4721 sayılı Türk Medeni Kanunu · B. Kişiliğin korunması — III. Ad üzerindeki hak — 1. Adın korunması

TMK Madde 26: Ad Üzerindeki Hakkın Korunması

Birinci Kitap: Kişiler Hukuku › Birinci Kısım: Gerçek Kişiler › B. Kişiliğin korunması — III. Ad üzerindeki hak — 1. Adın korunması

Hazırlayan: Av. Murat Aydar2 yüksek mahkeme kararıYürürlükteki metinGüncelleme: 23.09.2026

Kısa cevap · TMK 26

TMK 26, ad üzerindeki hakkı koruyan iki ayrı yol gösterir. Birinci yol — tespit: adının kullanılması çekişmeli olan kişi, hakkının tespitini dava edebilir. İkinci yol — haksız kullanım: adı haksız olarak kullanılan kişi buna son verilmesini; haksız kullanan kusurlu ise ayrıca maddî zararının giderilmesini ve uğradığı haksızlığın niteliği gerektiriyorsa manevî tazminat ödenmesini isteyebilir. Sıralamaya dikkat edilmelidir: son verme istemi için kusur aranmaz; maddî zararın giderilmesi ise kusura bağlıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kanun koyucunun kişiliği korumaya ilişkin hükümlerle (TMK 23-25) yetinmeyip adı ayrıca düzenleme yoluna gittiğini; ad üzerindeki hakkın kişiye sıkı sıkıya bağlı olduğunu ve kişinin kendisinden başkası tarafından kullanılamayacağını belirtmiştir.

Bu sayfada neler var? (9 bölüm)
  1. TMK 26 madde metni
  2. Değişiklik geçmişi
  3. Ad Neden Ayrıca Korunuyor?
  4. Üç İstem ve Artan Şartları
  5. Unvanın İzinsiz Kullanılması: 2022 İçtihadı
  6. TMK 26 Yargıtay kararları
  7. TMK 26 ile ilgili maddeler
  8. Uygulamada dikkat edilecekler
  9. Sıkça sorulan sorular

Temel kavramlar

Ad
HGK'nın deyimiyle kişiyi tanıtan ve onu diğer bireylerden ayırmaya yarayan kavram.
Ad üzerindeki hak
Kişinin adını özgürce seçmesi ve onunla tanınması için tanınmış temel kişilik hakkı.
Kişiye sıkı sıkıya bağlı hak
Ancak hak sahibinin kendisi tarafından kullanılabilen hak. Ad üzerindeki hak bu niteliktedir.
Tespit davası
TMK 26/1: adının kullanılması çekişmeli olan kişinin hakkının tespitini istemesi.
Haksız kullanım
Bir kimsenin adının hak sahibi olmayan biri tarafından kullanılması.
Son verme istemi
Haksız kullanımın durdurulması. Kusur aranmaz.
Maddî zararın giderilmesi
TMK 26/2'nin ikinci istemi. Haksız kullananın kusurlu olması şarttır.
Manevî tazminat
Uğranılan haksızlığın niteliği gerektiriyorsa istenebilir.
Aktif husumet
Davacı sıfatı. Ad üzerindeki hakta hak sahibinin kendisine aittir.
Aynı kişi olduğunun tespiti
HGK'nın işaret ettiği alternatif yol: iki kaydın aynı kişiye ait olduğunun tespiti davası.
Unvan
Kişinin mesleki sıfatı. Yargıtay, unvanın izinsiz kullanılmasını TMK 26 kapsamında değerlendirmiştir.
Hukuki nitelendirme
HMK 33: maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme hâkime aittir.

