4721 sayılı Türk Medeni Kanunu · İkinci Ayırım: Mirasın Kazanılması › A. Kazanma › II. Vasiyet alacaklıları tarafından (600 istem · 601 özel durumlar · 602 zamanaşımı) › III. Alacaklıların durumu (603) › IV. Tenkis ve geri isteme (604)

TMK Madde 600-604: Vasiyet Alacaklısının Hakları — İstem ve Tenfiz Davası, Muacceliyet, İntifa ve Sigorta Vasiyeti, Zamanaşımı, Alacaklıların Sırası ve Geri İsteme

Üçüncü Kitap: Miras Hukuku › İkinci Kısım: Mirasın Geçmesi › İkinci Bölüm: Mirasın Geçmesinin Sonuçları › İkinci Ayırım: Mirasın Kazanılması › A. Kazanma › II. Vasiyet alacaklıları tarafından (600 istem · 601 özel durumlar · 602 zamanaşımı) › III. Alacaklıların durumu (603) › IV. Tenkis ve geri isteme (604)

Hazırlayan: Av. Murat Aydar18 yüksek mahkeme kararıYürürlükteki metinGüncelleme: 27.09.2026

Kısa cevap · TMK 600

Vasiyet alacaklısı mirasçı değildir; vasiyeti yerine getirme görevlisine, görevli yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı kişisel bir istem hakkına sahiptir (TMK 600/1). Vasiyet edilen mal ölümle kendiliğinden ona geçmez; vasiyet alacaklısı mülkiyeti ancak vasiyetin tenfizi yoluyla mal adına tescil edilince kazanır. Alacak, tasarruftan aksi anlaşılmıyorsa yükümlünün mirası kabul etmesi veya ret hakkının düşmesiyle (kural olarak üç aylık ret süresinin geçmesiyle) muaccel olur (TMK 600/2). Tenfiz davası asliye hukuk mahkemesinde ve bütün mirasçılara karşı açılır; Yargıtay'a göre yalnız "vasiyetnamenin tenfizine" diye kurulan hüküm tapuda uygulanamaz, taşınmazlarda ada-parsel ve pay gösterilerek tescil, taşınırlarda teslim istenmelidir. İntifa hakkı, irat ve sigorta alacağı vasiyetleri için özel kurallar vardır (TMK 601). Dava hakkı kazandırmanın öğrenilmesinden başlayarak on yılda zamanaşımına uğrar (TMK 602). Mirasbırakanın alacaklıları vasiyet alacaklılarından, vasiyet alacaklıları da mirasçıların alacaklılarından önce gelir (TMK 603). Vasiyeti yerine getirdikten sonra bilmedikleri borçları ödeyen mirasçılar, verileni tenkis oranında geri isteyebilir (TMK 604).

Bu sayfada neler var? (15 bölüm)
  1. TMK 600 madde metni
  2. Değişiklik geçmişi
  3. Vasiyet Alacaklısının Kişisel İstem Hakkı ve Tenfiz Davasının Tarafları (TMK 600/1)
  4. Vasiyet Alacağı Ne Zaman İstenebilir? Muacceliyet ve Alacağı Etkileyen Durumlar (TMK 600/2)
  5. Tenfiz Davasında Ne İstenir, Hüküm Nasıl Kurulur? Tescil, Teslim ve Harç (TMK 600/3)
  6. Özel Durumlar: Elbirliği Hâlindeki Pay ve Kat İrtifakı Kurulmamış Daire Vasiyeti
  7. İntifa Hakkı, İrat ve Sigorta Alacağı Vasiyeti (TMK 601)
  8. Vasiyet Alacağında Zamanaşımı: Başlangıç, Kesilme ve Def'in Etkisi (TMK 602)
  9. Alacaklıların Sırası: Mirasbırakanın Alacaklısı, Vasiyet Alacaklısı ve Mirasçının Alacaklısı (TMK 603)
  10. Tenkis Def'i ve Sonradan Çıkan Borçlarda Geri İsteme (TMK 604)
  11. TMK 600 Yargıtay kararları
  12. TMK 600 ile ilgili maddeler
  13. Uygulamada dikkat edilecekler
  14. Konuyla ilgili yazılar
  15. Sıkça sorulan sorular

Temel kavramlar

Vasiyet alacaklısı
Mirasbırakanın kendisini mirasçı atamadan belirli bir mal, hak veya edim bıraktığı kişi; külli değil cüz'i haleftir ve yalnız kişisel istem hakkı kazanır (TMK 600/1).
Vasiyet yükümlüsü
Vasiyeti yerine getirmekle yükümlü olan kişi: vasiyeti yerine getirme görevlisi, yoksa yasal veya atanmış mirasçılar.
Vasiyetin tenfizi davası
Vasiyet alacaklısının vasiyet edilen malın teslimi, hakkın devri veya taşınmazın adına tescili için açtığı dava (TMK 600/3).
Muacceliyet
Alacağın istenebilir hâle gelmesi; vasiyet alacağında kural olarak mirasın kabulü veya ret hakkının düşmesi anı (TMK 600/2).
Tenkis def'i
Saklı payı zedelenen mirasçının, dava açma süresi geçmiş olsa bile vasiyetin indirilmesini savunma yoluyla istemesi (TMK 571/3).
Geri isteme
Vasiyeti yerine getirdikten sonra bilmedikleri tereke borçlarını ödeyen mirasçıların, tenkis oranında verileni vasiyet alacaklısından istemesi (TMK 604).
Elbirliği mülkiyeti
Paylaşmaya kadar mirasçıların terekeye birlikte sahip olması; paylı mülkiyete dönüştürülmesi sulh hâkiminden istenebilir (TMK 640, 644).

Bir bakışta TMK 600

KonuKuralDayanak
Hukuki durumVasiyet alacaklısı kişisel istem hakkı kazanır; mülkiyet tenfiz ve tescille geçer.TMK m. 600/1; 7. HD 07.12.2023
DavalılarGörevli varsa ona, yoksa bütün yasal ve atanmış mirasçılara; ölmüş mirasçının yerine mirasçıları.TMK m. 600/1; 3. HD 02.10.2018; 7. HD 05.01.2022
Görevli mahkemeAsliye hukuk mahkemesi; dava aile mahkemesi sıfatıyla görülemez.HMK m. 2; 7. HD 18.12.2023
MuacceliyetMirasın kabulü veya ret hakkının düşmesiyle; ret süresi kural olarak üç ay.TMK m. 600/2, 606, 610
Dava konusuTaşınmazda tapu iptali ve tescil, taşınırda teslim, davranışta zararın giderilmesi.TMK m. 600/3; 7. HD 17.10.2025
HükümYalnız "tenfizine" diye kurulamaz; taşınmaz, pay ve lehtar açıkça yazılır.HMK m. 297; 3. HD 28.11.2018; 7. HD 07.05.2025
Yalnız tenfiz istenirseTaleple bağlılık gereği tespit niteliğinde hüküm; tescil için ayrı dava gerekir.HMK m. 26; 7. HD 20.05.2026
HarçTapu iptali ve tescil isteniyorsa nispi harç; eksik harç tamamlatılır.3. HD 15.03.2021
Elbirliği hâlindeki payÖnce paylı mülkiyete dönüştürme; davacıya yetki ve süre verilir.TMK m. 644; 3. HD 15.03.2021
Kat irtifakı yokObjektif imkânsızlık değildir; kat mülkiyeti dava yoluyla istenebilir.3. HD 12.03.2018
İntifa ve iratEşya ve borçlar hukuku kuralları uygulanır; intifa hakkı lehtar adına tescil edilir.TMK m. 601/1, 795; 3. HD 09.06.2015
Sigorta alacağıVasiyet alacaklısı sigortacıya doğrudan başvurur.TMK m. 601/2
ZamanaşımıOn yıl; başlangıç açılma veya tebliğ tarihi, kesinleşme beklenmez (HGK oy çokluğuyla).TMK m. 602; HGK 06.12.2023
KesilmeDava, def'i ve ikrar zamanaşımını keser.TBK m. 154; 3. HD 08.04.2010
Def'in etkisiGüncel kararlarda yalnız def'i ileri süren davalı yararlanır.3. HD 14.11.2016; 7. HD 07.12.2023
Alacaklıların sırasıMirasbırakanın alacaklısı, sonra vasiyet alacaklısı, sonra mirasçının alacaklısı.TMK m. 603/1
HacizTescilden önce mirasçı payına konulan haciz şikâyetle kaldırılamadı; haczin kaldırılması ayrı davadır.12. HD 17.04.2014; 3. HD 28.04.2015
Tenkis def'iTenfiz davasında her zaman ileri sürülebilir; mahkeme hakkında karar vermelidir.TMK m. 571/3; 3. HD 29.05.2018
Geri istemeSonradan ödenen bilinmeyen borçta tenkis oranında; zenginleşme ölçüsünde.TMK m. 604

TMK 600 madde metni

Resmî metin4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

Üçüncü Kitap: Miras Hukuku › İkinci Kısım: Mirasın Geçmesi › İkinci Bölüm: Mirasın Geçmesinin Sonuçları · İkinci Ayırım: Mirasın Kazanılması › A. Kazanma › II. Vasiyet alacaklıları tarafından (600 istem · 601 özel durumlar · 602 zamanaşımı) › III. Alacaklıların durumu (603) › IV. Tenkis ve geri isteme (604)

Vasiyet alacaklıları: kişisel istem hakkı, muacceliyet, tenfiz davası, intifa hakkı, irat ve sigorta alacağı, zamanaşımı, alacaklıların sırası, tenkis ve geri isteme (m. 600-604) — Madde 600

  1. (1)Vasiyet alacaklısı, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona; yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı kişisel bir istem hakkına sahip olur.
  2. (2)Bu alacak, tasarruftan aksi anlaşılmıyorsa vasiyet yükümlüsünün mirası kabul etmesi veya ret hakkının düşmesiyle muaccel olur.
  3. (3)Vasiyet alacaklısı, yükümlülüğünü yerine getirmeyen vasiyet yükümlüsüne karşı, vasiyet edilen malın teslimini veya hakkın devrini; vasiyet konusu bir davranış ise, bunun yerine getirilmemesinden doğan zararın giderilmesini dava edebilir.

Kaynak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, mevzuat.gov.tr. Fıkra numaraları okumayı kolaylaştırmak için eklenmiştir.

Değişiklik geçmişi

TarihKaynakDeğişiklik
22.11.20014721 sayılı Türk Medeni Kanunu (RG 08.12.2001, S. 24607; yürürlük: 01.01.2002)TMK 600-604 bu tarihte kabul edilmiş ve yürürlüğe girdiğinden bu yana değişmemiştir. 743 sayılı Kanun döneminde vasiyet alacaklısının istemi 541., dava hakkının zamanaşımı 580. maddede düzenleniyordu; 01.01.2002'den önce ölen mirasbırakanlarda mirasın geçişi o tarihte yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir (4722 sayılı Kanun m. 17).

Vasiyet Alacaklısının Kişisel İstem Hakkı ve Tenfiz Davasının Tarafları (TMK 600/1)

⚖️Yasal Düzenleme
Madde 600 — Vasiyet alacaklısı, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona; yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı kişisel bir istem hakkına sahip olur.
Bu alacak, tasarruftan aksi anlaşılmıyorsa vasiyet yükümlüsünün mirası kabul etmesi veya ret hakkının düşmesiyle muaccel olur.
Vasiyet alacaklısı, yükümlülüğünü yerine getirmeyen vasiyet yükümlüsüne karşı, vasiyet edilen malın teslimini veya hakkın devrini; vasiyet konusu bir davranış ise, bunun yerine getirilmemesinden doğan zararın giderilmesini dava edebilir.

