Kısa cevap · TMK 239
Katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir. Yargıtaya göre ayın olarak ödeme borçlu eşe tanınmış bir haktır; alacaklı eş kural olarak tapu iptali ve tescil gibi ayni bir talepte bulunamaz. Kanun bunun yalnız iki istisnasını tanır: paylı malda üstün yarar (TMK 226/2) ile aile konutu ve ev eşyası (TMK 240). Derhâl ödeme ciddi güçlük doğuracaksa borçlu eş erteleme isteyebilir; aksine anlaşma yoksa faiz tasfiyenin sona ermesinden, yani değerin belirlendiği karar tarihinden işler. TMK 240, ölümle sona eren rejimde sağ kalan eşe birlikte yaşadıkları konut üzerinde katılma alacağına mahsuben intifa, oturma veya mülkiyet hakkı, ev eşyası üzerinde ise mülkiyet hakkı isteme imkânı verir. TMK 241 ise borçlu eşin malvarlığı yetmediğinde, hesaba eklenen karşılıksız kazandırmalardan yararlanan üçüncü kişiye eksik kalan miktarla sınırlı dava açılmasına izin verir; Yargıtaya göre bu yetersizlik kesin aciz vesikasıyla gösterilmelidir.
Bu sayfada neler var? (11 bölüm)
- TMK 239 madde metni
- Değişiklik geçmişi
- TMK 239/1: Mal Paylaşımında Tapu İstenebilir mi?
- TMK 239/2-3: Erteleme, Faiz ve Güvence
- TMK 240: Sağ Kalan Eşin Aile Konutu ve Ev Eşyası Hakkı
- TMK 241: Malı Devralan Üçüncü Kişiye Karşı Dava
- TMK 239 Yargıtay kararları
- TMK 239 ile ilgili maddeler
- Uygulamada dikkat edilecekler
- Konuyla ilgili yazılar
- Sıkça sorulan sorular
Temel kavramlar
- Aynî ödeme
- TMK 239/1: katılma alacağının veya değer artış payının para yerine mal verilerek ödenmesi; malların sürüm değeri esas alınır.
- Borçlu eşin seçimi
- Yargıtay uygulamasında ayın olarak ödemenin borçlu eşe tanınmış bir hak sayılması; alacaklı eş kural olarak mal isteyemez.
- Ayni hak talebi yasağı
- Mal rejiminin tasfiyesinde eşe tanınan hakkın ayni değil şahsi alacak hakkı olması nedeniyle tapu iptali ve tescil istenememesi.
- Tahdidi istisnalar
- Ayni talep yasağının kanunda sayılan iki istisnası: TMK 226/2'deki üstün yarar ve TMK 240'taki aile konutu ile ev eşyası.
- Ekonomik bütünlük
- TMK 239/1: aynî ödemede bir mesleğin icrasına ayrılmış birimler ile işletmelerin bölünmemesinin gözetilmesi.
- Erteleme
- TMK 239/2: derhâl ödeme ciddi güçlük doğuracaksa borçlu eşin talebiyle ödemelerin uygun bir süre ertelenmesi.
- Faizin başlangıcı
- TMK 239/3: aksine anlaşma yoksa tasfiyenin sona ermesi, Yargıtay uygulamasında karar tarihi.
- Güvence
- TMK 239/3: durum ve koşullar gerektirdiğinde borçlu eşten istenebilen teminat.
- Sağ kalan eş
- TMK 240: mal rejimi ölümle sona erdiğinde ölen eşine ait aile konutu ve ev eşyası üzerinde özel talep hakları bulunan eş.
- İntifa veya oturma hakkı
- TMK 240/1: sağ kalan eşe konut üzerinde katılma alacağına mahsuben, yetmezse bedel eklenerek tanınabilen hak.
- Konut üzerinde mülkiyet
- TMK 240/3: haklı sebeplerin varlığında sağ kalan eşin veya yasal mirasçıların istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine tanınabilen mülkiyet hakkı.
- Meslek istisnası
- TMK 240/4: mirasbırakanın meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı işi yapması için gerekli bölümlerde sağ kalan eşin bu hakları kullanamaması.
- Üçüncü kişiye karşı dava
- TMK 241: borçlu eşin malvarlığı veya terekesi yetmezse hesaba eklenen karşılıksız kazandırmalardan yararlanan üçüncü kişiye eksik kalan miktarla sınırlı olarak açılan dava.
- Kesin aciz vesikası
- Borçlunun tüm malvarlığının borcu karşılamadığını ve borcun tahsil edilemediğini kesin olarak gösteren icra belgesi (İİK 143); TMK 241 davasında yetersizliğin ispatı.
- Tenkis kıyası
- TMK 241/3: süre ve yetki kuralları dışında mirastaki tenkis davasına ilişkin hükümlerin kıyasen uygulanması.
Bir bakışta TMK 239
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Ödeme biçimi | Katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir; aynî ödemede malların sürüm değeri esas alınır ve işletmelerin ekonomik bütünlüğü gözetilir. | TMK m. 239/1 |
| Erteleme | Derhâl ödeme ciddi güçlük doğuracaksa borçlu eş ödemelerin uygun bir süre ertelenmesini isteyebilir. | TMK m. 239/2 |
| Faiz ve güvence | Aksine anlaşma yoksa tasfiyenin sona ermesinden başlayarak faiz yürütülür; durum ve koşullar gerektiriyorsa borçludan güvence istenebilir. | TMK m. 239/3 |
| Konut | Sağ kalan eş, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde katılma alacağına mahsuben, yetmezse bedel ekleyerek intifa veya oturma hakkı isteyebilir. | TMK m. 240/1 |
| Ev eşyası | Sağ kalan eş aynı koşullarla ev eşyası üzerinde mülkiyet hakkı isteyebilir. | TMK m. 240/2 |
| Mülkiyet | Haklı sebeplerin varlığında sağ kalan eşin veya yasal mirasçıların istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir. | TMK m. 240/3 |
| Meslek istisnası | Mirasbırakanın meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı işi yapması için gerekli bölümlerde bu haklar kullanılamaz. | TMK m. 240/4 |
| Üçüncü kişi | Borçlu eşin malvarlığı veya terekesi yetmezse alacaklı eş veya mirasçıları hesaba eklenen karşılıksız kazandırmaları yararlanan üçüncü kişilerden eksik kalan miktarla sınırlı olarak isteyebilir. | TMK m. 241/1 |
| Süre | Dava hakkı öğrenmeden başlayarak bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinden başlayarak beş yıl geçmekle düşer. | TMK m. 241/2 |
| Ayni talep yasağı | Tasfiye alacaklısı ayrık durumlar dışında ayni hak isteyemez; ayın olarak ödeme borçlu eşe tanınmış bir haktır. | 2. HD 30.05.2024 |
| Kişisel malın ikamesi | Eşe devredilen taşınmaz alacaklı eşin kişisel malının ikamesi olsa bile tapu iptali ve tescile değil, değer artış payı alacağına hükmedilir. | 2. HD 30.05.2024 |
| İstisnalar | Ayni talep yasağının istisnaları TMK 226/2 ve TMK 240'ta tahdidi olarak sayılmıştır. | 2. HD 11.09.2025 |
| Zamanaşımı gerekçesi | Ayni haklarda kural olarak zamanaşımı işlemez; tapu iptali talebi zamanaşımıyla değil, ayni talep yasağı nedeniyle reddedilir. | 2. HD 11.09.2025 |
