4721 sayılı Türk Medeni Kanunu · B. Hukukî ilişkilerin kapsamı — II. İyiniyet

TMK Madde 3: İyiniyet

Başlangıç › B. Hukukî ilişkilerin kapsamı — II. İyiniyet

Hazırlayan: Av. Murat Aydar1 yüksek mahkeme kararıYürürlükteki metinGüncelleme: 23.09.2026

Kısa cevap · TMK 3

TMK 3, bir karine ve bir sınır getirir. Kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda asıl olan iyiniyetin varlığıdır: iyiniyetli olduğunu ileri süren kişi bunu ispatlamak zorunda değildir, aksini iddia eden ispatlar. Ancak durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz. Yani iyiniyet, bilmemekle değil özen göstermekle kazanılır. Uygulamada maddenin en sık uygulandığı alan tapu siciline güvendir: TMK 1023 iyiniyetle ayni hak kazanan üçüncü kişiyi korurken, TMK 1024 bilen veya bilmesi gereken kişinin tescile dayanamayacağını söyler. Yargıtay'a göre kötüniyet iddiası bir def'i değil itirazdır; hâkim tarafından resen gözetilir ve iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın her zaman ileri sürülebilir.

Bu sayfada neler var? (9 bölüm)
  1. TMK 3 madde metni
  2. Değişiklik geçmişi
  3. Karine ve Sınırı: İyiniyet Bilmemek Değil, Özen Göstermektir
  4. En Çok Uygulandığı Alan: Tapu Siciline Güven
  5. Kötüniyet Nasıl İleri Sürülür ve Nasıl İspatlanır?
  6. TMK 3 Yargıtay kararları
  7. TMK 3 ile ilgili maddeler
  8. Uygulamada dikkat edilecekler
  9. Sıkça sorulan sorular

Temel kavramlar

İyiniyet
Bir hakkın kazanılmasına engel olan durumu bilmemek. TMK 3'teki iyiniyet sübjektif niteliktedir.
İyiniyet karinesi
Kanunun iyiniyete sonuç bağladığı hâllerde iyiniyetin varsayılması; ispat yükünün aksini iddia edende olması.
Objektif iyiniyet ayrımı
TMK 2'deki dürüstlük kuralı objektif iyiniyettir ve bir davranış ölçüsüdür; TMK 3'teki iyiniyet ise bir bilgi durumudur.
Beklenen özen
Durumun gereklerine göre kişiden objektif olarak beklenen araştırma ve dikkat. Gösterilmezse iyiniyet iddia edilemez.
Bilmesi gereken
Fiilen bilmese bile, gereken özeni gösterseydi bilebilecek olan kişi. TMK 1024'te açıkça kullanılan ölçüttür.
Tapu siciline güven ilkesi
Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak ayni hak kazanan üçüncü kişinin kazanımının korunması.
Yolsuz tescil
Bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun tescil.
Kötüniyet iddiası
Karşı tarafın iyiniyetli olmadığının ileri sürülmesi. Def'i değil itiraz niteliğindedir.
Resen gözetme
Hâkimin, taraf ileri sürmese bile dosyadan anlaşılan kötüniyet durumunu kendiliğinden dikkate alması.
Basiretli davranma
Ticari hayatta beklenen özen düzeyi. Şirketten taşınmaz alanların satıcının yetkisini araştırması bu kapsamdadır.
Bedel farkı ölçütü
Resmî senette gösterilen bedel ile gerçek değer arasındaki büyük fark. Kötüniyet göstergelerinden biridir.
Taşınmazı görmeden edinme
Taşınmazı hiç görmeden devralmak. Yargıtay bunu beklenen özenin gösterilmediğine işaret sayabilmektedir.

