4721 sayılı Türk Medeni Kanunu · Üçüncü Bölüm: Evliliğin Genel Hükümleri — D. Eşlerin hukukî işlemleri

TMK Madde 194: Aile Konutu ve Eşin Açık Rızası

İkinci Kitap: Aile Hukuku › Birinci Kısım: Evlilik Hukuku › Üçüncü Bölüm: Evliliğin Genel Hükümleri — D. Eşlerin hukukî işlemleri

Hazırlayan: Av. Murat Aydar5 yüksek mahkeme kararıYürürlükteki metinGüncelleme: 24.09.2026

Kısa cevap · TMK 194

TMK 193 eşlere hukuki işlem özgürlüğü tanır; TMK 194 ise bu kurala aile birliğinin korunması amacıyla bir istisna getirir. Eşlerden biri, diğerinin açık rızası bulunmadıkça aile konutuna ilişkin kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Yargıtay uygulamasında dört nokta yerleşmiştir: sınırlandırma şerh konulduğu için değil konut aile konutu vasfı taşıdığı için geçerlidir, yani şerh kurucu değil açıklayıcıdır; hüküm emredicidir, bu haktan önceden feragat edilemez ve eşlerin anlaşmasıyla ortadan kaldırılamaz; rıza şekle tabi değildir ama açık olmalı ve ancak belirli bir işlem için verilebilir; açık rızanın varlığını ispat yükü tasarrufta bulunana aittir. Açık rıza alınmadan yapılan işlem geçerli kabul edilemez ve diğer eş iptal davası açabilir. Malik eşin ölmesi dava hakkını ortadan kaldırmaz; buna karşılık boşanma kararının kesinleşmesiyle şerh davası konusuz kalır.

Bu sayfada neler var? (11 bölüm)
  1. TMK 194 madde metni
  2. Değişiklik geçmişi
  3. TMK 193 Kuraldır, TMK 194 İstisnadır
  4. Açık Rıza: Şekli Yok, Ama Açık ve Belirli Olmalı
  5. Aile Konutu Şerhi: Kurucu Değil, Açıklayıcı
  6. Ölüm ve Boşanma: Dava Hakkı Ne Zaman Biter?
  7. TMK 194 Yargıtay kararları
  8. TMK 194 ile ilgili maddeler
  9. Uygulamada dikkat edilecekler
  10. Konuyla ilgili yazılar
  11. Sıkça sorulan sorular

Temel kavramlar

Aile konutu
Madde gerekçesine göre eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantısına buna göre yön verdiği, anılarla dolu alan.
Açık rıza
TMK 194/1: aile konutuna ilişkin tasarruf için malik olmayan eşin verdiği, şekle tabi olmayan ancak açık olması gereken izin.
Belirli işlem koşulu
Açık rızanın ancak belirli olan bir işlem için verilebilmesi; genel ve baştan verilmiş bir rıza geçerli değildir.
İspat yükü
Açık rızanın varlığını ispat yükünün, aile konutu ile ilgili tasarrufta bulunan tarafa ait olması.
Emredici nitelik
TMK 194'teki sınırlandırmadan önceden feragat edilememesi ve eşlerin anlaşmasıyla ortadan kaldırılamaması.
Aile konutu şerhi
TMK 194/3: malik olmayan eşin tapu kütüğüne verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebileceği şerh.
Açıklayıcı şerh
Şerhin hakkı doğurmaması; konut aile konutu olduğu için şerh konulabilmesi, şerh konulduğu için aile konutu olmaması.
Hâkimin müdahalesi
TMK 194/2: rızayı sağlayamayan veya haklı sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eşin mahkemeye başvurabilmesi.
Kira sözleşmesine taraf olma
TMK 194/4: kiracı olmayan eşin kiralayana bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelmesi.
Müteselsil sorumluluk
TMK 194/4: bildirimde bulunan eşin kira borcundan diğer eşle birlikte ve tamamından sorumlu olması.
Tapu iptal ve tescil davası
Açık rıza alınmadan devredilen aile konutunun tapu kaydının iptali ve eski malik adına tescili istemi.
Kötüniyet iddiası
İçtihadı birleştirme kararlarına göre def'i değil itiraz niteliğinde olan, her zaman ileri sürülebilen ve mahkemece re'sen gözetilen iddia.
Davanın konusuz kalması
Boşanma kararının kesinleşmesiyle evliliğin sona ermesi üzerine birliğin korunmasına yönelik davanın esası hakkında karar verilememesi.
Sağ kalan eşin hak sahipliği
Ölüm hâlinde sağ kalan eşin aile konutu üzerinde mülkiyet, intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilmesi.