| Faiz tarihi | Alacak ilk derece mahkemesinin karar tarihindeki sürüm değerleriyle hesaplanmışsa faiz o karar tarihinden işletilir. | 2. HD 05.03.2026 |
| Aile konutu hakkı | Ölümle sona eren rejimde edinilmiş mal olan binanın aile konutu olarak kullanılan katı üzerinde sağ kalan eşin mülkiyet veya intifa hakkı talebi kabul edilmelidir. | 2. HD 26.02.2026 |
| Tereke borcu | Sağ kalan eş aynı zamanda mirasçı olduğundan katılma alacağı niteliğindeki tereke borcundan kendi miras payı oranında kendisi de sorumludur. | 2. HD 26.02.2026 |
| Korunan eş | Ölümden sonra aile konutu koruması TMK 240 ve 652 ile sağ kalan malik olmayan eş için sürer; sağ kalan eş zaten malikse bu koruma uygulanamaz. | HGK 31.01.2024 |
| Kesin aciz | TMK 241 davasında borçlu eşin malvarlığının yetmediği kesin aciz vesikasıyla gösterilmelidir; geçici aciz vesikası niteliğindeki haciz tutanağı yetmez. | 2. HD 29.06.2026 |
| Ön koşul | Katılma alacağı borçlu eşçe ödenmişse eksik kalan alacak bulunmadığından TMK 241 davası ön koşul yokluğundan reddedilir. | 2. HD 16.01.2025 |
| Mevcut mal | Rejim sona erdiğinde mevcut olup sonradan satılan malda TMK 229 ve 241 uygulanmaz; tasfiye davası eşler veya mirasçıları arasında görülür. | 2. HD 23.09.2025 |
| Muvazaa davası | Muvazaa nedeniyle tapu iptali davasında davacının hukuki yararı katılma alacağına bağlı olduğundan tasfiye davası bekletici sorun yapılır. | HGK 16.04.2025 |
TMK 239 madde metni
İkinci Kitap: Aile Hukuku › Birinci Kısım: Evlilik Hukuku › Dördüncü Bölüm: Eşler Arasındaki Mal Rejimi · İkinci Ayırım: Edinilmiş Mallara Katılma — D. Mal rejiminin sona ermesi ve tasfiye › VI. Katılma alacağının ve değer artış payının ödenmesi › 1. Ödeme ve ertelenmesi
Katılma alacağı ve değer artış payının ödenmesi ve ertelenmesi — Madde 239
- (1)Ayın olarak ödeme BORÇLU EŞE tanınmış bir haktır; alacaklı eş kural olarak tapu isteyemez. Kanundaki istisnalar TMK 226/2 (paylı malda üstün yarar) ve TMK 240'tır (aile konutu ve ev eşyası).Katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir. Aynî ödemede malların sürüm değeri esas alınır; bir mesleğin icrasına ayrılmış birimler ile işletmelerin ekonomik bütünlüğü gözetilir.
- (2)Erteleme BORÇLU EŞİN TALEBİNE bağlıdır ve derhâl ödemenin ciddi güçlük doğurması koşulu aranır.Katılma alacağının ve değer artış payının derhâl ödenmesi kendisi için ciddî güçlükler doğuracaksa, borçlu eş ödemelerinin uygun bir süre ertelenmesini isteyebilir.
- (3)Yargıtaya göre tasfiye tarihi karar tarihidir; faiz dava tarihinden değil, alacağın hesaplandığı değerlerin belirlendiği karar tarihinden işler.Aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür; durum ve koşullar gerektiriyorsa ayrıca borçludan güvence istenebilir.
Kaynak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, mevzuat.gov.tr. Fıkra numaraları okumayı kolaylaştırmak için eklenmiştir.
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Kaynak | Değişiklik |
|---|---|---|
| 22.11.2001 | 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (RG 08.12.2001, S. 24607; yürürlük: 01.01.2002) | TMK 239, 240 ve 241 Kanunun ilk metninden bu yana hiç değiştirilmemiştir. Bu maddeler tasfiyenin son aşamasını düzenler: TMK 239 alacağın nasıl ve ne zaman ödeneceğini, TMK 240 ölümle sona eren rejimde sağ kalan eşin aile konutu ve ev eşyası üzerindeki haklarını, TMK 241 ise borçlu eşin malvarlığı yetmediğinde üçüncü kişilere başvuru imkânını. TMK 241 ile edinilmiş mallara katılma rejimini düzenleyen İkinci Ayırım sona erer. |
TMK 239/1: Mal Paylaşımında Tapu İstenebilir mi?
Mal paylaşımı davalarında en sık sorulan soru, alacaklı eşin evin tapusunu isteyip isteyemeyeceğidir. Kanunun cevabı birinci fıkradadır.
Katılma alacağının ve değer artış payının derhâl ödenmesi kendisi için ciddî güçlükler doğuracaksa, borçlu eş ödemelerinin uygun bir süre ertelenmesini isteyebilir.
Aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür; durum ve koşullar gerektiriyorsa ayrıca borçludan güvence istenebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu fıkrayı yerleşik bir formülle uygular:
Anılan kanuni düzenlemelerden de anlaşılacağı gibi, borcun ayın olarak ödenmesi borçlu eşe tanınmış bir haktır. Başka bir anlatımla, tasfiye alacaklısı ayrık durumlar hariç ayni hak isteğinde bulunamaz, ancak borçlu eş isterse, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin dava sonuçlanıncaya kadar borcunu ayın olarak ödemeyi kabul edebilir.
Bu kuralın dayanağı, mal rejiminin tasfiyesinde eşe tanınan hakkın ayni değil şahsi alacak hakkı olmasıdır; Daire bunu Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 07.10.1953 tarihli ve 1953/8 E., 1953/7 K. sayılı kararına da dayandırır.
Karar için bkz. Yargıtay 2. HD, 30.05.2024, E. 2023/1383, K. 2024/4055 (oy birliğiyle bozma).
İstisnalar kanunda sayılı ve sınırlıdır. Daireye göre bu kuralın istisnaları tahdidi olarak iki hükümde düzenlenmiştir:
- TMK 226/2: alacaklı eşin paylı mülkiyete konu malda daha üstün bir yararı olduğunu kanıtlaması ve diğerinin payını ödemesi (bkz. TMK 223-226 şerhi),
- TMK 240: ölümle sona eren rejimde sağ kalan eşin aile konutu ve ev eşyası üzerindeki hakları (aşağıda).
Aynı Daire bir 2025 kararında, tapu iptali talebini zamanaşımı gerekçesiyle reddeden bölge adliye mahkemesinin gerekçesini düzeltmiştir: ayni haklarda kural olarak zamanaşımı işlemez; ancak tasfiyede ayni hak istenemeyeceğinden ve istisnalar da bulunmadığından ret kararı sonuç itibarıyla doğrudur ve gerekçe değiştirilerek onanmıştır (Yargıtay 2. HD, 11.09.2025, E. 2025/4456, K. 2025/7122, oy birliği).
TMK 239/2-3: Erteleme, Faiz ve Güvence
Erteleme. Derhâl ödeme borçlu eş için ciddi güçlükler doğuracaksa, borçlu eş ödemelerin uygun bir süre ertelenmesini isteyebilir. Erteleme kendiliğinden uygulanmaz; borçlu eşin talebine ve ciddi güçlük koşuluna bağlıdır. Durum ve koşullar gerektiriyorsa borçludan ayrıca güvence istenebilir.
