Kısa cevap · TMK 223
Edinilmiş mallara katılma rejiminde her eş kendi mallarını yönetir, onlardan yararlanır ve üzerinde tasarrufta bulunur; tek sınır paylı mülkiyet konusu maldaki paydır. TMK 224 uyarınca her eş kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur. TMK 225 sona erme anını belirler: ölüm veya başka bir rejimin kabulüyle; iptal, boşanma ya da mal ayrılığına geçiş kararında ise dava tarihinden geçerli olmak üzere. TMK 226 tasfiyeyi açar: her eş diğerinde bulunan mallarını geri alır ve paylı mülkiyete konu malda daha üstün bir yararı olduğunu ispat edip diğerinin payını ödeyen eş, malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir. Yargıtayın iki kuralı özellikle önemlidir: eşe satış yoluyla yapılan devir kendiliğinden bağış sayılmaz ve artık değere katılma alacağı için talep edenin geliri olması veya katkıda bulunması gerekmez.
Bu sayfada neler var? (11 bölüm)
- TMK 223 madde metni
- Değişiklik geçmişi
- TMK 223-224: Rejim Ortaklık Kurmaz
- TMK 225: Rejim Dava Tarihinde Sona Erer
- TMK 226: Malların Geri Alınması ve Üstün Yarar
- Eşe Tapu Devri Bağış mıdır? Katkı Şart mı?
- TMK 223 Yargıtay kararları
- TMK 223 ile ilgili maddeler
- Uygulamada dikkat edilecekler
- Konuyla ilgili yazılar
- Sıkça sorulan sorular
Temel kavramlar
- Yönetim ve tasarruf serbestisi
- TMK 223/1: her eşin yasal sınırlar içinde kendi kişisel ve edinilmiş mallarını yönetmesi, yararlanması ve tasarruf etmesi.
- Paylı payda tasarruf yasağı
- TMK 223/2: aksine anlaşma olmadıkça eşin, diğerinin rızası olmadan paylı mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarruf edememesi.
- Borçtan sorumluluk
- TMK 224: eşlerden her birinin kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumlu olması.
- Sona erme anı
- TMK 225: rejimin ölüm veya başka rejimin kabulüyle; iptal, boşanma veya mal ayrılığı kararında dava tarihinden geçerli olmak üzere sona ermesi.
- Malların geri alınması
- TMK 226/1: her eşin diğer eşte bulunan mallarını geri alması.
- Üstün yarar
- TMK 226/2: paylı mülkiyete konu malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyen eşin ispat etmesi gereken menfaat.
- Yasal önalım benzeri hak
- Yargıtay uygulamasında TMK 226/2'deki hakkın kurucu yenilik doğuran nitelikte bir yasal önalım hakkına benzetilmesi.
- Fedakârlığın denkleştirilmesi
- TMK 226/2 uygulanırken payını devreden tarafın uğradığı bütün zararların karşılanmasını gerektiren kural.
- Bağış iradesi
- Eşe yapılan kazandırmanın bağış sayılabilmesi için duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta bulunması gereken irade.
- Dayanışma kapsamındaki katkı
- Eşin diğerinin edinimine yaptığı ve karşılıksız olması işin doğası gereği olan, bağış amacı taşımayan katkı.
- Artık değer
- Eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar dâhil, her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan tutar.
- Katkı şartının bulunmaması
- Artık değere katılma alacağı için talep edenin gelirinin olmasına veya malın edinilmesine katkıda bulunmasına gerek olmaması.
- Kişisel mal grubuna terk
- Eşlerin birlik devam ederken serbest iradeleriyle yaptıkları paylaşımla her payın o eşin kişisel mal grubuna bırakılmış sayılması.
- Karşılanma oranı
- Malın satın alma tarihindeki değerinin kişisel ve edinilmiş mallarla ne oranda karşılandığının tespiti.