Bir bakışta TMK 26

KonuKuralDayanak
Tespit davasıAdının kullanılması çekişmeli olan kişi hakkının tespitini dava edebilir.TMK m. 26/1
Son vermeAdı haksız olarak kullanılan kişi buna son verilmesini isteyebilir.TMK m. 26/2
Kusur şartıSon verme istemi için kusur aranmaz; maddî zararın giderilmesi haksız kullananın kusuruna bağlıdır.TMK m. 26/2
Manevî tazminatUğranılan haksızlığın niteliği gerektiriyorsa manevî tazminat istenebilir.TMK m. 26/2
Adın niteliğiAd, kişinin yaşamıyla özdeşleşen ve kişiliğinin ayrılmaz bir öğesini oluşturan temel kişilik hakkıdır.HGK 10.03.2010
Neden ayrı düzenlendiKanun koyucu kişiliği korumaya ilişkin hükümlerle (m. 23-25) yetinmeyip adı ayrıca düzenleme yoluna gitmiştir.HGK 10.03.2010
Kimin hakkıAd üzerindeki hak kişiye sıkı sıkıya bağlıdır; kişinin kendisinden başkası tarafından kullanılamaz.HGK 10.03.2010
Ölenin adıÖlmüş bir kimsenin adının düzeltilmesi istemiyle mirasçının açtığı dava aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddedilir.HGK 10.03.2010
Alternatif yolİki kaydın aynı kişiye ait olduğunun tespiti davası açılabilir; bu hüküm tüm işlemlerde bağlayıcıdır.HGK 10.03.2010
Unvanın kullanılmasıİş ilişkisi sona ermesine rağmen kişinin unvanının kullanılmaya devam edilmesi TMK 26 kapsamında çözülür.3. HD 31.03.2022
Başka yerde çalışmaAdı kullanılan kişinin o dönemde başka bir iş yerinde çalışması istemde bulunmasına engel değildir.3. HD 31.03.2022
NitelendirmeMaddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak hâkime aittir.HMK m. 33; 3. HD 31.03.2022

TMK 26 madde metni

Resmî metin4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

Birinci Kitap: Kişiler Hukuku › Birinci Kısım: Gerçek Kişiler · B. Kişiliğin korunması — III. Ad üzerindeki hak — 1. Adın korunması

Adın korunmasıMadde 26

  1. (1)Şart "çekişme"dir: bir kimsenin adı kullanma hakkı tartışma konusu olmuşsa tespit istenebilir.Adının kullanılması çekişmeli olan kişi, hakkının tespitini dava edebilir.
  2. (2)Üç istem, artan şartlarla sıralanmıştır: son verme (kusur gerekmez), maddî zarar (kusur gerekir), manevî tazminat (haksızlığın niteliği gerektirmelidir).Adı haksız olarak kullanılan kişi buna son verilmesini; haksız kullanan kusurlu ise ayrıca maddî zararının giderilmesini ve uğradığı haksızlığın niteliği gerektiriyorsa manevî tazminat ödenmesini isteyebilir.

Kaynak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, mevzuat.gov.tr. Fıkra numaraları okumayı kolaylaştırmak için eklenmiştir.

Değişiklik geçmişi

TarihKaynakDeğişiklik
22.11.20014721 sayılı Türk Medeni Kanunu (RG 08.12.2001, S. 24607; yürürlük: 01.01.2002)Madde, kanunun ilk metninde "B. Kişiliğin korunması — III. Ad üzerindeki hak — 1. Adın korunması" başlığı altında yer aldı ve bugüne kadar hiç değiştirilmedi. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kanun koyucunun adın kişilik hakları içerisindeki önemini göz önünde bulundurarak kişiliği korumaya ilişkin hükümlerle (m. 23-25) yetinmeyip adı ayrıca düzenleme (m. 26-27) yoluna gittiğini belirtmiştir.

Ad Neden Ayrıca Korunuyor?

TMK 23, 24 ve 25 kişiliği genel olarak korur. Buna karşılık kanun koyucu adı ayrıca düzenlemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bunun gerekçesini açıkça ortaya koyar (Yargıtay HGK, 10.03.2010, E. 2010/18-135, K. 2010/136):

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınmış olan adın, kişilik hakları içerisinde taşıdığı önemi gözönünde bulunduran 4721 Sayılı Türk Medeni Yasasında kişiliği korumaya ilişkin hükümlerle yetinilmeyip (m.23-25), onu ayrıca düzenlemek yoluna gidilmiştir (m.26-27).

Ad nedir? Kurul'un tanımı şöyledir: "Özel hukuk açısından ad, kişiyi tanıtan ve onu diğer bireylerden ayırmaya yarayan bir kavramdır." Kendine özgü kişiliği ve öz varlığı olan her birey, başkalarından adıyla ayırt edilir; toplum ve ailesi içinde bununla yer alır.