Ertelemeyi doğrudan uygulayan yayımlanmış bir Yargıtay kararına araştırmamızda rastlanmamıştır.
Faiz. Aksine anlaşma yoksa faiz tasfiyenin sona ermesinden başlar. Yargıtay uygulamasında tasfiye tarihi karar tarihidir; bu nedenle faiz dava tarihinden değil karar tarihinden işler. Dava tarihinden faiz yürütülmesinin bozma sebebi sayıldığı karar için TMK 227-230 şerhine bakabilirsiniz.
2026 tarihli bir karar bu kuralı bir adım ileri taşımıştır: katılma alacağı ilk derece mahkemesinin karar tarihi itibarıyla belirlenen sürüm değerleriyle hesaplanmışsa, tasfiye de o tarihte gerçekleşmiş sayılır ve faiz ilk derece mahkemesinin karar tarihinden itibaren yürütülmelidir (Yargıtay 2. HD, 05.03.2026, E. 2025/10024, K. 2026/2577, oy birliğiyle bozma).
TMK'nin 239/3. maddesinde düzenlenen“…aksine anlaşma yoksa tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür…” hükmü uyarınca artık değere katılma alacağına tasfiye tarihi olan karar tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekir.
| Değerin belirlendiği tarih | Faizin başlangıcı |
|---|---|
| İlk derece mahkemesinin karar tarihi | İlk derece mahkemesinin karar tarihi |
| Tasfiyeyi bölge adliye mahkemesi yapmışsa onun karar tarihi | Bölge adliye mahkemesinin karar tarihi |
| Bozmadan sonra yeniden belirlenen değer | Bozmadan sonraki yeni karar tarihi |
Tablonun ikinci ve üçüncü satırı, tasfiye tarihinin bölge adliye mahkemesi veya bozma sonrası karar tarihi olacağına ilişkin kararlarla birlikte okunmalıdır; bu kararlar için TMK 231-235 şerhine bakabilirsiniz.
TMK 240: Sağ Kalan Eşin Aile Konutu ve Ev Eşyası Hakkı
TMK 240 yalnız ölümle sona eren mal rejiminde uygulanır ve sağ kalan eşin eski yaşantısını sürdürebilmesini amaçlar.
Sağ kalan eş, aynı koşullar altında ev eşyası üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.
Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya ölen eşin yasal mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine, konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir.
Sağ kalan eş, mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek veya sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır.
| Talep | Nesnesi | Koşul |
|---|---|---|
| İntifa veya oturma hakkı | Ölen eşe ait, birlikte yaşanan konut | Katılma alacağına mahsup; yetmezse bedel eklenir |
| Mülkiyet hakkı | Ev eşyası | Aynı koşullar |
| Mülkiyet hakkı | Konut | Haklı sebep; sağ kalan eşin veya yasal mirasçıların istemi |
| Hakların kullanılamaması | Meslek veya sanat için gerekli bölümler | Altsoydan biri aynı işi sürdürecekse |
Tapuda bağımsız bölüm olmaması engel değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2026 tarihli kararında, ölümle sona eren rejimin tasfiyesinde sağ kalan eş, edinilmiş mal olan iki katlı bir binanın aile konutu olarak kullanılan katı üzerinde katılma alacağına mahsuben mülkiyet hakkı istemişti. İlk derece mahkemesi hem aile konutu tespiti hem de bu talebi reddetmişti. Daire, katın tapuda bağımsız bölüm olarak kayıtlı olmamasının aile konutu olarak belirlenmesine engel olmadığını ve TMK 240 uyarınca aile konutu üzerinde mülkiyet veya intifa hakkı tanınması talebinin kabulü gerektiğini belirterek kararı bozdu (Yargıtay 2. HD, 26.02.2026, E. 2025/2543, K. 2026/2267, oy birliğiyle bozma).
Koruma malik olmayan sağ kalan eş içindir. Hukuk Genel Kurulu, TMK 194'teki aile konutu korumasının eşlerden birinin ölümü hâlinde TMK 240 ve 652 gibi hükümlerle sağ kalan eşin hak sahipliği nedeniyle sürdürüldüğünü açıklamıştır. Ancak malik olmayan eşin öldüğü ve sağ kalan eşin zaten konutun maliki olduğu bir dosyada bu hükümlerin uygulanma imkânı bulunmadığını, malik olmayan eşe tanınan korumaya dayanılarak malik eşin tasarrufunun sınırlandırılamayacağını belirtmiştir (Yargıtay HGK, 31.01.2024, E. 2023/159, K. 2024/38, oy birliğiyle bozma, kesin).
Aile konutunun eş sağken korunmasına ilişkin kurallar için TMK 194 şerhine bakabilirsiniz.
TMK 241: Malı Devralan Üçüncü Kişiye Karşı Dava
Mal rejiminin tasfiyesi davası kural olarak eşler veya mirasçıları arasında görülür (TMK 236/1). TMK 241 bunun tek istisnasıdır.
Dava hakkı, alacaklı eş veya mirasçılarının haklarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinin üzerinden beş yıl geçmekle düşer.
Yukarıdaki fıkra hükümleri ve yetki kuralları dışında mirastaki tenkis davasına ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.
Dava iki aşamalı işler. Önce eşe karşı tasfiye davasında devrin TMK 229 anlamında yapıldığı tespit edilir; bu aşamada tasarrufun iptaline karar verilmez ve üçüncü kişi hükmedilen alacaktan sorumlu tutulmaz. Eşle birlikte üçüncü kişiye de dava açılmışsa o dava HMK 167 uyarınca ayrılır ve eşe karşı davanın sonucu ile tahsil durumu bekletici sorun yapılır. Üçüncü kişiye ancak tahsil aşamasında borçlu eşin malvarlığı yetmezse gidilir. Bu sistemin ayrıntısı için TMK 227-230 şerhindeki TMK 229 bölümüne bakabilirsiniz.
Yetersizlik kesin aciz vesikasıyla ispatlanır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2026 tarihli kararında, borçlu eşin malvarlığının borcu karşılamadığının kesin aciz vesikasıyla belirlenmesi gerektiğini; icra dosyasındaki haciz tutanağının geçici aciz vesikası niteliğinde olduğu hâlde bununla yetinilemeyeceğini belirterek eksik kalan katılma alacağının üçüncü kişiden tahsiline ilişkin kararı bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 29.06.2026, E. 2025/7573, K. 2026/7318, oy birliğiyle bozma).
Tasfiye sırasında borçlu eşin mal varlığı ya da terekesinin borcu ödemeye yetip yetmediği ise, borçlu eşin tüm malvarlığının borcu karşılamadığını ve borcun tahsil edilemediğini kesin olarak gösteren kesin aciz vesikası ile belirlenir.
| Belge | Ne gösterir? | TMK 241 için yeterli mi? |
|---|---|---|
| Kesin aciz vesikası (İİK 143) | Borçlunun tüm malvarlığının borcu karşılamadığını ve borcun tahsil edilemediğini | Evet |
| Geçici aciz vesikası (İİK 105) | Haciz sırasında bulunan malların alacağı karşılamaya yetmediğini | Hayır |
Eksik kalan alacak yoksa dava açılamaz. Başka bir dosyada katılma alacağı borçlu eş tarafından ödenmişti. Daire, TMK 241 davasının borçlu eşin malvarlığının katılma alacağını karşılamaması ön koşuluna bağlı olduğunu, eksik kalan alacak bulunmadığından davanın bu ön koşulun yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini belirterek kabul kararını bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 16.01.2025, E. 2024/3551, K. 2025/407, oy birliğiyle bozma).
