Kısa cevap · TMK 16
TMK 16, sınırlı ehliyetsizlerin rejimini kurar ve üç kural içerir. Birinci kural: ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremezler. İkinci kural — iki istisna: karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rıza gerekli değildir. Üçüncü kural: ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar haksız fiillerinden sorumludurlar. Maddenin mantığı şudur: koruma, kişinin aleyhine sonuç doğuran işlemlere yöneliktir; lehine olan kazanımlar ve kişiliğine bağlı kararlar serbest bırakılmıştır. Bu yönüyle TMK 16, TMK 15'ten köklü biçimde ayrılır: orada rıza dahi işlemi geçerli kılmazken burada rıza işlemi geçerli kılar.
Bu sayfada neler var? (9 bölüm)
Temel kavramlar
- Sınırlı ehliyetsiz
- Ayırt etme gücüne sahip küçük ve kısıtlı. İşlemleri kural olarak yasal temsilcinin rızasına bağlıdır.
- Yasal temsilci
- Küçükte velayeti kullanan ana ve baba veya vasi; kısıtlıda vasi.
- Rıza
- Yasal temsilcinin onayı. Önceden izin veya sonradan onama biçiminde olabilir.
- Borç altına girme
- Kişinin aleyhine yükümlülük doğuran işlem. Maddedeki yasak yalnız bunu hedefler.
- Karşılıksız kazanma
- Kişiye bir karşılık yüklemeyen kazanım; bağış kabulü gibi. Rıza gerekmez.
- Kişiye sıkı sıkıya bağlı hak
- Ancak hak sahibinin kendisi tarafından kullanılabilen hak. Rıza gerekmez.
- Haksız fiil sorumluluğu
- TMK 16/2: ayırt etme gücüne sahip küçük ve kısıtlıların verdikleri zarardan sorumlu olmaları.
- Tam ehliyetsizden farkı
- TMK 15'te rıza dahi işlemi geçerli kılmazken TMK 16'da rıza işlemi geçerli kılar.
- Vesayet makamının izni
- Bazı önemli işlemlerde yasal temsilcinin rızası yanında ayrıca aranan izin.
- Hakkaniyet sorumluluğu
- TBK 65: ayırt etme gücü bulunmayanlar bakımından öngörülen ve TMK 16/2'den ayrı olan sorumluluk.
- Yasal danışmanlık
- TMK 429: kısıtlamaya gerek olmayan hâllerde belirli işlerde danışmanın görüşünün alınması.
- Ergin kılınma
- Küçüğün mahkeme kararıyla ergin sayılması. Bu hâlde TMK 16'daki rıza şartı uygulanmaz.
Bir bakışta TMK 16
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Kim kapsamda | Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar. | TMK m. 16/1 |
| Temel kural | Yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremezler. | TMK m. 16/1 |
| Yasağın kapsamı | Yasak yalnız borç altına girmeye yöneliktir; her işlem için rıza aranmaz. | TMK m. 16/1 |
| Birinci istisna | Karşılıksız kazanmada rıza gerekli değildir. | TMK m. 16/1 |
| İkinci istisna | Kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada rıza gerekli değildir. | TMK m. 16/1 |
| Haksız fiil | Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar haksız fiillerinden sorumludurlar. | TMK m. 16/2 |
| TMK 15'ten farkı | Tam ehliyetsizde rıza dahi işlemi geçerli kılmaz; burada rıza işlemi geçerli kılar. | TMK m. 15; m. 16 |
| Ön şart | Madde ancak ayırt etme gücü varsa uygulanır; yoksa rejim TMK 15'e döner. | TMK m. 13; m. 15 |
| Rızanın zamanı | Rıza önceden izin veya sonradan onama biçiminde verilebilir. | TMK m. 16/1 |
| Ek izin | Bazı önemli işlemlerde yasal temsilcinin rızası yanında vesayet makamının izni de aranır. | Vesayet hükümleri |
| Ergin kılınmanın etkisi | Küçük mahkemece ergin kılınmışsa bu maddedeki rıza şartı uygulanmaz. | TMK m. 12 |
| Ayırt etme gücü bulunmayanın zararı | Hakkaniyet gerektiriyorsa hâkim, ayırt etme gücü bulunmayan kişinin verdiği zararın tamamen veya kısmen giderilmesine karar verir. | TBK m. 65 |
TMK 16 madde metni
Birinci Kitap: Kişiler Hukuku › Birinci Kısım: Gerçek Kişiler · A. Kişilik — III. Fiil ehliyetsizliği — 3. Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar
Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar — Madde 16
- (1)Yasak yalnız "borç altına girme"ye yöneliktir. İki istisna maddede açıkça sayılmıştır; bunlar için rıza aranmaz.Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler. Karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rıza gerekli değildir.
