Kısa cevap · TMK 236
Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibidir ve karşılıklı alacaklar takas edilir (TMK 236/1). Zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir veya kaldırabilir (TMK 236/2). Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025-2026 kararlarına göre payın tamamen kaldırılması yetersiz gerekçeyle yapılamaz; kusur dereceleri, evlilik süresi ve ekonomik durum gözetilerek uygun oranda azaltma gerekir. Kusurlu eşin malik olduğu hâlde hükmün uygulanıp uygulanamayacağı ise tartışmalıdır: Anayasa Mahkemesi kuralın kusurlu eşin alacaklı olduğu durum için öngörüldüğünü belirtmiş, 2. Hukuk Dairesi ise hükmün taraf sıfatına bakılmaksızın uygulanacağını söyleyerek dosyayı Hukuk Genel Kuruluna göndermiştir. TMK 237-238 ise katılma oranının ancak mal rejimi sözleşmesiyle değiştirilebileceğini düzenler.
Bu sayfada neler var? (12 bölüm)
- TMK 236 madde metni
- Değişiklik geçmişi
- TMK 236/1: Artık Değerin Yarısı ve Takas
- TMK 236/2: Zina veya Hayata Kast Hâlinde Pay
- Kusurlu Eş Malikse TMK 236/2 Uygulanır mı?
- TMK 237-238: Katılma Oranı Sözleşmeyle Değiştirilebilir mi?
- TMK 236 Yargıtay kararları
- TMK 236 Anayasa Mahkemesi kararları
- TMK 236 ile ilgili maddeler
- Uygulamada dikkat edilecekler
- Konuyla ilgili yazılar
- Sıkça sorulan sorular
Temel kavramlar
- Katılma alacağı
- TMK 236/1: bir eşin veya mirasçılarının, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerindeki alacak hakkı.
- Artık değerin yarısı
- Kanunda aksi kararlaştırılmamışsa her eşin diğerinin artık değerine katılma oranı.
- Takas
- TMK 236/1: eşlerin birbirinden olan mal rejimi alacaklarının karşılıklı olarak mahsup edilmesi ve yalnız farkın ödenmesi.
- Takas def'i
- Davalının kendi alacağını davacının alacağına karşı ileri sürmesi; açıkça ve dilekçelerin değişimi süresinde yapılmalıdır.
- Karşı dava
- Davalının harcını yatırarak aynı davada kendi alacağını istemesi; iki tarafın alacağı belirlenirse takas kendiliğinden yapılır.
- Mirasçıların hakkı
- TMK 236/1 uyarınca katılma alacağının eşin mirasçılarına da tanınması.
- Zina nedeniyle boşanma
- TMK 161: eşlerden birinin zina etmesi hâlinde diğer eşin açabileceği boşanma davası; kabulü TMK 236/2'nin kapısını açar.
- Hayata kast
- TMK 162'de sayılan boşanma sebeplerinden biri; TMK 236/2 pek kötü veya onur kırıcı davranışı değil yalnız hayata kastı anar.
- Hakkaniyete uygun azaltma
- TMK 236/2: kusurlu eşin payının kusur dereceleri, evlilik süresi ve ekonomik durum gözetilerek uygun oranda düşürülmesi.
- Payın kaldırılması
- TMK 236/2'nin en ağır sonucu; Yargıtaya göre yeterli gerekçe gösterilmeden uygulanamaz.
- Taraf sıfatı tartışması
- TMK 236/2'nin yalnız kusurlu eşin alacaklı olduğu durumda mı, yoksa kusurlu eş malik olduğunda da mı uygulanacağı sorunu.
- Sözleşmeyle başka esas
- TMK 237/1: artık değere katılmada mal rejimi sözleşmesiyle yarı yarıya kuraldan farklı bir oran kabul edilmesi.
- Saklı pay koruması
- TMK 237/2: katılma anlaşmalarının eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve altsoylarının saklı paylarını zedeleyememesi.
- Açıkça öngörme şartı
- TMK 238: farklı katılma anlaşmasının iptal, boşanma veya mahkeme kararıyla mal ayrılığında uygulanması için sözleşmede bunun açıkça yazılması.
Bir bakışta TMK 236
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Yarı pay | Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur. | TMK m. 236/1 |
| Takas | Eşlerin karşılıklı alacakları takas edilir. | TMK m. 236/1 |
| Zina veya hayata kast | Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir. | TMK m. 236/2 |
| Sözleşmeyle başka esas | Artık değere katılmada mal rejimi sözleşmesiyle başka bir esas kabul edilebilir; bu anlaşmalar eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve altsoylarının saklı paylarını zedeleyemez. | TMK m. 237 |
| Boşanmada sözleşme | İptal, boşanma veya mahkeme kararıyla mal ayrılığı hâllerinde kanundan farklı katılma anlaşmaları ancak mal rejimi sözleşmesinde bunun açıkça öngörülmüş olması hâlinde geçerlidir. | TMK m. 238 |
| Takasta tür | Takas konusu alacakların aynı türden olması gerekmez; katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacakları birbirine karşı takas edilebilir. | 8. HD 17.12.2018 |
| Çekişmeli alacak | Alacaklardan biri çekişmeli olsa veya karşı alacağın miktarı henüz belirlenmemiş olsa bile takas ileri sürülebilir. | 8. HD 17.12.2018 |
| Def'inin süresi | Takas def'i açıkça ve dilekçelerin değişimi süresinde ileri sürülmelidir; hâkim kendiliğinden dikkate alamaz, sonradan ancak rıza veya ıslahla ileri sürülebilir. | 8. HD 17.12.2018 |
| Fazla alacak | Takas def'i harca tabi değildir; ancak davalının fazla alacağı için hüküm kurulabilmesi harcı yatırılmış karşı dava veya ayrı dava gerektirir. | 8. HD 17.12.2018 |
| Karşı davada takas | Karşılıklı davalarda iki tarafın da alacağı bulunduğu kabul edilmişse, ayrı bir talep olmasa dahi alacaklar kanunun emredici düzenlemesi uyarınca takas edilmelidir. | 2. HD 21.03.2024 |
| Talep sınırı | Hâkim talep sonucuyla bağlıdır; talep edilenden yüksek bir katılma alacağının tespitine hükmedilemez. | 2. HD 21.03.2024 |
| Tamamen kaldırma | Zina eden eşin payının tamamen kaldırılması evlilik süresi, zinanın gerçekleşme şekli ve tanık beyanlarıyla örtüşmüyorsa hakkaniyete uygun daha az azaltma yapılmalıdır. | 2. HD 18.03.2025 |