Rejim sona erdiğinde mevcut olan mal TMK 241'e girmez. Boşanma davası açıldıktan sonra üçüncü kişiye satılan bir taşınmaz, rejimin sona erdiği tarihte mevcut olduğundan eklenecek değer sayılmaz; bu nedenle TMK 229 ve buna bağlı olarak TMK 241 uygulanamaz. Daire, mal rejiminin tasfiyesine yönelik davaların eşler veya mirasçıları arasında görülebileceğini, taşınmazı sonradan satın alan kişinin bu davada hukuki yararı bulunmadığını belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 23.09.2025, E. 2024/9072, K. 2025/7722, oy birliği). Böyle bir malın tasfiyede nasıl değerlendirildiği için TMK 231-235 şerhine bakabilirsiniz.
Muvazaa davası ayrı bir yoldur. Hukuk Genel Kurulu, eşin boşanma ve katılma alacağı davalarından kısa süre önce taşınmazı üçüncü kişiye devretmesi üzerine diğer eşin açtığı muvazaa nedeniyle tapu iptali davasında, davacının hukuki yararının katılma alacağının bulunmasına bağlı olduğunu ve bu nedenle tasfiye davasının bekletici sorun yapılması gerektiğini kabul eden Özel Daire kararını benimsemiştir. Buna göre alacağın varlığı sabit olur ve muvazaa ispatlanırsa dava kabul edilir; Özel Daire kararına göre bu durumda tapunun tamamen iptali yerine İİK 283/1 kıyasen uygulanarak davacıya alacağı için haciz ve satış isteme yetkisi verilir (Yargıtay HGK, 16.04.2025, E. 2023/618, K. 2025/231, oy çokluğuyla bozma).
Boşanmadan önce satılan mallar ve tasarrufun iptali davası hakkında boşanmadan önce satılan mallar yazımıza bakabilirsiniz.
TMK 239 Yargıtay kararları
Bu bölümde, maddenin uygulamada nasıl yorumlandığını gösteren 9 Yargıtay kararı yer alıyor. Kararların tamamı resmî tam metinleri okunarak seçildi ve ilgili oldukları fıkraya göre gruplandı; Hukuk Genel Kurulu kararları bulundukları grubun başında yer alır. Künyeye tıklayarak kararın tam metnine ulaşabilirsiniz.
Karar seçimi hakkında
TMK 239-241'i doğrudan yorumlayan bir içtihadı birleştirme kararına rastlanmamıştır; ancak tasfiyede eşe tanınan hakkın şahsi alacak hakkı olduğu kuralı, Yargıtay kararlarında Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 07.10.1953 tarihli ve 1953/8 E., 1953/7 K. sayılı kararına dayandırılmaktadır. Kartlar dört eksende seçilmiştir: ayın olarak ödeme ve tapu iptali talebi (2. Hukuk Dairesinin 30.05.2024 ve 11.09.2025 tarihli kararları), faizin başlangıcı (2. Hukuk Dairesinin 05.03.2026 tarihli kararı), sağ kalan eşin aile konutu hakkı (2. Hukuk Dairesinin 26.02.2026 ve Hukuk Genel Kurulunun 31.01.2024 tarihli kararları) ve üçüncü kişiye karşı dava ile muvazaa davası (2. Hukuk Dairesinin 29.06.2026, 16.01.2025 ve 23.09.2025 tarihli kararları ile Hukuk Genel Kurulunun 16.04.2025 tarihli kararı). Kararların tamamı tam metinden okunmuştur. OY DURUMU: sekiz karar oy birliğiyle, Hukuk Genel Kurulunun 16.04.2025 tarihli kararı ise OY ÇOKLUĞUYLA verilmiştir; o kararda TMK 241'e dayanan görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. TMK 239/2'deki ertelemeyi doğrudan uygulayan yayımlanmış bir Yargıtay kararına rastlanmamıştır. Bu sayfayla edinilmiş mallara katılma rejimini düzenleyen İkinci Ayırım (TMK 218-241) tamamlanmıştır.
TMK 239/1 ile ilgili Yargıtay kararları
TMK 239/1 · Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Mal rejiminin tasfiyesinde eşe tanınan hak şahsi alacak hakkıdır; ayın olarak ödeme borçlu eşe tanınmış bir haktır ve alacaklı eş ayrık durumlar dışında tapu iptali ve tescil isteyemez; eşe devredilen taşınmaz alacaklı eşin kişisel malının ikamesi olsa bile değer artış payı alacağına hükmedilir
Olay: Davacı eşin babasından kalan bir taşınmazın yerine, mirasçıların yapı kooperatifiyle yaptığı anlaşma sonucunda davacıya miras payına karşılık bir daire düşmüştür. Davacı, dairenin tapusunun kendisine devrileceği aşamada eşinin isteğiyle tapuyu eş adına çıkartmıştır. İlk derece mahkemesi tapu iptali ve tescil talebini reddedip alacağa hükmetmiş; bölge adliye mahkemesi ise davacının bağış iradesi bulunmadığını ve dairenin onun kişisel malı olduğunu kabul ederek tapunun iptaline ve davacı adına tesciline karar vermiştir.
Karar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, mal rejimi sona erdiğinde eşlerin tasfiye davası sonucunda katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı haklarının doğduğunu, eşlerden birine ait malvarlığında diğer tarafın mülkiyet veya başka ayni hak talebinin söz konusu olamayacağını ve tasfiye isteyen eşe tanınan hakkın ayni olmayıp şahsi alacak hakkı olduğunu belirtmiştir (TMK 227/1, 231, 236/1; YİBGK 07.10.1953, 1953/8 E., 1953/7 K.). TMK 239/1 ve 226/3'ten borcun ayın olarak ödenmesinin borçlu eşe tanınmış bir hak olduğunu, tasfiye alacaklısının ayrık durumlar dışında ayni hak isteğinde bulunamayacağını, ancak borçlu eş isterse dava sonuçlanıncaya kadar borcunu ayın olarak ödemeyi kabul edebileceğini açıklamıştır. Bu kuralın istisnalarının TMK 226/2'deki üstün yarar ve TMK 240'taki aile konutu ile ev eşyası hâlleri olarak tahdidi biçimde sayıldığını, somut olayda bu istisnaların bulunmadığını belirtmiştir. Dairenin davacının kişisel malının ikamesi olduğu kabulünü yerinde bulmuş; ancak tasfiye isteyen eşe tanınan hak şahsi alacak hakkı olduğundan tapu iptali ve tescil yerine davacının değer artış payı alacağının kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek bölge adliye mahkemesi kararını bu taşınmaz yönünden oy birliğiyle bozmuştur.
Karardan alıntı (aç)(kapat)
“Anılan kanuni düzenlemelerden de anlaşılacağı gibi, borcun ayın olarak ödenmesi borçlu eşe tanınmış bir haktır. Başka bir anlatımla, tasfiye alacaklısı ayrık durumlar hariç ayni hak isteğinde bulunamaz, ancak borçlu eş isterse, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin dava sonuçlanıncaya kadar borcunu ayın olarak ödemeyi kabul edebilir.”
Ne anlama geliyor?
