4721 sayılı Türk Medeni Kanunu · İkinci Ayırım: Edinilmiş Mallara Katılma — D. Mal rejiminin sona ermesi ve tasfiye › II. Malların geri alınması ve borçlar › 2. Değer artış payı

TMK Madde 227: Değer Artış Payı

İkinci Kitap: Aile Hukuku › Birinci Kısım: Evlilik Hukuku › Dördüncü Bölüm: Eşler Arasındaki Mal Rejimi › İkinci Ayırım: Edinilmiş Mallara Katılma — D. Mal rejiminin sona ermesi ve tasfiye › II. Malların geri alınması ve borçlar › 2. Değer artış payı

Hazırlayan: Av. Murat Aydar8 yüksek mahkeme kararıYürürlükteki metinGüncelleme: 25.09.2026

Kısa cevap · TMK 227

Değer artış payı, bir eşin diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunması hâlinde doğan ve malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanan alacaktır; değer kaybında katkının başlangıçtaki değeri korunur (TMK 227). TMK 228 malların rejimin sona erdiği andaki durumlarına göre ayrılmasını ve toptan sosyal güvenlik ödemelerinin geleceğe ait kısmının kişisel mal sayılmasını, TMK 229 son bir yıldaki rızasız karşılıksız kazandırmaların ve katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirlerin edinilmiş mallara eklenmesini, TMK 230 ise aynı eşin kişisel ve edinilmiş malları arasında denkleştirmeyi düzenler. Yargıtaya göre tasfiye tarihi karar tarihidir, değer artış payı ile katılma alacağı toplanır ve faiz karar tarihinden işler.

Bu sayfada neler var? (12 bölüm)
  1. TMK 227 madde metni
  2. Değişiklik geçmişi
  3. TMK 227: Değer Artış Payı Nedir?
  4. Değer Artış Payı Nasıl Hesaplanır?
  5. TMK 228/2: Emekli İkramiyesi Paylaşılır mı?
  6. TMK 229: Mal Kaçırma ve Eklenecek Değerler
  7. TMK 230: Kişisel ve Edinilmiş Mallar Arasında Denkleştirme
  8. TMK 227 Yargıtay kararları
  9. TMK 227 ile ilgili maddeler
  10. Uygulamada dikkat edilecekler
  11. Konuyla ilgili yazılar
  12. Sıkça sorulan sorular

Temel kavramlar

Değer artış payı
TMK 227/1: bir eşin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunması hâlinde, tasfiye sırasında malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında sahip olduğu alacak hakkı.
Esaslı katkı
Yargıtay uygulamasında değer artış payı için aranan, parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle yapılan katkı.
Diğerine ait mal
Değer artış payının doğması için katkının yapıldığı malın, katkı yapan eşin değil diğer eşin malı olması koşulu.
Katkının başlangıçtaki değeri
TMK 227/1: malda değer kaybı olduğunda alacağın hesabında esas alınan, katkının yapıldığı andaki değeri.
Hakkaniyete göre belirleme
TMK 227/2: mal daha önce elden çıkarılmışsa hâkimin diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirlemesi.
Yazılı anlaşma
TMK 227/3: eşlerin değer artışından pay almaktan vazgeçmesi veya pay oranını değiştirmesi için aranan şekil.
Sona erme anındaki durum
TMK 228/1: kişisel ve edinilmiş malların ayrılmasında esas alınan, malın mal rejiminin sona erdiği andaki durumu.
Tasfiye tarihi
Yargıtay uygulamasında malın sürüm değerinin belirlenmesinde ve faizin başlangıcında esas alınan karar tarihi.
Sürüm (rayiç) değeri
Malın tasfiye tarihindeki, yani karar tarihine en yakın piyasa değeri.
Peşin sermaye değeri
TMK 228/2: toptan ödeme yerine irat bağlansaydı, rejimin sona ermesinden sonraki döneme ait iradın toplu değeri; tasfiyede kişisel mal sayılır.
Taşınmazın borcu
Kredili taşınmazda mal rejimi sona erdikten sonra ödenecek taksitlere karşılık gelen ve sürüm değerinden düşülen miktar.
Eklenecek değerler
TMK 229: rejimin sona ermesinden önceki bir yıl içindeki rızasız karşılıksız kazandırmalar ile katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirlerin edinilmiş mallara değer olarak eklenmesi.
Olağan hediye
TMK 229/1: karşılıksız kazandırma niteliğinde olmakla birlikte eklenecek değerlerin dışında tutulan hediyeler.
İhbar
TMK 229 son fıkra: mahkeme kararının kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü kişiye karşı da ileri sürülebilmesi için davanın ona bildirilmesi.
Denkleştirme
TMK 230: aynı eşin kişisel malları ile edinilmiş malları arasında borç ödemesi veya katkıdan doğan geçişlerin tasfiyede düzeltilmesi.
Mal kesimi
Bir eşin malvarlığının kişisel mallar ve edinilmiş mallar olarak ayrılan iki grubundan her biri.

Bir bakışta TMK 227

KonuKuralDayanak
Değer artış payıEşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur.TMK m. 227/1
Değer kaybıMalda değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır.TMK m. 227/1
Elden çıkarılmış malMal daha önce elden çıkarılmışsa hâkim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler.TMK m. 227/2
FeragatEşler yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilir veya pay oranını değiştirebilir.TMK m. 227/3
Ayırma anıKişisel mallar ile edinilmiş mallar, mal rejiminin sona ermesi anındaki durumlarına göre ayrılır.TMK m. 228/1
Toptan ödemeSosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca yapılan toptan ödemelerin ve iş gücü kaybı tazminatının, rejim sonrasına ait iradın peşin sermaye değeri kadarlık kısmı kişisel mal olarak hesaba katılır.TMK m. 228/2
Eklenecek değerlerRejimin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan olağan hediyeler dışındaki karşılıksız kazandırmalar ile rejim süresince katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler edinilmiş mallara değer olarak eklenir.TMK m. 229
Üçüncü kişiBu kazandırma veya devirlere ilişkin mahkeme kararı, davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.TMK m. 229 son f.
DenkleştirmeKişisel mallara ilişkin borç edinilmiş mallardan veya edinilmiş mallara ilişkin borç kişisel mallardan ödenmişse tasfiyede denkleştirme istenebilir; hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç edinilmiş mallara ilişkin sayılır.TMK m. 230/1-2
Katkıda denkleştirmeBir mal kesiminden diğer kesimdeki mala katkı yapılmışsa denkleştirme katkı oranına ve malın tasfiye zamanındaki değerine, mal elden çıkarılmışsa hakkaniyete göre yapılır.TMK m. 230/3
Katkının niteliğiDeğer artış payı talep edebilmek için parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunulmalıdır.8. HD 19.02.2019
Katkı yönüKişisel maldan diğer eşin kişisel veya edinilmiş malına yapılan katkıda alacağın tamamına, edinilmiş maldan diğer eşin kişisel malına yapılan katkıda yarısına hak kazanılır.8. HD 19.02.2019
Evlilik öncesi katkıMal rejimi kurulmadan önce yapılan peşinat, kredi ödemesi ve tadilat harcamalarına yönelik talepler yalnız genel hükümlere göre istenebilir.8. HD 19.02.2019
Ev işleriEv işlerinin yapılması ve çocukların bakımının üstlenilmesi TMK 227 anlamında katkı sayılmaz; bu emek edinilmiş mallara katılma rejiminde katılma alacağıyla karşılanır.HGK 18.06.2008
Değer ve tarihMal, rejimin sona erdiği tarihteki durumuna göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm değeriyle hesaba katılır; tasfiye tarihi karar tarihidir.8. HD 19.02.2019
ToplamaOranlama yapılarak belirlenen değer artış payı alacağı ile artık değere katılma alacağı toplanır.2. HD 24.01.2024
Talep sınırıTaşınmazın edinme değeri davacının iddia ettiği bedelin üzerinde belirlenip alacak buna göre hesaplanamaz.2. HD 24.01.2024
FaizAksine anlaşma yoksa değer artış payı ve katılma alacağına tasfiyenin gerçekleştiği karar tarihinden faiz yürütülür; dava tarihinden faiz yürütülmesi hatalıdır.2. HD 24.01.2024
Kredili taşınmazRejim sonrasına sarkan kredi ödemeleri taşınmazın borcu sayılır; borç, ödenmemiş kredi oranının satın alma bedeline dönüştürülüp sürüm değeriyle çarpılmasıyla bulunur ve sürüm değerinden düşülür.8. HD 12.06.2018
Karma finansmanAlım bedelinin kredi, kişisel mal ve edinilmiş mal kısımları ayrı ayrı belirlenerek gerekli oranlamalar ve TMK 230 uyarınca denkleştirmeler yapılır.8. HD 12.06.2018
Emekli ikramiyesiToptan ödenen ikramiyenin rejim sonrasına düşen kısmının bakiye yaşam süresine göre hesaplanan peşin sermaye değeri kişisel mal, kalanı edinilmiş mal sayılır; hizmet süresine göre oranlama yapılamaz.2. HD 23.06.2022
Paranın mevcudiyetiİkramiyenin tasfiyeye girmesi için rejimin sona erdiği sırada mevcut olması ya da bu parayla başka bir malvarlığı edinilmiş olması gerekir.2. HD 23.06.2022
Kasıtlı devirKatılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devir eklenecek değer olarak hesaba alınır ve malın devredildiği tarihteki sürüm değeri esas alınır.8. HD 13.04.2016
Tasarrufun iptaliEşin talep hakkı alacak hakkı olduğundan kazandırma veya devrin tespiti hâlinde tasarrufun iptaline karar verilemez; üçüncü kişi ancak tahsil aşamasında eksik kalan ve kazanılan miktarla sınırlı olarak sorumlu olur.8. HD 13.04.2016
Boşanma öncesi satışBoşanma davasından kısa süre önce, taraflar arasında anlaşmazlık başladıktan sonra satılan edinilmiş mal, rejimin sona erdiği tarihte mevcut olmasa da eklenecek değer olarak tasfiyede dikkate alınır.2. HD 23.09.2025
İspatEklenecek değer iddiasında önce devrin TMK 229'daki amaç ve doğrultuda yapılıp yapılmadığı araştırılır; ispatlanamazsa rejimin sona erdiği tarihte mevcut olmayan mal için katılma alacağı hesaplanamaz.2. HD 23.06.2026