Bir bakışta TMK 223
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Yönetim | Her eş, yasal sınırlar içerisinde kişisel malları ile edinilmiş mallarını yönetme, bunlardan yararlanma ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir. | TMK m. 223/1 |
| Tek sınır | Aksine anlaşma olmadıkça eşlerden biri, diğerinin rızası olmadan paylı mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarrufta bulunamaz. | TMK m. 223/2 |
| Borçlar | Eşlerden her biri kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur. | TMK m. 224 |
| Sona erme: ölüm | Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer. | TMK m. 225/1 |
| Sona erme: dava | İptal, boşanma veya mal ayrılığına geçiş kararı hâllerinde mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. | TMK m. 225/2 |
| Geri alma | Her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alır. | TMK m. 226/1 |
| Üstün yarar | Paylı mülkiyete konu malda daha üstün bir yararı olduğunu ispat eden ve diğerinin payını ödeyen eş, malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir. | TMK m. 226/2 |
| Hükmün niteliği | Bu hüküm hem mülkiyet hakkına yasal sınırlama hem paylı mülkiyetin sona erme yollarından biridir; emredici nitelikte değildir ve yasal önalım hakkına benzetilir. | 8. HD 30.03.2010 |
| Üstün yararın ispatı | Kural olarak üstün yararın talep eden tarafından kanıtlanması gerekir; kanıtlanamazsa TMK 699'daki paylaşma biçimi uygulanır. | 8. HD 30.03.2010 |
| Uygulama alanı | TMK 226/2, edinilmiş mallara katılma tasfiyesinde ve eşler arasındaki her türlü paylı mülkiyet ilişkisinde uygulanabilir. | 8. HD 30.03.2010 |
| Zararların karşılanması | Madde metninde yalnız payın değeri öngörülmüşse de payını devredecek tarafın uğradığı bütün zararlar fedakârlığın denkleştirilmesi kuralı çerçevesinde karşılanmalıdır. | 8. HD 30.03.2010 |
| Değer tarihi | TMK 226/2'de değer tespiti için tarih öngörülmediğinden, tasfiye anındaki ve ödeme günündeki kavramlar gözetilerek karar tarihine yakın bir tarih esas alınır. | 8. HD 30.03.2010 |
| Görev ve yetki | Görevli mahkeme aile mahkemesidir; taşınmazlar bakımından yetkili mahkeme taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. | 8. HD 30.03.2010 |
| Eşe devir | Eşler satış işleminin gerçek olmadığını kabul etseler bile yapılan devir bağış olarak değerlendirilmemelidir; tarafların işlemin satış olmadığını kabul etmeleri bağışı kabul ettikleri anlamına gelmez. | HGK 21.12.2021 |
| Bağışın ispatı | Devredene ağır yükümlülük getiren kazandırmanın bağış sayılabilmesi için bağış amacını taşıyan davranış ve iradenin duraksamaya yer vermeyecek şekilde açık olması gerekir. | HGK 21.12.2021 |
| Karşılıksız katkı | Evlilik süresince bir eşin diğerinin edinimine yaptığı katkının karşılıksız olması işin doğası gereğidir; bağış amacı gütmeyen bu katkı rejim sona erdiğinde diğer eşten istenebilir. | HGK 21.12.2021 |
| Katkı şartı yok | Artık değere katılma alacağı hakkının oluşması için talep eden eşin gelirinin olmasına veya malvarlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunmasına gerek yoktur. | HGK 08.02.2022 |
| Kendiliğinden doğma | Rejim süresince sahip olunan edinilmiş bir mal bulunması ve borçlar çıktıktan sonra artık değer kalması durumunda başka bir şeye gerek kalmaksızın katılma alacağı hakkı oluşur. | HGK 08.02.2022 |
| Serbest paylaşım | Eşlerin birlik devam ederken serbest iradeleriyle gerçekleştirdikleri paylaşımla her payın o eşin kişisel mal grubuna terk edildiği kabul edilir; aksini iddia eden ispatlar. | HGK 08.02.2022 |
| Protokoldeki beyan | Protokolde ve duruşmada birbirlerinden başkaca maddi ve manevi talepleri bulunmadığını beyan etmek, mal rejimini tasfiye ettikleri sonucunu doğurmaz. | HGK 07.06.2022 |
TMK 223 madde metni
İkinci Kitap: Aile Hukuku › Birinci Kısım: Evlilik Hukuku › Dördüncü Bölüm: Eşler Arasındaki Mal Rejimi · İkinci Ayırım: Edinilmiş Mallara Katılma — B. Yönetim, yararlanma ve tasarruf
Yönetim, yararlanma ve tasarruf — Madde 223
- (1)Rejim bir ortaklık kurmaz: mallar ayrı kalır, yönetim ve tasarruf serbesttir. Katılma yalnız rejim sona erdiğinde alacak hakkı olarak doğar.Her eş, yasal sınırlar içerisinde kişisel malları ile edinilmiş mallarını yönetme, bunlardan yararlanma ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir.
- (2)Tasarruf serbestisinin tek yasal sınırı budur. "Aksine anlaşma olmadıkça" ibaresi nedeniyle eşler bu sınırı anlaşmayla kaldırabilir.Aksine anlaşma olmadıkça, eşlerden biri diğerinin rızası olmadan paylı mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarrufta bulunamaz.
Kaynak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, mevzuat.gov.tr. Fıkra numaraları okumayı kolaylaştırmak için eklenmiştir.
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Kaynak | Değişiklik |
|---|---|---|
| 22.11.2001 | 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (RG 08.12.2001, S. 24607; yürürlük: 01.01.2002) | TMK 223, 224, 225 ve 226 Kanunun ilk metninden bu yana hiç değiştirilmemiştir. Bu maddeler rejimin işleyişini ve tasfiyenin başlangıcını düzenler. TMK 223 ile 224, rejimin bir ortaklık kurmadığını gösterir: mallar ayrı kalır, her eş kendi malını yönetir ve kendi borcundan bütün malvarlığıyla sorumlu olur. TMK 225 tasfiyenin zaman sınırını, TMK 226 ise tasfiyenin ilk adımını belirler. Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi döneminde yasal rejim mal ayrılığı olduğundan böyle bir tasfiye mekanizması bulunmuyordu. |
TMK 223-224: Rejim Ortaklık Kurmaz
En yaygın yanlış inanış, bu rejimin malları ortaklaştırdığıdır. Öyle değildir.
Aksine anlaşma olmadıkça, eşlerden biri diğerinin rızası olmadan paylı mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarrufta bulunamaz.