Tasfiyede tapu değil, alacak istenir; malı vermek borçlunun tercihidir.
Not: Karar OY BİRLİĞİYLE ve BOZMA biçiminde verilmiştir. ⚠️ Karar, eşe yapılan devrin bağış olmadığı ve dairenin davacının kişisel malının ikamesi olduğu yönündeki kabulü DOĞRU bulmuştur; bozma yalnız sonucun TAPU İPTALİ olarak kurulmasına ilişkindir. Aynı formül 2. Hukuk Dairesinin 11.01.2024 tarihli ve E. 2022/10035, K. 2024/171 sayılı kararında da yer almaktadır. Kişi, yer ve taşınmaz bilgileri aktarılmamıştır.
TMK 239/1 · Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Tasfiyede ayni hak talebi yasağının istisnaları TMK 226/2 ve TMK 240'ta tahdidi olarak sayılmıştır; ayni haklarda kural olarak zamanaşımı işlemediğinden tapu iptali talebinin zamanaşımıyla reddi hatalıdır, ancak ayni talep yasağı nedeniyle ret sonuç itibarıyla doğrudur
Olay: Davacı eş tapu iptali ve tescil, bu mümkün olmazsa katkı payı alacağı istemiştir. Alt derece mahkemeleri, tapu iptali ve tescil talebini de zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle reddetmiştir.
Karar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, mal rejimi sona erdiğinde eşlerin tasfiye davası sonucunda katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı haklarının doğduğunu, eşlerden birine ait malvarlığında diğer tarafın mülkiyet veya başka ayni hak talebinin söz konusu olamayacağını belirtmiştir. Borcun ayın olarak ödenmesinin borçlu eşe tanınmış bir hak olduğunu, bu kuralın istisnalarının TMK 226/2'de düzenlenen alacaklı eşin paylı malda üstün yararını kanıtlaması ve TMK 240'ta düzenlenen aile konutu veya eşyanın söz konusu olması hâlleriyle tahdidi olarak belirtildiğini açıklamıştır. Ayrıca ayni haklarda kural olarak hak düşürücü süre ve zamanaşımının işlemediğini, bu nedenle tapu iptali ve tescil talebinin zamanaşımı gerekçesiyle reddinin hatalı olduğunu belirtmiştir. Ancak tasfiye isteyen eşe tanınan hak şahsi alacak hakkı olduğundan ve istisnalar da bulunmadığından ret kararının sonuç itibarıyla doğru olduğunu, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama gerektirmediğinden HMK 370/4 uyarınca bölge adliye mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilerek ve düzeltilerek oy birliğiyle onanmasına karar vermiştir.
“Açıklanan bu kuralın istisnaları TMK'nin 226/2. maddesinde düzenlenen alacaklı eşin tasfiyeye konu paylı malda üstün yararını kanıtlaması ve aynı Kanun'un 240. maddesinde düzenlenen aile konutu veya eşyanın söz konusu olması halinde tahdidi olarak belirtilmiş olup”
Ne anlama geliyor?
Tapu ancak kanunun saydığı iki istisnada istenebilir.
Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiş ve bölge adliye mahkemesi kararı GEREKÇESİ DEĞİŞTİRİLEREK ve DÜZELTİLEREK ONANMIŞTIR. Karar, tapu iptali talebinin ZAMANAŞIMI gerekçesiyle reddini hatalı, AYNİ TALEP YASAĞI nedeniyle reddini doğru bulmuştur. Kişi, yer ve taşınmaz bilgileri aktarılmamıştır.
TMK 239/3 ile ilgili Yargıtay kararları
TMK 239/3 · Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Katılma alacağına tasfiye tarihi olan karar tarihinden faiz yürütülür; alacak ilk derece mahkemesinin karar tarihi itibarıyla belirlenen sürüm değerleriyle hesaplanmışsa faiz ilk derece mahkemesinin karar tarihinden işletilmelidir
Olay: Katkı payı, değer artış payı ve katılma alacağı davasında kadın eş lehine artık değere katılma alacağına hükmedilmiştir. Alacak, tasfiye konusu malların ilk derece mahkemesinin karar tarihi itibarıyla belirlenen sürüm değerleriyle hesaplanmıştır. Kadın eş, bölge adliye mahkemesinin faizin başlangıç tarihine ilişkin kararını temyiz etmiştir.
Karar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, TMK 239/3'teki aksine anlaşma yoksa tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütüleceğine ilişkin hüküm uyarınca artık değere katılma alacağına tasfiye tarihi olan karar tarihinden faiz yürütülmesi gerektiğini belirtmiştir. Somut olayda katılma alacağının ilk derece mahkemesinin karar tarihi itibarıyla belirlenen sürüm değerleriyle hesaplandığını ve tasfiyenin bu tarih itibarıyla gerçekleştiğini saptayarak, kadın eş lehine belirlenen alacağa ilk derece mahkemesinin karar tarihinden faiz yürütülmesi gerektiğini açıklamıştır. Bu husus gözetilmeden karar verilmesini hatalı bularak bölge adliye mahkemesi kararını diğer bozma sebepleriyle birlikte oy birliğiyle bozmuştur.
“TMK'nin 239/3. maddesinde düzenlenen“…aksine anlaşma yoksa tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür…” hükmü uyarınca artık değere katılma alacağına tasfiye tarihi olan karar tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekir.”
Ne anlama geliyor?
Faiz, alacağın hesaplandığı değerlerin tarihinden işler.
Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir; asıl dava yönünden bölge adliye mahkemesi kararı birden fazla sebeple BOZULMUŞ, birleşen dava yönünden ONANMIŞTIR. Faiz bakımından belirleyici olan, alacağın hangi tarihteki değerlerle hesaplandığıdır. Dava tarihinden faiz yürütülmesinin hatalı olduğuna ilişkin 2. Hukuk Dairesinin 24.01.2024 tarihli kararı TMK 227-230 şerhinde yer almaktadır. Kişi ve tutar bilgileri aktarılmamıştır.
TMK 240: Sağ kalan eşin aile konutu hakkı
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Ölümle sona eren rejimde edinilmiş mal olan binanın aile konutu olarak kullanılan katı, tapuda bağımsız bölüm olmasa da aile konutudur ve sağ kalan eşin TMK 240 uyarınca katılma alacağına mahsuben mülkiyet veya intifa hakkı talebi kabul edilmelidir; sağ kalan eş de mirasçı olduğundan tereke borcundan kendi payı oranında sorumludur
Olay: Mal rejimi eşlerden birinin ölümüyle sona ermiş; sağ kalan eş diğer mirasçılara karşı mal rejiminin tasfiyesi ile alacak istemiş ve birleşen davada aile konutunun tespitini talep etmiştir. Edinilmiş mal olan taşınmaz bir zemin ve bir normal kattan oluşan bir binadır ve eşler normal katı aile konutu olarak kullanmıştır. İlk derece mahkemesi aile konutu tespiti talebini ve sağ kalan eşin katılma alacağına mahsuben aile konutu üzerinde mülkiyet hakkı tanınması talebini reddetmiş; değerleri de karar tarihinden yaklaşık bir buçuk yıl önceki tespitlere göre belirlemiştir.