TMK 227 madde metni

Resmî metin4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

İkinci Kitap: Aile Hukuku › Birinci Kısım: Evlilik Hukuku › Dördüncü Bölüm: Eşler Arasındaki Mal Rejimi · İkinci Ayırım: Edinilmiş Mallara Katılma — D. Mal rejiminin sona ermesi ve tasfiye › II. Malların geri alınması ve borçlar › 2. Değer artış payı

Değer artış payı — Madde 227

  1. (1)Alacağın doğması için katkı DİĞER EŞE AİT bir mala yapılmalı ve hiç ya da uygun bir karşılık alınmamış olmalıdır. Yargıtaya göre katkı parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle yapılmış olmalıdır. Değer kaybında katkının başlangıçtaki değeri korunur.Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır.
  2. (2)Mal tasfiyeden önce elden çıkarılmışsa katkı oranı ile güncel değer formülü işletilemez; alacağı hâkim hakkaniyete göre belirler.Böyle bir malın daha önce elden çıkarılmış olması hâlinde hâkim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler.
  3. (3)Feragat ve oran değişikliği için YAZILI anlaşma yeterlidir. Artık değere katılmada başka bir esas kabul etmek ise TMK 237 uyarınca mal rejimi sözleşmesi gerektirir.Eşler, yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri gibi, pay oranını da değiştirebilirler.

Kaynak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, mevzuat.gov.tr. Fıkra numaraları okumayı kolaylaştırmak için eklenmiştir.

Değişiklik geçmişi

TarihKaynakDeğişiklik
22.11.20014721 sayılı Türk Medeni Kanunu (RG 08.12.2001, S. 24607; yürürlük: 01.01.2002)TMK 227, 228, 229 ve 230 Kanunun ilk metninden bu yana hiç değiştirilmemiştir. Bu maddeler tasfiyenin hesap aşamasını düzenler: TMK 227 eşler arasındaki katkıdan doğan değer artış payını, TMK 228 malların hangi andaki durumlarına göre ayrılacağını, TMK 229 tasfiyeden önce elden çıkarılan değerlerin hesaba eklenmesini, TMK 230 ise aynı eşin iki mal kesimi arasındaki denkleştirmeyi. Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi döneminde yasal rejim mal ayrılığı olduğundan bu hesap mekanizması bulunmuyordu. Yargıtaya göre 01.01.2002 öncesinde kurulan evliliklerde o tarihe kadar mal ayrılığı, sonrasında edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı Kanun m. 10).

TMK 227: Değer Artış Payı Nedir?

Değer artış payı, mal paylaşımı davalarında en çok karıştırılan alacaktır. Kanun onu dar bir kapıdan geçirir: katkının diğer eşe ait bir mala yapılmış olması gerekir.

⚖️Yasal Düzenleme
Madde 227 — Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır.
Böyle bir malın daha önce elden çıkarılmış olması hâlinde hâkim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler.
Eşler, yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri gibi, pay oranını da değiştirebilirler.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi alacağı şöyle tanımlar:

❝
Değer artış payı alacağı; eşlerden birinin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun karşılık almaksızın esaslı katkıda bulunması durumunda, tasfiye sırasında bu malda meydana gelebilecek değer artışı için katkısı oranında sahip olduğu alacak hakkıdır.

Aynı kararda talebin koşulu da açıkça konmuştur: parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunulmuş olmalıdır (Yargıtay 8. HD, 19.02.2019, E. 2017/8450, K. 2019/1633, oy birliğiyle bozma).

Ev işleri ve çocuk bakımı bu anlamda katkı değildir. Hukuk Genel Kurulu, değer artışı nedeniyle alacak talep edebilmek için diğer eşe ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına parasal veya para ile ölçülebilen maddi bir katkı sağlanmış olması gerektiğini; evin yemek, temizlik gibi işlerinin yapılmasının ve çocukların bakımının üstlenilmesinin TMK 227 anlamında katkı sayılamayacağını kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 18.06.2008, E. 2008/2-432, K. 2008/444, oy birliğiyle bozma).

💡İpucu
Bu, ev içi emeğin karşılıksız kaldığı anlamına gelmez. Aynı kararda Kurul, evi dışında çalışmayan ve geliri bulunmayan eşin ev işlerindeki emeğinin, edinilmiş mallara katılma rejiminde diğer eşin rejim süresince edindiği mallar üzerinde katılma alacağı hakkı tanınarak yasal karşılığa bağlandığını belirtmiştir. Ev içi emek değer artış payı değil, katılma alacağı doğurur.

Katkının hangi maldan yapıldığı alacağın tutarını değiştirir. Daire, değer artış payına konu katkının üç biçimde gerçekleşebileceğini ve her birinin sonucunu ayrı ayrı belirtmiştir:

Katkı nereden nereye yapıldı?Katkı yapan eşin hakkı
Kendi kişisel malından diğer eşin kişisel malınaDeğer artış payının tamamı
Kendi kişisel malından diğer eşin edinilmiş malınaDeğer artış payının tamamı
Kendi edinilmiş malından diğer eşin kişisel malınaDeğer artış payının yarısı

Üçüncü satırdaki yarıya inmenin sebebi katkının edinilmiş maldan yapılmasıdır: Daireye göre edinilmiş malın yarısı üzerinde diğer eşin kanundan doğan bir alacak hakkı (TMK 236/1) bulunduğundan, tespit edilen değer artış payı alacağının tamamı değil yarısı oranında katkı yapan eşin hakkı vardır.

⚠️Dikkat
Değer artış payı ile denkleştirmeyi karıştırmayın. Bir eş kendi kişisel malından kendi edinilmiş malına (ya da tersine) katkı yaptığında değer artış payı doğmaz; bu durum aynı eşin iki mal kesimi arasındaki denkleştirmedir ve TMK 230'un üçüncü fıkrasına tabidir. Değer artış payı için katkının mutlaka diğer eşe ait bir mala yapılmış olması gerekir.

Evlenmeden önce yapılan katkılar bu maddeye girmez. Aynı dosyada davacı, davalının evlenmeden önce aldığı ve bu nedenle onun kişisel malı sayılan taşınmaz için nişanlılık döneminde ödenen peşinata, kredi taksitlerine ve tadilat harcamalarına da dayanmıştı. Daire, mal rejimi kurulmadan önce yapılan tadilatlar, kredi ödemeleri ve peşinat bedellerine yönelik taleplerin yalnız genel hükümlere göre istenebileceğini gözeterek bunların ayrılmasını (tefrik) isabetli buldu.

Evlilik içindeki kredi taksitleri ise farklı değerlendirildi: aksi ispat edilemediğinden bu ödemelerin edinilmiş mallardan karşılandığı kabul edildi. Talep, edinilmiş maldan kişisel mala yapılan bir katkı olarak değer artış payı kapsamında esastan incelenmesi gerekirken katılma alacağı olarak nitelendirilip hakkında karar verilmesine yer olmadığı söylendiği için hüküm bozuldu. Daire bu arada maddi olayları ileri sürmenin taraflara, hukuki nitelendirmenin hâkime ait olduğunu (HMK 33) hatırlattı.

💡İpucu
Katkı ispatı yalnız değer artış payı için gerekir. Artık değere katılma alacağında talep eden eşin geliri olması veya malın edinilmesine katkıda bulunması şart değildir; edinilmiş mal ve artık değer varsa alacak kendiliğinden doğar. İki alacak aynı davada birlikte istenebilir ve Yargıtaya göre sonunda toplanır.

Katılma alacağında katkı şartının bulunmadığına ilişkin Hukuk Genel Kurulu kararı için TMK 223-226 şerhine, bir malın kişisel mi edinilmiş mi olduğunun nasıl belirlendiği için TMK 218-222 şerhine bakabilirsiniz.

Değer düşerse ne olur? Kanun katkı yapanı korur: değer kaybında katkının başlangıçtaki değeri esas alınır. Daire bu korumanın denkleştirme (TMK 230) için geçerli olmadığını ayrıca belirtmiştir. TMK 230'un üçüncü fıkrasına göre denkleştirmede değerin artması da azalması da katkı oranına ve malın tasfiye zamanındaki değerine göre hesaba yansır.

Mal satılmışsa? Mal tasfiyeden önce elden çıkarılmışsa oran ve güncel değer formülü işletilemez; ikinci fıkra uyarınca hâkim alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler.

⚠️Dikkat
Üçüncü fıkra bir feragat kapısıdır. Eşler yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan tamamen vazgeçebilir veya pay oranını değiştirebilir. Eşine büyük bir katkı yapan kişinin, önüne konulan bir belgeyi imzalamadan önce bu hükmü bilmesi gerekir.

Şekil farkına dikkat: değer artış payı için kanun yalnız yazılı anlaşma arar. Artık değere katılmada başka bir esas kabul etmek ise TMK 237 uyarınca mal rejimi sözleşmesi gerektirir ve bu sözleşme TMK 205 uyarınca noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır. Şekil kuralları için TMK 202-205 şerhine bakabilirsiniz.

Değer Artış Payı Nasıl Hesaplanır?

Hesabın iki sabit noktası vardır: malın durumu ve malın değeri. Bu ikisi farklı tarihlere göre belirlenir.

