4721 sayılı Türk Medeni Kanunu · İkinci Ayırım: Vesayeti Gerektiren Hâller › B. Kısıtlama › I. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı; C. Usul (m. 409-410)

TMK Madde 405: Akıl Hastalığı veya Akıl Zayıflığı Nedeniyle Kısıtlama (TMK 409-410 ile)

İkinci Kitap: Aile Hukuku › Üçüncü Kısım: Vesayet › Birinci Bölüm: Vesayet Düzeni › İkinci Ayırım: Vesayeti Gerektiren Hâller › B. Kısıtlama › I. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı; C. Usul (m. 409-410)

Hazırlayan: Av. Murat Aydar19 yüksek mahkeme kararıYürürlükteki metinGüncelleme: 26.09.2026

Kısa cevap · TMK 405

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen, korunması ve bakımı için sürekli yardıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır (TMK 405). Bu sebeple kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilebilir; Yargıtay tek hekim raporuyla verilen kararları bozar ve talebin reddi için de kurul raporu arar. Hâkim raporu göz önünde tutarak kişiyi dinleyebilir; rapor alınabilmesi için gerekirse biyolojik örnek alınması, tıbbi müdahale ve hekim ön raporu üzerine en fazla yirmi gün gözlem gibi önlemler uygulanır ve bu gözlem kararına karşı on gün içinde itiraz edilebilir (TMK 409, 436). Kesinleşen kısıtlama kararı ilan edilir; ilandan önce iyiniyetli üçüncü kişileri etkilemez, ancak ayırt etme gücü bulunmayan kişinin işlemleri her durumda hükümsüzdür (TMK 410). Kararı sulh hukuk mahkemesi verir; istinaf incelemesinden sonra bölge adliye mahkemesinin kararı kesindir.

Bu sayfada neler var? (16 bölüm)
  1. TMK 405 madde metni
  2. Değişiklik geçmişi
  3. TMK 405 Ne Düzenler? Akıl Hastalığı Nedeniyle Kısıtlamanın Şartları
  4. Hangi Durumlar Kısıtlama Sebebidir? Alzheimer, Demans, Zihinsel Engel ve Yaşlılık
  5. Resmî Sağlık Kurulu Raporu: Tek Hekim Raporu Neden Yetmez?
  6. Kısıtlanması İstenen Kişi Dinlenir mi? Mahkemeye Gelemezse Ne Olur?
  7. Kısıtlı Adayı Hastaneye Gitmezse Ne Olur? Zorunlu Muayene, Gözlem ve Zor Kullanma
  8. Kim Bildirir? Boşanma ve Diğer Davalarda Tarafın Akıl Sağlığı (TMK 405/2)
  9. Kısıtlama Kararının İlanı ve Kısıtlının Yaptığı İşlemler (TMK 410)
  10. Vasi Kim Olur, Karara Nasıl İtiraz Edilir, Kısıtlama Nasıl Kaldırılır?
  11. TMK 405 Yargıtay kararları
  12. TMK 405 Anayasa Mahkemesi kararları
  13. TMK 405 ile ilgili maddeler
  14. Uygulamada dikkat edilecekler
  15. Konuyla ilgili yazılar
  16. Sıkça sorulan sorular

Temel kavramlar

Kısıtlama
Ergin bir kişinin kanunda sayılan sebeplerden biriyle mahkeme kararıyla fiil ehliyetinden yoksun bırakılıp vesayet altına alınması (TMK 405-408, 14).
Akıl hastalığı ve akıl zayıflığı
Kanunun saymadığı, her olayda resmî sağlık kurulu raporu ve dosyadaki diğer delillerle belirlenen hukuki kavramlar; tanının varlığı tek başına kısıtlama için yetmez.
Kısıtlı adayı
Hakkında kısıtlama istenen kişi; kendisine başvuru ve karar tebliğ edilir, dinlenebilir ve kanun yoluna başvurabilir.
Resmî sağlık kurulu raporu
Resmî bir sağlık kuruluşunda hekimlerden oluşan kurulca düzenlenen rapor; akıl hastalığı veya akıl zayıflığına dayalı kısıtlamanın zorunlu şartıdır (TMK 409/2).
İlan
Kesinleşen kısıtlama kararının kısıtlının yerleşim yerinde ve nüfusa kayıtlı olduğu yerde duyurulması; ilandan önce kısıtlama iyiniyetli üçüncü kişileri etkilemez (TMK 410).
Ayırt etme gücü
Akla uygun biçimde davranma yeteneği (TMK 13); bulunmayan kişinin fiilleri, kısıtlanmış olsun olmasın, hukuki sonuç doğurmaz (TMK 15).
Vesayet makamı
Kısıtlanması istenen kişinin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesi (TMK 397, 411).

Bir bakışta TMK 405

KonuKuralDayanak
Kısıtlama sebebiAkıl hastalığı veya akıl zayıflığı ile birlikte işlerini görememe, sürekli bakım ihtiyacı veya başkalarının güvenliğini tehlikeye sokma.TMK m. 405/1
Sebepler sınırlıErgin, yalnız TMK 405-408'deki sebeplerden biriyle kısıtlanabilir.8. HD 12.02.2020
Rapor şartıKarar ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine verilir; tek hekim raporu yetmez.TMK m. 409/2; 8. HD 12.02.2020; 2. HD 06.06.2022
Talebin reddiTalebi reddetmek için de resmî sağlık kurulu raporu gerekir.8. HD 05.11.2018
Çelişkili raporlarÇelişki, Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak giderilir; karşı oylu raporda üst kurula gidilir.2. HD 25.12.2025; 2. HD 11.10.2023
Diğer sebeplerRapor olumsuz olsa da dilekçedeki savurganlık ve kötü yönetim iddiaları re'sen araştırılır.TMK m. 406; 8. HD 22.01.2020
DinlemeHâkim kişiyi dinleyebilir; rapor dinlemeyi öneriyorsa kişi mahkemede veya bulunduğu yerde dinlenir.TMK m. 409/2; 8. HD 30.04.2018
Muayeneye gelmemeRapor için biyolojik örnek, tıbbi müdahale, hekim ön raporuyla en fazla 20 gün yerleştirme; 10 gün içinde denetim makamına itiraz; zor kullanma.TMK m. 409/2, 436/6-7
Geçici önlemVasi atanmadan önce fiil ehliyeti geçici olarak kaldırılıp temsilci atanabilir; karar ilan edilir.TMK m. 420
Bildirimİdari makamlar, noterler ve mahkemeler vesayeti gerektiren durumu hemen vesayet makamına bildirir.TMK m. 405/2
Başka davada ehliyet şüphesiVesayet ön sorun yapılır, Adli Tıp Kurumundan rapor alınır, yargılama bekletilebilir.HMK m. 56/1; 2. HD 13.03.2025
Ciddi delil şartıSomut ve inandırıcı delil yoksa kişi hakkında akıl sağlığı araştırması yapılmaz.HGK 19.09.2019
İlanKesinleşince yerleşim yerinde ve nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan edilir.TMK m. 410/1, 421/2
İyiniyetli üçüncü kişiKısıtlama, ilandan önce iyiniyetli üçüncü kişileri etkilemez.TMK m. 410/2; 12. HD 11.05.2015
Ayırt etme gücü yoksaİşlem, ilandan ve karşı tarafın iyiniyetinden bağımsız olarak hüküm doğurmaz.TMK m. 15, 410/3; 1. HD 07.04.2011
Kanun yoluİstinaf süresi iki hafta; vesayet işlerinde bölge adliye mahkemesinin kararı kesindir.HMK m. 345, 362/1-ç; 2. HD 30.09.2024
KaldırmaSebebin ortadan kalktığı resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenmeli; kaldırma da ilan edilir.TMK m. 472-474; 8. HD 14.01.2019
VasiEş ve yakın hısım öncelikli; kısıtlanan ergin çocuk kural olarak velayet altında bırakılır.TMK m. 414, 415, 419/3

TMK 405 madde metni

Resmî metin4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

İkinci Kitap: Aile Hukuku › Üçüncü Kısım: Vesayet › Birinci Bölüm: Vesayet Düzeni · İkinci Ayırım: Vesayeti Gerektiren Hâller › B. Kısıtlama › I. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı; C. Usul (m. 409-410)

Kısıtlama — Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı — Madde 405

  1. (1)Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır.
  2. (2)Görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idarî makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar.

Kaynak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, mevzuat.gov.tr. Fıkra numaraları okumayı kolaylaştırmak için eklenmiştir.

Değişiklik geçmişi

TarihKaynakDeğişiklik
22.11.20014721 sayılı Türk Medeni Kanunu (RG 08.12.2001, S. 24607; yürürlük: 01.01.2002)TMK 405, 409 ve 410 ilk metinleriyle kabul edildi. 405 ve 410 o tarihten bu yana değiştirilmedi. 409/2'nin ilk metni iki cümleden oluşuyordu: akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verileceği ve hâkimin kurul raporunu göz önünde tutarak kişiyi dinleyebileceği.
06.12.20197196 sayılı Kanun m. 52-53 (RG 24.12.2019, S. 30988)TMK 409/2'ye birinci cümleden sonra gelmek üzere "Bu raporun tanzimi için gerektiğinde 436 ncı madde hükümleri uygulanır." cümlesi eklendi. TMK 436'ya, resmî sağlık kurulu raporunun alınabilmesi için kişinin vücudundan biyolojik örnek alınmasına, tıbbi müdahale yapılmasına ve hekim ön raporu üzerine en fazla yirmi gün sağlık kuruluşuna yerleştirilmesine imkân veren 6. bent ile kararların icrası için zor kullanılmasına izin veren 7. bent eklendi.
25.01.2023Anayasa Mahkemesi, E.2020/30, K.2023/12 (RG 27.06.2023, S. 32234)7196 sayılı Kanunla TMK 409/2'ye eklenen cümle ve 436/6'nın yerleştirmeye ilişkin kısmı, yerleştirme kararına karşı başvurulabilecek bir yol öngörülmediği için Anayasa'nın 13. ve 19. maddelerine aykırı bulunarak oy birliğiyle iptal edildi; iptallerin kararın Resmî Gazete'de yayımından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildi. 436/6'nın biyolojik örnek ve tıbbi müdahaleye ilişkin bölümü ile 7. bentteki zor kullanma yetkisine yönelik iptal talepleri reddedildi.
02.03.20247499 sayılı Kanun m. 6-7 (RG 12.03.2024, S. 32487)TMK 409/2'nin ikinci cümlesi "Resmî sağlık kurulu raporunun tanzimi için gereklilik bulunması halinde 436 ncı madde hükümleri uygulanır." şeklinde yeniden düzenlendi. TMK 436/6 da yeniden düzenlenerek hekim ön raporu üzerine verilen yerleştirme kararının derhâl ilgiliye ve yakınlarına bildirilmesi, bildirimden itibaren on gün içinde denetim makamına itiraz edilebilmesi, itirazın kararın icrasını durdurmaması ve ivedilikle karara bağlanması kuralları getirildi.

