4721 sayılı Türk Medeni Kanunu · A. Hukukun uygulanması ve kaynakları

TMK Madde 1: Hukukun Uygulanması ve Kaynakları

Başlangıç › A. Hukukun uygulanması ve kaynakları

Hazırlayan: Av. Murat Aydar2 yüksek mahkeme kararıYürürlükteki metinGüncelleme: 23.09.2026

Kısa cevap · TMK 1

TMK 1, Türk özel hukukunun giriş kapısıdır: bir uyuşmazlıkta hangi kaynağa, hangi sırayla başvurulacağını gösterir. Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır. Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa hâkim örf ve âdet hukukuna göre; bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir. Hâkim karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır. Madde böylece üç kademeli bir kaynak sıralaması (kanun → örf ve âdet → hâkimin yarattığı kural) ve iki yardımcı kaynak (öğreti ve içtihat) kurar. Hüküm bir yetki değil aynı zamanda bir ödevdir: hâkim "kanunda hüküm yok" diyerek uyuşmazlığı çözümsüz bırakamaz.

Bu sayfada neler var? (10 bölüm)
  1. TMK 1 madde metni
  2. Değişiklik geçmişi
  3. "Sözüyle ve Özüyle" Ne Anlama Gelir?
  4. Kanun Yoksa Ne Olur? Üç Kademeli Kaynak Sıralaması
  5. Somut Bir Boşluk ve Doldurulması: Önalımda Rayiç Bedelin Tarihi
  6. Bilimsel Görüşler ve Yargı Kararları: Bağlayıcı mı, Yardımcı mı?
  7. TMK 1 Yargıtay kararları
  8. TMK 1 ile ilgili maddeler
  9. Uygulamada dikkat edilecekler
  10. Sıkça sorulan sorular

Temel kavramlar

Kanunun sözü
Hükmün lafzı, yani metinde kullanılan sözcüklerin anlamı. Yorumun başlangıç noktasıdır.
Kanunun özü
Hükmün amacı ve korumak istediği menfaat. Sözle birlikte gözetilir.
Kanun boşluğu
Somut uyuşmazlığa uygulanabilir bir kanun hükmünün bulunmaması. TMK 1/2'nin işlemeye başladığı andır.
Örf ve âdet hukuku
Sürekli uygulanan, genel inanışa dönüşmüş ve hukuken bağlayıcı sayılan yerleşik davranış kuralları. Kanundan sonra gelen ikinci kaynaktır.
Hâkimin hukuk yaratması
Kanun ve örf-âdette hüküm bulunmadığında hâkimin, kanun koyucu gibi davranarak olaya uygulanacak kuralı kendisinin koyması.
Yardımcı kaynak
Bağlayıcı olmayan ama hâkimin yararlanmakla yükümlü olduğu kaynak: bilimsel görüşler ve yargı kararları.
Bilimsel görüş
Öğretideki (doktrindeki) görüşler. Bağlayıcı değildir; ikna gücüyle etkilidir.
Yargı kararları
Mahkeme içtihatları. İçtihadı birleştirme kararları dışında kural olarak bağlayıcı değildir.
Kademelilik
Kaynaklara sırayla başvurma zorunluluğu. Kanun varken örf ve âdete, örf ve âdet varken hukuk yaratmaya geçilemez.
Hukuk boşluğu ile kanun boşluğu ayrımı
Kanun koyucunun bilinçli olarak düzenlemediği hâl (kanunun susması) ile öngörememesi nedeniyle doğan boşluk farklı sonuçlar doğurur.
Yorum
Bir hükmün anlamının belirlenmesi. Lafzî, amaçsal, tarihsel ve sistematik yorum yöntemleri kullanılır.
Kıyas
Benzer bir olay için konulmuş hükmün, düzenlenmemiş olaya uygulanması. Boşluk doldurma araçlarından biridir.