Mirasçı değil, alacaklı. Mirasçılar mirası ölümle bir bütün olarak ve kendiliğinden kazanır (TMK 599). Kendisine belirli bir mal, hak veya edim bırakılan vasiyet alacaklısı ise mirasbırakanın külli değil cüz'i halefidir: terekenin tamamına değil, yalnız kendisine bırakılan değere ilişkin kişisel bir istem hakkı kazanır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, vasiyet alacağının mirasbırakanın ölümüyle doğduğunu, ancak vasiyet alacaklısının vasiyet edilen şeyin mülkiyetini bu malın tenfiz yoluyla adına tescil edilmesiyle kazanacağını belirtmiştir (Yargıtay 7. HD, 07.12.2023, E. 2023/4679, K. 2023/6065). Belirli mal bırakmanın konusu ve mirasçı atamadan farkı TMK 517-519 ile TMK 514-516 şerhlerinde ele alınmıştır.

Önce vasiyeti yerine getirme görevlisi. Mirasbırakan vasiyetnamede bir vasiyeti yerine getirme görevlisi atamışsa istem ona yöneltilir; görevli yoksa yasal veya atanmış mirasçılar muhataptır (TMK 600/1). Vasiyetin yerine getirilmesi bir mirasçıya yüklenmiş olsa bile Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, görevli bulunmayan bir dosyada davanın bütün mirasçılara yöneltilmesini aramış ve bu zorunluluğun mirasçıların elbirliği mülkiyetinden değil doğrudan kanundan kaynaklandığını belirtmiştir (Yargıtay 3. HD, 07.07.2014, E. 2014/3983, K. 2014/11049).

Bütün mirasçılar davada yer almalıdır. Mirasçılık belgesinde görünen yasal mirasçılardan biri davalı gösterilmeden kurulan tescil hükmü bozulmaktadır (Yargıtay 3. HD, 02.10.2018, E. 2018/4555, K. 2018/9330; Yargıtay 3. HD, 20.12.2018, E. 2017/9973, K. 2018/13057). 7. Hukuk Dairesi, yasal mirasçıların yokluğunda yargılama yapılmasını HMK 27'deki hukuki dinlenilme hakkına açık aykırılık olarak nitelendirmiştir (Yargıtay 7. HD, 17.10.2025, E. 2025/4668, K. 2025/4391). Mirasçılardan biri ölmüşse onun mirasçılarına husumet yöneltilmelidir (Yargıtay 2. HD, 13.04.2009, E. 2008/1577, K. 2009/6877); davadan önce ölmüş bir kişiye karşı ise dava açılamaz, böyle bir dosyada verilen tenfiz kararı kanun yararına bozulmuştur (Yargıtay 7. HD, 05.01.2022, E. 2021/8207, K. 2022/140).

Görevli mahkeme asliye hukuktur. Tenfiz davası bir malvarlığı davasıdır ve kanunda aksine hüküm bulunmadığından asliye hukuk mahkemesinde görülür; aile mahkemesi sıfatıyla verilen karar görev yönünden bozulmuştur (Yargıtay 7. HD, 18.12.2023, E. 2022/5061, K. 2023/6312). Vasiyetnameyi açan sulh hâkiminin görevi ise açma, tebliğ ve koruma önlemleriyle sınırlıdır; açma dosyasında eda niteliğinde bir hüküm kurulması doğru bulunmamış, vasiyet alacaklısının genel hükümlere göre ayrıca dava açabileceği belirtilmiştir (Yargıtay 2. HD, 12.04.2010, E. 2009/21598, K. 2010/7105). Vasiyetnamenin açılmasına ilişkin ayrıntılar için TMK 595-597 şerhine bakılabilir.

💡İpucu
Dava açmadan önce sulh mahkemesinden veya noterden güncel mirasçılık belgesi alın; belgede görünen bütün mirasçıları, ölmüş olanların yerine ise kendi mirasçılarını davalı gösterin. Vasiyetnamede vasiyeti yerine getirme görevlisi atanmışsa istem ona yöneltilir (TMK 600/1).

Vasiyet Alacağı Ne Zaman İstenebilir? Muacceliyet ve Alacağı Etkileyen Durumlar (TMK 600/2)

Kabul veya ret hakkının düşmesi. Vasiyet alacağı, tasarruftan aksi anlaşılmıyorsa vasiyet yükümlüsünün mirası kabul etmesi veya ret hakkının düşmesiyle muaccel olur (TMK 600/2). Miras üç ay içinde reddedilebilir; bu süre yasal mirasçılar için kural olarak mirasbırakanın ölümünün öğrenilmesiyle, vasiyetnameyle atanmış mirasçılar için tasarrufun kendilerine resmen bildirilmesiyle başlar (TMK 606). Süresinde reddetmeyen mirasçı mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur; ret süresi dolmadan tereke işlemlerine karışan, olağan yönetim dışında işler yapan veya tereke mallarını gizleyen mirasçı da artık mirası reddedemez (TMK 610). Böylece mirasçı, mirası reddedip reddetmeyeceğine karar vermeden vasiyeti yerine getirmek zorunda kalmaz.

Tasarruftan aksi anlaşılabilir. Mirasbırakan vasiyetin daha sonra, örneğin lehtarın belli bir yaşa gelmesinden sonra yerine getirilmesini isteyebilir. Bu durumda alacak o tarihte muaccel olur ve zamanaşımı da o tarihten işlemeye başlar (TMK 602). Hukuk Genel Kurulu, oy çokluğuyla verdiği 2023 tarihli kararının gerekçesinde bu örneği vererek muacceliyetin ertelendiği hâllerde zamanaşımının muacceliyet tarihinden başlayacağını açıklamıştır (Yargıtay HGK, 06.12.2023, E. 2022/139, K. 2023/1213, oy çokluğuyla).

Tenfiz için ayrıca vasiyetnamenin açılması gerekir. Yargıtay, muacceliyetten ayrı olarak, tenfiz davası için vasiyetnamenin sulh hâkimince açılmış olmasını ve iptal davası açılmışsa sonucunun beklenmesini aramaktadır (Yargıtay 7. HD, 17.10.2025, E. 2025/4668, K. 2025/4391). Vasiyetnamenin iptali veya tenkisi ile tenfizi aynı dosyada birlikte görülemez; tenfiz istemi ayrılarak ayrı esasa kaydedilmelidir (Yargıtay 3. HD, 29.03.2018, E. 2016/11787, K. 2018/3230). Tenkis davasında davalı olan vasiyet alacaklısının bir talebi yokken onun lehine tescil hükmü kurulamayacağı, iptal veya tenkis davası kesinleşmeden tenfiz niteliğinde hüküm verilemeyeceği de belirtilmiştir (Yargıtay 3. HD, 30.06.2015, E. 2015/1912, K. 2015/12045). Bu şartların ayrıntısı TMK 517-519 şerhinin dava şartları bölümünde ele alınmıştır.

Vasiyet alacağını etkileyen durumlar. Vasiyeti yerine getirmekle yükümlü mirasçının mirası reddetmesi, mirasbırakandan önce ölmesi veya mirastan yoksun kalması vasiyeti düşürmez; borç bundan yararlananlara geçer (TMK 519/2). Buna karşılık vasiyet alacaklısı mirasbırakandan önce ölmüşse, tasarruftan aksi anlaşılmadıkça yükümlülük vasiyet yükümlüsünün yararına ortadan kalkar (TMK 581/2; TMK 580-583 şerhi). Vasiyet alacaklısı vasiyeti reddederse, mirasbırakanın arzusunun başka türlü olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça bu redden vasiyet yükümlüsü yararlanır (TMK 616).

Tenfiz Davasında Ne İstenir, Hüküm Nasıl Kurulur? Tescil, Teslim ve Harç (TMK 600/3)

Teslim, devir veya zararın giderilmesi. Vasiyet alacaklısı, yükümlülüğünü yerine getirmeyen vasiyet yükümlüsüne karşı vasiyet edilen malın teslimini veya hakkın devrini; vasiyet konusu bir davranışsa bunun yerine getirilmemesinden doğan zararın giderilmesini dava edebilir (TMK 600/3). Uygulamada bu davaya vasiyetnamenin tenfizi veya yerine getirilmesi davası denir. 7. Hukuk Dairesi, bu davada yükümlünün borcunu yerine getirmemiş olmasını, taşınırlarda zilyetliğin devrinin, taşınmazlarda tescilin istenmesini, talep konusu malın terekeye dahil olmasını ve iptal davası varsa sonucunun beklenmesini aramış; bu şartlar gerçekleşince vasiyetin konusu belirlenip gerekirse keşif yapılarak infaza elverişli biçimde teslime veya tescile karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 7. HD, 17.10.2025, E. 2025/4668, K. 2025/4391).

"Tenfizine" demek yetmez. 3. Hukuk Dairesi, HMK 297 uyarınca hükmün açık ve infaza elverişli olması gerektiğini, tenfiz davasında taşınmazın ada-parsel numarasının ve davacılara isabet eden ve iptal edilen payların gösterilmesi gerektiğini, yalnız "vasiyetnamenin tenfizine" şeklinde hüküm kurulamayacağını açıklamıştır (Yargıtay 3. HD, 28.11.2018, E. 2018/7027, K. 2018/12115). 7. Hukuk Dairesi de vasiyete konu taşınır, taşınmaz ve taşıt bilgileri gösterilmeden "aynen tenfizine" denilerek kurulan hükmü bozmuş; hâkimin murisin iradesini ayakta tutacak ve vasiyetin tenfizine imkân sağlayacak yolu izlemesi gerektiğini vurgulamıştır (Yargıtay 7. HD, 07.05.2025, E. 2024/3367, K. 2025/2472). Taraf teşkili sağlanmadan verilmiş ve tescil içermeyen bir tenfiz kararı sonradan tavzih veya ek kararla düzeltilemez (Yargıtay 7. HD, 17.10.2025, E. 2025/4668, K. 2025/4391). Tescil hükmü bulunmayan bir tenfiz kararı yüzünden yıllar sonra yeni bir dava açmak zorunda kalan vasiyet alacaklısı zamanaşımı savunmasıyla karşılaşmış ve dosya iki kez Yargıtay'a gitmiştir (Yargıtay 3. HD, 16.02.2015, E. 2014/14407, K. 2015/2188; Yargıtay 3. HD, 12.03.2018, E. 2017/13460, K. 2018/2335).

Taleple bağlılık. Hâkim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır (HMK 26). 7. Hukuk Dairesi, davacının yalnız vasiyetnamelerin tenfizini istediği bir dosyada, tespit niteliğindeki tenfiz hükmünün taşınmazların intikalini sağlamadığını, ancak mahkemenin talep dışına çıkmayarak yalnız tenfiz hükmü kurmasında ve davayı maktu harçla sonuçlandırmasında kanuna aykırılık bulunmadığını kabul etmiş; tarafların taşınmazlar için tapu iptali ve tescil, taşınırlar için istirdat davası açabileceğini belirtmiştir (Yargıtay 7. HD, 20.05.2026, E. 2026/2500, K. 2026/2813). Bu nedenle dilekçede tenfizin yanında tescil ve teslim istemleri açıkça yazılmalıdır.

