4721 sayılı Türk Medeni Kanunu · Altıncı Ayırım: Koruma Amacıyla Özgürlüğün Kısıtlanması › A. Koşulları (432) · B. Yetki (433) · C. Bildirim (434) · D. İtiraz (435) · E. Usul (436-437)

TMK Madde 432-437: Koruma Amacıyla Özgürlüğün Kısıtlanması — Akıl Hastası veya Bağımlı Kişi Zorla Hastaneye Hangi Şartlarla Yatırılır, Hangi Güvenceler Vardır?

İkinci Kitap: Aile Hukuku › Üçüncü Kısım: Vesayet › Birinci Bölüm: Vesayet Düzeni › Altıncı Ayırım: Koruma Amacıyla Özgürlüğün Kısıtlanması › A. Koşulları (432) · B. Yetki (433) · C. Bildirim (434) · D. İtiraz (435) · E. Usul (436-437)

Hazırlayan: Av. Murat Aydar9 yüksek mahkeme kararıYürürlükteki metinGüncelleme: 26.09.2026

Kısa cevap · TMK 432

Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı, ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalık veya serserilik nedeniyle toplum için tehlike oluşturan ergin, kişisel korunması başka şekilde sağlanamıyorsa tedavisi, eğitimi veya ıslahı için bir kuruma yerleştirilebilir (TMK 432). Uygulamada "tedavi amaçlı kişisel koruma kararı" veya zorla hastaneye yatırma olarak bilinen bu karar kişiyi kısıtlamaz; kişi durumu elverir elvermez kurumdan çıkarılır. Kararı kişinin yerleşim yerindeki, gecikmesinde sakınca varsa bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesi verir (TMK 433). Akıl hastalığı ve bağımlılıkta resmî sağlık kurulu raporu şarttır; rapor için hekim ön raporuyla en fazla yirmi gün yerleştirme mümkündür (TMK 436). Hâkim kişiyi dinler, tahkikatı tamamlar ve en geç iki gün içinde karar verir (TMK 437). Kişi veya yakınları on gün içinde asliye hukuk mahkemesine (denetim makamı) itiraz edebilir ve bu mahkemenin kararı kesindir (TMK 435). Anayasa Mahkemesi, iki günlük süreye ve dinleme zorunluluğuna uyulmadan verilen koruma kararını kişi özgürlüğünün ihlali saymıştır.

Bu sayfada neler var? (14 bölüm)
  1. TMK 432 madde metni
  2. Değişiklik geçmişi
  3. Akıl Hastası veya Bağımlı Kişi Zorla Hastaneye Hangi Şartlarla Yatırılır? (TMK 432)
  4. Zorla Yatış Kararını Hangi Mahkeme Verir? Yetki ve Bildirim Yükümlülüğü (TMK 433-434)
  5. Zorla Hastaneye Yatırma Kararına İtiraz: On Gün, Denetim Makamı ve Kesinlik (TMK 435)
  6. Koruma Kararında Usul Güvenceleri: Bilgilendirme, Sağlık Kurulu Raporu, Hekim Ön Raporu ve Zor Kullanma (TMK 436)
  7. Hâkim Kişiyi Dinler ve En Geç İki Gün İçinde Karar Verir (TMK 437)
  8. Karıştırılan Kurumlar: Kısıtlama, 6284 Koruma Kararı ve Ceza Hukukundaki Güvenlik Tedbiri
  9. TMK 432 Yargıtay kararları
  10. TMK 432 Anayasa Mahkemesi kararları
  11. TMK 432 ile ilgili maddeler
  12. Uygulamada dikkat edilecekler
  13. Konuyla ilgili yazılar
  14. Sıkça sorulan sorular

Temel kavramlar

Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması
Toplum için tehlike oluşturan ve başka şekilde korunamayan erginin tedavi, eğitim veya ıslah için bir kuruma yerleştirilmesi veya orada alıkonulması (TMK 432); uygulamada tedavi amaçlı kişisel koruma kararı olarak anılır.
Yerleştirme ve alıkoyma
Kişinin kuruma alınması (yerleştirme) veya kendi isteğiyle girdiği kurumdan çıkmasının engellenmesi (alıkoyma).
Toplum için tehlike
Kişinin hastalığı veya bağımlılığı nedeniyle kendisi ya da başkaları için oluşturduğu tehlike; Anayasa Mahkemesine göre tutma ancak bu tehlike başka yolla giderilemiyorsa zorunlu sayılır.
Hekim ön raporu
Resmî sağlık kurulu raporunun alınabilmesi için kişinin en fazla yirmi gün sağlık kuruluşuna yerleştirilmesine dayanak olan hekim raporu (TMK 436/6).
Denetim makamı
Vesayet makamının (sulh hukuk mahkemesi) kararlarına karşı itirazları kesin olarak karara bağlayan asliye hukuk mahkemesi (TMK 397, 435).
Kişisel korunmanın başka şekilde sağlanamaması
Ayakta tedavi, aile desteği veya vesayet gibi daha hafif önlemlerin yetersiz kalması; özgürlüğün kısıtlanması son çaredir.

Bir bakışta TMK 432

KonuKuralDayanak
SebeplerAkıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı, ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalık, serserilik.TMK m. 432/1
Tehlike ve son çareKişi toplum için tehlike oluşturmalı ve kişisel korunması başka şekilde sağlanamamalıdır; çevreye getirdiği külfet de gözetilir.TMK m. 432/1-2
AYM ölçütleriGüncel ve güvenilir hekim raporu, tutmanın zorunluluğu, bu şartların tutma boyunca sürmesi ve kanundaki usule uyulması.AYM E.T., 25.06.2025
Kısıtlama değildirKoruma kararı vesayet değildir; kişi kısıtlanmaz, dosya kesinleşince kapanır, takip edilmez.8. HD 12.11.2018
Kamu görevlileriGörev sırasında sebeplerden birini öğrenen kamu görevlisi durumu hemen vesayet makamına bildirir.TMK m. 432/1; AYM E.T., 25.06.2025
Yetkili mahkemeKişinin yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesi; gecikmesinde sakınca varsa bulunduğu yer. Geçici ikamet yerleşim yeri sayılmaz.TMK m. 433; 20. HD 23.02.2016; 5. HD 23.03.2026
Sağlık kurulu raporuAkıl hastalığı, akıl zayıflığı, bağımlılık ve bulaşıcı hastalıkta resmî sağlık kurulu raporu olmadan karar verilemez.TMK m. 436/5
Hekim ön raporuRapor için biyolojik örnek, tıbbi müdahale ve en fazla yirmi gün yerleştirme; karar derhâl bildirilir, on gün içinde itiraz edilir, itiraz icrayı durdurmaz.TMK m. 436/6; AYM K.2023/12; 7499 s.K.
Zor kullanmaKararların icrası için gerektiğinde zor kullanılabilir, sağlık görevlilerinden yardım alınır.TMK m. 436/7
Dinleme ve süreHâkim kişiyi dinler, tahkikatı tamamlar ve en geç iki gün içinde karar verir; basit yargılama, gerekirse adli yardım.TMK m. 437; AYM E.T., 25.06.2025
DuruşmaTaraf teşkili sağlanmadan ve duruşma yapılmadan dosya üzerinden karar verilemez.2. HD 11.01.2017
İtirazKişi veya yakınları kararın bildiriminden itibaren on gün içinde denetim makamına itiraz eder; kurumdan çıkarma isteminin reddinde de aynı yol.TMK m. 435, 436/2
KesinlikDenetim makamının kararı kesindir; temyiz dilekçesi itiraz sayılır, kesin karardan sonra temyiz reddedilir.TMK m. 488; 8. HD 16.01.2018; 18. HD 14.09.2015
Kısıtlamayla farkıKoruma için alınan rapor kısıtlama için yeterli değildir; kısıtlama sebepleri ayrıca araştırılır.2. HD 09.09.2009; 18. HD 26.09.2013
ÇıkarılmaKişi durumu elverir elvermez kurumdan çıkarılır; yerleştirmeye karar veren makam çıkarmaya da yetkilidir.TMK m. 432/3, 433/2