Bir bakışta TMK 194

KonuKuralDayanak
KuralKanunda aksine hüküm bulunmadıkça eşlerden her biri diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabilir.TMK m. 193
İstisnaEşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutuna ilişkin kira sözleşmesini feshedemez, konutu devredemez veya üzerindeki hakları sınırlayamaz.TMK m. 194/1
İpotekMalik olan eş, aile konutundaki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde konutu tek başına ayni bir hakla sınırlandıramaz; ipotek ancak diğer eşin açık rızasıyla kurulabilir.HGK 26.04.2023
Şerh gerekmezTapu kaydında aile konutu şerhi bulunmasa dahi sınırlandırma uygulanır; sınırlandırma şerh için değil konut aile konutu vasfı taşıdığı için getirilmiştir.HGK 26.04.2023
Şerhin niteliğiAile konutu şerhi kurucu değil açıklayıcıdır; şerh konulduğu için aile konutu olunmaz, aile konutu olduğu için şerh konulabilir.HGK 26.04.2023
EmredicilikSınırlandırma emredicidir; bu haktan önceden feragat edilemez ve eşlerin anlaşmasıyla bu vasıf ortadan kaldırılamaz.HGK 26.04.2023
Rızanın şekliKanun rıza için bir geçerlilik şekli öngörmemiştir; rıza sözlü olarak da verilebilir ancak açık olması gerekir.HGK 26.04.2023
Belirli işlemAçık rıza ancak belirli olan bir işlem için verilebilir; genel ve önceden verilmiş bir rıza sonuç doğurmaz.HGK 26.04.2023
İspat yüküAçık rızanın varlığını ispat yükü, aile konutu ile ilgili tasarrufta bulunana aittir.HGK 26.04.2023; 2. HD 26.02.2026
YaptırımAçık rıza alınmadan yapılan işlem geçerli kabul edilemez; diğer eş geçerli olmayan işlemin iptali için dava açabilir.HGK 26.04.2023
Kötüniyet iddiasıİçtihadı birleştirme kararlarına göre kötüniyet iddiası def'i değil itirazdır; iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın her zaman ileri sürülebilir ve mahkemece re'sen gözetilir.YİBK 14.02.1951; YİBK 08.11.1991
Bilgi sahibi olmakBir kişinin maliki olmadığı taşınmazın satışından bilgisi olması tek başına açık rızanın varlığını ispata yeterli değildir; bu görüş 01.06.2026 tarihli kararın karşı oyundadır.2. HD 01.06.2026 karşı oy
Sürece katılmakDaire çoğunluğuna göre eşin satış sürecine fiilen katılması, satıştan haberdar olmanın ötesine geçerek açık rızanın varlığını gösterir.2. HD 01.06.2026
Malik eşin ölümüMalik eşin dava açılmadan önce veya sonra ölmesinin önemi yoktur; önemli olan tasarruf sırasında evlilik birliğinin varlığı ve açık rızanın bulunup bulunmadığıdır.2. HD 26.02.2026
Ölümde hukuki yararSağ kalan ve malik olmayan eşin mirasçılık sıfatından doğan hakları bulunduğundan dava açmadaki hukuki yararı malik eşin ölümünden sonra da devam eder.2. HD 26.02.2026
Ölümde korumaÖlüm hâlinde sağ kalan eşin aile konutu üzerindeki talep hakları mal rejimi ve miras hükümleriyle korunur; kendisine mülkiyet, intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir.TMK m. 240, 254, 279, 652
Geçersiz ipotekAçık rıza alınmadan tesis edilen ipotek baştan itibaren geçersizdir; illilik prensibi gereği buna bağlı cebrî ihale sonucu yapılan tescil de yolsuz tescildir.HGK 28.11.2019
Ölü işlemTaşınmazın aile konutu niteliği iradi temlikle veya cebrî icra sonucu mülkiyetin kazanılmasıyla kaybedilir; ancak bu durum geçersiz işleme geçerlilik kazandırmaz, ölü işlem diriltilemez.HGK 28.11.2019
Bankanın iyiniyetiEkspertiz incelemesiyle konutun aile konutu olduğunu öğrenmiş olmasına rağmen açık rıza almayan banka, cebrî ihaleyle tescil almış olsa da TMK 1023 korumasından yararlanamaz.HGK 28.11.2019
İhalenin feshiAsıl işlem olan ipotek baştan geçersiz olduğu için tescil yolsuz sayıldığından, ihalenin feshi davasının açılıp açılmamasının bir önemi bulunmaz.HGK 28.11.2019
Boşanmanın etkisiBoşanma kararının kesinleşmesiyle evlilik sona erdiğinden birliğin korunmasına yönelik şerh davası konusuz kalır ve esası hakkında karar verilemez.HGK 08.02.2022
Konusuz kalmada giderlerDavanın konusuz kalması hâlinde hâkim, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir eder.HMK m. 331/1; HGK 08.02.2022
Kirada aile konutuAile konutu kira ile sağlanmışsa sözleşmenin tarafı olmayan eş kiralayana bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir ve diğer eşle müteselsilen sorumlu olur.TMK m. 194/4

TMK 194 madde metni

Resmî metin4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

İkinci Kitap: Aile Hukuku › Birinci Kısım: Evlilik Hukuku · Üçüncü Bölüm: Evliliğin Genel Hükümleri — D. Eşlerin hukukî işlemleri

Aile konutu — Madde 194

  1. (1)Üç yasak işlem: kira sözleşmesinin feshi, devir ve hakların sınırlanması. İpotek tesisi üçüncü gruba girer. Hüküm emredicidir; açık rıza alınmadan yapılan işlem geçerli sayılmaz.Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.
  2. (2)Rıza vermeyen eşin tutumu keyfîyse malik eş mahkemeye başvurabilir. Fıkra iki yönlüdür: rızayı sağlayamayan eş de, haklı sebep olmadan rıza verilmeyen eş de hâkime gidebilir.Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hâkimin müdahalesini isteyebilir.
  3. (3)"Tapu müdürlüğünden" ibaresi 2014'te eklenmiştir. Şerh dava açmadan doğrudan tapu müdürlüğünden istenebilir; şerh kurucu değil açıklayıcıdır.Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir.
  4. (4)Kiracı olmayan eş tek taraflı bildirimle sözleşmenin tarafı olur. Bunun bedeli vardır: bildirimde bulunan eş kira borcundan diğeriyle müteselsilen sorumlu hâle gelir.Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur.

Kaynak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, mevzuat.gov.tr. Fıkra numaraları okumayı kolaylaştırmak için eklenmiştir.

Değişiklik geçmişi

TarihKaynakDeğişiklik
06.02.20146518 sayılı Kanun m. 44 (RG 19.02.2014, S. 28918)TMK 194'ün üçüncü fıkrasında yer alan "şerhin verilmesini" ibaresinden sonra gelmek üzere "tapu müdürlüğünden" ibaresi eklenmiştir. Değişiklikten önce fıkra, malik olmayan eşin şerhin verilmesini isteyebileceğini belirtmekle yetiniyor, istemin kime yöneltileceğini göstermiyordu. Yeni metin bunu açıkça tapu müdürlüğü olarak belirlemiştir. Böylece malik olmayan eş, aile konutu şerhi için mahkemeye başvurmak zorunda olmaksızın doğrudan tapu müdürlüğüne başvurabilir. Maddenin diğer fıkraları hiç değiştirilmemiştir.
22.11.20014721 sayılı Türk Medeni Kanunu (RG 08.12.2001, S. 24607; yürürlük: 01.01.2002)TMK 193 ve 194, mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nde karşılığı bulunmayan hükümlerdir. Aile konutunun ayrı bir koruma rejimine bağlanması 4721 sayılı Kanunla getirilmiştir. Maddenin gerekçesinde aile konutu, eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantısına buna göre yön verdiği, acı ve tatlı günleri içinde yaşadığı anılarla dolu bir alan olarak tanımlanmıştır. Koruma yalnız evlilik süresiyle sınırlı bırakılmamış; eşlerden birinin ölümü hâlinde sağ kalan eşin aile konutu üzerindeki hak sahipliği TMK 240, 254, 279 ve 652 ile mal rejimleri ve miras hukuku hükümleri üzerinden de korunmuştur.

TMK 193 Kuraldır, TMK 194 İstisnadır

Bu iki madde birlikte okunmalıdır; biri özgürlüğü kurar, diğeri onu sınırlar.

⚖️Yasal Düzenleme
Madde 193 — Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşlerden her biri diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukukî işlemi yapabilir.

Madde 194/1 — Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.

Yargıtayın kalıplaşmış ifadesiyle: TMK 193 dikkate alındığında kural olarak eşlerin her türlü hukuki işlem yapma serbestisi kabul edilmişken, TMK 194 ile bu kurala istisna getirilmiş ve eşlerin hukuki işlem özgürlüğü aile birliğinin korunması amacıyla sınırlandırılmıştır.