TMK 405 Ne Düzenler? Akıl Hastalığı Nedeniyle Kısıtlamanın Şartları

Medeni Kanun, ergin bir kişinin vesayet altına alınmasını gerektiren hâlleri dört başlıkta toplar: akıl hastalığı veya akıl zayıflığı (TMK 405), savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı ve kötü yönetim (TMK 406), özgürlüğü bağlayıcı ceza (TMK 407) ve kişinin kendi isteği (TMK 408). Bu sebeplerden birine dayanan karara kısıtlama, hakkında karar verilen kişiye kısıtlı denir. Küçüklere vasi atanmasını ise TMK 404 düzenler.

⚖️Yasal Düzenleme
Madde 405 — Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır.
Görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idarî makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar.

İki unsur birlikte aranır. Birincisi tıbbi unsurdur: kişide akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunmalıdır. İkincisi bu durumun hukuki sonucudur: kişi hastalığı yüzünden (1) işlerini göremiyor, (2) korunması ve bakımı için sürekli yardıma muhtaç ya da (3) başkalarının güvenliğini tehlikeye sokuyor olmalıdır. Bir tanının varlığı tek başına yetmez; hastalığın kişinin kendi işlerini görme yeteneğini ortadan kaldırıp kaldırmadığı, kanunun özel olarak aradığı resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenir (TMK 409/2).

Sebepler sınırlıdır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, kısıtlamayı gerektiren hâllerin kanunda tahdidi olarak sayıldığını ve ergin bir kişiye vasi atanabilmesi için TMK 405-408'deki sebeplerden birinin bulunması gerektiğini vurgular (Yargıtay 8. HD, 12.02.2020, E. 2019/6707, K. 2020/1224). Bir yakının kişinin malvarlığını koruyamayacağı yönündeki genel kaygısı, bu sebeplerden birine bağlanmadıkça kısıtlama gerekçesi olamaz.

Kısıtlamanın sonucu. Kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur (TMK 14) ve kısıtlı, vasisi tarafından temsil edilir. Ayırt etme gücüne sahip kısıtlı, yasal temsilcisinin rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremez; karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rıza gerekmez (TMK 16). Ayırt etme gücü bulunmayan kişinin fiilleri ise kısıtlanmış olsun olmasın hukuki sonuç doğurmaz (TMK 15).

Kamu düzeni ve re'sen araştırma. Vesayet işleri çekişmesiz yargı işidir (HMK 382/2-b-19) ve bu işlerde kural olarak re'sen araştırma ilkesi geçerlidir (HMK 385/2). Yargıtay'a göre vesayete ilişkin davalar kamu düzenini ilgilendirdiğinden mahkeme, dilekçede ileri sürülen bütün kısıtlama sebeplerini kendiliğinden araştırmalıdır (Yargıtay 8. HD, 22.01.2020, E. 2019/6641, K. 2020/489). Aynı nedenle kısıtlama kararından sonra başvuranın davadan feragat ettiğini bildirmesi geçerli değildir (Yargıtay 8. HD, 12.02.2020, E. 2019/6707, K. 2020/1224).

Hangi Durumlar Kısıtlama Sebebidir? Alzheimer, Demans, Zihinsel Engel ve Yaşlılık

Hukuki kavramlar. Kanun hastalıkları tek tek saymaz; hangi durumun TMK 405 anlamında akıl hastalığı veya akıl zayıflığı olduğunu hâkim, resmî sağlık kurulu raporu ve dosyadaki diğer delillerle belirler. Yargıtay kararlarında ileri yaşta görülen bilişsel gerileme ve unutkanlık, doğuştan zihinsel yetersizlik ve psikiyatrik hastalıklar bu çerçevede değerlendirilmiştir. Örneğin annesinin unutkanlık hastalığı nedeniyle kendi işlerini yürütemediğini ileri süren çocuğun başvurusunda verilen kısıtlama kararı, tek hekim raporuna dayandığı için kanun yararına bozulmuştur (Yargıtay 2. HD, 06.06.2022, E. 2022/4545, K. 2022/5330; bozma sonuca etkili değildir).

Dönemsel seyreden hastalıklar. Bazı ruhsal hastalıklar ataklar ve aradaki iyilik dönemleriyle seyreder. Bu durumda raporun, kişinin güncel durumunda işlerini görüp göremediğini ve fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığını açıkça değerlendirmesi gerekir. Adli Tıp Kurumunun, kısıtlı kişinin hâlihazırda fiil ehliyetine sahip olduğunu bildirdiği bir dosyada Yargıtay, kısıtlılığın devam edip etmeyeceğinin vesayet makamında açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 01.12.2021, E. 2021/9094, K. 2021/9026).

Yaşlılık tek başına TMK 405 sebebi değildir. İleri yaş, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı düzeyinde bir kayba yol açmadıkça TMK 405'e göre kısıtlama sonucu doğurmaz. Yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden ergin ise kendi isteğiyle kısıtlanmayı isteyebilir (TMK 408). İleri yaştaki bir kişi hakkında sağlık kurulu raporu TMK 405 yönünden olumsuz çıksa bile, dilekçede malvarlığının kötü yönetildiği de ileri sürülmüşse mahkeme TMK 406 yönünden ayrıca araştırma yapmak zorundadır (Yargıtay 8. HD, 13.02.2018, E. 2017/8214, K. 2018/2114; Yargıtay 8. HD, 19.03.2019, E. 2018/11560, K. 2019/2900).

Bedensel engel akıl zayıflığı değildir. Ayırt etme gücü yerinde olan bedensel engelli kişi TMK 405'e göre kısıtlanamaz; isterse TMK 408'e göre kendi isteğiyle kısıtlanabilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, akıl hastalığı bulunmayan ve engelliliği ile deneyimsizliği nedeniyle kendi isteğiyle kısıtlanan kişinin ayırt etme gücüne sahip olduğunu esas almıştır (Yargıtay 11. HD, 08.04.2014, E. 2013/17406, K. 2014/6850).

Kısıtlamadan daha hafif önlemler. Kanun, fiil ehliyetini tümüyle kaldırmayan araçlar da öngörür: ergin bir kişi hastalığı sebebiyle ivedi bir işini kendisi göremiyor veya temsilci atayamıyorsa temsil kayyımı (TMK 426/1), vesayet için yeterli sebep bulunmamakla beraber malvarlığını yönetemiyorsa yönetim kayyımı (TMK 427/2), kısıtlama için yeterli sebep yoksa ama korunması bakımından bazı işlemlerde fiil ehliyetinin sınırlanması gerekiyorsa yasal danışman (TMK 429) atanabilir. Yargıtay, raporlardan birinde vasi yerine bir müşavir atanmasının önerildiği dosyada, TMK 406'ya dayanan talebin "çoğun içinde az da vardır" kuralı gözetilerek değerlendirilmesini istemiştir (Yargıtay 8. HD, 14.02.2019, E. 2018/15848, K. 2019/1489). Raporun TMK 408'e göre kısıtlamayı önerdiği, ancak beyanı hiç alınamayan ağır hasta bir kişi için de talebin reddedilmesi yerine TMK 426 uyarınca temsil kayyımı atanması gerektiği belirtilmiştir (Yargıtay 18. HD, 23.06.2014, E. 2014/5449, K. 2014/11140).

Resmî Sağlık Kurulu Raporu: Tek Hekim Raporu Neden Yetmez?

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilebilir. Kısıtlamanın usulünü düzenleyen hüküm şöyledir:

⚖️Yasal Düzenleme
Madde 409 — Bir kimse dinlenilmeden savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetimi veya isteği sebebiyle kısıtlanamaz.
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir. (Değişik cümle: 2/3/2024-7499/6 md.) Resmî sağlık kurulu raporunun tanzimi için gereklilik bulunması halinde 436 ncı madde hükümleri uygulanır. Hâkim, karar vermeden önce, kurul raporunu göz önünde tutarak kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilir.

Kurul raporu şarttır. Rapor, resmî bir sağlık kuruluşunda hekimlerden oluşan kurul tarafından düzenlenmelidir; tek hekimin verdiği rapor, bir kamu hastanesinden alınmış olsa bile yeterli değildir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, tek hekim raporuna dayanarak verilen kısıtlama kararını, kişinin tam teşekküllü bir devlet hastanesine sevk edilerek resmî sağlık kurulu raporu alınması gerektiği gerekçesiyle bozmuştur (Yargıtay 8. HD, 12.02.2020, E. 2019/6707, K. 2020/1224). 2. Hukuk Dairesi de istinaf edilmeden kesinleşen ve tek hekim raporuna dayanan bir kısıtlama kararını kanun yararına bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 06.06.2022, E. 2022/4545, K. 2022/5330).

Talebi reddetmek için de rapor gerekir. Rapor şartı yalnız kısıtlama kararı için değildir. Yargıtay'a göre akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlamaya ve bu taleplerin reddine ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilebilir; mahkeme rapor aldırmadan talebi reddedemez (Yargıtay 8. HD, 05.11.2018, E. 2018/13440, K. 2018/18125).