TMK 432 madde metni

Resmî metin4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

İkinci Kitap: Aile Hukuku › Üçüncü Kısım: Vesayet › Birinci Bölüm: Vesayet Düzeni · Altıncı Ayırım: Koruma Amacıyla Özgürlüğün Kısıtlanması › A. Koşulları (432) · B. Yetki (433) · C. Bildirim (434) · D. İtiraz (435) · E. Usul (436-437)

Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması: koşullar (432), yetki (433), bildirim (434), itiraz (435) ve usul (436-437) — Madde 432

  1. (1)Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, ağır tehlike arzeden bulaşıcı hastalık veya serserilik sebeplerinden biriyle toplum için tehlike oluşturan her ergin kişi, kişisel korunmasının başka şekilde sağlanamaması hâlinde, tedavisi, eğitimi veya ıslahı için elverişli bir kuruma yerleştirilir veya alıkonulabilir. Görevlerini yaparlarken bu sebeplerden birinin varlığını öğrenen kamu görevlileri, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar.
  2. (2)Bu konuda kişinin çevresine getirdiği külfet de göz önünde tutulur.
  3. (3)İlgili kişi durumu elverir elvermez kurumdan çıkarılır.

Kaynak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, mevzuat.gov.tr. Fıkra numaraları okumayı kolaylaştırmak için eklenmiştir.

Değişiklik geçmişi

TarihKaynakDeğişiklik
22.11.20014721 sayılı Türk Medeni Kanunu (RG 08.12.2001, S. 24607; yürürlük: 01.01.2002)TMK 432-437 bu tarihte yürürlüğe girmiştir. 432-435 o tarihten bu yana değişmemiştir; değişiklikler usul hükümleri olan 436 ve 437'dedir.
06.12.20197196 sayılı Kanun m. 53-54 (RG 24.12.2019, S. 30988)TMK 436/5'in ikinci cümlesi yürürlükten kaldırıldı. 436'ya, resmî sağlık kurulu raporunun alınabilmesi için kişinin vücudundan biyolojik örnek alınmasına, tıbbi müdahale yapılmasına ve hekim ön raporu üzerine en fazla yirmi gün sağlık kuruluşuna yerleştirilmesine imkân veren 6. bent ile kararların icrası için zor kullanılmasına izin veren 7. bent eklendi. 437/3 "Hâkim, ilgili kişiyi dinler ve gecikmeksizin kararını verir." şeklinde değiştirildi. Aynı Kanunla TMK 409/2'ye de rapor için 436'ya yollama yapan bir cümle eklendi.
25.01.2023Anayasa Mahkemesi, E.2020/30, K.2023/12 (RG 27.06.2023, S. 32234)436/6'nın hekim ön raporu üzerine yerleştirmeye ilişkin kısmı ile TMK 409/2'ye eklenen cümle, yerleştirme kararına karşı başvurulabilecek bir yol öngörülmediği için oy birliğiyle iptal edildi; iptallerin yayımdan dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildi. 436/6'nın biyolojik örnek ve tıbbi müdahaleye ilişkin bölümü ile 7. bentteki zor kullanma yetkisine yönelik iptal talepleri reddedildi.
28.03.20237445 sayılı Kanun m. 14 (RG 05.04.2023, S. 32154)437/3'teki "dinler ve gecikmeksizin" ibaresi "dinler, tahkikatı tamamlar ve gecikmeksizin en geç iki gün içinde" şeklinde değiştirildi; hâkimin karar süresi iki günle sınırlandı.
02.03.20247499 sayılı Kanun m. 6-7 (RG 12.03.2024, S. 32487)436/6 yeniden düzenlenerek hekim ön raporu üzerine verilen yerleştirme kararının derhâl ilgiliye ve yakınlarına bildirilmesi, bildirimden itibaren on gün içinde denetim makamına itiraz edilebilmesi, itirazın kararın icrasını durdurmaması ve ivedilikle karara bağlanması kuralları getirildi. TMK 409/2'nin ikinci cümlesi de yeniden düzenlendi.
TMK 436/6 ve 437/3'ün önceki metinleri (7196 sayılı Kanunla getirilen şekilleri)

Madde 436/6 (2019-2024) — Resmî sağlık kurulu raporunun alınabilmesini temin amacıyla; kişinin vücudundan kan veya benzeri biyolojik örneklerle kıl, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilir, kişiye gerekli tıbbi müdahaleler yapılabilir ve gerektiğinde kişi, hekim ön raporu üzerine en fazla yirmi gün süreyle sağlık kuruluşuna yerleştirilebilir. Madde 437/3 (2019-2023) — Hâkim, ilgili kişiyi dinler ve gecikmeksizin kararını verir.

Akıl Hastası veya Bağımlı Kişi Zorla Hastaneye Hangi Şartlarla Yatırılır? (TMK 432)

⚖️Yasal Düzenleme
Madde 432 — Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, ağır tehlike arzeden bulaşıcı hastalık veya serserilik sebeplerinden biriyle toplum için tehlike oluşturan her ergin kişi, kişisel korunmasının başka şekilde sağlanamaması hâlinde, tedavisi, eğitimi veya ıslahı için elverişli bir kuruma yerleştirilir veya alıkonulabilir. Görevlerini yaparlarken bu sebeplerden birinin varlığını öğrenen kamu görevlileri, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar.
Bu konuda kişinin çevresine getirdiği külfet de göz önünde tutulur.
İlgili kişi durumu elverir elvermez kurumdan çıkarılır.