Bir bakışta TMK 1

KonuKuralDayanak
Uygulama ölçütüKanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır.TMK m. 1/1
Birinci kaynakKanun. Uygulanabilir bir hüküm varsa doğrudan uygulanır.TMK m. 1/1
İkinci kaynakÖrf ve âdet hukuku. Ancak kanunda uygulanabilir hüküm yoksa devreye girer.TMK m. 1/2
Üçüncü kaynakHâkimin, kanun koyucu olsaydı koyacağı kural. Örf ve âdet de yoksa uygulanır.TMK m. 1/2
Yardımcı kaynaklarBilimsel görüşler ve yargı kararları. Hâkim bunlardan yararlanır.TMK m. 1/3
Sıra atlanamazKaynaklara kademeli olarak başvurulur; üst sıradaki kaynak varken alt sıradakine geçilemez.TMK m. 1/2
Karar verme ödeviHâkim, kanunda hüküm bulunmadığı gerekçesiyle uyuşmazlığı çözümsüz bırakamaz.TMK m. 1/2
Takdir yetkisiyle ilişkiKanun takdir yetkisi tanımış veya durumun gereklerini gözetmeyi emretmişse hâkim hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.TMK m. 4
Anayasal çerçeveHâkimler görevlerinde bağımsızdır; Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.Anayasa m. 138
Uygulama örneğiÖnalımda rayiç bedelin hangi tarihe göre belirleneceği kanunda düzenlenmemiş; Yargıtay bu boşluğu TMK 1 ve 4 ile Anayasa m. 35'i gözeterek doldurmuştur.7. HD 2026/2870
Genel nitelikli hükümlerBu Kanun ve Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümleri, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır.TMK m. 5
Eski metinHüküm, mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 1. maddesinin dili sadeleştirilerek korunmuş hâlidir.743 s.K. m. 1 (mülga)

TMK 1 madde metni

Resmî metin4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

Başlangıç · A. Hukukun uygulanması ve kaynakları

Hukukun uygulanması ve kaynaklarıMadde 1

  1. (1)İki ölçüt birliktedir: lafız (söz) ve amaç (öz). Kanunun sözü, özüyle birlikte okunur; salt kelime anlamına dayanan bir uygulama yeterli değildir.Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır.
  2. (2)Kademeli sıralama: ilk sırada kanun, ikinci sırada örf ve âdet hukuku, üçüncü sırada hâkimin yarattığı kural. Sıra atlanamaz.Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hâkim, örf ve âdet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir.
  3. (3)Öğreti ve içtihat bağlayıcı kaynak değil yardımcı kaynaktır; hâkimin bunlardan yararlanması ise kanunun emridir.Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır.

Kaynak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, mevzuat.gov.tr. Fıkra numaraları okumayı kolaylaştırmak için eklenmiştir.

Değişiklik geçmişi

TarihKaynakDeğişiklik
22.11.20014721 sayılı Türk Medeni Kanunu (RG 08.12.2001, S. 24607; yürürlük: 01.01.2002)Madde, kanunun ilk metninde "Başlangıç — A. Hukukun uygulanması ve kaynakları" başlığı altında yer aldı ve bugüne kadar hiç değiştirilmedi. Düzenleme, mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 1. maddesinin içeriğini koruyarak dilini sadeleştirdi: "lafziyle veya ruhiyle temas ettiği" ifadesi "sözüyle ve özüyle değindiği", "vazıı kanun" ifadesi "kanun koyucu", "ilmi içtihatlardan ve kazai kararlardan" ifadesi ise "bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından" biçimine getirildi.
Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'ndeki karşılığı (m. 1)

Kanun, lafziyle veya ruhiyle temas ettiği bütün meselelerde mer'idir. Hakkında kanuni bir hüküm bulunmıyan meselede hakim örf ve adete göre, örfü adet dahi yok ise kendisi vazıı kanun olsaydı bu meseleye dair nasıl bir kaide vazedecek idiyse ona göre hükmeder. Hakim hükümlerinde, ilmi içtihatlardan ve kazai kararlardan istifade eder.

"Sözüyle ve Özüyle" Ne Anlama Gelir?

Maddenin ilk fıkrası tek cümledir ama Türk hukukunun yorum anlayışını belirler: "Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır."

İki ölçüt vardır ve birbirine bağlıdır.

  • Söz (lafız): hükümde kullanılan sözcüklerin anlamı. Yorumun başlangıç noktasıdır; hiçbir yorum, metnin açık lafzını tümüyle yok sayamaz.
  • Öz (amaç): hükmün neyi korumak, hangi menfaati gözetmek için konulduğu. Lafzın hangi anlamda kullanıldığını bu amaç belirler.