Harç. Tapu kaydının iptali ve davacı adına tescilini de kapsayan tenfiz davaları nispi harca tabidir; harç tamamlanmadan yargılamaya devam edilemez, dava değeri bildirilmemişse mahkeme keşifle değer belirleyip eksik harcı tamamlatır (Yargıtay 3. HD, 15.03.2021, E. 2021/1409, K. 2021/2646).

Vasiyet konusuDilekçede istenecekHükümde gösterilecek
Taşınmaz veya taşınmaz payıTapu kaydının iptali ve vasiyet alacaklısı adına tescilİl, ilçe, ada-parsel, bağımsız bölüm ve tescil edilecek pay
Taşınır mal (araç, eşya, ürün)Zilyetliğin devri (teslim)Plaka, seri numarası veya miktar gibi ayırt edici bilgiler
Hak (alacak, intifa hakkı)Hakkın devri veya tesciliHakkın türü ve kimin adına kurulduğu
Davranış (bir işin yapılması)Yerine getirilmezse zararın giderilmesiÖdenecek tazminat
⚠️Dikkat
Yalnız "vasiyetnamenin tenfizine karar verilmesini" istemeyin. Taşınmazlar için ada-parsel ve pay belirterek tapu iptali ve tescil, taşınırlar için teslim isteyin ve harcı taşınmaz değeri üzerinden yatırın. Aksi hâlde lehinize çıkan karar tapuda uygulanmayabilir ve ikinci bir dava gerekebilir.

Özel Durumlar: Elbirliği Hâlindeki Pay ve Kat İrtifakı Kurulmamış Daire Vasiyeti

Mirasbırakanın elbirliği hâlindeki payı. Mirasbırakan vasiyet ettiği taşınmazda başkalarıyla elbirliği hâlinde malikse (örneğin kendi murisinden kalıp henüz paylaşılmamış bir taşınmazda), bu pay üzerinden doğrudan kurulan tescil hükmü infaz edilemez. 3. Hukuk Dairesi böyle bir dosyada davacıya elbirliği mülkiyetini paylı mülkiyete dönüştürmesi için yetki ve süre verilmesini ve doğru sicil oluşturma ilkesine uygun, infazı kabil bir karar kurulmasını istemiştir (Yargıtay 3. HD, 15.03.2021, E. 2021/1409, K. 2021/2646). Aynı Daire karar düzeltme aşamasındaki bir başka dosyada, dönüştürme için dava açılmak üzere süre verilmesi ve bunun bekletici sorun yapılması gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 3. HD, 21.09.2021, E. 2021/5520, K. 2021/8706). Kanun, terekeye dahil mallar üzerindeki elbirliği mülkiyetinin mirasçılardan birinin istemiyle sulh hâkimince paylı mülkiyete dönüştürülmesini düzenler (TMK 644); Yargıtay bu dosyalarda davacı vasiyet alacaklısına bu yönde yetki ve süre verilmesini aramıştır.

Kat irtifakı kurulmamış binadaki daire. Uygulamada sık görülen bir durum, henüz kat irtifakı kurulmamış bir binadaki dairelerin çocuklar arasında vasiyetle paylaştırılmasıdır. 3. Hukuk Dairesi, bu vasiyetin kat mülkiyeti kurulana kadar infaz imkânı vermese de borcu sona erdiren objektif imkânsızlık sayılamayacağını, vasiyet alacaklısının isteğini kat mülkiyetinin kurulmasına bağlamanın objektif iyiniyetle bağdaşmayacağını ve kat mülkiyetine elverişli bir yapıda kat mülkiyetinin dava yoluyla istenebileceğini kabul etmiştir (Yargıtay 3. HD, 12.03.2018, E. 2017/13460, K. 2018/2335). Ruhsatsız yapılara ilişkin bir dosyada ise ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, tescil yerine vasiyetin tapunun beyanlar hanesine yazılmasıyla yetinmiş; Yargıtay bu dosyayı esasa girmeden yalnız görev yönünden bozmuştur (Yargıtay 7. HD, 18.12.2023, E. 2022/5061, K. 2023/6312).

⚠️Dikkat
Vasiyet edilen daire veya pay tapuda tek başına tescile elverişli değilse (elbirliği hâlinde pay, kat irtifakı kurulmamış bina), dava dilekçesinde tescilin yanında paylı mülkiyete dönüştürme veya kat mülkiyeti kurulması yönündeki istemi de açıkça belirtin.

İntifa Hakkı, İrat ve Sigorta Alacağı Vasiyeti (TMK 601)

⚖️Yasal Düzenleme
Madde 601 — Kendisine bir intifa hakkı veya bir irat hakkı ya da belli aralıklarla tekrarlanan diğer bir edim vasiyet edilen kimsenin istem hakkı, tasarrufta başka bir esas öngörülmüş olmadıkça, eşya hukuku ve borçlar hukuku kurallarına tâbidir.
Kendisine mirasbırakanın ölümünde ödenecek bir sigorta alacağı vasiyet edilen kimse, sigorta sözleşmesinden doğan istem hakkını sigortacıya karşı doğrudan doğruya kullanabilir.

İntifa hakkı vasiyeti. Mirasbırakan bir malın mülkiyetini bir kişiye, o mal üzerindeki intifa hakkını başka bir kişiye bırakabilir. İntifa hakkı lehtarının istemi, tasarrufta aksine bir hüküm yoksa eşya hukukunun intifa hükümlerine göre belirlenir (TMK 601/1). İntifa hakkı taşınmazlarda tapu kütüğüne tescille, taşınırlarda zilyetliğin devriyle, alacaklarda alacağın devriyle kurulur (TMK 795); aksine düzenleme yoksa sahibine konusu üzerinde tam yararlanma yetkisi verir (TMK 794) ve gerçek kişilerde hak sahibinin ölümüyle sona erer (TMK 797). 3. Hukuk Dairesi, bir dairenin intifa hakkının davacıya, mülkiyetinin bir kamu kurumuna vasiyet edildiği dosyada intifa hakkının davacı adına tescilini onamış; mülkiyetin ise genel bütçe kapsamındaki idareler için öngörülen kural gereği Hazine adına tescil edilmesi gerektiğini belirterek hükmü düzeltmiştir (Yargıtay 3. HD, 09.06.2015, E. 2014/17365, K. 2015/10552).

İrat ve dönemsel edimler. Mirasbırakan bir kişiye irat bağlanmasını, yani düzenli aralıklarla ödeme yapılmasını da vasiyet edebilir (TMK 517/2). Bu tür dönemsel edimlerde de lehtarın istemi, tasarrufta başka bir esas yoksa borçlar hukuku kurallarına tabidir (TMK 601/1). İntifa hakkı veya irat borcu, tahmini süresine göre sermayeye çevrildiğinde tasarruf edilebilir kısmı aşıyorsa mirasçılar tenkisini ya da tasarruf edilebilir kısmı vererek yükümlülüğün kaldırılmasını isteyebilir (TMK 568; TMK 563-569 şerhi).

Sigorta alacağı. Mirasbırakanın ölümünde ödenecek bir sigorta alacağı vasiyet edilmişse, vasiyet alacaklısı sigorta sözleşmesinden doğan hakkını sigortacıya karşı doğrudan kullanabilir (TMK 601/2); bunun için mirasçılara karşı tenfiz davası açmasına gerek kalmaz. Mirasbırakanın kendi ölümünde ödenmek üzere üçüncü kişi lehine yaptığı hayat sigortasında veya sigortacıya karşı hakkını karşılıksız devrettiği hâllerde saklı pay hesabında sigorta bedelinin tamamı değil, ölüm zamanındaki satınalma değeri tenkise tabi olur (TMK 567).

Vasiyet Alacağında Zamanaşımı: Başlangıç, Kesilme ve Def'in Etkisi (TMK 602)

⚖️Yasal Düzenleme
Madde 602 — Vasiyet alacaklısının dava hakkı, ölüme bağlı kazandırmayı öğrenmesinin veya vasiyet borcu daha sonra muaccel olacaksa muaccel olma tarihinin üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Başlangıç: açılma veya tebliğ. Süre kural olarak vasiyet alacaklısının ölüme bağlı kazandırmayı öğrenmesiyle başlar. Hukuk Genel Kurulu 06.12.2023 tarihli kararında, oy çokluğuyla, öğrenme tarihinin vasiyetnamenin açılıp okunduğu tarih, açılışta hazır bulunmayanlar için ise tebliğ tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini; ilgilinin vasiyetnameden başka bir yolla haberdar olduğu iddia edilse bile bu ölçütün benimsenmesi gerektiğini belirtmiştir. Kurul, açılma kararının kesinleşmediği belirtilen bir dosyada tebliğden yaklaşık on yedi yıl sonra açılan davayı zamanaşımından reddeden direnme kararını onamıştır (Yargıtay HGK, 06.12.2023, E. 2022/139, K. 2023/1213). Karşı oyda ise sürenin açılma kararının kesinleşmesiyle başlaması gerektiği savunulmuştur. 7. Hukuk Dairesi de 2024'te açılma kararının kesinleşme tarihinin başlangıç sayılamayacağını kabul etmiştir (Yargıtay 7. HD, 26.03.2024, E. 2023/3697, K. 2024/1773).

Eski uygulama: kesinleşme beklenirdi. 3. Hukuk Dairesinin 2014 ve 2016 tarihli kararlarında, vasiyetname kesinleşmeden ve infaz edilebilir hâle gelmeden, yani açılma kararının kesinleşmesinden sonra işleyen bir yıllık iptal süresi dolmadan davanın zamanaşımından reddedilemeyeceği kabul edilmişti (Yargıtay 3. HD, 13.05.2014, E. 2014/6665, K. 2014/7406; Yargıtay 3. HD, 14.11.2016, E. 2016/14662, K. 2016/12734). Hukuk Genel Kurulu çoğunluğu başlangıç için kesinleşme tarihini esas alan görüşü benimsememiştir. Bu nedenle vasiyet alacaklısının açılma kararının kesinleşmesini beklemeden, açılma veya tebliğ tarihinden itibaren on yıl içinde dava açması güvenli yoldur.

Sonradan muaccel olan vasiyet. Vasiyet borcu daha sonra muaccel olacaksa süre muacceliyet tarihinden başlar (TMK 602). Kat irtifakı kurulmamış binadaki dairelerin vasiyetine ilişkin dosyada 3. Hukuk Dairesi, mahkemenin zamanaşımının işlemeye başlayıp başlamadığını ve vasiyetin Kat Mülkiyeti Kanunu karşısında infazının mümkün olup olmadığını incelemesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 3. HD, 12.03.2018, E. 2017/13460, K. 2018/2335).

743 sayılı Kanun dönemindeki ölümler. Mirasbırakan 01.01.2002'den önce ölmüşse süre, 4722 sayılı Kanunun 17. maddesi uyarınca 743 sayılı Kanunun 580. maddesine göre belirlenir; bu hükümde de on yıllık süre kazandırmanın bildirildiği günden başlar (Yargıtay 3. HD, 24.03.2014, E. 2014/3109, K. 2014/4573). Aynı dönem mirasbırakanına ilişkin bir dosyada mahkemenin "miras yıllanmaz" gerekçesiyle zamanaşımı def'ini reddetmesi doğru bulunmamıştır (Yargıtay 3. HD, 16.02.2015, E. 2014/14407, K. 2015/2188).

