Özet
İmam nikahı hukuken evlilik doğurmaz (TMK m. 143). İmam nikahlı kişi kendisi için nafaka isteyemez, mal rejimine dayanarak katılma alacağı talep edemez, yasal mirasçı olmaz ve dul aylığı alamaz. Birlikte yaşanan dönemde yapılan ödemeler genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde istenebilir, ancak yazılı delil belirleyicidir. Haksız fiil sonucu ölümde destekten yoksun kalma tazminatı için resmi evlilik şartı yoktur. Ortak çocukla baba arasında soybağı tanıma veya babalık davasıyla kurulur, velayet annededir ve soybağı kurulan çocuk babasına mirasçı olur. İmam nikahı kıymak 2015'ten beri suç değildir. Evli biri imam nikahı kıyarsa resmi eş zina sebebiyle boşanma davası açabilir.
İmam nikahıyla birlikte yaşayan çiftlerde en sık sorulan soru, ayrılık ya da ölüm hâlinde kimin hangi hakka sahip olduğudur. İmam nikahlı kadın nafaka alabilir mi, birlikte alınan evde hakkı var mı, eşinden miras kalır mı, ortak çocuk babasının soyadını taşır mı? Aynı soruların bir de öbür yüzü var. Resmi olarak evli biri başka biriyle imam nikahı kıyarsa resmi eşin hakları nelerdir?
Bu yazıda imam nikahının hukuki sonuçlarını, imam nikahlı eşin nafaka, mal paylaşımı, miras, aylık ve tazminat haklarını, ortak çocuğun nüfus ve velayet durumunu ve evli birinin imam nikahı kıymasının boşanma davasındaki etkisini kanun hükümleri ve Yargıtay kararlarıyla anlatıyoruz. Yazı yalnız hukuki sonuçları ele alır, dinî hükümler konusunda görüş içermez.
İmam Nikahlı Eşin Hakları Kısaca
1. İmam nikahı hukuken evlilik değildir. Evlilik yalnız evlendirme memuru önünde kıyılan resmi nikahla kurulur.
2. Nafaka, mal paylaşımı, yasal mirasçılık ve dul aylığı yoktur. Bu haklar kanunda resmi eşe tanınmıştır.
3. Birlikte edinilen mallar için genel hükümlere göre dava açılır. Ödemenin yazılı belgeyle ispatı belirleyicidir.
4. Destekten yoksun kalma tazminatı istenebilir. Yargıtay'a göre bu tazminat için resmi evlilik şartı aranmaz.
5. Ortak çocuğun hakları tamdır. Babalık tanıma veya babalık davasıyla kurulunca çocuk babasının soyadını alır, nafaka ve miras hakkı doğar. Velayet annededir.
6. İmam nikahı kıymak bugün suç değildir. Buna ilişkin ceza hükmü 2015'te Anayasa Mahkemesince iptal edildi.
7. Evli biri imam nikahı kıyarsa resmi eş zina sebebiyle boşanma davası açabilir. Evli bir kadının bu birliktelikten doğan çocuğu ise kocanın nüfusuna yazılır.
İmam Nikahı Hukuken Evlilik Sayılır mı?
Türk hukukunda evlenme, evlendirme memuru önünde yapılan törenle kurulur. Memur evleneceklerden her birine birbiriyle evlenmek isteyip istemediklerini sorar ve evlenme, tarafların olumlu sözlü cevaplarını verdikleri anda oluşur (TMK m. 142). Kanun dinî törenin yerini de ayrıca belirlemiştir.
Bu nedenle yalnız imam nikahıyla birlikte yaşayan iki kişi, ne kadar uzun süre birlikte yaşamış ve kaç çocuk sahibi olmuş olursa olsun, hukuken evli sayılmaz. Yargıtay, imam nikahıyla bir süre birlikte yaşayan bir çiftin uyuşmazlığında "taraflar arasında resmi evlilikten ve yasal olarak korunması gereken bir birliktelikten söz edilmesi mümkün değildir" demiştir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 16.06.2014, E. 2014/2317, K. 2014/9661). Evliliğe bağlanan sonuçlar, yani nafaka, mal rejimi, eşin mirasçılığı ve dul aylığı, imam nikahlı birliktelikte doğmaz. Ortak çocuklar ise anne ve babaları evli olmasa da kanunun güvencesindedir; bu konuyu aşağıda ayrıca anlatıyoruz. Resmi nikahın başvuru ve tören kurallarını TMK 134 ve devamı sayfamızda bulabilirsiniz.
