4721 sayılı Türk Medeni Kanunu · A. Kişilik — II. Fiil ehliyeti — 2. Şartları — d. Ayırt etme gücü

TMK Madde 13: Ayırt Etme Gücü

Birinci Kitap: Kişiler Hukuku › Birinci Kısım: Gerçek Kişiler › A. Kişilik — II. Fiil ehliyeti — 2. Şartları — d. Ayırt etme gücü

Hazırlayan: Av. Murat Aydar1 yüksek mahkeme kararıYürürlükteki metinGüncelleme: 23.09.2026

Kısa cevap · TMK 13

TMK 13, fiil ehliyetinin çekirdek şartını tanımlar ve bunu olumsuz biçimde yapar: yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu Kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir. Cümlenin kuruluşu belirleyicidir: ayırt etme gücü kural, yoksunluk istisnadır; bu nedenle ispat yükü yoksunluğu ileri sürendedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, gücün özünü eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti olarak tanımlar. Maddede sayılan sebepler sınırlı değildir: "bunlara benzer sebeplerden biriyle" ifadesi listeyi açık bırakır. En önemli pratik kural şudur: ayırt etme gücü işlemin yapıldığı ana ve işlemin niteliğine göre değerlendirilir.

Bu sayfada neler var? (9 bölüm)
  1. TMK 13 madde metni
  2. Değişiklik geçmişi
  3. Ayırt Etme Gücü Nedir? Olumsuz Tanımın Anlamı
  4. Gücü Kaldıran Sebepler ve Sayımın Açıklığı
  5. Ayırt Etme Gücü Yoksunluğu Nasıl İspatlanır?
  6. TMK 13 Yargıtay kararları
  7. TMK 13 ile ilgili maddeler
  8. Uygulamada dikkat edilecekler
  9. Sıkça sorulan sorular

Temel kavramlar

Ayırt etme gücü
Akla uygun biçimde davranma yeteneği. Yargıtay'a göre eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti.
Temyiz kudreti
Ayırt etme gücünün eski ve kararlarda hâlâ kullanılan adı.
Olumsuz tanım
Maddenin, gücü tanımlamak yerine yoksunluk hâllerini sayması. İspat yükünü yoksunluğu iddia edene bırakır.
Yaş küçüklüğü
Ayırt etme gücünü kaldıran sebeplerin ilki. Belirli bir yaş sınırı gösterilmemiş, somut değerlendirme benimsenmiştir.
Akıl hastalığı
Ayırt etme gücünü kaldırabilen tıbbi durum. Her akıl hastalığı otomatik olarak gücü kaldırmaz.
Akıl zayıflığı
Zihinsel yetersizlik hâli. Derecesine göre ayırt etme gücünü etkileyebilir.
Sarhoşluk
Geçici nitelikte bir yoksunluk sebebi. İşlem anında etkili olup olmadığı önemlidir.
Benzer sebepler
Maddede açıkça sayılmamış ancak akla uygun davranma yeteneğini kaldıran diğer hâller. Sayım örnekseyicidir.
Geçici yoksunluk
Sürekli olmayan, yalnız belirli bir anda bulunan ayırt etme gücü yoksunluğu. İşlem o anda yapılmışsa sonuç doğurur.
Aydınlık dönem
Süreğen bir rahatsızlıkta kişinin ayırt etme gücüne sahip olduğu dönem. İşlem bu dönemde yapılmışsa geçerli olabilir.
İşleme göre değerlendirme
Ayırt etme gücünün, işlemin karmaşıklığı ve sonuçlarının ağırlığına göre ölçülmesi.
Adli Tıp raporu
Ayırt etme gücünün işlem tarihi itibarıyla tespitinde başvurulan delil.