⚖️Yasal Düzenleme
Madde 228 — Eşlerin kişisel malları ile edinilmiş malları, mal rejiminin sona ermesi anındaki durumlarına göre ayrılır.
Eşlerden birine sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca yapılmış olan toptan ödemeler veya iş gücünün kaybı dolayısıyla ödenmiş olan tazminat, toptan ödeme veya tazminat yerine ilgili sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumunca uygulanan usule göre ömür boyunca irat bağlanmış olsaydı, mal rejiminin sona erdiği tarihte bundan sonraki döneme ait iradın peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne olacak idiyse, tasfiyede o miktarda kişisel mal olarak hesaba katılır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi bu iki noktayı tek cümlede birleştirir: değer artış payı hesaplanırken mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malın, bu tarihteki durumuna göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değeri esas alınır. Daireye göre Yargıtay uygulamasında tasfiye tarihi karar tarihidir (Yargıtay 8. HD, 19.02.2019, E. 2017/8450, K. 2019/1633).

SoruEsas alınan tarih
Hangi mallar tasfiyeye girer?Mal rejiminin sona erdiği tarih (boşanmada dava tarihi)
Mal hangi hâliyle değerlendirilir?Mal rejiminin sona erdiği tarihteki durumu
Mal hangi fiyatla değerlendirilir?Tasfiye tarihindeki sürüm değeri, yani karar tarihine en yakın değer
Faiz ne zaman başlar?Karar tarihi
💡İpucu
Pratik sonuç: Boşanma davası açıldıktan sonra eve yapılan bir yenileme, malın rejimin sona erdiği tarihteki durumunu değiştirmez. Buna karşılık aradan geçen yıllarda piyasa fiyatlarında meydana gelen artış, değer karar tarihine göre belirlendiği için hesaba yansır.

Temel formül. Kanun alacağı katkı oranına ve malın tasfiye sırasındaki değerine bağlar. Buna göre önce katkının malın edinme bedeli içindeki oranı bulunur, sonra bu oran malın karar tarihine en yakın sürüm değeriyle çarpılır.

AdımİşlemÖrnek
1Malın edinme bedeli2.000.000 TL
2Diğer eşin mirastan gelen parasıyla yaptığı katkı500.000 TL
3Katkı oranı500.000 / 2.000.000 = %25
4Malın karar tarihine en yakın sürüm değeri6.000.000 TL
5Değer artış payı alacağı6.000.000 × %25 = 1.500.000 TL

Örnekteki rakamlar varsayımsaldır. Mirastan gelen para kişisel mal olduğundan alacağın tamamı istenebilir. Katkı edinilmiş maldan, örneğin maaş birikiminden yapılmış ve mal diğer eşin kişisel malıysa, yukarıdaki Daire kararına göre bulunan tutarın yarısı istenebilir.

Aynı malda iki alacak birlikte doğabilir. Bir dosyada evlilik içinde davalı adına alınan taşınmazın bedelinin bir kısmı davacının miras yoluyla edindiği malın satış bedelinden, bir kısmı davalıya ailesince yapılan yardımdan, kalanı ise aksi ispatlanamadığından edinilmiş mallardan karşılanmıştı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, oranlama yapılarak değer artış payı ile artık değere katılma alacağının ayrı ayrı belirlenmesini yerinde buldu; ancak toplam alacak hesaplanırken değer artış payı alacağı ile artık değere katılma alacağının toplanması gerektiğini, hesapta değer artış payı yerine artık değerin katılma alacağıyla toplanmasının fazla alacağa hükmedilmesine yol açtığını belirtti.

Kararın ikinci kuralı talep sınırıyla ilgilidir: taşınmazın edinme değeri davacının kendi ileri sürdüğü bedelin üzerinde belirlenip alacak buna göre hesaplanamaz; bu davalının aleyhinedir. Kararın üçüncü kuralı ise faizdir (Yargıtay 2. HD, 24.01.2024, E. 2022/9398, K. 2024/453, oy birliğiyle bozma).

❝
Yargıtay'ın ve Dairemizin kökleşmiş uygulamalarına göre tasfiye tarihi, karar tarihidir.
⚠️Dikkat
TMK 239/3 uyarınca aksine anlaşma yoksa katılma alacağına ve değer artış payına tasfiyenin sona ermesinden başlayarak faiz yürütülür. Tasfiye tarihi karar tarihi olduğundan faiz dava tarihinden değil, karar tarihinden işler. Dava tarihinden faiz yürütülmesi bozma sebebidir.

Kredili taşınmazda hesap. Konut kredisiyle alınan evlerde taksitlerin bir kısmı evlilik içinde, bir kısmı mal rejimi sona erdikten sonra ödenir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi bu durumda şu kuralı koyar:

❝
Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir.

Hesap dört adımda yapılır (Yargıtay 8. HD, 12.06.2018, E. 2016/5074, K. 2018/13981, oy birliğiyle bozma):

  1. Mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borcunun toplam kredi borcuna oranı bulunur.
  2. Bu oran, taşınmazın toplam satın alma bedeli karşısındaki orana dönüştürülür.
  3. Bulunan oran taşınmazın tasfiye tarihindeki (karara en yakın) sürüm değeriyle çarpılarak taşınmazın borcu belirlenir.
  4. Bu borç sürüm değerinden düşülür; kalan tutar değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesabında esas alınır.
Varsayımsal veriTutar veya oran
Satın alma bedeli1.000.000 TL
Bunun krediyle karşılanan kısmı600.000 TL (%60)
Toplam kredi borcu600.000 TL
Rejim sona erdiğinde ödenmemiş kredi borcu300.000 TL (%50)
Satın alma bedeline dönüştürülmüş oran%50 × %60 = %30
Karar tarihine en yakın sürüm değeri3.000.000 TL
Taşınmazın borcu3.000.000 × %30 = 900.000 TL
Hesaba esas kalan değer2.100.000 TL

Kalan değer bundan sonra alım bedelinin hangi kaynaklardan karşılandığına göre kişisel ve edinilmiş kısımlara oranlanır; gerekiyorsa TMK 230 uyarınca denkleştirme yapılır.

⚠️Dikkat
En sık yapılan hesap hatası: taşınmazın tamamı krediyle alınmış gibi yalnız evlilik içinde ödenen taksitlerin kredinin toplam maliyetine oranından yola çıkmak. Alım bedelinin bir kısmı krediyle, bir kısmı kişisel malla, bir kısmı edinilmiş malla karşılanmışsa bu payların her biri ayrıca belirlenmelidir. Daire bu hatayla düzenlenen raporu hükme esas alan kararı bozmuştur.

Daireye göre hesap için taşınmazın satın alınmasına ilişkin akit tablosu ve tapu kaydı, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtları, gerekirse eşlerin katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıklarına ilişkin belgeler getirtilmeli; gerekirse uzman bilirkişiden yardım alınmalıdır. Kredili evin paylaşımına ilişkin ayrıntılı rehber için boşanmada kredili evin paylaşımı yazımıza bakabilirsiniz.

TMK 228/2: Emekli İkramiyesi Paylaşılır mı?

Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarının yaptığı ödemeler kural olarak edinilmiş maldır (TMK 219). Ancak ödeme toptan yapılmışsa bir kısmı aslında mal rejimi sona erdikten sonraki yıllara aittir. TMK 228'in ikinci fıkrası bu kısmı kişisel mal sayar.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, mal rejimi devam ederken toptan ödenen emeklilik ikramiyesinde uygulanacak yöntemi adım adım açıklamıştır (Yargıtay 2. HD, 23.06.2022, E. 2021/8490, K. 2022/6224, oy birliğiyle bozma):

  1. Ödeme tarihi itibarıyla TRHA 2010 (Türkiye Hayat Annüite Tablosu) yaşam tablosundan yararlanılarak emekli olan eşin ortalama bakiye yaşam süresi bulunur.
  2. Ödeme günlük irat şeklinde yapılsaydı her bir güne düşecek miktar saptanır.
  3. Bu günlük miktar, mal rejiminin sona erdiği tarihten sonraki kalan günlerle çarpılır ve bulunan miktarın peşin sermayeye çevrilmiş değeri hesaplanır.
  4. Bu değer emekli olan eşin kişisel malı sayılır; toplam ikramiyeden çıkarıldıktan sonra kalan miktar edinilmiş mal kabul edilerek tasfiyede gözetilir.
❝
Mal rejiminin sona ermesinden sonraki döneme isabet eden ödemenin açıklanan yöntemle hesaplanan peşin sermayeye çevrilmiş değeri, emekli olan eşin kişisel malı sayılır.
⚠️Dikkat
Hizmet süresine göre oranlama yanlıştır. O dosyada ilk derece mahkemesi, emeklilik yardımının toplam hizmet süresinden evlilik içine isabet eden kısmının yarısına katılma alacağı olarak hükmetmişti. Daire bu yöntemin kendi ilke ve uygulamalarıyla örtüşmediğini belirterek kararı bozdu.

Kararda iki sınır daha vardır:

  • Para mevcut olmalıdır. İkramiyenin tasfiyeye konu edilebilmesi için mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olması ya da bu para kullanılarak başka bir malvarlığı edinilmiş olması gerekir. Bu parayla alınan mallarda da aynı kurallar uygulanır.
  • Ölüm hâli ayrıdır. Açıklanan hesaplama yöntemi mal rejiminin ölüm dışındaki nedenlerle sona ermesi hâllerinde uygulanır.
💡İpucu
Yöntemin doğal sonucu şudur: ikramiye ödendikten kısa süre sonra mal rejimi sona ererse, bakiye ömrün büyük bölümü rejim sonrasına düştüğünden ikramiyenin kişisel mal sayılan kısmı büyür. Emeklilik ile boşanma davası arasındaki süre bu nedenle hesabın sonucunu doğrudan etkiler.

İkinci fıkra yalnız emeklilik ikramiyesine özgü değildir; kanun iş gücünün kaybı dolayısıyla ödenen tazminatları da aynı hesaba bağlar. Bu tazminatların da rejim sonrasına ait iradın peşin sermaye değeri kadarlık kısmı tasfiyede kişisel mal olarak hesaba katılır.