Anayasal dayanak ve sınır. Anayasa'nın 19. maddesi, toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastasının bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesini kişi özgürlüğünün sınırlanabileceği hâller arasında sayar. TMK 432 bu istisnanın medeni hukuktaki karşılığıdır. Bu nedenle kurala dar yorumlanması gereken bir istisna olarak yaklaşılır.

Dört koşul. (1) Kişi ergin olmalıdır. (2) Kanunda sayılan sebeplerden biri bulunmalıdır: akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalık veya serserilik. (3) Kişi bu sebeple toplum için tehlike oluşturmalıdır. (4) Kişisel korunması başka şekilde, örneğin ayakta tedavi, aile desteği veya vesayet gibi daha hafif bir önlemle sağlanamamalıdır. Kişinin çevresine getirdiği külfet de göz önünde tutulur. Anayasa Mahkemesi bu koşulları, kişinin akıl hastalığının denetime elverişli, güvenilir ve güncel bir hekim raporuyla sabit olması, özgürlüğünün kısıtlanmasının zorunlu olması ve bu şartların tutma boyunca sürmesi şeklinde somutlaştırmış; ayrıca kanundaki usule uyulmasını aramıştır (AYM, E.T. [2. B.], B. No: 2022/91835, 25.06.2025).

Tehlike nasıl belirlenir? Anayasa Mahkemesi, sağlık kurulu raporunda "kurum gözetimi gerekmediği" belirtilmiş olsa bile, kolluk tutanakları, sosyal inceleme raporu ve hastalığın alevlenme dönemlerinde başkalarının güvenliğini tehdit edebileceğine ilişkin önceki uzman raporu birlikte değerlendirilerek verilen yerleştirme kararında bariz bir takdir hatası ve keyfîlik bulunmadığına karar vermiştir; kişi tedaviden sonra toplum açısından tehlikeliliği önemli ölçüde ortadan kalkınca taburcu edilmiştir (AYM, Ö.Y. [1. B.], B. No: 2023/5024, 09.12.2025).

Koruma kararı kısıtlama değildir. Bu karar kişiyi vesayet altına almaz ve fiil ehliyetini kaldırmaz. Yargıtay, koruma kararının vesayetle ilgisi bulunmadığını, karar kesinleşince dosyanın kapandığını ve vesayet dosyaları gibi takip altında tutulmasına gerek olmadığını belirtmiştir (Yargıtay 8. HD, 12.11.2018, E. 2018/11741, K. 2018/18466). Kısıtlama ayrı bir yargılama konusudur: koruma kararı için düzenlenen sağlık kurulu raporu, hastalığın TMK 405 uyarınca kısıtlamayı gerektirip gerektirmediğini açıklamıyorsa kısıtlama kararına dayanak yapılamaz (Yargıtay 2. HD, 09.09.2009, E. 2009/4720, K. 2009/15333). Hem koruma hem de savurganlık ve kötü yönetim nedeniyle kısıtlama istendiğinde TMK 406 yönünden ayrıca araştırma yapılmalı ve kişi dinlenmelidir (Yargıtay 18. HD, 26.09.2013, E. 2013/9282, K. 2013/12347).

Kamu görevlilerinin bildirim yükümlülüğü. Görevleri sırasında bu sebeplerden birini öğrenen kamu görevlileri, örneğin hastane, kolluk veya savcılık, durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadır. Anayasa Mahkemesi, rızası dışında hastaneye yatırılan kişinin durumunun sulh hukuk mahkemesine dört gün sonra bildirilmesini TMK 432'deki "hemen" bildirim yükümlülüğüne aykırı bulmuştur (AYM, E.T. [2. B.], B. No: 2022/91835, 25.06.2025).

Kurumdan çıkarılma. Kişi durumu elverir elvermez kurumdan çıkarılır (TMK 432/3). Anayasa Mahkemesinin incelediği bir dosyada sulh hukuk mahkemesi, tedavi eden hekimlerin taburcu raporu düzenlediği gün koruma kararının kaldırılmış sayılmasına hükmetmiştir (AYM, E.T. [2. B.], B. No: 2022/91835, 25.06.2025). Kurumdan çıkarılma istemi reddedilirse bu karara da itiraz edilebilir (TMK 435/2).

Zorla Yatış Kararını Hangi Mahkeme Verir? Yetki ve Bildirim Yükümlülüğü (TMK 433-434)

⚖️Yasal Düzenleme
Madde 433 — Yerleştirme veya alıkoymaya karar verme yetkisi, ilgilinin yerleşim yeri veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde bulunduğu yer vesayet makamına aittir.
Yerleştirme veya alıkoymaya karar veren vesayet makamı, kurumdan çıkarmaya da yetkilidir.
⚖️Yasal Düzenleme
Madde 434 — Kısıtlı bir kişi bir kuruma yerleştirildiği veya alıkonulduğu ya da ergin bir kişi hakkında vesayete ilişkin diğer önlemlerin alınmasına gerek görüldüğü takdirde, kişinin bulunduğu yer vesayet makamı veya özel kanunlarda öngörülen ilgililer, durumu yerleşim yeri vesayet makamına bildirmekle yükümlüdürler.

Kural yerleşim yeri, acil durumda bulunulan yer. Koruma kararı kural olarak vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesince verilir; velayet altındaki bir kişi söz konusu olduğunda istemin aile mahkemesince incelendiği dosyalar da bulunmaktadır (Yargıtay 2. HD, 11.01.2017, E. 2016/24926, K. 2017/214). Yetkili mahkeme kural olarak kişinin yerleşim yerindeki mahkemedir; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kişinin bulunduğu yer mahkemesi de karar verebilir. Yargıtay'ın yargı yeri belirleme kararlarında kişinin dava tarihindeki yerleşim yeri esas alınmakta (Yargıtay 5. HD, 23.03.2026, E. 2025/14606, K. 2026/4676); geçici olarak oturulan yer değil, sürekli kalma niyetiyle oturulan ve adres kayıt sisteminde kayıtlı yer yerleşim yeri sayılmaktadır (Yargıtay 20. HD, 23.02.2016, E. 2015/16860, K. 2016/2158; yerleşim yeri kavramı için TMK 411-412 şerhi). Yerleştirmeye karar veren mahkeme kurumdan çıkarmaya da yetkilidir.

Hukuk işi, ceza işi değil. Hakkında bir suç soruşturması bulunmayan kişi için yapılan koruma istemi hukuk mahkemesinin işidir; Yargıtay, sulh hukuk mahkemesi ile çocuk mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlığında bu nedenle dosyayı hukuk dairesine göndermiştir (Yargıtay 5. CD, 12.04.2023, E. 2023/2616, K. 2023/4945).