Bu nedenle her kişinin bir adının olması ve adının nüfus siciline yazılması kanunla zorunlu kılınmıştır. Kurul bu zorunluluğun aynı zamanda bir hak olduğunu vurgular: kişinin "yaşamıyla özdeşleşen ve kişiliğinin ayrılmaz bir öğesini oluşturan adını özgürce seçmesi ve onunla tanınması için kendisine tanınmış bir temel kişilik hakkı".

En önemli sonuç: hak kişiye sıkı sıkıya bağlıdır. Kurul bunu "her türlü duraksamadan uzak" sayar: ad üzerindeki hak kişinin kendisinden başkası tarafından kullanılamaz. Dolayısıyla adın korunmasına veya değiştirilmesine yönelik bir davada davacı sıfatı (aktif husumet), o hakkın sahibine aittir.

Somut sonuç: ölenin adı için mirasçı dava açamaz. Kurul'un önüne gelen olayda bir kişi, ölmüş babasının nüfus kütüğündeki adının düzeltilmesini istemişti. Kurul, kişiye sıkı sıkıya bağlı olan ad üzerinde hak sahibi bulunmayan davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığına ve davanın bu nedenle reddi gerektiğine oybirliğiyle karar vermiştir.

💡İpucu
Kurul aynı kararda kullanılabilir bir alternatif göstermiştir: iki ayrı kayıttaki adların aynı kişiye ait olduğunun tespiti için dava açılabilir ve o davada verilecek hükmün tüm işlemlerde bağlayıcılığı bulunur. Yani mirasçılar, ölenin adını "değiştirmek" yerine, kayıtların aynı kişiye ait olduğunu tespit ettirerek sonuç alabilirler.

Taraf sıfatı bir maddi hukuk sorunudur. Kurul bu noktayı da netleştirir: taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur. Taraflar taraf ve dava ehliyetine sahip olsa bile gerçekten davacı veya davalı sıfatı yoksa esas hakkında karar verilemez; dava husumetten reddedilir.

Üç İstem ve Artan Şartları

TMK 26, artan şartlarla sıralanmış üç istem tanır. Dilekçede bunları ayırmak, talebin eksik incelenmesini önler.

İstemŞartıDayanak
Hakkın tespitiAdın kullanılmasının çekişmeli olmasıTMK 26/1
Son verilmesiAdın haksız kullanılması; kusur aranmazTMK 26/2
Maddî zararın giderilmesiHaksız kullananın kusurlu olmasıTMK 26/2
Manevî tazminatUğranılan haksızlığın niteliğinin gerektirmesiTMK 26/2

Birinci fıkra: çekişme hâli. Burada henüz bir haksız kullanım olması gerekmez; adı kullanma hakkının tartışma konusu olması yeterlidir. İki kişinin aynı adı kullanma hakkı tartışmalıysa, hak sahibi tespit isteyebilir.

İkinci fıkra: haksız kullanım. Burada üç istem birbirinden ayrılır ve şartları farklıdır:

  • Son verme için yalnız haksızlık yeterlidir. Kullanan iyi niyetli olsa, kusuru bulunmasa bile kullanımın durdurulması istenebilir.
  • Maddî zarar için kanun açıkça "haksız kullanan kusurlu ise" der. Kusur yoksa maddî tazminat istenemez.
  • Manevî tazminat için ölçüt "uğradığı haksızlığın niteliği"dir. Her haksız kullanım manevî tazminat doğurmaz; haksızlığın ağırlığı buna elverişli olmalıdır.
⚠️Dikkat
Sık yapılan hata: dilekçede yalnız tazminat istenip son verme isteminin yazılmaması. Oysa son verme istemi kusur aranmadığı için en kolay kazanılan istemdir ve asıl amaç olan kullanımı durdurur. Tazminat ise kusur ve zarar ispatına bağlıdır.

Yetkili mahkeme. Ad üzerindeki hak bir kişilik hakkı olduğundan, TMK 25/5'teki yetki kuralı burada da yol gösterir: davacı kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir (TMK 25).

Unvanın İzinsiz Kullanılması: 2022 İçtihadı

TMK 26'nın en pratik uygulaması, kişinin adının veya unvanının izinsiz kullanılmaya devam edilmesidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin kararı bunu somut biçimde gösterir (Yargıtay 3. HD, 31.03.2022, E. 2022/1170, K. 2022/3049, oy birliğiyle).