| Malik kusurlu eş | Kusurlu eşin malların maliki olması TMK 236/2'nin uygulanmasını engellemez. | 2. HD 18.03.2025 |
| Hukuk Genel Kurulu | TMK 236/2'nin kusurlu eşin taraf sıfatına bakılmaksızın düzenlendiği belirtilerek direnme üzerine dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir. | 2. HD 22.01.2026 |
| Hakkaniyet ölçütleri | Payın azaltılmasında kusur dereceleri, evlilik birliğinin süresi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile TMK 4 ve TBK 50-51'deki hakkaniyet kuralları gözetilir. | 2. HD 05.02.2026 |
| Diğer eşin kusuru | Boşanma sebebi zina olduğunda TMK 236/2 uygulanır; ancak diğer eşin hakaret ve şiddet gibi kusurları da gözetilerek pay hakkaniyete uygun azaltılmalıdır. | 2. HD 07.05.2026 |
| Kusur kıyaslaması | TMK 236/2'den mutlak ve nispi boşanma sebepleri arasında kusur kıyaslaması yapılamayacağı sonucu çıkarılamaz; zina eden eş ile sürekli fiziksel şiddet uygulayan eş eşit kusurlu sayılabilir. | HGK 12.09.2024 |
| AYM okuması | TMK 236/2 kusurlu eşin katılma alacaklısı olduğu durumda uygulanmak üzere öngörülmüştür. | AYM 26.07.2023 |
TMK 236 madde metni
İkinci Kitap: Aile Hukuku › Birinci Kısım: Evlilik Hukuku › Dördüncü Bölüm: Eşler Arasındaki Mal Rejimi · İkinci Ayırım: Edinilmiş Mallara Katılma — D. Mal rejiminin sona ermesi ve tasfiye › V. Artık değere katılma › 1. Kanuna göre
Artık değere katılma: Kanuna göre — Madde 236
- (1)Katılma alacağı kanundan doğar; katkı veya gelir şartı yoktur. Kanun hakkı eşlerin mirasçılarına da tanır. Karşılıklı alacaklar takas edilir; karşı davada iki tarafın alacağı belirlenmişse takas kendiliğinden yapılır.Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Alacaklar takas edilir.
- (2)Hüküm yalnız ZİNA veya HAYATA KAST nedeniyle boşanmada uygulanır ve hâkime takdir yetkisi verir. Yargıtaya göre payın tamamen kaldırılması, kusur dereceleri, evlilik süresi ve ekonomik durum gözetilmeden yetersiz gerekçeyle yapılamaz.Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.
Kaynak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, mevzuat.gov.tr. Fıkra numaraları okumayı kolaylaştırmak için eklenmiştir.
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Kaynak | Değişiklik |
|---|---|---|
| 22.11.2001 | 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (RG 08.12.2001, S. 24607; yürürlük: 01.01.2002) | TMK 236, 237 ve 238 Kanunun ilk metninden bu yana hiç değiştirilmemiştir. TMK 236 katılma alacağının oranını ve alacakların takasını, ikinci fıkrasında ise boşanmadaki kusurun katılma alacağına etkisini düzenler. TMK 237 ve 238 bu oranın mal rejimi sözleşmesiyle değiştirilmesinin sınırlarını belirler. TMK 236/2'nin Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyla yapılan bir itiraz başvurusu, Anayasa Mahkemesince 26.07.2023 tarihinde kuralın bakılan davada uygulanamayacağı gerekçesiyle esasa girilmeden yetkisizlikten reddedilmiştir. |
TMK 236/1: Artık Değerin Yarısı ve Takas
Katılma alacağının ölçüsü kanunda tek cümleyle belirlenmiştir: diğer eşe ait artık değerin yarısı.
Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.
Birinci fıkra üç kural içerir:
- Oran: her eş, diğerinin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibidir. Artık değerin nasıl hesaplandığı için TMK 231-235 şerhine bakabilirsiniz.
- Mirasçılar: hak kanun gereği eşlerin mirasçılarına da tanınmıştır; bu nedenle mal rejimi ölümle sona erdiğinde de katılma alacağı söz konusu olur.
- Takas: iki eşin de birbirinden alacağı varsa alacaklar takas edilir ve yalnız fark ödenir.
Takas nasıl işler? Yargıtay 8. Hukuk Dairesi bu konudaki kuralları ayrıntılı biçimde açıklamıştır (Yargıtay 8. HD, 17.12.2018, E. 2016/18536, K. 2018/20313, oy birliğiyle bozma):
- Takas konusu alacakların aynı türden olması gerekmez; katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacakları birbirine karşı takas edilebilir.
- Karşı alacağın başka bir mal rejimi tasfiyesi davasının konusu olması takasa engel değildir; alacaklardan biri çekişmeli olsa veya karşı alacağın miktarı henüz belirlenmemiş olsa bile takas ileri sürülebilir.
- Takas aynı dava içinde def'i olarak ileri sürülebileceği gibi, cevap süresinde harcı yatırılarak karşı dava açmak ya da ayrı dava açıp birleştirmek suretiyle de ileri sürülebilir.
- Takas def'i açıkça ve dilekçelerin değişimi süresi içinde ileri sürülmelidir; hâkim dosyadan görse bile kendiliğinden dikkate alamaz. Sonradan ancak karşı tarafın açık veya örtülü rızası ya da ıslah ile ileri sürülebilir.
- Takas def'i ayrıca harca tabi değildir; ancak davalının alacağı davacınınkinden fazlaysa fazla kısım için hüküm kurulabilmesi, harcı yatırılmış bir karşı dava veya ayrı dava gerektirir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi karşılıklı davalar bakımından bir adım daha ileri gitmiştir (Yargıtay 2. HD, 21.03.2024, E. 2023/1039, K. 2024/1963, oy birliğiyle bozma):
Aynı kararda, cevap veya ikinci cevap süresinde def'i olarak ileri sürülmeyen ya da karşı dava konusu yapılmayan bir alacağın mahkemece kendiliğinden yargılama konusu yapılamayacağı da hatırlatılmıştır. Ayrıca hâkimin talep sonucuyla bağlı olduğu (HMK 26) vurgulanmış; karşı davada ıslahla sınırlandırılan talebin üzerinde bir katılma alacağının tespitine hükmedilmesi de bozma sebebi sayılmıştır.