Madde 224 — Eşlerden her biri kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur.
Rejim süresince mallar ayrı kalır. Katılma, rejim sona erdiğinde doğan bir alacak hakkı olarak ortaya çıkar; mal üzerinde ortak mülkiyet doğmaz.
Mal aile konutu ise durum değişir: TMK 194 devreye girer ve diğer eşin açık rızası aranır.
TMK 224 ise sorumluluğu ayırır: eş, kendi borcundan bütün malvarlığıyla sorumludur. Yani bir eşin borcu için diğerinin malvarlığına gidilemez. Bunun istisnaları birliğin temsiline ilişkin TMK 188-189 ile alacaklıların korunmasına ilişkin TMK 213'te düzenlenmiştir.
TMK 225: Rejim Dava Tarihinde Sona Erer
Tasfiyeye girecek dönemin bitiş tarihi bu maddeyle belirlenir ve pratikte çok belirleyicidir.
Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâllerinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.
| Sebep | Sona erme anı |
|---|---|
| Ölüm | Ölüm tarihi |
| Başka rejimin kabulü | Sözleşme tarihi |
| Boşanma veya iptal | Dava tarihi |
| Mal ayrılığına geçiş kararı | Dava tarihi |
Anlaşmalı boşanma protokolündeki genel ibareler tasfiye yerine geçmez. Bir dosyada protokolde "taraflar birbirlerinden başkaca maddi ve manevi talepleri ile mahkeme masrafı ve avukatlık ücreti talep etmeyecektir" hükmü yer almış, duruşmada da eşler anlaşma metni dışında karşılıklı maddi ve manevi tazminat talepleri bulunmadığını beyan etmişti.
Hukuk Genel Kurulu, gerek protokol metninden gerek duruşmadaki beyanlardan eşlerin aralarındaki mal rejimini tasfiye ettikleri sonucuna varılamayacağını belirtti. Ayrıca salt "davalının davacıya ait evde oturacağına" ilişkin bir anlaşma hükmünden de mal rejimini tamamen tasfiye ettiklerini değerlendirmenin mümkün olmadığını vurguladı (Yargıtay HGK, 07.06.2022, E. 2019/335, K. 2022/850, oy birliğiyle bozma).
Protokolde tasfiyenin nasıl düzenlenmesi gerektiği konusunda TMK 202-205 şerhi sayfasına bakabilirsiniz.
TMK 226: Malların Geri Alınması ve Üstün Yarar
Tasfiyenin ilk adımı malvarlıklarını birbirinden ayırmaktır.
Tasfiye sırasında, paylı mülkiyete konu bir mal varsa, eşlerden biri kanunda öngörülen diğer olanaklardan yararlanabileceği gibi, daha üstün bir yararı olduğunu ispat etmek ve diğerinin payını ödemek suretiyle o malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir.
Eşler karşılıklı borçları ile ilgili düzenleme yapabilirler.
İkinci fıkra, paylı mülkiyetteki bir malın paylaşım yapılmadan eşlerden birine verilmesini sağlar. Yargıtay 8. Hukuk Dairesine göre bu hüküm hem mülkiyet hakkına getirilen yasal bir sınırlama hem de paylı mülkiyetin sona erme yollarından biridir; hükme dayanan eş yasadan doğan bir hakkını kullanır ve hüküm emredici nitelikte değildir. Hakkın niteliği tartışmalı olmakla birlikte kurucu yenilik doğuran nitelikte bir yasal önalım hakkına benzetilmektedir.
Uygulamanın esasları aynı kararda toplu hâlde verilmiştir (Yargıtay 8. HD, 30.03.2010, E. 2009/6961, K. 2010/1449, oy birliğiyle bozma):
- İspat: kural olarak üstün yararın talep eden tarafından kanıtlanması gerekir. O dosyada davacının mesleğini paylı meskende sürdürdüğü ve orayı iş yeri olarak kullandığı saptanarak üstün hakkın varlığı kabul edilmiştir.
- Kanıtlanamazsa: eşlerin başvuracağı yöntem TMK 699'daki paylaşma biçimi olur.
- Uygulama alanı: hüküm yalnız edinilmiş mallara katılma tasfiyesinde değil, eşler arasındaki her türlü paylı mülkiyet ilişkisinde uygulanabilir.
- Görev ve yetki: görevli mahkeme aile mahkemesi, taşınmazlarda yetkili mahkeme taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.
Ödenecek tutar payın değeriyle sınırlı değildir. Daireye göre madde metninde yalnız payın değerinin ödenmesi öngörülmüşse de, payını devredecek tarafın uğramış olduğu bütün zararların karşılanması gerekir; bu nedenle madde uygulanırken "fedakârlığın (özverinin) denkleştirilmesi" kuralı çerçevesinde araştırma yapılmalıdır.
Eşe Tapu Devri Bağış mıdır? Katkı Şart mı?
Bu bölümdeki iki kural, mal paylaşımı davalarında en sık karşılaşılan iki savunmayı çökertir.