Eski metinle kıyas öğreticidir. Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 1. maddesi "lafziyle veya ruhiyle temas ettiği" derken "veya" bağlacını kullanıyordu; 4721 sayılı Kanun ise "sözüyle ve özüyle" diyerek "ve" bağlacını seçmiştir. Bu tercih, iki ölçütün birbirinin alternatifi değil birlikte gözetilecek unsurlar olduğunu göstermektedir.

Fıkranın emredici yönü. Hüküm yalnız bir yorum tarifi değildir; kanunun kapsamına giren bir konuda kanunun uygulanmasını zorunlu kılar. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bir kararında yer alan karşı oyda, kanun koyucunun açık iradesine karşın eski bir uygulamayı sürdürmenin "kanun koyucunun iradesine eylemli olarak direnmekle eşanlamlı" olduğu belirtilerek şu ifade kullanılmıştır: "Yargıtay da dahil olmak üzere tüm yargı mercileri 'Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır' şeklindeki emredici hukuk ilkesini içeren TMK 1 inci maddesi gereğini yerine getirmek zorundadırlar." Aynı karşı oy, Anayasa'nın 141. maddesindeki "Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir" kuralına ve HMK 30'daki usul ekonomisi ilkesine de dayanmıştır (Yargıtay HGK, 03.05.2023, E. 2022/790, K. 2023/409 — karşı oy).

Kaynak ile yorumu karıştırmamak gerekir. Birinci fıkra kanunun nasıl uygulanacağını; ikinci fıkra ise kanun yoksa ne yapılacağını düzenler. Uygulamada en sık yapılan hata, aslında bir yorum sorunu olan meseleyi "kanun boşluğu" ilan ederek doğrudan hukuk yaratmaya geçmektir. Önce hükmün sözü ve özü tüketilmelidir.

Anayasal çerçeve. Anayasa'nın 138. maddesine göre hâkimler görevlerinde bağımsızdır; Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler. "Kanuna" ibaresinin yanında "hukuka" ibaresinin de bulunması, TMK 1'in kurduğu sistemle uyumludur: hâkim yalnız yazılı metne değil, hukukun bütününe bağlıdır.

Kanun Yoksa Ne Olur? Üç Kademeli Kaynak Sıralaması

İkinci fıkra, hâkime bir yol haritası verir ve bu haritanın sırası bağlayıcıdır.

1. kademe — kanun. Kanunda uygulanabilir bir hüküm varsa doğrudan o uygulanır. "Uygulanabilir" ifadesi önemlidir: konuyla ilgili bir hüküm bulunması yetmez, hükmün somut olaya uygulanabilir olması gerekir.

2. kademe — örf ve âdet hukuku. Kanunda uygulanabilir hüküm yoksa hâkim örf ve âdet hukukuna göre karar verir. Bu, her yerel alışkanlığın kural sayılacağı anlamına gelmez; öğretide örf ve âdet hukuku için süreklilik, genel inanış ve hukuken bağlayıcı sayılma gibi ölçütler aranır.

3. kademe — hâkimin hukuk yaratması. Örf ve âdet hukuku da yoksa hâkim, "kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre" karar verir. Bu, hâkime keyfî bir serbestlik tanımaz: konulacak kural, kanunun amacına ve hukukun genel ilkelerine uygun, genelleştirilebilir ve gerekçelendirilebilir olmalıdır.

Bu bir yetki değil, aynı zamanda ödevdir. Maddenin kurduğu sistemin en önemli sonucu şudur: hâkim "kanunda hüküm yok" diyerek uyuşmazlığı çözümsüz bırakamaz. Boşluk, kararın verilmemesinin değil doldurulmasının gerekçesidir.

TMK 4 ile ilişki. Boşluk doldurma ile takdir yetkisi ayrı kurumlardır ama sık sık birlikte çalışır. TMK 4'e göre kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim hukuka ve hakkaniyete göre karar verir (TMK 4). Yani TMK 1 "kural yoksa ne olacak", TMK 4 "kural varsa ama ölçüyü hâkime bırakmışsa ne olacak" sorusunu cevaplar.

TMK 5 ile ilişki. Bir boşluk, bazen hiç kural olmadığı için değil, aranacak kuralın başka bir yerde olmasından doğar. TMK 5, bu Kanun ve Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümlerinin, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanacağını söyler (TMK 5). Bu nedenle "kanunda hüküm yok" sonucuna varmadan önce genel hükümler taranmalıdır.