Aile konutu nedir? Maddenin gerekçesi bunu hukuki bir formülle değil, yaşamsal bir tarifle verir: eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantısına buna göre yön verdiği, acı ve tatlı günleri içinde yaşadığı anılarla dolu bir alan.

Yasak işlemÖrnek
Kira sözleşmesinin feshiKiracı eşin sözleşmeyi tek başına sona erdirmesi
DevirSatış, bağış, trampa ile mülkiyetin geçirilmesi
Hakların sınırlanmasıİpotek, intifa, oturma hakkı gibi ayni hak tesisi
⚠️Dikkat
Üçüncü grup uygulamada en çok karıştırılanıdır. Hukuk Genel Kuruluna göre malik olan eş, aile konutundaki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde konutu tek başına bir ayni hakla sınırlandıramaz; örneğin ipotek ancak diğer eşin açık rızası alınarak kurulabilir.
⚖️Yasal Düzenleme
Madde 194/2 — Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hâkimin müdahalesini isteyebilir.

İkinci fıkra dengeyi kurar: rıza vermeyen eşin tutumu keyfîyse malik eş çaresiz kalmaz, hâkimin müdahalesini isteyebilir. Buradaki ölçüt rızanın haklı bir sebep olmadan verilmemesidir.

Açık Rıza: Şekli Yok, Ama Açık ve Belirli Olmalı

Uyuşmazlıkların neredeyse tamamı tek bir soruda düğümlenir: açık rıza var mıydı?

Yargıtayın yerleşik ölçütleri şunlardır:

  • Şekil şartı yoktur. Kanun rıza için bir geçerlilik şekli öngörmemiştir; rıza şekle tabi olmadan, sözlü olarak dahi verilebilir.
  • Ancak açık olmalıdır. Maddenin ifadesinden de anlaşılacağı üzere iznin açık olması gerekir; örtülü veya varsayılan rıza yeterli değildir.
  • Belirli bir işlem için verilir. Açık rıza ancak belirli olan bir işlem için verilebilir; "ne yaparsan yap" biçiminde genel bir rıza sonuç doğurmaz.
  • İspat yükü tasarrufta bulunanda. Açık rızanın varlığını ispat yükü, aile konutu ile ilgili tasarrufta bulunana aittir.
💡İpucu
Son ölçüt davanın kaderini belirler: rızanın olmadığını malik olmayan eş ispatlamaz; rızanın olduğunu satan eş ve alıcı ispatlamak zorundadır. Bu yüzden alıcı konumundaysanız rızayı yazıya geçirin.

Peki "biliyordu" demek yeter mi? İşte uygulamanın en tartışmalı noktası burada. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2026 tarihli bir kararında bölge adliye mahkemesi, soyut tanık beyanlarıyla eşin satıştan haberdar olduğunun kabul edilmesinin tek başına açık rızayı ispata yetmediği gerekçesiyle tapu iptaline karar vermişti. Daire çoğunluğu bu kararı bozdu. Somut tanık anlatımlarına göre eşin taşınmazın gösterilmesi sırasında hazır bulunduğu, pazarlık aşamasında yer aldığı ve satış bedelinin bir kısmının kendi hesabına yatırılacağının bildirildiği saptanarak, eşin satıştan haberdar olmanın ötesinde satışa dahil olduğu ve bu suretle açıkça rıza gösterdiği sonucuna varıldı (Yargıtay 2. HD, 01.06.2026, E. 2025/8773, K. 2026/5725, oy çokluğuyla).

⚠️Dikkat
Aynı kararın karşı oyunda şu görüş savunulmuştur: bir kişinin maliki olmadığı taşınmazın satışından bilgisi olması tek başına açık rızanın varlığını ispata yeterli değildir; açık rıza duraksamaya yer bırakmayacak şekilde ispatlanmalıdır ve bilgi sahibi olmaktan yorum yoluyla rıza çıkarılamaz. Bu görüş çoğunluk görüşü değildir; ancak konunun somut delil durumuna göre değiştiğini gösterir.

Rıza yoksa sonuç nedir? Hukuk Genel Kuruluna göre emredici hüküm gereği, açık rıza alınmadan aile konutu üzerindeki hakların sınırlandırılması durumunda yapılan işlem geçerli kabul edilemez ve diğer eşin iptal davası açabileceği kuşkusuzdur (Yargıtay HGK, 26.04.2023, E. 2022/761, K. 2023/379, oy birliğiyle ve kesin olarak).

Alıcının iyiniyeti tartışılırken usul kuralı önemlidir. Aynı kararda Hukuk Genel Kurulu iki içtihadı birleştirme kararına dayanmıştır: 14.02.1951 tarihli ve E. 1949/17, K. 1951/1 sayılı karar ile 08.11.1991 tarihli ve E. 1990/4, K. 1991/3 sayılı karara göre kötüniyet iddiası def'i değil itirazdır; iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın her zaman ileri sürülebilir ve mahkemece re'sen gözetilir.

İpotek ve cebrî ihale: en ağır senaryo. Hukuk Genel Kurulu, açık rıza alınmadan tesis edilen ipoteğin baştan itibaren geçersiz olduğunu; Türk hukukunda tapu kayıtlarının oluşumunda illilik (hukuki sebebe bağlılık) prensibi esas alındığından, geçersiz asıl işleme bağlı olarak cebrî ihale sonucu yapılan tescilin de yolsuz tescil niteliğinde olduğunu belirtmiştir. Taşınmazın aile konutu niteliği iradi temliklerle veya cebrî icra sonucu mülkiyetin kazanılmasıyla kaybedilse bile, bu durum geçersiz işleme geçerlilik kazandırmaz (Yargıtay HGK, 28.11.2019, E. 2019/318, K. 2019/1238, oy çokluğuyla onama).

❝
Ne var ki bu durum geçersiz olan işleme "geçerlilik" kazandırmayacaktır. Başka bir ifade ile "ölü işlem" diriltilemeyecektir.

O dosyada banka, kredi teminatı için ipotek tesis edilmeden önce yaptırdığı ekspertiz incelemesinde taşınmazın konut olarak kullanıldığını tespit etmiş olmasına rağmen malik olmayan eşin açık rızasını almamıştı. Kurul, asıl işlem geçersiz olduğu için banka adına cebrî ihale sonucu yapılan tescilin de yolsuz olduğunu, bankanın TMK 1023 korumasından yararlanamayacağını ve ihalenin feshi davasının açılıp açılmamasının bir önemi bulunmadığını belirterek tapu kaydının iptali ile malik eş adına tescil kararını onamıştır.

💡İpucu
Bu, aile konutu davalarında ciddi bir avantajdır: alıcının kötüniyetli olduğunu dilekçenizde belirtmemiş olsanız bile, yargılama sona erinceye kadar ileri sürebilirsiniz ve mahkeme bunu kendiliğinden gözetmek durumundadır.

