4721 sayılı Türk Medeni Kanunu · A. Kişilik — III. Fiil ehliyetsizliği — 2. Ayırt etme gücünün bulunmaması

TMK Madde 15: Ayırt Etme Gücünün Bulunmaması

Birinci Kitap: Kişiler Hukuku › Birinci Kısım: Gerçek Kişiler › A. Kişilik — III. Fiil ehliyetsizliği — 2. Ayırt etme gücünün bulunmaması

Hazırlayan: Av. Murat Aydar1 yüksek mahkeme kararıYürürlükteki metinGüncelleme: 23.09.2026

Kısa cevap · TMK 15

TMK 15, ehliyet bloğunun yaptırım hükmüdür: kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukukî sonuç doğurmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bunun sonucunu açıkça ortaya koyar: temyiz kudretine sahip olmayan kimsenin yaptığı işlemler hiçbir hukuki hüküm ifade etmez, dolayısıyla butlan ile maluldür. Kurula göre bu mutlak ehliyetsizlik hâli olarak nitelendirilebilir ve düzenleme, ayırt etme gücü bulunmayan kişiyi korumaya yöneliktir; böyle bir korumanın gerekliliği muhakkaktır. Hükmün üç özelliği vardır: yaptırım kendiliğinden işler, sonuç baştan itibaren geçersizliktir ve yalnız sözleşmeleri değil bütün fiilleri kapsar. Tek esneklik "kanunda gösterilen ayrık durumlar" ifadesindedir.

Bu sayfada neler var? (9 bölüm)
  1. TMK 15 madde metni
  2. Değişiklik geçmişi
  3. Yaptırım Nedir? Butlan ve Mutlak Ehliyetsizlik
  4. Kapsam: Hangi Fiiller? "Ayrık Durumlar" Nedir?
  5. Hangi Davayı Açarım? İspat ve İade
  6. TMK 15 Yargıtay kararları
  7. TMK 15 ile ilgili maddeler
  8. Uygulamada dikkat edilecekler
  9. Sıkça sorulan sorular

Temel kavramlar

Mutlak ehliyetsizlik
Ayırt etme gücü bulunmayan kişinin durumu. Yargıtay'ın kullandığı nitelendirmedir.
Butlan
İşlemin hiçbir hukuki hüküm ifade etmemesi. Yargıtay, bu işlemlerin butlan ile malul olduğunu belirtir.
Kendiliğinden geçersizlik
Geçersizliğin ayrı bir iptal beyanına veya davasına bağlı olmaması.
Baştan geçersizlik
İşlemin hiç doğmamış sayılması; sonradan ortadan kalkması değil.
Koruma amacı
Hükmün, ayırt etme gücü bulunmayan kişiyi korumaya yönelik olması. Yargıtay bu amacı açıkça vurgulamıştır.
Ayrık durum
Kanunun açıkça öngördüğü istisna. Sözleşmeyle veya yorumla yaratılamaz.
Fiil kavramı
Sözleşmeler, tek taraflı işlemler ve hukuki sonuç doğuran diğer davranışların tümü.
Hakkaniyet sorumluluğu
TBK 65: hakkaniyet gerektiriyorsa hâkimin, ayırt etme gücü bulunmayan kişinin verdiği zararın tamamen veya kısmen giderilmesine karar vermesi.
Sebepsiz zenginleşme
Geçersiz işlem nedeniyle yapılmış kazandırmaların geri istenmesinde başvurulan hukuki temel.
İşlem anı ölçütü
Ayırt etme gücünün, işlemin yapıldığı ana göre değerlendirilmesi.