Birinci savunma: "Bu taşınmazı bana bağışladı, artık benim kişisel malım." Bir dosyada bir eş, kişisel malı niteliğindeki taşınmazını evlilik birliği içinde satış yoluyla diğer eş adına tescil ettirmiş; sonra tasfiyede bu taşınmaz üzerinden artık değere katılma alacağı istemişti. Diğer eş işlemin gerçekte bağış olduğunu, dolayısıyla taşınmazın kendi kişisel malı olduğunu savundu.
Hukuk Genel Kurulu bu savunmayı kabul etmedi.
Tarafların işlemin satış olmadığını kabul etmeleri, bağışı kabul ettikleri anlamına gelmez.
Kurulun gerekçesi şudur: eşler resmiyette satış olarak gösterilen işlemin gerçekte satış olmadığını kabul etseler dahi, yapılan devir bağış olarak değerlendirilmemelidir. Devir; eşin ahlaki bir görevi yerine getirmesi, ailenin huzuru ve uyumu, evlilik birliğinin ömür boyu süreceği inancı, ortak yaşamı ve ailenin geleceğini güvence altına almak, eşe daha iyi bir gelecek hazırlamak ve karşılıklı güven prensibi uyarınca yapıldığı takdirde kişide bağış iradesi bulunduğundan söz edilemez.
Bu yöndeki karar için bkz. Yargıtay HGK, 21.12.2021, E. 2018/990, K. 2021/1728 (oy çokluğuyla bozma).
Aynı kararda ortaya konulan ilke daha geniştir: evlilik birliğinin devamı süresince bir eşin diğerinin edinimine yaptığı katkının karşılıksız olması işin doğası gereğidir; bu katkılar birliktelikten doğan dayanışma kapsamında ve kendisinin de yararlanacağı düşüncesiyle yapılır, dolayısıyla bağış amacı gütmeyen bu katkı rejim sona erdiğinde diğer eşten istenebilir.
İkinci savunma: "Hiç katkın olmadı, gelirin de yoktu; alacağın doğmaz." Bu savunma da dayanaksızdır. Hukuk Genel Kurulu artık değeri tanımladıktan sonra şu kuralı koymuştur:
TMK hükümleri uyarınca edinilmiş mallara katılma rejiminde bir eşin, artık değere katılma alacağı hakkının oluşması için; talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Kurala göre rejimin devamı süresince sahip olunan edinilmiş bir malın bulunması ve varsa bu mala ilişkin borçlar çıktıktan sonra geriye artık değer kalması durumunda, başka bir şeye gerek kalmaksızın kendiliğinden diğer eşin artık değere katılma alacağı hakkı oluşur (Yargıtay HGK, 08.02.2022, E. 2019/301, K. 2022/79, oy birliğiyle bozma).
Buna karşılık eşler arasındaki serbest paylaşım bağlayıcıdır. Aynı dosyada eşler, bir taşınmazın satışından elde edilen ve iade alınan bedeli, evlilik birliği devam ederken kendi serbest iradeleriyle nakit ve kambiyo senetleri olarak aralarında paylaşmışlardı. Kurul, bu paylaşımla her bir payın o eşin kişisel mal grubuna terk edildiğinin kabulü gerektiğini ve hayatın olağan akışına göre aksini iddia eden eşin iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğunu belirtti.
Kişisel malın mal alımında kullanılması hâlinde ise Kurul, malın satın alınma tarihindeki değerinin kişisel ve edinilmiş mallarla karşılanma oranının tespit edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Hesaplamanın ayrıntısı için mal rejimi tasfiyesi ve alacak davası rehberimize bakabilirsiniz.
TMK 223 Yargıtay kararları
Bu bölümde, maddenin uygulamada nasıl yorumlandığını gösteren 4 Yargıtay kararı yer alıyor. Kararların tamamı resmî tam metinleri okunarak seçildi ve ilgili oldukları fıkraya göre gruplandı; Hukuk Genel Kurulu kararları bulundukları grubun başında yer alır. Künyeye tıklayarak kararın tam metnine ulaşabilirsiniz.
Karar seçimi hakkında
TMK 223-226'yı doğrudan yorumlayan bir içtihadı birleştirme kararına rastlanmamıştır. Kartlar dört eksende seçilmiştir: katılma alacağının doğumunda katkı ve gelir şartının bulunmaması (Hukuk Genel Kurulunun 08.02.2022 tarihli kararı), eşe yapılan devrin bağış sayılıp sayılamayacağı (Hukuk Genel Kurulunun 21.12.2021 tarihli kararı), TMK 226/2'deki üstün yarar kurumunun uygulanması (8. Hukuk Dairesinin 30.03.2010 tarihli kararı) ve protokoldeki genel ibarelerin tasfiyeye etkisi (Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2022 tarihli kararı). Kararların tamamı tam metinden okunmuştur. OY DURUMU: üç karar oy birliğiyle, 21.12.2021 tarihli karar ise OY ÇOKLUĞUYLA verilmiş olup azınlık görüşü Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. ÖNEMLİ BİR AYRIM: 21.12.2021 tarihli karar tapuda satış görünen devrin kendiliğinden bağış sayılmayacağını söylerken, 08.02.2022 tarihli karar eşlerin birlik devam ederken serbest iradeleriyle yaptıkları paylaşımın payları kişisel mal grubuna geçirdiğini kabul etmektedir; aradaki fark ortada gerçek bir paylaşım iradesinin bulunup bulunmamasıdır ve bu husus sayfada ayrıca işlenmiştir. Ayrıca 08.02.2022 tarihli karardaki katkı şartının bulunmadığına ilişkin kural ARTIK DEĞERE KATILMA alacağına özgüdür; değer artış payı alacağında katkının ispatı gerekir.