Başka yerdeki kuruma yerleştirme. Kısıtlı bir kişi bir kuruma yerleştirilir ya da ergin bir kişi hakkında başka vesayet önlemleri gerekirse, kişinin bulunduğu yer vesayet makamı veya özel kanunlarda öngörülen ilgililer durumu yerleşim yeri vesayet makamına bildirir (TMK 434). Böylece vesayet dosyası ile koruma önlemi arasındaki bağlantı kopmaz.

Zorla Hastaneye Yatırma Kararına İtiraz: On Gün, Denetim Makamı ve Kesinlik (TMK 435)

⚖️Yasal Düzenleme
Madde 435 — Kuruma yerleştirilen kişi veya yakınları, verilen karara karşı kendilerine bildirilmesinden başlayarak on gün içinde denetim makamına itiraz edebilirler.
Bu hak, kurumdan çıkarılma isteminin reddi hâlinde de kullanılabilir.

Yol temyiz değil itirazdır. Koruma kararına karşı kişi veya yakınları, kararın kendilerine bildirilmesinden itibaren on gün içinde denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesine itiraz eder. Dilekçe kararı veren sulh hukuk mahkemesine verilir; mahkeme itirazı yerinde görmezse dosyayı denetim makamına gönderir. Yargıtay, temyiz dilekçesi olarak verilen başvuruları itiraz sayarak bu usulün işletilmesi için dosyaları geri göndermiş (Yargıtay 8. HD, 18.01.2018, E. 2017/8405, K. 2018/875; Yargıtay 18. HD, 17.12.2013, E. 2013/14423, K. 2013/18206), koruma istemini reddeden karara karşı vasinin başvurusunu da aynı usule tabi tutmuştur (Yargıtay 18. HD, 14.09.2015, E. 2015/282, K. 2015/12568).

Denetim makamının kararı kesindir. Asliye hukuk mahkemesinin itiraz üzerine verdiği karar kesin olduğundan, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu reddedilir (Yargıtay 8. HD, 16.01.2018, E. 2017/7990, K. 2018/567; TMK 488). Bu nedenle bireysel başvuru yolu, iç hukuk yollarının tüketildiği bu aşamadan sonra açılır; Anayasa Mahkemesinin incelediği dosyalarda başvurular denetim makamının kesin kararından sonra yapılmıştır (AYM, E.T. [2. B.], B. No: 2022/91835, 25.06.2025).

Hekim ön raporuyla yerleştirmeye itiraz. Resmî sağlık kurulu raporu alınabilmesi için hekim ön raporu üzerine verilen yerleştirme kararına karşı da bildirimden itibaren on gün içinde denetim makamına itiraz edilebilir; itiraz kararın icrasını durdurmaz ve ivedilikle karara bağlanır (TMK 436/6).

Koruma Kararında Usul Güvenceleri: Bilgilendirme, Sağlık Kurulu Raporu, Hekim Ön Raporu ve Zor Kullanma (TMK 436)

⚖️Yasal Düzenleme
Madde 436 — Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması, aşağıdaki kurallar saklı kalmak üzere, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa tâbidir:
1. Karar verilirken ilgilinin bunun sebepleri hakkında bilgilendirilmesi ve karara karşı denetim makamına itiraz edebileceğine yazılı olarak dikkatinin çekilmesi zorunludur.
2. Bir kuruma yerleştirilen kişiye, alıkonulma kararına veya kurumdan çıkarılma isteminin reddine karşı en geç on gün içinde denetim makamına itiraz edebileceği derhal yazılı olarak bildirilir.
3. Mahkeme kararını gerektiren her istem, gecikmeksizin yetkili hâkime ulaştırılır.
4. Yerleştirme kararı veren vesayet makamı veya hâkim durumun özelliklerine göre bu istemin görüşülmesini erteleyebilir.
5. Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, ağır tehlike arzeden bulaşıcı hastalığı olanlar hakkında, ancak resmî sağlık kurulu raporu alındıktan sonra karar verilebilir. (…)
6. Resmî sağlık kurulu raporunun alınabilmesini temin amacıyla; kişinin vücudundan kan veya benzeri biyolojik örneklerle kıl, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilir, kişiye gerekli tıbbi müdahaleler yapılabilir ve gerektiğinde kişi, hekim ön raporu üzerine en fazla yirmi gün süreyle sağlık kuruluşuna yerleştirilebilir. Hekim ön raporu üzerine verilen yerleştirme kararı derhâl ilgiliye ve yakınlarına bildirilir. İlgili veya yakınları, bu karara karşı bildirimden itibaren on gün içinde denetim makamına itiraz edebilir, yapılan itiraz kararın icrasını durdurmaz. İtiraz denetim makamınca ivedilikle karara bağlanır.
7. Bu madde kapsamında alınan kararların icrası için gerektiğinde ilgili kişi hakkında zor kullanılabilir ve sağlık görevlilerinden gerekli tıbbi yardım alınabilir.

Bilgilendirme ve yazılı bildirim. Karar verilirken kişiye kararın sebepleri anlatılmalı ve itiraz hakkı yazılı olarak bildirilmelidir. Kuruma yerleştirilen kişiye, alıkonulma kararına veya çıkarılma isteminin reddine karşı on gün içinde itiraz edebileceği derhal yazılı olarak bildirilir; itiraz süresi kararın kişiye ve yakınlarına bildirilmesiyle başlar (TMK 435/1).

Resmî sağlık kurulu raporu şarttır. Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, bağımlılık ve ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalıkta karar ancak resmî sağlık kurulu raporu alındıktan sonra verilebilir (TMK 436/5). Rapor, kişinin hastalığını ve tutmanın neden zorunlu olduğunu somut olarak açıklamalıdır; Anayasa Mahkemesi raporun denetime elverişli, güvenilir ve güncel olmasını aramaktadır.

Hekim ön raporuyla en fazla yirmi gün. Kişi muayeneye gelmiyorsa sağlık kurulu raporu alınabilmesi için vücudundan kan, kıl, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilir, gerekli tıbbi müdahaleler yapılabilir ve kişi hekim ön raporu üzerine en fazla yirmi gün sağlık kuruluşuna yerleştirilebilir. Bu yerleştirme imkânı 2019'da getirilmiş, ancak Anayasa Mahkemesi yerleştirme kararına karşı başvurulabilecek bir yol öngörülmediği için bu kısmı oy birliğiyle iptal etmiştir (AYM, E.2020/30, K.2023/12, 25.01.2023). Kanun koyucu 2024'te kararın derhâl bildirilmesini ve on gün içinde denetim makamına itiraz edilebilmesini de öngörerek hükmü yeniden düzenlemiştir. Kısıtlama davalarında sağlık kurulu raporu için de gerekirse bu hükümler uygulanır (TMK 409/2).