Olay. Bir kişi, bir inşaat işinde şantiye şefi olarak çalışmıştı. İş akdi sona ermesine rağmen, devam eden inşaatlarda belediye kayıtlarında şantiye şefi olarak gösterilmeye devam edilmiş; kişi bu dönem için alması gereken ücret oranında bir alacak istemişti.

Derece mahkemeleri davayı sebepsiz zenginleşme sayıp reddetti. İlk derece mahkemesi, davacının o dönemde başka işyerlerinde çalıştığını, bu nedenle malvarlığı aleyhine bir zenginleşme bulunmadığını; haksız fiil hükümlerinin gündeme gelebileceğini ama davacının buna dayanmadığını belirterek davayı reddetti. Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetti.

Daire nitelendirmeyi değiştirdi. HMK 33 uyarınca maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hâkime aittir. Dava dilekçesindeki iddianın ileri sürülüş biçimine göre dava, kişinin isminin (unvanın) sözleşme ilişkisi olmadan kullanılması sebebiyle uğranılan maddî zararın tazmini istemine ilişkindi ve talebin TMK 26'daki "adın korunması" hükümleri çerçevesinde çözülmesi gerekiyordu.

Daire'nin esas değerlendirmesi. Karar üç adımda ilerliyor:

  • Davalının inşaatları sürdürebilmesi için şantiye şefi bulundurma zorunluluğu vardır.
  • Şantiye şefi, yapım işinin ruhsata ve projelere uygun gerçekleştirilmesi için gerekli organizasyonu sağlamak ve mevzuatın öngördüğü her türlü tedbiri almakla sorumludur; dolayısıyla bu sorumluluk altına giren kişiye bir ödeme yapılması gerektiği aşikârdır.
  • Davacının o dönemde başka bir iş yerinde çalışıyor olması istemde bulunmasına engel değildir.

Daire, bu son noktayı Mecelle'nin 87. maddesindeki "mazarrat menfaat mukabelesindedir" kuralıyla desteklemiş; maddî zararın tespiti için bilirkişi görüşüne başvurulması gerektiğini belirterek red kararını bozmuştur.

💡İpucu
Bu karar iki pratik ders verir. Birincisi: adınızın veya unvanınızın izniniz olmadan kullanılması, adınızı kullanan kişi bundan bir yükümlülükten kurtulmuşsa maddî zarar doğurur. İkincisi: talebi yanlış hukuki temele oturtmanız davayı kaybettirmez; hukuki nitelendirme hâkime aittir. Ama maddi olayları eksiksiz ileri sürmek sizin yükümlülüğünüzdür.

Aile hukukunda TMK 26. Uygulamada en çok karşılaşılan hâl, boşanmadan sonra soyadı kullanımına ilişkin uyuşmazlıklardır. Kadının boşanmadan sonra eski eşinin soyadını kullanması ve buna itiraz, kendi özel hükümlerine tabidir. Çocuğun soyadının değiştirilmesi ise TMK 27 çerçevesinde çözülür (TMK 27). TMK 26 ise adın başkası tarafından haksız kullanılması hâllerine yöneliktir.

TMK 26 Yargıtay kararları

Bu bölümde, maddenin uygulamada nasıl yorumlandığını gösteren 2 Yargıtay kararı yer alıyor. Kararların tamamı resmî tam metinleri okunarak seçildi ve ilgili oldukları fıkraya göre gruplandı; Hukuk Genel Kurulu kararları bulundukları grubun başında yer alır. Künyeye tıklayarak kararın tam metnine ulaşabilirsiniz.

Karar seçimi hakkında

Bu sayfadaki iki karar da oybirliğiyle alınmıştır. Hukuk Genel Kurulu kararı hakkın kime ait olduğunu, 3. Hukuk Dairesi kararı ise hakkın ihlalinin nasıl parasal sonuç doğurduğunu gösterir. Hukuk Genel Kurulu kararında aktarılan TMK 27 metninin 7532 sayılı Kanun değişikliğinden önceki metin olduğu kart notunda belirtilmiştir. TMK 26/1'deki tespit davasına ilişkin ayrı bir yayımlanmış karara rastlanmadığından, bu fıkra kanun metnine dayanılarak açıklanmıştır.