TMK 223/1 ile ilgili Yargıtay kararları
TMK 223/1 · Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
Artık değere katılma alacağı hakkının oluşması için talep eden eşin gelirinin olmasına veya malvarlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunmasına gerek yoktur; rejim süresince edinilmiş bir mal bulunup borçlar çıktıktan sonra artık değer kalıyorsa hak kendiliğinden oluşur
Olay: Eşler 1994 yılında evlenmiş, 2010 yılında açılan boşanma davasının kabulüyle boşanmışlardır. Rejim boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir. Sözleşmeyle başka rejim seçilmediğinden evlenme tarihinden 01.01.2002'ye kadar mal ayrılığı, bu tarihten dava tarihine kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Tasfiyeye konu taşınmaz, edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde davalı eş adına tescil edilmiştir. Daha önce, mal ayrılığı rejimi döneminde alınıp davalı adına tescil edilen bir başka taşınmazın satışından elde edilen bedelle iki konut alınmak istenmiş; inşaat sahibiyle yaşanan sorun üzerine bedelin iadesinde anlaşılmış ve eşler iade alınan tutarı, evlilik birliği devam ederken serbest iradeleriyle nakit ve kambiyo senetleri olarak aralarında paylaşmışlardır. İlk derece mahkemesi, tarafların rejim sona ermeden anlaşıp tasfiyeyi gerçekleştirdikleri gerekçesiyle direnmiştir.
Karar: Hukuk Genel Kurulu artık değeri, eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar dâhil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan tutar olarak tanımlamış; TMK 229, 230, 231/1 ve 236'ya göndermede bulunmuştur. Ardından temel kuralı koymuştur: artık değere katılma alacağı hakkının oluşması için talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu malvarlığının edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur. Kural olarak rejimin devamı süresince sahip olunan edinilmiş bir malın bulunması ve varsa bu mala ilişkin borçlar çıktıktan sonra geriye artık değer kalması durumunda, başka bir şeye gerek kalmaksızın kendiliğinden diğer eşin artık değere katılma alacağı hakkı oluşur. Somut olayda mahkemenin, tarafların rejim sona ermeden anlaşıp tasfiyeyi gerçekleştirdikleri yönündeki gerekçesini yerinde bulmamıştır. Eşlerin birlik devam ederken serbest iradeleriyle gerçekleştirdikleri paylaşımla her bir payın o eşin kişisel mal grubuna terk edildiğinin kabulü gerektiğini, hayatın olağan akışına göre aksini iddia eden eşin iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğunu belirtmiştir. Davalı eşin kişisel malı niteliğindeki tutarı dava konusu taşınmazın alımında kullandığının anlaşılmasına göre, taşınmazın satın alınma tarihindeki değerinin kişisel ve edinilmiş mallarla karşılanma oranı tespit edilerek işin esasına yönelik karar verilmesi gerektiğini belirterek direnme kararını oy birliğiyle bozmuştur.
“TMK hükümleri uyarınca edinilmiş mallara katılma rejiminde bir eşin, artık değere katılma alacağı hakkının oluşması için; talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.”
Ne anlama geliyor?
Katkı ispatı gerekmez; edinilmiş mal varsa alacak kendiliğinden doğar.
Not: Karar OY BİRLİĞİYLE ve BOZMA biçiminde verilmiştir; Kurul Özel Daire bozma kararını benimsemiştir. ⚠️ Bu kural ARTIK DEĞERE KATILMA alacağına ilişkindir (TMK 231, 236); DEĞER ARTIŞ PAYI alacağında (TMK 227) katkının ispatı GEREKİR. Kararda ayrıca 2002 öncesi evliliklerde dönem ayrımı ve kişisel malın mal alımında kullanılması hâlinde KARŞILANMA ORANININ tespiti gerektiği belirtilmiştir. Kişi, yer, taşınmaz ve tutar bilgileri aktarılmamıştır.
TMK 223/1 · Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
Eşler resmiyette satış olarak gösterilen işlemin gerçekte satış olmadığını kabul etseler bile yapılan devir bağış olarak değerlendirilmemelidir; bağış sayılabilmesi için bağış amacını taşıyan davranış ve iradenin duraksamaya yer vermeyecek şekilde açık olması gerekir
Olay: Davacı eş, kişisel malı niteliğinde bulunan taşınmazını evlilik birliği içerisinde satış yolu ile davalı eş adına tescil ettirmiştir. Tasfiye aşamasında davacı, bu taşınmazı evlilik birliğinin ömür boyu süreceği saikiyle ve ortak yaşamı güvence altına almak kastıyla eşine sattığını ileri sürerek artık değere katılma alacağı istemiştir. Davalı ise işlemin gerçekte bağış olduğunu, dolayısıyla taşınmazın kendi kişisel malı niteliğinde bulunduğunu ve karşı tarafın hak iddia edemeyeceğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi davayı reddetmiş ve direnmiştir.