Zor kullanma. Kararların icrası için gerektiğinde kişi hakkında zor kullanılabilir ve sağlık görevlilerinden tıbbi yardım alınabilir; Anayasa Mahkemesi bu yetkiyi Anayasa'ya aykırı bulmamıştır.

Hâkim Kişiyi Dinler ve En Geç İki Gün İçinde Karar Verir (TMK 437)

⚖️Yasal Düzenleme
Madde 437 — Hâkim, basit yargılama usulüne göre karar verir.
Gerektiğinde ilgili kişiye adlî yardım sağlanır.
Hâkim, ilgili kişiyi dinler, tahkikatı tamamlar ve gecikmeksizin en geç iki gün içinde kararını verir.

Dinleme zorunludur. Hâkim kişiyi dinlemeden karar veremez. Rapora "mahkemede dinlenmesinde fayda yoktur" yazılmış olması tek başına yeterli değildir; mahkeme karar tarihinde kişinin dinlenmesine bir engel bulunup bulunmadığını araştırmalıdır. Anayasa Mahkemesi, hastanenin bildiriminden yedi gün sonra, iki günlük süre aşılarak ve kişi dinlenmeden dosya üzerinden verilen koruma kararını, denetim makamı da bu eksiklikleri gidermediği için kanuna aykırı tutma saymış ve kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar vererek manevi tazminata hükmetmiştir (AYM, E.T. [2. B.], B. No: 2022/91835, 25.06.2025).

Dosya üzerinden karar verilemez. Yargıtay da koruma isteminde taraf teşkili sağlanmadan, karşı tarafa (küçük söz konusu olduğunda veliye) dilekçe tebliğ edilmeden ve duruşma açılmadan dosya üzerinden verilen kararı bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 11.01.2017, E. 2016/24926, K. 2017/214).

Basit yargılama ve adli yardım. Yargılama basit yargılama usulüne göre yapılır; gerektiğinde kişiye adli yardım sağlanır. Kişinin avukatla temsil edilmesi, raporların güvenilirliğine ve tutmanın zorunluluğuna ilişkin itirazların etkili biçimde ileri sürülmesi bakımından önemlidir.

Karıştırılan Kurumlar: Kısıtlama, 6284 Koruma Kararı ve Ceza Hukukundaki Güvenlik Tedbiri

Kısıtlama (vesayet). Kısıtlama kişinin fiil ehliyetini sınırlar ve vasi atanmasını gerektirir (TMK 405-406). Koruma kararı ise yalnız kişinin bir kurumda tedavi, eğitim veya ıslahını sağlar; kişiyi kısıtlamaz. İki istem aynı dilekçede ileri sürülebilir, ama her birinin koşulları ayrı ayrı araştırılır (Yargıtay 18. HD, 26.09.2013, E. 2013/9282, K. 2013/12347).

6284 sayılı Kanun koruma kararı. Aile içi şiddette verilen uzaklaştırma ve benzeri tedbirler 6284 sayılı Kanuna dayanır ve şiddet mağdurunu korur; TMK 432'deki koruma kararı ise tehlike oluşturan kişinin kendisinin tedavisine yöneliktir. Aile içi şiddet tedbirleri için 6284 uzaklaştırma kararı yazısına bakabilirsiniz.

Ceza hukukundaki güvenlik tedbirleri. Suç işleyen akıl hastaları ile alkol veya uyuşturucu bağımlıları hakkında ceza mahkemesi Türk Ceza Kanunu'ndaki güvenlik tedbirlerine hükmedebilir. Yargıtay, alkol bağımlısı bir sanık hakkında ceza yargılamasının yalnız tedavi tedbiri uygulanabilmesi için sürdürülmesinin davayı gereksiz uzatacağını, genel hükümlere göre de kişi hakkında tedbir ve tedavi kararı verilebileceğini belirtmiştir (Yargıtay 4. CD, 10.12.2015, E. 2015/22480, K. 2015/39738). Hakkında suç soruşturması bulunmayan kişi için yol TMK 432'dir.

TMK 432 Yargıtay kararları

Bu bölümde, maddenin uygulamada nasıl yorumlandığını gösteren 6 Yargıtay kararı yer alıyor. Kararların tamamı resmî tam metinleri okunarak seçildi ve konularına göre gruplandı. Künyeye tıklayarak kararın tam metnine ulaşabilirsiniz.

Karar seçimi hakkında

Sayfaya 6 Yargıtay ve 3 Anayasa Mahkemesi kararı kart olarak alınmıştır: koruma kararının niteliği (8. Hukuk Dairesi 2018), itiraz ve kesinlik (8. Hukuk Dairesi 2018, 18. Hukuk Dairesi 2015), usul güvenceleri (2. Hukuk Dairesi 2017), kısıtlamayla farkı (2. Hukuk Dairesi 2009, 18. Hukuk Dairesi 2013) ile Anayasa Mahkemesinin 2023 iptal kararı ve 2025 tarihli iki bireysel başvuru kararı. Yargıtay kararlarının tamamı tam metinden okunmuş ve OY BİRLİĞİYLE verilmiştir. ATIF NOTLARI: Koruma kararlarında görevli mahkemeye ilişkin oy çokluğuyla verilmiş 2. Hukuk Dairesi kararları kullanılmamıştır. İstinaf döneminden sonra bu dosyalar çoğunlukla bölge adliye mahkemesine gitmeden denetim makamında kesinleştiği için güncel içtihadın ağırlığı Anayasa Mahkemesi kararlarındadır. Kişi, meslek, yer, kurum bilgileri ve tazminat miktarları aktarılmamıştır.

Koruma kararının niteliği

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi

Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması vesayet değildir; karar kesinleşince dosya kapanır, vesayet dosyası gibi takip altında tutulmaz ve sonradan yetkisizlik kararıyla başka mahkemeye gönderilemez

Olay: Kendi rızasıyla tedavi olmadığı ileri sürülen bir kişi hakkında TMK 432 uyarınca tedavi amacıyla koruma kararı verilmiş, kişinin itirazı denetim makamınca kesin olarak reddedilmiş ve bu karara karşı yapılan temyiz de reddedilmiştir. Mahkeme yaklaşık iki yıl sonra, kişinin başka bir ilde oturduğu gerekçesiyle ek kararla yetkisizlik kararı vermiştir.