İmam Nikahı Kıymak Suç mu?
Hayır. Resmi nikah yapılmadan dinî evlenme töreni yapılmasını cezalandıran Türk Ceza Kanunu'nun 230. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 27.05.2015 tarihli ve E. 2014/36, K. 2015/51 sayılı kararıyla iptal edildi. Maddenin yürürlükte kalan fıkraları, evli olduğu hâlde başkasıyla evlenme işlemi yaptırmayı, evli olduğunu bildiği biriyle evlenme işlemi yaptırmayı ve gerçek kimliğini saklayarak evlenmeyi cezalandırır (TCK m. 230/1-3). Bu suçlar resmi evlenme işlemine ilişkindir; imam nikahı kıymak bugün tek başına suç değildir.
Suç olmaması, hukuki sonuç doğmayacağı anlamına gelmez. Evli birinin başka biriyle imam nikahıyla yaşaması, resmi eş bakımından ağır bir boşanma sebebidir. Bu ihtimali yazının sonundaki bölümde ayrıca anlatıyoruz.
İmam Nikahlı Eş Nafaka Alabilir mi?
Hayır. Kanundaki nafaka türleri evliliğe bağlıdır. Tedbir nafakası boşanma veya ayrılık davası açılınca davanın devamı süresince eşlerin geçimi için hükmedilir (TMK m. 169). Yoksulluk nafakası boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa tanınır (TMK m. 175). Evlilik sürerken haklı sebeple ayrı yaşayan eşin istediği parasal katkı da eşler arasındadır (TMK m. 197). Resmi nikah bulunmadığı için imam nikahlı kişi, birlikte yaşadığı kişiden ayrıldığında kendisi için nafaka isteyemez.
Ortak çocuk için durum farklıdır. Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır (TMK m. 327) ve çocuğa fiilen bakan anne, çocuk adına babaya karşı nafaka davası açabilir (TMK m. 329). Bunun için önce çocukla baba arasında soybağının kurulmuş olması gerekir. Babalık davası ile birlikte nafaka da istenebilir ve hâkim babalık olasılığını kuvvetli bulursa hükümden önce çocuğun ihtiyaçları için uygun bir nafakaya karar verebilir (TMK m. 333). Ayrıntıları TMK 327-334 iştirak nafakası sayfamızda anlattık.
Sık karıştırılan bir başka durum, boşandıktan sonra yoksulluk nafakası alan kadının yeni biriyle imam nikahı kıymasıdır. Alacaklı tarafın resmi olarak yeniden evlenmesiyle nafaka kendiliğinden kalkar; evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması hâlinde ise nafaka mahkeme kararıyla kaldırılır (TMK m. 176/3). Bu davanın nasıl ispatlandığını nafakanın kaldırılması yazımızda anlattık.
Birlikte Edinilen Mallar ve Mal Paylaşımı
Edinilmiş mallara katılma rejimi eşler arasında uygulanır (TMK m. 202). İmam nikahlı birliktelikte mal rejimi bulunmadığı için ayrılıkta katılma alacağı veya değer artış payı istenemez; tapu kimin adına ise mal kural olarak onundur. Bu, birlikte yaşanan dönemde yapılan ödemelerin karşılıksız kalacağı anlamına gelmez. Partnerine ait bir evin alınmasına para veren ya da adına ev alınması için ödeme yapan kişi, aile hukukuna göre değil borçlar hukukunun genel hükümlerine göre alacak davası açabilir. Bu davalara aile mahkemesi değil asliye hukuk mahkemesi bakar.
Bu davalarda en büyük sorun ispattır. Kanun, belirli bir değerin üzerindeki hukuki işlemlerin senetle ispat edilmesini arar (HMK m. 200). Yakınlar arasındaki işlemlerde tanık dinlenmesine izin veren istisna altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemleri sayar (HMK m. 203/1-a); resmi nikahı olmayan çiftler bu sayımda yer almaz. Banka dekontu, açıklamalı havale veya yazılı bir belge bu nedenle davanın kaderini belirler.