Kesilme. Zamanaşımı, borçlunun borcu ikrar etmesiyle ya da alacaklının dava veya def'i yoluyla mahkemeye başvurmasıyla kesilir (bugün TBK 154). 3. Hukuk Dairesi, taraflar arasında yıllarca süren davalarda taşınmazların vasiyet alacaklılarına ait olduğunun dava ve def'i yoluyla ileri sürüldüğünü, mirasçıların vasiyetin tenkisini isteyerek vasiyetnameyi örtülü biçimde kabul ettiklerini ve böylece alacağı ikrar ettiklerini belirterek zamanaşımının dolmadığını kabul etmiştir (Yargıtay 3. HD, 08.04.2010, E. 2010/1020, K. 2010/6203).

Def'i kimi korur? Zamanaşımı mahkemece kendiliğinden dikkate alınmaz, davalının def'i olarak ileri sürmesi gerekir. 3. Hukuk Dairesinin 2014 tarihli bir kararında davalıların mecburi dava arkadaşı olduğu ve HMK 60 uyarınca bir kısmının ileri sürdüğü def'in hepsi için hüküm ifade edeceği kabul edilmişti (Yargıtay 3. HD, 24.03.2014, E. 2014/3109, K. 2014/4573). Sonraki kararlarda ise def'in yalnız onu ileri süren davalıyı koruduğu, def'i ileri sürmeyen davalılar yönünden davanın esasının incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir (Yargıtay 3. HD, 14.11.2016, E. 2016/14662, K. 2016/12734; Yargıtay 7. HD, 07.12.2023, E. 2023/4679, K. 2023/6065). 7. Hukuk Dairesinin def'in cevap dilekçesiyle ileri sürülmesi gerektiğine ilişkin 2024 kararları TMK 517-519 şerhinde yer almaktadır.

⚠️Dikkat
Mirasçıysanız zamanaşımı def'ini cevap dilekçenizde bizzat ileri sürün; başka bir davalının def'ine güvenmeyin. Vasiyet alacaklısıysanız açılma kararının kesinleşmesini beklemeden, vasiyetnamenin açıldığı veya size tebliğ edildiği tarihten itibaren on yıl dolmadan dava açın.

Alacaklıların Sırası: Mirasbırakanın Alacaklısı, Vasiyet Alacaklısı ve Mirasçının Alacaklısı (TMK 603)

⚖️Yasal Düzenleme
Madde 603 — Mirasbırakanın alacaklılarının hakları, vasiyet alacaklılarının haklarından, vasiyet alacaklılarının hakları da mirasçıların alacaklılarının haklarından önce gelir.
Mirası kayıtsız şartsız kabul eden mirasçıların alacaklıları ile mirasbırakanın alacaklıları aynı haklara sahiptirler.
SıraAlacaklıDayanak
1Mirasbırakanın alacaklılarıTMK 603/1
2Vasiyet alacaklılarıTMK 603/1
3Mirasçıların kişisel alacaklılarıTMK 603/1
Ayrık durumMirası kayıtsız şartsız kabul eden mirasçının alacaklıları, mirasbırakanın alacaklılarıyla aynı haklara sahiptirTMK 603/2

Önce borçlar, sonra vasiyetler. Mirasbırakanın alacaklılarının hakları vasiyet alacaklılarının haklarından önce gelir (TMK 603/1). Vasiyet alacaklısı külli halef olmadığından mirasbırakanın borçlarından sorumlu değildir ve tereke borcuna ilişkin davada pasif husumeti bulunmaz (Yargıtay 7. HD, 13.12.2023, E. 2023/4954, K. 2023/6212; TMK 599 şerhi); ancak tereke borçları ödendikten sonra vasiyete yetecek değer kalmıyorsa vasiyetin tenkisi (TMK 519/1) veya yerine getirildikten sonra geri istenmesi (TMK 604) gündeme gelir. Terekenin resmî tasfiyesinde vasiyet borçları terekenin olanağı ölçüsünde yerine getirilir (TMK 635); mirasbırakanın alacaklılarına resmî tasfiye isteme hakkı veren koşullar vasiyet alacaklıları için de varsa, onlar da haklarının korunması için gerekli önlemlerin alınmasını isteyebilir (TMK 633/2). Terekenin resmen yönetiminde vasiyetler, mirasçıların yasal haklarını zedelemediği anlaşılırsa sulh hâkiminin izni ve asliye hâkiminin onayıyla yerine getirilir (TMK 593; TMK 592-594 şerhi).

Vasiyet alacaklısı ve mirasçının alacaklısı. Kanun vasiyet alacaklılarını mirasçıların kişisel alacaklılarından önce tutar (TMK 603/1). Mirası kayıtsız şartsız kabul eden mirasçının alacaklıları ise mirasbırakanın alacaklılarıyla aynı haklara sahiptir (TMK 603/2); ret süresinde mirası reddetmeyen mirasçı mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur (TMK 610). Uygulamada sorun çoğunlukla, vasiyet edilen taşınmaz henüz vasiyet alacaklısı adına tescil edilmeden bir mirasçının alacaklısının o mirasçının payına haciz koydurmasıyla ortaya çıkar.

Yargıtay kararlarında haciz ve intikal. 7. Hukuk Dairesi, vasiyete konu taşınmazın mirasçılardan birinin alacaklısının başvurusuyla mirasçılar adına elbirliği hâlinde intikal ettirilmesinin, mirasçıların kendi anlaşmaları veya paylaşımıyla vasiyeti sonuçsuz bıraktıkları anlamına gelmediğini ve tenfiz davasının esasının incelenmesi gerektiğini kabul etmiştir; kararda ilgili hukuk olarak TMK 603 de gösterilmiştir (Yargıtay 7. HD, 07.12.2023, E. 2023/4679, K. 2023/6065). 12. Hukuk Dairesi ise vasiyet alacaklısının ölümle aynî değil şahsi hak kazandığını, tescilden önce borçlu mirasçıya intikal edecek paya konulan haczin usulsüz olmadığını ve şikâyet yoluyla kaldırılamayacağını, taşınır mallar için istihkak davası yoluna gidileceğini belirtmiştir (Yargıtay 12. HD, 17.04.2014, E. 2014/8170, K. 2014/11355). 3. Hukuk Dairesi de haczin kaldırılması isteminin tenfiz davasından niteliği, sonuçları ve tarafları bakımından ayrı bir dava olduğunu ve ayrılarak görülmesi gerektiğini, haciz koyduran alacaklının tenfiz davasının tarafı olmadığını kabul etmiştir (Yargıtay 3. HD, 28.04.2015, E. 2014/20669, K. 2015/7275).

Paylaşmaya alacaklının katılması. Açılmış mirasta bir mirasçının payını haczettiren alacaklı, paylaşmaya bu mirasçının yerine katılmak üzere sulh hâkiminden kayyım atanmasını isteyebilir (TMK 648). Vasiyet alacaklısının bu süreçte hakkını koruyabilmesi için tenfiz davasını geciktirmemesi ve gerekirse dava sırasında ihtiyati tedbir istemesi önem taşır.

Tenkis Def'i ve Sonradan Çıkan Borçlarda Geri İsteme (TMK 604)

⚖️Yasal Düzenleme
Madde 604 — Mirasçılar, vasiyet yükümlülüğünü yerine getirdikten sonra mirasbırakanın daha önce bilmedikleri borçlarını öderlerse, vasiyet alacaklısından vasiyetin tenkisini isteyebilecekleri oranda verileni geri isteme hakkına sahiptirler.
Vasiyet alacaklısı, ancak geri isteme zamanında var olan zenginleşmesi ölçüsünde sorumlu tutulabilir.

Geri isteme hakkı. Mirasçılar vasiyeti yerine getirdikten sonra mirasbırakanın önceden bilmedikleri borçlarını öderse, bu borçlar bilinseydi vasiyetin ne ölçüde indirilebileceği hesaplanır ve verilen bu oranda vasiyet alacaklısından geri istenebilir (TMK 604/1). Vasiyet alacaklısı ise ancak geri isteme zamanında var olan zenginleşmesi ölçüsünde sorumlu tutulabilir (TMK 604/2). Tenkis hesabının esasları TMK 563-569, saklı paylar TMK 505-509 şerhlerinde açıklanmıştır.

Vasiyet yerine getirilmeden önce: tenkis def'i. Vasiyet saklı payları zedeliyorsa mirasçılar tenkis davası açabilir (TMK 560-562); bu dava bir ve on yıllık hak düşürücü sürelere bağlıdır, fakat tenkis iddiası def'i yoluyla her zaman ileri sürülebilir (TMK 571; TMK 570-571 şerhi). 3. Hukuk Dairesi, tenkis def'inin vasiyetnamenin tenfizi davalarında da her zaman ileri sürülebileceğini, davalı mirasçının mirasbırakanın saklı paylar dışında tasarruf edebileceğini ve saklı payının gözetilmesini istemesinin tenkis def'i sayılacağını ve mahkemenin bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar vermesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 3. HD, 29.05.2018, E. 2017/15537, K. 2018/5997; aynı yönde Yargıtay 3. HD, 05.07.2018, E. 2018/4017, K. 2018/7697; Yargıtay 3. HD, 15.10.2018, E. 2016/22701, K. 2018/10013).

Tenkis davası da açılabilir. Tenfiz davasında def'i ileri sürme imkânı, saklı paylı mirasçıların dava yoluyla tenkis istemekteki hukuki yararını ortadan kaldırmaz; vasiyete konu taşınmazların mirasçılar adına intikal ettirilmiş olması da bu yararı kaldırmaz (Yargıtay 3. HD, 14.12.2021, E. 2021/7816, K. 2021/12963). Vasiyetler terekeyi, yükümlüye yapılan kazandırmayı veya saklı payları aşıyorsa orantılı tenkis istenebilir (TMK 519/1; TMK 517-519 şerhi); değerinde azalma olmadan bölünemeyen bir mal vasiyeti tenkise tabi olursa vasiyet alacaklısının tercih hakkı vardır (TMK 564).

💡İpucu
Borç riski olan bir terekede vasiyeti yerine getirmeden önce bir ay içinde resmî defter tutulmasını (TMK 619) veya terekenin resmî tasfiyesini (TMK 632) değerlendirin. Vasiyeti yerine getirdikten sonra bilmediğiniz borçlar çıkarsa ödeme belgelerini saklayarak TMK 604'e göre geri isteme hakkınızı kullanın.

TMK 600 Yargıtay kararları

Bu bölümde, maddenin uygulamada nasıl yorumlandığını gösteren 18 Yargıtay kararı yer alıyor. Kararların tamamı resmî tam metinleri okunarak seçildi ve konularına göre gruplandı. Künyeye tıklayarak kararın tam metnine ulaşabilirsiniz.

Karar seçimi hakkında

Sayfaya 18 Yargıtay kararı kart olarak alınmıştır: davalılar ve görevli mahkeme (3. Hukuk Dairesi 2014 ve 2018; 7. Hukuk Dairesi 2022 ve 2023), dilekçe, hüküm ve tescil (3. Hukuk Dairesi 2018; 7. Hukuk Dairesi 2025 iki karar ve 2026), elbirliği payı, kat irtifakı ve intifa hakkı (3. Hukuk Dairesi 2015, 2018 ve 2021), zamanaşımı (3. Hukuk Dairesi 2010 ve 2014), mirasçının alacaklısı ve haciz (3. Hukuk Dairesi 2015; 7. Hukuk Dairesi 2023; 12. Hukuk Dairesi 2014) ile tenkis def'i ve tenkis davası (3. Hukuk Dairesi 2018 ve 2021). Metinde ayrıca 14 karar anılmıştır. Kartların tamamı tam metinden okunmuş ve OY BİRLİĞİYLE verilmiştir. Zamanaşımının başlangıcına ilişkin Hukuk Genel Kurulu kararı OY ÇOKLUĞUYLA verildiği için kart yapılmamış, metinde bu nitelendirmeyle ve karşı oydaki görüşle birlikte anılmıştır. Oyu kaynak metinden doğrulanamayan bir karar ve siyasi nitelikli dosyalardan doğan kararlar kullanılmamıştır. Kişi, kurum ve yer bilgileri aktarılmamıştır.