Bir bakışta TMK 15

KonuKuralDayanak
Temel kuralKanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz.TMK m. 15
Yargıtay'ın nitelendirmesiBu işlemler hiçbir hukuki hüküm ifade etmez; butlan ile maluldür.HGK 2025/369
Hâlin adıMutlak ehliyetsizlik hâli olarak nitelendirilebilir.HGK 2025/369
AmaçDüzenleme, ayırt etme gücü bulunmayan kişiyi korumaya yöneliktir ve böyle bir korumanın gerekliliği muhakkaktır.HGK 2025/369
Öğreti ve uygulamaGerek doktrinde gerekse uygulamada benimsenen görüş bu doğrultudadır.HGK 2025/369
Kapsam"Fiilleri" ifadesi sözleşmeleri, tek taraflı işlemleri ve hukuki sonuç doğuran diğer davranışları kapsar.TMK m. 15
İşleyişiGeçersizlik kendiliğinden doğar; ayrı bir iptal beyanı veya davası gerekmez.TMK m. 15
İstisnaların kaynağıAyrık durumlar yalnız kanunla getirilebilir; sözleşmeyle yaratılamaz.TMK m. 15
Değerlendirme anıAyırt etme gücü işlemin yapıldığı ana göre değerlendirilir.HGK 2025/369
Sonradan alınan belgelerİşlemden sonra alınan raporlar, hastalığın sürecini gösterdiği ölçüde işlem anındaki yoksunluğu ispatlayabilir.HGK 2025/369
Zarar sorumluluğuHakkaniyet gerektiriyorsa hâkim, ayırt etme gücü bulunmayan kişinin verdiği zararın tamamen veya kısmen giderilmesine karar verir.TBK m. 65
Sınırlı ehliyetsizlerden farkıAyırt etme gücüne sahip küçük ve kısıtlılar yasal temsilcinin rızasıyla işlem yapabilir; ayırt etme gücü bulunmayanda rıza dahi işlemi geçerli kılmaz.TMK m. 16

TMK 15 madde metni

Resmî metin4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

Birinci Kitap: Kişiler Hukuku › Birinci Kısım: Gerçek Kişiler · A. Kişilik — III. Fiil ehliyetsizliği — 2. Ayırt etme gücünün bulunmaması

Ayırt etme gücünün bulunmamasıMadde 15

  1. "Fiilleri" ifadesi yalnız sözleşmeleri değil bütün hukuki işlem ve davranışları kapsar. "Ayrık durumlar" kaydı, istisnaların yalnız kanunla getirilebileceğini gösterir.Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukukî sonuç doğurmaz.

Kaynak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, mevzuat.gov.tr.

Değişiklik geçmişi

TarihKaynakDeğişiklik
22.11.20014721 sayılı Türk Medeni Kanunu (RG 08.12.2001, S. 24607; yürürlük: 01.01.2002)Madde, kanunun ilk metninde "A. Kişilik — III. Fiil ehliyetsizliği — 2. Ayırt etme gücünün bulunmaması" başlığı altında yer aldı ve bugüne kadar hiç değiştirilmedi. Mülga 743 sayılı Kanun döneminde aynı kural "mümeyyiz olmayan kimsenin tasarrufları hüküm ifade etmez" anlayışıyla uygulanıyordu; Yargıtay kararlarında bu anlayışın izi "temyiz kudretine sahip olmayan kimse" ifadesiyle sürmektedir.

Yaptırım Nedir? Butlan ve Mutlak Ehliyetsizlik

Madde "hukukî sonuç doğurmaz" der ama bu ifadenin hukuki karşılığını göstermez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bunu doldurmuştur.

Kurulun nitelendirmesi. Kurul şöyle demektedir: "Kanunda belirtilen düzenlemeye göre, temyiz kudretine sahip olmayan kimsenin yaptığı işlemlerin, hiçbir hukuki hüküm ifade etmeyeceği, dolayısıyla butlan ile malul bulunduğu söylenebilir. Gerek doktrinde gerekse uygulamada benimsenen görüş de bu doğrultudadır." (Yargıtay HGK, 18.06.2025, E. 2024/625, K. 2025/369)

Hâlin adı: mutlak ehliyetsizlik. Kurul devamla, bu düzenleme ve kabul tarzının "mutlak ehliyetsizlik hâli olarak da nitelendirilebilen, temyiz kudreti yoksunu (ayırt etme gücü bulunmayan) kişiyi korumaya yönelik olduğu ve böyle bir korumanın gerekliliği muhakkaktır" demektedir. Yani hüküm bir koruma normudur; kişinin kendi aleyhine sonuç doğuran iradesine hukuki değer tanımayarak onu korur.