Karar: Hukuk Genel Kurulu, tarafların resmiyette satış olarak gösterilen işlemin gerçekte satış olmadığını; barışma, ortak konuta yeniden dönme, açılan boşanma davasından vazgeçme, işlerin yoğunluğu, zaman sıkışıklığı, işlerin daha kolay yürümesi, ayrı şehirlerde yaşanılması ve ticarî kaygılar gibi amaçlarla yapıldığını kabul etseler dahi, yapılan devrin bağış olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtmiştir. Devir; eşin ahlaki bir görevi yerine getirmesi, ailenin huzuru ve uyumu, evlilik birliğinin ömür boyu süreceği inancı, ortak yaşamı ve ailenin geleceğini güvence altına almak, eşe daha iyi bir gelecek hazırlamak, rahat bir yaşam sağlamak ve karşılıklı güven prensibi uyarınca yapıldığı takdirde kişide bağış iradesi bulunduğundan söz edilemeyeceğini; tarafların işlemin satış olmadığını kabul etmelerinin bağışı kabul ettikleri anlamına gelmediğini vurgulamıştır. Evlilik birliğinin devamı süresince bir eşin diğerinin edinimine yaptığı katkının karşılıksız olmasının işin doğası gereği olduğunu, bu katkıların birliktelikten doğan dayanışma kapsamında ve kendisinin de yararlanacağı düşüncesiyle yapıldığını, bağış amacı gütmeyen bu katkının rejim sona erdiğinde diğer eşten istenebileceğini belirtmiştir. Devredene ağır yükümlülük getiren kazandırmanın bağış sayılabilmesi için bağış amacını taşıyan davranış ve iradenin duraksamaya yer vermeyecek şekilde açık olması gerektiğini saptamıştır. Somut olayda davalının savunmasından başka davacının bağış iradesini ortaya koyacak bir beyan ve davranış bulunmadığından, salt satış yoluyla devir işleminin bağış iradesini gösterir nitelik taşımadığını; taşınmazın TMK 219 uyarınca edinilmiş mal olduğunun ve davacının artık değere katılma alacağının bulunduğunun kabulü gerektiğini belirterek direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur.
“Tarafların işlemin satış olmadığını kabul etmeleri, bağışı kabul ettikleri anlamına gelmez.”
Ne anlama geliyor?
Tapuyu eşine devretmek, onu bağışlamış olmak değildir.
Not: ⚠️ Karar OY ÇOKLUĞUYLA ve BOZMA biçiminde verilmiştir. AZINLIK GÖRÜŞÜNDE, boşanma dava dosyası içeriğinden bağış savunmasının doğru olduğunun anlaşıldığı ve direnme kararının onanması gerektiği savunulmuş; bu görüş KURUL ÇOĞUNLUĞUNCA BENİMSENMEMİŞTİR. Kararda aynı ilkelerin Hukuk Genel Kurulunun 04.11.2015 tarihli ve E. 2013/8-2418, K. 2015/2406 ile 23.10.2018 tarihli ve E. 2017/8-1614, K. 2018/1550 sayılı kararlarıyla da benimsendiği belirtilmiştir. Karar, eşe yapılan devrin HİÇBİR KOŞULDA bağış sayılamayacağı anlamına GELMEZ; bağış iradesinin duraksamaya yer bırakmayacak açıklıkta ispatlanması gerektiğini söyler. Kişi, yer ve taşınmaz bilgileri aktarılmamıştır.
TMK 223/2 ile ilgili Yargıtay kararları
TMK 223/2 · Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
TMK 226/2 paylı mülkiyetin sona erme yollarından biri olup yasal önalım hakkına benzetilir; üstün yararı talep eden ispatlar, payını devreden tarafın bütün zararları fedakârlığın denkleştirilmesi kuralıyla karşılanır ve değer karar tarihine yakın bir tarihe göre belirlenir
Olay: Taraflar adına paylı olarak kayıtlı bir meskende davalıya ait payın, davacının üstün yararı bulunması nedeniyle TMK 226 uyarınca iptali ile bedeli karşılığında davacı adına tescili istenmiştir. Davacı, mesleğini bu meskende sürdürmekte ve orayı iş yeri olarak kullanmaktadır. Davalı, TMK 226'nın edinilmiş mallar için öngörüldüğünü ve mal ayrılığı rejimine tabi bir mal için uygulanamayacağını savunmuştur. İlk derece mahkemesi davayı kabul etmiş; bedeli iki bilirkişi raporundaki değerlerin toplamı üzerinden hesaplamıştır.