Davalılar ve görevli mahkeme

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

Vasiyeti yerine getirme görevlisi atanmamışsa tenfiz davası mirasbırakanın bütün yasal mirasçılarına karşı açılır; taraf teşkili sağlanmadan tescil hükmü kurulamaz

Olay: Vasiyetnameyle bir taşınmaz üzerindeki iki katlı binanın bir katı ve buna düşen arsa payı davacıya bırakılmıştı. Davacı tenfiz ve tescil istedi; davalılardan biri davayı kabul etti, biri hak düşürücü sürenin geçtiğini savundu. Mahkeme vasiyetnamenin aynen tenfizine, binanın bir katının davacıya ait olduğunun tespitine ve davalıların taşınmazdaki paylarının iptaliyle davacı adına tesciline karar verdi. Mirasçılık belgesinde görünen bazı yasal mirasçılar ise davada yer almıyordu.

Karar: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, taraf sıfatının maddi hukuka göre belirlendiğini ve yokluğunun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini açıklamıştır. Kendisine belirli mal vasiyet edilen kişinin külli değil cüz'i halef olduğunu, malın ölümle kendiliğinden ona geçmediğini ve TMK 600/1 uyarınca kişisel istem hakkını görevli yoksa mirasçılara karşı kullanabileceğini belirtmiştir. Vasiyetnamede görevli atanmadığından davanın yasal mirasçılara yöneltilmesi gerektiğini, bir kısım yasal mirasçılar davada yer almadan hüküm kurulmasının doğru olmadığını açıklayarak kararı oy birliğiyle bozmuştur.

“Taraf teşkili sağlanmadan hüküm tesis doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.”

Ne anlama geliyor?

Mirasçılardan biri bile davada yoksa verilen tescil kararı bozulur; dava açmadan önce güncel mirasçılık belgesini alıp bütün mirasçıları davalı gösterin.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir. Aynı yönde 3. HD 20.12.2018, E. 2017/9973, K. 2018/13057. Kişi ve taşınmaz bilgileri aktarılmamıştır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

Mirasçılardan biri yönünden verilen tenfiz kararı başka bir vasiyet alacağını konusuz bırakmaz; vasiyetin yerine getirilmesi kanun gereği bütün mirasçılara karşı istenmelidir

Olay: Anne ve babanın vasiyetnameleriyle, mirasçı kardeşlerden birinin ölümü izleyen ilk hasatta diğer kardeşe belirli miktarda fındık vermesi öngörülmüştü. Lehine vasiyet yapılan kardeş yalnız bu kardeşe karşı icra takibi başlattı ve itiraz üzerine itirazın iptali davası açtı. Mahkeme, başka bir mirasçının kendisine bırakılan taşınmazlar için açtığı davada vasiyetnamenin tenfizine karar verildiğini belirterek bu davanın konusuz kaldığına karar verdi.

Karar: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, diğer dosyadaki tenfiz kararının yalnız o mirasçıya bırakılan taşınmazlara ilişkin olduğunu, davacıya bırakılan fındık hakkında bir hüküm içermediğini, bu nedenle davanın konusuz kalmadığını belirtmiştir. Talebin itirazın iptali adıyla açılsa da TMK 600'e dayalı bir vasiyetin yerine getirilmesi istemi olduğunu, tenfizin başlı başına aynî hak geçirmediğini ve taşınır vasiyetinde zilyetliğin devrinin istenmesi gerektiğini açıklamıştır. Davanın görevli yoksa mirasçılara yöneltilmesinin kanundan doğan bir zorunluluk olduğunu, takip yalnız bir mirasçıya karşı yapıldığından davacıya diğer mirasçılara dava açması için süre verilmesi gerektiğini belirterek kararı oy birliğiyle bozmuştur.

“Buradaki zorunluluk mirasçılarının iştirak halindeki mülkiyetinden kaynaklanan bir zorunluluk değil, kanundan doğan bir zorunluluktur.”

Ne anlama geliyor?

Vasiyetin yerine getirilmesi bir mirasçıya yüklenmiş olsa bile Yargıtay davanın bütün mirasçılara karşı açılmasını aramıştır; tek bir mirasçıya karşı başlatılan icra takibi yetmeyebilir.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir. Kararda vasiyetin tenfizine ilişkin tanım için Hukuk Genel Kurulunun 13.02.1991 tarihli kararına atıf yapılmıştır. Kişi, yer ve miktar bilgileri aktarılmamıştır.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi

Davadan önce ölmüş bir kişiye karşı tenfiz davası açılamaz; tescil, vasiyet edenin değil başkasının mirasçılık belgesine dayandırılamaz

Olay: Davacı, annesinin vasiyetnamesiyle bir taşınmazın kendisine ve başka kişilere bırakıldığını belirterek tenfiz ve tescil istedi. Davalılardan biri davanın açılmasından yıllar önce ölmüştü ve davacı onun mirasçılarındandı. Mahkeme bazı davalılar yönünden davayı husumetten reddetti, ölü davalı yönünden ise davayı kabul ederek taşınmazın bir payını o kişinin mirasçılık belgesindeki pay oranında davacı adına tescil ettirdi. Karar temyiz edilmeden kesinleşti ve Adalet Bakanlığı kanun yararına temyiz yoluna başvurdu.

Karar: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, taraf ehliyetinin dava şartı olduğunu, hak ehliyetinin ölümle sona erdiğini, kural olarak ölü kişiye karşı dava açılamayacağını ve böyle bir davanın sonradan mirasçılara yöneltilmesinin de mümkün olmadığını belirtmiştir. Davacının ölü davalının mirasçısı olduğundan onun ölümünü bilmemesinin mümkün olmadığını; tescilde vasiyet edene değil ölü davalıya ait mirasçılık belgesinin esas alınmasının ve iptal edilen payın geri kalanı hakkında hüküm kurulmamasının da hatalı olduğunu açıklayarak kararı, sonuçlarını ortadan kaldırmamak kaydıyla kanun yararına oy birliğiyle bozmuştur.

“Kural olarak ölü kişi adına ve ölü kişiye karşı dava açılması olanağı bulunmamaktadır.”

Ne anlama geliyor?

Tenfiz davasında mirasçılardan biri ölmüşse onun yerine kendi mirasçılarını davalı gösterin; hükme esas alınacak belge, vasiyet eden mirasbırakana ait mirasçılık belgesidir.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir. Kanun yararına bozma hükmün sonuçlarını ortadan kaldırmaz; bozma kararının Resmî Gazete'de yayımlanması için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Kişi ve yer bilgileri aktarılmamıştır.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi

Vasiyetnamenin tenfizi davasına aile mahkemesi değil asliye hukuk mahkemesi bakar; görev kamu düzenindendir ve kendiliğinden gözetilir

Olay: Davacılara vasiyetnameyle, mirasbırakanın paydaşı olduğu bir taşınmazdaki iki ev bırakılmıştı. Vasiyetname açılmış, iptal davası açılmamıştı. Asliye hukuk mahkemesi davaya aile mahkemesi sıfatıyla bakarak yapıların ruhsatı bulunmadığı gerekçesiyle tapu iptali ve tescil istemini reddetti ve vasiyetin tapunun beyanlar hanesine yazılmasına karar verdi; bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetti.

Karar: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, HMK 2 uyarınca malvarlığı haklarına ilişkin davalarda aksine düzenleme yoksa asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, TMK'da tenfiz davasının aile mahkemesinde görüleceğine dair bir hüküm bulunmadığını belirtmiştir. Görevin kamu düzenine ilişkin olduğunu ve yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınacağını açıklayarak bölge adliye mahkemesi kararını kaldırmış ve ilk derece mahkemesi kararını kesin olarak ve oy birliğiyle bozmuştur.

“4721 sayılı Kanun'un 600 üncü maddesinin uygulanması gereken uyuşmazlıklarda Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.”

Ne anlama geliyor?

Tenfiz davasını asliye hukuk mahkemesinde açın; dava aile mahkemesi sıfatıyla görülürse karar görev yönünden bozulur ve yargılama yeniden yapılır.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE ve kesin olarak verilmiştir. Bozma yalnız görev yönündendir; Yargıtay ruhsatsız yapıların tescili konusunda bir değerlendirme yapmamıştır. Kişi ve yer bilgileri aktarılmamıştır.

Dilekçe, hüküm ve tescil

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

Tenfiz davasında yalnız "vasiyetnamenin tenfizine" şeklinde hüküm kurulamaz; taşınmazın ada-parsel bilgileri ile kimin adına hangi payın tescil edileceği hükümde açıkça gösterilmelidir

Olay: Mirasbırakan ölümünden birkaç ay önce düzenlettiği vasiyetnameyle taşınmazlarını bir kuruma bırakmıştı. Kurum tenfiz ve tescil istedi; mirasbırakanın çocukları birleşen davada vasiyetnamenin iptalini, olmazsa tenkisini istedi. Mahkeme iptal istemini reddetti, tenkis istemini kabul etti ve tenfiz davasını da kabul etti; ancak tenfiz yönünden kurduğu hükümde taşınmazların tapu bilgilerini ve kimin adına hangi payın tescil edileceğini göstermedi.

Karar: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, HMK 297 uyarınca hüküm sonucunda her talep hakkında verilen hükmün ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde gösterilmesi gerektiğini, bu kuralın amacının hükmün infaz kabiliyetini de sağlamak olduğunu belirtmiştir. Tenfiz davasında hükümde taşınmazın ada-parsel numarasının ve davacılara isabet eden ve iptal edilen payların gösterilmesi gerektiğini, hükmün bu hâliyle infaz edilemeyeceğini açıklayarak kararı oy birliğiyle bozmuştur.

“Sadece vasiyetnamenin tenfizine şeklinde hüküm kurulamaz.”

Ne anlama geliyor?

Tenfiz davasında taşınmazın tapu bilgilerini ve istediğiniz payı dilekçede açıkça yazın; aksi hâlde lehinize çıkan karar tapuda uygulanamayabilir.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir; diğer temyiz itirazları reddedilmiştir. Kişi, kurum ve taşınmaz bilgileri aktarılmamıştır.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi

Hâkim tenfiz davasında murisin iradesini ayakta tutacak yolu izlemeli; vasiyete konu taşınır, taşınmaz ve taşıtlar hükümde infaza elverişli biçimde gösterilmelidir

Olay: Davacı, noterde düzenlenmiş bir vasiyetnamenin aynen infazını istedi. Vasiyetnamenin açılması dosyası kesinleşmişti; mirasçıların açtığı iptal ve tenkis davaları ile tereke dosyaları da bulunuyordu. Mahkeme bu dosyaların tenfize engel olmadığını belirterek vasiyetnamenin aynen tenfizine karar verdi. Davacı, kararın infaz edilemeyeceğini ve vasiyet edilen malların açıkça yazılması gerektiğini ileri sürerek temyiz etti.