- (2)İşlem ehliyeti ile haksız fiil sorumluluğu birbirinden ayrılmıştır. Sözleşme yapamayan kişi, verdiği zarardan sorumlu olabilir.Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar haksız fiillerinden sorumludurlar.
Kaynak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, mevzuat.gov.tr. Fıkra numaraları okumayı kolaylaştırmak için eklenmiştir.
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Kaynak | Değişiklik |
|---|---|---|
| 22.11.2001 | 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (RG 08.12.2001, S. 24607; yürürlük: 01.01.2002) | Madde, kanunun ilk metninde "A. Kişilik — III. Fiil ehliyetsizliği — 3. Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar" başlığı altında yer aldı ve bugüne kadar hiç değiştirilmedi. Mülga 743 sayılı Kanun döneminde aynı rejim "mümeyyiz küçükler ve mahcurlar" bakımından uygulanıyordu. |
Kural: Rıza Olmadıkça Borç Altına Girilemez
Maddenin ilk cümlesi bir yasak getirir ama bu yasak hedeflidir: ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremezler.
Dikkat: yasak "her işlem" için değil. Madde "işlem yapamazlar" demez; "borç altına giremezler" der. Bu nedenle rıza şartı, kişinin aleyhine yükümlülük doğuran işlemler bakımından işler. Maddenin ikinci cümlesi de bu mantığı teyit eder: kazanç sağlayan işlemler için rıza aranmaz.
Ön şart: ayırt etme gücü. Madde yalnız ayırt etme gücüne sahip küçük ve kısıtlılara uygulanır. Ayırt etme gücü yoksa rejim değişir ve TMK 15 devreye girer: o hâlde fiiller hiç hukuki sonuç doğurmaz ve rıza dahi işlemi geçerli kılmaz (TMK 15). Bu, iki madde arasındaki en köklü farktır.
Yasal temsilci kimdir?
- Küçükte: velayeti kullanan ana ve baba; velayet kaldırılmışsa veya ana baba yoksa vasi.
- Kısıtlıda: vasi.
Rıza nasıl verilir? Madde bir şekil şartı öngörmemiştir. Rıza önceden izin biçiminde verilebileceği gibi sonradan onama biçiminde de olabilir. Uygulamada ispat kolaylığı için yazılı verilmesi tercih edilir. İşlemin kendisi bir şekle tabiyse (örneğin taşınmaz devri), rızanın da o şekle uygun biçimde belgelenmesi beklenir.
Rıza her zaman yeterli mi? Değildir. Vesayet hükümlerinde, önem taşıyan bazı işlemler için yasal temsilcinin rızası yanında ayrıca vesayet makamının izni aranır. Bu nedenle önemli bir işlemde yalnız velinin veya vasinin onayına güvenmek yeterli olmayabilir.
Ergin kılınma rejimi bitirir. Küçük, TMK 12 uyarınca mahkemece ergin kılınmışsa artık bu maddenin kapsamında değildir; işlemlerini tek başına yapar (TMK 12).
İki İstisna: Karşılıksız Kazanma ve Kişiye Sıkı Sıkıya Bağlı Haklar
Maddenin ikinci cümlesi, korumanın sınırını çizer: "Karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rıza gerekli değildir."
1. Karşılıksız kazanma. Kişiye bir karşılık yüklemeyen, yalnız kazanç sağlayan işlemler için rıza aranmaz. Mantık açıktır: koruma, kişinin zarara uğramasına karşıdır; kendisine bir yük getirmeyen kazanımda korunacak bir menfaat yoktur.