TMK 236/2: Zina veya Hayata Kast Hâlinde Pay
İkinci fıkra, boşanmadaki kusurun katılma alacağına doğrudan yansıdığı özel bir hükümdür. Uygulama alanı dardır:
- Yalnız iki boşanma sebebi: kanun yalnız zina (TMK 161) ve hayata kast nedeniyle boşanmayı anar. TMK 162 hayata kastın yanında pek kötü veya ağır derecede onur kırıcı davranışı da boşanma sebebi sayar; TMK 236/2 ise bu hâlleri saymamıştır.
- Takdir yetkisi: hâkim payı azaltmak ya da kaldırmak zorunda değildir; kanun karar verebilir der ve ölçü olarak hakkaniyeti gösterir.
- Kademeli sonuç: hâkim payı hakkaniyete göre azaltabilir; en ağır sonuç olarak tamamen kaldırabilir.
Madde 162 — Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir.
Tamamen kaldırma yetersiz gerekçeyle yapılamaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025-2026 yıllarında verdiği kararlarda aynı ölçüyü tekrarlamıştır: hâkim, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, evlilik birliğinin süresi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile TMK 4 ve TBK 50-51'deki hakkaniyet kurallarını gözeterek uygun bir oranda azaltma yapmalıdır. Bunlar değerlendirilmeden, yetersiz gerekçeyle payın tamamının kaldırılması bozma sebebidir.
| Karar | Alt mahkemelerin yaptığı | Yargıtayın sonucu |
|---|---|---|
| 2. HD 18.03.2025 | Zina eden eşin payı tamamen kaldırıldı | Evlilik süresi, zinanın gerçekleşme şekli ve tanık beyanlarıyla örtüşmüyor; daha az azaltma yapılmalı |
| 2. HD 05.02.2026 | İlk derece payı yüzde elli azalttı; bölge adliye mahkemesi tamamen kaldırdı | Tamamen kaldırma yetersiz gerekçeli; uygun oranda azaltma gerekir |
| 2. HD 07.05.2026 | Zina eden eşin payı tamamen kaldırıldı; diğer eşin hakaret ve şiddet eylemleri de sabitti | TMK 236/2'nin uygulanması yerinde, ancak tamamen kaldırma hatalı |
Kararlar için bkz. Yargıtay 2. HD, 18.03.2025, E. 2024/4305, K. 2025/2817, Yargıtay 2. HD, 05.02.2026, E. 2025/9783, K. 2026/1159 ve Yargıtay 2. HD, 07.05.2026, E. 2025/7106, K. 2026/5270 (tamamı oy birliğiyle bozma).
Zina, kusur kıyaslamasını ortadan kaldırmaz. Hukuk Genel Kurulu, bir eşin zina ettiği, diğer eşin ise evlilik boyunca sürekli fiziksel şiddet uyguladığı bir boşanma dosyasında eşlerin eşit kusurlu sayılması gerektiğine karar vermiştir. Kurul, zina veya hayata kast nedeniyle boşanmanın mali sonuçlarını düzenleyen TMK 236/2'nin varlığından mutlak ve nispi boşanma sebepleri arasında kusur kıyaslaması yapılamayacağı sonucunun çıkarılamayacağını açıkça belirtmiştir (Yargıtay HGK, 12.09.2024, E. 2024/415, K. 2024/422, oy birliğiyle bozma, kesin).
Aynı şekilde eşlerin zina veya hayata kast sebebiyle boşanmalarına hükmedilmesi hâlinde bunun maddi hukuk açısından sonuçlarının düzenleme altına alındığı 4721 sayılı Kanun'un 236/2 nci maddesinden hareketle mutlak ve nispi boşanma sebepleri arasında kusur kıyaslaması yapılamayacağını söylemek de mümkün değildir.
Aldatmanın boşanma ve mal paylaşımındaki sonuçları için aldatma sonucu boşanmada mal paylaşımı yazımıza bakabilirsiniz.
Kusurlu Eş Malikse TMK 236/2 Uygulanır mı?
Uygulamadaki en önemli tartışma, hükmün hangi eşin alacağında uygulanacağıdır. Kusurlu eşin diğerinin artık değerine katılma alacağının azaltılabileceği tartışmasızdır. Peki kusurlu eş malların maliki, diğer eş ise alacaklı ise ne olur?
Anayasa Mahkemesinin okuması. Bir aile mahkemesi TMK 236/2'nin Anayasa'nın eşitlik ilkesine ilişkin 10. maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek iptali için başvurmuştu. Anayasa Mahkemesi başvuruyu esastan incelemeden, kuralın bakılan davada uygulanma imkânı bulunmadığı gerekçesiyle yetkisizlik nedeniyle oy birliğiyle reddetti (AYM, 26.07.2023, E. 2023/125, K. 2023/132). Gerekçesi şudur:
Kuralın kusurlu olan eşin katılma alacaklısı olduğu durumda uygulanmak üzere öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
Mahkemeye göre bakılan davada kusurlu eş katılma alacaklısı konumunda olmadığından kural o davada uygulanamazdı.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin okuması. Daire 2025'te farklı bir sonuca ulaştı. Erkeğin zinası nedeniyle boşanılan ve tasfiye konusu malların erkek adına kayıtlı olduğu bir dosyada, bölge adliye mahkemesinin karşı davada TMK 236/2'nin uygulanamayacağına ilişkin kabulünü hatalı buldu. Daireye göre madde, malik olan eşin kusurlu olduğu hâllerde uygulanamayacağı anlamına gelmez (Yargıtay 2. HD, 18.03.2025, E. 2024/4305, K. 2025/2817).
Bölge adliye mahkemesi bu bozmaya direndi. Daire direnme kararını incelerken görüşünü korudu: TMK 236/2'nin kusurlu eşin taraf sıfatına bakılmaksızın düzenlendiğini belirterek dosyayı Hukuk Genel Kuruluna gönderdi (Yargıtay 2. HD, 22.01.2026, E. 2025/9370, K. 2026/770, oy birliği).
| Ölçüt | Anayasa Mahkemesi (2023) | Yargıtay 2. HD (2025-2026) |
|---|---|---|
| Kuralın uygulandığı eş | Katılma alacaklısı olan kusurlu eş | Taraf sıfatına bakılmaksızın kusurlu eş |
| Kusurlu eş malik ise | Kural o davada uygulanamaz | Kural uygulanabilir |
| Kararın niteliği | Yetkisizlik nedeniyle ret; esas incelenmedi | Bozma; direnme üzerine dosya Hukuk Genel Kurulunda |
TMK 237-238: Katılma Oranı Sözleşmeyle Değiştirilebilir mi?