Karar: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, TMK 600 uyarınca vasiyet alacaklısının yükümlüden malın teslimini veya hakkın devrini isteyebileceğini, tenfiz talebinde hâkimin murisin iradesini ayakta tutacak ve vasiyetin tenfizine imkân sağlayacak bir yol izlemesi gerektiğini belirtmiştir. HMK 294 ve 297 uyarınca hüküm fıkrasında neye karar verildiğinin açıkça yazılması ve hükmün infazının mümkün olması gerektiğini; vasiyete konu menkul, gayrimenkul ve taşıt bilgileri gösterilmeden kurulan hükmün infaz edilemeyeceğini açıklayarak kararı oy birliğiyle bozmuştur.

“Vasiyetnamenin tenfizi talebi halinde hâkim murisin iradesini ayakta tutacak bir yol izlemeli, âzami biçimde murisin iradesini yerine getirmeli, vasiyetin tenfizine imkân sağlamalıdır.”

Ne anlama geliyor?

Tenfiz kararı, vasiyet edilen her malı tanımlayacak açıklıkta olmalıdır; "aynen tenfizine" demekle yetinen karar davacının temyiziyle de bozulabilir.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir; karar düzeltme yolu açık tutulmuştur. Kararda Hukuk Genel Kurulunun 07.06.1966 ve 2. Hukuk Dairesinin 10.05.2001 tarihli kararlarına atıf yapılmıştır. Kişi, noterlik ve yer bilgileri aktarılmamıştır.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi

Mirasçıların yokluğunda verilen ve tescil içermeyen bir tenfiz kararı sonradan tavzih veya ek kararla düzeltilemez; tenfiz davası bütün mirasçılara karşı açılır, taşınırda teslim, taşınmazda tescil istenir

Olay: Babasının vasiyetnamesinin açıldığını ve itiraz edilmediğini belirten davacı, tapu işlemleri için tenfiz istemişti. Sulh hukuk mahkemesi 2007'de yalnız vasiyetnamenin tenfizine karar verdi ve karar kesinleşti. On sekiz yıl sonra tapu müdürlüğü kararda tescil ibaresi bulunmadığı için işlem yapmayınca davacının mirasçısı kararın tavzihini veya tescil içeren bir ek karar verilmesini istedi; mahkeme tavzih şartlarının bulunmadığı gerekçesiyle talebi reddetti.

Karar: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, tenfiz davasının vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona, yoksa yasal veya atanmış bütün mirasçılara karşı açılacağını, 2007 tarihli kararda yasal mirasçıların yokluğunda yargılama yapılmasının HMK 27'ye açıkça aykırı olduğunu belirtmiştir. Tenfiz davasında yükümlünün borcunu yerine getirmemiş olması, taşınırlarda zilyetliğin devri, taşınmazlarda tescil istenmesi, malın terekeye dahil olması ve iptal davası varsa sonucunun beklenmesi gerektiğini; bu şartlarda hükmün infaza elverişli biçimde teslim veya tescil olarak kurulacağını açıklamıştır. Taraf teşkili sağlanmadan verilmiş ve infaz edilemeyen hükmün tavzih veya tashihle düzeltilemeyeceğini, ek kararda da diğer mirasçıların gösterilmediğini belirterek ek kararı kesin olarak ve oy birliğiyle bozmuştur.

“Bu davalarda taşınırlar yönünden zilyetliğin devri, taşınmazlar yönünden de tescil isteminde bulunulmalıdır.”

Ne anlama geliyor?

Tescil ibaresi içermeyen bir tenfiz kararı tapuda uygulanmaz ve yıllar sonra tavzihle kurtarılamaz; davayı baştan bütün mirasçılara karşı ve tescil istemiyle açın.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE ve kesin olarak verilmiştir. Kişi ve yer bilgileri aktarılmamıştır.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi

Davacı yalnız vasiyetnamenin tenfizini istemişse mahkeme taleple bağlı olarak yalnız tenfiz hükmü kurar; bu tespit niteliğindeki karar intikal sağlamaz, taşınmaz için ayrıca tapu iptali ve tescil davası açılabilir

Olay: Mirasbırakanın tek yasal mirasçısı, iki el yazılı vasiyetnamenin tenfizini diğer vasiyet lehtarlarına karşı istedi; davalılar davayı kabul etti. Mahkeme vasiyetnamelerin tenfizine karar verdi ve karar istinaf edilmeden kesinleşti. Adalet Bakanlığı; mirasçılık belgesinin dosyaya alınmadığını, hükmün vasiyete konu mallar gösterilmeden infaz edilemeyecek biçimde kurulduğunu ve nispi harç yerine maktu harç alındığını ileri sürerek kanun yararına temyiz yoluna başvurdu.

Karar: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, HMK 26 uyarınca hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğunu, davacının davayı diğer lehtarlara karşı yalnız tenfiz istemiyle açtığını belirtmiştir. Tespit hükmü niteliğindeki tenfiz isteminin taşınmazların intikali yönünden infazının mümkün olmadığını, yargısal uygulamada tescil istemini de kapsadığı kabul edilse de mahkemenin taleple bağlılık ilkesi gereği yalnız tenfiz hükmü kurmasında ve davayı maktu harçla sonuçlandırmasında kanuna aykırılık bulunmadığını açıklamıştır. Gerekçeli kararda vasiyetnamelerin içeriğinden söz edildiğinden açılıp okundukları anlaşıldığını, tarafların taşınmazlar için tapu iptali ve tescil, taşınırlar için istirdat davası açmasına engel bulunmadığını belirterek kanun yararına temyiz istemini oy birliğiyle reddetmiştir.

“tespit hükmü niteliğindeki bu karar üzerine davanın taraflarının taşınmazlar yönünden tapu iptal tescil davası, menkuller yönünden istirdat davası açmasında her hangi bir yasal engel de bulunmamaktadır”

Ne anlama geliyor?

Yalnız "tenfiz" istemek sonunda ikinci bir dava açma zorunluluğu doğurabilir; tescil veya teslim isteğinizi baştan dilekçeye yazın.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir. Kanun yararına temyiz Adalet Bakanlığınca yapılmış ve reddedilmiştir. Kişi, yer ve mahkeme bilgileri aktarılmamıştır.

Elbirliği payı, kat irtifakı ve intifa hakkı

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

Tenfiz ve tescil davası nispi harca tabidir; mirasbırakanın elbirliğiyle malik olduğu taşınmazdaki pay vasiyetinde elbirliği paylı mülkiyete dönüştürülmeden infaza elverişli tescil kararı verilemez

Olay: Davacı, babaannesinin vasiyetnamesiyle bir taşınmazın tamamı ile başka bir taşınmazdaki payın kendisine bırakıldığını ileri sürerek tenfiz ve tescil istedi. Dava açılırken taşınmazların değeri bildirilmemiş, maktu harç yatırılmış ve harç sonradan tamamlanmamıştı. Mahkeme davayı kabul etti. Vasiyet edilen payın bulunduğu taşınmazda mirasbırakan, dava dışı kişilerle birlikte elbirliği hâlinde malikti.

Karar: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, tenfiz davalarının tapu kaydının iptali ve davacı adına tescili de kapsadığından nispi harca tabi olduğunu, Harçlar Kanununun 32. maddesi uyarınca harç ödenmedikçe davaya devam edilemeyeceğini belirtmiştir. Mirasbırakanın elbirliği hâlinde malik olduğu taşınmaz hakkında verilecek tenfiz kararının infazının mümkün olmadığını, davacıya elbirliği mülkiyetini paylı mülkiyete dönüştürmesi için yetki ve süre verilmesi gerektiğini açıklamıştır. Harcın keşifle belirlenecek değer üzerinden tamamlatılması ve doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince infazı kabil karar verilmesi gerektiğini belirterek kararı oy birliğiyle bozmuştur.

“Vasiyetnamenin tenfizi davaları (tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini de kapsadığından) nisbi harca tabidir.”

Ne anlama geliyor?

Vasiyet edilen pay, mirasbırakanın başkalarıyla elbirliği hâlinde malik olduğu bir taşınmazdaysa önce bu ortaklığın paylı mülkiyete çevrilmesi gerekir; harcı da taşınmaz değeri üzerinden hesaplayın.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir. Elbirliği konusunda aynı yönde 3. HD 21.09.2021, E. 2021/5520, K. 2021/8706 (karar düzeltme). Kişi ve taşınmaz bilgileri aktarılmamıştır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

Kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmamış binadaki belirli dairelerin vasiyeti objektif imkânsızlık sayılmaz; kat mülkiyeti dava yoluyla istenebilir ve zamanaşımının işlemeye başlayıp başlamadığı ayrıca incelenmelidir

Olay: Mirasbırakan, kat irtifakı kurulmamış binasındaki dairelerin bir kısmını bir çocuğuna, kalanını diğer çocuğuna vasiyet etmişti. Vasiyetname açılmış, iptal davası reddedilmiş ve bir tenfiz kararı alınmıştı; ancak karar tescil hükmü içermediği için tapuda işlem yapılamamış, tavzih talebi de reddedilmişti. Davacı yıllar sonra kat irtifakı kurularak dairelerin adına tescilini istedi. Mahkeme bozma kararına uyarak on yıllık zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle davayı reddetti ve karar önce onandı; davacı karar düzeltme istedi.

Karar: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, mahkemenin 743 sayılı Kanunun 580. maddesine göre davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığını, vasiyetin yerine getirilmesinin ve Kat Mülkiyeti Kanunu karşısında infazının mümkün olup olmadığını ve zamanaşımının işlemeye başlayıp başlamadığını incelemeden karar verdiğini belirtmiştir. Kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmamış binadaki belirli dairelerin vasiyetinin şimdilik infaz imkânı vermese de borcu sona erdiren objektif imkânsızlık sayılamayacağını, vasiyet alacaklısının isteğini kat mülkiyetinin kurulmasına bağlamanın objektif iyiniyetle bağdaşmayacağını ve kat mülkiyetinin dava yoluyla istenmesine engel bulunmadığını açıklamıştır. Onama kararını kaldırarak hükmü oy birliğiyle bozmuştur.

“Söz konusu taşınmaz mal üzerinde henüz kat mülkiyetinin veya kat irtifakının kurulmamış olması Borçlar Kanununun 117/1.maddesinde yer alan ve borcun sukutuna yol açan objektif imkansızlık olarak nitelendirilemez.”

Ne anlama geliyor?

Binada kat irtifakı yoksa vasiyet hükümsüz olmaz; dairelerin tescili için kat mülkiyeti kurulmasını da aynı davada isteyebilirsiniz. Ancak zamanaşımı savunması ayrıca değerlendirilir.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir (karar düzeltme). Aynı dosyada verilen ilk bozma kararı (3. HD 16.02.2015, E. 2014/14407, K. 2015/2188), zamanaşımı def'inin "miras yıllanmaz" gerekçesiyle reddedilemeyeceğini belirtmişti. Kişi ve yer bilgileri aktarılmamıştır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

Bir dairenin intifa hakkı bir kişiye, mülkiyeti başka bir lehtara vasiyet edilmişse tenfiz kararıyla intifa hakkı lehtar adına tescil edilir; genel bütçeli idareler için mülkiyet Hazine adına tescil edilir

Olay: Mirasbırakan vasiyetnamesiyle bir daireyi ve iki aracını davacıya, başka bir dairenin intifa hakkını yine davacıya, mülkiyetini ise bir kamu kurumuna bırakmıştı. Mahkeme tenfiz davasını kabul ederek ilk dairenin davacı adına, ikinci dairenin intifa hakkının davacı adına, mülkiyetinin ise bir bakanlık adına tesciline karar verdi.