Bir bakışta TMK 13

KonuKuralDayanak
TanımSayılan sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes ayırt etme gücüne sahiptir.TMK m. 13
Yargıtay'ın tanımıEylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti.HGK 2025/369
Kural - istisna ilişkisiAyırt etme gücü kural, yoksunluk istisnadır.TMK m. 13
İspat yüküYoksunluğu ileri süren taraf bunu ispatla yükümlüdür.TMK m. 6; m. 13
Sayılan sebeplerYaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ve bunlara benzer sebepler.TMK m. 13
Sayımın niteliği"Bunlara benzer sebeplerden biriyle" ifadesi nedeniyle sayım sınırlı değil örnekseyicidir.TMK m. 13
Mahkeme kararı gerekmezAyırt etme gücü fiilî bir durumdur; yoksunluk için kısıtlama kararı bulunması şart değildir.TMK m. 13; HGK 2025/369
Değerlendirme anıEhliyet, işlemin yapıldığı ana göre değerlendirilir.HGK 2025/369
Sonradan alınan belgelerİşlemden sonra alınan raporlar ve vesayet kararı, işlem anındaki durumu aydınlattığı ölçüde esas alınabilir.HGK 2025/369
Yeni rapor zorunluluğuDosyadaki raporlar işlem anındaki yoksunluğu ortaya koyuyorsa yeniden rapor alınması sonucu etkilemez.HGK 2025/369
İşlemin niteliğiDeğerlendirmede işlemin hükümlerini anlayıp yorumlayacak kapasitenin bulunup bulunmadığı gözetilir.HGK 2025/369 (ilk derece gerekçesi)
Yoksunluğun sonucuAyırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere hukuki sonuç doğurmaz.TMK m. 15

TMK 13 madde metni

Resmî metin4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

Birinci Kitap: Kişiler Hukuku › Birinci Kısım: Gerçek Kişiler · A. Kişilik — II. Fiil ehliyeti — 2. Şartları — d. Ayırt etme gücü

Ayırt etme gücüMadde 13

  1. Tanım olumsuz kurulmuştur: yoksun olmayan herkes bu güce sahiptir. "Bunlara benzer sebeplerden biriyle" ifadesi sayımı örnekseyici kılar.Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu Kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.

Kaynak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, mevzuat.gov.tr.

Değişiklik geçmişi

TarihKaynakDeğişiklik
22.11.20014721 sayılı Türk Medeni Kanunu (RG 08.12.2001, S. 24607; yürürlük: 01.01.2002)Madde, kanunun ilk metninde "A. Kişilik — II. Fiil ehliyeti — 2. Şartları — d. Ayırt etme gücü" başlığı altında yer aldı ve bugüne kadar hiç değiştirilmedi. Mülga 743 sayılı Kanun döneminde aynı kavram "temyiz kudreti" ve "mümeyyiz olmak" ifadeleriyle anılıyordu; bu terimler Yargıtay kararlarında hâlâ kullanılmaktadır.

Ayırt Etme Gücü Nedir? Olumsuz Tanımın Anlamı

Madde, ayırt etme gücünü doğrudan tanımlamaz; yoksunluk hâllerini sayarak geriye doğru tanımlar: sayılan sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu güce sahiptir.

Bu kuruluş iki sonuç doğurur.

  • Ayırt etme gücü kuraldır. Bir kişinin bu güce sahip olduğu varsayılır; ayrıca ispatlanması gerekmez.
  • İspat yükü yoksunluğu iddia edendedir. TMK 6 uyarınca herkes hakkını dayandırdığı olguyu ispatlar; ehliyetsizliğe dayanan taraf bunu ortaya koymak zorundadır (TMK 6).

Yargıtay'ın içerik tanımı. Hukuk Genel Kurulu, maddenin ardındaki ölçütü şöyle ifade eder: "Davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü)". Kurula göre bu kudret bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak elde edebilme, borç altına girebilme ehliyetinden söz edilemez (Yargıtay HGK, 18.06.2025, E. 2024/625, K. 2025/369).