Karar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, binanın tapuda bağımsız bölüm olarak kaydının bulunmamasının eşlerin fiilen kullandığı normal katın aile konutu olarak belirlenmesine engel olmadığını belirterek aile konutu tespiti talebinin reddini bozmuştur. TMK 240/1 ve 3'ü aktararak, edinilmiş mal olan taşınmazın aile konutu niteliğindeki katı üzerinde TMK 240 uyarınca mülkiyet veya intifa hakkı tanınması talebinin kabulü gerektiğini açıklamıştır. Değer yönünden, artık değere katılma alacağının malların rejimin sona erdiği tarihteki durumlarına göre ancak tasfiye tarihindeki sürüm değerleriyle hesaplanacağını, karar tarihinden yaklaşık bir buçuk yıl önceki değerlerle hesap yapılmasının doğru olmadığını ve bozmadan sonra yeni karar tarihine en yakın değerlerin belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Son olarak davanın ölüme bağlı mal rejiminin tasfiyesine ilişkin olduğunu, sağ kalan eşin de ortak mirasbırakanın mirasçısı olması nedeniyle alacaklı ve borçlu sıfatlarının kısmen birleştiğini, terekeye ait borç sayılan alacaktan sağ kalan eş dahil bütün mirasçıların miras payları oranında sorumlu olduğunu ve davalıların ayrı ayrı miras payı oranında sorumlu olduğu miktarın belirlenmesi gerektiğini açıklayarak bölge adliye mahkemesi kararını kaldırmış ve ilk derece mahkemesi kararını oy birliğiyle bozmuştur.
Karardan alıntı (aç)(kapat)
“Şöyle ki, edinilmiş mal olan tasfiye konusu ... parsel sayılı ''bir zemin bir normal katlı kargir bina ve arsası'' niteliğindeki taşınmazın yukarıda (1) nolu bentte açıklandığı üzere ''normal kat'' olarak kullanılan kısmı aile konutu niteliğinde olduğundan TMK'nin 240. maddesi uyarınca aile konutu üzerinde mülkiyet/intifa hakkı tanınması talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.”
Ne anlama geliyor?
Sağ kalan eş, alacağına mahsuben evin mülkiyetini veya intifasını isteyebilir.
Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir; asıl ve birleşen dava yönünden bölge adliye mahkemesi kararları KALDIRILMIŞ, ilk derece mahkemesi kararı BOZULMUŞTUR. Alıntıdaki parsel numarası karar metninde de kısaltılmış olduğundan üç nokta ile gösterilmiştir. Karar metninde anonimleştirilmemiş bir kişi adı geçtiğinden aktarılmamıştır. Kişi, yer ve tutar bilgileri aktarılmamıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
Aile konutu koruması eşlerden birinin ölümü hâlinde TMK 240 ve 652 gibi hükümlerle sağ kalan eşin hak sahipliği nedeniyle sürer; ancak malik olmayan eş ölmüş ve sağ kalan eş zaten malikse, malik olmayan eşe tanınan korumaya dayanılarak malik eşin tasarrufu sınırlandırılamaz
Olay: Malik olmayan eş, diğer eşin aile konutu üzerinde kendi rızası olmadan kurduğu ipoteğin TMK 194 uyarınca kaldırılmasını istemiştir. Dava sürerken davacı eş ölmüş, evlilik ölümle sona ermiş ve taşınmaz aile konutu niteliğini kaybetmiştir. Bölge adliye mahkemesi, mirasçıların da davayı takipte hukuki yararı bulunduğu gerekçesiyle ipoteğin kaldırılmasına karar vermiş ve Özel Dairenin bozma kararına direnmiştir.
Karar: Hukuk Genel Kurulu uyuşmazlığın, malik olmayan eşin TMK 194'e dayanarak açtığı ipoteğin kaldırılması davasında davacının ölümüyle taşınmazın aile konutu niteliğini kaybetmesi karşısında, zaten malik olan eşin kurduğu ipoteğin aile konutu koruması gereğince kaldırılıp kaldırılamayacağı noktasında toplandığını belirtmiştir. TMK 194 ile getirilen aile konutu korumasının, eşlerden birinin ölümü hâlinde sağ kalan eşin aile konutu üzerindeki hak sahipliği nedeniyle mal rejimleri ve miras hukuku hükümlerine göre sürdürüldüğünü; edinilmiş mallara katılma rejiminde TMK 240, paylaşmalı mal ayrılığında TMK 254 ve 255, mal ortaklığında TMK 279 ve mirasın paylaşımında TMK 652 ile sağ kalan eşe, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde katılma alacağına, paylaşmadan doğan hakkına, ortaklık payına veya miras payına mahsuben mülkiyet, intifa veya oturma hakkı tanınmasını talep hakkı verildiğini açıklamıştır. Ancak somut olayda malik olmayan eşin öldüğünü ve sağ kalan eşin zaten taşınmazın maliki olduğunu, bu nedenle anılan hükümlerin uygulanma imkânı bulunmadığını, malik olmayan eşe tanınan haklardan yola çıkılarak malik eşin tasarruf yetkisinin sınırlandırılmasının ve ipoteğin kaldırılmasının hatalı olduğunu belirterek direnme kararını oy birliğiyle kesin olarak bozmuştur.
“Zira eldeki davada malik olmayan eş ölmüş, sağ kalan eş zaten dava konusu taşınmazın maliki konumundadır.”
Ne anlama geliyor?
TMK 240, ölen eşin konutunda yaşayan malik olmayan eşi korur.
Not: Karar OY BİRLİĞİYLE ve KESİN olarak verilmiştir. ⚠️ Karar bir mal rejimi tasfiyesi davası değil, aile konutuna ilişkin (TMK 194) ipoteğin kaldırılması davasıdır; TMK 240'a ilişkin açıklama Kurulun gerekçesinde yer almaktadır. TMK 240'ın koruduğu kişi, ölen eşine ait konutta yaşayan SAĞ KALAN MALİK OLMAYAN eştir. Kişi, yer ve taşınmaz bilgileri aktarılmamıştır.
TMK 241: Üçüncü kişiye karşı dava
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Üçüncü kişiye TMK 241 uyarınca eksik kalan katılma alacağı için gidilebilmesi için borçlu eşin malvarlığının borcu karşılamadığı kesin aciz vesikasıyla belirlenmelidir; geçici aciz vesikası niteliğindeki haciz tutanağı yeterli değildir
Olay: Alacaklı eş, katılma alacağını borçlu eşten tahsil edemediğini ileri sürerek, hesaba eklenen devirden yararlanan üçüncü kişiye karşı eksik kalan katılma alacağının tahsili davası açmıştır. İlk derece mahkemesi, bozmadan sonra verdiği kararda borçlu eşe karşı yürütülen icra takibindeki bir haciz tutanağını esas alarak davayı kabul etmiştir.
Karar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, karşılıksız kazandırma veya devrin tespiti hâlinde tasarrufun iptaline karar verilemeyeceğini ve üçüncü kişinin tasfiye aşamasında hükmedilen alacaktan sorumlu tutulamayacağını; borçlu eşin malvarlığı veya terekesi borcu ödemeye yetmezse sonradan üçüncü kişi aleyhine TMK 241 uyarınca eksik kalan miktarla sınırlı olarak dava açılabileceğini hatırlatmıştır. Tasfiye sürecinin nihai kararla başlayıp alacağın tahsiliyle tamamlandığını, eşle birlikte üçüncü kişiye dava açılmışsa HMK 167 uyarınca ayırma ve HMK 165/1 uyarınca bekletici sorun yolunun izleneceğini belirtmiştir. Aciz vesikasının kesin ve geçici olmak üzere ikiye ayrıldığını; kesin aciz vesikasının borçlunun tüm malvarlığının borcu karşılamadığını ve borcun tahsil edilemediğini kesin olarak gösterdiğini (İİK 143), geçici aciz vesikasının ise haciz sırasında haczedilebilir mal bulunsa bile alacağı karşılamaya yetmediği durumlarda düzenlendiğini (İİK 105) açıklamıştır. Borçlu eşin malvarlığının yetip yetmediğinin kesin aciz vesikasıyla belirleneceğini, hükme esas alınan haciz tutanağının geçici aciz vesikası niteliğinde olduğundan yeterli olmadığını belirterek hükmü oy birliğiyle bozmuştur.