Yarı yarıya katılma kuralı kesin değildir; eşler başka bir oran kararlaştırabilir. Ancak kanun bunu sıkı şekil ve içerik koşullarına bağlar.
Bu tür anlaşmalar, eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve onların altsoylarının saklı paylarını zedeleyemez.
Madde 238 — Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâllerinde, kanundaki artık değere katılmaya ilişkin düzenlemeden farklı anlaşmalar, ancak mal rejimi sözleşmesinde bunun açıkça öngörülmüş olması hâlinde geçerlidir.
- Şekil: farklı esas yalnız mal rejimi sözleşmesiyle kabul edilebilir; bu sözleşme TMK 205 uyarınca noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır.
- Saklı pay sınırı: bu tür anlaşmalar eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve onların altsoyunun saklı paylarını zedeleyemez.
- Boşanmada ek koşul: iptal, boşanma veya mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçiş hâllerinde kanundan farklı katılma anlaşmaları, ancak mal rejimi sözleşmesinde bunun açıkça öngörülmüş olması hâlinde geçerlidir.
Mal rejimi sözleşmesinin kapsamı ve sınırları için TMK 202-205 şerhine, anlaşmalı boşanma protokolündeki genel ibarelerin tasfiye yerine geçmediğine ilişkin Hukuk Genel Kurulu kararı için TMK 223-226 şerhine bakabilirsiniz.
TMK 237 ve 238'i doğrudan uygulayan yayımlanmış bir Yargıtay kararına araştırmamızda rastlanmamıştır; bu bölüm kanun metnine dayanmaktadır.
TMK 236 Yargıtay kararları
Bu bölümde, maddenin uygulamada nasıl yorumlandığını gösteren 7 Yargıtay kararı yer alıyor. Kararların tamamı resmî tam metinleri okunarak seçildi ve ilgili oldukları fıkraya göre gruplandı; Hukuk Genel Kurulu kararları bulundukları grubun başında yer alır. Künyeye tıklayarak kararın tam metnine ulaşabilirsiniz.
Karar seçimi hakkında
TMK 236-238'i doğrudan yorumlayan bir içtihadı birleştirme kararına rastlanmamıştır. Kartlar üç eksende seçilmiştir: TMK 236/1'deki takasın koşulları (8. Hukuk Dairesinin 17.12.2018 ve 2. Hukuk Dairesinin 21.03.2024 tarihli kararları), TMK 236/2 uyarınca payın azaltılması ve kaldırılmasının ölçüsü (2. Hukuk Dairesinin 18.03.2025, 05.02.2026 ve 07.05.2026 tarihli kararları ile zina ve kusur değerlendirmesine ilişkin Hukuk Genel Kurulunun 12.09.2024 tarihli kararı) ve kusurlu eşin malik olduğu durumda hükmün uygulanıp uygulanmayacağı tartışması (Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli kararı ile 2. Hukuk Dairesinin 22.01.2026 tarihli gönderme kararı). Kararların tamamı tam metinden okunmuş ve TAMAMI OY BİRLİĞİYLE verilmiştir. AÇIK KONU: kusurlu eşin malik olduğu durumda TMK 236/2'nin uygulanması Hukuk Genel Kurulunun önündedir; 25.09.2026 itibarıyla Kurulun kararına yayımlanmış karar veritabanında rastlanmamıştır ve karar yayımlandığında bu sayfa güncellenecektir. Aynı ölçüyü içeren 2. Hukuk Dairesinin 03.06.2026 tarihli kararı, anonimleştirilmiş metinde hangi eşin hangi sebeple dava açtığı açıkça anlaşılamadığından kart olarak kullanılmamıştır. TMK 237 ve 238'i doğrudan uygulayan yayımlanmış bir Yargıtay kararına rastlanmamıştır.
TMK 236/1 ile ilgili Yargıtay kararları
TMK 236/1 · Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Karşılıklı davalarda iki tarafın da değer artış payı veya katılma alacağı bulunduğu kabul edilmişse, ayrı bir talep olmasa dahi TMK 236/1'deki emredici düzenleme uyarınca alacaklar takas edilmelidir; talep edilenden yüksek bir alacağın tespitine de hükmedilemez
Olay: Davacı eş, diğer eş adına evlilik birliği içinde tescil edilen bir daire nedeniyle değer artış payı ve katılma alacağı istemiş; davalı eş de karşı dava açarak davacının banka hesabındaki para ve adına kayıtlı araçlar nedeniyle katılma alacağı talep etmiştir. Karşılıklı davalarda iki tarafın da alacağı bulunduğu belirlenmiş, ancak takas definin aşamalarda ileri sürülmediği gerekçesiyle takas uygulanmamıştır. Karşı davada ise ıslahla sınırlandırılan talebin üzerinde bir katılma alacağının varlığını tespit eden hüküm kurulmuştur.
Karar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi uyuşmazlığın değer artış payı ile katılma alacağının miktarı ve takas mahsup koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığını belirtmiştir. TMK 236/1 uyarınca her eşin veya mirasçılarının diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olduğunu ve alacakların takas edileceğini hatırlatarak; davalı tarafça cevap veya ikinci cevap süresi içinde def'i olarak ileri sürülmeyen ya da karşı dava konusu yapılmayan bir alacağın HMK 25 ve 26 uyarınca mahkemece kendiliğinden yargılama konusu yapılamayacağını, ancak karşı dava olarak alacak talep edilmesi ve yargılama sonunda karşılıklı davalar kapsamında iki tarafın da alacağının bulunduğunun kabul edilmesi hâlinde, ayrı bir talep bulunmasa dahi kanunun emredici düzenlemesi uyarınca alacakların takas edilmesinin yasal zorunluluk olduğunu açıklamıştır. Takas definin aşamalarda ileri sürülmediği gerekçesiyle takas talebinin reddini kanunun yorumunda hata sayarak bozma sebebi yapmıştır. Ayrıca hâkimin talep sonucuyla bağlı olduğunu (HMK 26) belirterek karşı davada ıslahla sınırlandırılan talebin üzerinde bir katılma alacağının tespitine hükmedilmesini de hatalı bulmuş ve bölge adliye mahkemesi kararını bu yönlerden oy birliğiyle bozmuştur.