Karar: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, TMK 432'yi ve 436-437'deki usul kurallarını hatırlatarak koruma kararına yapılan itirazın kesin olarak reddedildiğini, temyiz isteminin de reddedildiğini ve böylece dosyanın kesin hüküm hâlini alıp esasının kapandığını belirtmiştir. Talebin vesayetle ilgisi bulunmadığından dosyanın takip altında tutulmasına gerek olmadığını, takip altında tutulmayan dosya hakkında yetkisizlik kararı verilmesinin doğru olmadığını belirterek ek kararı oy birliğiyle bozmuştur.

“Eldeki davada talebin vesayet ile ilgisi bulunmadığından, koruma amacıyla özgürlüğünün kısıtlanması istenen kişinin dosyasının takip altında tutulması gerekmez.”

Ne anlama geliyor?

Zorla yatış kararı kişiyi vesayet altına almaz; karar kesinleşince dosya kapanır ve yeni bir durum için yeni istem gerekir.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir. Kişinin mesleği, yer ve mahkeme bilgileri aktarılmamıştır.

İtiraz ve kesinlik

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi

Koruma kararına karşı yol denetim makamına itirazdır; denetim makamının itiraz üzerine verdiği karar kesin olduğundan temyiz edilemez

Olay: TMK 432 uyarınca verilen koruma kararına karşı kişinin itirazı denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesince reddedilmiş, kişi bu kararı temyiz etmiştir.

Karar: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, TMK 435'e göre kuruma yerleştirilen kişi veya yakınlarının karara karşı on gün içinde denetim makamına itiraz edebileceğini, itirazları önce vesayet makamının, kabul etmezse denetim makamının incelediğini (TMK 422) ve denetim makamı kararlarının TMK 488 uyarınca kesin olduğunu belirtmiştir. Kişinin dilekçesinin itiraz niteliğinde olduğunu ve denetim makamınca karara bağlandığını belirterek temyiz istemini oy birliğiyle reddetmiştir.

“bu dilekçe, Türk Medeni Kanunu'nun 435. maddesi gereğince itiraz niteliğinde olup, denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesince incelenerek karar verildiğinden ve denetim makamının kararı da kesin olduğundan temyiz isteminin REDDİNE”

Ne anlama geliyor?

Zorla yatış kararına itirazın son durağı asliye hukuk mahkemesidir; bundan sonra ancak Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılabilir.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir. Aynı yönde, temyiz dilekçesini itiraz sayıp dosyayı geri gönderen: 8. HD 18.01.2018, E. 2017/8405, K. 2018/875; 18. HD 17.12.2013, E. 2013/14423, K. 2013/18206. Kişi bilgileri aktarılmamıştır.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi

Koruma istemini reddeden karara karşı vasinin başvurusu da temyiz değil itiraz olarak incelenir; önce vesayet makamı, yerinde görmezse denetim makamı karar verir

Olay: Vasi, vesayet altındaki kişi için TMK 432 uyarınca tedavi amaçlı kişisel koruma kararı istemiş; sulh hukuk mahkemesi istemi reddetmiş, vasi bu kararı temyiz etmiştir.

Karar: Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, TMK 435'teki itiraz hakkını ve TMK 422'deki iki aşamalı inceleme usulünü aktararak vasinin dilekçesinin bu kurallar çerçevesinde önce vesayet makamınca değerlendirilmesi, yerinde görülmezse görüşüyle birlikte denetim makamına gönderilmesi ve denetim makamınca TMK 488 uyarınca kesin karar verilmesi için dosyayı mahkemesine oy birliğiyle iade etmiştir.

“Öyle ise mahkemece verilen koruma amaçlı özgürlüğü kısıtlamaya yönelik dilekçenin, yukarıda açıklanan kurallar çerçevesinde değerlendirilip, vesayet makamınca özür nedenleri yerinde görülmediği takdirde buna ilişkin kararla birlikte evrakın denetim makamına gönderilmesi”

Ne anlama geliyor?

Zorla yatış istemi reddedilen yakınlar da temyize değil, on gün içinde itiraza başvurmalıdır.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir. Kişi bilgileri aktarılmamıştır.

Usul güvenceleri

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması isteminde taraf teşkili sağlanmadan, dilekçe tebliğ edilmeden ve duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilemez

Olay: Aile mahkemesi, koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması istemini, davalı veliye dava dilekçesini tebliğ etmeden ve duruşma açmadan dosya üzerinden karara bağlamış; davacı kararı temyiz etmiştir.

Karar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, davalı veliye dava dilekçesinin tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlanması, dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra duruşma açılması, tarafların delillerinin toplanıp değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Eksik inceleme ile dosya üzerinden karar verilmesini usul ve kanuna aykırı bularak kararı oy birliğiyle bozmuştur.

Karardan alıntı (aç)

“Mahkemece, davalı veliye dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlanması, dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasının tamamlanmasından sonra duruşma açılması ve tarafların gösterdikleri takdirde delilleri toplanıp, değerlendirilip sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile dosya üzerinden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır”

Ne anlama geliyor?

Özgürlüğü kısıtlayan bir karar, ilgililer dinlenmeden ve duruşma yapılmadan verilemez.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir. Kararda davalı taraf "veli" olarak anıldığından istemin velayet altındaki bir kişiye ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Kişi bilgileri aktarılmamıştır.

Kısıtlamayla farkı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması için düzenlenen sağlık kurulu raporu, hastalığın kısıtlamayı gerektirip gerektirmediğini açıklamıyorsa kısıtlama kararına dayanak olamaz

Olay: Sulh hukuk mahkemesi, kişi hakkında koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması için düzenlenmiş ve bipolar bozukluk tanısı içeren sağlık kurulu raporuna dayanarak kısıtlama kararı vermiştir. Mahkeme raporu yetersiz bularak yeniden rapor alınması için yazı yazmış, ancak bunun sonucunu beklemeden karar vermiştir.

Karar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilebileceğini (TMK 409) hatırlatmıştır. Hükme esas alınan raporun koruma kararı için düzenlendiğini, rahatsızlığın TMK 405'e göre kısıtlamayı gerektirip gerektirmediğine ilişkin açıklama içermediğini ve mahkemenin kendi müzekkeresinin gereğini yerine getirmediğini belirterek kararı oy birliğiyle bozmuştur.

“bu rahatsızlığının Türk Medeni Kanununun 405. maddesine göre kişinin kısıtlanmasını gerektirir nitelikte olup olmadığına ilişkin bir açıklama bulunmamaktadır.”

Ne anlama geliyor?