Tapunun kendisini geri almak da her zaman mümkün değildir. İmam nikahıyla birlikte yaşayan bir erkek, bedelini kendisinin ödediğini ileri sürdüğü ve kadın adına tescil edilen dairenin tapusunun iptalini istemişti. İlk derece mahkemesi davayı kabul etti; bölge adliye mahkemesi ise uyuşmazlığın aile hukukuna değil borçlar hukukuna göre çözüleceğini, talebin evlenme şartıyla yapılan bir bağıştan dönme niteliğinde olduğunu ve davacının bedele yönelik bir isteminin bulunmadığını belirterek davayı reddetti. Yargıtay bu kararı onadı (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 13.12.2023, E. 2022/6211, K. 2023/6226). Dosyadan çıkan ders, tapu iptalinin yanında bedel isteminin de davaya eklenmesi gerektiğidir.
Önce İmam Nikahı, Sonra Resmi Nikah Kıyılmışsa
Pek çok çift yıllarca imam nikahıyla yaşadıktan sonra resmi nikah kıyar. Mal rejimi resmi nikahla başlar; mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan malvarlığı değerleri kişisel maldır (TMK m. 220/2). İmam nikahı döneminde edinilen mallar bu nedenle boşanmadaki mal paylaşımına girmez ve bunlar için yapılan katkı ancak genel hükümlere göre istenebilir. Sonradan resmi nikah kıyılmış olsa bile ispat kuralı değişmez.
Yargıtay'ın onadığı bir dosyada kadın, uzun yıllar imam nikahıyla yaşadığı eşiyle sonradan resmi nikah kıymış, resmi nikahtan önceki dönemde edinilen taşınmazlara katkısı için asliye hukuk mahkemesinde alacak davası açmıştı. Yargıtay uyuşmazlığı "Uyuşmazlık, tarafların evlilik birliğinin kurulmasından önceki düzenlemede taşınmaz edindiği iddiasıyla alacak istemine ilişkindir." şeklinde nitelendirdi ve "davacının iddiasını ispata yarar yazılı delil sunmamasına, davacı tarafından teklif edilen yeminin davalı tarafça eda edilmesine göre" ret kararını onadı (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 08.10.2024, E. 2023/4334, K. 2024/2875). Evlenmeden önce edinilen malların boşanmadaki durumunu evlenmeden önce alınan mallar yazımızda anlattık.
Takılan Altınlar İçin Hangi Mahkemeye Gidilir?
İmam nikahıyla birlikte yaşayan bir kadın, birliktelik sırasında kendisine verilen ve sonra erkeğin aldığı altınların iadesini aile mahkemesinde istemişti. Yargıtay, "Taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiil olarak nitelendirilip buna göre çözümlenmesi gerekir." diyerek "uyuşmazlığa genel mahkemede (Asliye Hukuk Mahkemesinde) bakılması gerekmektedir" sonucuna vardı ve aile mahkemesinin kararını görev yönünden bozdu (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 16.06.2014, E. 2014/2317, K. 2014/9661). Resmi nikahı olmayan çiftlerde ziynet eşyası davası bu nedenle asliye hukuk mahkemesinde açılmalıdır.
İmam Nikahlı Eş Mirasçı Olur mu?
Hayır. Kanun mirasbırakanın sağ kalan eşine, birlikte mirasçı olduğu zümreye göre belirlenen bir miras payı tanır (TMK m. 499). Bu eş, mirasbırakanla ölüm anında resmi olarak evli olan kişidir. Yargıtay da resmi nikahı bulunmayan kadının miras hakkı olmadığını, bu birliktelikten doğan çocukların ise mirasbırakanın çocukları olarak mirasçı olduğunu belirtmiştir (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 12.11.2020, E. 2016/18458, K. 2020/7195). Eşin miras payının nasıl hesaplandığını TMK 499 sağ kalan eş sayfamızda anlattık.
Mirasbırakan isterse imam nikahlı eşini vasiyetle düşünebilir. Altsoyu, ana ve babası veya eşi bulunan mirasbırakan, mirasının saklı paylar dışında kalan kısmında ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir (TMK m. 505). Saklı payları zedeleyen kısım için mirasçılar tenkis davası açabilir. Vasiyetnamenin şekil şartlarını vasiyetname nasıl yazılır, saklı payın korunmasını tenkis davası ve saklı pay yazılarımızda anlattık.