Üç aşamalı bir yetenek. Kurulun tanımı, gücü üç unsura ayırır ve bu, uygulamada değerlendirmeyi kolaylaştırır:

  • Anlama: yaptığı işin ne olduğunu kavramak.
  • Değerlendirme: sonuçlarını tartabilmek.
  • Ayırt etme: seçenekler arasında akla uygun bir tercih yapabilmek.

Terim uyarısı. Eski mevzuat ve kararlarda aynı kavram "temyiz kudreti" ve "mümeyyiz olmak" olarak geçer. Kurul da kararında "temyiz kudretine sahip olmayan kimse" ifadesini kullanmıştır. Bu ifadeler ayırt etme gücünü anlatır; kanun yolu olan temyiz ile ilgisi yoktur.

Gücü Kaldıran Sebepler ve Sayımın Açıklığı

Madde dört sebep sayar ve ardından listeyi açık bırakır.

1. Yaşının küçüklüğü. Dikkat: madde belirli bir yaş sınırı göstermez. Bu bilinçli bir tercihtir; küçüklerde ayırt etme gücü somut olarak değerlendirilir. Bu nedenle bir küçük, yaşına göre ayırt etme gücüne sahip sayılabilir ve sınırlı ehliyetsiz kategorisine girerek yasal temsilcisinin rızasıyla işlem yapabilir (TMK 16).

2. Akıl hastalığı. Her tanı otomatik sonuç doğurmaz. Önemli olan, hastalığın işlem anında akla uygun davranma yeteneğini kaldırıp kaldırmadığıdır. Bu nedenle rapor, tanıdan çok kapasite değerlendirmesi içermelidir.

3. Akıl zayıflığı. Zihinsel yetersizlik hâli. Derecesine göre gücü tümüyle kaldırabilir veya etkilemeyebilir.

4. Sarhoşluk. Bu sebep, diğerlerinden farklı olarak geçici niteliktedir ve maddenin önemli bir özelliğini gösterir: ayırt etme gücü yoksunluğu sürekli olmak zorunda değildir. Kişi normalde tam ehliyetli olsa bile, işlemi ayırt etme gücünden yoksun olduğu bir anda yapmışsa sonuç değişir.

5. "Bunlara benzer sebeplerden biriyle". Bu ifade sayımı örnekseyici kılar. Maddede adı geçmeyen ama akla uygun davranma yeteneğini kaldıran durumlar da kapsamdadır. Kurul, maddenin "ayırt etme gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına" değindiğini belirtir; yani sayım tükenmiş değildir (Yargıtay HGK, 18.06.2025, E. 2024/625, K. 2025/369).

Aydınlık dönem sorunu. Süreğen bir rahatsızlıkta kişi zaman zaman ayırt etme gücüne sahip olabilir. Bu durumda işlemin hangi dönemde yapıldığı belirleyici olur. Buna karşılık Yargıtay'ın incelediği olayda hastanenin cevabi yazısında hastanın rapor tarihinden ne kadar öncesinden rahatsız olduğunun tespitinin tıbben mümkün olmadığı ve hastalığın uzun süreçli olduğu belirtilmiş; Kurul bu bilgiyi işlem anındaki yoksunluk lehine değerlendirmiştir.

Mahkeme kararı şart değildir. Bu, maddenin en önemli pratik yanıdır. Kısıtlılık mahkeme kararıyla doğar; ayırt etme gücü yoksunluğu ise fiilî bir durumdur. Hakkında hiçbir vesayet kararı bulunmayan bir kişinin işlemi de, o anda ayırt etme gücünden yoksun olduğu ispatlanırsa geçersiz sayılır (TMK 15).

Ayırt Etme Gücü Yoksunluğu Nasıl İspatlanır?

Bu, maddenin uygulamadaki asıl sorunudur ve Yargıtay'ın 2025 tarihli kararı yol göstericidir.

Olay. İleri yaşta, okuma yazma bilmeyen ve sözleşmeye parmak basan bir kişi adına banka şubesinde tüketici kredisi kullandırılmıştı. Kredi maaştan kesilmeye başlayınca yakınları durumu öğrenmiş; açılan vesayet davasında oğlu vasi atanmıştı. Vasi, kredi sözleşmesinin iptalini istedi.