Raporun içeriği. Rapor, kişide bir hastalık bulunup bulunmadığını söylemekle yetinmemeli; TMK 405'teki sonuçların, yani kişinin işlerini görememesinin, sürekli bakım ve yardıma muhtaç olmasının veya başkalarının güvenliğini tehlikeye sokmasının gerçekleşip gerçekleşmediğini ve vesayetin gerekip gerekmediğini değerlendirmelidir. Başka amaçla alınmış raporlar bu yüzden çoğu zaman yetersiz kalır. Yargıtay, boşanma dosyasındaki raporların kişinin vesayet altına alınıp alınamayacağını ortaya koymaya elverişli olmadığı bir dosyada Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını istemiştir (Yargıtay 2. HD, 10.01.2017, E. 2016/25338, K. 2017/200). Tersi de geçerlidir: vesayet dosyasındaki rapor, TMK 165'in aradığı "hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı" tespitini içermiyorsa akıl hastalığı sebebiyle boşanma davasında yeterli sayılmamıştır (Yargıtay 2. HD, 09.05.2017, E. 2016/495, K. 2017/5670).

Çelişkili raporlar. Dosyada birbiriyle çelişen raporlar varsa mahkeme bu çelişkiyi gidermeden karar veremez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025'te, biri vesayeti gerektiren bir hastalık bulunmadığını, diğeri vasi atanması gerektiğini bildiren iki sağlık kurulu raporu arasındaki çelişki giderilmeden verilen kısıtlama kararını bozmuş; kişinin tedavi kayıtları da getirilerek Adli Tıp Kurumunun ilgili ihtisas dairesinden rapor alınmasını istemiştir (Yargıtay 2. HD, 25.12.2025, E. 2025/9406, K. 2025/12025). Adli Tıp Kurumu raporunda kurul üyelerinden birinin karşı görüşü bulunuyorsa, Kurumun ilgili üst kurulundan yeniden rapor alınması gerekebilir (Yargıtay 2. HD, 11.10.2023, E. 2023/6570, K. 2023/4701).

Kısıtlanması İstenen Kişi Dinlenir mi? Mahkemeye Gelemezse Ne Olur?

İki farklı kural. Savurganlık, bağımlılık, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim veya istek sebebiyle kimse dinlenilmeden kısıtlanamaz (TMK 409/1). Akıl hastalığı veya akıl zayıflığında ise kanun, hâkimin kurul raporunu göz önünde tutarak kişiyi dinleyebileceğini söyler (TMK 409/2). Kanunun lafzı bu hâlde dinlemeyi hâkimin takdirine bırakır; ancak rapor dinlemenin yararlı olacağını belirtiyorsa hâkim bu imkânı kullanmak zorundadır.

Rapor dinlemeyi öneriyorsa. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, yatağa bağlı olduğu ileri sürülen kişi hakkındaki sağlık kurulu raporu psikiyatrik açıdan vasi atanmasını gerekli görmeyip hâkimin kişiyi dinlemesinde yarar bulunduğunu bildirdiğinde, mahkemenin kişiyi duruşmada dinlemesi, bu mümkün değilse bulunduğu yerde bizzat beyanını alması gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 8. HD, 30.04.2018, E. 2018/9313, K. 2018/11811).

Hukuki dinlenilme hakkı. Kısıtlanması istenen kişi yargılamanın en önemli ilgilisidir ve hukuki dinlenilme hakkına sahiptir (HMK 27): yargılamadan haberdar edilmeli, açıklama yapabilmeli ve karara karşı kanun yoluna başvurabilmelidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025'te, gerekçeli kararın vasi adayına, müdahile ve başvuranın vekiline tebliğ edildiği hâlde kısıtlı adayına tebliğ edilmediği dosyada, kısıtlı adayının kanun yolu başvurusunu süreden reddeden ek kararı ortadan kaldırmıştır (Yargıtay 2. HD, 25.12.2025, E. 2025/9406, K. 2025/12025). Başka bir dosyada Daire, duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilmesini hukuki dinlenilme hakkının ihlali sayarak bozmuştur (2. HD 07.06.2016, E. 2016/4370, K. 2016/9154; aktaran Yargıtay 2. HD, 11.10.2023, E. 2023/6570, K. 2023/4701).

Kısıtlı adayı mahkemeye gitmezse. Kişinin duruşmaya gelmemesi davayı sonuçsuz bırakmaz; vesayet işlerinde hâkim re'sen araştırma yapar ve gerekirse kişiyi bulunduğu yerde dinler. Rapor için muayeneye gelmeyen kişi hakkında ise TMK 409/2 ve 436'daki zorlayıcı önlemler gündeme gelir. Yargılama sürerken kişinin korunması gerekiyorsa vesayet makamı, vasi atanmadan önce de re'sen gerekli önlemleri alır; özellikle kısıtlanması istenen kişinin fiil ehliyetini geçici olarak kaldırabilir ve ona bir temsilci atayabilir. Bu karar ilan olunur (TMK 420). Kısıtlanması istenen kişi karar kesinleşmeden ölürse dava konusuz kalır (Yargıtay 2. HD, 25.11.2021, E. 2021/6041, K. 2021/8806).

Kısıtlı Adayı Hastaneye Gitmezse Ne Olur? Zorunlu Muayene, Gözlem ve Zor Kullanma

Resmî sağlık kurulu raporu alınamazsa kısıtlama kararı da verilemez. Bu yüzden TMK 409/2, raporun düzenlenmesi için gerektiğinde koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasına ilişkin TMK 436 hükümlerine yollama yapar. Bugünkü düzen üç aşamada oluştu:

  • 2019: 7196 sayılı Kanun TMK 409/2'ye "Bu raporun tanzimi için gerektiğinde 436 ncı madde hükümleri uygulanır." cümlesini ekledi; TMK 436'ya rapor için biyolojik örnek alınmasına, tıbbi müdahale yapılmasına ve hekim ön raporu üzerine en fazla yirmi gün sağlık kuruluşuna yerleştirmeye (6. bent) ve bu kararların icrası için zor kullanılmasına (7. bent) imkân veren bentleri koydu.
  • 2023: Anayasa Mahkemesi, hekim ön raporu üzerine sağlık kuruluşuna yerleştirilen kişinin bu karara karşı başvurabileceği hiçbir yol öngörülmediğini, bu nedenle kişi özgürlüğüne getirilen sınırlamanın ölçüsüz olduğunu belirterek TMK 409/2'ye eklenen cümleyi ve 436/6'nın yerleştirmeye ilişkin kısmını oy birliğiyle iptal etti; biyolojik örnek ve tıbbi müdahaleye ilişkin bölümü ve zor kullanma yetkisini Anayasa'ya aykırı bulmadı. İptallerin yürürlüğe girmesi dokuz ay ertelendi (AYM, E.2020/30, K.2023/12, 25.01.2023).
  • 2024: 7499 sayılı Kanun iki hükmü yeniden düzenledi: TMK 409/2'ye bugünkü cümle kondu ve 436/6'ya yerleştirme kararına karşı itiraz yolu eklendi.

Bugün uygulanan kurallar. Resmî sağlık kurulu raporunun alınabilmesi için gerektiğinde kişinin vücudundan kan veya benzeri biyolojik örneklerle kıl, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilir, gerekli tıbbi müdahaleler yapılabilir ve kişi hekim ön raporu üzerine en fazla yirmi gün süreyle sağlık kuruluşuna yerleştirilebilir. Yerleştirme kararı derhâl ilgiliye ve yakınlarına bildirilir; ilgili veya yakınları bildirimden itibaren on gün içinde denetim makamına, yani asliye hukuk mahkemesine itiraz edebilir. İtiraz kararın icrasını durdurmaz ve ivedilikle karara bağlanır (TMK 436/6). Kararların icrası için gerektiğinde ilgili kişi hakkında zor kullanılabilir ve sağlık görevlilerinden tıbbi yardım alınabilir (TMK 436/7).

Yargıtay uygulaması. Bir dosyada sulh hukuk mahkemesi, kısıtlı adayının sağlık kuruluşunca gerekli görülürse en fazla yirmi gün gözlem altında tutularak rapor alınmasına ara karar vermiş; bu karara yapılan itiraz denetim makamınca reddedilmiştir. Kısıtlı adayının sonradan yargılamanın yenilenmesi ve istinaf yollarına başvurması sonuç vermemiş, ilk derece mahkemesi denetim makamının itiraz üzerine verdiği kararın TMK 488 uyarınca kesin olduğunu belirtmiş ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi temyiz dilekçesinin reddine ilişkin ek kararı onamıştır (Yargıtay 2. HD, 07.02.2024, E. 2024/586, K. 2024/626; Yargıtay 2. HD, 24.06.2024, E. 2024/4437, K. 2024/4713). Başka bir dosyada kısıtlı adayının Adli Tıp Kurumunun verdiği randevu tarihinde gözlem ihtisas dairesine zorla sevki yönündeki ara karara karşı istinaf başvurusu, ara kararın istinafa tabi olmadığı gerekçesiyle reddedilmiş; Yargıtay bu dosyada bölge adliye mahkemesinin kararının kesin olduğunu belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 30.09.2024, E. 2024/7006, K. 2024/6565).

Kim Bildirir? Boşanma ve Diğer Davalarda Tarafın Akıl Sağlığı (TMK 405/2)

Bildirim yükümlülüğü. Görevlerini yaparken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumu öğrenen idari makamlar, noterler ve mahkemeler bunu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadır (TMK 405/2). Küçüklere ilişkin TMK 404/2'den farklı olarak bu fıkrada nüfus memurları ayrıca sayılmamıştır. Vesayet dosyaları yakınların başvurusu yanında kurumların ihbarıyla da açılır; Yargıtay'ın 2025'te incelediği bir dosyada ihbar eden sıfatıyla bir Cumhuriyet başsavcılığı ile bir asliye hukuk mahkemesi yer almaktadır (Yargıtay 2. HD, 25.12.2025, E. 2025/9406, K. 2025/12025).