Zorla yatış için alınan rapor, kısıtlama ve vasi atanması için yeterli değildir; her istem için rapor kendi sorusunu cevaplamalıdır.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir. Kişi ve kurum bilgileri aktarılmamıştır.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi

Hem koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması hem de savurganlık ve kötü yönetim nedeniyle kısıtlama istendiğinde TMK 406 yönünden ayrıca araştırma yapılmalı ve kişi dinlenmelidir

Olay: Davacı, kişinin TMK 432 uyarınca koruma amacıyla özgürlüğünün kısıtlanmasını ve TMK 406 uyarınca kısıtlanarak vasi atanmasını istemiştir. Hükme esas alınan raporda bağımlılık bulunmadığı, savurganlık ve kötü yönetim yönünden kanaatin mahkemece oluşturulmasının uygun olacağı belirtilmiş; mahkeme bu yönde araştırma yapmadan davayı reddetmiştir.

Karar: Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, TMK 406 ve 409'u aktararak savurganlık, kötü yaşama tarzı ve kötü yönetim nedeniyle kısıtlama isteminin mahkemece ayrıca araştırılması gerektiğini belirtmiştir. Vesayet hükümlerinin kamu düzenine ilişkin olduğunu, resen ve tarafların göstereceği delillerin toplanması ve kısıtlı adayının dinlenmesi gerektiğini belirterek kararı oy birliğiyle bozmuştur.

“Vesayet hakkındaki hükümlerin kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece resen araştırma yapılabileceği de gözetilerek; resen ve tarafların gösterecekleri delillerin toplanması, kısıtlı adayının dinlenilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru görülmemiştir.”

Ne anlama geliyor?

Zorla tedavi ile kısıtlama aynı dilekçede istense bile mahkeme her birini kendi koşullarına göre ayrı ayrı inceler.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir. Kişi bilgileri aktarılmamıştır.

TMK 432 Anayasa Mahkemesi kararları

Anayasa Mahkemesi (İkinci Bölüm, bireysel başvuru)

Hekim raporu ve tehlike tespiti yeterli olsa bile, hastanenin bildirimi gecikmiş, karar iki günlük süre aşılarak ve kişi dinlenmeden verilmişse koruma amacıyla tutma kanuna aykırıdır; kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ihlal edilmiştir

Olay: Ayakta tedavi için hastaneye başvuran başvurucu, hastanede görevlilerle yaşanan olayların ardından ön tanıyla rızası dışında yatırılmış; ertesi gün düzenlenen uzman hekim raporunda kendisi ve toplum için tehlike oluşturduğu ve mahkemede dinlenmesinde fayda olmadığı belirtilmiştir. Durum dört gün sonra sulh hukuk mahkemesine bildirilmiş, mahkeme bildirimden yedi gün sonra başvurucuyu dinlemeden ve kendisine hukuki yardım sağlamadan dosya üzerinden koruma kararı vermiştir. İtirazlar sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemelerince reddedilmiş, başvurucu yatıştan yaklaşık yirmi beş gün sonra taburcu edilmiştir.

Karar: Anayasa Mahkemesi, akıl hastasının tutulabilmesi için akıl hastalığının denetime elverişli, güvenilir ve güncel bir hekim raporuyla sabit olmasını, tutmanın zorunlu olmasını ve bu şartların tutma boyunca sürmesini aramış; somut olayda bu üç şartın bulunduğunu kabul etmiştir. Ancak hastanenin bildiriminin TMK 432'deki "hemen" yükümlülüğüne aykırı biçimde gecikmesini, mahkemenin TMK 437'deki iki günlük süreyi aşarak ve karar tarihinde kişinin dinlenmesine engel olup olmadığını araştırmadan karar vermesini ve denetim makamının bu eksiklikleri gidermemesini kanuna aykırı tutma saymıştır. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine oy birliğiyle karar vermiş ve başvurucuya manevi tazminat ödenmesine hükmetmiştir.

Karardan alıntı (aç)

“Akıl hastalarının fiziksel özgürlüğünün kısıtlanabilmesi için kişinin -aciliyet arz eden hâller dışında- akıl hastalığının denetime elverişli ve güvenilir bir hekim raporu ile sabit olması, özgürlüğünün kısıtlanmasının zorunlu olduğu hâllerin söz konusu olması, tutma boyunca bu sebeplerin ve tespitlerin mevcut olması gereklidir”

Ne anlama geliyor?

Zorla yatırılan kişinin iki gün içinde hâkim tarafından dinlenmesi bir formalite değil, özgürlüğün temel güvencesidir; ihlali tazminat doğurur.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiş ve başvurucunun kimliğinin gizli tutulmasına karar verilmiştir. Tutma sona erdiğinden yeniden yargılamaya hükmedilmemiştir. Hastane, mahkeme ve yer bilgileri ile tazminat miktarı aktarılmamıştır.

Anayasa Mahkemesi (Birinci Bölüm, bireysel başvuru)

Güncel sağlık kurulu raporuyla akıl hastalığı sabit olan ve kolluk, sosyal inceleme ve önceki uzman raporlarıyla toplum için tehlike oluşturduğu değerlendirilen kişinin tedavi için kuruma yerleştirilmesi, tedaviden sonra taburcu edildiğinden kişi özgürlüğünü ihlal etmez

Olay: Başvurucunun babası, akıl hastası olduğunu ve aileyi tehdit ettiğini belirterek tedavi altına alınmasını istemiştir. Mahkeme hastaneye sevk, kolluk araştırması ve sosyal inceleme raporu yaptırmış; kolluk yazılarından birinde başvurucunun çevresindekileri korkuttuğu, diğerinde ise toplum için tehlike oluşturan eylemi bulunmadığı belirtilmiştir. Sağlık kurulu raporunda başvurucunun sürekli nitelikte şizofreni hastası olduğu, ancak o an kuruma kapatılmasının gerekmediği belirtilmiştir. Başvurucunun da hazır bulunduğu duruşmada, vesayet dosyasındaki hastalığın alevlenme dönemlerinde başkalarının güvenliğini tehdit edebileceğine ilişkin rapor ve sosyal inceleme raporu dikkate alınarak koruma kararı verilmiş, itiraz kesin olarak reddedilmiştir. Başvurucu tedaviden sonra taburcu edilmiştir.

Karar: Anayasa Mahkemesi, E.T. kararındaki ilkeleri uygulayarak başvurucunun akıl hastalığının objektif, denetime elverişli, güvenilir ve güncel bir hekim raporuyla tespit edildiğini kabul etmiştir. Mahkemenin kolluk tutanakları, sosyal inceleme raporu ve önceki uzman raporuna dayanarak başvurucunun toplum açısından tehlike oluşturduğu sonucuna ulaşmasında bariz bir takdir hatası ve keyfîlik bulunmadığını, tutmanın tedavi sonrası tehlikelilik hâli ortadan kalkınca taburculukla sona erdiğini belirtmiştir. Usule ilişkin bir şikâyet de bulunmadığından kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine oy birliğiyle karar vermiştir.

“Sulh Hukuk Mahkemesinin başvurucunun toplum açısından tehlike arz ettiği yönündeki sonuca ulaşmasında bariz bir takdir hatası ve keyfîlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.”