TMK 229: Mal Kaçırma ve Eklenecek Değerler

Tasfiyeye kural olarak mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar girer (TMK 235/1). Bu kural, dava öncesinde malını elden çıkaran eşe bir kaçış yolu açabilirdi. TMK 229 bu yolu kapatır.

⚖️Yasal Düzenleme
Madde 229 — Aşağıda sayılanlar, edinilmiş mallara değer olarak eklenir:
1. Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar,
2. Bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler.
Bu tür kazandırma veya devirlere ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme kararı, davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.
Ölçüt229/1: Karşılıksız kazandırma229/2: Kasıtlı devir
ZamanRejimin sona ermesinden önceki bir yılRejimin devamı süresince; kanunda süre sınırı yok
İşlemin niteliğiKarşılıksız olmalıSatış gibi karşılıklı bir devir de olabilir
Diğer eşin rızasıRıza bulunmamalıKanun metninde ayrıca yer almaz
KastAranmazKatılma alacağını azaltma kastı şart
İstisnaOlağan hediyeler—
⚠️Dikkat
Bir yıllık süre nereden sayılır? Kanun açıktır: mal rejiminin sona ermesinden geriye doğru. Boşanmada mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erdiğinden (TMK 225/2) süre boşanma dava tarihinden geriye sayılır; mal rejimi tasfiyesi davasının açıldığı tarihten değil.

Kasıtlı devir nasıl hesaba katılır? Bir dosyada mal rejimi devam ederken bir eş adına alınan taşınmaz, boşanma davasından yaklaşık iki yıl önce üçüncü bir kişiye satılmıştı. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi taşınmazın kişisel mal olduğunun kanıtlanamadığını, bu nedenle edinilmiş mal sayılacağını ve devrin eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapıldığının anlaşıldığını belirterek devri TMK 229/2 uyarınca eklenecek değer olarak hesaba kattı. Değer, malın devredildiği tarihteki sürüm değeri esas alınarak hesaplanır (TMK 235/2) (Yargıtay 8. HD, 13.04.2016, E. 2014/25885, K. 2016/6712, oy birliğiyle bozma).

💡İpucu
Bu kuralın önemli bir sonucu vardır: eklenecek değer hesaba bugünkü değeriyle değil, devir tarihindeki değeriyle girer. Devir ile karar arasında geçen sürede malın değerinde meydana gelen artış bu kalemde hesaba yansımaz.

Aynı ilkeyi 2026 tarihli bir karar şöyle özetler:

❝
TMK'nin 229. maddesine göre; eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar ile mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler mal rejiminin sona erdiği anda mevcutmuş gibi tasfiyeye dahil edilir.

Ancak iddia ispat edilmelidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin bu kararına konu dosyada erkek adına kayıtlı bir araç, mal rejiminin sona ermesinden bir yıldan uzun süre önce devredilmiş; aynı tarihte dava dışı bir aile yakını adına başka bir araç satın alınmıştı. İlk derece mahkemesi devredilen aracı eklenecek değer kabul etti. Daire ise aracın rejimin sona erdiği tarihte mevcut olmadığını, TMK 229'da sayılan amaç ve doğrultuda kazandırma veya devir yapıldığının mevcut delillerle ispatlanamadığını ve devrin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılmış bir devir niteliğinde olmadığını belirterek bu araç yönünden davanın reddi gerektiğine karar verdi (Yargıtay 2. HD, 23.06.2026, E. 2025/9563, K. 2026/7000, oy birliğiyle bozma).

Karşı örnek: boşanmadan hemen önce yapılan satış. Aynı Dairenin 2025 tarihli kararına konu dosyada, evlilik içinde erkek adına alınan bir arsa boşanma davasının açılmasından kısa süre önce ve taraflar arasında anlaşmazlık başladıktan sonra satılmıştı. Daire, arsanın rejimin sona erdiği tarihte mevcut olmamasına rağmen eklenecek değer kabul edilerek tasfiyede dikkate alınması gerektiğine karar verdi. Davalının arsanın aslında üçüncü bir kişiye ait olduğu yönündeki savunması da tanık delili dışında bir delille desteklenmediği için ispatlanmış sayılmadı (Yargıtay 2. HD, 23.09.2025, E. 2024/7615, K. 2025/7728, oy birliğiyle bozma).

Olgu2. HD 23.09.20252. HD 23.06.2026
Devrin zamanıBoşanma davasından kısa süre önceRejimin sona ermesinden bir yıldan uzun süre önce
Taraflar arasındaki durumAnlaşmazlık başladıktan sonraKararda böyle bir tespit yok
Amaç veya kastSatışın zamanlaması esas alındıMevcut delillerle ispatlanamadı
SonuçEklenecek değerEklenecek değer değil, talep reddedilmeli
💡İpucu
Kararlar birlikte okunduğunda ölçü şudur: devrin yapılmış olması tek başına yetmez; devrin kazandırma amacıyla ya da katılma alacağını azaltma kastıyla yapıldığı ortaya konmalıdır. Devrin boşanma davasına yakınlığı ve taraflar arasında anlaşmazlığın başlamış olması bu değerlendirmede belirleyici olabilir.

Malı devralan üçüncü kişi ne olacak? 8. Hukuk Dairesinin kararı bu soruya ayrıntılı cevap verir:

❝
Eşin talep hakkı, edinilmiş malın mülkiyetine yönelik bir ayni hak olmayıp, malın değeri üzerinden hesaplanan bir alacak hakkı niteliğinde olduğundan; karşılıksız kazandırma veya devrin yapıldığının tespit edilmesi halinde, işlemin (tasarrufun) iptaline karar verilemez ve eşle birlikte üçüncü kişi davalı olarak gösterilse bile, bu aşamada davacı lehine hüküm altına alınan katılma alacağından üçüncü kişi sorumlu tutulmaz.
  • Tasarrufun iptali yok: eşin hakkı alacak hakkı olduğundan mal rejimi tasfiyesinde devrin iptaline karar verilemez.
  • İlk aşamada tespit yeterlidir: kararda TMK 229'daki amaçla kazandırma veya devir yapıldığının tespit edilmesi yeterlidir; hükmedilen katılma alacağından üçüncü kişi bu aşamada sorumlu tutulmaz.
  • Ayırma ve bekletme: eşle birlikte üçüncü kişiye de dava açılmışsa, üçüncü kişiye karşı dava HMK 167 uyarınca ayrılarak ayrı esasa kaydedilmeli; eşe karşı davanın sonucu ve alacağın eşten tahsil edilebilme durumu HMK 165/1 uyarınca bekletici sorun yapılmalıdır.
  • Sorumluluğun sınırı: üçüncü kişi ancak tahsil aşamasında borçlu eşin malvarlığı veya terekesi borcu ödemeye yetmezse, eksik kalan ve kazanılan miktarla sınırlı olarak TMK 241 uyarınca sorumlu olur.
  • İhbarın işlevi: dava üçüncü kişiye ihbar edilmişse, sonradan ona karşı TMK 241'e dayanan alacak davası açıldığında TMK 229'daki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği yeniden araştırılmaz. Eşle birlikte davalı gösterilen üçüncü kişi yönünden dava bu ihbar işlevini de görür.
⚠️Dikkat
Üçüncü kişiye karşı dava hakkının süresi kısadır: TMK 241 uyarınca alacaklı eş veya mirasçılarının haklarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinin üzerinden beş yıl geçmekle düşer.

Boşanma sürecinde mal kaçırmaya karşı alınabilecek önlemler için boşanmada mal kaçırma yazımıza bakabilirsiniz.

TMK 230: Kişisel ve Edinilmiş Mallar Arasında Denkleştirme

Her eşin iki ayrı mal kesimi vardır: kişisel mallar ve edinilmiş mallar. Evlilik boyunca bu iki kesim arasında para gidip gelir. Denkleştirme, tasfiyede bu geçişleri düzeltir.

⚖️Yasal Düzenleme
Madde 230 — Bir eşin kişisel mallara ilişkin borçları edinilmiş mallardan veya edinilmiş mallara ilişkin borçları kişisel mallarından ödenmiş ise, tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir.
Her borç, ilişkin bulunduğu mal kesimini yükümlülük altına sokar. Hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç, edinilmiş mallara ilişkin sayılır.
Bir mal kesiminden diğer kesimdeki malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunulmuşsa, değer artması veya azalması durumunda denkleştirme, katkı oranına ve malın tasfiye zamanındaki değerine veya mal daha önce elden çıkarılmışsa hakkaniyete göre yapılır.

Madde üç ayrı kural koyar:

  • Borç ödemesi: kişisel mala ait bir borç edinilmiş mallardan ya da edinilmiş mala ait bir borç kişisel mallardan ödenmişse tasfiyede denkleştirme istenebilir.
  • Borcun yeri: her borç ilişkin olduğu mal kesimine yüklenir; hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç edinilmiş mallara ait sayılır.
  • Katkı: bir kesimden diğer kesimdeki malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkı yapılmışsa denkleştirme katkı oranına ve malın tasfiye zamanındaki değerine göre; mal elden çıkarılmışsa hakkaniyete göre yapılır.
ÖlçütDeğer artış payı (TMK 227)Denkleştirme (TMK 230)
Kimler arasında?İki eş arasındaAynı eşin iki mal kesimi arasında
Katkı nereye?Diğer eşe ait malaAynı eşin diğer kesimdeki malına
Değer düşerseKatkının başlangıçtaki değeri korunurArtış da azalış da katkı oranına göre yansır
SonuçKatkı yapan eşin diğer eşten alacağıArtık değerin hesabına giren kalem

Son satırın dayanağı artık değerin tanımıdır: Yargıtay 8. Hukuk Dairesine göre artık değere katılma alacağı, eklenecek değerlerden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (Yargıtay 8. HD, 13.04.2016, E. 2014/25885, K. 2016/6712).