Karardan alıntı (aç)(kapat)
“karşı dava olarak alacak talep edilmesi, yapılan yargılama neticesinde karşılıklı davalar kapsamında iki tarafın da alacağının bulunduğunun kabul edilmesi halinde, tarafların karşılıklı alacaklarının, 4721 sayılı Kanun'un 236 ncı maddesinde yer alan "alacaklar takas edilir" düzenlemesi kapsamında, ayrı bir talep bulunmasa dahi kanunun emredici düzenlemesi uyarınca takas edilmesi yasal zorunluluk olup”
Ne anlama geliyor?
Karşı dava varsa iki alacak kendiliğinden takas edilir.
Not: Karar OY BİRLİĞİYLE ve BOZMA biçiminde verilmiştir; bozma takasın uygulanmaması ve karşı davada talebin üzerinde alacak tespiti yönlerinden yapılmıştır. ⚠️ Karar, karşı dava YOKSA takas def'inin gerekmediği anlamına GELMEZ: aynı kararda def'i olarak ileri sürülmeyen veya karşı dava konusu yapılmayan alacağın kendiliğinden dikkate alınamayacağı da belirtilmiştir. Kişi, taşınmaz, araç ve tutar bilgileri aktarılmamıştır.
TMK 236/1 · Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Mal rejimi tasfiyesinde takas için alacakların aynı türden veya kesinleşmiş olması gerekmez; katkı payı, değer artış payı ve katılma alacakları birbirine karşı takas edilebilir; takas def'i açıkça ve dilekçelerin değişimi süresinde ileri sürülmeli, fazla alacak için ise harcı yatırılmış karşı dava veya ayrı dava gerekir
Olay: Mal rejiminin tasfiyesi davasında davacı, davalı adına kayıtlı bir daire ile başka bir taşınmaz nedeniyle alacak istemiş; davalı ise cevap dilekçesinde davacı adına kayıtlı bir daire üzerinde kendi alacağının hesaplanması gerektiğini belirterek takas talebinde bulunmuştur. Takasa konu iki daire 01.01.2002 öncesi mal ayrılığı döneminde edinilmişti. İlk derece mahkemesi yalnız aynı türden oldukları gerekçesiyle iki dairedeki katkı payı alacaklarını takas etmiş, davacı lehine başka bir taşınmaz için hesaplanan katılma alacağını ise takasa dahil etmemiştir.
Karar: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, TMK 236/1'deki "alacaklar takas edilir" hükmüyle mal rejiminin tasfiyesi davalarında davalının takas talebinde bulunabileceğinin kabul edildiğini belirtmiştir. Takas konusu alacağın aynı neviden olmasının zorunlu olmadığını, karşı alacağın başka bir mal rejimi tasfiyesi davasının konusu olmasının takasa engel olmadığını ve katkı payı, değer artış payı veya artık değere katılma alacaklarının birbirine karşı takas edilebileceğini açıklamıştır. Her iki borç muaccel ise tarafların alacaklarını borçlarıyla takas edebileceğini, alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takasın ileri sürülebileceğini (TBK 139), karşı alacağın miktarının takas talep tarihinde belirlenmemiş olmasının kabule engel olmadığını, aynı davada iddia ve savunma çerçevesinde tam tasfiyenin gerçekleştirilmesinin kanuna uygun olduğunu belirtmiştir. Takasın def'i olarak ileri sürülebileceği gibi harcı yatırılarak karşı dava veya ayrı dava açılıp birleştirilmesi yoluyla da ileri sürülebileceğini; def'inin açıkça ve dilekçelerin değişimi süresinde ileri sürülmesi gerektiğini, hâkimin bunu kendiliğinden dikkate alamayacağını, sonradan ancak karşı tarafın açık veya örtülü rızası ya da ıslah ile ileri sürülebileceğini; def'inin ayrıca harca tabi olmadığını, ancak davalının alacağı fazlaysa fazla kısım için hüküm kurulabilmesinin harcı yatırılmış karşı dava veya ayrı dava gerektirdiğini açıklamıştır. Somut olayda katkı payı alacakları ile davacı lehine hesaplanan katılma alacağının birlikte dikkate alınarak takas yapılması gerektiğini belirterek hükmü oy birliğiyle bozmuştur.
“Takas konusu alacağın aynı neviden olması zorunlu değildir. Karşı alacağın, başka bir mal rejiminin tasfiyesi davasının konusu olması takas def'inin yapılmasına engel değildir. Katkı payı, değer artış payı veya artık değere katılma alacakları birbirlerine karşı takas edilebilir.”
Ne anlama geliyor?
Farklı türdeki mal rejimi alacakları da birbirine karşı takas edilebilir.
Not: Karar OY BİRLİĞİYLE ve BOZMA biçiminde verilmiştir; bozma hem davacının hem davalının temyiz itirazları üzerine yapılmıştır. Davacı yönünden bozma, mal ayrılığı dönemindeki katkı payı oranlarının belirlenmesine ilişkindir. Takas def'inin süresi ve şekline ilişkin kurallar, 2. Hukuk Dairesinin 21.03.2024 tarihli kararıyla BİRLİKTE okunmalıdır. Kişi, taşınmaz ve tutar bilgileri aktarılmamıştır.
TMK 236/2 ile ilgili Yargıtay kararları
TMK 236/2 · Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Zina nedeniyle boşanmada kusurlu eşin payının tamamen kaldırılması evlilik süresi, zinanın gerçekleşme şekli ve tanık beyanlarıyla örtüşmüyorsa hakkaniyete uygun daha az azaltma yapılmalıdır; kusurlu eşin malların maliki olması TMK 236/2'nin uygulanmasını engellemez
Olay: Eşler erkeğin zinası nedeniyle boşanmıştır. Erkek eş, kadın adına kayıtlı mallar nedeniyle katılma alacağı istemiş; kadın eş de karşı dava açarak erkek adına kayıtlı mallar nedeniyle katılma alacağı talep etmiştir. Bölge adliye mahkemesi, asıl davada erkeğin artık değerdeki payını tamamen kaldırmış; karşı davada ise tasfiye konusu malların maliki kusurlu eş olduğundan TMK 236/2'nin uygulanamayacağını kabul etmiştir.