Sınır nerede? Kazanım tümüyle karşılıksız olmalıdır. Kazanıma bağlı bir yükümlülük veya yük varsa, artık karşılıksız kazanmadan söz edilemez ve rıza şartı geri döner. Bu nedenle uygulamada sorulacak soru şudur: bu kazanım kişiye herhangi bir borç yüklüyor mu?
2. Kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanılması. Bunlar, niteliği gereği ancak hak sahibinin kendisi tarafından kullanılabilen haklardır. Temsilci eliyle kullanılmaları düşünülemez; bu nedenle rıza şartına bağlanmaları da anlamsız olurdu.
Bu istisna özellikle aile hukukunda önem taşır. Kişinin kendi kişiliğine, bedenine ve statüsüne ilişkin kararları bu kapsamda değerlendirilir. Buna karşılık bir hakkın kişiye sıkı sıkıya bağlı olup olmadığı, ilgili özel hükümlere göre belirlenir; her hak otomatik olarak bu kategoriye girmez. Ayrıca bazı hâllerde kanun, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak için ayrıca yaş veya rıza şartları öngörmüş olabilir; bu özel şartlar TMK 16'daki istisna nedeniyle ortadan kalkmaz.
İstisnaların ortak mantığı. İki istisna da aynı ilkeye dayanır: rıza şartı bir koruma aracıdır, bir engel değildir. Korunacak bir menfaat yoksa (karşılıksız kazanma) veya koruma kişinin kendi iradesinin yerine geçmeyi gerektiriyorsa (kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar), şart uygulanmaz.
Uygulamada kontrol sırası.
- Kişi ayırt etme gücüne sahip mi? Değilse TMK 15 uygulanır.
- İşlem borç altına girme niteliğinde mi? Değilse rıza aranmaz.
- Kazanım tümüyle karşılıksız mı? Öyleyse rıza aranmaz.
- Kullanılan hak kişiye sıkı sıkıya bağlı mı? Öyleyse rıza aranmaz.
- Rıza gerekiyorsa alınmış mı? Ayrıca vesayet makamı izni gerekiyor mu?
İkinci Fıkra: Haksız Fiil Sorumluluğu Ayrıdır
Maddenin ikinci fıkrası kısa ama önemli bir ayrım yapar: "Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar haksız fiillerinden sorumludurlar."
Neden ayrı? Çünkü işlem ehliyeti ile haksız fiil sorumluluğu farklı amaçlara hizmet eder. İşlem ehliyetindeki rıza şartı, kişiyi kendi iradesiyle yükümlülük altına girmekten korur. Haksız fiil sorumluluğu ise zarar görenin korunmasıyla ilgilidir; burada kişinin iradesiyle borçlanması değil, hukuka aykırı davranışı söz konusudur.
Pratik sonuç şaşırtıcı görünür ama tutarlıdır. Ayırt etme gücüne sahip bir küçük:
- Yasal temsilcisinin rızası olmadan kredi sözleşmesi yapamaz;
- Ama verdiği zarardan sorumlu olur.
Aynı şey kısıtlı için de geçerlidir: ayırt etme gücüne sahip bir kısıtlı, sözleşmeyle bağlanmasa bile haksız fiilinden sorumludur.
Ayırt etme gücü yoksa ne olur? TMK 16/2 yalnız ayırt etme gücüne sahip küçük ve kısıtlıları kapsar. Ayırt etme gücü bulunmayanlar bakımından rejim farklıdır ve Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiştir. TBK'nın "Hakkaniyet sorumluluğu" kenar başlıklı 65. maddesi şöyledir: "Hakkaniyet gerektiriyorsa; hâkim, ayırt etme gücü bulunmayan kişinin verdiği zararın, tamamen veya kısmen giderilmesine karar verir."