Karar: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, davalının diğer temyiz itirazlarını yerinde görmemiş; ancak 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 45. maddesi gereğince genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin edindiği taşınmazların Hazine adına tescil edileceğini, mülkiyetin bakanlık adına tesciline karar verilmesinin doğru olmadığını belirtmiştir. Bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasındaki bakanlık adı yerine Hazine yazılarak hükmü düzeltmiş ve düzeltilmiş şekliyle oy birliğiyle onamıştır.

“genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin edindiği taşınmazların Hazine adına tescil edileceği”

Ne anlama geliyor?

İntifa hakkı vasiyetinde lehtar malın maliki olmaz, kullanma ve yararlanma hakkı kazanır; bu kararda tenfiz hükmü intifa hakkının lehtar adına tescilini ve çıplak mülkiyetin kime ait olacağını birlikte göstermiştir.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir (düzelterek onama). Kişi, kurum ve taşınmaz bilgileri aktarılmamıştır.

Zamanaşımı

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

743 sayılı Kanun döneminde ölen mirasbırakanın vasiyetinde on yıllık süre kazandırmanın bildirilmesiyle başlar; bu kararda davalılar mecburi dava arkadaşı sayılmış ve bir kısmının zamanaşımı def'i hepsi için sonuç doğurmuştur

Olay: 1987'de ölen mirasbırakanın belirli mal vasiyetini içeren vasiyetnamesi 1992'de sulh hukuk mahkemesince açılmıştı. Vasiyet alacaklısı 2012'de tenfiz davası açtı. Davalılardan biri yalnız davanın reddini savundu, diğer ikisi on yıllık sürenin geçtiğini ileri sürdü. Mahkeme davayı TMK 602'deki sürenin geçmesi nedeniyle reddetti.

Karar: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, vasiyetnameden doğan kişisel hakkın birden fazla kişiye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gerektiğini, tenfiz davalarında davalılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğunu belirtmiştir. HMK 60 uyarınca bir kısım davalıların ileri sürdüğü zamanaşımı def'inin bütün dava arkadaşları için hüküm ifade edeceğini kabul etmiştir. Ancak mirasbırakan 1987'de öldüğünden TMK 602'nin değil 743 sayılı Kanunun 580. maddesinin uygulanacağını, bu hükme göre sürenin kazandırmanın bildirildiği günden başladığını açıklamış; sonuç doğru olduğundan hükmü gerekçesini değiştirerek oy birliğiyle onamıştır.

“vasiyetnamenin yerine getirilmesi davalarında, davalılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmaktadır”

Ne anlama geliyor?

Bu karar zamanaşımı def'inin etkisi konusunda daha eski bir görüşü yansıtır; güncel kararlarda her davalının def'i kendisinin ileri sürmesi aranmaktadır.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir (gerekçe değiştirilerek onama). Def'in bütün davalılara etkisi konusunda sonraki kararlar farklı yöndedir: 3. HD 14.11.2016, 3. HD 09.04.2018 ve 7. HD 07.12.2023 kararlarında def'in yalnız onu ileri süren davalı yönünden sonuç doğuracağı kabul edilmiştir. Kişi ve yer bilgileri aktarılmamıştır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

Vasiyet alacağındaki zamanaşımı dava, def'i ve ikrarla kesilir; mirasçıların vasiyetin tenkisini istemesi vasiyetin örtülü kabulü ve alacağın ikrarı sayılmıştır

Olay: Vasiyetname 1988'de açılmış, açılma dosyası 1995'te kesinleşmişti. Aradan geçen yıllarda mirasçılardan bazıları vasiyet alacaklılarına karşı tapu iptali ve tescil, vasiyetnamenin tenkisi ve iptali davaları açmış, bu davalar reddedilmişti; tenkis davası henüz kesinleşmemişti. Vasiyet alacaklısı 2007'de tenfiz ve tescil davası açtı; mahkeme süresinde ileri sürülen zamanaşımı def'ini kabul ederek davayı reddetti.

Karar: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, zamanaşımının alacağın muaccel olduğu zaman başladığını, vasiyet alacağının tasarruftan aksi anlaşılmıyorsa mirasın kabulü veya ret hakkının düşmesiyle muaccel olduğunu belirtmiştir. Borçlunun borcu ikrar etmesiyle ya da alacaklının dava veya def'i yoluyla mahkemeye başvurmasıyla zamanaşımının kesileceğini ve dava sürdükçe işlemeyeceğini hatırlatmıştır. Yıllar süren davalarda taşınmazların vasiyet alacaklılarına ait olduğunun dava ve def'i yoluyla ileri sürüldüğünü, özellikle tenkis davası açılarak vasiyetnamenin örtülü olarak kabul edildiğini ve alacağın ikrar edildiğini, zamanaşımının dolmadığını açıklayarak kararı oy birliğiyle bozmuştur.

“böylece zamanaşımı süresinin dava, defi ve ikrar ile kesilmiş olmasına göre zamanaşımının gerçekleşmediği anlaşılmaktadır”

Ne anlama geliyor?

Mirasçıların vasiyeti tanıyan davranışları ve taraflar arasındaki davalar zamanaşımını kesebilir; süre hesabında önceki davaların tarihleri mutlaka incelenmelidir.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir. Kararda o tarihte yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanununun 128, 133 ve 136. maddeleri uygulanmıştır; zamanaşımını kesen sebepler bugün 6098 sayılı TBK'nın 154. maddesinde düzenlenmektedir. Kişi ve yer bilgileri aktarılmamıştır.

Mirasçının alacaklısı ve haciz

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi

Vasiyete konu taşınmazın, mirasçılardan birinin alacaklısının başvurusuyla mirasçılar adına elbirliği hâlinde intikal ettirilmesi vasiyeti sonuçsuz bırakmaz; zamanaşımı def'i yalnız onu ileri süren davalı yönünden sonuç doğurur

Olay: Vasiyet alacaklıları, vasiyetnamenin tenfizi ile bir binadaki bağımsız bölümlerin adlarına tescilini istedi. Davalılardan biri zamanaşımı def'inde bulundu. İlk kararda dava bütün davalılar yönünden zamanaşımından reddedilmiş, Yargıtay yalnız bir davalı def'i ileri sürdüğü için bu kararı bozmuştu. Bozmadan sonra mahkeme, taşınmazın mirasçılar adına intikal ettiğini ve mirasbırakanın payı kalmadığını belirterek davayı yine reddetti. İntikal, mirasçılardan birinin alacaklısının başvurusu üzerine yapılmıştı.

Karar: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, ilgili hukuk olarak TMK 514, 600, 602 ve 603'ü göstermiştir. Vasiyet alacaklısının külli değil cüz'i halef olduğunu, vasiyet alacağının ölümle doğduğunu ve vasiyet edilen mal üzerindeki mülkiyetin ancak tenfiz yoluyla tescil sonucunda kazanıldığını belirtmiştir. Mirasçıların istemi dışında yapılan ve hâlen elbirliği niteliğinde olan intikalin, mirasçıların bir anlaşma veya paylaşımla vasiyeti sonuçsuz bıraktıkları anlamına gelmediğini, davanın esasının incelenmesi gerektiğini açıklamıştır. Zamanaşımı def'inde bulunan davalı yönünden ise davanın zamanaşımından reddedilmesi gerektiğini belirterek kararı oy birliğiyle bozmuştur.

“Vasiyet alacaklısı, kendisine vasiyet edilen şey üzerindeki mülkiyet hakkını; ancak bu malın vasiyetin yerine getirilmesi (tenfizi) yoluyla kendisi adına tescili sonucunda kazanır.”

Ne anlama geliyor?

Mirasçılardan birinin alacaklısının yaptırdığı intikal, vasiyet alacaklısının tenfiz hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz; zamanaşımı savunması ise her davalı için ayrı değerlendirilir.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir; karar düzeltme yolu açık tutulmuştur. Aynı dosyada verilen 3. HD 09.04.2018 tarihli bozma kararı, yalnız bir davalının ileri sürdüğü def'le davanın bütün davalılar yönünden zamanaşımından reddedilemeyeceğini belirtmişti. Kişi ve yer bilgileri aktarılmamıştır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi

Vasiyet alacaklısı tescilden önce yalnız şahsi hakka sahiptir; bu dönemde borçlu mirasçıya intikal edecek paya konulan haciz usulsüz sayılmaz ve şikâyet yoluyla kaldırılamaz, taşınırlar için istihkak yoluna gidilir

Olay: Mirasçılardan birinin alacaklısı, mirasbırakan adına kayıtlı bir taşınmazda borçlu mirasçıya intikal edecek paya ve bir araca haciz koydurdu. Vasiyetnameyle taşınmaz ve araç başka bir kişiye bırakılmıştı; bu kişi haciz tarihinden sonra tenfiz davasında taşınmazın adına tesciline karar aldırdı ve icra mahkemesine başvurarak haczin kaldırılmasını istedi. İcra mahkemesi haczi kaldırdı; Yargıtay kararı önce onadı, alacaklı karar düzeltme istedi.

Karar: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılması isteminin icra memurunun işlemine yönelik şikâyet niteliğinde olduğunu belirtmiştir. Vasiyetnamede mirasçı atanmadığını, belirli mal vasiyeti yapıldığını; lehine mal vasiyet edilenin ölümle aynî değil şahsi hak kazandığını ve malın adına tescili için tenfiz davası açması gerektiğini açıklamıştır. Haciz tarihinde taşınmaz payı borçlu adına kayıtlı olduğundan haczin konulmasında usulsüzlük bulunmadığını, araç yönünden ise üçüncü kişinin başvurusunun istihkak davası niteliğinde olduğunu belirterek önceki onama kararını kaldırmış ve icra mahkemesi kararını oy birliğiyle bozmuştur.

“lehine mal vasiyet edilen, mirasbırakanın ölümü ile ayni bir hak kazanmış olmaz, şahsi hak kazanır”

Ne anlama geliyor?

Vasiyet edilen malı tescil ettirene kadar mirasçının alacaklıları o mirasçının payına haciz koydurabilir; tenfiz davasını geciktirmemek bu yüzden önemlidir.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir (karar düzeltme). Karar haczin şikâyet yoluyla kaldırılıp kaldırılamayacağına ilişkindir; vasiyet alacaklısı ile haciz alacaklısı arasındaki sıra uyuşmazlığının genel mahkemede nasıl çözüleceği bu kararda incelenmemiştir. Kişi ve yer bilgileri aktarılmamıştır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

Vasiyet edilen taşınmazdaki mirasçı payına konulan haczin kaldırılması tenfiz davasından ayrı bir davadır; haciz koyduran alacaklı tenfiz davasının tarafı olmadığından tenfizin yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz

Olay: Mirasbırakan vasiyetnamesiyle evini kısıtlı olan oğluna bırakmıştı. Vasiyetname açılmış, ancak tenfiz davası açılmadığından tapu mirasbırakan adına kalmıştı. Mirasbırakanın başka bir oğlunun alacaklısı, bu oğula intikal edecek paya haciz koydurdu. Kısıtlı adına tenfiz ve haczin kaldırılması istendi. Yargıtay'ın ilk bozmasından sonra mahkeme haczin kaldırılması istemini ayırarak tenfiz davasını kabul etti, ancak yargılama giderlerinden haciz koyduran alacaklıyı da sorumlu tuttu.