Uygulamada denkleştirme en çok karma finansmanla alınan mallarda karşımıza çıkar. 8. Hukuk Dairesi, alım bedelinin bir kısmının kredi, bir kısmının malik eşin babasından gelen ve onun kişisel malı olan para, kalanının ise edinilmiş mallardan karşılandığı bir dosyada, bu kaynakların ayrı ayrı dikkate alınarak gerekli oranlamaların ve TMK 230 uyarınca denkleştirmelerin yapılması gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 8. HD, 12.06.2018, E. 2016/5074, K. 2018/13981).

⚠️Dikkat
Şüphe hâlinde borç edinilmiş mallara yazılır. Hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç kanun gereği edinilmiş mallara ilişkin sayılır. Bu kural, bir eşin bütün mallarının aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal sayılmasına ilişkin TMK 222/3 karinesiyle aynı yönde işler.

Denkleştirme alacağı tek başına diğer eşe ödenen bir alacak değildir; önce ilgili eşin edinilmiş mallarının hesabına girer ve artık değer bu hesapla bulunur. Diğer eşin katılma alacağı, kanunda aksi kararlaştırılmamışsa bu artık değerin yarısı üzerinden doğar (TMK 236/1).

TMK 227 Yargıtay kararları

Bu bölümde, maddenin uygulamada nasıl yorumlandığını gösteren 8 Yargıtay kararı yer alıyor. Kararların tamamı resmî tam metinleri okunarak seçildi ve ilgili oldukları fıkraya göre gruplandı; Hukuk Genel Kurulu kararları bulundukları grubun başında yer alır. Künyeye tıklayarak kararın tam metnine ulaşabilirsiniz.

Karar seçimi hakkında

TMK 227-230'u doğrudan yorumlayan bir içtihadı birleştirme kararına rastlanmamıştır. Kartlar dört eksende seçilmiştir: değer artış payının tanımı, katkının yönü ve hesap tarihi (8. Hukuk Dairesinin 19.02.2019 ve 2. Hukuk Dairesinin 24.01.2024 tarihli kararları ile ev işlerinin katkı sayılmadığına ilişkin Hukuk Genel Kurulunun 18.06.2008 tarihli kararı), kredili taşınmazda hesap ve denkleştirme (8. Hukuk Dairesinin 12.06.2018 tarihli kararı), toptan emeklilik ödemesinin TMK 228/2 uyarınca ayrılması (2. Hukuk Dairesinin 23.06.2022 tarihli kararı) ve TMK 229'daki eklenecek değerler ile malı devralan üçüncü kişinin durumu (8. Hukuk Dairesinin 13.04.2016, 2. Hukuk Dairesinin 23.09.2025 ve 23.06.2026 tarihli kararları; son iki karar eklenecek değerin kabul edildiği ve reddedildiği iki karşıt örnek olarak birlikte verilmiştir). Kararların tamamı tam metinden okunmuştur ve TAMAMI OY BİRLİĞİYLE verilmiştir. Mal rejimi uyuşmazlıkları eski tarihli kararlarda 8. Hukuk Dairesince, güncel kararlarda 2. Hukuk Dairesince incelendiğinden her iki daireye de yer verilmiştir. DIŞARIDA BIRAKILAN KARAR: Hukuk Genel Kurulunun 19.11.2025 tarihli ve E. 2025/557, K. 2025/730 sayılı kararında TMK 229/1 ve muvazaaya ilişkin ayrıntılı değerlendirme yalnız KARŞI OY'da yer aldığından ve çoğunluk karar düzeltme istemini ayrıca gerekçe göstermeden reddettiğinden, bu değerlendirme Kurulun görüşü gibi aktarılmamıştır.

TMK 227/1 ile ilgili Yargıtay kararları

TMK 227/1 · Yargıtay 8. Hukuk Dairesi

Değer artış payı, diğer eşe ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun karşılık almaksızın yapılan esaslı katkıdan doğar; katkı para ile ölçülebilir olmalıdır, edinilmiş maldan diğer eşin kişisel malına yapılan katkıda alacağın yarısı istenebilir ve hesapta malın rejimin sona erdiği andaki durumu ile karar tarihindeki sürüm değeri esas alınır

Olay: Davacı, evlilik öncesinde davalı adına alınan ve bu nedenle davalının kişisel malı sayılan bir taşınmaz için değer artış payı istemiştir. Taşınmazın peşinatı nişanlılık döneminde ödenmiş, kalan bedel davalı adına çekilen uzun vadeli konut kredisiyle karşılanmış; taşınmaza evlilikten önce ve sonra onarım ve tadilat yapılmıştır. Kredi taksitlerinin bir kısmı evlenmeden önce, bir kısmı evlilik birliği içinde, kalanı mal rejiminin sona ermesinden sonra ödenmiştir. İlk derece mahkemesi evlilik öncesi talepleri ayırmış, evlilik içindeki tadilatlar için değer artış payına hükmetmiş, evlilik içindeki kredi ödemelerini ise katılma alacağı olarak nitelendirip bu yönde açılmış bir dava bulunmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.

Karar: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, maddi olayları ileri sürmenin taraflara, hukuki nitelendirme yapmanın hâkime ait olduğunu (HMK 33) hatırlatarak davanın değer artış payı alacağı isteğine ilişkin olduğunu belirtmiştir. Değer artış payı alacağını, eşlerden birinin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun karşılık almaksızın esaslı katkıda bulunması durumunda, tasfiye sırasında bu malda meydana gelebilecek değer artışı için katkısı oranında sahip olduğu alacak hakkı olarak tanımlamıştır. Denkleştirme hariç, katkı tarihine göre değer kaybı varsa katkının başlangıçtaki değerinin esas alınacağını; mal elden çıkarılmışsa hâkimin alacağı hakkaniyete uygun olarak belirleyeceğini; talep için parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunulması gerektiğini belirtmiştir. Hesapta mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malın bu tarihteki durumuna göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm değerinin esas alınacağını ve Yargıtay uygulamasına göre tasfiye tarihinin karar tarihi olduğunu vurgulamıştır. Katkının kişisel maldan diğer eşin kişisel veya edinilmiş malına yapılması hâlinde alacağın tamamına; edinilmiş maldan diğer eşin kişisel malına yapılması hâlinde ise edinilmiş malın yarısı üzerinde diğer eşin kanundan doğan alacak hakkı bulunduğundan alacağın yarısına hak kazanılacağını açıklamıştır. Somut olayda taşınmazın davalının kişisel malı olduğunu, mal rejimi kurulmadan önceki taleplerin yalnız genel hükümlere göre istenebileceği gözetilerek ayrılmasının isabetli olduğunu belirtmiştir. Evlilik içindeki kredi ödemelerinin ise aksi ispat edilemediğinden edinilmiş mallardan karşılandığının kabulü gerektiğini, bunun edinilmiş maldan kişisel mala katkı olarak değer artış payı kapsamında esastan incelenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek hükmü oy birliğiyle bozmuştur.

“Değer artış payı alacağı talep edebilmek için, parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunulmalıdır.”

Ne anlama geliyor?

Katkı diğer eşin malına yapılmalı; edinilmiş maldan yapıldıysa payın yarısı alınır.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE ve BOZMA biçiminde verilmiştir. Bozma yalnız evlilik içinde ödenen kredi taksitlerine ilişkindir; evlilik içindeki tadilatlar için yapılan değer artış payı hesabı ve evlilik öncesi taleplerin ayrılması DOĞRU bulunmuştur. ⚠️ Değer kaybında katkının başlangıçtaki değerinin korunması kuralının DENKLEŞTİRME (TMK 230) için geçerli olmadığı kararda ayrıca belirtilmiştir. Katkı yönüne göre TAMAMI veya YARISI ayrımı Dairenin kendi gerekçesidir. Kişi ve tutar bilgileri aktarılmamıştır.

TMK 227/1 · Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Değer artış payı için diğer eşe ait mala parasal veya para ile ölçülebilen maddi bir katkı gerekir; ev işlerinin yapılması ve çocukların bakımının üstlenilmesi TMK 227 anlamında katkı sayılmaz, bu emek edinilmiş mallara katılma rejiminde katılma alacağıyla karşılanır

Olay: Eşler 1989 yılında evlenmiş, boşanma davası 2003 yılında açılmıştır. Davacı eş, diğer eş adına 1995 ve 1997 yıllarında alınan ev ve otomobilin edinilmesine katkıda bulunduğunu ileri sürerek alacak istemiştir. Tanıklar davacının bir dönem küçük işlerle gelir elde ettiğini anlatmış; ancak ev ve otomobilin edinilmesine katkıda bulunduğuna ilişkin bir beyan ve delil ortaya konmamıştır. İlk derece mahkemesi talebi kabul etmiş, Özel Dairenin ev işlerinin ve çocuk bakımının katkı sayılamayacağı yönündeki bozma kararına karşı direnmiştir.

Karar: Hukuk Genel Kurulu uyuşmazlığın, ev kadını olarak evin yemek, temizlik gibi işlerinin yapılmasının ve çocukların bakımının üstlenilmesinin TMK 227 anlamında katkı sayılıp sayılamayacağı noktasında toplandığını belirtmiştir. 743 sayılı Kanun döneminde yasal rejim mal ayrılığı olduğundan ve eşin diğerinin edindiği mala katkısının karşılığını isteyebileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığından, Yargıtay kararlarıyla katkı yapan eşin genel hükümlere göre tazminat isteyebileceğinin kabul edildiğini; ancak bunun için mutlaka parasal veya para ile ölçülebilen maddi bir değer koymak suretiyle katkı yapılmış olması gerektiğini açıklamıştır. TMK 227'nin bu boşluğu açık hükümle doldurduğunu, değer artışı nedeniyle alacak talep edebilmek için de diğer eşe ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına parasal veya para ile ölçülebilen maddi bir katkı gerektiğini, çalışmayan ve geliri bulunmayan eşin ev işlerinde harcadığı emeğin bu maddeye göre katkı sayılmayacağını belirtmiştir. Buna karşılık Kanunun, evi dışında çalışmayan ve geliri bulunmayan eşin ev işlerindeki emeğini, edinilmiş mallara katılma rejiminde diğer eşin rejim süresince edindiği mallar üzerinde katılma alacağı hakkı tanıyarak yasal karşılığa bağladığını vurgulamıştır. Somut olayda ev ve otomobilin mal ayrılığı döneminde edinildiğini, yeni rejime diğer eşin kişisel malı olarak girdiğini (TMK 220/2), davacının bunların edinilmesine katkısının kanıtlanamadığını; kişisel malların yeni rejim dönemindeki gelirleri varsa bunlar üzerinde ancak katılma alacağı istenebileceğini, bu yönde açılmış bir dava bulunmadığını belirterek direnme kararını oy birliğiyle bozmuştur.