Tapuda Satış Gösterilen Devirler
Uygulamada sık görülen yol, mirasbırakanın sağlığında bir taşınmazını birlikte yaşadığı kişiye tapuda satış göstererek devretmesidir. Gerçekte bağış olan böyle bir devir mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapıldıysa mirasçılar muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açabilir. Ancak ispat yükü mirasçılardadır. Uzun yıllar birlikte yaşanan kişiye yapılan devirlerin iptali istenen bir dosyada Yargıtay, "mirasbırakanın kastının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi gerekmektedir" belirterek davayı kısmen kabul eden kararı bozmuş, bozmaya uyularak verilen ret kararını da onamıştır (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 22.02.2022, E. 2021/6898, K. 2022/1412). Muvazaa davasının şartlarını mirastan mal kaçırma ve muris muvazaası yazımızda anlattık.
Dul Aylığı, Sağlık Sigortası ve Destek Tazminatı
Sosyal güvenlik hakları da resmi nikaha bağlıdır. Ölen sigortalının aylığından pay alacak hak sahipleri arasında dul eş sayılır (5510 sayılı Kanun m. 34); hukuken eş sayılmayan imam nikahlı kişiye dul aylığı bağlanmaz. Genel sağlık sigortasında da bakmakla yükümlü olunan kişiler arasında eş yer alır (5510 sayılı Kanun m. 3/10); imam nikahlı kişi bu yoldan sağlık güvencesinden yararlanamaz. Ortak çocuğun hakları ise farklıdır ve aşağıda anlatılmıştır.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Birlikte yaşanan kişi bir trafik kazası ya da başka bir haksız fiil sonucu öldüyse durum değişir. Ölüm hâlinde, ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar tazmin edilir (TBK m. 53/3). Yargıtay, nikahsız birlikte yaşanan kişinin ölümüyle ilgili bir dosyada "desteklik ilişkisi için resmi evlilik şartı bulunmayıp, tazminat talep eden ile desteğinin eylemli ve düzenli olarak karı-koca gibi birlikte yaşamaları, hayatlarını birleştirmelerinin yeterli olduğu açıktır" demiştir. Aynı kararda birlikte yaşamanın araştırılması için "ilgili muhtarlık kayıtlarının getirtilmesi, elektrik, su, telefon aboneliği kayıtlarının araştırılması, seçim kurulu kayıtlarının getirtilmesi" gerektiğini belirtmiş ve bu araştırma yapılmadan verilen kararı bozmuştur (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 16.04.2025, E. 2023/9754, K. 2025/5985). Destek tazminatı isteyecek kişinin ortak ikamet, abonelikler ve tanıklarla birlikte yaşamayı ispatlaması gerekir.
Babasından Maaş Alan Kadın İmam Nikahı Kıyarsa
Babasından aylık alan kızlar için kanun evli olmama şartını arar (5510 sayılı Kanun m. 34). İmam nikahı resmi evlilik olmadığı için bu şart resmi evliliğe göre değerlendirilir. Kanun aylığın kesilmesini ayrıca, eşinden boşandığı hâlde boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşamaya bağlamıştır; bu durumda aylık kesilir ve ödenen tutarlar geri alınır (5510 sayılı Kanun m. 56). Boşandığı eşiyle imam nikahıyla yeniden yaşamaya başlayan kadın bu nedenle aylığını kaybeder. Ayrıntıları boşanmış kadının babasının emekli maaşı ve boşandığı eşle yaşama ve aylığın kesilmesi yazılarımızda anlattık.
Ortak Çocuğun Nüfusu, Soyadı ve Velayeti
Anne ve baba evli olmasa da çocuk hukuken korunur. Kanun soybağının nasıl kurulacağını şöyle düzenler.
Çocuğun doğumdan itibaren otuz gün içinde nüfus müdürlüğüne bildirilmesi zorunludur ve bildirim velayet sahibi tarafından yapılır (5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 15). Evlilik dışında doğan çocuk, babası tarafından tanınana veya babalığına hükmedilene kadar annesinin soyadını taşır (Soyadı Nizamnamesi m. 15). Çocuğun soyadıyla ilgili kuralları TMK 321-322 çocuğun soyadı sayfamızda bulabilirsiniz.