“Tasfiye sırasında borçlu eşin mal varlığı ya da terekesinin borcu ödemeye yetip yetmediği ise, borçlu eşin tüm malvarlığının borcu karşılamadığını ve borcun tahsil edilemediğini kesin olarak gösteren kesin aciz vesikası ile belirlenir.”
Ne anlama geliyor?
Üçüncü kişiye gitmeden önce kesin aciz vesikası alınmalı.
Not: Karar OY BİRLİĞİYLE ve BOZMA biçiminde verilmiştir. Kararın uygulamadaki sonucu şudur: TMK 241 davası açmadan önce borçlu eşe karşı icra takibi kesin aciz vesikası alınacak aşamaya kadar götürülmelidir; bununla birlikte TMK 241/2'deki bir yıllık ve beş yıllık hak düşürücü süreler ayrıca izlenmelidir. Kişi, icra dosyası ve tutar bilgileri aktarılmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
TMK 241 davası, borçlu eşin malvarlığının veya terekesinin katılma alacağını karşılamaması ön koşuluna bağlıdır; katılma alacağı borçlu eşçe ödenmişse eksik kalan alacak bulunmadığından dava ön koşul yokluğu nedeniyle reddedilmelidir
Olay: Alacaklı eş, TMK 241 uyarınca üçüncü kişiye karşı eksik kalan katılma alacağının tahsili için dava açmıştır. Katılma alacağı ise borçlu eş tarafından ödenmiştir. İlk derece mahkemesi bozmadan sonra davayı kabul etmiştir.
Karar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, üçüncü kişinin tasfiye aşamasında hükmedilen katılma alacağından sorumlu tutulamayacağını, borçlu eşin malvarlığı veya terekesi borcu ödemeye yetiyorsa üçüncü kişinin hiçbir zaman sorumlu tutulmayacağını hatırlatmıştır. Davanın TMK 241 uyarınca üçüncü kişiye karşı açılan eksik kalan katılma alacağının tahsiline yönelik bir alacak davası olduğunu ve açılabilmesinin borçlu eşin malvarlığı veya terekesinin katılma alacağını karşılamaması ön koşuluna bağlı bulunduğunu belirtmiştir. Somut olayda katılma alacağının borçlu eş tarafından ödendiğini ve eksik kalan alacak bulunmadığını saptayarak davanın ön koşul yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini açıklamış; kabule göre de davalı lehine avukatlık ücretine hükmedilmemesini hatalı bularak hükmü oy birliğiyle bozmuştur.
“dava 4721 sayılı Kanun'un 241 inci maddesi uyarınca üçüncü kişiye karşı açılan eksik kalan katılma alacağının tahsiline yönelik alacak davası niteliğinde olup işbu davanın açılabilmesi tasfiye sırasında borçlu eşin malvarlığı veya terekesinin katılma alacağını karşılamaması ön koşuluna bağlıdır.”
Ne anlama geliyor?
Alacak ödendiyse üçüncü kişiye dava açılamaz.
Not: Karar OY BİRLİĞİYLE ve BOZMA biçiminde verilmiştir. Kişi, yer ve tutar bilgileri aktarılmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Mal rejiminin tasfiyesi davaları eşler veya mirasçıları arasında görülür; TMK 241 üçüncü kişiye karşı dava için bir istisnadır ve yalnız hesaba eklenen değerlerde uygulanır; rejim sona erdiğinde mevcut olup sonradan satılan malda TMK 229 ve 241 uygulanmaz ve malı satın alan kişinin davada hukuki yararı yoktur
Olay: Eşler 1989 yılında evlenmiş, 2016 yılında açılan boşanma davasıyla boşanmışlardır. Evlilik içinde erkek adına alınan bir taşınmaz, boşanma davası açıldıktan sonra satış yoluyla üçüncü bir kişiye devredilmiş; bu kişi davaya asli müdahil olarak katılmıştır. Alt derece mahkemeleri, asli müdahilin davasını ispatlanamadığı gerekçesiyle reddetmiştir.
Karar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, TMK 236/1 uyarınca mal rejiminin tasfiyesine yönelik davaların eş veya mirasçıları tarafından diğer eş veya mirasçılarına karşı açılabileceğini, TMK 241'in ise istisnai olarak üçüncü kişilere karşı dava açılabilmesini düzenlediğini belirtmiştir. Kural olarak rejimin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş malların tasfiye edileceğini, TMK 229'daki kazandırma ve devirlerin ise mevcutmuş gibi hesaba katılacağını, üçüncü kişinin ancak borçlu eşin malvarlığı yetmezse TMK 241 uyarınca eksik kalan miktarla sınırlı olarak sorumlu olacağını ve tasfiyede eşe tanınan hakkın şahsi alacak hakkı olduğunu açıklamıştır. Somut olayda taşınmazın boşanma dava tarihinde mevcut olduğunu, bu nedenle TMK 229 uyarınca eklenecek değer ve buna bağlı olarak TMK 241 hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını belirtmiştir. Davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddini hatalı bulmakla birlikte, asli müdahilin hukuki yararı bulunmadığından ret kararının sonuç itibarıyla doğru olduğunu belirterek bölge adliye mahkemesi kararını gerekçesi değiştirilerek ve düzeltilerek oy birliğiyle onamıştır.
Karardan alıntı (aç)(kapat)
“Mahkemece, TMK'nin 236/1. maddesi uyarınca mal rejiminin tasfiyesine yönelik davaların eş veya mirasçıları tarafından diğer eş veya mirasçılarına karşı açılabileceği ve somut olayda tasfiye konusu taşınmaz boşanma dava tarihinde mevcut olduğundan TMK'nin 229. maddesi uyarınca eklenecek değer ve buna bağlı olarak TMK'nin 241. maddesi hükümlerinin uygulanmasının da mümkün olmadığı göz ardı edilerek davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.”
Ne anlama geliyor?
Boşanma davasından sonra satılan mal için alıcıya TMK 241 ile gidilmez.
Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiş ve bölge adliye mahkemesi kararı GEREKÇESİ DEĞİŞTİRİLEREK ve DÜZELTİLEREK ONANMIŞTIR. Rejim sona erdiğinde mevcut olup sonradan satılan malın tasfiyede nasıl değerlendirileceği ayrı bir sorundur; bu konudaki 2. Hukuk Dairesinin 26.03.2026 tarihli kararı TMK 231-235 şerhinde yer almaktadır. Kişi, yer ve taşınmaz bilgileri aktarılmamıştır.