Aile Konutu Şerhi: Kurucu Değil, Açıklayıcı

En yaygın yanlış inanış şudur: "Şerh koymadıysam korunmam." Bu doğru değildir.

⚖️Yasal Düzenleme
Madde 194/3 — Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir.

Hukuk Genel Kurulunun ifadesi nettir: TMK 194'te öngörülen sınırlandırma, taşınmazın tapu kaydına aile konutu şerhi konulduğu için değil, konut aile konutu vasfı taşıdığı için getirilmiştir. Bu sebeple tapu kaydında şerh bulunmasa bile o konut aile konutu özelliğini taşır.

❝
Nitekim aile konutu şerhi kurucu değil açıklayıcı niteliktedir. Aksi düşünce ile tasarruf yetkisine ilişkin sınırlamanın şerh ile başlayacağı kabul edilmiş olur.

Aynı düşünce kararlarda şöyle de anlatılır: şerh konulduğu için aile konutu olunmamakta, aksine aile konutu olduğu için şerh konulabilmektedir.

Buna karşılık şerhin pratik değeri büyüktür: tapu kaydında şerh varsa üçüncü kişinin iyiniyet savunması fiilen imkânsız hâle gelir ve tapu müdürlüğü rıza aranmaksızın işlem yapmaz. Yani şerh hakkı doğurmaz, hakkı görünür kılar.

💡İpucu
Şerh için dava açmak zorunda değilsiniz. 2014 değişikliğiyle fıkraya "tapu müdürlüğünden" ibaresi eklenmiştir; malik olmayan eş, aile konutu olduğunu gösteren belgelerle (nüfus kayıt örneği, yerleşim yeri belgesi, muhtarlık belgesi, abonelik kayıtları) doğrudan tapu müdürlüğüne başvurabilir.

Başvurudaki adımlar ve istenen belgeler için aile konutu şerhi nasıl konulur yazımıza bakabilirsiniz.

Sınırlandırma emredicidir. Hukuk Genel Kuruluna göre bu nitelik iki sonuç doğurur: bu haktan önceden feragat edilemez ve eşlerin anlaşmasıyla bu vasıf ortadan kaldırılamaz.

⚠️Dikkat
Bu nedenle sözleşmelere konulan "eşim aile konutu iddiasında bulunmayacaktır" türü kayıtlar sonuç doğurmaz. Aynı şekilde baştan verilmiş genel bir rıza da geçerli değildir; rıza belirli bir işlem için aranır.
⚖️Yasal Düzenleme
Madde 194/4 — Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur.

Dördüncü fıkra kirada oturan aileler için özel bir koruma sağlar: kiracı olmayan eş, kiralayana tek taraflı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir. Bunun bir bedeli vardır: bildirimde bulunan eş, kira borcundan diğer eşle müteselsilen sorumlu olur.

⚠️Dikkat
Bildirim yapmadan önce hesabını yapın: sözleşmenin tarafı olmak konutta kalma güvenliği sağlar, ama kira borcunun tamamından sorumluluk getirir.

Ölüm ve Boşanma: Dava Hakkı Ne Zaman Biter?

İki ayrı olay, iki ayrı sonuç doğurur. Karıştırılmamalıdır.

Malik eşin ölümü dava hakkını sona erdirmez. Bir dosyada malik eş, aile konutunu diğer eşin rızası olmadan devretmiş ve dava açılmadan önce ölmüştü. Mahkeme, malik eş dava tarihinden önce öldüğü için davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi de istinafı esastan reddetmişti. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu kararı bozdu.

❝
Malik eşin dava açılmadan önce veya dava açıldıktan sonra ölmesinin herhangi bir öneminin bulunmadığı, önemli olanın, tasarruf işlemi sırasında evlilik birliğinin varlığı ve malik olmayan eşin tasarruf işlemine açık rızasının bulunup bulunmadığıdır.

Daire, sağ kalan ve malik olmayan eşin mirasçılık sıfatından doğan hakları bulunduğunu; dolayısıyla davayı açtığı sırada var olan hukuki yararının, malik eşin ölümünden sonra da devam ettiğini belirterek işin esasına girilmesi gerektiğine karar verdi (Yargıtay 2. HD, 26.02.2026, E. 2025/9122, K. 2026/2234, oy birliğiyle).

Aynı kararda ölüm hâlindeki koruma zinciri de gösterilmiştir: aile konutu koruması, eşlerden birinin ölümü hâlinde sağ kalan eşin aile konutu üzerindeki hak sahipliği nedeniyle mal rejimleri ve miras hukuku hükümleriyle sürdürülmüştür.

DayanakHangi rejimde
TMK 240Edinilmiş mallara katılma rejiminde katılma alacağına mahsup
TMK 254Paylaşmalı mal ayrılığı rejiminde miras ve paylaşmadan doğan hakka mahsup
TMK 279Mal ortaklığı rejiminde ortaklık payına mahsup
TMK 652Mal rejimi ne olursa olsun mirasın paylaşımında miras payına mahsup

Bu hükümlerle sağ kalan eşe, ölen eşine ait olup da birlikte yaşadıkları konut üzerinde mülkiyet, intifa veya oturma hakkı tanınmasını talep etme hakkı verilmiştir.

Boşanma ise davayı konusuz bırakır. Bir dosyada aile konutu şerhi istemiyle açılan dava sürerken taraflar boşanmış ve boşanma kararı kesinleşmişti. Hukuk Genel Kurulu, boşanma kararının kesinleşmesiyle evliliğin sona erdiğini ve evlilik birliğinin korunmasına yönelik önleme ilişkin davanın konusuz kaldığını; bu durumda davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğini belirtmiştir. Yapılacak iş, talep hakkında konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına biçiminde hüküm kurmak ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretini HMK 331/1 uyarınca davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre takdir etmektir (Yargıtay HGK, 08.02.2022, E. 2019/440, K. 2022/85, oy birliğiyle ve değişik gerekçeyle bozma).

⚠️Dikkat
Boşanmanın kesinleşmesi yalnız şerh davasını konusuz bırakır. Boşanmadan önce rıza alınmadan yapılmış bir devre karşı tapu iptal ve tescil davası ayrı bir dava olup, ölçüt tasarruf işlemi sırasında evlilik birliğinin bulunup bulunmadığıdır.

Boşanmadan sonra konutun paylaşımı ise mal rejimi tasfiyesi kurallarına göre yürür; bu konuda TMK 177-181 şerhi sayfasına bakabilirsiniz.