Babalık Nasıl Kurulur? Tanıma ve Babalık Davası
Tanıma, babanın nüfus memuruna veya mahkemeye yazılı başvurusu ya da resmî senette veya vasiyetnamesinde yapacağı beyanla olur (TMK m. 295). Uygulamada baba nüfus müdürlüğüne giderek tanıma beyanında bulunur. Tanınan çocuk babasının hanesine baba adı ve soyadıyla nakledilir (5490 sayılı Kanun m. 28/4). Tanımanın şartlarını TMK 295-300 tanıma sayfamızda anlattık.
Baba çocuğu tanımaktan kaçınırsa anne ve çocuk babalık davası açabilir (TMK m. 301). Anne için dava hakkı doğumdan itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır; çocuk bakımından ise Anayasa Mahkemesinin iptal kararları nedeniyle bir süre sınırı yoktur. Davanın DNA incelemesi ve süreler bakımından nasıl yürüdüğünü babalık davası yazımızda anlattık.
Velayet ve Kişisel İlişki
Anne ve baba evli değilse velayet anneye aittir (TMK m. 337/1). Yargıtay, velayetin kanun gereği annede olduğunu, bu nedenle annenin ayrıca velayet davası açmasında hukuki yarar bulunmadığını belirtmiştir. "Bu yasal düzenlemeye göre, eldeki davada küçüklerin velayetinin davacı annede olduğu tartışmasızdır." (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 26.04.2017, E. 2016/8116, K. 2017/4825). Baba, ancak anne küçük, kısıtlı veya ölmüşse ya da velayet anneden alınmışsa hâkimin kararıyla velayete sahip olabilir (TMK m. 337/2). Velayeti bulunmayan baba çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteyebilir (TMK m. 323) ve çocuğun giderlerine katılmakla yükümlüdür. Velayetin kimde olacağına dair genel kuralları TMK 335-338 velayet sayfamızda bulabilirsiniz.
Çocuğun Miras ve Aylık Hakları
Evlilik dışında doğmuş ve soybağı tanıma veya hâkim hükmüyle kurulmuş olanlar, baba yönünden evlilik içi hısımlar gibi mirasçı olurlar (TMK m. 498). Yani soybağı kurulan çocuk, babasının resmi eşinden olan kardeşleriyle aynı oranda babasına mirasçıdır. Ölüm aylığında da sigortalı tarafından tanınmış veya babalığı hükme bağlanmış çocuklar aylıktan yararlanır ve kanundaki şartları taşıyan, ana ve babası arasında evlilik bağı bulunmayan çocuğa aylığın yüzde ellisi bağlanır; hak sahiplerine bağlanan aylıkların toplamı ölen sigortalının aylığını geçemez (5510 sayılı Kanun m. 34). Soybağının kurulmamış olması bu hakların önündeki tek engeldir; bu nedenle tanıma işlemi geciktirilmemelidir.
Evli Biri İmam Nikahı Kıyarsa Resmi Eşin Hakları
Resmi olarak evli biri başka biriyle imam nikahı kıyıp birlikte yaşamaya başlarsa resmi evlilik hukuken devam eder ve resmi eşin nafaka, mal paylaşımı ve miras hakları korunur. Resmi eş bu durumda boşanma davası açabilir ve kusura bağlı tazminat ile nafaka isteyebilir.
Zina Sebebiyle Boşanma ve Tedbir Nafakası
Eşlerden biri zina ederse diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer; affeden tarafın dava hakkı yoktur (TMK m. 161). Yargıtay, evli kadının başka biriyle imam nikahı kıyıp birkaç ay birlikte yaşadığı bir dosyada "kadının dava dışı bu şahıs ile zina eylemini gerçekleştirdiğinin her türlü şüpheden uzak delillerle ispatlandığı" belirtti ve erkeğin davasının zina sebebiyle de kabul edilmesi gerektiğine karar verdi (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 11.09.2024, E. 2023/5904, K. 2024/5695).