Somut Bir Boşluk ve Doldurulması: Önalımda Rayiç Bedelin Tarihi

TMK 1 soyut bir ilke değildir; mahkemeler onu fiilen kullanır. 2026 tarihli bir Yargıtay kararı bunun ders niteliğinde bir örneğidir.

Boşluk nasıl doğdu? 25.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun'un 36. maddesiyle TMK 734/2 değiştirildi. Yeni hükme göre "Dava konusu payın rayiç bedeli hâkim tarafından gecikmeksizin belirlenir." Önalım hakkı sahibi, belirlenen rayiç bedel ile alıcıya düşen tapu giderlerini nemalandırılmak üzere hâkimin belirlediği yere verilen kesin süre içinde nakden yatırmakla yükümlüdür; bu yükümlülük yerine getirilmezse önalım hakkı sahibi adına payın tesciline karar verilemez. Aynı Kanun'la TMK'ya eklenen Geçici 1/2 ise bu değişikliğin yürürlükten önce açılmış davalarda da uygulanacağını öngördü.

Değişiklik önalım bedelini tapuda gösterilen satış bedeli yerine rayiç bedel esasına geçirdi. Ancak Daire'nin saptamasıyla kanun koyucu, rayiç değerin hangi tarih esas alınarak belirleneceği hususunda bir düzenlemeye yer vermemiş, bu tarihin belirlenmesini uygulamaya bırakmıştır.

Boşluk nasıl dolduruldu? Daire, TMK 1'in "Hukukun uygulanması ve kaynakları" ve TMK 4'ün "Hâkimin takdir yetkisi" kenar başlıklı hükümlerini birlikte aktarmış; ardından esas alınacak temel düzenleme olarak Anayasa'nın 35. maddesindeki mülkiyet hakkını ve devletin bu hak bakımından pozitif yükümlülüklerini tartışmıştır. Vardığı sonuç: değişiklikten önce açılmış derdest davalarda önalım bedeli, payın değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihteki (25.12.2025) rayiç değeri ile resmî senette alıcıya düşen tapu giderlerinden oluşur. Daire, rayiç değerin mahallinde keşif ve taşınmazın vasfına uygun bilirkişi heyetiyle 25.12.2025 tarihi itibarıyla tespit edilmesi, daha önce depo edilip nemalandırılan bedelin mahsubu ve bakiyenin aynı hesaba depo ettirilmesi için hükmü bozmuştur (Yargıtay 7. HD, 02.06.2026, E. 2025/5945, K. 2026/2870).

Karar oybirliğiyle değildir ve bu önemlidir. Karar esasta oy birliği, gerekçede oy çokluğuyla alınmıştır. Gerekçe itibarıyla karşı oyda, rayiç bedelin — kanun değişikliği öncesinde olduğu gibi — satış tarihi esas alınarak belirlenmesi gerektiği savunulmuştur. Karşı oyun dayanakları şunlardır: önalım hakkının niteliği gereği "o hisse müşteriye neye mal olmuş ise o miktar ile" satın alma yetkisi verdiği (20.06.1951 tarihli ve E. 1949/13, K. 1951/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı); kanun koyucu farklı bir tarih iradesinde olsaydı bunu açıkça düzenlemesi gerektiği; ve dava tarihinin esas alınması hâlinde aynı paya ilişkin birden fazla paydaşın açtığı davalarda farklı önalım bedellerinin ortaya çıkacağı.

Bu örnek TMK 1 bakımından ne gösterir? Üç şey:

  • Boşluk her zaman kanunun hiç susmasıyla doğmaz; kısmen düzenleyip bir unsuru boş bırakmak da boşluktur.
  • Boşluk doldurulurken hâkim keyfî davranmaz; kanunun amacı, anayasal haklar ve hukukun genel ilkeleri ölçü alınır.
  • Aynı boşluk için birden fazla makul çözüm bulunabilir; bu nedenle gerekçe tartışması ve karşı oylar TMK 1 uygulamasının doğal parçasıdır.

Önalım hakkının esasına ilişkin kurallar için TMK 733 ve TMK 734 sayfalarına bakabilirsiniz.

Bilimsel Görüşler ve Yargı Kararları: Bağlayıcı mı, Yardımcı mı?