Özel Daire'nin yaklaşımı: işlem tarihli rapor şart. Özel Daire, dosyadaki sağlık kurulu raporu, vasi atama kararı ve hastane yazısının kredi sözleşmesinden sonra alındığını ve sözleşmenin imzalandığı tarihte hukuki işlem ehliyeti olup olmadığına dair tespitler içermediğini saptayarak, tüm tıbbi belgelerin getirtilip Adli Tıp Kurumundan işlem tarihine ilişkin rapor alınması gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştu.

Hukuk Genel Kurulu'nun yaklaşımı: dosya yeterliyse yeni rapor gerekmez. Kurul, dosyaya giren belgeleri değerlendirmiştir: bir sağlık kurulu raporunda ilerleyici bir nörolojik hastalık tanısıyla "Hukuki ehliyeti tam değildir. Ev dışında kendi işlerini göremez. Yardıma muhtaçtır." denildiği ve vasi atandığı; yargılama sırasında alınan cevabi yazıda ise hastanın rapor tarihinden ne kadar öncesinden rahatsız olduğunun tespitinin tıbben mümkün olmadığı, hastalığın uzun süreçli olduğu bildirildiği saptanmıştır. Kurulun sonucu: "her ne kadar imzalanan sözleşmeden sonra vesayet altına alınmış olsa da dosya içine alınan raporlardan ... sözleşme tarihinde ayırt etme kabiliyetini yitirmiş olduğu ve fiil ehliyetine sahip olmadığı, bu hususta yeniden rapor alınmasının sonucu etkilemeyeceği açıktır." (Yargıtay HGK, 18.06.2025, E. 2024/625, K. 2025/369)

Kararın dersi. Sonradan alınan belgeler değersiz değildir; hastalığın süreci ve niteliği hakkında bilgi verdiği ölçüde işlem anını aydınlatır. Ayrı bir Adli Tıp raporu, ancak dosya işlem anını aydınlatmıyorsa gerekir.

İşlemin niteliği de ölçüte girer. Aynı dosyada ilk derece mahkemesinin direnme gerekçesinde, kişinin "kredi kullandırıldığı anda kredi sözleşmesinin hükümlerini anlayıp yorumlayacak kapasitede olup olmadığı"nın değerlendirilmediği vurgulanmıştır. Yani soru "genel olarak aklı başında mıydı" değil, "bu işlemi kavrayabiliyor muydu"dur.

Toplanacak deliller.

  • İşlem tarihine en yakın tıbbi kayıtlar: reçeteler, hastane başvuruları, tanı tarihleri.
  • Hastalığın seyri hakkında kurum yazısı: sürecin ne kadar geriye gittiğine dair değerlendirme.
  • Sağlık kurulu raporu ve vesayet dosyası: sonradan alınmış olsa da süreci gösterdiği ölçüde.
  • Tanık beyanları: işlem dönemindeki hâline ilişkin gözlemler.
  • İşlemin kendi koşulları: okuma yazma durumu, imza yerine parmak izi, işlemin karmaşıklığı, karşı tarafın sağlık raporu alıp almadığı.

Karşı tarafın özeni. Anılan olayda ilk derece mahkemesinin gerekçesinde, kredi verenin ileri yaşta ve okuma yazma bilmeyen kişiden hiç sağlık raporu almadığı vurgulanmıştır. Bu, iyiniyet ve beklenen özen tartışmasına da bağlanır (TMK 3).

TMK 13 Yargıtay kararları

Bu bölümde, maddenin uygulamada nasıl yorumlandığını gösteren 1 Yargıtay kararı yer alıyor. Kararların tamamı resmî tam metinleri okunarak seçildi ve konularına göre gruplandı; Hukuk Genel Kurulu kararları bulundukları grubun başında yer alır. Künyeye tıklayarak kararın tam metnine ulaşabilirsiniz.