⚠️Dikkat
Aynı dosyada Özel Daire, önceki aşamada başka bir usul hatasına da işaret etmişti: hâkim taleple bağlıdır ve ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez (HMK 26/1). Bu nedenle TMK 194 uyarınca aile konutu şerhi istemiyle açılan davada, usulünce ıslah yapılmadıkça TMK 199 uyarınca tasarruf yetkisinin sınırlandırılmasına karar verilemez. Bu değerlendirme Özel Dairenin bozma gerekçesine aittir; Hukuk Genel Kurulu direnmeyi başka bir sebeple bozmuştur.

TMK 194 Yargıtay kararları

Bu bölümde, maddenin uygulamada nasıl yorumlandığını gösteren 5 Yargıtay kararı yer alıyor. Kararların tamamı resmî tam metinleri okunarak seçildi ve ilgili oldukları fıkraya göre gruplandı; Hukuk Genel Kurulu kararları bulundukları grubun başında yer alır. Künyeye tıklayarak kararın tam metnine ulaşabilirsiniz.

Karar seçimi hakkında

TMK 194'ü doğrudan yorumlayan bir içtihadı birleştirme kararına rastlanmamıştır; ancak Hukuk Genel Kurulunun 26.04.2023 tarihli kararı kötüniyet iddiasının niteliği bakımından 14.02.1951 tarihli ve E. 1949/17, K. 1951/1 ile 08.11.1991 tarihli ve E. 1990/4, K. 1991/3 sayılı İÇTİHADI BİRLEŞTİRME KARARLARINA dayanmaktadır. Kartlar dört eksende seçilmiştir: maddenin temel ilkeleri ve ispat yükü (Hukuk Genel Kurulunun 26.04.2023 tarihli kararı), malik eşin ölümünün etkisi (Dairenin 26.02.2026 tarihli kararı), açık rıza ile bilgi sahibi olmak arasındaki sınır (Dairenin 01.06.2026 tarihli kararı) ve boşanmanın şerh davasına etkisi (Hukuk Genel Kurulunun 08.02.2022 tarihli kararı). Ayrıca Hukuk Genel Kurulunun 28.11.2019 tarihli kararı, rızasız ipoteğin ve buna bağlı cebrî ihale tescilinin akıbetini illilik prensibi üzerinden çözmektedir. Kararların tamamı tam metinden okunmuştur. OY DURUMU: üç karar oy birliğiyle, 01.06.2026 ve 28.11.2019 tarihli kararlar ise OY ÇOKLUĞUYLA verilmiştir ve 01.06.2026 tarihli kararda o karardaki "satıştan bilgi sahibi olmak tek başına açık rızayı ispata yetmez" görüşü KARŞI OYA aittir. Maddenin temel ilkeleri Hukuk Genel Kurulunun 24.05.2017 tarihli ve E. 2017/2-1604, K. 2017/967 ile 30.03.2021 tarihli ve E. 2017/2-2809, K. 2021/367 sayılı kararlarında da aynen benimsenmiştir.

TMK 194/1 ile ilgili Yargıtay kararları

TMK 194/1 · Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

TMK 194'teki sınırlandırma şerh konulduğu için değil konut aile konutu vasfı taşıdığı için geçerlidir ve emredicidir; rıza şekle tabi olmayıp açık ve belirli bir işleme ilişkin olmalıdır, varlığını ispat yükü tasarrufta bulunana aittir ve rıza alınmadan yapılan işlem geçerli kabul edilemez

Olay: Satın alındığı tarihten itibaren aile konutu olarak kullanılan taşınmaz, malik eş tarafından üçüncü bir kişiye, ardından bu kişi tarafından bir başkasına devredilmiştir. Devirlerin muvazaalı olduğu hususunda Özel Daire ile bölge adliye mahkemesi arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Malik olmayan eş, açık rızası alınmadığı iddiasıyla tapu iptal ve tescil davası açmış; dava sırasında ihtiyati tedbir talebi reddedilmiş ve taşınmaz bu tarihten bir hafta sonra son malik tarafından bir başka kişiye gerçek değerinin çok altında bir bedelle devredilmiştir. Uyuşmazlık, son malikin diğer davalılarla el ve işbirliği içinde olduğunun ispatlanıp ispatlanmadığı noktasında toplanmıştır.

Karar: Hukuk Genel Kurulu, TMK 193 uyarınca kural olarak eşlerin her türlü hukuki işlem yapma serbestisi bulunduğunu, TMK 194 ile bu kurala istisna getirilerek hukuki işlem özgürlüğünün aile birliğinin korunması amacıyla sınırlandırıldığını belirtmiştir. Tapu kaydında aile konutu şerhi bulunmasa dahi malik eşin diğer eşin açık rızası olmadıkça kira sözleşmesini feshedemeyeceğini, konutu devredemeyeceğini ve üzerindeki hakları sınırlayamayacağını; malik olan eşin aile konutundaki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde konutu tek başına bir ayni hakla sınırlandıramayacağını vurgulamıştır. Sınırlandırmanın şerh için değil konutun aile konutu vasfı taşıması sebebiyle getirildiğini, bu nedenle şerhin kurucu değil açıklayıcı nitelikte olduğunu; hükmün emredici olduğundan bu haktan önceden feragat edilemeyeceğini ve eşlerin anlaşmasıyla bu vasfın ortadan kaldırılamayacağını, açık rızanın ancak belirli olan bir işlem için verilebileceğini saptamıştır. İzin için şekil şartı bulunmadığını ancak açık olması gerektiğini, açık rızanın varlığını ispat yükünün tasarrufta bulunana ait olduğunu belirtmiştir. Rıza alınmadan yapılan işlemin geçerli kabul edilemeyeceğini ve diğer eşin iptal davası açabileceğini vurgulamıştır. Kötüniyet iddiasının iki içtihadı birleştirme kararı uyarınca def'i değil itiraz olduğunu, her zaman ileri sürülebileceğini ve mahkemece re'sen gözetileceğini hatırlatmıştır. Somut olayda taşınmazın çok sık aralıklarla el değiştirmesi, dava tarihinden bir hafta sonra cüz'i bir bedelle devredilmesi ve son malikin yüksek bedelli bir konutu hiç görmeden satın almasının hayatın olağan akışına uygun sayılamayacağını belirterek direnme kararını oy birliğiyle ve kesin olarak bozmuştur.

“Nitekim aile konutu şerhi kurucu değil açıklayıcı niteliktedir. Aksi düşünce ile tasarruf yetkisine ilişkin sınırlamanın şerh ile başlayacağı kabul edilmiş olur. Anılan madde hükmü ile getirilen sınırlandırma, emredici niteliktedir.”

Ne anlama geliyor?