Üçüncü fıkra kısa ama iki kaynağın hukuk düzenindeki yerini belirler: "Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır."

Bunlar bağlayıcı kaynak değildir. Öğretideki bir görüş ya da bir mahkeme kararı, kanun gibi doğrudan uygulanmaz; gücünü ikna ediciliğinden alır. Hâkim, yerleşik bir görüşten gerekçesini göstererek ayrılabilir.

Ama yararlanmak bir ödevdir. Fıkra "yararlanabilir" değil "yararlanır" demektedir. Bu nedenle bir uyuşmazlıkta yerleşik içtihadın ve öğretinin hiç tartışılmaması, gerekçe yönünden eksiklik oluşturabilir.

İstisna: içtihadı birleştirme kararları. Yargı kararları içinde İçtihadı Birleştirme Kararları ayrı bir yerde durur; bunlar benzer hukuki konularda bağlayıcıdır. Uygulamada bu kararlar, onlarca yıl sonra da ölçü olarak kullanılır. Yukarıda aktarılan önalım kararında 1951 tarihli bir İçtihadı Birleştirme Kararına dayanılması bunun açık örneğidir.

Pratik sonuç: dilekçe nasıl kurulur? TMK 1'in kurduğu sıralama, bir hukuki iddianın nasıl temellendirileceğini de gösterir:

  • Önce hüküm: olaya uygulanabilir kanun hükmünü, sözü ve özüyle birlikte gösterin.
  • Sonra genel hükümler: özel hüküm yoksa TMK 5 uyarınca genel nitelikli hükümleri tarayın.
  • Boşluk varsa boşluğu adlandırın: kanunun hangi unsuru düzenlemediğini açıkça belirtin.
  • Doldurma ölçütünü verin: kanunun amacı, anayasal haklar ve hukukun genel ilkeleri çerçevesinde önerdiğiniz kuralı gerekçelendirin.
  • Öğreti ve içtihatla destekleyin: yerleşik görüşleri ve kararları künyeleriyle gösterin; aksi yöndeki içtihat varsa neden uygulanmaması gerektiğini tartışın.

Dürüstlük kuralıyla ilişkisi. TMK 1 kaynak sorununu, TMK 2 ise hakların nasıl kullanılacağını düzenler. İki hüküm birlikte çalışır: kanunun öngörmediği durumlarda genel bir sınır getiren dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı, TMK 1'in tanıdığı esneklikle aynı ihtiyaçtan doğmuştur (TMK 2).

TMK 1 Yargıtay kararları

Bu bölümde, maddenin uygulamada nasıl yorumlandığını gösteren 2 Yargıtay kararı yer alıyor. Kararların tamamı resmî tam metinleri okunarak seçildi ve konularına göre gruplandı; Hukuk Genel Kurulu kararları bulundukları grubun başında yer alır. Künyeye tıklayarak kararın tam metnine ulaşabilirsiniz.

Karar seçimi hakkında

TMK 1 çok sayıda kararda genel dayanak olarak anılır; bu sayfaya, maddenin işlevini somut biçimde gösteren kararlar seçilmiştir. Hangi ifadenin çoğunluk gerekçesi, hangisinin karşı oy olduğu kartlarda ayrıca belirtilmiştir: HGK 2023/409 kararındaki TMK 1 vurgusu karşı oya aittir. 7. HD kararı ise esasta oy birliği, gerekçede oy çokluğuyla alınmış olup karşı oyun görüşü de aktarılmıştır. Mülga 743 sayılı Kanun'un 1. maddesi resmî metninden doğrulanarak eklenmiştir.

Kanun boşluğunun doldurulması

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi

Kanun koyucu önalımda rayiç değerin hangi tarihe göre belirleneceğini düzenlemeyip uygulamaya bırakmışsa, boşluk TMK 1 ve TMK 4 ile Anayasa m. 35 gözetilerek doldurulur

Olay: Önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasında, ilk derece mahkemesi 7571 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki hükümlere göre tapuda gösterilen satış bedeli ile tapu masraflarını esas alarak davayı kabul etmiş; bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Değişiklik dava açıldıktan sonra yürürlüğe girmiş ve TMK Geçici 1/2 uyarınca derdest davalarda da uygulanması öngörülmüştür.