Karar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, her eşin veya mirasçılarının diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olduğunu, ancak zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkimin kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebileceğini belirtmiştir. Karşı dava yönünden, kesinleşen boşanma kararında erkeğin zinası nedeniyle boşanmaya karar verildiğini ve tasfiye konusu malların erkek adına kayıtlı olduğunu saptayarak; TMK 236/2'de hâkimin kusurlu eşin artık değerdeki pay oranında hakkaniyete uygun azaltma veya kaldırma yapacağının düzenlenmesinin, malik olan eşin kusurlu olduğu hâllerde maddenin uygulanamayacağı anlamına gelmediğini ve karşı dava yönünden de hakkaniyete uygun azaltma veya kaldırma yapılması gerektiğini açıklamıştır. Asıl dava yönünden ise erkeğin artık değerdeki payının tamamen kaldırılmasının, evlilik süresi, boşanma dosyası içeriğiyle sabit olan zinanın gerçekleşme şekli ve tanık beyanları gözetildiğinde dosya kapsamıyla örtüşmediğini, payın TMK 4 ve TBK 50 uyarınca hukuk ve hakkaniyete uygun daha az bir miktarda azaltılması gerektiğini belirtmiştir. Kararda ayrıca kredili araçta rejim sonrasındaki taksitlerin oranlanması ve bozma sonrası değerlerin yeni karar tarihine göre belirlenmesi gerektiği de vurgulanmış ve hüküm oy birliğiyle bozulmuştur.
“Şöyle ki, tarafların evlilik süresi, boşanma dosyası içeriği ile sabit olan zinanın gerçekleşme şekli ve tanık beyanları gözetildiğinde dosya kapsamı itibariyle örtüşmeyecek oranda artık değerdeki pay oranının tamamının kaldırıldığı anlaşılmaktadır.”
Ne anlama geliyor?
Zina eden eşin payı tamamen değil, dosyaya uygun ölçüde azaltılmalı.
Not: Karar OY BİRLİĞİYLE ve BOZMA biçiminde verilmiştir. ⚠️ Bölge adliye mahkemesi bu kararın MALİK KUSURLU EŞ yönünden verdiği bozmaya DİRENMİŞ; Daire 22.01.2026 tarihli kararıyla dosyayı Hukuk Genel Kuruluna göndermiştir. Kararda bu yöndeki cümle UYGULANAMAYAĞI yazımıyla yer almaktadır. Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli kararı kuralın kusurlu eşin katılma alacaklısı olduğu durum için öngörüldüğünü belirtmiştir; iki okuma çelişmektedir. Kişi, taşınmaz, araç ve tutar bilgileri aktarılmamıştır.
TMK 236/2 · Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Bölge adliye mahkemesinin kusurlu malik eş yönünden verilen bozmaya direnmesi üzerine Daire, TMK 236/2'nin kusurlu eşin taraf sıfatına bakılmaksızın düzenlendiğini belirterek önceki bozma kararının usul ve kanuna uygun olduğu sonucuna varmış ve dosyayı Hukuk Genel Kuruluna göndermiştir
Olay: Değer artış payı ve katılma alacağı davasında Daire 18.03.2025 tarihli kararıyla, zina nedeniyle boşanma hâlinde karşı davada da erkeğin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek bölge adliye mahkemesi kararını bozmuştu. Bölge adliye mahkemesi bu bozmaya direnmiş ve direnme kararı taraflarca temyiz edilmiştir.
Karar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, direnme kararını HMK 373/5 uyarınca incelemiştir. TMK 236/2'de tarafların zina nedeniyle boşanması hâlinde hâkimin kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebileceğinin düzenlendiğini ve maddenin kusurlu eşin taraf sıfatına bakılmaksızın düzenlendiğini belirterek 18.03.2025 tarihli bozma kararının usul ve kanuna uygun olduğu sonucuna varmıştır. Bu nedenle dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine oy birliğiyle karar vermiştir.
“TMK'nin 236/2. maddesinde tarafların zina nedeniyle boşanması halinde hâkimin kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebileceğinin düzenlendiği, TMK'nin 236/2. maddesinin kusurlu eşin taraf sıfatına bakılmaksızın düzenlendiği anlaşılmakla”
Ne anlama geliyor?
Kusurlu eş malik olsa da 236/2'nin uygulanıp uygulanmayacağını HGK belirleyecek.
Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir ve ESASA İLİŞKİN BİR HÜKÜM DEĞİLDİR; dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine ilişkindir. Konuyu kesin olarak Hukuk Genel Kurulu çözecektir. Bu sayfanın güncellendiği 25.09.2026 tarihinde Kurulun kararına yayımlanmış karar veritabanında rastlanmamıştır. Kişi ve dosya bilgileri aktarılmamıştır.
TMK 236/2 · Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Karşılıklı boşanma davalarında birinin zina, diğerinin genel sebeple kabul edildiği hâlde, kusur dereceleri, evlilik süresi ve ekonomik ve sosyal durumlar gözetilmeden kusurlu eşin artık değerdeki payının tamamen kaldırılması hatalıdır; hakkaniyete uygun bir miktarda azaltma yapılmalıdır
Olay: Eşlerin karşılıklı boşanma davalarında kadının davası TMK 161 uyarınca zina, erkeğin davası ise TMK 166/1 uyarınca kabul edilmiş ve karar kesinleşmiştir. Tasfiye davasında ilk derece mahkemesi erkeğin artık değerdeki pay oranını yüzde elli azaltmıştır. Bölge adliye mahkemesi ise kadının istinaf başvurusunu kabul ederek erkeğin payının tamamını kaldırmıştır.
Karar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, hâkimin zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebileceğini (TMK 236/2) hatırlatmıştır. Somut olayda karşılıklı boşanma davalarından kadının davasının zina, erkeğin davasının genel boşanma sebebi uyarınca kabul edildiğini, ilk derece mahkemesinin erkeğin payını yüzde elli azalttığını, bölge adliye mahkemesinin ise payın tamamını kaldırdığını saptamıştır. Bölge adliye mahkemesinin, tarafların boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, evlilik birliğinin süresi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları gibi durumlar ile TMK 4 ve TBK 50 ile 51'deki hakkaniyet kurallarını gözeterek uygun bir miktarda azaltma yapması gerekirken yetersiz gerekçeyle payın tamamını kaldırmasını hatalı bulmuş ve kararı artık değerdeki pay oranı yönünden oy birliğiyle bozmuştur.
Karardan alıntı (aç)(kapat)
“Bölge Adliye Mahkemesince, tarafların boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, evlilik birliğinin süresi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, v.s. gibi durumlar ile TMK'nin 4. maddesi ile TBK'nin 50. ve 51. maddesi hükümlerinde düzenlenen hakkaniyet kuralları nazara alınarak uygun bir miktar davacı erkeğin artık değerdeki pay oranının azaltılması gerekirken, yetersiz gerekçeyle tamamının kaldırılması hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.”