Karar: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, TMK 226'nın ikinci fıkrasıyla eşlerin paylı mülkiyetinde bulunan bir malın belli koşullar altında paylaşım yapılmadan eşlerden birine verilmesinin öngörüldüğünü; üstün yararını kanıtlayan ve diğerinin payını ödeyen eşin paylaşımı önleyebileceğini belirtmiştir. Hükmün hem mülkiyet hakkına yasal bir sınırlama hem paylı mülkiyetin sona erme yollarından biri olduğunu, hükme dayanan eşin yasadan doğan bir hakkını kullandığını ve hükmün emredici nitelikte olmadığını; hakkın niteliğinin tartışmalı olmakla birlikte kurucu yenilik doğuran nitelikte bir yasal önalım hakkı olduğunun söylenebileceğini aktarmıştır. Kural olarak üstün yararın davacı tarafından kanıtlanması gerektiğini; somut olayda davacının mesleğini paylı meskende sürdürdüğü ve orayı iş yeri olarak kullandığı anlaşıldığından üstün hakkının varlığının kabulü gerektiğini belirtmiştir. Üstün hukuki yarar kanıtlanamazsa başvurulacak yöntemin TMK 699'daki paylaşma biçimi olduğunu; hükmün edinilmiş mallara katılma tasfiyesinde ve eşler arasındaki her türlü paylı mülkiyet ilişkisinde uygulama alanı bulabileceğini; görevli mahkemenin aile mahkemesi, taşınmazlarda yetkili mahkemenin taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi olduğunu eklemiştir. Madde metninde yalnız payın değerinin ödenmesi öngörülmüşse de payını devredecek tarafın uğradığı bütün zararların karşılanması gerektiğini, bu nedenle fedakârlığın denkleştirilmesi kuralı çerçevesinde araştırma yapılmasının öngörüldüğünü vurgulamıştır. Değer tespiti bakımından TMK 226'da tarih öngörülmediğini, TMK 248'in ödeme günündeki karşılığı, TMK 235/1'in ise tasfiye anındaki değeri esas aldığını belirterek bütünlük sağlamak açısından bu tarihin karar tarihine yakın bir tarih olarak kabul edilmesinin uygun olacağını saptamış ve mahkemenin esas aldığı değeri bu yönden hatalı bularak hükmü oy birliğiyle bozmuştur.
“sözü edilen madde uygulanırken "fedakarlığın (özverinin) denkleştirilmesi" kuralı çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle bir ödeme yapılması öngörülmüştür.”
Ne anlama geliyor?
Üstün yararı ispatlarsan mal bölünmeden sana verilir, ama tüm zararı ödersin.
Not: Karar OY BİRLİĞİYLE ve BOZMA biçiminde verilmiştir; bozma DEĞER TESPİT TARİHİNE ilişkindir, üstün yararın varlığına ilişkin kabul DOĞRU BULUNMUŞTUR. Kararda ayrıca iş yeri niteliği gerekçesiyle bilirkişilerce eklenen TİCARİ AYRICALIK ek değerinin Kanunun sistematiğine ve TMK 226/2'ye uygun düşmediği belirtilmiştir. Yargılama giderleri bakımından, pay sahibi eş payını devretmeye yanaşmadığı için dava açılmasına sebebiyet verdiği kabul edilerek davalı yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmuştur. Kararın bir yerinde madde numarası 216/2 olarak yazılmışsa da bağlamdan 226/2 olduğu anlaşılmaktadır. Kişi, yer, taşınmaz, meslek ve tutar bilgileri aktarılmamıştır.
TMK 223/2 · Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
Anlaşmalı boşanma protokolünde ve duruşmada birbirlerinden başkaca maddi ve manevi talepleri bulunmadığını beyan etmek, eşlerin aralarındaki mal rejimini tasfiye ettikleri sonucunu doğurmaz
Olay: Eşler 2013 yılında TMK 166/3 uyarınca anlaşmalı olarak boşanmış ve karar temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. Anlaşmaya dayanak protokolün bir bendinde tarafların belirtilen şartlarda anlaştıkları ve birbirlerinden başkaca maddi ve manevi talepleri ile mahkeme masrafı ve avukatlık ücreti talep etmeyecekleri hükmü imza altına alınmıştır. Duruşmada hazır bulunan eşler protokolün doğru olduğunu ve onayladıklarını, anlaşma metni dışında birbirlerinden karşılıklı maddi ve manevi tazminat taleplerinin bulunmadığını beyan etmiş; mahkeme gerekçeli kararıyla protokolün onaylanmasına karar vermiştir. Protokolde ayrıca bir eşin diğerine ait evde oturacağına ilişkin bir düzenleme de yer almaktadır.
Karar: Hukuk Genel Kurulu, anlaşmalı boşanmaya dayanak protokol metnini ve duruşmadaki beyanları ayrıntılı biçimde inceledi. Protokolde tarafların birbirlerinden başkaca maddi ve manevi talepleri ile mahkeme masrafı ve avukatlık ücreti talep etmeyecekleri hükmünün bulunduğunu, duruşmada da eşlerin anlaşma metni dışında karşılıklı maddi ve manevi tazminat taleplerinin bulunmadığını beyan ettiklerini ve mahkemece protokolün onaylandığını saptadı. Buna karşılık gerek protokol metninden gerek duruşmadaki beyanlardan eşlerin aralarındaki mal rejimini tasfiye ettikleri sonucuna varılamayacağını belirtti. Ayrıca salt bir eşin diğerine ait evde oturacağına ilişkin anlaşma hükmünden de eşlerin mal rejimini tamamen tasfiye ettiklerini değerlendirmenin mümkün olmadığını vurguladı. Bu nedenle Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesini usul ve yasaya aykırı bularak direnme kararını oy birliğiyle bozdu.