Dava ehliyeti dava şartıdır. Bir davada taraflardan birinin akıl sağlığı tartışmalıysa sorun vesayetle sınırlı kalmaz: tarafların dava ehliyetine sahip olması dava şartıdır (HMK 114/1-d) ve mahkeme bunu davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır (HMK 115/1). HMK 56/1'e göre taraflardan birinin vesayet altına alınması talebi mahkemece uygun bulunur ya da gerekli görülürse, bu konuda kesin karar verilinceye kadar yargılama ertelenebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025'te, psikiyatrik tedavi gördüğü anlaşılan eş hakkında tanık beyanları ve tedavi belgeleriyle yetinilerek boşanma kararı verilmesini bozmuş; vesayetin gerekip gerekmediğinin ön sorun yapılarak Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını, gerekirse TMK 462/8 uyarınca işlem yapılmasını ve sonucun beklenmesini istemiştir (Yargıtay 2. HD, 13.03.2025, E. 2024/6456, K. 2025/2707; aynı yönde Yargıtay 2. HD, 10.01.2017, E. 2016/25338, K. 2017/200). Akıl hastalığı sebebiyle boşanmanın şartları için akıl hastalığı nedeniyle boşanma davası rehberine bakabilirsiniz.

Ciddi ve inandırıcı delil şartı. Bu araştırma, karşı tarafın iddiasıyla kendiliğinden başlayan bir akıl sağlığı muayenesi değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2019'da, kişinin ruhsal rahatsızlığını gösteren ciddi ve inandırıcı bir delil bulunmayan bir boşanma dosyasında vesayet araştırması yapılmasına gerek olmadığına ilişkin direnme kararını yerinde bulmuş; somut delillerle desteklenmeyen bir akıl sağlığı incelemesinin doğrudan kişi üzerinde yapılacağını ve kişilik haklarını ihlal edeceğini vurgulamıştır (Yargıtay HGK, 19.09.2019, E. 2017/2421, K. 2019/919).

Kısıtlılık sona ermiş olabilir. Tersi de mümkündür: kısıtlı olan tarafın güncel durumda fiil ehliyetine sahip olduğu anlaşılırsa davaya bakan mahkeme bunu kendisi karara bağlamaz; vesayet makamına ihbarda bulunur ve kısıtlılığın devam edip etmeyeceğinin orada açıklığa kavuşmasını bekler (Yargıtay 2. HD, 01.12.2021, E. 2021/9094, K. 2021/9026).

Vasi dava açarken izin alır. Kısıtlı adına dava açmak, sulh olmak veya tahkim yoluna gitmek, acele hâllerde vasinin geçici önlem alma yetkisi saklı kalmak üzere vesayet makamının iznine bağlıdır (TMK 462/8). İzin belgesi dava veya cevap dilekçesiyle verilir; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mahkeme eksikliğin giderilmesi şartıyla işlem yapılmasına izin verebilir (HMK 54).

Kısıtlama Kararının İlanı ve Kısıtlının Yaptığı İşlemler (TMK 410)

Kısıtlama kararının üçüncü kişilere karşı ne zaman sonuç doğuracağını TMK 410 belirler:

⚖️Yasal Düzenleme
Madde 410 — Kısıtlama kararı, kesinleşince hemen kısıtlının yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilân olunur.
Kısıtlama, iyiniyetli üçüncü kişileri ilândan önce etkilemez.
Ayırt etme gücüne sahip olmamanın sonuçlarına ilişkin hükümler saklıdır.

İlan ve nüfus kaydı. Kısıtlamaya ve vasi atanmasına, kısıtlı velayet altında bırakılmışsa buna ilişkin karar da kısıtlının yerleşim yerinde ve nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan olunur (TMK 421/2); yerleşim yeri değişirse kısıtlama yeni yerleşim yerinde de ilan edilir (TMK 412/2). Ayrıca mahkeme yazı işleri müdürü, aile kütüğüne tescil gerektiren kararları kesinleşmeden itibaren on gün içinde nüfus müdürlüğüne bildirir (5490 s.K. m. 55); velayete ve vesayete ilişkin bilgiler aile kütüğünde elektronik ortamda tutulur (5490 s.K. m. 7/1-ı).

İyiniyetli üçüncü kişiler. Kısıtlama, iyiniyetli üçüncü kişileri ilandan önce etkilemez (TMK 410/2). Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, savurganlık nedeniyle kısıtlanan borçlunun kısıtlama kararından sonra düzenlediği bono için başlatılan takipte, karar ilan edilmediğinden ve ayırt etme gücüyle ilgili olmadığından kısıtlamanın iyiniyetli alacaklıyı bağlamadığına hükmetmiştir (Yargıtay 12. HD, 11.05.2015, E. 2015/11249, K. 2015/13095). İlan edilmiş bir kısıtlamadan sonra düzenlenen bononun kısıtlıyı bağlamadığına ilişkin ilk derece kararı ise Yargıtay'ca onanmıştır (Yargıtay 19. HD, 27.09.2011, E. 2011/2066, K. 2011/11477).

Ayırt etme gücü yoksa ilan belirleyici değildir. Ayırt etme gücüne sahip olmamanın sonuçlarına ilişkin hükümler saklıdır (TMK 410/3): ayırt etme gücü bulunmayan kişinin fiilleri, kısıtlama ilan edilmiş olsun olmasın, hukuki sonuç doğurmaz (TMK 15). Ayırt etme gücü bulunmadığı için kısıtlanan kişinin taşınmazını satın alan davalının, kısıtlamanın ilan edilmediğini ve tapu kaydına güvendiğini savunduğu davada ilk derece mahkemesi satışı TMK 14, 15 ve 16 uyarınca geçersiz saymış, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi kararı onamıştır (Yargıtay 1. HD, 07.04.2011, E. 2011/2589, K. 2011/4018).

Kısıtlama kararından önceki işlemler. Karardan önce yapılan işlemler bakımından belirleyici olan, işlem anında kişinin ayırt etme gücüne sahip olup olmadığıdır (TMK 15). Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, ayırt etme gücüne sahip olup kendi isteğiyle kısıtlanan kişinin vesayet davası sürerken imzaladığı şirket sözleşmesini, yalnız vesayet davasının daha önce açılmış olmasına dayanarak geçersiz sayan kararı bozmuş ve kısıtlama kararının üçüncü kişiler yönünden sonuç doğurabilmesi için ilanı gerektiğini vurgulamıştır (Yargıtay 11. HD, 08.04.2014, E. 2013/17406, K. 2014/6850). Buna karşılık kişinin işlem veya tebliğ tarihinde vesayeti gerektiren bir akıl zayıflığı bulunduğu sonradan anlaşılırsa sonuç değişebilir: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, doğuştan akıl zayıflığı bulunan ve sonradan kısıtlanan kadına bizzat yapılan boşanma kararı tebliğini usulsüz saymış ve kararın kesinleşmediğini kabul etmiştir (Yargıtay 2. HD, 30.09.2025, E. 2025/7038, K. 2025/8076).

Vasi Kim Olur, Karara Nasıl İtiraz Edilir, Kısıtlama Nasıl Kaldırılır?

Görevli ve yetkili mahkeme. Kısıtlama ve vasi atanması istemi, kısıtlanması istenen kişinin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesinde görülür (TMK 397, 411; HMK 383). Vesayet işleri aile mahkemesinin görevi dışındadır; ayrıntı için TMK 396-403 şerhine bakabilirsiniz.

Vasi kim olur? Vesayet makamı, haklı sebepler engel olmadıkça öncelikle kısıtlının eşini veya yakın hısımlarından birini, vasilik koşullarına sahip olmaları kaydıyla atar; yerleşim yerlerinin yakınlığı ve kişisel ilişkiler gözetilir (TMK 414). Kısıtlanacak kişinin ya da ana veya babasının gösterdiği kimse, haklı sebep yoksa vasi atanır (TMK 415). Kısıtlılar ve menfaati kısıtlının menfaatiyle önemli ölçüde çatışanlar vasi olamaz (TMK 418). Kısıtlanan ergin çocuklar ise kural olarak vesayet altına alınmayıp velayet altında bırakılır (TMK 419/3). Vasi kural olarak iki yıl için atanır ve bu süre ikişer yıl uzatılabilir (TMK 456); Yargıtay'a göre bu süre vasinin görevine ilişkindir, kısıtlamanın süreli olduğu anlamına gelmez (Yargıtay 8. HD, 17.05.2021, E. 2021/949, K. 2021/4033).

Kanun yolu. Kısıtlama veya talebin reddi kararına karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir (HMK 345). Vesayet işleri çekişmesiz yargı işi olduğundan bölge adliye mahkemesinin kararı kesindir ve temyiz edilemez (HMK 362/1-ç); Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bunu 2024 ve 2026 tarihli kararlarında açıkça belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 30.09.2024, E. 2024/7006, K. 2024/6565; Yargıtay 2. HD, 29.06.2026, E. 2026/6245, K. 2026/7326). Vasinin şahsına veya vesayetin yürütülmesine ilişkin kararlara karşı ise tebliğden itibaren on gün içinde denetim makamına itiraz edilir ve denetim makamının kararı kesindir (TMK 488).

Kesinleşme şerhi. Karar kesinleşince bu durum ilamın altına veya arkasına yazılır, tarih ve mahkeme mührü konularak hâkim tarafından imzalanır (HMK 302/4). Kanun yollarından geçerek kesinleşen kararlarda kesinleşme kaydını da ilk derece mahkemesi yapar (HMK 302/5). Vasi, bankalar ve tapu gibi kurumlarda kullanacağı kesinleşme şerhli karar örneğini kararı veren sulh hukuk mahkemesinden alır.

Kısıtlamanın kaldırılması. Kısıtlı ve ilgililerden her biri vesayetin kaldırılmasını isteyebilir (TMK 472/3). Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlanan kişi için özel bir şart vardır:

⚖️Yasal Düzenleme
Madde 474 — Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı yüzünden kısıtlanmış olan kişi üzerindeki vesayetin kaldırılmasına, ancak kısıtlama sebebinin ortadan kalkmış olduğunun resmî sağlık kurulu raporu ile belirlenmesi hâlinde karar verilebilir.