Muvazaa davası ile TMK 241 arasındaki ilişki
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
Eşin boşanma ve katılma alacağı davalarından kısa süre önce taşınmazı üçüncü kişiye devretmesi üzerine açılan muvazaa nedeniyle tapu iptali davasında davacının hukuki yararı katılma alacağının varlığına bağlıdır; bu nedenle tasfiye davası bekletici sorun yapılır, alacak sabit olur ve muvazaa ispatlanırsa dava kabul edilir
Olay: Eşlerden biri, boşanma ve katılma alacağı davalarını açmadan kısa süre önce kendi adına kayıtlı taşınmazı üçüncü bir kişiye satış yoluyla devretmiştir. Diğer eş, devrin mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil davası açmıştır. Özel Daire, aile mahkemesindeki katılma alacağı davasının bekletici sorun yapılmasını ve muvazaa ispatlanırsa İİK 283/1 kıyasen uygulanarak davacıya haciz ve satış isteme yetkisi verilmesini öngörerek hükmü bozmuş; ilk derece mahkemesi, önce tapu kaydındaki ihtilafın çözülmesi gerektiği gerekçesiyle direnmiştir.
Karar: Hukuk Genel Kurulu, muvazaanın tanımını ve türlerini açıklayarak üçüncü kişilerin haklarını zarara uğratan muvazaalı işlemlerin geçersizliğini ileri sürebileceklerini, ancak bunun için davacının muvazaalı işlemde bulunandan alacaklı olması ve işlemin alacağın ödenmesini önlemek amacıyla yapılmış bulunması gerektiğini belirtmiştir. Davacının amacının, açtığı dava sonucunda hak kazanacağı alacağı alabilmek için danışıklı olduğunu ileri sürdüğü işlemin kendisi yönünden geçersizliğini sağlamak olduğunu; hukuki yararın bir dava şartı olduğunu ve davacının alacağının bulunup bulunmadığı saptanmadan hukuki yararının belirlenemeyeceğini açıklamıştır. Bu nedenle mal tasfiyesi davasının sonucunun beklenmesi, alacağın varlığı sabit olur ve muvazaa ispatlanırsa davanın kabulüne, aksi hâlde reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Görüşmeler sırasında bu tür davaların TMK 241'e göre çözülmesi gerektiği yönünde ileri sürülen görüşün Kurul çoğunluğunca benimsenmediğini kaydederek Özel Daire bozma kararını benimsemiş ve direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur.
“Davacının bir alacağının bulunup bulunmadığı yani hukuki yararının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından davacı ve davalı ... ... arasındaki mal tasfiyesi davasının sonucu beklenmelidir.”
Ne anlama geliyor?
Muvazaa davasında önce katılma alacağının varlığı beklenir.
Not: ⚠️ Karar OY ÇOKLUĞUYLA verilmiştir. Görüşmelerde bu tür davaların TMK 241'e göre çözülmesi ve üçüncü kişinin yalnız eksik kalan miktarla sorumlu tutulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş, ancak Kurul ÇOĞUNLUĞUNCA BENİMSENMEMİŞTİR; bu yöndeki açıklama KARŞI OYDA yer almaktadır. Kurul, İİK 283/1 kıyasına ilişkin kısmı da içeren Özel Daire bozma kararını benimsemiştir. Karar düzeltme istemi Hukuk Genel Kurulunun 19.11.2025 tarihli ve E. 2025/557, K. 2025/730 sayılı kararıyla oy çokluğuyla reddedilmiştir. Alıntıdaki üç nokta, karar metninde anonimleştirilmiş taraf adına karşılık gelir. Kişi, yer ve taşınmaz bilgileri aktarılmamıştır.
TMK 239 ile ilgili maddeler
- TMK m. 236 — Artık değere katılma: Kanuna ve sözleşmeye göre
- TMK m. 231 — Artık değer, sürüm değeri ve değerlendirme anı
- TMK m. 227 — Değer artış payı, eklenecek değerler ve denkleştirme
- TMK m. 223 — Yönetim, yararlanma ve tasarruf
- TMK m. 194 — Aile konutu
Uygulamada dikkat edilecekler
Pratik notlar
- 1.Tasfiye davasında talebinizi tapu iptali olarak değil değer artış payı ve katılma alacağı olarak kurun.
- 2.Alacaklı olarak tapu isteyebileceğiniz hâllerin yalnız TMK 226/2 ve TMK 240 olduğunu bilin.
- 3.Borçlu eşseniz malı vererek ödeme seçeneğinizi dava sonuçlanıncaya kadar kullanabileceğinizi gözetin.
- 4.Aynî ödemede malın sürüm değerinin esas alınacağını ve işletmelerin bölünmemesinin gözetileceğini hesaba katın.
- 5.Derhâl ödeme ciddi güçlük doğuracaksa erteleme talebinde bulunun ve bu güçlüğü belgeleyin.
- 6.Erteleme istenirse borçludan güvence alınmasını talep edin.
- 7.Faizin dava tarihinden değil, değerlerin belirlendiği karar tarihinden işlediğini denetleyin.
- 8.Alacak ilk derece kararındaki değerlerle hesaplandıysa faizin de o tarihten başlatılmasını isteyin.
- 9.Protokolde faize ilişkin ayrı bir anlaşma yaptıysanız bunun esas alınmasını sağlayın.
- 10.Eşin ölümünde, birlikte yaşanan konut ölen eşe aitse katılma alacağına mahsuben intifa, oturma veya mülkiyet hakkı talep edin.
- 11.Ev eşyası üzerinde de aynı koşullarla mülkiyet hakkı isteyebileceğinizi unutmayın.
- 12.Konut tapuda bağımsız bölüm olmasa bile fiilen aile konutu olarak kullanılan bölümü delillendirin.
- 13.Katılma alacağı konutun değerini karşılamıyorsa farkı bedel ekleyerek ödeyebileceğinizi gözetin.
- 14.Mirasbırakanın meslek veya sanat icra ettiği bölümlerde altsoyun haklarının TMK 240 haklarından önce geldiğini bilin.
- 15.Sağ kalan eşseniz tereke borcu sayılan katılma alacağından kendi miras payınız oranında sizin de sorumlu olduğunuzu hesaba katın.
- 16.Sağ kalan eş zaten malikse TMK 240 korumasının bu durumda uygulanmayacağını gözetin.
- 17.Üçüncü kişiye gitmeden önce borçlu eşe karşı icra takibini kesin aciz vesikası alınacak aşamaya kadar götürün.
- 18.Haciz tutanağının geçici aciz vesikası niteliğinde olması hâlinde TMK 241 davasının kabul edilmeyeceğini bilin.
- 19.Katılma alacağı ödenmişse üçüncü kişiye dava açmayın; dava ön koşul yokluğundan reddedilir.
- 20.TMK 241 davasını öğrenmeden başlayarak bir yıl ve rejimin sona ermesinden başlayarak beş yıl içinde açın.
- 21.Rejim sona erdiğinde mevcut olan malın sonradan satılması hâlinde TMK 241'e değil, tasfiyede sürüm değerinin esas alınmasına dayanın.
- 22.Muvazaa nedeniyle tapu iptali davası açacaksanız katılma alacağı davasının bekletici sorun yapılacağını hesaba katın.
- 23.Muvazaa ispatlansa bile tapunun tamamen iptali yerine haciz ve satış yetkisi verilebileceğini gözetin.
Konuyla ilgili yazılar
Sıkça Sorulan Sorular
Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut bir uyuşmazlık için hukuki görüş yerine geçmez. Madde metni resmî kaynaktan alınmış, kararlar resmî tam metinleri üzerinden özetlenmiştir.