Şerh yoksa da koruma vardır; rızanın olduğunu satan taraf ispatlar.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE ve KESİN olarak verilmiştir. Kararda atıf yapılan iki İÇTİHADI BİRLEŞTİRME KARARI şunlardır: 14.02.1951 tarihli ve E. 1949/17, K. 1951/1 ile 08.11.1991 tarihli ve E. 1990/4, K. 1991/3. Bu kararlara göre kötüniyet iddiası DEF'İ DEĞİL İTİRAZDIR, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın her zaman ileri sürülebilir ve mahkemece RE'SEN gözetilir. Kararın muvazaaya ve taraflar arasındaki ilişkilere dair olgusal ayrıntıları özel hayatın korunması amacıyla aktarılmamıştır. Kişi, yer, taşınmaz ve mahkeme dosya bilgileri de aktarılmamıştır.

TMK 194/1 · Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Malik eşin dava açılmadan önce veya sonra ölmesinin önemi yoktur; belirleyici olan tasarruf işlemi sırasında evlilik birliğinin varlığı ve malik olmayan eşin açık rızasının bulunup bulunmadığıdır, sağ kalan eşin mirasçılık sıfatından doğan hakları nedeniyle hukuki yararı devam eder

Olay: Malik eş, aile konutu niteliğindeki taşınmazı diğer eşin rızasını almadan bir kişiye satmış; bu kişinin velisi de sonradan taşınmazı bir başkasına devretmiştir. Malik eş, ilk devirden sonra ve dava açılmadan önce vefat etmiştir. Sağ kalan eş, TMK 194 uyarınca tapu kaydının iptali ile taşınmazın müteveffa eş adına tescilini ve hükümle birlikte aile konutu şerhi konulmasını istemiştir. Mahkeme, malik eşin dava tarihinden önce ölmesi nedeniyle davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle her iki davayı da ayrı ayrı reddetmiş; bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Karar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, aile konutu şerhi davası yönünden temyiz itirazlarını yerinde görmemiş; tapu iptal ve tescil davası yönünden ise incelemeye geçmiştir. TMK 193 ile 194 arasındaki kural-istisna ilişkisini, maddenin gerekçesindeki aile konutu tanımını, şerhin açıklayıcı niteliğini, hükmün emredici oluşunu, rızanın şekle tabi olmayıp açık olması gerektiğini ve ispat yükünün tasarrufta bulunana ait olduğunu aktarmış; bu ilkelerin Hukuk Genel Kurulunun 24.05.2017 ve 30.03.2021 tarihli kararlarında da aynen benimsendiğini belirtmiştir. Ölüm hâlinde korumanın TMK 240, 254, 279 ve 652 üzerinden mal rejimleri ve miras hukuku hükümleriyle sürdürüldüğünü, sağ kalan eşe aile konutu üzerinde mülkiyet, intifa veya oturma hakkı tanınmasını talep etme hakkı verildiğini açıklamıştır. Somut olayda malik eşin dava açılmadan önce veya sonra ölmesinin herhangi bir öneminin bulunmadığını; önemli olanın tasarruf işlemi sırasında evlilik birliğinin varlığı ve malik olmayan eşin açık rızasının bulunup bulunmadığı olduğunu saptamıştır. Sağ kalan eşin mirasçılık sıfatından doğan hakları bulunduğundan dava açmadaki hukuki yararının malik eşin ölümünden sonra da devam ettiğini belirterek, işin esasına girilmesi gerekirken usulden ret kararı verilmesini kanuna aykırı bulmuş ve hükmü oy birliğiyle bozmuştur.

“Malik eşin dava açılmadan önce veya dava açıldıktan sonra ölmesinin herhangi bir öneminin bulunmadığı, önemli olanın, tasarruf işlemi sırasında evlilik birliğinin varlığı ve malik olmayan eşin tasarruf işlemine açık rızasının bulunup bulunmadığıdır.”

Ne anlama geliyor?

Malik eş öldü diye aile konutu davası kapanmaz.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE ve BOZMA biçiminde verilmiştir. Bozma YALNIZCA TAPU İPTAL VE TESCİL davasına ilişkindir; AİLE KONUTU ŞERHİ davası yönünden temyiz itirazları YERİNDE GÖRÜLMEMİŞTİR. Bozma sebebi USULE ilişkindir: Daire açık rızanın bulunup bulunmadığını esastan incelememiş, işin esasına girilmesi gerektiğini belirtmiştir. Kararda atıf yapılan Hukuk Genel Kurulu kararları: 24.05.2017 tarihli ve E. 2017/2-1604, K. 2017/967 ile 30.03.2021 tarihli ve E. 2017/2-2809, K. 2021/367. Kişi, yer, taşınmaz ve mahkeme dosya bilgileri aktarılmamıştır.

TMK 194/1 · Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Daire çoğunluğuna göre eşin taşınmazın gösterilmesinde ve pazarlığında yer alması, satıştan haberdar olmanın ötesine geçerek satışa dahil olduğunu ve açık rıza gösterdiğini ortaya koyar; karşı oyda ise satıştan bilgi sahibi olmanın tek başına açık rızayı ispata yetmediği savunulmuştur

Olay: Aile konutu niteliğindeki taşınmaz, malik eş tarafından bir üçüncü kişiye satılmıştır. Malik olmayan eş, açık izni bulunmadığı iddiasıyla TMK 194 uyarınca tapu iptal ve tescil talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesi, davacının satışa açık rızası bulunduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Bölge adliye mahkemesi ise soyut tanık beyanlarıyla davacının satışı bildiğinin kabul edilmesinin tek başına açık rıza verildiğini ispata yeterli olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunu kabul ederek ilk derece kararını kaldırmıştır. Karar duruşmalı olarak temyiz incelemesine getirilmiştir.

Karar: Daire çoğunluğu, dosya kapsamı ve somut tanık anlatımlarını birlikte değerlendirmiştir. Taşınmazın internet üzerinden ilana konularak satışa çıkarıldığı, emlakçı tanığın beyanına göre taşınmazın müşteriye gösterilmek üzere çok sayıda kez ziyaret edildiği ve bu ziyaretlerde davacının hazır bulunduğu, satış bedeli belirlenirken ve pazarlık yapılırken davacının orada olduğu, tapuda işlem yapılmadan hemen önce bedelin bir kısmının davacının hesabına yatırılacağı bilgisinin kendisine verildiği ve davacının üçüncü kişilere konutun satıldığını ve yeni bir konut alınacağını söylediği saptanmıştır. Bu olgulardan davacı eşin taşınmazın satımı aşamasında malik eşle birlikte hareket ettiği, pazarlık aşamasında yer aldığı ve satıştan haberdar olmanın ötesinde satışa dahil olduğu; bu suretle aile konutu niteliğindeki taşınmazın satışına açıkça rıza gösterdiğinin sabit olduğu sonucuna varılmıştır. Buna göre davanın reddine karar vermek gerekirken kabulüne karar verilmesini hatalı bulup bölge adliye mahkemesi kararını oy çokluğuyla bozmuştur.