Kısıtlama ilan edilmişse kaldırılması da ilan olunur; ancak fiil ehliyetinin yeniden kazanılması ilanın yapılmasına bağlı değildir (TMK 473). Yargıtay, savurganlık nedeniyle kısıtlanan kişinin kısıtlılığı kaldırılırken dosyaya Alzheimer hastalığına ilişkin bilgi gelmişse, kişinin tam teşekküllü resmî sağlık kuruluna sevk edilerek TMK 405 yönünden rapor alınmadan kısıtlılığın kaldırılamayacağını belirtmiştir (Yargıtay 8. HD, 14.01.2019, E. 2018/15143, K. 2019/277). Kaldırma talebinde Adli Tıp Kurumu raporunda karşı görüş bulunan dosyada ise üst kuruldan yeniden rapor alınması istenmiştir (Yargıtay 2. HD, 11.10.2023, E. 2023/6570, K. 2023/4701).

TMK 405 Yargıtay kararları

Bu bölümde, maddenin uygulamada nasıl yorumlandığını gösteren 18 Yargıtay kararı yer alıyor. Kararların tamamı resmî tam metinleri okunarak seçildi ve konularına göre gruplandı; Hukuk Genel Kurulu kararları bulundukları grubun başında yer alır. Künyeye tıklayarak kararın tam metnine ulaşabilirsiniz.

Karar seçimi hakkında

Sayfaya 18 Yargıtay ve 1 Anayasa Mahkemesi kararı kart olarak alınmıştır: kısıtlamanın şartları ve kamu düzeni (8. Hukuk Dairesinin 2020 tarihli iki kararı), resmî sağlık kurulu raporu (2. Hukuk Dairesinin 2022, 2023 ve 2025, 8. Hukuk Dairesinin 2018 ve 2019 tarihli kararları), dinleme, gözlem ve kanun yolu (8. Hukuk Dairesi 2018, 2. Hukuk Dairesi 2024), başka davalarda akıl sağlığı ve bildirim (Hukuk Genel Kurulunun 2019, 2. Hukuk Dairesinin 2021 ve 2025 tarihli iki kararı), ilan ve kısıtlının işlemleri (1. ve 19. Hukuk Dairelerinin 2011, 11. Hukuk Dairesinin 2014, 12. Hukuk Dairesinin 2015 tarihli kararları) ve kısıtlamanın kaldırılması (8. Hukuk Dairesi 2019). Kararların tamamı tam metinden okunmuş ve OY BİRLİĞİYLE verilmiştir. ATIF NOTLARI: 1. ve 19. Hukuk Dairelerinin 2011 tarihli kararları onama kararlarıdır, gerekçe ilk derece mahkemesine aittir. 2. Hukuk Dairesinin 06.06.2022 tarihli kararı sonuca etkili olmayan kanun yararına bozmadır. 11. ve 12. Hukuk Dairelerinin kararları TMK 408 ve 406'ya dayanan kısıtlamalara ilişkindir; TMK 410 bütün kısıtlama kararlarına uygulandığı için alınmıştır. Sağlık bilgileri genel ifadelerle, kişi, yer ve kurum bilgileri aktarılmadan verilmiştir.

Kısıtlamanın şartları ve kamu düzeni

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi

Kısıtlama sebepleri kanunda sınırlı sayılmıştır; akıl hastalığı veya akıl zayıflığına dayalı kısıtlama için tek hekim raporu yetmez, resmî sağlık kurulu raporu alınmalıdır; kamu düzeni nedeniyle karardan sonraki feragat geçersizdir

Olay: Ebeveynlerden biri, psikiyatrik tanıyla tedavi gören ergin kızının kısıtlanmasını istemiştir. Sulh hukuk mahkemesi tek hekim raporuna dayanarak kızın kısıtlanmasına ve annesinin velayeti altında bırakılmasına karar vermiş, karar başvuran tarafından temyiz edilmiştir.

Karar: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, kısıtlamayı gerektiren hâllerin kanunda tahdidi olarak sayıldığını, akıl hastalığı veya akıl zayıflığına dayalı kısıtlama için TMK 409/2 uyarınca resmî sağlık kurulu raporu alınmasının zorunlu olduğunu belirtmiştir. Vesayete ilişkin davaların kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle mahkeme kararından sonra verilen feragat beyanının geçerli olmadığını, kişinin tam teşekküllü bir devlet hastanesine sevk edilerek kurul raporu alınması gerekirken tek hekim raporuyla karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek hükmü oy birliğiyle bozmuştur.

“Kısıtlanmayı gerektiren haller kanunda tahdidi olarak sayılmış olup ergin bir kişi hakkında kısıtlama kararı verilerek, kendisine vasi atanabilmesi için, Türk Medenî Kanunu'nun 405-408. maddelerinde öngörülen kısıtlama sebeplerinden birinin varlığı gerekir.”

Ne anlama geliyor?

Kısıtlama için kurul raporu şarttır; vesayet davasında karardan sonra feragat sonuç doğurmaz.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir; dosya HMK geçici 3. madde uyarınca eski temyiz usulüne tabidir. Kişi ve sağlık bilgileri aktarılmamıştır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi

Sağlık kurulu raporu akıl hastalığı yönünden kısıtlamayı gerektirmese de dilekçede savurganlık ve malvarlığının kötü yönetimi ileri sürülmüşse mahkeme TMK 406 yönünden re'sen araştırma yapmalıdır

Olay: Taşınmazlarını satmaya çalıştığı ve gelirlerini israf ettiği ileri sürülen kişinin akıl sağlığı ve malvarlığını kötü yönetmesi nedeniyle kısıtlanması istenmiş; mahkeme yalnız akıl sağlığına ilişkin sağlık kurulu raporuna dayanarak talebi reddetmiştir.

Karar: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, TMK 405 yönünden verilen ret kararına yönelik itirazları yerinde görmemiştir. Ancak vesayete ilişkin davaların kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle re'sen araştırmayı gerektirdiğini, dilekçede ileri sürülen savurganlık ve malvarlığını kötü yönetme iddiaları hakkında TMK 406 uyarınca hiçbir araştırma yapılmadığını belirterek hükmü bu yönden oy birliğiyle bozmuştur.

“Vesayete ilişkin davalar kamu düzenini ilgilendirmesi sebebiyle re'sen araştırmayı gerektirdiğinden; mahkemece, dava dilekçesinde davacının bildirdiği hususlar araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.”

Ne anlama geliyor?

Rapor olumsuz çıksa bile dilekçedeki diğer kısıtlama sebepleri ayrıca incelenir.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir. Aynı yönde: 8. HD 13.02.2018, E. 2017/8214, K. 2018/2114 ve 8. HD 19.03.2019, E. 2018/11560, K. 2019/2900. Kişi bilgileri aktarılmamıştır.

Resmî sağlık kurulu raporu

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlama tek hekim raporuna dayandırılamaz; resmî sağlık kurulu raporu alınmadan verilen karar kanun yararına bozulur

Olay: Bir kişi, annesinin unutkanlık hastalığı bulunduğunu ve kendi işlerini yürütemediğini ileri sürerek annesinin vesayet altına alınmasını ve kendisinin vasi atanmasını istemiştir. Sulh hukuk mahkemesi bir hastanede tek hekimin düzenlediği rapora dayanarak kısıtlamaya karar vermiş, karar istinaf edilmeden kesinleşmiştir. Adalet Bakanlığı kanun yararına temyiz yoluna başvurmuştur.

Karar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, TMK 405 ile 409/2'yi aktararak mahkemece resmî sağlık kurulu raporu aldırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken tek hekimin düzenlediği rapora göre davanın kabul edilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu belirtmiş ve HMK 363'e dayanan kanun yararına bozma istemini oy birliğiyle kabul etmiştir.

“mahkemece resmi sağlık kurulu raporu aldırılıp sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile tek hekim tarafından düzenlenmiş rapora göre davanın kabul edilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.”

Ne anlama geliyor?

Tek doktor raporuyla kısıtlama yapılamaz; bu hata kanun yararına bozma konusu da olur.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir. Bozma kanun yararına ve sonuca etkili olmamak üzere yapıldığından somut dosyadaki kısıtlama kararı ortadan kalkmamıştır. Kişi bilgileri aktarılmamıştır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi

Resmî sağlık kurulu raporu yalnız kısıtlama kararı için değil, akıl hastalığı veya akıl zayıflığına dayanan kısıtlama talebinin reddi için de şarttır

Olay: Kısıtlı adayının akıl sağlığının tespiti için rapor alınarak karar verilmesi istenmiş; sulh hukuk mahkemesi rapor aldırmadan talebi reddetmiştir.

Karar: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, vesayete ilişkin hükümlerin kamu düzeninden olduğunu ve mahkemenin re'sen araştırma yapması gerektiğini, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlamaya ve bu taleplerin reddine ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilebileceğini belirtmiştir. İlgilinin tam teşekküllü resmî sağlık kuruluna sevk edilerek rapor alınması gerekirken rapor aldırılmadan talebin reddedilmesini doğru bulmayarak hükmü oy birliğiyle bozmuştur.

“Vesayete ilişkin hükümler kamu düzeninden olduğundan ve Mahkemece resen araştırma yapılmasını gerektirdiğinden, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlamaya ve bu taleplerin reddine ancak resmi sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir.”

Ne anlama geliyor?

Mahkeme talebi reddedecekse de önce kurul raporu almak zorundadır.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir. Kişi bilgileri aktarılmamıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Biri vesayeti gerektiren hastalık bulunmadığını, diğeri vasi atanması gerektiğini bildiren iki sağlık kurulu raporu arasındaki çelişki Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak giderilmeden kısıtlama kararı verilemez; gerekçeli karar kısıtlı adayına da tebliğ edilmelidir

Olay: Bir Cumhuriyet başsavcılığı ile bir asliye hukuk mahkemesinin ihbarı üzerine açılan vesayet dosyasında sulh hukuk mahkemesi, bozma sonrası kişinin TMK 405 uyarınca kısıtlanmasına karar vermiştir. Dosyada farklı yıllarda alınmış, biri vesayeti gerektiren bir hastalık saptanmadığını, diğeri psikiyatrik bir tanıyla vasi atanması gerektiğini bildiren iki rapor bulunmaktadır. Gerekçeli karar kısıtlı adayına tebliğ edilmemiş, mahkeme kısıtlı adayının kanun yolu başvurusunu süreden reddetmiştir.