Karar: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2013'teki ilk bozma kararında vasiyetin yerine getirilmesi davasının görevli yoksa mirasçılara açılması gerektiğini ve davada gösterilmeyen mirasçının davaya katılması gerektiğini; haczin kaldırılması isteminin ise niteliği, sonuçları ve tarafları yönünden ayrı bir dava olduğunu, ayrılarak görülmesi gerektiğini belirtmişti. Bu kararında, haciz koyduran alacaklının tenfiz talebinin davalısı olmadığını, bu nedenle tenfiz davasının harç, yargılama gideri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını belirterek hükmü düzeltmiş ve düzeltilmiş şekliyle oy birliğiyle onamıştır.

“bu davanın niteliği, sonuçları, tarafları vs. yönlerden ayrı dava olup”

Ne anlama geliyor?

Vasiyet edilen maldaki mirasçı payına haciz konulmuşsa tenfiz ile haczin kaldırılması için ayrı yollar izlenir; alacaklıyı tenfiz davasına davalı göstermek ona gider yükletmeyi sağlamaz.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir (düzelterek onama). Alıntı, kararda aktarılan 3. HD 07.02.2013 tarihli ilk bozma kararındandır. Aynı dosyada 3. HD 13.12.2016 tarihli karar düzeltme kararıyla harç, gider ve vekâlet ücretine ilişkin düzeltme yeniden yapılmıştır. Kişi ve yer bilgileri aktarılmamıştır.

Tenkis def'i ve tenkis davası

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

Tenfiz davasında da tenkis def'i her zaman ileri sürülebilir; davalı mirasçının saklı payının gözetilmesini istemesi tenkis def'i sayılır ve mahkeme bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar vermelidir

Olay: Davacı, babaannesinin 1985 tarihli vasiyetnameyle bir taşınmazı kendisine bıraktığını belirterek tenfiz ve tescil istedi. Davalı mirasçılardan bazıları zamanaşımı def'inde bulunmanın yanında mirasbırakanın ancak saklı paylarının dışında kalan kısmı vasiyet edebileceğini savundu. Yargıtay'ın zamanaşımına ilişkin bozmasından sonra mahkeme davayı kabul etti ve karar önce onandı; davalılardan biri karar düzeltme istedi.

Karar: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, TMK 571'in son fıkrasına göre tenkis iddiasının def'i yoluyla her zaman ileri sürülebileceğini ve bunun vasiyetnamenin tenfizi davalarında da geçerli olduğunu belirtmiştir. Davalının cevap dilekçesinde ve sonraki beyanlarında mirasbırakanın yasal mirasçıların saklı payları dışında tasarrufta bulunabileceğini ileri sürmesinin ve saklı payının gözetilmesini istemesinin tenkis def'i niteliğinde olduğunu, mahkemenin delilleri toplayarak tenkis talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar vermesi gerektiğini açıklamıştır. Onama kararını kaldırarak hükmü oy birliğiyle bozmuştur.

“Vasiyetnamenin tenfizi davalarında da tenkis def'i her zaman ileri sürülebilir.”

Ne anlama geliyor?

Tenfiz davasında davalıysanız ve vasiyet saklı payınızı zedeliyorsa, tenkis davası açma süreniz geçmiş olsa bile cevap dilekçenizde tenkis def'inde bulunun.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir (karar düzeltme). Aynı dosyada verilen 3. HD 13.05.2014 tarihli ilk bozma kararı, vasiyetname kesinleşmeden zamanaşımından ret kararı verilemeyeceğini belirtmişti. Aynı yönde 3. HD 05.07.2018, E. 2018/4017, K. 2018/7697 ve 3. HD 15.10.2018, E. 2016/22701, K. 2018/10013. Kişi ve taşınmaz bilgileri aktarılmamıştır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

Saklı paylı mirasçıların vasiyetin tenkisini dava yoluyla istemekte hukuki yararı vardır; vasiyet edilen taşınmazların mirasçılar adına intikal etmiş olması ve tenfiz davasında def'i ileri sürme imkânı bu yararı ortadan kaldırmaz

Olay: Mirasbırakanın çocukları, 1980 tarihli vasiyetnamenin iptalini, olmazsa tenkisini istedi. Mahkeme iptal istemini esastan reddetti; tenkis istemini ise taşınmazların mirasçılar adına intikal ettiğini ve ileride açılabilecek bir tenfiz davasında tenkisin def'i olarak ileri sürülebileceğini belirterek hukuki yarar yokluğundan reddetti. Karar onandı; davacılar karar düzeltme istedi.

Karar: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, saklı payı zedelenen mirasçının tenkis hakkını dava yoluyla isteyebileceği gibi def'i olarak da ileri sürebileceğini, tenkis davasının iptal davasıyla birlikte terditli olarak açılabileceğini belirtmiştir. Mirasbırakan 1991'de öldüğünden 743 sayılı Kanunun hükümlerinin uygulanacağını, tarafların saklı paylı mirasçı olduğunu, bu nedenle tenkis davasını açmakta hukuki yararları bulunduğunu ve vasiyete konu taşınmazların mirasçılar adına intikal ettirilmesinin bu yararı ortadan kaldırmayacağını açıklamıştır. Vasiyetnamenin açılıp açılmadığının da araştırılması gerektiğini belirterek onama kararını kaldırmış ve hükmü oy birliğiyle bozmuştur.

“vasiyete konu taşınmazların intikali yapılarak taraflar adına tapuya kayıt ve tescil edilmesinin hukuki yararı ortadan kaldırmayacağı”

Ne anlama geliyor?

Mirasçı olarak tenfiz davasının açılmasını beklemek zorunda değilsiniz; süresi içindeyseniz vasiyetin tenkisini dava yoluyla da isteyebilirsiniz.

Not: Karar OY BİRLİĞİYLE verilmiştir (karar düzeltme). Kararda 743 sayılı Kanun dönemindeki bir ve beş yıllık tenkis süreleri aktarılmıştır; 4721 sayılı TMK'da süreler bir ve on yıldır (TMK 571). Kişi ve yer bilgileri aktarılmamıştır.

TMK 600 ile ilgili maddeler

  • TMK m. 605 — Mirasın reddi ve hükmen ret: gerçek retten farkı, borca batık terekenin ispatı, SGK aylığı ve hayat sigortası, benimseme, görevli mahkeme ve giderler (TMK 605)
  • TMK m. 517 — Belirli mal bırakma (vasiyet): tenfiz davası, vasiyet edilen malın satılması, teslim borcu ve zamanaşımı (TMK 517-519)
  • TMK m. 599 — Mirasın kazanılması: ölümle kendiliğinden geçiş, tapu intikali, miras ortaklığı, ölenin borçlarından müteselsil sorumluluk ve atanmış mirasçı (TMK 599)
  • TMK m. 598 — Mirasçılık belgesi (veraset ilamı): sulh mahkemesi veya noter, atanmış mirasçı belgesi, bir aylık itiraz, iptal davası, görevli mahkeme ve taraflar (TMK 598)
  • TMK m. 595 — Vasiyetnamenin açılması: sulh mahkemesine teslim, bir aylık süre, yetkili mahkeme, mirasçılara ve vasiyet alacaklısına tebliğ ve kanun yolu (TMK 595-597)
  • TMK m. 550 — Vasiyeti yerine getirme görevlisi (tenfiz memuru): atanma, ücret, yetkiler, sulh hâkiminin izni, görevden alma ve sorumluluk (TMK 550-556)
  • TMK m. 514 — Ölüme bağlı tasarrufların çeşitleri: koşul ve yüklemeler, mirasçı atama ve belirli mal bırakma farkı (TMK 514-516)
  • TMK m. 557 — Ölüme bağlı tasarrufun iptali: sınırlı iptal sebepleri, dava hakkı, kısmi iptal, bir-on-yirmi yıllık süreler ve def'i (TMK 557-559)
  • TMK m. 560 — Tenkis davası: kimler açabilir (kardeş ve yeğen açamaz), paylaştırma kuralı, saklı paylı lehtar, yetkili mahkeme ve alacaklıların hakkı (TMK 560-562)
  • TMK m. 563 — Tenkis nasıl yapılır: tenkise tabi bağışlar ve son bir yıl kuralı, sabit tenkis oranı, bölünmez malda tercih hakkı, karar günü değeri ve faiz (TMK 563-569)
  • TMK m. 570 — Tenkis davası süresi: bir yıl ne zaman başlar, on yıl, açılma kararının kesinleşmesi, iptalden tenkise ıslah, tenkiste sıra ve tenkis def'i (TMK 570-571)
  • TMK m. 580 — Sağ olma şartı: önce ve sonra ölen mirasçı, aynı anda ölüm, anne karnındaki çocuk, önce ölen vasiyet alacaklısı ve doğmamış torunlar (TMK 580-583)
  • TMK m. 592 — Terekenin resmen yönetimi: tereke yöneticisi, görev ve temsil yetkisi, ücret, mirasçısı bilinmeyen terekede ilan ve Devlete geçiş (TMK 592-594)

Uygulamada dikkat edilecekler

Pratik notlar

  1. 1.Vasiyet alacaklısıysanız önce vasiyetnamenin sulh hukuk mahkemesinde açılmasını sağlayın; açılma kararının kesinleşmesini beklerken on yıllık zamanaşımının işlemeye başlayabileceğini unutmayın.
  2. 2.Tenfiz davasını asliye hukuk mahkemesinde, güncel mirasçılık belgesindeki bütün mirasçılara karşı açın; ölmüş mirasçı varsa onun yerine kendi mirasçılarını davalı gösterin.
  3. 3.Dilekçede yalnız "tenfiz" istemeyin: taşınmazlar için ada-parsel ve pay belirterek tapu iptali ve tescil, taşınırlar için teslim isteyin; harcı taşınmaz değeri üzerinden yatırın.
  4. 4.Vasiyet edilen pay elbirliği hâlindeki bir taşınmazdaysa veya binada kat irtifakı yoksa, tescilin yanında paylı mülkiyete dönüştürme veya kat mülkiyeti kurulması yolunu da planlayın.
  5. 5.Mirasçıysanız ve vasiyet saklı payınızı zedeliyorsa tenfiz davasındaki cevap dilekçenizde tenkis def'inde bulunun; zamanaşımı def'ini de her davalı kendisi ileri sürmelidir.
  6. 6.Vasiyet edilen taşınmazda bir mirasçının payına haciz konulmuşsa haczin kaldırılması için tenfiz davasından ayrı yol izlenir; tenfiz davasını geciktirmeyin.
  7. 7.Vasiyeti yerine getirdikten sonra bilmediğiniz tereke borçları çıkarsa, ödediğiniz ölçüde vasiyet alacaklısından tenkis oranında geri isteme hakkınızı değerlendirin.

Konuyla ilgili yazılar

Sıkça Sorulan Sorular

Vasiyet alacaklısı, mirasbırakanın kendisini mirasçı atamadan belirli bir malı, hakkı veya edimi bıraktığı kişidir. Mirasçılar mirası ölümle bir bütün olarak kazanır ve tereke borçlarından sorumlu olur; vasiyet alacaklısı ise külli değil cüz'i haleftir. Vasiyeti yerine getirme görevlisine, yoksa mirasçılara karşı yalnız kişisel bir istem hakkı kazanır (TMK 600/1) ve Yargıtay'a göre mirasbırakanın borçlarından sorumlu değildir.

Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut bir uyuşmazlık için hukuki görüş yerine geçmez. Madde metni resmî kaynaktan alınmış, kararlar resmî tam metinleri üzerinden özetlenmiştir.