Yani sistem üç kademelidir:
| Kişi | Sözleşmeyle bağlanma | Zarar sorumluluğu |
|---|---|---|
| Tam ehliyetli | Tek başına | Tam |
| Ayırt etme gücüne sahip küçük / kısıtlı | Yasal temsilcinin rızasıyla | Haksız fiilinden sorumlu (TMK 16/2) |
| Ayırt etme gücü bulunmayan | Hayır; rıza dahi geçerli kılmaz | Hakkaniyet gerektiriyorsa hâkim karar verir (TBK 65) |
Ehliyet bloğunun bütünü. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu yapıyı TMK 9, 10, 13, 14 ve 15'i sırasıyla açıklayarak ortaya koymuş; ayırt etme gücü bulunmayanın işlemlerinin butlan ile malul olduğunu ve bunun mutlak ehliyetsizlik hâli olarak nitelendirilebileceğini belirtmiştir (Yargıtay HGK, 18.06.2025, E. 2024/625, K. 2025/369). TMK 16 ise bu tablonun orta basamağını düzenler.
Son bir hatırlatma: yasal danışmanlık bu madde değildir. TMK 429 uyarınca yasal danışman atanan kişi kısıtlı değildir; ergin ve ayırt etme gücüne sahiptir. Onun ehliyeti yalnız maddede sayılan işler bakımından sınırlanmıştır ve rejim TMK 16 değil TMK 429'dur (TMK 429).
TMK 16 Yargıtay kararları
Bu bölümde, maddenin uygulamada nasıl yorumlandığını gösteren 1 Yargıtay kararı yer alıyor. Kararların tamamı resmî tam metinleri okunarak seçildi ve konularına göre gruplandı; Hukuk Genel Kurulu kararları bulundukları grubun başında yer alır. Künyeye tıklayarak kararın tam metnine ulaşabilirsiniz.
Karar seçimi hakkında
TMK 16, uygulamada genellikle somut işlem türüne ilişkin özel hükümlerle birlikte tartışıldığından, maddenin bütününü konu alan bağımsız bir karar yerine ehliyet bloğunun kademeli yapısını ortaya koyan güncel karar seçilmiştir. Kararın doğrudan TMK 16'yı uygulamadığı kartta açıkça belirtilmiştir. Karar oy birliğiyle alınmıştır. Kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kapsamı, ilgili özel hükümlere göre belirlendiği için burada tek tek sayılmamıştır.
Ehliyet bloğunun sistematiği
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
Ehliyetsizlik rejimi kademelidir: ayırt etme gücü bulunmayanın fiilleri butlan ile maluldür; ayırt etme gücüne sahip küçük ve kısıtlılar ise yasal temsilcinin rızasıyla işlem yapabilir
Olay: İleri yaşta bir kişi adına kullandırılan tüketici kredisinin iptali istemiyle açılan davada, kişinin sözleşme tarihinde ayırt etme gücüne sahip olup olmadığı tartışılmıştır. Sözleşmeden sonra açılan vesayet davasında oğlu vasi atanmış; dava vasi tarafından açılmıştır.
Karar: Kurul, TMK 9'un hak elde etmeyi ve borç altına girmeyi fiil ehliyetine bağladığını, TMK 10'un fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırt etme gücü ile ergin olmayı kabul ettiğini ve TMK 13'ün ayırt etme gücünü tanımladığını belirtmiştir. TMK 14'ün ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyetinin bulunmadığını saydığını; TMK 15'te gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiillerinin hukuki sonuç doğurmayacağının açıklığa kavuşturulduğunu saptamıştır. Temyiz kudretine sahip olmayan kimsenin işlemlerinin hiçbir hukuki hüküm ifade etmeyeceğini, butlan ile malul bulunduğunu ve bunun mutlak ehliyetsizlik hâli olarak nitelendirilebileceğini; düzenlemenin ayırt etme gücü bulunmayan kişiyi korumaya yönelik olduğunu vurgulamıştır. Somut olayda kişinin sözleşme tarihinde ayırt etme kabiliyetini yitirmiş olduğu sonucuna varmış ve direnme kararını uygun bularak sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine oy birliğiyle karar vermiştir.