Butlanın pratik sonuçları.

  • Kendiliğinden işler. Geçersizlik için ayrı bir iptal beyanı veya dava şart değildir; mahkemeden istenecek olan kural olarak tespit veya buna bağlı taleplerdir.
  • Baştan itibaren geçersizdir. İşlem sonradan ortadan kalkmaz; hiç doğmamış sayılır.
  • Onay geçerli kılmaz. Sınırlı ehliyetsizlerde yasal temsilcinin rızası işlemi geçerli kılarken, ayırt etme gücü bulunmayanda rıza dahi sonucu değiştirmez; çünkü eksiklik iradenin kendisindedir (TMK 16).
  • Karşı tarafın iyiniyeti kural olarak korumaz. Hüküm, karşı tarafın bilip bilmemesine bağlı bir ayrım yapmaz.

Somut örnek. Yargıtay'ın incelediği olayda, ileri yaşta ve okuma yazma bilmeyen bir kişi adına kredi kullandırılmış; kişinin sözleşme tarihinde ayırt etme kabiliyetini yitirmiş olduğu saptanmıştır. Sonuç, kredi sözleşmesinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti olmuştur.

Kapsam: Hangi Fiiller? "Ayrık Durumlar" Nedir?

"Fiilleri" ifadesi geniştir. Madde "sözleşmeleri" demez, "fiilleri" der. Bu nedenle kapsam geniştir:

  • Sözleşmeler: satış, kredi, kira, kefalet.
  • Tek taraflı işlemler: vasiyet, mirasın reddi, feragat, vekâlet verme.
  • Usul işlemleri: dava açma, kabul, sulh. Ehliyetsiz kişinin davada yasal temsilcisiyle temsili bu nedenle zorunludur.
  • Hukuki sonuç doğuran diğer davranışlar: ihbar, ihtar, seçimlik hakların kullanılması.

"Kanunda gösterilen ayrık durumlar" ne demek? Bu kayıt maddenin tek esnekliğidir ve iki şey söyler:

  • İstisnalar vardır. Kanun, belirli hâllerde ayırt etme gücü bulunmayanın davranışına sonuç bağlayabilir.
  • İstisnalar yalnız kanunla getirilir. Sözleşmeyle, yorumla veya taraf iradesiyle istisna yaratılamaz. Bu, koruma normunun aşılmasını engeller.

En bilinen ayrık durum: hakkaniyet sorumluluğu. Türk Borçlar Kanunu'nun "Hakkaniyet sorumluluğu" kenar başlıklı 65. maddesi şöyledir: "Hakkaniyet gerektiriyorsa; hâkim, ayırt etme gücü bulunmayan kişinin verdiği zararın, tamamen veya kısmen giderilmesine karar verir." Yani ayırt etme gücü bulunmayan kişi sözleşmeyle bağlanmaz ama neden olduğu zarardan hakkaniyet ölçüsünde sorumlu tutulabilir.

Bu, maddenin mantığını da gösterir: koruma, kişinin kendi iradesiyle yükümlülük altına girmesine karşıdır; üçüncü kişilere verdiği zararın giderilmesi ise ayrı bir dengeleme sorunudur.

Kişilik hakları ve fiilî durumlar. Madde hukuki sonuç doğurmayı engeller; ancak kişinin hak ehliyeti ve kişilik hakları etkilenmez. Ayırt etme gücü bulunmayan bir kişinin kişilik hakkı ihlal edilebilir ve bu ihlal nedeniyle yasal temsilcisi eliyle talepte bulunulabilir (TMK 8).

