olarak mümkün olduğu ve birinci ek davadan sonra ikinci veya üçüncü ek davanın açılmasının tek başına dava hakkının kötüye kullanılmasını oluşturmayacağı görüşü ileri sürülmüş; ancak bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
  • Karşı oylar: kararda iki karşı oy bulunmaktadır. Bu karşı oylardan birinde, davacının birden fazla kısmi dava açmasının dürüstlük kuralına aykırılık bulunmadığı sürece mümkün olduğu; dava hakkının kötüye kullanıldığının kabulü için davacının davayı sürüncemede bırakmak niyetinde olduğunu açıkça göstermesi gerektiği; bu ilkeye aykırılığın tek başına yeterli olmadığı, aksi durumun hak arama hürriyetine ve HMK 24'teki tasarruf ilkesine aykırılık oluşturacağı savunulmuştur.

Pratik sonuç. Karar, kısmi dava ve ek dava uygulamasında sayısal bir eşik koymamakla birlikte açık bir uyarı içerir: fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, sınırsız sayıda ek dava hakkı vermez. Zararın kalemleri öğrenildikten sonra talebin bir bütün hâlinde ileri sürülmesi beklenir. Kurul, aynı ilkelerin Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2025 tarihli ve E. 2025/6-26, K. 2025/608; 17.11.2020 tarihli ve E. 2018/5-8, K. 2020/891 ve 24.11.2020 tarihli ve E. 2017/5-2547, K. 2020/927 sayılı kararlarında da vurgulandığını belirtmiştir.

TMK 2 Yargıtay kararları

Bu bölümde, maddenin uygulamada nasıl yorumlandığını gösteren 1 Yargıtay kararı yer alıyor. Kararların tamamı resmî tam metinleri okunarak seçildi ve konularına göre gruplandı; Hukuk Genel Kurulu kararları bulundukları grubun başında yer alır. Künyeye tıklayarak kararın tam metnine ulaşabilirsiniz.

Karar seçimi hakkında

TMK 2, binlerce kararda dayanak olarak anılır; bu sayfaya maddenin bütününü paragraf paragraf açıklayan ve yeni bir ölçüt ortaya koyan karar seçilmiştir. Kararda yer alan içtihadı birleştirme kararları ve eski Hukuk Genel Kurulu kararları, anılan kararın kendi metninde gösterildiği künyelerle aktarılmıştır. Hangi görüşün çoğunluk gerekçesi olduğu, hangi görüşün Kurul çoğunluğunca benimsenmediği ve karşı oyların içeriği kartta ayrıca belirtilmiştir.

Dürüstlük kuralının kapsamı ve dava hakkına uygulanması

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

TMK 2'nin her iki fıkrası emredicidir ve aykırılık itiraz oluşturduğundan resen gözetilir; aynı konuda üçüncü kez dava açmak mahkemeye erişim hakkının kötüye kullanılması kapsamında yargısal taciz niteliğindedir

Olay: Davacı şirket, çift imzayla keşide edilmesi gereken çeklerin tek imzayla keşide edilmesine karşın davalı banka tarafından karşılıksız işlemine tabi tutulması nedeniyle uğradığı zararların tazminini istemiştir. Fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak açtığı asıl davadan sonra, aynı iddialara dayanarak ikinci ve üçüncü davaları açmış; bu davalar asıl dava ile birleştirilmiştir. Bölge adliye mahkemesi Özel Daire bozma kararına direnmiştir.

Karar: Hukuk Genel Kurulu, TMK 2'de bütün hakların kullanılmasında uyulması gereken iki genel ilkeye yer verildiğini; hayatın sonsuz ihtimallerinin önceden düzenlenmesindeki imkânsızlık nedeniyle genel bir sınırlama ihtiyacının doğduğunu belirtmiştir. Dürüstlük kuralına uyulmamasının müeyyidesinin, hakkın açıkça kötüye kullanılmış sayılması ve hukuken korunmaması olduğunu; ızrar kastının aranmadığını, önemli olanın dürüstlük kuralına aykırı kullanım sonucunda zarar doğması olduğunu saptamıştır. Kötüye kullanmanın önceden belirlenemeyeceğini, her somut olayda hâkim tarafından değerlendirileceğini; geçerli ve haklı yararın varlığı, yarar ile zarar arasında aşırı oransızlık olmaması, kendi ahlâka aykırı davranışına dayanmama ve uyandırılan güvene aykırı davranmama ölçütlerini aktarmıştır. Kuralın taliî olduğunu; öncelikle özel hükümlerin uygulanacağını, TMK 2'nin istisnai hâllerde haksızlığı düzeltici işlev göreceğini vurgulamıştır. Her iki fıkranın emredici olduğunu, tarafların uygulanmayacağını kararlaştıramayacağını ve aykırılığın itiraz oluşturduğundan hâkim tarafından resen gözetileceğini belirtmiştir. Somut olayda fazlaya ilişkin haklarını saklı tutan davacının ikinci davayı açmasında sakınca bulunmadığını; ancak aynı konuda üçüncü kez dava açarak davalıyı her dosya için ayrı vekâlet sözleşmesine, ilâve yargılama giderine ve gereksiz emek harcamasına zorlamanın yargısal taciz niteliğinde olduğunu saptayarak ilgili birleşen davanın usulden reddi gerektiğine karar vermiş ve direnme kararını bozmuştur.