Karar seçimi hakkında

TMK 13, ehliyet uyuşmazlıklarının çekirdeğinde yer aldığı için çok sayıda kararda anılır. Bu sayfaya, maddeyi tanımlayan ve ispat yöntemine ilişkin ölçüt koyan güncel karar seçilmiştir. Karar oy birliğiyle alınmıştır. Kararda atıf yapılan eski Hukuk Genel Kurulu kararları, anılan kararın kendi metnindeki künyelerle aktarılmıştır. Hangi ifadenin Kurul gerekçesi, hangisinin Özel Daire veya ilk derece mahkemesi gerekçesi olduğu kartta ayrıca belirtilmiştir. Kararda yer alan kişi adları ve kurum adları aktarılmamıştır.

Ayırt etme gücünün tanımı ve işlem anına göre tespiti

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Ayırt etme gücü, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudretidir; işlem anındaki yoksunluk dosyadaki raporlarla ortaya konulabiliyorsa ayrıca Adli Tıp raporu alınması gerekmez

Olay: İleri yaşta, okuma yazma bilmeyen ve sözleşmeye parmak basan bir kişi adına banka şubesinde tüketici kredisi kullandırılmış; kredi maaşından kesilmeye başlayınca yakınları durumu öğrenmiş ve açılan vesayet davasında oğlu vasi atanmıştır. Vasi, kredi sözleşmesinin iptali ve maaş kesintilerinin iadesini istemiştir. Özel Daire, dosyadaki rapor ve kararların sözleşmeden sonra alındığı ve sözleşme tarihindeki ehliyete dair tespit içermediği gerekçesiyle Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini belirterek kararı bozmuş; mahkeme direnmiştir.

Karar: Kurul, ayırt etme gücünün TMK 13'te tanımlandığını ve maddede gücü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinildiğini belirtmiştir. Gücün özünü eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti olarak tanımlamış; bu kudreti bulunmayan kimsenin kendi iradesiyle hak elde edebilme ve borç altına girebilme ehliyetinden söz edilemeyeceğini vurgulamıştır. TMK 9, 10, 14 ve 15'i birlikte değerlendirerek ayırt etme gücü bulunmayan kişinin işlemlerinin hiçbir hukuki hüküm ifade etmeyeceğini, butlan ile malul olduğunu ve bunun mutlak ehliyetsizlik hâli sayılabileceğini belirtmiştir. Somut olayda sağlık kurulu raporunda hukuki ehliyetin tam olmadığının belirtildiği, hastalığın uzun süreçli olduğu ve rapor tarihinden ne kadar öncesinden rahatsız olunduğunun tıbben tespit edilemeyeceğinin bildirildiğini saptamış; sözleşmeden sonra vesayet altına alınmış olsa da kişinin sözleşme tarihinde ayırt etme kabiliyetini yitirdiği ve yeniden rapor alınmasının sonucu etkilemeyeceği sonucuna varmıştır. Direnme kararını uygun bularak sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine oy birliğiyle karar vermiştir.

her ne kadar imzalanan sözleşmeden sonra vesayet altına alınmış olsa da dosya içine alınan raporlardan ... sözleşme tarihinde ayırt etme kabiliyetini yitirmiş olduğu ve fiil ehliyetine sahip olmadığı, bu hususta yeniden rapor alınmasının sonucu etkilemeyeceği açıktır.

Ne anlama geliyor?

Sonradan alınan raporlar, hastalığın sürecini gösterdiği ölçüde işlem anındaki ehliyetsizliği ispatlayabilir; her olayda yeni rapor şart değildir.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE alınmıştır. Alıntıda kişi adı yerine üç nokta konulmuştur. Kararda aynı ilkelerin Hukuk Genel Kurulunun 18.07.2007 tarihli ve E. 2007/1-583, K. 2007/556; 17.02.2010 tarihli ve E. 2010/19-97, K. 2010/83; 16.01.2013 tarihli ve E. 2012/3-655, K. 2013/63 ile 30.04.2013 tarihli ve E. 2013/13-749, K. 2014/551 sayılı kararlarında da yer aldığı belirtilmiştir. "Kredi sözleşmesinin hükümlerini anlayıp yorumlayacak kapasite" ifadesi ilk derece mahkemesinin direnme gerekçesine aittir.