TMK 26/1 ile ilgili Yargıtay kararları

TMK 26/1 · Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Ad üzerindeki hak kişiye sıkı sıkıya bağlıdır ve kişinin kendisinden başkası tarafından kullanılamaz; ölmüş kimsenin adının düzeltilmesi istemiyle çocuğunun açtığı dava aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddedilir

Olay: Davacı, ölmüş olan babasının nüfus kütüğünde yazılı adının düzeltilmesini istemiştir. Baba, kütüğe kayıtlı adıyla tescil edilmiş ve aynı adla vefat etmiştir. Yerel mahkeme davayı kabul etmiş; Özel Daire aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle bozmuş; yerel mahkeme murisin yaşamı boyunca o adla tanındığı ve mirasçıların hukuki menfaati bulunduğu gerekçesiyle direnmiştir.

Karar: Kurul, özel hukuk açısından adın kişiyi tanıtan ve onu diğer bireylerden ayırmaya yarayan bir kavram olduğunu; her kişinin bir adının bulunması ve nüfus siciline yazılmasının kanunla zorunlu kılındığını belirtmiştir. Bu zorunluluğun aynı zamanda kişinin yaşamıyla özdeşleşen ve kişiliğinin ayrılmaz bir öğesini oluşturan adını özgürce seçmesi ve onunla tanınması için tanınmış bir temel kişilik hakkı olduğunu vurgulamıştır. Kanun koyucunun adın kişilik hakları içindeki önemini gözeterek kişiliği korumaya ilişkin hükümlerle yetinmeyip adı ayrıca düzenleme yoluna gittiğini saptamıştır. TMK 26 ve 27'yi aktardıktan sonra, ad üzerindeki hakkın kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğunu ve kişinin kendisinden başkası tarafından kullanılamayacağını; dolayısıyla adın değiştirilmesine yönelik davada davacı sıfatının hak sahibine ait olduğunu belirtmiştir. Taraf sıfatının usul hukuku sorunu olmayıp dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğunu da vurgulamıştır. Somut olayda davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddi gerektiğine karar vererek direnme kararını bozmuştur. Kurul ayrıca, iki kaydın aynı kişiye ait olduğunun tespiti için dava açılması olanağının bulunduğunu ve o davada verilecek hükmün tüm işlemlerde bağlayıcı olacağını belirtmiştir.

Aynı başlık altında düzenlenen bu açık hükümler karşısında, ad üzerindeki hakkın kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğu ve bu hakkın kişinin kendisinden başkası tarafından kullanılamayacağı her türlü duraksamadan uzaktır.

Ne anlama geliyor?

Ad davalarını yalnız adın sahibi açabilir; ölmüş bir yakının adı için izlenecek yol "değiştirme" değil, kayıtların aynı kişiye ait olduğunun tespitidir.

Not: Karar OYBİRLİĞİYLE alınmıştır. Kararda aktarılan TMK 27 metni, 7532 sayılı Kanun'un 14.11.2024 tarihli değişikliğinden ÖNCEKİ metindir. Kişi adları ve yer bilgileri aktarılmamıştır.

TMK 26/2 ile ilgili Yargıtay kararları

TMK 26/2 · Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

İş akdi sona ermesine rağmen kişinin unvanının kayıtlarda kullanılmaya devam edilmesi TMK 26 çerçevesinde çözülür; adı kullanılan kişinin o dönemde başka bir işyerinde çalışması istemde bulunmasına engel değildir

Olay: Davacı, bir inşaat işinde şantiye şefi olarak çalışmıştır. İş akdi sona ermesine rağmen, devam eden inşaatlar yönünden belediye kayıtlarında şantiye şefi olarak gösterilmeye devam edilmiştir. Davacı bu döneme ilişkin alacak istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı sebepsiz zenginleşme olarak nitelendirmiş ve davacının o dönemde başka işyerlerinde çalıştığını gözeterek reddetmiş; bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Karar: Daire, HMK 33 uyarınca maddi olayları ileri sürmenin taraflara, hukuki nitelendirme yapmanın ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemenin hâkime ait olduğunu belirtmiştir. Dava dilekçesindeki iddianın ileri sürülüş biçimine göre davanın, kişinin isminin sözleşme ilişkisi olmadan kullanılması sebebiyle uğranılan maddî zararın tazmini istemine ilişkin olduğunu ve talebin TMK 26'daki adın korunması hükümleri çerçevesinde çözülmesi gerektiğini saptamıştır. TMK 26/2'yi aktardıktan sonra, davalının inşaatları sürdürebilmesi için şantiye şefi bulundurma zorunluluğu bulunduğunu; şantiye şefinin yapım işinin ruhsata ve projelere uygun gerçekleştirilmesi için gerekli organizasyonu sağlamak ve mevzuatın öngördüğü her türlü tedbiri almakla sorumlu olduğunu; dolayısıyla bu sorumluluk altına giren kişiye bir ödeme yapılması gerektiğini belirtmiştir. Davacının dava konusu dönemlerde başka bir işyerinde çalışıyor olmasının istemde bulunmasına engel teşkil etmeyeceğini vurgulamış; maddî zararın tespiti için bilirkişi görüşüne başvurulması gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.