Karar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, gerekçeli karar kısıtlı adayına tebliğ edilmediği için başvurunun süreden reddine ilişkin ek kararı ortadan kaldırmıştır. Esas yönünden vesayet hükümlerinin kamu düzenine ilişkin olduğunu, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu belirtmiş; varsa kısıtlı adayının tedavi kayıtları da getirilerek Adli Tıp Kurumunun ilgili ihtisas dairesinden rapor alınması gerektiği gerekçesiyle hükmü oy birliğiyle bozmuştur.

Karardan alıntı (aç)

“O halde, Mahkemece, varsa kısıtlı adayının tedavi gördüğü hastane kayıtları da getirtilip iki sağlık kurulu raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden rapor aldırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi yerine, çelişki giderilmeden eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.”

Ne anlama geliyor?

Raporlar çelişiyorsa Adli Tıp Kurumu devreye girer; karar kısıtlı adayına tebliğ edilmeden kanun yolu süresi işlemez.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir. Kişi, yer ve kurum bilgileri aktarılmamıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Kısıtlılığın kaldırılması isteminde, kısıtlama kararına dayanak Adli Tıp Kurumu raporunda kurul üyelerinden birinin karşı görüşü bulunuyorsa Kurumun ilgili üst kurulundan yeniden rapor alınmalıdır

Olay: Akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanan kişi, hakkındaki raporların hileli biçimde alındığını ileri sürerek kısıtlılığın ve vasinin görevinin kaldırılmasını istemiştir. Kısıtlamaya dayanak Adli Tıp Kurumu raporunda muhalif bir üyenin karşı oy yazısı bulunmaktadır. Yargıtay aynı dosyada 2016'da, duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilmesini hukuki dinlenilme hakkının ihlali sayarak bozma kararı vermişti; bozma sonrası mahkeme talebi reddetmiştir.

Karar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, vasi adaylarının ve mevcut vasinin beyanları, kısıtlının iddiaları, raporda yer alan karşı oy yazısı ve kısıtlının geçmişinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiş; kişinin akıl sağlığı konusunda Adli Tıp Kurumunun ilgili üst kurulundan yeniden rapor alınmadan verilen ret kararını oy birliğiyle bozmuştur.

“Adli Tıp Kurumu'nun ilgili üst kurulundan bozma ilamı doğrultusunda yeniden rapor alınması ve bu rapor sonucu ile tüm dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler bir arada değerlendirilerek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken”

Ne anlama geliyor?

Kısıtlı da kısıtlamanın kaldırılmasını isteyebilir; tartışmalı raporlar üst kurulda yeniden incelenir.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir; kısıtlının karar düzeltme istemi 2. HD 05.06.2024, E. 2024/3396, K. 2024/4250 ile reddedilmiştir. Kararda anılan Adli Tıp Kanunu hükmü sonradan mülga olduğundan aktarılmamıştır. Kişi ve yer bilgileri aktarılmamıştır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi

Bir rapor kısıtlamayı gerektiren durum olmadığını, diğeri vesayet gerekmemekle birlikte bir müşavir atanmasını önerdiğinde çelişki Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak giderilmeli; malvarlığının kötü yönetimi iddiası da "çoğun içinde az da vardır" kuralı gözetilerek incelenmelidir

Olay: Bir kişi, yaşlı annesinin algılama yeteneğini kaybettiğini, taşınmazlarını satmakta olduğunu ve işlerini göremediğini ileri sürerek kısıtlanmasını istemiştir. Bozmadan önce alınan rapor kısıtlamayı gerektiren bir durum olmadığını, bozmadan sonra alınan rapor ise vesayeti gerektiren düzeyde bir hastalık bulunmadığını ancak bilgi eksikliği ve güncel değerlere uyum güçlüğü nedeniyle bir müşavir atanmasının uygun olacağını bildirmiş; mahkeme talebi yeniden reddetmiştir.

Karar: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, raporlar arasında çelişki oluştuğunu ve bu çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu, ayrıca bozma kararına uyulduğu hâlde TMK 406 yönünden araştırma yapılmadığını belirtmiştir. Çelişkinin Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak giderilmesi, tapu kayıtları ve tasarruflar incelenerek TMK 406'ya dayanan talep hakkında "çoğun içinde az da vardır" kuralı da gözetilerek karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmü bu yönden oy birliğiyle bozmuştur.

“Bu durumda bozma öncesi ve sonrası dosyaya ibraz edilen raporlar arasında çelişki oluşmuş ve Mahkemece bu çelişki giderilmeden hüküm tesis edilmiştir.”

Ne anlama geliyor?

Rapor vasi gerekmediğini ama destek gerektiğini söylüyorsa yasal danışman gibi daha hafif önlemler de değerlendirilir.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir; bozma TMK 406'ya dayanan talebin reddine ilişkin bölümle sınırlıdır, diğer temyiz itirazları reddedilmiştir. Kişi ve yer bilgileri aktarılmamıştır.

Dinleme, gözlem ve kanun yolu

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi

Sağlık kurulu raporu kişinin hâkim tarafından dinlenmesinde yarar olduğunu bildirmişse kısıtlanması istenen kişi mahkemede dinlenmeli, bu mümkün değilse hâkim onu bulunduğu yerde bizzat dinlemelidir

Olay: Yakınları, yatağa bağlı ve ağır hasta olduğunu ileri sürdükleri kişiye vasi atanmasını istemiştir. Sağlık kurulu raporu kişinin akli dengesinin yeterli olduğunu, işlerini görmekte fiziksel kısıtlılıklar nedeniyle zorlandığını, psikiyatrik açıdan vasi atanmasının gerekmediğini ve hâkimlikçe dinlenmesinde yarar bulunduğunu bildirmiş; mahkeme kişiyi dinlemeden talebi reddetmiştir.

Karar: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, raporun içeriği karşısında mahkemenin öncelikle kısıtlanması istenen kişinin beyanını alması, kişiyi mahkemede hazır ederek dinlemesi, bu mümkün değilse bulunduğu yerde bizzat beyanını alması ve sonucuna göre karar vermesi gerektiğini belirterek eksik araştırmayla verilen ret kararını oy birliğiyle bozmuştur.

“ilgilinin mahkemede hazır edilerek dinlenmesi, mümkün değil ise hakimlikçe bizzat bulunduğu yerde beyanının alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile davanın reddi doğru görülmemiştir.”

Ne anlama geliyor?

Mahkemeye gelemeyen kısıtlı adayı gerekirse bulunduğu yerde hâkim tarafından dinlenir.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir. Kişi ve kurum bilgileri aktarılmamıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Vesayet işleri çekişmesiz yargı işidir; vasi atanması talebine konu davada bölge adliye mahkemesinin verdiği karar kesindir ve temyiz edilemez

Olay: Sulh hukuk mahkemesi, kısıtlı adayının Adli Tıp Kurumunun verdiği randevu tarihinde gözlem ihtisas dairesine zorla sevkinin sağlanmasına ara karar vermiştir. Kısıtlı adayının istinaf başvurusu ara kararın istinafa tabi olmadığı gerekçesiyle reddedilmiş, bölge adliye mahkemesi bu ret kararına yönelik başvuruyu esastan reddetmiş ve kendi kararına karşı verilen temyiz dilekçesini kesinlik nedeniyle reddetmiştir.

Karar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, HMK 362/1'in (b) ve (ç) bentlerini aktararak sulh hukuk mahkemesinin görevine giren davalarla ilgili kararların ve çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararların temyiz edilemeyeceğini, vesayet işlerinin çekişmesiz yargı işlerinden olduğunu belirtmiş ve temyiz dilekçesinin reddine ilişkin ek kararı oy birliğiyle onamıştır.

“Bu itibarla, vasi atanması talebine konu davada Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar kesindir.”

Ne anlama geliyor?

Vesayet davasında istinaf son duraktır; zorla muayeneye sevk gibi ara kararlar ayrıca istinaf edilemez.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir. Karar metninde vesayet işlerinin HMK 382/2'nin (a) bendinin 19. alt bendinde sayıldığı yazılmışsa da ilgili hüküm (b) bendinin 19. alt bendidir. Aynı yönde: 2. HD 29.06.2026, E. 2026/6245, K. 2026/7326. Kişi ve yer bilgileri aktarılmamıştır.

Başka davalarda akıl sağlığı ve bildirim

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Boşanma davasında taraflardan birinin psikiyatrik tedavi gördüğü anlaşılıyorsa tanık beyanları ve tedavi belgeleri taraf ehliyetini belirlemeye yetmez; vesayet ön sorun sayılarak Adli Tıp Kurumundan rapor alınmalı ve sonucu beklenmelidir

Olay: Boşanma davasında erkeğin geçmişte psikiyatrik tanılarla ilaç kullandığına dair raporlar ile daha önce hakkında açılan ve vasi atanmasına gerek görülmeyerek reddedilen bir vesayet dosyası bulunmaktadır. İlk derece mahkemesi yeni rapor almadan boşanmaya karar vermiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Karar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, taraf ve dava ehliyetinin kamu düzenine ilişkin bir dava şartı olduğunu ve mahkemece her aşamada kendiliğinden araştırılacağını belirtmiştir. Dinlenen tanıkların beyanlarının ve dosyadaki tedavi belgelerinin ehliyeti belirlemeye yetmediğini, TMK 405 ve HMK 56/1 uyarınca vesayetin gerekip gerekmediğinin ön sorun sayılarak Adli Tıp Kurumu Dördüncü İhtisas Kurulundan rapor alınması, gerekirse TMK 462/8 uyarınca işlem yapılması ve sonucun beklenmesi gerektiğini belirterek bölge adliye mahkemesi kararını kaldırmış ve ilk derece kararını oy birliğiyle bozmuştur.

“Dinlenen davalı tanıklarının beyanları ve dosya arasına alınan tedavi evraklarındaki bilgiler davalının taraf ehliyetine sahip olup olmadığı hususunda yeterli değildir.”

Ne anlama geliyor?