Karardan alıntı (aç)(kapat)
“Bunun yanında, TMK'nın 14. maddesi ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyetinin bulunmadığını belirttikten sonra aynı Kanun'un 15. maddesinde gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiillerinin hukuki sonuç doğurmayacağı açıklığa kavuşturulmuştur.”
Ne anlama geliyor?
Ehliyetsizlik tek bir rejim değildir; ayırt etme gücü varsa rıza işlemi geçerli kılar, yoksa rıza dahi kılmaz.
Not: Karar OY BİRLİĞİYLE alınmıştır. Karar doğrudan TMK 16'yı uygulamamış; ehliyet bloğunu sistematik biçimde açıklarken ayırt etme gücü bulunmayanlar ile ayırt etme gücüne sahip küçük ve kısıtlılar arasındaki rejim farkını ortaya koymuştur. Bu nedenle bu sayfada, kademeli yapının kaynağı olarak aktarılmıştır. Kararda yer alan kişi ve kurum adları aktarılmamıştır.
TMK 16 ile ilgili maddeler
- TMK m. 8 — Hak ehliyeti
- TMK m. 9 — Fiil ehliyeti: kapsamı
- TMK m. 10 — Fiil ehliyetinin şartları: genel olarak
- TMK m. 12 — Ergin kılınma
- TMK m. 13 — Ayırt etme gücü
- TMK m. 14 — Fiil ehliyetsizliği: genel olarak
- TMK m. 15 — Ayırt etme gücünün bulunmaması
- TMK m. 23 — Vazgeçme ve aşırı sınırlamaya karşı
- TMK m. 429 — Yasal danışmanlık
- TBK m. 65 — Hakkaniyet sorumluluğu
Uygulamada dikkat edilecekler
Pratik notlar
- 1.Önce ayırt etme gücünü kontrol edin: yoksa rejim TMK 16 değil TMK 15'tir.
- 2.Yasağın yalnız "borç altına girme"ye yönelik olduğunu; her işlem için rıza aranmadığını gözetin.
- 3.Karşılıksız kazanmada rıza gerekmediğini; ancak kazanımın tümüyle karşılıksız olması gerektiğini bilin.
- 4.Kazanıma bağlı bir yükümlülük veya yük varsa rıza şartının geri döndüğünü dikkate alın.
- 5.Kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanılmasında rıza aranmadığını belirtin.
- 6.Bir hakkın kişiye sıkı sıkıya bağlı olup olmadığının ilgili özel hükümlere göre belirlendiğini; her hakkın bu kategoriye girmediğini gözetin.
- 7.Kanunun o hak için ayrıca yaş veya rıza şartı öngörmüş olabileceğini; bu özel şartların TMK 16 istisnasıyla kalkmadığını dikkate alın.
- 8.Yasal temsilciyi doğru belirleyin: küçükte velayeti kullanan ana ve baba veya vasi, kısıtlıda vasi.
- 9.Rızanın önceden izin veya sonradan onama biçiminde verilebileceğini; ispat için yazılı alınmasının uygun olduğunu bilin.
- 10.Önemli işlemlerde yasal temsilcinin rızası yanında vesayet makamının izninin de gerekebileceğini kontrol edin.
- 11.Küçük ergin kılınmışsa bu maddedeki rıza şartının uygulanmadığını gözetin.
- 12.İşlem ehliyeti ile haksız fiil sorumluluğunu ayırın: ayırt etme gücüne sahip küçük ve kısıtlılar haksız fiillerinden sorumludur.
- 13.Ayırt etme gücü bulunmayanların zarar sorumluluğunun TMK 16/2'de değil TBK 65'te düzenlendiğini bilin.
- 14.Yasal danışman atanan kişinin kısıtlı sayılmadığını; rejimin TMK 16 değil TMK 429 olduğunu gözetin.
- 15.Karşı taraf olarak işlem yaparken rızayı belgeleyin; aksi hâlde işlemin geçersizliği riskini taşırsınız.
Sıkça Sorulan Sorular
Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut bir uyuşmazlık için hukuki görüş yerine geçmez. Madde metni resmî kaynaktan alınmış, kararlar resmî tam metinleri üzerinden özetlenmiştir.