Bir bakışta TMK 3

KonuKuralDayanak
KarineKanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda asıl olan iyiniyetin varlığıdır.TMK m. 3/1
Uygulama alanıYalnız kanunun iyiniyete sonuç bağladığı hâllerde uygulanır.TMK m. 3/1
İspat yüküİyiniyet ispatlanmaz; aksini iddia eden ispatla yükümlüdür.TMK m. 3/1; m. 6
Karinenin sınırıDurumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.TMK m. 3/2
TMK 2'den farkıTMK 2'deki dürüstlük kuralı objektif bir davranış ölçüsüdür; TMK 3'teki iyiniyet ise bir bilgi durumudur.TMK m. 2; m. 3
Tapuya güvenTapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin kazanımı korunur.TMK m. 1023
Korumanın ölçüsüTapu sicilindeki kişinin gerçek hak sahibi olduğuna inanan veya kendisinden beklenen tüm özeni göstermesine rağmen yolsuzluğu bilmesi mümkün olmayan kişinin iktisabı korunur.HGK 2025/282
Tamamlayıcı hükümBir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmişse, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz.TMK m. 1024
İtiraz niteliğiKötüniyet iddiası def'i değil itirazdır; iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın her zaman ileri sürülebilir.YİBK 08.11.1991, E. 1990/4
Resen gözetmeKötüniyet iddiası mahkemece kendiliğinden nazara alınabilir.YİBK 14.02.1951, E. 1949/17, K. 1951/1
Kötüniyet göstergeleriKısa süre içinde yapılan ardışık devir, resmî senetteki bedel ile gerçek değer arasındaki büyük fark, tarafların önceden tanışıklığı ve ticari ilişkisi, taşınmazı görmeden edinme.HGK 2025/282
SonuçBu göstergelerin bulunduğu olayda üçüncü kişi TMK 1023 koruyuculuğundan yararlanamaz.HGK 2025/282

TMK 3 madde metni

Resmî metin4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

Başlangıç · B. Hukukî ilişkilerin kapsamı — II. İyiniyet

İyiniyetMadde 3

  1. (1)Bir karinedir: iyiniyet ispat edilmez, varsayılır. Ayrıca yalnız kanunun iyiniyete sonuç bağladığı hâllerde uygulanır; her uyuşmazlıkta genel bir "iyiniyet" tartışması açmaz.Kanunun iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır.
  2. (2)Karinenin sınırı. Ölçüt sübjektif bilgi değil, durumun gereklerine göre objektif olarak beklenen özendir.Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.

Kaynak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, mevzuat.gov.tr. Fıkra numaraları okumayı kolaylaştırmak için eklenmiştir.

Değişiklik geçmişi

TarihKaynakDeğişiklik
22.11.20014721 sayılı Türk Medeni Kanunu (RG 08.12.2001, S. 24607; yürürlük: 01.01.2002)Madde, kanunun ilk metninde "Başlangıç — B. Hukukî ilişkilerin kapsamı — II. İyiniyet" başlığı altında yer aldı ve bugüne kadar hiç değiştirilmedi. Eski mevzuat ve kararlarda geçen "hüsnüniyet" terimi bu maddedeki iyiniyeti ifade eder.

Karine ve Sınırı: İyiniyet Bilmemek Değil, Özen Göstermektir

Maddenin iki fıkrası birbirinin dengesidir: biri kolaylık sağlar, diğeri kötüye kullanılmasını önler.

Birinci fıkra: karine. "Kanunun iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır." Bunun iki pratik sonucu vardır:

  • İspat yükü yer değiştirir. İyiniyetli olduğunu söyleyen kişi bunu ispatlamak zorunda değildir; kötüniyetli olduğunu iddia eden ispatla yükümlüdür (TMK 6).
  • Uygulama alanı sınırlıdır. Fıkra "kanunun iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda" der. Yani her uyuşmazlıkta genel bir iyiniyet tartışması açılmaz; kanunun iyiniyete sonuç bağladığı bir hüküm bulunmalıdır.