Karardan alıntı (aç)

davalıyı haksız yere her dava dosyası için ayrı vekâlet sözleşmesi yapmak zorunda bırakmak, ilâve yargılama giderine yol açmak, keza gereksiz yere emek ve mesai harcamasına sebebiyet vermek, mahkeme erişim hakkının kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilmesi gereken "yargısal taciz" niteliğinde olup, bu durum dürüstlük kuralına aykırı olduğu gibi dava hakkının kötüye kullanılması mahiyeti taşımaktadır.

Ne anlama geliyor?

Fazlaya ilişkin hakları saklı tutmak sınırsız sayıda ek dava hakkı vermez; zarar kalemleri öğrenildikten sonra talebin bir bütün hâlinde ileri sürülmesi beklenir.

Not: Kararda iki karşı oy bulunmaktadır. Ayrıca Kurul görüşmelerinde ileri sürülen "birinci ek davadan sonra ikinci veya üçüncü ek dava açılmasının tek başına dava hakkının kötüye kullanılmasını oluşturmayacağı" görüşü Kurul çoğunluğunca BENİMSENMEMİŞTİR. Karşı oylardan birinde, kötüye kullanmanın kabulü için davacının davayı sürüncemede bırakma niyetini açıkça göstermesi gerektiği; aksi yorumun hak arama hürriyeti ile HMK 24'teki tasarruf ilkesine aykırı olacağı savunulmuştur.

TMK 2 ile ilgili maddeler

  • TMK m. 1Hukukun uygulanması ve kaynakları
  • TMK m. 3İyiniyet
  • TMK m. 4Hâkimin takdir yetkisi
  • TMK m. 5Genel nitelikli hükümler
  • TMK m. 6İspat yükü
  • HMK m. 29Dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğü
  • HMK m. 24Tasarruf ilkesi
  • HMK m. 109Kısmi dava
  • HMK m. 30Usul ekonomisi ilkesi
  • Anayasa m. 36Hak arama hürriyeti

Uygulamada dikkat edilecekler

Pratik notlar

  1. 1.TMK 2'yi asıl dayanak değil düzeltici dayanak olarak kurun: önce olaya ilişkin özel hükümleri uygulayın.
  2. 2.Kuralın taliî olduğunu; ancak açık adaletsizlik ve tüm hukuki yolların kapalı olduğu zorunluluk hâllerinde olağanüstü imkân sağladığını gözetin.
  3. 3.Karşı tarafın zarar verme kastını ispata çalışmayın; ızrar kastı aranmaz, dürüstlük kuralına aykırı kullanım sonucu zarar doğması yeterlidir.
  4. 4.Dört ölçütü tek tek tartışın: haklı yararın varlığı, yarar-zarar oransızlığı, kendi ahlâka aykırı davranışına dayanmama ve uyandırılan güvene aykırı davranmama.
  5. 5.Bu ölçütlerin varlığının kesin sonuç doğurmadığını, yokluğunun da kötüye kullanmayı dışlamadığını bilin.
  6. 6.Çekirdek testi kurun: hak amacına aykırı kullanılmış mı ve kullananın menfaati yok ya da çok küçük mü?
  7. 7.Maddenin her iki fıkrasının emredici olduğunu; sözleşmeyle uygulanmayacağının kararlaştırılamayacağını ileri sürün.
  8. 8.Aykırılığın def'i değil itiraz olduğunu; ileri sürülmese bile hâkimin resen gözetmesi gerektiğini vurgulayın.
  9. 9.Şekle aykırılık savunmasının da bu yasakla sınırlandığını; geçersizliği ileri sürmenin her zaman korunmadığını gözetin.
  10. 10.Usul işlemlerinde HMK 29'u birlikte dayanak yapın: dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğü.
  11. 11.Tarafın aleyhine olanı beyan etmek zorunda olmadığını ama mahkemeyi yanıltmaması gerektiğini; aykırılıkta beyanların dikkate alınmayacağını bilin.
  12. 12.Kısmi dava ve ek davada dikkatli olun: fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması sınırsız ek dava hakkı vermez.
  13. 13.Zarar kalemleri öğrenildikten sonra talebi bir bütün hâlinde ileri sürün; üçüncü dava yargısal taciz sayılarak usulden reddedilebilir.
  14. 14.Karşı taraf tekrar tekrar dava açıyorsa, dürüstlük kuralına aykırılık ve dava hakkının kötüye kullanılması itirazınızı gider ve emek yükünü somutlaştırarak kurun.
  15. 15.Bir karara dayanırken ifadenin çoğunluk gerekçesinde mi, Kurulca benimsenmeyen görüşte mi, yoksa karşı oyda mı yer aldığını mutlaka kontrol edin.

Sıkça Sorulan Sorular

İki genel ilkeyi: dürüstlük kuralı ile hakkın kötüye kullanılması yasağı. Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır; bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.

Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut bir uyuşmazlık için hukuki görüş yerine geçmez. Madde metni resmî kaynaktan alınmış, kararlar resmî tam metinleri üzerinden özetlenmiştir.