Hangi Davayı Açarım? İspat ve İade

Talep nasıl kurulur? İşlem baştan geçersiz olduğundan, talebin biçimi somut duruma göre değişir:

  • Borç doğmuşsa: borçlu olmadığının tespiti. Yargıtay'ın incelediği olayda ilk derece mahkemesi, kredi sözleşmesi nedeniyle "borçlu olmadığının tespitine" karar vermiştir (Yargıtay HGK, 18.06.2025, E. 2024/625, K. 2025/369).
  • Ödeme yapılmışsa: ödenenlerin iadesi. Anılan olayda maaş kesintilerinin iadesi de talep edilmiştir.
  • Tapu veya sicil kaydı oluşmuşsa: kaydın iptali ve tescil; işlem geçersiz olduğundan tescil yolsuz hâle gelir (TMK 1024).
  • İşlem henüz icra edilmemişse: geçersizliğin tespiti ve gereğinde ifadan kaçınma.

Kim açar? Ehliyetsiz kişi adına yasal temsilcisi. Anılan olayda dava, kısıtlı adına vasi tarafından açılmıştır. Temsilcinin sıfatı ve yetkisi (vasi atama kararı) dosyaya sunulmalıdır.

İspat yükü kimde? TMK 13 ayırt etme gücünü kural saydığı için yoksunluğu ileri süren taraf bunu ispatlar (TMK 6). Ancak ispat şekli serbesttir: işlem resmî senetle yapılmış olsa dahi TMK 7 uyarınca içeriğin doğru olmadığının ispatı şekle bağlı değildir (TMK 7).

Hangi delillerle? Yargıtay'ın kararı yol gösterir:

  • İşlem tarihine en yakın tıbbi kayıtlar.
  • Hastalığın seyrine ilişkin kurum yazısı. Anılan olayda cevabi yazıda hastalığın uzun süreçli olduğu ve rapor tarihinden ne kadar öncesinden rahatsız olunduğunun tıbben tespit edilemeyeceği bildirilmişti.
  • Sonradan alınan sağlık kurulu raporu ve vesayet dosyası. Kurul, sözleşmeden sonra vesayet altına alınmış olsa da dosyadaki raporlardan işlem tarihindeki yoksunluğa ulaşmış ve yeniden rapor alınmasının sonucu etkilemeyeceğini belirtmiştir.
  • İşlemin kendi koşulları. Okuma yazma durumu, imza yerine parmak izi, işlemin karmaşıklığı, karşı tarafın rapor alıp almadığı.

İade ilişkisi. İşlem geçersiz sayıldığında taraflar arasında karşılıklı iade sorunu doğar. Anılan olayda davalı banka, davanın kabulü hâlinde davacı tarafın sebepsiz zenginleşeceğini savunmuştu. Kurul bu savunmanın esasını incelememiş; sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyayı Özel Daireye göndermiştir. Bu nedenle iade ve denkleştirme meselesi, ehliyetsizlik tespitinden ayrı bir aşama olarak ele alınmalıdır.

Karşı taraf olarak savunma. Ehliyetsizlik iddiasıyla karşılaşıldığında savunma iki eksende kurulur: (a) işlem anında ayırt etme gücünün bulunduğu, (b) bulunmadığı kabul edilse bile verilenlerin iadesi ve denkleştirme. Karşı tarafın gösterdiği özenin ayrıca tartışılacağını da gözetmek gerekir (TMK 3).

TMK 15 Yargıtay kararları

Bu bölümde, maddenin uygulamada nasıl yorumlandığını gösteren 1 Yargıtay kararı yer alıyor. Kararların tamamı resmî tam metinleri okunarak seçildi ve konularına göre gruplandı; Hukuk Genel Kurulu kararları bulundukları grubun başında yer alır. Künyeye tıklayarak kararın tam metnine ulaşabilirsiniz.