İkinci fıkra: sınır. "Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz." Bu cümle maddenin ağırlık merkezidir ve şu anlama gelir: iyiniyet, sadece bilmemekle kazanılmaz. Kişi, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen araştırmayı yapmamışsa, fiilen bilmiyor olsa bile iyiniyet iddia edemez.

Ölçüt objektiftir. "Durumun gerekleri" ifadesi, özen düzeyinin somut olayın koşullarına göre belirlendiğini gösterir. Aynı davranış, sıradan bir alıcı için yeterli sayılırken ticari hayatta faaliyet gösteren bir kişi için yetersiz kalabilir.

TMK 2 ile karıştırmayın. Bu, sınavda ve dilekçede en sık yapılan karışıklıktır:

ÖlçütTMK 2 (dürüstlük kuralı)TMK 3 (iyiniyet)
NiteliğiObjektif davranış ölçüsüSübjektif bilgi durumu
Sorduğu soruKişi dürüst davrandı mı?Kişi engel durumu biliyor muydu, bilmesi gerekir miydi?
Uygulama alanıBütün hak kullanımları ve borç ifalarıYalnız kanunun iyiniyete sonuç bağladığı hâller
Öğretideki adıObjektif iyiniyetSübjektif iyiniyet

Öğretide TMK 2'nin objektif iyiniyet olarak da adlandırılması bu karışıklığın kaynağıdır; ancak iki hüküm farklı işlev görür (TMK 2).

En Çok Uygulandığı Alan: Tapu Siciline Güven

TMK 3 soyut bir karine hükmü gibi görünse de uygulamada en çok taşınmaz devirlerinde tartışılır. Bunun nedeni TMK 1023 ve 1024'ün iyiniyete doğrudan sonuç bağlamasıdır.

TMK 1023 — koruma. "Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur." Hukuk Genel Kurulu bu hükmün kimi koruduğunu TMK 3/2'nin diliyle açıklar: tapu sicilinde ismi geçen kişinin gerçek hak sahibi olduğuna inanan veya kendisinden beklenen tüm özeni göstermesine rağmen gerçek malik olmadığını, tapu sicilinde yolsuzluk bulunduğunu bilmesi mümkün olmayan kişinin iktisabı korunur (Yargıtay HGK, 30.04.2025, E. 2024/46, K. 2025/282).

TMK 1024 — korumanın dışı. Kurulun tamamlayıcı madde olarak nitelediği bu hüküm şöyledir: bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmişse, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur. Böyle bir tescil yüzünden ayni hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.

Kurulun özeti nettir: TMK 1023 iyiniyetle ayni hak kazanan üçüncü kişinin kazanımını korurken, 1024. madde ile iyiniyetli olmayan üçüncü şahısların kazanımı hükümsüz sayılmıştır.

"Bilmesi gereken" ifadesi TMK 3/2'nin yansımasıdır. TMK 1024, fiilen bilmeyi değil bilmesi gerekmeyi de yeterli sayar. Bu, TMK 3/2'deki "beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz" kuralının taşınmaz hukukundaki karşılığıdır.

Şerhler ve alenilik. Tapu siciline yapılan şerhler, şerh edilen olguyu alenileştirir. Bu nedenle tapu kaydına düşülmüş bir hususu bilmediğini ileri sürmek kural olarak dinlenmez. Uygulamada en sık karşılaşılan hâl, taşınmaz üzerinde "davalıdır" şerhi bulunmasına karşın edinimde bulunmaktır.

Kötüniyet Nasıl İleri Sürülür ve Nasıl İspatlanır?