Ne anlama geliyor?

Sağlık kurulu raporunda kurum gözetimi gerekmediği yazsa bile, mahkeme diğer delillerle tehlikeyi tespit ederse zorla tedaviye karar verebilir; ancak tespit somut delillere dayanmalıdır.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiş ve başvurucunun kimliği resen gizli tutulmuştur. Kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı belirtilmiştir. Başvurucu yalnız baş harfleriyle anılmış; hastane, mahkeme ve yer bilgileri aktarılmamıştır.

Anayasa Mahkemesi

Rapor alınması için kişinin hekim ön raporu üzerine yirmi güne kadar sağlık kuruluşuna yerleştirilmesine imkân veren TMK 436/6'nın yerleştirmeye ilişkin kısmı, yerleştirme kararına karşı başvuru yolu öngörülmediği için iptal edilmiştir

Olay: 7196 sayılı Kanunun farklı konulara ilişkin çok sayıda hükmü, iptal davası ve bir sulh hukuk mahkemesinin itiraz başvurusuyla Anayasa Mahkemesine taşınmıştır. İncelenen hükümler arasında TMK 436'ya eklenen 6. ve 7. bentler ile TMK 409/2'ye eklenen cümle de bulunmaktadır.

Karar: Anayasa Mahkemesi, bir kimsenin rızası dışında yirmi güne kadar sağlık kuruluşunda tutulmasının kişi özgürlüğünü yoğun biçimde sınırladığını, kuralın belirli olduğunu ve raporun doğru düzenlenmesini sağlamak gibi meşru bir amacı bulunduğunu kabul etmiştir. Ancak hekim ön raporu üzerine yerleştirilen kişinin bu karara karşı başvurabileceği hiçbir yol öngörülmediğini, bu nedenle sınırlamanın orantısız olduğunu belirterek 436/6'nın yerleştirmeye ilişkin kısmını ve aynı gerekçelerle TMK 409/2'ye eklenen cümleyi Anayasa'nın 13. ve 19. maddelerine aykırı bularak oy birliğiyle iptal etmiş, iptallerin yayımdan dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir. Biyolojik örnek alınması ve tıbbi müdahaleye ilişkin bölüm ile zor kullanma yetkisine ilişkin 7. bent Anayasa'ya aykırı bulunmamıştır.

“Kuralda hekim ön raporu üzerine sağlık kuruluşuna yerleştirilen kişinin bu yerleştirme kararına karşı başvurulabileceği herhangi bir yol öngörülmediği gibi bu konuda başvuru imkânı sağlayan başkaca bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır.”

Ne anlama geliyor?

Bugün rapor için verilen zorunlu gözlem kararına karşı on gün içinde denetim makamına itiraz edilebilir.

Not: İlgili iptal ve ret hükümleri oy birliğiyle verilmiştir. Karar aynı Kanunun başka konulara ilişkin hükümlerini de incelemektedir; bu bölümler sayfanın konusu dışındadır. Kanun koyucu 7499 sayılı Kanunla (RG 12.03.2024) TMK 436/6'yı ve 409/2'yi itiraz yolunu da içerecek şekilde yeniden düzenlemiştir.

Anayasa Mahkemesi, 25.01.2023, E. 2020/30, K. 2023/12 · RG 27.06.2023, S. 32234 · tam metin

TMK 432 ile ilgili maddeler

  • TMK m. 445 — Vasinin kişiye özen görevi: küçüğün bakımı, kısıtlıyla görüşme, huzurevine yerleştirme ve tıbbi müdahale (TMK 445-447)
  • TMK m. 405 — Akıl hastalığı nedeniyle kısıtlama, sağlık kurulu raporu ve ilan (TMK 405, 409-410)
  • TMK m. 406 — Savurganlık, bağımlılık, kötü yaşama tarzı ve kötü yönetim nedeniyle kısıtlama (TMK 406)
  • TMK m. 396 — Vesayet organları: vesayet makamı, denetim makamı, vasi ve kayyım (TMK 396-403)
  • TMK m. 411 — Vesayet işlerinde yetkili mahkeme ve yerleşim yerinin değişmesi (TMK 411-412)
  • TMK m. 413 — Vasinin atanması: kim vasi olur, öncelik, kaçınma, itiraz ve kesinleşme (TMK 413-425)
  • TMK m. 426 — Kayyım ve yasal danışman: temsil kayyımı, yönetim kayyımı, menfaat çatışması, yetki ve usul (TMK 426-431)

Uygulamada dikkat edilecekler

Pratik notlar

  1. 1.Yakınınız için zorla tedavi istiyorsanız, yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine dilekçe verin; acil durumda kişinin bulunduğu yer mahkemesine de başvurulabilir (TMK 433).
  2. 2.Dilekçede kişinin kendisi veya başkaları için oluşturduğu tehlikeyi somut olaylarla anlatın; varsa kolluk tutanakları, tedavi kayıtları ve tanık bilgilerini ekleyin.
  3. 3.Ayakta tedavi veya aile desteğiyle korunma mümkünse mahkeme özgürlüğü kısıtlamaz; neden bu yolların yetersiz kaldığını açıklayın.
  4. 4.Hakkınızda zorla yatış kararı verildiyse, kararın size bildiriminden itibaren on gün içinde kararı veren sulh hukuk mahkemesine itiraz dilekçesi verin; temyize gitmeyin.
  5. 5.Karar sizi dinlemeden veya iki günlük süre aşılarak verildiyse bunu itirazınızda açıkça belirtin; denetim makamının kesin kararından sonra otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılabilir.
  6. 6.Tedavi sürecinde durumunuz düzelirse kurumdan çıkarılmayı isteyin; ret kararına karşı da on gün içinde itiraz edebilirsiniz (TMK 435/2).
  7. 7.Zorla yatış kararı sizi kısıtlamaz; mal satışı veya dava gibi işlerinizi kendiniz yapmaya devam edersiniz. Kısıtlama için ayrı bir dava ve ayrı bir rapor gerekir.

Konuyla ilgili yazılar

Sıkça Sorulan Sorular

Yatırılabilir, ancak sıkı şartlarla. Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı, ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalık veya serserilik nedeniyle toplum için tehlike oluşturan ve kişisel korunması başka şekilde sağlanamayan ergin, tedavisi için bir kuruma yerleştirilebilir (TMK 432). Kararı sulh hukuk mahkemesi verir; resmî sağlık kurulu raporu ve kişinin dinlenmesi gerekir.

Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut bir uyuşmazlık için hukuki görüş yerine geçmez. Madde metni resmî kaynaktan alınmış, kararlar resmî tam metinleri üzerinden özetlenmiştir.