Kadının dava açılmadan önce başka bir erkekle imam nikahıyla yaşamaya başladığının ileri sürüldüğü bir dosyada Yargıtay, "kadının erkeğin davasından önce ve halen başka bir erkek ile yaşadığı anlaşılmakla kadının zinası ispatlanmış olup erkeğin davasının zina nedenine göre kabulü gerekmektedir" değerlendirmesini yaptı. Boşanma kararı başka bir sebeple kesinleştiği için bu istem konusuz kaldı, ancak nafaka yönünden "Dava öncesinden itibaren başka bir erkek ile birlikte karı-koca hayatı yaşayan kadın yararına tedbir nafakası koşulları oluşmamıştır." denildi ve kadın yararına hükmedilen tedbir nafakasının kaldırılması gerektiği için karar bozuldu (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 20.12.2023, E. 2023/2776, K. 2023/6349). Zina davasının şartlarını zina sebebiyle boşanma davası yazımızda ve TMK 161 zina sayfamızda anlattık.
Boşanma Davası Sürerken Kıyılan İmam Nikahı
Boşanma davası açıldıktan sonra kıyılan imam nikahı, görülmekte olan davada kusur olarak dikkate alınmaz. İlk derece mahkemesi, dava sürerken üçüncü bir kişiyle imam nikahına dayalı ortak hayat kurulmasını kusur sayarak kadının boşanma davasını kabul etmişti. Yargıtay "dava tarihinden sonra gerçekleşen olayların ayrı bir davanın konusu olabileceği ve bu olayların erkeğe iş bu davada kusur olarak yüklenemeyeceği" belirterek bu kararı bozdu (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 26.05.2025, E. 2024/7396, K. 2025/5178). Böyle bir durumda yeni olay için ayrı bir boşanma davası açılması ve görülen davayla birleştirilmesinin istenmesi gerekir. Bu yolu boşanma davası sürerken başka biriyle görüşmek yazımızda anlattık.
Evli Kadının Çocuğu Kocanın Nüfusuna Yazılır
Evli bir kadının imam nikahıyla birlikte yaşadığı kişiden çocuğu olursa kanun çocuğu kocaya bağlar. Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır (TMK m. 285). Başka bir erkekle soybağı bulunan çocuk bu bağ geçersiz kılınmadıkça tanınamaz (TMK m. 295/3). Bu nedenle biyolojik baba çocuğu doğrudan tanıyamaz; önce koca, ana veya çocuk tarafından soybağının reddi davası açılmalıdır (TMK m. 286). Davanın süreleri ve DNA incelemesi için soybağının reddi davası yazımıza bakabilirsiniz.
İmam Nikahlı Kadın Koruma Kararı Alabilir mi?
Evet. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınları, çocukları ve aile bireylerini korur (m. 1). Kanundaki ev içi şiddet tanımı, aynı haneyi paylaşsın veya paylaşmasın aile veya hanede ya da aile mensubu sayılan kişiler arasında meydana gelen şiddeti kapsar (m. 2). Resmi nikah bu korumanın şartı değildir. Hâkim şiddet uygulayanın müşterek konuttan uzaklaştırılmasına ve konutun korunan kişiye tahsis edilmesine, korunan kişiye yaklaşmamasına karar verebilir (m. 5). Koruma kararının nasıl alındığını 6284 sayılı Kanun ve uzaklaştırma kararı yazımızda anlattık.
Resmi Nikah ile İmam Nikahının Sonuçları
Aşağıdaki tablo, resmi nikahla yalnız imam nikahı arasındaki başlıca farkları özetler.
| Konu | Resmi nikahlı eş | Yalnız imam nikahlı eş |
|---|---|---|
| Kendisi için nafaka | Tedbir ve yoksulluk nafakası istenebilir | İstenemez |
| Mal paylaşımı | Katılma alacağı ve değer artış payı istenebilir | Mal rejimi yoktur, ödemesini ispatlarsa genel hükümlere göre alacak isteyebilir |
| Miras | Yasal mirasçıdır ve saklı payı vardır | Yasal mirasçı değildir, vasiyetle saklı paylar dışında kalan kısımdan pay bırakılabilir |
| Ölüm aylığı ve sağlık sigortası | Şartları varsa dul aylığı bağlanır ve eş olarak sağlık sigortasından yararlanabilir | İkisinden de yararlanamaz |
| Destekten yoksun kalma tazminatı | İstenebilir | Birlikte yaşama ve destek ispatlanırsa istenebilir |
| Şiddete karşı koruma | 6284 sayılı Kanun uygulanır | 6284 sayılı Kanun uygulanır |
| Ortak çocuğun babası | Babalık karinesiyle kocadır | Tanıma veya babalık davasıyla belirlenir |
| Ortak çocuğun velayeti | Evlilik sürerken ana ve baba birlikte kullanır | Anneye aittir |
Yazıda Dayandığımız Kararlar
Yazıda dayandığımız Yargıtay kararlarının tamamı oybirliğiyle verilmiştir. Künyeye tıklayarak tam metni okuyabilirsiniz.