Karar seçimi hakkında

TMK 15 ehliyet bloğunun yaptırım hükmü olduğundan kararlarda TMK 13 ve 14 ile birlikte anılır. Bu sayfaya, yaptırımı butlan olarak niteleyen ve hükmün koruma amacını açıkça ortaya koyan güncel karar seçilmiştir. Karar oy birliğiyle alınmıştır. Kararın iade ve sebepsiz zenginleşme yönünü çözmediği kartta ayrıca belirtilmiştir. Kararda yer alan kişi ve kurum adları aktarılmamıştır. Atıf yapılan TBK 65 metni resmî kaynaktan doğrulanmıştır.

Butlan ve mutlak ehliyetsizlik

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin yaptığı işlemler hiçbir hukuki hüküm ifade etmez ve butlan ile maluldür; bu, ayırt etme gücü bulunmayan kişiyi korumaya yönelik mutlak ehliyetsizlik hâlidir

Olay: İleri yaşta, okuma yazma bilmeyen ve sözleşmeye parmak basan bir kişi adına banka şubesinde tüketici kredisi kullandırılmış; kredi maaşından kesilmeye başlayınca yakınları durumu öğrenmiş ve açılan vesayet davasında oğlu vasi atanmıştır. Vasi, kredi sözleşmesinin iptali ile maaş kesintilerinin iadesini istemiştir. Davalı banka, kişinin şubeye bizzat geldiğini ve sağlıklı göründüğünü, davanın kabulü hâlinde davacı tarafın sebepsiz zenginleşeceğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi borçlu olunmadığının tespitine karar vermiş; Özel Daire Adli Tıp Kurumu raporu alınması gerektiği gerekçesiyle bozmuş, mahkeme direnmiştir.

Karar: Kurul, TMK 14'ün ehliyeti bulunmayanları saydığını ve TMK 15'te gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiillerinin hukuki sonuç doğurmayacağının açıklığa kavuşturulduğunu belirtmiştir. Kanunda belirtilen düzenlemeye göre temyiz kudretine sahip olmayan kimsenin yaptığı işlemlerin hiçbir hukuki hüküm ifade etmeyeceğini, dolayısıyla butlan ile malul bulunduğunu; gerek doktrinde gerekse uygulamada benimsenen görüşün bu doğrultuda olduğunu saptamıştır. Bu düzenleme ve kabul tarzının mutlak ehliyetsizlik hâli olarak da nitelendirilebileceğini, ayırt etme gücü bulunmayan kişiyi korumaya yönelik olduğunu ve böyle bir korumanın gerekliliğinin muhakkak olduğunu vurgulamıştır. Somut olayda sağlık kurulu raporunda hukuki ehliyetin tam olmadığının belirtildiği, hastalığın uzun süreçli olduğu ve rapor tarihinden ne kadar öncesinden rahatsız olunduğunun tıbben tespit edilemeyeceğinin bildirildiğini gözeterek, sözleşmeden sonra vesayet altına alınmış olsa da kişinin sözleşme tarihinde ayırt etme kabiliyetini yitirdiği ve yeniden rapor alınmasının sonucu etkilemeyeceği sonucuna varmıştır. Direnme kararını uygun bulmuş; sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine oy birliğiyle karar vermiştir.

temyiz kudretine sahip olmayan kimsenin yaptığı işlemlerin, hiçbir hukuki hüküm ifade etmeyeceği, dolayısıyla butlan ile malul bulunduğu söylenebilir.

Ne anlama geliyor?