TMK 13 ile ilgili maddeler

  • TMK m. 9Fiil ehliyeti: kapsamı
  • TMK m. 10Fiil ehliyetinin şartları: genel olarak
  • TMK m. 11Erginlik
  • TMK m. 14Fiil ehliyetsizliği: genel olarak
  • TMK m. 15Ayırt etme gücünün bulunmaması
  • TMK m. 16Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar
  • TMK m. 3İyiniyet
  • TMK m. 6İspat yükü
  • TMK m. 405Kısıtlama sebepleri: akıl hastalığı veya akıl zayıflığı
  • TMK m. 429Yasal danışmanlık

Uygulamada dikkat edilecekler

Pratik notlar

  1. 1.Ayırt etme gücünün kural, yoksunluğun istisna olduğunu; ispat yükünün yoksunluğu ileri sürende bulunduğunu gözetin.
  2. 2.Yargıtay'ın tanımını kullanın: eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti.
  3. 3.Tanımın üç unsurunu ayrı ayrı tartışın: anlama, değerlendirme ve ayırt etme.
  4. 4.Maddede sayılan sebeplerin örnekseyici olduğunu; "bunlara benzer sebeplerden biriyle" ifadesinin listeyi açık bıraktığını belirtin.
  5. 5.Küçüklerde belirli bir yaş sınırı bulunmadığını; ayırt etme gücünün somut olarak değerlendirildiğini bilin.
  6. 6.Akıl hastalığında tanının tek başına yeterli olmadığını; raporun kapasite değerlendirmesi içermesi gerektiğini isteyin.
  7. 7.Sarhoşluk gibi geçici sebeplerin de yoksunluk doğurabileceğini; kişinin normalde tam ehliyetli olmasının sonucu değiştirmediğini gözetin.
  8. 8.Süreğen rahatsızlıklarda aydınlık dönem tartışmasını kurun; işlemin hangi dönemde yapıldığını ortaya koyun.
  9. 9.Yoksunluk için kısıtlama kararı bulunmasının şart olmadığını; ayırt etme gücünün fiilî bir durum olduğunu vurgulayın.
  10. 10.Ehliyeti işlem anına göre değerlendirin ve işlem tarihine en yakın tıbbi kayıtları toplayın.
  11. 11.Sonradan alınan rapor ve vesayet kararının, hastalığın süreci hakkında bilgi verdiği ölçüde işlem anını aydınlatabileceğini ileri sürün.
  12. 12.Dosya işlem anını ortaya koyuyorsa ayrıca Adli Tıp raporu alınmasının gerekmediğini savunabileceğinizi bilin.
  13. 13.İşlemin niteliğini ölçüte katın: sorulacak soru "bu işlemi kavrayabiliyor muydu" biçiminde kurulmalıdır.
  14. 14.Okuma yazma durumu, imza yerine parmak izi kullanılması ve karşı tarafın sağlık raporu almamış olması gibi olguları birlikte sunun.
  15. 15.Eski kararlardaki "temyiz kudreti" ve "mümeyyiz" ifadelerinin ayırt etme gücünü anlattığını; kanun yolu olan temyizle ilgisi bulunmadığını bilin.

Sıkça Sorulan Sorular

Akla uygun biçimde davranma yeteneğidir. Yargıtay bunu, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti olarak tanımlar.

Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut bir uyuşmazlık için hukuki görüş yerine geçmez. Madde metni resmî kaynaktan alınmış, kararlar resmî tam metinleri üzerinden özetlenmiştir.