Boşanma davasında eşin ehliyeti tartışmalıysa önce vesayet sorunu çözülür, sonra esasa girilir.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir. Karar metninde vesayeti araştırılacak taraf bir yerde davacı, diğer yerlerde davalı erkek olarak anılmıştır. Kişi, yer ve kurum bilgileri aktarılmamıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Bir davada taraflardan birinin ruhsal rahatsızlığı ileri sürülse bile bunu gösteren ciddi ve inandırıcı bir delil yoksa vesayet araştırması yapılmaz; somut delile dayanmayan akıl sağlığı incelemesi kişilik haklarını ihlal eder

Olay: Karşılıklı boşanma davasında erkek, kadının ruhsal rahatsızlığı bulunduğunu ileri sürmüştür. Özel Daire, kadının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin ön sorun olarak araştırılması gerektiği gerekçesiyle hükmü bozmuş, yerel mahkeme ise önceki kararında direnmiştir.

Karar: Hukuk Genel Kurulu, TMK 405'in kişi dokunulmazlığına müdahaleyi haklı kılabilecek bir düzenleme olduğunu, ancak somut delillerle desteklenmeyen bir akıl sağlığı incelemesinin bizzat kişi üzerinde yapılacağından kişilik haklarını ihlal edeceğini belirtmiştir. Taraflar arasındaki önceki dosyalarda böyle bir iddianın bulunmadığını ve kadının vücut dokunulmazlığına müdahaleyi gerektirecek ciddi ve inandırıcı bir delil bulunmadığını tespit ederek direnme kararını oy birliğiyle yerinde bulmuş, esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyayı Özel Daireye göndermiştir.

“Somut delillerle desteklenmeden kişinin akıl hastası olup olmadığına yönelik yapılacak bir inceleme ve araştırma bizzat kişi üzerinde yapılacak olduğundan bu haksız müdahale kişilik haklarının ihlali sonucunu doğuracaktır.”

Ne anlama geliyor?

Karşı tarafın 'eşim akıl hastası' demesi tek başına muayene ve vesayet araştırması için yetmez.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir. Kararda aktarılan önceki dosyalara ilişkin olgular ile kişi ve yer bilgileri aktarılmamıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Kısıtlı eşin güncel durumda fiil ehliyetine sahip olduğu Adli Tıp Kurumu raporuyla anlaşılırsa davaya bakan mahkeme vesayet makamına ihbarda bulunmalı, kısıtlılığın devam edip etmeyeceği açıklığa kavuşmadan hüküm kurmamalıdır

Olay: Akıl hastalığına dayalı boşanma davasında vesayet altındaki kadın hakkında alınan Adli Tıp Kurumu raporu, kadında ataklarla seyreden ve arada tam sağlık dönemleri bulunan bir ruhsal rahatsızlık olduğunu, ancak hâlihazır durumuyla fiil ehliyetine sahip olduğunu bildirmiştir. Erkek davayı evlilik birliğinin sarsılmasına dayanarak ıslah etmiş, mahkeme bu sebeple boşanmaya karar vermiştir.

Karar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, rapora göre fiil ehliyetine sahip olduğu bildirilen kadın hakkında vesayet makamına ihbarda bulunulması ve kısıtlılığın devam edip etmeyeceği vesayet makamında açıklığa kavuşturulduktan sonra hüküm kurulması gerektiğini, kısıtlılığı devam eden kadın hakkında bu yapılmadan boşanma hükmü kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek hükmü oy birliğiyle bozmuştur.

“davalı kadın hakkında vesayet makamına ihbarda bulunup, kısıtlılık halinin devam edip etmeyeceği hususunda kadının hukuki durumu vesayet makamında açıklığa kavuşturulduktan sonra eldeki dava yönünden hüküm kurulması gerekirken”

Ne anlama geliyor?

Kısıtlılığın devamı vesayet makamında tartışılır; başka mahkeme bunu kendisi karara bağlamaz.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir; dosya eski temyiz usulüne tabidir. Sağlık bilgileri genel ifadelerle aktarılmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Tebliğ tarihinde vesayet altına alınmasını gerektiren akıl zayıflığı bulunan kişiye yapılan karar tebliği usulsüzdür; karar kesinleşmemiş sayılır ve itiraz yargılamanın yenilenmesi değil istinaf başvurusu olarak değerlendirilir

Olay: Anlaşmalı boşanma kararının gerekçesi, doğuştan akıl zayıflığı bulunan kadına mahkeme kaleminde bizzat tebliğ edilmiş ve karar kesinleştirilmiştir. Kadın, sonradan alınan sağlık kurulu raporuna ve hakkında TMK 405 uyarınca verilen kısıtlama kararına dayanarak protokolü anlamadan kabul ettiğini ileri sürmüş; ilk derece mahkemesi başvuruyu yargılamanın yenilenmesi olarak ele alıp esasa girmiştir.

Karar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, sağlık kurulu raporu ve kısıtlama kararına göre kadının tebliğ tarihinde vesayet altına alınmasını gerektiren akıl zayıflığının bulunduğunu, bu nedenle boşanma kararının usulsüz tebliğle kesinleştirildiğini belirtmiştir. Yargılamanın yenilenmesinin yalnız kesinleşmiş hükümlere karşı istenebileceğini, kesinleşmemiş karara yönelik bu başvurunun istinaf başvurusu olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek bölge adliye mahkemesi kararını oy birliğiyle bozmuştur.

“gerekçeli karar kadına usulsüz olarak tebliğ edilmiş olduğundan henüz kesinleşmemiştir”

Ne anlama geliyor?

Ayırt etme gücü olmayan kişiye yapılan tebligat, kısıtlama kararından önce yapılmış olsa bile süreyi başlatmayabilir.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir. Kişi, yer ve mahkeme bilgileri aktarılmamıştır.

İlan ve kısıtlının işlemleri

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi

Savurganlık nedeniyle verilen kısıtlama kararı ilan edilmemişse kısıtlının karardan sonra düzenlediği bono için iyiniyetli alacaklıya karşı ileri sürülemez; TMK 410/3'teki ayırt etme gücü istisnası bu kısıtlamaya uygulanmaz

Olay: Bono keşidecisinin vasisi, keşidecinin senedin düzenlenmesinden önce savurganlık nedeniyle kısıtlandığını ileri sürerek takibin iptalini istemiş; icra mahkemesi kısıtlının yasal temsilcisinin izni olmadığı gerekçesiyle takibi iptal etmiştir. Yargıtay'ın geri çevirmesi üzerine kısıtlama kararını veren mahkeme, karar için ilan yapılmadığını bildirmiştir.

Karar: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, TMK 410'u aktararak kısıtlama kararının ayırt etme gücüyle ilgili olmadığını, TMK 406 uyarınca savurganlık nedeniyle verildiğini ve ilan edilmediğini belirtmiş; bu nedenle kısıtlamanın iyiniyetli üçüncü kişileri bağlamayacağını ve kısıtlı borçlunun bonodan sorumlu olduğunu kabul ederek takibin iptaline ilişkin kararı oy birliğiyle bozmuştur.

Karardan alıntı (aç)

“O halde, keşideci borçlu hakkındaki kısıtlama kararı, TMK'nun 410/3. maddesinde özel olarak düzenlenen ayırt etme gücü ile ilgili olmayıp, aynı kanunun 406. maddesi gereğince borçlunun savurganlığı nedeniyle verilen bir kısıtlama kararı olduğundan ve 410/1. madde gereğince de kısıtlama kararı ilan edilmediğinden kanunun amir hükmü gereğince iyiniyetli üçüncü kişileri bağlamaz.”

Ne anlama geliyor?

İlan edilmemiş kısıtlama, kısıtlıyla iyiniyetle işlem yapan kişiye karşı ileri sürülemez.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir; kararın aval ve eş rızasına ilişkin bölümü bu sayfanın konusu dışındadır. Kişi ve yer bilgileri aktarılmamıştır.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi

Kısıtlama kararı ilan edildikten sonra kısıtlının düzenlediği bono, kısıtlılık sona ermedikçe kısıtlıyı bağlamaz

Olay: Kısıtlı kişi, hakkında başlatılan takibe konu senedin düzenlendiği tarihte kısıtlı olduğunu ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini istemiş; alacaklı, kişinin ayırt etme gücüne sahip olduğunu savunmuştur.

Karar: İlk derece mahkemesi, bononun düzenlendiği tarihte davacının kısıtlı olduğunu, kısıtlama kararının bu tarihten önce ilan edildiğini ve kısıtlılığın sona ermesine karar verilmediğini belirterek davayı kabul etmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, delillerin takdirinde isabetsizlik görmeyerek hükmü oy birliğiyle onamıştır.

“tanzim tarihinden önce kısıtlama kararının ilan edilmiş olması nedeniyle bononun mutlak olarak kısıtlıyı bağlamadığı”

Ne anlama geliyor?

Kısıtlama ilan edilmişse kısıtlıyla işlem yapan kişi iyiniyetine dayanamaz.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiş bir onama kararıdır; gerekçe ve alıntı ilk derece mahkemesine aittir. Kısıtlama sebebi karar metninde belirtilmemiştir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi

Ayırt etme gücü bulunmadığı için kısıtlanan kişinin kısıtlama kararından sonra yaptığı taşınmaz satışı geçersizdir; alıcının kısıtlamanın ilan edilmediği ve tapu kaydına güvendiği savunması sonucu değiştirmez

Olay: Ayırt etme gücünden yoksun olduğu için kısıtlanan kişinin vasisi, kısıtlamadan sonra yapılan taşınmaz satışının ehliyetsizlik nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir. Alıcı, satış bedelini ödediğini, kısıtlamanın ilan edilmediğini, satıcının ehliyetsiz olmadığını ve tapu kaydına güvenerek iyiniyetle işlem yaptığını savunmuştur.

Karar: İlk derece mahkemesi, davacının ayırt etme gücünün bulunmadığını ve satıştan önce kısıtlandığını belirterek satışın TMK 14, 15 ve 16 uyarınca geçerli kabul edilemeyeceğine hükmetmiş ve davayı kabul etmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, hükmün dayandığı yasal ve hukuki gerekçede isabetsizlik görmeyerek kararı oy birliğiyle onamıştır.

“davacının ayırtetme gücünün bulunmadığı ve satış tarihinden önce kısıtlanmasına karar verildiği”

Ne anlama geliyor?