Karar: Daire, 7571 sayılı Kanun'la TMK 734/2'de yapılan değişiklikle önalım bedelinin payın hâkim tarafından belirlenecek rayiç bedeli ile alıcıya düşen tapu giderlerinden ibaret olduğunu ve bu bedelin nemalandırılmak üzere kesin süre içinde nakden yatırılması yükümlülüğü getirildiğini belirtmiştir. Kanun koyucunun, rayiç değerin hangi tarih esas alınarak belirleneceği hususunda bir düzenlemeye yer vermediğini ve bu tarihin belirlenmesini uygulamaya bıraktığını saptamıştır. TMK 1'in kaynaklar ve TMK 4'ün takdir yetkisine ilişkin hükümlerini aktardıktan sonra, esas alınması gereken temel düzenleme olarak Anayasa'nın 35. maddesindeki mülkiyet hakkını ve devletin pozitif yükümlülüklerini tartışmıştır. Değişiklikten önce açılmış derdest davada önalım hakkı sahibinin yükümlülüğünün, payın değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihteki rayiç değeri ile resmî senette alıcıya düşen tapu giderleri olduğu sonucuna varmış; rayiç değerin mahallinde keşif ve uygun bilirkişi heyetiyle 25.12.2025 tarihi itibarıyla tespiti, önceden depo edilip nemalandırılan bedelin mahsubu ve bakiyenin aynı hesaba depo ettirilmesi için hükmü bozmuştur.

Kanun koyucu anılan değişiklikte, ön alım davalarında ön alım hakkına konu payın rayiç değerinin hangi tarih esas alınarak belirleneceği hususunda bir düzenlemeye yer vermemiş, bu tarihin belirlenmesini uygulamaya bırakmıştır.

Ne anlama geliyor?

Kanunun bir unsuru boş bırakması da boşluktur; hâkim bu boşluğu kanunun amacı ve anayasal haklar ölçüsünde doldurmakla yükümlüdür.

Not: Karar esasta oy birliği, gerekçede oy çokluğuyla alınmıştır. Gerekçe itibarıyla karşı oyda, rayiç bedelin satış tarihi esas alınarak belirlenmesi gerektiği; önalım hakkının niteliği gereği payın "müşteriye neye mal olmuş ise o miktar ile" satın alınabileceği (20.06.1951 tarihli ve E. 1949/13, K. 1951/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) ve dava tarihinin esas alınmasının aynı paya ilişkin farklı davalarda farklı bedeller doğuracağı savunulmuştur.

TMK 1/1'in emredici niteliği (karşı oy)

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Kanun koyucunun açık iradesine karşın eski uygulamayı sürdürmek TMK 1/1 ile bağdaşmaz; bu değerlendirme kararın karşı oyunda yer almıştır

Olay: Ayıplı mal bedelinin iadesi ya da misli ile değiştirilmesi ve tazminat istemine ilişkin davada ilk derece mahkemesi davayı reddetmiş; bölge adliye mahkemesi duruşma açıp bilirkişi raporu aldıktan sonra istinaf başvurusunu HMK 353/1-b-1 uyarınca esastan reddetmiştir. Özel Daire, duruşma açılıp inceleme yapılması hâlinde yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuş, bölge adliye mahkemesi direnmiştir.

Karar: Hukuk Genel Kurulu, kanun yolları, istinafın erteleyici ve aktarıcı etkileri ile dar anlamda istinaf sistemini ayrıntılı biçimde açıkladıktan sonra; bölge adliye mahkemesince yargılamada eksiklik görülerek duruşma açılarak inceleme yapılması hâlinde HMK 353/1-b-3 uyarınca esastan yeni bir karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. 7251 sayılı Kanun'la getirilen "başvurunun esastan reddine veya" ibaresi ile HMK 356/2'nin, bölge adliye mahkemesi kararının verildiği tarihte yürürlükte olmadığını saptayarak direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur.

Yargıtay da dahil olmak üzere tüm yargı mercileri "Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır" şeklindeki emredici hukuk ilkesini içeren TMK 1 inci maddesi gereğini yerine getirmek zorundadırlar.

Ne anlama geliyor?

TMK 1/1, yargı organları bakımından da bağlayıcı bir uygulama emri olarak ileri sürülebilir; ancak bu görüşün bu kararda çoğunluk gerekçesi olmadığı gözetilmelidir.