“davacı eşin taşınmazın satımı aşamasında davalı ile birlikte hareket ettiği, hatta evin pazarlığı aşamasında da yer aldığı, evin satışından haberdar olmanın ötesinde, evin satışına dahil olduğu, bu suretle aile konutu niteliğindeki taşınmazın satışına açıkça rıza gösterdiği sabittir.”

Ne anlama geliyor?

Pazarlık masasında oturmak, sonradan rızam yoktu demeyi zorlaştırır.

Not: ⚠️ Karar OY ÇOKLUĞUYLA verilmiştir. KARŞI OYDA şu görüş savunulmuştur: satışın geçerli olabilmesi için açık rızanın varlığını ispat yükü işlemi yapan davalılar üzerindedir; bir kişinin maliki olmadığı taşınmazın satışından bilgisi olması TEK BAŞINA açık rızanın varlığını ispata yeterli değildir; açık rıza duraksamaya yer bırakmayacak şekilde ispatlanmalıdır ve bilgi sahibi olmaktan yorum yoluyla rıza çıkarılamaz; bu nedenle iptal kararının onanması gerekirdi. BU GÖRÜŞ ÇOĞUNLUK GÖRÜŞÜ DEĞİLDİR. Karar, açık rızanın somut delil durumuna göre değerlendirildiğini gösterir; salt bilgi sahibi olmanın yeterli sayıldığı biçiminde genelleştirilemez. Kişi, yer, taşınmaz ve mahkeme dosya bilgileri aktarılmamıştır.

TMK 194/1 · Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Açık rıza alınmadan tesis edilen ipotek baştan itibaren geçersizdir; illilik prensibi gereği buna bağlı cebrî ihale sonucu yapılan tescil de yolsuz tescil niteliğindedir ve konutun aile konutu niteliğini kaybetmesi geçersiz işleme geçerlilik kazandırmaz

Olay: Satın alındığı tarihten itibaren aile konutu olarak kullanılan taşınmaz üzerinde, dava dışı bir şirketin kullandığı krediye teminat olmak üzere davalı banka lehine ipotek tesis edilmiştir. İpotekten yaklaşık altı ay önce yapılan ekspertiz incelemesinde taşınmazın iç mekânı gezilmiş ve raporda konut olarak kullanıldığı belirtilmiştir. Buna rağmen malik olmayan eşin açık rızası alınmamıştır. Banka ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatmış; malik olmayan eş kıymet takdir raporunun tebliğiyle ipotekten haberdar olmuş ve ipoteğin kaldırılması davası açmıştır. Ancak takip sonucunda taşınmaz alacağa mahsuben bankaya ihale edilmiş ve banka adına tescil edilmiştir. Malik olmayan eş tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde taşınmazın ekonomik karşılığının ödenmesi istemiyle dava açmıştır.

Karar: Hukuk Genel Kurulu, TMK 193 ile 194 arasındaki kural-istisna ilişkisini, tapuda şerh bulunmasa dahi korumanın işlediğini, rızanın şekle tabi olmayıp açık olması gerektiğini ve ispat yükünün tasarrufta bulunana ait olduğunu aktarmıştır. Türk hukuk sisteminde tapu kayıtlarının oluşumunda illilik, diğer bir anlatımla hukuki sebebe bağlılık prensibinin esas alındığını; bu prensip uyarınca tescilin geçerli ve haklı bir sebebe dayanması zorunlu olduğunu, hukuki sebebe dayanmayan işlemlerin geçerli olmadığını ve TMK 1024 hükmünün bu tescili yolsuz tescil olarak ifade ettiğini belirtmiştir. Taşınmazın aile konutu niteliğinin gerek iradi temliklerle gerekse cebrî icra sonucu mülkiyetin kazanılmasıyla kaybedildiğini, ancak bunun geçersiz olan işleme geçerlilik kazandırmayacağını vurgulamıştır. Geçersiz bir işlemin icra takibine konu edilmesi ve cebrî ihale sonucu mülkiyetin işlemin tarafı olan kişiye intikal etmesi hâlinde, ihale edilen kişinin işlemin geçersizliğini bilmesi durumunda lehine oluşan tescilin de yolsuz olduğunu bilen veya bilmesi gereken durumda olacağını belirtmiştir. Somut olayda bankanın ekspertiz incelemesiyle taşınmazın konut olarak kullanıldığını öğrenmiş olmasına rağmen açık rıza almadığını; asıl işlem olan ipotek baştan itibaren geçersiz olduğundan banka adına cebrî ihale sonucu yapılan tescilin de yolsuz tescil niteliğinde olduğunu, bankanın TMK 1023 korumasından yararlanamayacağını ve ihalenin feshi davasının açılıp açılmamasının bir önemi bulunmadığını saptamıştır. Bu itibarla tapu kaydının iptali ile malik eş adına tesciline karar verilmesini maddenin amacına uygun bularak direnme kararını oy çokluğuyla onamıştır.

“Ne var ki bu durum geçersiz olan işleme "geçerlilik" kazandırmayacaktır. Başka bir ifade ile "ölü işlem" diriltilemeyecektir.”

Ne anlama geliyor?

Rızasız ipotek ölü doğar; ihale onu diriltmez.

Not: Karar OY ÇOKLUĞUYLA ve ONAMA biçiminde verilmiştir; direnme kararı onanmıştır. Görüşmelerde, TMK 705'te yer alan cebrî icra satışlarında TMK 194'ün uygulanamayacağı, taşınmazın dava tarihinde aile konutu olmadığı ve aile mahkemesinin yolsuz tescil iddiasını inceleyemeyeceği yönünde görüş bildirilmiş, ancak bu görüş KURUL ÇOĞUNLUĞUNCA BENİMSENMEMİŞTİR. Kararda aynı ilkelere yer verildiği belirtilen önceki karar: Hukuk Genel Kurulu, 13.12.2017, E. 2017/2-2906, K. 2017/1723. Kişi, yer, taşınmaz, banka ve mahkeme dosya bilgileri aktarılmamıştır.

TMK 194/3 ile ilgili Yargıtay kararları

TMK 194/3 · Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Boşanma kararının kesinleşmesiyle evlilik sona erdiğinden evlilik birliğinin korunmasına yönelik önleme ilişkin aile konutu şerhi davası konusuz kalır ve esası hakkında karar verilemez; yargılama giderleri davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre takdir edilir

Olay: Malik olmayan eş, TMK 194 uyarınca aile konutu olarak özgülendiğini ileri sürdüğü taşınmaz hakkında aile konutu şerhi verilmesini istemiştir. Mahkeme ise TMK 197 ve 199 uyarınca davalının tasarruf yetkisinin sınırlandırılmasına karar vermiştir. Özel Daire, davanın TMK 194'e dayalı olarak açıldığını, tasarruf yetkisinin sınırlandırılmasına dayalı bir dava bulunmadığını ve usulüne uygun ıslah da yapılmadığını, hâkimin taleple bağlı olduğunu belirterek kararı bozmuştur. Mahkeme direnmiştir. Direnme kararı verildikten sonra taraflar boşanmış ve boşanma kararı kesinleşmiştir.