Usul yönü: itiraz, def'i değil. Bu ayrım davanın kaderini belirleyebilir. Hukuk Genel Kurulu iki içtihadı birleştirme kararına dayanır (Yargıtay HGK, 30.04.2025, E. 2024/46, K. 2025/282):

  • 14.02.1951 tarihli ve E. 1949/17, K. 1951/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı: vakıa ve karinelerden olayda kanunen iyiniyet iddiasında bulunamayacak durumu belirmiş olan kimsenin kötüniyetinin diğer tarafa ispat ettirilmesine sebep kalmayacağından, dava hakkının doğumunu sağlayan ve bertaraf eden iyi veya kötü niyetin mahkemece resen nazara alınabileceği.
  • 08.11.1991 tarihli ve E. 1990/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı: tapuda kayıtlı taşınmazı iktisap edene karşı iyiniyet kurallarına aykırılık nedeniyle açılan tapu iptali davalarında, dava açma iradesinin iktisabın kötüniyete dayalı olduğu iddiasını da taşıdığı; kaldı ki öyle olmasa bile buradaki kötüniyet iddiasının hukuki mahiyeti itibarıyla itiraz niteliğinde bulunduğu ve bu nedenle yargılama sona erinceye kadar iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olmadan her zaman ileri sürülebileceği.

Kurul, 1951 kararıyla kabul edilen resen gözetme ilkesinin 1991 kararında da benimsendiğini; kötüniyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu, genişletme yasağına tabi olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece resen nazara alınacağı kabul edilmiş olup bilimsel görüşlerin de aynı doğrultuda geliştiğini belirtmiştir. Aynı usul niteliği, hakkın kötüye kullanılması bakımından TMK 2'de de geçerlidir (TMK 2).

Not: 08.11.1991 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararının karar numarası, Yargıtay kararlarının kendi metinlerinde "1991/3" ve "1991/13" olarak farklı geçmektedir; esas numarası her iki metinde de E. 1990/4'tür.

Esas yönü: kötüniyet hangi olgularla gösterilir? Kurul, somut olayda üçüncü kişinin TMK 1023 korumasından yararlanamayacağı sonucuna şu olguları bir arada değerlendirerek varmıştır:

  • Kısa süre içinde ardışık devir: pay, ilk devralan adına tescil edildikten yaklaşık 3,5 ay sonra üçüncü kişiye satılmıştır.
  • Bedel farkı: resmî senette pay için 12.200,00 TL satış bedeli gösterilmişken, bilirkişi raporunda payın temlik tarihi itibarıyla gerçek bedeli 255.235,00 TL olarak belirlenmiştir.
  • Yük altında devralma: pay, üzerindeki 550.000,00 TL'lik ipotek yüküyle devralınmıştır.
  • Önceden tanışıklık ve ticari ilişki: devredenle devralanın aynı il merkezinde ikamet ettikleri ve birbirlerini önceden tanıdıkları dosyaya yansımış; aralarındaki ticari ilişki ve alacak-verecek meselesi beyan edilmiştir.
  • Taşınmazı görmeden edinme: fiilen iki katlı bina şeklinde ve davacı ile yakınları tarafından ikamet amaçlı kullanılan taşınmaz görülmeden devralınmıştır.

Karar oybirliğiyle değildir. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında, davacının hile iddiasını kanıtlayamadığı ve sonradan ortaya çıkan durumların akdi sakatlamayacağı gerekçesiyle direnme kararının onanması gerektiği ileri sürülmüş; ancak bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. Karar oy çokluğuyla alınmıştır.

Pratik çıkarım. Kötüniyet doğrudan ispatlanan bir ruh hâli değildir; olguların bütünü üzerinden kurulur. Dilekçede tek bir olguya değil, yukarıdaki türden göstergelerin birlikte oluşturduğu tabloya dayanmak gerekir. Aynı şekilde iyiniyetini savunan taraf da gösterdiği özeni belgelemelidir: tapu kaydı incelemesi, yerinde görme, bedelin gerçekliği ve ödeme belgeleri.

TMK 3 Yargıtay kararları

Bu bölümde, maddenin uygulamada nasıl yorumlandığını gösteren 1 Yargıtay kararı yer alıyor. Kararların tamamı resmî tam metinleri okunarak seçildi ve konularına göre gruplandı; Hukuk Genel Kurulu kararları bulundukları grubun başında yer alır. Künyeye tıklayarak kararın tam metnine ulaşabilirsiniz.