| Karar | Konu | Sonuç |
|---|---|---|
| Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 16.06.2014, E. 2014/2317, K. 2014/9661 | İmam nikahıyla yaşayan kadının ziynet eşyası iadesi davası | Uyuşmazlık haksız fiildir, aile mahkemesi değil asliye hukuk mahkemesi bakar |
| Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 08.10.2024, E. 2023/4334, K. 2024/2875 | Resmi nikahtan önceki imam nikahı döneminde edinilen mallar için alacak | Yazılı delil sunulmadığı ve davalı yemin ettiği için ret onandı |
| Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 13.12.2023, E. 2022/6211, K. 2023/6226 | İmam nikahlı kadın adına alınan dairenin tapusunun iptali | Bölge adliye mahkemesinin ret kararı onandı |
| Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 12.11.2020, E. 2016/18458, K. 2020/7195 | Resmi nikahı bulunmayan kadının mirasçılığı | Miras hakkı yoktur, birliktelikten doğan çocuklar mirasçıdır |
| Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 22.02.2022, E. 2021/6898, K. 2022/1412 | Uzun yıllar birlikte yaşanan kişiye tapuda satış gösterilerek yapılan devir | Muvazaa ispatlanamadığı için ret kararı onandı |
| Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 16.04.2025, E. 2023/9754, K. 2025/5985 | Nikahsız birlikte yaşanan kişinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı | Resmi evlilik şartı yoktur, birlikte yaşama araştırılmadan verilen karar bozuldu |
| Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 26.04.2017, E. 2016/8116, K. 2017/4825 | Anne ve babası evli olmayan çocuğun velayeti | Velayet kanun gereği annededir, ayrıca dava açılmasında hukuki yarar yoktur |
| Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 20.12.2023, E. 2023/2776, K. 2023/6349 | Başka bir erkekle yaşayan evli kadın | Zina ispatlanmıştır, tedbir nafakası koşulları oluşmamıştır |
| Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 11.09.2024, E. 2023/5904, K. 2024/5695 | Evli kadının başka biriyle imam nikahı kıyıp birlikte yaşaması | Zina ispatlandı, zinaya dayalı boşanma da kabul edilmeli |
| Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 26.05.2025, E. 2024/7396, K. 2025/5178 | Boşanma davası açıldıktan sonra kıyılan imam nikahı | Görülen davada kusur olarak yüklenemez, ayrı davanın konusudur |
Sonuç
İmam nikahı hukuken evlilik doğurmaz. Bu nedenle imam nikahlı kişi kendisi için nafaka isteyemez, mal rejimine dayanarak katılma alacağı talep edemez, yasal mirasçı olmaz ve dul aylığı alamaz. Birlikte yaşanan dönemde yapılan ödemeler genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde istenebilir, ancak burada yazılı delil belirleyicidir. Ölüm bir haksız fiilden kaynaklandıysa destekten yoksun kalma tazminatı için resmi evlilik şartı yoktur. Ortak çocuğun hakları ise tamdır; soybağı tanıma veya babalık davasıyla kurulunca çocuk babasının soyadını alır, nafaka, miras ve aylık hakkı doğar ve velayet annede kalır. Evli biri imam nikahı kıyarsa resmi eş zina sebebiyle boşanma davası açabilir; dava sürerken kıyılan imam nikahı ise ayrı bir davayla ileri sürülmelidir.
İmam nikahlı birliktelikten doğan mal, nafaka, tanıma veya miras uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz. Boşanma ve miras davalarındaki hizmetlerimiz için İstanbul boşanma avukatı ve miras avukatı sayfalarımıza bakabilirsiniz.

Av. Murat Aydar
İstanbul'da aile hukuku alanında müvekkillerime hizmet veriyorum. Özellikle anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı davalarında hukuki destek sağlıyorum.