Ayırt etme gücü bulunmayanın işlemi baştan geçersizdir; onay veya karşı tarafın iyiniyeti bunu geçerli kılmaz.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE alınmıştır. Kurul, davalının sebepsiz zenginleşme savunmasının esasını incelememiş; sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyayı Özel Daireye göndermiştir. Bu nedenle iade ve denkleştirme meselesi bu kararla çözülmüş değildir. Kararda aynı ilkelerin Hukuk Genel Kurulunun 18.07.2007 tarihli ve E. 2007/1-583, K. 2007/556; 17.02.2010 tarihli ve E. 2010/19-97, K. 2010/83; 16.01.2013 tarihli ve E. 2012/3-655, K. 2013/63 ile 30.04.2013 tarihli ve E. 2013/13-749, K. 2014/551 sayılı kararlarında da yer aldığı belirtilmiştir.

TMK 15 ile ilgili maddeler

  • TMK m. 8Hak ehliyeti
  • TMK m. 9Fiil ehliyeti: kapsamı
  • TMK m. 13Ayırt etme gücü
  • TMK m. 14Fiil ehliyetsizliği: genel olarak
  • TMK m. 16Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar
  • TMK m. 3İyiniyet
  • TMK m. 6İspat yükü
  • TMK m. 7Resmî belgelerle ispat
  • TMK m. 1024İyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı
  • TBK m. 65Hakkaniyet sorumluluğu

Uygulamada dikkat edilecekler

Pratik notlar

  1. 1.Yaptırımı doğru adlandırın: Yargıtay'a göre bu işlemler hiçbir hukuki hüküm ifade etmez ve butlan ile maluldür.
  2. 2.Hâlin mutlak ehliyetsizlik olarak nitelendirildiğini ve hükmün bir koruma normu olduğunu vurgulayın.
  3. 3.Geçersizliğin kendiliğinden doğduğunu; ayrı bir iptal beyanı veya davası gerekmediğini gözetin.
  4. 4.İşlemin baştan itibaren geçersiz olduğunu; sonradan ortadan kalkmadığını belirtin.
  5. 5.Yasal temsilcinin onayının işlemi geçerli kılmadığını; eksikliğin iradenin kendisinde olduğunu ileri sürün.
  6. 6."Fiilleri" ifadesinin sözleşmeleri, tek taraflı işlemleri, usul işlemlerini ve diğer davranışları kapsadığını dikkate alın.
  7. 7.Ayrık durumların yalnız kanunla getirilebileceğini; sözleşmeyle istisna yaratılamayacağını gözetin.
  8. 8.TBK 65'i hatırlayın: hakkaniyet gerektiriyorsa hâkim, ayırt etme gücü bulunmayan kişinin verdiği zararın tamamen veya kısmen giderilmesine karar verir.
  9. 9.Talebi somut duruma göre kurun: borçlu olmadığının tespiti, ödenenlerin iadesi, tapu iptali ve tescil veya geçersizliğin tespiti.
  10. 10.Davayı yasal temsilci eliyle açın ve temsilcinin sıfatı ile yetkisini dosyaya sunun.
  11. 11.İspat yükünün yoksunluğu ileri süren tarafta olduğunu; ancak ispat şeklinin serbest olduğunu bilin.
  12. 12.İşlem resmî senetle yapılmış olsa dahi TMK 7 uyarınca tanık dâhil her türlü delille ispat yapılabileceğini belirtin.
  13. 13.İşlem tarihine en yakın tıbbi kayıtları, hastalığın seyrine ilişkin kurum yazısını ve sonradan alınan raporları birlikte sunun.
  14. 14.İade ve denkleştirme meselesinin ehliyetsizlik tespitinden ayrı bir aşama olduğunu; anılan kararda bu yönün Özel Daireye bırakıldığını gözetin.
  15. 15.Karşı taraf olarak savunmayı iki eksende kurun: işlem anında ayırt etme gücünün bulunduğu ve verilenlerin iadesi.

Sıkça Sorulan Sorular

Değildir. TMK 15 uyarınca kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz.

Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut bir uyuşmazlık için hukuki görüş yerine geçmez. Madde metni resmî kaynaktan alınmış, kararlar resmî tam metinleri üzerinden özetlenmiştir.