Dolayısıyla sorumluluk altına giren şantiye şefine de bir ödeme yapılması gerektiği aşikardır. Davacının dava konusu edilen dönemlerde başka bir iş yerinde çalışıyor olması da istemde bulunmasına engel teşkil etmeyecektir.

Ne anlama geliyor?

Adınız veya unvanınız izniniz olmadan kullanılmaya devam ediyorsa, kullanan bundan bir yükümlülükten kurtulmuşsa maddî zararınızı isteyebilirsiniz.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE alınmıştır. Kararda bu son nokta Mecelle'nin 87. maddesindeki "mazarrat menfaat mukabelesindedir" kuralına dayandırılmıştır. Kişi, şirket ve taşınmaz bilgileri aktarılmamıştır.

TMK 26 ile ilgili maddeler

  • TMK m. 23Vazgeçme ve aşırı sınırlamaya karşı
  • TMK m. 24Saldırıya karşı: ilke
  • TMK m. 25Kişiliğin korunmasında davalar
  • TMK m. 27Adın değiştirilmesi
  • TMK m. 321Çocuğun soyadı

Uygulamada dikkat edilecekler

Pratik notlar

  1. 1.Ad davasını yalnız adın sahibinin açabileceğini; hakkın kişiye sıkı sıkıya bağlı olduğunu gözetin.
  2. 2.Ölmüş bir yakının adı için değiştirme davası açmayın; kayıtların aynı kişiye ait olduğunun tespitini isteyin.
  3. 3.Tespit hükmünün tüm işlemlerde bağlayıcı olacağını müvekkile açıklayın.
  4. 4.Taraf sıfatının maddi hukuk sorunu olduğunu; sıfat yokluğunda esasa girilmeyeceğini dikkate alın.
  5. 5.Dilekçede üç istemi ayrı ayrı yazın: son verme, maddî zarar, manevî tazminat.
  6. 6.Son verme istemi için kusur aranmadığını vurgulayın; bu en kolay kazanılan istemdir.
  7. 7.Maddî zarar için haksız kullananın kusurlu olduğunu ayrıca ortaya koyun.
  8. 8.Manevî tazminat için uğranılan haksızlığın niteliğinin bunu gerektirdiğini gösterin.
  9. 9.Adın kullanılması yalnız çekişmeliyse tespit davası yolunu değerlendirin.
  10. 10.Unvanınızın izinsiz kullanıldığı hâllerde, kullanan kişinin bundan bir yükümlülükten kurtulduğunu ortaya koyun.
  11. 11.Aynı dönemde başka bir işte çalışmanızın istemi engellemediğini ileri sürün.
  12. 12.Maddî zararın tespiti için bilirkişi incelemesi isteyin.
  13. 13.Talebi yanlış hukuki temele oturtmuş olsanız bile nitelendirmenin hâkime ait olduğunu hatırlatın; ancak maddi olayları eksiksiz ileri sürün.
  14. 14.Yetkiyi TMK 25/5'e göre kurun: kendi yerleşim yerinizde de dava açabilirsiniz.
  15. 15.Çocuğun soyadının değiştirilmesi istemini TMK 26 değil TMK 27 çerçevesinde açın.

Sıkça Sorulan Sorular

Adının kullanılması çekişmeli olan kişi hakkının tespitini; adı haksız kullanılan kişi ise buna son verilmesini, maddî zararının giderilmesini ve gerekiyorsa manevî tazminat ödenmesini isteyebilir.

Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut bir uyuşmazlık için hukuki görüş yerine geçmez. Madde metni resmî kaynaktan alınmış, kararlar resmî tam metinleri üzerinden özetlenmiştir.