Karar seçimi hakkında

TMK 3 tek başına değil, kanunun iyiniyete sonuç bağladığı hükümlerle birlikte uygulandığından, bu sayfaya maddenin en yoğun uygulandığı alan olan tapu siciline güven bakımından bütünlüklü bir karar seçilmiştir. Kararın oy çokluğuyla alındığı ve Kurul çoğunluğunca benimsenmeyen görüş kartta ayrıca belirtilmiştir. Atıf yapılan içtihadı birleştirme kararları, anılan kararın kendi metnindeki künyelerle aktarılmış; 1991 tarihli kararın numarasındaki farklılık ayrıca not edilmiştir.

İyiniyet ve tapu siciline güven

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

TMK 1023 koruması, tapu sicilindeki kişinin gerçek hak sahibi olduğuna inanan veya kendisinden beklenen tüm özeni göstermesine rağmen yolsuzluğu bilmesi mümkün olmayan kişi içindir; kötüniyet iddiası itiraz olup resen gözetilir

Olay: Davacı, mali sıkıntı içindeyken taşınmaz payını, kredi çekilip kendisine verileceği vaadiyle bir kişiye devretmiş; devralan taşınmaz üzerine yüksek tutarlı ipotek tesis ettirmiş ve payı yaklaşık 3,5 ay sonra tanıdığı bir üçüncü kişiye satmıştır. Davacı, iradesinin hileyle sakatlandığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir. Bölge adliye mahkemesi, olayı inançlı işlem olarak nitelendirip davayı reddetmiş ve Özel Daire bozmasına direnmiştir.

Karar: Kurul, HMK 33 uyarınca hâkimin Türk hukukunu resen uyguladığını ve 04.06.1958 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca maddi vakıaları açıklamanın taraflara, hukuki nitelendirmenin hâkime ait olduğunu belirterek dayanılan hukuki nedenin hile olduğunu saptamıştır. Aldatmanın üç şartını (aldatma fiili, aldatma kastı, illiyet bağı) açıklamış; aldatmayı ispat yükünün aldatılan tarafta olduğunu, ancak irade bozukluğu iddialarının senetle ispat zorunluluğunun istisnaları arasında bulunduğunu ve sözleşme resmî senetle yapılmış olsa dahi TMK 7 gereği aldatmanın tanık dâhil her türlü delille ispatlanabileceğini vurgulamıştır. Somut olayda iradenin fesada uğratıldığını ve tescilin yolsuz olduğunu saptadıktan sonra, ikinci el konumundaki devralanın TMK 1023 korumasından yararlanıp yararlanmayacağını incelemiştir. TMK 1023 ile 1024'ü birlikte değerlendirmiş; kötüniyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu ve resen gözetileceği yönündeki içtihadı birleştirme kararlarını aktarmıştır. Ardışık kısa süreli devir, resmî senetteki bedel ile gerçek değer arasındaki büyük fark, yüksek ipotek yükü, tarafların önceden tanışıklığı ve ticari ilişkisi ile taşınmazın görülmeden devralınması olgularını bir arada değerlendirerek devralanın TMK 1023 koruyuculuğundan yararlanamayacağı sonucuna varmış ve direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur.

tapu sicilinde ismi geçen kişinin gerçek hak sahibi olduğuna inanan veya kendisinden beklenen tüm özeni göstermesine rağmen gerçek malik olmadığını, tapu sicilinde yolsuzluk bulunduğunu bilmesi mümkün olmayan kişinin iktisabı korunur.

Ne anlama geliyor?

Tapuya güven mutlak değildir: gereken özeni göstermeyen alıcı, yolsuzluğu fiilen bilmese bile korumadan yararlanamaz.