Karardan alıntı (aç)(kapat)
“Somut olayda; eşlerin gerek anlaşmalı boşanmaya dayanak protokol metninden gerekse duruşmadaki beyanlarından aralarındaki mal rejimini tasfiye ettikleri sonucuna varılamadığı gibi, salt "davalının davacıya ait evde oturacağına" ilişkin anlaşma hükmünden eşlerin mal rejimini tamamen tasfiye ettiklerini değerlendirmek mümkün değildir.”
Ne anlama geliyor?
Tazminat istemiyorum demek, mal rejiminden vazgeçmek değildir.
Not: Karar OY BİRLİĞİYLE ve BOZMA biçiminde verilmiştir; Kurul Özel Daire bozma kararını benimsemiştir. Bu kart, Hukuk Genel Kurulunun 10.09.2025 tarihli ve E. 2024/7, K. 2025/498 sayılı kararıyla BİRLİKTE okunmalıdır: o kararda da anlaşmada ayrıca yer verilmemişse sırf anlaşmalı boşanmış olmanın mal rejimini tasfiye etmek anlamına gelmediği belirtilmiştir. Karar, protokolde tasfiyenin DÜZENLENEMEYECEĞİ anlamına GELMEZ; açıkça düzenlenmediyse yapılmış sayılmayacağını söyler. Kişi, yer ve mahkeme dosya bilgileri aktarılmamıştır.
TMK 223 ile ilgili maddeler
- TMK m. 218 — Edinilmiş mallara katılma: Kapsamı
- TMK m. 213 — Alacaklıların korunması
- TMK m. 206 — Olağanüstü mal rejimi
- TMK m. 202 — Yasal mal rejimi ve mal rejimi sözleşmesi
- TMK m. 194 — Aile konutu
- TMK m. 188 — Birliğin temsili: Eşlerin temsil yetkisi
Uygulamada dikkat edilecekler
Pratik notlar
- 1.Müvekkile rejimin ortaklık kurmadığını, katılmanın alacak hakkı olduğunu anlatın.
- 2.Rejim süresince her eşin kendi malını serbestçe yönetip tasarruf edebileceğini belirtin.
- 3.Paylı mülkiyet konusu paydaki tasarruf yasağının tek yasal sınır olduğunu gözetin.
- 4.Aile konutu söz konusuysa TMK 194'teki emredici açık rıza koşulunu ayrıca kontrol edin.
- 5.Eşin borcundan diğerinin malvarlığına gidilemeyeceğini, istisnaların TMK 188-189 ve 213 olduğunu bilin.
- 6.Tasfiyeye girecek dönemi evlenme tarihi ile boşanma dava tarihi arasında hesaplayın.
- 7.Boşanmada belirleyici tarihin karar veya kesinleşme değil dava tarihi olduğunu vurgulayın.
- 8.Dava açıldıktan sonra edinilen malların tasfiyeye girmediğini gözetin.
- 9.Tasfiyeye karar verilebilmesi için boşanma kararının kesinleşmesi gerektiğini hatırlayın.
- 10.Protokolde yalnız tazminat ibaresi varsa mal rejiminin tasfiye edilmediğini ileri sürün.
- 11.Tasfiyeyi protokolde sonuçlandırmak istiyorsanız bunu ayrıca ve açıkça yazın.
- 12.Paylı malda üstün yararınız varsa TMK 226/2 uyarınca malın bölünmeden verilmesini isteyin.
- 13.Üstün yararı siz ispatlayacağınız için malı fiilen nasıl kullandığınızı belgeleyin.
- 14.Üstün yarar kanıtlanamazsa TMK 699'daki paylaşma yolunun işleyeceğini bilin.
- 15.TMK 226/2 talebini aile mahkemesinde, taşınmazda ise taşınmazın bulunduğu yerde açın.
- 16.Ödeyeceğiniz tutarın yalnız pay değeriyle sınırlı olmadığını, tüm zararların denkleştirileceğini hesaba katın.
- 17.Değer tespitinin karar tarihine yakın bir tarihe göre yapılmasını talep edin.
- 18.İş yeri niteliği gerekçesiyle eklenecek ticari ayrıcalık değerine itiraz edin.
- 19.Eşe tapu devrettiyseniz bunun kendiliğinden bağış sayılmadığını ileri sürün.
- 20.Karşı taraf bağış savunması yapıyorsa bağış iradesini duraksamaya yer bırakmayacak açıklıkta ispatlamasını isteyin.
- 21.Katkı yapmadığınız gerekçesiyle reddedilen taleplere karşı katkı şartının bulunmadığı kuralını ileri sürün.
- 22.Katkı ispatının değer artış payı için gerekli, artık değere katılma için gereksiz olduğunu ayırın.
- 23.Eşler arasında fiilen yapılmış bir paylaşım varsa bunun payları kişisel mal grubuna geçirdiğini gözetin.
- 24.Kişisel mal bir mal alımında kullanıldıysa karşılanma oranının tespitini talep edin.
Konuyla ilgili yazılar
Sıkça Sorulan Sorular
Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut bir uyuşmazlık için hukuki görüş yerine geçmez. Madde metni resmî kaynaktan alınmış, kararlar resmî tam metinleri üzerinden özetlenmiştir.