“Çalışmayan ve herhangi bir kazancı ve geliri bulunmayan kadının, ev işlerinde harcadığı emeği, bu maddeye göre yine katkı sayılmaz ve kadın bu emeğine dayanarak yine değer artışı için alacak talep edemez.”

Ne anlama geliyor?

Ev işleri değer artış payı doğurmaz; bu emeğin karşılığı katılma alacağıdır.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiş ve direnme kararı BOZULMUŞTUR; Kurul Özel Daire bozma kararını benimsemiştir. ⚠️ Karar ev içi emeğin HİÇBİR karşılığı olmadığı anlamına GELMEZ: Kurul bu emeğin KATILMA ALACAĞIYLA (TMK 236, 239) karşılandığını açıkça belirtmiştir; parasal veya para ile ölçülebilen maddi katkı yalnız DEĞER ARTIŞ PAYI için aranır. Dosyada mallar 2002 öncesi mal ayrılığı döneminde edinildiğinden yeni rejime kişisel mal olarak girmiştir. Kişi, yer ve mahkeme bilgileri aktarılmamıştır.

TMK 227/1 · Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Aynı taşınmazda oranlama yapılarak belirlenen değer artış payı alacağı ile artık değere katılma alacağı toplanır; edinme değeri davacının iddia ettiği bedelin üzerinde belirlenemez ve alacağa tasfiye tarihi olan karar tarihinden faiz yürütülür

Olay: Davacı eş, evlilik birliği içinde davalı eş adına alınan taşınmazın bedelinin bir kısmını kendisinin ödediğini ileri sürerek değer artış payı ve katılma alacağı istemiştir. Davalı, bedelin kendi ailesinden gelen parayla ödendiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi, usule ilişkin bir bozmadan sonra yaptığı yargılamada, bedelin bir kısmının davalıya ailesince yapılan yardımla, bir kısmının davacının miras yoluyla edindiği malın satış bedelinden, kalanının ise aksi ispatlanamadığından edinilmiş mallardan karşılandığını kabul etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazın edinme değeri iki tarafın ileri sürdüğü bedellerden de yüksek belirlenmiş ve alacağa dava tarihinden faiz yürütülmüştür.

Karar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi uyuşmazlığın kişisel mal savunması ve ispatı, taşınmazın edinme değeri, zamanaşımı ve faizin başlangıç tarihi noktalarında toplandığını belirtmiştir. Davacının taşınmazın daha düşük bir bedelle alındığını ileri sürdüğü hâlde, bilirkişi raporunda edinme değerinin bu iddianın üzerinde belirlenip alacağın buna göre hesaplanmasının davalının aleyhine olduğunu saptamıştır. Hükme esas alınan raporda oranlama yapılarak değer artış payı alacağı ile artık değere katılma alacağının belirlenmesini yerinde bulmuş; ancak toplam alacak miktarı belirlenirken değer artış payı alacağı ile artık değere katılma alacağının toplanması gerekirken yanlışlıkla değer artış payı alacağı yerine artık değerin katılma alacağı ile toplandığını ve bu nedenle fazla alacağa hükmedildiğini belirtmiştir. Mahkemenin edinme değerini davacının iddia ettiği bedel olarak kabul edip tarafların kişisel mallarının ve edinilmiş malın taşınmazın güncel değerine göre oranlamasını yaparak ve usuli kazanılmış hakları gözeterek alacakları belirlemesi gerektiğini açıklamıştır. Faiz yönünden TMK 239/3'ün aksine anlaşma yoksa tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütüleceğini öngördüğünü, Yargıtay'ın ve Dairenin kökleşmiş uygulamalarına göre tasfiye tarihinin karar tarihi olduğunu belirterek dava tarihinden faiz yürütülmesini de hatalı bulmuş ve hükmü oy birliğiyle bozmuştur.

“Mahkemece, hükmedilen değer artış payı ve katılma alacağına tasfiyenin gerçekleştiği karar tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, alacağa dava tarihinden faiz yürütülmesi de hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.”

Ne anlama geliyor?

İki alacak toplanır; faiz dava tarihinden değil karar tarihinden işler.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE ve BOZMA biçiminde verilmiştir; bozma edinme değeri, alacağın miktarı ve faiz yönlerinden yapılmıştır. Zamanaşımına ilişkin temyiz itirazı, bozma kapsamı dışında kalan diğer itirazlarla birlikte yerinde görülmemiştir. Faiz kuralı TMK 239/3'teki AKSİNE ANLAŞMA YOKSA kaydıyla birlikte okunmalıdır. Kişi, taşınmaz ve tutar bilgileri aktarılmamıştır.

TMK 228 ve 230: Kredili taşınmazda hesap ve denkleştirme

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi

Kredi taksitlerinin bir kısmı mal rejimi süresince, bir kısmı sonrasında ödenmişse sonraki taksitler taşınmazın borcu sayılır; borç, ödenmemiş kredi oranının satın alma bedeline dönüştürülüp karara en yakın sürüm değeriyle çarpılmasıyla bulunur ve alım bedelinin kredi, kişisel mal ve edinilmiş mal payları ayrı ayrı belirlenerek TMK 230 uyarınca denkleştirme yapılır

Olay: Davacı, evlilik birliği içinde davalı adına edinilen taşınmaz ve araçlar nedeniyle katılma alacağı istemiştir. Tasfiyeye konu konutun satın alma bedelinin büyük kısmı davalı adına çekilen uzun vadeli konut kredisiyle, küçük bir kısmı davalının babasından gelen parayla karşılanmış; kalanı ise edinilmiş mallardan ödenmiş ve bu kısımda edinilmiş mal kabul edilen bir aracın satış bedeli de kullanılmıştır. Kredinin yalnız birkaç taksiti evlilik birliği içinde, kalanı mal rejiminin sona ermesinden sonra ödenmiştir. Bilirkişi, taşınmazın tamamı krediyle alınmış gibi yalnız evlilik içinde ödenen taksitlerin kredinin toplam maliyetine oranından yola çıkarak hesap yapmış ve mahkeme bu raporu esas alarak davayı kısmen kabul etmiştir.

Karar: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, tasfiyeye konu taşınmazın bedelinin tamamı ya da bir kısmı krediyle karşılanmışsa, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle eşlerin alacak miktarlarının belirleneceğini belirtmiştir. Edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı doğabileceğini, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemelerin ise taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye yapılacağını açıklamıştır. Hesap yöntemini dört adımda ortaya koymuştur: mal rejiminin sona erdiği tarihte vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borcunun toplam kredi borcuna oranı bulunur; bu oran taşınmazın toplam satın alma bedeli karşısındaki orana dönüştürülür; bulunan oran taşınmazın tasfiye tarihindeki (karara en yakın) sürüm değeriyle çarpılarak borç miktarı belirlenir; bu borç sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesabında gözetilir. Hesap için akit tablosu ile tapu kaydı, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtlarının getirtilmesi, gerekirse bilirkişiden yardım alınması gerektiğini belirtmiştir. Somut olayda boşanma dava tarihinden sonraki ödemelerin taşınmazın borcu olarak gözetilmesini doğru bulmuş; ancak hesabın taşınmazın tamamı krediyle alınmış gibi yapıldığını, alım bedelinin içinde kredinin belli bir oran olduğu ve kalan kısmın bir bölümünün davalının kişisel malı, geri kalanının edinilmiş mal olduğu gözetilmeden sonuca gidildiğini saptamıştır. Alım bedelinin kredi, kişisel mal ve edinilmiş mal kısımları dikkate alınarak gerekli oranlamaların ve TMK 230 uyarınca denkleştirmelerin yapılması gerektiğini belirterek hükmü oy birliğiyle bozmuştur.

“Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir.”

Ne anlama geliyor?

Rejimden sonra ödenecek taksitler evin borcudur; hesap alım bedelinin tüm kaynaklarına göre yapılır.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE ve BOZMA biçiminde verilmiştir. Mahkemenin rejim sonrasındaki taksitleri taşınmazın borcu sayması DOĞRU bulunmuş; hata, alım bedelinin yalnız bir bölümü krediyle karşılandığı hâlde hesabın tamamı krediyle alınmış gibi yapılmasıdır. Dört adımlı yöntem Dairenin yerleşmiş ilke ve esasları olarak açıklanmıştır. Kişi, taşınmaz, araç ve tutar bilgileri aktarılmamıştır.

TMK 228/2: Toptan emeklilik ödemesinin ayrılması

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Mal rejimi devam ederken toptan ödenen emeklilik ikramiyesinde, bakiye yaşam süresine göre rejim sonrasına düşen kısmın peşin sermayeye çevrilmiş değeri kişisel mal, kalanı edinilmiş mal sayılır; hizmet süresine göre oranlama yapılamaz ve paranın rejimin sona erdiği sırada mevcut olması gerekir

Olay: Katılma alacağı ve ziynet alacağı davasında, davalı eşin mal rejimi devam ederken bir kurumdan toptan aldığı emeklilik yardımı da tasfiyeye konu edilmiştir. İlk derece mahkemesi bu ödemenin toplam hizmet süresinden evlilik içine isabet eden tutarının yarısına katılma alacağı olarak hükmetmiş; karar istinaf aşamasından geçerek temyiz incelemesine gelmiştir.