Not: Karar oy çokluğuyla alınmıştır. Kurul görüşmelerinde ileri sürülen "hile kanıtlanamadı, sonradan ortaya çıkan durumlar akdi sakatlamaz, direnme kararı onanmalı" görüşü Kurul çoğunluğunca BENİMSENMEMİŞTİR. Kararda atıf yapılan 08.11.1991 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararının numarası bu kararda "1990/4 E., 1991/3 K." olarak geçmektedir; başka Yargıtay kararlarında aynı karar "1990/4 E., 1991/13 K." olarak anılmaktadır.

TMK 3 ile ilgili maddeler

  • TMK m. 1Hukukun uygulanması ve kaynakları
  • TMK m. 2Dürüst davranma
  • TMK m. 4Hâkimin takdir yetkisi
  • TMK m. 6İspat yükü
  • TMK m. 7Resmî belgelerle ispat
  • TMK m. 1023İyiniyetli üçüncü kişilere karşı
  • TMK m. 1024İyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı
  • TBK m. 36Aldatma
  • HMK m. 203Senetle ispat zorunluluğunun istisnaları
  • HMK m. 33Hukukun uygulanması

Uygulamada dikkat edilecekler

Pratik notlar

  1. 1.İyiniyet karinesine dayanacaksanız önce kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı bir hüküm gösterin.
  2. 2.Karine gereği iyiniyetinizi ispatlamak zorunda olmadığınızı; kötüniyeti iddia edenin ispatla yükümlü olduğunu belirtin.
  3. 3.Karşı tarafın iyiniyetini kırmak için "bilmiyordu" tartışmasına girmeyin; "beklenen özeni göstermedi" ekseninde kurun.
  4. 4.Özen düzeyinin durumun gereklerine göre değiştiğini; ticari hayatta faaliyet gösterenden daha fazla araştırma beklendiğini gözetin.
  5. 5.TMK 2 ile TMK 3'ü ayırın: biri davranış ölçüsü, diğeri bilgi durumudur.
  6. 6.Taşınmaz devirlerinde TMK 1023 ve 1024'ü birlikte dayanak yapın; 1024 "bilen veya bilmesi gereken" ölçütünü getirir.
  7. 7.Yolsuz tescilin tanımını kullanın: bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun tescil yolsuzdur.
  8. 8.Kötüniyet iddiasının def'i değil itiraz olduğunu; genişletme yasağına tabi olmaksızın yargılama sonuna kadar ileri sürülebileceğini belirtin.
  9. 9.Hâkimin kötüniyeti resen gözetebileceğini; bunun 1951 ve 1991 tarihli içtihadı birleştirme kararlarına dayandığını hatırlatın.
  10. 10.Kötüniyeti tek bir olguya değil, olguların bütününe dayandırın.
  11. 11.Somut göstergeleri toplayın: kısa süreli ardışık devir, resmî senetteki bedel ile gerçek değer farkı, ipotek yükü, tarafların tanışıklığı ve ticari ilişkisi, taşınmazın görülmeden alınması.
  12. 12.Bedel farkı iddiasında gerçek değeri bilirkişi incelemesiyle tespit ettirin.
  13. 13.İyiniyetinizi savunuyorsanız gösterdiğiniz özeni belgeleyin: tapu kaydı incelemesi, yerinde görme, ödeme belgeleri.
  14. 14.Tapu kaydındaki şerhlerin olguyu alenileştirdiğini; şerh varken bilmediğini söylemenin dinlenmeyeceğini gözetin.
  15. 15.Bir karara dayanırken kararın oybirliğiyle mi oy çokluğuyla mı alındığını ve hangi görüşün benimsenmediğini kontrol edin.

Sıkça Sorulan Sorular

İyiniyet karinesini ve sınırını. Kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda asıl olan iyiniyetin varlığıdır; ancak durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.

Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut bir uyuşmazlık için hukuki görüş yerine geçmez. Madde metni resmî kaynaktan alınmış, kararlar resmî tam metinleri üzerinden özetlenmiştir.