Karar: Hukuk Genel Kurulu, direnme kararı verildikten sonra tarafların boşanmalarına ilişkin kararın kesinleştiğini saptamıştır. Boşanma kararının kesinleşmesiyle evliliğin sona erdiğini ve evlilik birliğinin korunmasına yönelik önleme ilişkin eldeki davanın konusuz kaldığını belirtmiştir. Bu durumda davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğini; ancak davanın konusuz kalması sebebiyle esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde hâkimin, HMK 331/1 uyarınca davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve tayin edeceğini vurgulamıştır. Buna göre yerel mahkemece yapılacak işin, davacının talebi hakkında konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına biçiminde hüküm kurmak ve yargılama giderleri ile vekâlet ücreti konularında HMK 331/1'e göre karar vermekten ibaret olduğunu belirterek direnme kararını değişik gerekçeyle ve oy birliğiyle bozmuştur.

“tarafların boşanmalarına ilişkin kararın kesinleşmesi ile evliliğin sona erdiği ve evlilik birliğinin korunmasına yönelik önleme ilişkin eldeki davanın konusuz kaldığı anlaşılmaktadır.”

Ne anlama geliyor?

Boşanma kesinleşince şerh istemi düşer; tapu iptali davası ise ayrıdır.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE ve DEĞİŞİK GEREKÇEYLE BOZMA biçiminde verilmiştir. ⚠️ Kararda geçen "hâkim taleple bağlıdır, TMK 194 şerh davasında TMK 199 önlemine karar verilemez" değerlendirmesi ÖZEL DAİRENİN ÖNCEKİ BOZMA GEREKÇESİNE aittir; Kurul direnmeyi bu sebeple değil, boşanmanın kesinleşmesi nedeniyle davanın konusuz kalması sebebiyle bozmuştur. Karar YALNIZCA aile konutu şerhi davasına ilişkindir; rıza alınmadan yapılmış bir devre karşı açılan TAPU İPTAL VE TESCİL davası bakımından ölçüt tasarruf sırasında evlilik birliğinin varlığıdır. Kişi, yer, taşınmaz ve mahkeme dosya bilgileri aktarılmamıştır.

TMK 194 ile ilgili maddeler

  • TMK m. 188 — Birliğin temsili: Eşlerin temsil yetkisi
  • TMK m. 185 — Haklar ve yükümlülükler: Genel olarak
  • TMK m. 182 — Çocuklar bakımından ana ve babanın hakları
  • TMK m. 177 — Nafaka davalarında yetki
  • TMK m. 167 — Dava, yetki ve geçici önlemler
  • TMK m. 24 — Kişiliğin korunması: Saldırıya karşı

Uygulamada dikkat edilecekler

Pratik notlar

  1. 1.Aile konutu iddianızı önce konutun fiilen aile konutu olarak kullanıldığı olgusuna dayandırın.
  2. 2.Tapu kaydında şerh bulunmasa da korumanın işlediğini belirtin; şerh açıklayıcıdır.
  3. 3.Şerh için dava açmadan önce doğrudan tapu müdürlüğüne başvuru yolunu deneyin.
  4. 4.Şerh başvurusunda yerleşim yeri belgesi, muhtarlık belgesi ve abonelik kayıtlarını hazır edin.
  5. 5.İpotek de aile konutu üzerindeki hakların sınırlanması sayıldığından açık rıza aranacağını gözetin.
  6. 6.Rızanın olmadığını ispat etmek zorunda olmadığınızı, ispat yükünün tasarrufta bulunanda olduğunu vurgulayın.
  7. 7.Alıcı konumundaysanız rızayı yazıya geçirin ve belirli işlemi tarif eden bir metin kullanın.
  8. 8.Baştan verilmiş genel rızanın geçerli olmadığını, rızanın belirli işlem için aranacağını bilin.
  9. 9.Sözleşmelere konulan aile konutu iddiasından feragat kayıtlarının sonuç doğurmadığını gözetin.
  10. 10.Karşı taraf müvekkilin satışı bildiğini ileri sürerse bilginin tek başına rıza sayılmadığı görüşünün karşı oyda olduğunu bilin.
  11. 11.Müvekkil satış sürecine fiilen katılmışsa bunun açık rıza sayılabileceği riskini baştan anlatın.
  12. 12.Tapu iptal ve tescil davasında alıcının kötüniyetini yargılama sona erinceye kadar ileri sürebileceğinizi hatırlayın.
  13. 13.Kötüniyet iddiasının itiraz niteliğinde olduğunu ve mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiğini belirtin.
  14. 14.Taşınmazın kısa aralıklarla ve düşük bedelle el değiştirmesini kötüniyet emaresi olarak sunun.
  15. 15.Dava açarken tapu kaydına ihtiyati tedbir konulmasını mutlaka talep edin.
  16. 16.Rızasız ipotekte asıl işlemin baştan geçersiz olduğunu ve illilik prensibini ileri sürün.
  17. 17.Cebrî ihaleyle tescil yapılmışsa yolsuz tescil iddiasını ve ölü işlem gerekçesini kullanın.
  18. 18.Bankanın ekspertiz raporunda konut kaydı varsa bunu iyiniyet savunmasına karşı delil yapın.
  19. 19.İhalenin feshi davası açılmamış olsa bile tapu iptali isteyebileceğinizi bilin.
  20. 20.Malik eş ölmüşse davanın hukuki yarar yokluğundan reddedilemeyeceğini ileri sürün.
  21. 21.Ölüm hâlinde TMK 240, 254, 279 ve 652 uyarınca konut üzerinde hak tanınmasını ayrıca talep edin.
  22. 22.Boşanma kesinleşirse şerh isteminin konusuz kalacağını, tapu iptali davasının ise ayrı olduğunu bilin.
  23. 23.Konusuz kalan davada yargılama giderleri için HMK 331/1'e dayanın.
  24. 24.Şerh davasında ıslah yapılmadıkça TMK 199 önlemine karar verilemeyeceğini gözetin.
  25. 25.Aile konutu kirada ise bildirimle sözleşmeye taraf olmanın müteselsil sorumluluk getirdiğini müvekkile anlatın.

Konuyla ilgili yazılar

Sıkça Sorulan Sorular

TMK 194'ün gerekçesine göre aile konutu, eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantısına buna göre yön verdiği, acı ve tatlı günleri içinde yaşadığı anılarla dolu bir alan olarak tanımlanmıştır.

Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut bir uyuşmazlık için hukuki görüş yerine geçmez. Madde metni resmî kaynaktan alınmış, kararlar resmî tam metinleri üzerinden özetlenmiştir.