Karar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, TMK 219 uyarınca sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacıyla kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemelerin edinilmiş mal grubundan sayıldığını, TMK 228/2'nin ise toptan ödemelerde rejim sonrasına ait kısmın kişisel mal olarak hesaba katılmasını öngördüğünü belirtmiştir. Mal rejiminin devamı sırasında emeklilik ikramiyesinin toptan ödenmesi hâlinde uygulanacak yöntemi şöyle açıklamıştır: önce ödeme tarihi itibarıyla TRHA 2010 yaşam tablosundan yararlanılarak emekli olan eşin ortalama bakiye yaşam süresi bulunur ve ödeme günlük irat şeklinde yapılsaydı her bir güne karşılık gelecek miktar saptanır; sonra bu günlük miktar mal rejiminin sona erdiği tarihten sonraki kalan günlerle çarpılarak bulunan miktarın peşin sermayeye çevrilmiş değeri hesaplanır. Bu değerin emekli olan eşin kişisel malı sayılacağını, toplam ikramiyeden bu miktar çıkarıldıktan sonra kalanın edinilmiş mal kabul edilerek tasfiyede gözetileceğini belirtmiştir. İkramiyenin tasfiyeye konu edilebilmesi için mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olması ya da bu parayla başka bir malvarlığı edinilmiş olması gerektiğini, bu parayla alınan malların tasfiyesinde de aynı kuralların geçerli olacağını ve yöntemin mal rejiminin ölüm dışındaki nedenlerle sona ermesi hâllerinde uygulanacağını eklemiştir. Mahkemenin ödemenin toplam hizmet süresinden evlilik içine isabet eden tutarının yarısına hükmetmesinin Dairenin ilke ve uygulamalarıyla örtüşmediğini belirterek, peşin sermaye hesabı sonrası edinilmiş ve kişisel mal kabul edilecek miktarlar bulunup edinilmiş mal olarak bulunan miktarın yarısına katılma alacağı olarak hükmedilmesi ve usuli kazanılmış hakların gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle bölge adliye mahkemesi kararını kaldırmış ve ilk derece mahkemesi kararını bu yönden oy birliğiyle bozmuştur.

“Mal rejiminin sona ermesinden sonraki döneme isabet eden ödemenin açıklanan yöntemle hesaplanan peşin sermayeye çevrilmiş değeri, emekli olan eşin kişisel malı sayılır.”

Ne anlama geliyor?

İkramiyenin rejim sonrasına düşen kısmı kişisel maldır; hizmet süresine göre bölünmez.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir; bölge adliye mahkemesi kararı KALDIRILMIŞ, ilk derece mahkemesi kararı emeklilik yardımı yönünden BOZULMUŞTUR. ⚠️ Yöntem mal rejiminin ÖLÜM DIŞINDAKİ nedenlerle sona ermesi hâllerinde uygulanır. Kararda yaşam tablosu bir yerde TRHA 2010, bir yerde TRH 2010 olarak anılmıştır. Aynı kararda ziynet alacağına yönelik temyiz dilekçesi kesinlik sınırı nedeniyle reddedilmiştir. Kurum adı ve tutar bilgileri aktarılmamıştır.

TMK 229: Eklenecek değerler ve malı devralan üçüncü kişi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi

Katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devir TMK 229/2 uyarınca eklenecek değerdir ve devir tarihindeki sürüm değeriyle hesaba katılır; eşin hakkı alacak hakkı olduğundan tasarrufun iptaline karar verilemez, üçüncü kişi ancak tahsil aşamasında borçlu eşin malvarlığı yetmezse eksik kalan ve kazanılan miktarla sınırlı olarak sorumlu olur

Olay: Eşler 2001 yılında evlenmiş, 2011 yılında açılan boşanma davasının kabulüyle boşanmışlardır. Mal rejimi devam ederken 2007 yılında davalı eş adına satın alınan taşınmaz, 2009 yılında diğer davalıya satılarak devredilmiştir. Davacı, eski eşiyle birlikte taşınmazı devralan üçüncü kişiye karşı da dava açarak katılma alacağı istemiştir. İlk derece mahkemesi üçüncü kişi yönünden davayı reddetmiş, eski eş yönünden ise talep edilen tutarla sınırlı bir alacağa hükmetmiştir.

Karar: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, hukuki nitelendirmenin hâkime ait olduğunu belirterek davanın artık değere katılma alacağı isteğine ilişkin olduğunu saptamıştır. Artık değere katılma alacağını, eklenecek değerlerden (TMK 229) ve denkleştirmeden (TMK 230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkı olarak tanımlamış; katılma alacağının kanundan kaynaklandığını, talep eden eşin gelirinin olmasına veya malın edinilmesine katkıda bulunmasına gerek olmadığını belirtmiştir. Evlilik 01.01.2002 öncesinde kurulduğundan o tarihe kadar mal ayrılığının, sonrasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğunu açıklamıştır. Taşınmazın kişisel mal olduğu kanıtlanamadığından TMK 219 uyarınca edinilmiş mal sayılacağını, mal rejimi devam ederken eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla üçüncü kişiye satılıp devredildiğinin anlaşıldığını, bu devrin TMK 229/2 uyarınca eklenecek değer olarak hesaba alınması gerektiğini belirtmiştir. Hesapta malın devredildiği tarihteki sürüm değerinin esas alınacağını (TMK 235/2) ve diğer eşin yarı oranında katılma alacağı bulunduğunu vurgulamıştır. Üçüncü kişi yönünden ise TMK 229'un son fıkrasındaki ihbarın, sonradan TMK 241'e dayanan davada 229'daki koşulların yeniden araştırılmamasını sağladığını; eşin talep hakkının ayni hak değil alacak hakkı olması nedeniyle tasarrufun iptaline karar verilemeyeceğini ve üçüncü kişinin bu aşamada sorumlu tutulamayacağını, kararda TMK 229'daki amaçla kazandırma veya devir yapıldığının tespitinin yeterli olduğunu açıklamıştır. Üçüncü kişinin ancak tahsil aşamasında borçlu eşin malvarlığı veya terekesi borcu ödemeye yetmezse eksik kalan ve kazanılan miktarla sınırlı olarak sorumlu olabileceğini, bu nedenle üçüncü kişiye karşı davanın HMK 167 uyarınca ayrılması ve eşe karşı davanın sonucu ile tahsil edilebilme durumunun HMK 165/1 uyarınca bekletici sorun yapılması gerektiğini belirterek, üçüncü kişi hakkındaki davanın reddine karar verilmesini de usul ve yasaya aykırı bulmuş ve hükmü oy birliğiyle bozmuştur.

Karardan alıntı (aç)

“Eşin talep hakkı, edinilmiş malın mülkiyetine yönelik bir ayni hak olmayıp, malın değeri üzerinden hesaplanan bir alacak hakkı niteliğinde olduğundan; karşılıksız kazandırma veya devrin yapıldığının tespit edilmesi halinde, işlemin (tasarrufun) iptaline karar verilemez ve eşle birlikte üçüncü kişi davalı olarak gösterilse bile, bu aşamada davacı lehine hüküm altına alınan katılma alacağından üçüncü kişi sorumlu tutulmaz.”

Ne anlama geliyor?

Kaçırılan mal hesaba eklenir ama devir iptal edilmez; üçüncü kişi ancak eş ödeyemezse sorumludur.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE ve BOZMA biçiminde verilmiştir; bozma hem hesap yöntemine hem üçüncü kişi hakkındaki ret kararına ilişkindir. ⚠️ Karar üçüncü kişiye dava açılamayacağını SÖYLEMEZ; üçüncü kişiye karşı davanın ayrılıp bekletilmesi gerektiğini ve üçüncü kişinin ancak TMK 241'deki koşullarla sorumlu olacağını söyler. Kanun hükmü olarak TMK 241/2 uyarınca bu dava hakkı öğrenmeden başlayarak bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinin üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Kişi, taşınmaz ve tutar bilgileri aktarılmamıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Evlilik içinde edinilen ve boşanma davasından kısa süre önce, taraflar arasında anlaşmazlık başladıktan sonra satılan arsa, rejimin sona erdiği tarihte mevcut olmasa da eklenecek değer olarak tasfiyede dikkate alınır; malın üçüncü kişiye ait olduğu savunması yalnız tanıkla ispatlanamaz

Olay: Eşler 2010 yılında evlenmiş, 2015 yılında açılan boşanma davasının kabulüyle boşanmışlardır. Evlilik birliği içinde erkek adına satın alınan bir arsa, boşanma davasının açılmasından kısa süre önce satılmıştır. Davalı erkek arsanın aslında üçüncü bir kişiye ait olduğunu savunmuştur. İlk derece mahkemesi arsanın edinilmiş mal olmadığı gerekçesiyle bu arsa yönünden davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Karar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, TMK 219, 220 ve 222 ile ispat yüküne ilişkin TMK 6 ve HMK 190'ı hatırlatarak bir eşin bütün mallarının aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal sayılacağını belirtmiştir. Katılma alacağını kanundan doğan ve katkı şartı aranmayan bir hak olarak tanımlamış; kural olarak mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş malların tasfiye edileceğini, ancak TMK 229'daki kazandırma ve devirlerin mal rejiminin sona erdiği anda mevcutmuş gibi tasfiyeye dahil edileceğini ve öncelikle devrin bu maddedeki amaç ve doğrultuda yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini açıklamıştır. Somut olayda arsanın edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde erkek adına satın alındığından edinilmiş mal niteliğinde olduğunu, davalının arsanın üçüncü kişiye ait olduğu iddiası yönünden tanık delili dışında delili bulunmadığından bu iddianın ispatlanamadığını saptamıştır. Arsanın mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut olmamasına rağmen, boşanma dava tarihinden kısa süre önce taraflar arasında anlaşmazlık başladıktan sonra satıldığından eklenecek değer kabul edilerek tasfiyede dikkate alınması gerektiğini belirterek bölge adliye mahkemesi kararını kaldırmış ve ilk derece mahkemesi kararını bu arsa yönünden oy birliğiyle bozmuştur.