Ne anlama geliyor?
Pay kaldırılacaksa gerekçe dosyanın bütününe dayanmalı.
Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir; bölge adliye mahkemesi kararı artık değerdeki pay oranı yönünden BOZULMUŞTUR. Bozma, payın azaltılmasını değil TAMAMEN KALDIRILMASINI hatalı bulmuştur; ilk derece mahkemesinin yüzde elli azaltmasının doğruluğu hakkında ayrıca bir değerlendirme yapılmamıştır. Kişi ve tutar bilgileri aktarılmamıştır.
TMK 236/2 · Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Boşanma sebebi zina olduğunda TMK 236/2'nin uygulanması yerindedir; ancak diğer eşin hakaret ve şiddet eylemleri de sabitse kusur dereceleri, evlilik süresi ve ekonomik ve sosyal durumlar gözetilerek payın hakkaniyete uygun azaltılması gerekir, yetersiz gerekçeyle tamamen kaldırılamaz
Olay: Eşlerin karşılıklı boşanma davalarında erkeğin davası TMK 161 uyarınca zina, kadının davası ise erkeğin hakaret ve şiddet eylemleri nedeniyle TMK 166/1 uyarınca kabul edilmiş ve karar kesinleşmiştir. Kadının açtığı mal rejiminin tasfiyesi davasında ilk derece mahkemesi kadının katılma alacağını TMK 236/2 uyarınca tamamen kaldırmış; bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Karar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, TMK 236/2'yi hatırlatarak ilk derece mahkemesinin boşanma nedeninin zina olmasına dayanarak maddenin uygulanacağına ilişkin kabulünü yerinde bulmuştur. Ancak tarafların boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, evlilik birliğinin süresi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları gibi durumlar ile TMK 4 ve TBK 50 ile 51'deki hakkaniyet kuralları gözetilerek kadının artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılması gerekirken yetersiz gerekçeyle tamamının kaldırılmasını hatalı bulmuştur. Bu nedenle bölge adliye mahkemesi kararını kaldırmış ve ilk derece mahkemesi kararını oy birliğiyle bozmuştur.
Karardan alıntı (aç)(kapat)
“İlk Derece Mahkemesince boşanma nedeninin zina olmasına dayanılarak 4721 sayılı Kanun'un 236 ncı maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağına ilişkin kabul yerinde ise de tarafların boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, evlilik birliğinin süresi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, v.s. gibi durumlar ile 4721 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddesi hükümlerinde düzenlenen hakkaniyet kuralları nazara alınarak hakkaniyete uygun olarak davacı-karşı davalı kadının artık değerdeki pay oranının azaltılması gerekirken, yetersiz gerekçeyle tamamının kaldırılması hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.”
Ne anlama geliyor?
Zina payı azaltır; ama diğer eşin kusurları da hesaba girer.
Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir; bölge adliye mahkemesi kararı KALDIRILMIŞ, ilk derece mahkemesi kararı BOZULMUŞTUR. Karar, boşanma sebebi zina olduğunda TMK 236/2'nin uygulanmasını DOĞRU bulmuş; yalnız payın TAMAMEN kaldırılmasını hatalı saymıştır. Diğer eşin boşanmaya yol açan kusurları da hakkaniyet değerlendirmesine girer. Kişi ve tutar bilgileri aktarılmamıştır.
TMK 236/2 · Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
Zina mutlak boşanma sebebi olsa da karşılıklı davalarda tarafların kusurları birlikte değerlendirilir; TMK 236/2'den mutlak ve nispi boşanma sebepleri arasında kusur kıyaslaması yapılamayacağı sonucu çıkarılamaz ve zina eden eş ile evlilik boyunca sürekli fiziksel şiddet uygulayan eş eşit kusurlu sayılabilir
Olay: Karşılıklı boşanma davalarında bir eşin zina ettiği, diğer eşin ise evlilik boyunca sürekli fiziksel şiddet uyguladığı, bağımsız konut temin etmediği ve aile konutunun elektrik, su ve doğal gaz aboneliklerini kapattırdığı anlaşılmıştır. Zinaya dayalı boşanma hükmü kesinleşmiştir. Bölge adliye mahkemesi, zina eden eşi ağır, diğer eşi az kusurlu kabul ederek zina eden eşin manevi tazminat ödemesine karar vermiş ve Özel Dairenin eşit kusur yönündeki bozma kararına direnmiştir.
Karar: Hukuk Genel Kurulu uyuşmazlığın, boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olup olmadıkları ve buna göre manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığını belirtmiştir. Zinanın mutlak boşanma sebebi olduğunu ve ispatı hâlinde hâkimin boşanmaya karar vermek zorunda olduğunu, genel boşanma sebebinin ise nispi nitelikte olduğunu açıklamış; karşılıklı açılan veya birleştirilen boşanma davalarında tarafların tüm kusurlu davranışlarının birlikte değerlendirilerek kusur oranlarının bir kez belirlenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Boşanma sebebinin özel, genel, mutlak veya nispi olmasının hangi tarafın daha fazla kusurlu olduğunu belirlemede bir ölçüt olmadığını, yalnız ispat kuralları açısından önem taşıdığını belirtmiş; zina veya hayata kast nedeniyle boşanmanın maddi hukuk sonuçlarını düzenleyen TMK 236/2'den hareketle mutlak ve nispi boşanma sebepleri arasında kusur kıyaslaması yapılamayacağını söylemenin de mümkün olmadığını açıklamıştır. Aile içi şiddetin hukuk sistemlerince göz ardı edilmemesi gereken bir insan hakkı ihlali olduğunu da belirterek, zina eden eş ile evlilik boyunca sürekli fiziksel şiddet uygulayan diğer eşin eşit kusurlu kabul edilmesi gerektiği sonucuna varmış ve eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemeyeceğinden direnme kararını oy birliğiyle kesin olarak bozmuştur.
“Aynı şekilde eşlerin zina veya hayata kast sebebiyle boşanmalarına hükmedilmesi hâlinde bunun maddi hukuk açısından sonuçlarının düzenleme altına alındığı 4721 sayılı Kanun'un 236/2 nci maddesinden hareketle mutlak ve nispi boşanma sebepleri arasında kusur kıyaslaması yapılamayacağını söylemek de mümkün değildir.”
Ne anlama geliyor?
Zina tek başına diğer eşi kusursuz yapmaz; kusurlar birlikte tartılır.