Ayırt etme gücü olmayan kişiden doğrudan satın alan kişi iyiniyetine dayanamaz.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiş bir onama kararıdır; gerekçe ve alıntı ilk derece mahkemesine aittir. Taşınmaz, tutar ve kişi bilgileri aktarılmamıştır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

Ayırt etme gücüne sahip olup kendi isteğiyle kısıtlanan kişinin vesayet davası sürerken imzaladığı sözleşme, yalnız davanın daha önce açılmış olmasına dayanılarak geçersiz sayılamaz; kısıtlamanın üçüncü kişiler yönünden sonuç doğurması için ilanı gerekir

Olay: Bedensel engelli olup akıl hastalığı bulunmayan ve engelliliği ile deneyimsizliği nedeniyle kendi isteğiyle kısıtlanan kişi adına, vesayet davası sürerken noterde imzaladığı şirket kuruluş sözleşmesinin iptali istenmiştir. Mahkeme, vesayet davasının sözleşmeden önce açılmış olmasını esas alarak kişinin sözleşme ehliyeti bulunmadığına karar vermiştir.

Karar: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, TMK 410/2-3'ü aktararak isteğe bağlı kısıtlama kararının üçüncü kişiler yönünden sonuç doğurabilmesi için ilan edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Kişinin ayırt etme gücüne sahip olduğunu, kısıtlama kararı sözleşmeden sonra verildiği hâlde yalnız vesayet davasının açılma tarihine dayanılarak ehliyetsizlik sonucuna varılamayacağını, ileri sürülen hile iddialarının ise ayrıca incelenmesi gerektiğini belirterek kararı oy birliğiyle bozmuştur.

“isteğe bağlı kısıtlama kararının üçüncü kişiler yönünden sonuç doğurabilmesi için kararın ilan edilmesi gerektiği açıkça hüküm altına alınmıştır.”

Ne anlama geliyor?

Vesayet davası açıldı diye kişinin bütün işlemleri kendiliğinden geçersiz olmaz.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir. Kısıtlama TMK 408'e dayanmaktadır; TMK 410 bütün kısıtlama kararlarına uygulandığı için burada yer verilmiştir. Kişi, yer ve şirket bilgileri aktarılmamıştır.

Kısıtlamanın kaldırılması

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi

Kısıtlılığın kaldırılması sırasında kişinin akıl hastalığına ilişkin bilgiler ortaya çıkmışsa mahkeme re'sen resmî sağlık kurulu raporu almadan kısıtlılığı kaldıramaz

Olay: Savurganlık nedeniyle kısıtlanan kişinin talebi üzerine sulh hukuk mahkemesi, bozma sonrası yaptığı araştırmayla kısıtlılığın kaldırılmasına ek kararla hükmetmiştir. Dosyadaki bir kolluk araştırma tutanağında kişinin Alzheimer hastası olduğu ve ilaç kullandığı bildirilmiştir. Karar vasi tarafından temyiz edilmiştir.

Karar: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, vesayete ilişkin hükümlerin kamu düzeninden olduğunu ve re'sen araştırma gerektirdiğini belirtmiştir. Kısıtlının tam teşekküllü resmî sağlık kuruluna sevk edilip akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlanmasını gerektiren bir durum bulunup bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespit ettirilmesi gerektiğini, bu yapılmadan kısıtlılığın kaldırılmasının doğru olmadığını belirterek ek kararı oy birliğiyle bozmuştur.

Karardan alıntı (aç)

“tam teşekküllü resmi sağlık kuruluna sevk edilerek akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlanmasını gerektirecek bir durumun bulunup bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporu ile tespit ettirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile kısıtlılığın kaldırılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.”

Ne anlama geliyor?

Bir kısıtlama sebebi ortadan kalksa bile yeni bir sebep belirmişse vesayet kaldırılmadan önce araştırılır.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir. Kısıtlının davranışlarına ve ailesine ilişkin ayrıntılar aktarılmamıştır.

TMK 405 Anayasa Mahkemesi kararları

Anayasa Mahkemesi

Rapor alınması için kişinin hekim ön raporu üzerine yirmi güne kadar sağlık kuruluşuna yerleştirilmesine imkân veren, 7196 sayılı Kanunla TMK 409/2'ye eklenen cümle ve 436/6'nın yerleştirmeye ilişkin kısmı, yerleştirme kararına karşı başvuru yolu öngörülmediği için iptal edilmiştir

Olay: 7196 sayılı Kanunun farklı konulara ilişkin çok sayıda hükmü, iptal davası ve bir sulh hukuk mahkemesinin itiraz başvurusuyla Anayasa Mahkemesine taşınmıştır. İncelenen hükümler arasında TMK 409/2'ye eklenen cümle ile TMK 436'ya eklenen 6. ve 7. bentler de bulunmaktadır.

Karar: Anayasa Mahkemesi, bir kimsenin rızası dışında yirmi güne kadar sağlık kuruluşunda tutulmasının kişi özgürlüğünü yoğun biçimde sınırladığını, kuralın belirli olduğunu ve raporun doğru düzenlenmesini sağlamak gibi meşru bir amacı bulunduğunu kabul etmiştir. Ancak hekim ön raporu üzerine yerleştirilen kişinin bu karara karşı başvurabileceği hiçbir yol öngörülmediğini, bu nedenle sınırlamanın orantısız olduğunu belirterek 436/6'nın yerleştirmeye ilişkin kısmını ve aynı gerekçelerle TMK 409/2'ye eklenen cümleyi Anayasa'nın 13. ve 19. maddelerine aykırı bularak oy birliğiyle iptal etmiş, iptallerin yayımdan dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir. Biyolojik örnek alınması ve tıbbi müdahaleye ilişkin bölüm ile zor kullanma yetkisine ilişkin 7. bent Anayasa'ya aykırı bulunmamıştır.

“Kuralda hekim ön raporu üzerine sağlık kuruluşuna yerleştirilen kişinin bu yerleştirme kararına karşı başvurulabileceği herhangi bir yol öngörülmediği gibi bu konuda başvuru imkânı sağlayan başkaca bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır.”

Ne anlama geliyor?

Bugün rapor için verilen zorunlu gözlem kararına karşı on gün içinde denetim makamına itiraz edilebilir.

Not: İlgili iptal ve ret hükümleri oy birliğiyle verilmiştir. Karar aynı Kanunun başka konulara ilişkin hükümlerini de incelemektedir; bu bölümler sayfanın konusu dışındadır. Kanun koyucu 7499 sayılı Kanunla (RG 12.03.2024) TMK 409/2'yi ve 436/6'yı itiraz yolunu da içerecek şekilde yeniden düzenlemiştir.

Anayasa Mahkemesi, 25.01.2023, E. 2020/30, K. 2023/12 · RG 27.06.2023, S. 32234 · tam metin

TMK 405 ile ilgili maddeler

  • TMK m. 396 — Vesayet organları: vesayet makamı, denetim makamı, vasi ve kayyım (TMK 396-403)
  • TMK m. 404 — Küçüklük: velayet altında bulunmayan küçüğe vasi atanması (TMK 404)
  • TMK m. 406 — Savurganlık, kumar, alkol ve kötü yönetim nedeniyle kısıtlama (TMK 406)
  • TMK m. 407 — Cezaevindeki hükümlüye vasi veya kayyım atanması (TMK 407, 471)
  • TMK m. 408 — Kendi isteğiyle kısıtlanma ve vasi atanması: yaşlılık, engellilik, ağır hastalık (TMK 408, 428, 476)
  • TMK m. 13 — Ayırt etme gücü
  • TMK m. 14 — Fiil ehliyetsizliği
  • TMK m. 15 — Ayırt etme gücünün bulunmaması
  • TMK m. 16 — Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar
  • TMK m. 165 — Akıl hastalığı sebebiyle boşanma
  • TMK m. 19 — Yerleşim yeri

Uygulamada dikkat edilecekler

Pratik notlar

  1. 1.Başvurudan önce kişinin tedavi gördüğü hastanelerin kayıtlarını ve varsa önceki raporları toplayın; mahkeme resmî sağlık kurulu raporu alacaktır, tek hekim raporu yetmez.
  2. 2.Dilekçede akıl hastalığının yanında malvarlığının kötü yönetilmesi gibi başka sebepler de varsa bunları somut olaylarla açıkça yazın; mahkeme her sebebi ayrı ayrı araştırır.
  3. 3.Kişi mahkemeye veya muayeneye gelemiyorsa durumu belgeleyin; hâkim onu bulunduğu yerde dinleyebilir, rapor için TMK 436'daki usul uygulanabilir.
  4. 4.Eş veya yakın hısım olarak vasi olmak istiyorsanız bunu başvuruda belirtin; kanun eşe ve yakın hısımlara öncelik tanır.
  5. 5.Hakkında kısıtlama istenen kişiyseniz karar size de tebliğ edilmelidir; tebliğden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurun, bölge adliye mahkemesinin kararı kesindir.
  6. 6.Rapor alınması için verilen gözlem kararına karşı bildirimden itibaren on gün içinde denetim makamına itiraz edilebileceğini unutmayın.
  7. 7.Yaşlı veya hasta bir yakınınızla önemli bir işlem yapacaksanız kısıtlı olup olmadığını ve işlem anındaki ayırt etme gücünü dikkate alın; ayırt etme gücü yoksa iyiniyet korunmaz.
  8. 8.İyileşme hâlinde kısıtlının kendisi de kaldırma isteyebilir; bunun için yeni bir resmî sağlık kurulu raporu gerekir.

Konuyla ilgili yazılar

Sıkça Sorulan Sorular

Kısıtlanması istenen kişinin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine başvurulur; mahkeme ihbar üzerine de harekete geçer. Mahkeme kişiyi resmî bir sağlık kuruluşuna sevk ederek resmî sağlık kurulu raporu alır, gerekirse kişiyi dinler ve TMK 405'teki şartlar varsa kısıtlamaya karar verip vasi atar. Haklı sebep yoksa öncelik eşe veya yakın hısımlara verilir. Karar kesinleşince kısıtlının yerleşim yerinde ve nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan edilir.

Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut bir uyuşmazlık için hukuki görüş yerine geçmez. Madde metni resmî kaynaktan alınmış, kararlar resmî tam metinleri üzerinden özetlenmiştir.