Karardan alıntı (aç)

“Diğer yandan, her ne kadar tasfiye konusu arsa tasfiyenin sona erdiği tarihte mevcut değil ise de, boşanma dava tarihinden kısa süre önce taraflar arasında anlaşmazlık başladıktan sonra arsa satıldığından arsanın eklenecek değer olduğu kabul edilerek tasfiyede dikkate alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.”

Ne anlama geliyor?

Boşanmadan hemen önce, anlaşmazlık başladıktan sonra satılan mal hesaba eklenir.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir; bölge adliye mahkemesi kararı KALDIRILMIŞ, ilk derece mahkemesi kararı arsa yönünden BOZULMUŞTUR. Bu kart, aynı Dairenin 23.06.2026 tarihli kararıyla BİRLİKTE okunmalıdır: o dosyada devir rejimin sona ermesinden bir yıldan uzun süre önce yapılmış ve kast ispatlanamamıştır. Alıntılanan cümlede geçen TASFİYENİN SONA ERDİĞİ TARİH ibaresi bağlamdan mal rejiminin sona erdiği tarihi ifade etmektedir. Kişi, taşınmaz ve tutar bilgileri aktarılmamıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

TMK 229'daki kazandırma ve devirler mal rejiminin sona erdiği anda mevcutmuş gibi tasfiyeye dahil edilir; ancak önce devrin bu maddedeki amaç ve doğrultuda yapılıp yapılmadığı araştırılmalıdır, ispatlanamamışsa rejimin sona erdiği tarihte mevcut olmayan mal için katılma alacağı hesaplanamaz

Olay: Eşler 2007 yılında evlenmiş, 2016 yılında açılan boşanma davasının kabulüyle boşanmışlardır. Birleşen davada tasfiyesi istenen araç 2012 yılında erkek eş adına satın alınmış ve 2014 yılı sonunda devredilmiş; aynı tarihte dava dışı bir aile yakını adına başka bir araç satın alınmıştır. İlk derece mahkemesi devredilen aracı eklenecek değer kabul ederek katılma alacağı hesaplamış, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Karar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kural olarak mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş malların tasfiye edileceğini (TMK 235/1), ancak artık değere katılma alacağı hesaplanırken eklenecek değerlerin de gözetileceğini belirtmiştir. TMK 229'a göre eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar ile mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirlerin mal rejiminin sona erdiği anda mevcutmuş gibi tasfiyeye dahil edileceğini açıklamıştır. Bu tür uyuşmazlıklarda öncelikle davalı eş tarafından TMK 229'da sayılan amaç ve doğrultuda kazandırma veya devir yapılıp yapılmadığının araştırılıp belirlenmesi, kazandırma veya devir yapıldığı anlaşılırsa malın mevcut kabul edilerek yapılacak hesapla katılma alacağının saptanıp davalı eşten tahsiline hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir. Somut olayda aracın mal rejiminin sona ermesinden önce satıldığını ve dava dışı bir araç satın alındığını, aracın rejimin sona erdiği tarihte mevcut olmadığını, TMK 229'da sayılan amaç ve doğrultuda kazandırma veya devir yapıldığının mevcut delillerle ispatlanamadığını ve devrin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılmış bir devir niteliğinde olmadığını saptamıştır. Bu araç yönünden davanın reddi gerekirken eklenecek değer kabul edilerek katılma alacağı hesaplanmasını hatalı bularak birleşen dava yönünden bölge adliye mahkemesi kararını kaldırmış ve ilk derece mahkemesi kararını oy birliğiyle bozmuştur.

“Bu tür uyuşmazlıklarda; öncelikle, davalı eş tarafından TMK'nin 229. maddesinde sayılan amaç ve doğrultuda kazandırma veya devrin yapılıp yapılmadığı araştırılıp belirlenmelidir.”

Ne anlama geliyor?

Satılıp elden çıkan mal, kast veya kazandırma ispatlanmadıkça tasfiyeye eklenmez.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir; asıl dava yönünden temyiz itirazları yerinde görülmemiş, birleşen dava yönünden bölge adliye mahkemesi kararı KALDIRILARAK ilk derece mahkemesi kararı BOZULMUŞTUR. Kararda devir ile rejimin sona ermesi arasındaki süre yaklaşık dört yıl olarak ifade edilmişse de kararda yer alan tarihlere göre bu süre iki yıla yakındır; her iki durumda da TMK 229/1'deki bir yıllık süre aşılmıştır. Kişi, araç ve plaka bilgileri aktarılmamıştır.

TMK 227 ile ilgili maddeler

  • TMK m. 223 — Yönetim, yararlanma ve tasarruf
  • TMK m. 218 — Edinilmiş mallara katılma: Kapsamı
  • TMK m. 202 — Yasal mal rejimi ve mal rejimi sözleşmesi
  • TMK m. 177 — Boşanmada mal rejiminin tasfiyesi (m. 179)

Uygulamada dikkat edilecekler

Pratik notlar

  1. 1.Değer artış payı talebinde katkının diğer eşe ait bir mala yapıldığını ortaya koyun.
  2. 2.Katkıyı banka dekontu, havale kaydı ve fatura gibi belgelerle parasal olarak ispatlayın.
  3. 3.Katkının kişisel maldan mı edinilmiş maldan mı yapıldığını ayrıca gösterin; alacağın tamamının mı yarısının mı istenebileceğini bu belirler.
  4. 4.Kendi kişisel malınızdan kendi edinilmiş malınıza yaptığınız katkıyı değer artış payı değil denkleştirme olarak ileri sürün.
  5. 5.Ev işleri ve çocuk bakımına dayanan talebi değer artış payı olarak değil katılma alacağı olarak kurun.
  6. 6.Evlenmeden önce yapılan katkıları mal rejimi hükümlerine değil genel hükümlere göre isteyin.
  7. 7.Mal değer kaybettiyse katkının başlangıçtaki değerinin esas alınmasını talep edin.
  8. 8.Mal tasfiyeden önce elden çıkarıldıysa alacağın hakkaniyete göre belirlenmesini isteyin.
  9. 9.Değer artışından feragat içeren bir belgeyi imzalamadan önce TMK 227/3'ün sonuçlarını değerlendirin.
  10. 10.Artık değere katılma oranını değiştirmek için yazılı anlaşmanın yetmeyeceğini, mal rejimi sözleşmesi gerektiğini bilin.
  11. 11.Malın durumunu rejimin sona erdiği tarihe, değerini karar tarihine en yakın tarihe göre belirletin.
  12. 12.Bilirkişi incelemesi ile karar arasında uzun süre geçtiyse değerin güncellenmesini isteyin.
  13. 13.Aynı malda hem değer artış payı hem katılma alacağı varsa ikisinin ayrı ayrı hesaplanıp toplandığını denetleyin.
  14. 14.Bilirkişi raporunda edinme değerinin davacının ileri sürdüğü bedelin üzerine çıkarılıp çıkarılmadığını kontrol edin.
  15. 15.Faizin dava tarihinden değil karar tarihinden yürütülmesi gerektiğini gözetin.
  16. 16.Kredili taşınmazda akit tablosu, tapu kaydı, kredi sözleşmesi ve ödeme tablosunun getirtilmesini isteyin.
  17. 17.Rejim sonrasına sarkan taksitlerin taşınmazın borcu olarak sürüm değerinden düşülmesini denetleyin.
  18. 18.Alım bedelinin kredi, kişisel mal ve edinilmiş mal kısımlarının ayrı ayrı belirlendiğinden emin olun.
  19. 19.Hesabın taşınmazın tamamı krediyle alınmış gibi yapıldığı raporlara itiraz edin.
  20. 20.Emekli ikramiyesinde bakiye yaşam süresine dayalı peşin sermaye hesabı yapılmasını isteyin.
  21. 21.İkramiyenin hizmet süresine göre oranlandığı hesaplara itiraz edin.
  22. 22.İkramiyenin rejimin sona erdiği tarihte mevcut olup olmadığını veya hangi mala dönüştüğünü araştırın.
  23. 23.Son bir yıl içindeki rızasız karşılıksız kazandırmaları tespit edin; süreyi rejimin sona erdiği tarihten geriye sayın.
  24. 24.Kasıtlı devir iddiasında devrin katılma alacağını azaltma amacıyla yapıldığını delillendirin.
  25. 25.Boşanmaya yakın satışlarda satış tarihini ve taraflar arasındaki anlaşmazlığın başladığı tarihi birlikte ispatlayın.
  26. 26.Eklenecek değerin devir tarihindeki sürüm değeriyle hesaplandığını gözetin.
  27. 27.Malı devralan üçüncü kişiye davayı ihbar edin veya onu da davalı gösterin.
  28. 28.Üçüncü kişiye karşı mal rejimi tasfiyesinde tasarrufun iptali değil, TMK 241'deki sınırlı alacak yolunun işleyeceğini bilin.
  29. 29.TMK 241'deki bir yıllık ve beş yıllık hak düşürücü süreleri takip edin.
  30. 30.Hangi mal kesimine ait olduğu belirsiz borçların edinilmiş mallara yazılacağını hesapta gözetin.

Konuyla ilgili yazılar

Sıkça Sorulan Sorular

TMK 227'ye göre bir eşin, diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunması hâlinde, tasfiye sırasında malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında sahip olduğu alacak hakkıdır.

Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut bir uyuşmazlık için hukuki görüş yerine geçmez. Madde metni resmî kaynaktan alınmış, kararlar resmî tam metinleri üzerinden özetlenmiştir.