Not: Karar OY BİRLİĞİYLE ve KESİN olarak verilmiştir. ⚠️ Karar bir MAL REJİMİ davası değil, boşanmada KUSUR ve MANEVİ TAZMİNAT davasıdır; TMK 236/2 yalnız kusur kıyaslamasının yapılabileceğini göstermek için anılmıştır. Ancak 2. Hukuk Dairesinin 2026 kararları TMK 236/2 uygulanırken boşanmaya yol açan olaylardaki KUSUR DERECELERİNİN gözetilmesini istediğinden, bu karar pay azaltmasının ölçüsünü anlamak bakımından önemlidir. Kişi, yer ve mahkeme bilgileri aktarılmamıştır.
TMK 236 Anayasa Mahkemesi kararları
TMK 236/2 · Anayasa Mahkemesi
TMK 236/2 kusurlu eşin katılma alacaklısı olduğu durumda uygulanmak üzere öngörülmüştür; kusurlu eşin katılma alacaklısı olmadığı davada kural uygulanamayacağından itiraz başvurusu mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddedilir
Olay: Katılma alacağının tahsili talebiyle açılan davaya bakan bir aile mahkemesi, TMK 236/2'nin Anayasa'nın 10. maddesine aykırı olduğu kanısına vararak iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. Bakılan davada kusurlu eş katılma alacaklısı konumunda değildir.
Karar: Anayasa Mahkemesi, bir mahkemenin itiraz yoluyla başvurabilmesi için iptali istenen kuralın o davada uygulanacak olması gerektiğini hatırlatmıştır. TMK 219, 231 ve 236/1'deki edinilmiş mal, artık değer ve katılma alacağı düzenlemelerini aktardıktan sonra, itiraz konusu kuralın zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkimin kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebileceğini öngördüğünü belirtmiştir. Kuralın kusurlu olan eşin katılma alacaklısı olduğu durumda uygulanmak üzere öngörüldüğünü, buna göre zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde katılma alacaklısı kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının azaltılması veya kaldırılmasının mümkün olduğunu açıklamıştır. Bakılan davada kusurlu eşin katılma alacaklısı konumunda olmadığını, bu nedenle kuralın o davada uygulanma imkânının bulunmadığını belirterek başvuruyu mahkemenin yetkisizliği nedeniyle oy birliğiyle reddetmiştir.
“Kuralın kusurlu olan eşin katılma alacaklısı olduğu durumda uygulanmak üzere öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Buna göre kural uyarınca zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde katılma alacaklısı kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılması veya kaldırılması mümkündür.”
Ne anlama geliyor?
AYM'ye göre kural, kusurlu eşin alacaklı olduğu durumlar içindir.
Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiş bir YETKİSİZLİK kararıdır; kuralın Anayasa'ya uygunluğu ESASTAN İNCELENMEMİŞTİR. Karar Resmî Gazete'de yayımlanmamış, başvuran mahkemeye tebliğ edilmiştir. ⚠️ Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025-2026 kararlarında kuralın kusurlu eşin taraf sıfatına bakılmaksızın uygulanacağını belirtmiş ve konu Hukuk Genel Kuruluna gitmiştir; iki okuma çelişmektedir.
TMK 236 ile ilgili maddeler
- TMK m. 231 — Artık değer, sürüm değeri ve değerlendirme anı
- TMK m. 227 — Değer artış payı, eklenecek değerler ve denkleştirme
- TMK m. 223 — Yönetim, yararlanma ve tasarruf
- TMK m. 202 — Yasal mal rejimi ve mal rejimi sözleşmesi
- TMK m. 161 — Zina
- TMK m. 162 — Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış
Uygulamada dikkat edilecekler
Pratik notlar
- 1.Katılma alacağını diğer eşin artık değerinin yarısı olarak hesaplatın; oranın sözleşmeyle değişip değişmediğini kontrol edin.
- 2.Mal rejimi ölümle sona ermişse katılma alacağının mirasçılar bakımından da doğduğunu gözetin.
- 3.Karşı taraftan alacağınız varsa cevap dilekçesinde açıkça takas def'i ileri sürün.
- 4.Takas def'ini dilekçelerin değişimi süresi içinde ileri sürün; sonradan ancak rıza veya ıslahla mümkündür.
- 5.Alacağınız karşı tarafınkinden fazlaysa fazla kısım için harcını yatırarak karşı dava açın.
- 6.Farklı türdeki alacakların, örneğin katkı payı ile katılma alacağının da takas edilebileceğini bilin.
- 7.Karşılıklı davalarda iki tarafın alacağı belirlenmişse takasın kendiliğinden yapılıp yapılmadığını denetleyin.
- 8.Hükmedilen katılma alacağının talep ve ıslahla sınırlı olduğunu kontrol edin.
- 9.TMK 236/2'nin yalnız zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada uygulandığını gözetin.
- 10.Boşanma kararında hangi eşin davasının hangi sebeple kabul edildiğini tasfiye davasına delil olarak sunun.
- 11.Payın tamamen kaldırılması istenmişse kusur dereceleri, evlilik süresi ve ekonomik durum yönünden gerekçe arayın.
- 12.Zinanın gerçekleşme şekli ve tanık beyanlarının kaldırma oranıyla örtüşüp örtüşmediğini tartışın.
- 13.Diğer eşin şiddet, hakaret gibi kusurlarını da hakkaniyet değerlendirmesine taşıyın.
- 14.Zinanın diğer eşi kendiliğinden kusursuz yapmadığını, kusurların birlikte tartıldığını ileri sürün.
- 15.Kusurlu eşin malik olduğu dosyalarda Anayasa Mahkemesi ile 2. Hukuk Dairesinin farklı okumalarını ve HGK kararını izleyin.
- 16.Katılma oranını değiştirmek istiyorsanız noterde mal rejimi sözleşmesi yapın.
- 17.Sözleşmedeki farklı oranın boşanmada da uygulanacağını sözleşmede açıkça yazın.
- 18.Ortak olmayan çocukların saklı paylarını zedeleyen katılma anlaşmalarının geçersizliğini gözetin.
- 19.Anlaşmalı boşanma protokolündeki genel ibarelerin katılma alacağından vazgeçme sayılmadığını unutmayın.
Konuyla ilgili yazılar
Sıkça Sorulan Sorular
Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut bir uyuşmazlık için hukuki görüş yerine geçmez. Madde metni resmî kaynaktan alınmış, kararlar resmî tam metinleri üzerinden özetlenmiştir.