Not: Alıntı ve TMK 1'e ilişkin değerlendirme, kararın KARŞI OYUNDA yer almaktadır; Kurul çoğunluğunun gerekçesi değildir. Karşı oy ayrıca Anayasa m. 141 ile HMK m. 30'daki usul ekonomisi ilkesine dayanmıştır. Kurul çoğunluğu ise direnme kararını bozmuştur.

TMK 1 ile ilgili maddeler

  • TMK m. 2Dürüst davranma
  • TMK m. 3İyiniyet
  • TMK m. 4Hâkimin takdir yetkisi
  • TMK m. 5Genel nitelikli hükümler
  • TMK m. 6İspat yükü
  • TMK m. 7Resmî belgelerle ispat
  • TMK m. 733Önalım hakkı: kullanma yasağı, feragat ve hak düşürücü süre
  • TMK m. 734Önalım hakkının kullanılması
  • Anayasa m. 138Mahkemelerin bağımsızlığı
  • Anayasa m. 141Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması

Uygulamada dikkat edilecekler

Pratik notlar

  1. 1.Bir uyuşmazlıkta önce olaya uygulanabilir kanun hükmünü arayın; TMK 1/2 ancak uygulanabilir hüküm yoksa devreye girer.
  2. 2.Hükmü sözüyle ve özüyle birlikte okuyun; salt kelime anlamına dayanan yorum yeterli değildir.
  3. 3.Eski metnin "lafziyle veya ruhiyle" dediği yerde yeni metnin "sözüyle ve özüyle" dediğini; iki ölçütün birlikte arandığını gözetin.
  4. 4.Bir yorum sorununu "kanun boşluğu" ilan edip doğrudan hukuk yaratmaya geçmeyin.
  5. 5.Özel hüküm bulamazsanız TMK 5 uyarınca bu Kanun ve Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümlerini tarayın.
  6. 6.Kaynak sıralamasına uyun: kanun, örf ve âdet hukuku, hâkimin yarattığı kural. Sıra atlanamaz.
  7. 7.Örf ve âdet hukukuna dayanacaksanız süreklilik, genel inanış ve hukuken bağlayıcı sayılma ölçütlerini ortaya koyun.
  8. 8.Hâkimin hukuk yaratmasının keyfî olmadığını; kuralın kanunun amacına ve hukukun genel ilkelerine uygun olması gerektiğini gözetin.
  9. 9.Kanunun bir unsuru düzenlemeyip boş bırakmasının da boşluk olduğunu; kısmi düzenlemelerde bu durumu açıkça adlandırmayı ihmal etmeyin.
  10. 10.Boşluk doldurmada anayasal hakları ölçü olarak kullanın; Yargıtay önalım örneğinde Anayasa m. 35'i esas almıştır.
  11. 11.TMK 1 ile TMK 4'ü karıştırmayın: biri kural yokluğunu, diğeri kuralın ölçüsünü hâkime bırakmasını düzenler.
  12. 12.Bilimsel görüş ve yargı kararlarının bağlayıcı değil yardımcı kaynak olduğunu; ancak bunlardan yararlanmanın kanunun emri olduğunu bilin.
  13. 13.İçtihadı birleştirme kararlarının benzer hukuki konularda bağlayıcı olduğunu ve çok eski tarihli olsalar bile ölçü alınabileceğini gözetin.
  14. 14.Bir karara dayanırken ifadenin çoğunluk gerekçesinde mi karşı oyda mı yer aldığını mutlaka kontrol edin.
  15. 15.Hâkimin "kanunda hüküm yok" diyerek uyuşmazlığı çözümsüz bırakamayacağını; boşluğun karar verme ödevini ortadan kaldırmadığını hatırlayın.

Sıkça Sorulan Sorular

Hukukun uygulanmasını ve kaynaklarını. Kanunun sözüyle ve özüyle uygulanacağını, kanunda hüküm yoksa sırasıyla örf ve âdet hukukuna, bu da yoksa hâkimin koyacağı kurala göre karar verileceğini ve hâkimin bilimsel görüşlerle yargı kararlarından yararlanacağını düzenler.

Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut bir uyuşmazlık için hukuki görüş yerine geçmez. Madde metni resmî kaynaktan alınmış, kararlar resmî tam metinleri üzerinden özetlenmiştir.